Theses supervised by Doç. Dr. Ebru Şenocak
11 theses · Fırat University
Diriliş Ertuğrul dizisinde Türk halk kültürü unsurları
Kültür, toplumların tarihleri boyunca biriktirdikleri bütün oluşumları kapsayan bir kavram olarak bilinmiştir. Kültürün bünyesinde ele alınan her konu, insanla gelişen psikolojik ve sosyolojik unsurları içinde barındırmaktadır. Bilinçaltına etki edip davranışlara yansıyan olaylar araştırılarak insanın yaşam dünyası anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Toplum bünyesinde başlayan, devam eden ve son bulan birçok unsur bulunmaktadır. Bunların içinde geniş bir yelpazeye sahip olan ve incelenmesi insana bağlı olarak devam eden halk kültürüne ait değerler yer almıştır. Halk kültürü; toplumların dil, din, yaşam olgularını içerisinde barındırıp aktaran bir bilim olmuştur. Halk kültür değerlerinin bilinip tanınmasına ve aktarımına yardımcı olan çalışmalar yapılmıştır. Zamanla medya sektörü, halk kültürünün tanınmasını sağlayan yapımlar ortaya çıkarmışlardır. Medyanın iki büyük kuvveti sinema ve televizyon, batı dünyasından örnekle Türk yaşam kültürüne alınan, evrenselde ve özelde ses ve görüntüyle ilerleyecek olan bir sürecin başlangıcı olmuştur. Önce batı televizyonlarından alınıp Türk televizyonlarına sunulan yapımlardan sonra, zamanla gelişen Türk sinema ve televizyon sektörü, Türk toplum yaşamı doğrultusunda diziler, filmler, programlar hazırlamıştır. Özellikle milli sinemanın oluşmasıyla; inanç, tarih ve kültür gibi temel konulara ekranlarda yer verilmeye başlanmıştır. Böylelikle batının bu sektör üzerinden değiştirmeye uğraştığı öz kültür değerlerinin, öğrenme duyularının en yükseği olan görsellik ve işitsellik üzerinden korunmaya alındığı görülür. Bu bağlamda tarih ve Türk halk kültürü unsurlarından yararlanılarak senaryoya dökülen konular aracılığıyla, izleyicilere milli bilincin unutulmaması, yaşanması ve yaşatılması sağlanmaya çalışılmış, kimlik bilinci kazandırmak, ata kültüne bağlılığın önemini hatırlatmak amaçlanmıştır. Sinema ve televizyonun, tarih ve halk kültürünü harmanlayarak kurguladığı pekçok örnek bulunmakta olup bunlardan birisi de Diriliş Ertuğrul dizisidir. Söz konusu dizi, yayına başladığı günden, final yaptığı zamana kadar inceleme ve araştırma konusu özelliklerine sahip olduğu görülmüştür. Senaryonun içinde yer alan kültürel oluşumlar sinema, televizyon ve tarih ilişkisine göre dizinin ekrana, Türk insanı ve kültürüne bağlı olarak sunduğu konulardır. Kültürün içinde yer alan halk edebiyatı, dönem insanlarının anlattığı; destanlar, hikâyeler söylediği; atasözü ve deyim gibi özlü sözler, verdiği; öğütler, ettiği dualar, ağıtlar, ninniler, söyleşmeler vb. konular sosyo-psikolojinin değerlendirmesine uygundur. Eski Türk inancı, ozanlık, insanın bilinçaltı ve davranışlarının gizi olan motifler ve Türk yaşam kültürü oluşumlarını incelemek eski Türk toplum yapısını anlaşılabilir kılmıştır. Popüler kültürde yayınlanan bir dizi olduğu için modern çağın bu tarz dönem yapımlarına gösterdiği ilgi ve tepkiler bağlamında eskinin bugüne etkileri çalışmanın amacını oluşturmuştur.
Anadolu masallarında iyilik ve kötülük motifi
Kolektif bilincin taşıyıcısı olan masallar, geçmişten günümüze kadar geleneksel olanı simgeleyerek varlığını devam ettirmiştir. Masallar, Türk kültür geleneğinin derin izlerini yansıtarak sembollerin diliyle insanlara öğütler vermekte ve toplumsal normlara bağlılığı ifade etmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde sembolik olarak çeşitli anlamlar içermekte ve insan hayatına yön vermektedir. Semboller, farklı varlıklarla ifade edilmekte ve bu varlıklar üzerinden görünür kılınmaya çalışılmaktadır. Masallarda yer alan kötücül güç ve varlıklarla mücadelede hayvanların, insanların, keramet ehli/yardımcı ihtiyarların, doğaüstü/olağanüstü varlıkların, obje/nesne ve sözlerin önemli bir yeri vardır. Kahramanların gölge yanlarını fark ederek bu yanlarından uzaklaşmalarına, bilinç dışı unsurlardan sıyrılarak bireyleşim süreçlerini tamamlamalarına yardımcı olan her türlü varlık, nesne ve sözler kahramanların iyiliği için çalışmakta, kötüleri ve kötülükleri defetmektedir. Gerçek hayat ile hayal edilen hayatın bütünleşmesinden meydana gelen ve geçmiş ile günümüz arasındaki bağlantıyı sağlayarak bugünün şekillenmesine yardımcı olan, bunu yaparken de sembollerin ifade gücünden yararlanan masallar; hayvanlar, insanlar, keramet ehli/yardımcı ihtiyarlar, doğaüstü/olağanüstü varlıklar, obje/nesne ve sözler aracılığıyla kahramanların ruh hallerini, kötülüklerle mücadelelerini, erginlenme yolundaki başarılarını ifade etmeye çalışır. Bu aşamalar, bir yardımcı/rehber/yüce birey ya da yüce ana/yüce ananın yansıması olan varlıklar/mekânlar tarafından desteklenir. Masallarda yer alan hayvanlar, insanlar, obje/nesne ve sözler, kimi zaman rehber/yol gösterici vasıflarıyla kahramanların en büyük yardımcısı ve destekçisiyken kimi zaman engelleyici/yıkıcı/zorba güçler olarak kahramanların aşama kaydetmesinin önündeki en büyük engeldir. Kahraman, zorluklarla/zıtlıklarla mücadele edebildiği ölçüde bu mücadelenin sonunda galip çıkar. Haklı bir galibiyetle sonuçlanan masallarda iyilik yüceltilir. İyilik eden en güzel şekilde mükâfatlandırılırken kötülük eden en ağır cezaya çarptırılır. Masallarda öğreticilik, doğruyu gösterme, anlatılanlardan ders çıkarma ön planda olduğundan masalların değer aktarımındaki rolü de oldukça fazladır. Toplumsal değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması masalın ana görevlerinden biridir. Değer yargıları, bir toplumun çoğu tarafından kabul edilen ahlaki ilke ve inançlardır. Değerler, sosyo-kültürel ögelerin anlamlandırılması adına önemli birer araçtır. Toplum hayatında önemli bir yeri olan ve masallara da yansıyan doğruluk, dürüstlük, yalan söylememe, emanete ihanet etmeme, büyüklerin sözünü dinleme, yardıma ihtiyacı olan varlıklara iyilikte bulunma, doğaya zarar vermeme gibi değer yargıları masallar aracılığıyla toplumu oluşturan bireylere kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bireylere aktarılmaya çalışılan değer yargılarının insanları eğitme amacı bulunmaktadır. Masallar, değerler eğitimi açısından birçok iletiye sahiptir. Etik iletiler olarak doğruluk, dürüstlük, yalan; sosyolojik iletiler olarak aile, yönetici; psikolojik iletiler olarak umutsuzluğa kapılmamak, sabır ve kararlılık, umut ve şans, iyilik ve kötülük, haklılık ve haksızlık, zekâ ve dikkat, dostluk, arkadaşlık, saygı ve sevgi, bağışlayıcılık ve incelik, cömertlik, hırslarına yenik düşmeden paylaşımda bulunabilme; ekonomik iletiler paranın gücü ve ekonomik dayanışma olarak masallarda görünür kılınmaktadır. Tüm bunlara ek olarak insanlara ve doğaya sevgiyle yaklaşma söz konusudur. İnsanlar, üzerine düşen görev ve sorumlulukların bilincine vararak hareket etmelidir.
Türk halk anlatılarında ödül ve ceza
Ödül ve ceza, bireyin belli bir davranışı yapmasını sağlamak için bir insan tarafından kasıtlı olarak verilen uyarıcılardır. Bu uyarıcılar vasıtasıyla canlıya istenilen duygu ve davranışlar öğretilir, istenilmeyenler de engellenir. Türk Halk Anlatılarında Ödül ve Ceza adlı çalışmada halk anlatılarında yer alan ödüller ve cezalar tasnif edilmiş, bu kavramların davranış odaklı analizi yapılmıştır. Bununla birlikte ödül ve ceza türlerine işlevsel açıdan yaklaşılmış, bunların anlatılardaki fonksiyonları üzerinde durulmuştur. Tezde multi-disipliner çalışma eşliğinde, psikoloji, felsefe ve psikanaliz gibi farklı disiplinlerin verileri kullanılarak ödül ve ceza yorumlamıştır. Bu yorumlar sayesinde ödül ve cezanın anlatılardaki rolü tek boyutta değil, yatay ve dikey olmak üzere iki boyutta incelenmiştir. Dikey boyutta, anlatılardaki ödül ve cezanın tarihsel, felsefî ve psikolojik derinliğine inilmiştir; yatay boyutta ise ödül ve cezanın görünür düzlemdeki sonuçları üzerinde durulmuştur. Bu boyut daha çok fiziksel, sosyal ve ekonomik unsurlardan oluşur. Dikey boyuttaki incelemede arketipsel ve ontolojik bir çözümleme yapılmıştır.
Malatyalı Âşık Hanefi Ünver (Hayatı, sanatı ve şiirleri)
Âşıklık geleneği, kökü mazide olup atiye doğru uzanan bir sürecin olgusudur. İslamiyet'ten önce Şamanizm'e kadar dayanan bu gelenek, İslamiyet'ten sonra da bu dinin kabulüyle heteredoks bir yapıya bürünmüş ve tekke, cami ekseninde varlığını sürdürmeye devam etmiştir. XVI. yüzyıldan itibaren dinî ve tasavvufî bir söylemden uzaklaşan saz şairleri, bireysel deneyimlerinden ve toplumsal olaylardan hareketle daha realist şiirler söylemeye başlamışlardır. Kendilerine âşık adını veren bireysel ve toplumsal olayları şiirlerinde ele alan âşıklar, sanatkârlıklarının verilmesini de ilahi bir kaynağa bağlamışlardır. Sanatkârlıklarını ispat etmek ve adlarını duyurmak için taşradan merkeze seyahat esnasında konakladıkları her yerde sanatlarını icra eden bu âşıklar, hissi duyguların ifade edilmesinin yanı sıra kolektif anlatıların taşınmasına ve aktarılmasına da hizmet etmişlerdir. Bu yönüyle âşıklar, sözlü kültürün taşıyıcıları olarak kolektif belleğin bölgeden bölgeye, nesilden nesle aktarılmasında önemli rol oynamışlardır. Anadolu topraklarında âşıklık geleneğinin canlı olarak devam ettiği birkaç merkezden biri de Malatya'dır ve yörede yüzyıllar boyunca gelenek içinde birçok âşık yetişmiştir. Bu çalışmada da Malatya'da yetişmiş önemli âşıklardan biri olan, Âşık Hanefi Ünver'in hayatı ve sanatı hakkında bilgi verildikten sonra şiirleri; muhteva, üslup, dil ve edebî sanatlar açısından incelenerek Âşık Hanefi'nin, gelenek içindeki edebî yeri ve etki alanı tespit edilecektir. Anahtar Kelimeler: Âşık Hanefi Ünver, halk şiiri, âşıklık geleneği, âşık, kültür
Bitlis'ten derlenen efsanelerin psiko-sosyal ve arketipsel tahlili
Mitik düşünceden kaynağını alan derin anlam dizgeleri sözlü kültür ürünlerinde kendisine yer bulur. İnsanoğlunun yaşamsal kodlarını barındıran bu ürünler, arkaik düşüncenin yaşama bakışını geleceğe taşır. Sözlü kültür ürünlerinden olan efsaneler, bilinmeyen karşısında insanın giriştiği kaynak/temel arama çabasının şekillendirdiği başat türlerdendir. Varlığını sağlam temeller üzerine kurmayı amaçlayan toplumlar geçmişin deneyimleriyle tutum ve davranışlarını şekillendirmeye çalışırlar. Efsaneler ise bu aşamada muhtevasında barındırdığı yaşamsal kodlar, felsefik yapı ve kültürel değerlerle geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi üstlenir. Efsaneler yatay boyutta yatır ve türbe gibi doğal sağaltım merkezlerinin korunması, toplumun psikolojik olarak rahatlaması gibi eylemler dizgesine sahiptir. Dikey boyutta ise efsanelerin dinî, tarihî ve inançsal arka plan kültürünün yansımaları olduğu görülür. Bu yönüyle efsaneler tüm yönlere açılabilen anlamlar ağına sahiptir. Efsaneler kişisel bilinçaltının izlerini seyretmemizi sağlamakla birlikte kolektif bilinç dışının kodlarını arketipsel semboller aracılığıyla görüntü düzeyine ulaştırır. Bu bakımdan efsaneler bireyden topluma ve yerelden evrensele uzanan değerler sistemini barındırır. Efsanelerin görünür düzlemdeki yansımalarını insanoğlunun çevresiyle kurduğu ilişkinin pratik eylemler dizgesi olarak görmek mümkündür. Ancak efsanelerin sahip olduğu evrensel kodlar örtük anlam dizgelerinde saklıdır. Efsanelerin psiko-sosyal analizi, görünür düzlemin arka planında yatan sebeplerini; arketipsel yöntemle incelenmesi ise evrensel kodların açığa çıkartılmasını sağlar. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Bitlis, geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı tarihsel süreç içerisinde farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Şehir, bu yapısından ötürü kültürel açıdan oldukça zengindir. Özellikle kaynağını mitik dönemden alan yöre efsaneleri, sözü edilen kültürel zenginliğin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Çalışmamızda toplumsal tecrübe gömüsü niteliğinde olan yöre efsaneleri saha çalışmaları neticesinde derlenerek kayıt altına alınmıştır. Böylelikle sözlü kültür geleneği içerisinde yok olup gitme tehlikesi altında olan Bitlis efsaneleri, kayıt altına alınarak ölümsüzleştirilmiş ve kültürel mirasa kazandırılmaya çalışılmıştır. Derlenen efsaneler; oluşum, dönüşüm, tabiat unsurları, hayvanlar, dinî, tarihî, yerleşim yerlerinin adları ve olağanüstü varlıklarla ilgili konularda olmak üzere sekiz ana başlık altında tasnif edilmiştir. Tasnife tabi tutulan efsaneler tek boyutlu değil, psiko-sosyal ve arketipsel olarak çok yönlü olarak tahlil edilerek toplumsal erişime sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Bitlis efsaneleri; "Ben", gölge, anima ve animus, iç benlik, persona, kahraman, asi, anne, yetim, gezgin, kurban, masum ve hilebaz arketipleri başlıkları altında çözümlenmiştir. Yörede anlatılan efsaneler, binlerce yıllık birikimin ürünü olan gelenek ve göreneği, halk inanışlarını ve değerleri kültürel bellekte yaşatır. Böylelikle efsaneler eğitimde ve toplumsal bilincin gelişmesinde doğal bir kaynak işlevi görür. Ayrıca Bitlis efsaneleri, medya ve reklamlar aracılığıyla tanıtılarak bölgenin kültürel turizmine de katkı sağlamaktadır. Bitlis efsanelerinin kültürel arka planında eski Türk inancının, Şamanizm'in ve İslâmiyet'e bağlı inanışların izlerini görmek mümkündür. Aynı zamanda efsane metinleri dikey boyutlu olarak incelendiğinde atalar kültü, ağaç kültü, hayvan kültü, dağ kültü, su kültü, taş kültü, ateş kültü, toprak kültü ve mağara kültüne bağlı mitik değerlerin yansımaları görülmektedir. Bitlis efsanelerinin özelde Türk kültürü ile olan ilişkisi, genel anlamda ise evrensel değer kodlarıyla olan bağları ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak çalışmamızın Bitlis'in kültür turizmi potansiyelini arttırabileceği, değerler eğitimi açısından pedagojik bir araç olarak kullanılabileceği ve genç kuşaklar tarafından millî ve manevi değerlerin benimsenmesine katkı sunabileceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Efsane, Arketip, Psiko- Sosyal, Kültür, Kült
Anadolu masallarında akıllı ve deli motifi
İnsanı diğer canlılardan ayıran akıldır. Dolayısıyla aklın kullanılması tarih boyunca hemen her toplumun önem verdiği bir konu olmuştur. Akıl ve aklın kullanılmamasından ortaya çıkan delilik ve aptallık unsurları, anlatıların merkezine yerleştirilmiştir. Gerek yazılı gerek sözlü anlatılarda aklın insana kazandırdıkları, aptallığın ve deliliğin insana, insanlığa zararları dile getirilmiştir. Akıl, delilik ve aptallık unsurlarının masallar aracılığı ile sembolik olarak ele alınması çalışmamızın esasını oluşturmaktadır. Halkın kolektif bilincinin yansıması olan masalların teması durumundaki akıl seçmeye, doğruyu yanlıştan ayırt etmeye yarayan bir önemli unsurdur. Halk, bu derece önemli bir unsur hakkındaki görüşlerini masallar yoluyla somutlaştırarak gelecek nesillere aktarmak istemiştir. Çalışmamızda, akıl, delilik ve aptallık unsurlarının anlatı türlerinden biri olan masallarda işleniş şekilleri çok yönlü bir bakış açısıyla incelenmiştir. Masallarda aklın önemi, akıl yoksunluğunun zararları erkek kahramanlar, kadın kahramanlar, Keloğlan ve hayvan kahramanlar üzerinden işlenerek çeşitli açılardan çözümlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Masal, akıllılık, delilik, aptallık, Keloğlan.
Diyarbakır manileri
Maniler; bir milletin, bir kentin kültürel dokusunu, duygusal ve düşünsel hafızasını nesilden nesile sözlü olarak aktaran, genellikle yedi heceli, tek dörtlükten oluşan anonim şiirlerdir. Manilerin anonim halk edebiyatını temsil eden bir tür olması; onu ortak duygularda buluşmayı kolaylaştıran, ayrıştırmanın zor olduğu bir tür haline getirmiştir. Sözlü geleneğin diğer türleri gibi maniler de anonim olmalarına bağlı olarak, ortaya çıktığı ilk söylenişe sadık kalamamıştır. Toplumsal ve bireysel tutumların değişmesi ile sosyal ve kültürel gelişim, bu söyleyişleri kısmen de olsa değiştiren unsurlar olmuştur. Maniler, bölgeden bölgeye nakledililirken içeriğindeki bazı değişiklikler, maninin yerleştiği toplumun kültürüyle açıklanabilir. Bir yöreye ya da bir bölgeye özgü manileri incelerken keskin çizgiler çizmek yerine; o yörenin değerleri, olmazları ve estetik yargılarını, toplumun ortak zevk ve değerleriyle karşılaştırarak betimlemek daha anlamlı olacaktır. Yöreyi yakından tanıtan maniler ışığında, kentin dokusuna ulaşmak mümkündür. Eldeki manilerin; lirik, epik, pastoral, didaktik ve satirik şiir türlerine uygun olması, manilerin zengin içerikler olduğunu kanıtlamaktadır. Kişilerin ve yörenin ortak bilincinin ve duyuş, düşünüş izlerinin tespit edilen manilerle çözümlenebilmesi, halk bilimi açısından önemlidir. Dokuz bölümden oluşan çalışmamız, Diyarbakır ili ve çevre ilçelerinden derlenen manileri kapsamaktadır. Amacımız; manilerin işlev ve amaçlarını, elde edilen veriler kapsamında açıklamak, yorumlamak ve değerlendirmektir. Ulaşacağımız sonuçlar, halk biliminin araştırma alanlarını aydınlatmak, toplumun geçmişi ile geleceği arasında köprü kuran kök değerlere ulaşmak gibi konularda işlevsel olacaktır.
Anadolu efsanelerinde değerler eğitimi
Efsaneler, kültürel belleğin taşıyıcısı olarak, toplumsal değerlerin ve ahlaki normların kuşaktan kuşağa aktarılmasında etkili bir araçtır. Bu yönüyle efsaneler; bireysel, dinî-tasavvufî anlayış, yurt ve millet sevgisi gibi unsurlar aracılığıyla bireylerin millî ve manevî kimliklerini güçlendiren, sosyal bağlarını pekiştiren ve toplumsal değerleri benimsemelerini sağlayan etkili bir eğitim materyali olarak değerlendirilmektedir. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden derlenen efsaneleri incelemek, hem Türk değerler sisteminin zenginliğini ortaya koymak hem de bu değerlerin bireylere aktarılmasında efsanelerin sunduğu pedagojik imkânları anlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Çalışmanın temel amacı; genç nesillerin millî ve manevî değerlerle yetiştirilmesinde edebiyatın, özellikle de efsanelerin etkili bir araç olduğunu ortaya koymaktır. Bu bağlamda edebiyat; estetik boyutunun yanı sıra bireylerin değer dünyasının şekillenmesinde, milli ve manevi kimliğinin inşâ edilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca, değerler eğitimi sürecinde efsanelerin nasıl kullanılabileceğine dair somut öneriler sunarak eğitim uygulamalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. "Anadolu Efsanelerinde Değerler Eğitimi" adlı çalışma; kültürel mirasın korunması, efsanelerin Türk eğitim sistemine entegre edilmesi ve değerler eğitimi sürecinde etkin bir şekilde kullanılması açısından önemli bir adım niteliği taşımaktadır. Elde edilen bulgular, efsanelerin sadece kültürel bir miras olarak değil, aynı zamanda öğrencilerin ahlaki ve sosyal gelişimlerini destekleyen eğitsel bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Türkiye'nin 81 ilini kapsayan, Anadolu'nun farklı bölgelerinden seçilen efsane metinleri ile Türk değerler sisteminin zenginliği ortaya konulmuştur. Çalışma, kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunurken, genç nesillerin milli bilinç kazanımını destekleyerek, onların kimlik ve değer sistemlerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır.
Türk halk kültüründe çay
Kültür, bireyi her bakımdan etkileyen çok fonksiyonlu bir dünyadır. Bu dünya içerisinde gelenek, görenek, inanış ve ritüeller de bu yapboz'un birer parçasıdır. Tüm bu parçalar kuşaktan kuşağa aktarılan birer değer olmakla birlikte Türk sosyolojik yaşamının kültür hazinesini kapsamaktadır. Çay da bu hazinelerden bir tanesidir. Çay, gelenekten beslenerek kültür unsurları içerisinde yer almış ve etrafında çok derin çok köklü bir temel oluşturmuştur. Zamanla toplu davetlerin, toplantıların, ana ve ara öğünlerin başucu içeceği haline gelerek Türk insanı ile özdeşleşmiştir. Çalışmada, çayın gelenekten beslenerek sosyalleştirici ve folklorik bir güç olduğu ve Türk toplumunu halk kültürü potasında buluşturarak, Türk halkı içerisinde sözlü ve yazılı kaynaklardan daha da özele inilecek olunursa türlü edebi eserlere kadar genişçe yer aldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, gelenek, ritüel, çay.
Anadolu masallarında sınav motifi
Masallar anlatıldığı toplumun ortak hafızası ile günümüze ulaşan ve yanında toplumun en eski yıllarından bu yana biriktirdiği deneyimleri taşıyan özel halk anlatılarıdır. Masallar bünyesinde ortaya çıktığı medeniyetlerin kimliğini taşımakla beraber, evrensel bir yapıya da sahiptir. Evrensel nitelikler masallarda motifler vasıtasıyla aktarılmaktadır. Hayatın içinde olan ve sıkça karşılaşılan sınanma hali, sınav ismiyle motifin ana başlıkları içerisinde yer almaktadır. İnsan, yaşamının her evresinde birtakım sınavlardan geçmektedir. Sınav olgusuyla ilişkili olarak ödül ve ceza kavramları şekillenmiştir. Zorunlu sınavın başarı neticesine göre ceza ve ödül verilmektedir. Yaratılan hayalî dünyasında masallar, gerçeklikten kopmadan bize hayattan parçalar sunmaktadır. Masal kahramanları da gerçekte olduğu gibi zorlu sınavlardan geçerek ödülüne kavuşur. İçgüdüsel kalıntıları imge ve sembollerle aktaran masallarda toplumun kültürel mirasının izlerini görmek mümkündür. Arketip ve semboller ışığında masal kahramanlarının kendini bulma serüveninde "yola çıkma-erginleme ve dönüş" mitik döngüsü ele alınmıştır. Anadolu sahasında anlatılan masallar bilimsel çalışmalar çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Türk halk kültüründe Battal Gazi Destanı ve destanın arketipsel tahlili
Milletlerin tarihlerini, kültürel ve sosyal hayatlarını, millî değerlerini yansıtan destanların yazıya geçirilmesi, kültürün tarihsel gelişim ve değişimini görünür kılması bakımından oldukça önemlidir. Dolayısıyla destanlar bu değişimin kolektif bilinci nasıl şekillendirdiğini gösteren çok değerli eserlerdir. Battal Gazi Destanı, Türklerin, İslam'ı kabul etmelerinin ardından Anadolu'da teşekkül eden ilk destan olması itibarıyla bu değişimi yansıtan bir belge niteliğindedir. Anadolu'nun Müslümanlaşması sırasında Battal Gazi'nin Bizanslılarla yaptığı mücadeleler destanın çekirdek aşamasını oluşturmuş ve daha sonra yapılan savaşlar sırasında onun kahramanlıkları destan anlatıcılarının da etkili söylemleriyle büyük bir dirilişin güçlü bir motivasyon kaynağı haline dönüşmüştür. Ulusun belleğindeki ideal insanla bütünleşen bu İslam kahramanı milletin ruhuna işlemiş ve bu benimseyiş hali günümüze menkıbe, efsane, inanç anılarışeklinde ulaşmıştır. Çalışmada Malatya, Eskişehir, Elazığ ve Ankara'da Battal Gazi ve destandaki diğer kişilerle ilgili anlatılar derlenmiş ve anlatılanlar destanla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Büyük kahramanlar kendi içlerine yaptıkları yolculuklarda karanlıklarla yüzleşebilen insanlardır. Ancak böyle gerçek hayata cesurca atılabilirler. Battal Gazi başta ölüm olmak üzere diğer bilinmezlerin üzerine korkusuzca ve güven içinde giden, bir(ey)selleşme yolculuğunda hedefe ulaşabilen bir kahramandır. Battal Gazi'nin bu yönünü de ele almak amacıyla destan ayrıca Campbell'ın 'MonomitKuramı'na uygun olarak 'Ayrılma-Erginlenme-Dönüş' başlıkları altında arketipsel sembolizm yönüyle incelenmiştir. Geniş bir zaman ve mekânda etkisini gösteren millî ve birçok yönüyle de evrensel olan bu kahramanın günümüz misyon ve vizyonu, bahsedilen çalışmalar dışında somut olmayan kültürel mirastaki yansımalarıyla birlikte değerlendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Destan, Battal Gazi Destanı, Battal Gazi, Menkıbe, Efsane, İnanç Anıları, Arketipsel Tahlil, Somut Olmayan Kültürel Miras