Theses supervised by Prof. Dr. Şerif Aktaş

15 theses · Gazi University, Fırat University

Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş Hikâyeler Dergisi'nde edebî faaliyetler

Süreli yayınlar, muhtelif yayın politikaları ve faaliyetleri itibariyle yayınlandıkları süreç içerisindeki dönemin siyasî, sosyal, kültürel ve edebî yaşantısını sayfalarına taşıyarak hem var oldukları döneme tanıklık ederler hem de toplum düzeninde etkili bir şekilde yer alırlar. Hikâye yazarı Salim Şengil tarafından 1947- Temmuz 1957 yılları arasında yayınlanan ve 113 sayıya ulaşan Seçilmiş Hikâyeler Dergisi de bir kültür, edebiyat ve sanat dergisidir. Şengil, başlangıçta usta hikâyeci Memduh Şevket Esendal?ın önerisiyle yalnızca hikâye sanatına ait ürünlere yer verse de zaman geçtikçe sevilen ve geniş bir okuyucu kitlesine kavuşan Seçilmiş Hikâyeler?in değişimi için okuyucularından gelen talepleri değerlendirerek hikâye sanatı yanında diğer türlere de yönelmiş ve bir tür dergisi olarak çıkarmaya başladığı dergiyi, bir sanat- aktüalite dergisine dönüştürmüştür. Hikâye sanatı ile ilgilenen genç istidatlara kendilerini tanıtabilme imkânı sunan Seçilmiş Hikâyeler, 1950?li yıllardaki Türk hikâyeciliğinin gelişmesinde katkısı yadsınmayacak bir role sahiptir. Bünyesinde toplumcu- gerçekçi ve ikinci yeni gibi farklı sanat anlayışlarına ait ürünleri toplayan Seçilmiş Hikâyeler, yeniliğe ve gelişime açık duruşuyla dikkat çekmektedir. Bu çalışmamızda bahsettiğimiz özellikleriyle öne çıkan Seçilmiş Hikâyeler Dergisi?nin edebî ve kültürel faaliyetleri hakkında bir tetkik ve tanıtım yapmayı; böylelikle elde edilen verileri ve sonuçları da göz önünde bulundurarak 1947-1957 yılları arasındaki Türk edebiyatının gelişim aşamalarını dergi vasıtasıyla aydınlatmayı ve edebiyat tarihi araştırmalarına katkılar sağlamayı amaçladık. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Seçilmiş Hikâyeler; yayınlanma serüveni, kimlik bilgileri, yayın ilkeleri ve politikası, edebî, kültürel ve fikrî faaliyetleri, yazar kadrosu itibariyle incelenmiş ve tanıtılmıştır. İkinci bölümde dergideki yazıların hem kronolojik olarak hem de yazar adına göre alfabetik olarak sıralanmış dökümü bulunmaktadır. Görsel malzemeler ve ilanlar da ayrıca başlıklar altında yine kronolojik olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise derginin fikrî faaliyetlerine yönelik yazıları, konularına göre sınıflandırma yapılmak suretiyle aktarılmıştır. Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, 1950 dönemi Türk hikâyeciliği için edebiyat araştırmalarına öncelikli bir şekilde kaynaklık eden bir yapıya ulaşmış görünmektedir. Salim Şengil?in Türk edebiyatı ve sanatı için faydalı olma prensibini benimsemiş olması ve yenilikçi yaklaşımı, Türk dergiciliğine örnek teşkil edecek mahiyettedir. Hikâye türünün o dönem edebiyatımızda diğer sanat türleri yanında önem kazanması; Türk hikâyeciliğinin de gelişmesi ve modernleşmesi sağlanmıştır. Ankara?da çıkarılmış bir dergi olarak o dönemde İstanbul dergileriyle rekabet edecek kadar kendini ispat eden Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, azim ve doğrulukla çalışarak başarıya ulaşmak mümkündür fikrinin göstergesidir. Anahtar sözcükler 1- Seçilmiş Hikâyeler Dergisi 2- Salim Şengil 3- 1950 dönemi Türk hikâyeciliği 4- küçük hikâye 5- süreli yayınlar.

DergilerHikayeSeçilmiş Hikayeler dergisi
Ayşe Sümeyye Turan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Can Yücel'in hayatı, edebî çevresi ve şiirlerinin incelenmesi

Bu çalışma hem şairin hayatının tanıtılması hem de şiirlerinin yapısal özelliklerinin incelenmesi olarak belirlendi. Dolayısıyla tezimizin birinci bölümde şairin hayatı, sanatıyla örtüşen yönleriyle birlikte değerlendirilerek tanıtılmıştır. Geriye kalan on altı bölümde Can Yücel'in kitap bütünlüğü içinde sunduğu şiirleri zihniyet, yapı, tema, söyleyiş ve anlatım özellikleriyle incelenip değerlendirilmiştir.1926'da İstanbul'un Kumkapı semtinde doğan Can Yücel'in mizacının ve sanatçı kişiliğinin şekillenmesinde büyük babası Ali Rıza Bey'in Mevlevî kimliğinin, büyük annesi Neyir Hanım'ın aydın kişiliğinin ve babası Hasan Âli Yücel'in hem bir kültür hem de bir politika adamı oluşunun yönlendirici etkileri olur.Şiirlerini yaşamından, yaşamını şiirlerinden ayrı düşünemeyeceğimiz Can Yücel, sanat yaşamının ?bir kitap bütünlüğü dâhilinde? ilk meyvesini 1950'li yılında yayımlanan eseri ?Yazma? ile verir. 1945'ten başlayarak Yenilikler, Beraber, Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Sosyal Adalet, Şiir Sanatı, Dönem, Yön, Ant, İmece, Papirüs, Yeni Dergi, Birikim, Sanat Emeği, Yazko Edebiyat, Yeni Düşün, Adam Sanat, Sombahar, Leman, Öküz gibi dergilerde yayımlanan şiirleriyle, Türk şiirinde kendine özgü bir söyleyiş geliştirmeye çalışır. ?Yunanîlerle Mevleviler arasında bir Anadolu birleşimi kurmak? çabasıyla yazdığı ilk şiirlerinin çok azında Antik Yunan şiirinin etkileri kendini hissettirir. Bu ilk eserde asıl ağır basan ve sonraki şiirlerinde de etkinliğini hep sürdürecek olan ?Garip Şiiri?nin özellikleridir. ?Yazma? adlı ilk eserinde görülen kafiyeli söyleyiş, coşkulu anlatım ve şiirlerde ortak duygu olarak beliren ?yaşama sevinci?; geçiş niteliğinde bir eser olarak düşünebileceğimiz ikinci eseri ?Sevgi Duvarı?ndan itibaren yerini gündemin nabzını tutmaya çalışan ve muhalif bir sesin perde perde yükseldiği siyasî şiirlerle, doğayı ve insanı bir bütün hâlinde ele alan şiirlere bırakır. Ancak yine de Can Yücel'in, ?Garip Şiiri?nin etkinliğini içerik açısından olmasa bile yapı bakımından son eserindeki şiirlerine dek sürdürdüğünü söylemek yerinde olur. Üçüncü eseri olan ?Bir Siyasînin Şiirleri?yle birlikte Can Yücel, kendine has sesini ve sanat yaşamı boyunca geliştirerek sürdüreceği üslûp özelliklerini tam anlamıyla ortaya koyar.Can Yücel?Yazma (1950), Sevgi Duvarı (1974), Bir Siyasînin Şiirleri(1974), Ölüm ve Oğlum(1976), Rengâhenk(1982), Gökyokuş(1984), Canfeda (1986), Çok Bi Çocuk (1988), Kuzgunun Yavrusu (1990), Kısa Devre (1990), Gece Vardiyası (1991), Güle Güle/Seslerin Sessizliği (1993), Gezintiler (1994), Maaile (1995), Seke Seke (1997), Alavara (1999) adlı eserleriyle modern Türk şiiri içinde önemli bir şair olarak yer alır. Bu kitapların yayımlandığı yıllarda aldığı tepkiler ve eleştiriler, onun şiirinin edebiyat dünyasında algılanması yönünden son derece önemlidir. Çalışmada, böyle bir kabulle, bu tepkilere, her kitabın incelemesine başlanırken yer verilmiştir. Kitapların her biri, yapı, tema söyleyiş ve anlatım yönlerinden ayrı ayrı incelenerek, şairin şiirde gösterdiği açılım ve poetik bir tutumun yerleşmesi belirginleştirilmiştir. Bir yapı incelemesi olarak hazırlanan ?Can Yücel'in Hayatı, Edebî Çevresi ve Şiirlerinin İncelenmesi?adlı çalışmada, Can Yücel'in modern Türk şiirinde poetik tutuma sahip bir şair olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu poetik tutumun çerçevesi ve sınırları, her bölümde incelenip değerlendirilen eserlerle gösterilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Can Yücel2.Şiir3.Zihniyet4.Yapı5.Tema.

BiyografiEdebiyatTürk edebiyatı+3
Jale Gülgen Börklü
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

1960-1980 arası toplumcu gerçekçi şiir ve problemleri

Toplumcu gerçekçilik kaynagını Marksist felsefeden alan bir anlayıs olarak tanımlanabilir. Bu anlayıs, edebî eserlerin bir amaca yönelik olarak kullanılmasını esas alır. Ilk olarak Sovyetler Birligi'nde 1934 yılında ortaya çıkan toplumcu gerçekçilik, insanlarınegitilmesini hedefler ve ideal bir toplum düzenine ulasmak için gerekli görülen ideal insanı anlatır. Iyimser bir bakıs açısı, olumlu tip kavramı, egitme islevi, toplumu ayna gibi yansıtma, elestirel bakıs açısının yanında çözüme yönelik tekliflerde bulunma toplumcu gerçekçiligin belirgin özellikleri olarak sıralanabilir. 1960-80 arasında toplumcu gerçekçi siiri incelerken ifade edilen bu hususlar hareket noktası olmustur. Dönemi temsil ettigine inanılan metinler seçilmis ve zihniyet, yapı, tema, dilve anlatım, âhenk baslıkları altında incelemeler yapılmıstır. Kendilerini toplumcu gerçekçi olarak degerlendiren sairlerden Ataol Behramoglu, Ismet Özel, Nihat Behram, Süreyya Berfe, Egemen Berköz, Özkan Mert, Gülten Akın, Yasar Miraç, Ahmet Telli, Basaran, Hasan Hüseyin, Refik Durbas'ın siirleri arasında bir eleme yapılmıs ve sairleri temsil ettigine inanılan siirleri ele alınmıstır. Ayrıca 1940 kusagı ile iliskileri dogrultusunda Ahmed Arif, Hasan Izzettin Dinamo ve Ömer Faruk Toprak'ın dasiirleri çalısmaya dahil edilmistir. Metin tahliline destek olması ve ele alınan sairlerin toplumcu gerçekçilik anlayısına yaklasımlarını ifade etmek için Dönemeç, Ant, Birikim, Varlık, Türkiye Yazıları, Sanat Emegi, Halkın Dostları, Militan, Yordam, Yeni Edebiyat, Güney, Soyut, Yeni Adımlar gibi dönemin dergilerinden de faydalanılmıstır. Toplumcu gerçekçilik anlayısının varlıgı metinlerden hareketle incelenmeye çalısılmıstır. 1960 ve 1980 yıllarıyla çalısmaya getirilen sınır, Türkiye'nin siyasi, kültürel vesosyal hayatında meydana gelen degisimler çerçevesinde belirlenmistir.Anahtar Kelimeler:1. Toplumcu gerçekçilik2. Toplumculuk3. iir tahlili4. 1960-80 arasında siir5. 60 kusagı.

Sosyal gerçeklikTürk edebiyatıTürk şiiri+2
Özlem Kayabaşi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında yapı, tema ve anlatım

Bu çalışmada postmodernist roman anlayışı dâhilinde eserler veren Latife Tekin'in dokuz eseri başta yapı, tema ve anlatım özellikleri itibarıyla incelenmiş; daha sonra anlatıların ortak ve farklı noktaları üzerinde durulmuştur. Latife Tekin'in Gümüşlük Akademisi isimli novella öncesinde ve Gümüşlük Akademisi isimli novella sonrasında yayınlanan anlatılar olmak üzere iki gruba ayrıldığını gördüğümüz anlatılarının tümünde metinlerarasılık, üstkurmaca, silik izleksel yapı gibi postmodern anlatılara özgü özellikler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Latife Tekin anlatılarının bazılarında postmodern anlatılara özgü parçalılık / süreksizlik ve kopukluk özelliğinin yanı sıra, geçmiş / an / gelecek zinciri kırılmış zaman unsuru özelliğinin de bulunduğu görülür.Latife Tekin anlatılarının çoğunda birbirinden kopuk halkalardan oluşan veya çerçeve öykü içindeki ada öykülerden oluşan ve metin incelemesi sırasında özel bir dikkat gerektiren olay örgüleri bulunur. Anlatılar, şahıs kadroları açısından ele alındığında metinlerde genellikle iki tane başkahramanın bulunduğu görülür. Anlatıların şahıs kadrolarında bulunan yardımcı kahramanlar, başkahramanların farklı özelliklerinin yansıtılmalarını sağlarlar. Çoğunda mekân ve zaman unsurunun silik bırakıldığı görülen Latife Tekin anlatılarının tümünde zihniyet, 1970'li ve 2000'li yıllar arasındaki süreci yansıtır.Anlatıların temalarını, postmodern özellik gösteren yapıları nedeniyle kesin olarak ifade edebilmek zordur. Yine de anlatıların ilk beşinin yoksulluk, Gümüşlük Akademisi isimli novella da dâhil olmak üzere son dördünün de doğaya dönüş olgusu etrafında şekillendiğini söylemek mümkündür. Yukarıdaki özelliklere bakılarak Latife Tekin anlatılarının yakın tarihimizdeki olayları yansıtan, politik ve postmodern anlatılar olarak Türk edebiyatında önemli yerlerinin olduğunu söylemek mümkündür.Anahtar sözcükler1. Latife Tekin2. Postmodern anlatı3. Metinlerarasılık4. Üstkurmaca5. Bilinç akışı

AnlatımEdebiyatPostmodernite+6
Şerefnur Atik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal gerçekçilik anlayışı ve Suat Derviş'in romanlarında yapı, tema, anlatım

Bu çalışmada Suat Derviş'in ulaşılabilen romanları, sosyal gerçekçi açıdan incelenmiştir. Ayrıca romanların yapı, tema ve anlatım özellikleri tek tek incelenerek romanlar hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır.Çalışmanın giriş niteliğindeki kısımlarında Suat Derviş'in hayatı ve eserleri tanıtılmıştır. Sosyal gerçekçilik, toplumcu gerçekçilik kuramlarının genel çerçevesi belirlenmiştir. Türkiye'de bu kuramların yansıması ve bu bağlamda Suat Derviş'in romancılığının hususiyetleri ortaya konmuştur.Çalışmanın üçüncü bölümünde Suat Derviş'in romanlarının yapı, tema ve anlatım özellikleri incelenmiştir. Yapı kısmında romanların olay örgüsü, kişiler, mekân ve zaman özellikleri belirlenmiştir. Tema başlığı altında romanların temaları sosyal gerçekçi yönden ele alınmıştır.Çalışmanın son bölümünde yazarın romanları genel bir bakışla değerlendirilmiş, yazarın bağlı bulunduğu dönemdeki sanatsal tavrı yorumlanmıştır.

AnlatımDerviş, SuatRoman+5
Şenol Aktürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Suut Kemal Yetkin ve edebi tenkit

Bu çalışma, sanat ve edebiyat konularındaki deneme yazılarıyla tanınan Suut Kemal Yetkin'in eleştiri anlayışını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde Suut Kemal'in hayatı ve edebi kişiliği hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümünde ise estetin Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatındaki edebi meselelere ilişkin görüşleri değerlendirilmiştir.Suut Kemal Yetkin'in altı kitapta toplanan denemeleri, yazarın eleştiri anlayışı hakkında da birtakım ipuçları sunmaktadır. Bu deneme yazılarıyla, estetin sanat ve edebiyat meselelerine ilişkin düşünceleri ortaya konulmuştur. Denemelerinde açık, duru ve akıcı bir dil kullanan yazarın, samimi bir üslubu vardır.Sanat tarihçisi, sanat felsefecisi estet, şair ve deneme yazarı olan Suut Kemal Yetkin'in sanat olarak edebiyat, edebi türler ve eleştiri konularındaki denemelerini değerlendiren bu çalışma, yazarın Türk edebiyatındaki yerini ortaya koymakta; gelecekte Suut Kemal Yetkin hakkında yapılacak olası çalışmalara ışık tutmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Suut Kemal Yetkin2.Sanat3.Edebiyat4.Deneme5.Eleştiri

DenemeEdebi eleştiriEleştiri+2
Emine Nacak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Mehmet Eroğlu'nun romanlarında yapı, tema ve anlatım

Roman, Türk edebiyatına batıya yönelmenin sonucunda girmiştir. İlk yerli roman olan Taaşşuk-ı Tal'at ve Fitnat, 1872'de yayınlanmıştır. Türk edebiyatında roman, bu eserin yayınlanışından günümüze kadarki süreçte nicelik açısından artarak, nitelik açısından farklılaşarak gelmiştir. Nitelik farklılığı, batı edebiyatının etkisinyle olmuştur. Buna bağlı olarak Türk romanında geleneksel-gerçekçi, modernist ve postmodernist roman anlayışlarından söz edilebilir. Türk romanı, süreç içerisinde, ağırlıklı olarak geleneksel-gerçekçi bir çizgi izlese de 20. yüzyılda modernist ve postmodernist anlayışların da etkili olduğu görülmektedir. Eroğlu'da modernist roman anlayışı dâhilinde romanlar kaleme almıştır.Bu çalışmada Mehmet Eroğlu'nun on bir romanı başta yapı, tema, anlatım özellikleri olmak üzere incelenmiş; bu romanların ortak ve farklı noktaları üzerinde durulmuştur.Eroğlu'nun romanları genel olarak modernist bir kurgu ve içerik anlayışı etrafında oluşturulmuştur. Romanlar geçmiş, an, gelecek zinciri kırılarak kurgulanmış ve ortaya insan zihninin işleyişini temel alan bir yapı çıkmıştır.Romanlarda olay örgüsü, bireyin iç gerçekliğini, iç dünyasını aydınlatacak tarzda kurulmuştur. Birey karşılaştığı olay ve kişiler aracılığıyla bütün yönleriyle irdelenmektedir. Kurgunun yukarıda belirtilen tarzda olması, olayların takip edilmesi hususunda ayrı bir dikkat gerektirmektedir.Olay örgüsünde psikolojik ve felsefî boyut vardır. Bireyin iç dünyasında yaşadıklarıyla farklı kavram ve hususlar üzerine dile getirilenler bu iki boyutun ifadesidir.Romanlar kişiler açısından bakıldığında bir başkahraman ve onun etrafındaki kişiler tarzında bir yapılanmanın olduğu görülmektedir. Yardımcı kişiler, başkahramanın farklı özellikleriyle yansıtılmasında bir araç konumundadır. Bunun yanında bu kişiler aracılığıyla farklı hususu, kavram ve dönemler üzerinde durulduğu da görülmektedir.Temalar ise birey odağında irdelenmektedir. Olaya örgüsünde değinilen yapı temaları ortaya koymaktadır. Romanlarda ele alına temalar yanında farklı hususlar üzerinde durularak çok boyutluluğun oluşturulduğu da görülmektedir.Romanların mekân ve zamanına bakıldığında ise mekânın farklı işlevler taşıdığı; zamanın kurgu bahsinde değinildiği gibi kronolojik olmadığı söylenebilir. Bunun yanında 1970'lerden 2000'li yılların başına kadarki sürecin anlatıldığı eklenmelidir.Yukarıda özetlenen özelliklere bağlı olarak Eroğlu'nun son dönem Türk romanında, eserlerinin biçim ve içerik özellikleriyle önemli bir yere sahip olduğunu söylemek mümkündür. Bu eserler, yakın tarihe göndermeler yapmakta, modernist anlayış çerçevesinde toplum içindeki bireyi farklı yönleriyle anlatmaktadır.

AnlatımEroğlu, MehmetModernizm+5
Hasan Yürek
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Burhan Günel'in romanlarında yapı, tema ve anlatım

Bu çalışmada Burhan Günel'in on dört romanı başta yapı, tema, anlatım özellikleri olmak üzere incelenmiş; bu romanların ortak ve farklı noktaları üzerinde durulmuştur. Günel'in romanları genel olarak gerçekçi bir kurgu etrafında oluşturulmuştur. Yazarın, romanlarında bireyden hareketle toplumu anlattığı söylenilebilir. Romanlardaki yapı da bu çerçevede kurgulanmıştır. Bireyin karşılaştığı ve çatışma halinde olduğu insanlar aracılığıyla olay örgüsü düzenlenmiştir. Yukarıda özetlenenlerden hareketle Günel'in son dönem Türk romanında, önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz.

AnlatımGünel, BurhanRoman+4
Fatih Sakallı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1919'a kadar olan romanlarında yapı, tema, anlatım (1889-1919)

Bu tezde, ?Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1919`a Kadar Olan Romanlarında Yapı,Tema, Anlatım (1889-1919)? adlı tezimizde Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 1919 yılına kadar kaleme aldığı romanlarını inceledik. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır: Birinci Bölüm, Gürpınar'ın ilk on altı romanının yapısal incelemesi; İkinci Bölüm, bu on altı romanın ortak yapı, tema ve anlatımını ihtiva etmektedir.Tanzîmat'ın son yıllarında başladığı roman yazma serüvenini hemen hemen ölümüne kadar sürdüren Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın (1864-1944), romanları, yaşadığı devrin sosyal gerçeklerine ışık tutar. Bu romanlar Tanzîmat'la birlikte devletin başkenti İstanbul'daki kültürel değişimi olanca somutluğuyla resmeden âdetâ birer doküman niteliğindedir. Bu itibarla döneminin sosyal tarihinin tespit edilmesinde en kayda değer eserler arasında sayılabilecek bu romanlar, yazıldıkları dönemin edebî zevkinin dışında kendine has üslûblarıyla hep önemlerini koruyarak kendilerinden söz ettirmişlerdir.Her şeyden önce tezimiz biyografik bir çalışma olmadığından yazarımızın hayat hikâyesi üzerinde durulmamıştır. Tezimizin Giriş bölümünde şunlar ele alınmıştır: Hüseyin Rahmi Gürpınar'a kadar Türk romanının gelişimi; Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın eser verdiği devir içerisindeki yeri ve Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın farklı bir anlayışla ele aldığı ?gerçekçilik?Yazarımızın sahip olduğu 41 romanı incelemek tez projemiz çerçevesinde teknik sebepler yüzünden olanaklı görülmediğinden, tezimizin kapsamını onun edebî anlayışında değişimin görülmeye başladığı 1919 yılıyla sınırladık. Çalışmamızın Birinci ve ana bölümünde, yazarın ilk 16 romanı (1889-1919), ?Eserin Tanıtımı, Eser Hakkında, Özet, Yapı, Tema, Dil ve Anlatım ve Anlama ve Yorum? başlıkları altında yapısalcı bir yöntemle tek tek incelenmiştir.Özellikle Birinci Bölüm'ün ?Yapı? başlığı altında bütün unsurların olay örgüsündeki işlevleri tespit edilmeye çalışılmış ve olay örgüsünden hareketle romanların temaları bulunmuştur. Bu çözümleyici inceleme sonucunda yazarın roman anlayışında büyük ölçüde üstat olarak gördüğü Ahmed Midhat Efendi'nin etkisinin görüldüğü ve geleneksel anlatı tekniklerini asla terk etmediği ortaya çıkmıştır.İkinci Bölüm'de, on altı romanın panoramik bir bakışla ?ortak yapı, tema ve anlatım? özellikleri tespit edilmiş ve bazı sonuçlara ulaşılmıştır. Tezimizin bu bölümünde, yanlış Batılılaşma sorunu, halk arasındaki batıl inanışlar ve kadın sorunları gelenek ve modernite gerilimi bağlamında ele alınmıştır.Tezimizi Sonuç bölümünde, önceki kısımlarda ele alınan konular daha genel bir bakışla değerlendirilmiştir. Buna göre Hüseyin Rahmi Gürpınar, yaşadığı devrin sanat anlayışlarına bağlı kalmadan, kalsik Türk edebî geleneğiyle Batılı bir tür olan romanın aldığı yeni şekilleri bir arada kotaran, bütün bunları yaparken de geniş halk kitlelerini geri kalmışlıktan kurtararak onları ?yüksek bir felsefeye çekmek?i temel gaye olarak gören özgün bir sanat anlayışını benimsemiştir.Anahtar Sözcükler: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Roman, Yapı, Tema, Anlatım

Gürpınar, Hüseyin RahmiRomanTürk edebiyatı+2
Özgür İldeş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Halit Ziya Uşakligil'in romanlarinda yapı tema

Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışmaÖZETİmran Ağca, Halit Ziya Uşaklıgil'in Romanlarında Yapı Tema, Ankara, 2008Çalışmada, Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı yapı tema dil ve anlatım bakımından tek tek incelenmiş, bugüne kadar üzerinde pek çok çalışma yapılmış olan Halit Ziya'nın romanları hakkında yeni sonuçlara ulaşılmıştır.Çalışmanın evreni Halit Ziya Uşaklıgil'in sekiz romanı ile romanların yapı, tema dil ve anlatım bakımından incelenmesine kaynaklık edecek yazılı kaynaklardan oluşmaktadır. Sözü edilen kaynakların tamamına ulaşılmış, yazarın romanlarında kullanılan kaynaklar ve kendi romanları bütünüyle incelenmiştir. İnceleme sonucuna göre:Halit Ziya'nın romanlarının yapı ve tema bakımından incelenmesi sonucunda çalışmadan önce, yazarın aşk, evlilik, şiir, kötümserlik, yüksek zümrenin yaşantısı olarak ifade edilen temaların yazarın romanlarında yapısal unsurlar olarak bulundukları tespit edilmiştir.Çalışmadan çıkan sonuca göre, Halit Ziya'nın romanlarında temanın yapıyı belirleyen bir unsur olduğu, yazarın temalarının materyalizm-idealizm, romantizm-realizm, kader-irade, kirlenme, büyüme, masumiyet, maddi imkân imkânsızlık, sahip olma kompleksi, ölüm saplantısı, intihar eğilimi, cinsellik ve yıkıcılık temlerinden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazarın dil ve anlatımda romanların yapı ve temasıyla bağlantılı olarak yeni bir anlatma tekniği ve dili yarattığı belirlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. yapı2. tema3.psikolojik roman4. birey4.çatışma

İmran Ağca
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Memduh Şevket Esendal -insan ve eser-

BiyografiEsendal, Memduh ŞevketHikaye+1
İsmail Çetişli
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1989
00
DoctorateOpen AccessTR

1950 sonrası Türk edebiyatında varoluşçu felsefeden etkilenen yazarların romanlarında yapı, tema ve anlatma

Türk edebiyatı 1950 sonrasında özellikle roman ve hikâye türündebazı değişimler geçirmiştir. 1940'lı yıllarla birlikte başlayan bu değişimlerinpek çok nedeni bulunmaktadır. Bunlardan birisi de 1950'den sonra Türkedebiyatında etkili olmaya başlayan ve temelde felsefeye ait bir akım olanvaroluşçuluktur. Varoluşçuluk bireyi merkeze alması, bireyin bu dünyadakivaroluşundan hareketle insan ve insana ait sorunları sorgulamasıyla dünyaedebiyatında önemli etkileri olmuş bir akımdır. Nitekim bu felsefeye ait pekçok fikir ve öneri Türk edebiyatına da öncelikle bu felsefe temsilcilerinin edebûmetinleri aracılığıyla girmiştir. 1950'den sonra bazı Türk yazarlarınınvaroluşçuluğa ait metinleri okudukları ve o dönemin getirdiği siyasi, sosyalgelişmelerin doğal bir sonucu olarak bu akıma ait bazı sorunları ele aldıklarıgörülmektedir.Bu çalışmada Yusuf Atılgan, Ferit Edgü, Demir Özlü, Vüs'at O. Benerve Tezer Özlü'nün romanları ele alınmış; bu eserlerin yapı, tema veanlatmada ortaya koydukları özellikler tespit edilmeye çalışılmıştır. Ele alınanyazarların hemen hepsinde geleneksel roman anlayışına bağlı unsurlarındeğişim geçirdiği, gerek temada gerekse anlatmada bazı yeni arayışlarınolduğu görülmüştür. Söz konusu yazarların özellikle temada ele aldıklarısorunlar ve kavramlar açısından varoluş felsefesine ait bazı düşüncelerdenetkilendiği görülmektedir. Bireyleşme, varoluş, toplumsal değerlere karşıçıkış, yabancılaşma, yalnızlık, bunalım, sıkıntı, ölüm, intihar ve seçim gibitema ve kavramlar söz konusu yazarların romanlarında bireysel bir bakışaçısıyla ele alınmıştır. Bu kavram ve temaların ele alınışında varoluşçu yazarve düşünürlere sık sık atıflar yapılmış, kimi zaman da onların bazıdüşünceleri romanların hareket noktası hâline gelmiştir.1950 sonrasında eser veren ve yukarıda adları anılan yazarlarınözellikle Albert Camus, Jean-Paul Sartre, Sören Kierkegaard, FriedrichNietzsche ve Martin Heidegger gibi varoluş felsefecilerinin yanı sıraDostoyevski ve Kafka gibi yazarların eserlerinden etkilendikleri görülmektedir.Bu düşünür ve yazarların özellikle insana ve hayata bakışları iledüşüncelerini ortaya koyma biçimleri bu dönemde oldukça etkili olmuştur.Bu çalışmada ele alınan yazarların romanlarında öne çıkan başka birözellik ise eserlerin yapı ve anlatmada gösterdikleri farklı eğilimlerdir. Olayörgüsünün geri plana itilişi, romanlarda zaman ve mekâna bağlı unsurlarafarklı anlamlar yüklenmesi, romandaki bakış açısının ve anlatıcının genelliklebireysel bir anlatıma/bakış açısına odaklanması ve farklı anlatım tekniklerinindenenmesi bu yeni anlatım tarzının en belirgin özellikleridir. Romanın yapı veanlatmada gösterdiği bu özellikler romanların otobiyografik karaktertaşımalarıyla ilgili olduğu kadar, modernist edebiyatın örneklerinintanınmasıyla da doğrudan ilgilidir. Romanın yapısal değişimin ardındaözellikle Fransa'da etkili olan ?yeni roman? anlayışının etkiliği olduğu daayrıca belirtilmelidir.1950 sonrası Türk edebiyatındaki değişimleri beş romancıyı odakalarak işleyen bu çalışma, felsefe ve edebiyat arasındaki ilişkiyi ortayakoymayı, bir felsefû akımın edebiyata olan etkilerini somutlaştırmayıhedeflemektedir. Söz konusu hedefler doğrultusunda yazarların romanlarıyapı, tema ve anlatma başlıkları altında incelenmiş, bu incelemeden çıkansonuçlar çalışmanın sonunda özetlenmiştir. Bu çalışmada hedeflenen, sözkonusu yazarları ?varoluşçu yazar? olarak nitelemek değil, edebû metinlerininsanı ve hayatı ele alışında ortaya çıkan felsefû etkileri göstermektir.Çalışmanın sonuç bölümünde de ifade edildiği gibi varoluşçuluk belli birsüreçte Türk edebiyatında etkili olmuş ve yazarların hayata, insana bakışınıdeğiştirmiştir. çerik ve bakış açısındaki bu değişim, beraberinde yeni anlatımbiçimleri ve anlatım dilinin de ortaya çıkmasına kapı aralamıştır.

Mustafa Kurt
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi mecmuasının fikri ve edebi bakımdan değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 1913-1914 yıllan arasında toplam yedi sayı çıkmış olan Türk Bilgi Derneği'nin yayın organı durumundaki Bilgi Mecmuası, fikri ve edebi bakımdan incelenmiştir. Çalışmamıza Bilgi Mecmuasındaki yazılar, günümüz (latin) harflerine aktarılarak başlanmıştır. Giriş bölümünde Bilgi Mecmuası'nın yayınlandığı dönemde ülkemizde ve dünyadaki siyasi,sosyal ve kültürel panorama üzerinde durulmuştur. Çalışmanın birinci bölümü "1908 Sonrası Basın ve Edebiyat Hayatı" adım taşır. Bu bölümde dönemin edebi hayatı ve edebiyat topluluklarından bahsedilir. Sonra ikinci Meşrutiyet Dönemi Türk Basını hayatı üzerinde durulur, ikinci Meşrutiyet Döneminde Çıkan Dergiler tanıtıldıktan sonra dönemin Türkçü Cemiyetleri ve bunların yayınladıkları dergiler hakkında bilgilere yer verilir. Çalışmanın ikinci bölümü, "Türk Bilgi Derneği, Bilgi Mecmuası'nın Teşekkülü ve Özellikleri" adını taşır. Bu bölümde de Türk Bilgi Derneği ve Bilgi Mecmuası hakkında bilgilere ayrıca mecmuanın çıktığım haber veren beyannameye yer verilir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, dergide yer alan yazıların dergideki orijinal sayfalarına göre dizini verildikten sonra, yazılar konularına göre sırasıyla değerlendirilir. Sonuç bölümü bütün bu yaptığımız çalışmanın genel bir değerlendirmesini içerir. Kaynakça da ise çalışma esnasında doğrudan veyahut dolaylı olarak yararlandığımız kitap, makale ve tezlerin künyeleri belirtilir. Kısacası bu çalışmaya konu olan Bilgi Mecmuası, ülkemizde batıdakilere benzer bilim akademilerinin tesisini sağlamak ve bilim alanında bir Rönesans yapmayı amaçlayan Türk Bilgi Derneği üyelerinin seslerini duyurabilmek amacıyla çıkmıştır. Osmanlı entellektüelinin modernleşme hamlesinin bir göstergesi olarak düşünülebilecek mecmuanın ömrü 7 sayı sürse de, ülkede farklı alanlardaki eksiklerimizi göstermesi bakımından değerlidir. Farklı alanlarda birçok yararlı konunun işlendiği mecmua, Cumhuriyet Türkiye'sinin temellerini atacak atılınım öncülerinden biri olarak değerlendirilebilir.

Fatih Sakallı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Dostoyevski düşüncesinde insanın özgürlüğü problemi

XIX. yüzyılın önemli düşünürlerinden biri olan Dostoyevski, insanın varoluş sorununu işlerken, insanı zincirlere vurarak, onun tinselliğini yok ettiği gerekçesiyle, gelişme ve ilerlemeye dayalı aydınlanma düşüncesiyle hesaplaşır ve geleceğin üstün karakterli, yeni bir insan tipinin sağlam bir bildirisini yapar. Bu nedenle, bu yeni düzende, kişi önce bir varoluşçu çelişkiler yumağında, bir tutku ve karmaşa dünyası içerisinde bulur kendini. İnsan böyle bir durumda, kişiliğini, ruhunu öldüren her şeye isyan eder; toplumsal düzenden, Apolloncu ilkelerden kopar, kurallara boyun eğmez olur. Peki ne yapmalı, insanı yeniden nasıl diriltmeli diye sorar Dostoyevski? Sonra bu soruyu, insanı yeniden özgürleştirmen, ona Rönesans'la beraber yitirdiği özgürlüğü yeniden vermeli, diye yanıtlar. Dolayısıyla onun amacı, inşam yasalardan, kozmik düzenden, her şeyden kurtarmak, özgürleştirmek, yazgısını takip ederek, bu yazgının onu ister istemez götüreceği yeri açığa çıkarmaktır. Zira insan ancak özgürlük yolunda, yapıp eden bir makine değil de, duygulan, tutkuları olan, yaşayan, hisseden, istençli bir varlık olduğunu kavrar. Dolayısıyla Dostoyevski, incelemesini Diyonizos sanatı yöntemlerine göre yürütmüştür. Ancak Dostoyevski' de, Diyonizosçu kendinden geçişler Eski yunanda, coşku dolu puta tapanlarda olduğu gibi bir felaketle, aşırılıklar içinde, insanın yıkımıyla sonuçlanmaz. Hiçbir tutkusal, ya da coşkusal kendinden geçiş, Dostoyevski'yi, insanı yadsıyacağı bir duruma getirmemiştir. Bu Diyonizosçu coşkunun ortasında, insan kişiliği tüm gücüyle kendini belli eder; tüm dinamizmi ve çelişkileriyle birlikte insan sonuna dek kendi olarak, "yok edilemeyen insan" olarak kalır.Bunun temelinde ise, felsefesinin dayandığı diyalektik ve sezgisel metodu, Dostoyevski'nin başarılı bir biçimde uygulamış olmasını yattığım söyleyebiliriz. Bu bağlamda, mevcut çalışmada, Dostoyevski'de insan ve insanın özgürlüğü probleminin felsefı-tarihsel kaynağı, bu problemi işleyişinde Dostoyevski'nin nasıl bir yol izlediği, bu yolda yönteminin nasıl işlediği, felsefi bir bakış açısıyla ele alınıp tartışılmaya çalışılmıştır. Dostoyevski, insanın özgürlüğü probleminin çözümünü ortaya koyarken nasıl bir yol izlemiştir? İnsan ruhunun deneyimlerine bağlı olan insanın özgürlük yazgısının gelişimini, sonuçta, Tanrı-İnsan Hazret'i İsa'ya yükleyerek çözümlemektedir. Bu yolda insan, önce Apolloncu öğelere isyan eder, ardından Diyonizosçu öğelerin doyumsuz coşkunluğunda bulur kendini. Sonunda da, İsa imgesine ve bu imgeyle temellenen Hıristiyanlığa ve onun bu Apolloncu- Diyonizosçu ilkelerin bir sentezi olarak algılayabileceğimiz toplum düzenine ulaşarak dinin sonsuz kuşatıcılığı çerçevesinde tinsel varlığım ve bunun dayanağı olan serbest seçim ve inanç özgürlüğünü onaylar. II

Murat Coşkun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
22
Master'sOpen AccessTR

Yücel dergisi ve dergi etrafında gelişen edebi faaliyetler

Dergiler, gazetelerin de kitapların da özelliklerini taşıyan; ne tam bir gazete ne de tam bir kitap olmayan bir yayın türüdür. Özellikle kültür.sanat ve edebiyat dergileri dönemlerinde sosyal yaşantıya ciddi etkilerde bulunmuştur. İncelememiz'e kaynaklık eden Yücel dergisi de bir kültür,edebiyat ve sanat dergisidir. 1935-1 956 yılları arasında belli aralıklarla 163 sayı çıkarılan dergi modern Türkiye'nin oluşum devresinde sosyal, kültürel ve siyasi hayata ciddi katkılarda bulunmuştur. Biz Yücel'i Cumhuriyet Türkiyesi'nin önemli bir dönemine tanıklık ettiği ve döneminde Kemalist gençliği peşinden sürükleyerek aydınlık Türkiye'nin yapı taşlarından birini oluşturduğu için inceledik. Öncelikle genel bir bakışla Yücel'i tanımaya çalıştık.Bu tanıma çalışması esnasında derginin 1956 yılına kadar olan yayın serüveninde dergiye yazan bütün yazarların alfabetik sıraya göre bir soyadı indeksini oluşturduk. Yücel'in edebî faaliyetleri de Cumhuriyet sonrası gelişen İnkılâp Edebiyatı'nın Yücel'deki yansımaları da çalışmamızın diğer önemli bölümünü teşkil etti. İncelememiz iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde bir dergi olarak Yücel'in kendisini nasıl ifâde ettiği ikinci bölümde ise dergideki edebî faaliyetlerin ne yönde olduğu incelenmiştir. Birinci bölümde Yücel'in yazı kadrosu, sosyal ve siyasî hayata etkisi, ideal okuyucusu ve yayın politikası ve son olarak Neo-Hümanist bir dergi olarak Yücel incelenmiştir.İkinci bölümde derginin dönemin hâkim edebiyat anlayışı olan inkılâp edebiyatıyla ilgisinin ne düzeyde olduğunu belirlemek için tenkit yazıları ve anketler incelenmiştir. Edebiyat yazıları konularına göre sınıflandırdığında ise şu gruplar oluşmuştur: "Tercüme hayatımızı anlatan yazılar.Edebiyat teorisi yazıları, Dünya edebiyatından önemli şahsiyetlerin anlatıldığı yazılar.Türk edebiyat tarihi yazıları ve Dil yazıları" Her bölümle ilgili önemli görülen yazılar da dergiden aynen alarak ekler kısmı oluşturulmuştur.264 Bütün bu incelemelerimiz neticesinde Yücel'in döneminde modemite yanlısı bir dergi olduğu görülmüştür. Moderniteye gidecek yolun Kemalist ideolojiden geçtiğine inanan dergi Kemalist ideolojinin bayraktarlığını da üstlenmiş denilebilir. Türk insanının özüne dönerek kendini keşfetmesi olarak kısaca tanımlanabilecek olan Neo-Hümanist anlayış Yücel'in yayın politikasını belirlemiştir. Dergi bu anlayış çerçevesinde İslâmiyetten önce oluşan Türk Edebiyatı'nı bizim öz edebiyatımız olarak kabul etmiş ve örneklerini de bu doğrultuda vermiştir. Dergi inkılâp edebiyatına hizmet eden şair ve yazarları bünyesinde toplayarak bu anlayışa hizmet etmiştir. Zengin edebiyat yazıları içeriğiyle de gençler için bir okul vazifesi görmüştür.

DergilerEdebi incelemeYücel dergisi
Elvan Torun
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors