Birinci basamak sağlık hizmetleri

88 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yetişkinlerin deri kanseri hakkında bilgi düzeyleri ve güneş ışınlarından korunma durumları

Amaç: Bu araştırmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yetişkinlerin deri kanseri hakkında bilgi düzeyleri ve güneş ışınlarından korunma durumlarını belirlemek amaçlandı. Yöntem: Çalışma kesitsel tanımlayıcı tasarıma sahip olup Şubat-Eylül 2020 tarihleri arası arasında belirlenen dört ASM'ye herhangi bir neden ile başvuran, erişkinlere yapılmıştır. Anket sosyodemografik bilgiler ve fiziki yapı ile ilgili 12 soru, güneş kremi kullanma durumu ve güneş ışınlarının korunmayla ilgili 14 soru, Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeğinin 25 sorusu olmak üzere toplam 51 sorudan oluşmaktaydı. Bulgular: Çalışmaya 815 gönüllü katıldı. Katılımcılardan 458 (%54.9) kişi kadın, 377 (%45.1) kişi erkek olup yaş ortancası 27 (min:18-maks:65) idi. Güneş kremi kullanan 319 (%38.2) kişinin 83'ü (%26) her mevsim düzenli kullanıyordu. 119 (%23.1) kişi pahalı olduğu için güneş kremi kullanmıyordu. Katılımcılardan 738 (%88.4) kişi güneşten korunmak için aldığı önlem gölgede durmaktı ve ortalama alınan önlem sayısı ise 3.32±1.33 idi. Deri Kanseri ve Güneş Bilgi Ölçeği puan ortancası 14 (min:3-maks:23) bulundu. Yaş ile ölçek puanları arasında negatif korelasyon olduğu görüldü (r=-0.185; p˂0.001). Gelir seviyesi iyi olanların ve üniversite/yüksekokul mezunlarının kendi kategorilerinde ölçek puanı yüksekti (p˂0.001). Kadınların 258 (%56.3) kişi, erkeklerin ise 61 (%16.2) kişi güneş kremi kullanıyordu (p˂0.001). Ayrıca gelir seviyesi iyi olanlarda ve üniversite/yüksekokul mezunlarında güneş kremi kullanma oranı daha fazlaydı (p˂0.001 ve p˂0.001). Cilt kanserine yakalanma fiziksel risk faktörü olmayan katılımcılardan 19 (%46.3) kişi 50 faktör ve üstü güneş kremi kullanmaktaydı. Sonuç: Toplumun, özellikle ileri yaş ve düşük öğrenim durumuna sahip kişilerin güneşin zararlı etkilerini bilme, güneşten korunma, cilt kanseri hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaçları vardı. Ayrıca güneş kremi kullananlar da krem kullanımı hakkında yetersiz bilgiye sahipti. Anahtar kelimeler: Cilt kanseri, Güneşten korunma, Aile Hekimliği

Bilgi düzeyiBirinci basamak sağlık hizmetleriDeri hastalıkları+6
Yalçın Akgün
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumları

Amaç: Bu çalışmada birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp ile ilgili tutumu ve kullanım durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından izin verilen dört Aile Sağlığı Merkezine 01 Haziran 2020 – 31 Ağustos 2020 tarihleri arasında herhangi bir nedenle başvuran 18-65 yaş arası hastalardan katılmayı kabul eden 303 hasta ile gerçekleştirildi. Çalışma anketimiz sosyodemografik bilgileri içeren 12 soru ve GETAT ile ilgili tutum ve kullanım durumu sorularını içeren 22 sorudan oluşturuldu. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 35,8±13,8 yıl olup, GETAT kullanan hastalar daha yaşlıydı (p=0,027). Katılımcıların %44,2'si (n=134) erkekti ve GETAT kullanımı her iki cinste de benzerdi (p=0,247). Çalışmada GETAT kullanma oranı %24,1'di (n=73). GETAT kullanımı sağlık çalışanlarında ve işsizlerde anlamlı olarak yüksek bulundu (p= 0,045). GETAT kullanımı ile öğrenim durumu, gelir seviyesi, sağlık güvencesi, medeni durum, ikamet yeri, sosyal alışkanlıklar, komorbidite ve ilaç kullanımı ile arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı. GETAT ile ilgili bilgi kaynaklarının başında, %30,7 (n=93) ile sosyal medya ve %30,4 (n=92) ile arkadaş/komşu gelmektedir. En sık GETAT kullanma sebebinin, daha önce aynı şikayetlerle tekrarlayan doktor başvurusu (%76,6) olduğu tespit edildi (n=56). En sık kullanılan yöntemin %28,4 (n=86) ile fitoterapi ve %22,8 (n=69) ile sülük tedavisi olduğu saptandı. Olguların GETAT'a en sık kas iskelet hastalığı (%43,8) sebebiyle başvurduğu tespit edildi (n=32). Sonuç: GETAT yöntemleri modern tıbba yardımcı olarak kullanılabilecek yöntemler olup, GETAT ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar ile kullanılan yöntemlerin geliştirilmesine katkıda bulunulması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp, Birinci basamak, Tutum, Aile Hekimliği

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriTamamlayıcı tedaviler+2
Eren Babacan
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Birinci basamak hekimlerinin diabetes mellitus hastalığında akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzlarını takip etme konularındaki tutumları

Birinci Basamak Hekimlerinin Diabetes Mellitus Hastalığında Akılcı Tetkik İsteme Ve Güncel Tedavi Kılavuzlarını Takip Etme Konularındaki Tutumları Amaç: Ülkemizde ve dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan diabetes mellitus ile ilgili daha sıkı bir mücadele yürütülmesi komplikasyonları azaltacaktır. Bunlara ek olarak ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının iş yükü azaltılabilecektir.Bu çalışmada amaç birinci basamakta çalışan hekimlerin diabetes mellitus hastalığının tanı, tedavi ve takibinde akılcı tetkik isteme ve güncel tedavi kılavuzları takip etme konularındaki tutumlarını belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma 1 Haziran 2018 – 01 Aralık 2018 arasında Çorum ili merkez sınırları içerisinde yer alan 32 adet Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Çorum'a bağlı 13 tane ilçede 43 adet ASM'de görev yapmakta olan hekimlerin katılımıyla yürütülmüştür. Bu çalışma kesitsel tipte bir çalışma olup, 78'i erkek (%75,7), 25'i kadın (%24,3) toplam 103 hekim ile yüz yüze görüşülmüş hekimlerin bazı tanımlayıcı özelliklerine göre oluşturulan gruplar arasında "diabetes mellitus (DM) tanı ve takibindeki bilgi ve tutumlarının değerlendirildiği anketten" aldıkları alt bölüm ve total puanlar karşılaştırılmıştır. Bulgular: Bu çalışmaya katılan hekimlerin %90,3'ü aile hekimi, %9.7'si aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin yaşa göre dağılımları incelendiğinde %52'sinin 40-49 yaş arasında, %24'ünün 30-39 yaş arasında olduğu gözlenmiştir. Katılımcıların tüm bölümlere ve alt bölümlere verdiği doğru cevaplar üzerinde yapılan karşılaştırmalar sonucunda kadın aile hekimlerinin total verdiği cevap sayısı ve puanı (p=0,008), aile hekimliği uzmanlarının tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,019), güncel DM rehberlerini takip eden hekimlerin güncel rehber dışındakileri takip edenlere oranla tanı kriterlerini bilme puanları (p=0,001), HbA1c takibi puanları (p=0,045) ve toplam puanları (p=0,005) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Sonuç: Dünyada en sık görülen kronik hastalıklardan biri olan DM'de aile hekimlerinin tutum ve bilgi düzeyleri artırılmalıdır. Mezuniyet sonrası hizmet içi eğitimler verilerek güncel rehberlerin hekimlerle paylaşılması DM hastalığı ve komplikasyonları ile ilgili daha etkili bir mücadele sürdürülmesini sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Diabetes Mellitus, Aile Hekimliği, Farkındalık

Aile hekimliğiBirinci basamak sağlık hizmetleriDiabetes insipidus+6
Ömür Görgülü
Hitit University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversite eğitim Aile Sağlığı Merkezine hastalar hangi tanılarla başvuruyor? Hasta profilinin retrospektif değerlendirilmesi

Aile hekimliği bireyin sağlık sistemiyle ilk temas noktasıdır. Hekim, henüz ayrışmamış olan hastalıkların erken dönemi ile karşılaşır ve bu durum tanı zorluğu yaşatır. Sağlık sisteminin merkezinde olan bu disiplinde uzmanlaşma ve yeterli bir eğitimle beraber, hasta profilinin tanınıp buna uygun değerlendirme yapmak çok önemlidir. Çalışmanın amacı, Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'mize başvuran hasta profilini değerlendirmek ve bu doğrultuda uzmanlık eğitim müfredatında dikkat edilmesi gereken noktalara katkı yapmaktır. Çalışmanın evrenini Kasım 2019-Kasım 2020 tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalına bağlı Bursa Nilüfer 36 No'lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi'ndeki hasta kayıtları oluşturmaktadır. Çalışmada 1725 hasta değerlendirmeye alınmıştır. Veriler retrospektif olarak, mevcut hasta dosyaları taranarak elde edilmiştir. Çalışmada, başvuranların yaş ortalaması 42,94±20,71 idi. En fazla başvuruda bulunanlar 26-65 yaş grubuydu. Başvuranların %31,7'si erkek, %68,3'ü kadındı. Bireylerin %83,9'u sigara kullanmıyorken, %16,1'i sigara kullanıyordu. Erişkin aşılama durumuna bakıldığında başvuranların %47,3'ü en az bir kez aşılanmıştı. Bireylerin %53,4'ünün en az bir tane kronik hastalığı vardı, en sık görülen kronik hastalık hipertansiyon idi. Başvuru nedenlerinden en sık görülenler ilaç yazdırma, genel kontrol ve boğaz ağrısı iken; en sık görülen tanılar genel tıbbi muayene, akut üst solunum yolu enfeksiyonu ve laboratuvar muayenesiydi. Başvurularda en sık yapılan işlem reçete yazılması (%70,4); en sık verilen danışmanlık, beslenme ve diyet düzenlenmesi idi. Birinci basamak sağlık hizmetleri ne kadar güçlü ise, o ülkenin sağlık sistemi o kadar iyi çalışıyor demektir. Birinci basamakta tutulan hasta kayıtları iyi bir uzmanlık eğitimi için yol gösterici olmakla beraber, aynı zamanda merkeze kayıtlı hasta profilini tanımayı sağlayarak buna uygun değerlendirme yapmayı sağlayacaktır.

Aile hekimliğiAile sağlığı merkeziBirinci basamak sağlık hizmetleri+3
Kevser Erbir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi 6.sınıf öğrencilerinin erişkin bağışıklama hakkındaki farkındalıkları ve bilgi düzeyleri ile genel yaklaşımları

Erişkin bağışıklama oranları, erişkinlere aşılamanın önerilmeye başlandığı ilk zamanlardan beri, takibi zorunlu olan çocukluk çağı aşılama oranlarına göre hep düşük kalmıştır. Covid-19 pandemisi riskli erişkin grupları aşılamanın bulaşı ve mortaliteyi etkili bir şekilde düşürdüğünü, bizlere uygulamalı olarak tekrar göstermiştir. Hastaları aşılamaya iknada ve hastalara aşılamayı hatırlatmada hekim faktörünün en etkili faktör olduğu düşünüldüğünde, ileride pek çok bölümde çalışacak olan intörn hekimlerin, erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi düzeyleri, farkındalık ve tutumlarının büyük önem taşıdığı açıktır. Bizim çalışmamız da bu önemin farkında olarak Bursa Uludağ Üniversitesi intörn hekimlerinin erişkin bağışıklama hakkındaki bilgi, tutum ve farkındalıklarına ışık tutmayı amaçlamıştır. 372 kişilik 6.sınıf tıp öğrencilerinin hepsine ulaşabilmek hedeflenerek online anket oluşturulmuş ve anket mail ya da sosyal medya yoluyla taraflarına ulaştırılmıştır. Anketimizde 4 bölüm bulunmaktadır. İlk bölüm sosyodemografik özellikler, ikinci ve üçüncü bölüm bilgi düzeyi, dördüncü bölüm ise farkındalık ve tutumu sorgulayacak şekilde yapılandırılmıştır. Çalışmamızda online ankete toplamda 206 öğrenci (evrenin %55'i) geri dönüş sağladı ve hepsi çalışmaya katılmayı gönüllü olarak kabul ederek anketi tamamladı. Erişkin bağışıklama hakkında bilgi edinmek amacıyla en sık başvurulan kaynak %84'lük (n=173) oranla öğretim üyeleri ders sunuları oldu ve ana bilimsel kaynak ya da kılavuzlara başvuran öğrenci oranı sırasıyla %24,8 (n=51) ve %38,3 (n=79) düzeylerinde kaldı. Öğrencilerin %86,9'u (n=179) yaşlılarda zona aşının rutinde önerilen bir aşı olduğunu bilmiyordu. Sağlık çalışanlarına önerilmesine rağmen öğrencilerin 17 yaşından sonra sadece %56'sı (n=112) tetanoz aşısını ve %18,5'i (n=37) de grip aşısını yaptırmıştı. Neticede intörn hekimler zona aşılamasından çok düşük oranlarda haberdardı. Öğrenciler sağlık çalışanları olarak tetanoz ve grip aşılamasında yeterli aşılanma oranlarına sahip değillerdi. İntörn hekimlerin bilgi edinmek amacıyla en sık başvurdukları kaynak güncellikten uzak olabilecek bir kaynaktı ve güncel kaynakların kullanım oranı düşük kalmıştı. Öncelikle eğitimler ile temel bilgilerdeki eksiklik giderilmeli, bu eğitimlerde güncel kaynak kullanımı vurgulanmalıdır. Hastanede sağlık çalışanlarına önerilen aşılamalara dikkat çeken politikalar benimsenmelidir. İntörn hekimlerin, bilgi ve tutum yetersizlikleri düzeltilirse hem hasta hem de sağlık çalışanlarının erişkin aşılanma oranlarında büyük oranda artış sağlanacağı açıktır.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+7
Zeynep Avcu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinin üçüncü basamak sağlık kuruluşu üzerine olan etkileri

AMAÇ: Pandemiler, vakaların sayısını ve ciddiyetini tahmin etmedeki zorluk, acil aşıların bulunmaması ve talebi karşılamak için yetersiz ilaç ve medikal cihazlar nedeniyle sağlık sistemlerini ciddi şekilde tehdit edebilmektedir. Pandemilerde bazı bölümlere hasta başvurularında azalma görülür iken bazı bölümlere başvurular anormal artış gösterebilmektedir. Araştırmamızda; çeşitli bölümlere başvuru ve yatışlar incelenmiş, ayrıca bu durumun hastanenin mali durumuna etkileri incelenmiştir. MATERYAL VE METOD: Araştırma; retrospektif olarak yürütülmüştür. Pandemi öncesi ve pandemi dönemi kıyaslanarak (1 Mart 2019 – 1 Ocak 2020 ile 1 Mart 2020 – 1 Ocak 2021), Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne başvuran hastaların bölümler arası dağılımları ve hastanenin mali tablosu incelenmiştir. Araştırmaya 35 bölüm dahil edilmiş olup, bunların 10 aylık periyodlar halindeki dağılımları değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde MedCalc version 18.11.3 programı kullanılmıştır BULGULAR: Çalışmamız 35 bölüm ve 5 kategori üzerine olmuştur. Poliklinik başvurularında; 2019 yılına göre 2020 yılında %31,76 oranında azalma olmuştur. Servis yatışlarında ise %21,6 oranında azalma tespit edilmiştir. Yoğun bakımlarda önceki yıla göre toplamda %5,74 oranında azalma görülmüştür. Ameliyat sayılarının %22,86 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bölüm bazlı değerlendirmede polikliniklerin tamamında düşüş gözlenirken, servis yatışlarında Enfeksiyon hastalıklarında belirgin bir şekilde artış gözlenmiştir. Hastanenin mali tablosu değerlendirildiğinde, hastane gelirleri arttığı halde hastane giderleri daha fazla olduğundan mali yönden kayıp yaşandığı gözlenmiştir. SONUÇ: COVID-19 pandemisi, hasta başvurularının bölümler arası farklılaşmasına yol açarak hastanelerin normal işleyişini değiştirir iken, COVID-19 hastaları ile birebir ilgilenen bölümlerde yoğunlaşmaya yol açmıştır. ANAHTAR KELİMELER: COVID-19 pandemisi, Poliklinik, Servis, Yoğun bakım, Ameliyat, Mali tablo

Artırılmış gerçeklikBirinci basamak sağlık hizmetleriCOVID 19+4
Eyyüp Güneş
Gaziantep University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesine başvuran hastaların aile sağlığı merkezlerini atlama sebepleri ve bunu etkileyen faktörler

Amaç: Aile hekimliği sisteminin ülke genelinde oturtulmasından bu yana 7 yıl geçmesine rağmen sevk sistemi uygulanamamıştır ve hastaların ilk başvuruda Aile Sağlığı Merkezleri'ni (ASM) tercih etme oranları düşüktür. Bu çalışmada amaç, bir üniversite hastanesine başvuran hastaların ASM'leri neden atladıklarını ve buna etki eden faktörleri belirlemektir. Gereç ve yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı bir çalışmadır. Çalışma kapsamında nitel veriler de toplanmıştır. Çalışma Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi'nde, 2017 Temmuz ve Ağustos aylarında yürütülmüştür. Örneklem büyüklüğüne ulaşmada poliklinik hasta sayısına göre ağırlıklandırma yapılmış, belirlenen sayıya ulaşana kadar hastalarla peşpeşe görüşülmüştür. Seçilen sekiz farklı poliklinikten 522 kişiye anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Sonuçlar sayı (n), yüzde (%), ortalama ve standart sapma kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılanların 304'ü(%58,2) kadın ve 218'i(%41,7) erkektir. Toplam yaş ortalaması 39,7±14,7 (min:18 yaş, max:86 yaş) bulunmuştur. Katılımcıların %72,5'i kendisi için başvurmuştur, %27,4'ü çocuk hastaya refakat etmektedir. Katılımcıların genel olarak ilk tercih ettikleri sağlık kurumu %49,4 ile eğitim araştırma hastaneleri ve üniversitelerdir, ilk başvuruda ASM'lerin tercih edilme oranı %18,0'dir. Katılımcılar son bir yılda ASM'ye ortalama 3,70±1,74 kez başvurmuştur. İlk başvuru tercihi ASM ve diğer sağlık kurumları olan katılımcıların cinsiyet, katılımcının yaşı, eğitim durumu ve genel sağlık durumu gibi demografik özelliklerinin dağılım-ları benzer bulunmuştur. ASM'ye başvuranların %56,3'ü, diğer sağlık kurumlarına başvuranla-rın %31,5'i aile hekiminin genel sağlık durumunu bildiğini ve takip ettiğini belirtmiştir. Uzman hekimin uyguladığı tetkik ve tedavilerden aile hekiminin haberdar olması ASM'ye başvuran-larda %31,9, diğer sağlık kurumlarına başvuranlarda %16,9'dur. ASM'ye başvuranların %56,3'ü, diğer sağlık kurumlarına başvuranların %34,1'i, aile hekiminin verdiği tedaviden fayda gördü-ğünü belirtmiştir. Katılımcıların üçte ikisi ASM teknik imkânlarını yetersiz bulmaktadır. İlk baş-vuru tercihi ASM olanların %42,5'i zorunlu sevk sisteminin getirilmesine olumlu bakarken, diğer sağlık kurumlarını tercih edenlerin ise %24,8'i olumlu bakmaktadır. Katılımcıların ASM'leri atlama sebepleri sorgulandığında, aile hekimleri ile ilgili sorunlar, ASM'lerde tahlil imkânlarının kısıtlı olması, hizmete ulaşmayı aksatan durumların varlığı, hasta-nelerdeki yüksek standartlı hizmet tercihi ve daha önce başvurmamış kişilerin ASM'lere olumsuz bakış açısı belirtilmiştir. Sonuçlar: İlk başvuru kurumu seçiminde ASM'leri atlayarak bir üniversite hastanesini tercih etmenin birçok faktörle ilişkili olabileceği tespit edilmiştir. Kurulacak bir sevk sisteminin başarıyla yürütülmesi için bu faktörlerin dikkate alınması ve neden sonuç ilişkisi açısından araştırılması uygun olacaktır.

Aile sağlığıAile sağlığı merkeziBirinci basamak sağlık hizmetleri+6
Meltem Mücaz Karaaslan
Bezmialem Vakıf University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aile sağlığı merkezine kan tahlili yaptırmak isteğiyle başvuran hastalarda depresyon görülme sıklığı ve Beck depresyon ölçeği ile skorun ölçülmesi

Birinci basamak sağlık hizmetlerine kan tahlili yaptırmak için başvuran hastaların şikayetleri sorgulandığında halsizlik, yorgunluk gibi psikiyatrik ve fiziksel hastalıklarda ortak olarak görülebilen semptomlar ile karşılaşılmaktadır. Herhangi bir şikayeti olmayıp kronik hastalıklarının takibi için belirli aralıklarla kan tahlili yaptıran veya anemi, diyabet, hipotiroidi gibi fiziksel hastalıkların varlığının araştırılmasını isteyen hastalar da aile sağlığı merkezlerine başvurmaktadır. Aile sağlığı merkezlerine başvuruların önemli bir kısmını kan tahlili yaptırmak isteyen hastalar oluşturmaktadır. Bu hastaların şikayetlerinin depresyon ile ilişkili olabileceği veya herhangi bir şikayet belirtmeseler dahi depresyon açısından risk grubunda olabilecekleri aile hekimleri tarafından göz önüne alınırsa Beck depresyon ölçeği gibi uygulanması kolay ve hızlı bir yöntemle depresyon semptomlarının varlığı ve şiddeti araştırılabilir. Bu çalışmayla aile hekimlerine depresyon tanı ve tedavisi konusunda farkındalık kazandırılmak istenmiştir. Birinci basamaktaki hekimlerin depresyon ile ilgili bilgi ve tutumlarının geliştirilmesiyle hastaların depresyon ile ilişkili fiziksel ve psikolojik semptomları henüz depresyon tanı kriterlerini karşılayacak sayı ve şiddete ulaşmadan fark edilebilir. Hastalara fiziksel egzersiz, psikososyal desteğin arttırılması ve düzenli aile hekimi izlemleri gibi koruyucu tedbirler sunulabilir. Aile hekimleri tarafından depresyon tanısı konulması sayesinde mükerrer ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti başvuruları sırasında tedavisi geciken ve hastalığının şiddeti artan bireylerin hayat kalitesi yükseltilebilir. Bu çalışmada aile hekimlerinin depresyonla mücadelede etkin rol üstlenmesinin toplum ruh sağlığının geliştirilmesine katkısı vurgulanmak istenmiştir.

Aile sağlığı merkeziBeck Depresyon ÖlçeğiBirinci basamak sağlık hizmetleri+4
Gülvan Özkal
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Irak hılla birincil sağlık ocaklarında görülen hemşirelerin tüberküloz hakkında bilgi ve tutumlarının belirlenmesi

Background: One issue that poses a danger to public health is tuberculosis, particularly in developing nations. It is crucial to identify TB patients in order to reduce the disease's prevalence in society and successfully complete the TB treatment regimen. Improved nurse awareness regarding the detection of TB cases is crucial to maintaining control over and reducing the risk of spreading this disease.Objective: The study aims to determination the knowledge and attitude of nursing about tuberculosis in primary health care centers at Hilla city, Iraq. Methodology: using a cross-sectional design. 230 nurses working in primary health care centers were randomly selected. data collection from 1/5/2022 to 1/8/2022. The study relied on a questionnaire based on a personal interview consisting of three sections: the first covered basic demographic data; the second covered nurses' knowledge of tuberculosis; and the third covered nurses' attitudes towards the disease and analyzed data collection using the Statistical Package for the Social Sciences (SPSS), version 22.Result: The results showed that 66.5% female, male 33.5%, age less than 31 years, more nurses with diploma certificates as educational level 60.9%, and years of service in primary health care centers are 1-4 years. Knowledge-related TB has a low response rate of 37.0%, whereas attitude-related TB has a negative response rate of 26.5%.Conclusion: The majority of the females in the sample were under the age of 31. The study revealed that the nurses' knowledge was unacceptable for all variables of the knowledge information about tuberculosis disease. The nurses' attitude towards the disease was also poor.

Level of knowledgePrimary health careAttitudes+1
Husseın Alı Sukab Sukab
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of nutritional status among the elderly people attending primary health care centers in Al-Diwaniyah city

Malnutrition greatly affects the elderly due to various reasons such as physiological and functional changes that occur with age, lack of financial assistance and inadequate access to food. The aim of this study was to evaluate the nutritional status of elderly people attending primary health care centers in Al-Diwaniyah city, Iraq, in addition to medical problems such as infectious and non-communicable diseases, malnutrition increases the health problems of the elderly. The Study Design is a cross-sectional study. This study, which was conducted at primary health care centers in Al-Diwaniyah city, Iraq, from (25/3/2022) to (20/ 8/2022). The Study Sample the study consisted of elderly people aged 50-85 years who went to primary health care centers in the city of Al-Diwaniyah. Sample size calculator by used G* power program and the sample size consisted of 157 elderly people. The questionnaire used in this study is Mini Nutritional Assessment scale (MNA). Data analysis by used IBM SPSS 26 package program was used to analyze the data collected in the study, Frequency analysis , T-Test and ANOVA analysis , While creating the research report, 95% confidence interval (p<.05) was used for the significance level. The result of this study show that During the course of the present study data analysis and logical discussion and interpretation of result the study concludes that Most of the respondents are from the age group (60-69) and most of them are married, as well as the work status was not working, Family Monthly Income was Income equals expenses, and more than half of the sample get a Presence of Health Insurance. There is a significant statistical relationship between age, marital status, marriage age, education level, family monthly income, presence of children, Long Lived Place and Mini Nutritional Assessment Scale (MNA). Recommendation of this study is Increase the health awareness of the elders about consuming healthy food through application of educational activity such as meetings in primary health care, seminars, distribution of folders and leaflets in cooperation with primary health care providers. Establishing local NGO for care and support of older adults in the province involving members from health care providers, civil activist's volunteers, academics, social workers and lawyers to advocate and to protect them.

NutritionNutrition surveysPrimary health care+4
Qasım Abdulameer Habeeb Alkarakool
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of health care staff's knowledge, attitudes, and practices towards novel coronavirus at Al-Shamiya primary health care centers

Background: Wuhan, China, was the epicenter of an unknown pneumonia epidemic in December 2019. The WHO determined that SARS-CoV-2 caused the outbreak in China and other countries. On February 22, 2020, Iraq, particularly Najaf, had its first case of COVID-19 infection. Infected people might produce fever, dry cough, breathing problems, and myalgia. Objective: assessment of healthcare staff's kap towards novel coronavirus at Al-Shamiya primary healthcare centers in Iraq. Methodology: A descriptive study design was used. 300 non-probability samples from primary health care staff in Shamiya from April 1, 2022, to June 1, 2022, were included in the study. To collect the study data a subjective questionnaire consisting of 4 parts was used: The first section contains the demographic information, the second section covers the healthcare staff's knowledge of COVID-19, the third section contains the healthcare staff's attitudes toward COVID-19, and the fourth section evaluates the healthcare staff's practices while dealing with COVID-19. In order to reach the results, we used descriptive statistics, percentages, frequencies, ANOVA, and correlation. Result: The majority of participants were females 57.3% and 67.7% youths, most of them were from health and nursing professions 89.7%, while the educational level was a diploma 51.3%. The vast majority use official health websites for information and the level of knowledge, attitudes, and practices of the participants were good. Conclusion: There were no statistically significant differences between gender, age, number of years of experience, and the participants' knowledge, While it was found between jobs, educational level, and the participants' knowledge. However, we did not find these differences in attitudes. There were statistically significant differences between gender, age, and the participants' practices. There is a positive correlation between knowledge and attitudes and between attitudes and practices.

Level of knowledgePrimary health careCOVID 19+5
Hadı Kareem Abbood Al-abedı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Barriers to physical activity among pregnant women who attend primary health care centers in babylon governorate, iraq

Background: Primary health care is a term that refers the fundamental structural and operational component of public health care in poor nations. Physical activity is safe for both mother and fetus and is associated with the prevention of excess weight gain and its related conditions. Women are often more receptive to behavioral changes during pregnancy if they believe those changes will positively impact on the growing fetus. Physical activity is vital for improving and maintaining health throughout life, including during pregnancy and It's crucial to understand the perceived barriers to leisure-time physical activity during pregnancy in order to build successful health promotion and prevention prenatal programs. Objective: (1) To identify barriers to physical activity during pregnancy, (2) To identify the association between women's age, the family's socioeconomic status, gestational age, gravidity, parity, abortion, and their barriers to physical activity during pregnancy, and (3) To investigate the differences in women's barriers to physical activity during pregnancy between the groups of the level of education, residency, and pregnancy risk category. Methods: It was a descriptive cross-sectional study. Data was collected from pregnant women who visit the primary health care centers in Babylon Governorate, Iraq. The total sample size was 390. The data was collected over three months beginning on March 1, 2022, and ending on June 1, 2022. After obtaining approval from the Babylonian Health Directorate in the hospitals affiliated with the Babylonian Governorate of Iraq, the samples are taken randomly and through a questionnaire that the pregnant woman answered. the study instrument includes two parts the first part women's sociodemographic sheet and the second part consists of the barriers to physical activity during pregnancy scale (BPAPS) by (Amiri-Farahani et al., 2021) Results: When pregnant women grouped according to level of education, there was significant difference among groups (p<0.05), When pregnant women grouped according to residence, there was not statistical significance (p>0.05) among groups. When pregnant women grouped according to body mass index before pregnancy there was significant difference among groups (p<0.05). When pregnant women grouped according to pregnancy trimesters, there was not statistical significance (p>0.05) among groups. Conclusion : The following conclusions were made based on the study's findings: 1. The Barriers to Physical Activity during the Pregnancy Scale (BPAPS) showed that the Interpersonal Barriers had a higher mean of score. 2. The study results presented no association between the Overall Evaluation of Barriers to Physical Activity during the Pregnancy Scale (BPAPS) and Demographic data (gestational age) 3. The study results showed an association between the Overall Evaluation of Barriers to Physical Activity During Pregnancy Scale (BPAPS) (women's age, Family's socioeconomic status, gravidity, and abortion) Recommendations: Based on the list of conclusions, the study recommends that: 1. A holistic assessment of the barriers to physical activity is required in women during pregnancy. 2. It would be advantageous for future research to evaluate the usefulness of the BPAPS in pregnant women in the overall primary health care centers. 3. Provide an educational package or brochure movie to each patient to increase pregnant women's knowledge of the barriers to physical activity during pregnancy.

BabylonianPrimary health carePhysical activity+3
Assalah Imran Hammadı Al Alwanı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of quality of nursing care services provided to children under five years based on integrated management of child health at primary health care centers in Al-Diwanyah city / Iraq

The Integrated Management of Neonatal and Childhood Diseases (IMNCI) approach is a comprehensive strategy that includes home and healthcare facility interventions. The international newborn child survival initiative was established by the World Health Organization and the United Nations Children's Fund (UNICEF) to help newborns survive. The United Nations Children's Fund and the World Health Organization introduced and implemented the methodology in 1995. YÇHEY includes remedial activities to be performed by medical professionals in addition to preventive measures to be taken by families and communities. In addition, it aims to contribute to the development of health infrastructure. The aim of this study is to determine the relationship between the quality of nursing care provided to children under the age of five and the demographic characteristics of nurses, based on the Integrated Management of Child Health Standards. A cross-sectional descriptive study was conducted at primary care centers in IMNCI sectors in Diwaniyah, Iraq, between April and November 2022. A descriptive sample of 89 nurses working in primary healthcare facilities in the city of Al-Diwaniyah was selected. A specially designed questionnaire and observation method were used to collect data; The questionnaire consists of 6 items containing the demographic characteristics of the nurse: gender, age, education level, IMNCI education status, working time, and working time in the field of pediatrics. The observation method is a list consisting of three parts: the nursing care evaluation module, the role of nurses in the treatment module, and the communication module. Data collection was done first by observation and then by face-to-face questioning technique. Categorical data are shown with frequency and percentage distributions, and numerical data with the mean and standard deviation. An independent group t-test was used to determine the effect of demographic factors on quality of care. Eighty-nine nurses, 62.9% (n=56) female and 37.1% (n=33) male, participated in the study. The age of the participants is between 18-53 years. It was determined that a high percentage of the participants did not receive training on IMNCI. It was determined that the service period of the participants was in the range of more than 20 years, but the experience in pediatric nursing for the nursing staff was more than 15 years, and the education level of the participants was institute and above. When nurses working in primary care were grouped according to their gender, it was determined that there was no significant difference between the two groups in terms of nursing care quality (p≥0.05). It was determined that there was a difference between the service period of the nursing staff and the nursing care evaluation modules and the role of the staff nurses in the treatment module (p=0.001<0.05). However, it was determined that there was no statistically significant difference between the number of years of service of nurses and the nursing care communication modules (p>0.05). It was determined that the nursing care module average scores of nursing personnel with higher years of experience in pediatric care were higher (p<0.05). While gender did not show any effect on the quality of nursing care, age, education level, and years of experience showed an effect on the quality of nursing care.

Primary health careNursesNursing+6
Atyaf Abdulazeez Jebur Almahina
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of exercise self-efficacy among diabetic patients in primary health centers in Al-Qadisiyah city / Iraq

Background: Exercise self-efficacy in diabetes refers to an individual's belief in their ability to engage in and adhere to an exercise regimen as part of their diabetes management plan. It specifically relates to their confidence in their capability to perform regular physical activity, overcome barriers or challenges, and maintain consistency in exercise participation. Believed that regular exercise is highly beneficial for individuals with diabetes as it can help improve glycemic control, enhance insulin sensitivity, manage weight, reduce cardiovascular risk factors, and promote overall well-being. However, incorporating exercise into one's lifestyle can be challenging, especially for individuals with diabetes who may have concerns about managing blood glucose levels, potential complications, or physical limitations. In Iraq, there is a lack of understanding regarding the management of self-efficacy and the role that self-efficacy has on adherence to activities that promote self-care and overall illness control. Aim: The aim of this study is to evaluate exercise self-efficacy among diabetic patients in primary healthcare centers in Al-Qadisiyah, Iraq. Method: A descriptive and cross-sectional research design was used. The study was conducted in primary healthcare centers in Al-Qadisiyah City in central Iraq from April 2022 to November 2022. The study population consisted of 200 patients (Male and Female) with diabetes living in Al-Qadisiyah City. As a data collection tool, The Arabic version of the Sociodemographic Characteristics Form and Exercise self-efficacy scale (ESE). The data collection was conducted through face-to-face interviews. The data analysis involved utilizing descriptive statistics (such as numbers, percentages, means, and standard deviations) and quantitative data analysis methods, including t-tests and ANOVA. Results: The results of the study showed that 51.5% of them are 44 years old or below, 51.0% are male, 70.5% of them are married, in the number of people in the family 36.5% were more than 6, and 34% are Bachelor. Also, regarding the occupational distribution of the participants 38.5% were employees, participant's work experience 36% were 5 years or less, participants regarding income satisfaction 43% were somehow satisfied, regarding the presence of a previous illness 63.5% answered no, regarding the diagnosis period of the disease were 43.5% of them gave the answer between 1-5 years, and regarding the evaluation of physical activity 38.5% were good/moderate. In another hand, the results showed a statistically significant association between self-efficacy exercise and physical activity for diabetic patients in primary health centers in Qadisiyah in Iraq, where p value were < 0.05. Conclusion: It is demonstrated a significant association between exercise self-efficacy and physical activity among diabetic patients in the primary health centers of Qadisiyah, Iraq. This highlights the importance of promoting and enhancing exercise self-efficacy to encourage individuals to adopt and sustain regular physical activity as part of their diabetes management.

Primary health careEvaluationDiabetes mellitus+3
Noor Mohammed Kadhım Al-quraıshı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Utilization of primary health care services in qayyarah city nourthen iraq

Aim: The aim of this study is to find out the current patterns of health care utilization among residents of the Qayyarah city in Northern Iraq. Providing quality health services also ensures the protection and development of human resources, which is the most basic structure for the development of a country. The findings of the study may help shape healthcare policies and practices in Qayyarah to ensure that all residents have equal access to high-quality essential healthcare services. In this way, it will be helped to provide better health services to human resources. Methods: The Study Design is a descriptive study. This study, which was conducted to know the beneficiaries of primary health care services of different ages, from 18 years and over, who went to primary health care centers in the city of Qayyarah, Northern Iraq, From (01/02/2022) to (01/08/2022). The sample the study consist of beneficiaries aged between 18-65 years and over who went to primary health care centers in the city of Qayyarah, Northern Iraq. Sample size was calculated by G*power program and decided that it should be consist of 400 people. The questionnaire which used to collect the data was developed by researcher. Results: Frequency distribution, t test and f test were used in the analysis of the data (p < .05). The study results reveal that 80% of participants had used primary healthcare services at least once in the past year, with acute illnesses being the most common reason for seeking care. Factors such as age, income level, education level, and perceived quality of healthcare services were found to influence healthcare utilization. Participants who used healthcare services had better health outcomes than those who did not use these services. Both positive and negative experiences with primary healthcare services were reported by participants. Conclusions: The several recommendations can be made to improve primary healthcare utilization and health outcomes in Qayyarah, Nouthern Iraq. First, efforts should be made to address the barriers to healthcare access identified in this study, such as transportation, cost, and lack of available healthcare facilities. Second, interventions should be developed to improve the perceived quality of healthcare services, particularly in terms of facilities and equipment. Third, healthcare providers should be trained to provide culturally sensitive care to patients, particularly those from marginalized communities. Finally, public health campaigns should be launched to increase awareness about the importance of preventive care and chronic disease management. The study suggests that policies aimed at improving education and increasing government support for healthcare services could lead to further improvements in the quality of healthcare services and health education, and increase the likelihood of individuals benefiting from these services.

Primary health careIraqPatient acceptance of health care
Yas Rakkadh Osman Luhaıb
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık merkezlerinde çalışan hemşirelerin gebelikte yetersiz beslenmeye ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi

Gebelik döneminde yeterli düzeyde beslenme hem kadın hem de fetüs için önemlidir. Araştırma; birinci basamak sağlık merkezlerinde çalışan hemşirelerin, gebelik dönemindeki kadınların beslenme durumlarına ilişkin bilgilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde sosyodemogrofik veriler, ikinci bölümünde MNA-SF ölçeği ve üçüncü bölümde de Kendi Kendine Beslenme Değerlendirme Skoru (SANS) soruları bulunmaktadır. MNA-SF ölçeği tarama ve değerlendirme olarak 2 bölümdür. Tarama puanı ortalaması 11,32±2,04 ve toplam değerlendirme puanı 17,28±4,87'dir. Toplam değerlendirme puanı ortalaması (SANS) 3,70±7,70'dir. Gelir memnuniyetine göre tarama puanı ve toplam değerlendirme puanı farklılık göstermektedir. Ayrıca tarama puanı ve toplam değerleme puanının beslenme durumu öz değerlendirme sonucuna göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak hemşirelerin gebelerde yetersiz beslenme durumuna ilişkin bilgi düzeylerinin orta düzeyde olduğu ve bilgilerinin birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterdiği saptanmıştır.

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme incelemeleri+6
Faten Abdullah Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bel ağrısı olan bireylerin yaşam kalitesinin değerlednirilmesi

Bu çalışma, Bel Ağrısı Olan Bireylerin Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma 20 Aralık 2022 - 28 Şubat 2023 tarihleri arasında Irak'ın Bağdat kentindeki Bağdat tıp merkezine bel ağrısı tanısı ile başvuran 100 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler, araştırmacılar tarafından hazırlanan soru formu ve WHOQOL-BREF (World Health Organization Quality of Life Instrument- Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği) ile toplandı. Verilerin analizinde, ölçek ve alt boyut toplam skorlara ait değerlendirme ortalama±standart sapma, medyan ve min.-maks. olarak verildi. Sosyodemografik ve klinik bilgilerden elde edilen kategorik değişkenlerin frekans ve yüzde değerleri verilerek tanımlayıcı istatistikler yapıldı. Sürekli veri tipinde, gruplar arası karşılaştırmada normal dağılımda bağımsız t testi, normal dağılım olmayanda Mann-Whitney U testi uygulandı. İkiden fazla grubun karşılaştırılmasında normal dağılım olmadığı için Kruskal-Wallis testi kullanıldı ve anlamlılık durumunda ikili karşılaştırmalar için post hoc test Bonferroni analizi uygulandı. "p"değerinin 0,05'in altında olduğu durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırma bulgularına göre, bel ağrısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeyini eğitim, gelir düzeyi ve çalışma durumu değişkenleri anlamlı olarak etkilemiştir (p≤0,05). Yaş, cinsiyet ve medeni durum değişkenleri anlamlı farklılık yaratmamıştır (p≥ 0,05). Ağrının şiddeti fiziksel rol işlevselliğinin sürdürülmesinde önemlidir. Çalışmanın sonuçları, literatürün genelinde vurgulandığı gibi bel ağrısının doğrudan yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkisinin olduğu gerçeğini bazı değişkenlerin eşliğinde ortaya çıkarmıştır. Bel ağrısı ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesine yönelik başta ağrı olmak üzere diğer destekleyici bakım ve tedavilerin geliştirilerek uygulanması hastalığın seyri bakımından önemlidir. Bel ağrısının yaşam kalitesi üzerinde etkisinin değerlendirilmesi bireylerin gündelik yaşam fonksiyonlarının sürdürebilmelerinin sağlanması ve ortaya çıkabilecek risklerin önlenmesi bakımından önemlidir.

AğrıBel ağrısıBirinci basamak sağlık hizmetleri+1
Ahmed Jasim Jawad Jawad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of school health services for primary school students provided by primary health centers in the city of kut

First of all, I thank God Almighty, who enabled me to complete this project. Then i would like to thank myself for enduring the pressure, difficulties, and responsibility that i was going through during the study phase, and the result of all this was positive and good, and I am proud of myself. I extend my thanks and appreciation to my supervisor Assoc. Prof. Dr. Azize Serap TUNÇER for the wonderful supervision, guidance, valuable advice, and great encouragement she gave me during my studies and while writing the thesis. Many thanks to the president of the university, the dean of the institute, and all the faculty members of the Institute of Health Sciences for their continuous support during the study period. I would like to thank all my colleagues at Cankiri University for their encouragement and continuous support. Thanks to my mother, thanks to my father, thanks to my family for their support. Without them, I would not have been able to complete what I started. Thank you to everyone who taught me a word, to everyone who supported me, even with a smile.

Primary health careSchools-public healthHealth services+2
Wasan Nadhım Jadah Jadah
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dhi Qar Valiliği birinci basamak sağlık merkezlerinde çalışan hemşirelerin tüberküloza ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi

Arka Plan: İnsanlık tarihinde bilinen en eski hastalıklardan biri olan tüberküloz halk sağlığı için önemli tehditlerden biridir. Etkili bir tüberküloz kontrolü sağlamak, birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti sunan kurumların görevleri arasındadır.Sağlık çalışanlarında tüberküloz riski, genel toplumdan yüksektir. Bu nedenle tüberküloz hakkında bilgi sahibi olmak hem sağlık çalışanları hem de toplum sağlığı için önemlidir. Çalışmanın amacı: Bu çalışma, DHI QAR VALİLİĞİ birinci basamak sağlik merkezlerinde çalışan hemşirelerin tüberküloza ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte bu çalışma, Irak Dhi-Qar Valiliği Al-Rifai Bölgesin'deki birinci basamak sağlık merkezlerinde 0.10.2020-10.03.2021 tarirlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, veri toplama tarihlerinde araştırmanın yürütüldüğü kurumlarda çalışan 18-65 yaş arasındaki 250 hemşire oluşturmuştur.Veriler, araştırmacı tarafından hemşirelerin sosyodemografik özelliklerini beliremeye yönelik hazırlanan soru formu ve tüberküloz hakkındaki bilgilerini belirlemeye yönelik hazırlanan soru formu ile toplanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin, %44.4'ünün 35-44 yaş aralığında, %57.22sinin evli, %47.6'sının üniversite mezunu ve %53.3'ünün 6-10 yıl arasında mesleki kıdeme sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma grubunun %50'sinin tüberkülozu, %56'sının tüberkülozun belirti ve bulgularını, %53.2'sinin tüberkülozun nasıl önleneceğini, %58.9'unun komplikasyonlarını ve %57.6'sının tüberkülozda kullanılan ilaçları bilmediği saptanmıştır.Hemşirelerin % 3.6'sı tüberküloz tedavisinin 6 ay ve üzeri sure olduğunu bilmektedir. Hemşirelerin,%52.8'inin şüpheli bir hasta ile karşılaşığında koruyucu ekipman kullanmadığı belirlenmiştir. Hemşirelerin tüberkülozdan korunmaya yönelik uyguladıkları ilk üç yöntemin kalabalık iş ortamlarında XIII havalandırma kullanmak (%52.4), aşılarını düzenli yaptırmak (%50),eldiven kullanmak (%46.0) olduğu saptanmıştır Sonuç: Araştırmanın bulguları, araştırmaya katılan hemirelerin tüberküloz hakkındaki bilgilerinin iyi olmadığını ve tüberküloza yönelik eğitim gereksinimleri olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, gerek mezuniyet öncesi eğitim programlarında gerekse mezuniye sonrası düzenlenecek hizmet içi eğitim programlarında toplumun sağlığını tehdit eden tüberküloza yönelik bilgilendirmelerin yapılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Bilgi, Hemşire Korunma, Tüberküloz

Bilgi düzeyiBirinci basamak sağlık hizmetleriHemşireler+6
Mousa Abduljabbar Hamad Al-rıkabı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Quality of life for type 2 diabetes mellitus patients attending primary health care centers in Kirkuk city

Introduction: Diabetes is one of the most common types in the world in general and in Iraq - and it accompanies the patient throughout his life. A relationship can be found between the quality of life of these patients with this disease. Objective: The aim of this study is to assess the quality of life of diabetics living in Kirkuk and the factors affecting it. Methodology: A descriptive cross-sectional study. This study was carried out in primary care centers in Kirkuk, Iraq, from September 2021 to March 2022. The study sample consisted of 150 participants who fulfilled the criteria for participation in the study. It was collected using the Sociodemographic and Clinical Characteristics Model and the WHO Brief Quality of Life Scale format. Chi-square test and t-test were used in the statistical analysis of the study. Results: The majority of patients were 38.7% of age, with the highest mean distance psychological and social indicators 52.7 ± 13.8 the mean ındependence dimension score was 41.7 ± 11.8 he average physical indicator dimension was 38.1 ± 12.1 the average dimension was an environmental indicator 14.8 ± 3.8 the lowest mean spiritual dimension was 8.7 ± 6.2 A relationship was found between age and quality of life, p=.001*., a relationship between marital status and quality of life, p = 0.00 *relationship between income and quality of life p = 0.03* relationship between educational level and quality of life p = 0.00 * in addition to a relationship between occupation, residence, type of family and smoking and quality of life where p< 0.05 Recommendations:Increasing family awareness and providing appropriate family support in cooperation with the family in the care and treatment of the patient in order to improve the quality of life for the patient, conducting weekly or monthly special programs for DM2 patients, which increases the quality of life provided through these programs, conducting a psychological diagnosis for DM2 patients, and then appointing a psychiatric nurse To speak with a breast cancer patient, which increases her QOL.

Primary health careDiabetes mellitusDiabetes mellitus-type 2+3
Ahmed Juneıd Mohıaldeen Mohıaldeen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Irak, Diwaniyah'daki birinci basamak sağlık merkezlerinde aile sağlığı hemşirelerini hizmetlerinin değerlendirilmesi

Background : Primary care Centers have acceptable procedures that can be used by families in the community. A standard service was provided by the Iraqi Ministry of Health in order to improve the quality of health care in Iraqi hospitals. Objective : Nursing services in family health units of primary health care centers in Al Diwaniyah will be reviewed. It will contribute to the study by finding the health and nursing needs and challenges of each household and improving the health and nursing services of family members. Method : A suitable sample consisting of 200 nurses was selected using the appropriate sampling method with the G.Power program and these samples were collected from 20 primary health care centers. scale, alpha = 0.82 from Cronbach. The interview took 10-15 minutes. Data collection took place between 22 November 2021 - 22 April 2022. Results : Nurses 55% did not receive any nursing care. that nurses are 25-35 years old 39.5% in terms of age. stated that the number of nurses is more than men and that 52.5% of the total sample has a diploma 36%, the majority of the sample is composed of single nurses according to marital status and constitutes the highest percentage 68%. Conclusion : There is a significant effect on the performance of nurses between the age of the nurses and the years of experience in the family health, there is no statistical significance between the education level of the nurses and the services they provide. Keywords : Evaluation, Family, Nurse, Primary health care.

Family practiceFamily healthFamily health center+6
Mustafa Shaalan Nafnaf Nafnaf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Irak'ın Bakuba şehrindeki birinci basamak sağlık merkezlerine başvuran primigravid kadınlarda gebelikle ilişkili kaygı düzeyinin belirlenmesi belirlenmesi

Gebelik kadınlar için hayatlarında fark yaratabildikleri bir dönemdir. Özellikle ilk gebelikte doğum esnasında ne olacağını bilmemeleri stres düzeyinin değişmesine neden olmaktadır. Araştırma, Irak'ta primigravid kadınlarda gebelikle ilgili stresi değerlendirmek amacıyla, tanımlayıcı kesitsel desende planlanmış, evren ve örnekleme yöntemi kullanılmamış, araştırma kapsamına 18 yaş ve üzerinde, çalışmaya katılmayı kabul eden, arapça konuşabilen, riskli gebeliği olmayan, tanı konmuş bilişsel, psikolojik ve psikiyatrik sorunu olmayan gebeler alınmıştır. Yapılan güç analizi 161 gebenin çalışmaya dahil edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Araştırma 01/03/2022-01/05/2022 tarihlerinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan primigravidlerin %23,6'sı 20-30 yaşlarında, %63,4'ü erkek fetüse sahiptir, %96,3'ü daha sonra da bebek sahibi olmak istediğini belirtmiştir ve vücut kitle indeksi ortalaması 26,36'dır. Araştırma kapsamına alınan primigravid kadınların Algılanan Stres Ölçeği (PSS) puanı ortalaması 27,38 (min. 15, maks. 42 puan) olarak hesaplanmış, bu değerlere göre stres düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Yaş, eğitim durumu ve çalışma durumu (sırasıyla F=2,885, p=0,038; F=4,870, p=0,001; F=7,009, p= 0,002),fetüsün cinsiyeti (T=-0,144, 0,88) ve daha sonra bebek isteme (T=-2,375, p=0,019) durumları ile Algılanan Stres Ölçeği puan ortalaması arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). 30-40 yaş, lisans mezunu, işçi olan ve daha sonra bebek sahibi olmayı istemeyenlerin stres düzeyi yüksek saptanmıştır. Algılanan Stres Ölçeği puanı ortalaması ile diğer sosyodemografik özellikler, gebelikleriyle ve fetusla ilgili özellikler ve vücut kitle indeksi arasında ise ilişki bulunmamıştır (p|>0.05). Irak'ın Bakuba ilçesinde primigravidlere yönelik çalışma durumu ve daha sonra bebek sahibi olmayı istememeye bağlı stres yaratan ve bu çalışmada incelenmemiş etkileyebilecek olası faktörlerin ve nedenlerin ayrıntılı incelenmesi, gebelikte stresin tanımlanması ve yönetimi ile ilgili sağlık hizmeti sunulması önerilir.

AnksiyeteBirinci basamak sağlık hizmetleriGebelik+4
Khalıdah Khaleel Habeeb Habeeb
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of nurse's knowledge about infection control measures at primary health care centers in Al-Diwaniya city

Infection control measures are essential strategies in controlling and preventing healthcare-associated infections. These strategies include hand hygiene, personal protection tools, medical waste management, cleaning, disinfection, sterilization, and others. The study aims to assess nurses' knowledge about infection control measures at primary health care centers. A descriptive study (cross-sectional design) has been done on a non-probability (purposive) sample of 200 nurses working at primary health care centers in Al-Diwaniya City. A developer instrument from previous studies and guidelines was used, it consisted of one domain that contained (28) multiple-choice questions. Frequencies, percentages, mean of scores, and pearson's correlation coefficients, also Anova, post hoc test, and mann-whitney u were used to analyzing the data collected. The study finding shows that the nurses' knowledge about infection control was poor by a frequency 54.5 at mean of score 1.32. Also, the study revealed a significant difference between nurses' knowledge and their age, level of education, and years of experience at p. value < 0.05. The study recommended to activate the work of the Iraqi national health guidelines related to infection control for the year 2012 and 2009, and conducting educational programs to develop nurses' knowledge and practices regarding infection control measures.

Level of knowledgePrimary health careInfection control+5
Hawraa Alı Husseın Isawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of primary care providers' knowledge about tetanus vacci̇ne in diwaniyah governorate, İrak

Background: Tetanus is an extremely dangerous infection that is brought on by the Clostridium tetani bacterium. The spores of the bacteria that cause tetanus are dispersed throughout the environment. The bacteria cause the muscles to tighten more than normal, which results in spasms, stiffness, and an arching of the spine. In the end, it becomes more difficult to breathe, and spasms occur with an increased frequency. Objective: To Assess of primary care providers' knowledge about tetanus vaccine and Determining the relationship between demographic characteristics of primary care providers and their knowledge about tetanus vaccine in Diwaniyah Governorate, Iraq. Methods: The study was conducted on 200 primary care providers using the G.Power program. It took 15 to 25 minutes to fill out the questionnaire from primary care providers in the Iraqi Diwaniyah governorate during the period from December 27th 2021- February 26th 2022. Results: The results showed a statistically significant relationship between nurses' knowledge of tetanus vaccine, their age and education level, as it was found that education, years of practice and continuing education are closely related to the levels of experience of healthcare professionals. Conclusion: The results show that there is a statistically significant relationship between the nurses' knowledge about the tetanus vaccine and their age and education level. The study recommended that it is important to initiate training session to improve nurses knowledge about communicable diseases, especially tetanus. Key Words: Assessment, primary care providers, knowledge, tetanus vaccine.

VaccinationVaccinesLevel of knowledge+4
Lateef Kamıl Kareem Alomarı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00

Related subjects