Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Mete Tapan

11 theses · İstanbul Arel University

Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl Türkiye mimarlığı ve dönemin politik koşulları ile ilişkisi

Bu çalışmada mimarlık ve politika kavramları arasında nasıl bir ilişki olduğunu ve bunun mimari tasarımlara ve kentlere nasıl yansıdığını incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda öncelikle çalışmada değinilen önemli kavramların tanımı yapılmış ve bu kavramların mimarlık disiplini ile ilişkisi açıklanmıştır. Daha sonra farklı rejim türlerine sahip üç ülke örneği seçilip, iktidar tutumları ve mimarlık bağlamında karşılaştırma yapılmıştır. Son olarak ise Türkiye Cumhuriyeti bu bağlamda incelenmiş, 20. yüzyıl ile sınırlı olan dönem boyunca yaşanan politik, ekonomik ve sosyal gelişmelerin Türkiye mimarlığına ve kentlere nasıl yansıdığı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda dönemin politik koşullarının mimarlık ve kentler üzerinde geniş bir etki alanının olduğu fakat bu etkinin mimarlığın temel amaçlarına, kent düzenine ve dolayısı ile toplumun ihtiyaçlarına ters düşen uygulamalara sebep olduğu saptanmıştır. Buna göre çalışma, ortak konusu kentler olan mimarlık ve politika kavramları arasındaki hiyerarşik ilişkinin mimarlık, kent ve toplum yararı için nasıl geliştirilebileceği ve düzenlenebileceği hakkında önerilerde bulunmuştur.

20. yüzyılMimarlıkSiyaset
Eylül Ayda Türker
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Giydirme cephe sistemleri ve kaplama elemanlarının incelenmesi

Yapıyı dış koşullardan koruyan ve yapının bulunduğu bölgedeki diğer yapılardan ayırt edilmesini sağlayan yapı kabuğu, ister giydirme cephe sistemi ile inşa edilsin ister geleneksel yöntemlerle inşa edilsin birçok yapı bileşeni ve yapı elemanın bir araya gelmesi ile oluşur. Giydirme cephe sistemlerini oluşturan yapı bileşeni ve elemanları hangi malzemeden oluşursa oluşsun iç ortamda kullanıcı konforunu sağlayacak; deprem, rüzgâr, yangın gibi etkenlere karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlanmalıdır. Isı, ses ve ışık geçişleri kullanıcı konforuna göre belirlenmelidir. Cephenin estetik olması da kullanıcı konforunu etkiler. Giydirme cephe sistemlerinin kullanıcı konforunu sağlaması için tasarım aşamasında bazı kararların alınması gerekir. Bu tasarım kararlarını almada tasarımcılara yardımcı olabilmek için bazı tasarım kriterleri belirlenmiş ve giydirme cephelerde kullanılan kaplama elemanların fiziksel, kimyasal ve mekanik özellikleri tablolar yardımıyla anlatılmıştır. Bu çalışmada; günümüz yapılarında kullanılan giydirme cephe sistemlerinin ve kullanılan kaplama elemanlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: giydirme cephe sistemi, kaplama elemanları, giydirme cephe tasarım kriterler

Abit Ağdemir
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Özgün mimari boyutlarına müdahale etmeden taşınmaz bir kültür varlığına işlev vermeye yönelik amaç sistemi önerisi :Tarihi Kürkçü Han örneği

21.yy'a ait inşaat teknolojisinin sektöre kazandırdığı önemli unsurların ilk sıralarında, zaman tasarrufu, işçilik kalitesi ve çeşitli tasarımların uygulanabilirliğini sağlaması gelmektedir. Günümüz mimarlık örnekleri 21.yy teknolojisi kullanılarak inşa edilmektedir. Günümüzde inşa edilen yapılar ile gelecek yüzyılda sahip olunacak teknoloji ile inşa edilecek olan yapılar arasındaki işçilik farkı görünebilecektir. Tıpkı geleneksel mimari ve 21.yy mimarisi arasındaki farkın görülebildiği gibi. Ancak, ait olduğu dönemin sahip olduğu teknoloji ile inşa edilen geleneksel yapılar, her zaman 21.yy'ın teknolojisi ile yapılan yapılardan daha değerli olacaktır. Çünkü, geleneksel mimarinin inşa edildiği dönemin koşulları değerlendirildiğinde; malzemenin bulunması, lojistiği, işlenmesi ve uygulama aşamalarının nasıl gerçekleştiği konusu merak uyandırmaktadır. Geleneksel yapıların her biri işçilik yöntemleri ve kullanılan çözümler hakkında bilgi vermektedir. Bu nedenle geleneksel yapılar, az gelişmiş teknoloji ve kısıtlı imkȃnlarla uygulanabilir yapı inşasını gösteren kanıt niteliğindedirler. Bir toplumun kültürünün temel anlatımı olan sivil mimarlık, bir yandan o kültürün bölgesiyle ilişkisini gösterirken, diğer yandan dünyanın kültürel çeşitliliğini yansıtması bakımından önemlidir (Icomos,1999). Geleneksel mimariyi koruyarak inşa edildiği dönemin kültürünü ve inşa teknik bilgisini gelecek nesillere aktarmak için restorasyon önemli olmaktadır. Restorasyon, yapının bakım-onarımı yapılarak olabileceği gibi, eksik parçaları bütünleştirerek, ayrıca da yeniden işlev kazandırarak yapılabilmektedir. Tarihi yapıları korumak için yapıya yeniden işlev kazandırırken, o yapının mimari ölçülerinin planlanan işleve uygun özellikte olması ya da biçim değiştirmesi zorunlu değildir; yapının mimari ölçülerine uygun işlev tasarımı yapılabilir. Amaç sadece yeni bir mekân oluşturmak, ya da sadece bir yapının korunması değil; tarihi bir yapıyı, kendisine uyarlanmak üzere yorumlanmış bir işlevle özgün mimarisini koruyarak yaşatmak olmalıdır. Ek kullanım alan ihtiyacı olan durumlarda; modern teknoloji, endüstriyel tasarım, sanat tarihi, iç mimarlık, peyzaj mimarlığı gibi ilişkili mesleki disiplinlerle ortak çalışmak, ihtiyaç duyulan ek kullanım alanını ya da konsept gereği şekilsel müdahaleyi demontabl olarak sağlayacaktır. Tez çalışması kapsamında özgün mimari boyutlara müdahale etmeden taşınmaz kültür varlığına işlev vermeye yönelik bir amaç sistemi önerisinde bulunulacaktır ve tarihi Kürkçü Han örneği üzerinde değerlendirilecektir. Kürkçü Han'ın seçilmesinin nedeni ise; İstanbul'da bulunan 15.yy'a ait, tek han mimarisi olmasıdır (Güran, 1978:83-84).

Reyhan Ateş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem sonrası prefabrike geçici konutlar için mimari tasarım amaç sisteminin belirlenmesi

Ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik yapısından kaynaklanan sebeplerden dolayı, ciddi boyutlarda kayıplara sebep olan afetler ile sık karşılaşan ülkelerden biridir. Afetlerin neden olduğu sosyal ve ekonomik sonuçların yanı sıra, afet sonrası geçici barınma sistemlerinin, hala tam olarak eksiksiz bir şekilde yapılamaması ve birtakım kriterlerin günümüz şartlarında nasıl olması gerektiği gibi bilgi eksikliklerden dolayı bu tez çalışmasının konusu ortaya çıkmıştır. Son 60 yıl içinde meydana gelen afetlerin verdiği zarar istatistikleri göz önüne aldığımızda, ortaya çıkan zararın %62'sinin depremlerden kaynaklandığı gözlenmektedir. Afetten hemen sonra birçok konutun yıkılması veya ağır hasar alması, afetzedelere en kısa sürede yeniden barınak sağlanması mecburiyetini ortaya çıkarmaktadır. Bu yaklaşım sonucunda afet sonrası yetkililerin önceden belirlendiği yer ve konum üzerinde acil barınma ihtiyacının giderilmesi, daha önce hazırlanan afet öncesi plan ile ülke kaynaklarının verimli kullanılması ve hızlı bir çözüm için sürdürülebilir barınma sisteminin önceden tasarlanmış olması gerekmektedir. Bu problemin çözümü olarak, pratik bir şekilde taşınan, kolay kurulan, çevre ve iklime uyumlu, yaşanılabilir acil konut tasarımının, ilk olarak altalt amaç kriterlerinin belirlenmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda, bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı, afetzedelerin afet sonrası kullanımı için kurulan geçici barınma ünitelerinin kriterlerini belirlemektir.

Afet konutlarıGeçici konutlar
Canan Bilgehan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa kentsel gelişim süreci ve planlama dönemleri

İlkçağlardan itibaren aynı bölgede varlığını sürdüren Bursa kenti, günümüze kadar geçen 8500 yıllık süreçte Türkiye'de hızlı gelişim göstererek kentleşme sürecine girmiş ve önemli sanayi, ticaret ve turizm merkezi haline gelmiştir. Türkiye'nin dördüncü büyük kenti olan Bursa, Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra kentsel anlamda barındırdığı toplumların kültür ve anlayışına göre şekillenmeye başlamıştır. Modern planlama anlayışına göre planlama çalışmalarının yapıldığı kentte, Osmanlı döneminde kendini yenileme ve içinde bulunduğu toplumu değiştirme çabası izlerken, Cumhuriyet döneminde kent dokusuna uygun planlama yapılması için daha kapsamlı ve planlı bir çalışma sistemi ele alınmıştır. Kentin fiziksel yapısındaki değişiminde sosyal, ekonomik ve kültürel faktörler etkili olmuştur. Sanayi kenti olmasıyla çevre illerden ve Balkanlardan aldığı göçle nüfus artışı yaşayan kentte, ihtiyaçları karşılamak için yeni yerleşim ve yaşam alanlarının açılması gerekmiştir. Daha kaliteli, sağlıklı bir yaşam sağlamak, kontrolsüz büyümenin önüne geçebilmek için kent planları yapılmıştır. Bir kentin nüfusunun artmaya başlaması eğer bir plana sahip değilse kent dokusunun bozulacağı anlamı taşır. Bu çalışma da, Bursa kentinin kurulduğu ilk günden günümüze kadar olan süreçteki gelişimi, değişimi ve dönüşümü incelenerek, kent oluşumun da etkili olan etmenler ele alınmıştır. Bununla birlikte gelişim sürecini yönlendiren kent planlama süreçleri dönemler halinde incelenerek günümüzde ortaya çıkan fiziksel mekân üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu planlar incelenirken, Bursa kentinin günümüze kadar nasıl bir süreçle geldiği, kent için oluşturulan planlamanın hangi amaçla yapıldığı, planlamayı şekillendiren doğal, fiziksel, mekânsal, sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik etmenler ve bu etmenlerin kentin gelişim evresine etkisinin ne olduğu, planlamayı etkileyen ve hızlandıran faktörlerin neler olduğu, yapılan imar planlarının kente uygulanabilir olması için nelere dikkat edildiği veya edilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kent Planlama, İmar Planı, Kent Tarihi, Kentleşme, Bursa

Fatma Zehra Höçük
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri ürünlerinde analitik hiyerarşi süreci tekniğinin uygulamasına bir örnek

Günümüzde teknolojinin gelişmesi, üretimdeki rekabet ortamını arttırmıştır. Rekabetçi ortamların artması, firmalar için tasarım kavramının önemini arttırmaktadır. Firmalar, ürünlerini piyasaya sunarken, pazarda bulunan ürünlerden farklı olarak, ürüne ne gibi özellik ya da ne gibi fonksiyon ekleyebilecekleri konusunda araştırmalar yapmaktadırlar. Çünkü diğer ürünlerden farklı olarak sunulan her fonksiyon, o ürünün kullanıcı tarafından tercih edilmesinde rol oynamaktadır. Bu yaklaşım, ürünün, diğer ürünlerden fonksiyon ve özellik bakımından ayrılmasına yardımcı olmaktadır. Kullanıcı; ihtiyacı olduğu ürünü tercih ederken, üründe bir takım özellikler aramaktadır. Bu özelliklerden bazıları; ürünün fonksiyonu, ürünün sağlamlığı, ürünün malzemesi, ürünün ergonomisi v.b. Değerlendirici bu gibi özellikleri değerlendirerek, benzer ürünler arasından seçim yapmaktadır. Bu tezde, ürün değerlendirmede Analitik Hiyerarşi Süreci yöntemi kullanılmıştır. Çalışma için dört farklı temizlik kovası ürünü seçilmiştir. Değerlendiricilerden; ürünler için belirlenen kriterlere ürün değerlendirmesi yapmaları istenmiştir, örneğin ürünün fonksiyonu, ürünün malzemesi, ürünün sağlamlığı vb. Değerlendirme sırasında, benzer ürünlerin kendi aralarında değerlendirilmesi, aynı zamanda kriterlerin de kendi aralarında karşılaştırılması beklenmiştir. Değerlendirme sonucunda çıkan veriler, EXCEL programı ile veri haline dönüştürülmüştür. Bu değerlendirme yönteminin; tasarım aşamasından pazar aşamasına kadar tüm süreçte etkili olması ve ürün yönetimi konusunda yönlendirici bir araç haline dönüşmesi beklenmektedir.

İldem Asımgil
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Konut mimarisinde tünel kalıp kullanımının mimari tasarıma etkileri

İnsanların en temel ihtiyaçlarından "barınma" mekanı olarak kullanılan konut her dönemde, özellikle Sanayi Devrimi Sonrasında önem kazanmıştır. Her dönemde, her toplumda en çok inşa edilen bina tipi olan konut, insan eliyle meydana gelen yapılaşmış çevrenin en önemli bölümünü oluşturur. Sanayi devrimi, toplumların sosyal ve yapısal düzenini değiştirmiş, kırsal alandan kentlere doğru göçleri başlatmıştır. İlk defa İngiltere'de başlayan sanayileşme ve etkileri sonra Avrupa ve Amerika'ya, ardından da dünyadaki diğer ülkelere yayılmıştır. Çimentonun ve sonrasında betonarmenin yapı üretiminde kullanımı ile konut yapım teknik ve yöntemlerinde değişiklikler olmuştur. 20. Yüzyılda Dünyada yaşanan iki büyük savaş, şehirlerde, sanayi merkezlerinde ve konutlarda büyük tahribatlar gerçekleştirmiştir. Şehirlerde savaş sonrası yıkılan konutların acil olarak yeniden inşa edilmeleri gerekliliği bina yapım sistemlerde endüstrileşme olgusunu beraberinde getirmiştir. Bunun neticesinde daha hızlı, daha ekonomik konut yapılabilmesine yönelik arayışlar ortaya çıkmıştır. Tünel Kalıp Sistemi, böyle bir ihtiyaçtan ortaya çıkan, kalıp sistemlerinin rasyonelleşmiş hali olarak tanımlanabilecek bir yapım sistemidir. Başlangıçta sosyal konut niteliğinde konutlar için kullanılan sistem, günümüzde dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde oldukça yoğun şekilde kullanılmaktadır.

Konut sorunuTünel kalıp sistemi
Ahmet Uyar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Beyoğlu ilçesi örneğinde kentsel aktif ve pasif açık yeşil alan kullanım alanlarının incelenmesi

İstanbul kentinin günümüzde aşırı göç alması sebebiyle artan nüfusunun bir sonucu olarak; Kent, Peyzaj, Kentsel Peyzaj Yeşil Alanlar kavramları incelenmeye başlanmıştır. Artan nüfusla mevcut yeşil alanları korumak ve yeni yeşil alanlar, çocuk ve spor alanları oluşturma ihtiyacı duyulmuştur. Kentsel Aktif ve Pasif Yeşil Alanlar kentlilerin rekreasyon ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturulmaktadır. Bundan dolayı kent nüfusu da düşünülerek yıllar içinde bir standartta belirlenmek istenmiştir. Ülkemiz de ki standart 3194 sayılı İmar Kanunu ile kişi başına 10 m2 olarak belirtilmiştir. Bu çalışmada İstanbul İli Beyoğlu İlçesinde bulunan aktif ve pasif yeşil alan kullanımlarının incelenmesi sonucu; Beyoğlu ilçesinde bulunan bütün aktif ve pasif yeşil alanlar araştırılmış, yerinde tespit yapılmış, belediyeden alınan envanterlerde birleştirilerek; aktif alanlar ve pasif alanların yeşil alan miktarı hesaplanarak literatür çalışmalarında belirtilen standartlara uygunluğu, yeterlilikleri tartışılıp ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi sonucu oluşturulmuştur.

Hilal Sevim Bilen
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası bağlamda ofis ortamlarında tasarımcıların yaratıcı potansiyelini etkileyen tasarım ögelerinin tespit edilmesi

Bu çalışma, farklı kültürlere sahip insan topluluklarının, çevresel psikoloji çerçevesinde sahip oldukları çevre algıları arasındaki olası benzerlikleri uluslararası bağlamda düzenlenmiş bir anket çalışması ile incelemektedir. Yaratıcı üretkenliği destekleyeceği ön görülen farklı çevresel uyaranlar, çalışma dahilinde özel olarak tasarlanan bir ofis ortamında karşılaştırmalı bir anket çalışması ile incelenmiştir. Anket çalışması Türkçe ve Almanca hazırlanarak her iki ülkede de tekrarlanmıştır. Elde edilen sonuçlar birbirleri ile karşılaştırılarak farklı iki kültürel topluluğun sahip olduğu çevresel algı arasındaki benzerlikler tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçları insanların sahip oldukları kültürel farklara karşın çevresel algılarında benzerlikler olabileceğini ve bu benzerliklerin mekânsal tasarımcılar tarafından hedef alınarak belirli bir amaca yönelik, uluslararası bir kullanıcı kitlesini psikolojik olarak destekleyebilecek mekânların tasarlanabileceğini göstermektedir.

Mehmet Birol Ercanlı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi çevre ile yeni yapı etkileşimi üzerinden sürdürülebilirlik

Yeryüzündeki canlı ve cansız her türlü varlığı içinde barındıran çevre kavramı; tarih kavramına paralel bir şekilde, insanların ihtiyaçları doğrultusunda değişir, gelişir ve tarihsel bir birikim oluşturur. Bu değişim ve gelişime bağlı olarak da; "geçmişe ait yaşadıklarımızı, değerlerimizi içinde barındıran" ve bulundukları çevreye "özgün bir değer katan" "tarihi çevreler" oluşur. Günümüzde de, küreselleşmenin getirdiği birtakım nedenler tarihi çevreleri "fiziksel, sosyal, kültürel, ekonomik vb." açılardan değişimlere uğratarak, korunmasını zorlaştırmakta ve bu önemli çevrelere büyük zarar vermektedir. Hâlbuki tarihi çevrenin korunarak geleceğe aktarılması "kültürel sürekliliğinin sağlanması, kişinin kendisini yaşadığı yere ait hissetmesi vb." açılardan oldukça önemlidir. Bu doğrultuda da tarihi çevrelerin korunması için; hem toplum, hem sivil toplum örgütleri hem de merkezi ve yerel yönetimler işbirliği içinde kendi paylarına düşeni yapmalı ve koruma bilincini benimsemelidirler. Yapılı çevre, zaman içinde birtakım nedenlerden dolayı değişime uğramaktadır. Özellikle de 20. yüzyılda savaşların etkisiyle zarar gören tarihi çevrelerde boşalmalar meydana gelmiş ve boşalan yerlerde de yeni yapılaşma düşüncesi "eski-yeni birlikteliğini" ortaya çıkarmıştır. Bu doğrultuda, "tarihi çevrede yeni yapı tasarlama ve koruma" konularının önemi uluslararası birtakım çalışmalar ile vurgulanmış ve beraberinde de koruma olgusu gelişmiştir. Tarihi çevrelerde koruma olgusunun gelişmesi, bu çevrelerde yapılacak yeni yapı tasarımlarının önemini arttırmış ve "eski-yeni arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı" sorununu gündeme getirmiştir. Bütün bu değişimlerle beraber toplumlarda birtakım yeni ihtiyaçlar ortaya çıkmakta, tarihi çevre de günümüzün ihtiyaçlarını karşılayabilmek için değişim ve gelişim göstermektedir. Bu değişim ve gelişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi ise; "yeni yapı tasarımı öncesinde dikkat edilmesi gereken noktaların doğru bir şekilde analiz edilmesine" ve "koruma bilincine" bağlıdır. Bu doğrultuda da, kimliğimizi oluşturan tarihi çevrelerde yeni yapı tasarımı oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada; "tarihi çevrede yeni yapı tasarlamaya yönelik bir amaç sistemi önerisinde" bulunulacaktır. Problem olarak belirtilen tarihi çevrede yeni yapı tasarımı konusunda, "eski-yeni arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı" noktasına dikkat çekilerek; "Türkiye ve Dünya üzerinden seçilmiş örnekler incelenecek" ve ülkemiz için de tarihi çevreye yaklaşımda kaynak oluşturulacaktır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Tarihi Çevre, Koruma, Uluslararası Yaklaşımlar, Tarihi Çevrede Yeni Yapı, Sürdürülebilirlik

Buse Bahadır
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik kent tasarımı örneklerinin değerlendirilmesi

İnsanlar, var oldukları andan itibaren doğa ile iç içe, uyum içerisinde bir yaşam tarzı benimsemişler ve ihtiyaçları kadar olanı doğadan temin ederek kullanmışlardır. Zamanla ihtiyaçların farklılaşması ve giderek nüfusun da artmasıyla birlikte doğal kaynaklar tükenmeye ve iklim değişiklerinin meydana gelmesiyle birlikte çevresel sorunlar oluşmaya başlamıştır. Hızlı ve kontrolsüz nüfus artışı, kentlerde yaşayan nüfusun düzensiz bir biçimde yerleşmesiyle çarpık kentleşmeler oluşmasına neden olmuştur ve beraberinde sosyal ve ekonomik eşitsizlikler meydana gelmiştir. Bunun için ilk çalışmalar 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra yapılmaya başlamıştır. Sanayi Devrimi ile hayatımıza giren teknolojik gelişmeler, çevre kirliliği, sağlıksız ve yoğun nüfuslu yaşam alanlarının oluşması bu çalışmaların başlamasına öncülük etmiştir. Ekolojik mimarlık, içerisinde bulunduğu durumu ve gelecek nesilleri de dikkate alarak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına öncelik veren, çevreye duyarlı, enerji etkin tasarımı benimseyen, insanların konforunu ve güvenliğini önemseyen sürdürülebilir yapılar ortaya koyma faaliyetlerinin bütünü olarak tanımlanabilir. Ekolojik kent tasarımında, tasarımcılara yol gösterici olmak adına bu çalışma hazırlanmıştır.

Ekolojik çevreMimari çevreSürdürülebilir çevre+2
Elif Akdal
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00

Other supervisors