Theses supervised by Prof. Dr. Zehra Vildan Serin
16 theses · Hasan Kalyoncu University
Üniversite öğrenci harcamalarının analizi ve karşılaştıkları sorunlar hakkında bir araştırma: Şanlıurfa örneği
Üniversiteler gelişmenin temel dinamiği ve bilginin üretildiği merkezdir. Bu çalışmada Harran Üniversitesi öğrencilerine 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde uygulanan anketlerden elde edilen veriler kullanılarak, öğrenci harcamaları analiz edilmiş ve karşılaşılan sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa Üniversitesinin şehir merkezindeki akademik birimlerinde eğitim gören öğrenciler oluştururken araştırmanın örneklemini bu 730 öğrenci oluşturmaktadır. İlde bulunan 25.375 öğrenciyi temsilen 730 öğrenciye yüz yüze anket yapılmıştır. Anket formlarından elde edilen veriler, SPSS 22.0 istatistik programında analize tabi tutulmuştur. Öğrencilerin % 38,4'ü eğitim kalitesini, % 36,3'ü sosyal ortamı bir problem olarak görürken sadece % 11,5', barınma sorunlarını öne çıkarmaktadır. Öğrencilerin % 31,8'inin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin dışındaki farklı illerden geldikleri görülmektedir. Birinci Öğretim öğrencilerinin % 83,4'ü, İkinci Öğretim öğrencilerinin ise % 16,6'sı burs ve benzeri yardımlar almaktadır. Öğrencilerin % 13,8'i eşyalı kiralık evde barınırken % 32,7'si kiralık ev statüsündeki konutlarda barınmaktadır. Az miktarda öğrencinin öğretmenevi, lojman, otel ve pansiyon gibi olanakları kullandığı görülürken % 45,3'ün ise başta öğrenci yurtları olmak üzere diğer barınma olanaklarını kullandığı görülmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin % 45,8'i Harran Üniversitesi'ni yakınlığı, % 25,6'sı puanı nedeniyle seçmiş olup % 8,2'si ise tavsiye üzerine tercih etmiştir. Öğrencilere göre Şanlıurfa'daki öğrenci maliyeti incelendiğinde; öğrencilerin % 15,7'si çok yüksek, % 39,4 yüksek, % 27,1'i aynı cevabı verirken % 14'ü düşük, % 3,8'i çok düşük cevabı vermiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin % 50'den fazlası yiyecek içecek maliyetlerini çok pahalı bulduğu, % 42,5'inin ise normal bulduğu görülmektedir. Öğrencilerin % 69,7'si ise şehirdeki barınma maliyetlerini öğrenci bütçesine uygun bulmadığı görülmektedir. Bu durum kentlerde öğrencilerin yarattığı nüfus artışını karşılayacak düzeyde yatırım ve planlamanın yapılmadığına işaret etmektedir. konut ve ulaşım alt yapısının yetersizliği dolayısı ile Anadolu kentlerindeki öğrencilerin önemli bir memnuniyetsizlik içerisinde olduğu, öğrencilerin önemli bir kısmının yeniden imkânları olsa aynı üniversiteyi yeniden seçmeyecekleri görülmektedir.
Suriyeli mültecilerin iş bulma aşamasında karşılaştıkları sorunlar (Adıyaman örneği)
Bu çalışmada Adıyaman'da yaşayan Suriyeli mültecilerin işgücü piyasalarına entegrasyonları için sosyo-ekonomik ve mesleki profilleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma genel tarama türünde yürütülmüş betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Adıyaman şehir merkezinde yaşayan 110 aile ve bu alilere mensup 493 kişi oluşturmuş ve katılımcıların %55.2'si erkek ve % 44.8'i kadındır. Örneklemin seçiminde kartopu örnekleme modeli kullanılmıştır. Mültecilerin mesleki profillerini belirmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen ve 28 maddeden oluşan anket uygulanmıştır. Anketler yüz yüze yapılan görüşme ile gerçekleştirilmiş ve Türkçe bilmeyen mültecilerden veri sağlamak amacıyla tercüman desteği alınmıştır. Verilerin analizinde yüzde, frekans ve çapraz tablo teknikleri kullanılmıştır. Adıyaman'da yaşayan Suriyeli mültecilerin yaş ortalamalarının çok genç olmasına karşın mültecilerin beşte birinin hiç eğitim almadığı, üçte ikisinden fazlası ise sadece temel eğitim aldığı ve bu nedenle mültecilerin sosyo-ekonomik durumlarının oldukça düşük olması nedeniyle iş bulmada zorluklar yaşadıkları, günlük geçici işlerde çalıştıkları, çok az gelir elde edebildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Mültecilerden iş yaşamına katılacak kişi oranının yüksek olması nedeniyle onlara farklı alanlarda meslek kazandırılması, Türkçenin etkili bir biçimde öğretilmesi, informal becerileri olanların sertifikalandırılması, istihdam ve girişimcilik olanakları çeşitlendirilerek teşvik edilmesi, toplumsal ayrımcılığın azaltılması için çalışmaların yapılması yönünde öneriler geliştirilmiştir.
Ortadoğu ülkeleri'nin Türkiye'ye yönelik turizm taleplerini belirleyen faktörler: Seçilmiş ülkeler için karşılaştırmalı bir analiz (2000-2018)
Bu çalışmanın amacı, 2000-2018 yılları arasında, seçilmiş Orta Doğu Ülkeleri için Türkiye ye yönelik turizm talebini belirleyen faktörleri karşılaştırmalı olarak analiz etmektir. Araştırmaya Ortadoğu Ülkelerinden Türkiye' ye en çok turist gelen İran, Irak, Suudi Arabistan' ile Körfez Ülkeleri'nden Katar, Bahreyn, Dubai, Birleşik Arap Emirlikler'i dahil edilmiştir. Bulgular bu ülkelerden gelen 50 turistle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen bulgular tartışılmıştır. Bu araştırmanın temel sonucu Orta Doğu ülkelerindeki siyasi istikrarsızlık ve iç savaşın, Türkiye'ye gelen turistlerin sayısını önemli ölçüde artırmasıdır. Bu ülkelerden gelen turist sayısı ve 2017'de% 44 oranında bir önceki yıla göre yükselmiştir. Ayrıca, Türkiye' de nispi olarak fiyatların ucuz oluşu, yakınlığı, coğrafi zenginliği, iklim çeşitliliği de seçili ülkelerden Türkiye' ye gelen turist sayısının artmasında etkili olmuştur.
Suriyeli mülteci kadınların emek piyasasına katılmada karşılaştıkları zorluklar: Şanlıurfa örneği
Türkiye sınır komşusu Suriye'den iç savaş nedeniyle göç almaktadır. Türkiye, Suriye'deki iç savaş nedeniyle çok sayıda Suriyeliyi geçici statüde ülkeye kabul etmiş olup bugün bu mülteciler içerisinde çok sayıda kişi ekonomik yaşama dâhil olmuş durumdadır. Bu araştırmada Suriyeli mülteci Toplanan veriler kadınların sosyal ekonomik yaşama katılımları incelenmiştir. Suriyeli kadın mültecilerin emek piyasasına katılımında karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığı ve sosyal dışlanmayı araştırmak bu tezin temel amacıdır. Bu tezde kartopu yöntemiyle belirlenen Şanlıurfa ili içinde yaşayan 462 kişiye anket uygulanmıştır. SPSS istatistik programında analiz edilmiştir. Ayrıca 50 Suriyeli mülteci kadın ile yüzyüze olarak mülakat yapılmıştır. Şanlıurfa'da 20 İşverenle yapılan karşılıklı görüşmelerde Suriye kadın mülteci çalıştırmada yaşadıkları sorunlar belirlenmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde Şanlıurfa 'da yaşayan kadın Suriyeli mültecilerin emek piyasasına katılımında karşılaştıkları sorunlar belirlenmiş, bunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Suriyeli kadın mülteciler, türkiye, şanlıurfa, emek piyasası
Mikro kredilerin kadının güçlendirilmesi üzerindeki etkileri: Gaziantep örneği
Gaziantep ilindeki Mikrofinans Kurumundan mikro kredi kullanan kadınların sosyo-ekonomik hayatlarına olası çeşitli demografik değişkenler bağlamında tespit etmek araştırmanın ana amacını teşkil etmektedir. Araştırmada belirlenen hipotezlerin analizi için anket yöntemi kullanmıştır. Mikro kredi kullanan 151 kadın ile gerçekleştirilen saha araştırmasında; Gaziantep ilindeki Mikrofinans Kurumundan mikro-kredi kullanan kadınlardan toplanan veriler ışığında oluşturulan modele ilişkin analizler şöyle özetlenebilir; "Veri Toplama Yöntemi ve Ölçüm Araçları" başlığında detaylı bir şekilde bilgileri verilen ölçeklerin, araştırma verilerine uyumluluğunu tespit etmek için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. Daha sonra hipotezlerin test edilmesi için de One-Way ANOVA (Tek Yönlü Varyans Testi) uygulanmıştır. Çalışma 5 Bölümden oluşmaktadır. 1. Bölümde girişle beraber çalışma hakkında genel bilgi verilmiştir. 2. Bölümde mikro kredi ile ilgili genel bilgiler anlatılmaktadır. 3. Bölümde mikro kredinin Dünya'da ve Türkiye'deki örnekleri ve mikro kredinin faydaları yer almaktadır. 4. Bölümde örnek uygulama çerçevesinde araştırmanın nasıl yapıldığı ve elde edilen bulgulara yönelik bilgiler yer almaktadır. Son olarak 5. Bölümde araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar ve bu sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mikro Kredi, Mikro Kredi Uygulamaları, Kadınların Güçlendirilmesi, Sosyo-Ekonomik Düzey.
Durağan durum ekonomisi: Ekolojik sürdürülebilirlik ve sosyal adalet için parasal ve mali politikalar
Mevcut makroekonomik politika sürekli olan bir ekonomik büyümeyi teşvik etmektedir. Bu iktisadi iklimde işsizlik, yoksulluk ve borç, yetersiz büyüme ile ilişkilendirilmektedir. Ekonomik faaliyet, doğal materyallerin dönüşümü ve nihai olarak çevreye atık olarak geri dönmesine dayanmaktadır ve mevcut akım hacmi seviyeleri gezegenimizin taşıma kapasitesini geçmektedir. Başarısız bir şekilde kurulmuş ekonomik kuruluşların bir sonucu olarak toplum, ekolojik felaket ve sefalet arasında kabul edilemez bir seçim yapmaya zorlanmaktadır. Gezegenin sınırları ile uyumlu bir akım hacmi ile karakterize edilen bir durağan durum ekonomisine geçiş şarttır. Bu çalışma, mevcut parasal ve mali politika yapılarının eksik yanlarını inceleyerek ve çözüm önerileri sunarak bir durağan durum ekonomisi kurulmasına katkı sağlayacaktır. Bir durağan durum para politikası, kamu sektörü aracılığıyla, sürdürülebilir bir refahı destekleyecek şekilde, döngüsel olmayan ve borçtan bağımsız bir dikey para yaratımı sağlar. Bir durağan durum maliye politikası, gelir elde etmek için değil ama para politikası hedeflerine ulaşmak için, harcanan ve borç verilen her para ile bu paranın geri kazanımı arasında dikkatli bir şekilde denge oluşturmak zorundadır. Bir durağan durum maliye politikasının öncelikleri stratejik kamu malı yatırımları, ekolojik zararların ve ekonomik rantların vergilendirilmesi ve artan oranlı vergi mekanizmalarının yürürlüğe konması olmalıdır. Bu çalışmada ayrıca, akım hacmini düzenleyecek bir "Müşterekler Sektörü" ve para arzını sıkı sıkıya düzenleyecek bir "Para Komitesi" da dahil olmak üzere çeşitli kurumsal yenilikler düşünülmüştür.
Para politikası aracı olarak faiz koridorunun etkinliği: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası örneği
Global kriz sonrası, görülen aşırı finansal oynaklığa daha etkin müdahale edebilmek amacıyla geleneksel olmayan para politikası araçlarına ihtiyaç duyulmuştur. Geleneksel olmayan para politikası araçları merkez bankalarının beklenmeyen durumlar karşısında piyasalara daha hızlı ve etkin bir şekilde müdahale edebilmelerine olanak sağlamıştır. Bu çalışmada faiz koridoru sistemi incelenerek döviz kuru kanalı üzerindeki etkinliğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu kapsamda çalışmada ilk olarak para politikası araçlarında 2008 küresel kriz sonrasındaki süreçte yaşanan değişim ve bu değişimin nedenleri araştırılmıştır. Daha sonra seçilen örnek merkez bankalarının faiz koridoru stratejileri incelenmiştir. TCMB'nin 2010 yılı sonlarından itibaren kullanmaya başladığı faiz koridoru aracının oluşturulan yeni sistemde uygulanma amacı ve TCMB hedefleri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde TCMB'nin finansal istikrarı desteklemek amacıyla uyguladığı faiz koridoru sistemi 2010-2018 dönemi için aylık veriler kullanılarak döviz kuru etki kanalı araştırılmıştır. Veri seti olarak, gecelik borç alma faiz oranı, faiz koridoru genişliği, reel efektif döviz kuru, M3 para arzı, BIST 100 endeksi aylık ortalama kapanış değerleri, enflasyon yıllık yüzde değişim oranları ve gecelik borç verme faiz oranı kullanılmıştır. Analiz için Eviews 10 programı kullanılmıştır. VAR modeli kurularak, Vektör hata düzeltme modeli (VEC) yapılmıştır. Çalışma sonucunda, değişkenler arasında uzun dönemli ilişkinin varlığı tespit edilerek, Granger nedensellik analizi yapılmıştır. Faiz koridoru aracının para politikası hedeflerini gerçekleştirmek için Merkez Bankasına daha esnek ve etkin olma avantajı sağladığı görülmüştür. VAR analizi bulgularına göre, Merkez Bankasının finansal istikrarı desteklemeye yönelik uyguladığı faiz koridoru aracının döviz kuru kanalı üzerinde iktisadi literatürü destekler nitelikte etkili olduğu saptanmıştır.
Kamu ve özel banka müşterilerinin elektronik bankacılığa güveni ve kullanım sebepleri üzerine bir araştırma: Gaziantep ili uygulaması
Elektronik bankacılık, ülkemizde ve Dünyada kısa bir süre içerisinde büyük gelişmeler kaydeden bir alan olmuştur. Bunun nedeni, elektronik bankacılık sektörünün teknolojik gelişmelerle orantılı olarak yüksek düzeyde ve hızda inovatif fikirleri hayata geçirebilmiş olmasıdır. Araştırma içerisinde güncel sorularla anket çalışması yapılmıştır. Anket sonucunda çıkan veriler SPSS programında işlenerek çıkan güvenilirlik düzeyi endeksi ki kare tablosu ve istatistiksel tabloların değerlendirilmesi ile araştırma içerisinde analizlere yer verilmiştir. Elektronik bankacılığın gelişmesi, müşteri memnuniyeti sağlayan bir unsur olmasının yanında,sermaye gerektiren şube bankacılığından farklı olarak teknoloji ile birlikte gelişim gösteren bir faktördür. İşte bu konuda yapılacak araştırmanın ve sorulacak soruların sonunda araştırma içerisinde yapılan anket çalışmasının çözümlenmesi ile alınabilecek yanıtlar incelenmiştir. Bu anketlerin sonuçlarından, Elektronik bankacılığın en çok kullanılan alanlarında yaşanabilecek değişimlere tüketicilerin veya kullanıcıların tepkisi ölçülmektedir. Analiz sonuçlarının grafiklerle ve tablolarla anlatılarak detaylarıyla gösterilmesi araştırmanın amacına uygun olarak tüketici tercihlerinin bankacılığın en çok gelişen sektörlerinden biri olan Elektronik bankacılıkalanında kapasitesinin ölçümüne katkı sağlayacaktır.
Türkiye'de enflasyon, işsizlik ve dış ticaret ilişkisi: 2014-2019
Ortalama fiyat düzeyinin hissedilebilir derecede ve istikrarlı bir şekilde artması, enflasyon şeklinde tanımlanabilir. Enflasyon, makro iktisat alanındaki en temel göstergelerdendir. Türkiye'de de enflasyon, uzun yıllardan beri ekonomik alanda yaşanan problemlerin başında gelmektedir. Enflasyonun olumsuz etkileri toplumsal hayata da yansımaktadır. Enflasyon kavramı esas olarak ekonomi literatürüne ait bir kavram olmasına rağmen bireylerin günlük hayatlarında kullanır hale geldikleri bir kavram olarak dikkat çekmektedir. Bir diğer ekonomik sorun olan işsizlik de insanlar üzerinde gerek fiziksel ve psikolojik gerekse sosyal açıdan olumsuz birtakım etkiler bırakmaktadır. İşsizlik, günümüzde gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde ciddi sıkıntılara sebebiyet veren önemli bir problem konumundadır. İhracata bağlı olarak ekonomiye giren para miktarının ithalat sebebiyle ekonomiden çıkan para miktarından daha az olması da dış ticaret açığını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, ekonomi açısından büyük önem ifade eden enflasyon, işsizlik ve dış ticaret kavramları açıklanarak bunlar arasındaki ilişki ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Kripto paralar ve uluslararası ticaret üzerine bir araştırma: Bibliyometrik, LSTM ve kümeleme analizi
İş süreçlerini değiştirebilme potansiyeline sahip blok zinciri teknolojisini kullanan kripto paralar küresel ekonomide bir dönüşüm ve değişim başlatmıştır. Bu dönüşüm, uluslararası ekonomik işlemlerden elektronik devlet uygulamalarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Günümüzde iş modellerinin, kurumsal yapıların yeniden tasarlanacağı sürecin ilk aşamaları yaşanmaktadır. Bu tezin amacı, kripto paraların uluslararası ticarette ne kadar kabul gördüğünü ölçmektir. Kripto paraların uluslararası ekonomik işlemlerde ne kadar kullanıldığının bir göstergesi de kripto paraya ilişkin akademik bilgi üretimidir. Bu bağlamda; bu tezde, kripto para ile ilgili yapılan akademik literatür taranarak kripto para kullanımına ilişkin akademik bilgi üretimi analizinin yapılması amaçlanmıştır. Yapılan kaynak taramasında, kripto paraların fiyatlarındaki oynaklığa yönelik yayınların azımsanmayacak seviyede olduğu görülmüştür. Buradan hareketle, kripto paraların fiyatlarının tahmin edilebilirlik seviyesinin ölçülmesi bu tezin bir diğer hedefini oluşturmuştur. Son olarak, kripto paraların fiyat hareketlerine göre oluşturdukları küme yapısının incelenmesi hedeflenmiştir. Kripto para piyasasının aşırı değişkenliği, fiyat hareketine odaklanma ihtiyacı doğurmuştur. Kripto para ekosistemi incelenerek önde gelen kripto paraların fiyat hareketlerine yönelik tahminleri yapılmıştır. Bu nedenle, LSTM ağıyla tahmin ve hiyerarşik kümeleme yaklaşımlarıyla seçili kripto paraların günlük fiyat hareketlerine göre analizleri yapılmıştır. Bu analizlerden LSTM ağıyla kripto paraların fiyat tahmininin, kümelemeyle de fiyat hareketleri açısından birbirine benzeyen veya benzemeyen kripto paraların belirlenmesine çalışılmıştır. Piyasanın önde gelen kripto paralarının kümelemeleri iki farklı senaryoya göre yapılmış ve piyasa değerine göre önde olan seçili kripto paraların fiyat hareketi açısından oluşan gruplamada Bitcoin diğerlerinden ayrışmıştır. Araştırma bulgularına göre; kripto para piyasasındaki seçili para birimlerinin fiyat tahmininde, yüksek doğrulukta tahmin seviyesi yakalanabilmektedir. Kripto para piyasası, pek çok iş kolunu değiştirme iddiasındadır ve teknolojik gelişmelerle bunu başarabilme potansiyeli taşımaktadır. Bibliyometrik analizler sonucunda; Türkiye'deki üniversitelerin, araştırmacıların ve fonların, uluslararası ticaret ve kripto para ekosistemi hakkında yapılan yayınlarda ilk sıralarda bulunmadığı görülmüştür. Bitcoin ile başlayan dönüşüm süreci; uluslararası ticaret, sağlık ve finans başta olmak üzere pek çok alanda hızlanmaktadır. Bu yeni teknoloji dünyasına girmekte geç kalmanın ekonomik bedelleri olabilir. Kanun yapıcıların; dağıtık defter teknolojisinin potansiyeline yönelik araştırmaları destekleyerek, olası risk ve avantajları erken görmesi ülke için fayda sağlayabilir. Kripto para ekosistemini inceleyen bu çalışma, farklı etkiye sahip olabilecek bazı değişkenleri yok saymıştır. Bu yüzden, gelecekte kripto paraların tahmin performansını etkileyebilecek farklı değişkenlerin de işin içine katılarak araştırılması önerilmektedir. Bu çalışmada, kripto para ile başlayan yeni ekonomik modelin bir bölümünü anlamaya yönelik analizler yapıldı. Analiz bulgularının kripto para yatırımcılarına yol gösterici olması beklenmektedir.
Türkiye'de altın fiyatları, döviz kuru, faiz oranı, BİST100 endeksi ve enflasyon arasındaki ilişkinin incelenmesi: Yapısal kırılmalar altında eşbütünleşme ve nedensellik analizi
Bu tez Türkiye'de altın fiyatları ile enflasyon oranı, faiz oranı, döviz kuru ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (BİST100) endeksi arasındaki dinamik ilişkiyi ve bu değişkenlerin uzun vadede altın fiyatları üzerindeki etkisini, büyüklüğünü ve yönünü analiz etmeyi amaçlanmıştır. Çalışmada, aylık seriler kullanılarak ilgili değişkenler arasındaki uzun dönem ve nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmamızın veri seti 2000:06-2019:12 örneklem dönemini kapsamakta olup toplam 234 gözlem içermektedir. Çalışmada geleneksel ve yapısal kırılmalı birim kök testleri, Gregory-Hansen ve Arai Kruzomi eşbütünleşme testleri uygulandıktan sonra değişkenlerin katsayı büyüklüğünü ve yönünü belirlemek için Dinamik En Küçük Kareler (DOLS), nedensellik ilişkisi için Fourier Toda-Yamamoto yaklaşımıyla incelenmiştir. Çalışmanın bulgu sonuçlarında altın fiyatları ile enflasyon oranı ve BİST100 arasındaki ilişkinin pozitif ve anlamlı, faiz oranlarıyla negatif ve anlamlı, enflasyon ve faiz oranı arasında ise tek yönlü bir nedensellik tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada kukla değişken olarak kullanılan 2008 küresel ekonomik krizin yansımalarının Türkiye'de altın fiyatlarına etkisi pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimler: Altın, Enflasyon Oranı, Yapısal Kırılma, Eşbütünleşme, Fourier Toda-Yamamoto
Veri zarflama analizi (VZA) ve Malmquist İndeksi (Mİ) yöntemiyle sağlık harcamalarında etkinliğin belirlenmesi
Bu tez sağlık harcamalarının etkinliğini Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Malmquist İndeksi (Mİ) yöntemleri kullanarak belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan toplam 30 ülke verisi 5 girdi ve 2 çıktı değişkeni kullanarak 2000-2018 dönemi için analiz edilmiştir. Sağlık harcamalarına ait etkinlik ölçümü, toplam etkinlik (CRS), teknik etkinlik (VRS) ve ölçek etkinliği (CRS/VRS) olmak üzere 3 farklı şekilde hesaplanmıştır. Çalışmamızda kullanılan model girdi odaklı olarak oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda, CRS modeline göre tüm ülkelerin ortalama %55'inin toplam etkin, VRS modeline göre ise ortalama %66'sının teknik etkin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Mİ analizine göre gelişmiş ülkelerin %66,6'sı; gelişmekte olan ülkelerin ise %60'ı toplam faktör verimlilik değişimi (TFVD) değerinde verimli olduğu saptanmıştır. Analiz sonucunda tüm ülkelerin ortalama olarak %63,4'ünde TFVD değerinde artış olurken; %36,6'sında azalış olduğu tespit edilmiştir.
Sistem dinamikleri yaklaşımı ile biyoenerji kaynak kullanımındaki artışların gıda güvenliği, enerji güvenliği ve çevre üzerine etkileri Türkiye örneği
Bu çalışmada, artan emisyon miktarının çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve enerji arzı kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla son yıllarda dikkatleri üzerine çeken biyoenerji üretimi için kullanılan kaynakların enerji güvenliği, gıda güvenliği ve çevre üzerindeki etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye örneği üzerinden, biyoenerji kaynak kullanımlarındaki değişimlerin belirlenen değişkenler üzerindeki etkisini incelemek amacıyla Türkiye' nin biyoenerji-gıda güvenliği-enerji güvenliği-çevre-nüfus sistem dinamiği simülasyon modeli oluşturulmuştur. Oluşturulan model üzerinden politika senaryoları denenerek biyoenerji kaynak kullanımındaki değişimlerin belirlenen değişkenleri 2021 yılından 2050 yılına kadar ne yönde etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçların literatür ile uyumlu olduğu saptanmıştır. Denenen senaryo sonuçlarına göre biyoenerji kaynak kullanımına bağlı olarak değişkenlerin farklı yönlerden etkilendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca biyoenerji arzının birçok sektörü birçok açıdan etkileme potansiyeli taşıdığı görülmüştür. Sonuç olarak tüm değişkenlerin bir arada düşünüldüğü sürdürülebilir bir politika ile gıda güvenliğini, enerji güvenliğini, çevreyi ve bunlar ile bağlantılı diğer değişkenleri olumlu yönde etkileyebileceği görülmüştür.
Yüksek, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam beklentisini belirleyen faktörlerin analizi: Panel veri yaklaşımı
Bu çalışmanın amacı; yüksek, orta ve düşük gelirli ülkelerde yaşam beklentisini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Bu amaçla her ülke grubu için 10'ar ülke olmak üzere toplam 30 ülkenin 2000-2017 yılları arasındaki verileri incelenmiştir. Analiz için Eviews 9 Programı kullanılarak işsizlik oranı, kamu harcamaları içerisinde kamu sağlık harcamalarının oranı, bebek ölüm oranı ve CO2 emisyonu değişkenlerinin yaşam beklentisine etkisi panel veri ile analiz edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada diğer çalışmalardan farklı olarak beklenen yaşam süresine etki eden faktörler ayrı ayrı sınıflandırılmış, yaşam beklentisine etkileri açıklanarak değişken odaklı literatür taraması yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; yüksek gelirli ülkeler için yaşam beklentisinin belirleyicileri bebek ölüm oranı, CO2 emisyonu ve kamu sağlık harcamaları iken, üst orta gelir grubu ülkeler için yaşam beklentisinin belirleyeni kamu sağlık harcamalarıdır. Düşük gelir grubu ülkeler için yaşam beklentisini etkileyen faktör ise bebek ölüm oranıdır.
Savunma sanayi ürünlerinde Türkiye'nin rekabet gücünün belirlenmesi: Açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler ve karşılaştırmalı ihracat performansı yöntemi uygulaması
Jeopolitik durumu nedeniyle, Türkiye savunma sanayi, açısından tarih boyunca stratejik öneme sahip olmuştur. Türkiye son yıllarda savunma sanayinde önemli adımlar atarak dışa bağımlılığını azaltmış, pek çok ülkeyle rekabet edecek konuma gelmiştir. Türkiye özellikle 2000 yılından itibaren savunma sanayinde yerli üretimini artırmayı başarmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, savunma sanayi ihracatında küresel güç olan ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya karşısında zırhlı araç, topçu, füze ve gemi ürün gruplarında Türkiye'nin rekabet gücünün belirlenmesidir. Bu çalışmada 'Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler' (AKÜ) indeksi ve 'Karşılaştırmalı İhracat Performans' (KİP)- indeksi yöntemleri 2010-2020 dönemi için uygulanmıştır. Araştırma bulguları, Türkiye'nin 2010-2020 döneminde zırhlı araç ihracatında , AKÜ indeks değerlerine göre rekabet gücünün yüksek olduğunu göstermektedir Topçu ürün grubunda KİP indeks değerlerinde Türkiye 2015 yılında Rusyadan üstün bir performansa sahiptir. Dalgalı bir indeks seyri izlese de, 2011-2017 yılları arasında seçilmiş ülkelerden topçu ürün ihracat performansı yüksektir. Füze KİP indeks değerleri karşılaştırmalı ihracat performansı genel olarak düşüktür. Türkiye füze ihracatında dezavantajlı bir konuma sahiptir. Gemi ihracat performansında 2010 ve 2019 yıllarında Rusyadan daha iyi konuma ulaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. ABD ile ise 2012 sonrası ihracat performansı yüksektir. 2018 yılına kadar Çin'den daha avantajlı konumdadır. Türkiye' nin savunma zırhlı araç, topçu ve gemi ürün ihracatında ABD, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya karşısında rekabet gücünün devam etmesi Türkiye'nin bu ürün guruplarında araştırma ve geliştirmeye verdiği önemi artırmasına ve uyguladığı stratejik ticaret politikalarını devam ettirmesine bağlıdır.
İslami ve konvansiyonel bankaların finansal etkinliklerinin karşılaştırmalı analizi: Türkiye ve dünya örneği
1970'li yıllardan itibaren petrol fiyatlarında yaşanan artış, Körfez ülkelerinde petrodolar birikimine yol açmış ve bu durum İslami bankacılığın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. Türkiye'de ise İslami bankalar 1980'li yıllarda kurulmaya başlanmıştır ve 2005 yılında "katılım bankacılığı" ismini almıştır. Bu tez, 2017-2021 yılları arasında genelde küresel finansal sistemde ve özelde Türkiye'deki İslami/katılım ve konvansiyonel bankaların finansal etkinliğini karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, belirtilen dönemde 14 İslami banka ile 25 konvansiyonel bankanın finansal etkinliğini değerlendirmektedir. İlk olarak, Türkiye'de 5 katılım ve 16 konvansiyonel bankanın finansal etkinliği Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemiyle değerlendirilmiştir. İkinci olarak, "The Banker" dergisinin "Dünyanın En Büyük 1000 Bankası" raporuna göre aktif büyüklüğü bakımından ilk 10'da bulunan 9 İslami ve 9 konvansiyonel bankanın aynı dönem finansal etkinlikleri VZA kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından, her iki analizde etkin bulunan bankalar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Teknik etkinliği (VRS) ölçmek için girdi odaklı (BCC-I) bir model kullanılmaktadır. Araştırmanın bulguları, Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş., Vakıf Katılım Bankası A.Ş., Ziraat Katılım Bankası A.Ş.'nin tüm yıllarda etkin olduğunu, konvansiyonel bankalardan ise sadece Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O., Fibabanka A.Ş. ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş.'nin etkin olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye'de İslami bankaların konvansiyonel bankalara göre daha etkin ve verimli olduğu tespit edilmiştir. İkinci olarak, Türkiye analizinde etkin bulunan 3 İslami banka, etkin bankalar analizinde de tüm yıllarda etkin olurken, dünya genelindeki İslami bankaların çoğunun sadece 2019 ve 2021 yıllarında etkin olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar, Türk katılım bankalarının küresel finansal sistemde diğer bankalara göre daha etkin olduğunu göstermektedir. Son olarak, etkin olmayan bankaların kaynak israfından dolayı etkin olamadığı ve sektörde daha etkin hale gelebilmek için girdilerini üretim sınırında faaliyet gösteren referans bankalara göre ayarlamaları, kaynak kullanımını azaltmaları veya kaynakları daha etkili bir şekilde kullanmaları gerektiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İslami Bankacılık, Katılım Bankası, Konvansiyonel Banka, Veri Zarflama Analizi, Etkinlik