Critical discourse analysis

154 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi Seyahatnamesi üzerine eleştirel söylem çözümlemesi

Bu çalışmada eleştirel söylem analizi yöntemi başlıklar halinde ele alınmaktadır. Her bölümde tartışılan konu vurgulandı. Seyahatname daha sonra her bir başlık altında tartışılmış ve ayrı alt başlıklar altında ve yazarın üslup yorumuna dayalı olarak derecelendirilmiştir. Örnek seçimi, eserin bir bölümünde bu özelliği yansıtan cümlelerin seçilmesi şeklini almıştır. Anlattığı hikâyelerde önemli kişilerin kendi cümlelerini doğrudan yazan Evliyâ Çelebi, çağı ve şahsiyetleri okuyucunun hafızasında canlandırabilmektedir. Anlatıcının konuşmacının özgün söz dizimini ve söz yapısını içtenlikle koruduğu doğrudan konuşma aktarımları ile hem eserin okunabilirliği artar hem eser monotonluktan kurtulur hem de mevcut tarihi olaylar yorumsuz olarak okuyucuya sunulabilir. Ayrıca Evliya Çelebi'nin kullandığı kelime nakilleri, onun Bektaşiliğe bakışının müspet olduğunu göstermekte ve olayların asırlar boyunca yorumlanmadan aktarılmasına imkân vermektedir.

Dil bilgisiDil bilimEleştirel söylem çözümlemesi+5
Fatoş Yenigün
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessDE

Der EU-beitritt der Türkei: Eine linguistische diskursanalyse von parteiprogrammen und medien-debatten in der Türkei und in Deutschland

The path to power in modern politics is through the generation of systematic knowledge and the practical use of this knowledge. In countries governed by democracy, elections provide an appropriate scope for this. Language, as the medium of communication, is an inseparable part of politics in terms of its crucial role in the formation and dissemination of political discourses and statements. In this sense, language is the medium that determines the power of political discourses. And the discourse as a process increases this power through different media, working groups from the parties like women's or youth organizations or through the people who are valued and respected by society. Discourse analysis is defined in this context as the research of all this data, based on certain theories and approaches. In this study, Turkey's EU accession discourse was examined in the German and Turkish political parties and in the daily newspapers of both countries. The study consists of two main parts: theory and practice. In the first, theoretical part, subjects such as semantics, structuralism and semiotics, which form the scientific basis of discourse analysis, were explained in detail and their relationships to discourse research were shown. Then the linguistic and critical discourse theories were explained. In the second, practical part, which was carried out according to the theory of three-dimensional linguistic discourse analysis; the EU accession discourses of the parties, which they publish in the election programs and which can be found in the national media, especially in the print media, were examined and analyzed in detail. Lexical, metaphorical, and argumentation analyses were performed on the corpus obtained based on this three-dimensional model of linguistic discourse analysis. At the end of each period studied, the acquired data were compared and interpreted in relation to the relevant election results. In addition, it is proposed to prepare important concepts and key terms related to the EU accession processes of the candidate countries, obtained as a result of the analysis, as a dictionary of EU accession terminology. Keywords: EU-Accession Discourse, Linguistic Discourse Analysis, Germany, Turkey Der Weg zur Macht geht in der modernen Politik durch die Generierung von dem systematischen Wissen und die praktische Nutzung dieses Wissens aus. In Ländern, die mit Demokratie regiert werden, stellen die Wahlen einen geeigneten Anwendungsbereich dafür. Die Sprache, das Medium der Kommunikation, ist hinsichtlich ihrer Rolle bei der Bildung und Verbreitung politischer Aussagen und Ansichten ein untrennbarer Teil der Politik. Die Sprache ist in diesem Sinne das Mittel, das die Kraft politischer Aussagen bestimmt. Der Diskurs als ein Prozess steigert diese Kraft durch unterschiedliche Medien, Arbeitsgruppen von den Parteien wie Frauen- oder Jugendorganisationen oder durch die Menschen, die von der Gesellschaft geschätzt und respektiert werden. Die Diskursanalyse definiert man in diesem Zusammenhang als die Forschung all dieser Daten, die auf bestimmten Theorien und Ansätzen basiert. In dieser Studie wurde der EU-Beitrittsdiskurs der Türkei in den deutschen und türkischen politischen Parteien und in den täglichen Zeitungen beider Länder untersucht. Die Studie besteht aus zwei Hauptteilen: Theorie und Praxis. Im ersten, theoretischen Teil wurden die Fächer wie Semantik, Strukturalismus und Semiotik ausführlich erklärt, die die wissenschaftliche Grundlage der Diskursanalyse bilden, und ihre Beziehung zur Diskursforschung aufgezeigt. In weiteren wurden die linguistischen und kritischen Diskurstheorien erläutert. Im zweiten, praktischen Teil, der nach der Theorie der dreidimensionalen linguistischen Diskursanalyse durchgeführt wurde, wurden die EUBeitrittsdiskurse der Parteien, die sie in den Wahlprogrammen veröffentlichen und die sich in den nationalen Medien insbesondere in den Printmedien befinden, detailliert untersucht und analysiert. Nach dem 3-Dimensionalen Modell der linguistischen Diskursanalyse wurden Analysen bezüglich der Lexik, Metaphorik und Argumentationsbasis durchgeführt. Am Ende jeder untersuchten Periode wurden die erworbenen Daten mit den betroffenen Wahlergebnissen verglichen und interpretiert. Darüber hinaus wurde vorgeschlagen, wichtige Konzepte und Schlüsselbegriffe im Zusammenhang mit den EU-Beitrittsprozessen der Kandidatenländer, die als Ergebnis der Analyse gewonnen wurden, als ein Wörterbuch zur EU-Beitrittsterminologie aufzubereiten. Schlüsselwörter: EU-Beitrittsdiskurs, Linguistische Diskursanalyse, Deutschland, Türkei

Dursun Karakaya
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anaakım ABD ve Britanya medyasında Suriyeli kadın temsilleri: Kurban mı kahraman mı?

Oryantalizm, Batı'nın anlam olarak Doğu'yu inşa etmek ve ona hükmetmek için geliştirdiği bir düşünce ve temsil çerçevesidir. Edward Said'e göre kökleri sömürgeciliğe dayanan Oryantalizm, Doğu'yu geri kalmış, egzotik, tembel ve despot olarak tasvir ederken Batı'yı ileri, medeni, ahlak olarak üstün ve rasyonel olarak tanımlamaktadır. Bu ikili karşıtlık sadece Doğu'yu ötekileştirmekle kalmaz, aynı zamanda Batı'nın kendini üstün görmesini de pekiştirir. Modern bağlamlarda Neo-Oryantalizm, Müslümanları şeytanlaştırmaya, onları "öteki" olarak tasvir etmeye ve Doğulu/Arap kadınları ezilmiş ve Batı müdahalesine muhtaç olarak gösteren medya anlatıları aracılığıyla stereotipleri pekiştirmeye devam etmektedir. Bu çalışma, Suriye iç savaşı sırasında ABD ve Britanya anaakım medyasında Suriyeli kadınların temsilini oryantalizm kavramı üzerinden incelemekte ve kadınların temsillerinin Oryantalist söylemleri nasıl yansıttığı ve farklı bağlamlarda nasıl değiştiğini ortaya koymaya çalışmaktadır. Çalışma ABD'den New York Times ve Washington Post, Britanya'dan Guardian ve Times gazetelerinde genel olarak 2014, 2015 ve 2017 yılları ve Rakka, Rojova/Kobani, Halep, İdlib ve Humus şehirleri özelinde 2012-2019 yıllarında yayımlanan haber metinlerini analiz ederek medyanın Oryantalist söylemleri nasıl sürdürdüğünü, stereotipleri nasıl pekiştirdiğini ve kadınların sesini nasıl susturduğunu ortaya koymaktadır. İçerik analizi ve eleştirel söylem analizini birleştiren karma bir yöntem kullanılarak bu temsillerdeki baskın söylemleri ve örtük anlamlar ortaya çıkarılmaktadır. Çalışmada, Ruth Wodak'ın söylem-tarihsel yaklaşımı kullanılarak olayların arka planı ve bağlamı bir arada değerlendirilerek söylemlerin oluştuğu politik zemin de ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Sözcükler Oryantalizm, temsil, postkolonyal feminizm, eleştirel söylem analizi

Eleştirel söylem çözümlemesiPostkolonyal feminizm
Melek Güler
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

A critical discourse analysis of gender identitiy in Turkish newspapers

This study aimed to analyze gender identity in Turkish media context as presented in three Turkish newspapers: Hürriyet, Sözcü, and Yeni Akit from a Critical Discourse Analysis perspective. It employed Fairclough's three tier analysis framework and transitivity patterns of Systemic Functional Linguistics as an adjunct theory to discover how gender is ideologically displayed across different media platforms. A purposive sampling was conducted to select the excerpts from the data, the news reports published on specific dates. These excerpts were examined by two raters to ensure the data was an accurate representative sample. A mixed method approach was adapted to analyse the data; the quantitative section focused on the statistical findings of the process types employed to represent gender and gender ideologically and the qualitative section had two parts; the first part analyzed the data from a critical perspective to specify the types of identity and ideology associated with each gender and the second part compared the content of three newspapers to investigate their differences in terms of their news coverage as it relates to gender, gender identity and gender ideology. The findings revealed that men and women are represented differently in all newspapers; with men appearing in more enabling and women in disabling discourses. Also, it was demonstrated that the transitivity patters present men in more powerful and dominating discourse while assigning women inferior and subordinated roles. The critical analysis of the data demonstrated various identities and ideological expectations from men and women. The contrastive analysis of the three newspapers showed variations in how newspapers with different ideological and political orientations tackle gender and gender identity; with more liberal newspapers, Hürriyet and Sözcü seeing gender from a more dynamic perspective than Yeni Akit which approaches gender and gender identity from a conservative perspective where women are reduced to their traditional and religious roles. Keywords Critical Discourse Analysis, Gender Identity, Turkish Newspapers

Gender identityCritical discourse analysisNewspapers+2
Shahla Morsalı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Günümün Türk dizilerinde hegemonik erkeklik temsili: Diriliş "Ertuğrul", Söz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizilerinin analizi

Günümüz Türk Dizilerinde Hegemonik Erkeklik Temsili: Diriliş "Ertuğrul", Söz, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Dizilerinin Analizi hegemonik erkeklik kavramı bağlamında erkek karakterlerin kişilik ve fiziksel özellikleri, hegemonik erkek söylemi ve hegemonik erkek temsili incelenmiştir. Bu bağlamda seçilen örnek yapımlar 'Eleştirel Söylem Analizi' sonuçlarına göre değerlendirilmiştir. Oluşturulan tablo ile "Dizilerin türü, konuları ve ana karakterleri, ana karakterin fiziksel görünümleri ve psikolojik betimlemeleri, sosyal yaşamdaki konumları, bu dizilerdeki erkek karakterlerin diğer karakterlerle ilişkisi, hegemonik erkekliğe dair söylemler, hegemonik erkekliğin temsili" kriterleri derinlemesine incelenmiştir. Sonuç olarak, en çok izlenen dizilerin ana karakterleri erkektir. Dizilerdeki erkek karakterler güçlü, akıllı, çevresi tarafından sevilen ve saygı gören özelliklere sahiptir aynı zamanda ana karakterlerin argo kullanmayı seven ve hegemonik oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Söylem Analizi, Hegemonik Erkeklik, TV Dizileri

DizilerEleştirel söylem çözümlemesiHegemonik erkeklik+3
Eren Avnos
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin temsili: Türk basınında Suriyeli göçmenlere dönük yapılan haberlerin analizi

Göç, insanlık tarihinin var olduğu süreçten itibaren günümüze kadar toplumların değişmeyen bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşen dünyada ülkelerin göçlere ve kendi göç politikalarının nasıl olduğu ve bu doğrultuda Türkiye'nin göçe bakışının nasıl olduğuna bakmak gerekir. Suriye'de yaşanan iç savaş sonucunda Türkiye'nin yardımları ile gelen Suriyeli mülteci göçmenler bugün kaldıkları kampların yetersizliği sonucunda büyük şehirlere çalışmak üzere göç etmektedirler. Çalışmanın ilk bölümünde Göç ve Suriyeli Göçmenler üzerine literatür çalışması bulunurken çalışmanın ikinci bölümde metodolojisi ve sınırlılıkları üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yayın politikaları birbirinden farklı tirajı yüksek 2 gazetenin olayların başladığı ilk 2 yılda Suriyeli göçmenler üzerine yapılmış olan haberleri Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi ışığında Suriyeli göçmenleri nasıl temsil ettiklerine bakılacaktır.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+7
Kübra Battal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gezi parkı olayları sürecinde polis kimliğinin medyada temsili

Kültür teması altında incelenen 'kimlik' meselesinin önemi, günümüzde gerek siyaset alanında gerek bilimsel çalışmalarda ortaya çıkmaktadır. Kimliği medyanın büyük ölçüde şekillendirdiği gerçeği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Hal böyle iken kimlik çalışmalarına kayıtsız kalmak imkansızdır. Çalışmada ele alınan "polis kimliği" devlet tarihi kadar eskidir ve devlete dair büyük ipuçları ve derin anlamlar taşımaktadır. Totaliter rejimde devleti koruyan, devlet için tehlike olan tüm iç tehdit unsurlarıyla savaşan, halkın dışında kendi içinde yaşayan bu kimlik araştırıldığında devlete ve ideolojiye daha yakından bakılmış olacaktır. Yakın geçmişimizde yaşanmış olan ve Türkiye'yi derinden etkileyen Gezi Parkı olayları unutulmamıştır ve olumlu veya olumsuz etkileri hala görülmektedir. Tüm dünyada süregelen eylemlerin Türkiye'de de yaşanması, darbe gören kuşağın yüreğini ağzına getirmiş, ülke bir isyandan dönmüştür. Olaylar sürecinde yüzlerce yaralı ve onlarca ölü haberi gelmiştir. Polisin eylemcileri durdurmak için kullandığı yöntemler "orantısız güç" diye tabir edilmiş, taraflar birbirine düşmancasına saldırmıştır. Gezi Parkı Olayları sürecinde haberlerin polis-eylemci ekseninde yapıldığı göz önüne alındığında burada bir kimlik oluşturulmadığını söylemek doğru olmaz. Bu çalışma da bu düşünceden hareket ile internet haber sitelerinde Gezi Parkı olaylarına ilişkin yapılan haberlerde inşa edilen polis kimliğini ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Medyanın gerçeği; ideolojilerine göre yeniden şekillendirip yeni bir gerçek oluşturduğu varsayımı, bu tezin çıkış noktası olmuştur. Haberler Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle ele alınmıştır. Haberler yöntem doğrultusunda incelendiği zaman, gerçeğin yeniden yazıldığı ve kimliklerin ideolojik çerçeve ile inşa edildiği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gezi Parkı olayları, polis kimliği, internet haberleri, eleştirel söylem çözümlemesi

Eleştirel söylem çözümlemesiGezi ParkıKimlik+7
Cemile Erden
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Medyada manipülatif habercilik: Hürriyet gazetesi ve Ahmet Kaya örneği

Medya, sadece bilginin enformasyona dönüştürülmesi konusunda değil; aynı zamanda bu enformasyonun ne zaman nerede, ne kadar ve nasıl verileceği konusunda da belirleyicidir. Enformasyonun oluşturulması sürecinde gerçeklik, medya aracılığıyla yeniden oluşturulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında medya hangi enformasyonun önemli, hangisinin önemsiz olduğunu saptayarak; oluşturduğu enformasyonu çerçevelemektedir. Bu durum enformasyonun tek yönlü ve manipülatif bir hale getirebilmektedir.Hegemonik güçler, rıza üretimini yoluyla iktidarlarını meşrulaştırmak için medyadan yararlanmaktadırlar.Bu, medyayı var olan sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yapılar içinde, sistemin temel öğelerinden biri haline dönüştürmektedir. Tez, gerçeği yeniden oluşturarak sunan medyanın, yaşanmış bir olayda haberi nasıl manipülatif hale getirdiğini ortaya koymaktadır.Çalışmada ele alınan örnek olay Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi çerçevesinde, hedeflenen kanaatin oluşturulması için manipülatif haberlerin nasıl yapıldığını ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Medya, Manipülasyon, Rıza Üretimi, Eleştirel Söylem Analizi.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriGazeteler+5
Hülya Başcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'nda siyasi eleştiri

Nâzım Hikmet, Cumhuriyet devri Türk edebiyatının önemli şairlerinden ve yazarlarından biridir. Nâzım Hikmet, gerek Türk edebiyatı tarihinde gerek Türk siyasi tarihinde aktif bir rol almıştır ve etkili olmayı başarmıştır. Yaşadığı olayları dünya görüşü ve sanat anlayışı çerçevesinde eserlerine yansıtmıştır. Tarihi olayları yeniden işleyerek farklı bakış açısıyla kaleme alabilen Nâzım Hikmet, şiirlerinde daha çok serbest nazım tekniğini kullanarak bu anlamda Türk edebiyatında sürmekte olan muhteva-şekil yeniliğine katkıda bulunan isimlerinden olmuştur. Bu çalışmada, Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı'ndan hareketle bu eserinde ele alınan Osmanlı Devleti'ne siyasal eleştiri tespit ve tahlil edilmiştir. Dört bölümde toplanan verilere bakıldığında Nâzım Hikmet'in sanatçı kişiliğinin oluşmasında siyasi olayların etkisi olduğu ve bu etkinin Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı eserine doğrudan yansıdığı görülmüştür. Bu çalışmada Nâzım Hikmet'in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı tahlil edilmiştir ve destan üzerinden Osmanlı Devleti'ne yöneltilen siyasi eleştiriler ortaya konmuştur. Marksist-sosyalist dünya görüşüyle kaleme alınan eser, siyasal eleştiri bağlamında incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Nâzım Hikmet'in hayatı ve edebi kişiliği yer alırken ikinci ve üçüncü bölümlerde Nâzım Hikmet'in siyasi kimliğini oluşturan kavramlardan ve siyasi oluşumlardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı metni tahlil edilerek Nâzım Hikmet'in eleştirel tavrı ortaya konmuştur.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriNazım Hikmet+4
Necati Şener
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Popülizm ve medya ilişkisinde Türkiye'deki kadın hikayesinin sunumu: Atiye (The gift) örneği

Popülist akıl politik mantığı gereği kendini halkın içindenmiş gibi yansıtır ve bu da toplum tarafından kolay içselleştirilmesine, gündelik yaşam pratiklerine kolayca sirayet etmesine neden olur. Popülizm tanımlaması kültürel farklara sahip olsa da bu çalışmada köksüzlük karşıtlığı, modern toplumun kökleriyle kurduğu politik ilişki biçimi, kadının boş gösteren olarak ele alınması, biz-öteki karşıtlığı üzerinden ele alınmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda, alana dair çalışmalarda popülizm, toplumsal cinsiyet ve medya içerikleri arasında gözle görülür bir eksiklik olduğu tespit edilmiştir. Literatürdeki bu eksikliğin giderilmesi açısından çalışmanın örneklemi olarak bir dijital platform dizisi seçilmiştir. Bu çalışma 2019 yılında Netflix'te yayınlanan Atiye dizisinin ilk iki sezonu üzerinden medyada toplumsal cinsiyete dayalı popülist söylemleri analiz etmektedir. Popülist söylemin kadını ne şekilde kodladığı ve bu kodlamanın medya içeriklerinde nasıl sunulduğu eleştirel söylem analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular medyanın egemen ideolojinin pekiştiricisi olduğunu kanıtlamaktadır. Bunu yaparken kullandığı dil ve kodlar her ne kadar kadını kahraman ve güçlüymüş gibi gösterse de hala daha kimliğini arayan, kırılgan, kendisinden daha üstte gördüğü biri tarafından korunmaya ihtiyacı olan bir şekilde yansıtmaya devam etmektedir. Popülist söylemin eril stili kadını hala daha tam anlamıyla özgür ve güçlü göstermemektedir.

Dizi filmEleştirel söylem çözümlemesiKadınlar+6
Övünç Ege
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Arapça dil politikalarının aile ve öğrenci düzeyinde incelenmesi: İmam Hatip okulu örneği

Bu araştırma, proje okulu olan İmam Hatip lisesinde Arapça eğitimi almakta olan erkek öğrencilerin ve ailelerinin Arapçaya yönelik tutumlarını ve bu tutumların temelinde yatan sebepleri toplum dilbilimsel bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamıştır. Dilin ve kültürün karmaşık etkileşimlerini anlama ve dil eğitimi süreçlerini zenginleştirme amacıyla yapılan bu araştırma, dil tutumlarına yönelik derinlemesine bir bakış sunmaktadır. Araştırma, 67 katılımcı üzerinde uygulanan Arapçaya yönelik tutum ölçeği ile başlamış ve en düşük tutuma sahip olan 5 öğrenci ve ailelerini içeren bir alt grup üzerinde detaylı bir analiz gerçekleştirmiştir. Bu alt grup üzerinden elde edilen nitel veriler, bir yıl boyunca yapılan röportajlar, sınıf gözlemleri, bireysel görüşmeler ve odak grup çalışmaları yoluyla toplanmıştır. Söylem analizi yöntemiyle değerlendirilen bu veriler, öğrenci ve ailelerinin Arapçaya yönelik tutumlarına dair derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Nitel veri analizi sonuçları, genel olarak öğrencilerin Arapçaya yönelik tutumlarının ortalamadan düşük olduğunu göstermektedir. Özellikle en düşük tutuma sahip olan 5 öğrenci ve aileleri üzerinde yapılan araştırma, dilin genellikle aileler tarafından tek düze bir bakış açısıyla ele alındığını; özellikle dini açıdan yüceltildiğini ancak öğrencilerin bu durumu benimsemediklerini ve aksine Arapçaya karşı olumsuz bir tutum geliştirdiklerini ortaya koymuştur. Öğrencilerin bu tutumları ile ailelerin dile dair yaptıkları vurgu arasında bir kopukluk olduğunu ortaya çıkarmıştır. Araştırmanın sonuçları, dil tutumlarının sadece dilbilimsel unsurlara değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel algılara bağlı olarak şekillendiğini vurgulamaktadır. Dil eğitim politikalarının, dilin ötesinde kültürel ve sosyal anlayışı etkileme potansiyeline sahip olduğunu gösteren bu bulgular, dil ve kültürü bütünleştiren kapsamlı bir yaklaşıma olan ihtiyacı vurgulamaktadır.

Aile politikalarıArapçaDil politikaları+2
Rabia İzgi
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern bağlamda Netflix'te LGBTIQ+ söylemleri

Bu tez çalışması bir orijinal Netflix dizisi olan Mindhunter özelinden Netflix'te LGBTIQ+ söylemlerinin homoseksüel tüketici kültürüne katkısı ve bu tüketici kültürünün asimilasyonist yapısını incelemiş, bunu yaparken de postmodern farklılık ve çok seslilik söylemlerinin bu kültürü oluşturmadaki rolünü ortaya koymuştur. Eleştirel söylem analizinin uygulandığı bu çalışmada bağlamsal, disiplinler arası ve eklektik bir inceleme yapmak için öncelikle detaylı bir teorik ve kavramsal araştırma yapılmış, tarihsel gelişmeler sıralanmıştır. Sonrasında postmodern, feminizm, LGBTIQ+ hareketi ve queer teorisi birlikte incelenmiş, tarihsel bağlamları da göz önünde bulundurularak, postmodern etkiler tespit edilmiştir. Mindhunter dizisinden elde edilen söylemlerde güdülen ideolojik, sosyolojik amaçlar, postmodern etkiler, bilinçli ya da bilinçsiz yanlılık tartışılmış, güç ve iktidar ilişkilerindeki kanunlaştırma, pekiştirme, meşrulaştırma ve yeniden inşa prosedürleri, postmodern ve neoliberalizmin birlikte incelenmesiyle aydınlatılmıştır. Ele alınan dizinin gerçek yaşam hikâyeleri ve karakterlerine dayanıyor oluşu ve diziye kaynaklık eden Mindhunter kitabının incelenmesi sayesinde, diziye eklenen LGBTIQ+ söylemlerinin bağlamları fark edilmiş ve hikâyenin gerçek yaşamdan kurgusal bir dünyaya aktarılırken eklenen veya çıkarılan unsurları ve bunların sebep ve sonuçları tartışılmıştır. Postmodernizmin neoliberalizme uygun kültürel altyapıyı nasıl sağladığı, Netflix'in kendi özelinde kapital sınıfın çıkarlarını nasıl koruduğu ve artan popülerliğiyle LGBTIQ+ hareketinin bağlamından koparılarak Foucault'un (2018) da ifadeleriyle, iktidarın temsil etmeye başladığı özneleri artan söylemlerle yeniden inşa ediş sürecinin 21. yüzyıldaki karşılığı aydınlatılmıştır. Bu araştırma disiplinler arası bir çalışmadır ve postmodern teorinin felsefe, medya, tarih, sosyoloji, cinsiyet çalışmaları, siyaset gibi birçok disipline olan etkisini, bu çalışmanın konusu bağlamında anlaşılır kılarak literatüre önemli bir katkı sağlamıştır.

Dizi filmEleştirel söylem çözümlemesiLGBTQ+6
Azize Maden
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türk sinemasında değişen din adamı temsili

Türk Sineması doğup gelişmeye başladığından itibaren din adamı stereotipilerinde önemli değişiklikler göze çarpmaktadır. Türk Sinemasında din adamı stereotipilerinde özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında izlenen modernleşme politikası ile din adamları toplumsal hayat düzenlemesinde kendisine yer bulamamıştır. 1922 – 1960 yılları arası dinde yapılmak istenen reform hareketleri (hilafetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, ezanın Türkçeleştirilmesi) ile ortaya çıkan görüşler, Türk Sinemasındaki din adamları tiplemelerinde; isyancı, cahil, hurafeci, batıl inanç sahibi olarak yer edinmiştir. 1920-1960 yılları arasında Türk Sinemasında din adamı stereotipi dışlanmış din adamı olarak kabul edilir iken 1960-2000 yılları arasında kısıtlanmış din adamına dönüşmüştür. Çoklu partili sistemden sonra değişen siyasi iktidar ile birlikte Türk Sinemasında din adamları "üç kağıtçı, muskacı, büyücü, tüccar" gibi tiplemelerde kendisine yer bulmuştur. Bu dönemde din adamları şehrin dışında, köy ve köylü eksenli alarak yan karakter olarak görülmüştür. 2000 sonrası Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesi ile birlikte Türk Sinemasında din adamı temsili değişmiş, daha çok kabul gören din adamı stereotipileri görülmüştür. Sinemanın ortaya çıktığı ilk yıllardan bu yana toplum ile devamlı bir etkileşim içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle iktidarların sinemayı birer propaganda aracı olarak görmesi ile beraber sinemada yer alan karakterlerde temsil açısından belirli farklılar görülmüştür. Bundan yola çıkarak, bu çalışmada siyasi iktidar değiştikçe din adamlarının konumlandırılışlarının sinemaya yansımalarını analiz amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada, Türk Sinemasında kahramanın yolculuğu döngüsünde din adamının nasıl konumlandırıldığını, din adamının konumlandırılışında tasavvufta yer alan inisiyasyon diğer bir adıyla süluk kavramıyla olan ilişkisini de eleştirel söylem analizi yöntemiyle ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Türk Sinemasında din adamı temsili üç dönemde incelenmektedir. Bunlar sırasıyla 1922-1960 yılları arasında "dışlanmış din adamı", 1960-2000 yılları arasında "daraltılmış din adamı" son olarak ise 2000 yılı sonrası "kabullenilmiş din adamı" temsili şeklindedir. Bu üç dönemden bahsedilip asıl üstünde durulacak dönem ise 2000 yılı sonrası değişen din adamı stereotipidir. Bu bağlamda incelenen filmlerde; Serdar Akar, Kurtlar Vadisi Irak (2006), Zübeyir Şaşmaz, Açlığa Doymak (2012), Kürşat Kırbaz, Yunus Emre Aşkın Sesi (2014), değişen iktidar yapısına bağlı olarak din adamın temsil ediliş biçimlerinde benzerlikler ortaya çıkmıştır. Özellikle bu filmler gişe başarısına ulaşmış ve dönemin popüler filmleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Temsil Kuramı, Din Adamının Temsili, Tasavvufta İnisiyasyon, Eleştirel Söylem Analizi, Kahramanın Yolculuğu

Din adamlarıEleştirel söylem çözümlemesiKahramanın yolculuğu+3
Enes Aluç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ana akım medya dilinin halkbilimi açısından eleştirel söylem analizine tabi tutulması

Hayatın sürekliliğinin sağlanması, öğretilerin aktarılması, pekiştirilmesi açısından kültür işlevsel bir değerdedir. Kültürel süreçlere bağlı olarak folklor, insan yaşamının temelinde yer alan, hayatın her alanında zemin oluşturan yaratımlardandır. Kültürün bütünlüklü bir yapıda varlığını sürdürmesi, yayılıp genişlemesinde ve aktarılmasında dil ana unsurlardan biridir. Araştırmanın amacı yazılı medyada halkbilimsel içerik taşıyan üç haberin karşılaştırılmalı analiz edilmesi buna bağlı olarak gazetelerin halkbilimsel haberlere yaklaşım tarzları olarak ele alınmıştır. Analiz edilecek medya söylemi içerisindeki halkbilimine dair veriler kültür ve folklor alanlarının odağında analiz edilecektir. Araştırmanın kapsamı, Hürriyet, Yeni Şafak, BirGün gazetelerinde halkbilimine dair içerik barındıran üç haberin, medya dili üzerinden analiz edilmesi olarak belirlenmiştir. Her gazetenin bir yayın politikası buna bağlı olarak her gazetenin bir ideolojisi olduğu varsayımından hareketle üç ayrı gazete analiz çalışması için tercih edilmiştir. Bu çalışmada 2017-2018 yılları arasında halkbilimsel içerik taşıyan üç haberin karşılaştırılmalı analizi yapılacaktır. Disiplinler arası bir çalışmayı esas alan bu çalışma da halkbilimin iletişim alanı ile ortak çalışma konuları olduğu, disiplinler arası çalışmanın arttırılması ve halkbiliminin elektronik ortama dayalı çalışma alanında kapsamını arttırması sonucuna varılmıştır.

Eleştirel söylem çözümlemesiEleştiriHalk bilimi+3
Güngör Başdinç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zeki Demirkubuz sinemasında varoluşçuluk: Dostoyevski izleri

Sokrates'le başlayan öğretilerin birikimi ve dönüşümü olarak 20. Yüzyılda Kierkegaard ile bir felsefe anlayışı olarak ortaya çıkan Varoluşçuluk, Birinci Dünya Savaşı'nın neden olduğu maddi ve manevi çöküntüyle beraber, savaş, hastalık, ölüm vb. tehlikelerle dolu istikrarsız, güvensiz bir dünyada yaşamak zorunda bırakılan, "dünyaya atılmış" insanı temele alır. Varoluşçu görüşler, insanın çok katmanlı olduğu, tek bir usa indirgenemeyeceği ve "varoluş özden önce geldiği" noktasında birleşir. Ekonomik-Toplumsal sorunlar ve modernleşmeyle birlikte insan kendine, topluma yabancılaşmış ve kabuğuna çekilmiş, bireyselleşmiştir. Bireyin varoluş sorununu ortaya koyan filozof ve yazarların düşüncelerini sanat ile anlamlandırmasıyla etkilenen toplumun farkındalığı artmış, kitlelerin dönüşümü sağlanmıştır. Dünyaya fırlatılmış insanın çaresizliği, bunalımlarını ve haykırma mücadelesini ilk olarak Dostoyevski'nin eserlerinde görebiliriz. Dostoyevski'nin duruşundan ve tarzından etkilenen birçok filozof, yazar ve yönetmen vardır. Bu felsefenin Türk sinemasındaki yansımasının vücut bulduğu auteur yönetmenlerden biri olan Zeki Demirkubuz da röportajlarında sıklıkla Dostoyevski'den etkilendiğinden bahsetmektedir. Bu bağlamda nitel bir araştırma olan çalışmada, eleştirel söylem analiziyle filmler değerlendirilmiş, amaçlı örnekleme yöntemi göz önünde bulundurularak doğuştan varoluşçu temalarının ağırlıklı olduğu Yazgı ve Yeraltı filmlerinin akışına paralel olarak kronolojik düzen ve bütünlük içinde, konu başlıkları halinde, Dostoyevski'nin bakış açısıyla detaylı bir analizle ortaya konmuş ve yorumsamacı bir biçimde varoluşçu açıdan deşifre edilmiştir. Bu çalışmayla Zeki Demirkubuz Sineması, felsefenin ve edebiyatın ışığında varoluşçu anlamlandırmalarla yeniden değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler; Varoluşçuluk, Dostoyevski, Zeki Demirkubuz, Edebiyat, Sinema

Demirkubuz, ZekiDostoyevski, Fiodor MihayloviçEdebiyat+5
Sibel Sebuktekin
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türk siyasetindeki askeri müdahalelerin, sahiplik yapısı değişen ana akım gazetelerin köşe yazarlarının söylemine yansımaları

Medya ve siyaset arasındaki ilişki genellikle tekelleşme paralelinde ilerler. Özellikle 1980 sonrasında gelişen çeşitli ekonomik ve politik süreçlerden sonra büyük sermaye grupları medyada etkili olmaya başlamış ve kamuoyu oluşturma gücünü bünyesinde toplamışladır. Zamanla iktidarla yakınlık çıkar ilişkisine dönüşmüş, medya patronları ve iktidar sahipleri birlikte hareket ederek her iki tarafında yararına olacak şekilde haber içeriklerinde değişikliğe gidilmiştir. Bu anlamda gazetenin belkemiği olan köşe yazarları da bu çıkar ilişkisi çerçevesinde tarafsızlığını koruyamamıştır. Bu çalışma 1980 sonrasında sahiplik yapısı değişen gazetelerin söylemlerinin de nasıl değiştiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle, beş gazeteden toplam 50 köşe yazarı, Teun A. Van Dijk'ın Eleştirel Söylem Analizi çerçevesinde incelenmiş, söylemlerinin ne yönde değiştiği analizi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda sahiplik yapısının köşe yazarlarının düşüncelerine önemli ölçüde yön verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

1980 sonrasıAskeri müdahaleEleştirel söylem çözümlemesi+7
Teslime Akgün
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de altı siyasi partinin Twitter söylemlerinde Suriyeli mültecileri inşası: Eleştirel bir analiz

Günümüzde medya yalnızca bireyleri güncel gelişmelere ilişkin bilgilendirmekle kalmamakta aynı zamanda gündem belirleme ve gündem çerçeveleme yönüyle de kamu oyunun hangi konularda, ne yönde bilgi sahibi olacağını da şekillendirme özelliğine sahiptir. Medyanın kamuoyu üzerindeki bu kapsamlı etkisi göz önüne alındığında ve özellikle son yıllarda hızla artan sosyal medya kullanımı da bununla beraber değerlendirildiğinde, göçmen ve mülteci gruplara ilişkin yapılan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının önemi daha da anlaşılmaktadır. Bu araştırma günümüzde Türkiye siyasetinde ön plana çıkmış altı partinin (Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti, Halkların Demokratik Partisi ve Zafer Partisi) ve parti liderlerinin resmi Twitter hesaplarında Suriyeli mültecilere ilişkin atmış oldukları tweetleri inceleyecek ve partilerin ve parti liderlerinin tweetlerinde Suriyeli mültecilere ilişkin en çok hangi konular üzerine odaklandıklarını ve Suriyeli mültecilere ilişkin temsillerini nasıl yapılandırdıklarını belirleyecektir. Bu araştırmada inceleme sahası olarak Twitter'ın seçilmiş olmasının ana nedeni, son yıllarda ana akım medyanın yanında sosyal medyanında bilgi edinmek amaçlı kullanılan mecralardan biri haline gelmiş olması ve Twitter'da bilginin yayılma hızının diğer sosyal medya mecralarına göre yüksekliğidir. Anahtar Kelimeler: Twitter, Türkiye, Siyasi Partiler, Suriyeli Mülteciler, İçerik Analizi, Eleştirel Söylem Analizi

Eleştirel söylem çözümlemesiMültecilerSiyaset+6
Taner Deniz
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

African mechanisms for the resolution of armed regional conflicts: An applied study on ECOWAS

The Economic Community of West African States (ECOWAS) is a sub-regional organization erected on the 28th of May, 1975 through the Lagos treaty. The primary objective of ECOWAS according to the 1975 was to promote economic cooperation among the fifteen countries that were signatory to the treaty and ratified it. However, the region has become home not only to economic problems, but also armed conflicts. This study aims to examine ECOWAS mechanisms for armed conflicts. The study exposes the various treaties including the 1993 revised version in a bid to understand and explain the effectiveness, achievements and limitations of the existing mechanisms for armed conflicts resolution within ECOWAS. The key questions for which answers are sought in this research are: 1) what is the aim of integrating the countries of the sub-region? 2) What is the armed conflict resolution mechanism of ECOWAS? 3) To what extent has ECOWAS armed conflict resolution mechanism performed? The study argues that ECOWAS has delivered economically, but undeforming in conflict resolution in the sub-region.

AfricaAfrican countriesEconomic Community of West African States+6
Dauda Abdulraman Suleıman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanma ve kaldırılma sürecinin yazılı basında temsili

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzalanmıştır. Bu yüzden İstanbul Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Kadına yönelik şiddeti önleme hususunda atılan bu önemli adım, gazetelerin haberlerine de olumlu olarak yansımıştır. Ancak sözleşme imzalandıktan bir süre sonra tartışmalara konu olmuştur. Nitekim sözleşme 20 Mayıs 2021 tarihinde aile yapısını bozduğu ve eşcinselliği arttırdığı gerekçeleriyle kaldırılmıştır. Çalışma, İstanbul Sözleşmesi'nin imzalanması ve kaldırılmasının ana akım medya gazetelerinden muhafazakâr sağ ideolojiye sahip Sabah, Türkiye ve merkezden sağ ideolojiye kayan Hürriyet Gazetesi ile muhalif sol ideolojiye sahip Cumhuriyet, Sözcü ve Birgün gazetelerinde nasıl sunulduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın örneklemine seçilen gazeteler, Teun A. Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi yönteminden yararlanılarak çözümlenmiştir.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+6
İpek Taşkın Çürükoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Hindutva Doktrini ve Hindistan'da 2019 seçimlerinde Bharatiya Janata Partisi: Eleştirel söylem analizi

Bu çalışma, Hindu-şovenizmini Hint milliyetçiliğinin ruhu olarak gören Hindutva doktrininin, Hindistan 2019 genel seçimleri sırasında Bharatiya Janata Partisi'nin popülist söyleminin gelişiminde nasıl merkezi bir rol oynadığını anlama çabasıdır. BJP, modern dönem Hindutva hareketinin temelini oluşturan aşırı sağcı Hindu örgütü Rashtriya Swayamsevak Sangh ile yakın ideolojik bir ilişki içindedir. 2014'ten bu yana Başbakan Narendra Modi'nin yönetimi altında azınlıklara karşı zulüm ve hoşgörüsüzlük olayları da artmıştır. Özellikle Hindistan'da yaşayan Müslümanlar BJP tarafından yabancı olarak etkiketlenmektedir. Bu çalışma 2019 seçimleri sırasında Bharatiya Janata Partisi'nin ve önemli liderlerinin Twitter'da paylaştığı metinsel ve görsel metinleri niteliksel olarak değerlendirmek için Norman Fairclough tarafından geliştirilen üç boyutlu eleştirel söylem analizi modellini kullanmaktadır. Buna ek olarak, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin seçim konuşmaları da popülizmin ve Hindutva doktrininin temelleri etrafında temalar ve alt temalar geliştirilerek analiz edilmiştir. Araştırma sorularına cevap aranırken Hindutva doktrininin mitolojik ve tarihsel temeli ile popülizm üzerine kuramsal tartışma göz önünde bulundurulmuştur. Hindutva ideolojisinin BJP'nin seçim kampanyasında merkezi bir rol oynadığı, halkın Hindu olarak inşasına ve aynı zamanda diğerlerinin düşman olarak tanımlanmasına, karizmatik liderin tanımlanmasına ve yabancı düşman tanımının yaratılmasına yardımcı olduğu bu çalışmada ortaya çıkmıştır. Ayrıca BJP'nin tarihsel ve mitolojik referansları, sembolizmi ve ritüelistik kavramları çok yoğun kullandığı, Hindutva doktrininin çağdaş yüzü olduğunu iddia edebilmek için Hindutva temelli siyasi ve anayasal reformlar vaat ettiği görülmüştür. Dolayısıyla bu çalışma, dünyanın en büyük demokrasisinin siyasi ve kamusal söyleminin, azaltılmış siyasi özgürlükler, demokratik olmayan uygulamalar ve Hindu şovenizminin önünü açma amacıyla, etkili bir siyasi iletişim aracı olarak ultra sağ popülizm söyleminin kullanılarak, nasıl şekillendirildiğini gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Bharatiya Janata Partisi, Narendra Modi, Hindutva, Sağ Popülizm, Siyasal İletişim, Hint Milliyetçiliği

Critical discourse analysisIndiaHindutva+7
Ali Zaın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Semih Gümüş'ün eleştirmen kimliği

Bu çalışmada, roman, derleme, inceleme, eleştiri, deneme gibi birçok türde eser veren Semih Gümüş'ün, içinde bulunduğu gelenek bağlamında Türk eleştirisinde bulunduğu yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın Girişinde Cumhuriyet dönemi Türk eleştiri geleneğindeki eleştiri anlayışları, bu anlayışların temsilcileri ve bu temsilciler hakkında yapılan araştırmalar ele alınmıştır. Birinci bölümde eleştirmenin hayatına dair biyografik bilgiler verilmiş, Gümüş'ün eleştiri türündeki on altı kitabı tanıtılmış ve kitaplarda değinilen konular hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde, eleştirmenin yazınsal türlere bakışı; yazınsal türlere çizdiği sınırlar ve yazınsal türlerden bekledikleri aktarılmış ve Gümüş'ün değerlendirdiği yazar ve türler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, eleştirmenin benimsediği çözümleyici eleştiri anlayışına odaklanılmıştır. Vüs'at O. Bener ve Adalet Ağaoğlu romanları bağlamında Gümüş'ün teorisi ve bu teorinin pratik karşılıkları incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise eleştirmenin eleştiri türü dışında edebiyat dünyasının birçok meselesine dair görüşü irdelenmiştir. Eleştirmenin çok yönlülüğünü ve edebiyata dair düşünce dünyasının eleştiri ile sınırlı kalmadığını gösteren bu bölümde eleştirel okuma ve alımlama, yazma eylemi ve yaratıcı yazarlık, içinde bulunduğu geleneğin diğer eleştirmenleri hakkında bilgiler, edebiyat dergiciliği, edebiyat eğitimi, edebiyatın geleceği, popüler kültürün edebiyata etkileri, edebiyat yayıncılığı ve editörlük gibi kapsamı oldukça geniş edebiyata dair fikirler görülür.

Ağaoğlu, AdaletEdebi eleştiriEleştirel söylem çözümlemesi+5
Arda Korkmaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Yaşar Kemal'in İnce Memed I isimli eserinin eleştirel söylem çözümlemesi: Metinsel ve metinlerarası bir yaklaşım

Critical Discourse Analysis (CDA) enables a researcher to analyse a text to find the engagement of language to hegemony and ideology. Major aim of this study is to make the critical discourse analysis of Yaşar Kemal's İnce Memed I to reveal its hegemonical and ideological components. It is also aimed to show how the discourse constructs hegemony and how this hegemony is being broken by analysing the textual features and intertextual relations within the novel. Yaşar Kemal's novel, which is an example of epic tradition, displays social inequality between the oppressor and the oppressed. When social status changes, linguistic preferences alter. The intertextual references in the novel helps a researcher to understand the true nature of the work in which the class struggle between the working class and the ruling class takes place. Another aim of the study is to critically analyse the socio-cultural and historical context of the novel.

EpicsCritical discourse analysisHegemony+5
Ahmet Bora Dindar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Thematic and discursive construction of homosexual movement in Turkey through Kaos GL magazine

This dissertation aims at investigating thematic and discursive construction of homosexuality through texts published in Kaos GL Magazine, the first and longest-standing alternative gay and lesbian publication in Turkey. More specifically, the research is an attempt to unearth two discursive-linguistic aspects of texts: (1) thematic distribution and thematic relation patterns of the texts; (2) discursive strategies and linguistic means and forms of realisation on which the construction of homosexual movement is based. To this end, 6 texts in the first five-year of the magazine (between the years 1994 and 1999) were purposively selected at the end of a preliminary inventory research, and included into grounded thematic analysis and Critical Discourse Analysis (CDA). In the former analytical procedure, based on Grounded Theory (Glaser and Strauss, 1967; Corbin and Strauss, 2008), a systematic coding process was carried out, eventually finding out two most frequent thematic categories which describe the social order and the way homosexuals positioned themselves in the specific period of time. Textual segments pertaining to the categories obtained through the coding process were finally included into CDA. This analysis was based on the framework of the Discourse-Historical Approach, a well-established tradition in CDA studies. In accordance with this model and an added 'insider' perspective (Wodak, 2011), textual segments were diachronically analysed to find out the ways the social actors are represented (van Leeuwen, 1996 & Wodak et al., 2000). The findings of grounded thematic analysis show that, within five years, homosexuals' description of the social order was mostly and consistently based on the themes heterosexism and homophobia while a strong emphasis on constructing a collective and unifying action was observed in the second half of the period as a way of self-description. In a parallel sense CDA findings demonstrate that, in the context of the socio-historical background of the period, homosexuals construct a counter negative-othering discourse to describe the society in the early texts of the period while a positive-self presentation comes to the forefront towards the end of the period based on the goal of forming group solidarity. The study is significant for revealing that it is not always the marginalised groups that are negatively presented in dominant discourses but also marginalised in-groups can identify themselves with out-groups by making use of similar negative-other presentation strategies. In this sense this study has implications for researchers, particularly in the field of Queer Linguistics, who aim at investigating in-group discourses. Also, the findings of the study can serve as a basis for further research on the construction of homosexuality not only through texts but also other discursive practices. Keywords Critical Discourse Analysis, Queer Linguistics, social constructivism, homosexual movement, group identity, Kaos GL Magazine

MagazinesGrammarLinguistics+7
Cihan Alan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Eleştirinin soybilimi: Doğruyu söyleme ve kendilik kaygısı

Bu çalışmada Foucault'nun, eleştirinin soybilimi olarak adlandırıp ele aldığımız hakikatin tarihine yönelik projesinin, hakikatin insanları yönlendirme gücünü kaybettiği iddia edilen günümüzde, doğrulukla halen ilişkili olmakla birlikte normatif olmayan bir eleştiri pratiğini yaratma imkânı sunduğunu ortaya koymaya çalıştık. Bu tür bir imkânı açığa vurmak üzere, Foucault'nun tüm felsefi güzergâhına yön veren eleştiri kavrayışının tam formülasyonunun etik üzerine olan son dönem çalışmalarında ortaya çıktığını iddia ettik. Ardından bu eleştirel tutumun köklerini Antik Yunan kültüründe oldukça önemli bir role sahip olmuş bir doğruyu söyleme pratiği olan parrhesia'da bulduğunu açığa vurmak üzere, Foucault'nun bu pratiğe yönelik incelemelerini ele aldık. Sonuç olarak, kendimiz ve güncelliğimiz üzerine eleştirel bir biçimde yaklaşabilme imkânı sunan bir doğruluk kavrayışının, düşünce tarihinde göz ardı edilmiş bir kaynak olan Kinizmde bulunabileceğini savunduk. Kinizmin, eleştirinin temeline yaşam ve hakikat arasındaki dolaysız ilişkiyi yerleştirerek ve böylelikle bu dünyada hakikatin dışavurumu olarak biçimlenmiş doğru bir yaşam kurma imkânına işaret ederek hakikatin günümüzdeki işlevini düşünme konusunda farklı bir perspektif sunduğunu söyleyebiliriz. Buradan hareketle, günümüzde, normatif olmayan bir eleştiri pratiğinin, parrhesiastik bir bakış açısıyla yönlendirildiği takdirde, eleştirel ve dönüştürücü bir işleve sahip bir doğruluk kavrayışına dayanabileceğini ortaya koymaya çalıştık.

DoğrulukEleştirel söylem çözümlemesiEleştiri+5
Didar Deniz Altınkaya
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects