Theses supervised by Prof. Dr. Rüştü Hatipoğlu
14 theses · Çukurova University
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) in vitro rejenerasyon olanakları üzerinde araştırmalar
Bu çalışmada farklı pamuk çeşitlerinin farklı eksplantlanndan organogenesis ve somatik embriyogenesis yoluyla bitki elde edilmesinde farklı besi ortamlarının etkisi araştırılmıştır. Anter kültürü çalışmalarında, Gossypium hirsutum L. türünden Çukurova 1518, Coker 312, Nazilli 84, Erşan 92, Maraş 92, Adana 98 ve Sayar 314 pamuk çeşitlerinin anterleri; organogenesis çalışmalarında, Çukurova 1518, Coker 312 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinin 2 ve 5 haftalık in vitro fidelerinden elde edilen sürgün ucu ve kotiledon nodları, somatik embriyogenesis çalışmalarında, Çukurova 1518, Coker 312 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinin 5-7 günlük in vitro fidelerinden elde edilen hipokotilleri ve 14, 21 ve 28 günlük olgunlaşmamış zigotik embriyoları kullanılmıştır. Anter kültüründe, Coker 312 dışmda kullanılan çeşitlerde, genotiplere ve besi ortamlarına göre değişen oranlarda kallus elde edilmiş, kallus oluşumu açısından en yüksek değerler, 0.1 mgl kinetin ve 0.1 mg/1 2.4-D veya 0.1 mg/1 kinetin ve 0.5 mg/1 2.4-D içeren MS besi ortamlarında kültüre alman Adana 98 ve Erşan 92 çeşitlerinde sağlanmış, ancak farklı rejenerasyon ortamlarına aktarılan kalkışlardan bitki elde edilememiştir. Organogenesis çalışmalarında, kullanılan çeşitlerde, en uygun eksplantm sürgün ucu olduğu; eksplant reaksiyon tepkisinin besi ortamlarına göre değiştiği; Çukurova 1518 ve Erşan 92 pamuk çeşitlerinden 2 mg/1 kinetin ve 2 mg/1 BAP içeren MSB (B5 ortamı vitaminlerini içeren MS ortamı) besi ortamında diğer uygulamalara göre en yüksek sürgün sayılarının elde edildiği; ancak büyüme düzenleyicisi içermeyen MSB besi ortamında kültüre alman eksplantlardan çoğalma katsayısı düşük olmakla birlikte sağlıklı ve kısa sürede köklenen sürgünlerin elde edildiği gözlenmiştir. Somatik embriyogenesis çalışmalarında ise; 0.1 mg/1 kinetin ve 2 mg/1 NAA içeren MSB besi ortamında elde edilen embriyogenik kallusun büyüme düzenleyicisi içermeyen sıvı besi ortamında kültüre alınmasıyla Çukurova 1518 çeşidinin hipokotillerinden ve Coker 312 çeşidinin hipokotil ve 28 günlük embriyolarından somatik embriyolar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gossypium hirsutum L., anter kültürü, organogenesis, somatik embriyogenesis
Donor bitkilerin yetişme koşulları ve farklı kültür sıcaklıklarının ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe haploid bitki rejenerasyonuna etkileri üzerine bir araştırma
Ekmeklik buğday anter kültüründe genotip, donor bitki yetiştirme koşulları ve anter kültürsıcaklığının haploid bitki rejenerasyonu üzerine etkisini saptamak amacı ile yürütülen bu araştırmada,tarla veya sera koşullarında yetiştirilen üç farklı ekmeklik buğday genotipinden (Seri 82, Genç 99,Balatilla) alınan anterler P2 ortamında dört farklı sıcaklıkta (25 ºC, 27 ºC, 30 ºC, 32 ºC) kültüredilmiştir. Kültüre alınan anterlerde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olanbitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır.Araştırma sonuçları, donor bitki yetiştirme koşullarının anter reaksiyon oranında istatistikselolarak önemli bir farklılık yaratmadığını, genotip ve anter kültür sıcaklığının anter reaksiyon oranındaistatistiksel olarak önemli farklılık yarattığını göstermiştir. Anter reaksiyon oranı ortalamasıgenotiplere bağlı olarak % 0.4 ile % 2.4 arasında değişmiş ve Seri 82 çeşidi incelenen diğer iki çeşidegöre daha yüksek anter reaksiyon oranı ortalaması göstermiştir. Kültür sıcaklığının 25 ºC'den 30ºC'ye kadar artırılması anter reaksiyon oranında artışa neden olmuş ve 30 ºC'de kültür edilen anterler25 ºC'de kültür edilen anterlere göre istatistiksel olarak daha yüksek anter reaksiyon oranı ortalamasıgöstermişlerdir. 32 ºC'de kültür edilen anterler 30 ºC'de kültür edilen anterlere göre istatistikselolarak önemli derecede daha düşük reaksiyon oranı ortalaması göstermişlerdir.Donor bitkilerin yetişme koşulları ve anter kültür sıcaklığı bitki rejenerasyon oranı, yeşil bitkirejenerasyon oranı ve albino rejenerasyon oranını istatistiksel olarak önemli derecede etkilememiştir.Bitki rejenerasyon oranı, yeşil bitki rejenerasyon oranı ve albino bitki rejenerasyon oranı genotiplerebağlı olarak önemli derecede farklılık göstermiş ve Seri 82 çeşidinin söz konusu özellikler açısındanincelenen diğer iki çeşide göre daha üstün olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday anter kültüründe, haploid bitkirejenerasyonunu etkileyen en önemli faktörün genotip olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Buğday, Genotip, Donor, Anter, Sıcaklık
Türkiye'de tescil ettirilmiş bazı fiğ (Vicia sativa L.) çeşitleri arasındaki morfolojik ve moleküler farklılıkların saptanması üzerine bir araştırma
Türkiye'de tescil ettirilmiş 10 adi fiğ çeşidi arasındaki morfolojik, tarımsal ve moleküler farklılıkları saptamak amacıyla sürdürülen bu araştırma, 2005-2006 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde yürütülmüştür. Çeşitler arasındaki morfolojik ve tarımsal farklılıklar tarla koşullarında kurulan üç tekrarlamalı tarla denemelerinde, moleküler farklılık ise 12 adet ISSR primerı kullanılarak saptanmıştır. Araştırma sonuçları, incelenen çeşitlerin bitki boyu, sap uzunluğu, en uzun saptaki yaprak sayısı, yapraktaki yaprakçık sayısı, % 50 çiçeklenme süresi, bitki başına dolu meyve sayısı, meyve uzunluğu, bin dane ağırlığı ve bitki başına tohum verimi açısından önemli farklılıklar gösterdiğini, sap kalınlığı, bitki başına ana dal sayısı, bitki başına yaş ot ve kuru ot verimi, bitki başına boş meyve sayısı, meyve genişliği ve bakla başına tohum sayısı açısından ise çeşitlerin istatistiksel olarak birbirinden farksız olduğunu göstermiştir. Jaccard benzerlik katsayısı 10 fiğ çeşidinde 0.36 ile 0.62 arasında değişmiş olup, ortalama 0.52 olarak bulunmuştur. Jaccard benzerlik katsayısına göre Cumhuriyet-99 ile Emir ve Nilüfer ile Ürem-79 fiğ çeşitleri 0.62 ile birbirlerine genetik olarak en yakın çeşitler olarak saptanırken, Kubilay-82 ile Karaelçi fiğ çeşitleri 0.36 benzerlik katsayısı ile birbirlerine genetik olarak en uzak çeşitler oldukları belirlenmiştir. ISSR analizleri sonucu oluşturulan soyağacına göre 10 fiğ çeşidine ait 56 bitki A ve B olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. Soyağacındaki A kümesi kendi içinde AI ve AII olmak üzere ikiye ayrılmış olup, AI grubu içinde Alınoğlu-2001, Selçuk-99, Bakır-2001, Cumhuriyet-99 ve Emir fiğ çeşitleri yer alırken, AII grubu içinde Nilüfer, Kubilay-82 ve Ürem-79 çeşitlerine ait bitkiler yer almıştır. Soyağacındaki B kümesinde ise Farukbey-2001 ve Karaelçi fiğ çeşitlerine ait bitkiler yer almıştır. Emir çeşidine ait bitkilerin herhangi bir grup oluşturmadığı, hem AI hemde AII grubu içersinde yer aldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Vicia sativa, Morfoloji, tarımsal Özellik, ISSR Markörleri
Karaman ili Demiryurt köyü merasında farklı gübre uygulamalarının meranın verimine ve botanik kompozisyonuna etkileri üzerinde araştırmalar
Bu araştırma 2007-2008 vejetasyon döneminde, Karaman ili, Merkez ilçe, Demiryurt köyünde bulunan doğal bir meranın botanik kompozisyonunun incelenmesi ve farklı gübre uygulamalarının meranın verimine etkilerini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Gübreleme çalışmalarında beş azot dozu (0, 2.5, 5, 7.5 ve 10 kg/da), üç fosfor dozu (0, 5, ve 10 kg/da) ile kombine edilerek uygulanmıştır.Araştırma bulguları, merada bitki ile kaplı alan oranının % 60.58 olduğunu, bitki ile kaplı alanda buğdaygillerin oranının % 70.96, baklagillerin oranının % 0.55 ve diğer familya bitkilerinin oranının ise % 28.48 olduğunu göstermiştir. Vejetasyon araştırmasında 12 familyadan 23 cinsin 26 türüne rastlanmıştır. Vejetasyondaki dominant bitki türünün yumrulu salkımotu (Poa bulbosa) olduğu saptanmıştır. İncelenen azot ve fosfor dozları meranın verim ve botanik kompozisyonunda istatistiksel olarak önemli bir farklılık yaratmamıştır. Araştırma sonuçları, mera gübrelemesinde yağışın çok önemli bir faktör olduğunu ortaya koymuştur.Anahtar Kelimeler: Mera, Vejetasyon, Azot, Fosfor, Ot verimi.
Karaman ili şartlarında yetiştirilecek macar fiği+arpa karışımında uygun karışım oranının saptanması üzerine bir araştırma
Bu araştırma, Karaman ili ekolojik koşullarında yetiştirilecek Macar fiği (Vicia pannonica Crantz)+arpa (Hordeum vulgare L.) karışımında uygun karışım oranının saptanması amacıyla 2008-2009 vejetasyon döneminde, Karaman Merkeze uzaklığı 7 km olan Dereköy köyünde yürütülmüştür. Araştırmada, Macar fiği ve arpanın saf ekimleri ile farklı tohum karışımlarında (%80 Macar fiği+%20 arpa, %60 Macar fiği+%40 arpa, %40 Macar fiği+%60 arpa, %20 Macar fiği+%80 arpa) bitki boyu, yeşil ot ve kuru ot verimi, ham protein oranı, ham protein verimi incelenmiştir. Ayrıca karışımlarda, Macar fiğinin karışımın yeşil ot ve kuru ot verimine katılma oranları ile oransal verim toplamı değerleri saptanmıştır. Tarla denemesi, dört tekrarlamalı Tesadüf Blokları deneme desenine göre yürütülmüştür.Araştırma sonuçları, karışım oranının bitki boyu, yeşil ot ve kuru ot verimi, oransal verim toplamı, yeşil otta ve kuru otta Macar fiği oranı, ham protein oranı ve verimini istatistiksel olarak önemli derecede etkilediğini göstermiştir. Tohum karışımında arpa oranı arttıkça, genellikle yeşil ot ve kuru ot verimi ile ham protein verimi artmıştır. Buna karşılık, ham protein oranı düşmüştür. Macar fiğinin karışımının yeşil ot ve kuru ot verimine katılma oranı tohum karışımındaki oranından daha düşük olmuştur. En yüksek oransal verim toplamı değeri %40 Macar fiği+%60 arpa içeren karışımdan elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanılarak, Karaman ili koşullarında ot verimi ve kalitesi ile ekolojik kaynakların daha etkin kullanımı açısından %40 Macar fiği+%60 arpa karışımının en uygun karışım olduğu, ancak daha dengeli bir karışım için uygun ekim zamanının saptanmasına yönelik araştırmalar yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Çukurova taban koşullarında bazı çokyıllık sıcak mevsim buğdaygil yembitkilerinin yonca (Medicago sativa L.) ile uygun karışımlarının belirlenmesi
Bu araştırma Çukurova'da mera tesisinde kullanılabilecek bazı çok yıllık sıcak mevsim buğdaygil yembitkilerinin yonca ile karışımlarının performanslarının belirlenmesi amacıyla 2009-2011 yılları arasında sulanan koşullarda yürütülmüştür. Araştırmada adi yalancıdarı (Paspalum dilatatum Poir.), Rodos otu (Chloris gayana L.), köpekdişi ayrığı (Cynodon dactylon (L.) Pers.) ve yonca (Medicago sativa L.) türlerinin saf, ikili ve üçlü karışımlarının performansları belirlenmiştir. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür.Araştırma sonuçlarına göre, sıcak mevsim buğdaygil yembitkilerinin botanik kompozisyondaki oranının tesis yaşlandıkça düşerken, yonca oranının arttığını, buna bağlı olarak kalitenin arttığını göstermiştir. Karışımların verimleri saf ekimlerden daha yüksek olmuştur. En yüksek yeşil ot verimi (6844.3 kg/da) Rodos otu+yonca, karışımından, en yüksek kuru ot (1692.3 kg/da, kuru madde (1539.7 kg/da) ve sindirilebilir kuru madde verimleri (977.1 kg/da) köpekdişi ayrığı+Rodos otu+yonca karışımından, en yüksek oransal verim toplamı (1.63) ve ham protein verimi (232.4 kg/da) adi yalancıdarı+yonca karışımından, en yüksek ham protein oranı (% 20.6), nispi yem değeri (164.8) ve sindirilebilir kuru madde oranı (% 68.1) saf yoncadan, en yüksek ADF ( % 40.2) ve NDF (% 70.9) oranları saf adi yalancıdarıda, en uzun yeşil kalma süresi (262 gün) ise adi yalancıdarıda saptanmıştır.Araştırmada sonuçlarına dayanılarak, köpekdişi ayrığı, Rodos otu ve adi yalancıdarının yonca ile uzun otlatma mevsimine sahip, yüksek ot verimi ve kaliteli ot verebilecek uygun karışımların oluşturulmasında kullanılabileceği, ancak uygun karışım oranı ve uygun otlatma amenajmanı tekniklerinin saptanmasına yönelik araştırmaların yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
QTL mapping of some important agronomic characteristics in wheat (Triticum aestivum L.)
This research was conducted to genetically dissect the quantitative trait loci (QTLs) for spike related and other agronomic traits, and to understand their mode of inheritance in bread wheat during the years of 2009-2011.A genetic linkage map was constructed based on recombinant inbred lines (RILs) derived from cross between the Turkish cultivar Gerek and Moroccon cultivar Arrehane by using DArT markers anchored with SSR markers. This map consisted of 54 linkage groups belonging to twenty one bread wheat chromosomes, spanning to a total of 935.629 cM. Total number of markers mapped varied from 5 to 87 depending on the chromosomes. Seventy seven DArT markers with unpublished chromosomal locations were mapped on different chromosomes, whereas 23 DArT markers were mapped on different chromosomes instead of their published chromosomal locations. Interval mapping was conducted to identify QTLs for agronomic and spike related traits by using four different environments/locations. The QTL analysis led to the detection of 120 QTLs. Several important and novel genomic regions for spike morphology were detected. In addition, some of the QTLs showed pleiotropic effects for different quality traits. Stable QTL clusters influencing the 1000 grain weight, spike length, number of spikelets per spike, number of grains per spike, grain weight per spike, spike compactness and flowering time were identified on chromosomes 1A, 1B, 2B, 3D and 6B. It was concluded that DNA markers might provide an opportunity for increasing the frequency of desirable alleles for spike related traits through marker assisted selection.
Anter kültüründe genotip, besiortamı ve oksin çeşidinin buğdayda (Triticum aestivum L.) haploid bitki rejenerasyonuna etkisi
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe, genotip, besi ortamı ve oksin çeşidinin haploid bitki üretimine etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada, üç farklı oksin çeşidinden (2,4-D, Dicamba, Picloram) birisinin 2 mg/l konsantrasyonunu içeren iki farklı besi ortamında (P2 ve N6) kültüre alınan 8 ekmeklik buğday çeşidi ve 1 ekmeklik buğday hattı ile bunlara ait 8 F1 melezinin anterlerinde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olan bitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır. Araştırma sonuçları, genotipin anterlerden haploid bitki rejenerasyonunu etkileyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmada, anter reaksiyon oranı ortalaması % 2.6 olarak saptanmıştır. Besi ortamı ve oksin çeşidinin anter reaksiyon oranı üzerinde direkt etkileri olmamasına karşılık, besi ortamı x oksin ve besi ortamı x genotip interaksiyonları ve genotipin anter reaksiyon oranını önemli derecede etkilediği ortaya çıkmıştır. Yüz anter başına ortalama bitki rejenerasyon oranı 1.7, yeşil bitki rejenerasyon oranı 0.8 ve albino bitki rejenerasyon oranı 1 olarak saptanmıştır. Dicamba veya picloram içeren ortamlarda 2,4-D içeren ortamlara göre daha yüksek bitki ve yeşil bitki rejenerasyon oranı elde edilmiştir. Esperial x 1013 melezi anterleri dicamba veya picloram içeren P2 ortamında, Bologna ve Alora çeşitlerinin anterleri ise dicamba içeren N6 ortamında diğer besi ortamı x oksin kombinasyonları göre daha yüksek bitki rejenerasyon oranı ve yeşil bitki rejenerasyon oranı göstermişler, diğer genotiplerin bitki rejenerasyon oranı ve yeşil bitki rejenerasyon oranı besi ortamı x oksin kombinasyonuna bağlı olarak önemli derecede farklılık göstermemiştir. Albino bitki rejenerasyon oranını genotip, besi ortamı ve oksin çeşidi önemli derecede etkilememiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday ıslah programlarında anter kültüründen etkin bir şekilde yararlanabilmek için, ıslah programında yer alan her genotip için uygun besi ortamı ve oksin çeşidinin saptanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dağ kekiğinin (Origanum syriacum L. var. bevanii (Holmes) Ietswaart) in vitro rejenerasyon olanaklarının araştırılması
Bu araştırma, Origanum syriacum L. var. bevanii 'nın farklı eksplantlarından in vitro rejenerasyon olanaklarının saptanması ve donör bitkiler ve rejenerant bitkiler ile in vitro koşullarda oluşan kallusların uçucu yağ bileşenlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada yaprak verimleri ve uçucu yağ içerikleri yüksek 10 adet ekotipe ait donör bitkilerden alınan yaprak diski, sap boğumu, tepe ve yan tomurcuk eksplantları, farklı konsantrasyonlarda (0, 0.25, 0.5, 0.75, 1 mg/l ) 2,4-D veya NAA ile kombine edilen farklı konsantrasyonlarda (0, 0.5, 1.0, 1.5, 2.0 mg/l) BAP veya Kinetin içeren Murashige ve Skoog (MS) ve Gamborg (B5) ortamlarında kültüre alınmıştır. Kültürler 4 haftalık kültür süresi sonunda indüksiyon ortamıyla aynı içeriğe sahip bir alt kültür ortamına aktarılmış ve daha sonra da farklı konsantrasyonlarda (0, 0.1, 0.25 mg/l) 2,4-D veya NAA ile kombine edilen farklı konsantrasyonlarda (0.25, 0.5, 1 mg/l) BAP veya Kinetin içeren rejenerasyon ortamına aktarılmıştır. ½ MS ortamı köklendirme amacıyla kullanılmıştır. Origanum syriacum L. var. bevanii ekotiplerinin tepe tomurcuğu veya yan tomurcuklarından çoğul sürgün oluşumu ve fide üretimi için en uygun ortamın 1.5 mg/l BAP ilave edilen MS ortamı olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, 1 mg/l NAA içeren MS veya B5 indüksiyon ortamlarında köklü tek sürgünler elde edilmiştir. En yüksek sürgün rejenerasyon oranı 62/2 nolu ekotipin 1.5 mg/l BAP içeren MS ortamında kültüre alınan yan tomurcuk eksplantlarından, eksplant başına ortalama 36 adet sürgün olarak elde edilmiştir. Ortalama köklenme oranı büyüme düzenleyici içermeyen ½MS ortamında %43.5 olarak tespit edilmiştir. 1 mg/l 2,4-D içeren ortamlarda özellikle yaprak disklerinden kallus indüksiyonu gerçekleşmiş, ancak kalluslardan bitki rejenerasyonu gerçekleşmemiştir. Araştırmada kullanılan Origanum syriacum L. var. bevanii ekotiplerinde donör ve rejenerant bitkilerin kromozom sayıları 2n=30 olarak tespit edilmiştir. Donör ve rejenerant bitkiler ve kallusların uçucu yağ bileşenlerinin birbirinden oldukça farklı olduğu saptanmıştır.
Elajik asit ( EA )'in insan periferal lenfositlerinde ın vıtro genotoksik ve antigenotoksik etkileri
Bu çalışma, doğal fenolik bir bileşik olan elajik asit (EA)'in insan periferal lenfositlerinde in vitro genotoksik ve antigenotoksik etkilerini kardeş kromatid değişimi (KKD), kromozom anormalliği (KA), mikronukleus (MN) ve tek hücre jel elektroforezi (KOMET) testleri ile belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. İnsan periferal lenfositleri 24 ve 48 saat, komet testinde ise 1 saat boyunca 60, 80, ve 100 µg/ml konsantrasyonlardaki EA ile muamele edilmiştir. Ayrıca EMS ve H2O2'nin etkisine karşı EA'nın antigenotoksik etkisinin olup olmadığı araştırmak amacıyla hücreler EA ve bilinen klastojen ve mutajen olan EMS veya H2O2 karışımı ile muamele edilmiştir. Bu çalışmada, EA incelenen konsantrasyon ve muamele sürelerinde KKD, KA/Hücre, anormal hücre yüzdesini ve mikronükleus oluşumunu kontrole ve çözücü kontrole oranla istatistiksel olarak uyarmamıştır. Komet testinden elde ettiğimiz sonuçlara göre de EA, nükleusta DNA hasarına sebep olmamıştır. Bu nedenle nükleustan göç eden DNA kırıklarının oluşturduğu nükleusa bağlı kuyruğun uzunluğu, kuyruktaki DNA yoğunluğu ve kuyruk momentinde önemli değişiklik olmamıştır. EA, test edilen muamele süreleri ve konstrasyonlarda proliferasyon indeksini (PI), mitotik indeksi (MI) ve nukleus bölünme indeksini (NBI) kontrole ve eritici kontrole nazaran önemli derecede etkilememiştir. Yani EA'nın genotoksik ve de sitotoksik etkisi yoktur. EA+EMS uygulamasında incelenen muamele sürelerinde ve konsantrasyonlarda EA, kontrol ve çözücü kontrole oranla EMS kaynaklı artan KKD sayısını, KA/Hücre, anormal hücre yüzdesini ve MN oluşumunu önemli oranda azaltmıştır. EA+EMS uygulamasında EA, EMS kaynaklı azalan MI'yı pozitif kontrole göre 24 ve 48 saatlik muamele sürelerinde 100 µg/ml konsantrasyonda istatistiksel olarak önemli derecede artırmıştır. Yine EA, EMS kaynaklı azalan PI'yı pozitif kontrole oranla arttırmıştır. EA, EMS kaynaklı azalan NBI'yı test edilen muamele sürelerinde ve konsantrasyonlarda pozitif kontrole oranla istatistiksel açıdan önemli derecede arttırmıştır. EA+H2O2 uygulamasında EA, H2O2 kaynaklı artan kuyruk uzunluğunu ve kuyruk momentini pozitif kontrole oranla 80 ve 100 µg/ml konsantrasyonlarda, kuyruktaki DNA yoğunluğunu ise 100 µg/ml konsantrasyonda pozitif kontrole oranla istatistiksel açıdan önemli oranda düşürmüştür.
Çukurova koşullarında bazı biryıllık sıcak mevsim buğdaygil yem bitkilerinin adaptasyonu üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, biryıllık sıcak mevsim buğdaygil yem bitkisi türlerinden parmak darısı (Eleusine coracana (L.) Gaertn), kum darı (Panicum miliaceum L.), cin darısı (Seteria italica (L.) P. Beauv) ve inci darı (Pennisetum glaucum (L.) R.Br.)'nın bazı genotiplerinin Çukurova koşullarındaki performansları araştırılmıştır. Her türün 11 genotipi test edilmiştir. Araştırma sonuçları, parmak darısı genotiplerinde % 50 çiçeklenmeye erişme süresinin 95-116 gün, bitki boyunun 79.0-157.2 cm, bitki başına kardeş sayısının 19.6-44.4 adet, ana sapta yaprak sayısının 15.8-30.2 adet, yeşil veriminin 1373.8-3786.4 g, kuru ot veriminin 340.9-881.5 gr, yaprak oranın % 31.8-58.6, ham protein oranının % 10.5-14.3, ADF oranının % 33.9-43.7, NDF oranının % 71.6-85.0, P oranının % 0. 351-0.402, Ca oranının % 0.437-0.762, Mg oranının % 0.263-0.390 ve K oranının % 3.653-4.456 arasında değiştiği saptanmıştır. Söz konusu değerler kum darısı genotiplerinde; 35-60 gün, 72.2-142.8 cm, 5.4-42.2 adet, 7.2-16 adet, 136-790.2 gr, 28.6-165.9 gr, % 19.7-51.9, % 16.3-20.5, % 28.7-36.3, % 60-70.6, % 0.373-0.434, % 0.58-0.824, % 0.270-0.393 ve % 3.174- 3.964 arasında, cin darı genotiplerinde; 47-105 gün, 92.8-176 cm, 7.6-40.4 adet, 10-20.6 adet, 279.8-662.2 g, 84.6-164.4 g, % 12.7-41.5, % 10.3-15.6, % 38.8-49.8, % 74.9-85.6, % 0.363-0.434, % 0.109-0.407, % 0.067-0.256 ve % 4.144 -4.664 arasında, inci darısı genotipleri arasında ise; ÇGS 174-449 cm, 5.4-15.2 adet, 8.4-22.2 adet, 562-7808 gr, 498.8- 2869.9 gr, % 12-43.7, % 4.3-14.4, % 42.6-51.5, % 78.3-87.5, % 0.27-0.434, % 0.281-0.562, % 0.201-0. 343 ve % 1.901-4.233 arasında değişmiştir.
Nohut anter kültüründe genotip ve büyüme düzenleyicilerinin haploid bitki rejenerasyonuna etkileri
Nohut anter kültüründe oksin çeşidi (2,4-D ve Picloram) ve konsantrasyonu (5 mg/l, 10 mg/l; 1 mg/l, 2 mg/l) ile sitokinin çeşidi (BAP ve Kin) ve konsantrasyonunun ( 0 mg/l, 0.5 mg/l) farklı nohut genotiplerinde haploid bitki oluşumuna etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada; Seçkin, İnci, Onur, Sezgin ve Hasanbey genotipleri test edilmiştir. Varyans analizi sonuçları, genotip, oksin çeşidi, sitokinin çeşidi ve sitokinin konsantrasyonu ile bu faktörlerin interaksiyonlarının kallus ve/veya embriyo oluşturan anter oranını önemli derecede etkilediğini göstermiştir. Anter reaksiyon oranı; genotiplere bağlı olarak % 3.3-7.9 arasında değişmiş, 2,4-D oksininin Piclorama göre, Kinetin sitokininin de BAP'a göre anter reaksiyon oranı açısından daha etkili olduğu saptanmıştır. Anterlerden oluşan kallus ve embriyolar rejenerasyon ortamına aktarıldığında kök rejenerasyonu gerçekleşmiş, ancak bitki rejenerasyonu gerçekleşmemiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanılarak, ülkemizdeki nohut genotiplerinin anter kültürüne reaksiyonlarının, uygun besi ortamı ve kültür öncesi anterlere stres uygulama yönteminin optimize edilmesine yönelik araştırmalarının yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Nohut, Genotip, Anter Kültürü, oksin, sitokinin, konsantrasyon
Bezelye anter kültüründe genotip ve büyüme düzenleyicilerinin haploid bitki rejenerasyonuna etkileri
Bu araştırmada, iki farklı oksin çeşidinin (2,4-D, Picloram) farklı konsantrasyonları ( 1m/l ve 2 mg/l) ile kombine edilen bir sitokinin olan BAP'ın farklı konsantrasyonlarını (0, 0.25, 0.5 ve 1 mg/l), B5 ortamı vitaminlerini, 20 g/l sakkaroz, 20 g/l maltoz, 500 mg/l glutamin, 20 ml/l Hindistan cevizi sütü ve 6 g/l agar içeren MS besi ortamlarında kültüre alınan 5 Bezelye (Pisum sativum L.) çeşidinin anterlerinden haploid bitki elde etme olanakları araştırılmıştır. Araştırma sonuçları, BAP konsantrasyonunun anter reaksiyon oranını istatistiksel olarak önemli derecede etkilediğini ve 0.25 mg/l BAP konsantrasyonunun anterlerden kallus ve/veya embriyoid oluşumu için optimum olduğunu göstermiştir. Genotip, oksin çeşidi ve konsantrasyonları anter reaksiyon oranını önemli derecede etkilememiştir. Araştırmada, tüm uygulamaların ortalaması olarak saptanan anter reaksiyon oranı % 3.9 olmuştur. İncelenen 5 bezelye çeşidi arasında, Burdur çeşidi % 6.6'lık anter reaksiyon oranı ile anterleri en yüksek reaksiyon gösteren çeşit olmuştur. Tekirdağ çeşidi ise % 2.4'lük anter reaksiyon oranı ile incelenen çeşitler arasında en düşük anter reaksiyon oranı gösteren çeşit olmuştur. Anterlerden oluşan kallus ve embriyoidler rejenerasyon ortamında bitki oluşturmamıştır. Araştırma sonuçlarından, ümitvar görülen Burdur ve Carina çeşitleri ile yürütülecek yeni araştırmalarda anterlere kültür öncesi farklı stres uygulamaları ve farklı rejenerenerasyon ortamı kombinasyonlarının test edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır , Anahtar Kelimeler : Bezelye, Anter kültürü, Genotip, Oksin tipi, BAP, Konsantrasyon
Akdeniz iklim koşullarında koruyucu bitki türü, tohumluk miktarı ve hasat zamanının çokyıllık suni mera karışımının ot verimi ve kalitesine etkileri
Bu araştırma, Akdeniz iklimi koşullarında biryıllık koruyucu bitki türlerinin farklı tohumluk miktarı ve hasat zamanın çokyıllık suni mera karışımının ot verimi ve kalitesine etkilerini belirlemek amacıyla iki ayrı yılda ekilen iki ayrı deneme olarak yürütülmüştür. Denemeler, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Her iki denemenin birinci yıllarına göre, koruyucu bitkinin biçim zamanının ilerlemesi ve suni mera karışımının koruyucu bitki ile ekilmesi ot verimini arttırmıştır. Suni mera karışımının koruyucu bitki ile ekilmesi yabancı ot ve karışımda yer alan çokyıllık yembitkilerinin oranını düşürmüştür. Koruyucu bitkinin biçim zamanının geciktirilmesi yabancı ot ve domuz ayrığı oranı üzerinde önemli bir etki yaratmamasına rağmen, karışımda yer alan yonca, kamışsı yumak ve çokyıllık çim türlerinin verime katılma oranlarını önemli derecede düşürmüştür. Suni mera karışımı koruyucu bitki olarak arpa ve biryıllık çim ile birlikte ekildiğinde karışımın ot kalitesi düşmüştür. Her iki denemenin ikinci yıllarına göre, ot verimi ve ot kalitesi biçim zamanlarına bağlı olarak farklılık göstermemiştir. Ayrıca, koruyucu bitki biryıllık çimin %100 tohum oranında yer aldığı uygulamada ot verimi düşmüş ve yabancı ot oranı artmıştır.