Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ebadi

48 theses · İstanbul Beykent University

Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerin akademik tükenmişlik ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Duygusal çöküş, duyarsızlaşma, özgüven azalması, çaresizlik ve umutsuzluk hissi, yüksek kaygı, düşük başarı, motivasyon kaybı, yıpranma, enerji kaybı vb. şekillerde kendisini gösteren tükenmişlik, her yaş grubundan ve farklı mesleklere mensup birçok kişide ortaya çıkabilmektedir. Aslında tükenmişlik kavramı günümüz iş dünyasının doğal bir çıktısı olan fazla iş yüküne sahip kişilerde, yoğun mesai saatlerinde çalışmak zorunda kalan işçilerde, insanlarla sıkça bir diyalog kurmak zorunda olan eğitimcilerde, sağlık çalışanlarında ve hatta bazen ev hanımlarda olmak üzere çok geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilmektedir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada akademisyenlerin akademik tükenmişlik ve mesleki motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki irdelenmiştir. Araştırma kapsamında Beykent Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev alan toplam 179 gönüllü akademisyene veri toplamak amacıyla Akademik Tükenmişlik Ölçeği ve Mesleki Motivasyon Ölçeği ile araştırmacı tarafından hazırlanan Akademisyenin Sosyo – Demografik Bilgi Formu (ASDBF) uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; akademisyenin mesleki motivasyon düzeyi ile tükenmişlik arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Mesleki motivasyonun, akademisyenin tükenmişlik düzeyini etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerMotivasyonTükenmişlik+2
Gizem Arıkan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortopedik engelli bireylerin umutsuzluk düzeyi ile intihar olasılığı arasındaki ilişki

Bu araştırmada, ortopedik engelli bireylerin umutsuzluk düzeyi ile intihar olasılığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; Beck Umutsuzluk Ölçeği(BUÖ) , İntihar Olasılığı Ölçeği(İOÖ) ve Kişisel Bilgi Formu(KBF) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ilinde ikamet eden 89 ortopedik engelli birey oluşturmuştur. Araştırmaya katılan 89 ortopedik engelli bireyin; 34'ünü kadınlar, 55'ini erkekler oluşturmaktadır. Katılımcılardan elde edilen veriler, Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) 21.0 sürümü kullanılarak analiz edilmiştir. Ortopedik engelli bireylerde intihar olasılığının, yalnız yaşama durumuna göre değişip değişmediğine T testiyle bakılmıştır. Analiz sonucuna göre ortopedik engelli bireylerde intihar olasılığı, yalnız yaşama ve yalnız yaşamama durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Yalnız yaşayan ortopedik engelli bireylerin intihar olasılığı puanları, yalnız yaşamayan ortopedik engellilere göre daha yüksek bulunmuştur. Ortopedik engelli bireylerde umutsuzluk düzeyi ile intihar olasılığı arasındaki ilişki korelasyon analiziyle incelenmiştir. Analiz sonucuna göre ortopedik engelli bireylerde umutsuzluk düzeyi, intihar olasılığıyla pozitif yönde yüksek düzey bir ilişki göstermektedir. Ortopedik engelli bireylerde; umutsuzluk düzeyinin ve intihar olasılığının sosyo-ekonomik duruma göre değişip değişmediğine tek yönlü varyans analiziyle bakılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre; düşük sosyo-ekonomik duruma sahip ortopedik engelli bireylerin intihar olasılığı ve umutsuzluk düzeyi puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.Yapılan Tukey HSD sonuçlarına göre; düşük sosyo-ekonomik duruma sahip ortopedik engelli bireylerin umutsuzluk düzeyi ve intihar etme olasılığı, yüksek ekonomik duruma sahip ortopedik engelli bireylere göre daha yüksektir.

Engelli kişilerOrtopedik özürlülerUmutsuzluk+2
Başak Pelin Akgün
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
10
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerdeki yaşam kalitesi düzeyi ile sosyal uyum arasındaki ilişki

Bu çalışmada yaşam kalitesi ile sosyal uyum arasındaki ilişki ele alınmıştır. İstanbul İli sınırlarında 151 yetişkin üzerinde yapılan anket çalışmasının analiz edilmesi ile birlikte, yetişkinlerde yaşam kalitesinin sosyal uyum üzerindeki etkisi ortaya koyulmuştur. Analiz sonuçlarına göre; cinsiyet, yaş, eğitim, meslek, medeni durum ve gelir düzeyi gibi sosyo-demografik özelliklerin sosyal uyum ve yaşam kalitesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yaşam kalitesi ve sosyal uyum arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik yapılan korelasyon analizine göre; yaşam kalitesi alt boyutlarından genel yaşam kalitesi, genel sağlık, bedensel sağlık, ruhsal sağlık ve sosyal alanın sosyal uyum üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Diğer bir alt boyut olan çevresel alanın ise sosyal uyum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı herhangi bir etki oluşturmadığı tepit edilmiştir.

Sosyal uyumSosyodemografik özelliklerYaşam kalitesi+1
Ecem Nadir
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Psikoloji bölümü ve mühendislik-mimarlık bölümlerinde okuyan öğrencilerin duygusal zeka düzeylerinin karşılaştırılması

Bu araştırmada, psikoloji bölümünde okuyan öğrencilerin duygusal zeka düzeyleri ile mühendislik-mimarlık bölümlerinde okuyan öğrencilerin duygusal zeka düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Bar-On Duygusal Zeka Ölçeği (Bkz. Ek-1), Kişisel Bilgi Formu (Bkz. Ek-2) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde bulunan Beykent Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi'nde 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören psikoloji ve mühendislik-mimarlık bölümünden 145 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan 145 öğrencinin; 91'i kız 54'ünü erkekler oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin kişisel farkındalık, kişilerarası ilişkiler ve genel ruh hali düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi düzeylerinin ise orta olduğu görülmüştür. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; cinsiyet, okudukları bölüm ve sınıf değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler : Duygu, Zeka, Duygusal zeka

Duygusal zekaMühendislik eğitimiMühendislik-Mimarlık Fakültesi+5
Hande Soykan
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travma yaşantılarının çalışan ve çalışmayan kadınların, anksiyete ve umutsuzluk düzeyi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, çocukluk çağı travma yaşantılarının çalışan ve çalışmayan bayanların, anksiyete ve umutsuzluk düzeyi üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda çocukluk çağı travmalarının kişide anksiyete ve umutsuzluk oluşturup oluşturmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmada çocukluk çağı travma yaşantılarını ölçmek için "Çocukluk Çağı Travma Ölçeği", anksiyete düzeyini ölçmek için "Beck Anksiyete Ölçeği" ve umutsuzluk düzeyini ölçmek için "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilerek, çocukluk çağı travma yaşantıları ile anksiyete ve umutsuzluk düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış olan demografik bilgi formunda yer alan medeni durum ve yaş değişkenlerinin, çalışan ve çalışmayan bayanların çocukluk çağı travma yaşantıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : çocukluk çağı travmaları, anksiyete, umutsuzluk

AnksiyeteKadınlarPsikolojik istismar+6
Gizem Mutlu
İstanbul Beykent University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Panik bozukluğu teşhisi konmuş kişilerde depresyon görülme olasılığının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmada panik bozukluk teşhisi konmuş bir grup hastada depresyon görülme olasılığının bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni Panik Bozukluğu teşhisi konmuş bireylerdir. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ilindeki Panik Atak Dostları Derneği katılımcılarından araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen ve klinik olarak panik bozukluğu teşhisi konmuş 35'i kadın 28'i erkek toplam 63 kişi oluşturmaktadır. Katılımcılara KBF ve BDÖ uygulanmıştır. Araştırmada grubun depresyon düzeyi orta derecede saptanmıştır. Araştırmaya katılan kadınların erkeklere oranla depresyon puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılara yöneltilen yaş, medeni durum, maddi gelirin düzeyi vb. sosyodemografik faktörlerin anlamlı bir etkisine rastlanmamıştır. Sonuç olarak depresyon ve panik bozukluğunun birlikte görüldüğü ve depresyonun kadınlarda daha fazla belirtileri olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Panik Bozukluğu, Depresyon, Cinsiyet.

DepresyonObsessif kompülsif bozuklukPanik+4
Pelin Ekmen
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel ve bedensel engelli çocukların annelerinin anksiyete, depresyon düzeylerinin belirlenmesi ve aile işlevlerinin incelenmesi

Bu araştırmada zihinsel ve bedensel engelli çocukların annelerinin anksiyete depresyon düzeylerinin belirlenmesi ve aile işlevlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında İstanbul ili Sultangazi ilçesinde bulunan Lalegül Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Gülşeker Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Gülenay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne gelen RAM'dan rapor almış engelli çocukların anneleri ve Mehmetçik İlköğretim Okulunda eğitim gören, zihisel ve bedensel açıdan sağlıklı öğrencilerin anneleri ile çalışılmıştır. Araştırmada 20 Down Sendromlu, 20 Mental Retarde, 20 Otizmli, 20 serebral palsili ve 20 sağlıklı öğrencinin annesi çalışmaya katılmıştır. Sosyodemografik bulgular sosyodemografik veri toplama formu ile annelere sorularak elde edilmiştir. Tüm çocukların annelerine Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri ve Aile Değerlendirme ölçekleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Bireylerin çocuklarının engel türleri ile bireylerin beck depresyon ile beck anksiyete ölçeklerinin puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Bireylerin çocuklarının engel türleri ile bireylerin aile değerlendirme envanterinin alt ölçeklerinin puanları arasında da anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Araştırmadaki anlamlı bulgular, Bireylerin çocuklarının engel derecesi ile bireylerin, aile değerlendirme envanterinin alt ölçeklerinin puanları arasında ve bireylerin çocuklarının engel derecesi ile bireylerin beck depresyon ile beck anksiyete ölçeklerinin puanları arasında görülmektedir. Buna göre, çocuğunun engel derecesi %90 olan bireylerin diğer bireylere oranla genel depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgular ışığında konu tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Aile işlevleriAnksiyeteAnneler+5
Kerem Kaymaz
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Grupla psikolojik danışma uygulamasının otizmli çocuğu olan annelerin özyeterlilik ve umutsuzluk düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı grupla psikolojik danışma uygulamasının otizmli çocuğu olan annelerin öz yeterlilik ve umutsuzluk düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul Kağıthane ilçesi Selahaddin Korkmaz Özel Eğitim İş Uygulama Okulunda özel eğitim almakta olan otizmli çocukların annelerinden oluşur. Araştırmanın deney ve kontrol grubu toplam 20 kişidir. 114 kişiye uygulanan öntest uygulamasına göre umutsuzluk puanları ortalamanın üstünde olan, öz yeterlilik seviyeleri ise ortalamanın altında olan 42 kişi belirlenmiştir. Bu kişiler deney ve kontrol gruplarına rastgele 10'ar kişi olarak dağıtılmıştır. Araştırmada otizmli çocuğu olan annelerin umutsuzluk düzeylerini belirlemek amacıyla "Beck Umutsuzluk Ölçeği" , öz yeterlilik düzeylerini belirlemek amacıyla da Sherer ve arkadaşları (1982) tarafından hazırlanan, Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Yıldırım ve İlhan (2010) tarafından yapılan " Genel Öz yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarına bu ölçekler ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına uygulanan "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Genel Öz yeterlilik Ölçeği" ön-test ve son-test puanları arasında fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Wilcoxon İşaretli Sıralar testi, deney ve kontrol gruplarının sontest umutsuzluk ve öz yeterlilik puanları arasında istatistiksel olarak fark olup olmadığı da Mann-Whitney U Testi ile analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz sonunda grupla psikolojik danışmanın, otizmli çocuğu olan annelerin umutsuzluk ve öz yeterlilik düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu gözlenmiştir. Bu bulguya göre grupla psikolojik danışma uygulaması otizmli çocuğu olan ebeveynlerin umutsuzluk düzeylerini azaltmakta, öz yeterlilik düzeylerini ise yükseltmektedir. Anahtar Kelimeler : Grupla Psikolojik Danışma, Otizm,Umutsuzluk, Özyeterlilik

AnnelerGrupla psikolojik danışmaOtistik bozukluklar+7
Erdi Kulbaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyete göre gerçek doğum sırasının atılganlık düzeyine etkisi

Bu çalışmanın amacı, özel bir okulda okuyan ortaöğretim 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin atılganlık düzeyiyle ilişkisini incelemektedir. Çalışmanın örneklemi, İstanbul' un Kartal ilçesindeki Doğa kolejinde okuyan 104'ü kız 96' sı erkek toplam 200 öğrenciden oluşturulmuştur. Örneklem grubuna, araştırmacının hazırladığı kişisel bigi formu uygulanmıştır. Atılganlığı ölçmek amacıyla, Topukçu (1982) tarafından geliştirilen ve 45 maddeden oluşan Atılganlık Envanteri kullanılmıştır. Verilerin SPSS for windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı Mann Whitney-U testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırılmasında Kruksal Wallis H-Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; sınıf ve doğum yılının atılganlık puanlarını anlamlı şekilde etkilediği sonucu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Cinsiyet, Gerçek Doğum Sırası, Atılganlık

AtılganlıkMann-Whitney TestiOrtaokul öğrencileri+2
Pınar Demiray
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarında depresyon ve tükenmişlik düzeylerinin bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi (Iğdır ili Devlet Hastanesi örneği

Bu araştırma Iğdır devlet hastanesi sağlık personelinde bazı demografik değişkenler yönünden depresyon ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirmiştir. Depresyon ve Tükenmişlik düzeyleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, mesleki unvan, gelir durumu, eğitim seviyesi ve çalışma süresi gibi değişkenler ile olan ilişkileri incelenmiştir. Araştırmaya Iğdır Devlet Hastanesine mensup personeller arasından rastlantısal yöntemle seçilen 124 personel katılmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla "Beck Depresyon Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" uygulanmış ve ''Sosyo-demografik Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20,0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılan sağlık personellerinin tükenmişlik düzeyinin kişisel başarı alt boyutunda yaş, çocuk sayısı, eğitim seviyesi, mesleki ünvan ve gelir durumu değişkenleri açısından anlamlı bir fark saptanmıştır. Ancak tükenmişlik düzeyinin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutlarında cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, eğitim seviyesi, mesleki unvan, çalışma süresi ve gelir durumu değişkenleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca depresyon düzeylerininde değişkenler açısından anlamlı olmadığı bulunmuştur Anahtar Kelimeler : Depresyon, Tükenmişlik, Sağlık

Demografik değişkenlerDepresyonHastaneler+6
Hakan Bulut
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel işlev bozukluğu olan eşlerde evlilik uyumu ve bağlanma stillerinin incelenmesi

Bu çalışmada, cinsel işlev bozukluğu olan eşlerde evlilik uyumu ve bağlanma stillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma; araştırma ve kontrol grubu olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır. Cinsel hayatındaki problemler nedeni ile üroloji ve kadın doğum ve jinekolojiye başvuran 35 kişi araştırma grubunu oluşturmaktadır. Genel popülasyondan daha önce cinsel hayatında herhangi bir problemi olmayan 35 kişi de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Değerlendirmede veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği, Evlilik Uyum Ölçeği ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II kullanılmıştır. Veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma grubunun evliliklerinde uyum problemi bulunmaktadır. Evliliklerinde uyum problemi olan kişilerde korkulu bağlanma saptanmıştır. Evliliklerinde uyum problemi olan kişilerde korkulu bağlanma oranı (%71.4), evliliklerinde uyum problemi olmayanlara göre (%45.2) daha yüksektir. Çalışmadan elde edilen veriler; cinsel işlev bozukluğu olan eşlerin evlilik uyumunda ve güvenli bağlanma stilinde problem yaşadıklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Cinsellik, Cinsel İşlev Bozuklukları, Evlilik, Evlilik Uyumu,Bağlanma, Yetişkinlerde Bağlanma Stilleri

BağlanmaBağlanma stilleriCinsel bozukluklar+5
Çıdam Kumkale
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

10-13 yaş grubu çocuklarının empati düzeyinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 10-13 yaş grubu çocukların empati düzeylerinin saldırganlık ve anne baba tutumlarıyla ilişkisini belirlemek ayrıca empati düzeylerinin, cinsiyet ve ebeveynlerin eğitim seviyesi açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Kâğıthane ve Sarıyer ilçesinde ikamet eden,5., 6. ve 7. sınıflarda devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi rastlantısal yöntemle seçilen 54'ü kız, 46'sı erkek olmak üzere toplam 100 çocuktan oluşmaktadır. Araştırma da veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu,çocukların empati düzeylerini ölçmek için Bryant tarafından 1982'de geliştirilen ve 2003'te Yılmaz tarafından Türkçeye uyarlanan 'Çocuklar İçin Empati Ölçeği', saldırganlık düzeylerini ölçmek için Sears tarafından geliştirilen ve Uluğtekin tarafından 1976 yılında Türkçeye çevrilen 'Saldırganlık Ölçeği', algıladıkları anne baba tutumunu ölçmek için ise Kuzgun ve Eldeleklioğlu (2005) tarafından geliştirilen 'Anne Baba Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Bu araştırma "tarama modeli" olarak tasarlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı Bağımsız Örneklem T Testikullanılmıştır. Ayrıca örneklem sayısı 30'dan küçük örneklemlerde; niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı Mann Whitney-U testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis H-Testikullanılmıştır.Araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişkiyi Spearman korelasyon ile test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, empati düzeyi ile saldırganlık eğilimi arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çocukların saldırganlık puanlarının artmasıyla empati puanlarının düştüğü görülmüştür. Empati seviyesi ile algılanan demokratik tutum ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki, otoriter tutum ile negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken algılanan koruyucu-istekçi anne baba tutumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Demokratik anne baba tutumunda çocukların empati seviyeleri artarken, otoriter anne baba tutumu ile empati seviyesinin azaldığı görülmektedir. Empati seviyesi ile cinsiyet arasındaki ilişkiye bakıldığında kızların erkeklere oranla empati düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Çocukların empati seviyesi ile anne ve babanın eğitim seviyesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Empati, Saldırganlık, Anne-Baba Tutumu

Ana-baba tutumuEmpatiEmpatik beceri+6
Aslı Karamuk
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağında ruhsal travma yaşamış yetişkin bireylerin depresyon düzeylerinin ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Bireyler çocukluk çağında yaşadıkları travmaların etkisini, yaşamlarının ilerleen bölümlerinde yoğunlukla hissetmektedir. Bu çalışmada çocukluk çağı travmaların yaşam doyumu ve depresyon ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcılarını İstanbul'da ikamet eden 20-45 yaş arası 75 yetişkin oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Yaşam Doyumu Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri ve Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma). kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında cinsiyet ve ölçekler arasındaki ilişkinin incelenmesinde t-testi; yaş, medeni durum, eğitim durumu ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin ölçekler ile ilişkisinin incelenmesinde ANOVA kullanılmıştır. Bununla birlikte, çocukluk çağı travmaları, yaşam doyumu ve depresyon ilişkisinin ortaya konulabilmesi için Pearson Korelasyon Katsayısı kontrol edilmiştir. Elde dilen bulgulara göre çocukluk çağı travmaları ile depresyon arasında pozitif, çocukluk çağı travmaları ile yaşam doyumu arasında ise negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer taraftan yaşın depresyon; medeni durumun duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, cinsel istismar ve depresyon; eğitim durumunun duygusal istismar, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, duygusal ihmal, yaşam doyumu ve depresyon; gelir düzeyinin duygusal istismar, fiziksel istismar, cinsel istismar ve depresyon üzerinde etkili olduğu çalışma sonucunda elde edilen diğer bulgulardır. Anahtar Kelimeler : Çocukluk çağı travmaları, yaşam doyumu, depresyon.

DepresyonTravmaYaşam doyumu+5
Selin Sönmez
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet okullarında ve özel okullarda çalışan öğretmenlerin stres düzeyleri ile stresin faktörleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çağımızda en çok yaşanılan olgulardan biri olan ve örgütsel alanlarda öğretmenleri de etkileyen stresin kontrol altına alınması eğitimin gelişimi için oldukça önemlidir. Çalışmanın ilk bölümünü stres ile ilgili kuramsal araştırmalar oluşturmuştur. İkinci bölümde devlet okulunda ve özel okulda çalışan öğretmenlerin örgütsel farklılıklarına değinilmiş; üçüncü bölümde ise konu ile ilgili daha önce yapılmış çalışmalara yer verilmiştir. Son bölümü çalışmanın uygulama kısmı oluşturmuştur. Araştırmanın amacı devlet okullarında ve özel okullarda çalışan öğretmenlerin mesleklerinde yaşadıkları iş stresi seviyelerini karşılaştırmak, iş stresi alt faktörlerinin birbirleriyle ve öğretmenlerin demografik bilgileriyle olan ilişkisini incelemektir. Araştırmada öğretmenlere, başında sosyo – demografik soruların yer aldığı bir iş stresi ölçeği uygulanmıştır. Araştırma İstanbul'un Bağcılar İlçesi'nde bulunan iki özel okuldaki ve bir devlet okulundaki ilk ve ortaokul öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Bağcılar ilçesinde devlet okulunda ve özel okulda çalışan ilk ve ortaokul öğretmenlerinin stres düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler : Stres, İş Stresi, Öğretmen

Sosyodemografik değişkenlerStresStres faktörleri+3
Güney Erden
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Reem nöropsikiyatri merkezi'nin üç şubesine depresyon şikayetiyle başvuran kadınların çocukluk çağı travması açısından depresyon düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Reem nöropsikiyatri servisine depreyon şikayetiyle başvuran kadınların çocukluk çağı travmaları ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ek olarak, araştırmada bireylerin yaşı, medeni durumu, eğitim düzeyi, çalışma durumu, annelerinin ve babalarının eğitim düzeyinin, çocukluk çağı travmaları ve depresyon üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul İlinde Gaziosmanpaşa, Levent ve Kadıköy ilçelerinde bulunan Reem Nöropsikiyatri Merkezine başvuran 100 kadın alınmıştır. Veri toplama araçları olarak Beck Depresyon Ölçeği ve Çocukluk Çağı Travmaları Envanteri kullanılmıştır. Aynı zamanda bireylerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu oluşturulmuştur. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; bireylerin en çok duygusal ihmale maruz kaldığı, çocukluk çağı travması olan bireylerin çocukluk çağı travması olmayan bireylere oranla depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu ve evli olan bireylerin bekar olan bireylere oranla fiziksel ihmal düzeylerinin daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan eğitim düzeyi, yaşamının büyük çoğunluğunun nerede geçtiği ile aile tipi gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Araştırmada grubun fiziksel ihmal, duygusal istismar ve duygusal ihmal ile depresyon düzeyleri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının bireylerin depresyon düzeylerine etkilediğine dair anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara, alanda çalışan psikolojik danışmanlara ve ailelere yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Depresyon, Çocukluk Çağı Travması.

Depresif bozuklukDepresyonKadınlar+5
Ezgi Demirer
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatlarda bazı demografik değişkenlerin tükenmişlik, denetim odağı ve iş doyumu üzerindeki etkisi

AVUKATLARDA BAZI DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLERİN TÜKENMİŞLİK, DENETİM ODAĞI VE İŞ DOYUMU ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Bu araştırmada, bazı demografik değişkenlerin, avukatlardaki tükenmişlik, iş doyumu düzeyi ve denetim odağı eğilimi üzerindeki etkisi inceleme konusu yapılmıştır. Buna göre, avukatların, yaş, cinsiyet, çalışma biçimi, meslekte geçirdikleri sürenin ve mesleği seçme nedenlerinin tükenmişlik, denetim odağı ve iş doyumu üzerindeki etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Türkiye barolar birliğine kayıtlı toplam 250 avukatın gönüllü olarak katılımı sağlanmıştır. Çalışma verilerinin elde edilmesi amacıyla, avukatların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu sunulmuştur. Tükenmişlik düzeyini tespit etmek amacıyla Maslach ve Jackson tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI), İş Doyumunu ölçmek amacıyla Minnesota iş Doyumu Ölçeği ve denetim odağı eğilimini belirlemek amacıyla, Rotter tarafından 1966'da geliştirilen Rotter İç-Dış Denetim Odağı ölçeği kullanılmıştır.Farklı grup ve verilerin karşılaştırılmasında ve çözümlenmesinde Kruskal Wallis H, Regresyon, Mann Whitney U uygulanmıştır. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin ilişkilerinin incelenmesinde Spearman Korelasyon testi uygulanmıştır. Ölçeklerin geçerlik ve güvenirliliği faktör analizi ile test edilmiştir. Avukatların tükenmişlik ve iş doyumu düzeyleri ile cinsiyet değişkeni arasındaki ilişkide istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Serbest olarak çalışan avukatların, 46-55 yaş arası bireylerin, meslekte 20-30 yıl arası çalışmış olanların tükenmişlik düzeyinin daha az olduğu saptanmıştır. Avukatların denetim odağı puanları incelendiğinde, kadın avukatların dıştan denetimli erkek avukatların içten denetimli olduğu saptanmıştır. Ayrıca mesleği seçme nedeni adalet duygusuna inanç ve mesleki itibar olan avukatların genel doyum düzeyi yüksek saptanmıştır. Ancak mesleği ailevi sebeplerle tercih edenlerin daha dıştan denetimli oldukları bulgulanmıştır. Ayrıca yaptığımız araştırmada avukatların iş doyum puanları, tükenmişlik ölçeği ve denetim odağı puanlarının birbiriyle ilişkileri de incelenmiştir. Dolayısıyla avukatların iş doyum düzeyleri yükseldikçe, duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve dış denetim odağı düzeylerinde azalma olduğu görülmektedir.

AvukatlarAvukatlıkDenetim odağı+2
Beyhan Kaplan Güler
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin anne baba tutumlarına ilişkin algılarının problem çözme becerisi ve saldırganlık düzeyleri üzerindeki etkisi

İLKÖĞRETİM 3. VE 4. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN ANNE BABA TUTUMLARINA İLİŞKİN ALGILARININ PROBLEM ÇÖZME BECERİSİ VE SALDIRGANLIK DÜZEYLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Bu araştırmanın amacı, İlköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencilerinde anne baba tutumlarına ilişkin algılarının problem çözme becerisi ve saldırganlık düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemektir. Araştırmada problem çözme becerisi ve saldırganlık düzeylerinin anne baba tutumları ve demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmaya 100 kız, 100 erkek olmak üzere toplam 200 öğrenci katılmıştır. Katılanların anne baba tutumlarını nasıl algıladıklarını ölçmek için Anne Baba Tutum Ölçeği, problem çözme becerilerini ölçmek için Çocuklar için Problem Çözme Envanteri, saldırganlık düzeylerini ölçmek için Çocuk Saldırganlık Ölçeği ve kendilerine ilişkin bilgilere ulaşmak için hazırlanan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis H-Testi, Faktör Analizi, Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, saldırganlık seviyesi ile cinsiyet arasındaki ilişkiye bakıldığında erkeklerin kızlara oranla saldırganlık düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Demokratik anne baba tutumunda çocukların problem çözme becerisi seviyeleri artarken otoriter anne baba tutumunda problem çözme seviyeleri azalmıştır. Otoriter anne bana tutumunda çocukların saldırganlık seviyeleri artarken, demokratik anne baba tutumunda saldırganlık seviyeleri azalmıştır.

AlgıAna-baba tutumuProblem çözme becerisi+3
Serpil Çınar
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim kurumlarında (Rehabilitasyon) ve devlet okullarında çalışan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri

Bu araştırmanın amacı, farklı alanda çalışan (özel eğitim kurumları ve devlet okulları) öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini ele almaktır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet ve demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı‟na bağlı özel eğitim kurumları ve devlet okullarında çalışan öğretmenlerin görüşlerine dayanarak tükenmişlik düzeylerinin demografik değişkenlerle etkileyip etkilemediği açıklanacaktır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili sınırları içerisinde bulunan Avrupa yakası özel eğitim rehabilitasyon kurumlarından; Çiftoğlu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Terapedia Pediatric Rehabilitasyon Merkezi'nde, Yaman Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, Özel Yeni Altın Adımlar Özel Rehabilitasyon Merkezi'nde, Özel Mavi İklim Rehabilitasyon Merkezi'nde, Bayrampaşa Aliya İzzetbegoviç Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde ve Şehit Kamil Baykan İlkokulu'nda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini rastlantısal yöntemle seçilen 55 öğretmen devlet okullarından ve 55 öğretmen rehabilitasyon merkezlerinden olmak üzere toplam 110 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Kişisel Bilgi Formu ve öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini ölçmek için Maslach ve Jackson tarafından 1981 yılında geliştirilen ve Ergin tarafından 1992 Türkçe'ye çevrilen 'Maslach Tükenmişlik Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis H-Testi, Faktör Analizi, Spearman Korelasyon Testi ve İki Yönlü Anova Testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, devlet kurumlarında çalışan bireylerin özel kurumlar da çalışan bireylere oranla duyarsızlaşma düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Özel kurumda çalışan bireylerin devlet kurumunda çalışan bireylere göre tükenmişlik düzeylerinin arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretmen, Tükenmişlik, Okul

Devlet okullarıTükenmişlikTükenmişlik düzeyi+3
Muzaffer Akıncı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin bağlanma stillerine göre aldatma eğilimlerinin ve evlilik doyumlarının incelenmesi

Bu araştırma evli bireylerde bağlanma stillerine göre aldatma eğilimi ve evlilik doyumu kavramlarının birbirleriyle ilişkili olduklarını ortaya koymak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra bağlanma stilleri, aldatma eğilimi ve evlilik doyumu bazı demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmaya İstanbul ilinde yaşayan, gönüllülük esasına göre rastlantısal olarak seçilen 55 evli çift katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla"Evlilik Yaşam Ölçeği", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği", "Aldatma Eğilimi Ölçeği" uygulanmış ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan değerlendirme ve analizler sonucuna göre; güvensiz bağlanma stiline sahip olanların, güvenli bağlanma stiline sahip olanlara göre aldatma eğiliminin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Evlilik doyumu incelendiğinde ise, güveli bağlanma stiline sahip bireylerin, güvensiz bağlanma stiline sahip olan bireylere göre evlilik doyumunun daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak istatistiksel açıdan ilişkili bulunmamıştır. Buna ek olarak aldatma eğilimi ile evlilik süresi, evlilik ilişkisinde kimin karar aldığı, çocuk sayısı, evlenme biçimi, yaş ve cinsiyet arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Evlilik doyumu ile çeşitli değişkenlerin ilişkilerine bakıldığında ise, evlilikte kimin karar aldığı, çocuk sayısı ve yaş değişkenlerinin, evlilik doyumu ile anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler : Evlilik, Evlilik Doyumu, Bağlanma Stili, Aldatma

AldatmaAldatma eğilimiBağlanma+4
Selfinaz Dursun
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn kaybının duygusal zeka ve problem çözme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışmada ebeveyn kaybının duygusal zeka ve problem çözme becerisi üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullarda öğrenim görmekte olan ebeveyn kaybı yaşamış, 10-11-12-13 yaşlarında 105 öğrenci ile ebeveyn kaybı yaşamamış 10-11-12-13 yaşlarında 102 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Köksal tarafından Türkçe'ye çevrilen ve geçerlilik, güvenilirlik çalışmaları yapılan 'Bar-On Duygusal Zeka Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu' ile Serin, Bulut Serin ve Saygılı tarafından 2010 yılında geliştirilen 'İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri' kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda duygusal zeka ve duygusal zekanın alt boyutları olan bireyiçi, uyum, olumlu etki, stres yönetimi ve genel ruh hali faktörlerinde ebeveyn kaybı yaşamış çocuklar ile her iki ebeveyni de hayatta olan çocukların skorları arasında anlamlı bir fark bulunmazken, ebeveyn kaybı yaşamış çocukların bireylerarası alt boyutunda daha yüksek puan aldıkları görülmüştür. Problem çözme becerisine yönelik yapılan analizler sonucunda da genel problem çözme becerisi, problem çözme becerisine güven alt boyutu ve kaçınma alt boyutunda iki grup arasında anlamlı bir fark görülmezken, özdenetim alt boyutunda ebeveyn kaybı yaşamamış çocuklar daha yüksek puanlar almışlardır.

Duygusal zekaEbeveyn kaybıOrtaokul öğrencileri+1
Aylin Uyar Kurt
İstanbul Beykent University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Araştırmanın amacı, özel yetenekli çocuğu olan ebeveynlerin psikolojik sağlamlıklarının öz-yeterlik inancı, benlik saygısı ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Örneklem grubu, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilerek İstanbul'da yaşayan, 2015 yılında Başakşehir Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile Bahçelievler Bilim ve Sanat Merkezi tarafından incelenerek "Özel Yetenekli Birey" tanısı almış çocukların (5-13 yaş) anne-babalarından oluşturulmuştur. Kişilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri Gürgan (2006) tarafından geliştirilen "Yılmazlık Ölçeği"; benlik saygısı düzeyleri Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği"; öz-yeterlik inancı düzeyleri Cavkaytar, Aksoy ve Ardıç (2014) tarafından geliştirilen "Ebeveyn Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılarak ölçülmüştür. Verilerin analizinde SPSS 20.00 programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Korelasyon Katsayısı; değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturup oluşturmadığını incelemek amacıyla Bağımsız Gruplar T-Testi, Mann-Whitney U Testi ve ANOVA Analizi; değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde etkisini incelemek amacıyla Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik saygısı ve öz-yeterlik inancının psikolojik sağlamlık ile anlamlı bir nedensellik ilişkisi içinde olduğu bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık ile benlik saygısı ve öz-yeterlik inancı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki söz konusudur. Psikolojik sağlamlık puanları yaş, medeni durum, çalışma durumu ve özel yetenekli çocuğun okula gitme durumu açısından farklılık göstermezken; cinsiyet durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler : Psikolojik Sağlamlık, Benlik Saygısı, Öz-Yeterlik Ġnancı, Cinsiyet, YaĢ, Medeni Durum, Özel Yetenekli Birey, Ebeveynler, Anne-Baba, ÇalıĢma Durumu,Aylık Gelir.

Benlik kavramıBenlik saygısıEbeveynler+5
Kübra Kahvecioğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde yeme tutumlarının ve internet bağımlılığının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Araştırmanın amacı lise öğrencilerinde yeme tutumlarının ve internet bağımlılığının cinsiyet, sınıf düzeyi, beden kilo indeksi, kilo memnuniyeti, anne-babanın eğitim durumu, ailenin aylık geliri, sosyal medya kullanma durumu, sosyal medyada kalma süresi ve sosyal medyayı kullanma ortamı açısından incelenmesidir. Örneklem, 2015 yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki toplam 301 lise öğrencisinden oluşmuştur. Garner ve Garfinkel (1979)'ın geliştirdiği Yeme Tutum Testi-40, Young(1996)'un geliştirdiği İnternet Bağımlılık Ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 20.00 programı kullanılmıştır. Değişkenlerin analizinde Basit Doğrusal Regresyon Analizi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Bağımsız Gruplar t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. İnternet bağımlılığı ile yeme tutumları arasında anlamlı bir nedensellik ilişkisi vardır. Öğrencilerin yeme tutumları; sınıf düzeyi, BKİ, ailenin aylık geliri ve sosyal medya kullanma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermemektedir. Öğrencilerin yeme tutumları; cinsiyet ve kilo memnuniyeti değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Öğrencilerin internet bağımlılık düzeyleri; cinsiyet, anne-babanın eğitim durumu ve sosyal medyayı kullanma ortamı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermemektedir. Öğrencilerin internet bağımlılık düzeyleri; sınıf düzeyi, ailenin aylık geliri, sosyal medya kullanma durumu ve sosyal medyada kalma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Anahtar Kelimeler : Yeme Tutumu, Ġnternet Bağımlılığı, Sosyal Medya, Beden Kitle Ġndeksi.

BağımlılıkErgenlikLise öğrencileri+5
Fatma Nur Dalgalı
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde bağlanma stillerinin kişiler arası duyarlılıkları ile ilişkisi

Bebeklik döneminde temelleri atılan bağlanma davranışının bireylerin ileriki yaşlarında büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Bakım veren kişiler ile çocuk arasında kurulan bağlanmanın kişilerin karakterlerini ve bir çok davranışını belirlediği söylenebilir. Bu çalışmada evli bireylerin bağlanma stilleri ile kişiler arası duyarlılıkları incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını tesadüfî yöntemle seçilmiş 25-40 yaş arası İstanbul'da ikamet eden evli bireyler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, İlişki Ölçekleri Anketi, Kişiler Arası Duyarlılık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar kullanılmıştır. Ölçekler normal dağılım göstermediği için nonparemetrik testler kullanılarak; niceliksel verilerin karşılaştırılmasında cinsiyet ve ölçekler arasındaki farklılıklar incelenmesinde Mann Whitney U; yaş, eğitim durumu ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin ölçekler ile ilişkisinin incelenmesinde Kruskal Wallis H kullanılmıştır. Bununla birlikte, bağlanma stilleri ve kişiler arası duyarlılık ilişkisinin ortaya konulabilmesi için Sperman Korelasyon Katsayısı kontrol edilmiştir. Elde dilen bulgulara göre bağlanma stillerinden güvenli bağlanma ve kayıtsız bağlanma ile kişiler arası duyarlılık arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunurken; korkulu bağlanma ile kişiler arası duyarlılık arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Araştırma bulgularının diğer sonuçlarına baktığımızda; erkeklerin kadınlara oranla korkulu ve kayıtsız bağlanma düzeylerinin daha yüksek olduğu, gelir düzeyi 2000 YTL ve altı olan bireylerin diğer bireylere oranla güvenli bağlanma düzeyleri ile kişilerarası duyarlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada yer alan yaş, kardeş sayısı, katılımcıların ne derecede kendini yalnız hissettikleri gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Bağlanma Stilleri, Kişiler Arası Duyarlılık

BağlanmaBağlanma stilleriDuyarlılık+3
Sinem Atay
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınlar ve çalışmayan kadınlarda anksiyete düzeyinin, stresle başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesi, karşılaştırılması ve sosyodemografik etkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmada amaç; çeşitli iş alanlarında çalışan bir grup kadın ile çalışmayan bir grup kadının anksiyete düzeyinin, stresle başa çıkma yöntemlerinin belirlenmesi ve sosyodemografik etkenler ile ilişkisinin incelenmesidir. Tarama modeli olan bu çalışmada Beck Anksiyet Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği ve araştırmacının hazırladığı bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu araştırmanın örneklemi; İstanbul il merkezinden rastgele seçilen 61'i çalışmayan, 92'si çalışan 153 kadından oluşmaktadır. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulgular bireylerin anksiyete düzeylerinin orta derecede olduğu stresle başa çıkma da ise problem çözme boyutunu daha çok kullanmışlardır. Kaygı düzeyi yüksek kişilerin stresle başa çıkmada kaçınma boyutunu daha çok kullandıkları gözlenmiştir. Çalışan ve çalışmayan kadınların anksiyete düzeyleri ve stresle başa çıkma tazları arasında yapılan karşılaştırmada anlamlı bir farklılık elde edilmemiştir. Sonuç olarak kaygı düzeyi ve stresle başa çıkma da kullanılan tarzlar arasında bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Kaygı arttıkça kaçınma alt ölçeğinin, kaygı azaldıkça problem çözme alt ölçeğinin puanları artmıştır. Anahtar Kelimeler : Anksiyete, Stres,

AnksiyeteKadınlarSosyodemografik özellikler+4
Belgin Ataş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors