Theses supervised by Prof. Dr. Kenan Erdoğan

18 theses · Manisa Celal Bayar University

DoctorateOpen AccessTR

İbrahim bin Hızır es-Sirozî'nin 'Alâ'imü'n-nübüvve'si (İnceleme-metin)

Abdurrahmân bin Nizâmüddîn Ahmed bin Muhammed el-Câmî'nin Farsça yazdığı Şevâhidü'n-nübüvve'nin bilinen dört Türkçe çevirisi bulunmaktadır. Eserin tercümelerinden bir tanesi de İbrahim bin Hızır es-Sirozî'nin yazdığı 'Alâ'imü'n- nübüvve'dir. Bu tercümede Hz. Muhammed'in peygamberlik alâmetleri ve mucizeleri esas eserden alınan kaynaklar ile müellif tarafından eklenen farklı türdeki eserler, âyetler, hadisler ve manzum parçalarla anlatılmıştır. Eserin iki nüshası tespit edilmiştir. Tercüme metni, diğer nüshaya göre daha sağlam olan Süleymaniye Kütüphanesi Hüsrev Paşa (H) nüshası üzerinden oluşturulmuştur. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerde eserin ait olduğu tür, müellifin hayatı, Şevâhidü'n-nübüvve ve tercümeleri, 'Alâ'imü'n- nübüvve'nin esas eser ve diğer tercümelerle mukayesesi, eserin dil ve üslup özellikleri anlatılmıştır. Daha sonra incelemeye kaynakça, dizin, sözlük eklenip araştırma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Muhammed, İbrâhim bin Hızır es-Sirozî, Abdurrahmân-ı Câmî, Şevâhidü'n-nübüvve, Delâ'ilü'n-nübüvve, Siyer, Mucize, Tercüme.

Abdurrahman CamiDelailü`n-NübüvveHz. Muhammed+4
Gürdal Semen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
10
Master'sOpen AccessTR

16.yüzyılda gazel rediflerinden hareketle dîvân şiirinin felsefesi

Bu çalışmada XVI. yüzyıl şairlerinin dîvânlarındaki, redifleri dünya görüşü, hayat felsefesi ifade etmeye yarayan gazeller incelenmiş, bu inceleme sonucunda şairlerin bu redifleri kullanarak hayat felsefelerini nasıl anlattıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın maksadını açıklayan, sınırlarını belirleyen giriş kısmından sonra, "Gazel" ve "Redif" kavramları hakkında kısaca bilgi verilmiş, akabinde redif kelimelerinin sözlük anlamı aktarılmıştır. Daha sonra, belirlenen şairler kendi başlıkları altında ele alınmış ve belirlenen redifleri içeren gazelleri incelenmiştir. Şairlerin incelendikleri her başlığın sonunda, bu redifleri ne amaçla kullandıkları hakkında akıl yürüten, o şairle ilgili bir sonuç yazılmıştır. İnceleme işleminden sonra, şairlerin belirlenen rediflerle yazdıkları gazellerinin adedini tek bir sayfada görebilmek adına şairler ve ele alınan gazel sayıları tablo hâlinde sunulmuş, tezimizin verileri şekillerle desteklenmiştir. Genel Değerlendirme kısmında belirlenen şairlerin tespit edilen gazelleri ışığında değerlendirme yapılmış, dîvân şiirindeki bazı konular hakkında akıl yürütülmüştür. Sonuç, verilen tablo ve şekillerin incelemesi niteliğinde bir değerlendirme yazısıdır. Kaynakça ise, çalışmada kullanılan kaynakların tamamını ihtiva etmektedir. Anahtar Kelimeler: 16. Yüzyıl, Gazel, Redif, Dîvân Şiiri, Felsefe

16. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+6
Muhammet Behiç Ata
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Garami Divan'ında deyimler ve atasözleri

Klasik Türk edebiyatında, şiirlerde atasözleri ve deyimlere yer verme geleneği, Orhun Abideleri'nden Uygurlar'a, Divanu Lugati't- Türk'ten halk ve Divan şiirine kadar yaygın bir gelenektir. Yunus Emre'den diğer divanlara özellikle 15. Yüzyıldan itibaren bariz bir şekilde bu kullanım artmaya başlamıştır. 16. Yüzyıldaki şairlerde de bu kullanım göze çarpmaktadır. Garâmî de daha sade ve açık yazması ve mahalli bir yönün bulunmasından dolayı şiirlerinde atasözleri ve deyimlere yer vermiştir. Bu çalışmamız, 16. Yüzyıl şairlerinden Garâmî'nin divanındaki şiirlerinde var olan deyimleri ve atasözlerini tespit etmek ve bu yüzyılda kullanılan atasözleri ve deyimlerin dönemin dil varlığını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Tezimizi, 1. Garâmî'nin hayatı, edebi şahsiyeti ve divanı, 2. Atasözleri ve deyimlerin tanımları ve aralarındaki farklar, dil bilim açısından özellikleri ve klasik edebiyatta kullanımları 3. Garâmî divanındaki atasözleri ve deyimler olarak üç ana başlıkta ele aldık. Bu başlıkları ele alırken ilk başlıkta, Garâmî ile ilgili başta divanı olmak üzere makale, yayın ve bildirileri inceleyip birinci bölümü oluşturduk. İkinci ana başlıkta atasözü ve deyimlerin tanımı ve aralarındaki farkları, yayınlanmış makale, sözlük ve kaynaklardan yararlanılarak dil bilim açısından anlamsal ve morfolojik farklarını ortaya koyduk. Bununla birlikte klasik edebiyatta dönemin edebi, siyasi ve toplumsal anlayışını göz önünde bulundurarak şairlerin atasözleri ve deyimleri şiirlerde kullanım amaçlarını ve sebeplerini belirttik. Üçüncü ana başlıkta ise çalışmamıza temel malzemeyi oluşturan Garâmî divanını taradık. Divanda 4 atasözü 213 deyim tespit ettik. Tespit ettiğimiz bu deyim ve atasözlerini alfabetik olarak sıraladıktan sonra daha önce yayınlanmış olan deyimler ve atasözleriyle karşılaştırıp, o yayınlarda bulunmayan ya da başka anlamlarda kullanılan deyim ve atasözlerini açıklamaya çalıştık. Yaptığımız bu çalışmayı "Sonuç" bölümünde değerlendirdik. Çalışmalarımız sırasında yararlandığımız kitap, makale ve kaynakların bibliyografik künyelerine ise "Kaynakça" bölümünde yer verdik. Anahtar kelimeler: Atasözü, Deyim, Garâmî, Divan, 16. Yüzyıl

Ferhat Cengiz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nâbî'nin Türkçe Divanı ve Hayriyye'sine göre söz, şiir ve şairlik hakkındaki görüşleri

Nâbî, 17. yüzyıl klasik Türk şiirinin hikemî üsluptaki en büyük temsilcisidir. Osmanlı İmparatorluğu'nun, edebî yönden gücünü devam ettirmekle beraber; idari, askerî ve ekonomik açılardan zayıflamaya yüz tuttuğu, gerilemenin yaşandığı bir yüzyılın sanatçısıdır. Çağını eleştiren, çözüm yolları üreten mütefekkir şairin, bilhassa hacimli Türkçe Divanı ve Hayriyye adlı manzum nasihatnamesi değişik konularla ilgili görüşleriyle doludur. Bu çalışmamızda Nâbî'nin Türkçe Divanı ve Hayriyye'sini temel alarak bu iki eserinde sözün kullanımı, dile yaklaşım biçimi, şiir ve şairlikle ilgili yorumlarını saptamaya çalışmış bulunmaktayız. Nâbî'nin kendi şiirleri üzerinden söz, şiir ve şairliğe yönelik elde ettiğimiz verileri bir araya getirerek bunları edebî bakış açısıyla ele alarak Nâbî'nin şiir ekseninde edebî görüşlerini yani poetikasını öne çıkarmak amaçlanmıştır. Yarım asrı aşmış bir şairlik hayatı olan Nâbî'nin, sözle, dille, şiir ve şairlikle ilgili görüşlerinden yola çıkılarak edebî yönünün daha belirgin bir hale getirilmesinin klasik Türk edebiyatının anlaşılmasına da önemli bir katkısı olacağı kanaatindeyiz. Manzum mensur toplam on ayrı eserin yazarı olan böyle üretken bir şairin söz, şiir, şair üçgeninde edebî dünyasını berrak ve anlaşılır kılmanın gerekli olduğu düşüncesindeyiz. ANAHTAR SÖZCÜKLER Nâbî, söz, şiir, şair, poetika, Hayriyye, Türkçe Divanı.

Divan edebiyatıDivanlarHayriyye+6
Nalan Gündebahar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

16. yüzyıl Divan şiirinde bak ve gör redifli şiirler

Bu çalışmada, 16. Yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı'ndaki "bak" ve "gör" redifli gazeller incelenmiş, divan şairlerinin bu redifleri seçme sebeplerini açıklamaya ve buna istinaden 16. yüzyılda belirlenen 30 gazel şerh edilmeye çalışılmıştır. Klasik Türk Edebiyatı'nın kaynak eserlerinin başında Kur'ân-ı Kerîm gelmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de bakmak ve görmekle ilgili pek çok ayet vardır. Şairlerin bu ayetlerden ilham alabileceğini düşünüp, buna kaynaklık eden Kur'ân-ı Kerim ayetlerine değinilmiştir. Hadis kitaplarından bakmak ve görmek ile ilgili bazı hadisleri, dilimizde yaygın olarak kullanılan bak ve gör ile ilgili bazı deyim ve atasözlerinden örnekler verilmiştir. Ayrıca divan edebiyatının başka bir kaynağı olan tasavvufta bakmak ve görmekle ilgili bazı kaynaklar bu amaçla taranmıştır. Arkasından 16. yüzyılda "bak" ve "gör" redifli gazel yazan şairler tespit edilmeye çalışılmıştır. Dönemin sosyal ve edebi atmosferini kısaca yansıtmaya çalışılarak şairler hakkında bilgi verilmeye gayret edilmiştir. 16. yüzyıldaki bak ve gör redifiyle gazel yazan şairlerin şiir sayısı otuzla sınırlanmış ve belirlenen 30 gazeli şerh edilmeye, açıklanmaya gayret edilmiştir. Şerh çalışması için seçilen gazellerde şiirlerin arka planını, hangi hadiselerden etkilendiklerini hangi düşünce, ayet ve hadislerden istifade edildiği anlamaya çalışılmış, şairlerin hayal ve imge dünyasını tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin başında metinleri, Osmanlıca harfleriyle bütün olarak verilip, çeviri yazı sistemiyle yazılmıştır. Beyitte geçen bilinmeyen kelimelerle ilgili küçük bir lugatçe oluşturulup bu doğrultuda beyitleri günümüz Türkçesi ile nesre aktarılmıştır. Akabinde beyit beyit şerh etmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler:

16. yüzyılDivan edebiyatıEski Türk edebiyatı+3
Ayşe Kıdır
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Abdülmecîd bin Şeyh Nasûh bin İsrâil et-Tosyevî'nin İrşâdü't-Tâlibîn fi-Ta'lîmi'l-Müteallimîn'i (inceleme-tenkitli metin)

Neyi ne kadar, nasıl okumak ve öğrenmek gerektiği, bunun için gösterilen çabanın nasıl olması gerektiği ile ilgili öğrenciye rehber olmak, önemli ve büyük bir iştir. Asıl adıyla "Ta'lîmü'l-Müte'allim " isimli kitap yüzyıllarca bu vazifeyi yerine getirmiş nadide eserlerden biridir. "Ta'lîmü'l-Müte'allim" İmam Zernûcî tarafından 12. yüzyılın başında yazılmıştır. Üzerinde çalıştığımız tercümesi ise yani müellifin verdiği adla "İrşâdü't-Tâlibîn" 1556 yılında yazılmıştır. Buna rağmen günümüz ilim taliplilerine eğitim öğretim hakkında bilhassa İslami ilimleri öğrenenler için vereceği çok bilgi vardır. Ta'lîmü'l-Müte'allim'in günümüzde birçok tercümesi vardır. Fakat İrşâdü't-Tâlibîn ilk Türkçe tercümedir. Müellifi Abdülmecîd Şeyh Nasûh b. İsrâîl Tosyevî; tercümeye bazı eklemeler yapmıştır. Asıl eserdeki şiirleri şiir şeklinde tercüme etmiş, esere edebi bir zevk ve nitelik kazandırmıştır. Bu çalışmanın amacı; İrşâdü't-Tâlibîn adlı eseri transkribe edip günümüz insanına ulaştırmak, diğer tercümelerin yanına bir yenisini eklemektir. Bu çalışmanın bölümlerinde, Abdülmecîd Şeyh Nasûh b. İsrâîl Tosyevî'nin Hayatı ve eserleri, İrşâdü't-Tâlibîn adlı eserin özellikleri, metni yer almaktadır. Sonuç itibari ile; İrşâdü't-Tâlibîn adlı eserin aslına uygun olarak çeviriyazısı yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ta'lîmü'l- Müte'allim'in Tercümesi, Abdülmecîd bin Şeyh Nasûh b. İsrâîl Tosyevî, İrşâdü't-Tâlibîn, İmâm Zernûcî, Ta'lîmü'l- Müte'allim.

BiyografiTosyeviİrşadü't-Talibin
Mansur Ahmet Akbulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fütûhî - Kıssa-i Yûsuf: Metin-inceleme

Kur'ân-ı Kerîm'de Ahsenü'l-Kasas olarak da geçen Yûsuf peygamberin hayatını konu alan hikâyeler, gerek gerçek olması gerekse de Kur'ân-ı Kerîm ve Kitabı Mukaddes'te geçmesi dolayısıyla kutsal olması, halk tarafından sevilmesine ve birçok şair tarafından kaleme alınmasına sebep olmuştur. Çalışmamızın esasını teşkil eden eser, gerek dil özellikleri gerek söz varlığı vb. hususlardan yola çıkarak Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait olduğuna kanaat getirdiğimiz Yûsuf peygamberin hayatını konu alan Fütûhî'nin Kıssa-i Yûsuf adlı mesnevîsidir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Yûsuf kıssasının Kur'ân-ı Kerîm'de ve Kitabı Mukaddes'teki metinleri ele alınmıştır. Ardından Arap, Fars ve Türk edebiyatındaki Yûsuf kıssalarının konu olduğu eserlere değinilmiş, Türk edebiyatındaki Yûsuf kıssaları "XV. Yüzyıla Kadar Türk Edebiyatında Kıssa-i Yûsuf" ve "XV. Yüzyıl ve sonrasında Türk Edebiyatında Kıssa-i Yûsuf" olmak üzere iki başlık altında incelenmiştir. I.Bölüm Fütûhî ve Kıssa-i Yûsuf Mesnevîsi" başlığını alır. Bu bölümde eserden yola çıkılarak, eserin müellifi, nazım şekli, vezni, beyit sayısı, yazılış amacı vb. hususiyetleri üzerinde durulmuştur. II. Bölüm "Kıssa-i Yûsuf'un İncelenmesi" başlığını alır. Bu bölüm "Kıssa-i Yûsuf'un İç Yapısı" ve "Kıssa-i Yûsuf'un Dış Yapısı" olmak üzere iki başlık altında ele alınmıştır. III.Bölüm de ise eserin nüshanın tavsifi ve imla özelliklerine yer verilmiş; metin çevirisinde izlenen yol ve transkripsiyonlu metin ortaya konmuştur.

Dilek Yılmaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmed Câvid'in Vefeyât-ı Kibâr'ı

Uzun süre tarih kitaplarının bir alt bölümü olarak karşımıza çıkan vefeyât, XVII. yüzyıldan itibaren müstakil bir eser hüviyetine kavuşmuştur. Bu tarihten sonra birçok yazar bu türde eser kaleme almıştır. Bunlardan birisi de Ahmed Câvid'dir. Câvid, Vefeyât-ı Kibâr adlı eserinde Hicri 2. yıldan başlayarak 1213 yılına kadar vefât eden meşhur şahısların hayatları hakkında kısa bilgiler sunmuştur. Eser, kısmen münşiyâne bir üslûba sahip olması ve Türk Edebiyatı sanatçılarının biyografilerini de ihtiva etmesi nedeniyle önem taşımaktadır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden meydana gelmiştir. Giriş bölümünde vefeyâtnâme türü üzerinde durulmuş, Türk edebiyatındaki gelişim süreci anlatılmıştır. Birinci bölümde Ahmed Câvid'in hayatı ve eserleri verilmiş, ikinci bölümde Vefeyât-ı Kibâr'ın şekil ve muhteva yönünden incelemesi yapılmıştır. Son bölümde ise Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine Bölümü 1295 numarada kayıtlı olan yazarın tamamlanmamış müsvedde nüshasından hareketle eserin transkripsiyonlu metni ortaya konmuştur.

Ahmed Cavid BeyBiyografiVefeyatnameler
Hediye Yıldız
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Câmî-i Mısrî ve Sa'âdet-nâme'si (inceleme-tenkitli metin)

Ravzatü'ş-Şühedâ, Hüseyin Vâiz-i Kâşifî'nin Kerbelâ Hadisesini merkeze alarak 908/1502'de yazdığı maktel türündeki eserlerin en meşhurudur. Eser yazımının ardından ilgiyi üzerine çekmiş ve kısa süre içinde Türkçeye tercümeleri yapılmıştır. Bu tercümelerden biri de Câmî-i Mısrî'ye aittir. Eser takriben 1555-1556 içerisinde tercüme edilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı yazma halinde bulunan eserin tamamının "tenkitli neşri"nin ortaya konulmasıdır. Bunun yanında Kerbelâ hadisesi ve maktel türü hakkında bilgi verilmiştir. Batı Türkçesindeki maktel metinleri ele alınmıştır. Hüseyin Vaiz-i Kâşifî'nin ve metnin mütercimi olan Câmî-i Mısrî'nin biyografileri verilmiştir. Sa'âdet-nâme'nin özeti çıkarılmıştır. Eser üslup bakımından tetkik edildiğinde kaynak metne göre daha sanatkârane bir metin ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Eser tercüme bakımında incelendiğinde ise Câmî-i Mısrî'nin kaynak metne şekil yönünden sadık kalırken içerik ve düzenleme açısından tercümesinde birtakım değişiklikler yaptığı görülmüştür. Mütercimin içerik olarak metin içinde özetlemek, genişletme, ayıklama, yerelleştirme, kaynak ekleme gibi yollara başvuduğu görülmüştür. Bunların yanında mütercimin tercümesinde ismini andığı eserler hakkında bilgi verilmiş ve bunlar da kaynak metin ile mukayese edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, tercüme, Câmî-i Mısrî, Sa'âdet-nâme, Ravzatü'ş-Şühedâ, Kerbela olayı.

Cami-i MısriKerbelaKerbela vakası+3
Ersin Bayram
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nev'î-zâde Atâyî Hamsesi sözlüğü (Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük)

Bu çalışmada Nev'î-zâde Atâyî'nin hamsesinin bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğünün hazırlanması amaçlanmıştır. Hamseyi oluşturan mesnevilerdeki dil ögeleri bağlamları, tanıkları ve sıklıkları ile tespit edilerek hamsenin 15107 madde başından oluşan sözvarlığı ortaya çıkarılmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hamsenin sözvarlığı içinde yer alan kalıplaşmış dil birimleri, alışılmamış bağdaştırmalar ve özel adlar tespit edilmiş, ikinci bölümde ise bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğe yer verilmiştir. Çalışmanın altyapısını oluşturan bağlamlı dizin bölümünde tanıklar alfabetik olarak dizilen madde başları altında listelenmiş ve hamsedeki kullanım sıklıkları verilmiştir. İşlevsel sözlük bölümünde ise madde başlarının kullanıldıkları bağlama göre ifade ettikleri anlamlar tespit edilmiştir. Bugüne kadar divan ve mesnevi gibi müstakil eserler üzerinde uygulanan bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışması ilk kez bir müellifin beş farklı eserini kapsayıcı biçimde bütüncül olarak bir hamseye uygulanmıştır. Yapılan çalışmanın Osmanlı şiiri, 17. yüzyıl Türk edebiyatı ve Nev'î-zâde Atâyî üzerine yapılacak başkaca çalışmalara ve ayrıca tarihsel sözlük çalışmalarına katkı sağlayacağı ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük, Nev'î-zâde Atâyî, Hamse

17. yüzyılDil bilgisiDil bilim+7
Muhammet Özdemir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Emîrî Efendi'nin Osmanlı Tarih ve Edebiyat Mecmuası (319-637 arası sayfalar)

Bu çalışma Ali Emîrî Efendi?nin Osmanlı Tarih ve Edebiyât Mecmuası hakkındadır. Osmanlı Tarih ve Edebiyât Mecmuası 31 Mart 1334 ile (31 Mart 1918), 30 Eylül 1336 (30 Eylül 1920) tarihleri arasında toplam 31 sayı yayımlanmıştır. OTEM?in 31 sayısı üş kişiye paylaştırılmıştır. Bu çalışmada 16-25 arası sayılar incelenmiştir. Dergide manzum ve mensur parçalar bulunmaktadır. Manzum kısımlarda gazeller çoğunluktadır. Bu gazellerin ekserisi nazire gazellerdir ve Ali Emîrî?ye aittir. Mensur kısımlarda ise mektup, biyografi, tenkit vb. gibi türler bulunmaktadır. Ali Emîrî dergide birçok şairin şiirine yer vermiştir. Bu şairlerin bazıları sultan şairlerdir. Fakat en fazla kendi şiirleri yer almaktadır. Nesir yazılarının çoğu tenkitlerden oluşmuştur. Mehmet Fuat Köprülü, Ömer Seyfeddin gibi şahısları tenkit etmiştir. Ayrıca en fazla Maârif Nezareti?ni eleştirmiştir Anahtar Kelimeler:Ali Emîrî, Osmanlı Tarih Ve Edebiyat Mecmuası, tenkit.

Ali EmiriDergilerOsmanlı Tarih ve Edebiyyat Mecmuası
Adem Köpür
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

16.yüzyıldaki bazı divan şairlerinin Türkçe divanlarında gül: Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî bey, Muhibbî, Nev'î, Taşlıcalı Yahyâ, Usûlî, Zatî

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada 16. yüzyıl Divan şairlerinden Bâkî, Fuzûlî, Hayâlî Bey, Nev?î, Taşlıcalı Yahyâ, Usûlî, Zatî ve Muhibbî divanları taranmış ve söz konusu divanlarda gülün nasıl ve hangi anlam ilgileriyle kullanıldığı örnek beyitler aktarılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. İlk plânda gülün tarihçesine, kültürümüzdeki yeri ve önemine temas edilmiş, daha sonra ise gülün halk ve tasavvuf kültüründeki yeri üzerinde durulmuş ve genel olarak çeşitli özellikleri bakımından divanlardaki kullanımına değinilmiştir. Söz konusu divanlardan aktarılan örnek beyitlerden bazıları hem anlam hem de edebî sanatlar açısından incelenmiştir. Sonuç kısmından önce ise gül ile ilgili tasavvur ve kullanımların divanlarda nasıl yer aldığına ?Gül ile İlgili Tasavvur ve Kullanımlar? başlığı altında maddeler hâlinde yer verilmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen hususlar ise ?Sonuç? kısmında belirtilmiştir. Anahtar kelimeler: 16. yüzyıl Divan Edebiyatı, Divan, gül.

BakiDivanlarFuzuli+7
Serpil Akgül
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Cemali divanında din ve tasavvuf

Türk-İslam medeniyeti ile birlikte Müslüman coğrafyalarında gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin mayasında bulunan tasavvuf, günlük yaşamdan sanata, örf ve adetten devlet idaresine kadar hayatın her alanına nüfuz etmiş, bir incelik ve estetik katmıştır. Özellikle sanat ve edebiyat sahalarında bütün görkemiyle kendini göstermiş; hem sanat ve edebiyatın ihyasına vesile olmuş hem de bunlar vasıtasıyla kendini en güzel şekilde ifadeye imkân bulmuştur. Cemâleddîn-i Uşşâkî, tasavvuf potasında işlenmiş edebiyat geleneğinin 18. yüzyılda yaşamış seçkin bir temsilcisidir. Uşşâkiyye yolunda pir-i sânî olan Cemâlî, devrinin mümtaz mutasavvıflarındandır. 345 manzumeden oluşan divanı, tasavvuf literatürü içinde kayda değer bir yere sahiptir. Bu çalışmada, iyi bir dinî ve tasavvufî terbiyeden geçip irşat makamına ulaşmış olan Cemâlî Efendi'nin divanındaki dinî-tasavvufî kavramların üzerinde durulmuştur. Şiirlerinde bir mürşit olarak yol gösteren, tembih ve telkin eden, tavsiyede bulunan Şair, tasavvuf ıstılahatına oldukça hâkimdir. Çalışmada, dinî-tasavvufî ıstılah ve mefhumların, Cemâlî'nin tefekkür ve şiir dünyasında nasıl karşılıklarının olduğu anlaşılmak istenmiştir. Buradan hareketle, ilk önce divandaki kavramlar tespit edilmiş, daha sonra bunlar üzerine tek tek durulmuştur. Tespit edilen kavramlar, çeşitli ansiklopedik ve kaynak eserlerden genel bilgiler ve şairin beyitlerinden örnekler ile birlikte açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Din, Tasavvuf, Cemâlî, Uşşakilik, Tekke Edebiyatı, Divan

18. yüzyılCemaleddin-i UşşakiDivan edebiyatı+7
Yağız Yalçınkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmed Lebîb Efendi, Dîvân-ı Eşâr-1: İnceleme-metin-sözlük

Asıl ismi Mehmed olan Lebîb Efendi, 19. yüzyıl dîvân şairlerindendir. 1785 yılında İstanbul 'da doğmuştur. İyi bir eğitim alan Lebîb Efendi, devletin üst kademelerinde birçok kez görev almıştır. Tespit edilebilen yedi eseri bulunmaktadır. 20 Şaban 1284 (1867) senesinde vefat eden Lebîb Efendi'nin kabri Eyub'da bulunmaktadır. Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, 19. yüzyıl dîvân şâirlerinden Mehmed Lebîb Efendi'nin on iki mecmuadan mürekkeb "Dîvân-ı Eşâr" (Mecmūa-i Eşâr) adlı eserinin Süleymâniye Kütüphânesi, Yazma Bağışlar (1987) numaralı kısımda bulunan mecmuânın çeviriyazı metnini kapsamaktadır. Söz konusu çalışmada öncelikle Mehmed Lebîb Efendi'nin hayatı ve eserlerine değinilmiş; daha sonra ise edebî kişiliği hakkında bilgi verilmiştir. Çalışma sonunda tespit edilen hususlar ise "Sonuç" kısmında belirtilmiştir. Bu çalışmayla Lebîb Efendi'nin kimliği ve eseri gün ışığına çıkarılarak Türk Edebiyatı içerisindeki yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: 19. Yüzyıl Dîvân Edebiyatı, Lebîb Efendi, Dîvân.

Divan edebiyatıDivan şiiriDivan-ı Eş'ar+4
Halil Karagöz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki geleneksel sohbet toplantıları üzerine bir inceleme

Çalışmamızın konusunu, Türkiye'deki "Geleneksel Sohbet Toplantıları" oluşturmaktadır. Geçmişten günümüze kadar hem geleneksel sözlü kültürün taşıyıcısı hem de bir eğlence biçimi olarak gelen sohbet toplantıları, özellikle uzun kış gecelerinde insanların bir araya gelerek belirli kurallar çerçevesinde hoşça vakit geçirmesini ve toplumsal dayanışmayı sağlayan sosyal bir organizasyondur. Çalışmamızın amacı, Türkiye'deki geleneksel sohbet toplantılarının sözlü kültür ortamındaki yerini, yapısını ve güncel durumunu ortaya koymaktır. Geleneksel sohbet toplantılarının gelişen teknolojik gelişmeler neticesinde kitle iletişim araçlarının gölgesinde kaldığı, küreselleşmenin dayattığı tek-tipleşen kültür karşısında kendisini muhafaza edip yeni nesillere aktarılamadığı, günümüzde aktif olarak devam eden bölgelerdeki toplantıların zamanla icrâ zeminini kaybetmekle yüz yüze kaldığı bir ortamda, böyle bir çalışmayla geleneğin kayıt altına alınarak korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarılması amaçlanmaktadır. Araştırmamız, geleneksel sohbet toplantıları üzerine genel bir çalışma olmasından dolayı geniş bir alanı kapsamaktadır. Derleme sahamız il, ilçe ve beldeler olmak üzere farklı yerleşim birimlerini içine almaktadır. Çalışma alanlarımız; Konya, Akşehir (Konya), Kastamonu, Tosya (Kastamonu), Gerede (Bolu), Mudurnu (Bolu), Gümüşhane, Tokat, Üzümlü (Tokat-Erbaa), Mardin, Kızıltepe (Mardin), Diyarbakır, Şanlıurfa, Elazığ, Gaziantep, Afyonkarahisar, Sandıklı (Afyonkarahisar), Kütahya, Simav (Kütahya), Ankara, Keskin (Kırıkkale), Antalya, Bursa, Çankırı, Balıkesir, Pamukçu (Balıkesir-Altıeylül), Dursunbey (Balıkesir), Kemaliye (Erzincan), Isparta, Sücüllü (Isparta-Yalvaç), Kula (Manisa), Yozgat, Denizli, Aksaray, Çorum, Sivas, Boyabat (Sinop), Havza (Samsun), Karabük, Adıyaman ve Edirne'den oluşmaktadır. Çalışmamız sırasında malzemenin toplanabilmesi için gözlem (katılımcı gözlem ve dışarıdan gözlem), görüşme (mülakat), kılavuz ve kaynak kişilerden yararlanma teknikleri çerçevesinde sahada derleme metoduna başvurulmuştur. Geleneksel sohbet toplantıları üzerine yapılan çalışmalarla ilgili verilere ise kütüphane araştırması esnasında yazılı kaynaklardan ya da internet veri tabanlarından ulaşılmıştır. Derleme çalışmaları boyunca veri toplayabilmek için ses kayıt cihazı, dijital fotoğraf makinesi, video kamera, tiripot, harici bellek, pil ve görüşme defteri kullanılmıştır. Bu çalışma, Türkiye'deki geleneksel sohbet toplantılarının metin ve bağlam merkezli olarak incelenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma; giriş, dört bölüm, sonuç ve eklerden oluşmaktadır. Giriş bölümü, "Araştırmanın Konusu, Alanı ve Amacı", "Araştırmanın Yöntemi ve Kuramsal Yapısı" ve "Terimler" başlıklarından meydana gelmektedir. Tezin birinci bölümü "Türkiye'deki Geleneksel Sohbet Toplantılarının Yörelere Göre Yapı İncelemesi" adını taşımaktadır. Bu başlık altında farklı isimdeki toplam yirmi sohbet geleneği üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü "Türkiye'deki Geleneksel Sohbet Toplantılarının Genel Özellikleri" başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında sohbet toplantılarının yapısı; üyeleri ve yönetim yapıları, katılma şartları, kuralları, zaman, mekân, oturma düzeni, giyim-kuşam âdâbı, sohbet, yiyecek ve içecekler, mahkeme/ceza, toplantı çeşitleri ve eğlence şekilleri başlıklarında incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümü "Geleneksel Sohbet Toplantılarının İşlevleri" ismini taşımakta olup altı alt başlıkta ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümü "Modern Dünya ve Geleneksel Sohbet Toplantıları" adını taşımaktadır. Tezin sonunda, sonuç, kaynak kişi listesi, bibliyografya, sözlük ve ekler (soru kâğıdı örneği, şekiller, tablolar, fotoğraflar ve hatita) yer almaktadır. Bu çalışma sonucunda, Türkiye'nin farklı bölgelerinde aynı, benzer ya da değişik isimlerle bilinen sohbet toplantılarının gelişimi ve güncel durumu, icrâ düzeni, genel özellikleri (üyeleri ve yönetim yapısı, katılma şartları, kuralları, zaman, mekân, oturma düzeni, toplantı çeşitleri, giyim-kuşam âdâbı, yiyecek ve içecekler, mahkeme/ceza, eğlence şekilleri), işlevleri ayrıntılı ve örnekleriyle birlikte bir bütün içerisinde ortaya konulmuştur. Sohbet toplantıları, Somut Olmayan Kültürel Miras çerçevesinden değerlendirilmiş, derneklerin ve medyanın bu geleneğin sürdürülmesi ve tanıtılmasındaki katkısı üzerinde durulmuştur.

GeleneklerSohbet toplantıları
Sagıp Atlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyhi Divanı'ndan seçilen elli gazelin şerhi

Yaptığımız bu çalışmanın esasını, Osmanlı Edebiyatı klâsik dönem şairlerinden olan Şeyhî'nin divanından seçilen elli gazelin şerhi oluşturmaktadır. Anadolu sahası klâsik edebiyatın öncü şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen Şeyhî, kendisini tasavvuf ve tıp alanlarında da geliştirmiş bir şairdir. Biz, bu çok yönlü şairin hayal dünyasının kapılarını aralayıp o dünyaya girebilmek ve klasik edebiyat ile meşgul olanların veya olmayanların da bizimle birlikte o dünyada seyahat etmesini sağlamak amacıyla, şairin sanatkârlığının ürünü olan gazellerini açıklamaya çalıştık. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, şairin yaşadığı çağın tarihi ve edebî yönden değerlendirilmesi, Germiyanoğulları hakkında bilgi ve şairin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise "şerh" kavramı üzerinde kısa bir açıklama yapıldıktan sonra seçilen gazellerin şerhine geçilmiştir. Seçtiğimiz gazellerin şairin iç dünyasını, yaşadığı dönemi yansıtacak ve daha önceden üzerinde çalışma yapılmamış gazeller olmasına dikkat ettik. Her harften bir örnek almaya çalıştığımız gazellerin incelenmesinde, ilk olarak gazeli bütün olarak verip sonrasında beyit beyit şerh etmeye çalıştık. Beyitin önce nesre çevirisini yapıp daha sonra beyitte geçen kelimelerin anlamlarını vererek, günümüz Türkçesi ile çevirdik. Kullanılan mazmunlara, kelimelerin klasik şiirde kullanım alanlarına, beyitte münasebet içinde oldukları unsurlara dikkat ettik. Daha sonra şairin bunları hangi çağrışımları kullanarak bir araya getirdiğini göz önünde bulundurarak yaptığımız açıklamanın sonunda, elimizden geldiğince edebî sanatları göstermeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Şeyhî, Şeyhî Dîvânı, 50 Gazel, Şerh

14. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+6
Damla Alevoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Asri Divanı: İnceleme - metin

Ahmet Cemil Miroğlu, 20. yüzyılda yaşamış diplomat bir şairdir. Klasik Türk edebiyatının çıkış noktası kabul edilen İran ile Rusya, Belgrad, Sudan, Suriye gibi ülkelerde uzun yıllar bürokratlık yapmıştır. İran'da yaşadığı dönemde klasik şiir tarzıyla 'Asrî' mahlasını kullanarak bir divan oluşturmuştur. Milli Kütüphane'de ulaşabildiğimiz Asrî Dîvânı'nın şimdiki tespitlerimize göre aynı kütüphanede bildiğimiz 6 defteri daha mevcuttur. Çalışmamızın konusunu oluşturan divan, bütün defterler arasında en hacimlisidir. 137 varaktan oluşmuş mürettep olmayan divanda, çoğunluğu gazel olmak üzere, terkîb-i bend, mesnevî, tahmîs, terbî, tesdîs, tesbî', muhammes, murabba, rubâ'î, kıt'a, koşma ve müfred gibi nazım şekilleriyle yazılmış manzumeler yer almaktadır. Asrî Dîvânı, Klasik Türk şiirinin değişerek 20. yüzyılda hâlâ yaşadığını gösteren bir belge niteliğindedir. Eserin Klasik Türk şiirinin önceki yüzyıllara nazaran gücünü kaybettiği bir dönemde yazılmış olması ve tanınmaması dikkate değerdir. Anahtar kelimeler: Asrî, divan, İran, şiir, 20. yüzyıl.

20. yüzyılDivan edebiyatıEdebiyat+5
Hülya Büyükarslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kerküklü Ebû Bekir Müftî Efendi ve dîvânı: İnceleme-metin

Ebû Bekir Müftî Efendi, 18. yüzyılın ikinci yarısıyla 19. asrın ilk yarısında Kerkük'te yaşamış ve döneminde fakîhliğiyle şöhret bulmuş bir şairdir. Irak Türklüğü'nün kültür merkezlerinden olan Kerkük'te müftülük yapan Ebû Bekir Efendi, hayatının bir kısmını nâiblik yapması sebebiyle Bağdat'ta geçirmiştir.Müftî'nin bilinen tek eseri olan dîvânının ulaşabildiğimiz bir nüshası Ankara Millî Kütüphanededir. Çalışmamızın konusunu oluşturan, 84 varaktan ibaret bu mürettep dîvânda, çoğunluğu gazel olmak üzere kaside, mesnevi, tahmis, terci-i bend, murabba ve müsemmen gibi nazım şekilleriyle yazılmış manzumeler yer almaktadır.Nazirecilik geleneği çerçevesinde, Fuzûlî, Nâbî ve Nedim gibi Klâsik Türk edebiyatının önemli isimlerine ve özellikle kendisiyle aynı bölgede yetiştiği Âmâ Yusuf Garîbî'ye nazireler yazan Müftî'nin dîvânında 196 manzume bulunmaktadır. Eserin merkezden uzak bir coğrafyada ve Klâsik Türk şiirinin önceki yüzyıllara nazaran gücünü kaybettiği bir dönemde yazılmış olması önemli görünmektedir.

18. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+5
Tuğba Aydoğan
Manisa Celal Bayar University
2012
00

Other supervisors