Irrational beliefs

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde sağlık çalışanlarında irrasyonel inanışlar ile anksiyete ve depresyon arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın temel amacı COVİD-19 sürecinde sağlık hizmet alanında çalışan bireylerin irrasyonel inanışları ile anksiyete ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul İlinde yaşayan toplam 212 sağlık çalışanı ile anket yapılarak araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırma nicel yöntem şeklinde tasarlanmış olup, katılım sağlayan sağlık çalışanlarına Kısaltılmış Genel Tutum ve İnanç Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ile Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere t-testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Katılımcıların % 41'inin minimal düzeyde, %25'inin hafif düzeyde, % 20.8'inin orta düzeyde ve % 13'unun şiddetli düzeyde anksiyete belirtilerinin olduğu görülmektedir. Depresyon düzeyleri değerlendirildiğinde ise, % 44.3'unun hafif-orta düzeyde, % 17.5'inin orta-şiddetli düzeyde ve % 1.4'unun şiddetli düzeyde depresyon belirtileri gösterdiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre irrasyonel inanışlar ile anksiyete ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Ayrıca irrasyonel inanışların bazı alt boyutlarıyla cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizinin ikinci bloğunda genel tutum ve inançlar alt boyutları modele eklenmiş, model varyansın yaklaşık %14'unu açıklamıştır. Bu aşamada eklenen değişkenlerden sadece Kısaltılmış Genel Tutum ve İnanç Ölçeği Rahatlık İhtiyacı Alt Boyutundan alınan ortalama puanların anksiyete düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olduğu ve bir önceki aşamada etkisi olduğu belirlenen cinsiyetin etkisinin de sürdüğü gözlenmiştir. Regresyon analizinin ikinci bloğunda genel tutum ve inançlar alt boyutları modele eklenmiş, model varyansın yaklaşık % 15'ini açıklamıştır . Bu aşamada eklenen değişkenlerden sadece Kısaltılmış Genel Tutum ve İnanç Ölçeği Rahatlık İhtiyacı Alt Boyutundan alınan ortalama puanların depresyon düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olduğu ve bir önceki aşamada etkisi olduğu belirlenen yaşın etkisinin de sürdüğü gözlenmiştir. Sonuçlar, sağlık çalışanlarının irrasyonel inançları, depresyon ve anksiyete düzeylerinin değerlendirilmesinin önemli olduğu ve muhtemel müdahalelerin hazırlanmasında yol gösterici olabileceğine işaret etmektedir. Anahtar kelimeler: İrrasyonel inançlar, Depresyon, Anksiyete, Bilişsel kuram

Akılcı olmayan inançlarAnksiyeteCOVID 19+4
Benazir Orhan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The mediatory role of ontological well-being in association of rational emotive self-determination with mental health of adolescents

Irrational beliefs (IBs) and satisfaction of basic psychological needs (BPNs) have been shown to be universal and important predictors of mental health. The association of IBs with both ill-being and well-being has been well documented. Similarly, the degree of satisfaction of BPNs has been shown to be highly correlated with both ill-being and well-being indicators. In this regard, Rational Emotive Self-Determination (RESD) defined IBs within the context of BPNs which provides an integrated approach for understanding mental health. Although the associations of IBs and BPNs with mental health have been demonstrated in numerous studies, there is still a need to investigate the underlying mechanisms responsible for these relations. In the present study, RESD was used to evaluate IBs within the context of BPNs and ontological well-being (OWB, or personal life projects) were proposed as a potential mediator in association of RESD with ill-being on the one hand and well-being on the other. Data were collected from 429 adolescents (243 females, 186 males) with the mean age of 16 and analyzed by using structural equation modeling. Participants were completed Rational Emotive Self-determination Scale for Adolescents, Ontological Well-being Scale, Psychological Well-being Scale and Depression, Anxiety and Stress 21 scale. Both the analysis of the measurement model and structural model showed an acceptable fit. Results indicated that the association of RESD with well-being was partially mediated by OWB and similarly the association between RESD and ill-being was partially mediated by OWB. These findings revealed that the IBs about satisfaction of BPNs contributed the well-being and ill-being of adolescents directly and also through personal life projects (OWB).

Irrational beliefsAdolescentsPsychological needs+4
Hilal Akçay Usun
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet oyun oynama bozukluğu, akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri ve öz-denetim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Patolojik İnternet Kullanımının Bilişsel Davranışçı Modeli'ni temel alarak akılcı olmayan inançlar, başa çıkma stratejileri, öz-denetim becerisi ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Örneklem bağımlı (N=31) ve klinik olmayan (N=30) olmak üzere iki gruptan oluşmuştur. Bağımlı grup, Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi İnternet Bağımlılığı Kliniği'ne başvuran ve İnternet Oyun Oynama Bozukluğu tanısı alan, klinik olmayan grup ise Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan 14-18 yaş aralığındaki ergen bireylerden oluşmuştur. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Kısa Formu, Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği-Ergen Formu, Ergenlerde Öz-Denetim Becerileri Ölçeği ve Ergenler için Başa Çıkma Ölçeği uygulanmıştır. Veriler dört analiz ile değerlendirilmiştir. Temel değişkenleri demografik değişkenler açısından incelemek için karşılaştırmalı analizler, bağımlı ve klinik olmayan gruplar arasındaki olası farklılıkların tespiti için bağımsız gruplar t-testi, temel değişkenler arasındaki ilişkiler için korelasyon analizi ve son olarak, genel örneklem üzerinden temel değişkenler arasındaki yordayıcı ilişkileri incelemek için Çok Değişkenli Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizlerin sonuçlarına göre, internet oyun oynama bozukluğu dışında veya yanısıra psikiyatik bozukluğu olan katılımcıların internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz denetimleri diğer katılımcılara göre daha yüksek bulunmuştur. İlgili bulguyu destekler nitelikte oyun oynama bozukluğu ve öz-denetimin düzenli ilaç kullanımına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Akılcı olmayan inançlar ve başa çıkma stratejileri demografik değişkenler açısından farklılaşmamıştır. Bu iki değişken için bağımlı ile klinik olmayan grupların karşılaştırılmasında da farklılık tespit edilmemiş olmakla birlikte internet oyun oynama bozukluğu düzeyi ve başarısız öz-denetim bağımlı grupta daha yüksek bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında modele dahil edilen öz-denetim becerilerinden başarısız öz-denetimin internet oyun oynama bozukluğunu önemli düzeyde yordadığına ulaşılmıştır. Diğer değişkenler ile benzer şekilde ilişki tespit edilmemiş olmasının olası nedenleri, sınırlılıklar ve doğurgular tartışma bölümünde ele alınmıştır.

Akılcı olmayan inançlarBaş etme stratejileriBilgisayar oyunları+5
Hatice Betül Yücekaya
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin algıladıkları ebeveyn tutumları ile ruhsal sorunları ve akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışma, ergenlerin algıladıkları ebeveyn tutumlarının ruhsal sorunları ve akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Nisan 2022 – Haziran 2022 tarihleri arasında, Şanlıurfa'da bulunan bir lisede ergenlik döneminde bulunan 341 lise öğrencisi ile yapılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği (AHETÖ), Güçler ve Güçlükler Anketi ve Ergenler için Mantık Dışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 23.0 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunun değerlendirilmesinde Kurtosis ve Skewness değerleri esas alınarak yapıldı. Değişkenler arasındaki ilişkiler veriler normal dağılıma uyduğunda Pearson Korelasyon Katsayısı, uymadığında ise Spearman's Korelasyon katsayısı kullanılarak incelenmiştir. İki grupta ortalamaların (ortalama) karşılaştırılması, veriler normal dağılıma uyduğunda Student's t tesi kullanılarak yapılmıştır. Veriler normal dağıldığında Lineer regresyon modeli kullanıldı. p< 0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli etik ve kurum izinleri alınmıştır. Ergenlerin Akılcı Olmayan İnanç Ölçeği toplam puanlarının 55.32 ± 11.35 olduğu görülmüştür. Anne Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 55.32 ± 11.35 olarak elde edilmiştir. Baba Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 46.62 ± 11.34 olduğu saptanmıştır. Ergenlerin Güçlük Ve Güçlükler Anketi toplam puan ortalamalarının 15.66 ± 5.73 olduğu ve puan ortalamalarının sınırda olduğu görülmüştür Araştırmaya dahil edilen katılımcı ergenlerin akılcı olmayan inanç ölçeği ile anne algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasında negatif yönde güçlü ilişkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır (p<0.001). Ergenlerin akılcı olmayan inanç ölçeği ile baba algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki lmadığı belirlenmiştir(p>0,005).Ergenlerin Akılcı olmayan inanç ölçeği ile güçlük ve güçlükler ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir(p>0,005). Çalışma sonuçlarımız ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları ebeveyn tutumlarının ergenlerde ruhsal sorunlar yaratabileceği ve akıcı olmayan inançlar oluşturduğunu ortaya koymuştur.

Akılcı olmayan inançlarAlgıAlgılanan ebeveynlik biçimleri+4
Neslihan Dörtkardeş
Harran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanışları, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanışları ilişki doyumu ve romantik kıskançlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kesitseldir. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır ve betimsel bir çalışmadır. Örneklem Eylül 2021-Kasım 2021 arasında oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RAİNÖ), İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Romantik Kıskançlık Ölçeği (RKÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya yazılı bilgilendirilmiş onamı alınan 288 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaş, anne ve baba birlikte olma durumu, çalışma durumu, gelir durumu, yerleşim yerleri ve romantik ilişki durumlarına göre RAİNÖ, İDÖ ve RKÖ puanlarının karşılaştırılması incelenmiş, öğrencilerin romantik ilişki durumlarına göre İDÖ puanları arasında, anne ve baba birliktelik durumu ve gelir durumlarına göre DKÖ puanları arasında, yaş ve anne ve baba birliktelik durumlarına göre RAİNÖ puanları arasında fark olduğu saptanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki durumunun değerlendirilmesi sonucunda DKÖ puanları ile RAİNÖ puanları arasında pozitif korelasyon olduğu, İDÖ puanları ile DKÖ arasında anlamlı korelasyon olmadığı ve İDÖ puanları ile RAİNÖ arasında anlamlı korelasyon olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişki doyumu, Kıskançlık, Romantik ilişki.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiKıskançlık+4
Pelin Çakır
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin mükemmeliyetçiliklerinin yordanması: Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi örneği

Bu araştırma, akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlilik değişkenlerinin üniversite öğrencilerinde mükemmeliyetçiliği yordama gücünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (ÇBMÖ), Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Genel Öz yeterlilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılı güz döneminde Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde farklı bölümlerde okuyan 428 öğrenci oluşturmaktadır. Akılcı olmayan inançlar ve öz yeterlilik değişkenlerinin mükemmeliyetçiliği ve onun alt boyutları olan kendine yönelik mükemmeliyetçilik, başkasına yönelik mükemmeliyetçilik ve sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçilik değişkenlerini yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde akılcı olmayan inançların mükemmeliyetçilik ve onun alt boyutları olan kendine yönelik, başkasına yönelik ve sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçiliği pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Öz yeterliliğin ise mükemmeliyetçiliği ve onun alt boyutları olan kendine yönelik ve başkasına yönelik mükemmeliyetçiliği pozitif yönde anlamlı bir şekilde; sosyal olarak algılanan mükemmeliyetçiliği ise negatif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Mükemmeliyetçilik, Akılcı Olmayan İnançlar, Öz Yeterlilik.

Akılcı olmayan inançlarEge ÜniversitesiEğitim fakülteleri+4
Cennet Armut Dağ
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik doğum sırası, toplumsal ilgi ve akılcı olmayan inançlarının bilişsel duygu düzenleme ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin psikolojik doğum sırası, toplumsal ilgi ve akılcı olmayan inançlarının bilişsel duygu düzenleme becerilerini yordaması üzerine yapılan ilişkisel bir çalışmadır. Araştırma kapsamında White-Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri, Toplumsal İlgi Ölçeği, Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri Ege Üniversitesinde 2015-2016 yıllarında eğitim gören eczacılık fakültesi, fen fakültesi ve eğitim fakültesi öğrencileri arasından 563 katılımcı aracılığı ile elde edilmiştir. Katılımcıların % 64.1'i kadın, % 35.9'u erkektir. Veriler çoklu doğrusal regresyon analizi yapılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucu psikolojik doğum sırasının alt boyutlarından en küçük kardeş ile pozitif yeniden odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme, bakış açısına yerleştirme bilişsel duygu düzenleme alt boyutları arasında ters yönlü ilişki olduğu saptanmış ve en küçük kardeşin felaketleştirme alt boyutunu yordadığı görülmüştür. Ancak diğer psikolojik doğum sırası alt boyutları ile bilişsel duygu düzenleme becerileri arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Araştırmanın bir diğer değişkeni olan akılcı olmayan inançların kendini suçlama, kabul, düşünceye odaklanma, bakış açısına yerleştirme ve felaketleştirme alt boyutlarını yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak pozitif yeniden odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme bilişsel duygu düzenleme becerileri ile akılcı olmayan inançlar arasında bir ilişki bulunamamıştır. Toplumsal ilgi ile kendini suçlama, diğerlerini suçlama ve felaketleştirme alt boyutu arasında ters yönlü ilişki saptanmıştır. Toplumsal ilgi ile kabul alt boyutu arasında bir ilişki görülmemişken toplumsal ilginin düşünceye odaklanma, pozitif yeniden odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden değerlendirme ve bakış açısına yerleştirme alt boyutlarını yordadığı görülmüştür.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel duygu düzenlemePsikolojik doğum sırası+2
Sevil Erdem
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Milli takım deneyimi bulunan güreşcilerin akıldışı performans inançları ve ilişkili faktörler

Amaç: Bu araştırma Milli takım deneyimi bulunan bir grup kadın ve erkek güreşçinin akıl dışı performans inançlarının ve bununla ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 18-37 yaş aralığında 70 kadın, 117 erkek toplam 187 milli güreşçi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak 6 soruluk demografik bilgi formu ile birlikte Turner ve Allen (2018) tarafından geliştirilen, Türkçe geçerlik-güvenirlik çalışması Urfa ve Aşçı (2018) tarafından gerçekleştirilen "Akıldışı Performans İnançları Envanteri-2" kullanılmıştır. Envanter 5'li likert tipi bir ölçektir ve 20 maddeden oluşmaktadır. Faktörlerden ve toplamdan alınan yüksek puan, yüksek akıl dışı inanç anlamına gelmektedir. Katılımcılardan elde edilen veriler Shapiro-Wilk testi sonuçlarına göre normal dağılım göstermediğinden, verilerin değerlendirilmesinde non-parametrik testler kullanılmıştır. SPSS 25.0 paket programında yer alan tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası karşılaştırmalar için Mann-Whitney U testi ve Kruskal–Wallis testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki korelasyonun belirlenmesinde Spearman analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: 187katılımcının ortalama yaşı 24,25±4,50 yıl, kadınların 22,01±3,39 yıl, erkeklerin 25,59±4,56 yıl olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet ayrımı yapılmadan bakıldığında, katılımcıların akıl dışı inanç puan ortalaması 70,95±14,70 olarak belirlenmiştir. Erkek katılımcıların puanı 71,35±14,74 olarak, kadın katılımcıların ise 70,27±14,79 olarak belirlenmiştir. Cinsiyete göre yapılan karşılaştırma sonucunda toplam puanda ve hiçbir alt boyutta anlamlı fark çıkmamıştır. Sonuç:Yapılan karşılaştırma test sonuçlarına göre cinsiyet, spor yaşı ve eğitim durumu değişkenlerine göre gruplar arası anlamlı fark çıkmazken sadece sportif başarı değişkeninde gruplar arası anlamlı fark çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Güreş, Milli Sporcu, Akıl dışı Performans İnançları

Akılcı olmayan inançlarBireysel sporlarGüreş+5
Mustafa Sait Turkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin akılcı olmayan inançları ve akademik erteleme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu tez çalışmasının temel amacı, üniversite öğrencilerinin akılcı olmayan inançları ve akademik erteleme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Mersin ili Toros Üniversitesinde okuyan İktisadi İdari Sosyal Bilimler ve Mühendislik Bilimleri Fakültesi 151 lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %74,2'si (n=112) kadın, %25,8'i (n=39) erkektir. Sınıf düzeylerine göre ise; öğrencilerin %15,9'u (n=24) 1. sınıfta, %20,5'i (n=31) 2. sınıfta, %23,8'i (n=36) 3. sınıfta ve %39,7'si (n=60) 4. sınıfa devam etmektedir. Araştırma da veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği Kısa Formu (Türküm, 2003) ve Akademik Erteleme Ölçeği (Çakıcı, 2003) aracılığıyla toplanmıştır. Veri analizi SPSS 25.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Akılcı olmayan inançlar ve akademik erteleme davranışı arasındaki ilişkinin tespitinde pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi ve lojistik regresyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; akılcı olmayan inançlar ve akademik erteleme davranışı arasındaki ilişki incelendiğinde iki olgu arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin akılcı olmayan inançlarının artması halinde akademik erteleme davranışı da orta düzeyde bir ilişki ile anlamlı bir artış göstermektedir. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür kapsamında değerlendirilmiş; ileride yapılacak araştırmalara yönelik araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olan ve Olmayan İnançlar, Akademik Erteleme

Akademik ertelemeAkılcı olmayan inançlarÖlçekler+1
Betül Rana Ulusoy
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanımları ile akılcı olmayan inançları ve yetersizlik duygusu arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada ilk olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. İkinci olarak üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeylerinin internet kullanım amacına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise cinsiyet, yetersizlik duygusu ve akılcı olmayan inançlar değişkenlerinin problemli internet kullanımını yordama gücünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Anadolu Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde örgün öğrenim gören 1229 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Ceyhan, Ceyhan ve Gürcan (2009) tarafından geliştirilen 'Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği, Yurtal (1999) tarafından uyarlanan 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' ve Akdoğan (2012) tarafından geliştirilen 'Yetersizlik Duygusu Ölçeği' ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Analizi ve Doğrusal Hiyerarşik Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların problemli internet kullanımının düşük düzeyde olduğu bulunmuştur. Ayrıca interneti sosyal medya ve oyun oynamak amacıyla kullanan katılımcıların problemli internet kullanım düzeyinin interneti akademik faaliyetler için kullananlara göre daha yüksek olduğu ortaya koyulmuştur.Yapılan regresyon analizinde ise yetersizlik duygusunun cesaretin kırılması ve kendi değerini yadsıma boyutlarının problemli internet kullanımı yordayan en güçlü değişkenler oldukları belirlenmiştir. Bunu akılcı olmayan inançların onaylanma isteği, suçlama eğilimi ve mükemmeliyetçilik boyutları ile erkek olmak izlemektedir. Öte yandan bu araştırmada yetersizlik duygusunun yararsız üstünlük çabası boyutu ile akılcı olmayan inançların yüksek beklentiler, aşırı kaygı ve duygusal sorumsuzluk boyutlarının problemli internet kullanımını yordamadığı ortaya koyulmuştur.

Akılcı olmayan inançlarBilgisayar kullanımıEğitim psikolojisi+7
Merve Aydın
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarınınincelenmesi

Bu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise kadın ve erkek lise öğrencilerinde ayrı ayrı sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için Akademik Erteleme Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Akılcı Olmayan İnanç-Ergen Formu, Ergen Öz Düzenleme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 1607 lise öğrencisinden toplanan verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi, iki yönlü varyans analizi ve çoklu hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin çoğunlukla akademik erteleme düzeylerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Erkek lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin kadın lise öğrencilerine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra sınıf düzeyi açısından lise öğrencilerinin akademik ertelemelerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı ve 12. sınıf öğrencileriyle 9. ve 10. sınıf öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri arasındaki farklılığın anlamlı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi arasında anlamlı bir etkileşim olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular sınıf düzeyi yüksek olan erkek lise öğrencilerinin sınıf düzeyi düşük olan kadın ve erkek lise öğrencilerine kıyasla daha fazla akademik erteleme yaptığına işaret etmektedir. Okul türü değişkeninin ve bununla birlikte cinsiyet ile okul türü arasındaki etkileşimin lise öğrencilerinin akademik erteleme puanları üzerinde anlamlı bir temel etkiye sahip olmadığı da bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin genelinde akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu, bu değişkeni sırasıyla genel akademik not ortalaması, yaş ve akılcı olmayan inancın izlediği, sürekli kaygının ise yordayıcı bir değişken olmadığı ortaya konmuştur. Kadın ve erkek açısından bu örüntünün farklılık gösterip göstermediği incelendiğinde ise kadın lise öğrencilerinde de lise öğrencilerinin genelinde olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda öz düzenleme değişkeni sonrasında akademik ertelemenin en güçlü yordayıcıları arasında sırasıyla genel akademik not ortalaması ve yaş değişkenlerinin yer aldığı ve sürekli kaygı ile akılcı olmayan inancın ise yordayıcı değişkenler olmadığı ortaya konmuştur. Erkek lise öğrencilerinde ise diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuş ve akademik ertelemeyi yordayıcılıkları bağlamında öz düzenleme değişkenini sırasıyla yaş, genel akademik not ortalaması ve akılcı olmayan inancın takip ettiği ortaya konmuştur. Benzer şekilde diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi erkek çalışma grubunda da sürekli kaygının akademik ertelemenin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akademik erteleme, Sürekli kaygı, Akılcı olmayan inanç, Öz düzenleme, Lise öğrencileri.

Akademik ertelemeAkılcı olmayan inançlarLise öğrencileri+3
Nilüfer Çetin
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The impacts of irrational beliefs and perceived parenting attitudes on the test anxiety levels of high school students

The aim of this study was to investigate the predictive role of irrational beliefs and perceived parental attitudes of high school students on test anxiety levels. In line with this objective, the related study was formed as a predictive correlational research model. Demographic Information Form, Child Rearing Attitudes Scale and Irrational Beliefs Scale were applied to 341 high school students studying in Suleyman Demirel Vocational and Technical Anatolian High School, Tugrul Bey Anatolian High School and Piri Reis Vocational and Technical Anatolian High School. According to the corelation findings, the perceived parental attitudes and the anxiety of the exam were significantly correlated with the negative of the sub-dimensions of acceptance / involvement; The strict control / supervision control sub-dimensions were determined to be positively correlated. In addition, irrational beliefs and test anxiety sub-dimensions and total scores were positively and significantly related. According to the regression findings, the test anxiety covert sub-dimension and total scores were negative by the mother's acceptance / involvement sub-dimension; it is predicted positively and significantly by irrational beliefs. When the findings related to demographic variables are examined, the difference of test anxiety sub-dimensions and total scores according to gender is significant. It was observed that the test scores of the male students were higher than the female students. The difference of test anxiety anxiety subscale scores according to high school type is statistically significant. It was seen that the mean score of the anxiety anxiety of the vocational high school students was higher. In addition, the difference between the points of acceptance/ involvement affection attitude by the mother according to the class and age variable is statistically significant. High school first grade and 15 year old students were found to have higher acceptance / involvement perceived by the mother sub-dimension scores. In addition, the concern of test anxiety in high school freshman students is higher than the scores in the sub-dimensions and total test anxiety scores. The difference of test anxiety sub-dimensions and total scores according to mother education level was found as statistically significant. It was found that the test anxiety sub-dimensions and test anxiety total scores of the students whose mothers were university graduates were higher. It was found that the scores of the Strict Control and Supervision sub-dimension perceived by the father were higher in the mothers of secondary school graduates. The findings of the study show that the perceived parental attitudes and irrational beliefs of the students are the factors that explain the test anxiety levels. In constructing preventive or protective interventions related to test anxiety, it is considered that these factors should be evaluated and supported by further studies.

Irrational beliefsParents attitudeHigh schools students+2
Onur Gümüşkaynak
Yeditepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlikteki romantik ilişkilerde obsesif kompulsif belirti ile akılcı olmayan inançların ilişki doyumuna etkisi

Bu çalışmada beliren yetişkinlik döneminde romantik ilişkilerde obsesif kompulsif belirti ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin araştırılması ve bahsi geçen değişkenlerin demografik özellikler açısından nasıl farklılaştığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada 291 katılımcı katılmış ve veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonları Ölçeği (RİOKÖ), Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirti Ölçeği (PİOKBÖ), Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RAİNÖ) ve Romantik İlişkilerde Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların romantik ilişki ve partner odaklı obsesif kompulsif belritileri, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları ve ilişki doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre romantik ilişki ve partner odaklı obsesyon ve kompulsiyonlar puanı ile ilişki doyumu puanı arasında negatif romantik ilişkilerde inançlar puanı arasında pozitif yönde anlamlı doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. İlişki doyumu puanı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar puanı arasında da negatif yönde doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda ise ilişki doyumunu yordayan değişkenler partnere duyulan sevgi, sosyal zaman kullanımı, aşırı beklentiler, duygusal istikrar ve ilişki süresi olarak bulunmuş. Partnere duyulan sevgiye dair şüphe içerikli takıntılı düşüncelerin, sosyal zaman kullanımına dair akılcı olmayan inançların, partnerin duygusal istikrarına dair şüphelerin olduğu alt boyutlarından alınan puanların yükselmesi ilişki doyumunu azaltırken; aşırı beklentilere dair akılcı olmayan inançlar alt boyutundan alınan puanın ve ilişki süresinin artması ilişki doyumunu arttırmaktadır.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiGenç yetişkinler+4
Ebru Kahveci
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde irrasyonel inanışlar ile bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusu arasındaki ilişki

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde irrasyonel inanışlar ile bireysel bütünlük duygusu ve aile bütünlük duygusu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Veri Formu', 'Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği', 'Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği' ve 'Bütünlük Duygusu Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 20 Ekim 2019-18 Kasım 2019 tarihleri arasında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 291 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin cinsiyete göre akılcı olmayan inançları anlamlı bir farklılık göstermekte olup kadın öğrencilerin akılcı olmayan inançları erkek öğrencilere göre daha fazladır (u=4870,0;p<.05). Öğrencilerin "Akılcı Olmayan İnançlar" ölçeği puan düzeyi ile "Bireysel Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında negatif yönlü orta düzeyde (r=-,437;p<.01) ve "Aile Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında negatif yönlü orta düzeyde (r=-,449; p<.01); "Aile Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi ile "Bireysel Bütünlük Duygusu" ölçeği puan düzeyi arasında ise pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki vardır (r=,425;p<.01). Araştırma, literatürde sağlığı geliştirme alanından kullanılan bütünlük duygusu ve pozitif ruh sağlığını geliştirmeye yönelik irrasyonel düşünceler arasındaki ilişkisel yapıya katkı sağlamaktadır. Kavramsal ilişkinin ortaya çıkarılması, pozitif sağlık değerlendirmeleri ve müdahaleleleri bakımından bütüncül bir yaklaşım sunabilir. Araştırmanın, halk sağlığı hemşirelerinin gençlerde irrasyonel inanışlar ve bütünlük duygusunu değerlendirmeye yönelik literatüre katkı sağlaması ve yeni araştırmalara fikir sunması beklenmektedir.

AileAkılcı olmayan inançlarBütünlük duygusu+5
Hilal Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumları ile anne-baba çatışmasını algılamaları arasındaki ilişkide problem çözme tarzları ve ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların aracı rolü

Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumları ile anne-baba çatışmasını algılamaları arasındaki ilişkide, problem çözme tarzları ve ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep Üniversitesinde lisans düzeyinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören 281 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğrencilere "Çocukların Evlilik Çatışmasını Algılaması Ölçeği (Yetişkin Formu)", "Ergenler için Romantik İlişkide Sorun Çözme Ölçeği", "İlişki İnançları Ölçeği", "İlişki Doyumu Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Verilerin analizinde yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ilişkilere yönelik akılcı olmayan inançların, modelde aracılık etkisinin olmadığı, ilişkide problem çözme tarzlarının, ilişki doyumu ile anne-baba çatışması algısı arasındaki ilişkide tam aracılık etkisine sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca yapısal modelde cinsiyetler açısından bir farklılaşma olmadığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları, alanyazında yer alan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Aile içi ilişkilerAkılcı olmayan inançlarAna-baba algısı+7
Ahmet Altınok
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerde tükenmişliğin akılcı olmayan inançlar ve mesleki bazı değişkenlere göre yordanması

ÖZET ÖĞRETMENLERDE TÜKENMİŞLİĞİN AKILCI OLMAYAN İNANÇLAR VE BAZI MESLEKİ DEĞİŞKENLERE GÖRE YORD ANMASI Bülent GÜNDÜZ Doktora Tezi, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı Danışman : Prof. Dr. S. Sonay GÜÇRAY Kasım, 2004, 141 sayfa Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerde tükenmişliğin; mesleki ve kişisel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmak ve akılcı olmayan inançlar ile mesleki ve kişisel değişkenlere göre yordanmasını incelemektir. Araştırmaya 2003-2004 öğretim yılında Mersin ilindeki resmi ve özel ilköğretim okullarında görev yapan 633 öğretmen katılmıştır. Araştırmada, tükenmişliği ölçmek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Ergin (1992) tarafından uyarlanan "Maslach Tükenmişlik Envanteri (MTE)" kullanılmıştır. Öğretmenlerin akılcı olmayan inançları için araştırmacı tarafından geliştirilen "Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği-Öğretmen Formu (AOİÖ-ÖF)"; kişisel ve mesleki özellikleri belirlemek üzere yine araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için "SPSS" paket programının 11.0 sürümü kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, aşamalı doğrusal çoklu regresyon analizi, ANOVA ve "t" testinden yararlanılmıştır. Post-hoc test olarak Tukey testi kullanılan araştırmada hata payı üst sının 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir : Öğretmenlerin kişisel ve mesleki değişkenleri ile MTE alt ölçek puanlan incelendiğinde :"Duygusal tükenmişlik" alt ölçek puanlan, "mezun olunan okul", "çalışılan okul", "branş", "öğrenci sayısı", "sosyal destek" ve "sosyal destek kaynağı"na göre, "Duyarsızlaşma" alt ölçek puanları, "hizmet süresi", "mezun olunan okul", "çalışılan okul" ve "sosyal destek" değişkenine göre ve "Kişisel başarı" alt ölçek puanları "hizmet süresi", "mezun olunan okul", "çalışılan okul", "branş", "öğrenci sayısı", "sosyal destek" ve "sosyal destek kaynağı"na göre farklılaşmaktadır. Diğer taraftan, "cinsiyet" ve "medeni durum" değişkenlerinin tükenmişliğin üç boyutu üzerinde de anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Öğretmenlerde tükenmişliği yordamada en önemli katkı akılcı olmayan inançlardan gelmektedir. Tükenmişliğin alt boyutlarına göre bulgular incelendiğinde "duygusal tükenmişlik"; "öğrencilere yönelik tutumlar", "okula ve velilere yönelik tutumlar", "kendine yönelik tutumlar" ve "sosyal destek" değişkenlerince yordanmaktadır. "Duyarsızlaşma" boyutu, "öğrencilere yönelik tutumlar" ve "hizmet süresi"; diğer taraftan, "kişisel başarı" boyutu ise, "kendine yönelik tutumlar", "öğrencilere yönelik tutumlar", "hizmet süresi", "sosyal destek", "okula ve velilere yönelik tutumlar" ile "çalışılan okul" değişkenlerince yordanmaktadır. Anahtar Kelimeler : Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Kişisel Basan, Akılcı Olmayan İnançlar.

Akılcı olmayan inançlarDuyarsızlaştırmaMesleki sorunlar+4
Bülent Gündüz
Çukurova University
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Akılcı duygusal aile eğitim programının anne babaların akılcı olmayan inançları ve anne babalık stresleri üzerine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı'nın anne babaların akılcı olmayan inançlarının ve anne babalık streslerinin azaltılmasında etkili olup olmadığının incelenmesidir. Çalışmaya çocukları ilkokula devam eden 4 baba ve 22 anne katılmıştır. Katılımcılardan 2 baba ve 11 anne deney grubunu oluştururken, yine 2 baba ve 11 anne kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında Abidin (2012) tarafından geliştirilen Anne Baba Stres Ölçeği (ABSÖ) Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri anne babaların akılcı olmayan inançları ve stres düzeyleridir. Anne babaların stres düzeyleri araştırmacı tarafından uyarlanan Anne Baba Stres Ölçeği ile değerlendirilirken, anne babaların akılcı olmayan inançları Kaya ve Hamamcı (2011) tarafından geliştirilen Anne Babaların Akılcı Olmayan İnançları Ölçeği (ABAOİÖ) ile incelenmiştir. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına ABSÖ ve ABAOİÖ uygulanmıştır. Ön-test ölçümlerinin ardından deney grubunda yer alan anne babalarla 7 oturumdan oluşan Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra son-test, 1 ay ve 3 ay sonra ise izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde 2x4 yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney grubunda yer alan anne babaların kontrol grubundakilere göre anne baba olmaya ve rollerinin kısıtlanmasına ilişkin stres düzeylerinin azaldığı, anne babalık rollerine ilişkin mükemmeliyetçi inançları ve çocuklarına ilişkin gerçekçi olmayan beklentilerinin azaldığı bulumuştur. Elde edilen bulgular, araştırmacı tarafından geliştirilen Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programının anne babaların anne babalık streslerinin ve akılcı olmayan inançlarının azaltılmasında etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Aile , Akılcı Duygusal Eğitim, ebeveyn stresi, ebeveynlerin akılcı olmayan inançları.

Aile eğitimiAkılcı duygusal eğitimAkılcı olmayan inançlar+5
Ali Çekiç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin beslenme, okul başarısı ve mükemmelliyetçilik durumlarına anne-babaların akılcı olmayan inançlarının etkisi

Giriş ve Amaç: Obezite gelişen dünyada her yaş grubunu etkileyen ve prevelansı giderek artma eğilimi gösteren bir hastalıktır. Bu çalışamada öğrencilerin beslenme, okul başarısı ve mükemmelliyetçlik durumlarına Anne-Babaların akılcı olmayan inançlarının etkisini belirlemek, obezite durumlarına aile hekimlerinin bütüncül yaklaşımı değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini 16.05.2016-20.05.2016 tarihleri arasında öğrenime devam eden ve çalışmayı kabul eden ilköğretim 5, 6, 7 ve 8. Sınıf 505 öğrenci ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Öğrencilere uygulanmak üzere sosyodemografik anket, üç faktörlü beslenme anketi ve olumlu-olumsuz mükemmeliyetçilik anketi uygulanmıştır. Ebeveynlerine ise sosyodemografik anket ve anne-baba akılcı olmayan inançlar ölçeği uygulanmıştır. Toplanan veriler bilgisayara girilerek uygun paket programı ile istatistikler yapıldı. Bulgular: Araştırmamıza 254 kadın, 251 erkek öğrenci ve ailesi katılmıştır. Öğrencilerin VKİ değerlendirildiğinde 41'i (%8.1) zayıf, 371'i (%73.5) normal, 65'i (%12.9), 28'i (%5.5) obezdir. Cinsiyete göre VKİ karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulunmuştur (p: 0,00). Yaşa göre VKİ karşılaştırıldığında 10 yaş grubunda daha düşük VKİ bulunmuştur (p:0,00).Anne ve baba eğitim durumu arttıkça çocukların VKİ anlamlı olarak düşük bulunmuştur (p:0,011). Anne ağırlığına göre öğrencilerin VKİ karşılaştırılmasında anne ağırlığı arttıkça öğrencilerin VKİ artmaktadır (p=0,001). Baba ağırlığına göre öğrencilerin VKİ karşılaştırıldığında baba ağırlığı arttıkça çocukların VKİ'leri artmaktadır (p=0,027). Vücut kitle indeksi ile okul başarısında yüksek düzeyde negatif yönde ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin vücut kitle indeksleri arttıkça okul başarıları düşmektedir (p< 0.01). Üç faktörlü beslenme anketinde; Faktör 1,2 ve 4'te zayıf ile obez öğrenciler arasında anlamlı fark vardır (p< 0.01). Faktör 3'te anlamlı fark bulunamamıştır (p: 0.180). Öğrencilerin olumlu mükemmeliyetçilik durumlarına göre VKİ karşılaştırıldığında öğrencilerin olumlu mükemmelliyetçiliği arttıkça VKİ'leri düşmektedir (p< 0.01). Anne-Baba mükemmelliyetçiliği ve beklentileri ile çocukların VKİ arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p> 0.05) Sonuç:Obezite birçok hastalığa neden olabilen bir hastalıktır. Aile hekimleri hastalarının akut ve kronik tüm sorunları ile ilgilenir, obeziteyi sadece fiziksel bir hastalık olarak görmeyip bütüncül yaklaşımı ile diğer branşlardan ayrılır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimliği, Beslenme, Bütüncül yaklaşım, Okul Başarısı, Mükemmelliyetçilik

Akademik başarıAkılcı olmayan inançlarAna-baba+7
Mustafa Düldül
Çukurova University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü

Bu araştırmada genç yetişkinlerin akılcı olmayan inançları ile öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkide affetme ve affetmenin alt boyutları kendini affetme, başkalarını affetme ve durumu affetmenin aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesinde çeşitli fakültelerde lisans, yüksek lisans ve formasyon düzeyinde öğrenim gören 523 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Akılcı Olmayan İnanç-K Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği" ve "Heartland Affetme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS makro programı PROCESS v.3.3. kullanılmış ve regresyon modelinden yararlanılarak işlem yapılmıştır. Analizler sonucunda akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış, affetme, kendini affetme ve durumu affetme arasında negatif yönde, düşük ve anlamlı düzeyde ilişki bulunurken, akılcı olmayan inanç ile başkalarını affetme arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı görülmüştür. Öz-anlayışın; affetme, kendini affetme ve durumu affetme ile pozitif yönde, orta ve anlamlı düzeyde; başkalarını affetme ile pozitif yönde, düşük ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasındaki ilişkide aracılık modellerine bakıldığında ise bu ilişkide affetme ve durumu affetmenin kısmi aracı, kendini affetmenin de tam aracı etkisinin olduğu görülmüştür. Akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasında başkalarını affetmenin aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak katı, değişmez, mantıkdışı inançlarını terk eden ve öz-anlayış düzeyleri yüksek bireylerin kendilerini ve yaşadıkları durumu daha kolay affedebilecekleri söylenebilir.

Akılcı olmayan inançlarBağışlamaGençler+2
Defne Kılıç
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli çocukların ebeveynlerinin akılcı olmayan inançları ve ebeveyn yetkinliklerinin incelenmesi

Bu araştırmada, özel yetenekli çocukların ebeveynlerinin akılcı olmayan inançları ile ebeveyn yetkinliği arasında ilişki olup olmadığı; ayrıca özel yetenekli çocukların ebeveynlerinin akılcı olmayan inançları ve ebeveyn yetkinliklerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülen araştırmada çalışma grubu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey Bilim ve Sanat Merkezi'ne kayıtlı ilkokul ve ortaokul düzeyindeki öğrencilerin ebeveynlerinden oluşmaktadır. 147 anne ve 126 baba olmak üzere toplam 273 ebeveyn araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu araştırmada kullanılan veriler; Kişisel Bilgi Formu, Anne-Baba Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (ABAOİÖ) ve Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği'nden elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri; cinsiyet, çalışma durumu, çocuk okul kademesi, çocuk sınıf düzeyi, toplam aylık gelir, eğitim durumu açısından incelenmiş olup SPSS programı üzerinden bağımsız grup T- testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Özel yetenekli çocukların ebeveynlerinin akılcı olmayan inançları ve ebeveyn yetkinlikleri arasında ilişki olup olmadığını ortaya koymak için basit doğrusal korelasyon işlemi yapılmış, Pearson Korelasyon Matrisi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; özel yetenekli çocukların ebeveynlerinin akılcı olmayan inançlarının beklenti alt boyutu ile ebeveyn yetkinliği arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anne-Baba Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği incelendiğinde "Beklentiler" boyutunda cinsiyet ve eğitim durumuna göre; "Mükemmeliyetçilik" boyutunda eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği'ne göre değişkenler incelendiğinde ise cinsiyet, çalışma durumlarına göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar alan yazın ışığında tartışılmıştır.

Akılcı olmayan inançlarEbeveynlerÇocuklar-üstün yetenekli+3
Yunus Emre Aydın
Gaziantep University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlişkide bilişsel çarpıtma, evlilikte problem çözme, evlilik uyumu ve tölerans arasındaki ilişki

Bu araştırmada ilişkiye dair bilişsel çarpıtma, evlilikte problem çözme, tolerans düzeyi ve evlilik uyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte yapılan araştırmada cinsiyet, yaş, eşlerin eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durum, evlilik süresi, çocuk sahibi olup olmama ve çocuk sayısı gibi değişkenler ile ilişkiye dair bilişsel çarpıtma, evlilikte problem çözme, tolerans düzeyi ve evlilik uyumu arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada betimsel istatistik yöntemi kullanılmıştır. Araştırma grubu Şanlıurfa merkezde ikamet etmekte olan çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde çalışan tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen evli bireylerden oluşmaktadır. 231 kişiden oluşan katılımcı grubun 104'ü kadın, 127'si ise erkektir. Araştırmada Hamamcı (2000) tarafından geliştirilen İlişkilere İlişkin Bilişsel Çarpıtma Ölçeği, Ercüment ERSANLI tarafından geliştirilen Tölerans Ölçeği, Baugh, Avery ve Sheeths-Hawoth tarafından geliştirilen Evlilikte Problem Çözme Ölçeği Locke ve Wallace (1959) tarafından geliştirilen Evlilik Uyumu Ölçeği ile bazı değişkenler ve evliliğe ilişkin bilgi toplamak amacıyla geliştirilen 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde evli bireylerin ilişkide bilişsel çarpıtmalar ile tolerans düzeyi arasında negatif yönde düşük düzeyde; ayrıca evlilikte problem çözme becerileri ve evlilik uyumları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülürken diğer ölçek puanları arasında .05 düzeyinde anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Ayrıca evli bireylerin evlilikte problem çözme puan ortalamalarının çocuk sahibi olma, çocuk sayısı ve eğitim düzeyine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken; cinsiyet, yaş, eşlerinin eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durum ve evlilik süresi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı; ilişkide bilişsel çarpıtma puan ortalamalarının yaş, eğitim düzeyi, eşlerinin eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken; çocuk sahibi olma, çocuk sayısı ve evlilik süresi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı; tolerans düzeyleri puan ortalamalarının cinsiyet, evlilik süresi ve sosyo-ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken; çocuk sahibi olma, çocuk sayısı, yaş, eğitim düzeyi ve eşlerinin eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı; evlilik uyumu puan ortalamalarının ise çocuk sahibi olma, çocuk sayısı, eğitim düzeyi ve eşlerinin eğitim düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken; cinsiyet, evlilik süresi, sosyo-ekonomik düzey ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür.

Akılcı olmayan inançlarBilişsel çarpıtmaEvlilik+7
Mustafa Dönmez
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlar ölçeği'nin geliştirilmesi

Bu araştırmada, ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançlarını ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturan 8. sınıfa devam eden416 ortaokul öğrencisine 31 maddelik deneme formu uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini belirlemek amacıyla yapılan açımlayıcı faktör analizleri sonucunda 21 maddelik dört faktörden oluşan bir ölçek elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizleri sonucunda dört faktörden oluşan yapı doğrulanmıştır.Ölçeğin alt ölçekleri; Seçim Yapamama, Hatasız Seçim, Saygınlık ve Kendine Güven olarak isimlendirilmiştir. Ayırt ediciliğe ilişkin çalışmalarda, ölçek maddelerinin tüm alt boyutlarında lise seçimine ilişkin akılcı olmayan inançları yüksek olan öğrencilerden düşük olanları ayırt edebildiği bulunmuştur. Ayrıca ölçeğin, Ergenler İçin Mantıkdışı İnançlar Ölçeği (EMİÖ) ile arasındaki korelasyon incelenmiştir. Buna göre EMİÖ' nün; Seçim Yapamama alt boyutu ile .26, Hatasız Seçim alt boyutu ile .35, Saygınlık alt boyutu ile .43 ilişkisi olduğu ve Kendine Güven alt boyutuyla ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında, ölçeğin geneli için test-tekrar test güvenirlik katsayısı. 91 ve Cronbach alfa katsayısı. 80 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular, Lise Seçimine İlişkin Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği' nin ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin lise seçimine yönelik akılcı olmayan inançlarını ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Lise Seçimi, Geçerlik ve Güvenirlik

Akılcı olmayan inançlarGeçerlikGüvenilirlik+4
Havva Özge Kaynak Yeşiltepe
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anne babaların akılcı olmayan inançları ve ebeveynlik davranışları ile çocukların algıladıkları aile ilişkisi ve benlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada anne-babaların akılcı olmayan inançları ve ebeveynlik davranışları ile çocukların algıladıkları aile ilişkisi ve benlik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma için tabakalı örnekleme yöntemiyle Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'nın 10 eğitim bölgesi içerisindeki 12 ilkokul belirlenmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde ilgili okullarda 4. sınıfa devam eden 500 öğrenci ve bu öğrencilerin anne ve babaları olmak üzere 1500 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada anne-baba ve çocukların demografik özellikleri hakkında bilgi toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, anne-babaların akılcı olmayan inançlarını ölçmek üzere Anne-Baba Düşünceleri Ölçeği (ABDÖ) ve ebeveynlik davranışlarını ölçmek üzere Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği (AEDÖ), öğrencilerin algıladıkları aile ilişkisini ölçmek üzere Çocuklar İçin Aile İlişkileri Ölçeği (ÇAİÖ) ve benlik algılarını ölçmek üzere Çocuklar İçin Benlik Algısı Profili (ÇİBAP) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde ilişkisiz örneklemler için t-testi, basit doğrusal korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca AEDÖ'nün anne formunun Çocukla İlgilenme, Zayıf Ebeveyn Takibi, Dayakla Cezalandırma ve Olumlu Ebeveynlik alt boyutları ile ilgili analizler yapılırken ilişkisiz örneklemler için t-testi'nin non-parametrik karşılığı olan Mann-Whitney U testi'nden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucuna göre, anne-babaların akılcı olmayan inançları ve ebeveynlik davranışları ile çocukların aile ilişkileri algısı ve genel öz-değerleri arasında anlamlı bir fark vardır. Anne-babaların akılcı olmayan inançları, ebeveynlik davranışları, çocukların algıladıkları aile ilişkileri ve genel öz-değerleri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Son olarak, yapılan regresyon analizine göre çocuğun genel öz-değer düzeyini destekleyici aile ilişkisi, engelleyici aile ilişkisi, annelerin ve babaların gerçekçi olmayan beklentileri, babaların çocukla ilgilenme, zayıf ebeveyn takibi ve dayakla cezalandırma davranışlarının yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlerin Akılcı Olmayan İnançları, Ebeveyn Davranışları, Aile İlişkisi, Çocukların Benlik Algısı

Aile içi ilişkilerAkılcı olmayan inançlarBenlik algısı+5
Gözde Akşab
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumlarında toplumsal cinsiyetin ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların rolü

Bu araştırmanın amacı, Burdur ili Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin evliliğe ilişkin tutumları, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bazı değişkenler açısından katılımcıların evlilik tutum ölçeğinden aldıkları toplam puanlara göre tutumlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde öğrenim gören 654 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, 'İnönü Evlilik Tutum Ölçeği (İETO)', 'Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ)', 'Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği(RAİNÖ)' ve araştırmacının hazırladığı 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak toplanmıştır. İETÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .94, TCRTÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .93 ve RAİNÖ'nün cronbach alfa güvenirlik katsayısı .85 hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi, Bağımsız Örneklemler İçin T Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ise .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre evlilik tutumu toplam puanı ve toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Evlilik tutumu toplam puanı ile romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Toplumsal cinsiyet rolleri tutumu toplam puanı ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar toplam puanı arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Kısacası evliliğe ilişkin tutum toplam puanları arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutum toplam puanları azalmakta; romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanç toplam puanları ise artmaktadır. Bir başka deyişle evliliğe ilişkin olumlu tutum arttıkça toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutum azalmakta ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar artmaktadır. Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumların ve romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların evliliğe ilişkin tutumları anlamlı şekilde yordamakta olduğu sonucuna varılmıştır. Bu iki değişkenden evliliğe ilişkin tutumları en fazla yordayan değişkenin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar olduğu görülmektedir. Araştırma kapsamına dâhil edilen bu iki değişkenin evliliğe ilişkin tutumların %11.2'sini açıkladığı görülmektedir. Bu bulgulara ek olarak katılımcıların cinsiyeti, yaşı, yaşamının çoğunun geçtiği yer, romantik ilişki durumu ve aile birlikteliği değişkenlerine göre evliliğe ilişkin tutumlarında farklılaşma durumu incelenmiştir. Katılımcıların yaş düzeyleri açısından evliliğe ilişkin tutumlarında anlamlı farklılaşma bulunamamış ancak erkeklerin kadınlara göre, kırsal bölgelerde yaşayanların kentsel bölgelerde yaşayanlara göre, şu an ilişkisi olanların olmayanlara göre ve ebeveynleri bir arada olanların boşanmış olanlara göre evliliğe ilişkin tutumlarının daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik Tutumu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar, Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutum

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiEvlilik+6
Gözde Arıkan
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00

Related subjects