Aile desteği
53 theses under this subject heading
A study on the relationship between Turkish EFL learners' willingness to communicate in English, ambiguity tolerance and parental encouragement level
This study aims to investigate Turkish EFL learners' willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement levels. Moreover, a possible link between tolerance of ambiguity and parental encouragement levels with willingness to communicate was explored in the study. The research sample consisted of 151 preparatory school students at Hasan Kalyoncu University. A mixed-method research design was preferred in this study as both qualitative and quantitative research methods were utilized. ''Willingness to Communicate Scale'' developed by McCroskey (1992), ''Second Language Tolerance of Ambiguity'' developed by Ely (1989), and ''Perceived Parental Encouragement Scale'' involved in ''Attitude/Motivation Test Battery'' developed by Gardner (1985) were used as data collection tools. SPSS 20.0 was operated to analyze the data obtained from the questionnaires. Frequencies, means, percentages, and standard deviations were calculated through this program. Moreover, independent samples t-test was utilized to detect whether there was a statistically significant difference relating to age, while one-way ANOVA was used to explore if there was a statistically significant difference relating language proficiency with willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement levels. Apart from these, Pearson correlation was practiced to investigate the relationship between willingness to communicate, tolerance of ambiguity, and parental encouragement. Afterward, to detect the predictive power of tolerance of ambiguity and parental encouragement on willingness to communicate, multiple regression analysis was achieved. In the qualitative part of the study, 16 students who already took the quantitative part of the study were interviewed. The findings were examined through content analysis. According to the results, Turkish EFL learners showed high willingness to communicate, tolerance of ambiguity and, perceived parental encouragement. Besides, statistically significant results were found relating to the influence of age and gender. Furthermore, it was detected that tolerance of ambiguity and perceived parental encouragement predicted willingness to communicate positively. Finally, some linguistic, affective, contextual, individual factors and, self-perceived communicative competence were found to be influencing elements on learners' willingness to communicate. Moreover, some problems of tolerating ambiguity experienced by learners were detected.
Çocukluk örselenme yaşantıları, ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve sosyal destek algısının, kuraldışı davranışlarla ilişkisi
Bu araştırmada 14?18 yaş aralığında bulunan öğrencilerde görülen kuraldışı davranışların, çocukluk örselenme yaşantıları (fiziksel, duygusal, cinsel ve ihmal), ana-baba-ergen ilişki biçimleri ve aile ve arkadaştan algılanan sosyal destek açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10 ve 11 sınıfa devam eden 1032 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), çocukluk örselenme yaşantılarına (fiziksel, duygusal, cinsel) ilişkin veriler ?Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği?(Aslan ve Alparslan, 1999) ana-baba-ergen ilişkilerine ilişkin veriler ?Ana-Baba-Ergen İlişki Envanteri? (Kaner, 2001), aile ve arkadaştan algılanan sosyal destekle ilişkin veriler Procidano ve Heller (1983) tarafından geliştirilen ve Güçray ( 1998) tarafından uyarlanan, ?Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği? kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; erkek öğrencilerin, kızlara kıyasla; geçmişte istismar yaşantısı (fiziksel, duygusal, cinsel ve istismar yaşantısı toplam) olan öğrencilerin, olmayanlara kıyasla; ana-baba-ergen ilişki biçimlerini olumsuz-yetersiz algılayan öğrencilerin, ilişkilerini yeterli ve olumlu algılayan öğrencilere kıyasla; aileden düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla; arkadaştan düşük sosyal destek algılayan öğrencilerin, yüksek sosyal destek algılayan öğrencilere kıyasla,kuraldışı davranış puanları ( kuraldışı davranışları toplam puanda ve alt ölçeklerin büyük çoğunluğunda) daha yüksek bulunmuştur.Bunun yanında, ailenin gelir düzeyi yüksek olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin kuraldışı davranışlar toplam puanları ve bazı alt ölçek puanları yüksek bulunmuştur. Anadolu Lisesi öğrencilerinin, Genel-Akademik Liseye devam eden öğrencilere kıyasla, kuraldışı davranışlar toplam puanlarının daha yüksek olduğu da bulunmuştur.Ayrıca, tartışıp kavga eden, evlerinde fiziksel şiddete uğrayan, evde içki içen biri olan, evde birbirine sevgi ile yaklaşmayan, ev ortamını huzursuz bulan öğrencilerin kural dışı davranışlar gösterme oranları, evlerinde bu davranışların olmadığını ifade eden öğrencilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur.
Eğitim sürecine veli katılımının bir boyutu olan öğrenmeyi destekleyici ev ortamının veli toplantılarında yer alma durumunun incelenmesi (Durum çalışması)
Bu çalışmada eğitim sürecine veli katılımının bir boyutu olan öğrenmeyi destekleyici ev ortamının veli toplantılarında nasıl yer aldığı ve velileri yönlendirilmeye yönelik neler yapıldığı konusunun araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile desenlemiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesine bağlı iki ilkokulda 25 öğretmen, 30 veli (2 velinin öğrencisi BEP'li) oluşturmaktadır. Çalışma grubundan veriler görüşme tekniği ile toplanmıştır. Ayrıca 2016/2017 Eğitim-Öğretim yılında 1.dönem ve 2.dönem yapılan sınıf veli toplantı tutanaklarından 60 tanesi incelenmiştir. Öğretmenlerden, velilerden ve tutanaklardan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Kuramsal çerçevesi ilgili literatür araştırılarak oluşturan 8 temaya göre kodlar çıkartılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin sınıf veli toplantılarında öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için bazı öğretmenlerin önerilerde bulunduğu, bazıların az da olsa değindiği ve bazıların da hiç değinmediği görülmüştür. Velilere sorulan sorular neticesinde ise, bazı velilerin sınıf veli toplantılarında öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için bazı öğretmenlerin öneride bulunduğunu, bazılarının da az da olsa değindiği bazılarının da hiç değinmediği görülmüştür. Yapılan sınıf veli toplantı gündem maddelerini incelediğimizde çok az sayıda öğretmenin öğrenmeyi destekleyici ev ortamı için önerilerde bulundukları tespit edilmiştir. Ancak öğretmenlerin düzenlemiş olduğu toplantılarda, önerilerin gündem maddesi olarak yer almasına rağmen velilerin yeterince bilgilendirilmediği, belli başlı bazı maddeler üzerinde durulduğu görülmüştür. Bu durumun oluşmasının nedenlerinden biri öğretmenin söylesem de veliler tarafından dikkate alınmayacağı kaygısı, velilerin eğitim seviyesinin düşüklüğü ve velilerin maddi durumlarının yetersizliğinden kaynaklı olduğu söylenebilir. Buna rağmen bazı öğretmenlerin önerilerde bulunduğu görülmüştür. Öğrencinin akademik başarısının artırılmasına yönelik olarak, velilerle işbirliğinin sağlanması şart olduğu ve ailelerin desteği ile bunun mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Manevi iyi oluşla aile doyumu arasındaki ilişkide aile desteği ve bütünlüğünün rolü
Bu araştırmada evli bireylerin manevi iyi oluşlarıyla aile doyumları arasındaki ilişkide aile desteği ve aile bütünlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Aydın ili Efeler ilçesinde ikamet eden, en az bir çocuklu, 10 yıl ve daha fazla süredir evli olan 235'i anne (% 57, 5) 174'ü baba (% 42, 5) olmak üzere toplamda 409 evli birey katılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel desen kullanılmıştır. Spiritüel İyi Oluş Ölçeği, Aile Yaşam Doyumu Ölçeği, Aileden Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak araştırmada kullanılmıştır. Korelasyon analizleri sonrasında regresyonel yaklaşımla incelenmiş olan araştırmanın hipotez modelinin incelenmesinde Koşullu İşlem Analizinden (Conditional Process Analysis) yararlanılmıştır. Araştırma sonucuna göre manevi iyi oluş, aile doyumu, aile desteği ve aile bütünlüğü değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Manevi iyi oluş aile doyumunu pozitif yönde açıklamaktadır. Manevi iyi oluşun aile doyumuna olan etkisinde aile desteği ve aile bütünlüğünün kısmi aracı oldukları belirlenmiştir. Bu durum manevi iyi oluşun aile doyumunu etkilemesinde aile desteği ve aile bütünlüğünün de dolaylı katkısı olduğunu göstermektedir. Aile eğitimi veya danışmanlığı alanında ailelere yönelik hazırlanabilecek psikoeğitim ve müdahale programlarında bu araştırmada aile doyumu üzerinde etkili olduğu belirlenen aile desteği ve aile bütünlüğünü arttırmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Daha sonraki araştırmalarda manevi iyi oluşun aile ilişkileriyle ilgili değişkenler, evlilikle ilgili değişkenler ya da romantik ilişkilerle ilgili değişkenler üzerindeki etkisi de incelenebilir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Maneviyat, Manevi İyi Oluş, Aile Desteği, Aile Bütünlük Duygusu, Aile Doyumu.
Pansiyonlu liselerde öğrenim gören öğrencilerin gündüzlü veya yatılı olmalarıyla depresyon ve algılanmış aile desteği düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma pansiyonlu liselerde öğrenim gören öğrencilerin gündüzlü veya yatılı olmalarıyla depresyon ve algılanmış aile desteği düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğrenimlerini yatılı ve gündüzlü bir şekilde sürdüren lise öğrencilerinin öğrenim gördükleri okul türüne, kardeş sayısına, cinsiyetine, ailelerindeki herhangi birinde tıbbi yada psikolojik bir rahatsızlık olup olmama durumuna, anne ve baba eğitim düzeyine, anne ve baba mesleğine, aile gelir durumuna, anne babanın sağ olup olmayışlarına, ders başarı durumlarına ve öğrenimlerini yatılımı gündüzlümü sürdürdüklerine göre algılanmış aile desteği ve depresyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmanın evrenini Gaziantep ili 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında pansiyonlu liselerde öğrenim gören ailesiyle ve yatılı kalan lise öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise Gaziantep ilinin çeşitli pansiyonlu liselerinde öğrenim gören 268 gündüzlü ve 226 yatılı toplamda 494 olmak üzere 9, 10 ve 11. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak demografik özellikleri içeren Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri ile Algılanmış Aile Desteği Ölçeği(PSS-fa) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda örneklem dahilindeki öğrencilerin kendilerine ait odalarının oluşu, oturdukları evlerin kendilerine ait oluşu, anne ve babalarının birlikte oluşu, baba eğitim düzeyi ve gelir durumu açısından algılanmış aile desteği arasında anlamlı diğer faktörler arasında ise anlamsız bir farklılaşma olduğu; cinsiyet, oturdukları evin kendilerine ait oluşu, sınıf düzeyi, kalınan yer, anne eğitim düzeyi, baba mesleği, kardeş sayısı, gelir durumu ve ailede herhangi birinde psikolojik bir rahatsızlık olma durumları açısından depresyon belirtileri arasında anlamlı diğer değişkenler arasında anlamsız bir farklılaşma olduğu görülmüştür.
Madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünün incelenmesi
Bu çalışma madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünü derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, bu nitel araştırma bilenen bir olguyu derinlemesine incelemek için tasarlandı ve yürütüldü. Araştırma verileri madde bağımlılığı tedavisinde başarı sağlamış dört ergen ve bunların ebeveynlerinden, görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin toplanmasında uzman görüşü yardımıyla hazırlanan aile ve çocuk görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin alt boyutlarından aile-içi iletişim, aile-içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi bağlanma ve güven boyutları ile kapsamlı olarak ele alınmıştır. Ergenlerin madde bağımlılığı tedavi sürecinde başarılı olmalarını sağlayan en önemli aile işlevsellik boyutunun "Bağlanma-Güven" olduğu belirlenmiştir. Bu boyutu sırayla "Aile-içi iletişim" ve "Aile-içi destek" alt boyutları takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Aile İşlevselliği, Tedavi Süreci
Öz şefkat ve eş desteğinin ilişkisel yılmazlık üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli çiftlerde eş desteği ve öz şefkat ile ilişkisel yılmazlık arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Korelasyonel desende tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiş 157 çiftten oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak İlişkisel Yılmazlık Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu ve Eş Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Aracı Model için Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada kadın ve erkeklerin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde öz şefkat ve eş desteği değişkenlerinin aktör ve partner etkilerinin incelendiği iki ayrı model test edilmiştir. Test edilen birinci modelde eşlerin sahip oldukları öz şefkat puanlarının artmasının kendi ilişkisel yılmazlıklarını arttırdığı (aktör etkisi) fakat eşlerinin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür (partner etkisi). İkinci modelde ise eşlerin eş desteği puanlarının artmasının kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin ilişkisel yılmazlıklarını arttırmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (partner etkisi). Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Uygulanan iki farklı yöntemin periferik damar yolu açılan çocuklarda ağrı ve anksiyeteye etkisi
Amaç: Bu çalışma çocuk acil servisinde periferik damar yolu açma işlemi sırasında uygulanan iki farklı yöntemin çocuklarda ağrı ve anksiyeteye etkisinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma randomize kontrollü ve deneysel tiptedir. Araştırmanın örneklemini, Ocak 2022 ve Şubat 2022 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Acil Servisine başvuran ve gönüllü olan çocuklar oluşturdu (n=105). Katılımcılar iki deney ve bir kontrol grubu olmak üzere üç eşit gruba ayrıldı. Deney 1 Grubunu, işlem sırasında ebeveyn desteği uygulanacak çocuklar oluşturdu. Deney 2 Grubunu, işlem sırasında araştırmacı tarafından dikkati başka yöne çekme kartları kullanılan çocuklar oluşturdu. Kontrol grubuna periferik damar yolu açma işlemi sırasında kliniğin rutin işlemi uygulandı. Verilerin toplanmasında "Çocuk Tanıtım Bilgi Formu", "Wong-Baker Yüz İfadelerini Derecelendirme Ölçeği", "Çocuk Korku ve Anksiyete Ölçeği", "Dikkati Başka Yöne Çekme Kartları" kullanıldı. Bulgular: Araştırmada çocukların, WB-YİDO puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kontrol grubundaki çocukların diğer gruplara göre WB-YİDO puan ortalamaları daha yüksektir. Araştırmada çocukların, işlem sırasındaki ÇKAÖ puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Kontrol grubundaki çocukların diğer gruplara göre ÇKAÖ puan ortalamaları daha yüksektir. Sonuçlar: Dikkati başka yöne çekme kartları ve ebeveyn desteği uygulamalarının periferik damar yolu açma işlemi sırasında çocukların ağrı ve anksiyetelerini azaltmada etkili olduğu bulundu.
Ortaöğretim öğrencilerinde başarı yönelimi, algılanan ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimi, algıladıkları başarı için ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma, nicel araştırma metodolojisi içerisinde tasarlanmıştır. İlişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmada uygun örneklem tercih edilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında veriler yüz yüze toplanmıştır. Sakarya ili Kaynarca ilçesinde bulunan 3 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilerden Likert tipi ölçeklerle veriler elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu toplamda 707 öğrenci meydana getirmektedir. Araştırmanın verileri toplandıktan sonra SPSS 25 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerden, parametrik fark testlerinden, Pearson Korelasyon analizinden ve çoklu regresyondan yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimlerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Akademik başarı için ebeveyn desteği yükseğe yakın düzeyde iken, ebeveyn baskısı orta düzeydedir. Öğrencilerin akademik motivasyonları orta düzeydedir. Öğrencilerin başarı yönelimleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı fark bulunmakta, anne-babanın çalışma durumuna göre ise fark bulunmamaktadır. Öğrencilerin evde çalışma odalarının ve bilgisayarlarının olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır, evde internetlerinin olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark yoktur. Anne-babanın tutumları ile öğrencilerin başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin sınıf düzeyleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark yokken, okul türü arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Benzer sonuç ailelerin öğrencileri başarılı görmeleri ile başarı yönelimleri arasında da vardır. Çalışmaya ayrılan günlük süreyle başarı yönelimi arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin cinsiyeti arasında anlamlı fark vardır. Ebeveynlerin çalışma durumu ile başarı için ebeveyn desteği ve baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Çalışma odasına sahip olma ile başarı için ebeveyn desteği arasında anlamlı fark varken başarı için ebeveyn baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin bilgisayara ve internete sahip olmaları arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile ebeveynlerin tutumları arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin sınıf düzeyi arasında anlamlı fark yokken okul türü ile arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ve ailelerin başarılı görmeleri arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük ortalama süre arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin cinsiyetleri arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin çalışması arasında anlamlı fark yokken babalarının çalışması arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışma odasına, bilgisayar ve internete sahip olmaları arasında anlamlı farklılık yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin tutumları arasında fark varken, babalarının tutumları arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin sınıf düzeyi ve okul türü arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük süre arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı yönelimiyle ebeveyn desteği arasında pozitif, orta düzeyde ilişki varken ebeveyn baskısıyla başarı yönelimi arasında düşük düzeyde, negatif ilişki vardır. Başarı yönelimi ile akademik motivasyon arasında pozitif, orta düzey ilişki vardır. Ebeveyn desteğiyle akademik motivasyon arasında düşük düzeyde, pozitif ilişki vardır. Bağımsız değişkenler, bağımlı değişkeni anlamlı şekilde açıklamaktadır.
Sosyal bilgiler dersinde kazandırılması gereken değerlerin ailelerin sosyo ekonomik durumlarına göre incelenmesi
Bu çalışmada, Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan değerlerin ailelerin sosyo ekonomik yapılarına göre incelenmesi ve aileler tarafından bu değerlerden hangilerine öncelik verildiğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Kastamonu ilinde bulunan ve sosyo ekonomik yapı açısından 3 farklı seviyede (alt, orta ve üst) olduğu saptanan 3 ortaokulun velileri üzerinde görüşme formu uygulanmıştır. Bu formlar sonucunda elde edilen veriler, tablolar üzerine işlenmiştir. Bu araştırmanın örneklemi, random şekilde seçilen 3 farklı sosyo ekonomik düzeye sahip okuldaki 90 öğrenci velisinden (velilerin tamamı öğrencilerin babaları olmak üzere) oluşmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, sosyo ekonomik yapı bakımından farklı olan 3 ortaokuldaki öğrenci velileri ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak ve görüşme formu uygulanarak toplanılmıştır. Görüşme formlarında velilere uzman görüşü ve diğer araştırmacıların görüşleri alınarak hazırlanmış 10 soru sorulmuştur. Veriler betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. v Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, söz konusu öğrenci velilerinin, Sosyal Bilgiler dersinde kazandırılmasını bekledikleri öncelikli değerlerin, sosyo ekonomik yapılarına göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ailelerin gelir durumuna, ailelerdeki birey sayısına, velilerin öğrenim durumuna ve çalıştıkları meslek grubuna göre de incelendiğinde, ailelerin değer önceliklerinde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. 3 sosyo ekonomik gruptaki tüm velilerin en çok öncelik verdikleri 3 değerin saygı, vatanseverlik ve dürüstlük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma, son dönemlerde akademik ve politik açıdan önem verilen değerler eğitiminin sosyo ekonomik yapıya göre incelenmesi nedeniyle önemlidir. Değerler eğitiminde velilerin öncelikleri ortaya çıkarılmıştır. Sosyo ekonomik yapılara göre de bu değerlerin incelemesi yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Aile, Sosyo Ekonomik Yapı, Değer, Sosyal Bilgiler
Spor lisesi öğrencilerinin mesleki gelişim süreçlerinde yaşadıkları kariyer kaygılarıyla aile desteği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Türkiye'de Spor Liselerinde spor eğitimi gören öğrencilerin görüşleri doğrultusunda mesleki gelişim süreçlerinde yaşadıkları kariyer kaygılarıyla aile desteği arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de spor liselerinde eğitim alan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma grubu Elazığ Kaya Karakaya Spor Lisesi, Malatya Battal Gazi Spor Lisesi, Şanlıurfa Spor Lisesi, Adıyaman Spor Lisesi, Kahramanmaraş Spor Lisesi ve Siirt Şehit Zafer Kılıç Spor Lisesi'nde spor eğitim gören öğrenciler oluşmaktadır. Araştırma grubu ise rastgele yöntemle seçilmiş 912 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin görüşlerini elde edebilmek için iki adet ölçek formu kullanılmıştır. Birinci ölçek, "Kariyer Kaygısı Ölçeği" olup, 14 madde ve 2 boyuttan oluşmaktadır. İkinci olarak, öğrencilerin meslek seçiminde aile desteğini belirlemek amacıyla "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" olup, 18 madde ve 2 boyuttan meydana gelmektedir. İlk olarak, ölçeklerin ve alt boyutlarından temin edilen verilerin normallik varsayımını gerçekleştirip gerçekleştirilmediğini belirlemek amacıyla normallik testi yapılmıştır. Sonrasında araştırma grubunun, kişisel değişkenlerine göre dağılımını ortaya koymak ve bağımsız değişkenlere bağlı değişim seviyesini değerlendirmek için parametrik ve non-parametrik testler uygulanmıştır. Yine, bağımlı değişkenler arasında ne seviyede ve yönde bir ilişki olduğunu tespit etmek için "Pearson Korelasyon Analizi" yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, yaş, ailenin aylık geliri, sınıf, anne ve babanın eğitim durumları ve spor lisesinin adı gibi değişkenlerde, geleceğe yönelik meslek seçimi yaparken kariyer kaygısı taşıdıkları ve meslek seçiminde ailelerin öğrencileri etkilediği görülmüştür. Meslek seçimi yapılırken kadınların erkeklere oranla daha kaygılı oldukları tespit edilmiştir. Meslek seçiminde aile desteği konusunda ise yine kadınların erkeklere oranla daha ön planda oldukları ve aile desteğine daha çok ihtiyaç duydukları görülmüştür. Yaş büyüdükçe gelecek kaygısının daha da ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Özellikle ailesinin aylık geliri düşük öğrencilerin meslek seçerken daha çok kariyer kaygısı yaşadığı aile desteğine ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Ebeveynlerin eğitim durumlarının yüksek olmasının öğrencilere meslek seçerken, hedef koyarken daha az kariyer kaygısı duydukları ve daha iyi aile desteği gördükleri belirlenmiştir. "Kariyer Kaygısı Ölçeği" ve "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" arasında negatif yönde ve çok düşük seviyede ilişkinin olduğu elde edilmiştir. Bu ölçekler arasında en güçlü ilişkinin "Kariyer Kaygısı Ölçeği" ve "Meslek Seçiminde Aile Desteği Ölçeği" arasında (r= -0.477; p<.000) düşük düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor liselerinde spor eğitimi gören öğrencilerin, kariyer kaygısı ve meslek seçiminde aile desteği almaları konusunda, bilgi sahibi olmaları amacıyla, spor liselerinde okul rehberlik servislerinin ailelerle işbirliği yaparak kariyer günleri yapılabilir. Okul ders programlarına meslekler ve kariyer kaygıları adı altında belirli gün ve saatlerde bütün öğrencilere meslek seçimi konusunda özellikle lise eğitiminin başlarında detaylı bir şekilde rehberlik yapılabilir.
Yaşlı bireylerde yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesi
Araştırma yaşlı bireylerde yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. İstanbul ili Pendik ilçesinde yaşayan İsa Yusuf Alptekin İlköğretim Okulu öğrencisi yakını 400 yaşlı birey araştırmaya alınmıştır. Yaşam tatmini ve sosyal destek ilişkisinin incelenmesinde Pavot ve Diener (1993) tarafından geliştirilen Yaşam Tatmini Ölçeği (The Satisfaction With Life Scale-SWLS) ile Zimet ve arkadaşları (1988) tarafından geliştirlen Eker ve Akar (1995) tarafından ülkemizde geçerlilik ve güvenirlilik çalışması yapılan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği incelenmesi için (Multidimensional Scale of Perceived Social Support MSPSS) kullanılmıştır. Yaşlı Bireylerin yaşam tatminine, algılanan sosyal desteğine, aileden alınan sosyal desteğine, arkadaşlardan alınan sosyal desteğine, özel bir insandan alınan sosyal desteğine, cinsiyet durumu, medeni durumu, evlilik süresi ve doktor tarafından tanısı konulan hastalığı olma durumu, yaş grubu, dul veya boşanmış olma süresi, eğitim durumu, eşinin eğitim durumu, birlikte yaşadığı birey ve gelirinin yeterli olup olmama durumunun etkisi Man whitney-U testi ve Kruskal Wallis H-Testi ile analiz edilmiştir. Yaşlı bireylerin yaşam tatmini ve algılanan sosyal desteği arasındaki ilişki Korelâsyon Analizi, yaşam tatmini, aileden alınan sosyal destek, arkadaşlardan alınan sosyal destek, özel bir insandan alınan sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için ve yaşam tatmininin algılanan sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için Regresyon Modeli uygulanmıştır.Araştırmaya alınan yaşlı bireylerin % 51.0'i kadın, % 27.8'i 70-74 yaş grubunda, % 26.5'i 65-69 yaş grubundadır. Yaşlı bireylerin % 27'si okuryazar olmayıp, % 58.5'i evlidir. Ailesinin aylık ortalama gelir miktarı 1000 TL ya da daha az olanlar %45.7 oranındadır, % 30.2'sine göre ailesinin aylık gelir miktarının yetersiz, % 22.3'üne göre ailesinin aylık gelir miktarının çok yetersiz olduğu, % 58.8'inin doktor tarafından tanısı konulan bir hastalığının olduğu belirlenmiştir. Yaşlı bireylerin kişisel günlük yaşam aktivitelerinden yeme içmede % 43'ünün, giyinmede %38.5'inin, banyo yapmada % 47.0'ının, ev işi yapmada %53.6'sının, kısmen ya da tamamen bağımlı olduğu bulunmuştur.Yaşlı bireylerin yaşam tatmini algılanan sosyal destek, aileden alınan sosyal destek, arkadaşlardan alınan sosyal destek, özel bir insandan alınan sosyal desteğe cinsiyetin, yaşın, medeni durumun, dul yada boşanmış olma süresinin, evlilik süresinin, eğitim durumunun etkisinin olduğu saptanmıştır. (p<0.005) yaşlı bireylerin algılanan sosyal desteği ile yaşam tatmini arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere yapılan korelasyon analizi sonucunda, % 53.4 düzeyinde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=0.534; p=0.000<0.05). Yaşlı bireylerin yaşam tatminin algıladıkları sosyal destekten etkilenme durumunu test etmek için yapılan regresyon modeli istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (F=64.170; p=0.000<0.05).Anahtar Kelimeler: Yaşlı birey, yaşam tatmini, yaşlılıkta yaşam tatmini, sosyal destek, yaşlılıkta sosyal destek.
Yaşlı diyabet hastalarının sorunlu alanları ve aile destek düzeyleri
Araştırma, yaşlı diyabet hastalarının sorunlu alanları ve aile destek düzeylerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Bayburt Devlet Hastanesi Endokrin Polikliniği'ne diyabet tanısı ile başvuran 65 yaş ve üzeri 218 hasta oluşturdu. Veriler, "Hasta Bilgi Formu", "Diyabet ile İlgili Sorunlu Alanlar Ölçeği (DİSA)" ve "Hensarling'in Diyabet Aile Destek Ölçeği (HDADÖ)" kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, Mann-Whitney U test, Kruskal Wallis Varyans ve Spearman Korelasyon testleri kullanıldı. Hastaların DİSA puan ortalaması 37.46±9.53'dür. Cinsiyet, diyabet süresi, tedavi şekli, oral antidiyabetik ilaç ve insülin kullanma süresi, diyabete bağlı komplikasyon gelişimi, diyabete bağlı son bir yılda hastanede yatma ve aile tipi ile DİSA puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Hastaların toplam HDADÖ puan ortalaması 57.13±13.75, HDADÖ alt boyut puan ortalamaları ise "empatik destekte 23.01±6.11", "teşvik destekte 14.00±4.96", "kolaylaştırıcı destekte 14.25±3.68" ve "paylaşımcı destekte 5.87±1.90'dır." Evde birlikte yaşanılan birey sayısı ile toplam HDADÖ ve HDADÖ tüm alt boyut puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulundu (p<0.05). Yaş ile toplam HDADÖ, empatik destek; cinsiyet ile paylaşımcı destek; çocuk sayısı, aylık gelir düzeyi ile kolaylaştırıcı destek; yaşanılan yer ile empatik, kolaylaştırıcı destek, toplam HDADÖ; diyabet eğitimi alma ile empatik, teşvik destek, toplam HDADÖ; diyabete bağlı komplikasyon gelişimi ile paylaşımcı destek; diyabet nedeniyle destek alma ile empatik, kolaylaştırıcı, paylaşımcı destek, toplam HDADÖ; puan ortalamaları arasında anlamlı fark saptandı (p<0.05).
Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sınavına Türkiye'de katılan öğrencilerin bireysel, ailesel ve okula ait değişkenlerin fen başarısını yordama durumunun incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sınavına katılan öğrencilerin bireysel, ailesel ve okula ait değişkenler ile fen başarıları arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada PISA 2015 veri seti kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 5895 (159 öğrenci analizlere uygun olmadığı için araştırma dışında tutulmuştur.) öğrencidir. İlişkisel tarama türündeki bu araştırmada bağımlı değişken fen başarısıdır. Bağımsız değişkenler ise; bireysel değişkenler (cinsiyet, evde konuşulan dil, erken çocukluk eğitimi ve bakımı süresi, okula ait hissetme, test kaygısı, motivasyon, fen öz yeterliği, epistomolojik inançlar, fen aktiviteleri, fen öğrenmekten zevk alma), aileye ait değişkenler (ebeveynlerin duygusal desteği, evdeki kültürel varlıklar, ev eğitim kaynakları, ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksi), okula ait değişkenler (fen sınıflarındaki disiplin koşulları, öğrenci seçmeli fen sınıflarındaki öğretmen desteği, sorgulamaya dayalı fen öğretim ve öğrenim alıştırmaları, öğretmen yönlendirmeli fen öğretimi, geniş fen konularına ilgi, araçsal motivasyon, öğretmen adaleti) olarak üç gruptan oluşmaktadır. Yapılan hiyerarşik çoklu doğrusal regresyon sonucuna göre evde konuşulan dil, okul öncesi eğitime başlama yaşı, test kaygısı, motivasyon, fen öz yeterliği, epistemolojik inançlar, fen etkinlikleri, fen öğrenmekten zevk alma, evdeki kültürel varlıklar, ev eğitim kaynakları, ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksi, fen sınıflarındaki disiplin koşulları, sorgulamaya dayalı fen öğretim ve öğrenim alıştırmaları, öğretmen yönlendirmeli fen öğretimi, öğretmen adaleti değişkenlerinin fen başarısı üzerinde anlamlı yordayıcılar olduğu söylenebilir. Fen başarısı ile cinsiyet, okula ait hissetme, ebeveynlerin duygusal desteği, öğrenci seçmeli fen sınıflarındaki öğretmen desteği, geniş fen konularına ilgi, araçsal motivasyon değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı söylenebilir. Ulaşılan bulgulara göre Türkiye'de fen başarısını en çok yordayan değişken ekonomik, sosyal ve kültürel durum indeksidir. Bu sonuca bağlı olarak eğitim sistemimizde her öğrencinin ailelerinden kaynaklı ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıkları giderici politika ve düzenlemelerin yapılması gerektiği düşünülmektedir.
Aile ve akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı ilişkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı öğrencileri üzerine bir araştırma
Kişilerin dünyaya geldikleri andan itibaren içinde bulundukları aile, zorlu süreçlerde bireylerin yanlarında olarak onlara gerekli bakımı ve desteği sunmaktadır. Akademisyen desteği de bilhassa üniversite çağındaki gençlerin hayatında etkili olan destek kaynaklarındandır. Öğrenciler, akademisyenlerinin desteğiyle kariyerlerine yön vererek kaygılarını azaltabilmektedirler. Bireylerin olumlu gelişim durumu olan psikolojik sermaye kavramı da öğrencilerin aile ve akademisyen desteğini arttıran bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde üniversite çağındaki gençlerin iş bulmaya dair kaygılarının yoğunlukta olduğu düşünüldüğünde hem aile desteği hem akademisyen desteği hem de psikolojik sermaye, öğrencilere yardımcı olabilecek konumdadır. Üniversite öğrencilerinin, iş bulma kaygılarını azaltmak uğruna yapılacaklar, bu noktada aile ve akademisyen desteğinin önemi, psikolojik sermayenin bu ilişkideki yeri ve önemi çalışmada üzerinde durulan hususlardandır. Araştırmanın uygulama alanı, Burdur ilinde sivil hava ulaştırma işletmeciliği programında öğrenim görmekte olan 238 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada aile desteğini ölçmek amacıyla Şeker ve Kaya tarafından 2018 yılında geliştirilmiş olan aile desteği ölçeği ve akademisyen desteğini ölçmek için de Gök ve Aydın tarafından 2017 yılında geliştirilmiş olan yükseköğretim öğrenci mentörlük ölçeği kullanılmıştır. İş bulma kaygısını ölçmek amacıyla Demir ve Kartal tarafından 2016 yılında geliştirilmiş olan ölçek kullanılmıştır. Öğrencilerin psikolojik sermayelerini ölçmek amacıyla Çetin ve Basım tarafından, 2012 yılında Türkçe' ye uyarlanmış olan psikolojik sermaye ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, aile desteği ile iş bulma kaygısı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı, akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasında ise anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik sermaye ile iş bulma kaygısı arasında da anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada son olarak aile ve akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin bir aracı rolünün olup olmadığına bakılmıştır. Aile desteği ile iş bulma kaygısı ilişkisinde psikolojik sermayenin aracılık rolüne gerekli şartlar sağlanmadığı için bakılamamıştır. Akademisyen desteği ile iş bulma kaygısı arasındaki ilişkide psikolojik sermayenin aracılık rolüne bakıldığında ise aracılık rolünün anlamlı çıkmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sermaye, İş Bulma Kaygısı, Aile Desteği, Akademisyen Desteği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği
Türkiye'de TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarısının öğrenci ve aile özellikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada 2015 Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS 2015) uygulamasında ele alınan öğrenci ve aile faktörlerinin Türkiye'deki 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarıları ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye' den TIMSS 2015 katılımcısı 6341 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Uluslararası Eğitimsel Başarıyı Değerlendirme Birliği'nden alınan veriler kullanılmıştır. Verilerin içeriğinde öğrenci ve aile özellikleri ve fizik başarı puanları yer almaktadır. Öğrencilerin fizik başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek için çok değişkenli regresyon analizi kullanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken öğrenci fizik başarısı; bağımsız değişkenler ise öğrenci ve aileye ait 21 değişken olmuştur. Araştırma bulgularına göre ilk aşamada sekiz değişkenden oluşan öğrenciye ait değişkenler girilmiştir. Bu değişkenler TIMSS 2015 4.Sınıf fizik başarısının %31,6'sını açıklamaktadır. İkinci aşamada 13 değişkenden oluşan aileye ait değişkenler girilmiştir. İki aşamadan oluşan tüm model fizik başarısındaki toplam varyansın %49,3'ünü açıklamaktadır. Son modelde öğrenciye ait değişkenlerin tümünün bağımlı değişken üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülürken aileye ait 13 değişkenden okul öncesi erken okuryazarlık etkinlikleri yaptırma düzeyi, ebeveynin okula ilişkin algı düzeyleri ve ebeveynin matematik ve fene karşı tutum düzeyi dışında kalan değişkenlerin anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin fen dersinde kendine güvenme düzeyi, ebeveynin eğitim seviyesi, ebeveynin eğitim beklentisi, evde test dili konuşma sıklığı değişkenlerinin ise fizik başarısına en fazla katkı sağlayan değişkenler olduğu tespit edilmiştir.
Sporcu öğrenci kimliği oluşumunda etkili olan faktörler
Sporcu-Öğrencilerin kimliğinin oluşmasında etkili olan faktörlerin ortaya koyulması bu araştırmanın amacını oluşturmuştur.Araştırmaya farklı kulüplerde faaliyet gösteren 337 sporcu-öğrenci katılmıştır. Katılımcılara sporcu kimliği ölçeği, Öğrenci Kimliği Ölçeği ve Ailesel Destek ve Baskı Faktörleri Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlilik çalışmalarında betimleyici ve doğrulayıcı faktör analizleri, verilerin karşılaştırılmasında t testi, tek yönlü ANOVA ve MANOVA analizi uygulanmıştır. Hipotez modelin test edilmesinde ise Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır.Sporcu-öğrenciler yaptıkları spor türü açısından karşılaştırıldığında takım sporlarıyla uğraşanlarda sporcu kimliğinin, bireysel spor yapanlarda ise öğrenci kimliğinin daha baskın olduğu tespit edilmiştir. Gelişim dönemleri açısından katılımcılar değerlendirildiğinde yaş dönemi küçüldükçe sporcu-öğrenci kimliklerinin daha belirgin olduğu ve daha fazla ailesel destek aldıkları görülmüştür. İlgi değişkeni açısından ise ailelerin çocuklarına ilgileri arttıkça sporcu kimliklerinin belirginleştiği ve daha çok destek hissettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sporcu-Öğrenci kimliğinin oluşmasında ailesel faktörlerin etkisi hipotez modeli test edildiğinde ise ailesel faktörlerlerin etkisi arttıkça sporcu öğrenci kimliğinin güçleneceği, azaldıkça zayıflayacağı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sporcu-Öğrenci Kimliği, Ailesel Destek ve Baskı Faktörleri, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Yapısal Eşitlik Modellemesi
The reciprocal associations of nuclear family, extended family and the children's social competence in early childhood
Using a framework provided by the Ecological Systems Theory, this master thesis focuses on the associations of marital support, maternal emotional responsiveness, emotional support from the extended family to the mother, and the development of social competence in early childhood using 5-year nationally representative longitudinal data from the study of Early Childhood Developmental Ecologies in Turkey (ECDET). The results indicated that maternal emotional responsiveness predicted the subsequent social competence of children except for ages three to four. Child-to-mother effects were significant after the age of six. Similarly, maternal emotional responsiveness predicted support from the husband except when the children's age was three to four, whereas the support from the husband predicted maternal emotional responsiveness only at age five to six. Support from the husbands toward mothers predicted the children's social competence at ages six and seven. In addition, the child-to-father effect was significant only when the children at aged three to four. Although maternal emotional responsiveness and the children's social competence predicted the emotional support from the extended family to the mother, the effect of emotional support from the extended family to the mother was not a significant predictor both for maternal emotional responsiveness and the children's social competence. These results are discussed considering the cultural background of the study in reference to the Ecological Systems Theory.
Family context and children's learning-related behaviors and competency in math
The problem of evil is famous for being a subject that attracts the attention of almost everyone. The problem is shaped by the possibility of the coexistence of evil with a good and omnipotent God. While metaphysical evil is defined as the limitation and finitude of the universe and its contents; moral evil refers to the evils that arise by using the choices made by human free will in favor of the wrong option. Physical evil, on the other hand, describes the evils that occur outside the will of human. The problem, which is considered as existential, logical and evidential evil, has resulted in a large theodicy literature as a result of its discussion in both Western and Islamic thought. Yunus Emre, who placed divine love on the basis of his ontology thought, included the types of the problem of evil in his poems, and accepted love as the only source for the solution of the problem of evil, as in other problems. According to him, the finiteness of the universe and its contents is not an evil, on the contrary, it expresses the real goodness as a means to reach God. Accepting that moral evil arises from the free-willed person's choosing the wrong one between good and evil, the thinker considered it necessary to surrender to God with divine love for the solution. Physical evils, on the other hand, serve as a step for the maturation of human beings, so that people will reach unity as a result of a hard journey of suffering and realize that there is no difference between good and evil. It will be understood that there is no difference between crying and laughing, birth and death for anyone who can reach divine love. Keywords: God, Evil, Love, Theodicy, Yûnus Emre
Ortaokul öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeylerinin çeşitli psikososyal (sosyal ve bireysel) faktörler açısından incelenmesi
ÖZET ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNİN FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİNİN ÇEŞİTLİ PSİKOSOSYAL (SOSYAL VE BİREYSEL) FAKTÖRLER AÇISINDAN İNCELENMESİ Mehmet Sıraç AKPINAR Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Eskişehir Teknik Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eylül 2022 Danışman: Doç. Dr. Günay YILDIZER Bu tez çalışmasının amacı; öğrencilerin çeşitli psikososyal değişkenler açısından fiziksel aktivite düzeylerini ilişkisel bir model ile incelemektir. Bu bağlamda araştırmaya dahil edilen değişkenler sosyal ve bireysel (ebeveyn desteği, akran desteği, fiziksel aktiviteye yönelik bireyin tutumu) değişkenlerdir. Bu değişkenler arasında öğrencilerin toplam aktivite düzeyleri bağımlı değişken olarak ele alınırken, bu değişkeni oluşturan iki alt gözlenen değişken öğrencilerin kendilerinin raporladıkları okul içi aktivite düzeyleri ve okul dışı aktivite düzeyleridir. Araştırma 346 öğrenci ve bunların ebeveyni olan 346 veli olmak üzere toplam 692 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Bu değişkenler ile öğrencilerin fiziksel aktivite düzeylerini tutum, aile desteği ve öğrencilerin akran ve ebeveynlerinden gördüklerine inandıkları destek yordama durumunu inceleyen yapısal eşitlik model oluşturulmuştur. Yapısal eşitlik modelinin yürütülmesi için öncelikli olarak veri setinin normalliği test edilmiştir. Bu bağlamda araştırmaya dahil edilen tüm değişkenler için varyasyon katsayılarının 17,29 ve 33,80 arasında değiştiği görülmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkan bulgular referans değerler ile karşılaştırıldığında öğrencilerin algıladıkları sosyal desteğin raporlanan fiziksel aktivite düzeyi üzerinde pozitif yönde anlamlı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır (β= 0.149, p<0.001). Öte yandan ebeveynler tarafından sağlanan destek (β= 0.021, p=0.295) ve tutum (β= 0.20, p=0.0445) toplam fiziksel aktivite düzeyi üzerinde herhangi bir etki oluşturmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Fiziksel Aktivite, Akran Desteği, Ebeveyn Desteği, Tutum
Özel eğitim gereksinimli çocukların saldırganlık düzeyleri ile bu süreçte annelerin eşlerinden gördükleri desteğin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, özel eğitim gereksinimli çocukların saldırganlık düzeyleri ile annelerinin eşlerinden gördükleri destek düzeyleri arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Ek olarak, araştırmada annelerin yaşı, eğitim düzeyleri, gelir düzeyleri, eşlerinin yaşları, eşleriyle aralarında akrabalık bağı olup olmadığı gibi değişkenleri açısından annelerin özel eğitime gerekisinimi olan çocuklarının saldırganlık düzeyleri ile annelerin eşlerinden gördükleri desteği incelemiştir. Araştırmaya İstanbul İli Ümraniye ve Gaziosmanpaşa İlçelerinde çocuğu rehabilitasyon merkezine giden anneler alınmıştır. Annelerin demografik özelliklerini öğrenmek adına Kişisel Bilgi Formu ve değişkenleri ölçmek adına da Çocuklar İçin Saldırganlık Ölçeği Anne Baba Formu ve Eş Destek Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Mann Whitney- U, Kruskal Wallis H Testleri ile Koreslasyon Analizleri kullanılmıştır. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; annelerin yaşları arttıkça eş desteği düzeylerinde düşme olduğu, ebeveynlerin yaşları arttıkça özel eğitim gereksinimi olan çocukların saldırganlık düzeylerinde artma olduğu, babaların yaşları arttıkça annelerin eş desteği düzeylerinde düşme olduğu, annesi ev hanımı olan çocukların saldırganlık düzeylerinin annesi çalışan çocukların saldırganlık düzeylerine oranla daha yüksek olduğu, zeka geriliğine sahip olan çocukların saldırganlık düzeylerinin otizm, down sendromu ve özel öğrenme güçlüğü tanısına sahip olan çocukların saldırganlık düzeylerinin daha yüksek olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca; özel eğitim gereksinimi olan çocukların saldırganlık düzeyleri arttıkça annelerin eş desteği düzeylerinde düşme olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara ve alanda çalışan psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Yüzme sporuna katılımda ailenin etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Ana-babaların çocuklarını yüzme spor okullarına gönderme nedenleri ve karşılaştıkları problemleri belirlemektir. Araştırma grubunu; 2009 yılında Trabzon'da yüzme takımlarının yaz okullarına katılan 6-18 yaş grubu öğrencilerin velileri (ana-baba) oluşturmaktadır. Araştırmaya 267 bayan (anne) ve 250 erkek (baba) toplam 517 ana-baba katılmıştır.Araştırmada; mevcut durumu ortaya çıkarmayı amaçlayan, betimsel ve taramaya yönelik bir yöntem kullanılmıştır. veri toplama amacıyla anket uygulanmıştır. Bu çalışmada 620 adet anket formu dağıtılmış 517 tanesi geri dönmüştür.Araştırmacı tarafından toplanan anket formları kontrol edilerek eksik veya yanlış doldurulanlar araştırma dışında tutulmuştur. Daha sonra toplanan anketlerin geçerli ve kabul edilebilir nitelikte olanları, SPSS 16.0 paket programında değerlendirilmek üzere kodlanarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır.Araştırmada verilerin değerlendirilmesinde istatistikî yöntem olarak; frekans, yüzde dağılımları; parametrik olmayan istatistiklerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi p= 0,05 olarak alınmıştır.Araştırmada bağımlı değişkenler olarak KPA ifade puanları, bağımsız değişkenler olarak da ?Kişisel Bilgi Formu?ndaki demografik veriler kullanılmıştır.Anket sonuçlarına göre; ana-babanın eğitim ve gelir düzeyinin, spora yönlendirme üzerinde etkili olduğu, ailelerin spor yapması ya da spora ilgi duymasının çocuklar üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Spor tesisinin temizlik ve bakımının yetersizliğinin aileleri ve öğrencileri spordan uzaklaştırdığı tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Aile, yüzme, görüş, ölçek (anket)
Aile destekli matematik eğitimi programının 48 - 72 ay grubu çocukların erken matematik becerisine etkisi
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-72 ay grubundaki çocuklara uygulanan Aile Destekli Matematik Eğitimi Programı'nın çocukların erken matematik becerisine etkisini incelemektir. Deneysel desen kullanılarak yapılan araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Ankara ili Güdül ilçe merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi anasınıflarına devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini deney grubundan 18 çocuk, kontrol grubundan ise 14 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Genel Bilgi Formu" ve "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" kullanılmıştır. Verilerin analizinde gruplardan elde edilen tüm verilerin parametrik olup olmadığı, varyansların homojenliği testiyle (Levene testi) analiz edilmiştir. İki grup arasındaki analizler ilişkisiz örneklemler için t testi kullanılarak yapılmıştır. Aynı grup içindeki ön test-son test puanlarının karşılaştırılması için ise ilişkili örneklemler için t testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının, "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" ön testinden aldıkları puan ortalamalarının birbirine yakın olduğu görülmektedir. Gruplar, "Erken Matematik Yeteneği Ön Test" uygulaması yönünden anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t= .834, p= .411>.05). Deney ve kontrol grupları, "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" son test uygulaması yönünden anlamlı bir farklılık göstermektedir (t= 2.077, p= .046< .05). Deney grubunun "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" son test puanlarının aritmetik ortalaması ( = 104.16), kontrol grubunun "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" son test puanlarının aritmetik ortalamasından ( = 96.64) büyüktür. Deney grubundaki çocukların "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" ön test- son test puanları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmektedir (t=-4.808; p=.000 < .05). Çocukların uygulama sonrası ortalama puanları ( = 104.16), uygulama öncesi ortalama puanlarından ( = 99.05) yüksektir. Kontrol grubu çocukların, "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" ön - son testlerinden aldıkları puan ortalamalarının birbirine yakın olduğu görülmektedir. Çocuklar, "Erken Matematik Yeteneği Testi-3" ön test- son test uygulaması yönünden anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t=-.840; p= .416 > .05). Araştırma sonucunda, deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların, gruplarına göre uygulama öncesi erken matematik yeteneklerinin denk olduğu görülmektedir. Kontrol grubuna uygulanan mevcut okul öncesi eğitim programının çocukların erken matematik yetenekleri üzerine anlamlı bir etkisi olmadığı söylenebilir. Deney grubuna uygulanan Aile Destekli Matematik Eğitimi Programı uygulandıktan sonra ise, programın çocukların erken matematik yetenekleri üzerinde olumlu etkisinin olduğu görülmektedir.
Tip-I diyabet tanısı almış çocuklar ile ailelerinin, hastalığa uyum süreci ve hastalığı kabul düzeylerinin karşılaştırılması
Bu araştırma, tüm aile için travmatik bir yaşantı olarak ele alınan çocukluk dönemi kronik hastalıklarının, ailelerin psikolojik uyumu üzerine etkisini incelemek üzere tasarlanmıştır. Hastalıkla ilgili tüm aşamalara diyabetli birey ile birlikte kişinin yanında olan ve ona bakım veren kişiler de şahit olmaktadır. Dolayısıyla diyabetle baş etmenin zorluklarından diyabetli çocuk-ergen kadar bakım veren kişilerin de etkilenmekte olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı tip I diyabet tanısı almış olan çocuk ve ergenler ile onlara bakım verenlerin, hastalığı öznel algıları, algıladıkları sosyal destek düzeyleri ve bu hastalığa uyum süreçleri içerisinde yaşadıkları ruhsal semptomlar gibi değişkenler açısından incelemek ve iki grubu karşılaştırmaktır.Bu araştırma, bir betimsel ve ilişkisel tarama çalışmasıdır. Araştırma örneklemini, İzmir'de çocuk endokrin polikliniği bulunan dört hastanede üç yıl veya daha az süredir tip-I diyabet tanısı ile izlenen 130 çocuk ve ergenler ile rutin kontrollerinde kendilerine eşlik eden 130 bakım verici ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan çocuk ve ergenlerin yaşları 8-18 arasında değişirken; bakım verenlerin yaşları 19-59 arasında değişmektedir. Ebeveynlere yaş, cinsiyet gibi demografik soruların yer aldığı kişisel bilgi formu, Kısa Semptom Envanteri (KSE), Hastalığa Yönelik Öznel Algılar Anne-Baba Formu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır. Çocuk ve ergenlere de Kısa Semptom Envanteri (KSE), Hastalığa Yönelik Öznel Algılar Çocuk-Ergen Formu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır.Veriler SPSS 17.0 (Statistical Package for the Social Sciences for Windows) paket programına aktarılmış, değerlendirilmesinde ise varyans analizi, t-testi, korelasyon analizi, tek yönlü tekrar ölçümlü varyans analizi kullanılmıştır. p< .05 istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir.Araştırmaya katılan çocukların %52'si kız; %48'i erkektir. Ebeveynlerin ise %102'si kadın %28'i erkek katılımcıdır. Çocuklara ortalama 10 yaşında diyabet tanısı konmaktadır. 122 ebeveyn evli olduğunu ifade etmiştir. 78 ailenin 2 çocuğu vardır. Çoğu anne-babanın akrabalarında tip-I diyabet tanısı yoktur. Çocuklar ebeveynlerinden daha fazla sosyal destek algılarken daha az ruhsal belirti gösterdiklerini ifade etmektedirler. Aradaki bu fark istatistiksel açıdan anlamlıdır. Hastalığa yönelik öznel algılara bakıldığında, ebeveynler çocuklarının hastalıklarını onlara göre daha ağır olarak algılamaktadırlar. Bakım verenin sosyal destek algısı ile çocukların sosyal destek algıları pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyon gösterirken; KSE ölçek puanları da pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyon göstermiştir. Buna göre aile ile çocuk benzer durumları algılamaktadırlar.Sonuç olarak diyabetli çocuğa bakım veren anne-babaların ruhsal belirtileri daha yoğun olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında sosyal destek ihtiyaçları da daha fazladır. Buna benzer bulgularla ilgili bilgiler ve literatürle karşılaştırılması ile araştırma sonuçlarına göre bundan sonraki çalışmalara yön verecek öneriler tezin içeriğinde ayrıntılı olarak yer almaktadır.