Expression
Bu konu başlığı altında 91 tez
Züheyr b. Ebî Sülmâ'nın şiirlerinde edebî sanat
Bu çalışmada Arap edebiyatının önemli bir dönemini temsil eden cahiliye döneminin meşhur simalarından olan Züheyr b. Ebî Sülmâ'nın şiirlerindeki edebi sanat çabası ele alınmıştır. Konunun örnekler ve kanıtlar ışığında tüm boyutlarıyla incelenmesi hedeflenmiştir. Bu hedef dorultusunda çalışma giriş ve dört başlık şeklinde tasarlanmıştır. Giriş bölümünde konunun önemi, kapsamı, hedefi ve yöntemi işlenmiştir. Birinci bölümde Züheyr'in şiirinde sanat yönü örneklerle açıklanmıştır. İkinci bölümde Züheyr'e göre şiirin musiki boyutunda sanat ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Züheyr'in şiirlerinde betimleme sanatı, dördüncü bölümde ise Züheyr'in edebiyattaki konumunun belirlenmesi amacıyla diğer şairlerle etkileşimi işlenmiştir. Çalışma neticesinde elde edilen bulgular sonuç kısmında maddeler halinde okuyucuyla paylaşılmıştır.
3 boyutlu animasyon yapımlarında anlatım unsuru olarak aydınlatma: Örnek bir çalışma
Bilgi teknolojilerindeki yaklaşık yarım yüzyıldır yapılan yenilikler yaşamımızı çok yönlü etkilemekte ve insanları birçok alanda değişime ve dönüşüme zorlamaktadır. Geleneksel araç ya da tekniklerle üretilmesi mümkün olmayan sanat yapıtları, günümüzde, yeni teknolojilerden yararlanarak üretilmeye başlanmıştır. Bu gelişmelerden en çok etkilenen sanat dallarından biri animasyondur. Teknolojinin gelişimiyle bilgisayar animasyonları gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Animasyon uygulamaları artık fantastik dünyaları gerçeğe dönüştüren yeni bir sanat formu olarak algılanmaya başlandı. Bu yeni sanat formu, tıpkı bir kokteyl gibi yaratıcılık, hayal gücü, anlam, renk, hikâye vb. çeşitli sanatsal ögeyi içinde barındırmaktadır. "3 Boyutlu Animasyon Yapımlarında Anlatım Unsuru Olarak Aydınlatma: Örnek Bir Çalışma" başlığını taşıyan bu çalışmanın amacı, geleneksel sinema yapımlarının yaşamsal unsurlardan biri olan sinematografik (dramatik) aydınlatmanın 3B animasyon filmlerinde nasıl uygulanabileceği ve ayrıca, söz konusu aydınlatmanın hikâye anlatımına nasıl uyarlanabileceğinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü 3B animasyonun ne olduğu, önemi ve yapım aşamalarının neler olduğu hakkındadır. Her aşamanın kendisine özgü terminolojisi ve uygulanan temel teknikler bu bölümde açıklanmaya ve tanıtılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde dramatik aydınlatma konusu mevcut literatür ışığında önce tartışılmış, sonrasında işlevleri detaylara girilerek açıklanmıştır. Hikâye anlatımına başarılı katkı sağladığı düşünülen uygulamalar, 3B animasyon filmlerinden seçilen örneklerle yansıtılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde dijital aydınlatma araçları ele alınmış ve her aracın geleneksel sinema aydınlatılmasındaki benzerleri ile farklılıkları belirtilmeye çalışılmıştır. Ayrıca dijital aydınlatmada kullanılan araçların üretim sürecine etkileri de incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünü "Uygulama Çalışması" oluşturmaktadır. 3B animasyon yapımlarında temel unsurlardan biri olan aydınlatmanın hikâye anlatımına katkısını somutlaştırmak amacıyla kısa metrajlı bir animasyon çalışması yapılmıştır. Anahtar sözcükler: 3B animasyon, aydınlatma, sinematografik aydınlatma, hikaye anlatımı, dramatik aydınlatma, animasyon.
Ergenlerde anksiyete düzeyinin öfke kontrolü ve öfke ifade etme biçimleri üzerindeki etkisi
Ergenlik, dönem itibariyle gelişimin ve değişimin en etkin sonuçlarla gerçekleştiği bir dönem olup bu dönemde birey şekillenmenin en geniş boyutunu yaşamaktadır. Dolayısıyla olaylara karşı algısal yaklaşımı ve tepkileri de o derece geniş yelpazede gerçekleşmektedir. Bu süreçte çevresel unsurların etkisi büyük önem taşımaktadır. Aile ve okul gibi en üst sırada öneme sahip sosyalleşme çevreleri, çocuğun şekillenmesinde önemli rol oynar. Ergenlik sürecinde birey, kendi algısı ve yorumsal yaklaşımı ile olayları değerlendirmektedir. Bu değerlendirmelere bağlı olarak da tepkiler üretmektedir. Bu tepkiler içerisinde yer alan anksiyete ise yine çevresel faktörlerin etkisinde farklı düzeylerde kendini gösterir. Öte yandan öfke, ergenin içerisinde bulunduğu duruma yönelik tepkiler arasında da yer almaktadır. Öfke, negatif algılanan durumlara karşı verilen bir tepki olmakla birlikte araçsal ve tepkisel boyutlarda gerçekleşebilir. Bunun yanı sıra ergenin gelişim özelliklerine bağlı olarak öfke kontrol düzeyi de farklılaşacaktır. Bu araştırmada, ergen bireyin cinsiyet, aile durumu ve çevreye göre öfke düzeyinin farklılaştığı görülmüştür. Bununla birlikte ergen bireylerdeki anksiyete düzeyinin de öfke ifade biçimlerini ve öfke kontrolünü etkileyen durumlardan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anksiyete ile öfke arasında orta seviye üzerinde bir ilişkinin varlığı söz konusu iken öfke altboyutları ile arasında orta seviyede ve öfke kontrolü ile de düşük seviyede bir ilişki sergilediği analiz edilmiştir.
Anadolu kültüründe simge, anlam ve sağaltım boyutlarıyla dövme
İnsan bedeni sanat yapıtlarında çeşitli temalar üzerinden yıllardır anlatılagelen temel unsurlardan biridir. Beden önceleri sanatçının elinde doğadaki başka varlıkların formlarına dönüşmüş, ardından gelişen teknoloji ve biyolojik gelişmeler bedenin sanatsal yaratımdaki edimlerini de etkilemiştir. İnsan bedeninin farklı görünümleri ve dönüşümü tarih boyunca sanat çalışmalarının konusu olurken, insanın bir bakıma ilk tuvali de olmuş aynı zamanda. Beden, insanın tepkisini verdiği ilk alandır. Beden, insan için kendisi olmanın farkında olduğu ilk yerdir. Her insan için bedeni onun aynasıdır, ne olduğunu, kim olduğunu gösteren yüzüdür. Bedendeki izler, içsel sıkıntıların uzantılarıdır ve bu sayede sıkıntılarını denetlemeyi umar insan. Bedene kazınan semboller, izler, duyulan acı, konuşmak mümkün olmadığında deriye yansımış çığlıklardır, sözcüklerle dile getirilemeyendir, iletişim kurmanın, kurmak istemenin bir başka biçimidir. Bireylerin bedenlerinde oluşturdukları izler, bireyin kendi olma çabası için, içinde yaşadığı topluma bir çağrıdır. Simgesel bir eylemdir. İlkel dönemlerde birey, bedenini dileklerini gerçekleştirme arzusunun bir nesnesi olarak kullanmış birtakım büyüsel ritüelleri bedeni aracılığıyla gerçekleştirmiştir. İnsanlık tarihi, sözden imgeye yolculukta hep içinde yaşadığı doğadan esinlenmiş, kavrayışının ötesinde bulunan şeylerden korkmuş, tanımlayamadığını cisimlendirmiş, simgeler üretmiştir. Yani görünmeyeni anlayabilmek için görünür temsiller yaratmıştır. Korku, çaresizlik, geleceği bilme arzusu, kötücül güçlerden korunma gibi nedenlerini bilemediği olaylarla baş edebilmek için oluşturduğu soyut kavramlara anlamlar yüklemiştir. İnsan bedeninin farklı malzemeler kullanılarak, çeşitli uygulamalarla süslenmesi tarihin çok eski dönemlerinden beri süregelmiştir. Günümüzde Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da görülen dövme geleneğinin izlerini, tarihin derinliklerinden itibaren görmek mümkündür. Yaşamlarının şifrelen dövme motiflerinde gizlidir. Daha çok kadınlarda görülen dövme, kadınlar için zarifliğin, soyluluğun, güzelliğin sembolü iken, erkekler için güç ve iktidar belirtisidir. Gelenek, bölgenin tarihî ve dini inançları ile yakından ilgilidir. Bölgede yapılan dövme motiflerinin ve anlamlarının benzerliği, motiflerin bölgenin ortak kültür yapısının bir ürünü olduğunu düşündürür bize. Ayrıca dövme ile birlikte kına yakma, sürme çekme, ölüm ve doğum törenleri, birtakım büyüsel ritüeller, tütsüler, altın diş yaptırma gibi diğer geleneksel eylemlerin iç içe geçmesi, ortak kültür mirasının en büyük kanıtlarıdır. Anadolu coğrafyasında birbirinden ayrı din, etnik grup, aşiret ve mezhep farklılıkları olan topluluklar arasında dövme sembolleri, görünüm ve yapılış açısından benzerlik gösterse de bazı değişiklikler göze çarpmaktadır. Bölgede dikkat çeken topluluklar çoğunluk olarak Ezidiler, Süryaniler, Araplar, Keldaniler, Kürtler ve birtakım aşiretler, tarikatlardır. Her kültür inancını, sosyal yapısını yansıtan, geçmişiyle bağ kuran somut bir kültürel mirasa sahiptir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Güney Doğu'da yapılan geleneksel dövme belli bir yaş aralığında olan kadınlarda ve erkeklerde gözlemlenmiş, genç nesillerin eski dövme motiflerine rağbet etmedikleri tespit edilmiştir. Kentier'e göç sürecinde de toplum baskısından kaçınma duygusu geleneksel dövmeye duyulan ilgiyi azaltmış, etnik bir grubu, topluluğu simgeleyen, örneğin; "haç" gibi, dini bir sembol haline gelmiş beden işaretleri yok olmuştur. Tarih boyunca birbiriyle kaynaşmış, karışmış değişik kültürlerin eski dönemlerden günümüze aktarılmış sembolleri olan geleneksel dövme motifleri, Güneydoğu Anadolu insanının zengin kültür miraslarından biridir. Göründüğünden çok daha derin anlamlar, gizemler, şifreler barındırır. Ne yazık ki bu kültürün son temsilcileri de birer birer yok olmaktadır.
Kur'ân kıssalarının dil ve anlatım yönünden değerlendirilmesi
Kur'ân, insanları ve cinleri muhatap alarak onlara çok yönlü bir hitapta bulunurken, Hz. Peygamber'e de onu açıklama yetkisi vermiştir. Müslüman alimler de yoğun gayretlerle Kur'ân'ı anlamaya çalışarak tefsir, hadis, fıkıh, nahiv gibi birçok alanda değerli çalışmalar ortaya koymuşlardır. Dil ve anlatım yönüyle ele aldığımız kıssalar, Kur'ân'da önemli bir yekûn teşkil etmektedir. Kur'ân kıssaları farklı yönleriyle üç bölümde değerlendirilecektir. Birinci bölümde kıssa-dil ilişkisi, kıssaların temel gayesi, verilmek istenen mesajlar, metaforik anlatım, müphemlik, gaybilik ve dua olarak ele alınacaktır. Ayrıca kıssaların tarihselliğine dair görüşlerin ortaya konulmasıyla, yaşanılmış olma durumunun tartışmalara yol açıldığı görülmektedir. Bu da Kur'ân kıssalarının temsili, mitolojik olabileceği gibi yaklaşımlara ve farklı değerlendirmelere sebep olmuştur. İkinci bölümde kıssa figürlerindeki sanatsal boyut analiz edilmektedir. Kur'ân'ın meydan okuma, i'câz, teşbih, mecaz, fonetik gibi yönleriyle şair ve edebiyatçıların beğenisini kazandıran bir beyan özelliği görülmektedir. Öyle ki zaman gözetilerek Mekkî ve Medenî yönü ile farklılaşan bir hitap şekline şahit olmaktayız. Ayrıca Kur'ân'ın hitabî olması bağlamında kıssalarda yapılan tekrarların anlatım yönüyle problem sayılmadığı, bilakis belâgatin zaman, mekân ve yer uyumunu koruyarak sunulduğu anlaşılmaktadır. Son bölümde ise Kur'ân'ın geniş anlam ağının yansıdığı çoklu dile dönüşen üslûp-anlam veçhesi değerlendirilmektedir. Kıssaların bu anlatım yönü istişare, ümit, alay, tekzip, diyalog gibi bağlamlarda ilerleyen bir dil-anlam yelpazesine dönüşmektedir. Cennet ve cehennem gibi gaybî anlatımlarda ve genel olarak da diğer kıssalarda birçok sahne diyaloğu dikkat çekmektedir. Kur'ân'ın şekillenmesinde tedrîcî olarak yaşanan kesitler, âyetlere konu olmuş ve hayata ölçü olacak yasalara dönüşmüştür. İman ederek yeryüzüne halife olan insan, Kur'ân'ın genel konularına ve kıssa kanalıyla gelen âyetlere de muhataptır. Ancak Kur'ân bu sorumluluğu merkeze alırken, sanatsal yönüyle de insanın ilgi alanına girerek çok yönlü yaklaşımları netice vermiştir. Anahtar Kelimeler: Arap Dili, Anlatım, Kıssa, Kur'ân, Sanat.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime serveti üzerine bir araştırma: Uşak/Eşme örneği
Bu çalışmada, Uşak ili Eşme ilçesinin merkezinde bulunan beş ilköğretim okulunun ( Sıtkı Çetin İlköğretim Okulu, Şehit Alibey İlköğretim Okulu, Galip Çetin İlköğretim Okulu, Ali Baykal İlköğretim Okulu ve Üç Eylül İlköğretim Okulu ) 8. sınıflarında okuyan 90 öğrencinin yazılı anlatımlarındaki aktif kelime serveti incelenmiştir.Çalışmada Uşak ilinin Eşme ilçesinin merkezinde bulunan 8. sınıflardan random (rastgele) yöntemiyle seçilen 90 öğrenciye üç farklı yazı türünde ( Anı, serbest konu, otobiyografi ) toplam 270 adet yazı yazdırılmıştır. Yazılı verilerde geçen kelimeler, öğrencilerin sosyo-ekonomik seviyelerine, cinsiyetlerine ve yazı türlerine göre incelenmiştir.Çalışmamızda, 270 adet yazılı anlatım kâğıdında toplam 35055 kelime tespit edilmiştir. Bu kelimelerden 2924'ünün çeşit kelime, 32131 kelimenin ise bu kelimelerin tekrarı olduğu belirlenmiştir. Kız öğrenciler ile erkek öğrenciler toplam kelime ve çeşit kelime kullanımları bakımından karşılaştırıldığında; kız öğrenciler erkek öğrencilere göre daha başarılı olmuştur. Üç farklı yazı türünde ( Anı, serbest konu, otobiyografi ) toplam kelime ve çeşit kelime sayısının en fazla olduğu yazı türünün serbest konulu yazı olduğu görülmüştür.Anahtar kelimeler: Kelime, Kelime Serveti, Yazılı Anlatım, Türkçe Eğitimi
Anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, anlatım stilleri ile okuduğunu anlama ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmaya Afyonkarahisar ilinin merkez beldesindeki bir ilkokulun dördüncü sınıfında öğrenim görmekte olan 20 öğrenci katılmıştır. Araştırmada deneysel yöntemlerden tek grup ön test son test zayıf deneysel desen modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri çeşitliliğini sağlamak için nicel verilerle birlikte nitel veriler toplanmış olup nitel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmada öğrencilerden okudukları kitabı kendi belirledikleri bir anlatım stiliyle anlatmaları istenmiştir. Araştırma süresince veriler; araştırmacı günlüğü, araştırmacı gözlemleri ve notları, öğrenci ürünleri, öğretmen, öğrenci ve veli yarı yapılandırılmış görüşme formu, fotoğraf ve ses kayıtları, Okuduğunu Anlama Başarı Testi ve Okuduğunu Anlama Başarı Kalıcılık Testi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci on iki hafta sürmüştür. Çalışmada öğrencilerin kullandıkları anlatım stili sayısı ve okudukları kitap sayfa sayılarıyla elde edilen veriler Betimsel İstatistik, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Tukey Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Ön test, son test ve kalıcılık testi arasında anlamlı farklılıkların olup olmadığını belirlemek amacıyla Bağımlı (İlişkili) Gruplar t Testi uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde Betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonunda öğrencilerin Sözlü Anlatım, Özet Çıkarma, Görsel Anlatım, Şiir Yazarak Anlatma, Soru Cevap, Test Hazırlama, Akrostiş, Şarkı Söyleme ve Pandomim anlatım stillerini kullandıkları tespit edilmiştir. Öğrenciler tarafından en çok kullanılan anlatım stili Sözlü Anlatım olurken en az kullanılan anlatım stili Akrostiş olmuştur. Öğrencilerin okuduğu kitabı istediği anlatım stiliyle anlatmasının öğrencilerin kendi anlatım stillerini, okuma ve okuduğunu anlama becerilerini geliştirdiği, öğrencilerde okuma isteği ve alışkanlığı oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlatım stili, Okuduğunu anlama, Okuma alışkanlığı
Sosyal bilgiler eğitiminde kültürel farkındalık ve ifade yetkinliği kapsamında kuşaklar arası kültür aktarımının incelenmesi
Bütün toplumlarda milletleri birbirine bağlayan, toplumları ayakta tutan millet bilinci ve şuuru kazandırmada önemli bir rolü olan kültürel değerlerin ne olduğu kadar nasıl öğrenildiği ve nasıl aktarıldığı da önemlidir. Çünkü bireylerin kültürel değerlerini öğrenme ve öğretme bilincinde olması kültürün ve birbirine bağladığı toplumun varlığını sürdürmesinde önem arz etmektedir. Bu çalışmada kültürel farkındalık ve ifade yetkinliği kapsamında anneanne-anne-çocuk olmak üzere üç kuşak arasında kültür aktarımı incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Kayseri ilinde yaşayan 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencileri, bu öğrencilerin anneleri ve anneanneleri olmak üzere 63 katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için MAXQDA programı kullanılmış ve içerik analizi yöntemi ile analizi yapılmıştır. Verilen cevaplardan kategori ve kodlar ve oluşturulup tabloya aktarılmış ve görselleştirilmiştir. Kültürün ne olduğu ile ilgili kuşaklar arası bilgi aktarımının tam anlamı ile gerçekleşmediği saptanmışken; kültür aktarımının ne olduğu ile ilgili bilgi aktarımının gerçekleştiği ailelerin çoğunlukta olduğu saptanmıştır. Kültürün nasıl tanıtılacağı ile ilgili kuşaklar arası bilgi aktarımının tam anlamı ile gerçekleşmediği ve üst kuşaktan alt kuşağa doğru cevapların farklılaştığı saptanmıştır. Alt problemlere ilişkin analizlerin sonuçlarına göre kuşaklar arası bilgi aktarımı ve görüş benzerliği ile ilgili farklılıklar görülmüştür. Analizi yapılan verilere bulgular kısmında yer verilerek yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara ilişkin önerilere sonuç ve tartışma kısmında yer verilmiştir.
Çağdaş resim sanatında bir ifade biçimi olarak yalnızlık ve hüzün olgularının ele alınması
Yalnızlık ve hüzün olguları sanat içerisinde her zaman kendine yer bulmuştur. Sanatçılar, bu iki olguyu zaman zaman içerisinde bulundukları döneme göre değerlendirmiş, zaman zaman dönemin dışında kendi anlayışları ile ilişkilendirerek eserlerinde sergilemişlerdir. Bu noktada eserler sergilenirken birçok farklı duygu, anlam, düşünce vb. kavramlar, izleyici tarafından anlamlandırılmıştır. Sanatın en önemli olgularından ikisi olarak ele aldığımız yalnızlık ve hüzün olguları, geçmişten günümüze her dönemde kendini sanatsal eserler üzerinde göstermektedir. Sanatın bir ifade biçimi olarak resim, bu iki olguyu aktarmanın en önemli ve özel yollarından biri olmuştur. Hayatın bazen bir döneminde bazen ise uzun, hatta sürekli olarak yalnız ve hüzünlü hisseden insanoğlu, kendini resim sanatı ile ifade edebilmiştir. Bu durum göze alınarak diyebiliriz ki yalnızlık ve hüzün olguları, resim sanatının her döneminde, kendini bir ifade biçimi olarak göstermiştir. Geçmişten günümüze kadar kendini ifade eden bu iki olgu, süreç içerisinde belli bir ortak kültür, anlayış, duygu ve düşünce durumu meydana getirmiştir. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan, farklı sanatçılar, kendilerini bu olgular üzerinden benzer veya ortak bir dille ifade etmiştirler. Ortak bir benlik oluşturan bu olgular sadece sanatçı üzerinde değil, izleyici üzerinde de bir anlayış formu oluşturmuştur. Gelişen ve değişen dünya şartları ve standartları ile bu anlayış biçimi, daha genel kitlelere yayılarak ilerlemiştir. Kitlelere ulaşan bu form, çağdaş dünyanın getirdiği standartlar ile birlikte farklı din, dil, mezhep, cinsiyet, millet, topluluklardan kişiler ile etkileşime girerek, daha farklı görüşleri, yalnızlık ve hüzün olgusu üzerinde ortak bir dilde birleştirmiştir. Çağdaş resim sanatının global bir anlatı ve anlayış biçimine sahip olması dolayısı ile yalnızlık ve hüzün olgularının, sanatçı ve izleyici üzerindeki durumunu gözlemlememizde önemli bir role sahip olmuştur. Bu çalışmada, çağdaş resim sanatında yalnızlık ve hüzün olgularının nasıl ele alındığına odaklanılmıştır. Bu olguların ele alınması sanatçıların, farklı plastik nesneleri, materyalleri, teknikleri, anlayış ve üslupları kullanarak kendilerini yaratıcı bir şekilde ifade etmelerini anlamamızı sağlamıştır. Bu çalışma içinde çağdaş resim sanatındaki yalnızlık ve hüzün olgularının, insanların yaşamlarında nasıl etkili olduğunu ve sanatın bu duyguları ifade etmek için nasıl bir araç olduğunu incelenmiştir. Bu tezin giriş bölümünde araştırmanın konu ve problem durumu, amacı, önemi, sınırlılığı, evren ve örneklemi ve yöntemi anlatılmıştır. Kavramsal çerçeve bölümünde Yalnızlık ve Hüzün olgularının tanımı ve açıklanması ele alınmış ve resim sanatı ile bağlantıları açıklanmıştır. Devamında 20. yüzyıldan günümüze kadar çağdaş sanat sürecinde Yalnızlık ve Hüzün olguları ele alınarak değerlendirilmiştir. Bulgular ve Yorumlar bölümünde Adam Riches, Anne Magill, Jörn Peter Budesheim, Katja Lang, Lesley Oldaker, Schalk van der Merwe, Seiichi Terazono, Simona Cheli, Stefan Zsaitsits ve William Stoehr'in eserleri incelenmiş ve eserlerdeki yalnızlık ve hüzün olguları ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu sanatçılar eserlerinde yalnızlık ve hüzün olgularını birer ifade biçimi olarak barındırarak çağdaş resim sanatına bu bağlamda katkı sağlamışlardır. Uygulama çalışmaları bölümünde bu tez kapsamında yapılan yedi adet eser ele alınmış ve yalnızlık ve hüzün olguları bağlamında değerlendirmişlerdir.
Mide kanser hastalarında EGFR ekspresyonu ve K-ras mutasyonlarının prognostik ve prediktif önemi
Epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR), tirozin kinaz ailesinin bir üyesi olup karsinogenezis boyunca genel olarak hücre proliferasyonundan sorumlu olduğu düşünülmektedir. Plazma zarından sinyal geçişinin düzenlenmesinde görev yapan RAS gen ailesinin üyesi olan K-ras proto-onkogeni nokta mutasyonları karsinogeneziste önemli rol oynamaktadır. K-ras mutasyonları pankreas, akciğer, kolon ve mide kanserinde yaygındır. K-ras mutasyonları çoğunlukla kodon 12 ve 13, nadiren kodon 61'de ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmada mide kanser hastalarında EGFR ekspresyonu ve K-ras mutasyonlarının prognostik ve prediktif önemi araştırıldı. Çalışma grubu, 1995-2008 yılları arasında Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi Medikal Onkoloji ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı' nda takip ve tedavi edilen, parafin blok ve lamları bulunabilen 62 mide kanseri hastasından oluşturuldu. Bu hastaların demografik ve patolojik özellikleri, sağkalım süreleri Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Patoloji Ana Bilim Dalı arşivlerinden elde edildi. 62 hastanın parafine gömülü mide dokularından kesitler alındı ve immünohistokimya metodu ile hastaların EGFR ekspresyonu (? ) ve (+) olanlar belirlendi. EGFR pozitif hastalardan alınan parafin doku örneklerinden DNA izole edildi ve K-ras onkogeni kodon 12 ve 13 nokta mutasyonlarının varlığına mutajenik polimeraz zincir reaksiyonu (mutajenik PZR) ve restriksiyon uzunluk parça polimorfizmi (RFLP) metodu ile bakıldı.62 mide kanseri hastasında EGFR ekspresyonu (+) olan 48 (%77.42) hastanın K-ras geni kodon 12'ye ait GG, GC ve CC genotip frekansları sırasıyla; %93.62, %6.38 ve %0; K-ras geni kodon 13'e ait CC, CG, GG genotip frekansları sırasıyla; %74.07, %25.93 ve %0 olarak bulundu.Monoklonal bir antikor olan Cetuximab, K-ras yabanıl tip kolorektal kanser hastalarının birinci basamak tedavisinde yeni bir tedavi seçeneği olmuştur. Daha önce yapılan çalışmalarda, K-ras polimorfizm için yabanıl tip allel taşıyan hastaların Cetuximab ilacına iyi cevap verdiği ve proliferasyonu engellediğini bilmekteyiz, bizim hasta grubumuzda da yüksek oranda bu genotipler görülmektedir. Bu tip polimorfizm çalışmalarının kanserde özellikle bireysel ilaç tedavilerinde yarar sağlayacağı kanısındayız.
İnsan PSMD4 geninin moleküler karakterizasyonu
Ubikitin-proteazom sistemi (UPS), protein homeostazını düzenleyerek hücresel süreçlerin sağlıklı bir şekilde ilerlemesinde kritik rol oynar. PSMD4 geni, UPS'de görev alan 26S proteazomun başlıca ubikitin reseptörü olarak hizmet eden alt birimlerinden birini kodlar. Ayrıca PSMD4 geni, karboksil ucunda ek üç amino asit içeren angiosidin proteinini de kodlamaktadır. Her iki protein de çeşitli kanser tiplerinde tümör ilerlemesiyle ilişkilidir. Literatürde, PSMD4 geninin pankreas kanserindeki rolünü ortaya koyan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada, PSMD4 geninden yönlendirilmiş mutagenezle angiosidin geni elde edildi ve her iki gen de pEGFP-C1 vektörüne klonlandı. PSMD4 ve angiosidin genleri, PANC-1 ve HUVEC hücrelerine geçici transfeksiyonla aktarıldı. Genlerin over ekspresyonu real-time PCR, western blot, flow sitometri ve GFP analizleri ile doğrulandı. PSMD4 ve angiosidin over ekspresyonu PANC-1 ve HUVEC hücrelerinde proliferasyonunu, migrasyonunu ve koloni oluşum yeteneğini arttırmaktadır. Ek olarak over ekspresyonun EMT ve apoptoz süreçleriyle ilişkili bazı genlerin ekspresyonuna etkisi mRNA düzeyinde belirlendi. Çalışmada ayrıca PANC-1 ve HUVEC hücrelerindeki PSMD4 geninin kısmi susturulması shRNA kullanılarak gerçekleştirildi. PSMD4 gen susturulması real-time PCR ve immünofloresan analizleri ile doğrulandı. PSMD4 susturulması hücre proliferasyonunu, migrasyonunu ve koloni oluşum yeteneğini PANC-1 hücrelerinde azaltırken HUVEC hücrelerinde arttırmaktadır. Çalışmanın devamında VEGF sitokininin PANC-1 ve HUVEC hücrelerinde PSMD4 gen ekspresyonunu mRNA ve protein seviyesinde arttırdığı belirlendi. VEGF'in PSMD4 gen regülasyonunu P38 MAP kinaz, JNK, MEK ve PI3K yolakları üzerinden etkilediği mRNA ve protein düzeyinde gösterildi. Son olarak PSMD4 genine ait üç promotor parçasının PANC-1 ve HUVEC hücrelerindeki transkripsiyonel aktivitesi belirlendi. Bu tez çalışması sonucunda elde edilen bilgilerin PSMD4 genini hedef alan tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını öngörmekteyiz.
Negative polarity kimse and free choice bir kimse: A unified semantic analysis
The goal of the present dissertation is a semantic study of the Turkish expression Kimse and; specifically, a unified analysis of two apparently distinct Polarity Sensitive Items, namely Negative Polarity and Free Choice Kimse. I show that Kimse is a "Polarity Sensitive" (PS) item with a dual nature. Specifically, I observe that bare Kimse acts like a Negative Polarity Item (NPI) but Kimse preceded by the indefinite determiner Bir 'a(n)' is an existential Free Choice (-FC) Item. In his analysis of similar phenomena, Chierchia (2013) argues that NPIs and FCIs must belong to a linguistically uniform class and, for that matter, fairly widespread class and proposes a unified analysis of Free choice and Negative Polarity in a variety of Germanic and Romance languages as well as some Slavic ones, namely an Alternative and Exhaustification-based Approach (AEA henceforth). Extending this theory to the dual nature of Kimse, I provide additional support to the idea that Polarity Sensitivity and Free Choice phenomena are related.
Görsel anlatımda zıtlık ve denge
Herhangi bir tasarım ya da kompozisyonda izleyiciye verilmek istenen mesaj ya da etkili anlatım, kullanılacak öğelerin niteliği ve biraraya getiriliş düzenleri ile bağlantılıdır. Tasarımın temelini oluşturan, form, ölçü, espas, doku, yön, renk ve ışık-gölge temel öğelerdir ve bu öğeler yüzey üzerinde bir takım ilişkilerle dağılım göstermektedir. Bu ilişkiler ise, uyum, hiyerarşi, tekrar, simetri, asimetri, birlik, egemenlik, zıtlık ve denge ilkeleri ile kurulmaktadır, öğelerin biraraya geliş düzenlerini sağlayan bu ilkelerden zıtlık ve denge ilkeleri, ilgi çekiciliği sağlayan, yapıta canlılık veren, vurguyu oluşturan ve hareket hissinin oluşmasını sağlayan ilkelerdir. Görsel anlatımda yüzey üzerindeki öğelerin dağılımını düzenleyen denge; simetrik, radyal, kristalize ve asimetrik olmak üzere dört ayrı başlık altında toplanmaktadır. Simetrik, radyal ve kristalize dengede, aynen tekrarlar ya da eşit dağılımlar meydana geldiğinden, görsel anlatımda ilgi çekiciliği sağlayabilmek ve vurguyu oluşturabilmek için, genellikle zıt ilişkiler temelinde biraraya gelişleri sağlayan asimetrik denge kullanılmaktadır. Asimetrik denge temelinde biraraya gelen farklı formlar, ağırlıklar, büyüklükler, aralıklar, renkler ve yönler etkili, dinamik ve hareketli bir anlatım ortaya koymaktadır. Tasarım ya da kompozisyonlarda kullanılan temel öğelerin zıtlık ilişkileri ile ortaya koydukları etkiler her öge için farklılık göstermektedir. Forma bağlı olan zıtlık ilişkileri, köşeli-yuvarlak, büyük-küçük ve negatif-pozitif formlar olarak ortaya çıkmaktadır. Herhangi bir tasarım ya da kompozisyonda büyüklükleri,şekilleri, dokuları ve renkleri aynı olan formların bir arada kullanılması tekdüzeliği meydana getirmektedir. Ölçü, şekil, renk, doku gibi nitelikleri farklı olan formların zıtlık ilişkisi ile birarada bulunması, yapıtın daha da ilgi çekici ve etkili olmasına yardımcı olmaktadır. Elemanların kendilerinin ve birbirleri arasında oluşan hacim etkisini sağlayan, mekandan ayıran ve üç boyutluluk hissini veren ışık-gölge zıtlıklarıdır. Işık; aydınlık alanlarla gölge ise; karanlık alanlarla ifade edilirken, aydınlık ve karanlık alanlar arasındaki denge ise; hacmi ortaya koymaktadır ve ışık-gölge zıtlıklarının etkisini oluşturmaktadır. Yüzeydeki elemanlar arasında aynen tekrarlanan espaslar, düzlemsellik hissi verirken, farklı espasların kullanılması derinlik etkisini oluşmaktadır. Elemanların yüzey üzerinde kapladıkları alanlar ve birbirleri arasında oluşan espas zıtlıkları ile, önde-arkada ve altta-üstte gibi oluşan görünümler hareket etkisini ve canlılığı sağlarken, elemanlar arasındaki ritmi oluşturmaktadır. Hem önde hem de arkada hissini veren transparan espaslar ise, büyük bir çelişkiyle düzlemi oluşturmakta ve dördüncü boyutu ortaya koymaktadır. Yüzey üzerinde kullanılan elemanların sahip oldukları kendilerine ait olan dokusal özelliklerinin aynen tekrarlanması ilgi çekici bir unsur olmamakla birlikte pürüzlü-düz, sert-yumuşak, gibi farklı dokuların kullanıldığı yüzeylerde ilgi çekicilik artmakta, doku zıtlıkları ile vurgulu alanlar oluşturulup denge kurulabilmektedir. Yüzey üzerindeki hareket hissini sağlayan yön öğesi ise aynen tekrarlandığında durağan, farklı yönlerde tekrarlandığında ise, hareketli bir etki ortaya koymaktadır. Yönler dikey, yatay ve diyagonel olarak gruplanırken yön zıtlıkları da aşağı-yukarı, sağ-sol, paralel- eğik, yatay-dikey ön-arka olarak sıralanmaktadır. Tasarım öğelerinin ölçü ve oranlan da yüzeydeki dağılımda önemli bir yer tutmaktadır. Büyük ve küçük arasında yer alan ölçü zıtlıkları, uzun-kısa, ince-kalın gibi değerlerle görsel anlatımda vurgu noktasının oluşmasını sağlamaktadır. Renk zıtlıkları ise, yalın, tamamlayıcı, açık-koyu, simultan, kalite, miktar ve sıcak-soğuk olarak rengin fiziksel ve psikolojik etkilerinden kaynaklanan farklılıklar göstermektedir. Bu renk zıtlıkları ile önde-arkada, büyük-küçük, hacimli-düzlemsel, ışıklı-ışıksız, sıcak- soğuk, az-çok gibi etkiler oluşmaktadır. m.VC YÜKSEKÖĞRETİM KURDU* OOKÛMAOT^lfON MEMO»Görsel anlatımı oluşturan temel öğelerin meydana getirdiği zıtlık ilişkileri dışında, tasarım ya da kompozisyonlarda kullanılan nicelik, malzeme, kavram ve işlev zıtlıkları da bulunmaktadır. Elemanların sayıca dağılımları, kullanılan malzemelerin farklılıklar göstermesi, farklı kavramların aynı yüzeyde bir araya getirilmeleri ya da nesnelerin işlevlerinin değiştirilip farklı anlam ve işlevler yüklenmesi, izleyicinin dikkatini çekmekte ve vurgulanmış olan unsurlarla farklı etkiler bırakarak ilgi uyandırmaktadır.
Sünbülzâde Vehbî'nin kasideleri ve kasideciliği
Bu çalışma Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin tür ve şekil bakımından değerlendirilmesine ve kasideciliğinin konumunun belirlenmesine yönelik bir çalışmadır. Çalışmanın amacı, 18. yy. divan şairi olan Sünbülzâde Vehbî'nin kasidelerinin gelenekle olan münasebetini ortaya koyarken gelenekten ayrılan yönlerini de tespit etmektir. Sünbülzâde Vehbî Divanı'nda "kasâîd" bölümünde bulunan 63 şiir tür veya şekil bakımından kaside olarak değerlendirilmiştir. Geriye kalan şiirler (kıta, tahmis, tercî-i bend, muhammes gibi.) tür veya şekil bakımından kaside özelliği göstermediğinden incelemenin dışında tutulmuştur. Kasideler şekil bakımından değerlendirilirken tablo, grafik ve istatistiksel verilerden faydalanılmıştır. Sünbülzâde Vehbî'nin kasidecilik anlayışı, 13. yy'dan 18. yy'a kadar yapılmış olan kaside çalışmaları etrafında karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede şaire has olan unsurlarla gelenekle olan bağı ortaya konmuştur. Çalışmanın diğer bölümlerinde dil ve anlatım, muhteva ve sosyal hayat unsurları incelenmiştir. Şekil bölümünden sonra deyim ve atasözlerinden iktibaslara, konuşma dili ve kalıp ifadelerden edebî sanatlara farklı konulara yer verilmiştir. Muhtevada da kasidelerde zikredilen şahıs kadrosu ile şairin sıradışı kasideleri incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Son bölümde ise Vehbî'nin kasidelerinde öne çıkan sosyal hayat unsurları ele alınarak açıklanmıştır. Çalışmanın sonucunda Sünbülzâde Vehbî'nin gelenekten kopmadan kendine has şiirler yazarak yenilik peşinde olduğu, kasideyi hem şekil hem de tür olarak algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. ANAHTAR KELİMELER Sünbülzâde Vehbî, Kaside, Kasidecilik Geleneği, Kasidecilik Anlayışı
Türk öğrencilerin Almanca yabancı dil öğrenimde anlatım biçimi ve deneyimlerin aktarımında oluşabilecek hatalar
Wikipedia sözlüğü dili "kurallar ve birimler sistemleri ve bu sistemler ile dilsel toplulukların üyelerine iletişim aracı olarak hizmet eden" olarak tanımlamaktadır. Her dilin kendisine özel bir sistemi vardır. Yabancı dil öğretim ve öğreniminde, dil ediniminde yalnız bu dil sisteminin kurallarını bilmek yetersizdir. Alman dilini dilbilimsel özelliklerine göre sınıflandırdığımızda indo-germanistik dil ailesinden türediğini görmekteyiz. Türk dili ise farklı bir dil ailesinden (Ural Altay) mensubu olduğundan Alman dilin aksine farklı bir yapıya sahiptir. Farklı iki dil ailesinden olan dillerde çeviri yapıldığında da çeviride önem taşıyan anlam bilimsel ve yapısalcı, anlam boyutu yüksek kollokativ aktarım hataları oldukça fazla ön plana çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında "Anlatım Biçimi - Phraseologismen" mercek altına alınmıştır. Anadolu Üniversitesi Almanca Öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının çeviri esnasında yaptıkları eş dizim hataları derinlemesine incelenmiştir. Bunun için 1. yarıyıl ve 7. yarıyılda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarına bir test uygulanmıştır. Uygulanan testin yanı sıra öğretmen adaylarının olası Almanca dili konuşulan ülkede geçmişi olup olmadığı, ne kadar süre bulunduğu ve benzeri amacıyla da bir anket uygulanmıştır. Bu anket sayesinde öğretmen adaylarının kollokationlar hakkında ilgi ve bilgilerini ölçülmüş, almanca yabancı dil dersi "Kookkurrenzen" üniversitede ayrı yeni bir ders olarak etkili yöntemlerle sunulmasına ilişkin talep ve gereksinimi analiz edilmıştır. Anahtar Sözcükler: Anlatım biçimi, Eşdizim, Kollokasyonlar, Deyimler, Yabancı dil öğretim ve öğrenim yöntemleri, Dil yapısı, Dilin karakteristik özellikleri, Dil duyarlılığı, Aktarım, Aktarım hataları.
Renal iskemi reperfüzyon hasarıyla indüklenen ferroptozun lipit yolağı ile ilişkili miR497, miR3584, miR106b ve miR92a2'nin ekspresyon düzeylerinin farklı iskemi sürelerine bağlı olarak araştırılması
İskemi, herhangi bir faktöre bağlı olarak, doku ve organlara olan kan akışının kısmen veya tamamen kesilmesi durumu olarak tanımlanmaktadır. Doku ve organlara tekrar kan akışı sağlanması reperfüzyon olarak ifade edilmektedir. İskemi durumunda dokular oksijenden yoksun kaldıklarından dolayı hasar durumu meydana gelmektedir, reperfüzyon sürecinde, iskemide meydana gelen hücresel hasar genişlemektedir. Bu süreçte gelişen hasar iskemi/reperfüzyon (İ/R) hasarı olarak tanımlanmaktadır. İ/R hasarının indüklediği hücre ölüm çeşitlerinden birisi de ferroptozdur. Ferroptotik hücre ölümü sürecinde hücrede gelişen hasarda mikroRNA (miRNA)'ların da rol aldığını gösteren çalışmalar bulunmaktadır. miRNA'lar bağlandıkları geni baskılayarak veya yıkıma uğratarak hücre ölümünü düzenleyebilmektedir. Bu amaçla çalışmamızda, 48 adet Sprague Dawley cinsi erkek albino sıçanlar 6 gruba ayrıldı. İ/R gruplarında, sol böbreğe 30, 45, 60 dakika iskemi, 24 saat reperfüzyon; sham gruplarına cerrahi stres prosedürü ve 24 saat iyileşme süresi sağlandı. Bu süre sonunda anestezi altında böbrek dokusu ve kan örnekleri toplanarak analizler gerçekleştirildi. İ/R hasarı sonucu hücrelerde gelişen ROS seviyesi ELISA metodu ile ALOX15, ACSL4 mRNA, miR497, miR3584, miR106b ve miR92a2'nin ekspresyon düzeylerindeki değişiklikler ise kantitatif gerçek zamanlı PCR (qPCR) yöntemi ile araştırıldı. Dokuda İ/R hasarına ve iskemi süresine bağlı olarak meydana gelen morfolojik değişiklikler TEM ile incelendi. ROS düzeyi tayini sonucunda tüm İ/R gruplarında, sham gruplarına göre artış tespit edildi. Böbrek dokusundan TEM görüntülerinde iskemi süresine bağlı olarak değişen şiddette morfolojik değişiklikler gözlendi. ACSL4 ve ALOX15 mRNA ekspresyon düzeyleri tüm İ/R gruplarında anlamlı artış göstermiştir. miR497 ve miR92a2'nin ekspresyon düzeyi tüm zaman aralıklarında İ/R gruplarında anlamlı azalma göstermiştir. miR106b'nin 30 dakika İ/R grubunda sham grubuna göre anlamlı azalma görülmüştür. miR3584'ün ekspresyon seviyelerinde anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Renal iskemi reperfüzyon, Ferroptozis, MikroRNA, Reaktif oksijen türleri
XV.yüzyıl divan şiirinde İslam kaynaklı sözler
Divan şiirinin oluşumunda beslendiği ve gücünü aldığı kaynakların başında İslam gelmektedir. Bu çalışmada XV. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin eserlerinde kullanmış olduğu İslami malzemenin, divan şiiri ve İslam inancındaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır, bu nedenle tasavvuf ve İslam felsefesi gibi konulara dâhilolacak malzemeler çalışma alanı dışında bırakılmaya gayret edilmiş, âyet ve hadisler içerisinde yer bulmayan unsurlar genel olarak kullanılmamıştır.Çalışmada dönemin Analodu, Çağatay ve Azeri sahasının büyük şairleri ve hükümdar şairler başta olmak üzere, otuzdan fazla şairin, divanları öncelikli olarak,en az bir eseri üzerinde tarama yapılmıştır. Bu çalışmada XV. Yüzyıl divan şiiri örnekleri içerisinden tespit edilmiş İslami ifadeler ve İslami kültüre ait unsurlar, içinde geçmiş olduğu manzum parça ile birlikte gösterilmiş, tespit edilen İslami malzeme hakkında bilgi verilmiştir. Tespit edilen malzeme içerisinde birbirinin benzeri olan, diğer maddeler içerisinde hakkında bilgi verilmesi muhtemel olan, çalışmanın boyutlarını haddinden fazla arttıracak olan materyal listeye dâhil edilmemiştir. Tespit edilen unsurların âyet ve hadislerde ne anlamda kullanıldığı, başka İslami kavramlarla olan ilgisi, ne sıklıkla kullanıldığı ve kökeni hakkında bilgiler verilmeye gayret edilmiştir. Anahtar kelimeler: XV. Yüzyıl, Divan şiiri, İslam, Âyet, Hadis
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin dinleme, konuşma, okuma ve yazılı anlatım becerilerinin geliştirilmesinde Türkçe öğretmeninin rolü (Çekmeköy ilçesi örneği)
Bu araştırma, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin, dinleme, konuşma, okuma ve yazılı anlatım becerilerinin yapılandırmacı yaklaşıma göre geliştirilmesinde Türkçe öğretmeninin rolünü tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Yapılandırmacı yaklaşımda birey ön bilgileriyle yeni bilgileri ilişkilendirmekte, birleştirmekte, sorgulamakta ve zihninde yapılandırmaktadır. Her öğrencinin ön bilgileri, bilgiyi zihninde yapılandırması farklıdır. Dolayısıyla öğrenci kendi öğrenme sistemini kurmalı ve bilgiyi kendi potansiyeline göre işlemelidir. Öğretmense burada sadece rehber konumunda olmalıdır. Öğretmen kuzey yıldızı gibidir, öğrencinin nereye gideceğini söylemez, fakat yolunu bulmasına yardımcı olur. Araştırmada Türkçe öğretmenlerinin rolleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Araştırma İstanbul ili Anadolu yakası Çekmeköy ilçesinde görev yapan 53 Türkçe öğretmeni üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma anketlerden biri eksik bırakıldığından 52 öğretmen üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırma için toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.İkinci kademe öğrencilerinin dinleme, konuşma, okuma ve yazılı anlatım becerilerini yapılandırmacı yaklaşıma göre geliştirmede Türkçe öğretmenlerinin rolleri, öğretmenlerin cinsiyet, eğitim durumu, toplam hizmet süresi ve hizmet içi eğitim kursuna katılıp katılmama durumlarına göre incelenmiştir.Veriler Yapılandırmacı Yaklaşıma Göre Dil Becerilerinin Geliştirilmesinde Türkçe Öğretmeninin Rolü ölçeğiyle toplanmıştır. Ölçek araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için test-tekrar test güvenirliği ile ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Bir ay ara ile uygulanan taslak ölçeğin iki ölçüm sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. (p>0.05, N= 35, t=-0.199). Bu sonuç ölçeğin tutarlılığı için yeterli bir kanıt olarak düşünülebilir. Örneklem grubu için hesaplanan Cronbach Alfa değerleri de ön testte 0,849 ve son testte 0, 958 gibi bir değer çıkmıştır. Anketler öğretmenler okullarda birebir ziyaret edilerek uygulanmış ve gereken yerlerde açıklamalar yapılmıştır. Anket 51 sorudan oluşmaktadır.Araştırmada kullanılan Yapılandırmacı Yaklaşıma Göre Dil Becerilerinin Geliştirilmesinde Türkçe Öğretmeninin Rolü Ölçeği dinleme, konuşma , okuma ve yazılı anlatım becerisi olmak üzere dört alt boyuttan oluşmaktadır. Veriler % (yüzde), t-testi, Mann Whitney-U, Kolmogorov-Smirnov, Kruskal Wallis testleri yapılarak yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin dinleme, konuşma, okuma ve yazılı anlatım becerilerinin yapılandırmacı yaklaşıma göre geliştirilmesinde Türkçe öğretmenlerinin rolü; cinsiyet, eğitim durumu, hizmet süresi ve hizmet içi eğitim kursuna katılım bakımından anlamlı farklılık göstermemiştir.Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı yaklaşım, dinleme, konuşma, okuma ve yazılı anlatım
2005 dil anlatım dersi kapsamı ile genel ve özel hedeflerin değerlendirilmesi ve öğretmen tutumları
Eğitim sistemleri eğitim programları ile işlerlik kazanmaktadır. Eğitim programları bir eğitim kurumunun milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine yönelik faaliyetleri içermektedir. Eğitim programları planlı bir eğitim faaliyeti gerçekleştirmek için oluşturulmuştur.Bu araştırmanın temel amacı 2005 Dil Anlatım Dersi Programının kapsamı ile genel ve özel hedeflerinin değerlendirilmesidir. Programın bu yönleri ile değerlendirilmesi için programı uygulayan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenlerinin program hakkındaki görüşleri kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini Çanakkale merkez ile Biga, Bayramiç, Lâpseki, Gelibolu, Gökçeada ilçelerindeki toplam 38 lise oluşturmaktadır. Okulların tamamında çalışan, Dil Anlatım Dersi Programını uygulayan ve anketi cevaplamaya gönüllü olan öğretmenler araştırmanın çalışma evrenini oluşturmuştur.Araştırma için gerekli veriler literatür taraması ve anket uygulaması yoluyla elde edilmiştir. Bunun için önce araştırma konusuna yönelik olarak araştırma, yayın ve kitaplar taranmış ve araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Daha sonra yapılan literatür taramasından yararlanılarak araştırmacı tarafından anket soruları geliştirilmiştir.Anketin uygulanması sonucu elde edilen verilerin analizinde SPSS 15 programı kullanılmıştır. İki bölümden oluşan anketin birinci bölümünde elde edilen verilerin frekans ve yüzde değerleri belirlenerek tablolaştırılmıştır. İkinci bölümü oluşturan maddelerin analizinde ise frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri belirlenmiş ve tablolaştırılmıştır. Daha sonra söz konusu boyutların öğretmenlerin kişisel özellikleri bakımından karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) tekniği kullanılmış ve görüşlere yönelik farkın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey testinden yararlanılmıştır.Araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırmanın problemi başlığı altında Dil Ve Anlatım ile ilgili kuramsal bilgilere yer verilmiş, arkasından araştırmanın amaç ve alt amaçları, önemi, sayıltılar, sınırlılıklar, tanımlar yer almıştır. İkinci bölümde; araştırmanın yöntemine yer verilmiştir. Üçüncü bölüm, araştırma sonucunda elde edilen bulgular ve bulguların yorumuna ayrılmıştır. Dördüncü bölümde de; araştırmanın sonuçlarına ve önerilere yer verilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin Dil Anlatım Dersi Öğretim Programının hedefleri ve kapsamının değerlendirilmesine ilişkin anket sorularına olumlu cevap verdikleri görülmüştür. Öğretmenlerimizin cinsiyet, kıdem ve eğitim düzeyi bakımından değerlendirme uygulamalarında benzer görüşlere sahip oldukları görülmüştür.Araştırma sonuçlarına göre uygulayıcılara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Dil Anlatım Programı, Hedefler, Kapsam, Çanakkale Ortaöğretim Kurumları
Okul öncesi dönem çocuklarında dijital hikaye anlatımının dinleme becerilerine etkisi
Okul Öncesi Dönem Çocuklarında Dijital Hikâye Anlatımının Dinleme Becerisine Etkisi Bu araştırmanın amacı dijital hikâye anlatım yönteminin okul öncesi dönem çocuklarının dinleme becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada deneysel yöntemlerden 'Yalnız Son Testli Kontrol Gruplu Seçkisiz Desen' kullanılmıştır. Araştırmada Kütahya ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda 60-72 ay grubundaki 3 anasınıfında bulunan ve normal gelişim gösteren 35 kız 40 erkek olmak üzere 75 çocuk ile çalışılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar gelişim dosyalarından ve öğretmenlerinden alınan bilgiler ile gelişim düzeyleri bakımından eşitlenip, hikâyelerin farklı anlatım yöntemleri ile sunulduğu 3 farklı deneysel gruba seçkisiz atanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde 11 farklı hikâyeden yararlanılmış ve hikâyeler 3 farklı anlatım yöntemi ile gruplara anlatılmıştır. Hikâyelerden sonra yarı yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmanın verileri toplanmıştır. Veriler değerlendirme formu ile puanlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda farklı dijital hikâye anlatımları yapılan deney grubu 1 ve deney grubu 2'de bulunan okul öncesi dönem çocuklarının seçici, ayrıştırıcı, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerinden aldıkları puanlar, öykü kitabı ile anlatım yapılan kontrol grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının aynı dinleme becerilerinden aldıkları puanlar ile karşılaştırılmıştır. Verileri normal dağılım göstermediğinden, Kruskal Walllis H testi ile yapılan karşılaştırmada gruplar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Farkın hangi gruplar arasında ve hangi grubunu lehine olduğunu görmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ele alınan dinleme türlerinde deney grubu 1 ve deney grubu 2 lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Deney grubu 1 ve deney grubu 2 arasında ise dinleme becerilerinden aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, müzik ve ses hariç dijital hikâye anlatımı yapılan deney grubu 1 lehine anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak dijital hikâye anlatımı 60-72 ay grubundaki okul öncesi dönem çocuklarının ayrıştırıcı, seçici, empatik, yaratıcı, eleştirel ve etkin dinleme becerilerini üzerinde anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmen desteğiyle uygulanan dijital hikayelerin ele alınan dinleme türlerinde dijital hikaye anlatımına göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Dijital hikâye, dinleme beceriler, okul öncesi eğitim
Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatım
Hz. Peygamber insani olan herhangi bir durumda ve İslam davetinde insanlara hitap ediyordu. Onun bu hitabı bazen İslami bir emrin uygulanması için yapılan açıklamada, bazen de ümmetine nasihati gerektirecek bir konudaki beyanında yer buluyordu. O, Mekke döneminde Arapçayı en iyi bilen bir kavmin içinde onlara kendi diliyle hitap etti. Bu daveti kabul eden etmeyen herkes onun hitabında, dili kullanımında asla bir kusur bulmadığı gibi aksine onun hitabına hayran kalmışlardı. Özellikle Mekke döneminde ne söylediği belli olmayan bir peygamberle karşı karşıya kalsalardı, o gün hiç şüphesiz muarızları bunu bir itiraz gerekçesi olarak kullanmaktan asla çekinmeyeceklerdi. O, dili süslü değil ancak anlaşılır, özlü ve hikmetli bir şekilde anlam yüklü söylerdi. Dinleyeni yormadan, anlamının da dışına çıkmadan maksada uygun ifadeler kullanırdı. Belagat ve Arap dili tabiriyle fasih bir üsluba sahipti. Peygamberler gönderildiği topluluğa Allah'ın yüklediği mesajı en mükemmel şekilde ulaştırmakla görevlendirilmiş ve o toplumun diliyle gönderilmiştir. Zira gönderildiği toplumla dil konusunda anlaşamayan, karşılıklı konuşamayan ve onların dillerinin inceliklerini bilmeyen bir peygamberin risalet görevini hakkıyla yapması düşünülemezdi. Rivayetlerde hayvan figürleri ile anlatımın Hz. Peygamber ümmetini eğitmedeki hassasiyetini, dili kullanımındaki inceliğini ve ne denli belagat içeren bir üsluba sahip olduğunu göstermektedir. Hayvan figürleri ile anlatım aynı zamanda her insanın muttali olduğu objeler üzerinden benzetme yapıldığından evrensel bir dilin kullanımıdır. Bu vesileyle anlatılmak istenen şeyin hafızalarda en kısa yoldan daha kalıcı hale gelmesi sağlanır ve konu daha iyi anlaşılmış olur.
Farklı klinik vakalardan izole edilen Pseudomonas aeruginosa'daki biyofilm genlerinin gen ekspresyon çalışması
Bu çalışma, ratlarda asetik asit uygulaması ile oluşturulan kolitte Pseudomonas aeruginosa'nın tedavi aktivitelerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Probiyotik olarak Pseudomonas aeruginosa'nın ratlarda deneysel olarak oluşturulan kolitteki ve bağırsak mukozası üzerindeki iyileştirici etkis belirlenmeye çalışılmıştır. Bu nedenle toplam 24 Wister dişi rat, kontrol ve 3 uygulama grubunda, rastgele ve eşit olarak, her birinde altı hayvan olacak şekilde dört grup oluşturulmuştur. İlk grup kontrol grubu olarak ayrılmıştır. İkinci gruba iki hafta boyunca günde 1mL Pseudomonas aeruginosa, üçüncü gruba anüs kenarına 1 mL asetik asit, dördüncü gruba ise hem Pseudomonas aeruginosa hem de asetik asit uygulanmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlarda Pseudomonas aeruginosa kullanımı sonucunda iltihaplanma ve ishal gibi bağırsak rahatsızlıklarının tedavisinde probiyotiklerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada asetik asit ile tedavi edilen ratlarda daha düşük ALB seviyeleri gözlemlenmiştir. Çalışmada yapılan in vivo ve in vitro incelemeler soucunda, Pseudomonas aeruginosa uygulamasının asetik asit kaynaklı inflamasyon, apoptoz ve oksidatif hasarda koruyucu bir rol üstlendiği ortaya çıkmıştır. Buna bağlı olarak azalan kolit şiddeti tedavinin ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.
Expression of efflux pumps in MDR Pseudomonas aeruginosa isolated from clinical samples (wound infection)
In the current study, 100 samples of wounds were collected from both sexes and of different ages for a period from May 2022 to November 2022 from Teaching Laboratories Hospital / Medical City, Martyr Ghazi Hariri Hospital and Baghdad Teaching Hospital. 19 isolates of Pseudomonas aeruginosa was taken from wounds infection. The samples were cultured on MacConkey agar for the diagnosis then it underwent several microscopic, phenotypic and biochemical tests. Where included oxidase, Indole, Urease, Glucose and Triple sugar-iron test (TSI). Pseudomonas aeruginosa susceptibility to 11 antibiotics tested the disc diffusion method. It has been shown that Pseudomonas aeruginosa has multi-antibiotic resistance. It showed that the isolates are resistant to Levofloxim 42%, Ciprofloxacin 40%, Piperacillin tazobactam 35%, Amicacin 32%, Ceftazidime 31%, Gentamicin 31%, Cefepime30%, Piperacillin 29%, Tobramycin 29%, Imipenem 17% and Meropenem 16%. The ability of bacteria to produce efflux pump was also studied using the Ethidium Bromide Agar Cartwheel Method where it was found that 8/19 isolates (42%) were positive. The efflux pump genes mexA, mexB, oprM were studied. The results of this study showed that all isolates of Pseudomonas aeruginosa possess mexA and mexB by 100%.
Roman yazarı Fehmi eş-Şeyho'nun Soykırım adlı romanında anlatım üslubu (Üslub çalışması)
Araştırma, romancı Fehmi Şeyho'nun romanın bahsettiği katliamların detaylarını aktarmadaki yaratıcılığını ve en önemlisi tarihi aktarmanın tarafsızlığını gördüğümüz (Soykırım) romanındaki anlatım unsurlarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. olaylar ve gerçekler, bu yüzden en zor anları duygusal bir üslupla resmetmeye başvurmuş, anlatıcının sürgün hayatını yaşadığını ve bu romanı sürgünde yaşadığını, mağdurların yaşadığı panik halini insanı yaşatacak kadar duygusal bir üslupla resmetmiştir. , böylece roman (Soykırım) insan yıkımı noktalarının altından canlı çıktı, yani hayatın anlamını iyi bilerek canlı çıktı ve araştırmacı, yazarın ihtiyaç duyduğu herhangi bir yaklaşımı hatırlamayı ortadan kaldıran bütünleştirici yaklaşımı izledi Tez üç bölüm giriş ve sonuç, kaynaklar üzerine inşa edilmiştir.Girişte anlatımı dilsel ve deyimsel olarak tanımlamaya, ardından romanın özetine ve romancının yaşamının özetine gelinmiştir.Birinci bölüm unsurları ele alır. (zaman) ve (yer) terimleriyle anlatımı ve ikinci bölüm (vizyon), (anlatıcı) ve (vizyon) terimleriyle anlatıyı ve son olarak üçüncü bölüm (anlatı araçları) ile ilgilenir. ), (tanımlama) ve (diyalog) açısından ve ardından sonuçlar, ki bunlardan en önemlisi zamanın Genosid romanının en önemli unsurlarından biri olduğudur ve bu da tarafından açıklığa kavuşturulmuştur. iç diyaloğu kapatmak için kullanılır beni romanda ikinciyi pek görememek için. Anahtar Kelimeler: tarihi roman, soykırım, anlatım