Education system
295 theses under this subject heading
Essays on child labor
This thesis investigates the impact of different policies on child labor. To this aim, the thesis first provides an overview of the definitions and the global outlook of child labor and discusses the recent policy agenda in the fight against child labor. The thesis then presents the conceptual framework guiding the thesis and a review of related literature, followed by three empirical chapters. The first empirical chapter evaluates the impact of the extension of compulsory schooling from 8 to 12 years in Turkey on child labor. The chapter uses data from the Child Labor Force Survey (CLS) and relies on a difference-in-difference methodology for identification. Comparing the labor market outcomes of children from different age groups and exploiting their exposure to the old or the new compulsory schooling policy, the chapter finds that being subject to higher years of compulsory schooling reduces the probability of working longer hours per week. The policy also reduces the probability of working in certain types of jobs and in specific sectors for different groups of children. The second empirical chapter investigates the effect of the increase in the minimum wage on the prevalence of child labor in Turkey. Using data from the CLS over a period where the real minimum wage has increased substantially, the chapter compares the labor market outcomes of children from minimum wage-earning families with children from other families before and after the hike in the minimum wage. The chapter finds that the increase in the minimum wage leads to a reduction in the probability of employment of children younger than 15, especially girls, and the probability of working longer hours for children older than 14, primarily boys. The third empirical chapter evaluates the impact of compulsory schooling policy on child labor in Low-and-Middle-Income countries (LMIC) by integrating the mediating role of the structural factors into the analysis. This chapter uses data from the Multi Indicator Cluster Surveys (MICS) provided by UNICEF. Focusing on a sample of 14 countries that have increased the years of compulsory schooling over the last two decades, the chapter finds that children who are subject to higher years of compulsory education are less likely to work. The chapter also shows that a suite of structural factors ranging from demographics to education infrastructure, from governance to labor market dynamics, from income inequality to the role of women in society, influence the effectiveness of compulsory schooling policy in reducing child labor. Overall, the thesis provides evidence from Turkey on the impact of household income policies -the minimum wage-, and education policies -the compulsory schooling- on the prevalence of child labor, where the results of the previous empirical literature suggest that the impact could substantially be context-dependent. The findings are also in line with the literature as the estimated impacts are heterogenous for children across age groups, gender, and household characteristics. Moreover, the thesis provides a cross-country causal investigation of the impact of compulsory schooling on child labor in LMICs, integrating the role of structural factors, which has not been addressed previously. The thesis ends with discussing the policy implications and the potential extensions of the theoretical model of child labor supply.
Küreselleşmeyle birlikte değişen yerel yönetim anlayışı ve eğitime yansımaları: İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği
1970'li yıllar ile birlikte dünyada sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçilirken, küreselleşmenin gerçekleşmesine paralel olarak pek çok değişiklik olmuştur. Yerel Yönetimlerde oluşan demokratikleşme ve şeffaflık anlayışı küreselleşme sürecinin yerelleşmeyi desteklemesinin etkilerindendir.Türkiye, küreselleşme ve AB uyum süreci ile birlikte kamu yönetiminde önemli değişiklikler getiren bir reform sürecine girmiştir. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki yetki paylaşımını konu alırken, eğitim sisteminin yeniden kavramlaştırılmasında belediyelere önemli sorumluluklar ve görevler yüklemektedir. Bu anlamda,ilköğretim ve halk eğitimi kavramlarının yeniden tartışılması ile eğitimin amacı ve niteliği konusunda küresel ölçekte yapılan düzenlemeler, yerel yönetimler tarafından hızlı ve etkili bir şekilde uygulanmaktadır. 21. Yüzyılda eğitim hakkı, yaşı ne olursa olsun bütün insanların temel hakkı olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda küreselleşme ile birlikte yerel çözümlerin, eğitimde yerelleşme eğilimlerinin önemi artmaktadır. Bu çalışma, yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte eğitim sistemi içindeki yerini araştırmaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Küreselleşme 2. Yeni Kamu Anlayışı 3. Yerel Yönetim 4. Eğitim 5. Yaygın Eğitim
Türkiye milli eğitim sistemindeki değişmeler ışığında "hizmet içi eğitim"
Bu çalışmanın amacı ilk ve ortaokul öğretmenlerinin hizmet içi eğitime ve hizmet içi eğitimden geçirilmelerini gerekli kılan etmenlere ilişkin görüşlerini belirlemektir. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye 'deki veya İstanbul 'daki ilk ve ortaokul öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmaya 170 öğretmen katılmıştır. Öğretmenler hizmet içi eğitimin gerekli olduğunu, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hizmet içi eğitim almayı zorunlu kıldığını, meslektaşlarıyla iletişim kurulmasında önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bunun yanında hizmet içi eğitim programları hazırlanırken öğretmenlerin görüşlerinin alınmadığını, yöneticilerin katıldığı hizmet içi eğitim faaliyetlerine kendilerinin de zorunlu olarak katıldıklarını, hizmet içi eğitim seminerlerine katılım kriterlerinin objektif olmadığını, hizmet içi eğitim görevlilerin yeterli miktarda uygulama yapmadıklarını, hizmet içi eğitim ortamlarının fiziki şartları ile ilgili öğretmen görüşlerinin alınmadığını, hizmet içi eğitim programları hazırlanırken öğretmenlerin görüşleri dikkate alınmadan hazırlandığını belirtmişlerdir. Hizmet içi eğitimlerin mesleki konferans şeklinde veya internet üzerinden ve Haziran – Eylül dönemlerinde yapılmasını daha çok tercih etmişlerdir. Öğretmenlerin hizmet içi eğitim hakkındaki görüşlerinde, cinsiyetin, medeni durumunun, eğitim durumunun, kıdem yılının, gelir durumunun, hizmet içi eğitime katılma sayısının bir etkisi görülmemiş, sadece branş değişkeninin etkisi görülmüştür. Fen ve Teknoloji öğretmenleri hizmet içi eğitim konusundaki değerlendirmeleri Türkçe öğretmenlerine göre daha olumludur.
Okul dönüşümünün öğretmenlerin iş doyumu ile ilişkisi
30.03.2012 Tarihinde yapılan yasal düzenlemelerle zorunlu eğitim 8 yıldan 12 yıla çıkarılmış ve ilköğretim okulları ilkokul ve ortaokul olarak ikiye ayrılmıştır. Öğretmenlerin iş doyum düzeylerinin okul dönüşüm programı ile ilişkili olarak değişip değişmediği literatürde merak edilen ve araştırılması gereken konulardan biridir. Yapılan bu araştırmada genel anlamda öğretmenlerin okul dönüşümlerine yönelik algıları tespit edilmeye ve bu algıların iş doyumu ile ne düzeyde ilişkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. İstanbul İli Bakırköy, Zeytinburnu, Bağcılar ve Fatih İlçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu öğretmenler arasından seçilen 149 öğretmen de araştırmanın örneklemini teşkil etmektedir. Mevcut amaca ulaşmak üzere Minnesota iş tatmin ölçeği ve okul dönüşümü ile ilgili bir mülakat formu uygulanmıştır. Anket sonuçları SPSS 20 programına girilerek mülakat sonuçları ile birlikte değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin genel olarak okul dönüşüm programı hakkında olumlu görüş bildirdikleri ve iş tatmin düzeylerinin de olumlu olduğu görülmüştür.
12 yıllık zorunlu eğitimin (4+4+4) veli-öğretmen bakış açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi
Her bilim dalının katkısından beslenen, toplumsal yaşamın ve devletin vazgeçilmez bir paradigması olan eğitim insanlık tarihi kadar eskidir. Her toplumun kendi özüne uygun aynı zamanda evrensel değerleri de barındıran bir eğitim sistemi bulunmaktadır. Bireylerin ortalama eğitim süresini yükseltmek, yetileri doğrultusunda eğitim sistemi içerisinde yönlendirmeyi mümkün kılmak amacıyla zorunlu eğitim uygulamaları her toplumda görülmektedir. Araştırma ile kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen 12 yıllık zorunlu eğitim uygulamasının veli ve öğretmen gözüyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 12 yıllık zorunlu eğitim uygulanmasında yaşanan sıkıntılar, 60-72 aylık çocukların gelişim düzeylerine bağlı olarak oluşan olumsuzluklar, kalabalık sınıf mevcutlarının eğitim kalitesini düşürdüğü varsayımları, seçmeli dersler ve eğitim süresine ait durum veli ve öğretmenlere yönelik hazırlanan ölçekten elde edilen bulgular çerçevesinde irdelenmiştir. Örneklem olarak seçilen 50 öğretmen ve 344 velinin 12 yıllık zorunlu eğitime ait görüşlerinden elde edilen bulgular neticesinde: Veliler 8 yıllık zorunlu eğitim modelini daha çok benimsemektedir. 4+4+4 uygulaması veli ve öğretmen tarafından daha iyi bir model olarak kabul görmemektedir. 4+4+4 uygulaması aceleye getirilmiş, hazırlık aşaması iyi planlanmamasından kaynaklanan sorunları da beraberinde getirmiştir. Yeni eğitim modelinde seçmeli ders ve ders seçimlerine ilişkin uygulamalar veliler tarafından takdir edilirken, öğretmenler tarafından günlük ders saatlerinin fazlalığı ve seçmeli derslerle ilgili velilerin yeterince bilgilendirilmemesine bağlı sorunlar yaşandığı düşünülmektedir. 4+4+4 eğitim uygulamasını veliler eğitimdeki demokratikleşme hareketi olarak görmekte ve eğitim sistemimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacak bir uygulama olarak değerlendirmekte iken öğretmenler eğitim kalitesinin düştüğünü ve disiplin sorunlarında artış olduğunu düşünmektedir. Hem öğretmen hem de veliler ilkokula başlama yaşının 60-66 aya çekilmesine ve yaş gruplarının oluşturulmasına sıcak bakmazken, okula başlama yaşının indirilmesinin sınıfların kalabalık olmasına neden olduğu görüşünde birleştikleri görülmüştür. Veli ve öğretmenler eğitim sisteminin 4+4+4 olarak kademelendirilmesi uygulamasını dolayısıyla ilkokulun 4 yıl, ortaokulun dört yıl, ortaöğretimin 4 yıl süreden oluşmasına orta düzeyde bir katılım göstermişlerdir. Ortaöğretime geçiş sistemi kapsamında çocukların küçük yaşlardan itibaren merkezi sınavlarla karşılaşması, bu yaş çocukları için zorlayıcı bir durum teşkil etmektedir. Öğretmen ve veliler bu yaşta öğrencilerin sınav yarışına sokulduklarına yüksek düzeyde katılmışlardır. Öğrenci sayısının fazla olduğu Türkiye'de, çağdaş ülkelerde örneğini gördüğümüz yönlendirme süreçlerinin eksikliği, toplumun sosyo-ekonomik yapısının heterojen olması, coğrafi, kültürel şartlar gibi etkenlere bağlı olarak eğitim kademelerinde özellikle ortaöğretime geçişte sorunlar oluşturmaktadır. Ortaöğretime yerleştirmede yapılan merkezi sınavlarla seçme ve yerleştirme işleminin uzun yıllar daha uygulanacağı düşünülmektedir. Eğitim sisteminin yeni yapılanma ile demokratikleştiği ve esnek bir yapıya büründüğü düşüncesine veliler orta düzeyde bir katılım sergilerken, öğretmenlerin bu fikre az düzeyde katıldığı görülmüştür. Zorunlu eğitim uygulamasının toplumda bir eğitim hareketi olarak algılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Buna bağlı olarak veli ve öğretmenlerin zorunlu eğitime bakışlarında farklılıklar oluşmakta bu da eğitim ortamlarına zaman zaman sorun olarak geri dönmektedir. Araştırma ile elde edilen bulgular doğrultusunda, okulların fiziksel yapılarında iyileştirmeler yapılması, derslik sayılarının artırılması, taşımalı eğitim uygulamalarının devam ettirilerek zorunlu eğitim kapsamında köy ve mezralarda oturan öğrencilerin eğitim sistemi içinde tutulması, seçmeli derslerin veli-öğrenci tarafından seçilmesinin sağlanması, 4+4+4 eğitim modeli hakkında kamuoyu ve eğitimcilerin çekincelerinin giderilmesi amacıyla bilgilendirmelerin yapılması, eğitimcilerin hizmet içi eğitim faaliyetleri ile desteklenmesi eğitim modelinden beklenen yarar açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Temel Eğitim, Zorunlu Eğitim, Türk Eğitim Sistemi, 4+4+4 Eğitim Modeli.
A comparison regarding the educational system through Dickens and Kingsley Amis
In 'Hard Times' by Charles Dickens, the Gradgrind family and their sorrowful experiences are narrated. Towards the end of the novel, the readers realize that a rational education system as a guideline to reach the ideal of 'Merry England' actually misguides the family members and turns their lives to grief. In this study, various views and examples of 'Hard Times' are provided in order to demonstrate the proposal that education solely cannot always bring people to happiness. 'Lucky Jim', an English Campus Novel written by Kingsley Amis, can present a comparison to the teaching approaches in 'Hard Times'. In the novel, the academics' cruel rivalry can be seen as influential in their moral corruption. In this academic circle, Jim Dixon, an inexperienced history lecturer, presents a free willed, relaxed character as quite contrary to the academic principles of the 'Post War England'. In this thesis, unlike disregarding of such individuality by the contemporary academics, it is stressed that Dixon can overcome the difficulties in his new working place thanks to his distinguishing characteristics, and his sincerity facilitates him in the quest for happiness. As a result of this thesis; it will be predicted that paying attention to such lively people's personalities as Dixon has can be resulted in directly or indirectly a happiness in everyone's life and as an outcome of an analysis; the reader will also be presented what sorts of education method can be effective to have a pleasant life. Keywords: Mechanization, Science, Strictness, Disregard, Alienation, Happiness, Wonder, Self-Realization, Fancy, Imagination.
Türkiye'de montessori eğitiminin adaptasyonu ve uygulaması
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye' de de yaşanan bilimsel, deneysel ve teknolojik gelişmeler toplumun her konuya olan bakış açısını, beklentilerini farklılaştırmıştır. Bu değişimler ailelerin eğitim anlayışlarını, isteklerini değiştirmiştir. Geleneksel eğitim anlayışının kabul görmediği günümüzde veliler alternatif okul arayışlarına girmişlerdir. 100 yılı aşkındır modası geçmeyen ve dünyanın dört bir köşesinde hala yankılanan ve etkisi giderek büyüyen Montessori felsefesi eğitimcilerin, ebeveynlerin dikkatini çekmektedir. 2000' li yılların başından bu yana yapılan araştırmalar, açılan Montessori okulları Türkiye'de de farklı eğitim sistemlerinin yer edindiğini göstermektedir. Her yeni sistem doğduğu coğrafyanın özünden, kültüründen ve inançlarından etkilenmektedir. Montessori sistemi ise sadece çocuğu merkeze alan bir sistemdir ve evrensel öğretileri vardır. Buna rağmen yine de hangi ülke olursa olsun bir sistemi içinde barındırırken kendi kültürünü, yaşayışını ve inançlarını harmanlamak ister. Türkiye'deki Montessori okulları sistemin metotlarına bağlı kalmakta ve eğitim uygulamalarında ise birbirlerinden farklılıklar göstermektedirler. Okul öncesi düzeyinde yaygınlık gösteren Montessori okulları, ilkokul düzeyinde de yeni yeni açılmaya başlamıştır. Fakat ilkokul düzeyindeki okulların hepsi Millî Eğitim Bakanlığı müfredatını uygulamakta sadece metodoloji olarak Montessori'yi kullanmaktadırlar. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yaklaşımı ile desenlenen araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla bir araya getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları İstanbul, Ümraniye'de özel bir eğitim kurumunda görev yapan beş ilkokul sınıf öğretmeni, beş ilkokulda öğrencisi olan veli, beş ilkokul öğrencisi olarak seçilmiştir. Araştırma için yapılan veri toplama 2020-2021 Eğitim- Öğretim yılını kapsayan aralıkta gerçekleşmiştir. Görüşmelerin bir kısmı yüz yüze eğitimin verildiği sürede yapılabilmiş, bir kısmı ise Covid-19 pandemisi sebebiyle telefonla, mail aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler içerik analizi yöntemine ile incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre katılımcıların görüşlerine dayanılarak tespitlerde bulunulmuş ve Montessori alanında gelecekte neler yapılabileceği konusunda önerilerde bulunulmuştur. Sonuçlar doğrultusunda önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Alternatif okullar, Montessori metodu, Montessori, ilkokul
Impact of digitalization on future and existing jobs in Emirates
To achieve its vision of 2021, the UAE government is moving forward with plans to turn all analog services into digital. By 2021, we aspire to be among the best." The goal is to make a living in the United Arab Emirates a little bit more comfortable. With Artificial Intelligence entering people's lives and impacting them as a result of the UAE's rapid technological progress and digitalization, some people will lose their employment in various industries in the next 10 years. The government's research plan and strategy for preparing students for future professions in the UAE government sector are to revamp the education system in the UAE to adapt to future advancements. In my research, I'll focus on existing jobs, current employees and their qualifications, and jobs that more qualified and automated jobs will replace. Also, what abilities do staff and students need to get hired, and what changes must employers do to be prepared for the change brought on by the digitalization of occupations in the UAE? This study is aimed at workers in the UAE government sector, as the UAE government is driving digitalization in the country, and many government employees would be affected. What steps will the government take to modernize the existing systems? What is the strategy for ensuring future work opportunities for job seekers? What programs or professional skills should new students who have already enrolled in universities take in order to be competitive and competent in the job market? What are the top courses that colleges should develop for students who have yet to enroll in institutions? Will go through which organizations' future changes are not in their best interests and how to keep their business operating while adapting to future changes.
Taşımalı eğitim veren ilkokullarda ve ortaokullarda risk ve risk yönetimi
Bu araştırmanın amacı, taşıma yoluyla eğitim veren ilk ve ortaokul yöneticilerinin ve ilgili okullardaki öğrenci velilerinin, okullarında karşılaşılabilecek riskler ve bu risklerin yönetimi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmada durum araştırması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu, Tuşba ve Edremit merkez ilçelerinde taşımalı eğitim veren 90 ilk ve ortaokulun yöneticileri ve taşımalı eğitime tabi öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu ise taşımalı eğitim veren okullardan 12 okulda görev yapan gönüllü 24 yönetici ve öğrencisi taşımalı eğitime tabi gönüllü 12 veli oluşturmaktadır. Araştırma, yöneticilere yönelik oluşturulan 10 soru ve velilere yönelik oluşturulan 5 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ayrıca araştırmada katılımcılara yönelik bir de 'kişisel bilgi formu' kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin çözümlenmesinde, elde edilen bulgulara dayalı olarak içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, kodlamalar oluşturulmuş, kodlamalar bir araya getirilerek de temalar (kategoriler) ortaya çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlarda yönetici ve velilerin görüşlerine göre, taşımalı eğitim veren kurumlarda en çok karşılaşılan risklerin başında beslenme uygulamasından kaynaklı zehirlenme riski ve eğitimsiz servis şoförlerin varlığı ile bu servislerin kaza yapma ihtimali gelmektedir. Yöneticiler, riskleri yönetmede benzer görüşlerde bulunarak sırasıyla 'denetimle önlem alma', 'ikaz ve uyarıda bulunma', 'üst birimle iletişim' ve 'öğretmen görevlendirme' yöntemlerini kullandıklarını ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerinin hemen hepsi yetki sıkıntısından kaynaklı olarak riskleri yönetmede sıkıntı yaşadıklarını ifade ettiklerinden yöneticilere verilecek daha geniş yetkilerin, riskleri yönetme işine katkı sunabileceği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler Taşımalı eğitim, risk, risk yönetimi, risk yönetimi yöntemleri.
Ters yüz sınıf modelinin ortaöğretim düzeyinde uygulanabilirliğinin öğretmen algılarına göre incelenmesi
Ters yüz sınıf modeli günümüz eğitim sisteminde önem kazanan yapılandırmacı yaklaşımla farklı öğretim stratejilerinin geliştirilmesinde önemli bir hale gelmiştir. Ters yüz edilmiş sınıfların eğitimde kullanımının avantaj ve dezavantajlarının araştırıldığı, ters yüz öğrenme uygulamalarını içeren örneklerin sunulduğu çalışmalara alanyazında rastlamak mümkündür. Ayrıca öğrenci ters yüz öğrenme hazırbulunuşluk düzeyinin belirlenmesine yönelik ölçek uyarlama çalışması örneği de Türkçe alanyazında yer almaktadır. Fakat ters yüz öğrenme modelinin farklı öğretim kademelerinde ne derece uygulanabilir olduğunu belirlemeye yönelik çalışmaya rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasında ters yüz öğrenme modelinin ortaöğretimde uygulanabilirliğinin öğretmenlerin yaş, cinsiyet, branş, teknoloji okuryazarlığı düzeyleri, teknoloji kullanabilme yeterlilikleri, hitap ettiği hedef kitlenin özelikleri, öğretmenlerin çalıştıkları okulun özellikleri gibi değişkenlere göre incelenmiştir. Betimsel tarama modelinde yürütülmüş olan bu çalışma araştırmanın çalışma grubunu Van İli İpekyolu, Edremit ve Tuşba ilçelerindeki MEB ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmacı tarafından geliştirilen dört adet ölçek formu ile nicel veriler toplanmıştır. Yapılan alanyazın taramasında çalışmanın amacına uygun ölçme ve değerlendirme aracına rastlanmadığından ölçeklerin geliştirilmesinde ölçek geliştirme süreci uygulanmıştır. Hazırlanan bu ölçekler çalışma grubundaki öğretmenlere uygulanmıştır. Nicel verilerin analiz işlemleri SPSS programında gerçekleştirilmiştir. Bulguların sunulması ve sonuçların değerlendirilmesi araştırma problemleri doğrultusunda ölçek özellikleri dikkate alınarak yapılmıştır.
12 yıllık zorunlu eğitim sistemi ile birlikte ilkokul 1. sınıfa başlayan öğrencilerin okul olgunluk düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı 2012- 2013 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanan, 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi ile Birlikte ilkokula başlayan 5 ve 6 yaşındaki öğrencilerin okul olgunluk düzeylerini, yaş, cinsiyet, sosyoekonomik durum ve anne-baba eğitim seviyesi açısından karşılaştırmaktır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim öğretim yılında Ardahan merkezde okuyan ilkokul 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise, 5 devlet okulu ile 1 özel okulda okumakta olan 222 ilkokul 1. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Öğrencilerin 85'i 5 yaş grubu öğrencileri, 137'si 6 yaş grubu öğrencilerinden oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak ''Metropolitan Okul Olgunluk Testi'' ve ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Metropolitan Okul Olgunluk Testi, öğrencilere araştırmacılar tarafından bireysel olarak uygulanmıştır. Her bir öğrenciyle yapılan uygulama ortalama 15 dakika sürmüştür. ''Kişisel Bilgi Formu'', ise aileler tarafından doldurulmuştur. Araştırma sonunda; yaşın, cinsiyetin, sosyoekonomik durumun ve anne babanın eğitim seviyesinin okul olgunluğu üzerinde anlamlı bir fark yarattığı görülmüştür.
Eğitimde 2023 vizyon belgesinin uygulanabilirliği hakkında yönetici ve öğretmen görüşleri
Eğitim sisteminin sorunlarını planlama yöntemi ile çözme eğilimi önemlidir. Planlı dönemde politika ve kararların yaşama geçirilmesi ve hedeflerine ulaşılması, eğitim sorunlarının çözülmesinde önemli nedenler arasındadır. Milli Eğitim Bakanlığı da bu kapsamda beş yıllık planlama çerçevesinde Eğitimde 2023 Vizyon belgesi başlığında çalışmasını tamamlamış ve paydaşlarına açıklamıştır. İyi niyet ve irade beyanı olan, gidilmesi gereken ana yolların belirlenmesi ve eğitimin ana sorunlarını yazılı bir metin olan belgenin sürdürülebilirliği bakımından önemlidir. Belgenin, taşra teşkilatları örgütlerinde yansımaları ve tespiti de sürdürülebilirlik açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla illerde ve ilçelerde vizyon belgesine ilişkin paneller ve çalıştaylar düzenlenmeye başlanmıştır. Bu çalışmada da Van ili Tuşba İlçesinde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Eğitimde 2023 vizyon belgesinin kapsamlı değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Kesintili ve zorunlu (4 + 4 + 4) eğitim sisteminde okul yöneticileri ve öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma; kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sisteminin öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri üzerinde etkisini belirlemek ve öğretmenlerin tanımlayıcı özelliklerine göre tükenmişlik düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2013/2014 Eğitim öğretim yılında Uşak ilinde görev yapan 491 öğretmene uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS istatistik programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerimizin analizinde normallik testi olarak Kolmogorov Smirnov testi kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplar için t testi ve tek yönlü varyans analizi, varyansların eşitliğini test etmekte Levene testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Okul yöneticileri ve öğretmenlerin kesintili ve zorunlu (4+4+4) eğitim sistemine geçilmesi sonrasında düşük düzeyde duyarsızlaşma yaşadıkları, orta düzeyde duygusal tükenmişlik ve kişisel başarı boyutlarında tükenmişlik yaşadıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin okuttukları sınıflara, branşlarına, alan değiştiren öğretmenlerin değiştirdikleri alanlara göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşma olmadığı, cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim durumlarına göre tükenmişlik düzeylerinde farklılaşmaların olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kesintili ve Zorunlu (4+4+4) Eğitim Sistemi, Tükenmişlik, Öğretmen
Osmanlı modernleşme sürecinde eğitim yapısında değişim ve dönüşüm: Sultâniler
Eğitim kavramı, tarih boyunca toplumların ideolojik, sosyolojik ve kültürel bakımdan inşasında oldukça önemli bir rolü üstlenmiştir. Bu kavram her dönemde farklı politikalar çerçevesinde şekillenmiş, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli değişim ve dönüşüm süreçleri yaşamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda XVIII. yüzyılın sonlarında başlayan modernleşme faaliyetleri, 3 Kasım 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile yeni bir ivme kazanmıştır. Bu doğrultuda Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesi yalnızca bir dönemi adlandırmak için kullanılmayacak kadar mühim bir hadisedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda siyasi, askerî, iktisadî ve kültürel alanlarda gerçekleştirilecek olan köklü değişimlerin resmi bir başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Tanzimat Dönemi, Türk eğitim sisteminin mevcut politikalarının hem kurumsal hem de kuramsal açıdan değiştiği bir dönem olarak incelenmektedir. XIX. yüzyıl modern eğitim fikrinin meydana geldiği ve geleceğe aktarıldığı bir dönem olmasının yanı sıra günümüz toplumunun çekirdeğini oluşturan üretken neslin tohumlarının atıldığı bir dönem olarak Türk eğitim tarihinde önemli bir basamağı meydana getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğu eğitim politikalarının Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra yaşadığı dönüşüm, 1869 senesinde yürürlüğe giren Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi ile birlikte çeşitli hiyerarşik düzenlemeler vasıtasıyla belirli bir plan çerçevesinde yürütülmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda ilk kez eğitim-siyaset ilişkisinin bir bütün olarak denetim altına alınması dikkat çekmektedir. Bu dönemde eğitim-siyaset ilişkisinin yanı sıra eğitim basamaklarının hiyerarşik açıdan yeniden düzenlenmesi de önemli bir hadisedir. Osmanlı eğitim sistemi içerisinde ilköğretim kurumlarının üzerinde bir eğitim kademesinin bulunmaması ve yükseköğretime geçiş sürecinde eğitim bakımından yetersiz kalınması, çeşitli hiyerarşik düzenlemelere duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. Bu doğrultuda tezin odak noktasını meydana getiren sultanîlerin açılışı ile birlikte imparatorluk nezdinde yalnızca ortaöğretim kademesinin kurulması sağlanmamıştır. Sultanîlerin açılışı ihtiyaç duyulan bir eğitim kademesine yanıt verirken modern eğitim ilke ve yöntemlerinin kullanıldığı ilk eğitim kurumu olma özelliğini bünyesinde barındırmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun maarif modernizasyon çabalarının mühim bir göstergesi olarak kurulan sultanîler, Osmanlı topraklarında yaşayan farklı din ve cemaat mensubu vatandaşların yararlanabileceği modern bir ortaöğretim kurumu olarak Tanzimat devri eğitim politikalarının ışığında fiiliyata geçmiştir. XIX. yüzyılın sonunda ilk örneklerine rastlanan sultanîler, II. Abdülhamid devrinde nicelik, II. Meşrutiyet devrine gelindiğinde de nitelik bakımından büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bu çalışmada, Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonraki süreçte eğitim politikalarının yapısal ve düşünsel bakımdan yaşadığı değişim ve bu değişimin Osmanlı toplum yapısına yansımaları incelenmiştir. Bu çalışma ile, günümüzde hâlen lise düzeyinde eğitim faaliyetlerine devam etmekte olan sultanîlerin ve bu kurumlarda eğitim alan kesimin, modernleşmedeki rolünün yanı sıra çağdaş politikaların uygulanmasında nasıl bir rol üstlendikleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Öğretmen yetiştirme ve atanmasına ilişkin Azerbaycan ve Türkiye yasal düzenlemelerinin karşılaştırılması ve Azerbaycan için öneriler
Eğitim sistemlerinin geliştirilmesi yönündeki en önemli düzenlemelerden birisi öğretmen yetiştirme ve atanması ile ilgili düzenlemelerdir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Azerbaycan'da öğretmenlerin yetiştirilmesi ve atanmasına ilişkin düzenlemelerin incelenmesi ve Azerbaycan'a yönelik öneriler geliştirmektir. Türkiye ve Azerbaycan eğitim sistemleri benzerlik gösterse de aralarında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu amaçla karşılaştırmalı eğitim araştırması olarak düşünülen bu çalışmada, öğretmenlerin yetiştirilme ve atanma düzenlemeleri incelenerek Azerbaycan için öneriler sunulmuştur. Çalışma kapsamında iki ülkenin eğitim sistemleri ve öğretmen yetiştirme sistemleri ile ilgili ülke ve dünya alanyazınında internet ve üniversite kütüphanelerinden ulaşılan makale, tez, bildiri ve raporlar belge tarama modeli ile yatay yaklaşım kullanılarak ayrı ayrı paralel bir şekilde incelenmiş, güncel verilere ulaşılmıştır. Çalışma sonunda Azerbaycan'da da öğrencilerin Türkiye'de olduğu gibi tek bir sınav ile seçildiği, ilk aşama olan sınavdan sonra mülakat ve uygulamalı sınavların da yapılmadığı; hizmet öncesi verilen eğitimde uygulamaya önem verilmediği saptanmış, hizmet içi eğitimin özendirilmediği, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal anlamda diğer meslek gruplarına kıyasla önde olmadığı belirlenmiştir. Bütün bu çalışmalar göz önünde bulundurularak Azerbaycan'da değişmesi gereken hususlar ele alınarak daha sonra yapılacak çalışmalar için öneriler getirilmiştir.
Türkiye ve Yunanistan'da yetişkin eğitimi sistemi: Karşılaştırmalı bir inceleme
Bu araştırmada Türkiye ve Yunanistan'ın yetişkin eğitimi sistemleri incelenerek, benzerlik ve farklılıklarının neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Yetişkin eğitimi ile ilgili bazı temel kavram ve yaklaşımlara değinilmiş, yetişkin eğitimi sistemlerinin tarihsel gelişim aşamaları, yasal dayanakları, amaç ve hedefleri, finansal kaynakları, yetişkin eğitimi uygulamaları ve bu uygulamalara katılım oranları karşılaştırılmış, bulgulara dayalı olarak yorumlar yapılmış ve elde edilen sonuçlara dayalı öneriler geliştirilmiştir. Bu çalışma, bir karşılaştırmalı eğitim araştırmasıdır. Araştırmada, nitel araştırma modeline dayalı doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Veriler bu tekniğe uygun olarak toplanmış, araştırma soruları çerçevesinde elde edilen veriler, betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; yetişkin eğitimi sistemlerinin tarihsel gelişimi açısından Türkiye'nin daha eski bir geçmişe sahip olduğu, yetişkin eğitiminin finansmanının büyük bir kısmının her iki ülkede de devlet tarafından sağlandığı, Türkiye ile kıyaslandığında, Yunanistan'ın Avrupa Birliği fonlarından daha fazla yararlandığı bulunmuştur. Yetişkin eğitimi uygulamalarının, ağırlıklı olarak, her iki ülkede de kamu kesimince finanse edildiği ve gerçekleştirildiği, uygulama türlerinin her iki ülkede de önemli oranda benzerlikler taşıdığı ve bu uygulalamaların ağırlıklı olarak mesleki eğitime yönelik olduğu bulunmuştur. Uygulamalar Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurumlar aracılığıyla gerçekleşirken, Yunanistan'da uygulamaların büyük bölümünün Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı bünyesinde yer alan kurumlarca gerçekleştirildiği saptanmıştır. Yetişkin eğitimine katılım oranları her iki ülkede de, Avrupa Birliği ortalamasına göre, oldukça düşük düzeydedir. Her iki ülke için de, yetişkin eğitimine erişim fırsat ve olanaklarının çoğaltılması, kamu kaynaklarının arttırılması ve yerel birimlere daha fazla destek ve teşvik verilmesi, iki ülkenin birikim ve deneyimlerinden yararlanılabilmesi amacıyla karşılıklı görüş alışverişi ve işbirliğine gidilmesi önerilmiştir.
The challenges of Syrian students in education system in Ankara from the perspectives of teachers
The main objective of this study is to investigate the educational challenges of Syrian students in the Turkish education system and develop some recommendations for their future education. In order to gain a better perspective, a literature review on migration, integration, refugee education, and the educational challenges of Syrian students has been conducted. A qualitative research method has been employed to comprehend the challenges of Syrian students in the school environment. To collect data, semi-structured interviews with 15 teachers in different regions of Ankara in 6 public schools have been made. As a result of the findings of the study, it has become evident that Syrian students have been facing several challenges in the Turkish education system in public schools. These challenges have been categorized under two headings. Challenges within the School Environment are the language barrier, discrimination, teachers' competence, and school adaptation. Out of School Factors are the digital divide, socio-economic barriers, parent-school relationship, and cultural differences. Therefore, sustainable and effective policies should be implemented to ensure the integration of Syrian children into the education system and society. The steps to be taken in the future will not only contribute to the lives of Syrian students, but will also have great importance for the prosperity of Turkey.
Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik politika ve uygulamaların değerlendirilmesi
Bu çalışma ile Türkiye'de ekonomik açıdan dezavantajlı öğrenciler için eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik uygulanan politika, program ve projelerin neler olduğu ve ekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilere nasıl yansıdığının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma deseni olarak değerlendirici durum çalışması kullanılmıştır. Veriler doküman incelemesi ve görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. araştırmanın veri kaynakları araştırma probleminin yanıtlanmasına yönelik belirlenen dokümanların yanında sendika, düşünce kuruluşlarında ve bu alanda çalışmalar yürüten akademisyenlerden oluşmaktadır. Verilerin analizde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Üst politika belgelerinin önemli bir kısmında ekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilere fırsat eşitliğinin sağlanması için eğitime erişimin artırılması, eğitim ve öğretmen niteliğinin iyileştirilmesi, bilişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması, eğitim içerisinde özel sektör payının artırılması hedeflenmiştir. Bu araştırmada ilgili hedeflerden eğitime erişimin artırılması, bilişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması, eğitim içerisinde özel sektör payının artırılması hedeflerinin gerçekleştiği buna karşın eğitim ve öğretmen niteliğinin iyileştirilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak hayata geçirilen politika, proje ve uygulamalar değerlendirildiğinde bir kısımı bütünsel bir yaklaşımla ele alınmadan uygulanarak süreklilik göstermemiştir. Hayata geçirilen bazı proje ve programlar ise iyi bir şekilde planlanmadığından ayrılan kaynakların verimsiz kullanımına yol açtığı görülmüştür. Bununla birlikte kimi uygulamaların etki analizleri yapılmadığı için uygulamaya dönük geliştirilebilecek taraflarının görülmediği ortaya çıkmıştır. Bazi projelerin etki analizlerinin yapılmasına rağmen kamuoyu ile paylaşılmadığı ortaya çıkmıştır. Uygulamaların kamuoyuyla paylaşılmaması politikaların katılım, şeffaflık, hesap verilebilirlik çerçevesinde yapılmadığı ve etkili bir şekilde izlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Moğolistan ve Türkiye ortaöğretim sistemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Eğitim sistemlerinin karşılaştırılması, benzerlik ve farklılıkların ele alınması eğitimsel problemlerin çözümünde önemli rol oynamaktadır. Ortaöğretim, ülkenin eğitim sisteminde önemli bir yer almaktadır. Bu nedenle bu araştırma Moğolistan ve Türkiye'nin ortaöğretim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarının, örgütsel yapılarının ve yönetsel işleyişlerinin nasıl yapılandırdıklarını, benzer ve farklı yönlerinin neler olduğunu incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerden doküman analizi kullanılarak konu ile ilgili çeşitli kaynaklardan, iki ülkenin ortaöğretim sistemleriyle ilgili olan mevzuattan, internet ağı bilgilerinden, tez, kitap, dergi, makale gibi basılı bilimsel çalışmalardan yararlanmıştır. Araştırma sonucunda her iki ülkenin bugünkü ortaöğretim sistemleri tarihsel süreç içerisinde ülkelerin eğitim sistemlerine etkileyen sosya-ekonomik değişimlerine dayalı olarak kurulduğu gözlenmiştir. Her iki ülkenin eğitim sistemlerinin 1920'ler sonrası tarihsel süreçleri ve örgütsel yapıları yüksek oranda benzemektedir. Yönetsel işleyişleri açısından Türkiye daha 'merkeziyetçi', Moğolistan 'yerel yönetim' ağırlıklı olduğu, ortaöğretim sistemlerin örgütsel yapılarında ve öğretim kurum türlerinde farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Eğitim harcamaları konusunda Moğolistan'ın eğitime yapılan harcamaları Türkiye'ye göre oransal olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, hem Türkiye hem de Moğolistan'da eğitim bakanlığın yapısında ve yönetsel işleyişlerinde sık sık değişiklikler yapıldığı ve bu gibi değişikliklerin de ortaöğretim kurumlarına düzensizlik ve belirsizliklerine yol açabildiği belirlenmiştir. İki ülkenin ortaöğretim sistemi daha da geliştirmek ve yaygınlaştırmak için ilk ve yükseköğretim sistemleri ile düzenli işbirliğinde bulunması ve ortaöğretim sistemlerine yönelik yapılan stratejik planlamaları düzenli izleme ve denetleme sistemi uygulanması gerekmektedir.
Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının gerçekleştirilmesinde STEM yaklaşımı: Türk eğitim sistemi için politika önerisi
Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) eğitimine uluslararası bir perspektiften bakıldığında STEM'in önemi konusunda fikir birliği olsa da ülkelerin STEM politika belgelerinin çeşitli başlıklarda birbirinden farklılaştığı görülmektedir. Bu araştırmanın amacı STEM yaklaşımı ile Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 4. Nitelikli Eğitim amacının başarılmasına katkı sağlayabilecek politika önerileri geliştirmektir. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından 4. Nitelikli Eğitim amacının başarılmasında STEM yaklaşımının işe koşulması hem nitelikli eğitim amacının hem nitelikli eğitim sayesinde başarılabilecek diğer amaçların gerçekleşmesine katkıda bulunacağı öngörülmüştür. Araştırmanın ilk aşamasında belirlenen altı ülkenin STEM politika belgeleri incelenmiştir. İkinci aşamada Türkiye bağlamında STEM eğitiminde rol ve sorumluluğu olan 22 katılımcı (öğretmenler, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, politika yapıcılar/uygulayıcılar) ile görüşmeler yapılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. İçerik analizi ve gerçekleştirilen görüşmeler sonunda, belirlenen ülkelerin STEM politikalarında eğitim ve politika temasının ortak; sürdürülebilirlik temasının da Türkiye'ye özgü olduğu ortaya çıkmıştır. Özellikle ekonomik refaha ulaşmak için önemli görülen STEM yaklaşımına yönelik Türkiye'nin ulusal bir politikaya ihtiyaç duyduğu açıktır. Hazırlanacak STEM politika belgesinin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına katkı sağlayacak şekilde olması hem nitelikli eğitim amacına hem diğer amaçlara katkı sağlayacaktır. Öğretmen yeterliklerinin artırılması, öğretim programlarına STEM yaklaşımının entegrasyonu, fiziksel altyapının kurulması, tüm paydaşların sürece katılımının sağlanması, öğrencilerin STEM kariyerine yönlendirilmesi, özellikle kız öğrencilerin STEM eğitimine erişiminin sağlanması, kapsayıcı bir politikanın oluşturulması ve etkili yaygınlaştırma çalışmaları yapılması çalışmanın önerileri arasındadır.
Türkiye ile Brezilya'da yükseköğretime geçiş sistemlerinin karşılaştırılması ve Brezilya'da üniversiteye giriş sınavlarında başarıyı etkileyen faktörlerin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sisteminini incelemek ve iki eğitim sisteminin benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Aynı zamanda, Brezilya'da yükseköğretime geçiş amacıyla yapılan Ulusal Lise Sınavı (ENEM) verisinden faydalanarak matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıya etki eden değişkenlerin modellenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2017 yılında yapılan ENEM'e giren 6731341 kişi oluşturmaktadır. Analiz yapılırken bu evrenden rastgele 10000 kişilik bir örneklem seçilmiş ve kayıp veriler temizlendikten sonra 9336 kişilik bir örneklem elde edilmiştir. Çalışma kapsamında oluşturulan akademik başarı modellerinin incelenmesinde yapısal eşitlik modeli analizi bu modellerin kadın ve erkeklerde benzer şekilde çalışıp çalışmadığını incelemek amacıyla çok gruplu yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Türkiye eğitim sistemi ile Brezilya eğitim sistemin incelenmesi ve eğitim sistemlerindeki benzerlik ve farklılıkların ortaya konulması amacıyla doküman analizi yapılmıştır. Sonuç olarak Brezilya eğitim sisteminde yükseköğretime geçiş için ENEM sınavı ve Türkiye eğitim sisteminde ise YKS sınavı yapılmaktadır ve her ikisi de ulusal düzeydedir. ENEM sınavında çoktan seçmeli soruların yanı sıra öğrencilerin kompozisyon becerilerini belirlemek amacıyla bir açık uçlu soru bulunurken YKS 2019 sınavında ise sadece çoktan seçmeli soruların bulunduğu görülmüştür. Matematik, fen bilimleri, sosyal bilimler ve dil derslerindeki akademik başarıyı açıklamak için bu derslerden birinin temel alındığın akademik başarı modeli kurulmuş ve seçilen dersler dışındaki dersler diğer derslerdeki akademik başarı olarak ele alınmıştır. Oluşturulan akademik başarı modellerinde okul teknolojisi, sözel beceri, sosyoekonomik durum değişkenlerinin ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilemez iken diğer derslerdeki başarının ilgili başarı modelindeki temel dersi etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca oluşturulan modellerdeki ilişkilerin kadın ve erkeklerde benzer olduğu saptanmıştır.
Patriotism education in primary and secondaryschools in Uganda
Promoting patriotism and its education has always been at the fore front for Uganda's governance, from the time when the current ruling party had come into power in the late 1980's, HE Yoweri Kaguta Museveni has always preached the issue of patriotism education. Uganda as a new democratic country is faced with many challenges among which include implementing the new ideas and policies that its leaders come up with. For instance, even though the government white paper clearly stipulates that patriotism has to be taught at either primary or secondary school level, the issue of whether this policy is implemented in schools begs a lot to question. In addition, despite the suggested funds for the issues of patriotism education a lot of it is redirected for other societal needs and thus undermining the importance of patriotism education. This research has analyzed the issue of patriotic education, its implementation or otherwise as a policy in Uganda's education system. Various theories and conceptual frameworks such as moderate patriotism theory and social cultural concept respectively have been brought in to perspective in the study. The research is a literature review research and the dominant methodology has been archival and library research coupled with the researcher's observations of the day to day happenings in the country. The research also gives an insight into the challenges that patriotism education is faced with, the lack of implementation of many government policies with regards to policies and the limited role that governments representatives have played in combating these challenges.
Azerbaycan ve Türkiye'de sınıf öğretmeni yetiştirme programlarının karşılaştırılması
Bu araştırmada Azerbaycan ve Türkiye'deki sınıf öğretmenliği programı incelenmiş ve söz konusu programlar karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmalı analiz yönteminin kullanıldığı bu çalışmada nitel araştırma durum çalışması desenlerinden bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Ayrıca yine nitel araştırma yöntemlerinden Doküman analizi ve açık uçlu görüşmeler yapılmıştır. İnternet aracılığı ile elde edilen belgeler de bir araya getirilerek Azerbaycan ve Türkiye'nin eğitim sistemleri, tarihi gelişimi ve sınıf öğretmenliği yetiştirme programları incelenmiş ve ikisi program arasında olan benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Alanyazın taraması kapsamında günümüzdeki küreselleşme konuları ile birlikte karşılaştırmalı eğitim alanında kullanılan metotlar yurtdışı ve yurt içi çalışmalar ele alınmıştır. Azerbaycan ve Türkiye'nin sınıf öğretmeni yetiştirme programları karşılaştırılırken, her iki ülkenin genel eğitim sistemleri incelenmiştir. Bu kapsamda sınıf öğretmeni yetiştirme programları amaç, kapsam ve içerik yönleri ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda yorum ve öneriler yapılmış, bu bağlamda bağımsızlığına yeniden kavuşan Azerbaycan'ın; eğitim alanında da SSCB'nin etkisinden kurtulması için Azerbaycan Sisteminde ve özellikle sınıf öğretmeni yetiştirme programlarında yeniden yapılanmaya gidilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Bu süreçte özellikle "Küreselleşme ve Eğitim" ilişkisi göz önünde bulundurulmalı ve yapılacak düzenlemelerde bu olgunun dikkate alınması önerilmiştir.
Uluslararası Bakalorya Diploma Programının yürütülmesine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri
Bu araştırmada, Türkiye'de uygulanan Uluslararası Bakalorya (UB) programının hedef, içerik, eğitim durumları ve değerlendirme boyutlarıyla incelenmesi, programı uygulayan öğretmen ve yöneticilerin programın uygulanmasına dair görüşlerine yer verilmesi yoluyla farklı diploma programlarının kullanımını destekleyici strateji ve hedefler belirlenmesi için öneriler sunabilmek amaçlanmıştır. Çalışmada "UB programında görev alan öğretmen ve yöneticilerin programın hedef, içerik, eğitim durumları ve değerlendirme boyutlarına ilişkin görüşlerinin nelerdir?" sorusuna yanıt aranmıştır. Bu araştırmada karma araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak UB programına ilişkin öğretmen ve yönetici görüşleri anketi ve UB programı uygulamasına ilişkin yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında UB sistemini uygulayan devlet (3) ve özel (38) okullarda görev yapan öğretmen ve yöneticiler oluşturmuştur. Örneklemin belirlenebilmesi için ise amaçlı örnekleme metotlarından ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu doğrultuda araştırma evreni içerisinde yer alan öğretmen ve yöneticilerden UB programını minimum bir yıl uygulayan ve bu süreçte aktif rol alan öğretmen (n=171) ve yöneticiler (n=19) seçilmiştir. Araştırmanın nitel boyutu için, nicel veri analizinin tamamlanmasından sonra UB Programını uygulayan okullarda görev yapan UB yöneticilerine görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin çözümlenmesinde katılımcıların UB programını değerlendirme anketine vermiş olduğu cevapların dağılımını belirlemek için yüzde-frekans analizi kullanılmıştır. Katılımcıların UB programını değerlendirme anketinde yer alan ifadelere ilişkin görüşlerini belirlemek için ise betimsel analiz değerleri (ortalama, standart sapma, ortanca ve tepe değer) hesaplanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesi için ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen öğretmen ve yöneticilerin UB programına ilişkin görüşlerini karşılaştırmak için Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Katılımcıların UB programındaki hizmet süresi ile UB programına ilişkin görüşleri arasındaki ilişkiler ise Spearman korelasyon analiz tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bulgular katılımcıların, UBDP'nin hedef, içerik, eğitim durumu ve değerlendirme boyutlarının yeterliliğinin çok yüksek olduğunu düşündüğünü göstermektedir. Araştırmada UB diploma programının öğrencilerin toplumsal sorunlara karşı duyarlık geliştirmesine yardımcı olduğu konusunda, yöneticilerin öğretmenlere göre daha olumlu görüşleri olduğu sonucu çıkmıştır.