State schools
99 theses under this subject heading
Sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında 4. sınıf ingilizce dersi programının uygulanabilirliğini etkileyen faktörlerin incelenmesi
Türk Eğitim Sistemi'nde İngilizce Öğretim Programı oldukça önemli ve zorunlu bir programdır. İngilizce öğrenmenin önemi gün geçtikçe artmaktadır bu nedenle İngilizce Öğretim Programı üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılında İngilizce Öğretim Programını yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeyle kademe olarak İngilizce öğretimi 2. sınıf düzeyinde başlatılmış, yöntem değşikliğine gidilerek İletişimsel Öğretim Yöntemi kullanılmaya başlanmış, dinleme ve konuşma becerileri daha çok vurgulanmış ve teknolojiye daha çok ihtiyaç duyulmuştur. Bu araştırmanın amacı yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın sosyoekonomik düzeyleri farklılık gösteren devlet ilkokullarında nasıl uygulandığını incelemek, uygulanabilirliğini belirlemek ve uygulanma başarısına etki eden faktörleri ortaya koymaktır. Bu nedenle, sosyoekonomik durumları farklılık gösteren 3 okuldan ilkokul 4. sınıf düzeyinde 24 öğrenci ve 6 ilkokul İngilizce öğretmeni katılımcı olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Çoklu durum çalışması ile birden fazla durum yani sosyoekonomik düzeyi farklı okullar incelenerek bu durumlara ait veriler ortaya çıkarılmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda sosyoekonomik düzeyleri yeterli ve kısmen yeterli olan okullarda yani araştırma yapılan okulların çoğunda yeni düzenlenen İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanabildiği ve sınıf içi faktörlerin bu duruma olumlu katkıda bulunduğu ortaya çıkmıştır. Sosyoekonomik düzeyi diğer 2 okula göre yetersiz olarak nitelendirilen okulda ise sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile İngilizce Öğretim Programı'nın etkili bir şekilde uygulanamadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlara dayanarak İngilizce Öğretim Programı'nın araştırmaya katılan okulların çoğunda etkili bir şekilde uygulanabildiği bununla birlikte sınıf içi faktörlerin yetersizliği sebebi ile programın uygulanmasında bütünsel başarıyı sağlayamadığı ortaya çıkmıştır.
Türkiye'de azınlık ve devlet liselerinde çokkültürlü eğitim anlayışının araştırılması: Çoklu durum çalışması
Günümüzde ulusal programlara bakıldığında, gittikçe daha fazla evrensel değerler içerdiği görülmektedir. Bu çerçevede, çokkültürlülük, çoğulculuk, farklılık (çeşitlilik) gibi konular, eğitim kurumlarını ve programlarını daha demokratik hale getirmek için önemli rol oynayabilir. Dünyada çokkültürlü eğitime ilişkin yüzlerce tez ve makale yayımlanmıştır. Son 10 yılda Türkiye'de akademisyenlerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin çokkültürlü eğitime ilişkin görüşlerini ve tutumlarını inceleyen araştırmaların arttığı görülmektedir. Araştırmanın amacı: İstanbul'da bulunan azınlık ve devlet liselerindeki farklı katılımcıların (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) çokkültürlü eğitime ilişkin bakış açılarını derinlemesine incelemektir. Araştırmanın yöntemi: Bu araştırmada, nitel çoklu durum çalışması yürütülmüştür. Amaca yönelik örneklem ile çokkültürlü eğitim ve azınlık eğitimi alanlarında, zengin ve farklı bağlamlara sahip olan okullar seçilerek maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, "yöntemsel çeşitleme, veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi ve araştırmacı çeşitlemesi" olmak üzere farklı çeşitleme türleri kullanılmıştır. Bire bir görüşmeler, katılımcı gözlemler, doküman analizi ve alan notları kullanılarak "yöntemsel çeşitleme"ye; farklı katılımcılardan (okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler) veri elde edilerek "veri kaynağı (katılımcı) çeşitlemesi"ne; birden fazla araştırmacının katılmasıyla "araştırmacı çeşitlemesi"ne gidilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve üç uzman görüşü alınan yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile 44 katılımcıyla görüşme yapılmıştır. Araştırma, 2014-2015 akademik yılında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi: Görüşmeler, yazıya dökülmüştür ve toplanan tüm verilere içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın süreç ve işlemleri detaylı olarak yazılmıştır. Temaların ortaya çıkarılmasında, üç araştırmacı tüm verileri incelemiş ve kod defteri oluşturularak ortak temalara ve alt-temalara karar verilmiştir. Araştırmanın bulguları: Elde edilen temalar, "Eğitimde Fırsat Eşitliği ve Herkes İçin Eğitim, Metaforik Tanımlar, Kültürel Farkındalık / Farkındalık Bilinci Kazandırma (Alt-Temalar: Kültürleşme, Kendini Geliştirme, Dünya Vatandaşlığı), Eşitlik (Alt-Temalar: Birlikte Yaşama ve Çoğulculuk, Hoşgörü), Çokkültürlü Eğitim / Program/ı Eksikliği, Anadili Eğitimi ve Eğitim Öğretim Birliği / Tevhidi Tedrisat, Çokkültürlü Eğitimin Dezavantajları, Katkılar Yaklaşımı ve Etnik İlaveler Yaklaşımı, Önyargılar, Farklı Kültürlerden İnsanlarla Etkileşimdeki Sorunlar, Çokkültürlü Eğitim Programı Eksikliği ve Ders Kitaplarının Yazılması"dır. Araştırmanın Sonuçları ve Öneriler: Öğretmenlerin çokkültürlü eğitim alanında eğitim alması gerektiği görülmektedir. Katılımcıların ifade ettiği gibi, öğretmenler konu alanlarında ya da disiplinlerinde çeşitli kavramlar, prensipler, genellemeler ve teoriler göstermek için çok çeşitli kültürlerden ve gruplardan örnekler kullanmalıdırlar. Öğretmenler kültürel değerlere uyumlu öğretim yapmalıdırlar. Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı ve farklı sosyo-kültürel gruplardan gelen öğrencilerin akademik başarılarının sağlanması için öğretimde farklı yöntem ve teknikler kullanılmalıdır. Okul kültürü, öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliği ve güçlendirme yaşamaları için tasarlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Çokkültürlü Eğitim, Nitel Araştırma, Nitel Çoklu Durum Çalışması, Eğitim Programları ve Öğretim.
Üniversite hazırlık sınıf öğrencileri ve özel dil okulu öğrencilerinin yabancı dil öğrenme stratejileri ve öz düzenleme becerileri
Bu araştırmanın amacı, üniversite hazırlık sınıfı ve özel İngilizce kursu öğrencilerinin dil öğrenme stratejileri kullanımlarını ve öz düzenleyici öğrenme becerilerini okul türü, cinsiyet, kur düzeyi, mezun olunan lise türü, ortaöğretim alanı ve yaş değişkenlerine göre incelemektir. Araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulundan 293 ve Aydında bulunan özel dil kurslarından 129 olmak üzere toplam 422 öğrenci katılmıştır. Araştırmada dil öğrenme stratejilerini belirlemek amacıyla Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri ve öz düzenleme becerilerini belirlemek amacıyla da Turan (2009) tarafından geliştirilen Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri için doğrulayıcı, Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği için ise hem açımlayıcı hem de doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Ayrıca araştırmanın nitel verileri araştırmacılar tarafından hazırlanmış, görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 21.0 (Statistical Package for Social Sciences) programından faydalanılmış ve nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının ve öz düzenleme becerilerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Özel kurs öğrencilerinin hem dil öğrenme stratejileri kullanımlarının hem de öz düzenleme becerilerinin hazırlık sınıfı öğrencilerine göre daha üst düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin dil öğrenme stratejileri kullanımlarının yaş, İngilizce kullanma sıklığı, kur düzeyi ve ortaöğretim alanı değişkenlerine; öz düzenleme becerilerinin ise cinsiyet ve yaş değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca dil öğrenme stratejileri ile öz düzenleme becerileri arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu saptanmıştır. Son olarak hazırlık sınıfı ve özel kurs öğrencileriyle birlikte öğretmenlerin yabancı dil öğrenme ve öğretme hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Dil Öğrenme Stratejileri, Öz Düzenleme Becerileri,Yabancı Dil Öğrenimi, Özel Kurs Öğrencileri, Hazırlık Sınıfı Öğrencileri.
Devlete bağlı ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ve iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Ankara ili Altındağ ilçesi örneği
Günümüzde, çalışanlar günlük yaşamının önemli bir bölümünü iş ortamında geçirmektedir. Bireylerin mutlu bir hayat geçirmesi için yaptıkları işten haz almaları, beklentilerinin karşılığını almaları gerekmektedir. Bu konu çalıştıkları örgütün iklimi ile yakından ilgilidir. Bu nedenle, bireyler olumlu iklime sahip bir örgütte çalışmak isterler.Bu araştırmanın amacı, devlete bağlı ilköğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile iş tatmin düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir.Araştırma ilişkisel modelde olup, modeli test etmek için 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Altındağ ilçesinde bulunan ilköğretim okullarında alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 16 ilköğretim okulunda görev yapan 403 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler betimsel bilgiler, örgüt iklimini etkileyen sorular ve iş tatminini etkileyen sorulardan oluşan üç bölümlük anketle toplanmıştır. Verilerin analizinde, istatistik yöntemlerinden güvenilirlik analizi, faktör analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans işlemleri, t-testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon analizi, ikili ve çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır.Yapılan analizler sonucunda örneklem grubundaki öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile iş tatmin düzeyleri arasında pozitif, doğrusal, yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre öğretmenlerin okullardaki örgüt iklimini etkileyen faktörlere ilişkin algıları olumlu oldukça iş tatmin düzeyleri de artmaktadır. Örgüt ikliminin iş tatminini yordayıp yordamadığını tespit etmek için yapılan analiz sonuçlarına göre, örgüt ikliminin alt boyutlarından liderlik tipi, örgütsel iletişim ve örgütsel amaçlar değişkenlerinin iş tatmini üzerinde pozitif yönde anlamlı yordayıcılar olduğu, örgüt yapısının ise anlamlı yordayıcı olmadığı görülmektedir.
Uygulayıcıların bakış açısıyla devlet üniversitelerinde performans esaslı bütçeleme deneyiminin incelenmesi
Değişen ekonomik koşullarla beraber dünya üzerinde pek çok ülkede Performans Esaslı Bütçeleme Sistemi uygulanmaya başlamıştır. Türkiye'de 2006 yılından beri uygulanmakta olan Performans Esaslı Bütçeleme Sistemi; stratejik plan, performans programı, faaliyet raporu aracılığıyla kaynakları etkili, ekonomik ve verimli kullanmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma on yılın üzerinde bir süredir yürürlükte olan sistemin devlet üniversitelerindeki uygulama durumunu ele almaktadır. 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında yer alan devlet üniversitelerinde Maliye Bakanlığına bağlı bütçe daireleri kapatılarak yerine üniversitelerin kendi bünyesinde Strateji Geliştirme Daire Başkanlıkları kurulmuştur. Bu çalışmada Strateji Geliştirme Daire Başkanlıklarında performans esaslı bütçeleme sürecinde yer alan personelin sisteme bakış açıları incelenmiş, sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri getirilmiştir.
An action research study on portfolio assessment in a process writing class with seventh grade students in a primary state school
This study aims to search the improvements of the writing skill of the seventh grade students in a state school by using portfolio technique in Process Approach. In this study three questions have been investigated: 1) What are the factors to be considered while teaching writing skill to the seventh grade students? 2) Does the use of portfolio technique help seventh grade students' writing improvement? 3) What are the attitudes of the students to portfolio technique? Key Words: 1. Portfolio Technique 2. Metacognitive Skills 3. Autonomy
İç kontrol sisteminin kurumsallaşma üzerine etkisi: Devlet üniversiteleri üzerine bir araştırma
Globalleşen Dünya'da teknolojinin gelişip rekabetin artmasından dolayı, ister kamu sektörü olsun, ister özel sektör olsun bütün işletmeler kurumsallaşma konusunda büyük çaba sarf etmektedirler. İşletmelerin büyük rekabet ortamında varlıklarını devam ettirebilmeleri ve rakiplerine karşı üstünlük sağlayabilmeleri için kurumsallaşma düzeylerini önemli derecede arttırmaları gerekir. Ancak kurumsallaşma tek başına yeterli olmayabilir. İşletmeler kurumsallaşma aşamasında, kaliteli ve etkin bir iç kontrol sistemine de ihtiyaç duymaktadırlar. İç kontrol sistemini başarılı bir şekilde uygulayan işletmelerin, kurumsallaşma düzeyleri de aynı ölçüde artmaktadır. Kamu ya da özel sektör işletmelerinin yanı sıra üniversitelerde de kurumsallaşma ve iç kontrol kavramlarının önemi artmaktadır. Özellikle devlet üniversiteleri karşısında özel üniversite sayısının artması bu kavramların önemini daha da arttırmaktadır. Devlet üniversitelerinin özel üniversitelere karşı eğitim kalitesini, öğrenci sayısını ve kaliteli bilimsel yayınlarını arttırma konusunda başarı gösterebilmeleri için kurumsallaşma ve iç kontrol sistemi konularında ilerleme kaydetmeleri gerekir. Bu çalışmada, devlet üniversitelerinde iç kontrol sisteminin kurumsallaşma üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma devlet üniversitelerinin bünyesinde bulunan iç denetim birimlerine yönelik yapılmıştır. Söz konusu iç denetim birimlerinde çalışan iç denetçi ve iç denetim birim başkanlarına, kurumsallaşma ve iç kontrol konuları ile ilgili ölçeklerden oluşan anketler posta yolu ile gönderilmiştir. Elde edilen veriler analiz edildiğinde, devlet üniversitelerinin kurumsallaşma düzeyi ile iç kontrol sistemi arasında yüksek derecede ilişki olduğu belirlenmiş; iç kontrol sisteminin aynı zamanda kurumsallaşma düzeyi üzerinde önemli düzeyde etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca üniversite bazında çeşitli demografik özellikler açısından iç kontrol sistemi ve kurumsallaşma düzeyinin farklılaşıp farklılaşmadığı kurulan hipotezler vasıtasıyla test edilmiştir.
Öğretmenlerin örgütsel değişim algıları: Eğitimde dijital dönüşüm
Bu araştırmada, Yozgat ilinde kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin Türk Eğitim Sisteminde meydana gelen örgütsel değişim girişimlerine ve "Eğitimde Dijital Dönüşüm" adlı örgütsel değişime ilişkin düşüncelerini; genel algı, duygu ve tutum durumları, sürece yönelik düşünceler ve sonuca yönelik düşünceler olmak üzere dört boyutta ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yönteminde ve olgubilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, birebir görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğretmenlerin Örgütsel Değişim Algıları: Eğitimde Dijital Dönüşüm Örneği" yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 27 öğretmen ile görüşülmüştür. Katılımcılara yöneltilen soruların cevapları ses kaydedici araçlarla kayıt altına alınmıştır. Bu kayıtlar dikkatlice dinlenerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan içerik analizi sonucunda kodlar belirlenmiş, kodların analiz edilmesi ile alt temalar ve temalar oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel değişime yönelik genel algılarının olumlu olduğu, "Eğitimde Dijital Dönüşüm" adlı örgütsel değişime yönelik duygu ve tutum durumlarının olumlu yönde olduğu ve bu değişimin öğretmenlere fayda sağladığı ve kişiler arası ilişkilerinde olumlu değişimler ortaya çıkardığı görülmüştür. Öğretmenlerin sürece yönelik düşünceleri incelendiğinde ise öğretmenlerin uygulanmakta olan değişimden, medya ve resmi yazı ile haberdar oldukları, değişimin başarıyla uygulanabileceğine dair görüşlerinin daha çok olumsuz olduğu, değişim sürecine başlanılmadan önce öğretmen görüşlerine başvurulmadığı, değişimde yönetici tutumlarının belirleyici olduğu, planlama ve uygulamaya dönük problemler ve gerekli alt yapının sağlanamaması sebebiyle değişim sürecinin başarı ile uygulanamadığı ve öncelikli olarak eğitim sistemine yönelik değişim uygulamalarının yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Örgütsel değişimin sonuçları yönünden incelediğinde ise dijital dönüşümün öğretmenler tarafından daha çok olumlu sonuçları olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Değişim, Örgütsel Değişim, Dijital Dönüşüm, Öğretmenler, Nitel Araştırma
Kamu üniversitelerinde bütçe tahsisi: Türkiye için alternatif bir öneri
Üniversite bütçelerinin ortalama olarak yüzde 55inin kamu kaynaklarıyla finanse edildiği ülkemizde, bu kaynakların üniversiteler arasında dağıtımında formüle dayanan bir kriter bulunmamaktadır. Yanlış kaynak tahsisine yol açabilecek bu sorunun giderilmesi amacıyla çeşitli ülkelerdeki uygulama modelleri incelenerek bu modeller içerisinde üzerinde uzlaşı sağlanarak 40 yıldan fazla bir süre uygulanmakta olan İtalyan modeli seçilmiş ve bu model 22 Türk üniversitesinin 2010 yılı bütçe rakamlarına uygulanarak sonuçları değerlendirilmiştir. İtalyan modelinde yer alan formülasyonun seçilmiş üniversitelerin 2010 yılı bütçelerine uyguladığımızda 7 üniversitenin mevcut bütçe rakamlarında artma, 14 üniversitenin ise azalma meydana gelmiştir. Toplam sapma oranının ise yüzde 29 olduğunu görmekteyiz. Sonuçta üniversite bütçelerine genel bütçeden kaynak tahsislerinin, sorunsuz bir şekilde uygulanmakta olan İtalyan modeli çerçevesinde yapılması gerektiği Yükseköğretim Kurulu ve ilgili bakanlıklara önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Yükseköğretimin maliyetleri, yükseköğretimin finansmanı,finansman kriterleri, bütçe ile finansman, İtalyan modeli
Özel ve devlet okullarında çalışan branş öğretmenlerinin demografik değişkenlere bağlı olarak mesleki doyum ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması
Çalışmanın amacı, özel ve devlet okullarında çalışan branş öğretmenlerin mesleki doyum ve anksiyete düzeylerini öncelikle kendi aralarındaki ilişkisini, ikinci aşamada da okul türüne göre değişimini incelemek ve karşılaştırma yapmaktır. Bu araştırmaya Şanlıurfa Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 5 özel 5 devlet okulu olmak üzere toplam 10 okuldan 100 branş öğretmeni katıldı. Katılımcılara sosyodemografik veri, Mesleki Doyum Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği uygulandı. Araştırmada bağımsız değişkenler özel ve devlet okulunda çalışan branş öğretmenlerinin demografik değişkenleri (yaş, cinsiyet, iş tecrübesi, medeni durum), bağımlı değişkenler ise mesleki doyum ve anksiyete düzeyleridir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Bağımsız İki Örneklem t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Tek Yönlü Varyans Analizi testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki değişken arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki için Pearson Korelasyonu kullanılmıştır. Analizlerde güven aralığı %95 (anlamlılık düzeyi 0,05 p<0,05) olarak belirlenmiştir.Yapılan istatiksel analizlerin sonucunda mesleki doyum ile anksiyete arasında anlamlı bir ilişki saptanmış, özel ve devlet okullarında çalışan öğretmenlerin anksiyete düzeyleri incelendiğinde anlamlı farklar ortaya çıkmıştır. Bulguların diğer değişkenlere göre detaylı analizi tablolarla yorumlanmıştır.
Resmi ve özel ortaöğretim okullarında kurumsallaşma
Bu çalışmanın amacı, resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeylerini incelemek ve bu okullarda kurumsallaşmaya ilişkin gerçekleştirilen uygulamaları, yaşanan sorunları ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini öğretmen görüşlerine göre ortaya koymaktır. Bu araştırmada, nicel ve nitel metotların birlikte kullanıldığı yöntemlerden açımlayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinin Nizip, Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinin resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel bölümünün örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında tabakalı örneklem yöntemine göre seçilen ve 50 ortaöğretim okulunda görev yapan 758 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın nicel verileri, Özgan (2011) tarafından geliştirilen "Okul Kurumsallaşma Ölçeği" (OKÖ) ile toplanmıştır. Okul Kurumsallaşma Ölçeği; kültürel güç, uzmanlaşma, sosyal sorumluluk, adapte olabilirlik, formalleşme ve tutarlılık olmak üzere altı boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubunu belirlemede, amaçlı örnekleme çeşitlerinden biri olan aşırı veya aykırı durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, nicel verilerin toplandığı okullarda görev yapan 32 öğretmenden oluşmaktadır. Bu öğretmenlerden 16'sı kurumsallaşma düzeyi en düşük olan okullarda, 16'sı da kurumsallaşma düzeyi en yüksek olan okullarda görev yapmaktadır. Nitel veriler, resmi ve özel ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde, parametrik analiz teknikleri; nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre resmi ortaöğretim okulları uzmanlaşma ve adapte olabilirlik boyutlarında orta düzeyde; kültürel güç, sosyal sorumluluk, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Özel ortaöğretim okulları ise uzmanlaşma, sosyal sorumluluk ve adapte olabilirlik boyutlarında yüksek düzeyde; kültürel güç, formalleşme ve tutarlılık boyutlarında ise çok yüksek düzeyde kurumsallaşmıştır. Aynı zamanda tüm boyutlarda resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşma düzeyleri arasında özel ortaöğretim okulları lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Resmi ve özel ortaöğretim okullarında; kurumsal ilke ve değerler oluşturma, paylaşılan bir vizyon geliştirme, takım çalışması yapma, kararları ortak alma, reklam ve tanıtım çalışmaları yapma, çalışmalarda yasal mevzuatı dikkate alma, sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirme, velilerle işbirliği sağlama, okul güvenliğini sağlama, personel gelişimini sağlama, kurumsal iletişim kanalları oluşturma, okul kuralları oluşturma, çalışmaları raporlama ve kurum içi denetim yapma gibi kurumsallaşma açısından önemli olan çeşitli uygulama ve çalışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. Diğer yandan resmi ve özel ortaöğretim okullarının kurumsallaşmaya ilişkin en fazla yaşadıkları sorunlar ise; velilerin ilgisiz olması, yöneticilerin sık değişmesi, kurum içi çatışmalar, olumsuz öğrenci davranışları, öğretmenlerin mevzuat bilgisinin yetersiz olması, ödüllendirme yapılmaması, aşırı iş yükü, aşırı bürokrasi, görevlerin açık ve net olmaması ve karara katılımın sağlanmamasıdır. Araştırmada elde edilen sonuçlar ve katılımcıların çözüm önerileri dikkate alınarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlilikleri ile okul iklimi arasındaki ilişki
Bu araĢtırmanın amacı, yönetici görüĢlerine göre okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlilik düzeyleri ile öğretmen görüĢlerine göre öğretmenlerin okul iklimi düzeyleri arasındaki iliĢkiyi incelemektir. Nicel araĢtırma yöntemlerinden iliĢkisel tarama modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırmanın evrenini, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Yozgat ili merkez ve ilçelerinde bulunan resmi eğitim kurumlarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler oluĢturmaktadır. Örneklem, ulaĢılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenen 260 okul yöneticisi (müdür, müdür yardımcısı) ile bu yöneticilerin görev yaptığı aynı okullarda çalıĢan 360 öğretmenden oluĢmaktadır. Veri toplama aracı olarak ―Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlilikleri Ölçeği‖ ile ―Okul Ġklimi Ölçeği‖ kullanılmıĢtır. Teknoloji liderliği verileri yöneticilerden, okul iklimi verileri ise öğretmenlerden yüz yüze ve çevrim içi olarak toplanmıĢtır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi tekniklerinden yararlanılmıĢtır. Bulgular, okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlilik düzeylerinin genel olarak yüksek olduğunu, ancak sistematik geliĢim boyutunda görece düĢük kaldığını ortaya koymuĢtur. Öğretmenlerin okul iklimine iliĢkin algıları ise çoğunlukla olumlu düzeyde bulunmuĢtur. Ġki değiĢken arasında anlamlı bir iliĢki saptanmamıĢ olup bazı alt boyutlarda düĢük düzeyde iliĢki görülmüĢtür. AraĢtırmada elde edilen bu sonuçlar teknoloji liderliğinin okul iklimini doğrudan değil dolaylı ve bağlamsal faktörler aracılığıyla etkileyebileceğini düĢündürmektedir. AraĢtırmada elde edilen sonuçlar literatür ıĢığında tartıĢılmıĢ ve uygulamaya yönelik (hizmet içi eğitim programları ve teknoloji liderliği odaklı uygulamalı atölye çalıĢmalarının düzenlenmesi, teknoloji kullanımını destekleyecek ekipler oluĢturularak öğretmenlerin bu süreçlere aktif katılımı teĢvik etmek, okul ikliminin güçlendirilmesi amacıyla yöneticilerin açık iletiĢim, iĢ birliği ve katılımcı karar alma kültürünü benimsemeleri vb.) öneriler geliĢtirilmiĢtir. 2025, xii + 90 Sayfa Anahtar Kelimeler: Okul yöneticisi, teknoloji liderliği, okul iklimi, eğitim yönetimi, dijital eğitim
Özel dershanelerden resmi okullara atanan ilköğretim fen bilimleri öğretmenleri üzerine bir durum çalışması
Bu araştırma özel dershanelerde görev yaparken Milli Eğitim Bakanlığına atanan/geçen fen bilimleri öğretmenlerinin değişime uyum sürecinde karşılaştıkları durumları ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda öğretmenlerin değişime uyum sürecinde; öğretmenlik mesleği yeterlik algıları ve yeterlik için gerçekleştirdikleri etkinlikler/davranışlar, kişisel ve mesleki gelişim için aldıkları eğitimler, yararlandıkları bilgi kaynakları (yazılı kaynaklar, meslektaş, vd.) ve gereksinim duydukları eğitimler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca değişime uyum sürecinde; öğretmenlerin değişimini kolaylaştıran etkenler, kuvvetli algıladıkları yönleri, fırsat olarak gördükleri ve kolay başardıkları durumlar, karşılaştıkları güçlükler, güçlüklerle baş etme stratejileri, endişeleri, zayıf/eksik algıladıkları yönleri, başarmakta zorlandıkları/başaramadıkları durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışmasına göre desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Kahramanmaraş ilinde resmi ortaokullarda 2015-2016 öğretim yılında görev yapan altı fen bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Amaçsal örnekleme yönteminden ölçüt örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından devlet okullarına atanmadan önce dershanede çalışmış olma ve fen bilimleri öğretmeni olma ölçüt olarak alınmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde gözlem, görüşme ve doküman incelenmesi yöntemleri kullanılmıştır. Bu kapsamda veriler, öz değerlendirme formu, yarı yapılandırılmış görüşme formları, yapılandırılmamış görüşme (ayaküstü görüşme), yapılandırılmamış gözlem, yazılı kaynaklar, hikâye, kontrol listesi, SWOT formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda özel dershanede görev yaparken MEB'e atanan /geçen fen bilimleri öğretmenlerinin öğretmenlik mesleği genel yeterlik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin özellikle program ve içerik bilgisi yeterliklerini çok yüksek algılamış mevzuat bilgilerinin ise yetersiz olduğunu ifade etmişlerdir. MEB'e geçtikten sonra birçok şeyin değiştiğini belirtmelerine rağmen öğretmenlerin fen bilimleri öğretim programın ilke ve yaklaşımına uygun dersleri yürütmediği, daha çok sınav odaklı ders işlediği ve etkinlikler yaptığı, sınav konusunda rehberlik ettiği ve öğrencileri sınavla motive ettiği tespit edilmiştir. Aldıkları hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimleri yetersiz bulan öğretmenler öğrenme ve öğretme süreci, ölçme ve değerlendirme, özel eğitim ve eğitim sistemindeki değişikliklerle ilgili eğitim ihtiyaçlarını vurgulamışlardır. Kişisel ve mesleki gelişimlerini farklı kaynaklardan sağlamaya çalıştıklarını belirten öğretmenlerin öne çıkardığı bilgi kaynakları ise meslektaşlar ve bilişim ağıdır. Elde edilen sonuçlara göre MEB'e geçtikten sonra öğretmenlerin okul ortamına uyumunu kolaylaştıran etkenlerin başında okul yönetimi, okul ortamı ve veli özellikleri gelmektedir. Kişisel özelliklerinin de bu süreçte önemli olduğunu belirten öğretmenler kendilerinde güçlü algıladıkları yönleri ve kolay başardıkları durumları iletişim, soru çözme ve konu anlatımı olarak belirtmişlerdir. Dershanede kazandıkları özellikleri fırsat olarak gören öğretmenlerin okul ortamında karşılaştıkları güçlükler ise genellikle yönetim, çevre, okulun fiziki alt yapısı ve öğrenci kaynaklı olmuştur. Karşılaştıkları güçlükler karşısında çoğunlukla idareci ve öğretmenler, yakın akrabalar ve rehber öğretmenden yardım alan öğretmenler araştırma ve görüşme yapma yoluna da gitmektedirler. Yapılandırmacı yaklaşıma göre öğretim yapma ve kaynaştırma öğrencilerine hitap etme konusunda zorlandıklarını belirten öğretmenlerin gelecekle ilgili endişeleri ise çeşitlilik göstermektedir. Araştırma sonuçları öğretmenlerin kişisel gelişim ve mesleki gelişim için bilimsel, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmadıklarını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretmen eğitimi, yeterlik, fen bilimleri, değişim, uyum, dershane
Devlet okullarında öğrenim gören suriyeli öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
ÖZET Bu araştırmada Suriye kökenli lise öğrencilerinin Beden Eğitimi ve Spor dersine tutumları incelenmiştir. Bu araştırma, tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel bilgiler formu veGüllü ve Güçlü tarafından 2009 yılında oluşturulan "Ortaöğretim Öğrencileri İçin Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Hatay ilinde öğrenim gören Suriye kökenli lise öğrencileri araştırma evrenini oluşturmaktadır. Hatay ili Altınözü ve Yayladağı ilçelerindeöğrenim gören Suriye kökenli lise öğrencileri ise örneklem olarak belirlenmiştir. Ölçek formları toplam 350 öğrenciye gönüllülük esas alınarak ve gizliliğe önem verilerek rastgele dağıtılmış, kısa süre içerisinde yanıt vermeleri istenmiştir. 314 ölçek formu geri dönmüş, eksiklikleri görülen 36 form dikkate alınmamış ve toplam 314 ölçek formu analiz için uygun bulunmuştur.Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. İkili karşılaştırmalar için Mann-Whitney U Testi, çoklu karşılaştırmalarda Kruskal-Wallis H Testi kullanılmıştır.Ölçeğin güvenirliliği Cronbach's Alpha katsayısı ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; "Suriye kökenli lise öğrencilerinin Beden Eğitimi ve Spor Dersine yönelik tutumlarının", "cinsiyet", "Düzenli spor yapma", "spor yapma sıklığı", "lisans", "spor geçmişi", "ailede spor yapan olması", değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. "yaş","sınıf","Türkiye'de bulunma süreleri","Anne eğitim durumu" ve "Baba eğitim durumu" değişkenlerinde herhangi bir anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencisi, Mülteci, Tutum.
Resmi eğitim kurumlarında görev yapan rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırma; Ankara ili merkezine bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyonları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 ve 2018-2019 yılları arasında Ankara ili merkez ilçelerde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde görev yapan 1904 rehber öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma evrenin tamamını kapsamış olup örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Uygulama kapsamına alınan 342 ölçek içerisinden 323 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Balay (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Yıldırım (2006) tarafından geliştirilen Mesleki Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeylerini belirlemede frekans, ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmıştır. Alt problemlere bağlı olarak verilerin çözümlenmesi aşamasında t testi, ANOVA, Post-Hoc, Turkey HSD, Games Howel ve Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin genel olarak "orta" düzeyde olduğu, alt boyutlar arasında en yüksek değerin içselleştirme en düşük değerin uyum boyutunda olduğu görülmüştür. Mesleki motivasyon düzeyleri genel olarak "az" düzeyde, en yüksek psiko-sosyal, en düşük düzeyde ekonomik alt boyutlarının olduğu tespit edilmiştir. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Cinsiyet ve öğrenim durumu t testine göre, okul türü ve hizmet yılı ANOVA analizine göre incelenmiş ve anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. ANOVA analizine göre yaş, t testine göre medeni durum değişkenlerinde anlamlı farklılık görülmüştür. Rehber öğretmenlerin motivasyon düzeyleri cinsiyet, öğrenim durumu, okul türü ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemekte, medeni durum ve yaş değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan Pearson Korelasyon Testine göre pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Motivation of young learners towards learning English in Turkish state schools
Motivation towards learning English has been considered as an important factor in language learning. In this study, we aim to study motivation of the students from grades fourth to eighth at state schools when they first start to learn English and continue for five years. 500 participants studying English at state schools contributed to the motivation scale in Academic Year 2011-2012. The design of the present study is a mixed method design, which combines and associates both qualitative and quantitative designs. The data were collected through a motivation scale developed for this study by the researcher which was analyzed quantitatively; also, open-ended questions and interviews were used to support the findings which were analyzed qualitatively. The data collected through the motivation scale was analyzed by SPSS 17.0 statistical package program, and frequency, percentage, standard variation, t-test, one-way variance analysis were used. The findings of the study revealed that overall state school students in Turkey had positive perspectives on motivation towards learning English as a foreign language and they had high motivation level in terms of three factors, that is, attitudes, learning environment and instrumentality. Students' motivation towards learning English significantly differed across grades and there was a significant gender difference in that female students had higher motivation level. The factors that influenced state school students' motivation mostly were teacher attitudes, DynEd program, the difficulty of English lessons, friends, and the course book. This study confirmed the dependency of young learners on teachers and learning environment (classroom). The vast majority of the students were highly motivated extrinsically. Keywords: Motivation, young learners, attitudes, learning environment, instrumentality.
E-iç kontrol sistemlerinin kamu üniversitelerinde kullanımı üzerine bir araştırma
İç kontrol sistemi, bir kurumun yönetimi tarafından, kurumdaki faaliyetlerin; ekonomik olmasını, verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini, yönetim prensiplerine bağlı kalınmasının sağlanmasını, varlıkların ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğruluğunun ve tamlığının güvence altına alınmasını sağlayan bir süreçtir. Ayrıca zamanında ve güvenilir mali bilgi ve yönetim bilgisinin üretimine destek sağlanması için kurumsal hedefler çerçevesinde kurulan, kurumsal yapı, metotlar, prosedürler ve iç denetimi de içeren mali ve diğer kontrol sistemlerinin tamamıdır. Kaynakların kullanımında etkinliğin sağlanması, hesap verebilir kurumlar oluşturulması, idarelerin işlemlerinde yapısal bütünlüğün korunması gibi yeni düzenlemelerin işlerliğinin sağlanması mutlaka iç kontrol sisteminin etkin kurulmasına bağlıdır. İç kontrol sisteminin etkin kurulabilmesi amacıyla T.C Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa dayalı olarak; Kamu İç Kontrol Standartları Tebliği (KİKST) çıkarılmıştır. Bu tebliğde, kamu idarelerindeki iç kontrol sisteminin standartlara uyumunu sağlamak üzere; yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi, bu çalışmalar için eylem planı oluşturulması, gerekli prosedürler ile ilgili düzenlemelerin hazırlanması ve iç kontrol sistemlerinin doğru çalışıp çalışmadığının belirlenmesi, bir başka ifade ile iç kontrol sisteminin mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediğini tespit etme üzere iç kontrolün tüm bileşenleri ile kurulması gerektiği görülmüştür. Elektronik veri aktarımının ve kullanımının hız kazandığı günümüzde, iç kontrol sisteminin, Kamu İç Kontrol Standartlarının beş bileşeni olan; 'kontrol ortamı, risk değerlendirme, kontrol faaliyeti, bilgi ve iletişim ve izleme' standartlarının dijital ortamlardaki verilere de uygulanması diğer bir ifade ile e-iç kontrole geçilmesi gerekliliği büyük önem arz etmektedir. Diğer kamu kurumlarına ve özel sektöre model oluşturması beklenen kurum olma özelliğine sahip olan üniversitelerin çağın gerektiği ölçütlerle iç kontrol sistemini sağlıklı bir biçimde kurabilmesi ve çalıştırabilmesi açısından e-iç kontrol sistemlerine hızlı uyum sağlaması beklenmekte ve araştırmaya açık bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştırmanın amacı; iç kontrol sisteminin elektronik ortamdaki uygulama alanının, kamu üniversitelerinde yaygınlığının ve kullanılabilirliğinin ölçülmesidir. Bu amaçla Türkiye'de faaliyet gösteren kamu üniversitelerinde e-iç kontrol mekanizmasının, yasa ve yönetmeliklere uygun bir şekilde kullanılabilirliğinin ve etkinliğinin ölçülmesi hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda e-iç kontrol kullanımının henüz yaygın olmadığı anlaşılmış, kullanan idarelerdeki Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı (SGDB) ve İç Denetim Birimi (İDB) personelinin e-iç kontrol sistemini kullanışlı buldukları görülmüştür. Ayrıca, e-iç kontrol sisteminde 5018 sayılı kanuna dayalı olarak çıkarılan iç kontrol standartlarının sınırlı sayıda kısmını yüksek, çoğunluğunun orta düzey, ve sınırlı sayıda kısmının düşük düzeyde gerçekleşmekte olduğu tespit edilmiştir.
Eğitimde stratejik plan SWOT analizi: Türkiye'deki devlet üniversitelerinin SWOT analizlerinin değerlendirilmesi
Küresel rekabetin hüküm sürdüğü dünyada işletmeler, kurum ve kuruluşlar kendilerine oluşturdukları stratejik planlar ile geleceği netleştirmek isterler. Geleceği netleştirmek isterken kuruluş iç ve dış çevresine hâkim olup onları da yönetmek ister. Stratejik planlar bu amaca fayda sağlamaktadır. Her kuruluş küresel bir evrende yaşamaktadır ve geleceği öngöremeyen stratejik planlar işletmelerin geleceğini aynı zamanda ömrünü de etkiler. Bu noktada da her kuruluşun amaçlarından birinin sürekliliği sağlamak olduğu hatırlanmalıdır. Stratejik planların oluşturulma aşamasında alınan kararlar gerçekçi ve ulaşılabilir olduğu sürece örgütlerin geleceğini aydınlatır. Ayrıca kararlar alınırken kuruluşun canlı olduğu unutulmamalıdır. Canlılar çevresel dinamiklerden etkilenip etkilendikleri ölçüde tedbir alırlar. Kuruluşlar da bu yönde hareket etmelidir. Özel sektörde olduğu gibi kamu sektöründe de alınan kararların ne derece uygulamaya geçtiği ve planların öngörülü olması verimliliği etkiler. Fakat özel sektörde uygulanan stratejik planlar ile kamu sektöründe uygulanan stratejik planlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Fakat stratejik planları başarılı kılmak için tüm paydaşları her iki sektörde de stratejik planlama sürecine dahil etmek gerekmektedir. Çalışmada stratejik planın önemi, amacı ve stratejik planlama ile ilgili terimler açıklanmıştır. Daha sonra stratejik planın uygulandığı alanları açıklarken dünyada ve Türkiye'deki uygulamalar açıklanmıştır. Türkiye'deki uygulamaları açıklarken özel ve kamu sektörü ayrı ayrı değerlendirilip kamu sektörü içerisinde üniversitelere dikkat çekmek amaçlanmıştır. Çünkü üniversiteler dinamizmin en yüksek olduğu yerlerdir. Stratejik planlar ile de bu dinamik yapıdan fayda umulmaktadır. Çalışmada Türkiye'deki devlet üniversitelerinin stratejik planlarında bulunan SWOT analizindeki zayıf yönleri ve tehditleri tespit edilerek planlar arasındaki temel benzerlikler ve farklılıklar saptanıp analiz edilmiştir.
Kendi kendine liderlik stratejileri açısından kamu okulu ve özel okul yönetici uygulamaları: Gaziantep ili örneği
Kendi kendine liderlik; davranış odaklı stratejiler, doğal ödül stratejileri ve yapıcı düşünce modeli stratejileri olmak üzere üç önemli stratejiyi kapsamaktadır. Bu araştırmada, kamu ve özel okullarda görev yapan idareci personelin kendi kendine liderlik strateji düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın araştırma problemi ve alt problemlere cevap aramak amacıyla karma analiz yöntemi kullanılmıştır. Zaman sıralı karma yöntem araştırmaları olarak tanımlanan bu yöntemle, araştırma örnekleminde bulunan ve anketle veri toplanan katılımcılara nicel yöntemle elde edilen bulguların sebepleri sorulmuş ve mesleğin uzmanları olarak yorumları alınmıştır. Böylece nicel ve nitel veri setlerinin karışımı ile daha geniş ve zengin hale getirilmektedir. Karma yöntem kullanılan bu araştırmanın nitel boyutunda veri toplama yöntemi olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın nicel verileri, Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkâmil ilçesinde görev yapan 25'i özel, 65'i kamuya bağlı okullarda çalışan toplam 230 okul idarecisiyle birebir görüşülerek anket yoluyla toplanmıştır. Nicel bulguların yorumlanması amacıyla kolayda örneklem yöntemi kullanılarak belirlenen 3'ü özel, 5'i kamu okullarından olmak üzere toplam 8 idareciyle görüşme yapılmıştır. Kendi kendine liderlik ölçeği ile toplanan veriler ile frekans analizleri yapılarak örneklemin demografik özellikleri birbiri ile karşılaştırılmıştır. Kamu ve özel okul yöneticilerinin kendi kendine liderlik seviyeleri ve uyguladıkları stratejiler açısından farklılıklar bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla t- testleri yapılmıştır. Yapılan testler sonucunda genel kendi kendine liderlik stratejileri ve hedef belirleme alt boyutu açısından anlamlı fark tespit edilmesine rağmen; başarılı performans hayal etme, kendi kendine konuşma, kendini ödüllendirme, düşünce/fikir değerlendirme ve kendini cezalandırma stratejileri açısından anlamlı farklılık belirlenememiştir. Anahtar Sözcükler: Liderlik, Kendi Kendine Liderlik, Kendi Kendine Liderlik Stratejileri
Örgütsel sessizlik ve çalışanların performansları arasındaki ilişki: İzmir İli Çiğli İlçesi devlet ilkokullarına ilişkin bir araştırma
ÖZET Çalışanların yöneticilerine ve iş çevrelerine anlatamadıkları problemleri, sessiz kalarak ifade etmeye çalışmaları örgütsel sessizlik olarak tanımlanmaktadır. Çalışanların, örgüt içinde düşüncelerini ve önerilerini paylaşmalarına ise örgütsel seslilik denir. Performans kavramı ise bireylerin ya da toplulukların hedeflerine ve amaçlarına ulaşmak için uygulamış oldukları, nicel ve nitel ölçütler kapsamında belirli aralıklarla kontrol ettikleri, örgütün varmış olduğu nokta olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, örgütsel sessizlik, seslilik ilişkisinin belirlenmesi ve performans açısından yansımalarını değerlendirmektir. Bu çalışma kapsamında ilkokul öğretmenlerinin, demografik özellikleri (yaş, eğitim, meslekteki hizmet süresi, okuldaki hizmet süresi) ile örgütsel sessizlik, seslilik ve performans arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı, farklılığın hangi gruplar arasında olduğu irdelenmiştir. İzmir ili Çiğli ilçesinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini 501 öğretmen, örneklemini ise 200 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın güvenilirlik analizi için Cronbach's Alpha kat sayısı hesaplanmıştır. Geçerlilik analizi için faktör analizi ve demografik özelliklerin analizi için frekans analizi yapılmıştır. Araştırmada KMO Barlett, Anova, Welch, Brown-Forsythe, Korelasyon analizleri yapılmış ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Anova değeri sonucunda araştırmaya cevap veren öğretmenlerin analizi gerçekleştirilmiş ve verilen hipotezlerin doğruluğu saptanmıştır. Araştırma ile elde edilen verilerin analizi sonucunda, ilkokul öğretmenlerinin örgütsel sessizlik, seslilik ve performans konusunda çok farklı düşüncelere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu farklılığın yaş, eğitim, meslekteki hizmet süresi, okuldaki hizmet süresi gibi demografik değişkenlere bağlı olarak oluştuğu gözlenmiştir. Çalışanların yaşlarına, meslekteki ve okuldaki hizmet sürelerine göre örgütsel sessizlik ve seslilik arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır. Çalışanların eğitim durumları ile örgütsel sessizlik ve örgütsel seslilik arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Performans boyutunda ise yaş, eğitim, meslekteki hizmet süresi ve okuldaki hizmet süresi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
Çatışma ve çatışma yönetimi: İzmir kamu ve vakıf üniversitelerinin karşılaştırılması
İnsanın olduğu her ortamda anlaşmazlıklardan kaynaklanan çatışmalar yaşanması doğal bir olgudur. Günümüzde çok farklı duygu, düşünce, kanaat ve tutumlara sahip bireylerin bir arada bulunduğu örgütlerde çatışmalar yaşanabilmektedir. Hazırlanan bu çalışmada ?çatışma? kavramı yönetim biliminin bir konusu olarak ele alınmış ve onun örgütler üzerindeki etkileri kuramsal çerçevede incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde çatışmanın tanımları yapılarak, türleri, yönetimdeki yeri ve yönetim kuramlarının konuya yaklaşımı gibi unsurlarla kavramsal çerçevesi çizilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, örgütlerde çatışmaların yaşanmasına neden olan durumlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde örgütlerde çatışmanın yönetim yolları üzerinde durularak konuyla ilgili örnekler de verilmiştir.Çalışmanın dördüncü ve son bölümde ise kamu ve vakıf üniversitelerinde sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenlerin yaşadığı çatışmaların kaynaklarını ve yönetim yollarını öğrenmeyi amaçlayan bir uygulama yapılmıştır. Uygulama kapsamındaki anket İzmir ilindeki kamu ve vakıf üniversitelerinde uygulanmıştır. Ankette veri toplamak amacıyla tezin kuramsal kısmına dayanan sorular sorulmuştur. Böylece kamu ve vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin yaşadığı çatışma nedenleri ve başvurdukları çatışma çözüm yolları ve bunların demografik göstergelerle anlamlı bir ilişkisi olup olmadığı istatistiksel bir analizle tespit edilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'de 1992'de kurulan devlet üniversitelerinin performanslarının veri zarflama analizi yöntemiyle değerlendirilmesi
Ülkemizde 1992 yılı Yükseköğretimin yapısının gelişimi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir.1992 yılında ülkemizin her coğrafi bölgesinden; 1'i vakıf, 23'ü devlet üniversitesi olmak üzere 24 üniversite Yükseköğretim yapısı içerisinde yerini almıştır. Bu dönemde kurulan üniversiteler niceliksel olarak var oluşun yanı sıra niteliksel anlamda da gelişebilmek için, devlet tarafından verilen bütçelerle ve kendi öz gelirleriyle faaliyetler gerçekleştirmiş, binlerce öğrenci mezun etmiş, akademik personel yetiştirilmiş ve akademik faaliyetler yapmıştır. Yükseköğretim kurumlarının hiçbir işlem yapmadan sadece kendi sayısal girdi ve çıktı değerlerine bakarak etkinliklerini ölçmek mümkün değildir. Bu nedenle yapılan bu çalışmada Türkiye'de 1992 yılında 23 devlet üniversitesini ele alarak, aynı tarihte ancak farklı coğrafi bölgelerde, farklı şehirlerde kurulmuş bu üniversitelerimizin kullanmış oldukları girdi ve çıktı değerlerle birbirlerine kıyasla ne derece etkin çalıştıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında söz konusu üniversitelerin 2016 yılında kamuoyuna açıklamış oldukları 2015 yılı resmi faaliyet raporlarındaki verilerden ve urap verilerinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında göreli etkinlik araştırması yapmayı amaçlayan ve yönetsel mekanizmalara iç görü kazandırabilecek parametresiz bir teknik olan veri zarflama analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda sekiz üniversite etkin çıkmamıştır. Bu üniversitelerin göreceli etkinlik analizleri gerçekleştirilmiş hangi girdi ve çıktı değerleri bağlamında etkin olmadığı, etkin hale gelebilmek için izlenmesi gereken yollar ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Etkin ve mevcut etkinlik düzeyini koruyabilmek için atıl kapasite ortaya çıkmış ise, atıl kapasiteye ait değerlendirmeler yapılmış, artan-azalan-sabit getiri durumları incelenmiştir.
Devlet ilkokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu çalışmada; ilkokullarında eğitim gören Suriyeli öğrencilerin akademik başarlarını etkileyen faktörlerin neler olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni ile oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinin Şahinbey ilçesine bağlı bir ilkokulda eğitim veren 25 Türk öğretmen ve eğitim gören 25 Suriye uyruklu öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma verileri görüşme tekniği ile toplanmıştır. Öğretmenlerden ve öğrencilerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmamızın kuramsal çerçevesi ilgili literatürün araştırılması sonucu oluşturulan on iki tema üzerine oturmaktadır. Araştırma sonunda elde ettiğimiz bulgulara göre, Türk ilkokullarında eğitim gören Suriye uyruklu öğrencilerin en fazla yaşadıkları problemin iletişim sorunu olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, Suriye uyruklu öğrencilerin akademik başarılarını arttırmak için ilkokul eğitimi öncesinde Türkçe dili eğitimi vermenin öğrencilerin başarılarını arttıracağını düşünüyoruz. Anahtar Kelimeleri: Eğitim, akademik başarı, yabancı dil, sığınmacı öğrenciler
Okul yöneticilerinin görüşlerine göre öğretmenlerin işten kaçınma davranışları
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin görüşlerine göre öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını, bu davranışların nedenlerini, fark edilme biçimlerini ve eğitim sürecine olan etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın problem durumu, öğretmenlerin mesleki motivasyon eksikliği, tükenmişlik, düşük aidiyet ve adaletsizlik algısı gibi unsurların eğitim süreçlerini olumsuz yönde etkilemesi ve okul ikliminde verimliliği düşürmesi üzerine temellenmiştir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüş ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Katılımcılar, Düzce ilinde görev yapan 14 okul yöneticisinden oluşmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda dört ana tema belirlenmiştir: (1) İşten kaçınmanın tanımlanması, (2) İşten kaçınmanın nedenleri, (3) İşten kaçınmanın fark edilme biçimleri ve (4) İşten kaçınmanın etkileri. Bulgular, öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını genellikle görev ve sorumluluklardan kaçınma, fiziksel uzaklaşma ve pasif direniş biçimlerinde sergilediklerini göstermektedir. Bu davranışların başlıca nedenleri arasında mesleki motivasyon eksikliği, tükenmişlik, takdir edilmeme, kişisel ve psikolojik sorunlar ile görev tanımı dışındaki işleri angarya görme yer almaktadır. Okul yöneticileri, öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını genellikle bahane üretme, toplantılarda sessiz kalma, görevleri erteleme ve iletişimden kaçınma gibi davranışsal göstergeler üzerinden fark ettiklerini ifade etmiştir. Araştırma ayrıca işten kaçınmanın okul iklimi ve kültürünü olumsuz etkilediğini, öğretmenler arası adaletsizlik ve güvensizlik algısını artırdığını, öğrenci başarısını ve disiplinini zayıflattığını ortaya koymuştur. Özellikle derslerin aksaması, gönüllülük gerektiren etkinliklerin yapılmaması ve iş yükü dengesizlikleri, okul içi ilişkilerde çatışma, motivasyon kaybı ve soğukluk yaratmaktadır.