Anaokulları

83 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bağımsız anaokulu öğretmenlerinin dış mekan oyun alanlarına ve uygulamalarına ilişkin görüşleri

Araştırmanın amacı öğretmen görüşlerine dayalı olarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bağımsız resmi anaokullarında yer alan dış mekân oyun alanlarının okul öncesi öğretmenleri tarafından kullanımı, kullanımı etkileyen etmenler ve kullanımın artmasını sağlayabilecek önerileri incelemektir. Araştırmada karma desenlerden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Açımlayıcı sıralı desen, araştırmacının nicel bir aşamayı yöneterek başladığı ve ikinci aşamayla özel sonuçlar aramaya başladığı bir karma yöntem desenidir. Bu amaçla çalışma iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada 2016- 2017 Eğitim-Öğretim yılı bahar dönemi içerisinde Eskişehir ili Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerine bağlı toplam 19 merkez bağımsız resmi anaokulundan 18 tanesinde görev yapmakta olan toplam 135 okul öncesi öğretmeninden "Okul Öncesi Dönem Dış Mekân Oyun Alanları ve Kullanımı Öğretmen Formu" kullanılarak nicel veriler toplanmıştır. Bağımsız resmi anaokullarından bir tanesinin dış mekân oyun alanı bulunmadığından araştırmaya dâhil edilememiştir. Birinci aşama verileri olan Likert tipi anketten elde dilen verileri çözümlemek için " betimsel istatistik" teknikleri (frekans, yüzde, ortalama, tablolar) kullanılmıştır. Anketten elde edilen veriler araştırmanın ikinci aşamasının örneklemini oluşturmada maksimum çeşitliliği sağlamak için de kullanılmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan ve maksimum çeşitliliği sağlayan 9 öğretmenle yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla görüşmeler yapılmıştır. Görüşme kayıtlarının dökümü yapılarak, dökümler üzerinden tümevarım analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin dış mekân alanların önemine inansalar da uygulamada yetersiz kaldıkları görülmüştür. Öğretmenlerin dış mekân alanların kullanımında yetersiz kalmaları ise öğretmenlerin kendisi (bilgi ve beceri, inanç ve tutum, lisans eğitimi) ve dış etkenler (hava koşulları, ebeveyn baskısı, dış mekân alanının sahip olduğu fiziksel donanımı ve güvenliği, mahalle faktörü, okul yönetimi ve kaynaştırma öğrencisi) gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Dış mekân kullanımına dair yeterli bilgi, beceri ve olumlu inanç tutuma sahip öğretmenler dış mekân kullanımına daha çok yer verirken yetersiz bilgi, beceri ve olumsuz inanç, tutuma sahip öğretmenler ise daha az yer vermişlerdir. Anahtar Sözcükler: Dış mekân, Dış mekânda oyun, Oyun, Okul öncesi, Öğretmen

AnaokullarıDış mekanDış mekan düzenlemesi+6
Meltem Yıldırım
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında örgüt iklimi ile öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırma, resmi bağımsız anaokullarında çalışan okulöncesi öğretmenlerinin okullarının örgüt iklimine ilişkin algıları ile sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan 15 bağımsız anaokulundan 102 öğretmenle çalışılmıştır. Öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu?, öğretmenlerin örgüt iklimi algılarını belirlemek amacıyla ?Örgütsel İklimi Betimleme Anketi? ve öğretmenlerin sınıf yönetimi algılarını belirlemek amacıyla ?Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 programı kullanılmış, frekans, yüzde, Cluster analizi, Pearson korelasyon katsayısı ve Regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, öğretmen algılarına göre çalışılan 15 okuldan 5 okulun iklim tipi ?Açık?, 2 okulun iklim tipi ?İlgili?, 3 okulun iklim tipi ?İlgisiz? ve 5 okulun iklim tipi ?Kapalı? olarak belirlenmiştir. Örgüt ikliminin alt boyutları ile öğretmenlerin cinsiyeti, yaşı, öğrenim düzeyi, öğretmenlikte çalışma süresi, bulunduğu okulda çalışma süresi ve günlük çalışma süresi arasında anlamlı bir fark bulunmazken, çalışılan yaş grubu ile örgüt ikliminin ?Mesleki Dayanışma? alt boyutu arasında, çalışılan yaş grubu ve çalışılan çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Samimi? alt boyutu arasında pozitif yönde, çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Destekleme? alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.Araştırmaya katılan öğretmenlerin algılarına göre büyük bir çoğunluğunun yeterli düzeyde sınıf yönetimi becerilerine sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin demografik özellikleri ile öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenlerin algılarına göre örgüt ikliminin ?Yakından Kontrol?, ?Engelleme? ve ?İlgisiz?alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, örgüt ikliminin ?Destekleme?, ?Mesleki Dayanışma? ve ?Samimi? alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Öğretmenler tarafından alğılanan örgüt ikliminin, öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerilerine etkisine ilişkin yapılan Regresyon analizi sonucunda istatstiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır.

AnaokullarıMalatyaOkul öncesi eğitim+8
İmray Nur
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız anaokulları ile bünyesinde anasınıfı olan ilkokul yöneticilerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin irdelenmesi

Türkiye'de özellikle son 10 yılda önemi daha iyi anlaşılan ve kalkınma planlarında kendisine yer bulan okul öncesi eğitim; beraberinde birçok sorunun da ortaya çıkmasına neden olmakta ve bu sorunları ortadan kaldırmak için de çözüm üretilmesine olanak sağlamaktadır. Coğrafik ve sosyolojik bakımdan çok farklı yapıya sahip olan Türkiye'de okul öncesi eğitim yönetimi sürecinde farklı sorunların ortaya çıktığı gözlenmektedir. Ortaya çıkan sorunlar arasında benzerlik olsa da ortaya konan çözüm önerileri farklılık gösterebilmektedir. İklim şartları, fiziki olanaklar, sosyolojik yapı, kişisel bakış açısı gibi çeşitli nedenler aynı sorunlara karşı farklı çözüm üretilmesine neden olmaktadır. Bu araştırma 2016-2017 eğitim – öğretim yılında Erzurum ilinde görev yapan bağımsız anaokulları müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürlerinin yönetim sürecinde karşılaştıkları sorunlarla ilgili görüşlerinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Nitel araştırma türünde tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu bağımsız anaokullarında görev yapan okul müdürleri ile bünyesinde anasınıfı bulunan ilkokul müdürleri oluşturmuştur. Çalışmada veriler görüşme formu yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, bölgenin ağır kış koşullarının öğrencilerin devamsızlık yapmasına sebep olduğunu göstermektedir. Okulların fiziki olanaklarının yetersiz olduğu görülmektedir. Yöneticiler ciddi ekonomik sorunlarla mücadele ettiklerini belirtmişlerdir. Mevzuatın esnek olmamasından kaynaklanan sorunların olduğu bulgular arasındadır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin mesleki ve iletişim kurma becerileri yönünden kendilerini geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca, veliler okul öncesi eğitime gerekli önemi vermediklerinden öğrencilerin devamsızlık yapmalarında etkili olmaktadır. Araştırma sonuçları özel eğitim ihtiyacı duyan çocukların eğitimi konusunda öğretmenlerin yetersiz olduğunu göstermektedir. Araştırmada yöneticilerin benzer sorunları sık yaşadığı ve bu durumun yönetim sürecini olumsuz olarak etkilediği tespit edilmiştir.

AnaokullarıEğitim sorunlarıEğitim yönetimi+5
Kahraman Karalı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2003-2010 EFQM Mükemmellik Modeli ve bir hizmet işletmesinde araştırma: 24 Eylül Anaokulu

EFQM Mükemmellik Modeli, kuruluşlara mükemmelliğe giden yolun neresinde olduklarını gösteren bir modeldir Model kuruluşun mükemmellik yolunda ilerleyip ilerlemediğini ölçerek yönetim sistemlerini geliştirmesi konusunda yardımcı olan pratik bir araç niteliği taşır. Bu amaçla kurulusun kuvvetli yönlerini ve iyileştirmeye açık alanlarını görmesini sağlayarak onları çözümler üretmeleri konusunda teşvik eder.Bu çalışmanın amacı, EFQM Mükemmellik Modelinin daha iyi anlaşılabilmesi için Türkiye'de derece almış bir hizmet işletmesinde araştırılmasıdır. Araştırma Afyonkarahisar ili Bolvadin ilçesindeki 2009 yılı Türkiye 2.si 24 Eylül Anaokulu'nda yürütülmüştür. Araştırmada sonuç olarak, EFQM M.M. analiz edilmiş ve Türkiye 2. liği bulunan bu okulun kuvvetli ve zayıf yönleri saptanmıştır. Bu zayıf olan yönlerde çözümler sunulmuştur. Ayrıca başarılı bu devlet okulu diğer okullara örnek edilmiştir.Anahtar Kelimeler: EFQM 2003, EFQM 2010, Mükemmellik Modeli, Hizmet İşletmesi, Bir Araştırma, 24 Eylül Anaokulu

Afyonkarahisar-BolvadinAnaokullarıEFQM modeli+5
Fadime Menekşe İkbal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Kütahya'da anaokuluna giden 3-5 yaş grubu çocukların temel motor beceri düzeylerinin araştırılması

Bu çalışmada anaokuluna giden 3, 4 ve 5 yaşındaki çocukların temel motor beceri düzeylerinin, yaş, cinsiyet ve beden kitle indeksine göre araştırılması amaçlanmıştır. 2013 güz döneminde Kütahya il merkezinde bulunan 12 ve ilçe merkezlerinde bulunan 10 anaokulunda eğitim gören 1511 öğrenciden ölçüm alınmıştır. Ölçüm yöntemi olarak temel motor özellikleri ölçmede yaygın olarak kullanılan TGMD-II Testi uygulandı. Beden kitle indeki için ise çocukların boy ve kilo öçümleri alındı. Çalışmaya 3 yaşında 301 çocuk (147 kız,154 erkek), 4 yaşında 546 çocuk (254 kız,292 erkek) ve 5 yaşında 664 çocuk (307 kız,357 erkek) katılmıştır. Çalışmaya katılan çocukların beden kitle indeksine göre; 122 çocuk zayıf, 1006 çocuk normal kiloya sahip, 160 çocuk fazla kilolu ve 223 çocuk obez olarak sınıflandırılmıştır. İstatistik yöntem olarak çocukların yaş, cinsiyet ve beden kitle indeksine bağlı olarak temel motor gelişim düzeyi ölçüm derecelerine (TGMD-II testi) öncelikli olarak homojenlik testi uygulandı. Homojenlik testinden sonra, çocukların yaş, cinsiyet ve Beden Kitle İndeksine bağlı olarak temel motor gelişim düzeyleri arasında bir fark olup olmadığını belirlemek için α= 0.05 anlamlılık düzeyinde çift yönlü varyans (Two Way Anova) testi uygulandı. Yaş grupları ve Beden Kitle İndeksi arasındaki farkı belirlemede ikinci seviye testi olarak Tukey's (HSD) testi uygulandı. Test sonuçları, 3,4, ve 5 yaş grubu çocukların TGMD-II lokomotor toplam puanları (p<0.05), TGMD-II obje kontrol toplam puanları (p<0.05) ve TGMD-II toplam puanları (p<0.05) arasındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Cinsiyete bağlı olarak da çocukların TGMD-II lokomotor toplam puanları (p>0.05), TGMD-II obje kontrol toplam puanları (p<0.05) ve TGMD-II toplam puanları (p>0.05) arasındaki farkın sadece TGMD-II obje kontrol toplam puanında anlamlı olduğu görüldü. Beden kitle indekine bağlı olarak da çocukların TGMD-II lokomotor toplam puanları (p<0.05), TGMD-II obje kontrol toplam puanları (p<0.05) ve TGMD-II toplam puanları (p<0.05) arasındaki farkın anlamlı olduğunu gösterdi. Bu çalışma sonuçları yaşa ve beden kitle indeksine bağlı olarak temel motor becerilerde gelişme farklılıkları olduğunu göstermektedir. Yaş artıkça temel motor becerilerde de bir artış görülmektedir. Beden kitle indeksi göre zayıf ve normal kiloya sahip çocukların fazla kilolu ve obez çocuklara göre temel motor becerileri daha yüksek bulunmuştur. Fazla kilolu ve obez çocukların zayıf ve normal kiloya sahip çocuklara göre günlük yaşamlarında daha hareketsiz olduklarından kaynaklandığı düşünülmektedir.

AnaokullarıKütahyaMotor beceri testleri+3
Meryem Gülaç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Almanya'daki okul öncesi eğitim programlarının karşılaştırılması

Bu çalışma, Türkiye ve Almanya'daki okulöncesi eğitim programlarını farklı değişkenler açısından karşılaştırarak programlar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan bir karşılaştırmalı eğitim çalışmasıdır. Bu araştırmada, Türkiye ve Almanya'daki okulöncesi eğitim programlarının amaç, içerik, programın uygulanışı ve program yeterliliklerinin bire bir karşılaştırılması amaçlanmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, karşılaştırma yapabilmek amacıyla eğitim araştırmalarında sıkça kullanılan yatay yaklaşım ve kısmen dikey yaklaşım anlayışı kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler; tez, makale gibi yazılı ve ilgili ülkelerin resmi kaynaklarından, görüşme, gözlem ve doküman analizi gibi tekniklerden yararlanılarak toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, iki ülkenin okulöncesi eğitim programlarında bazı benzerliklerin yanı sıra; okulöncesi okullaşma oranları, okulöncesi öğretmen yetiştirme kriterleri, okulöncesi eğitimin hedefleri gibi önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, anaokulu, okulöncesi eğitim programları, Türkiye

AlmanyaAnaokullarıEğitim kurumları+5
Şule Kavak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi eğitim programları içinde oyunun çocuğun gelişimine olan etkileri

Ill ÖZET Okulöncesi dönemde oyunun çocuk gelişim üzerine etkilerini araştırmak üzere 50 anasınıfı öğretmeni ve 400 anasınıfı öğrenci velisi üzerinde yapmış olduğumuz çalışmalar oyunun çocuk gelişimi üzerine önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmamızda öncelikli olarak konumuzla ilgili birincil kaynaklara ulaşılmaya çalışıldı. Kaynaklardan ve yaptığımız anketlerin değerlendirilmesinden sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki okulöncesi dönemde oynatılan oyunlar bir program dahilinde ve alanında uzman kişiler tarafından oynatıldığı takdirde çocuk gelişiminde önemli etkilere sahiptir. Yaptığımız anket sonuçlan, okulöncesi dönemde oyunun çocuğun fiziksel, psiko- motor, duygusal, zihinsel ve dil gelişimine önemli etkiler olduğunu ortaya koymuştur. Okulöncesi dönemde çocukların gelişimi için oynatılan oyunlar bir süre dahilinde oynatılmalıdır. Oyun alanlarının temiz olmasına dikkat edilmelidir. Okulöncesi eğitim kurumlan araç ve gereç yönünden yeterli duruma getirilmelidir. Bu kurumlarda görev yapan öğretmenler alanında uzman kişiler olmalıdır. Oynatılacak oyunlar öğretmen tarafından önceden tespit edilmeli ve gerekli hazırlıklar yapılmalıdır. Bilindiği gibi okulöncesi eğitim dönemi doğumdan yani 0 aylıktan 72 aylığa kadar olan çocuklan kapsar. Bu dönem üç ayn dönemden oluşur. Biz bu dönemlerden 4-6 yaş arasım araştırma konusu yaptık. Okul öncesi çocuklan için oyun beslenme kadar önem taşımaktadır. Bu çağda çocuğa yaptınlacak oyun etkinlikleri, çocuğu sıkmadan oynatılmalıdır. Seçilen oyunlar, güç, karmaşık, yorucu, fazla kurallı ve gereğinden çok ciddiyet isteyen oyunlar olmamalıdır. Okul öncesi eğitim kurumlan, çocuklann sözel faaliyetlerine önem veren ve onlara hareket imkani hazırlayan kurumlar olmalıdırlar. Bu kurumlarda renk, sayı ve kavramlar, çocuğun düşüncesine uygun bir biçimde somuta indirgenerek verilir. Parmak boya ve resim faaliyeti, su oyunu, kum oyunu, ritmik cimnastik, bloklarla oynama önde gelen oyun dizileri arasında sayılabilir. Çocuk, en iyi ve örgütlü oyun ortamını okulöncesi eğitim kurumunda bulur.IV Araştırmalar, okulöncesi kurumda eğitim görerek ilkokula başlayan çocukların bu eğitimi göremeyenlere oranla daha katılımcı, girişken ve uyumlu olduğunu göstermektedir. Böylelikle okulöncesi eğitimin önemli katkısı özellikle çocuk ilköğretime başladığı zaman kendini göstermektedir. Okulöncesi eğitim kurumu, çocuğu barındıran değil eğiten bir kurum olmalıdır. Amaç, annenin yokluğunda zamam geçirmek değil, çocuğun okulöncesi eğitim programından yararlanmasını sağlamaktır. tşte bu nedenlerden dolayı, annesi çalışsın ya da çalışmasın her çocuğun temel eğitim kapsamında okulöncesi eğitime ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir gelişim için 4-6 yaş arası, bir okulöncesi eğitim kurumunda eğitim gereklidir. Dileğimiz okulöncesi eğitimin yurt çapında yaygınlaştırılması ve zorunlu eğitim kapsamına alınmasıdır.

AnaokullarıBeden eğitimi ve spor dersiOkul öncesi eğitim+2
Halil Aytekin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çoçuklarının temel geometrik şekilleri tanımalarının ve şekilleri ayırt etmede kullandıkları kriterlerin incelenmesi

Bu çalışma, 3-6 yaş grubu çocukların temel geometrik şekilleri tanımalarını ve şekilleri bir birinden ayırt ederken kullandıkları kriterleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili merkezinde bulunan bir kurum anaokulundaki 3-6 yaş grubundan 100 çocuk oluşturmuştur. Veriler çocuklarla yapılan bireysel görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Çalışma sırasında her çocuğa ikişer gün arayla, sırasıyla üçgen, dikdörtgen, kare ve daire tanıma testleri verilmiş ve çocuklardan testlerde bulunan şekilleri sınıflandırmaları istenmiştir. Her test bitiminde çocuklara yaptıkları sınıflandırmaların nedenleri sorulmuştur. Çocukların testlerdeki başarı puanlarına göre yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunup bulunmadığım anlamak amacıyla varyans analizi yapılmıştır. Sonrasında da her bir şekil için tanıma oranına göre yaş grupları arasında anlamlı bir farklılığın bulunup bulunmadığım belirlemek için ki kare analizi uygulanmıştır.IV Araştırma sonucunda anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu çocukların üçgen, dikdörtgen, kare ve daireyi güvenilir bir biçimde tanıyıp ayırt edemedikleri; şekillerin tipik örneklerini tanımada oldukça başarılı olmalarına karşın, tipik örneklerin basıklık, çarpıklık, konum ve boyutu ya da kenar özellikleri değiştirildiğinde şekilleri tanımada zorluk yaşadıkları saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda çocukların şekilleri sınıflandırırken çoğunlukla şekillerin belirleyici olmayan özellikleri üzerine odaklandıkları, şeklin belirleyici özelliklerine çok fazla dikkat etmedikleri belirlenmiştir. Buna karşın çocukların yaşla birlikte belirleyici özelliklere daha fazla dikkat ettikleri saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Matematik Eğitimi, Geometrik Şekilleri Tanıma.

AnaokullarıGeometriGeometrik motifler+6
Durmuş Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

Irak'ın necef şehrinde anaokulu öğretmenlerinin ilk yardıma yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Objective: This study aimed at Exploring the knowledge and attitudes of kindergarten teachers towards first aid in the city of Najaf, Iraq. Methodology: A descriptive cross-sectional study was conducted between 01.11.2022 and 25.02.2023 in 6 kindergarten schools, in Al-Najaf city in Iraq. The study population consists of female teachers in these schools. The study sample consisted of 114 female teachers who agreed to participate in the study at the time of data collection. "Social and demographic data model" and "Kindergarten teachers' knowledge of first aid" were used to collect data. Results: The largest number of the study group was 41-50 years old, all females, 55.3% were in Urban, 87.7% were married and 50.0% had children 3-4 years old, 65.8% had monthly income <700, 36% were Teachers Bachelo graduates. 65.8% have Poor knowledge on the "Kindergarten teachers' knowledge of first aid" scale. It was determined that the age variable from the Kindergarten teachers' knowledge of first aid scale had a significant effect and was higher in the age group >50, residents of Urban, Received information about first aid and the differences were statistically significant (p≤0.05). The general attitude towards first aid was determined for teachers, 76.3% have negative attitudes towards learning first aid, 71.9% have negative attitudes towards giving first aid, 67.5% have negative attitudes towards medical condition, work experience variable was identified. As a parameter, it has a significant effect with attitudes towards first aid, and it was higher for those who had experience between 1-10 years and for those who received information about first aid, and the differences were statistically significant (p≤0.05). A positive relationship was identified between knowledge and attitudes towards first aid for kindergarten teachers Conclusion: The results of the study showed that the knowledge about first aid for teachers in kindergarten schools in general is weak, and the majority of teachers have negative attitudes towards first aid.

KindergartensKnowledgeIraq-Al-Najaf+3
Hanı Abdulhadı Hanı Al Dhalemı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessAR

مختصر مما ليس في الروضة والمنهاج، لعبد الملك بن علي بن أبي المنى البابي الحلبي ( من أول كتاب الطلاق إلى نهاية القصاص ) دراسة وتحقيقاً

This research deals with the topic of Abd al-Malik bin Ali bin Abi al-Muna al-Babi alHalabi (d. A brief summary of those not in Kindergarten and Curriculum). It focuses on the rules of Shafi'i. law school, to clarify the legal aspects. In some of its branches, the rules of the Shafi'i school may overlap with what all the imams of the jurists have mentioned based on nasî judgments or rational proofs and tribute, and may elaborate the word in it. fundamentals, conditions and consequences. And chapters on tayammum, wudu, recitation, meshing on socks or splints and menstruation based on the sources of Shafi'i fiqh The author followed a good scientific method in simplifying the fiqh material. Among his own explanation and comments on matters that he deems ambiguous or in need of explanation, and the conclusions reached by the researcher: A summary of what is not in Abdulmalik alBabi al-Halabi's kindergarten and curriculum Honorable hadiths taken from Imam al-Shafi'i doctrine, beautiful inferences, logical conclusions it included quotations and detailed fiqh provisions and some linguistic and lexical comments of the Ottoman period emphasizing a good culture associated with encyclopedic sciences. witnessed at the height of its power, and compilers followed it in the 10th century H. The author of Al-Halabi took a good scientific approach in simplifying the fiqh material, so he tried to raise issues and explain the multiplicity of fiqh hadiths in them, but rarely added them with his own explanation and commented on what he thought was ambiguous or ambiguous. in need of explanation.

Mahmood Abed Younus Tahhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarındaki stratejik planlama uygulamalarının okul müdürlerinin stratejik liderliği bağlamında incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; anaokulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin stratejik liderlik özelliklerine ve okullarındaki stratejik planlama uygulamalarına yönelik görüşlerinin ve okul müdürlerinin stratejik liderlik özellikleri ile okullarındaki stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep ilinin merkez ilçelerinde görev yapan 318 anaokulu öğretmeninden oluşturmaktadır. Araştırma verileri; stratejik liderlik ve okullardaki stratejik planlama uygulamalarına ilişkin ölçekler aracılığıyla toplanmıştır. Anaokulu öğretmenlerinin okul müdürlerinin stratejik liderlik özelliklerine ve okullarındaki stratejik planlama uygulamalarına ilişkin görüşlerinin kıdem ve okul müdürüyle çalışma süresi değişkenlerine göre incelenmesinde; tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey HSD çoklu karşılaştırma testi ve Tamhane T2 testi uygulanmıştır. Stratejik liderlik ile stratejik planlama uygulamaları arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Pearson Korelasyon Analizi ve stratejik liderliğin stratejik planlama uygulamalarını yordama gücünün belirlenebilmesi amacıyla ise, doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; anaokulu öğretmenlerinin stratejik liderlik ve stratejik planlama uygulamalarına ilişkin görüşlerinin kıdem ve okul müdürüyle çalışma süresi değişkenlerine göre farklılaştığı belirlenmiştir. Stratejik liderlik ile stratejik planlama uygulamaları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır ve stratejik liderlik, stratejik planlama uygulamalarının anlamlı bir yordayıcısıdır. Araştırmada stratejik liderliğin stratejik planlama uygulamalarının başarısı açısından önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bulgularına dayalı olarak; anaokullarındaki stratejik planlama sürecinde okulun ve okulun çevresel özelliklerinin dikkate alınması ve okul müdürlerinin stratejik liderlikleri kapsamında sosyal ağ oluşturmaya daha fazla önem vermeleri önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Stratejik Liderlik, Stratejik Planlama, Anaokulları

AnaokullarıLiderlikOkul yöneticileri+3
Hatice Ceylan Kocaoğlu
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Exploring pragmatic competence of preschool children with a specific reference to the speech act of apology in Turkish

Apologies are regarded as one of the most important speech acts since they have the function of redressing damaged relationship and restoring social harmony between the interactants following a violation of a social norm. Existing research in the relevant literature points at the existence of variations as well as universals across languages in the conceptualization and realization of this act. Thanks to these studies, conducted mostly in the field of interlanguage or cross-cultural pragmatics, adult-usage has grown into a well-defined area in various languages including Turkish. However, the same does not hold true for children's perceptions and productions of apologies with a relatively narrow range of studies in a small number of languages. Hence, the aim of this descriptive study was to explore Turkish preschool children's pragmatic competence with regard to their apology realization patterns. Firstly, children's meta-pragmatic knowledge of apologies was tested and then two different age groups (4;0-4;11 and 5;0-6;0) were compared to trace possible developmental trends with increasing age in terms of complexity of patterns, variety and types of strategies. Additionally, all the participant children were grouped according to such sociolinguistic variables as gender, parent's level of educationi, and preschool experience in order to detect the potential effect of such factors on children's apologizing behaviors. Finally, the range of children's socio-pragmatic skills was tested, which was evidenced by sensitivity to a number of contextual variables regarded by scholars (e.g. Fraser, 1981; Brown & Levinson, 1987) as influential on speakers' manner of apologizing. These parameters were severity and type of the offence and the social status relationship between the interactants. In order to fulfill these aims, eight offence scenarios were designed by manipulating the abovementioned contextual parameters and implemented in the form of Oral Discourse Completion Task (ODCT). Thus, the data obtained for the study consisted of 100 preschool children's (aged between 4;0 and 6;0) responses to these scenarios presented to them orally. The responses were then transcribed, classified into categories relying on the taxonomy chosen for the study, and analyzed statistically. Results pointed at children's meta-pragmatic knowledge of apologies traced in their provision of appropriate responses in terms of the need to use apologies when an offence was involved distinguishing among other speech acts. Regarding the developmental patterns, younger children were observed to have a marked tendency to rely on single strategies with a significantly higher usage rate. In parallel, children's productions were found to become more elaborate with increasing age. When it comes to sociolinguistic variables, no significant gender effect was observed in terms of the complexity of patterns. There were only slight differences in female and male choices of strategies and strategy-combination categories. Similarly, parents' level of education and preschool experience did not emerge as decisive factors on the complexity of patterns although the results pointed at significant differences in certain strategy preferences. However, the children were found to display socio-pragmatic skills to a certain extent as they could distinguish between minor and serious offences and adjusted their patterns accordingly. The same was the case for the effect of interlocutor's social status as they were found to utilize more complex patterns for the offences committed against friends rather than their teacher. Finally, the results indicated children's sensitivity to the type of offence as well, which was reflected in their employment of more complex patterns and diverse strategies for right violations. All in all, the findings of the study have some important implications for foreign language teaching in addition to the first language acquisition in many respects.

KindergartensGrammarLinguistics+7
Özge Gül Zerey
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir anaokulunda uygulanan "minik tema" projesinin öğretmen bakış açısına göre incelenmesi

Gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakılması için çevre bilincinin küçük yaşlarda kazanılması çok önemlidir. Bu araştırma kapsamında, okul öncesi eğitimde çevre eğitimini geliştirmeye yönelik olarak Tema Vakfı tarafından uygulanan Minik Tema projesi sürecinde öğretmenlerin, farkındalık ve tutumlarında yaşanan değişimlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu araştırmada, verilen çevre eğitimi uygulamaları sürecinde öğretmenlerin yaşantıları ve bu süreçte çevre eğitimi algılarında oluşan değişim-gelişimleri irdelenmiştir. Bu araştırma Minik Tema projesinin nasıl uygulandığını süreçte neler yaşandığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Uygulamanın yapıldığı anaokulunda bulunan sekiz öğretmen araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmaya gönüllü olmuşlardır. Öğretmenlerle birlikte hazırlanan uygulama takvimi doğrultusunda etkinlikler uygulanmıştır. Yapılan uygulamalar gözlenmiştir. Öğretmenlerle bireysel ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile veriler analiz edilmiştir. Yapılan görüşme ve gözlemler doğrultusunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin çocuk temelli uygulama bakış açısına sahip olmadıkları, etkinlikleri genel olarak sözel anlatım şeklinde gerçekleştirdikleri gözlenmiştir. Süreç içerisinde Minik Tema uygulama kitapçığının da rehberliğiyle mesleki ve bireysel anlamda pek çok kazanım elde etmişler ve keyifli eğitim süreçleri geçirmişlerdir. Süreçte öğrencilerinde aktif rol aldığı öğrenmesüreçleri gerçekleştirilmiştri. Öğretmenler, uygulamalar sonrasında çevre eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda eksikliklerini farketmişler ve pek çok alanda kazanımlar edinmişlerdir. Özellikle sınıf yönetimi ve farklı yöntem -tekniklerin kullanımı konusunda süreç içerisinde anlamlı kazanımları olmuştur.

AnaokullarıOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+6
Fatma Sarıbıyık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessDE

Bilinguale kindergarten als eine alternative für das fremdsprachliche erziehungsproblem in der Türkei

Die Schüler in der Türkei bekommen lange Jahre auf verschiedenen Erziehungs- und Bildungseinrichtungen Fremdsprachenunterricht erteilt, dennoch erreichen sie weder den erfolgreichen internationalen Sprachniveau noch haben sie den Mut frei zu kommunizieren. In dieser Arbeit werden Motivationsprobleme von Lehrern und Schülern im Fremdsprachenunterricht, an staatlichen Schulen in der Türkei bearbeitet. Das späte Eintreten in den Fremdsprachenbereich, das nicht Anwenden von adäquaten und effektiven Methoden im Fremdsprachenunterricht sowie lehrerbedingte Probleme mit überfüllten Klassen sind einige Punkte, die unbedingt beachtet werden müssen. Außerdem wurde auf dem klassischen Fremdsprachenunterricht in den staatlichen Schulen der Türkei und auf das moderne Pädagogik der Montessori mit Immersion im Kindergarten mit 3-6 jährigen Kindern in Deutschland eingegangen. Um das fremdsprachliche Erziehungs- und Bildungsproblem der Türkei in Betracht zu ziehen, wurde das Thema recherchiert und in verschiedenen Kindergärten in Deutschland und in der Türkei Beobachtungen und Hospitationen durchgeführt. Durch das Beobachten der Bilingualen-Kindergärten, die nach dem Montessori Ansatz mit Immersion ausgestattet sind, wurde die neue moderne Pädagogik vorgestellt. Mit all diesen Forschungen und Beobachtungen in türkischen Kindergärten und durch Hospitationen in deutschen Kindergärten wurden Bilinguale-Kindergärten nach dem Montessori Ansatz mit Immersion als ein alternativer Lösungsvorschlag für die fremdsprachlichen Probleme in der Türkei vorgetragen. Diese Magisterarbeit wurde in sechs Teile gegliedert: Im ersten Teil werden die Wichtigkeit und die Bedeutung dieses Masterstudiums bearbeitet und die Probleme dargestellt sowie auf die Ziele und Hypothesen, mit einem kurzen Überblick auf die Geschichte der Fremdsprachenpolitik eingegangen. Im zweiten Teil werden die wichtigen Begriffe angesichts des Sprach- und Fremdsprachenerwerbs bzw. Zweitsprachenerwerbs dargelegt. Im dritten Teil der Arbeit werden die Probleme in der fremdsprachlichen Erziehung in der Türkei durch Recherchen in verschieden Aspekten bearbeitet. Im vierten Teil der Arbeit wird die neue moderne Pädagogik nach Montessori Ansatz in Kindergärten in Europa und in Deutschland näher gebracht. Im fünften Teil der Arbeit wurde in Deutschland im Rahmen der Hospitationen ein Bilingualer Kindergarten (Kiga) mit Immersionsmodell nach Montessori Ansatz mit 3-6 jährigen Kindern und ein „Montessori Kinderhaus" in Heilbronn mit 3-6 jährigen Kindern sowie zwei verschiedene Kindergärten in der Türkei vergleichend beobachtet und Lösungsvorschläge für die Türkei ausgearbeitet. Im letzten Teil meiner Magisterarbeit gehe ich auf die Auswertungen meiner Hypothesen ein. Als Schlussfolgerung für das fremdsprachliche Bildungsproblem in der Türkei wird die bilinguale Vorschulerziehung im Kindergarten nach dem Montessori-Ansatz vorgeschlagen.

Rukiye Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

ETwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim süreçlerinin incelenmesi

eTwinning kullanan ve kullanmayan okul öncesi öğretmenlerinin acil uzaktan eğitim(AUE) süreçlerinin incelendiği bu araştırma nitel araştırma yönteminin olgubilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada Adana'nın farklı ilçelerine bağlı resmi anasınıfı ve resmi bağımsız anaokullarında görev yapan eTwining kullanan sekiz, eTwinning kullanmayan sekiz okul öncesi öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenleri AUE'ye geçilmesiyle olumlu ve olumsuz duygular yaşamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin AUE süreçleri; hazırlık, uygulama ve değerlendirme süreçlerinden oluşmaktadır. Öğretmenler, fırsat eşitsizliğiyle ilgili, ailelerle yaşadıkları ve tekno-pedagojik deneyimsizlikleri ile ilgili güçlüklerden bahsetmiştir. AUE'nin etkileşimin az olması, gelişim alanlarının bütüncül bir şekilde desteklenememesi, objektif bir değerlendirmenin yapılamaması, nasıl yürütüleceği ile ilgili bilgi eksikliklerinin olması ve teknoloji bağımlılığını artırması gibi sınırlılıkları bulunmaktadır. Öğretmenler, AUE'yi genellikle dezavantajlı görmektedir. Bahsedilen çok az avantaj ise teknolojinin eğitim için kullanılabileceğini göstermesi, eğitimin sürekliliğini sağlaması, dijital yetersizlikleri göstermesi ve dijital becerileri geliştirmesi, öğretmen-aile iletişimini kuvvetlendirmesi, aile katılımını artırması, odaklanmayı artırması ve ekonomik avantaj şeklindedir. eTwinning kullanan katılımcıların eTwinning kullanmayan katılımcılara göre AUE'ye kendilerini daha hazır hissettikleri, daha kolay uyum sağladıkları ve süreç içerisinde daha az güçlükle karşılaştıkları görülmüştür. Öğretmenler, uzaktan eğitimin tüm katılımcılarının teknolojik ve pedagojik bilgi ve deneyimlerinin artırılmasını, uzaktan eğitim içeriklerinin zenginleştirilmesini ve fırsat eşitliğinin sağlanmasını önermiştir. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, acil uzaktan eğitim, eTwinning

AnaokullarıEtwinningOkul öncesi eğitim+3
Hürü Gözübüyük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Açık havada eğitim veren okul öncesi eğitim kurumlarının dış mekân öğrenme ortamı kalitelerinin belirlenmesi

Bu araştırma, açık havada eğitim veren okul öncesi eğitim kurumlarının dış mekân öğrenme ortamlarının kalitelerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik tekniğinin kullanıldığı bu araştırmanın deseni niceldir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan "tarama çalışması" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ülkemizin farklı coğrafi bölgelerinde ve illerinde bulunan, farklı okul türlerinden ve farklı kurumlardan seçilen dokuz okul öncesi eğitim kurumu oluşturmaktadır. Araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarının dış mekân öğrenme ortamlarının kalitesini belirlemek için araştırmacılar tarafından geliştirilen ve kapsam geçerliliği yapılan "Açık Havada Eğitim Veren Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Dış Mekân Öğrenme Ortamlarının Değerlendirilmesi Kontrol Listesi" kullanılmıştır. "Açık Havada Eğitim Veren Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Dış Mekân Öğrenme Ortamlarının Değerlendirilmesi Kontrol Listesi," alan yazın taranarak oluşturulmuş, alanında uzman 7 kişiye yönlendirilerek kapsam geçerliliği sınanmıştır. "Açık Havada Eğitim Veren Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının Dış Mekân Öğrenme Ortamlarının Değerlendirilmesi Kontrol Listesi" güvenlik, fiziksel çevre, çocuğa uygunluk, özel gereksinimli çocuklara uygunluk ve bireyselleştirme, erişim, donanım ve ekolojik ve sürdürülebilir uygulamalar olmak üzere yedi alt alandan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde gerekli izinlerin alınmasının ardından araştırmacı tarafından Türkiye'nin beş farklı ilindeki dokuz kuruma gidilerek ilgili kontrol listesiyle gözlem yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan "Açık Havada Eğitim Veren Okul Öncesi Kurumların Dış Mekân Öğrenme Ortamlarının Değerlendirilmesi Kontrol Listesi", 1 ve 0 puanları ile puanlanmıştır. Bu bağlamda veri analizinde, ilgili ölçütler ve alt ölçütlerin yüzdelik hesaplamaları ortaya konulmuştur. Araştırma bulgularında açık havada eğitim veren okul öncesi eğitim kurumlarının çoğunluğunun dış mekân kalite standartlarını sağladığı görülmüştür. Araştırma sonuçlarına dayanarak açık havada eğitim veren kurumların da bulundukları il, iklim, coğrafi konum ve okul türü bağlamında kalitelerinin değiştiği; orman okulları ve köy okulunun en kaliteli dış mekâna sahip olduğu söylenebilir.

AnaokullarıAçık alan aktiviteleriDoğa Temelli Eğitim Programı+5
Elanur Simge Irmak Kodaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Beş yaş grubu çocukların bilişsel bakış açısı alma becerilerine etkileşimli kitap okuma temelli etkinliklerin etkisi

Bu araştırmanın amacı, 5 yaş grubu çocukların bilişsel bakış açısı alma becerilerine etkileşimli kitap okuma temelli etkinliklerin etkisini incelemektir. Araştırmada nicel yöntemin ön test - son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Elazığ il merkezindeki bağımsız bir devlet anaokulunun iki farklı sınıfına devam eden 5 yaş grubundaki 20 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubu, deneysel desen gereğince deney (n=10) ve kontrol (n=10) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Hangi sınıfın deney, hangi sınıfın kontrol grubu olacağına yansız atama (random) ile karar verilmiştir. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından tez kapsamında geliştirilmiş olan Erken Çocuklukta Bilişsel Bakış Açısı Alma Testi (EBAT) ve Kişisel Bilgi Formları kullanılmıştır. Katılımcıların bilişsel bakış açısı alma becerisine ilişkin ölçümleri ön test, son test ve kalıcılık testi yapılarak elde edilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından Etkileşimli Kitap Okuma Temelli Etkinlikler (EKOTE) uygulanmıştır. Bu müdahale her hafta 3'er oturum olmak üzere, 8 hafta ve toplam 24 oturumda tamamlanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamış ve MEB Okul Öncesi Eğitim Programı (2013)'nın öğretmen tarafından uygulanmasına devam edilmiştir. Deneyden elde edilen veriler, t-testi ve ANOVA uygulanarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puan verilerinin analizi sonucunda kontrol grubunda anlamlı bir farklılığa rastlanmazken, deney grubunda ise anlamlı bir farklılığın olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum, erken çocukluk eğitiminde etkileşimli kitap okuma temelli etkinlikler kullanmanın 5 yaş grubu çocuklarının bilişsel bakış açısı alma becerilerini artırıcı etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca, müdahaleden üç hafta sonra deney grubuna kalıcılık testi uygulanmış ve elde edilen etkinin kalıcı olduğu anlaşılmıştır.

AnaokullarıBakış açısıBilişsel bakış açısı alma becerileri+7
Murat Tuncer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırma özel eğitim anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin iş doyumlarının ve özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunun çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Türkiye'deki resmi özel eğitim anaokulunda görev yapan 227 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Nitel boyutunun çalışma grubunu da Ankara ilinde bulunan iki özel eğitim anaokulunda görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak nicel araştırma kısmında sekiz soruluk demografik bilgiler formu ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel araştırma kısmında da uzman görüşleri alınarak geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA analizi; nitel verilerin analizinde de içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgulara göre özel eğitim anaokulunda görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin dışsal doyumlarının yüksek, içsel doyumlarının orta ve genel doyumlarının ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. MİD ölçeği ile özel eğitim anaokullarında görev yapmaya ilişkin görüşleri arasındaki ilişki incelendiğinde olumlu yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olumsuz yanlarına daha çok vurgu yapan öğretmenlerin iş doyumlarının daha düşük olduğu görülmektedir. Alt problemlerde ise okul öncesi öğretmenlerinin mesleki kıdemlerinin ve eğitim düzeylerinin artmasının iş doyumlarını olumlu yönde etkilediği ve 20-25 yaş aralığındaki öğretmenlerin iş doyumlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Diğer alt problemlere ilişkin sonuçlar incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin özel eğitim anaokuluna ilişkin görüşlerinin en çok eğitsel yönde olduğu görülmektedir.

AnaokullarıOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+7
Ayşe Nur Durmaz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında karşılaşılan öncelikli yönetim sorunlarının okul yöneticilerinin görüşlerine göre incelenmesi

Bu çalışmada, anaokulu yöneticilerinin karşılaştıkları sorunların önem sırası ile birlikte belirlenmesi ve kendi görüşlerine göre bu sorunlara çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel ve nicel çalışmaların her ikisinin avantajlarından yararlanmak ve her ikisinin de sınırlılıklarını azaltmak amacıyla karma (keşfedici sıralı) yöntem kullanılmıştır. Araştırmada yönteme uygun olarak iki farklı çalışma grubuyla çalışılmıştır. Katılımcılar, maksimum çeşitlilik sağlanması adına 2018-2019 yılları arasında Gaziantep ilinde, sosyoekonomik durumları açısından farklı bölgelerde yer alan anaokulu yöneticilerinden seçilmiştir. Bulgular analiz edilirken araştırmanın nitel boyutunda betimsel analiz, nicel boyutunda ise ölçekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda anaokulu yöneticilerinin karşılaştıkları sorunlar önem sırasıyla finansman, personel, veli, mevzuat, iletişim ve öğrenci ile ilgilidir. Bu sorun başlıkları altında ise karşılaşılan en önemli sorunlar şunlardır: Finansman başlığı altında gelir kaynaklarının yetersizliği, personel başlığı altında yeterince yardımcı personel istihdam edilememesi, veli başlığı altında velinin okula bakış açısı, mevzuat başlığında iş yükünün fazla olması, iletişim alt başlığında yabancı uyruklu öğrenci ve veliler ve öğrenci başlığında ise uyum süreci sorunlarıdır. Araştırmada anaokulu yöneticilerinin karşılaştıkları sorunların çokluğuna karşılık, çözüm önerilerinin azlığı dikkat çekmektedir. Bu durum okul öncesi eğitim kurumlarında okul yönetim politikalarının genellikle üst yönetim birimlerince alınmasının ve okul yöneticilerine karar alma süreçlerinde düşük yetki verilmesinin bir sonucu olup sorunların merkezi olarak çözülmesi gerektiğine ilişkin yerleşik bir algının varlığına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim yönetimi, okul öncesi eğitim kurumları, okul öncesi eğitim kurumlarının yönetimi, okul yönetimi, okul öncesi, anaokulu

AnaokullarıEğitim yönetimiOkul yöneticileri+3
Mustafa Şengül
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Anaokullarında erken okuryazarlık çevresinin değerlendirilmesi ve sınıf ortamının çocukların erken okuryazarlık davranışlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, anaokullarında sınıf ortamına okuryazarlık materyalleri eklenmesi ve öğretmen desteği ile yapılan deneysel işlemin, 5 yaş çocuklarının erken okuryazarlık davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın uygulaması, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılının ikinci döneminde, Mart-Mayıs ayları arasında, Ankara?nın merkezinde bulunan iki resmi bağımsız anaokulunda gerçekleştirilmiştir. Çalışma, tek denekli deneysel desenle oluşturulmuş ve iki sınıftan üçer olmak üzere, toplam altı çocukla yürütülmüştür. Araştırmada ?Erken Dil ve Okuryazarlık Sınıf Gözlem Aracı?nın uyarlama çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda dilsel eşitlik sağlanmış, uzman görüşleri alınmış ve 103 anasınıfında yapılan pilot çalışmadan elde edilen verilerle geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Yapılan faktör analizi çalışmasında, sınıfları ayırt etmede yetersiz görülen bir madde gözlem aracından çıkarılarak ölçme aracı 18 maddelik bir forma dönüşmüştür. Ölçme aracının Cronbach Alfa güvenirlik değeri 0,97 olarak tespit edilmiştir. Bu değer, ölçme aracının oldukça yüksek bir iç tutarlılık anlamında güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Buna göre ölçme aracı geçerli ve güvenilir kabul edilmiştir. Erken Dil ve Okuryazarlık Sınıf Gözlem Aracı kullanılarak, sınıfların erken dil ve okuryazarlık çevresi değerlendirilmiştir. Buna göre, sınıfların erken dil ve okuryazarlık çevresi ?yetersiz? ve ?eksik? olarak tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, deneysel işlemin içeriğinin belirlenmesinde kullanılmıştır. Bu aşamadan sonra, iki sınıfta serbest zaman etkinlikleri süresince, deneklerin okuryazarlık davranışları gözlemlenmiş ve anlık zaman örneklemi kayıt tekniğiyle kaydedilerek başlama düzeyi verileri toplanmıştır. Ardından sınıflarda deneysel işlem uygulanmış; bu kapsamda sınıflara okuryazarlık materyalleri eklenerek bu süreci desteklemesi amacıyla öğretmenler yönlendirilmiştir. Deneysel işlem sonrası verilerini toplamak amacıyla, deneklerin okuryazarlık davranışları tekrar gözlenerek aynı yöntemle kaydedilmiştir. Araştırmanın verileri frekans, yüzde ve betimsel istatistiklerle analiz edilerek yorumlanmaktadır. Araştırma sonucunda, sınıf ortamının okuryazarlık materyalleri ve öğretmen desteğiyle zenginleştirilmesi, çocukların erken okuryazarlık davranışlarının sıklığını artırmıştır. Bu sonuç, çocukların okuryazarlık becerilerinin desteklenmesinde, anaokullarında hem fiziksel yönden, hem de süreç yönünden sınıf ortamının önemine dikkat çekmektedir. Araştırmada, bu bulgulara dayalı olarak uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

AnaokullarıErken okuryazarlık becerileriOkul öncesi dönem+6
Nihan Feyman Gök
Gazi University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Düzce ilinde anaokuluna giden çocuklarda obezite ve ilişkili faktörler

Çalışmada Düzce'de iki anaokuluna devam eden 3-5 yaşları arasındaki çocuklarda obezite sıklığı ve obezite ile ilişkili risk faktörlerinin saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve yöntem Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Şükran Öney Anaokulu ve Merkez Anaokulu öğrencileri ile yapılmıştır. Çalışmanın yapıldığı dönemde Şükran Öney Anaokulunda 143, Merkez Anaokulunda 133 olmak üzere toplam 276 öğrenciden 275'inin (%99,6) boy ve kilo ölçümleri yapılmıştır. Öğrenci velilerinin tamamına 49 sorudan oluşan anket formları öğretmenler aracılığı ile veya okula gelen velilere araştırmacı tarafından dağıtılmıştır. Ailelerin 198 tanesi (%71,7) anket formlarını doldurmuştur. Boy ve kilo ölçümlerinin değerlendirilmesinde WHO Antro ve WHO Antroplus programları, verilerin analizinde spss paket programı kullanılmıştır. Analizlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular Düzce Şükran Öney anaokuluna devam eden öğrencilerde obezite sıklığı %5,6, fazla kilolu olma sıklığı %14,1; Düzce Merkez Anaokulunda bu sıklıklar sırası ile %5,3 ve %15,3 olarak bulunmuştur. Çalışma gurubunun tamamında fazla kilolu ve obez olanların sıklığı %20,8 olarak bulunmuştur. Obez ve fazla kilolu olma sıklıkları; anne eğitim seviyesi üniversite altında olanlarda, yemek seçen çocuklarda, hafta sonu tv izleme süresi fazla olanlarda, internet kullanımı ailesi tarafından kısıtlanmayan çocuklarda ve fast food tükettiği belirtilen çocuklarda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç ve öneriler Çalışma gurubunun tamamında fazla kilolu ve obez olanların oranı %20,8 olarak bulunmuştur. Obezitenin önlenmesinde öğretmenler, çocuklar ve ailelerin sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite ile ilgili konularda düzenli olarak bilgilendirilmesi ve çocukların boy ve kilo ölçümlerinin yapılması ve değerlendirilmesi ailenin konu ile ilgili olarak bilgilendirilmesi etkili olabilir. Anahtar kelimeler: okul öncesi, çocuk, obezite, fazla kiloluluk

AnaokullarıDüzceObezite+1
Ayşe Pesen
Düzce University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Anaokulu öğretmenlerinin fen ve doğa etkinlikleri hakkındaki görüşleri ve sınıf içi uygulamaları

Bireyin yaşamında kritik bir öneme sahip olan erken çocukluk eğitimi, çocuklar için yaşamı anlamlandırıp tanımanın ilk aşamasıdır. Çocukların yaşadıkları hayatı anlamlandırabilmeleri için fen eğitimi büyük önem taşımaktadır. Erken çocukluk eğitiminde çocukların bilimsel düşünme becerilerini geliştirmeleri iyi tasarlanmış bir fen eğitimi programları ile mümkündür. Bu bağlamda okul öncesi öğretmenlerine kritik sorumluluklar düşmektedir. Çocukların fen ve doğaya yönelik tutumları, öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumları doğrultusunda şekillendiğinden, öğretmenlerin olumlu tutumu çocukların tutumlarını olumlu yönde etkileyecektir. Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik tutumlarını, fen etkinliklerinde kullandıkları yöntem teknikleri ve fen etkinlikleri yapılandırmacı yaklaşım açısından incelenmiştir. Araştırma karma araştırma yöntemine dayalı olarak tasarlanmıştır. Katılımcılar Elazığ ilinde 20 okulda görev yapan 118 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada, demografik bilgi formu ve öğretmenlerin fen öğretimine yönelik tutumlarını ölçen bir ölçek uygulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin günlük planları toplanmıştır. İkinci aşamada 118 öğretmen arasından günlük planlarına göre yedi öğretmen seçilmiştir. Bu yedi öğretmen, günlük planlarına göre bir öğretim yılı boyunca en fazla fen etkinliği yapanlar arasından seçilmiştir. Seçilen öğretmenlerin derslikleri bahar döneminde üç kez ziyaret edilmiştir. Bu ziyaretler sırasında öğretmenler fen etkinlikleri gerçekleştirmiş ve etkinlikler video kaydına alınmıştır. Ayrıca etkinlikler sırasında araştırmacı alan notları almıştır. Bu kayıtlar Llewellyn' in yapılandırmacı araştırma döngüsüne göre incelenmiştir. Bulgular, öğretmenlerin fen öğretimine karşı olumlu tutumlara sahip olmalarına rağmen etkinliklerinin öğretmen merkezli olduğunu ortaya koymuştur. Fen etkinlikleri sırasında çocuklardan ağırlıklı olarak sadece gözlem yapmalar istenmiş, bu da çocukların pasif kalmasına neden olmuştur. Elde edilen bulgulara dayalı olarak öneriler tartışılmıştır.

AnaokullarıErken çocuk eğitimiEğitim etkinliği+7
Sinan Polat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

61-72 aylık çocukların matematik gelişimine ?küçük çocuklar için büyük matematik? (big math for little kids) eğitim programının etkisi

Bu araştırmada, anasınıfına devam eden 61-72 aylık çocukların matematik gelişimine ?Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik?(Big Math For Little Kids) eğitim programının etkisinin olup olmadığını saptamak amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Ankara İl merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarındaki anasınıflarına devam eden, normal gelişim gösteren 61-72 ay çocukları oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine deney grubuna Gülen Muharrem Pakoğlu İlköğretim Okulu'na devam eden (n: 21) ve kontrol grubuna ise Hamdullah Suphi İlköğretim Okulu'na devam eden (n: 21)yarım gün eğitim alan daha önce matematik eğitimi almamış olan altı yaş grubundaki toplam 42 çocuk dahil edilmiştir. Araştırmada 61-72 aylık çocukların matematik gelişimine ?Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik?(Big Math For Little Kids) eğitim programının etkisini belirlemek amacıyla ön test/son test/izleme testi kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, çocuklar ve aileleri hakkında bilgi almak amacıyla ?Genel Bilgi Formu?, Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik Eğitim Programı'nın uygulama sürecini değerlendirmeye yönelik ?Kontrol Değerlendirme Formu, Odaklı Değerlendirme Formu, Sürekli Değerlendirme Formu?, çocukların matematik gelişimlerini belirlemek için Clausen ve diğ. (2004) tarafından geliştirilen ve Türkiye'de geçerlik güvenirlik çalışması Çelik ve Kandır (2011) tarafından yapılan ?Progress in Maths 6 (Matematik Gelişimi 6 Testi)? kullanılmıştır.Deney grubundaki çocuklara on dört hafta süre ile haftada beş gün ?Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik? eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklar ise sadece okul öncesi eğitim programına devam etmişlerdir.Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik Eğitim Programı'nın uygulama sürecini değerlendirmeye yönelik formlardan elde edilen veriler, frekans ve yüzdeler halinde verilmiştir. Araştırmada deneysel işlemden elde edilen verilerin analizinde ise; Mann-Whitney U testi, Wicoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol grubundaki çocukların matematik gelişimleri puanları arasında, deney grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir (p<.05). Buna karşılık deney grubundaki çocukların matematik gelişimi son test ve izleme testi puanları arasındaki farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>.05).Bu bulgulara dayalı olarak ?Küçük Çocuklar İçin Büyük Matematik? Eğitim Programının çocukların matematik gelişiminde etkili olduğu ve etkisinin de kalıcı olduğu saptanmıştır.

AnaokullarıEğitimKüçük çocuklar için büyük matematik+6
Meryem Çelik
Gazi University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarındaki öğretmenlerin okul kültürü algıları ile örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı anaokullarında mevcut okul kültürü ile örgütsel sessizlik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda öğretmenlerin algılarına göre, anaokullarının mevcut örgüt kültürü ve örgütsel sessizlik düzeylerinin hangi seviyede olduğunu saptamak, anaokullarında örgüt kültürü ve örgütsel sessizlik algılarının cinsiyet, kıdem, yaş, çalışılan okuldaki hizmet süresi ve herhangi sendika üyesi olup olmama değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek ve okul kültürü ile örgütsel sessizlik davranışı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Malatya il merkezi ve ilçelerinde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında faaliyetlerine devam etmekte olan anaokullarının tamamında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Evren çok büyük olmadığından örneklem alma yoluna gidilmeyerek evrenin tamamında yer alan öğretmenlerden veri toplanmıştır. Çalışma, Malatya il merkezi ve ilçelerindeki toplam 42 anaokulunda görev yapmakta olan 184 öğretmenle yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Okul Kültürü Ölçeği" ile "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin demografik değişkenlerinin tespiti için de "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS 22 (Statistical Package for the Social Sciences for Windows) istatistik Paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü algıları ile örgütsel sessizlik algılarına ilişkin görüşlerinin cinsiyet ve herhangi bir sendikaya üye olup olmama değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler tTesti (Independent Samples t-Test); yaş, kıdem ve çalıştığı okuldaki hizmet süresi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak yüzde, frekans, ortalama, standart sapma vb. kullanılmıştır. Örgüt kültürü ile örgütsel sessizlik algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını test etmek için Pearson Momentler Korelasyon Katsayısı analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, anaokullarında görev yapan öğretmenlerin örgütsel sessizliklerinin orta düzeyde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin ölçme aracında yer alan demografik özellikleri ile ilgili sorulara verdikleri yanıtlar incelendiğinde cinsiyet, yaş, kıdem, çalıştığı okuldaki hizmet süresi değişkenlerinde aralarında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sendika üyeliği değişkenine göre ise, okul ortamı alt boyutunda herhangi bir sendikaya üye olan öğretmenlerin, sendika üyesi olmayan öğretmenlere göre daha fazla sessiz kaldıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul kültürü algılarının genel anlamda ve tüm alt boyutlarda yüksek düzeyde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre, işbirlikçi liderlik boyutunda erkek öğretmenlerin okul kültürü algılarının daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Yaş, çalıştığı okuldaki hizmet süresi ve sendika üyeliği değişkenlerinde ise, aralarında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlikteki hizmet süresi) değişkenine göre öğretmenlerin okul kültürü algılarında mesleksel gelişim, amaç birliği ve mesleksel destek alt boyutlarında anlamlı farklar olduğu görülmüştür. 6-15 yıl hizmet süresine sahip öğretmenlerin mesleki gelişim, amaç birliği ve mesleksel destek algılarının 16-25 yıl hizmet süresine sahip öğretmenlerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre okul kültürü ile örgütsel sessizlik arasında negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuca göre, öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeyleri arttıkça, okul kültürü algıları düşmektedir denilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul kültürü, Örgütsel sessizlik, Anaokulu

AnaokullarıOkul kültürüOkul öncesi eğitim+4
Nejla Bayer Demirhan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00

Related subjects