Bilişsel beceriler
64 theses under this subject heading
Obstrüktif uyku apne sendromu olan hastalarda yoganın aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif performans üzerine etkisi
Obstrüktif uyku apne sendromunun (OUAS) aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif fonksiyonlarda azalmaya sebep olması, hastaların sağlıkla ilgili yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Bu çalışmada OUAS olan hastalarda yoganın aerobik kapasite, solunum kas kuvveti ve kognitif performans üzerine olan etkisini incelemek amaçlandı. OUAS tanısı ile izlenen 44 hasta (40 erkek, 4 kadın) yoga (n=22, AHİ 31,7±21,2 olay/saat) ve kontrol (n=22, AHİ 24,9±17,8 olay/saat) grubuna randomize edildi. Yoga grubundaki OUAS hastaları, internet temelli telerehabilitasyon ortamında canlı seanslarda senkron olarak 4-5 katılımcıdan oluşan gruplar halinde 12 hafta boyunca haftada üç kez 60 dakikalık grup temelli yoga seanslarına dahil edildi. Kontrol grubundaki OUAS hastalarına torakal ekspansiyon egzersizleri ilk seansta ev programı olarak öğretildi 12 hafta boyunca günde dört kez torakal ekspansiyon egzersizi yapmaları istendi. Olgulara başlangıç, 6. hafta ve 12. haftada antropometrik ölçümler, çevre ölçümleri, inspiratuar ve ekspiratuar solunum kas kuvveti (MİP ve MEP), kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET) ve altı dakika yürüme testi (6DYT) yapıldı. KPET sırasında: maksimum oksijen tüketimi (VO2maks), anaerobik eşikte zirve oksijen tüketimi (atVO₂), dakika ventilasyonu (VE), dakika ventilasyonunun karbondioksit üretimine oranı (VE/VCO2), maksimum kalp hızı (HRmaks), kalp atımı başına oksijen tüketimi (O2 nabzı), bir dakikada kalp atım hızı toparlanması, maksimum solunum değişim hızı (RQmaks), anaerobik eşikteki solunum değişim oranı (atRQ), maksimum metabolik eşdeğer (METmaks) ve anaerobik eşikteki metabolik eşdeğer (atMET) ölçüldü. Kognitif performansı değerlendirmek için Corsi Blok Testi ve Stroop TBAG Testi uygulandı. Uyku kalitesi için Pitssburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), gündüz uykululuk halini ölçmek için Epworth Uykululuk Skalası (EUS) ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi için SF-36 ölçekleri kullanıldı. Yoga, vücut yağ yüzdesini azalttı, epigastrik ve subkostal göğüs çevre ölçümü değerlerini artırdı (p<0,05). MİP ve egzersiz testi parametrelerini (VE, HRmax, %HR, birinci dakikadaki kalp atım hızı toparlanması ve RQmax), Corsi Blok Testi (ileri) ve Stroop TBAG Test puanlarını (3,4 ve 5. bölümleri) kontrollere kıyasla anlamlı olarak iyileştirdi (p<0,05). Kontrol grubu ile karşılaştırınca istatistiksel fark olmasa da, yoga grubunda zaman içerisinde maksimal oksijen tüketimi değerleri arttı (p>0.05). Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında yoga grubunda 6DYT mesafesinde anlamlı değişiklik yoktu (p>0.05). PUKİ'nin uyku etkinliği, uyku kalitesi puanları ve EUS skoru kontrol grubuna göre yoga grubunda anlamlı olarak iyileşti (p<0,05). SF-36 (emosyonel rol kısıtlaması, mental sağlık, genel vücut ağrısı parametrelerinin 12. hafta ölçümleri kontrol grubuna göre yoga grubunda daha fazlaydı (p<0,05). MEP, Corsi Blok Testi (Geri Bellek), Stroop (1,2), PUKİ uyku bozukluğu, uyku latansı, gündüz uyku işlev bozukluğu, ilaç kullanımı ve SF36'nın fiziksel fonksiyon, sosyal fonksiyon, fiziksel rol kısıtlaması, enerji/yorgunluk, genel sağlık algısı alt parametrelerinin altıncı ve 12. hafta ölçümlerinde gruplar arasında fark yoktu (p>0,05). Çalışmamızın sonucunda, OUAS hastalarında yoganın solunum kas kuvvetini, KPET'in kalp hızı parametrelerini, nörokognitif performansı ve uyku kalitesini artırdığı gösterilmiştir. Çalışmamız OUAS hastalarında yoganın egzersiz programlarına eklenmesinin hastaların sağlıkla ilgili parametrelerini iyileştirebileceğini desteklemektedir.
Koklear implant kullanıcısı genç yetişkinlerin çift görev koşulu altında denge ve bilişsel becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; koklear implantlı genç yetişkinlerin çift görev koşulunda denge becerilerini incelemektir. Bu amaçla, 18 ile 40 yaşları arasında 15 koklear implant kullanıcısı genç yetişkin ve 15 sağlıklı birey çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada denge değerlendirmeleri Bilgisayarlı Dinamik Postürografi aracılığıyla Duyu Organizasyon Testi kullanılarak yapılmıştır. Ek bilişsel görev olarak Geriye Doğru Rakam Hatırlama görevi uygulanmıştır. Koklear implant kullanıcıların görsel (p=0.016), vestibüler (p<0.001) ve birleşik denge skorları (p<0.001) kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının tek görev koşulunda Durum 3 (p=0.003), Durum 4 (p=0.007), ve Durum 6 (p<0.001) denge skorlarının kontrollere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 3 (p=0.041) ve Durum 6 (p<0.001) denge skoru, kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük elde edilmiştir. Koklear implant kullanıcılarının çift görev koşulunda Durum 1 skoru (p=0.002), tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüş gösterirken, çift görev koşulunda Durum 6 skoru (p=0.011) ise tek görev koşulundaki denge skoruna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek elde edilmiştir. Koklear implantlı bireylerin hem tek görev hem de çift görev koşulundaki denge becerilerine ait bulgulara göre çift görev koşulunun unilateral koklear implantlı bireylerin denge performansının bozulduğu sonucuna varılmıştır. Koklear implant kullanıcılarının çoklu görev koşullarındaki denge becerileri ve düşme riski açısından implantasyon sürecinde Çift görev performanslarının koklear implant kullanıcılarında vestibüler rehabilitasyon sürecine dahil edilmesi önerilebilir.
Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi
Uzamsal biliş becerileri işitsel, görsel ve vestibüler girdiler öncelikli olmak üzere tüm duyusal girdilerin entegrasyonuyla gerçekleşir. Duyusal girdilerdeki eksiklikler uzamsal becerilerde etkilenime yol açabilir. Bu çalışmanın amacı ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi ve otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya otolit disfonksiyonu olan 19, otolit disfonksiyonu olmayan 21 koklear implant kullanıcısı ve yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş 20 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların uzamsal becerileri üçgen tamamlama görevi (ÜTG), uzamsal oryantasyon testi (UOT) ve 4 dağ testi (4DT) ile değerlendirilmiştir. Çalışmamız sonucunda ÜTG'de otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları otolit disfonksiyonu olmayanlara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha fazla sapma açısı ve sapma mesafesi göstermişlerdir (p<0,001). UOT açı farkı değerlerinde gruplar arası anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,001). Otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları en yüksek açı farkına sahipken sağlıklı kontrollerin en düşük açı farkına sahip olduğu bulunmuştur. 4DT'de ise otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcıları sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek hata sayısına sahip olduğu görülmüştür (p<0,005). Uzamsal navigasyon becerisinde otolit disfonksiyon etkiliyken, uzamsal hafıza becerisinde işitme kaybının daha fazla etkili olduğu bulunmuştur. Uzamsal oryantasyon becerisini hem otolit disfonksiyonun hem de işitme kaybının etkilediği gözlenmiştir. Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin daha zayıf olduğu ve otolit disfonksiyonu olan kullanıcıların uzamsal bilişin uzamsal navigasyon ve oryantasyon becerilerinde daha düşük performans gösterdiği bulunmuştur. Çalışmamız koklear implantlı bireylerde otolit disfonksiyon göz önünde bulundurularak uzamsal biliş becerilerinin değerlendirildiği ilk çalışmadır.
5. ve 6. sınıf öğrencilerinin kazanım değerlendirme uygulaması sonuçlarının bilişsel alanlar açısından karşılaştırılması
Bu çalışmanın konusunu uygulamayı hazırlayan A eğitim şirketi ile anlaşmalı olan özel okullarda 2017 ve 2018 yıllarında uygulanmış olan 4 tane Kazanım Değerlendirme Uygulaması (KDU)'nın hepsine katılım sağlamış olan aynı 5 ve 6. sınıf düzeyindeki öğrencilerin, çoktan seçmeli sorulara ait sonuçlarının bilişsel alanlar bazında incelenmesi oluşturacaktır. Bu çalışma nicel bir araştırma olup tarama araştırması özelliklerini taşımaktadır. Ocak KDU ve Mayıs KDU olmak üzere yılda iki kez, ortaokul öğrencilerinin bilgi ve beceri düzeylerinin bilişsel süreçler çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen bir uygulama olan KDU'ya ait soruların bilişsel alanları; bilme, uygulama ve akıl yürütmedir. KDU'ya ait soruların öğrenme alanları ise sınıf seviyesine ve sınavın kapsamına göre değişmektedir. KDU sınavındaki soruların öğrenme alanları ortaokul matematik dersi öğretim programında belirtilen şekilde sayılar ve işlemler, cebir, geometri ve ölçme, veri işleme ve olasılık ile sınırlıdır. Araştırmanın verilerini belirtilen yıllardaki uygulamalara katılan aynı 440 öğrencinin KDU sonuçları oluşturmaktadır. Öğrencilerin sonuçlarının incelenmesi ile bilme, uygulama ve akıl yürütme bilişsel alanından soruların puanlarının ortalamalarının bilişsel alana göre farklılık gösterip göstermediği yorumlanmıştır. Bununla birlikte bilme, uygulama ve akıl yürütme sorularının puanlarının ortalamalarının beşinci ve altıncı sınıf seviyesinde farklılık gösterip göstermediği analiz edilerek yorumlanmıştır.
Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmak için planlandı. Çalışmaya 6-12 yaşları arasında beyin tümörlü 102 çocuk; sağlıklı 90 çocuk katıldı. Katılımcıların bilişsel fonksiyonlarını değerlendirmek için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği Çocuk Versiyonu (DEBÖ-Ç), yürütücü fonksiyonlarını değerlendirmek için Aileler ve Öğretmenler için Çocukluk Çağı Yürütücü Fonksiyon Envanteri (CHEXI) kullanıldı. Katılımcıların aktivite performans ve memnuniyetlerini değerlendirmek için Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) kullanıldı. Beyin tümörlü ve sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri arasındaki fark Mann Whitney U Testi ile incelendi. Sağlıklı çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonları, aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri beyin tümörlü çocuklara göre istatistiksel açıdan daha yüksek bulundu (p<0,05). Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki ve yürütücü fonksiyonları ile aktivite performans ve memnuniyetleri arasındaki ilişki Spearman Korelasyon Testi ile incelendi. Beyin tümörlü çocukların bilişsel fonksiyonlarının tüm parametreleri aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri ile istatistiksel olarak ilişkili bulundu (p<0,05). Çalışmanın sonucuna göre beyin tümörlü çocukların bilişsel ve yürütücü fonksiyonlarındaki eksiklik, çocukların günlük yaşam aktivitelerindeki performanslarını ve memnuniyet düzeylerini etkilemektedir. Ergoterapi teori ve modelleri doğrultusunda hazırlanacak kişi merkezli, bilişsel ergoterapi müdahalelerinin beyin tümörlü çocukların aktivite performanslarını geliştirebileceği ve çocukların performanslarından duydukları memnuniyeti artırabileceği düşünülmektedir.
4. sınıf matematik sınav sorularının bilişsel alan kapsamında incelenmesi; TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırmalı bir analiz
Matematik, insanlıkla birlikte var olan ve her geçen gün önemini artıran çağımızın en önemli bilim dallarındandır. Türkiye'nin de içinde bulunduğu TIMSS ve PISA gibi araştırma raporlarında, matematik ve geometri alanında öğrencilerimizin başarı düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, 4.sınıf matematik sınav sorularının, öğretim programına ve TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırması amaçlamıştır. Bu araştırmada, evren İstanbul ili, örneklem ise Bahçelievler ilçesinde rastlantısal seçilen 3 ilkokuldur. Araştırmanın modeli nitel bir yöntemdir. Araştırmanın nitel veri bölümünde, yazılı sınav sorularında doküman analiz tekniği ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılında, 4.sınıf öğrencilerine uygulanan matematik sınav soruları kullanılmıştır. Bu sorular, MEB öğretim programında öğrenme alanlarına ayrılan süre olarak ve TIMSS 2011 sınavında yer alan bilişsel alanlara göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca, 50 ilkokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına da yer verilmektedir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğrenme alanları karşılaştırmasında, sınav sorularının %80'ini sayılar, %16'sını geometrik şekiller ve ölçme, %4'ünü veri gösterimi alanı oluşturmuştur. MEB kılavuz kitapta ise; %52 sayılar, %44 geometrik şekiller ve ölçme, %4 veri gösterimi alanına zaman ayrıldığı ve tutarlı olmadıkları tespit edilmiştir. Bilişsel alan karşılaştırmasında ise, TIMSS'de soruların %40'ı bilgi, %40'ı uygulama, %20'sini akıl yürütme oluşturmuştur. İncelenen sınav sorularında ise; %67'i bilgi, %18'i uygulama, %15'i akıl yürütme olduğu ve aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlere uygulanan görüşme formu verilerine göre; öğretmenlerin çoğunluğu sınıfta başarı yüzdesinin düşük olması durumunda konu tekrarı yaptıkları, farklı öğretim teknikleri kullanmadıkları ve bilişsel alan konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.
Orta çocuklukta bilinçli farkındalık gelişiminin bilinçli farkında ebeveynlik ve çocuğun sosyo-duygusal ve sosyo-bilişsel becerileri bağlamında incelenmesi
Çalışmanın amacı, orta çocukluk döneminde bilinçli farkındalık becerisinin gelişimini etkileyen sosyo-bilişsel, sosyo-duygusal ve çevresel faktörleri incelemektir. Bu bağlamda annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Buna ek olarak annenin bilinçli farkında ebeveynliği ile çocuğun bilinçli farkındalık becerisi arasında kurulması beklenen ilişkiye çocuğun duygu bilgisi (duygu tanıma, anlama ve ifade etme), duygusal kontrol-ketleme (duygu düzenleme ve duygusal ketleme) ve zihin kuramı becerilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 8-11 yaş aralığında toplam 78 çocuk (nkız = 39, nerkek = 39) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelere, ailenin temel bilgilerini içeren Demografik Bilgi Formu, annenin bilinçli farkında ebeveynlik düzeyini tespit etmek üzere Kişilerarası Bilinçli Farkındalık-Ebeveynlik Ölçeği ve çocuğun duygu düzenleme becerisini değerlendirmek üzere Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi uygulanmıştır. Bunun yanı sıra çocukların bilinçli farkındalık becerilerini ölçmek için Çocuklar İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği, duygu tanıma becerilerini değerlendirmek için Kusche Duygu Envanteri ve Duygusal Becerilerin Değerlendirilmesi Testi, duygusal ketleme becerisini incelemek için Emosyonel Stroop Testi ve son olarak zihin kuramı becerisini değerlendirmek için "Çikolata" zihin kuramı hikayesi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci pandemi koşulları sebebiyle çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta bilinçli farkındalık becerisi, Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu ve duygusal ketleme becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bununla beraber annenin bilinçli farkında ebeveynliği, çocuğun Kusche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma, duygu düzenleme ve zihin kuramı becerileri ile pozitif yönde ilişkiye sahiptir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre çocuğun Duyguların Değerlendirilmesi Testi duygu anlama alt boyutu sonuçları ve duygusal ketleme becerisi, çocuğun bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Son olarak annenin eğitim düzeyinin çocuğun Kursche Duygu Envanteri ile değerlendirilen duygu tanıma ve duygu düzenleme becerilerini yordadığı görülmüştür. Bilinçli farkında ebeveynlik yalnızca çocuğun duygu düzenleme becerisini yordamaktadır.
Yazılı anlatım becerileri ile bilişsel ve psikososyal faktörlerin arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi
Problemin tanımı: Bu araştırma, yazılı anlatım becerilerini kazanımında öngörücü olan bilişsel ve psikososyal etkenlerin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinin Beşiktaş, Kağıthane ve Kadıköy ilçelerinde bulunan, benzer sosyoekonomik düzeydeki 4 devlet okulunda 2016-2017 eğitim-öğretim yılında ilkokul 2.sınıfta eğitim görmekte olan 38 öğrenci oluşturmuştur. Yazılı anlatım problemi olan 18 öğrencinin oluşturduğu deney grubu, öğretmen bildirimi ve Cümle Tamamlama ön yazı çalışmasıyla belirlenmiştir. Kontrol grubu ise, akademik olarak ortalama seviyede olan ve yazılı anlatımda herhangi bir problem yaşamayan 20 öğrencinin öğretmenleri tarafından belirlenmesiyle oluşturulmuştur. Araştırmada yazılı anlatım becerileri Cümle Tamamlama, Anlamlı ve Anlamsız Cümle Kopyalama ve Dikte Edilen Anlamlı ve Anlamsız Kelimeler Yazma olmak üzere 5 farklı çalışmayla ölçülmüştür. Yazılı anlatım, Yıldız ve Ateş (2007) 'in geliştirdiği Çok Boyutlu Okunaklılık Ölçeği ve Erden, Kurdoğlu ve Uslu (2002) 'nun geliştirdiği Yazım Hataları Formu ile değerlendirilmiştir. Motor bağımlı ve bağımsız Görsel Algı, Duru (2008) tarafından geçerlik ve güvenilirlik çalışması yapılan 'Gelişimsel Görsel Algı Testi-2' ile ölçülmüştür. Deney ve kontrol grupları arasında görsel algı düzeyleri bakımından anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca aile tarafından doldurulan Sosyodemografik Bilgi Formu, ÇGİDDÖ, DSM-5 Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik ölçeği ve öğretmenler tarafından doldurulan DSM-5 Dikkat Eksikliği ve Aşırı Hareketlilik ölçeği ve Öğrenme Bozukluğu Belirti Tarama Testi ile öğrencilerin psikososyal durumları da değerlendirilmiştir. Sonuç: Elde edilen veriler, yazılı anlatım güçlüğu olan çocukların olmayan akranları ile karşılaştırıldığında, akademik başarı, sosyalleşme, faaliyetlerde yer alma gibi sosyal alanlarda daha düşük performans gösterdikleri, motor bağımsız ve bağımsız görsel algıda güçlükler yaşadıkları, dikkat eksikliği, hareketlilik ve karşıt olma karşı gelme gibi klinik belirtileri daha yoğun gösterdikleri izlenmiştir.
65 yaş üzeri bireylerde algılanan sosyal destek ile depresyon ve bilişsel beceriler arasındaki ilişki
Amaç: Bu araştırma yaşlıların algıladıkları sosyal destek ile depresyon ve bilişsel beceriler arasındaki ilişkinin incelenmesini amaçlamıştır. Yöntem: Araştırma örneklemini Kocaeli'ndeki 8 adet Semt Konağından, 65 yaş üzeri bireyler oluşturmaktadır. 61 kadın, 68 erkek olmak üzere 109 kişi araştırmaya katılmıştır. Veri toplama aşamasında örneklem grubuna sırasıyla, Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Geriatrik Depresyon Ölçeği (GDÖ) ve Standardize Mini Mental Test (SMMT) uygulanmıştır Bulgular: Araştırmanın bulguları incelendiğinde araştırmaya katılan kişilerin depresyon düzeyi ile bilişsel beceri ve algılanan sosyal destek arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Kişilerin depresyon düzeyi arttıkça algılanan sosyal destek ve bilişsel becerilerde azalma olduğu gözlenmektedir. Sonuç: Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, depresyonun bilişsel beceriler üzerindeki etkisinin algılanan sosyal destek tarafından sağlandığı gözlenmektedir. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de 65 yaş üstü bireylerin algıladıkları sosyal destek, depresyon ve bilişsel becerileri istatiksel olarak anlamlı fark göstermiştir. Elde edilen tüm bulgular literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, algılanan sosyal destek, depresyon, bilişsel beceri
Bilişsel becerilerin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisi
Travmatik yaşam olaylarına maruz kalan kişiler, ortaya çıkan olumsuz psikolojik sonuçlarla başa çıkabilmek için savunma mekanizmaları geliştirirler. Ancak farklı türlerde ortaya çıkan bu savunma mekanizmalarının türünde hangi süreçlerin etkili olduğu net olarak bilinememektedir. Bu çalışmada, travma sonrası gelişen savunma mekanizmalarının türünün belirlenmesinde bilişsel becerilerin rolü, işlevi ve etkililiği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini basit rastgele seçkisiz örneklem yöntemi ile yaşam boyu en az bir travmatik yaşam olayına maruz kalmış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü ile yaşamboyu hiç travmatik yaşam olayına maruz kalmamış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü oluşturmuştur. İlk aşamada, çalışmaya gönüllü olarak dahil olmak isteyen her bir katılımcıya sosyodemografik veri formu ile beraber travma değerlendirme formu verilmiştir. İkinci aşamada zeka, dikkat ve bellek gibi bilişsel becerileri ölçmek amacıyla Cattell Zeka Testi (3A Formu), d2 Dikkat Testi ve Benton Görsel Bellek Testi uygulanmıştır. Yaşanan travmanın şiddeti, sahip olunan travma sayısı, ego tarafından geliştirilen matür, immatür ve nevrotik savunma mekanizmaları ve dikkat dağınıklığı, psikomotor performans, sürdürülebilir dikkat problemi, dikkat salınımı, görsel bellek, soyut düşünme becerisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Veri analizi için SPSS for Windows 22,0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda bilişsel becerilerinin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisine yönelik anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Bilişsel Beceriler, Savunma Mekanizmaları
Mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada mülteci çocuklarda okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya savaşa ve travmaya maruz kalmış 13-16 yaş aralığındaki 34 mülteci çocuk dahil edildi. Çocuklar rastgele yöntemle müdahale grubu (n=17) ve kontrol grubu (n=17) olarak ikiye ayrıldı. Çocukların bilişsel beceri düzeylerini belirlemek için Loewenstein Ergoterapi Bilişsel Değerlendirme Testi; akademik performanslarını değerlendirmek için Okuma Hızı Testi ve Minnesota Yazı Yazma Testi; yaşam kalitelerini değerlendirmek için Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanıldı. Her iki gruba yapılan ilk değerlendirme sonucunda müdahale grubuna günde 1 saat olmak üzere, haftada 2 gün toplam 10 hafta bilişsel aktivite eğitimi verildi. İkinci değerlendirmeler müdahale grubu için eğitim seanslarının bitiminde, kontrol grubu için 10. haftanın sonunda tekrarlandı. Çalışmanın sonunda mülteci çocuklara verilen bilişsel aktivite eğitiminin tüm bilişsel beceri parametreleri, akademik performansı yansıtan okuma hızı, yazı yazma becerisi ve yaşam kalitesini pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde etkilediği bulundu (p<0,05). Bu bulgular ışığında, mülteci çocuklarda bilişsel becerilere yönelik verilen okul temelli bilişsel aktivite eğitiminin bilişsel beceriler, akademik performans ve yaşam kalitesini geliştiren etkili bir ergoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımı olduğu tespit edildi. Bu nedenle mülteci çocuklar için etkili bir rehabilitasyon yaklaşımı olarak ergoterapi programı planlanırken bilişsel becerilerin değerlendirilmesi ve müdahale programına dahil edilmesi oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Mülteciler, Bilişsel İşlev, Bilişsel Terapi, Akademik Performans, Ergoterapi
Koklear implant kullanan çocuklarda bilişsel beceriler ile okuduğunu anlama becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, koklear implant kullanan okul çağı çocuklarının okuduğunu anlama becerileri ile bilişsel becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmaya 7-10 yaş aralığında, düzenli koklear implant kullanan, ek engeli bulunmayan, okumayı öğrenmiş, gönüllü 34 çocuk (20 kız, 14 erkek) dahil edilmiştir. Yaş gruplarına göre 7 yaş, 8 yaş, 9 yaş ve 10 yaş olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır. Çocukların dil becerilerini değerlendirmek amacıyla Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL), sesletim becerilerini değerlendirmek için Sesletim Ses Bilgisi Testi (SST), bilişsel becerilerini değerlendirmek için Weschler Çocuklar için Zeka Ölçeği-4. sürümü (WÇZÖ-4) ve okuma becerilerini değerlendirmek amacıyla Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi (SOBAT) uygulanmıştır. Katılımcıların alıcı ve ifade edici dil becerileri ile doğru okuma (ralıcı dil = 0,62, p = 0,001; rifade edici dil=0,649, p = 0,001), okuduğunu anlama becerileri (ralıcı dil = 0,638, p = 0,001; rifade edici dil=0,631, p = 0,001) arasında ve sesletim becerileri ile okuma hızı (r = 0,696, p = 0,001), doğru okuma (r=0,765, p=0,001), akıcı okuma (r = 0,718, p = 0,01), okuduğunu anlama(r=0,723, p=0,001) ve sesli okuma (r = 0,641, p = 0,001) becerileri arasında pozitif yüksek düzeyde ilişki saptanmıştır. Katılımcıların okuduğunu anlama becerisi ile sözel kavrama(r=0,549, p=0,0) çalışma belleği (r = 0,658, p=0,001) ve genel zeka puanı (r = 496, p = 0,004) arasında pozitif orta düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Ancak okuduğunu anlama becerisi ile işlemleme hızı (r = -0,063, p = 0,472) ve algısal akıl yürütme(r = 0,280, p = 0,156) becerileri ilişkili bulunmamıştır. Koklear implant olma ve özel eğitime başlama yaşları arasında gruplar arası fark bulunmamıştır. Koklear implant kullanan çocukların okuduğunu anlama becerilerini geliştirebilmek için dil becerileri ve çalışma belleği, sözel kavrama gibi bilişsel becerileri de desteklenmelidir.
Disleksili çocuklarda kaba motor ve bilişsel becerilerin okuduğunu anlamaya etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, disleksili çocuklarda kaba motor becerileri, motor planlama, görsel algı becerileri, reaksiyon hızı, yürütücü işlevlerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemektir. Çalışma grubunu 7-12 yaş arasında 64 disleksi tanılı çocuk oluşturmuştur ve Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi bölümü, pediatri ünitesine başvuran çocuklar arasından rastgele seçilmiştir. Kontrol grubu (n=64) sosyal medya ilanı yolu ile katılmaya başvuran gönüllü bireyler arasından seçilmiştir. Çocukların kaba motor becerileri için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi-2 Kısa Formun (BOMYT 2-KF) bilateral koordinasyon, denge, hız ve çeviklik maddeleri, motor planlama için Dinamik Ergoterapi Biliş Ölçeği-Çocuk (DEBÖ-Ç) versiyonunun motor taklit, obje kullanımı ve sembolik eylemleri içeren 3 alt parametre, görsel algılama becerileri için Görsel Algı Beceri Testi-3 (GABT-3) görsel ayırt etme ve şekil zemin parametreleri, reaksiyon hızını değerlendirmek için bilgisayar programı, yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Yürütücü İşlevler ve Aktivite Rutinleri Ölçeği (YİARÖ) kullanıldı. Bu becerilerin okuduğunu anlamaya etkisini incelemek için Sesli Okuma Becerisi ve Okuduğunu Anlama Testi II (SOBAT II)'nin A formunda bulunan 13 metin kullanıldı. Disleksili çocuklarda yapılan yol modeline göre motor planlama (ß=0,536, p=0,002) ve görsel algı-şekil zemin algısı alt parametresinin (ß=0,380, p=0,002) okuduğunu anlama üzerinde doğrudan etkisi bulundu. Kaba motor beceri (ß=0,942, p=0,002) motor planlama ölçümü üzerinden okuduğunu anlama üzerinde dolaylı bir etkiye sahipti. Tipik gelişim gösteren çocuklarda yapılan yol analizine göre yürütücü işlevler (ß=0,439, p=0,002), görsel algı-görsel ayırt etme alt parametresinin (ß=0,623, p=0,002) okuduğunu anlamaya doğrudan etkisi vardı. Görsel reaksiyon hızı (ß=-0,592; p=0,002), motor planlamanın (ß=0,218; p=0,002) ise yürütücü işlevler üzerinden okuduğunu anlamaya dolaylı olarak etkisi vardı. Okumayı etkileyen faktörler, tipik gelişim gösteren çocuklar ile disleksi olan çocuklar arasında farklıydı. Bu çocuklarla çalışan sağlık profesyonelleri ve öğretmenler bunun farkında olmalıdırlar.
Okul öncesi çocuklarda duyusal işlemleme, motor ve bilişsel becerilerin okula hazırbulunuşluk ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma okul öncesi çocukların duyusal işlemleme, motor ve bilişsel becerilerinin okula hazırbulunuşluk ile ilişkisini araştırmak için planlandı. Çalışmaya 60-72 ay aralığında anasınıfına giden 140 çocuk katıldı. Katılımcıların duyusal işlemleme becerilerini değerlendirmek için Duyu Profili Anketi (DPA), motor becerilerini değerlendirmek için Bruininks-Oseretsky Testi 2- Kısa Form (BOT2-KF), bilişsel becerileri kapsamında yürütücü işlevlerini değerlendirmek için Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlevler Envanteri (ÇDYİE), görsel algı becerilerini değerlendirmek için Görsel Algı Becerileri Testi-3 (GABT-3), okula hazırbulunuşluğunu değerlendirmek için İlkokula Hazır Bulunuşluk Ölçeği (İHBÖ) kullanıldı. Okul öncesi çocukların duyma, görme, vestibüler, dokunma ve çoklu duysal işlemleri (p<0,001) ve oral işleminin (p<0,05); motor ve görsel algı becerilerinin (p<0,001) ve yürütücü işlevlerin (p<0,01) okula hazırbulunuşluk düzeyi üzerine etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Okul öncesi çocukların okula hazırbulunuşluk düzeyini en fazla etkileyen becerinin motor beceriler olduğu tespit edildi (p<0,001). Okul öncesi çocukların okula hazırbulunuşluğunda duyusal işlemleme becerileri, motor beceriler, yürütücü işlevler ve görsel algı becerileri önemli rol oynamaktadır. İlerideki çalışmaların çocuğun okula hazırbulunuşluğunu değerlendirirken bu becerileri göz önünde bulundurması ve bu becerileri geliştirecek stratejilerin müdahale programlarına dahil edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Bı̇lı̇şsel Egzersı̇z Terapı̇ Yaklaşımı Değerlendirme Ölçeğı̇'nı̇n diz osteoartrit tanısı alan bı̇reylerde geçerlı̇ğı̇, güvenı̇rlı̇ğı̇ ve duyarlılığının belı̇rlenmesı̇
Bu çalışma diz osteoartrit (OA) tanısı alan bireylerde Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) Ölçeği'nin geçerlik, güvenirlik ve duyarlılığının incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya Kellgren-Lawrence skalasına göre Evre 1 veya 2 düzeyinde diz osteoartrit tanısı almış olan 150 birey dahil edildi. Hastaların değerlendirilmesinde günlük yaşam aktiviteleri için Sağlık Değerlendirme Anketi (SDA); yaşam kalitesi için Kısa Form 36 (KF-36) Yaşam Kalitesi Ölçeği, anksiyete ve depresyon düzeyleri için Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası (HADS), hastalık şiddeti için Western Ontario and McMaster Üniversiteleri Osteoartrit İndeksi (WOMAC), biyopsikososyal etkilenim için BETY ölçeği kullanıldı. BETY ölçeği ile diğer ölçekler arasındaki korelasyona Spearman korelasyon analizi ile bakıldı (r=-0,252; 0,633). Güvenirlik yöntemi olarak Cronbach Alfa Katsayısı ve madde toplam korelasyonu kullanıldı. Ölçeğin iç tutarlılığının incelenmesi için Cronbach's Alfa katsayısına bakıldı ve tüm bireylerde ilk değerlendirme için Cronbach's Alfa Katsayısı 0,887, 1 hafta sonraki ölçümlerde 0,917, 3 ay sonraki ölçümlerde 0,843 olarak mükemmel iç tutarlılık bulundu. Güvenirliğin bir başka göstergesi olan madde toplam korelasyonu ise (item total korelasyon) 0,632 ile 0,854 arasında değişmekteydi (p<0,05). BETY ölçeğinin duyarlığının incelenmesi için geçerlik çalışmasında diz OA tanısı alan bireylerde sıklıkla kullanılan ölçeklerle, BETY ölçeğinin katılımcılar tarafından doldurulan ilk ölçüm ile 3 ay sonra doldurulan ölçeklerin sonucundaki değişim Wilcoxon Eşleştirilmiş İki Örnek Testi ile incelendi. Çalışmamızın sonucunda BETY ölçeğinin diz OA tanılı bireylerde geçerli, güvenilir ve duyarlı olduğu sonucuna varıldı. Bu sonuç BETY ölçeğinin OA' lı bireylerde biyopsikososyal etkilenimi ve tedavi etkinliğini değerlendirmek için klinikte uygulanabilir olduğunu gösterdi.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların bilişsel ve sosyal becerilerinin geliştirilmesinde mobil sosyal öykü haritaları kullanımı
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı konulmuş çocukların bilişsel ve sosyal becerilerini geliştirecek mobil teknoloji tabanlı bir öğrenme ortamı geliştirmek ve etkililiğini sınamaktır. Bu amaçla, sosyal öyküler üzerine kurulu öykü haritası yönteminin kullanıldığı bir tablet uygulaması geliştirilmiştir. Bilişsel beceriler kapsamında dinlediğini anlama, sosyal beceriler kapsamında ise sosyal iletişim becerisi üzerinde durulmuştur. Mobil sosyal öykü haritası, animasyonlu anlatı ve animasyonsuz anlatı desteği ile sunularak, iki yöntemin hem dinlediğini anlama becerisi hem de sosyal iletişim becerisi üzerindeki etkililik ve verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Araştırmada tek denekli deneysel modellerden olan dönüşümlü uygulamalar modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, yaşları 6-7 arasında değişen ve OSB tanısı konulmuş üç çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada etkililik, verimlilik ve sosyal geçerlik verileri toplanmıştır. Araştırma bulguları, mobil sosyal öykü haritasının OSB olan çocukların dinlediğini anlama ve sosyal iletişim becerilerinin gelişimine katkısı olduğunu göstermiştir. Mobil sosyal öykü haritalarının animasyonlu anlatı ya da animasyonsuz anlatı destekli sunulması, etkililik açısından farklılık oluşturmamıştır. Verimlilik açısından değerlendirildiğinde ise iki sunuş yöntemi arasında bir katılımcıda farklılık görülmezken, iki katılımcıda animasyonlu anlatı destekli mobil sosyal öykü haritalarının daha verimli olduğu görülmüştür. Çalışma sonunda hem aileler hem çalışmaya katılan öğretmen, gerçekleştirilen uygulamanın çocuklara katkı sağladığı yönünde olumlu görüş belirtmişlerdir.
Metacognitive awareness of listening strategies in L2 English and L3 Italian
Transfer of language skills across languages has been an essential question in the field of bilingualism. Theoretical approaches to this issue proposed assumptions on metacognitive awareness defined as learners' own introspective consciousness on their learning processes. Second language (L2) research on language skills has investigated transfer issue especially in reading skills; however, there is limited research on the transfer of language skills in third language (L3) learning and listening skills and strategies. To address this gap, the current study examined the role of metacognitive awareness in listening strategies in an L2 English L3 Italian context with university students in Turkey. The study explored learners' metacognitive awareness of listening strategies in their more proficient L2 compared to their less proficient L3, and whether L2 and L3 metacognitive level correlated with L3 listening comprehension. To this end, a questionnaire of metacognitive awareness of listening strategies in L2 and L3, and a listening comprehension test in L3 were implemented. Results indicated higher levels of metacognitive awareness in certain strategies depending on the language, pointing to the role of proficiency in the use of listening strategies. In addition, metacognitive awareness of listening strategies in L2 and L3 were significantly correlated, suggesting possible transfer of skills across languages. Finally, the results yielded a direct relationship between L3 proficiency and L3 listening comprehension while L2 proficiency was not related to L3 listening comprehension.
Predictors of reading comprehension in Turkish:Evidence from 4th and 5th graders
This present study investigated the relationship between linguistic and cognitive skills, such as text reading fluency (TRF), vocabulary knowledge (VK), morphological awareness (MA), rapid automatized naming (RAN), processing speed (PS), and memory capacity (ME), and reading comprehension skills in 4th and 5th grade native Turkish-speaking students. A total of 42 fourth-grade and 52 fifth-grade students participated in the study, and the relevant linguistic and cognitive skills were measured using various tests. The data were analyzed using Pearson correlation and multiple linear regression analyses. According to the correlation analysis, a statistically significant relationship was found between reading comprehension skills and all linguistic and cognitive skills in fourth-grade students. In fifth-grade students, a significant relationship was observed between reading comprehension skills and all variables except for rapid automatized naming (RAN) and processing speed (PS). The results of the multiple linear regression analysis showed that morphological awareness (MA) and text reading fluency (TRF) were significant predictors of reading comprehension skills for fourth-grade students. For fifth-grade students, morphological awareness (MA) and vocabulary knowledge (VK) were identified as significant predictors of reading comprehension skills. These findings highlight the importance of morphological awareness in Turkish reading comprehension.
Hemiplejik hastalarda treadmill üzerinde yapılan ikiligörev çalışmasının bilişsel beceriye ve fonksiyonelliğe etkisi
Çalışmamızda; ikili görev eğitiminin inmeli hastalarda bilişsel beceriyi ve yürüyüş, denge gibi bireylerin fonksiyonelliğini arttırmayı amaçladık. Çalışmaya 29 inmeli hasta dahil edildi. Çalışma öncesi ve sonrası uygulanmak üzere bilişsel fonksiyonları değerlendirmek için iz sürme testi / Trail Making Test, kognitif işle birlikte yürüme analizi cihazlarında ikili görev mobilite testi olarak yürürken konuşma testi, dengeyi değerlendirebilmek ve düşme riskinin belirlenmesi için berg denge ölçeği, duygudurum seviyelerini belirlemek için beck depresyon ölçeği, yürümenin değerlendirilmesi için 10 metre yürüme testi, kadans ve adım uzunluğu değerlendirmesi, günlük yaşam aktivitelerini değerlendirmek için barthel günlük yaşam aktiviteleri (GYA) ölçeği kullanıldı. Olgular kontrol ve deney grubu olmak üzere farklı 2 kategoriye ayrıldı. Kontrol grubundaki hastalara konvansiyonel fizyoterapi ve rehabilitasyon programı, deney grubunda yer alan hastalara ise ek olarak ikili görev eğitimi haftada 3 gün 4 hafta süresince uygulandı. Tüm değerlendirmeler tedavi sonunda tekrarlandı. Çalışmamızda, her iki grupta da bilişsel beceri ve fonksiyonellikte anlamlı gelişmeler görüldü (p<0,05) fakat birbiri üzerinde üstünlüğü olmadığı görüldü (p>0,05). Anahtar Kelimeler: İnme, İkili-Görev, Bilişsel fonksiyon: Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
İyi ve zayıf okuyucuların okuduğunu anlama performanslarının bilişsel ve dilsel faktörler açısından karşılaştırılması
Bu çalışmada, iyi ve zayıf okuyucularda okuma performansını yordayan bilişsel ve dilsel faktörlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak araştırma, ilkokul ikinci sınıf düzeyinde 650 çocukla yürütülmüştür. Çocukların öncelikle sözel olmayan zekâ performansları TONİ-3 Sözel Olmayan Zekâ Ölçeği ile belirlenerek zekâ bölümü ortalama ve üzeri olmayanlar çalışma dışında tutulmuştur. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmaya dahil edilen çocukların çözümleme, akıcılık ve okuduğunu anlama performanslarının belirlenmesinde Okuma Becerileri Değerlendirme Aracı (OBDA) kullanılmıştır. Dilin bileşenlerinin değerlendirilmesi ise Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi (TODİL) ile gerçekleştirilmiştir. Bilişsel faktör olarak ele alınan çalışma belleği performansının değerlendirilmesinde Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ) ve hızlı isimlendirme performansının değerlendirilmesinde Hızlı İsimlendirme Testi (HİT) kullanılmıştır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemiyle oluşturulmuştur. Araştırma ilk sorusu bağlamında okuduğunu anlamayı yordayan bilişsel ve dilsel faktörlerin belirlenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bu doğrultuda çalışma grubundan elde edilen verilerin analiz varsayımları olan doğrusallık, hata varyanslarının normal dağılımı, eş varyanslılık, gözlemlerin bağımsızlığı, hata varyanslarının ilişkisiz olması ve çoklu doğrusal bağlantı problemi incelenmiş ve verilerin analiz varsayımlarını karşıladığı belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci amacı bağlamında "Çözümleme ve okuma akıcılığı kontrol altına alındığında okuduğunu anlamayı yordayan bilişsel ve dilsel faktör puanları ikinci sınıf düzeyindeki iyi ve zayıf okuyucularda farklılaşmakta mıdır?" sorusunu yanıtlamak için çok değişkenli kovaryans analizi (MANCOVA) yapılmıştır. Analiz öncesi MANCOVA'nın varsayımları olan gözlemlerin bağımsızlığı veri setinde uç değer bulunmaması, bağımlı değişkenlerin en az eşit aralık düzeyinde olması, çok değişkenli normal dağılım, varyans-kovaryans matris eşitliği ve ortak değişken ile bağımsız değişkenler arası ilişki olmamasıdır. Bu doğrultuda uç değer olarak belirlenen 6 katılımcı analiz dışında tutulmuş ve varsayımların karşılandığı belirlenmiştir. Araştırmanın ilk sorusu bağlamında yapılan çoklu doğrusal regresyon analizinde; dilsel faktörlerden anlam bilgisi (B = .19) ve morfosentaks (B = .03); bilişsel faktörlerden ise sözel çalışma belleği (B = .18) ve hızlı isimlendirme (B = -.01) okuduğunu anlamanın yordayıcıları olarak belirlenmiştir. İkinci araştırma sorusu içinse MANCOVA'da [Pillai's Trace = .22; F(8,403) = 14.49; p < .05; kısmi η2 = .223]; iyi ve zayıf okuyucu grupları arasında çözümleme ve akıcılık kontrol altına alındığında dilsel faktörlerden morfosentaks ve anlam bilgisinde; bilişsel faktörlerden ise sözel çalışma belleğinde, anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Okuduğunu anlamanın yordayıcı değişkenlerinden bilişsel bir faktör olarak ele alınan hızlı isimlendirmede gruplar arası fark olmadığı görülmüştür (p > .0125). Oluşan farkların etki büyüklükleri ise morfosentaks (η2 = .155) > anlam bilgisi (η2 = .126) > sözel çalışma belleği (η2 = .101) olarak sıralanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
The effects of role-playing on children's attention and inhibitory control skills
The aim of this study was to investigate the effects of role-playing on children's inhibitory control and attention. To achieve this goal, a posttest-only experimental group design was used. The study included five and six-year-old children who were randomly assigned to one of three study conditions; Story-Only Condition, Role-Playing Condition, or Control Condition (N = 90). Children in the Story-Only Group were exposed to a story with a high-skilled character. Children in the Role-Playing Group were given the same story with a high-skilled character but also were given a cloak of the character to take on. Finally, the control group was exposed to a story without high-skilled characters or role-playing manipulations yet including similar items and the same characters with a descriptive story of children playing in the same setting. In each group, children were given the Frankfurter Attention Test (Raarz & Mihling, 1971) and the Day and Night Stroop Task (Gerstadt, Hong, & Diamond, 1994) to examine their attention and inhibitory control. Results of the study showed that children in the Role-Playing condition demonstrated higher inhibitory control scores than those who were in Story-Only condition or control condition. When children's attention scores were analyzed, the role-playing condition had the highest mean score, as expected, for attention; however, the results did not reach the conventional levels of significance.
İşitme kayıplı çocukların ve normal işiten çocukların çalışma belleği ve kısa süreli bellek yönünden incelenmesi
İşitme kayıplı çocuklarda bilişsel süreçler, hem eğitim ile ilişkisi nedeniyle uygulamacılar için hem de işitme kayıplı bireylerin doğal deney koşulu sağlaması nedeniyle temel araştırmacılar için 100 yılı aşkın bir süredir merak konusu olmuştur. Ne var ki, çalışmaların daha çok zekaya yoğunlaştığı, bilgi işleme sürecinin merkezinde yer alan çalışma belleği (ÇB) ve kısa süreli bellek (KSB) gibi dinamik bilişsel süreçlerin göreli olarak daha az araştırıldığı ya da araştırılan süreçlerin, işitme kayıplı çocukların odyolojik ve eğitimsel özellikleriyle yeterince ilişkilendirilmediği görülmektedir. Ülkemizde ise sınırlı örneklemle gerçekleştirilen bir çalışma dışında, konuyla ilgili kapsamlı herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır.Bu çerçevede bu araştırmanın iki temel amacı vardır. İlk amaç, zeka ve yaş kontrol edildiğinde, ÇB bileşenleri ve KSB performansının işitme kayıplı çocuklar ile normal işiten çocuklar arasında ve işitme kayıplı çocukların kendi içinde çeşitli demografik, odyolojik ve eğitimsel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın ikinci amacı ise, normal işiten ve işitme kayıplı çocuklardaki ÇB ve KSB performansının demografik, bilişsel, odyolojik ve eğitimsel yordayıcılarının belirlenmesidir. Toplam 223 kişiden oluşan katılımcılar normal işiten çocuklar [N = 103] ve üç farklı eğitim ortamından gelen işitme kayıplı çocuklardır: (1) İşitme Engelli Çocuklar Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi [İÇEM; n = 62], (2) Kaynaştırma okulları [n = 27] ve (3) Ahmet Yesevi İşitme Engelliler İlköğretim Okulu [A. Yesevi İEİO; n = 32]. Katılımcılara sözel olmayan zekayı belirlemek için WÇZÖ-R Performans alt testleri; ÇB performansı için cümle-sayı uzamı (sözel), ters sayı dizisi (sözel) ve kağıt katlama (görsel-mekansal) görevleri; kısa süreli bellek için sayı dizisi (sözel) görevi uygulanmıştır.Birinci amaç kapsamında gruplar arası farklar, yaş ve zekanın kontrol edildiği çok değişkenli kovaryans analizi (MANCOVA); ikinci amaç kapsamında ÇB ve KSB performansının yordayıcıları çoklu regresyon analizi ile belirlenmiştir. MANCOVA sonuçları, genel olarak görsel-mekansal alanda gruplar arasında belirgin bir fark olmadığını, ancak sözel görevlerde ana ve alt gruplar arasında anlamlı farkların bulunduğunu göstermiştir. Bu bağlamda; (1) işitme durumuna göre normal işiten çocuklar işitme kayıplılardan, (2) işitme kayıplı çocukların eğitim ortamlarına göre İÇEM'e ve kaynaştırma okullarına devam eden çocuklar A. Yesevi İEİO'dakilerden, (3) yaş aralığına göre, normal işiten çocuklarda daha belirgin olmak üzere, büyük yaş grubundakiler küçük yaş grubundakilerden, (4) aile eğitimi ve okulöncesi eğitim alan işitme kayıplı çocuklar almayanlardan, (5) koklear implant ve işitme cihazını etkin kullanan çocuklar işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmayanlardan yüksek performans göstermişlerdir. Hem normal işiten hem işitme kayıplı çocuklarda cinsiyete göre anlamlı fark saptanmamıştır. Ayrıca işitme kayıplı çocuklarda işitme kaybı derecesi ve işitme kaybı başlama zamanı görev performanslarında anlamlı bir farka yol açmamıştır. Çoklu regresyon analizi, normal işiten çocuklarda yaş ve zekanın, işitme kayıplı çocuklarda ise bu değişkenlere ek olarak cihazlandırma yaşı ve aile eğitimi süresinin özellikle sözel görevlerdeki varyansı açıklamaya çeşitli derecelerde anlamlı katkı yaptığını göstermiştir.Bulgular, sözlü dille iletişim kurmanın, işitmeye yardımcı teknolojiyi etkin kullanmanın ve erken eğitim (aile eğitimi ve okulöncesi eğitim) almanın işitme kayıplı çocuğun bilişsel süreçlerini -burada ÇB ve KSB performansını- desteklediğini öne süren alanyazınla tutarlıdır. Tüm bulgular ayrıntılı olarak tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişsel süreçler, çalışma belleği, işitme engelli çocuklar, işitme kaybı, kısa süreli bellek, normal gelişim gösteren çocuklar.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerinin ve bilişsel yeterliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının doğrusal ilişkileri modelleme süreçlerini ve bu süreçlerde gösterdikleri bilişsel modelleme yeterliklerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın uygulaması 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde eğitim gören dört öğretmen adayı ile on dört hafta süren bir ders kapsamında dokuz modelleme etkinliği çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi kapsamında toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Doğrusal ilişkiler; tam doğrusal, parçalı doğrusal ve doğrusala yakın olmak üzere üç farklı türde ele alınmıştır. Etkinlikler, belirsizlik durumları giderek artan üç farklı yapıda hazırlanmıştır. Modelleme yeterlikleri anlama, düzenleme, tahmin ve doğrulama süreç adımları çerçevesinde analiz edilmiştir. Bulgular modelleme süreçlerinde gösterilen yeterliklerin problem tür ve yapılarına göre değişebildiğini göstermiştir. Bulgular, problemdeki belirsizlik düzeyinin artması ile birlikte bireylerin problem durumundaki aranan ilişkileri kurabilmesi için daha fazla bilişsel yeterlik göstermesi gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca, bazı alt yeterliklerin anahtar rolü oynadığı ve bu anahtar yeterliklerin kullanılması halinde diğer bazı alt yeterliklerin kullanılmasına gerek duyulmadığı belirlenmiştir. Öte yandan, anahtar alt yeterliklerin gösteriminde yaşanan sorunların modelleme sürecinin tamamlanmasına ve model oluşturmaya önemli ölçüde engel olduğu görülmüştür. Bulgular ayrıca uygun ortam ve planlı modelleme etkinlikleri sağlandığında öğretmen adaylarının modelleme yeterliklerinin gelişebileceğini göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Matematiksel modelleme süreci, Bilişsel yeterlikler, Matematiksel modelleme yeterlikleri, Doğrusal ilişkiler, Öğretmen adayları.
Afazili olan ve olmayan yetişkinlerin bilişsel becerilerinin kapsamlı afazi testi bilişsel tarama bölümü uyarlaması kullanılarak değerlendirilmesi
Dil ve bilişin birbirini ne yönde etkilediği ve afazili bireyler için bilişsel becerilerin ne derece ve neye bağlı olarak etkilendiği uzun yıllar tartışılan bir konudur. Afazili bireylere yönelik hazırlanan nöropsikolojik testler ve bilişsel taramalar ise oldukça sınırlıdır ve içerikleri hakkında ortak bir görüşe varılamamaktadır. Bu çalışma, "Dil ve Biliş" ilişkisini irdeleyen alanyazına Türkçe konuşan afazili ve sağlıklı bireylerin bilişsel becerilerinin betimsel ve karşılaştırmalı analiz sonuçları ile katkı sağlamayı ve uyarlama sürecinde olan Kapsamlı Afazi Testinin Bilişsel Tarama Bölümünün kullanışlılığını görmek açısından bir ön çalışma sunmayı amaçlamaktadır. Eskişehir'de yaşayan, yaşları 21 ile 76 arasında değişen 14 afazili ve 14 sağlıklı bireyin değişen bilişsel becerileri ve Bilişsel Tarama Testinin bu değişkenlere ne kadar hassas olduğu incelenmiştir. Afazili bireyler afazi şiddetlerine göre Birincil, İkincil ve Yürütücü İşlevsel Bozukluk olmak üzere üç gruba (Ardila'nın sınıflandırması) ayrılmıştır. Afazili grup için en başarılı alanların motor planlama ve sözel üretim gerektirmeyen Semantik Bellek ve Tanıma Belleği alt testleri olduğu görülmüştür. Bilişsel Tarama bölümünde alınan puanlar ile bireylerin önceki dil değerlendirmesi (ADD) sonuçlarının anlamlı derecede ilişkili olması linguistik beceriler ile bilişsel beceriler arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Afazili bireylerin korunan/hasarlanan dil becerileri bilişsel performansı etkilerken; ortak lokalizasyona bağlı olarak etkilenen dikkat, yürütücü işlevler, bellek gibi bilişsel becerilerin de linguistik yetiyi etkilediği düşünülmektedir. Dilin yalın bir olgu olmadığı ve aynı zamanda bilişin beş alt unsurundan biri olarak bütünden ayrılamayacağı düşüncesi desteklenmektedir ve bir dil değerlendirmesi öncesi ilişkili bilişsel becerilerin değerlendirilmesi sağlıklı bir müdahale ortamının temelini oluşturabilir. Bilişsel becerilerin kısa sürede mümkün olan en faydalı şekilde değerlendirilmesi için KAT, hem klinisyenler hem de afazili bireyler için kullanışlı bir tarama testi sunmaktadır.