Bitki koruma

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Farklı koşullarda yetiştirilen arpa (Hordeum vulgare L.) bitkisinde Thysanoptera türlerinin moleküler ve morfolojik teşhisi ile popülasyon yoğunluğunun belirlenmesi

1960'lardaki Yeşil Devrim, ürün verimini artırmasına rağmen yeraltı suyu kirliliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi önemli ekolojik endişelere yol açan inorganik gübrelerin yaygın olarak benimsenmesine yol açmıştır. Buna karşılık, organik toprak iyileştiricileri gibi sürdürülebilir alternatifler, tarımsal ekosistem sağlığını desteklerken zararlı baskılarını azaltma potansiyelleri nedeniyle dikkat çekmiştir. Bu tez çalışmasında, arpa tarlalarındaki thrips (Thysanoptera) toplulukları üzerinde beş toprak yönetim uygulamasının (Mısır anızı, mısır kompostu, mısır yeşil aksam uygulaması, inorganik gübreleme ve işlenmemiş bir kontrol) etkilerini değerlendirilmiştir. Entegre moleküler (mtCOI barkodlama) ve morfolojik tanımlama yöntemleri kullanılarak, uygulamalar arasında 16 thrips türü (Aeolothrips collaris Priesner 1919, Aeolothrips fasciatus (Linnaeus 1758), Aeolothrips intermedius Bagnall 1934, Aeolothrips linarius Priesner 1948, Aeolothrips tenuicornis Bagnall 1926, Anaphothrips obscurus (Müller 1776), Frankliniella occidentalis (Pergande 1895), Frankliniella tenuicornis (Uzel 1895), Limothrips denticornis (Haliday 1836), Melanthrips tristis Priesner 1936, Thrips meridionalis (Priesner 1926), Thrips physapus Linnaeus 1758, Thrips tabaci Lindeman 1889, Haplothrips leucantemi (Schrank 1781), Haplothrips reuteri (Karny 1907), Haplothrips tritici (Kurdjumov 1912)) kaydedilmiştir. H. tritici, özellikle mısır anızı (toplam 645 birey) ve mısır yeşil aksam (toplam 530 birey) uygulamalarında baskın tür olarak kaydedilmiştir. Mısır kompost uygulaması parselleri en yüksek tür çeşitliliğini (Shannon H=0.82) sergilenmiştir, ancak aynı zamanda zararlı F. occidentalis 'te (13 birey) bir artış da olmuştur. Buna karşılık, monokültürleri için uygun koşul olan mısır yeşil aksam uygulaması en düşük çeşitliliğe (H=0.15) ve düzgünlüğe (Pielou J=0.077) yol açtığı görülmüştür. İlginç bir şekilde, muhtemelen minimum toprak bozulması nedeniyle inorganik gübre ve kontrol parselleri en yüksek sayıda predatör thrips barındırmıştır (her biri 7 birey). Genel olarak bulgular, organik kaynaklarla yetiştirilen arpa bitkisindeki thrips toplulukları üzerinde, mısır kompost uygulaması biyolojik çeşitliliği teşvik ederken, yeşil aksam uygulaması zararlı riskini artırabileceği gibi farklı etkiler sebep olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, sürdürülebilir tarımda bağlama özgü organik yönetim stratejilerinin önemini vurgulamaktadır.

ArpaBitki korumaSürdürülebilir tarım+2
Ömer Toy
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili kesme çiçek seralarından toplanan tetranychus urticae koch (Acarina: Tetranychidae) popülasyonlarının abamectine direnç düzeyleri ve g314d mutasyonun belirlenmesi

İki noktalı kırmızıörümcek Tetranychus urticae Koch (Acari: Tetranychidae) ülkemizde ve dünyada birçok üründe zararlı olan akar türlerinden birisidir. T. urticae birçok endüstri bitkisinde, süs bitkilerinde, açık ve örtüaltı sebzelerinde önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada Antalya ili kesme çiçek üretim seralarından toplanan T. urticae popülasyonlarının abamectin için LC değerleri, direnç oranları ve G314D nokta mutasyonunun varlığı araştırılmıştır. LC değerlerinin belirlenmesinde ilaçlama kulesi yaprak disk yöntemi kullanılmıştır. Tarla popülasyonlarının LC50 değerleri hassas popülasyonun LC50 değerlerine oranlanarak direnç düzeyleri belirlenmiştir. GSS, SV1, SV2, AO1, AO2, AO3, AO4, AO5 ve AO6 popülasyonlarının LC50 değerleri sırasıyla 1,63; 381,55; 350,25; 1385,71; 1207,79; 2,62; 321,95; 414,29 ve 377,73 μl/100 ml su olmuştur. LC50 değerlerine göre hassas popülasyonla karşılaştırılan tarla popülasyonlarının direnç oranları 1,61 ‐ 850 kat arasında değişmiştir. Bu çalışmada dirençli akarlarda yaygın görülen G314D nokta mutasyonu mutasyonlara özel problar kullanılarak real‐time PCR ile incelenmiştir. Realtime PCR ile mutasyon taraması yapılan 8 tarla ve bir hassas popülasyonda G314D nokta mutasyonu belirlenememiştir.

AcarinaAntalyaBitki koruma+7
Erdem Solmaz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kökenli pestisitlerin Konya ili derbent ilçesi çilek üretim alanında bulunan emici zararlı türlerinin popülasyonları üzerine etkileri

Bu çalışmada, farklı kökenli pestisitlerin kabarla çilek çeşidi üzerinde Frankliniella occidentalis Pergande, (Thysanoptera: Thripidae) Tetranychus urticae Koch, (Aracnida: Acari) Chaetosiphon fragaefolii (Pentatrichopus) Cockerell (Hemiptera: Aphididae)'in popülasyon seviyelerine etkisi araştırılmış ve ayrıca, farklı pestisit uygulamalarının kâr, verim ve maliyet analizleri de gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2016 ve 2017 yılları arasında, Konya'nın Derbent ilçesinde 1 da alanda yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme desenine göre dizayn edilen çalışmada, haftalık olarak gerçekleştirilen çiçek yaprak ve meyve örneklemeleriyle zararlı türlerin ekonomik zarar eşiklerini geçip geçmedikleri belirlenmiş ve buna göre pestisit uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Muameleler çevre dostu (K+) (Lecanicillium lecani, Azadiracthin, Paecilomyces fumosoroseus), konvansiyonel preparatlardan (K-) (Deltamethrin, Abamectin, Imidacloprid, Methomyl, Hexythiazox, Spirodiclofen+Abamectin, Thiacloprid) ve kontrol bloklarından oluşmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, kontrol bloklarındaki zararlı popülasyonları ile (K+) ve (K-) uygulamalarındaki zararlı popülasyonu karşılaştırıldıklarında her iki yılda da (K+) ve (K-) uygulamalarının istatistiki olarak % 95 güvenle bir fark yaratmağı ve zararlı popülasyonlarını düşürdükleri saptanmıştır. Yapılan ekonomik analizler sonucunda, 1 da alanda (K+) uygulamasında çilek üretimi 214,053 kg, (K-) uygulamasında 216,129 kg ve hiçbir uygulamanın yapılmadığı Kontrol bloklarında ise 159,747 kg olarak gerçekleşmiştir. Yapılan analizler sonucunda Derbent ilçesinde üreticilerin konvansiyonel preparatlar yerine çevre dostu preparatları tercih etmesi durumunda zararlı popülasyonlarını ekonomik zarar eşiğinin altına çekebileceği ve verimde de herhangi bir kayıp oluşmayacağı belirlenmiştir. Çilek üretiminin her muamele için Derbent ilçesinde kârlı olduğu ancak ilaç fiyatlarının düşürülmesi ve farklı fiyattan pazarlama olanakları sonucunda (K+) uygulanan bloklardan elde edilen kârın daha fazla olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaprakbiti, kırmızıörümcek, thrips, Azadiracthin, Lecanicillium lecanii, Paecilomyces fumosoroseus.

AcarinaAzadirachta indicaBitki koruma+7
Dudu Kaymakçıoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ilinde yetiştirilen çileklerde hastalığa neden olan fungal etmenlerin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında Antalya ilinde çilek ekim alanlarında hastalığa neden olan fungal patojenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Antalya ilinde çilek yetiştiriciliğinin yapıldığı 8 ilçede, toplamda 28 farklı serada örnekleme yapılmıştır. Arazi çalışmaları fideler dikildikten yaklaşık iki hafta sonra (Eylül-Ekim) ve hasat dönemi başladığında (Mart-Nisan) olmak üzere iki dönemde yapılmıştır. Seralarda toprak örnekleri yanında, hastalık belirtisi gösteren bitkilerden yaprak ve meyve örnekleri de alınarak laboratuvara getirilmiştir. Bitki ve toprak örneklerinden yapılan izolasyonlar sonucunda 13 fungus türü tespit edilmiştir. Topraktan yapılan izolasyonlarda % 96.43 ile yaygınlık oranı en yüksek fungus türü Rhizoctonia solani olurken, %75 ile Fusarium spp. ve % 35.71 ile Pythium sp. onu izlemiştir. Gliocladium roseum, Alternaria alternata, Aspergillus niger, Penicillium sp., Rhizopus stolonifer, Botrytis cinerea ve Verticillium sp. ise toprak örneklerinde düşük yaygınlık oranıyla bulunan diğer funguslar olmuştur. Yaprak örneklerinde Alternaria alternata % 96.43 oranıyla en yaygın fungus olarak belirlenirken, % 71.43 oranıyla Mycosphaerella fragariae onu izlemiş, Cladosporium cladosporioides'in yaygınlık oranı ise % 3.57 olmuştur. Meyvelerden yapılan izolasyonlarda ise % 85.71 oranıyla Botrytis cinerea en yaygın fungus olarak saptanmış, % 35.71 oranıyla Penicillium sp. ve % 10.71 oranıyla Aspergillus niger çürük meyvelerden izole edilen diğer funguslar olmuştur. Laboratuvar koşullarında yürütülen patojenite denemelerinde tüm funguslar kendilerine özgü belirtileri oluşturmuşlardır. Bu sonuçlara göre; Antalya ilinde yatiştirilen çileklerde A. alternata, M. fragariae ve B. cinerea en önemli patojenler olarak belirlenirken, R. solani, Fusarium spp., Pythium spp., Verticillium spp. gibi bazı toprak kökenli patojenlerin de ciddi kayıplara neden olabileceği ortaya konulmuştur.

AntalyaBitki hastalıklarıBitki koruma+5
Fatma Kaya
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nesne tespit algoritması (YOLOv4 algoritması) ile patates böceğinin (Leptinotarsa decemlineata) (say) patates bitkisi üzerinde saptanması ve populasyon izleme olanakları

Bu tez çalışmasında, YOLOv4 nesne tespit algoritmasıyla patates böceği (Leptinotarsa decemliniata)'ın ergin ve son dönem (3. ve 4. dönem) larvalarının patates bitkisi üzerinde tespitinin yapılması araştırılmıştır. YOLOv4 nesne tespit algoritmasının eğitim sonunda her 1000 iterasyonun başarı ölçütlerine bakılmıştır. Eğitim sonucunda "cfg yapılandırma" dosyasında ağın giriş görüntü çözünürlüğü "416x416", "608x608", "832x832", "1024x1024" ve "1440x1440" olarak değiştirilerek en uygun model tespit edilmeye çalışılmıştır. Eğitim sonucunda "cfg yapılandırma" dosyasında giriş görüntüsü boyutunun "1024x1024" değiştirilmesiyle 3000. iterasyonda en uygun nesne algılayıcısı modeli elde edilmiştir. Önerilen modele ait başarı ölçütü olarak recall 0.78, precision 0.85, F1-Score 0.81, mAP 87.53 ve IoU 57.99 değerlerine ulaşılmıştır. Ayrıca sarı yapışkan tuzak, çukur tuzaklar ve gözle kontrol yöntemi kullanılarak kışlamadan çıkan ergin patates böceklerinin çıkış zamanının saptanması ele alınmıştır. Kışlamadan çıkan ergin patates böceklerinin sarı yapışkan tuzak ve çukur tuzaklarla yakalanma durumu incelenerek YOLOv4 nesne tespit algoritması kullanılarak erken uyarı sistemlerinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. 25.05.2021 tarihinde ilk olarak çukur tuzaklarda patates böceği ergini tespit edilmiştir. Gözle kontrol yöntemi kullanılarak patates böceği ilk defa 01.06.2021 tarihinde kaydedilmiştir. Çukur tuzak yöntemi kullanılarak patates böceğinin çıkışı gözle kontrol yöntemine kıyasla daha erken olmuştur. Yapılan çalışmada sarı yapışkan tuzaklarda herhangi bir patates böceği yakalanamamıştır.

Akıllı tarımBitki korumaLeptinotarsa decemlineata+3
Mustafa Biçgi
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Herbisitlere alternatif olan alevleme ve mekanik mücadele yöntemlerinin ayçiçeğinde yabancı otlar üzerindeki etkisinin araştırılması

Bu çalışma alevleme ve çapalamanın ayçiçeğinde yabancı otlar üzerinde etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Arazi denemesi İnönü Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında 2017 yılında kurulmuştur. Deneme konuları, sürekli yabancı otsuz, sürekli yabancı otlu kontrol ile çapalamanın farklı kombinasyonları (sıra arası, sıra üzeri) ve alevlemeyi içermektedir. Deneme Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre kurulmuştur. Ayçiçeğinin 2-4 yapraklı olduğu dönemde alevleme uygulaması bir defa yapılmış ve propanın dozu, 60 kg/ha olarak alınmıştır. Çapa uygulaması ise, 2 - 4 yapraklı ve 4-6 yapraklı dönemlerde birer kez, 2 - 4 ve 10 - 12 yapraklı dönem ile 4 - 6 yapraklı ve 10 - 12 yapraklı dönemlerde ise ikişer kez uygulanmıştır. Deneme sonunda, ayçiçeğinde uygulamaların yabancı otlara etkisinin yanında, ayçiçeğinin bin dane ağırlığı, dane verimi, tabla çapı ve bitki boyuna olan etkilerine bakılmıştır. En yüksek ayçiçeği dane verimi sürekli yabancı otsuz kontrol (588 kg/da)' den elde edilirken, bunu iki kez çapa (579 kg/da) uygulaması takip etmiştir. En düşük verim ise (455 kg/da) sürekli yabancı otlu kontrol parselinden sağlanmıştır. En yüksek tabla çapı (18.83 cm) iki kez çapa yapılan parselden sağlanmıştır. Bitki boyunda en yüksek değer (168.43 cm) iki defa çapalamadan elde edilirken, bunu yabancı otsuz kontrol (164.73 cm) uygulaması takip etmiştir. Ayçiçeğinde yabancı ot mücadelesinde alevleme + çapalama uygulamasının alevlemeye göre verimi artırdığını, böylece özellikle organik tarımda kullanılabileceğini önerebiliriz. Anahtar Kelimeler: Ayçiçeği, alevleme, yabancı ot kontrolü, çapalama

AlevAyçiçeğiBitki koruma+6
Furkan Uyar
Malatya Turgut Özal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avcı akar Amblyseius swırskii athias-henriot (Acarına: Phytoseiidae)'ye karşı bazı pestisitlerin yarı tarla koşullarında yan etkilerinin araştırılması

Turunçgil tarımı ülkemiz açısından büyük bir öneme sahiptir. Fakat turunçgil tarımı yapılan alanlarda yetiştiricilik ile ilgili sorunların yanında hastalık, zararlı ve yabancı ot gibi olumsuz faktörler de bulunmaktadır. Ülkemizde turunçgil bahçelerinde bugüne kadar 80'nin üzerinde zararlı tür tespit edilmiş olup bunlarla beslenen 150'den fazla faydalı tür bulunmaktadır. Bu faydalı türlerden biri de ülkemizde bazı firmalarca pazarlanıp doğaya salınan "Amblyseius swirskii" dir. Bu tez çalışmasında bazı BKÜ(Bitki Koruma Ürünleri) nin yarı tarla koşullarında A.swirskii'ye yan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede 5 bitki( Biber, patlıcan, turunçgil, yaprak güzeli, zakkum) üzerinde A.swirskii 'ye karşı, 2 insektisit(Spirotetramat, dimethoate), 2 akarisit (Spirodiclofen ve abamectin) ve 1 organik insektisit(Portakal yağı) uygulanmıştır. Deneme 5 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. A.swirskii üretimi sırasında besin olarak Kuru meyve akarı (Carpoglyphus lactis (L)+çam poleni verilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Henderson-Tilton'a göre %ölüm oranları hesaplanıp IOBC'nin belirlediği sınıf değerleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak portakal yağı %50'nin altında ölüm oranına neden olup 2 sınıf değeri alarak "az zararlı" olarak belirlenmiştir. Spirotetramat %41.25'in üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini alarak "orta derecede zararlı" olarak kabul edilmiştir. Spirodiclofen ve abamectin ise birinci gün dışında sayım yapılan tüm günlerde (3,7,10,14) genel itibariyle %50'nin üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini "orta derecede zararlı" ve 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak belirlenmiştir. Karşılaştırma ürünü olarak kullanılan dimethoate etken maddesi ise %100 etki göstermiş olup 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak kayıt edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: IOBC, Henderson-Tilton, BKÜ, Yarı tarla meodu, Amblyseius swirskii

AcarinaBitki korumaPhytoseiidae
Dilek Pamuk
Malatya Turgut Özal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya ili armut üretim alanlarında görülen fitoplazma hastalıklarının moleküler yöntemler ile araştırılması

Malatya ili armut üretim alanlarındaki fitoplazma hastalıklarının belirlenmesi amacıyla 2020 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüş ve Malatya ilinde armut üretimi yapılan lokasyonlardan fitoplazma etmenlerine özgü belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 301 adet bitkiden rastgele yaprak örnekleri alınmıştır. Toplanan numunelerden total DNA izolasyonları ticari bir kit yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklerdeki muhtemel fitoplazma etmenlerini araştırmada, R16mF2/R16mR1 ve R16F2n/R16R2 üniversal primerlerin kullanıldığı Nested-polimeraz zincir reaksiyonu (Nested PCR) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Malatya ili armut üretim alanlarından toplanan örneklerin hiçbirinde fitoplazma etmeni saptanmamıştır.

ArmutBitki hastalıklarıBitki koruma+3
Zeynel Kızılkaya
Malatya Turgut Özal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ili sebze üretim alanlarında önemli bitki paraziti nematod türlerinin belirlenmesi

Eskişehir ili sebze üretim alanlarındaki bitki paraziti nematodların (BPN) yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesinin amaçlandığı çalışma kapsamında 2023 yılı mayıs-ekim aylarında düzenli olmayan çıkışlarla Eskişehir ili sebze üretim alanlarını ve ürün eşitliliğini temsil edecek şekilde 74 adet toprak ve bitki örneği alınmıştır. Çalışma sonucunda Rhabditida takımı Tylenchina alt takımı altında yer alan Amplimerlinius, Basiria, Boleodorus, Ditylenchus, Filenchus, Helicotylenchus, Meloidogyne Merlinius, Pratylenchoides, Pratylenchus, Quinisulcius, Scutylenchus, Trophurus, Tylenchorhynchus, Tylenchus ve Zygotylenchus cinsleri belirlenmiştir. En yaygın bulunan cinsler %51,35; %47,3 ve %29,7 bulunma oranı ile sırasıyla Ditylenchus, Pratylenchus ve Merlinius cinsleri olarak tespit edilmiştir. Yoğunluk açısından ise Meloidogyne spp., Ditylenchus spp. ve Pratylenchus spp. sırasıyla 834,7; 67,4 ve 53.2 nematod 100 g-1 toprak ile en yoğun bulunan nematod grupları olmuştur. Yapılan teşhis çalışmaları sonucunda Rhabditida takımında yer alan 6 familya, 8 altfamilya ve 11 cins'e bağlı 19 tür belirlenmiştir. Pratylenchus thornei, Meloidogyne incognita, Fylenchus filiformis ve Zygotylenchus guevarai sırasıyla %13,2; %9,9; %9,9 ve %8,2 mutlak yaygınlık oranları ile en yaygın bitki paraziti nematod türleri olarak tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada tespit edilen kök-ur nematodlarından Meloidogyne incognita'nın Türkiye'de maydanozda tespit edildiğine dair bir kayda ulaşılamamış olup bu çalışmayla ilk kez tespit edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Bitki korumaEntomolojiNematodlar
İsmail Özcan
Sivas University of Science and Technology · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

900 Mhz radyasyona maruz bırakılan bitkilerde çimlenme, köklenme, gövde ve yaprak gelişimi

Bitkiler büyümek için su, toprak ve güneş ışığına ihtiyaç duyar. Güneş ışığı elektromanyetik spektrumun görünür bölgesini kapsamaktadır. Görünür bölgenin yanı sıra, iyonize olmayan elektromanyetik spektrum da bitki büyümesinde etkilidir. Bu nedenle, ticaret veya kamu hizmetlerinde kullanılan belirli bantlar araştırılmaya değerdir. Bu çalışma, özellikle 900 MHz mobil telefon frekansına odaklanarak, bu frekansa maruz bırakılan bitkilerin gelişimi sırasında fiziksel ve morfolojik özelliklerini nasıl etkilendiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Dokuz farklı bitki türü (börülce, kabak, salatalık, nohut, mısır, karpuz, biber, domates ve susam) 900 MHz frekansına bir dalga kaynağı (~200 mV/m) aracılığıyla maruz bırakılmıştır. Kaptaki tohumlar, antenden 30 cm uzaklıkta eşit mesafede daire şeklinde yerleştirilmiştir ve tam ortada elektromanyetik dalga kaynağının anteni bulunmaktadır. Kontrol ve tahrik (radyasyon) gruplarını ayırmak için radyasyon koruyucu kumaş kullanılmıştır. Deney iki kez tekrarlanmıştır. Parametrelerdeki farklılıkları en aza indirmek için ortam kontrol altında tutulmuştur. Tohumların çimlenmesi, köklenme ve sürgün ile yaprak gelişimi, ekimden itibaren 24 günlük büyüme sürecinde nicel ve nitel olarak takip edilmiştir. Bu deneyler iki kez tekrarlanmıştır. İkinci deneyde sıcaklığın azalmasına bağlı olarak bitkilerin zarar görmemesi için sera kurulumu yapılmıştır. İlk deneyde, çimlenme işlemi 3'üncü günden itibaren başlamıştır. Ortalama çimlenme oranı %56, kök uzunluğu ise yaklaşık 11 cm idi. Tekrar edildiğinde, sıcaklığın düşmesi çimlenme oranını artırdı (%74) ancak çimlenme bir hafta sonra başlamıştır. Saplar daha kalın, yapraklar daha büyük ve canlıydı. Kök uzunluğu ise yaklaşık 12 cm olmuştur. Saksı boyutunun büyütülmesi kök saçaklanmasını artırmıştır. Her deneydeki bitkiler kendi içerisinde değerlendirilmiştir. Bütün bitki türlerinde 900 MHz elektromanyetik radyasyona maruz bırakılmasının, genel olarak çimlenme, sürgün ve yaprak büyümesi ile kök uzunluğu üzerinde herhangi bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bilgi, bu frekansta çalışan cep telefonu operatörleri için büyük değer taşıyabilir. Bununla birlikte, bitkilerle benzer deneyleri faklı frekans bantlarında yapmak ve elde edilen sonuçların bitki verimliliğinin sağlanması ve istenilen zamanda hasat yapılması için kullanılması uygun olacaktır.

Bitki gelişimiBitki korumaBitki morfolojisi+7
Büşra Öztürk
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinde doğu meyvegüvesi (Cydia molesta Lep.: Tortricidae)'nin yayılış alanı ve bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2008-2009 yıllarında Çanakkale ilinde Doğu Meyvegüvesi, Cydia molesta'nın yayılış alanını ve popülasyon gelişmesini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Çalışma şeftali üreticilerinin sorunlarının belirlenmesi, C. molesta'nın Çanakkale il sınırları içersindeki yayılış alanının belirlenmesi ve bu zararlının popülasyon gelişmesinin takip edilmesi şeklinde üç kısımdan oluşmuştur. Şeftali üreticilerinin sorunlarını belirlemek amacıyla bir anket çalışması yapılmıştır. Anket 12 sorudan oluşmuş ve şeftali yetiştiriciliği yapılan tüm bölgelerdeki yerleşim birimlerinde çalışmanın gerçekleştirilmesine dikkat edilmiştir. Zararlının Çanakkale'deki yaygınlığını belirlemek amacıyla belirlenen bahçelere feromon tuzakları asılarak periyodik olmayan zaman aralıkları ile örneklemeler yapılmıştır. Zararlının popülasyon gelişmesini belirlemek için Merkez ilçe ile Lapseki ve Bayramiç ilçelerinde belirlenen bahçelere feromon tuzakları asılarak haftada bir kez periyodik olarak kontroller gerçekleştirilmiştir.Anket çalışması sonucunda üreticilerin en önemli sorunlarının zirai mücadele ve pazarlama konusunda olduğu görülmüştür. Yaygınlık çalışması sonucunda zararlının şeftali yetiştiriciliğinin sınırlı olduğu yerler dahil olmak üzere bulunabildiği görülmüştür. Popülasyon gelişiminin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmada ise zararlının yıllara göre değişmekle birlikte Çanakkale'de genellikle yılda 3?4 nesil oluşturduğu sonucuna varılmıştır.

Bitki korumaFeromonlarPopülasyon+2
İlke Özbek
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinde elma içkurdu (Cydia pomonella (L) (Lepidoptera: Tortricidae))'nun popülasyon gelişmesinin ve bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2008-2009 yıllarında Çanakkale ilinde Elma içkurdu, (Cydia pomonella)' nun popülasyon gelişmesinin takip edilmesi ve laboratuar koşullarında bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.Zararlının popülasyon gelişmesini takip etmek amacıyla bahçelere feromon tuzakları asılarak bu tuzaklara yakalanan C. pomonella ergin bireyleri periyodik olarak sayılmıştır. Ayrıca zararlının larva ve pupa gelişme süresi ile ergin ömrünü belirlemek amacıyla kontrollü koşullardaki iklim odasında bir deneme kurulmuştur.Çalışma sonucunda popülasyon gelişmesine bakıldığında zararlının yıllara göre değişmekle birlikte genellikle nisan sonu-mayıs başında ergin çıkışlarının başladığı ve zararlının yılda 2-3 döl verdiği belirlenmiştir. Grafiklere göre zararlının popülasyon gelişimi düzensizdir. Bu durumun üreticinin gerçekleştirdiği kimyasal mücadele uygulamalarından kaynaklandığı düşünülmektedir. Laboratuar çalışması sonucunda ise zararlının larva gelişme süresinin ortalama 21,6 gün, pupa gelişme süresinin ortalama 13,9 gün ve ergin ömrünün ortalama 7,2 gün sürdüğü belirlenmiştir.

Bitki korumaCydia pomonellaElma içkurdu+3
Ali Kürşat Şahin
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Zeytin fidan tırtılı (Palpita unionalis), (Lep: Pyralidae)' nın biyolojisi ve laboratuarda üretilmesi amacıyla yapay besin ortamlarının geliştirilmesi

Bu çalışma zeytin fidan tırtılının, Palpita unionalis Hübner, laboratuvarda zeytin üzerinde ve yapay besin ortamlarında biyolojisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda zararlının yumurta, larva, pupa ve ergin dönemleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca yapay besin ortamları test edilmiş ve en uygun besin ortamı belirlenmiştir. Çalışmada, kontrollü koşullarda 24±1oC sıcaklık, %65 oransal nem ve 16: 8 fotoperiyotta, doğal konukçusu üzerinde beslenen zeytin fidan tırtılı laboratuvar kolonisi elde edilmiştir. Zeytin fidan tırtılının ergin öncesi gelişme dönemleri belirlenmiştir. Laboratuvarda yumurtaların gelişme süresinin 4,16±0,09 gün sürdüğü, 6 larva dönemi bulunan zeytin fidan tırtılının larva gelişme süresinin ortalama 23,35±2,13 gün olduğu ve pupa gelişme süresinin 9,87±1,03 gün olduğu belirlenmiştir. Dişi ve erkek bireylerde ergin ömürlerinin sırasıyla 16,00±1,57 gün ve 16,3±1,21 gün olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, zeytin fidan tırtılının ergin öncesi gelişme süresinin 36,94±1,23 gün olduğu belirlenmiştir. Bir dişinin yaşamı boyunca ortalama 352,0±42,9 adet yumurta bıraktığı tespit edilmiştir. Laboratuvarda erginlerin eşey oranı 1?/1,2? olarak belirlenmiştir.Zeytin fidan tırtılı larvaları yapay besin üzerinde test edildiğinde, larvaların canlı kalma oranları zeytin yapraklarında %60, test edilen yapay besinde, %64,6 ve yapay besin + %10 zeytin yaprakları içeren ortamda %48,3 olarak tespit edilmiştir. Ergin çıkış oranlarını ise aynı besinlerde sırasıyla, %72,05, %58,03 ve %56,7 olarak belirlenmiştir.

Bitki korumaZararlı böceklerZararlılar+1
Çiğdem Yılmaz
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinde pırasa sarı çizgi virüsü (Leek yellow stripe virus; LYSV)'nün biyolojik ve moleküler karakterizasyonu

Bu çalışmada Çanakkale il ve ilçelerinden 2009-2010 üretim yılı içinde bir sörvey çalışması yürütülerek Pırasa sarı çizgi virüsü (Leek yellow stripe virus; LYSV)'ne benzer simptom gösteren pırasa bitkilerinden 77 örnek toplanmıştır. Toplanan örnekler LYSV'nin varlığını belirlemek amacı ile DAS-ELISA ve RT-PCR analizleri ile test edilmiştir. DAS-ELISA ve RT-PCR testleri sonucunda 77 örnekten 51 tanesi LYSV ile infekteli bulunmuştur. İnfekteli bulunan örnekler içerisinden elde edildiği ilçeler göz önünde bulundurularak belirli sayıda izolat biyolojik özelliklerini belirlemek amacı ile değişik gösterge bitkilere mekanik inokulasyon yöntemi ile inokule edilmiş, moleküler özelliklerini belirlemek amacı ile kılıf protein genleri klonlanarak nükleik asit dizilimleri belirlenmiştir. Klonlama ve sekans analizi yapılan LYSV izolatlarına özgü kılıf protein genlerinin nükleotid dizilimleri gen bankasında bulunan ve dünyanın farklı üretim bölgelerinden LYSV izolatlarının CP genleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda ülkemiz LYSV izolatlarının CP genlerinin nükleotid düzeyinde % 97-98, dünya izolatları ile % 77-95 oranında bir benzerliğe sahip olduğu bulunmuştur. Yapılan filogenetik analizler sonucunda ise Çanakkale izolatlarının dünyanın farklı bölgelerindeki izolatlarla farklı düzeylerde genetik ilişki gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca bu izolatlar Western blot analizi yöntemiyle kılıf proteinleri analiz edilmiştir. Western blot analizi çalışmalarında tüm izolatlara özgü 34 kDa ağırlığında kılıf proteini elde edilmiştir.

Bitki hastalıklarıBitki korumaBitki virüsleri
Ezgi Kurtuluş
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilinde karnabahar mozaik virüsü (Cauliflower mosaic virus; CaMV) izolatlarının tanılanması ve karakterizasyonu

Bu çalışmada Çanakkale ili ve ilçelerinde 2010-2011 üretim yılları içinde bir sörvey çalışması yürütülerek Karnabahar mozaik virüsü (Cauliflower mosaic virus; CaMV)'ne benzer simptom gösteren karnabahar ve lahana bitkilerinden 84 örnek toplanmıştır. Toplanan örnekler CaMV'nin varlığını belirlemek amacıyla DAS-ELISA ve/veya PCR yöntemiyle test edilmiştir. DAS-ELISA ve/veya PCR testleri sonucunda 84 örnekten 63 tanesi CaMV ile infekteli bulunmuştur. İnfekteli bulunan örnekler içerisinden elde edilen bazı izolatların moleküler özelliklerini belirlemek amacıyla kılıf protein (CP) genleri klonlanarak nükleik asit dizilimleri belirlenmiştir. Klonlama ve sekans analizi yapılan CaMV izolatlarına özgü nükleotid dizilimleri gen bankasında bulunan ve dünyanın farklı üretim bölgelerinden CaMV izolatlarının kılıf protein genleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda ülkemiz CaMV izolatlarının CP genlerinin nükleotid düzeyinde % 93-100, dünya izolatları ile % 92-97 oranında bir benzerliğe sahip olduğu bulunmuştur. Yapılan filogenetik analizler sonucunda Çanakkale izolatlarının dünyanın farklı bölgelerindeki izolatlarla farklı düzeylerde ilişki gösterdiği saptanmıştır. Bazı izolatlara yapılan Western blot analizi sonucunda 44 kDa, 39 kDa ve 37 kDa ağırlığında proteinler elde edilmiştir.

Bitki korumaBitki virüsleriEnzime bağlı immünosorbent testi+1
Hasan Tuna Tuzlalı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının ın vıtro katı kültürde üretiminin optimizasyonu

Entomopatojen nematodlar (EPN) dünya genelinde yaygın biçimde kullanılan biyolojik mücadele etmenleridir. Nemata şubesinin Rhabditida takımı Heterorhabditidae ve Steinernematidae familyalarına bağlı olan bu organizmalar toprak altında yaşamakta ve yaşam döngülerinin devamı için bir konukçu böceğe ihtiyaç duymaktadır. Biyolojileri gereği konukçu böceği öldüren ve içerisinde üreyen EPN' ler daha sonra toprağa geçerek yeni konukçu arayışında bulunurlar. Konukçu arama özelliği, klasik alet ve ekipmanlar ile uygulanabilmeleri, doğaya ve insana zararsız olmaları ve 250' den fazla böceğe etkili olmaları gibi olumlu özellikleri sayesinde son yıllarda biyolojik mücadele pazarında kendilerine önemli bir yer edinmişlerdir. Ancak birçok biyolojik mücadele etmeninde olduğu gibi EPN' lerin de önemli olumsuz özelliklerinden biri ticari üretimlerinin pahalı olmasıdır. Bu amaçla uzun yıllardır araştırmalar yapılmakta ve hem doğrudan hem dolaylı yollardan üretim, depolama ve taşıma maliyetlerinin düşürülmesi amaçlanmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalardan birisi de üretim ortamı ve fiziksel bazı ölçütlerin optimize edilmesidir. Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Nematoloji Laboratuvarı' nda 2010-2013 yılları arasında yürütülen bir proje kapsamında üstün özelliklere sahip bir hibrit ırk elde edilmiş ve bu ırka patent alınmıştır. Heterorhabditis bacteriophora türüne ait olan HBH hibrit ırkının ülkemize ait olması ve biyo-ekolojik olarak ülkemiz şartlarına adapte olması önemli olarak görülmektedir. Bu amaçla HBH hibrit ırkının in vitro katı kültürde üretiminin optimizasyonu ve bu sayede üretim veriminin artırılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda tez çalışmasında üretim ölçütleri olarak içerisinde ek besin maddeleri bulunan (soya lesitini, yumurta sarısı) farklı ortam içerikleri, sıcaklık (24, 28 ve 32 °C) ve üretim ortamının pH değeri (5, 7 ve 9) kullanılmıştır. Farklı ölçüt değerleri kullanılarak yapılan üretim sonuçları incelendiğinde, hermafrodit yumurta sayısı ve toplam infektif jüvenil sayısı bakımından içerisinde soya lesitini bulunan, 28 °C' de ve pH 7 değerinde yapılan üretimin istatistiksel olarak en verimli kombinasyon olduğu belirlenmiştir. pH 9 değerinin değerlendirme ölçütleri üzerine istatistiksel olarak olumsuz etkiler gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması ile HBH hibrit ırkı için bazı önemli üretim ölçütlerinin katı kültürde üretim için optimum değerleri belirlenmiştir.

Bitki korumaEntomopatojen nematod
Tufan Can Ulu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Avcı böcek, Seranginum parcesetosum sicard (Coleoptera: Coccinellidae)'un gelişme süresi ve ölüm oranı üzerine konukçu bitkilerin etkisi

Çalışmada, pamuk (Çukurova-1518 ve Deltapine) ve patlıcan (Pala ve Çukurova topağı) çeşitleri üzerinde üretilen Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci Gennadius (Horn: Aleyrodidae) ile beslenen Serangium parcesetosum Sicard (Col: Coccinellidae)'un ergin öncesi dönemlerinin gelişme süreleri ve ölüm oranlan, preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri ile yumurta verimleri 25 + 1 °C sıcaklık ve % 65 + 5 orantılı nem koşullarında çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerden avcının bu bitkiler üzerindeki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. S. parcesetosum ergin öncesi toplam gelişme süresini 22.9 gün ile en kısa sürede Çukurova-1518 pamuk çeşidi üzerinde, en uzun ise 28.0 gün ile Çukurova topağı patlıcan çeşidi üzerinde tamamlamıştır. Ergin öncesi dönemlerdeki toplam ölüm oranlarına baktığımızda en az ölüm % 20.8 ile Çukurova-1518 pamuk çeşidinde en fazla ise % 48.9 ile Pala patlıcan çeşidi üzerinde görülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda pamuk ile patlıcan bitkileri arasında S. parcesetosum 'a ait gerek ergin öncesi dönemlerin gelişme süreleri ve gerekse bu dönemlerdeki ölüm oranları arasındaki farkın önemli olduğu, çeşitlerin kendi aralarındaki farkın ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. S. parcesetosum 'un pamuk çeşitleri (Çukurova-1518 ve Deltapine) üzerinde ölüm oranının düşük ve üreme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle kitle üretimi için en uygun konukçu bitkinin pamuk olduğu kanısına varılmıştır.

Bemisia tabaciBeyaz sinekBitki koruma+1
Gonca Vatansever
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Adana İlinde çiftçi şartlarının depolanmış ürünlerde zararlıların tespiti

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA İLİ'NDE ÇİFTÇİ ŞARTLARINDAKİ DEPOLARDA ZARARLILARIN TESBİTİ BERRİN ÇANKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA BÖLÜMÜ ENTOMOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. A. FARUK ÖZGÜR Yıl: 1998, Sayfa:27 Jüri : Prof. Dr. A. Faruk ÖZGÜR Doç. Dr. M. Rifat ULUSOY Doç. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Adana ilinde merkez ilçeye bağlı Küçük Çıldırın, Yolgeçen, Gökçeler, Akkuyu ve Çınarlı köylerine Ekim 1996-Ağustos 1997 tarihleri arasında, çiftçi şartlarındaki depolarda surveyler yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda Insecta sınıfına bağlı 3 takımdan 11 familyaya bağlı toplam 13 zararlı türe rastlanmıştır. Bunlara ek olarak çok sayıda Akar türü de bulunmuştur. Yapılan araştırmanın sonucunda en yaygın türlerin Si tophi his oryzae (L.), Rhizopertha dominica (F.), Tribolium castamum (Herb.), Trogium pıılsatorhım (L.), Plodia interpunctella (Hübner) ve Sitotraga cerealella (Olivier) olarak belirlenmiştir. Bu köylerde ikinci derecede önemli türler olarak Oryzaephilus surinamensis (L.), Cryptolestesferrugineus (Steph.) tesbit edilmiştir. Hayvan yemlerinde ise çok sayıda Akar türüne rastlanmıştır, Buğdayda S. oryzae, R. dominica, Trogium pulsatorium, arpada S. oryzae, R. dominica, S. cerealella, bulgurda T. castaneum arpa ezmesi ve mısır yeminde bazı Akar türlerinin zararlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, depo ürünleri, depo zararlıları, Adana

AdanaAkarlarBitki koruma+2
Berrin Çankaya
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Domates bakteriyel kara leke hastalığının (Pseudomonas syringae pv. tomato) tanımlanması, ırklarının belirlenmesi ve kimyasal savaşıma alternatif yöntemlerin saptanması üzerinde araştırmalar

Bu çalışmada Pseudomonas syringae pv. tomato (PST)'nıın neden olduğu domates bakteriyel kara leke hastalığı fizyolojik, biyokimyasal, patojenite, ELISA ve PCR testleri ile tanımlanmıştır. Ontario 7710 fidelerinin kullanılmasıyla Türkiye'de PST ırk l'in varlığı bu araştırma ile belirlenmiştir. PST' nin toprakta yaşamını sürdüremediği fakat topraktaki infekteli bitki artıklarında ve tohumlarda yaşamını sürdürebildiği bulunmuştur. Bunlar Çukurova Bölgesinde PST' nin ilk inokulum kaynaklan olarak değerlendirilmişlerdir. Toplam 47 farklı domates tohum örneği in direkt immunofloresans (IFAS), yan seçici besi yeri kullanımı ve tohum çimlenmesinden sonraki 7 gün içinde kotiledonlar üzerinde tipik hastalık simptomlannın incelemeleriyle testlenmiştir. Sadece 1 tohum ömeği PST ile bulaşık bulunmuştur. Tohumdaki PST'yi elemine etmek için bronopol ve bakır asetat en etkili tohum uygulamaları olarak bulunmuştur. Ayrıca PST' ye karşı kimyasal kontrole alternatif kontrol yöntemler (biyolojik kontrol ve toprak solarizasyonu) araştınlmıştır. Toprak, tohum ve yeşil aksamdaki PST inokulumuna karşı bazı antagonistler (4Klf, MTD1) iyi etkiye sahip bulunmuşlardır. Toprak solarizasyonu toprağın 30 cm derinliğine kadar etkili olmuş, hastalık oluşumu % 77 azaltılmıştır ve PST' ye karşı etkili bir kontrol yöntemi olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : domates bakteriyel kara leke hastalığt, ELISA, PCR, IFAS, ırklar, yaşam, tohum uygulamaları, biyolojik kontrol, toprak solarizasyonu

Bitki hastalıklarıBitki korumaDomates+3
Yeşim Aysan Yiğenoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has

öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,

AdanaBitki korumaExserohilum turcicum+3
Veli Çetin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Harran ovası koşullarında pamukta Thrips tabaci Lind. (Thysanoptera: Phripidae) populasyonunun bitki gelişimine ve kütle verimine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, yapılan sörvey ve kurulan denemelerle, Harran ovasında, T. tabaci hin, pamuk bitkisinin gelişmesine ve kötlü verimine etkisi araştırılmıştır. 1996-1998 yıllarında yapılan sörveylerde, T. tabaci populasyonu her yıl aynı yoğunlukta gelişmemiş, yoğunluğunun yüksek olduğu yıllarda, ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olabilecek seviyenin üzerine çıkmıştır. Yapılan bitki, parsel ve tarla denemelerinde bitkinin temel gelişim döneminde, T. tabacfmn. populasyon yoğunluğunun artışıyla orantılı olarak, bitkide tarak gelişmesi, koza gelişmesi gerilemiş, açılmış koza sayısında ve kütlü veriminde düşüşler olmuştur. T. tabaci populasyonu, bütün denemelerde, teknik talimatta % 15 bulaşık bitki olarak belirtilen Ekonomik Zarar Eşiğinin çok üzerine çıkmıştır. T. tabaci populasyonunun, bu eşiğin üzerine çıktığı bir çok karakterde oluşan ürün kaybı bir ilaçlama için hesap edilen ürün miktarının altında olmuştur. T. tabaci populasyonunun 4-5 adet/yaprak seviyesi üzerinde geliştiği bitkilerde kütlü veriminde oluşan kayıplar, bir ilaçlama için hesap edilen kütlü miktarının üzerinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Thrips tabaci Lind., Pamuk (Gossypium hirsutum L.), Harran ovası, GAP

Bitki gelişimiBitki korumaDoğal düşmanlar+6
Levent Efil
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Elma phyllosphere mikoflorası'nın karaleke hastalığı etmeni Venturia inaequalis (Cke.) wint.'e antagonistik etkilerinin saptanması

Bu çalışmada elma karaleke hastalığı etmenine {Venturia inaequalis (Cke.) Wint.)'duyarlılıklan farklı Granny Smith, Starkspur Golden ve Starkrimson elma çeşitlerinin yapraklarından periyodik aralıklarla yapılan 5 izolasyonun sonucunda 43 farklı fungus tür veya izolatlan saptanmıştır. Elma fillosferinde Cryptococcus (beyaz maya), Sporobolomyces (pembe maya), Alternaria, Penicillium, Cladosporium, Epicoccum, Heterosporium, Papularia, Peyronellaea ve Papularia fungal türleri belirlenmiştir. Yaprak yüzey mikroorganizmaları suda süspanse edilerek cm2 yaprak yüzeyindeki fungal populasyon hesaplandığında her üç elma çeşidinde de Aurebasidium ve Cryptococcus türlerinin toplam fungus populasyonunun büyük bir kısmını oluşturduğu görülmüştür. In vitro' da. V. inaequalis' 'in miseliyal gelişimini değişik antagonistik yöntemlere göre en iyi inhibe ettiği saptanan fungus izolatlan Cryptococcus (A21), Sporobolomyces (A3), Penicillium (A8, Ali) ve Papularia (Al) türleri olmuştur. İkili kültür çalışmalarının sonucunda Cryptococcus, Sporobolomyces, Alternaria altenata, Papularia ve Epicoccum türlerinin ürettikleri uçucu antibiyotiklerin V. inaequalis' m. miseliyal gelişimini %100 inhibe ederek diğer izolatlara göre daha etkili oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Venturia inaequalis, Mikoflora, Fungal Antagonizm, Elma, İkili Kültür

Bitki hastalıklarıBitki korumaElma+3
H. Handan Mimtaş Altınok
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa İli tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan agromyzidae (diptera) türleri, yayılışları, konukçuları, zarar şekilleri ve parazitoitlerinin saptanması

oz DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA ILI TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA BULUNAN AGROMYZIDAE (DIPTERA) TÜRLERİ, YAYILIŞLARI, KONUKÇULARI, ZARAR ŞEKİLLERİ VE PARAZİTOİTLERİNİN SAPTANMASI Emine ÇIKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Nedim UYGUN : Yıl 2001, Sayfa: 207 Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Prof. Dr. Faruk ÖZGÜR : Prof. Dr. Abuzer YÜCEL : Doç. Dr. Cafer MART : Yrd. Doç. Dr. H. Sungur CİVELEK Bu çalışma 1999-2001 yıllarında Şanlıurfa ili tarım ve tarım dışı alanlardaki Agromyzidae (Diptera) familyasına bağlı türleri, bu türlerin konukçularını, yayılış, zarar şekilleri ve parazitoitlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada Agromyzidae türleri, bulaşık bitki örneklerinin laboratuvar koşullarında kültüre alınmasıyla ve survey yapılan alanlarda atrap yardımıyla toplanmış ve Agromyzinae altfamilyasından 3 cinse ait 6 tür; Phytomyzinae altfamilyasından da 6 cinse ait 14 tür olmak üzere toplam 20 tür saptanmıştır. Belirlenen bu türler içerisinde Agromyzinae altfamilyasından Agromyza albipennis Meigen, 1830, Melanagromyza vignalis Spencer, 1959 ve Phytomyzinae altfamilyasından da Liriomyza hieracivora Spencer, 1971, Pseudonapomyza atra (Meigen, 1830), Ps. spicata (Malloch, 1914), Ps. spinosa Spencer, 1973, Phytomyza chelonei Spencer, 1969, türleri yeni kayıt olarak kaydedilmiştir. Ayrıca zararlı türler içerisinde Liriomyza trifolii (Burgess) ve Chromatomyia hordeola (Goureau)'nın yaygın ve önemli türler olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 26 adet parazitoit tür saptanmış, bu türlerden Eulophidae (Hymenoptera) familyasından yer alan Diglyphus isaea Walker ve D. minoeus Walker'un yaygın ve yoğun türler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Agromyzidae, Parazitoit, Tarım ve Tarım Dışı Alanlar, Şanlıurfa

AgromyzidaeBitki korumaParazitoidler+1
Emine Çıkman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Agrobacterium tumefaciens aracılığı ile hıyarın (Cucumis sativus L.) genetik transformasyonu ve bitki regenerasyonu

Kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt II) ve P-glukuronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens'm pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile hıyar bitkisine (Cucumis sativus L.) gen transferi yapılmıştır. In vitro koşullarda tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçaları farklı hormon konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en uygun sürgün regenerasyon ortamının 2 mg/1 zeatin içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir. Denenen bitki doku parçalarından en fazla bitki regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilmiş kotiledon yapraklarının sapa bağlanan kısımlarından elde edilmiştir. Doku parçalan A. tumefaciens ile 2 gün süre ile ko- kültüre alınmıştır. Kanamisinli ortamlarda seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS+ analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimleri gözlenmiştir. Transgenik dokulardan regenere olan sürgünler basal MS ortamı üzerinde 3 hafta süre ile kültüre alınarak kök gelişimi teşvik edilmiştir. 10 cm uzunluğa ulaşan ve kök oluşturan bitkiler toprağa aktarılarak bitkilerin doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmıştır. Bu bitkilerin normal çiçek ve meyve oluşturduktan gözlenmiştir. Transgenik bitkilerden DNA izolasyonlan yapılmış ve aktarılan npt II ve GUS genlerini belirlemek için PZR analizleri yapılmıştır. Böylece hıyar bitkisine A. tumefaciens aracılığı ile gen transferi için etkili bir protokol oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler ; Agrobacterium tumefaciens, Cucumis sativus, Transgenik Bitki, Bitki Regenerasyonu, Hıyar

Bitki korumaBitki rejenerasyonuCucumis sativus+4
Ela Köse
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00

Related subjects