Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Yılmaz

38 theses · Gaziantep University, Gazi University, Fırat University, Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Sevim Ak'ın çocuk kitaplarında değerler eğitimi

Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Sevim AK'ın eserlerini MEB (2017) tarafından belirlenen 10 kök değer bağlamında incelemektir. Yapılan bu çalışmada çocukların eğitim-öğretim hayatı boyunca eğitim materyali olarak kullanılan edebi eserlerden ne ölçüde faydalanılabileceğini ortaya koymak hedeflenmektedir. Araştırmada kök değerler ile sınıflandırılan materyaller Sevim AK'ın kaleme aldığı 21 adet çocuk kitabıdır. Yapılan araştırma betimsel nitelikte olmakla beraber eserlerin içerikleri doküman incelemesi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler MEB (2017) tarafından belirlenen 10 kök değer dikkate alınarak gruplandırılmıştır. Araştırma sonucunda eserlerde en çok yer verilen ilk üç kök değer sevgi (f=315), saygı (242) ve dostluk (240) olarak belirlenmiş; en az yer verilen kök değer ise vatanseverlik (f=51) olarak tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularından hareketle Sevim AK'ın ele aldığı çocuk kitaplarının hepsinde MEB (2017) tarafından belirlenen kök değerlerden en az sekiz değere yer verilmiştir. Bu veriler sonucunda incelenen 21 adet çocuk kitabının eğitimciler ve çocuklar için değerler eğitim açısından oldukça zengin ve değerler eğitimi materyali olarak kullanılabilir olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonuçlarından hareketle eğitimcilere ve diğer araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Değerler eğitimi
Hubeyb Vural
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tüylü hücreli lösemi hastalarında kalretikülin gen mutasyonu saptanması ve prognozla ilişkisi

Amaç: Tüylü hücreli lösemi nadir görülen bir lenfoproliferatif hastalıktır. Hastalığın patogenezi tam olarak anlaşılamamıştır. Hücre içi birçok homeostazi mekanizmasında rolü olan kalretikülin proteininin, kalretikülin gen mutasyonu sonucunda patolojik olarak sentezlendiği ve JAK/STAT sinyal yolağında aktivasyona neden olduğu anlaşılmıştır. Kalretikülin mutasyonu sonucu çeşitli homeostazi bozuklukları ve kanserlerin ortaya çıktığı görülmüştür. Bu çalışmadaki amacımız Tüylü hücreli lösemi hastalığında Kalretikülin gen mutasyon varlığını belirlemekti. Buna ek olarak hastalığın bazı klinik verilerini ve bunların prognoz ile ilişkisini değerlendirmeyi amaçladık. Gereç ve yöntem: Çalışmamızda tek merkezli olarak 2005-2015 yılları arasında Tüylü hücreli lösemi tanısı almış 33 hastanın kemik iliği biyopsi doku örnekleri kullanılmıştır. Hastaların klinik ve labaratuar bulguları retrospektif olarak tarandı. Genetik materyalin izolasyonu sonrası PCR yöntemi ve gen sekans analizi ile Kalretikülin gen mutasyon varlığı değerlendirildi. Hastalara ait yaş, cinsiyet, laboratuvar parametreleri ve hayatta kalma süresi istatistiksel yöntem ile değerlendirildi. Bulgular: 33 hastanın 21 'inde gen sekans analizi yapılabildi ve hiçbirinde mutasyon tespit edilemedi. Hastaların 26' sı (%78.8) erkek olup ortalama yaşı 55.3 ± 13.3 olarak saptandı. Kladribin tedavisi uygulanan yirmi üç hastanın 13'ü (%56.5) tam remisyon, 3'ü (%13) parsiyel remisyonu başarabildi. Monositopenisi olmayanlarda splenomegali görülme sıklığı anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0.05). Tedavi uygulanan (H=23) ve uygulanmayan (H=10) hastalar arası sağ kalımda fark olduğu saptandı (p=0.001). Tedavi uygulanan hastaların sağ kalım süreleri almayanlara göre belirgin olarak uzundu. Dahası, remisyona giren hastaların median Hgb değeri (10.1 g/dL), remisyona girmeyen hastaların median Hgb değerinden (8.5 g/dL) daha yüksek olduğu tespit edilmiş olup aralarında istatistik olarak anlamlı fark vardı (p=0.047). Sonuç: Bu çalışma literatürde Tüylü Hücreli Lösemide kalretikülin gen mutasyonu ile ilgili olarak yapılan ilk çalışmadır. Çalışmamızda hastalığın klinik, histopatolojik ve prognostik özellikleriyle ilgili önemli bilgiler elde edilmiş, monositepeni olmayanlarda dalak büyüklüğünün varlığı ve remisyona giren hastalarda hemoglobin değerlerinin yüksekliğinin girmeyenlere göre yüksekliği anlamlı bulunmuştur. Bu sonuç Tüylü Hücreli Lösemi hastalarında tedavi zamanlaması açısından önemli bir bulgu olabilir.

GenlerKalretikülinLösemi+4
Salih Subari
Gaziantep University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hematolojik malignitesi ve solid organ tümörü olan hastalarda RF ve anti-CCP pozitiflik oranlarının saptanması

Paraneoplastik sendrom bulguları bir çok romatizmal hastalığı taklit edebilmektedir. Bu sendromlardan biride paraneoplastik artrittir. RF ve anti-CCP vaka sunumlarında ve çalışmalarda paraneoplastik artriti diğer romatolojik hastalıklardan ayırımında kullanılabilirliği araştırılan markırlardandır. Çalışmalarda romatolojik nedenli artiritlerde bu markırların sıklığı artmış gösterilmekle birlikte hematolojik malignite ve solid organ tümörü gelişen hastalarda RF ve anti-CCP sıklığını gösteren çalışma yoktur. Bizde çalışmamızda hematolojik malignite ve solid organ tümörü gelişen hastalarda RF ve anti-CCP sıklığını saptamayı planladık. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji ve Onkoloji polikliniklerine başvuran yeni tanı almış hematolojik ve solid organ malignitesi olan 102 hasta alındı. Kontrol grubu olarak ise aynı merkezde İç hastalıkları polikliniğine başvuran malign hastalık öyküsü olmayan 84 hasta alındı. Hastaların cinsiyetleri (kadın/erkek) çalışma grubunda 47/55, kontrol grubunun ise 42/42 olup gruplar arasında istatistik olarak anlamlı fark yoktu (p>0.05). Çalışma grubunun yaş ortalaması 52.44±17.24, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 46.46±19.15 yıl olarak saptandı. Grupların yaşları arasında da istatistiksel olarak fark yoktu (p>0.05). 186 hastanın tamamında Anti-CCP negatif olarak saptandı. RF çalışma grubunda 12 (Hematolojik malignite:3, Solid organ tümörü:9), kontrol grubunda 10 olmak üzere 22 hastada pozitif saptandı. Gruplar arasında RF pozitifliği açısından anlamlı fark yoktu (p>0.05 ). Çalışma grubunda RF pozitifliği %11,76 olarak saptandı. Hematolojik malignite ve solid organ tümörü olan hastalarda RF ve Anti-CCP sıklığı normal popülasyona göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bu durum paraneoplastik artrit ayırıcı tanısında kullanılan ve daha yaygın kullanılabilirliği araştrılan bu markırların artrit olmaksızın malignitelerle direkt ilişkili olmadığını düşündürebilir. Ancak daha çok hasta ve farklı klinik tablolarda çalışmanın tekrarlanması faydalı olabilir.

Samet Alkan
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Jak 2 pozitif ve JAK 2 negatif myeloproliferatif hastaların kalretikülin mutasyon sonuçlarının klinik parametlerle ilişkisi

Amaç: Kronik miyeloproliferatif neoplaziler , kemik iliğindeki multipotansiyel kök ve öncül hücrelerde ortaya çıkan ve kontrolsüz hücre yapımı sonucu periferik kanda olgun hücrelerin artışı ile karakterize hastalıklardır. (1). Biz bu çalışmamızda JAK2 pozitif ve JAK2 negatif myeloproliferatif hastaların kalretikülin sonuçlarının klinik parametlerle ilişkisini araştırdık Gereç ve Yöntem: Biz yaptığımız bu çalışmamızda Ocak 2014-Aralık 2016 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesine başvurmuş olan, 194 hastayı dahil ettik. Bu hastalardan 79 tanesi JAK2 pozitif 116 tanesi JAK2 negatif hastalardan oluşmaktaydı. Sayısal verilerin normal dağılıma uygunluğu Shaphiro Wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılan değişkenlerin iki grupta karşılaştırılmasında Student T testi, normal dağılmayan değişkenlerin 2 grupta karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Normal dağılmayan değişkenlerin 4 grupta karşılaştırılmasında Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenler arasındaki ilişki Ki kare testi ile test edilmiştir. Normal dağılmayan sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman Rank korelasyon katsayısı ile test edilmiştir. Analizlerde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. P<0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 194 hasta olup 2 tanesinde CALR mutasyonu saptadık. JAK2 mutasyonu ile tromboz arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir (p=0,041). JAK2 mutasyonu ile CALR mutasyonu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p=0,790). Tanı anında veya öncesinde trombozu mevcut olan hastalar için tanı anında bakılan laboratuvar değerleri ilişkisiz bulunmuştur (p>0,05). Dalak boyutu ile LDH arasında bir ilişki gözlenmemiştir (r=-0,088, p=0,765). LDH ile hepatomegali arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p=1). LDH ile kaşıntı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p=0,541). LDH ile fibrozis arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p=0,390). CALR mutasyonu ve tromboz arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (0,744) .CALR ve hepatomegali arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (0,286). CALR ve kaşıntı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (0,406). Sonuç: KMPH' lerde JAK2 pozitifliği klinik özellikler ve komplikasyon gelişiminde önemli bir role sahiptir. Yaptığımız çalışmamızda bulduğumuz oranlar literatürle uyumluluk göstermektedir. Literatürdeki çalışmalarda JAK2 mutasyonu exon 12 bölgesinde çalışılmış olup bizim çalışmamızda JAK2 mutasyonu exon 14 bölgesinde çalışıldığı için literatürle uyumluluk göstermemektedir. Çalışmamızda CALR geninde JAK2 ekzon 14 çalışılan pozitif hastalarda E381A(c.1142A/C) mutasyonu ve JAK2 ekzon 14 çalışılan negatif hastalarda c.1099_1050delL367 delesyonu bulunmuştur.

HepatomegaliJAK 2Miyeloproliferatif hastalıklar+4
Nihan Gültekin
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim biyoloji dersinde biyoteknoloji konusunun laboratuvar destekli anlatılmasının öğrencilerin başarısı üzerine etkisi

Bu çalışma, `Biyoteknoloji' konusunun laboratuvar destekli olarak anlatılmasının 11. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin akademik başarılarını ölçebilmek için akademik başarı testi uygulanmıştır.Araştırmada, 2011-2012 öğretim yılı ikinci döneminde Ankara İli, Çankaya İlçesi, Gazi Üniversitesi Vakfı Özel Fen ve Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencilerinden random yoluyla seçilen öğrencilerden deney grubu ve kontrol grubu oluşturulmuştur.Araştırmada, deneysel yöntem kullanılmıştır. Deneysel araştırma yönteminin, eşit ön test?son test kontrol gruplu deseni kullanılmıştır. Araştırma öğrenci sayısı açısından denk iki grupta, deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12); toplam 24 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Deney grubuna beş hafta boyunca biyoteknoloji konusu laboratuvar destekli olarak anlatılmıştır. Kontrol grubunda ise beş hafta boyunca biyoteknoloji konusu geleneksel öğrenme yaklaşımına göre işlenmiştir. Araştırmada, niceliksel araştırma veri analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmaya katılan gruplara, akademik başarı testi ön test ve eğitim sonrası son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ortalamalar arasındaki farkları ortaya koymak amacıyla `t-testi' kullanılmıştır. İstatistiksel işlemler SPSS 17.0 programında yapılmıştır. Elde edilen verilerin anlamlı olup olmadıkları .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda biyoteknoloji konusunda labaratuar destekli anlatımın uygulandığı deney grubu öğrencileri ile geleneksel öğrenme yaklaşımının uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin denel işlem sonrasında akademik başarıları arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Laboratuvar Destekli Eğitim, Geleneksel Eğitim Yaklaşımı, Biyoloji Eğitimi, Akademik Başarı, Biyoteknoloji Eğitimi.

Akademik başarıBiyoloji eğitimiBiyoteknoloji+6
Onur Aydoğmuş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Dönüşümsel öğrenme modeline dayalı çevre eğitiminin biyoloji öğretmen adaylarının çevre sorunlarına yönelik algılarına etkisi

Bu araştırmanın amacı dönüşümsel öğrenme modeline dayalı çevre eğitiminin biyoloji öğretmen adaylarının çevre sorunları bilgisi, çevre sorunlarına yönelik tutum, çevreye yönelik inanç ve çevreye duyarlı davranışlarına etkisini belirlemektir. Araştırma modeli nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın nicel boyutu deneysel yöntem olarak, nitel boyutunda ise durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırma pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama 2011-2012 eğitim öğretim yılı güz döneminde 14 hafta süre ile Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 28 biyoloji öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Asıl uygulama ise 2011-2012 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören 28 biyoloji öğretmen adayı ile 14 hafta sürede gerçekleştirilmiştir.Araştırmada nicel verilerin toplanmasında çevre sorunları bilgisi testi, çevre sorunları tutum ölçeği, çevreye duyarlı davranış ölçeği ve çevreye yönelik inanç ölçeği; nitel verilerin toplanmasında etkinlik değerlendirme formları, öğrenci günlükleri, çevre biyografileri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel veriler SPSS 18 paket programı ile Mann Whitney U testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Eta Kare kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş, frekans ve yüzde olarak ifade edilmiş, tematik kodların oluşturulmasında N vivo 10 programı kullanılmıştır.Araştırma sonunda dönüşümsel öğrenme modelinin uygulandığı deney grubunun çevre sorunları bilgisi, çevre sorunlarına yönelik tutum, çevreye yönelik inanç ve iiiçevreye duyarlı davranış düzeylerinin, geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubuna göre anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Uygulamalar sonunda yapılan görüşmeler deney grubunun çevre sorunlarına yönelik bilgi, tutum, çevreye yönelikinanç ve çevreye duyarlı davranışlarında olumlu değişiklikler meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Dönüşümsel öğrenme, çevre eğitimi, çevreye yöneliktutumu, çevre sorunları bilgisi, çevreye duyarlı davranış

Aday öğretmenlerBiyoloji dersiBiyoloji eğitimi+7
Osman Çimen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Atık madeni yağ içeren kapsül kullanımının uzun dönem yaşlandırılmış bitümlü sıcak karışımların kendini onarmasına etkisi

Günümüzde ulaşım açısından bitümlü sıcak karışımların önemi oldukça fazladır. Bitümlü sıcak karışımlar zamanla artan trafik yükü ve iklim koşullarına bağlı olarak rijitliğin artmasıyla kırılgan hale gelmektedir. Bu durum üst yapıda çatlaklara ve bozulmalara neden olmaktadır. Bu nedenle bitümlü karışım tabakalarının düzenli olarak gözlenmesi, bakım ve onarım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak ekonomik veya teknik nedenlerden ötürü bu her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle kendini onarabilen bitümlü sıcak karışım fikri son yıllarda önem kazanmıştır. Bitümlü sıcak karışımların kendini onarması üzerine yapılan çalışmalar, üç ana başlık altında toplanmaktadır. Bunlar; indüksiyon ile ısıtma, mikrodalga ile ısıtma ve kapsül kullanımı metodudur. Bu metotlardan en yeni olanı bitümlü sıcak karışıma kapsül ilave edilmesidir. Bu yöntemde, çatlağın kapsülle karşılaşması sonucu kapsülün kırılıp içindeki onarıcı malzemeyi çatlak bölgesine salmasıyla iyileşme oluşturması söz konusudur. Çalışma kapsamında kapsüllerde onarıcı malzeme olarak araçların bakımları sonrası açığa çıkan atık madeni yağ kullanılmıştır. Optimum şartları sağlayan kapsüller üretilmiştir. Kapsüller, karışımlara dört farklı oranda (agrega ağırlığınca %0,25; %0,50; %0,75 ve %1,00) ilave edilmiştir. Bitümlü sıcak karışımlarına dört farklı kür ( 25°C sıcaklıkta 24 saat; 25°C sıcaklıkta 48 saat; 40°C sıcaklıkta 24 saat; 40°C sıcaklıkta 48 saat ) uygulanmıştır. BSK numunelerine üç noktalı eğilme yorulma deneyi ve FTIR testi uygulanmıştır. Ayrıca kapsül ilavesinin karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla karışım numunelerinin hacimsel özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada kapsül miktarının, kür süresinin ve sıcaklığın karışımlara olan etkisi incelenmiştir. Deneyler sonucunda kapsül miktarının artırılmasının yağ salınımını ve beraberinde iyileşme oranını artırdığı ancak yorulma ömrünü azaltarak mekanik performansı düşürdüğü görülmüştür. Kür süresinin ve sıcaklığın artışı ise iyileşme oranını artırmaktadır.

Esma Sarışın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kısa ve uzun dönem yaşlandırmanın modifiye bitümlerin reolojik özelliklerine etkisi

Petrolün rafinerisinden elde edilen bitümlü bağlayıcılar, karayollarında artan gerilmeleri karşılamakta yetersiz kaldığından son dönemde bitümün dolayısıyla bitümlü sıcak karışımların özelliklerini iyileştirmek amacıyla katkı maddeleri kullanılmaktadır. Bu amaçla en çok kullanılan katkı maddeleri stirenbutadien-stiren ve stiren-etilen-butadien-stiren polimer grubu malzemelerdir. Bunun yanı sıra eskimiş araç lastiklerinden elde dilen atık kauçuk bu amaçla sıklıkla kullanılan diğer bir malzemedir. Bitümlü bağlayıcılarda karışımın hazırlanması esnasında ve karışımın servis ömrü boyunca yaşlanma meydana gelmektedir. Bu çalışmada kısa ve uzun dönem yaşlandırılmış bağlayıcıların reolojik özellikleri konvensiyonel ve ileri deneyler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında stiren-butadien-stiren (SBS), stiren-etilen-butadien-stiren (SEBS) ve öğütülmüş araç lastiği (CR) 3 farklı oranda (bitüm ağırlığınca %3, %4 ve %5) B 160/220 sınıfı bitüme ilave edilerek modifiye bitümlerin özellikleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Saf, modifiye, kısa ve uzun süreli yaşlandırılmış bağlayıcılara penetrasyon, viskozite, dinamik kayma reometresi (DSR), kiriş eğme reometresi, yumuşama noktası, rotasyonel viskozite testleri uygulanmıştır. Çalışmaların sonucunda üç katkı maddesinde de katkı oranı arttıkça penetrasyon değerleri düzenli olarak azalmıştır. Elde edilen sonuçlardan her üç oranda da en etkili katkı maddesinin SEBS olduğu, seçilen oranlarda etkinliği en az olan katkının ise CR olduğu tespit edilmiştir. Katkı kullanımı ile bağlayıcıların yumuşama noktası değerleri artmış, dolayısıyla yüksek sıcaklıklardaki kıvamları yükselmiştir. Hem 165ºC'de hem de 135ºC de en yüksek viskozite değerini SEBS katkılı bağlayıcılarda görülürken, en düşük viskozite değerleri ise CR katkılı bağlayıcılarda görülmektedir. Bağlayıcıların faz açısı değerlerinde en çok azalma %5 SEBS içeren bağlayıcılarda meydana gelmektedir. En az azalma ise saf bağlayıcıda meydana gelmiştir. Katkı maddeleri içerisinde faz açısı değerini en çok azaltan katkı maddesi SEBS katkısıdır. Katkı içeren bağlayıcılar içerisinde en yüksek kompleks kayma modülü değerini SEBS katkısı içeren bağlayıcılar verirken en düşük kayma modülü değerini ise CR katkısı içeren bağlacılar da görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitüm, Modifikasyon, Stiren-Butadien-Stiren, Stiren-Etilen-Butadien-Stiren, Lastik Atığı

BitümButadienModifikasyon+1
Kader Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Onarıcı kapsül içeren bitümlü sıcak karışımların mekanik özelliklerinin incelenmesi

Bitümlü sıcak karışımlarda çevresel ve yapısal etkilerden dolayı başta çatlak oluşumu olmak üzere çeşitli bozulmalar meydana gelmektedir. Çatlak oluşumlarından ötürü meydana gelecek hasar, müdahale edilmediği takdirde sürüş konforu ve güvenliğini tehdit edebilecek boyutlara ulaşabilmektedir. Bu sebeple bilim insanları asfaltın kendi doğasında bulunan fakat yeterli sıcaklık ve zaman sağlamak mümkün olmadığı için istenilen düzeylere ulaşılamayan kendini iyileştirme özelliğine odaklanmışlardır. Kendini iyileştirme olayını hızlandırmak ve etkisini güçlendirmek için çeşitli metotlar tasarlanmıştır. Bu metotlardan yaygın olarak kullanılanları İndüksiyon Metodu, Mikrodalga Metodu ve Mikrokapsül metodudur. İndüksiyon ve mikrodalga metodunun amacı bitümlü sıcak karışımın yüzey ve içsel sıcaklığını artırarak iyileşme olayını sağlamaktır. Mikrokapsül metodunda ise, gençleştirici içeren kapsüller hazırlanmakta, bu kapsüller yapım aşamasında bitümlü sıcak karışıma ilave edilmekte, karışıma ilave edilen kapsüllerin çatlak ile teması sonucu içerisindeki gençleştirici serbest kalarak çatlağı iyileştirmesi esasına dayanmaktadır. Tez çalışması kapsamında atık bitkisel ve atık madeni yağ olmak üzere iki farklı tipte gençleştirici kullanılarak farklı oranlarda (agrega ağırlığınca %0.25, %0.50, %0.75, %1.00) bitümlü sıcak karışıma ilave edilmiştir. Çalışmada atık bitkisel yağ olarak kullanılmış yemeklik ayçiçek yağı atığı, atık madeni yağ olarak ise otomobillerin periyodik bakımları sonrası açığa çıkan atık motor yağı temin edilmiş ve kullanılmıştır. Kapsül ilavesinin bitümlü sıcak karışımların mekanik özellikleri üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla karışım numunelerinin hacimsel özellikleri belirlenmiş, ardından Marshall stabilite ve akma, çekme dayanımı oranı, indirekt çekme rijitlik modülü, indirekt çekme yorulma ve dinamik sünme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca çapta yarım daire şeklinde numuneler elde edilerek, bu numunelere de kapsül ilavesi yapılmıştır. Ardından çatlak ilerlemesine karşı dayanımları farklı yaklaşımlar ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. Karışım deneyleri sonucunda gençleştirici olarak atık yağların kullanılmasının ekonomik ve çevresel anlamda fayda sağlayacağı belirlenmiş, karışımdaki optimum kapsül içeriğinin agrega ağırlığınca %0.5 olduğu tespit edilmiştir.

Bitümlü sıcak karışım
Ahmet Münir Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı biyokütlelerin pirolizinden elde edilen biyoçarların bitüm ve bitümlü sıcak karışımlarda kullanılabilirliğinin araştırılması

Yenilenemeyen ve fosil kaynaklı malzemelerin kullanımının neden olduğu ekonomik ve çevresel sorunlar sürdürülebilirlik açısından çeşitli alternatif malzemelerin ve katkı maddelerinin karayolu sektöründe değerlendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dünyanın en büyük ve yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan biyokütle, çeşitli termokimyasal yöntemlerin uygulanmasından sonra karbonca zengin bir yapıya sahip olmalarından dolayı bitüm katkı malzemesi olarak kullanılabilme potansiyeline sahiptir. Piroliz işlemi sonucunda elde edilen katı ürüne biyoçar denilmektedir. Bu tez çalışmasında, ülkemizde bol miktarda bulunan ve ekonomik değeri düşük olan kayısı çekirdeği kabuğu, ceviz kabuğu ve talaşın pirolizinden elde edilen biyoçarların karayolu üstyapılarının performansını arttırmak amacıyla bitüm katkı malzemesi olarak kullanılabilirlikleri araştırılmış, bu artık malzemelerden farklı bir alanda ekonomik fayda sağlanması hedeflenmiştir. Çalışmada öncelikle biyokütleler farklı koşullarda piroliz işlemine tutulmuş, elde edilen biyoçarlar bitüm katkı maddesi olarak kullanılmıştır. Hazırlanan bağlayıcılar üzerinde dinamik kayma reometresi deneyi uygulanarak optimum piroliz sıcaklığı ve en uygun katkı oranı tespit edilmiştir. Belirlenen koşullarda hazırlanan biyoçarlar kullanılarak modifiye bitümler hazırlanmış, saf ve modifiye bağlayıcılar üzerine geleneksel ve Superpave bağlayıcı deneyleri uygulanmıştır. Bu bağlayıcılar kullanılarak hazırlanan bitümlü sıcak karışım (BSK) numuneleri üzerinde ise Marshall stabilite ve akma, çekme dayanımı oranı, indirekt çekme rijitlik modülü, indirekt çekme yorulma, çatlak ilerleyişine karşı dayanım ve dinamik sünme deneyleri uygulanarak biyoçarların BSK'ların mekanik özellikleri üzerindeki etkileri geniş bir aralıkta değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlardan bitüm modifikasyonunda biyoçar kullanılması ile bitümlü bağlayıcıların yüksek sıcaklık performansının iyileştiği, düşük sıcaklık davranışının önemli oranda etkilenmediği belirlenmiştir. Karışım deneyleri sonucunda biyoçar modifiyeli bitüm kullanılması ile bitümlü sıcak karışımların stabilite, rijitlik, yorulma ömrü, çatlak ilerleyişi ve kalıcı deformasyona karşı dayanımının arttığı, nem hasarına karşı dayanımının ise azaldığı belirlenmiştir.

Muhammed Ertuğrul Çeloğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının "çevre okuryazarlık" düzeylerini ve çevre okuryazarlık düzeyine etki eden faktörleri belirlemektir.Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma, pilot ve asıl uygulama olmak üzere iki basamakta gerçekleştirilmiştir. Pilot uygulama, 2009 ? 2010 eğitim öğretim yılı güz döneminde 208 fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Asıl uygulama ise 2009- 2010 eğitim öğretim yılı bahar döneminde 10 farklı üniversitenin fen bilgisi öğretmenliği programında öğrenim gören 586 fen bilgisi öğretmen adayı ile yürütülmüştür.Araştırmada veri toplamak amacıyla çevre davranış ölçeği, çevre tutum ölçeği ve çevre bilgi testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; betimsel, ilişkisiz örneklemler için t-testi, tek yönlü ANOVAve Pearson korelasyonu istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının çevre bilgi düzeylerinin orta, çevre tutum düzeylerinin yüksek ve çevre davranış düzeylerinin orta düzeyde olduğunu göstermiştir.Ayrıca, bulgular genel olarak öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerinin orta seviyede olduğunu göstermektedir.Öğretmen adaylarının çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranış puanlarının onların demografik değişkenlerle ilişkisine yönelik analiz sonuçları, öğretmen adaylarının bilgi düzeylerini etkileyen faktörlerin genel akademik ortalama, baba mesleği, anne eğitim durumu ve yaş, tutumlarını etkileyen faktörün cinsiyet, çevreye karşı davranışlarını etkileyen faktörlerin cinsiyet, baba eğitim durumu olduğunu göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, çevre okuryazarlığının geliştirilmesine ve gelecekteki yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerEğitim düzeyiFen bilgisi+4
Serkan Timur
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Biyoloji dersine yönelik tutum ölçeği geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin biyoloji derslerine yönelik tutumlarını ölçen, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış, beş dereceli Likert tipi bir ölçek geliştirmektir.İlgili alanyazından ve Ankara ili merkez ortaöğretim kurumlarından rasgele seçilen, 339 ortaöğretim öğrencisine açık uçlu sorulara verdikleri, biyoloji dersiyle ilgili görüş ve düşüncelerini belirten, yanıtlardan yararlanarak 122 maddelik tutum ölçeği ön taslağı geliştirilmiştir. Hazırlanan maddeler uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda 80 maddelik biyoloji dersi tutum ölçeği taslağı haline getirilmiştir. Hazırlanan taslak ön çalışma grubu olarak belirlenen Ankara ili merkezinden rasgele seçilen 401 biyoloji dersi almış ortaöğretim öğrencisine uygulanmış ve yapılan analiz sonucunda 44 madde ölçekten çıkarılmış ve 36 maddelik biyoloji dersi tutum ölçeği son hali elde edilmiştir. 36 maddelik tutum ölçeği rasgele seçilen Ankara ili merkez ortaöğretim kurumlarından 1995 öğrenciye uygulanarak, faktör analizi yapılmış ve tek boyutlu ?Biyoloji Dersi Tutum Ölçeği? (BDTÖ) son halini almıştır.BDTÖ'nin geçerlik çalışmaları kapsamında, içerik ve yapı geçerliğinin sınanmasına yönelik tekniklerden yaralanılmıştır. Yapılan güvenirlik analizleri sonucunda Cronbach-alfa değeri 0,96 olarak hesaplanmıştır.Geçerlik ve güvenirlik analizleri sonuçları, bu çalışma ile oluşturulan BDTÖ'nin, yeterli düzeyde geçerlik ve güvenirlik değerlerine sahip bir ölçek olduğunu göstermiştir.

Biyoloji dersiBiyoloji öğretimiOrtaöğretim öğrencileri+5
Zafer Devrim Tosun
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli öğrenim düzeyindeki öğrencilerin 9. sınıf biyoloji öğretim programında yer alan ?canlıların sınıflandırılması? ünitesindeki başarı düzeylerinin araştırılması

Araştırmada, çeşitli öğrenim düzeyindeki öğrencilerin canlıların sınıflandırılması konusu ile ilgili başarı düzeyleri ve üniteye ilişkin görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır.Araştırmaya veri toplamak için başarı testi ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak, literatür çalışması yapıldı. Elde edilen veriler ışığında öğrencilere uygulanmak üzere bir başarı testi hazırlandı. 60 lise öğrencisiyle yapılan pilot uygulamadan sonra başarı testine son hali verildi. Araştırma 2010-2011 eğitim- öğretim yılında lise ve üniversite öğrenim gören 761 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veriler SPSS 15.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesiyle, öğrencilerin canlıların çeşitliliği konusunda başarılarının düşük olduğu, canlıların sınıflandırılmasını doğru ve tam anlamlandıramadıkları tespit edilmiştir.

BiyolojiBiyoloji dersiBiyoloji eğitimi+7
Fatma İrem Sezener
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam temelli öğrenme yaklaşımının, öğretmen adaylarında çevreye yönelik ilgi, tutum ve çevre bilinçli tüketici davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, yaşam temelli yaklaşıma uygun olarak hazırlanan eğitimin biyoloji öğretmen adaylarının biyolojik çeşitlilik ve doğayı koruma tutumlarına, çevreye ilgilerine ve çevre bilinçli tüketici davranışlarına etkisini ve bunların arasındaki ilişkiyi saptamaktır.Araştırma, 2009?2010 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalı 3.sınıf öğrencileri ve Doğa ve Çevre Topluluğu ile yürütülmüştür. Araştırmada, öntest-sontest kontrol grupsuz yarı deneysel araştırma modeli ve karma yöntem kullanılmıştır.Araştırmanın uygulanma süreci, yaşam temelli öğrenme yaklaşımına uygun olarak 13 hafta (yaklaşık 45 saat) süresince gerçekleştirilmiştir. Öğretim sürecinde biyolojik çeşitlilik ve doğa koruma kavramlarıyla ilgili olarak uygulanan etkinlikler araştırmacı tarafından hazırlanmış, kullanılan belgeseller TRT ve TEMA yayınlarından seçilmiş, sunumlar araştırmacı ve konunun uzmanları tarafından verilmiştir.Araştırmada veri toplama aracı olarak: Biyolojik Çeşitlilik ve Doğa Koruma Tutum Ölçeği, Çevreye İlgi Ölçeği, Çevre Bilinçli Tüketici Davranış Ölçeği, Açık Uçlu Sorular ve Görüşme Tekniği kullanılmıştır. Görüşme sonucu ortaya çıkan veriler içerik analiziyle sistematik bir şekilde çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi için SPSS (Statictical Package for Social Sciences Program, Version 13.0) paket programı ve istatistiksel verilerin analizinde, ilişkisiz örneklem t-Testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır.?Biyolojik Çeşitlilik ve Doğa Koruma İçin Hazırlanan Yaşam Temelli Öğrenme Yaklaşımı Uygulaması? biyoloji öğretmen adaylarının, çevre bilinçli tüketici davranışlarını, çevreye ilgilerini ve biyolojik çeşitlilik ve doğa korumaya yönelik tutumlarını olumlu yönde artırmış, davranış sontest, ilgi sontest ve tutum sontest puanlarının tutum değişiminde anlamlı birer yordayıcı özellik taşıdığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Uygulama öncesinde öğretmen adaylarının, biyolojik çeşitlilik ve doğa koruma ile ilgili görüşleri sınırlı iken uygulama sonrası görüşleri olumlu yönde artmıştır.Anahtar Kelimeler: Biyolojik çeşitlilik koruma, doğa koruma, yaşam temelli öğrenme, biyoloji eğitimi, çevre eğitimi, biyoloji öğretmen adayları.

Aday öğretmenlerBilinçli tüketimBiyoloji öğretimi+7
Nihal Gürsoy Köroğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ülkelerdeki lise biyoloji eğitim programlarındaki çevre konularının incelenmesi

Bu araştırma ile PISA çalışmasına katılan bazı ülkelerin lise biyoloji eğitim programlarında yer alan çevre konuları incelenerek ülkemizin bu konudaki durumu irdelenmiş olacaktır. Böylece ülkemizin diğer ülkeler arasındaki yeri belirlenmiş olacaktır.Bahse konu çalışma ile farklı ülkelerin lise biyoloji eğitim programlarında yer alan çevre konuları ile Türk Milli Eğitim sisteminde halen uygulanmakta olan lise biyoloji eğitim programlarındaki çevre konuları incelenerek ve karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Kanada ve Singapur örnek ülke olarak seçilerek lise biyoloji programı irdelenmiştir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde çevre olgusu tanımlanarak, günümüzdeki çevre sorunlarından bahsedilmiş ve çevre eğitiminin önemi vurgulanmıştır. Çevre sorunlarının çözümünde biyoloji biliminin ne kadar hayati bir rol oynadığı belirtilerek biyoloji eğitiminde çevre konularının yer almasının önemi ifade edilmiştir. İkinci bölümde bu konuyla ilgili olarak yurtiçinde ve yurtdışında yapılmış olan çalışmalardan bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde; Türk Milli Eğitim sisteminin lise biyoloji programlarındaki çevre konuları ortaya konmuş; daha sonra Dünyada çevre eğitimi konusunda örnek kabul edilebilecek olan Kanada'nın Ontario Eyaleti lise biyoloji programlarında işlenen çevre konuları ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; Singapur lise fen dersi programlarında ele alınan çevre konuları irdelenmiştir. Beşinci bölümde ise; sonuç ve önerilere yer verilerek, üç ülkenin lise biyoloji programları karşılaştırılmış, araştırmanın sonucu ortaya konmuş ve bu sonuçlara bağlı olarak öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

Biyoloji eğitimiBiyoloji öğretimiEğitim programları+2
Aslı Eken
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin folkloru (Geçiş dönemleri)

VII. yüzyılda Oğuz boylarıyla tanışmış, XI. yüzyılda Selçuklulara ev sahipliği yapmış; uzun bir dönem, önce Memlûklerin sonra Osmanlı Devleti'nin hakimiyetinde kalmış, bugün Türkiye'nin güney sınır komşusu olan Suriye toprakları, halk kültürü ve edebiyatı bakımından zengin ve köklü bir birikime sahiptir. İçinde Türkmenlerin yaşadığı, Türkçenin konuşulduğu ve Türk kültürünün yansımalarının Arap ve Kürt kültürünün de üzerinde görüldüğü bu topraklar, önceleri baba-oğul Esad Rejiminin tesiriyle, Suriye İç Savaşı'ndan sonra ise kaos ortamının beraberinde getirdiği güvenlik sorunları nedeniyle folklor çalışmalarının yapılamadığı bir alan olmuştur. Çalışmada tüm zorluklar göz önünde bulundurularak Cerablus ve çevresinde bulunan Türkmen köy ve beldelerine ulaşılmış, burada yaşayan Türkmenlerin folklor unsurları ve halk edebiyatı ürünleri tespit edilmiş, Türkmenlerin sözlü tarihi, onların kendi ifadeleriyle kaydedilmiş ve Suriye sosyal tarihinin, Türkmenler üzerindeki genel durumu ortaya konmuştur. Çalışma, Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin kültürünü; dini, edebi ve sosyal açıdan ele alarak somut veriler sunmakta ve Türkmenlerin geçmişten bugüne Suriye'deki sosyal yapılanmasının tanınması bakımından önem taşımaktadır. Suriye İç Savaşı'nın, Cerablus ve çevresinde yaşayan Türkmenlerin sosyokültürel yapıları ve aidiyet kültürleri üzerindeki yıkıcı etkisini ortaya koyan ilk saha çalışması olması bakımıyla da yapılan çalışmanın, Suriye Türkmen folkloru ve karşılaştırmalı halk bilimi için bir kaynak niteliği taşıması beklenmektedir.

FolklorGeçiş dönemiHalk edebiyatı+3
Arife Taşkıran
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erişkin canlı vericili karaciğer naklinde transanastomotik internal stent kullanımı postoperatif biliyer komplikasyonları azaltmak için güvenilir bir seçenek midir? Sonuçlarımızın literatür ile karşılaştırılması

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, erişkin canlı vericili karaciğer nakli uygulanan hastalarda transanastomotik internal stent kullanımının postoperatif biliyer komplikasyonlar üzerindeki etkisini değerlendirmek ve elde edilen sonuçları literatür verileri ile karşılaştırmaktır. YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmaya, Mayıs 2023 – Kasım 2025 tarihleri arasında erişkin canlı vericili karaciğer nakli uygulanan toplam 64 hasta dahil edildi. Erken dönem mortalite gelişen ve biliyer komplikasyon açısından değerlendirme dışı bırakılan 6 hasta hariç tutularak, biliyer komplikasyon analizi 58 hasta üzerinden gerçekleştirildi. Tüm hastalarda biliyer rekonstrüksiyon sırasında transanastomotik internal stent kullanıldı. Biliyer komplikasyonlar erken ve geç dönem olarak sınıflandırıldı. Biliyer kaçaklar bilioma şeklinde tanımlandı. Demografik veriler, preoperatif klinik özellikler, intraoperatif parametreler ve postoperatif sonuçlar kaydedildi. Biliyer komplikasyon gelişen ve gelişmeyen hastalar karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler SPSS yazılımı kullanılarak gerçekleştirildi ve p<0,05 değeri istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edildi. BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 58 hastada toplam biliyer komplikasyon oranı %15,5 olarak saptandı. Erken dönem biliyer komplikasyon oranı %5,2, geç dönem biliyer komplikasyon oranı %12,1 idi. Erken dönemde gelişen biliyer komplikasyonların tamamı bilioma şeklinde olup, perkütan drenaj kateteri ile başarılı şekilde kontrol altına alındı. Geç dönemde 6 hastada biliyer striktür, 1 hastada biliyer fistüle bağlı bilioma gelişti. Biliyer striktür gelişen hastaların tamamında PTK veya ERCP ile internal stent uygulanarak komplikasyonlar kontrol altına alındı. 1 hastada tekrarlayan girişimlere rağmen devam eden biliyer fistül-bilioma ve buna bağlı gelişen biliyer sepsis sonucu geç dönem mortalite görüldü. Erken dönem mortalite gelişen 6 hastanın tamamı biliyer komplikasyon dışı nedenlerle kaybedildi. Biliyer komplikasyona bağlı mortalite oranı %1,7 olarak belirlendi. Biliyer komplikasyon gelişen ve gelişmeyen hastalar karşılaştırıldığında intraoperatif eritrosit süspansiyonu replasmanı (p=0,027) ve postoperatif hastanede yatış süresi (p=0,036) biliyer komplikasyon gelişimi ile anlamlı ilişkili bulundu. SONUÇ: Erişkin canlı vericili karaciğer naklinde transanastomotik internal stent kullanımı, biliyer komplikasyon oranlarının düşük düzeylerde seyretmesine katkı sağlamakta ve gelişen komplikasyonların büyük oranda girişimsel yöntemlerle kontrol altına alınmasına olanak tanımaktadır. Bu yaklaşım, uygun hasta seçimi ve deneyimli merkezlerde uygulanması koşuluyla, biliyer komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilecek güvenilir ve etkili bir cerrahi strateji olarak değerlendirilebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Canlı vericili karaciğer nakli, biliyer komplikasyonlar, transanastomotik internal stent, bilioma, biliyer striktür.

Ferhat Işık
Dicle University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen lisesi öğrencilerinin STEM entegrasyon süreçlerinin incelenmesi

Son yıllarda bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler, ülkelerin nitelikli bireylere olan ihtiyacını artırmış ve eğitim sistemlerinde yeni yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur. STEM eğitim yaklaşımı bunun en son örneklerindendir. Bu araştırmada, fen lisesinde öğrenim gören dokuzuncu sınıf öğrencilerinin STEM entegrasyon süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özel olarak araştırmada; fen lisesinde öğrenim gören dokuzuncu sınıf öğrencilerin STEM entegrasyon algıları, içerik entegrasyon süreçleri, mühendislik tasarım süreçleri, teknoloji entegrasyon süreçleri ve STEM entegrasyon süreci hakkında görüşlerine odaklanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Türkiye'deki bir fen lisesinin dokuzuncu sınıfında öğrenim gören yirmi yedi öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin STEM entegrasyon süreçlerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzmanların görüşleri doğrultusunda son halleri verilen farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada uygulayıcı öğretmen ile mülakat ve öğrencilerle odak grup görüşmesi yapılarak veri çeşitlemesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, fen lisesinde öğrenim gören öğrencilerin STEM entegrasyon sürecine yönelik olumlu, olumsuz görüşlerinin ve farklı algılarının olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler STEM entegrasyon sürecine dayalı bir öğretimin beceri gelişimi (bilişsel düşünme, problem çözme, gözlem yapma, yorumlama ve eleştirel düşünme), işbirliği, üretkenlik, bütünleşik öğrenme, kişisel gelişim, takım çalışmasına olan uyumları ve mesleki tercihlerine (bilim temelli meslek tercihi, takım çalışması olan meslek tercihi ve inovasyon odaklı şirketlerde çalışma) faydalı olduğunu ifade etmişlerdir. Ancak konuya olan ilgi, kullanılan yöntem, uygulama zamanı, materyal eksikliği, öz yeterlikler (teknoloji, tasarım vb.) ve takım çalışması açısından STEM eğitimine yönelik öğrencilerin olumsuz görüşlerinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, fen lisesinde öğrenim gören dokuzuncu sınıf öğrencilerinin mühendislik tasarım süreci, teknoloji entegrasyonu ve içerik entegrasyonunu farklı stratejiler, kriterler ve karar verme süreçleri kullanarak gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin problemin belirlenmesi, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve disiplinlerarası bilgilerin entegrasyonu konularında hedeflenen düzeyde oldukları, ancak tasarım süreci konusunda hedeflenen düzeye ulaşamadıkları belirlenmiştir. Sonuç olarak, STEM eğitim yaklaşımının gerek becerilerin gelişimi gerekse öğrenme süreçleri açısından çok önemli olduğu söylenebilir. Bu nedenle STEM eğitiminde kalitenin artırılması ve sürecin başarıyla gerçekleştirilebilmesi önlemlerin alınması gerektiği ifade edilebilir.

Biyoloji eğitimiBiyoloji öğretimiFeTeMM+4
Ferhat Karakaya
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekosistem ekolojisi bağlamında temel kavram ve sorunların hesaplamalı düşünme yöntemiyle ele alınması

Dünyadaki değişimlere ayak uydurabilmek için çağımızın gereklerine göre öğrenci yetiştirmek eğitimin tek amacı haline gelmektedir. Hesaplamalı düşünme, bu dijital çağın gerekliliklerine uygun, 21. Yüzyıl becerileri içerisinde yer almaktadır. Araştırmanın amacı; öğrencilerin ekosistem ekolojisi ünitesi bağlamında hesaplamalı düşünme süreçlerinin basamaklarının incelenmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Ayrıca bu çalışma ile, bilgi işlem ve STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) eğitimcilerinin hesaplama düşüncesini ("uygulamada" neye benzediğini, mevcut müfredatlarına nasıl bağlandığını ve günümüz gençliğinde hesaplama düşüncesini nasıl besleyeceğini) anlamasına yardımcı olmak amaçlamaktadır. Araştırmanın nitel ve nicel boyutu bulunmaktadır. Nitel boyutunda durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Türkiye'deki bir fen lisesinin onuncu sınıfında öğrenim gören otuz öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin hesaplamalı düşünme süreçlerini nasıl gereçekleştirdiği ile ilgili fikir sahibi olabilmek adına farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, fen lisesinde öğrenim gören öğrencilerin hesaplamalı düşünme süreçlerinin uygulaması ve sürece yönelik olumlu/olumsuz görüşlerinin ve farklı algı düzeylerinin olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler sürecin bileşenlerini uygulama sırasında soyutlama adımının zor ve karmaşık olduğunu ifade etmişlerdir. Bir problem durumu karşısında, problemi çözüme ulaştırmak için gerçekleştirdikleri basamaklarda farklı zorluklar yaşadıklarını, karar verme süreçlerinde ve probleme bakış açılarında farklılıklar tespit edilmiştir. Elde edilen nitel veriler arasında ilişkisel kavramlar oluşturulup tüm süreç modellenmiştir. Sonuç olarak, hesaplamalı düşünme becerisinin gelişiminin, öğrenme süreçleri açısından gerekli ve önemli olduğu söylenebilmektedir. Bu nedenle eğitime istenilen niteliğin kazandırılması ve öğrenmenin içselleştirilerek gerçekleştirilebilmesi için hesaplamalı düşünme yadsınamaz bir gereklilik olarak ifade edilebilmektedir.

Bilgi işlemsel düşünmeBiyoloji eğitimiBiyoloji öğretimi+4
Aynur Elif Bulut
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000'li yıllarda biyoloji dersi öğretim programlarının çevre konuları bağlamında incelenmesi

Bu araştırma, Biyoloji dersi 2007, 2013 ve 2018 Öğretim Programlarının çevre konuları bağlamında incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma tekniklerinden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama kaynağı olarak MEB tarafından 2007 yılında kademeli olarak uygulamaya konulan Biyoloji dersi 9. Sınıf, 2013 ve 2018 yılında uygulamaya konulan Biyoloji dersi 9., 10., 11. Ve 12. Sınıflar öğretim programları değerlendirmeye alınmıştır. Uygulanan bu öğretim programları incelendiğinde güncel çevre sorunları ile ilgili kazanım sayılarında kayda değer bir değişiklik olmadığı belirlenmiştir. 2007 ve 2013 öğretim programlarında 9.sınıfta 6 adet kazanım varken 2018 öğretim programında ilgili konu 9.sınıftan alınıp 10.sınıfa eklenmiştir ve kazanım sayısı 7 olarak devam etmiştir. Biyolojik çeşitlilik ve türlerin korunması ünitesi 2007'de 3 kazanım içeriyor iken 2013'te toplam 9 saat ayrılmış ve 4 ana 10 alt kazanım şeklinde işlenmiştir. 2018'de 3 ana 10 alt kazanım ayrılmış ve 2013 değişikliği benzer şekilde devam ederek uygulanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma konusunda 2017'de 9.sınıfta 1 ana kazanım var iken sadece kavramlarda geçmekte ve üstünde pek durulmadığı dikkat çekmektedir. Bu konu 2013'te 10.sınıfta yer almakta ve 2 ana 3 alt kazanımda yer verilmiştir. 2018'de ise yine 10.sınıfta 2 ana 2 alt kazanımda yer almaktadır. Konuyla ilgili diğer tüm bulgular tartışarak yorumlanmıştır.

Biyoloji dersiBiyoloji eğitimiBiyoloji öğretimi+5
Aybüke Duygulu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2021
20
Master'sOpen AccessTR

Havadan yere akıllı yangın söndürme mühimmatı tasarımı ve imalatı

Bu tezde havadan yangınlarla mücadele operasyonlarında kullanılabilecek yeni bir ürünün tasarımı önerilmiştir. Akıllı Yangın Söndürme Mühimmatı (AYSM) olarak adlandırılan bu ürün, NATO mühimmatı olan MK-82 tip havadan yere genel maksat mühimmatının ölçülerinde tasarlanmıştır. Mühimmat içerisinde yerli bir ürün olan ve bor minerali katkılı söndürücü-soğutucu madde kullanılmıştır. Havacılık ve yangın söndürme endüstrisine kazandırılması amaçlanan AYSM'nın mesken alanları dışındaki açık saha yangınlarında etkin bir şekilde kullanılması beklenmektedir. AYSM'nın tasarımı Catia V.5 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. AYSM'nın yapısal, akış ve patlama analizleri Ansys Fluent 16.0 yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Otonom görev için gerekli yazılım C programlama dili ile yazılmıştır. AYSM'nin yapısı gövde, burun konisi, kuyruk-kanat takımı, söndürücü - soğutucu malzeme, patlayıcı, fünye, elektronik donanım ve yazılımdan oluşmaktadır. Üç farklı burun konisi tasarımı yapılarak en uygun burun konisi tipi belirlenmiştir. İnsansız bir hava aracına yüklü mühimmatın, araca ait maksimum hız koşullarında ortaya çıkaracağı sürükleme katsayısı HAD analizi ile belirlenmiştir. Mühimmat yörüngesi ve vuruş açısı hesaplamaları yapılmış ayrıca söndürücü maddenin uzaklaşma hızı hesaplanmıştır. AYSM'nin sürükleme katsayısı 0.14633 olarak bulunmuştur. Sürtünme katsayısı, küresel olarak körleştirilmiş konik burun konisi için 0.136, küresel olarak köreltilmiş teğet sivri uçlu burun konisi için 0.138 ve kesik teğet uçlu burun konisi için 0.154 olarak belirlenmiştir.

Orman yangınları
Murat Toptaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İçme suyu temin sistemlerinde enerji tüketiminin azaltılması ve yapay arı kolonisi algoritması ile enerji optimizasyonu

Küresel ısınma, mevsimsel değişiklikler ve yağış rejiminin değişmesinin yanısıra bilinçsiz tüketim, içme suyu kaynaklarının son yıllarda ciddi ölçüde azalmasına sebep olmuştur. İçme suyu temin sistemlerinde içme suyunun kaynağından temini ve nihai kullanıcıya ulaştırılmasında en önemli unsur enerjidir. Bu tezde içme suyu temin sistemlerinde enerji tüketiminin azaltılmasına yönelik dört ana konu ele alınmaktadır: (i) daha yüksek verimli pompalar, motorlar ve sürücülerin kullanılması, (ii) içme suyu dağıtım sistemlerindeki terfi pompalarının enerji tüketimine toplama deposu seviyesinin etkisinin belirlenmesi, (iii) Yapay Arı Koloni algoritması kullanılarak enerji verimliliği optimizasyonu ve (iv) kentsel su temin sistemlerinde dalgıç pompalarla şebekeden çekilen net gücü azaltmak için güneş fotovoltaik enerjisi kullanmanın teknik ve ekonomik fizibilitesi. Araştırma sahası olarak Kayseri Germiraltı içme suyu kaptaj alanı seçilmiştir. Kaptaj alanındaki dalgıç pompalar, 01.03.2019-29.02.2020 arasında SCADA üzerinden operatörlerce, 01.03.2020-28.02.2021 arasında ise Yapay Arı Koloni algoritması kullanılarak çalıştırılmıştır. Dalgıç pompalarla şebekeden çekilen net gücü azaltmak için yenilenebilir enerji kullanmak amacıyla "hibrit güçlü su pompalama sistemi" ve "şebeke-bağlantılı PV sistemi" olmak üzere iki farklı senaryo PVsyst v7.02 yazılımı kullanılarak modellenmiş ve simülasyonu yapılmıştır. Ayrıca toplama deposu seviyesinin içme suyu dağıtım sistemlerindeki terfi pompalarının enerji tüketimine etkisini incelemek amacıyla Kayseri'de bağımsız bir laboratuvarda model bir deney düzeneği kurulmuştur. Kaptaj alanında kullanılan tüm sondaj kuyularında yapılacak dalgıç pompa revizyonları ile önemli enerji tasarrufu oluşacağı belirlenmiştir. Toplama deposu seviyesinin artması birim enerji tüketimi ve birim maliyeti azaltmıştır. Pompalar yapay arı kolonisi algoritması yöntemi ile işletildiğinde enerji verimliliğinde önemli kazanımlar elde edilmiştir. Kentsel su temin sistemlerinde güneş PV enerjisi ile dalgıç pompaların enerji ihtiyacını karşılamanın ekonomik olarak rekabetçi olduğu belirlenmiştir.

EnerjiFotovoltaikOptimizasyon+3
Ufuk Sekmen
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnönü üniversitesi merkezi ısıtma sisteminin enerji ve ekserji analizi

Enerji geçişi, dekarbonizasyon ve sürdürülebilirlik, insan toplumu üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için iklim değişikliği ile mücadele eden çözümlere atıfta bulunurken sıklıkla kullanılan terimlerdir. Fosil yakıt tüketimi, iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Fosil yakıtlar endüstriyel üretim, ulaşım, elektrik üretimi ve ısıtma/soğutma amaçlarıyla kullanılmaktadır. Konut ve ticari ısıtma uygulamaları petrol veya doğalgaz gibi fosil yakıtların kullanımına önemli bir katkı sağlamaktadır. Bölgesel ısıtma sistemleri, ısıtma hizmeti sağlamak için kullanılan ve enerji üretiminin yan ürünleriyle beslenen sistemlerdir, ancak ısıtma sektörünün enerji geçişinde ve karbondan arındırılmasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bölgesel ısıtma sistemlerinde, ısı nispeten düşük özgül karbon emisyonu (kojenerasyon, biyokütle vb.) ile üretilebilir ve özel ağlar aracılığıyla büyük miktarda tüketiciye verimli bir şekilde dağıtılabilir. Bu tez çalışmasında yıllık ortalama 2 684 211 m3 doğal gaz yakıtı tüketilen İnönü Üniversitesi Merkezi Isıtma Sisteminin enerji ve ekserji analizi yapılmıştır. Yakıt, kazan ve baca gazlarının enerji ve ekserji analizleri yapılarak enerji ve ekserji verimleri belirlenmiştir. Analiz sonucunda kazan enerji verimi % 86.88, kazan ekserji verimi % 20.70 olarak hesaplanmıştır. Hava fazlalık katsayısı arttıkça kazan enerji verimi ve ekserji verimi azalmıştır. Aynı zamanda baca gazı sıcaklıklarının artması da kazan enerji verimi ve ekserji veriminin azalmasına neden olmuştur. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu açısından öneriler de bulunulmuştur.

Ekserji analiziEnerjiEnerji analizi
Mahir İbrahim Kocamaz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Erzurum Havalimanı terminal binasının enerji analizi ve net sıfır enerjili bina formuna dönüştürülmesinin incelenmesi

Dünyada kullanılan enerjinin %40'ı binalarda tüketilmektedir ve binalarda alınacak önlemler ve değişikliklerin enerjide önemli tasarruflar oluşturacağı yaygın kabul edilen bir gerçeklik olmuştur. Belirli süre içerisinde tükettiği kadar enerji üreten binalar olarak tanımlanan Net Sıfır Enerjili Binalar (nZEB), bina enerji kullanımını önemli oranda azaltırlar ve binaların enerji açısından kendine yeterli olmasını sağlarlar. Bu tezin temel amacı, Türkiye'nin en soğuk iklim bölgesinde bulunan Erzurum Havalimanı Terminal Binasının enerji performans karakteristiklerini analiz etmek ve binayı Net Sıfır Enerjili Bina (nZEB) formuna dönüştürmektir. Bina; gerçek izolasyon seviyeleri, ısıtma, soğutma, ve iklimlendirme (HVAC) ekipmanları ve cihazları olan durumda EnergyPlus bina enerji simülasyon programı kullanılarak simüle edilmiştir. Terminal binasının gerçek enerji tüketimi ile simülasyon sonucu elde edilen tüketimi karşılaştırılmıştır. Önce "Bina Enerji Talebinin Azaltılması" kapsamında yapılacak iyileştirmelerin, ardından "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Kullanılması" kapsamında yapılacak iyileştirmelerin enerji ve ekonomik değerlendirmesi yapılmıştır. Böylece her bir iyileştirmenin kazanımları belirlenmiştir. Erzurum Havalimanı Terminal Binasının net sıfır enerjili bina formuna dönüştürülmesinin önemli enerji tasarrufları sağlayacağı ve CO2 salınımını azaltacağı sonucuna varılmıştır.

Ömer Faruk Yıldız
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00

Other supervisors