Theses supervised by Prof. Dr. Halil Ekşi
40 theses · İstanbul Aydın University, Yeditepe University
Okul yöneticilerinin değerlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi: Pendik İlçesi örneği
Bu araştırmayla okul yöneticilerinin değerlerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenerek bu konuda somut bir bulgu ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular, Tartışma ile Sonuç ve Öneriler olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili Pendik ilçesinde, devlet okullarında görev yapan 90 okul yöneticisini oluşturmaktadır. Bu yöneticilerin 74' ü erkek 16'sı kadındır. Araştırmaya 10'u okul müdürü, 8'i müdür başyardımcısı, 56'sı müdür yardımcısı ve 16'sı ise meslek lisesi alan şefidir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca bu araştırmada; Demografik değişkenlerin toplanmasına yönelik kişisel bilgi formu ve ''Aksiyonda Değerler Ölçeği'' yer almaktadır. Bu ölçeğin alt boyutları olarak; yardım severlik, saygı gösterme, öz denetim ve öz değerlendirme kavramları ele alınmıştır. Okul yöneticilerinin değerleri çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Bu araştırmanın sonucunda okul yöneticilerinin genel olarak değerlerinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılık göstermediği, değer yargılarının yüksek derecede olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan yöneticilerin ''yardımseverlik'' düzeyi yüksek (4.104+-0,430) ''saygı gösterme'' düzeyi yüksek (3,845+-0,416) ''öz denetim'' düzeyi yüksek (3,730+-0,403) ''öz değerlendirme'' düzeyi orta (3,217+-0,663) '' aksiyonda değerler genel'' düzeyi yüksek (3,885+-0,377) olarak saptanmıştır. Bu veriler yöneticilerin değerlerinin genel itibariyle yüksek düzeyde olduğu gözlenmektedir. Bu araştırma sonucunda yöneticilerin; öğretmenlere ve öğrencilerine yardımsever olan, saygı gösteren, özdenetim ve aksiyonda değeri yüksek olan, öz değerlendirme düzeyi orta seviyede olan bireylerden oluştuğu söylenebilir. Araştırmaya katılan yöneticilerin öz değerlendirme puanları ortalamalarının görev değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi (Anova) sonucunda grup ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur(F=3,215; p=0.027<0.05). Farklılıkların kaynaklarını belirlemek amacıyla tamamlayıcı post-hoc analizi yapılmıştır. Görevi müdür yardımcısı olanların öz değerlendirme puanları (3,246 ± 0,613), görevi müdür başyardımcısı olanların öz değerlendirme puanlarından (2,625 ± 0,551) yüksek bulunmuştur. Görevi meslek lisesi alan şefi olanların öz değerlendirme puanları (3,469 ± 0,730), görevi müdür başyardımcısı olanların öz değerlendirme puanlarından (2,625 ± 0,551) yüksek bulunmuştur.
Meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer gelişiminde aile etkisi: Pendik İlçesi örneği
AraĢtırma Ġstanbul Ġli, Pendik Ġlçesi‟ nde öğrenim görmekte olan meslek lisesi son sınıf öğrencilerinin kariyer geliĢiminde aile etkisini tespit etmeye yönelik olarak yapılmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemi, 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında Ġstanbul ili, Pendik Ġlçesi meslek lisesi son sınıfta öğrenim görmekte olan 95 kız, 240 erkek ve toplam 335 öğrenciden oluĢmaktadır. AraĢtırmada araĢtırmacı tarafından oluĢturulan kiĢisel bilgi formu ile Found, Cotter, Fitzpatrick, Kantamneni, Carter, & Bernfeld, tarafından geliĢtirilip, Akın, Usta, & Satici, tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer GeliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği kullanılmıĢtır. Kariyer geliĢiminde Aile Etkisi Ölçeği dört boyut, 22 maddeden oluĢmaktadır. Ölçeğin alt boyutları: „‟bilgisel destek‟‟,‟‟ailenin beklentiler‟‟,‟‟maddi destek‟‟ ve „‟değerler/inançlar‟‟ boyutlarından oluĢmaktadır. AraĢtırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiĢtir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıĢtır. Niceliksel verilerin karĢılaĢtırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplararası karĢılaĢtırmalarında Tek yönlü (Oneway) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Scheffe testi kullanılmıĢtır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında, %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiĢtir. AraĢtırmanın verileri, 2013-2014 eğitim ve öğretim yıllarında toplanmıĢtır. Bu verilerinin analizi neticesinde ulaĢılan sonuçları aĢağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1. AraĢtırmada yer alan öğrencilerin aile geliri arttıkça maddi anlamda destek görme oranı da artmaktadır. 2. Aile ile iyi iliĢkilere sahip öğrencilerin bilgisel anlamda daha fazla desteklendiği saptanmıĢtır. 3. Aile ile iliĢkilerde olumlu yöndeki artıĢ maddi anlamda da destek oranına da yansımaktadır. 4. Ev hanımı ve çalıĢmayan annelerin çocuklarının değer ve inançları hayatlarına daha fazla yansımıĢtır. 5. Anne ve baba eğitim seviyesindeki yükselme öğrenciyi bilgisel anlamda destekleme oranını da artırmaktadır. 6. Anne ve baba eğitim seviyesindeki artıĢ maddi anlamda destek oranını da artırmaktadır. 7. Ġlköğretimde baĢarılı olan öğrencilerin genel anlamda daha fazla desteklendiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kariyer, Kariyer GeliĢimi ve Planlaması, Mesleki Eğitim, Aile
Okul öncesi eğitimde anne babaların ve öğretmenlerin okul aile işbirliği hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarında yürütülen okul–aile işbirliği çalışmalarının, anne baba ve öğretmen görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma deseniyle yapılıp, fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmada, çeşitliliği sağlamak için evrende genellemeler yapmak yerine, ortaklık ve benzerlikleri bulmak için maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Şile ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 2 bağımsız anaokulu ve 2 ilköğretim okulu olmak üzere toplam 4 okuldan; 18veli ve 9 anasınıfı öğretmeni oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak toplanmıştır. Betimsel analiz yaklaşımı ile araştırmanın amaçları dikkate alınarak verilerin analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Nitel verilerin bulgularına göre; okul-aile işbirliği sürecindeki eksiklikler, geliştirilmesi için yapılması gerekenler konusunda, öğretmen ve veli görüşlerinde farklılıklar tespit edilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda anne babaların büyük çoğunluğu, veli toplantılarının yılda 2 kez yapıldığını ve bu toplantılarda; okulun, gelir – giderleri ve masraflarının konuşulduğunu söylemiştir. Anne babaların büyük çoğunluğunun okuldan, öğretmenden beklentileri; kaliteli eğitim, kural ve düzendir. Genel olarak anne babaların ve öğretmenlerin telefonla iletişim kurdukları, yazışmalar kullandıkları, bu yazışmaların daha çok günlük bilgilendirme notları olduğu, ev ziyaretlerinin gerçekleşmediği ancak acil durumlarda veliyle yüz yüze görüşmeler yapıldığı belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, anne babaların ve öğretmenlerin ortak noktalarda buluşabileceği etkinliklerin düzenlenmesi, velilerin isteklerini ve eğitim seviyesini kapsayacak etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, okul–aile işbirliği, öğretmen, anne baba, fenomenolojik desen
Kurtuluş Yolu Mecmuasında muallimler birliğinin eğitim yazılarının içerik analizi
Cumhuriyetin ilk yıllarında Çorum ili İskilip kazasında 1926-1928 yılları arasında Osmanlıca olarak yayımlanan Kurtuluş Yolu Mecmuası'nda yer alan yazılardan hareketle, İskilip'te ki eğitim durumunu, eğitimi geliştirmek için yapılan çalışmaları, bilinçli toplum oluşturma çabalarını incelemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın o dönemi daha iyi anlamaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Araştırma Sonuçları Şunlardır:1. Kurtuluş Yolu Mecmuası'nın amacı, halkı eğiterek toplumun gelişimini sağlamaktır.2. Mecmua, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki havayı olduğu gibi yansıttığı, İnkılaplar yapılırken, halkın ve aydınların duyduğu heyecanı, yapılan özverili çalışmaları mecmuada görülmektedir.3. Kurtuluş Yolu Mecmuasında eğitime önemli bir yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası eğitimdeki gelişmeler, İskilip'e yansıtılmaya çalışılmıştır.4. Cumhuriyet'in ilk yıllarında öğretmenlerin toplumu eğitmek ve yeniliklere öncülük etmek gibi görevleri vardır. Kurtuluş Yolu Mecmuası'nı yayımlayan öğretmenler mecmuada, kadın eğitimi, tarım, hayvancılık ve sağlık ile ilgili yazılar da yazmışlardır.
Bir grup okul öncesine devam eden çocuğun aile resimlerinin yorumlanması
Bu araştırmada amaç, 3-6 yaş aralığında ilkokul bünyesinde anaokuluna devam eden öğrencilerin aile algılarını, iç dünyalarını da dikkate alarak tespit edebilmektir. Çalışmada yaklaşık olarak 60 öğrenciden aile temalı resim yapmaları istenmiştir. Resimlerden yorumlamaya uygun olan 24 tanesi seçilmiş ve öğrenciler resimleri hakkında konuşturulmuştur.Elde edilen bilgilere göre, öğrencilerin yapmış olduğu resimlerde aile olgusu anlaşılabilmiştir. Kendisini sözel olarak ifade etmekte zorluk çeken bazı öğrenciler, yapmış oldukları resimlerde bu özelliklerini farkında olmayarak ifade etmişlerdir. Aynı şekilde, sosyal ilişkilerde başarılı ve uyumlu öğrenciler de resimlerinde fazla sayıda kişiye yer vererek ya da başarılarını sembolize eden nesneler çizerek kendileri hakkında önemli ipuçları vermişlerdir.Görüldüğü üzere, resim çocuğun iç dünyasına ışık tutmaktadır. Ailelerinin ve hatta kendilerinin bile anlamakta zorluk çektikleri bir takım davranışlarını, arkadaşlık ilişkilerini, aile içindeki konumlarını ve yaşam algısını gözle görülür bir şekilde bizlere sunmaktadır. Bu amaçla, çocuğun çizgisel gelişim aşamalarının, ilgi ve ihtiyaçlarının, sanatsal potansiyellerinin bilinmesi biz eğitimcilere büyük kolaylıklar sağlayabilir.Bu yönüyle çocuk resimleri çocuğun tanınmasında, gelişmesinde ve ruh sağaltımında araçsal bir işleve sahiptir.Anahtar kelimeler: Çocuk resimleri, okul öncesi eğitim, oyun olarak sanat.
Ortaokul öğrencilerinin atılganlık düzeyi ile akran baskısı arasındaki ilişki: İstanbul ili Tuzla ilçesi örneği
Bu araştırma, ortaokulda okuyan öğrencilerin atılganlık düzeyleri ile akran baskısı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma evreni 2012?2013 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Tuzla İlçesinde bulunan ortaokullarda okuyan öğrencilerdir. Örneklem bu evren içinden araştırmaya katılan tesadüfi oransız küme örnekleme yolu ile seçilen 166?sı (% 54,4) erkek, 139?'u (% 45,6) kız ve toplam 305 öğrencidir. Araştırma ile ilgili veriler ?Atılganlık Ölçeği (Topukçu, 1982) ve Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği (Gültekin ve Sayıl, 2005) ile toplanmıştır. Üç bölümden oluşan ölçeğin birinci bölümünde kişisel bilgilere, ikinci bölümde, atılganlığı ölçmek için 45 tutum ifadesine, üçüncü bölümde ise akran zorbalığını belirlemek için 28 değerlendirme ifadesine yer verilmiştir. Ölçeklerden elde edilen veriler kodlanarak bilgisayar ortamında SPSS paket programı yardımıyla çözümlenmiştir. Ölçeğin birinci bölümüyle ilgili verilere ilişkin frekans ve yüzde dağılımı alınmış, öğrencilerin tutumlarının ve algılamalarının belirlenmesine yönelik olarak aritmetik ortalama ve standart sapma, tutumlar arasında farklılığı ortaya koyabilmek için ikili karşılaştırmalarda ?t? testi, Mann Whitney U testi ikiden fazla değişken gruplarının karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik olarak Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ? = 0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır; 1.Atılganlık düzeylerinin cinsiyetlerine, yaşlarına, sınıflarına, babalarının mesleklerine, annelerinin çalışma durumuna, baba ve annelerinin mezuniyetlerine ve birlikte yaşamalarına, ailenin gelir durumuna ve birey sayısına göre gruplar arasındaki atılganlık düzeyi farklılığı anlamlı bulunmamıştır. 2.Öğrencilerin zorbaca davranışları çoğunlukla erkeklerden gördükleri sonucu bulunmuştur. 3. Korkutma alt boyutunda erkek öğrencilerin daha fazla zorbalığa maruz kaldıkları görülürken, diğer alt boyutlarda ve toplam ölçekte anlamlı farklılık görülmemiştir. Yaşlarına göre tüm ölçek, kişisel eşyalara saldırı ve alay alt boyutunda 13-14 yaşındaki öğrencilerin diğer yaş gruplarına göre, 5. sınıf ve 8. sınıftakilerin diğer sınıflardaki öğrencilere göre daha fazla zorbalığa maruz kaldıkları sonucu bulunmuştur. 4.Kişisel eşyalara saldırı alt boyutunda babaları memur veya mühendis olan öğrencilerin diğer meslek mensuplarının çocuklarına göre ve çalışan annelerin çocuklarının daha fazla zorbalığa maruz kaldıkları sonucu bulunurken, diğer alt boyut ve tüm ölçekte anlamlı farklılık bulunmamıştır. 5.Baba ve anneleri yüksekokul ve lise mezunu olanların babaları ilkokul mezunu olan öğrencilere göre daha fazla zorbalığa maruz kaldıkları sonucu bulunurken, öğrencilerin anne ve babalarının birlikte yaşamalarına göre gruplar arasında zorbalığına maruz kalma düzeylerinin anlamlı bir farklılık görülmemiştir. 6.Öğrencilerin ailelerinin gelir durumu düşük-orta olanların ailelerin gelir durumu orta ve üstü olanlara göre daha fazla alay zorbalığına maruz kaldıkları, kişisel eşyalara saldırı alt boyutunda aileleri yüksek gelirli olan öğrencilerin aileleri düşük gelirli olan öğrencilere göre daha fazla zorbalığına maruz kaldıkları sonucu bulunmuştur. 7.Öğrencilerin ailelerindeki birey sayısına göre kişisel eşyalara saldırı alt boyutunda ailelerinde 3 ve daha az kişi olan öğrenciler, ailelerinde 5 kişi olanlara göre daha fazla zorbalığa maruz kaldıkları sonucu bulunmuştur. 8.Atılganlık ölçeği ile akran zorbalığını belirleme ölçeği arasındaki ilişkileri belirlemek üzere yapılan Pearson korelasyon analizi sonucunda ilişkiler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Anahtar Sözcükler: Atılganlık, akran baskısı, zorbalık, şiddet
İş okuluna devam eden ve etmeyen eğitilebilir öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin karşılaştırılası
Gündelik yaşamın bir parçası sosyal beceriler insanlarla olmanın, insan olmanın vazgeçilmez bir gereğidir. Sosyal bir canlı olan insanoğlunun sosyal becerilere sahip olmasından kasıt temel olarak; diğerleri ile uyum içinde olma, başkalarının haklarına saygı gösterme, nerede nasıl davranacağını bilme, yakın ilişkiler kurabilme, diğerleri ile beraber hareket edebilme gibi olgular çerçevesinde açıklanmaktadır. Ancak her birey pek çok nedenle bu sosyal becerileri geliştirmemektedir. Örneğin zihinsel engele sahip olmak sosyal becerilerin kazanılmasında olumsuz bir durumdur. Ancak zihinsel engelli bireylerin de kendi yeterlilikleri ölçüsünde bu becerileri kazanması verilecek çeşitli eğitimlerle mümkündür. Bu araştırmada, iş okuluna devam eden ve etmeyen zihinsel engelli bireylerin sosyal becerilerini incelemek amaç edinilmiştir. Ayrıca zihinsel engelli bireylerin sosyal becerileri çeşitli bağımsız değişkenlere (cinsiyet, yaş, anne ve babanın hayatta olma durumu, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, anne ve babanın iş durumu, ailenin ortalama gelir düzeyi, kardeş sayısı) göre ele alınmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? ve Kenneth W. Merrell tarafından geliştirilen ?Okul Sosyal Davranış Ölçeği? ile toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya tesadüfi örneklem yoluyla dahil edilen, 100?ü çeşitli iş okullarına devam eden ve 100?ü ise iş okuluna devam etmeyen toplam 200 zihinsel engelli birey oluşturmuştur.Elde edilen bulgulara göre;İş okuluna devam eden zihinsel engelli bireylerin sosyal becerilerinin, iş okuluna devam etmeyenlere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğuna, ebeveynin eğitim düzeyi düştükçe ve kardeş sayısı arttıkça sosyal becerilerin daha fazla görüldüğüne dair bulgular elde edilmiştir. Zihinsel engelli bireylerin sosyal becerilerinin; cinsiyet, yaş, ailenin gelir durumu, anne ve babanın hayatta olup olmaması, annenin ve babanın iş durumu değişkenlerine göre ise değişmediği görülmüştür. Elde edilen bulgular literatür bilgisi ve diğer çalışmalara göre tartışılmış ve öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Beceri, Zihinsel Engel, İş Okulu.
Yaygın gelişimsel bozukluğa sahip çocuklarda "çocuğun dikkatini değerlendirme ölçeğinin" uygulaması: İstanbul Avrupa Yakası örneği
Tarih boyunca insanlar arasında büyük farklılıklar göze çarpmıştır. Bu farklılıklar eski dönemlerde ayrımcılığı da beraberinde getirmiştir. Bu durumlar özellikle insan davranışlarında gözlenmiştir. Ancak gün geçtikçe birbirini anlayan insaoğlu bu farklılıkları bütünleştirerek yaşamaya alışmış ve bu faklılıkları özellikle eğitimle bütünleştirerek yaşama dahil etmek için bir çok metodlar geliştirmişlerdir. Tüm çocuklar bedensel özellikleri ve öğrenme yetenekleri bakımından farklılıklar gösterirler. Kimi daha kısadır, kimi daha uzun, kim daha çabuk öğrenir, kimi daha geç kavrar. Ancak bazı çocuklarda bazı engel türlerinin yarattığı sıkıntılardan dolayı öğrenme güçlüğü görülür. Bu gruba ?özel eğitime gereksinimi olan çocuklar? denilmektedir. Bu gibi farklılıklar ortaya çıktıktan sonra bu çocuklar için bireyselleştirilmiş öğretim programları ortaya çıkmıştır. İlk defa bununla ilgili çalışmalar 1880 yılından önce başlamıştır. Daha sonra önemsenerek ve gelişerek günümüzde de devam etmektedir. (Akçamete, 2006, s. 46,47 ) Günümüzde bu farklılıklar arasında yaygın gelişimsel bozukluğa özellikle dikkat çekilmektedir. Bu çalışma yaygın gelişimsel bozukluk özelliği gösteren çocukların dikkatini değerlendirmek amacıyla geliştirilen çocuğun dikkatini değerlendirme ölçeğinin etkililiğini sınamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya yaşları 24 ve 300 ay arası değişen 162 yaygın gelişimsel bozukluk özelliği gösteren çocuk katılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar İstanbul Avrupa yakasındaki 5 özel ve 1 resmi kurumda olmak üzere eğitim gören toplam 6 okulda veliler ve okul yöneticilerinden izin alınırak seçilmiştir. 3 ay boyunca yaygın gelişimsel özelliğe sahip çocukların dikkatini değerlendirmek amacıyla Çocuğun Dikkatini Değerlendirme Ölçeği Türkçe Versiyou (ÇDDÖ- TV) çocuklara birebir uygulanmıştır. Araştırma sonucunda ÇDDÖ-TV sonucunda elde edilen verilerin Dikkat toplam puanı ve Başlatma toplam puanını sınamak amacıyla; bağımsız grup t testi,tek yönlü varyans analizi (ANOVA),non-parametrik Kruskal Wallis-H testi, non parametrik Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Yaygın gelişimsel özellik gösteren çocukların dikkatini değerlendirme ölçeğine göre aldıkları puanlara bakıldığında genel anlamda dikkat ve başlatma düzeylerinin düşük olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaygın gelişimsel bozukluk, otizm, asperger sendromu, rett sendromu, a tipik otizm, dikkat.
Lise öğrencilerinin öğretim stratejileri ile matematik tutumları arasındaki ilişki: Balıkesir ili Manyas ilçesi örneği
Bir çok insana göre matematik, hayatını zehir eden derslerden, içine korku salan sınavlardan ve okulu bitirir bitirmez kurtulacağı bir kabustan ibarettir. Bazıları içinse matematik, hayatı anlamanın ve sevmenin bir yolu olabilmiştir. Çünkü sevmenin yolu, her şeyde olduğu gibi burada da anlamaktan geçer. Ancak anlayabildiğimiz şeyleri severiz. Anlamadıklarımıza karşı ise olumsuz bir tutum sergileriz. İnsanlar matematiği tam olarak anlayamadıklarından dolayı bu derse karşı olumsuz tutum sergilemektedirler. Matematiğe karşı duyulan bu olumsuz tutumların sebeplerinden biri de, bireyin problem çözme yeteneği konusundaki kendine duyduğu güven ile yakından ilgilidir. Bu nedenle matematik derslerinde problem çözme oldukça önemlidir (Akt: Soylu,2006; Yıldızlar 2001: 6?36). Bu bağlamda; bilgi toplumunda, eğitim sisteminin küresel bir konumlandırma ışığında yapabileceği, büyük oranda, öğrencileri öğrenmeye hazırlamaktan ibarettir. Bireyin öğrenmeyi öğrenmesi, yeteneklerinin farkına varması ve buna göre bilişsel yapısına uygun bir yol çizmesi öğrenme stratejileri yardımı ile gerçekleşmektedir. Öğrenme stratejilerinin en önemli görevi; düşünen ve bilgiler arasında bağlantılar kuran insanlar yetiştirmektir. (Bayındır,2006) Bu çalışmada öğrencilerin seçtikleri bireysel öğrenme stratejileri ile matematiğe karşı tutum ve başarılarının birbirlerine etkisi ve bazı değişkenlere göre farklılık gösterip, göstermediği incelenmiştir. Balıkesir Manyas ilçesinde olan 5 lisede uygulanan ölçek spss programı ile değerlendirilmiştir. Yapılan testlerin sonucunda 102 kişi anlamlandırma stratejisini, 20 kişi örgütleme stratejisini, 78 kişi ise tekrar stratejisini kullanmaktadırlar. Öğrencilerin öğrenme stratejileri ile matematiğe karşı tutumları arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Bunun yanında öğrenme stratejisinin hiçbir değişken ile anlamlı bir fark olmadığını söyleyebiliriz. Diğer yandan matematik tutumunun okul türü, anne eğitim durumu, ortaokul ve lise matematik başarısı ile arasında anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir.
Ergenlerde görülen siber zorba/mağdur yaşantılarının utanç/suçluluk ve intikam duyguları çerçevesinde incelenmesi: Bursa ili örneği
Bu araştırmanın temel amacı, ergenlerin sanal ortamda karşılaştıkları siber zorba ve mağdur yaşantılarında utanç/suçluluk ve intikam duygularının etkisini incelemektir. Araştırmanın diğer bir amacı ise siber zorbalık ve mağduriyetin cinsiyete, okul türüne, sınıf seviyesine, anne-baba eğitim durumlarına, ailenin aylık gelirine ve interneti kullanma sürelerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Ayrıca ergenlerin utanç/suçluluk ve intikam duygularının hangi değişkenlere göre farklılaştığını saptamaktır. Bu araştırmaya Bursa ilinin sosyo-ekonomik durumları farklı merkez iki ilçesinde 5 farklı lise türünde (Genel Lise, Anadolu Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi) toplam 9 ortaöğretim kurumunun 9. ve 10. sınıflarında öğrenim gören 553 öğrenci katılmıştır.Katılımcıların 308?i kız, 245?i ise erkektir. Araştırmaya katılan öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Siber Zorbalık Ölçeği, Siber Mağdur Ölçeği, Utanç/Suçluluk Ölçeği ile İntikam Ölçeği uygulanmıştır. Analizlerde ortalama ( ), standart sapma (ss), frekans (N), yüzde (%), bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre cinsiyetin, okul türünün, sınıf seviyesinin, anne-baba eğitim durumlarının ve ailenin aylık gelirinin siber zorba ve mağdur olma arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Siber mağdur ile haftalık internet kullanım sıklığı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Haftalık internet kullanım süresi fazla olan ergenlerin daha fazla siber mağdur olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmadan elde edilen diğer bir bulgu ise, cinsiyetin, anne-baba eğitim durumunun utanç/suçluluk ile intikam duyguları arasında anlamlı bir farklılık bulunmazken, okul türü ile suçluluk duygusu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin diğer lise türlerinde öğrenim gören öğrencilere göre hata karşısında daha fazla suçluluk duygusu yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. 10. sınıf öğrencilerinin, 9. sınıf öğrencilerine göre hata karşısında yaşadıkları suçluluk duyguları daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca ailenin aylık gelir düzeyi ile intikam duygusu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İntikam duygusunda aileleri yüksek gelirli olan öğrencilerin orta gelirli öğrencilere göre daha yüksek puan aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmada ergenlerin siber zorba/mağdur yaşantılarına utanç/suçluluk ve intikam duygularını yordamaya katkısını incelemek için Çoklu Regresyon Analizi yürütülmüştür. Analiz sonucunda, utanç/suçluluk ile intikam duygusunun siber zorba üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmüştür. Siber zorbalığın suçluluk duygusu ile negatif yönde, utanç ve intikam duygusu ile pozitif yönde bir ilişkisi vardır. Siber mağduriyette ise; utanç ve intikam duygusunun negatif yönde siber mağduriyet üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülürken suçluluk duygusunun anlamlı bir yordayıcı olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda utanç/suçluluk ve intikam duygusunun siber zorbalığı, utanç ve intikam duygusunun ise siber mağduriyeti açıkladığı bulgusuna ulaşılırken, suçluluk duygusunun siber mağduriyeti açıklamadığı görülmüştür. Siber zorba/mağdur davranışları ortaya çıkaran etmenlerin farklı araştırmalarla incelenmesi bu yaşantıların anlaşılmasına ve önlem alınmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Siber zorba, siber mağdur, utanç/suçluluk duygusu, intikam duygusu
Kültürüne aşina olmadıkları bir yere atanan sınıf öğretmenlerinin yaşadığı deneyimler: Mardin örneği
Mardin?de konuşulan dillere ve yöredeki kültüre hâkim olmayan sınıf öğretmenlerinin hem mesleklerini icra ederken hem de Toplum içerisinde karşılaştıkları zorlukları anlamak bu tezin amacıdır. Bu amaçla öğretmenlerin Mardin?e geldiklerinde buradaki hayatlarına adaptasyonu nasıl sağladıkları, Türkçe diline hâkim olmayan çocuklarla eğitim-öğretim faaliyetlerini nasıl sürdürdükleri, eğitim dili olan Türkçeyi bilmeyen velilerle iletişimi nasıl sağladıkları, yöre esnafıyla sıkıntı yaşayıp yaşamadıkları, Mardin?de yaşarken sosyal anlamda rahat olup olmadıkları ve doğup-büyüdükleri yer ile Mardin arasındaki sosyo-kültürel farkın psikolojilerine etkileri araştırılmıştır.Çalışmada yörede konuşulan dillere ve yöre kültürüne hâkim olmayan sınıf öğretmenlerinin, okula başlayan öğrencilerin çoğunun Türkçe dilini bilmeden okula başladığını ve özellikle okulun ilk yıllarında bu öğrencilerle Türkçe dilinde eğitim-öğretim ilişkisinin çok zor yürüdüğünü, bu durumun hem gereğinden fazla emek hem de gereğinden fazla zaman kaybına sebebiyet verdiğini, öğrenci velilerinin Türkçe dilinde kendilerini ifade etmede zorlandıkları için okula uzak durduklarını bunun da sağlıklı bir öğretmen-veli işbirliğini engellediğini, bu yöreyle ilgili fazla bilgileri olmadan buraya atandıkları için buranın kültüründen ve dilinden kaynaklı bir yabancılaşma yaşadıklarını, memleketlerine uzak bir yerde çalışmak zorunda olmanın kendilerini psikolojik anlamda yorduğunu, batıda çalışan öğretmenlerin uğraşlarıyla kendi uğraşlarının çok farklı olduğunu ve bu durumun bazen dayanılmaz olduğunu ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Anadili, Sınıf Öğretmeni, Kültür, Çift Dillilik, Çok kültürlülük
Okul yöneticilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile karar verme stratejileri arasındaki ilişki: İstanbul ili Maltepe ilçesi örneği
Bu çalışmada okul yöneticilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile karar verme stratejileri arasındaki ilişkinin düzeyi incelenmiştir. İstanbul ili Maltepe ilçesindeki okullarda yöneticilerle yürütülen bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve evrenin tamamına ulaşılmaya çalışıldığından örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Okullarda görevli 59 müdür ve 167 müdür yardımcısı olmak üzere toplam 226 okul yöneticisiyle yürütülen çalışmada verilerin toplanmasında yazar tarafından tasarlanan Kişisel Bilgi Formu, Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği ve Karar Verme Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın analiz çalışmasında dağılımların normalliği denetlenerek normal dağılım için bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi, normal olmayan dağılım için non-parametric Mann Whitney-U testi, non parametric Kruskal Wallis-H testi ile iki ölçek arasındaki karşılaştırma için Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Manidarlık ,05 düzeyinde sınanmış olup, diğer düzeyler ilgili çizelgelerde belirtilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre okul yöneticilerinin eleştirel düşünme eğilimlerinin düşük olduğu görülmüştür. Buna rağmen alt boyutlar anlamında en fazla açık fikirlilik alt boyutunda eğilim yüksek çıkarken, en düşük eğilim sistematiklik alt boyutunda ortaya çıkmıştır. Karar verme stratejileri açısından en fazla mantıklı karar verme stratejisini kullanan okul yöneticilerinin en az kararsız karar verme stratejisini kullandıkları görülmüştür. Eleştirel düşünme eğilimi ve karar verme stratejilerinin; cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, görev, branş, okul türü, okul statüsü, hizmet süresi, yöneticilik süresi, hizmet içi eğitim sayısı, algılanan gelir düzeyi demografik değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı sınanırken eleştirel düşünme eğilimi ve karar verme stratejileri arasındaki ilişik analiz edilmiş eleştirel düşünme eğilimi ile mantıklı karar verme stratejisi arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: yönetim, düşünme, eleştirel düşünme, karar verme, karar verme stratejileri.
Ortaokul öğretmenlerinin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile öğretim doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile iş doyumu düzeylerini bazı değişkenlere göre incelemek ve bu iki durum arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Yapılan bu araştırma, nicel araştırma olup ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Avrupa Yakası'nda bulunan resmi ortaokullarda görev yapan kadrolu branş öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise; çok aşamalı örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan Bakırköy, Fatih ve Zeytinburnu ilçelerinden toplam 15 okul ve 216 kadrolu branş öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, demografik özellikleri belirlemeye yönelik 5 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu"; Tanhan ve Şentürk (2011) tarafından geliştirilen, 5'li likert tipi, 16 madde ve 2 alt boyuttan (duyuşsal boyut, davranışsal boyut) oluşan "Sınıf İçi İstenmeyen Öğrenci Davranışlarına Yönelik Öğretmen Tutumları Ölçeği" ve 2006 yılında Ho, C. L. ve Au, W. T. tarafından geliştirilen 2011 yılında Arslan, Akın, Satıcı ve Kayış tarafından Türkçe forma uyarlanan 5'li likert tipi, 5 maddeden oluşan "Öğretim Doyumu Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesi "SPSS for Windows ver: 11,5" programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu oluşturan öğretmenlerin demografik özelliklerini betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, sonra ölçeğin toplam puanları için x, ss, x Sh değerleri saptanmıştır. Karşılaştırma analizlerinden, gruplar içerisinde normal dağılım özelliği göstermeyen (n<30) dağılımlar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için ise, parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır. Çözümlenen verilerin manidarlıkları .05 düzeyinde sınanmış, diğer manidarlık düzeyleri ayrıca belirtilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumlarının cinsiyet, yaş, mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ancak eğitim düzeyi ve çalıştığı okuldaki görev süresi bakımından anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Öğretmenlerin öğretim doyumu düzeyi ise, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyet, eğitim düzeyi ve çalıştığı okuldaki görev süresi bakımından anlamlı bir farklılık göstermemiştir.Ortaokul öğretmenlerinin sınıf içi istenmeyen öğrenci davranışlarına yönelik tutumları ile öğretim doyumu puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere uygulanan Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi sonucunda da puanlar arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür.
Zorunlu yer değiştirmiş öğretmenlerin yaşadıkları sorunların belirlenmesi
Bu çalışma, öğretmenlerin zorunlu yer değiştirme (sürgün) sonucu yaşadığı sorunların belirlenmesi, kavramsal ve kuramsal çerçevede incelenerek ilgili literatürün taranması yoluyla gerçekleştirilmiştir. Günümüzde araştırmacılar tarafından incelenmeyen bir konu olan zorunlu yer değiştirme, öğretmenin psikolojisi, sosyal çevresi, özel yaşamı, öğretmenlik mesleğine bakışı üzerine yapılan bir araştırmadır. Okuldaki çalışma ortamının huzurlu ve verimin yüksek olmasında, okul yöneticisinin sahip olduğu niteliklerin belirleyici rol oynadığı birçok araştırmacı tarafından belirlenmiştir. Ayrıca ciddi olumsuz sonuçlar doğuran zorunlu yer değiştirmenin, nedenlerinin belirlenmesi ve önlemlerin alınması; sürgünlerde (zorunlu yer değiştirmede) okul yöneticisinin tutum ve davranışının sürece etkisi; bu araştırmaya ışık tutacaktır. Bu araştırmamda mobbingin tanımına, uygulayıcı ve mağdurlarının özelliklerine, mobbing ile başa çıkma yollarına, mobbingin "stres, özel yaşam, çalışma kalitesi" ne etkilerine değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik şiddet, mobbing, psikolojik taciz, iş travması, iş stresi, işyerinde psikolojik yıldırma, iş yerinde duygusal taciz, psikolojik terör
İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin değerler eğitimi ve uygulamalarına yönelik görüşleri üzerine nitel bir çalışma
AraĢtırmamızda 2012-2013 eğitim öğretim yılında değerler eğitimi (kazanımlarının kazandırılması, değerler eğitiminin gerekliliği, değerler eğitiminin nasıl verilmesi gerektiği, ne tür değerlerin öncelikli olarak verilmesi gerektiği, evrensel ve yerel değerler arası çatışmaların nasıl çözüleceği, öğretmenin değeri kazandırmadaki rolü gibi) konularında öğretmen görüşleri araştırılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımıyla 2012-2013 eğitim öğretim yılında İstanbul/ Ataşehir ilçesinde görev yapan 16 öğretmene araĢtırmacı tarafından geliĢtirilen yarı yapılandırılmıĢ görüĢme formu sorulmuĢ ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak, içerik analizi yapılarak, bulgular tanımlanarak yorumlanmıştır. Araştırmamıza 9 erkek, 7 kadın toplam 16 eğitimci katılmıştır. AraĢtırmamızla ilgili olarak 3 sınıf öğretmeni 1 fen bilgisi, 1 Teknoloji tasarım, 2 Matematik, 1 özel eğitim,1 Türkçe, 1 sosyal bilgiler, 1 resim, 2 beden eğitimi, 2 din kültürü ve ahlak bilgisi, 1 Rehberlik ve psikolojik DanıĢmanla görüĢülmüĢtür. AraĢtırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeĢitlilik durum örneklemesi uygulanmıĢtır. AraĢtırmanın verileri, 2012-2013 eğitim ve öğretim yıllarında toplanmıĢtır. Bu verilerinin analizi neticesinde ulaşılan sonuçları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz: 1.Katılımcılarımız olan eğitimciler, değerler eğitiminin çok önemli bir ihtiyaç olduğunu, ailelerin çocuklara evrensel değerleri kazandırmakta yetersiz kaldıklarını, medyanın, STK'ların, sosyal paylaĢım sitelerinin, sokağın desteği olmadan verilecek bir değerler eğitiminde okulun da tek baĢına yetersiz kalacağını, kaldığını belirtmişlerdir. 2.Şuan yapılan sistemde değerler eğitimi uygulamalarının daha çok kâğıt üzerinde kaldığı katılımcılarımız tarafından ortaya konulmuştur. 3.Gümümüz eğitim öğretiminde değerler eğitimi konularının öğrencinin başarısı üzerinde etkisinin olmadığından dolayı öğrenci ve veli nazarında ağırlığının olmadığı görülmektedir. 4.Değerler eğitimi konuları okulda, sosyal faaliyetler ya da etkinlikler olarak planlanması gerektiği görülmüştür
Meslek lisesi öğrencilerinin internet bağımlılıklarının çeşitli değişkenler bağlamında incelenmesi
Araştırma, mesleki ve teknik liselerin farklı alanlarında öğrenim gören öğrencilerin internet bağımlılık düzeyleri ile bu bağımlılığın hangi değişkenlere göre farklılaştığını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Üsküdar ilçesindeki mesleki teknik liselerin 9., 10., 11., ve 12., sınıflarında okuyan 57 kız 1352 erkek toplam 1409 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklemin 559'u (%39.7) Endüstri Meslek Lisesi, 471'i (%33.4) Anadolu Teknik Lisesi, 282'si (%20.0) Teknik Lise, 97'si (%6.9) ise Anadolu Meslek Lisesi öğrencisidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Hahn ve Jerusalem tarafından geliştirilip, Şahin C. ile Korkmaz Ö. tarafından Türkçeye uyarlanan "İnternet Bağımlılık Ölçeği(İBÖ)" kullanılmıştır. İBÖ beş basamaklı likert tipi bir ölçek olup üç boyut altında toplanabilen 19 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin alt boyutları; "kontrol kaybı", "daha fazla online kalma isteği" ve "sosyal ilişkilerde olumsuzluk"tur (Şahin, Korkmaz, 2011). Araştırmada verilerin analizini SPSS 15.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde parametrik analiz tekniklerinden Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) ile Bağımsız Gruplar t Testi kullanılmıştır. Farklılıkların anlamlı çıkması durumunda hangi gruplar lehine farklılık bulunduğunu belirlemek için Post-hoc tekniklerinden LSD kullanılmıştır. Ayrıca, Gruplar arasındaki ilişkileri belirlemede ise Pearson Çarpım Momentler Korelasyon analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada; internete kolay ulaşma, kişisel bilgisayarından ulaşma, günlük 2 saatin üzerinde kullanma ile internet bağımlılık öz değerlendirme değişkenleri ile internet bağımlılığı arasında p<.001 düzeyinde; okul türü, yaş, alan-bölüm, internetin kullanıldığı zaman dilimi değişkenleri ile internet bağımlılığı arasında p<.05 düzeyinde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ancak, cinsiyet, anne-babanın sağ/ölü olması değişkenleri ile internet bağımlılığı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İnternet Bağımlılık Ölçeği(İBÖ) alt boyutları ile bu ölçeğin toplam puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan Pearson Çarpım Moment Korelâsyon Analizinde; Bağımlılık Ölçeği toplam puanları ile Kontrol Kaybı, Daha Fazla Online Kalma İsteği ve Sosyal İlişkilerde Olumsuzluk alt boyut puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur(p<.001). Bu araştırma ile mesleki teknik lise öğrencilerinin, internet kullanımlarını bağımlılığa dönüştürebilecek pek çok değişkenin var olduğu tespit edilmiştir.
The relationship between social-emotional learning skills and attitudes toward elementary school among middle school students
In this study, it was investigated the relationship between social-emotional learning (SEL) skills of middle school students and attitudes towards elementary school. Besides, the effects of middle school students' gender, class level, age, parents' education level were examined in students' social-emotional learning skills and attitudes toward elementary school. The sample of this research was 307 students from Elementary Schools in the center of Sivas province in the 2013-2014 educational year. The students were chosen by using the method of clusterization in six middle schools. In this research, percentage and frequencies of demographic variables were determined. Moreover, five factors of school-related attitudes, including attitudes toward learning; toward teachers; toward school and school facilities; and students' perceptions of parent-school relationships and four factors of SEL scale, including the students' problem solving abilities; the communicative ability; the abilities of increasing self-esteem; the abilities of coping with the stress were examined; whether scale variables vary depending on demographic variables was analysed and the relationship among nominal scales was examined. The obtained data was analysed and interpreted with the help of SPSS for Windows 15.0 by using statistical techniques. As a result, it was found that there has been a significant positive correlation between students' social-emotional learning skills and their attitudes toward elementary school. This result indicated that students who have more social-emotional learning skills develop more positive attitudes toward elementary school Key Words: Social Emotional Learning, Social Emotional Learning Skills, 6th ‐7th -8th Grade Level, Middle School Students, Attitude toward Elementary School.
Üstün yetenekli 6.sınıf öğrencilerine uygulanan değerler eğitimi programının etkililiği
Araştırmamın amacı Üstün Yetenekli Öğrencilerin akranlarına göre belirlenmiş milli ve manevi değerlerin ediminde pozitif yönde farklılığını belirlemektir. Çalışma tek grubun değişim farkı üzerine yapıldığı için "Nedensel Araştırma Modeli" tercih edilmiştir. Araştırma 2013-2014 öğretim yılı, Üstün yetenekli 15 öğrenciden oluşan grup üzerine yapılmıştır. Araştırmaya katılacak deneklerin belirlenmesinde WİSC-R testi sonuçları dikkate alınmıştır. Ülkemizde Üstün Yetenek için geçerli sayılan 120 WİSC-R değeri kriter alınarak test sonucu 120 ve üzeri olan öğrenciler grubu oluşturulmuştur. 14 haftalık eğitimi kapsayan süreç öncesi ve sonrasında yapılan "Hedef Davranış Gelişim Ölçeği" değer farklılıkları hesaplanarak sonuçlar elde edilmiştir. SPSS (15.00) ile yapılan analizler sonucunda Ön-Test "Hedef Davranış Gelişim Ölçeği" puanları ile Son-Test "Hedef Davranış Gelişim Ölçeği" puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda Üstün Yetenekli Öğrencilerin tamamında anlamlı bir farklılık elde edilmiştir. Araştırma sonucu ile Üstün Yetenekli Öğrencilerin karakter edimindeki başarı düzeyleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Üstün Yetenek, Değer, Değerler Eğitimi
İlköğretim okullarındaki öğretmenlerin okul kültürü algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişki (İstanbul ili, Esenyurt ilçesi örneği)
Bu araştırmada ilköğretim okullarında çalışan sınıf ve branş öğretmenlerinin okul kültürü algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasındaki ilişkinin ortaya konması amaçlanmıştır.Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada öğretmenlerin okul kültürüne yönelik algılarını belirlemek için Okul Kültürü Ölçeği (OKÖ), okullarına ait tutumlarını belirlemek için Örgütsel Sinizm Ölçeği (ÖSÖ) kullanılmıştır. Ayrıca demografik değişkenler için de araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu hazırlanmıştır.Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Esenyurt ilçesindeki 11 ilköğretim okullunda çalışan 222 sınıf ve branş öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada; non parametrik teknikler, parametrik analiz teknikleri, bağımsız grup t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Post-Hoc Scheffe testleri, non parametrik Kruskal Wallis testi, non parametrik Mann Whitney-U testi, Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizleri kullanılmış olup manidarlık 0.5 düzeyinde sınanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ilköğretim okullarındaki öğretmenlerin okul kültürü ölçeği toplam puanları ile örgütsel sinizm ölçeği toplam puanları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul kültürü, örgütsel sinizm, öğretmen.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin empatik eğilimleri ile narsistik kişilik özellikleri
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının empatik ve narsisistik eğilimlerini değişik açılardan incelenmektedir. Araştırma, beş ana bölümden oluşmaktadır: Giriş, İlgili literatür, Bulgular ve Yorum ile Sonuç ve Öneriler şeklindedir.Araştırmanın evrenini 2010 ? 2011 akademik yılında öğrenim gören Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Zihinsel Engelliler Öğretmenliği ve İngilizce Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören toplam 150 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada öğrencilerin narsistik eğilimlerini belirlemek için, Atay tarafından 2009 yılında Türkçe standardizasyonu yapılan 16 soruluk Narsistik Kişilik Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin empatik eğilimlerini belirlemek için de 2009'da Bora ve Baysan tarafından Türkçe standardizasyonu yapılan Cambridge Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri için de ayrıca araştırmacı tarafından demografik bilgi formu geliştirilmiştir.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca, demografik değişkenlere göre katılımcıların empatik puanları ve narsistik toplam puanlarında değişiklik olup olmadığı araştırılmıştır.Empati puanlarının cinsiyet, yaş ve algılanan gelir düzeyi değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Grup t Testi uygulanmış ve test sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, empati puanlarının anne ve baba eğitim değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Bir Boyutlu Varyans Analizi (ANOVA) yapılmış ve bu analiz sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının anne ? baba hayatta olup olmama değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Empati puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirleme üzere Kruskal ? Wallis Testi uygulanmış ve bu test sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır.Narsisizmin alt boyutları (üstünlük, teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik) puanlarının ve toplam narsisizm puanlarının cinsiyet, baba eğitim, katılımcıların okudukları bölüm, anne ? babanın hayatta olup olmama ve algılanan gelir düzeyi değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla Mann ? Whitney U testi yapılmış ve grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Ancak, narsisizm alt boyutlarından ?kendine yeterlilik? puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan Mann ? Whitney U testi sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Katılımcıların narsisizm alt boyutları puanları ve toplam narsisizm puanlarının kardeş sayısı değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Kruskal ? Wallis Analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.Katılımcıların narsisistik toplam ve alt boyutları; teşhircilik, otorite, sömürücülük, hak iddia etme ve kendine yeterlilik puanlarının anne eğitim değişkenine göre değişip değişmediğini belirlemek için Kruskal ? Wallis testi uygulanmış ve grupların sıra ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, örneklemi oluşturan katılımcıların ?üstünlük? puanlarının anne eğitim değişkenine göre yapılan test sonucunda, grupların sıra ortalamaları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur.Narsisizm ölçeğinin alt boyutlarının empati puanlarını yordama gücünü test etmek için hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır.Sonuç olarak, narsisizm ve empati kavramlarının yer aldığı bir araştırma ülkemizde henüz yapılmamıştır. Araştırmacılara daha geniş bir örneklem grubunda böyle bir araştırma yapmaları önerilir.
Taşımalı ilkögretim okullarında okuyan öğrencilerin beslenme sorunları üzerine öğretmen görüşleri
Bu çalışmada 2010-2011 eğitim öğretim yılında Taşımalı İlköğretim Okullarında Okuyan Öğrencilerin Beslenme Sorunları Üzerine Öğretmen Görüşleri araştırılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımıyla 2010-2011 eğitim öğretim yılında Antalya İli Alanya ilçesinde görev yapan 10 eğitimciye görüşme formu sorulmuş ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak kodlamalarla ve temalara anlam verilerek yorumlanmıştır.Taşımalı eğitim, bir bölgedeki az sayıda öğrencinin başka bir bölgede daha kaliteli eğitim almasını sağlayan ve maliyeti azaltan bir sistemdir. Geniş kapsamlı bir durum olması nedeniyle taşımalı eğitimde bazı sorunlar bulunmaktadır. Gelişme çağında bulunan öğrencilerin, taşımalı eğitim sistemindeki beslenme sorunları üzerinde özellikle durulmaktadır. Antalya ili Alanya ilçesinde bulunan taşıma merkezi ilköğretim okullarında, taşımalı ilköğretim öğrencilerine sunulan beslenme hizmetleri ile ilgili sorunlar bu okullarda çalışan öğretmen görüşleri incelenmiştir.Araştırmada, öğrencilerin maruz kaldığı beslenme sorunları ortaya çıkarmak için öğretmenlere sorulan açık uçlu sorulardan oluşan ?öğrencilerin karşılaştığı beslenme sorunları mülakat formu? uygulanmıştır. Bazı öğretmenler öğretmen evinde hazırlanan yemeklerin besin değerinin okullara liste halinde gönderilmesinin iyi olacağını ancak böyle bir listenin gönderilmediğini söylemişlerdir. Öğretmenlerden öğrencilerin taşımalı eğitimde verilen yemek hizmetlerinden memnun olduğunu ancak bazı öğrencilerin verilen yemeklerden memnun olmadığını belirtmişlerdir. Görüşme yapılan öğretmenlerden tamamı Alanya da taşımalı eğitimde çalıştıkları sürece okula gelen yemeklerden kaynaklanan sağlık sorunlarına rastlamadıklarını belirtmişlerdir.
The Turkish equivalance, validity, and reliiability study of the foreign language classroom anxiety scale
This study aims to contribute the Turkish version of the Foreign Language Classroom Anxiety Scale (FLCAS) to education in Turkey. Due to the fact that the original language of this scale is English, it is a handicap for the researcher to use it in his / her studies since to understand and answer this scale; the participants should be capable of understanding items in English. This study contains the research on the validity, reliability, and the language equivalence of the Turkish version of FLCAS. 353 participants of students from Yıldız Technical University Basic English department were administered for this study. The students were from three different levels; 50 students from A level (intermediate), 101 students from B level (pre-intermediate), 151 students from C level (elementary), and also 51 students from C level (elementary) were administered both FLCAS and State Anxiety Scale to see the correlation between language anxiety and general anxiety. In addition to these students, 31 students from Yıldız Technical University, Faculty of Education, English Language Teaching department, who were in upper-intermediate level, were also administered to test consistency between answers of English and Turkish items after one week interval. Exploratory and confirmatory factor analyses were also done. Exploratory factor analysis Kaiser-Meyer-Olkin Measure of Sampling Adequacy value was found as .812, and Barlett?s Test of Sphericity Chi-Square value was found as 1416.87 (p<.001). In Confirmatory factor analysis, this three factor loaded scale was confirmed (?²/df=2.06, RMSEA=.06). Factor loadings on all factors range between .34 and .95 and test-retest correlation coefficient was found as .85. In addition to these, correlation between FLCAS Total and general anxiety was found as (r=.35, p=.011), and also correlation between Speaking Anxiety In Language Class and general anxiety was found as (r=.38, p=.006). The internal consistency reliability coefficient was .82. Thus, Foreign Language Classroom Anxiety Scale is found out to be a valid and reliable tool to measure Turkish students? anxiety towards English as a second language.Key words: Anxiety, foreign / second language anxiety, Foreign Language Classroom Anxiety Scale, speaking anxiety, validity, reliability.
İlköğretim I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin paydaşlarca değerlendirilmesi
Bu araştırma, İlköğretim I. kademe ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin olumlu ve olumsuz yanlarını öğretmen ve idarecileri görüşlerini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır.Betimsel tarama modeli olan bu araştırmanın evrenini, İstanbul ili Ataşehir ilçesindeki 34 resmi ilköğretim okulunda görev yapan 2.619 öğretmen ve 326 idareci oluşturmaktadır. Belirlenen evrenin tümüne ulaşılması güç olduğundan tesadüfi seçim yöntemi ile İstanbul ili, Ataşehir ilçesindeki 22 ilköğretim okulundan 192 öğretmen ve 70 idareci örneklem olarak seçilmiştir.Araştırmacı tarafından geliştirilen ?I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin bir arada olmalarının paydaşlarca değerlendirilmesine ilişkin anket? ile veriler toplanmış, elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve kay kare kullanılmıştır. Anlamlılık testinde 0.05 düzeyi esas alınmıştır.Araştırmanın sonucunda; I. kademe öğrencileri ile II. kademe öğrencilerinin aynı binada eğitim görmelerinin paydaşlarca değerlendirilmesinde II. kademe öğrencilerinin I. kademe öğrencilerine şiddet uyguladığı, kötü sözler söylediği, bazı işlerinde kullandığı, okul giriş ve çıkış düzenini bozduğu, merdivenlerden iniş çıkışlarda koridorlarda I. kademe öğrencilerinin ezilme tehlikesi geçirdiği ortaya çıkmıştır. Buna karşın II. kademe öğrencilerinin I. kademe öğrencilerine model olduğu, yol gösterdiği, etkileşim içinde olduğu, derslerinde yardımcı olduğu, kaza durumunda I. kademedeki öğrencilere yardımcı olduğu tespit edilmiştir Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular ışığında öneriler geliştirilmiştir.
İlköğretim öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin, karar verme sürecindeki etkilerine ilişkin algıları ile örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, ilköğretim öğretmenlerinin okul yöneticilerinin karar verme sürecindeki etkilerine ilişkin algıları ile örgütsel adanmışlıkları arasında öğretmenlere ait yaş, cinsiyet, medeni durum, mezun olduğu okul, branş, hizmet süresi, bulunduğu okuldaki hizmet süresi, çalışma şekli, çalıştığı okul değişkenlerinin etki edip etmediğinin belirlenmesi, ayrıca ilköğretim öğretmenlerinin kendi okul yöneticilerinin karar verme sürecindeki etkilerine ilişkin algıları ile örgütsel adanmışlıkları arasında bir ilişki olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır.Araştırma verileri 2011-2012 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Anadolu yakasında Maltepe ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında görev yapan ve tesadüfi örnekleme ile seçilen 187 öğretmene uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çeşitli ölçme araçları kullanılmıştır. Ölçme araçları üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; çalışanların demografik özelliklerine ilişkin ?Kişisel Bilgi Formu?, ikinci bölümde ?Karar Verme Ölçeği, üçüncü bölümde ?Örgütsel Adanmışlık Ölçeği kullanılmıştır.Tarama modelindeki araştırmada veri toplama aracı olarak ÖZMEN (2005) tarafından geliştirilen Okul Yöneticilerinin Karar Verme Sürecindeki Etkililiklerine ilişkin ölçeği ve CELEP (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Adanmışlık Envanteri kullanılmıştır.Elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmatik ortalama, standart sapma, bağımsız grup t-testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Anlamlılık testinde 0.05 düzeyi esas alınmıştır.Araştırma ile öğretmenlerin demografik özelliklerine göre karar verme süreçleri ve örgütsel adanmışlıkları ne bağlamda değiştiği ortaya konmuştur. Örgütsel adanmışlık düzeyi açısından 31-40 yaş grubunun okula adanma düzeylerinin diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlik mesleğine adanma düzeyinin cinsiyet değişkenine göre, kadın öğretmenlerin kendilerini daha fazla adadıkları görülmüştür. Karar Verme' de ise erkek öğretmenlerin yönetici kararlarını daha olumlu değerlendirdikleri görülmüştür. Araştırma sonuçları bu konularda daha önce yapılmış araştırmaların sonuçları ile karşılaştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Karar Verme, Örgütsel Adanmışlık,