Natural gas

105 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalatı ve cari açık sorunu

Ekonomik büyüme ve kalkınma konusunda önemli hedefleri olan Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %75'ini ithalatla karşılamaktadır. Enerjide dışa bağımlılık, dış ticaret dengesini bozmakta, dolayısıyla da cari açık düzeyini yukarı çekmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak dünyadaki ve Türkiye'deki enerji kaynakları, enerji arz-talep oranları ve elektrik üretim-tüketim değerleri incelenmiştir. Daha sonra Türkiye'deki sanayi üretiminin enerji ithalatına etkisi analiz edilerek, petrol ve doğal gaz ithalatının cari açığa olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, petrol ve doğal gaz ithalatındaki artışların cari açıkta artış meydana getirdiği görülmüştür. Çalışmanın sonuç kısmında, enerji ithalatına ve cari açığa çözüm getirecek alternatif ve kalıcı hedeflerden bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cari Açık, Doğal Gaz İthalatı, Enerji İthalatı, Petrol İthalatı, Yenilenebilir Enerji.

Cari açıkDoğal gazEnerji+6
Reyhan Demir
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji güvenliğinde doğal gazın yönetişimi ve rolü

Bu çalışmada, Türkiye'nin doğal gaz sektöründe nasıl bir yönetişim olduğu açıklanmıştır. Türkiye'nin, İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ülkeleri içerisinde Covid-19 salgını öncesi 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke olması nedeniyle Türkiye örneği çalışılmıştır. Araştırma sorusu, merkantilist, liberal ve hibrit yönetişime dair üç farklı yaklaşım çerçevesinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye'de doğal gaz sektöründe hibrit bir yönetişim modelinin olduğu açıklanmıştır.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji+4
Anıl Durmuş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Rusya arasında doğal gaz temelli karşılıklı bağımlılık ilişkisi: Sıkı bağlardan çözülmeye

Bu tez, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)/Avrupa Birliği (AB) ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)/Rusya Federasyonu (RF) arasında doğal gaz temelli kurulan karşılıklı bağımlılık ilişkisine, karmaşık karşılıklı bağımlılık teorisi aracılığıyla odaklanmaktadır. Tezin iki temel argümanı vardır. İlk olarak, Avrupa'da Soğuk Savaş'a ve aralarındaki ideolojik rekabete rağmen, AET ülkeleri ile SSCB arasında karmaşık karşılıklı bağımlılık oluşmuş ve bunda da doğal gaz ticareti kayda değer rol oynamıştır. AET'nin güvenilir bir enerji kaynağı ihtiyacı ve güvenilir bir tedarikçi arayışı ile SSCB'nin Avrupa ile ekonomik ilişkiler kurma ihtiyacının örtüşmesiyle, Soğuk Savaş'ın sonu ve AET'nin AB'ne dönüşümü gibi yapısal değişikliklere rağmen karmaşık karşılıklı bağımlılık ilişkisi 2000'li yılların başına kadar sürmüştür. İkincisi, bu karmaşık karşılıklı bağımlılık, 2000 yılından sonra beş temel gelişme nedeniyle tarafların çabalarına rağmen tedricen çözülmüş ve nihayetinde RF'nin Ukrayna'yı işgaliyle 24 Şubat 2022 tarihinde kopmuştur. Bu gelişmeler şunlardır: (1) AB'nin doğal gaz ticaretinde serbest piyasa koşullarına ve rekabete dayalı sisteme geçmesi, (2) RF'nin Avrupa girişimi olan Enerji Şartı Antlaşması'nı taraf olmaması, (3) AB'nin doğal gaz alanında ortak pazar veya ortak dış politika stratejisi geliştirememesi, (4) Eski Doğu Bloğu ülkeleri merkezli krizlerin AB-RF doğal gaz ticaretini olumsuz etkilemesi ve (5) Kuzey Amerika menşeili LNG'nin küresel doğal gaz ticaretindeki rolünün artması ve Avrupa'daki doğal gaz alım ve satım sözleşme yapılarını değiştirmesi. Bu tez özellikle, doğal gaz bağlamında aralarında asimetrik bir karşılıklı bağımlılık bulunan iki taraf arasında, bu bağımlılığı oluşturan koşulların nasıl tesis edildiğini ve her iki taraftaki devlet dışı aktörler ile etkileşim kanallarının bu süreçte nasıl rol oynadıklarını, iki ana zaman diliminde incelemeyi ve iki taraf arasındaki karmaşık karşılıklı bağımlılığın geçirdiği değişimi gerekçeleriyle irdelemeyi hedeflemektedir.

Avrupa BirliğiDoğal gazDoğal gaz piyasası+6
Hüseyin Caner Can
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The European Union's energy security policy: Transition from Russian natural gas to the United States LNG

The European Union (EU) is dependent on Russian natural gas due to its high demand. The dynamics of energy relations between the EU and Russia have changed after the 2022 Russia-Ukraine War. In the context of energy supply security policies, the EU aims to reduce its dependence on Russian natural gas and diversify energy suppliers. During this period, there has been an increased demand for Liquefied Natural Gas (LNG) from the United States(US) as an alternative energy source. This thesis argues whether or not US LNG can be a long-term energy alternative over Russian natural gas for the EU. It examines the political, economic, and technical rationales of US LNG and Russian pipeline natural gas with the context of EU energy supply security through comparative analysis. The findings highlight that the technical infrastructure requirements, the installation process, and the high financial investment required to utilize US LNG lead to challenges for sustainable energy imports. Furthermore, it is predicted that increased demand for US LNG may create a new area of energy dependency for the EU. Therefore, completely abandoning Russian natural gas does not offer a long-term solution. Instead, this thesis advocates balancing the EU's natural gas energy demand between Russia and the US. Keywords: European Union Energy Security, Natural Gas, Russian Pipeline Natural Gas, US Liquefied Natural Gas

United States of AmericaEuropean UnionNatural gas+3
Zehra Uğurlu Oflazca
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal kaynak laneti ve Kazakistan'ın ekonomik politikaları

Bu tez çalışmasında, Kazakistan'ın siyasi, iktisadi ve sosyo-ekonomik tarihinin, bağımsızlık öncesi ile karşılaştırmalı olarak, doğal kaynak laneti tezi çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Tezin temel iddiası, geniş maden, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip Kazakistan'ın, bağımsızlığının ilk 25 yılında doğal kaynakların dış satımından elde ettiği rantı imalat sanayiine yönlendiremediği, bunun temel sebebinin ise doğal kaynak laneti olarak adlandırılan olgu olduğudur. Tez çalışmasında, Kazakistan'a ilişkin veriler, doğal kaynak laneti tezinin teorik altyapısı ve Kazakistan dahil farklı ülkeler için yapılan çalışmaların sonuçları ışığında, tarihsel bir bakışla incelenmiştir. Sonuç olarak, Kazakistan, bağımsız devlet olarak ilk 25 yılının sonunda, ekonomisi doğal kaynaklara ve kısmen bu kaynakları kullanan metal işleme, petrokimya gibi endüstrilere dayalı bir ülke olarak tanımlanabilir. Doğal kaynak laneti tezi kapsamında öngörülen çoğu mekanizmanın Kazakistan için önemli ölçüde geçerli olduğu söylenebilir. Hollanda hastalığı, ekonomik büyümenin düşmesi, ekonominin çeşitlendirilememesi, ihracatın doğal kaynaklara bağımlılığı, enerji ve sermaye yoğun üretim yapısının güçlenmesi, kurumsal ve yönetsel kalitenin düşüklüğü, insan sermayesine yeterince yatırım yapılamaması Kazakistan için geçerli tespitler olmuştur.

BağımsızlıkDoğal gazDoğal kaynaklar+7
Devrim Yağmur
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Belediyelerde alternatif yakıt sistemleri ve ulaşımda doğal gaz kullanımı

Petrol rezervlerinin her geçen gün azalıyor olması, dünya ülkelerinin önümüzdeki yıllarda petrol temini konusunda bir çıkmaza sürükleneceğinin kaçınılmaz olması, bütün bunların yanı sıra fosil kaynaklı yakıtların çevre üzerinde sahip olduğu olumsuz etki ve tahrip edici özellikler, birçok ülkeyi ve kuruluşu alternatif enerji kaynakları konusunda arayış içerisine itmiştir. Doğal gaz, 1970'li yıllarda yaşanan bir enerji darboğazından sonra birçok ülke tarafından gündeme gelmiş ve alternatif bir enerji kaynağı olarak kendine yer bulmaya başlamıştır. Rezerv ve temin bakımından bol olması, bunun neticesinde maliyetler yönünden fosil kökenli yakıtlardan çok daha avantajlı olması, hem çok temiz, hem de çok verimli yanma özelliklerinin olması bu yakıt türünün kullanımını oldukça arttırmıştır. Doğal gazın araçlarda alternatif bir yakıt olarak kullanılması da, zaman içerisinde gelişmiş ve pratikte kendine ciddi oranda yer bulmaya başlamıştır. Bu tez çalışmasında belediyelerde alternatif yakıt sistemleri ve ulaşımda doğal gaz kullanımı araştırılmıştır. Bu perspektiften bakılarak doğal gazın belediye parkında bulunan hizmet araçlarında kullanılmasının hem emisyon, hem de maliyet açısından önemi vurgulanmıştır. Konuya teşkil etmesi nedeniyle belediyelerin çevre kirliliği ve toplu ulaşıma ilişkin yasal çerçevesi ortaya konulmuştur. Belediyelerin ulaşım ve çevresel sorumluklarına karşı CNG kullanımı ve ülkemizde CNG kullanımının çevre kirliliği açısından getireceği avantajlar ve dezavantajları incelenmiştir. Diğer yakıtlarla fiyat karşılaştırması yapılmış, toplu taşımacılıkta CNG kullanımına örnek uygulamalar incelenmiştir.

Alternatif enerjiArabalarBüyükşehir belediyeleri+6
Ali Şar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de doğalgaz anlaşmazlıkları ve Türkiye

Dünyanın, ispatlanmış en büyük hidrokarbon yataklarını bölgesinde barındıran Ortadoğu ve enerji tüketiminde küresel anlamda ilk sırada yer alan Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir köprü ve geçiş güzergâhı oluşturan Doğu Akdeniz Bölgesi, son yıllarda keşfedilen hidrokarbon rezervleri ile gündemin ön sıralarında yer almıştır. Doğu Akdeniz, stratejik öneme sahip bir deniz olmasından dolayı, yeni dönemde enerji havzası olmaya adaydır. Bu bölgeyi daha önemli hale getiren yeni enerji kaynakları Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığının azaltmış olabilecektir. Doğu Akdeniz'in uluslararası enerji sektörünün önemli bir parçası olması ve jeopolitiğinin artması, münhasır hakların paylaşımında ciddi diplomatik çaba gerektirmektedir. Doğu Akdeniz'deki yeni doğalgaz kaynakları Türk Dış Politikasında Türkiye'nin önemini uluslararası siyasal sistemde artırmış ve Türk Dış Politikasına olumlu yönde etki etmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, değişen bölgesel ve küresel durum bu çerçevede bölgede son yıllarda gelişen süreçler, dünyadaki enerji haritasını derinden değiştirmiştir. Bu yeni harita içerisinde Türkiye'nin yeri son derece önemli bir hale gelmiştir. Doğu Akdeniz'i, uluslararası enerji sektörü ve jeopolitiğin odak noktalarından biri haline getirmiştir. Doğu Akdeniz havzasındaki enerji tablosunu olduğu gibi bölgesel dinamikleri de değiştirmesi beklenmektedir. Bu bağlamda Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşılmasına yönelik işbirliği ihtiyacını da gündeme getirmiştir. Anahtar Kelime: Doğu Akdeniz, Enerji Kaynakları, jeopolitik, Türkiye.

Doğal gazDoğal gaz aramaDoğu Akdeniz+7
Gökhan Beyaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğalgaz ile elektrik enerjisi üretimi ve ekonomik analiz

Günümüzde dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artmasıyla enerji tüketimi artmaktadır. Dünya üzerinde bulunan doğal enerji kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle günümüzde olmasa bile gelecekte büyük bir soruna yol açması öngörülmektedir. Bu nedenle enerji ihtiyacının kontrolsüz bir şekilde kullanılmasından ziyade verimli, çevresel etkileri az ve maliyeti ülke ekonomisini etkilemeyecek şekilde olan enerji kaynaklarının kullanılması önem kazanmaktadır. Kombine çevrim santralleri de bu santrallerden biridir. Diğer santrallere göre çevreye daha az oranda CO salınımı yapmaktadır. Elde edilen yüksek verim ve maliyet açısından ilk sıralarda tercih edilmektedir. Bu çalışmada, mevcut bir kombine çevrim santralinde doğalgazdan elektrik üretim aşamaları, santral elemanları incelenmiştir. Ayrıca santralin kurulum maliyeti, yakıt tüketimi, elektrik üretim maliyeti gibi ekonomik analizler yapılmıştır.

Doğal gazEnerjiKombine çevrim
Kübra Gül Durmaz
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğalgaz tesisatının binaya kurulum sürecindeki risklerin bulanık-FMEA yöntemi ile analizi-İBB uygulaması

Doğalgaz tesisatlarının kurulum süreçlerinde meydana gelebilecek hataların oldukça maliyetli ve tehlikeli sonuçları olabilmektedir. Bu noktada, doğalgaz tesisatının kurulum projelerinde risk yönetimi ve sistem güvenilirliği büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma doğalgaz tesisatının tasarım ve kurulum süreçlerindeki riskleri analiz edip mevcut sisteme iyileştirme önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, kurulumu yapılacak bir doğalgaz tesisatında karşılaşılabilinecek risklerin ve elde edilen verilerin etkilerinin tespit edilmesi amacıyla Hata Türleri ve Etkileri Analizi (FMEA) yöntemi kullanılmıştır. FMEA'da gerekli risk eylemlerinin önceliklendirilmesi tahmini bazda subjektif olarak yapılır. Bu çalışmada riskleri daha hassas derecelendirme ve sıralama yapılabilmesi için bulanık FMEA kullanılmıştır. Bulanık-FMEA ile risklerin önceliklendirilmesinden sonra pareto analizi yardımı ile iyileştirme önerileri sunulacak olan riskler belirlenmiştir. Bu çalışma sonuçlarının hem doğalgaz kurulum hem de diğer yüksek risk içeren süreçlerinde sistem emniyeti sağlayan, profesyonellere yardımcı olması beklendiği gibi çalışmanın bu alanda çalışan araştırmacılara da faydalı olması beklenmektedir.

Doğal gazDoğal gaz tesisatıHata türleri ve etkileri analizi+1
İsrafil Ceylan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir içi doğal gaz hatlarının bilgisayar destekli optimizasyonu

Doğal gazın şehir içerisinde kullanıcıya ulaştırılması için yapılan yatırımlar maliyetli ve bir o kadar da yorucu olduğu gözlemlenmiştir. Gelişen teknolojiye paralel olarak hızla genişleyen şehirlerde, doğal gaz hatlarının ileriye yönelik uygun tasarımının yapılması da zor ve maliyetli olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan önemli bir nokta olan doğal gaz hatlarında en uygun boru tasarımının belirlenmesi yatırım maliyetlerini de etkilemektedir. Bu tez kapsamında Uşak ilinde bir mahallede bulunan şebekedeki 100 metrelik hattın öncelikle basınç ölçümleri yapılmıştır. Daha sonra EPDK'nın temel teknik kriterlerine göre uygun çap ve basınç düşümü hesaplamaları GASWorks 9.0 programı yardımıyla 9 farklı metot kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ölçüm sonuçlarına en yakın metot belirlenerek, şebeke tasarımı için optimum tasarım parametreleri belirlenmiştir. Sonuç olarak; AGA-IGT Improved metodunun en uygun sonuçları verdiği gözlemlenmiştir. Optimum çap hesaplamalarında, imalatı gerçekleştirilen doğal gaz boru çaplarına göre %36,51-60,32 oranında boru çaplarının azaldığı gözlemlenmiştir.

Doğal gazDoğal gaz boru hatları
Mehmet Ertürk
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası hukukta deniz yatağı faaliyetlerinden kaynaklı deniz kirliliği ve devletlerin sorumluluğu

Artan enerji ihtiyacının karşılanması ve teknolojinin gelişmesi ile birlikte petrol ve doğal gaz endüstrisine olan yönelim artmıştır. Bu durum kıyı ötesi petrol ve doğal gaz faaliyetlerine olan ilgiyi de arttırmıştır. Kıyı ötesi petrol ve gaz üretimi, dünyadaki petrol ve doğal gaz talebinin ve tedarikinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ancak kıyı ötesi faaliyetler gerçekleştirilirken, deniz çevresinde birtakım olumsuz etkiler meydana gelmektedir. Dolayısıyla deniz kirliliğinin kaynakları arasında deniz yatağında gerçekleştirilen faaliyetler de bulunmaktadır. Deniz yatağı faaliyetleri gerçekleştirilirken uluslararası çevre hukukunun göz önünde bulundurularak, deniz kirliliğinin önlenmesi veya azaltılması, çevrenin korunması ve muhafazası için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Nitekim çevre sorunlarının yerel bir sorun olmadığı; aksine bütün toplumları etkileyen küresel bir sorun olduğu gerçeği anlaşılmış; çevre ve çevrenin korunması ile ilgili yerel, bölgesel ve küresel bazda düzenlemeler yapılmıştır. Uluslararası hukuk kirliliğe sebebiyet veren devletlerin veya bu kirliliğe sebebiyet veren kişi veya kuruluşların davranışlarından sorumlu olan devletlerin de birtakım sorumlulukları vardır. Uluslararası deniz yatağında gerçekleştirilecek faaliyetlerden kaynaklı sorumluluk konusunda ise 2011 yılında Deniz Yatağı Uyuşmazlıkları Dairesi'nin verdiği Danışma Görüşü büyük önem taşımaktadır

Deniz kirliliğiDeniz yatağıDoğal gaz+4
Figen Tabanlı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Three dimensional modelling of autothermal reforming of methane in a Pt-Ni washcoated micro-channel reactor

Steady state behavior of hydrogen production from oxidative steam reforming of methane in a Pt-Ni bimetallic washcoated Al2O3 microchannel reactor was modeled and simulated three dimensionally by using CFD rogram. Internal channels of Al2 O3 monolith reactor are covered with Pt and Ni in given metal loadings; in the simulations Pt and Ni clusters are considered randomly distributed according to ratio of 1/20 and 1/30. It is assumed that on Pt covered areas total oxidation of methane and on Ni covered areas steam reforming and water-gas shift reactions occur. Simulations are performed for cases with different steam to carbon and carbon to oxygen feeding ratios for 723-1023 K inlet temperature range by using FLUENT. The system performance is evaluated on the basis of the obtained methane conversion, hydrogen yield and hydrogen to carbon monoxide selectivity ratio at the exit. An inlet temperature of 723 K was proven to be too low for efficient system performance. The results of the simulations reveal that methane conversion and hydrogen yield increases but H2/CO selectivity ratio decreases with the increase in inlet temperature, for all feed compositions. Thus, an optimum ?feed composition-inlet temperature-catalyst composition? combination should be selected according to required hydrogen yield and H2/CO selectivity at the exit of the OSR system. Sizing of microchannel reactor has been done to provide hydrogen for 5 kWe PEM fuel cell for each case.

Natural gasHeat flowReaction kinetics+1
Bilge Kerem Aksakal
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessEN

A comparison of stochastic models of natural gas consumption: An application for Turkey

In this thesis, we model the dynamic behaviour of natural gas consumption using continuous-time stochastic models to incorporate their significant advantages over the discrete-time models into the modeling process. In addition to offering a wide set of choices for the drift and volatility terms and yielding analytical solutions for any forecast horizon, continuous-time models can also be used in the pricing of contingent claims depending on natural gas consumption since they enable more reliable forecasts at high-frequency levels. Here, we also document that the per consumer natural gas consumption data exhibit stationarity, strong seasonality, mean reversion, and serial correlation. Hence, we study the application of a One-factor mean-reverting process and stochastic Gompertz diffusion model on the modeling of daily natural gas consumption in Istanbul, Turkey that will also incorporate the empirical observations. In the comparison of their forecasting performances which are tested via the backtesting method at different forecast horizons, we find out that the One-factor mean-reverting process is more advantageous than the Gompertz diffusion process. To illustrate the pricing implications of these models, we price two hypothetical contracts and find out that the results vary from one model to another and hence, the choice of model becomes crucial in the real world.

Dynamic behaviorNatural gasEconomy+6
Serli Kiremitçiyan
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Değirmenköy yeraltı gaz depolama sahasının modellenmesi

The major source of energy essential to life comes from fossil fuels, and the dominant fossil fuels used today by most industrialized and developing countries are oil, coal, and natural gas. Among these fossil fuels, the natural gas is a versatile, clean-burning, and efficient fuel that is used in a wide variety of applications. According to the International Energy Agency (IEA), since the beginning of the 70s, the share of gas in the world energy balance has increased from 16 to 21% in 2008. According to the British Petroleum (BP) Statistical Review of World Energy, this share in 2010-2014 in global energy consumption was even higher - about 24%. BP forecasts that natural gas will be the fastest growing type of fuel in the next 25 years. The experts of IEA believe that the share of gas in the world energy by 2035 will increase to 25%, the gas will be the second energy source after oil, shifting coal into third place. Stable development of the gas industry and its individual factors are related to the capital investment of both new construction and in the maintenance of the achieved level. Improving the reliability of gas supply to consumers is particularly important. Consequently, one way to increase the security of gas supply is the underground gas storage facilities. Underground gas storage is an independent sub-sector of the gas industry. It plays an important role in ensuring the stability of gas supply by creating the reserve volume of gas in case of emergency situations in the gas pipeline system, which require prompt increase in supply. Involvement capacities of underground gas storage allows to balance the work of the gas supply system by increasing the productivity of the gas transportation system, or accumulating excessive amounts of commercial gas in the period of low demand. Gas is stored most commonly in underground storage facilities under pressure. These underground facilities are depleted oil and/or natural gas reservoirs, aquifers, and salt cavern formations. Natural gas is also stored in liquid or gaseous form in aboveground tanks. Gas is the major energy source consumed in Turkey. Today, Turkey needs to import substantial amount of energy since indigenous energy resources are not sufficient to meet increasing in demand. By virtue of this, the main goal of Turkish energy policies has been set as the supplying of required energy in a timely, dependable, cost-effective, environmentally sound and in a high-quality basis to support the development impulse and social progress. Turkey's energy security is closely related with the amount of gas stored. In Turkey there exist surface storage in form of tanks and underground gas storage. However, underground gas storage provides significantly large volume and meets various strategic requirements and delivery rates. At present Turkey does not have significant underground gas storage volumes comparable to other countries, despite the presence of suitable geology of both salt cavern and depleted field storage. One of the depleted underground gas storage of Turkey is the Degirmenkoy field. The Degirmenkoy is one of the two reservoirs of Silivri underground natural gas storage facility. The field is located in the Thrace region of Turkey. It is an onshore gas field located 16 km northern-west of the Northern Marmara field. The feasibility of creating gas storage in the Degirmenkoy field was examined based on process design, geologic factors, and preliminary economical analysis. The purpose of the design for an underground storage reservoir is to obtain the maximum working gas capacity for a given configuration of reservoir and surface properties under the influence of economics. The method of selecting the appropriate number of wells, wellhead pressure and base gas requirements is to fix one of the parameters and determine how the other parameters change depending on each other. In this study, the Degirmenkoy natural gas field is designed for storage purposes using RUBIS simulator. Approaches to designing the Degirmenkoy gas field as underground gas storage are as follows: - To design the current state of field maintaining the working gas capacity of 14.37 bscf for a given number of wells, reservoir and well properties. - To observe the reservoir performance of field with additional wells. The storage cycle for one year in Degirmenkoy UGS field is planned as follows: 180 days of injection period followed by 35 days of shut-in period, then 150 days production period is followed. It is assumed that all wells have the same wellbore and flow characteristics, accordingly simulated data are obtained from well #5. To achieve a desired result, firstly the model is simulated with already existing six wells. By using RUBIS simulator, two approaches for operation of the underground gas storage facility, namely the constant flow rates for both injection and production periods and the constant bottomhole and wellhead pressures are investigated. After that, new six wells are added to maximize the working gas capacity. The capacities of six wells and twelve wells are compared. In addition, the mechanical skin effect is considered. Increasing the skin factor causes to decrease the working gas capacity, which is not desirable. Hence, the efforts to minimize wellbore damage is the cause for concern. The wellhead pressure is the key parameter for defining the quantity of horsepower requirements for compressing the gas to the market. Therefore, the wellhead pressure effect on performance of the underground gas storage reservoir is studied. The result show that decreasing the wellhead pressure leads to an increase in working gas capacity for a fixed number of wells.

Değirmenköy gas fieldNatural gasGas storage+1
Gulzada Sagnalıyeva
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

The dynamics of financial and macroeconomic determinants in natural gas and crude oil markets: Evidence from Oecd/Gcc/Opec countries

This study analyzes the countries in the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), Gulf Cooperation Council (GCC) and Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC) within the data period to test whether there is long-term or short-term relationship between world's oil and natural gas consumption and the economic growth in the relevant countries. This analysis is undertaken in relation to the variables of world energy prices (Brent, West Texas Intermediate, Dubai, Henry Hub, Japan and Russia) and the liquidity level, stock market and industrial production of the target countries. Within the framework of this study, Augmented Dickey Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) and Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) unit root tests, Johansen cointegration and Granger causality analyses are implemented. The empirical findings of this thesis indicate that there are multidirectional relationships between the above-mentioned variables. These relationships can be explained by the factors that each country group owns within the framework of their energy sources, financial markets, economic conditions and geographical positions. The data accrued and analyzed in this thesis is presented as a contribution to guide policymakers, global investors and researchers in constituting an extensive country specific energy, macroeconomic and financial policies.

Natural gasEconomic growthEconomic developments+7
Merve Karacaer Ulusoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

A preliminary work on design and development of sour water gas shift catalysts for synthetic natural gas process

The main goal of this study is to design and develop a model sour water gas shift catalyst showing high performance in terms of activity, stability & selectivity and conducting performance screening by mimicking the syngas composition of the potential coal gasifier under ideal, sulfur-free conditions. According to the literature, dry powder entrained-bed type gasifier seems potential gasifier for the Synthetic Natural Gas (SNG) production processes, and it contains low steam/CO ratio, below 0.8. On the other hand, classical sour water gas shift (SWGS) catalysts work under high steam/CO ratio, specifically, above 2 or 3. In this context, from literature, one of the potential SWGS catalysts which is suitable for dry-powder syngas composition was chosen as a reference. Activated carbon supported KCoRe as the model SWGS catalysts were developed and these catalysts were tested under ideal, sulfur-free syngas composition. The effect of reaction conditions (i.e., reaction temperature and steam to carbon monoxide ratio) and catalyst preparation & support pre- treatment methods (i.e., impregnation method, air & nitric acid pre-treatment on the Activated Carbon support) were investigated on the prepared catalyst. Activity and selectivity were determined in terms of conversions of CO and H2, respectively. Experimental results showed that reaction conditions are very important parameters on the performance of the catalysts. At low steam/CO ratios, it is necessary to increase the temperature in order to get high activity. The effect of the impregnation method may vary from support to support since impregnation depends on the surface chemistry of the support material. Co-impregnation method may not be suitable for air oxidized AC supported catalysts. Both air and nitric acid treatments are helpful to increase the performance of the catalysts by increasing the oxygen bearing surface groups on the AC support.

Natural gasImpregnationCatalysts
Hasretnur Özata
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası doğal gaz piyasasının ekonomik analizi, Türkiye'deki gelişimi ve Eskişehir uygulaması

Uluslararası piyasalarda Türkiye'nin diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, enerjiyi sürekli ve zamanında elde etmesine bağlıdır. Bu nedenle enerji politikalarının belirlenmesinde, arz kaynaklarının güvenliği ve çeşitliliği önemli bir yer tutmaktadır. Doğal gazın gerek dünya ve gerekse Türkiye açısından, alternatif enerji kaynaklarına göre, verim ve maliyet yönünden daha avantajlı olduğunun görülmesi, temizliği ve çok geniş bir kullanım alanına sahip olması, talebinin sürekli artmasına neden olmaktadır. Türkiye'de doğal gaz boru hattının geçtiği güzergahlar üzerindeki, sanayi sektörünün geliştiği yada gelişmekte olduğu bölgeler ile otoprodüktör statüsünde doğal gaz ile elektrik üretimi ve hava kirliliğinin yoğun yaşandığı yerleşim birimleri tarafından giderek artan oranlarda talep edilmektedir. Bu çalışmada, Eskişehir'deki konut, ticaret ve sanayi sektörlerinin doğal gaz taleplerinin yapısı ve talebi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Analizde, gelecekteki doğal gaz taleplerinin yakıt ve tüketim bazında belirlenmesi için, günümüzdeki yapısı analiz edilmiş ve tüketimin fiyatlar, gelirler, ekonomik çalışma düzeyi, arz kısıtları, doğal gaz kullanan makine ve teçhizat stoku ile bağlantıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Ill Talep analizinde; çoklu regresyon tekniği kullanılarak sanayi, konut ve ticarethane sektörlerinin ayrı ayrı talep fonksiyonlarının tahmin edilmesi, başlıca yöntem olarak belirlenmiştir. Modellerde araştırma dönemi olarak, 1997-1998 yılları seçilmiş ve bu yıllara ait aylık veriler kullanılmıştır. Aylık verilerin tercih edilme nedenlerinin başında, doğal gazın Eskişehir'de yeni kullanılmaya başlamış olması gelmektedir. Ayrıca, modelleri ekonomideki yapısal değişikliklerin etkisinden korumak ve mevsimlik değişmelerin etkisini ölçme düşüncesi, bu seçimde etkili olmuştur. Modellerde sanayi, konut ve ticarethane sektörleri doğal gaz taleplerini etkileyeceği düşünülen, tamamlayıcı ve ikame yakıtların fiyatları ile gelir (GSMH) arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonucunda, konut ve ticaret sektörü doğal gaz talebini açıklayan değişkenler olarak; konut doğal gaz satış fiyatı, ithal kömür fiyatı ve GSMH, sanayi sektörü talebini açıklayan değişkenler ise; sanayi gaz satış fiyatı, sanayi elektrik fiyatı ve GSMH olarak bulunmuştur. Eskişehir'de doğal gaz kullanımına bağlı olarak, bu yakıta dayalı üretim sektöründe kullanılan enerji verimi % 90-95 düzeyine çıkmıştır. Sanayi, konut ve ticarethanelerde kullanılan yakıtlardan doğan harcamalar, doğal gaz kullanımına bağlı olarak ortadan kalkmış ve bunun yanısıra, hava kirliliği önemli derecede azalmıştır.

Doğal gazEkonomik analizEnerji politikaları+3
Hüseyin Naci Bayraç
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Sanayi tipi brülör-kazan sisteminde yanma emisyonlarının incelenmesi

Bu tezde, sanayi tipi bir brülör-kazan sisteminde yanma emisyonlarını araştırmak için farklı brülör ısıl yüklerinde, hava fazlalık katsayılarında ve kazan boylarında deneysel testler gerçekleştirilmiştir. Sonrasında brülör-kazan test sonuçlarından elde edilen verilerle, yanma sisteminin Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) modeli oluşturulmuştur. ANSYS FLUENT 16 yazılımında bulunan farklı yanma ve türbülans modelleri ile sayısal simülasyonlar gerçekleştirilip, deneysel sonuçlar ile uyumlu yanma ve türbülans modelleri belirlenmiştir. HAD modelinin doğrulanması sonrasında deneysel test parametreleri HAD yöntemiyle de incelenmiştir. Öte yandan aynı sistemde doğal gaz, metan, doğal gaza ısıl yükçe %25, %50 ve %75 oranlarında hidrojen eklenmesiyle oluşan yakıt karışımları ve saf hidrojen (% 100) yanmasıyla oluşan emisyonlar incelenmiştir. Son olarak brülör üzerinde bulunan girdap üreteci yerine yanma emisyonlarını düşürmek amacıyla yeni bir girdap üreteci tasarlanmıştır. Tasarlanan yeni girdap üretecinin kanat sayısı (7, 9, 11, 13, 15, 17) ve kanat açısı (15°, 20°, 25°, 30°) parametrik olarak incelenmiştir. Böylece kanat sayısı ve kanat açısının yanma emisyonları üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Brülör-kazan sisteminde farklı ısıl yükler ile farklı kazan uzunluklarıyla yapılan deneysel çalışmalarda, yanma sonu gaz emisyonları olan NOx, CO ve CO2 değişimleri sınırlı seviyede kalmaktayken farklı hava fazlalık katsayılarında değişimler daha belirgindir. Örneğin, NOx emisyonu 32 ppm, CO emisyonu 46 ppm ve CO2 % 24 oranında değişmektedir. HAD sonuçlarına göre, doğal gaz metan gazı ile de modellenebildiği görülebilir. Ayrıca doğal gaz-hidrojen yakıt karışımında hidrojen miktarı arttıkça alev boyu ve çapının arttığı CO2 ve CO emisyon seviyelerinin düştüğü belirlenmiştir. Yakıt olarak %100 H2 kullanıldığında ise CO ve CO2 emisyonların oluşmadığı fakat NOx emisyonun önemli derecede arttığı görülmüştür. Son olarak yeni tasarlanan girdap üretecinin 11 kanatlı uygulaması en düşük NOx emisyonuyla sonuçlandı. Ayrıca kanat açısının artması baca gazındaki NOx emisyonunun azalmasına neden olduğu saptandı.

BrülörDoğal gazDönmeli akış+2
Mehmet Salih Cellek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Crude oil, natural gas, politics, and economic growth: Impact and causality analysis in Caspian Sea region

The main objective of this study is to investigate the impact and causality of crude oil and natural gas with economic growth in Caspian Sea region. Alongside, analyzing the impact and causality of regional politics with crude oil and natural gas, and investigating the internal strengths and weaknesses as well as external opportunities and threats of the region are also the significant purposes of the study. Here, the study uses ordinary least square method and Granger causality test by considering time-series data from 1997-2015 to ascertain the impact and causality of crude oil, natural gas, politics, and economic growth. The results show that crude oil and natural gas has a significant impact on economic growth of the region. However, no significant regression model has been found considering the political variables which jointly has a significant impact on crude oil and natural gas. Now, considering Granger causality, from the economic perspective, GDP does granger cause crude oil price and export. It denotes that there is a unidirectional causal relationship between GDP and crude oil price, and GDP and crude oil export. Surprisingly, this direction is unlike for GDP and natural gas. Here, GDP and natural gas have opposite but unidirectional causal relationship—i.e., natural gas price and export do Granger cause GDP. On the other hand, considering political perspective, the findings of the Granger causality test show seven pairs which have a unilateral significant causal relationship between them.

GrowthNatural gasEconomic policies+7
S M Rashed Jahangır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya enerji emtia fiyatları ile Borsa İstanbul (BİST) elektrik endeksi arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Enerji emtiaları, üretim sürecinin vazgeçilmez girdileridir. İnsanlığın kullandığı elektriğin çok büyük kısmı, bugüne kadar fosil yakıt kökenli enerji emtialarından; petrol, kömür ve doğal gazdan üretilmiştir. 2018 yılı itibariyle, fosil yakıtların dünya elektrik üretimindeki payı %64, Türkiye'de ise %67,6 civarındadır. Bu çalışmada, fosil kaynaklı enerji emtialarında dışa bağımlılığı yüksek olan Türkiye'de; petrol, doğal gaz ve kömür getirilerinin düzeltilmemiş ve piyasa faiz oranına göre düzeltilmiş Borsa İstanbul (BİST) Elektrik endeksinin getirisi ile nedensellik ilişkisi araştırılmıştır. Ayrıca, bu emtiaların ticaretinde ABD Doları kullanıldığından, kur değişimlerinin etkilerini görmek amacıyla TL/ABD Doları kuru, emtia fiyat değişimlerinin sektöre özgü olup olmadığını tespit etmek için de BİST 100 endeks getirileri analize dâhil edilmiştir. Bildiğimiz kadarıyla bu araştırma, Türkiye'de BİST Elektrik endeksi getirisinde dünya petrol ve doğal gaz fiyatlarının yanında dünya kömür fiyatlarının da etkisini inceleyen ilk çalışma olma özelliğini de taşımaktadır. Analiz dönemi olarak 17 Mayıs 2010 – 29 Mayıs 2020 dönemi belirlenmiş, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedenselliği test etme yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Petrol ve kömür fiyatlarındaki değişimler ile BİST Elektrik Endeksinin getirisi arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi olduğu, doğal gaz fiyatlarındaki değişim ile ne BİST 100 ne de BİST Elektrik Endeksinin getirileri arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Borsa endeksiBorsa İstanbulDoğal gaz+7
Tuncay Gümüş
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal gaz basınç düşürme ve ölçüm istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi

Dünyada ve ülkemizde gerek iş kazalarında gerekse istihdamda başı çeken lokomotif sektörden olan maden, sanayi, petrol, doğal gaz gibi sektörlerde kullanılan malzeme veya kimyasallar nedeni ile patlayıcı ortam oluşmaktadır. Yanıcı madde ve oksijenin patlama oranlarında bir araya gelmesiyle beraber ısı ile buluşması sonucunda, yanıcı maddenin yanmasıyla bir şok dalgası oluşturan kimyasal tepkime olarak tanımlanan patlama ile yangında kimyasal tepkime aynıdır, fakat patlama olayında tepkimenin yanıcı madde kütlesindeki ilerlemesi yangına göre daha fazla olduğundan bir şok dalgası oluşmaktadır. Patlamanın gerçekleşebilmesi için ortamdaki yakıt miktarının, belli bir oran aralığında olmasını gerekir. Bu oran aralığının alt limitine "Alt Patlama Limiti", üst limitine ise "Üst Patlama Limiti" olarak adlandırılmaktadır. Bu değerler, kimyasalın karakteristik özelliklerinden gelir (Mevlevioğlu, Kadırgan, Çiftçioğlu, 2019). (Brauer, Varma, 1981). (Kaya, Kılıç, Öztürk, 2021). (Tommasini, 2013) Bu çalışmanın kaynağını oluşturan doğal gaz, özellikle başta sanayi ve enerji sektörü olmak üzere birçok sektörde kullanılan kimyasalların hammaddesidir. Doğal gaz enerji tüketiminde dünyanın ihtiyacını karşılamada yüksek bir paya sahiptir. Doğal gaz, fosil yakıtlar içinde 2040 yılında oranının yükselmesi beklenen tek yakıttır (Gazbir, 2020). (Kaya, Kılıç, Öztürk, 2021). Bu çalışmada Doğal Gaz Basınç Düşürme ve Ölçüm(RMS) istasyonlarında ortaya çıkan patlayıcı ortamların bulunduğu bölgeler hesaplanarak patlama riskinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi sonucu iyileştirmeye açık alanların analiz edilerek patlamadan korunma önlemlerinin alınması için yapılması gerekenler ele alınmıştır. Çalışmada, patlayıcı ortam hesaplamaları yapılırken TS EN 60079-10-1,2015 ve CEI 31-35 İtalyan standartları birlikte kullanılmıştır. Patlayıcı ortam riskinin oluşma ihtimalinin olduğu birçok sektörde konunun değerlendirildiği tezler hazırlanmıştır. Fakat RMS istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin iş güvenliği acısından değerlendirilmesi herhangi bir teze konu olmamıştır (Geng, Murè, Demichela, Baldissone, 2020). Bu bakımdan bu çalışma RMS istasyonlarında patlayıcı ortam riskinin analiz edilerek iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi acısından alanında ilk çalışma olması bakımından elde edilen analiz, bulgular ve öneriler bundan sonraki çalışmalara katkı sağlaması yönünden yararlı olacağı umulmaktadır.

Basınç ölçümleriDoğal gazKazalar+4
Önder Özdemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal gaz sektöründe iş sağlığı ve güvenliği risk analizi: Çorum ili örneği

Doğal gaz yer kabuğunun içindeki fosil kaynaklı petrol türevi bir çeşit yanıcı gaz karışımıdır. Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olarak sıklıkla evlerde ve endüstride kullanılmaktadır. Doğal gaz kullanımı belli kanun ve yönetmelikler çerçevesince düzenlenmiştir. Doğal gaz iletimi, dağıtımı işiyle ilgili işletmeler ve çalışanlara yönelik hizmet yerlerinde oluşabilecek riskler için önlemler alınmıştır. Bu tez araştırmasındaki amaç, doğal gaz hizmetlerinin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili risk analizinin gerçekleştirilmesidir. Bu amaca ulaşmak için Çorum Gaz A.Ş.'ne iletilen 2019-2022 yıllarındaki ihbarların risk analizi yapılmış ve ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arsındaki ilişki test edilmiştir. Risk analizinde Fine-Kinney risk analiz metodu kullanılmıştır. İhbar çeşitleri ve ihbar önem derecesi ilişkisi için SPSS istatistik programı ile basit uyum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre risk derecesi ortaya çıkarılmış ve gerekli düzenleyici/önleyici tavsiyelerde bulunulmuştur. Risk analizi sonucunda elde edilen risk skorlarına göre çok yüksek, yüksek ve önemli riskler çıktığı görülmüştür. Düzenleyici/önleyici tavsiyeler sonucunda 2019 yılında ortalama risk skorunda %64,4'lük bir azalma, 2020 yılında ortalama risk skorunda %64,9'luk bir azalma, 2021 yılında ortalama risk skorunda %71,2'lik bir azalma olduğu tespit edilmiştir. İhbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişki doğal gaz kullanım yoğunluğuna göre sonbahar-kış ve ilkbahar yaz dönemleri şeklinde incelenmiş, ihbar çeşitleri ve ihbar önem dereceleri arasındaki ilişkinin mevsime göre değişiklik göstermediği tespit edilmiştir.

Doğal gazDoğal gaz sektörüEnerji sektörü+5
Enes Kaya
Hitit University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Meteorolojik parametreler ile doğalgaz talep tahmini için metasezgisel optimizasyon algoritmalarının karşılaştırmalı analizi

Doğalgaz talebinin tahmin edilmesi, sanayi sektörü, enerji kaynakları yönetimi ve özellikle enerji tüketimi yüksek ülke ekonomileri için büyük önem taşımaktadır. Doğalgaz tüketim talebinin tahmin edilmesi karar vericiler ve yöneticiler tarafından alınacak kararlarda gelecekte başarılı yatırımlar yapmak için önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin doğalgaz talebinin tahmini için dört farklı metasezgisel algoritma kullanılmıştır. Araştırmamızda Diferansiyel Evrim Algoritması (DEA), Parçacık Sürüsü Arama Optimizasyonu Algoritması (PSO), Yerçekimi Arama Algoritması (GSA) ve Geri İzleme Arama Optimizasyonu Algoritması (BSO) performanslarına göre karşılaştırılmıştır. Modellerin performansları daha sonra altı farklı global hata ölçüm yaklaşımı ile değerlendirilmiştir. Karşılaştırılan optimizasyon modellerinde normalize edilmiş meteorolojik veriler (ortalama sıcaklık, basınç, nem, rüzgâr ve yağış) girdi parametreleri olarak kullanılmıştır. 2010-2017 yılları arasındaki aylık (96 ay) veriler eğitim verileri olarak değerlendirilirken, 2018-2020 yılları arasındaki aylık (36 ay) veriler ise test verisi olarak belirlenmiştir. Araştırmada doğrusal (linear), üstel (exponantial) ve ikinci dereceden (quadratic) olmak üzere üç matematiksel model kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre gerçek doğalgaz tüketimi verilerini eğitim verileri için dört farklı algoritma içinde her üç modelde de (lineer, exponential, quadratic) en başarılı şekilde tahmin eden model DEA algoritmasının ikinci dereceden matematiksel modelidir. Test verileri için ise dört farklı algoritma içinde her üç modelde de en başarılı şekilde tahmin eden model PSO algoritmasının ikinci dereceden matematiksel modelidir.

Doğal gazMetasezgisellerParçacık sürü optimizasyonu+2
Zehra Bilici
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on the price behaviours of energy commodities (Chaos, fractality, wavelet and non-linearity)

This dissertation investigates the pricing behaviors of major energy commodities; crude oil (wti), gasoline, heating oil and natural gas in different aspects. In this context, the initial focus is on testing nonlinear, long memory, chaotic and fractal behaviors of those energy commodities, and examining whether wavelet studies contribute to modeling and forecasting in a positive way. On the other hand, since it is found that there exist no chaotic and fractal behavior, FIAPARCH and Levy process are evaluated under stochastic modelling additionally.

Wavelet analysisNatural gasNonlinear behaviors+7
Murat Gençer
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

Related subjects