Interest
137 theses under this subject heading
Türkiye'de parasal aktarım mekanizması faiz kanalının etkinliğine ilişkin Eşik VAR Analizi
Bu çalışma, Türkiye'de parasal aktarım mekanizması faiz kanalının etkinliğini doğrusal ve doğrusal olmayan modeller kullanarak karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Bu amaçla çalışmada faiz kanalının etkinliği, faiz, dayanıklı tüketim malları, sabit sermaye oluşumları, enflasyon ve çıktı değişkenleri kullanılarak iki farklı model ile birlikte incelenmektedir. Makroekonomik değişkenlerin durağanlık analizleri için, ADF, PP ve çift yapısal kırılmalı LM birim kök testleri kullanılmıştır. Bulgulara göre, faiz oranlarının farkında durağan, diğer değişkenlerin ise kırılmalar ile birlikte durağan olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, doğrusal VAR etki-tepki fonksiyonları ile eşik VAR etki-tepki fonksiyonları karşılaştırılmalı olarak incelenerek, sonuçların birbirinden farklı olduğuna ulaşılmıştır. Analizde, 2006:03-2019:06 dönemi için Türkiye'de faiz kanalının kısmen etkinliğine dair kanıtlar bulunmuştur. Ek olarak, daraltıcı para politikası karşısında enflasyonda artış olarak bilinen fiyat bulmacası bulgusuna ulaşılmıştır.
Faizsiz ekonomi üzerine bir deneme
Dünya Ekonomisi geliştikçe iktisatçılar ekonominin birçok farklı konusuna değinmiş ve ekonomideki birçok sorunu çözmüşlerdir. Sosyalizm insanlara mutlak eşitlik sunacağını iddia ederken 20. ve 21. Yüzyıldaki uygulamaları bunun pek de mümkün olamayacağını gözler önüne sermiştir. Özellikle ABD ve SSCB'nin başını çektiği soğuk savaş döneminde ABD halkı çok daha refah içinde yaşamış ve girişilen bilim ve teknoloji yarışını da ABD kazanmıştır. O günden bugüne de kapitalizm dünyaya hakim olmuş ve sürekli güncellemeler ve müdahaleler geçirmiştir. Bu çalışma ister kapitalizme alternatif olarak ister kapitalizm 2.0 olarak görülsün asıl çabamız günümüzdeki eşitsizlikleri giderme çabasıdır. İslami ekonomi ile faizsiz ekonomi arasındaki farklılıklara dikkat çekilmiş. İslami ekonominin en önemli bankaları olan katılım bankalarının araçları açıklanarak katılım bankalarına yönelik eleştirilere yer verilmiş. Faizsiz bir ekonomiye geçilememe sebeplerine değinilmiş, geçilmesi halinde kalkınmaya yeni muhtemel etkilerinin ne olacağı üzerinde durulmuştur. Faizsiz bir ekonomiyi incelerken bazen uzay madenciliğine, bazen yapay zekâya, bazen dijital para birimlerine özellikle günümüzün yükselen yıldızı bitcoine, bazen de melek yatırımcılara ve araştırma geliştirmenin bir sonraki safhası olarak gördüğümüz yatırım geliştirmeye değinilecektir. Anahtar Kelimeler: Faizsiz Ekonomi, Dijital Para, Yapay Zekâ, Melek Yatırımcı, Yatırım Geliştirme
Monetary transmission mechanism and banking sector: The case of Turkey
Changes in the financial and economic structure have put banks, particularly credit, at the center of economic policies in Türkiye over the last two decades. This dissertation examines the linkage between monetary transmission and the banking sector for the Turkish economy, covering the period between 2003 and 2021. The first chapter investigates the money-output and credit-output relationships using the time-varying Granger causality framework. The research finds a causal link between money and output with temporal variations. Accordingly, it suggests that money has a predictive content for output in the pre-global financial crisis period (GFC). However, the causal relationship between money and output disappears after 2015. On the other hand, while the results do not indicate any causality from the credit to output in the pre-GFC period, they identify several causal episodes in the post-GFC period. The study also clarifies that the credit-output linkage in the Turkish economy has weakened after 2015. The such result points out the importance of selective credit policies. The findings also suggest that money has no predictive power for output during economic downturns, while credit is somewhat predictive, except for the GFC. The second chapter analyzes the interest rate pass-through to the deposit and lending rates using a time-varying parameter VAR methodology. The results reveal that the pass-through is incomplete and time-varying. Furthermore, the changes in policy rates are mostly transmitted to the bank rates within one month. The empirical evidence also shows a more robust and stable pass-through for the deposit rates than the lending rates. However, the responses of lending rates to the policy rate appear to be more volatile between 2014 and 2021. Finally, the results suggest heterogeneity across loan rate responses. Accordingly, pass-through is found to be the fastest and highest for commercial loans and the slowest and weakest for housing loans.
The interaction of interest rates, inflation, exchange rates and economic growth in Turkey: 2000 - 2021
The effects of interest rates on real output and the general price level are studied by using VAR and SVAR models for Turkey. The economic theories and methodology on the subject were discussed extensively and 5 variables were used for analysis; for the 2000 Q1 - 2021 Q4 period, quarterly data of deposit rate as interest rate, real effective exchange rate, current account, CPI that represents inflation, and real GDP that represents growth. It is found that the short-term interest rate as the prominent monetary policy instrument, has impacts on real macroeconomic variables, inflation, and growth, by affecting the real exchange rate. While the effect on GDP emerges with a lag, its impact on inflation is in form of a little shock. Therefore, it was concluded that inflation in Turkey requires strict and consistent intervention. Keywords: Interest Rates, Reel Exchange Rate, Real GDP, CPI
The impact of interest on income inequality: An empirical investigation
In this study, the effect of interest on income inequality is measured through the effect of real interest rate and the interest payments of the government on Gini index and income shares of income decile groups. By using a sample which includes the data of 26 countries between 1998-2014, we concluded that increases in both real interest rates and interest payments increases income inequality by increasing Gini coefficient and transferring a proportional income from the bottom and middle income groups — generally from bottom 60% — to the top decile and thus reducing social welfare, as this study reveals the exploitative nature of interest on the poor.
Uluslararası mali sözleşmelerin hükmü
İslam devletleriyle Müslüman olmayan devletler arasındaki mali sözleşmlerin hükülerinin bilinmesi hem genelde tüm Müslümanlar özelde Müslüman tücarlar açısından önem arz etmketedi. "Uluslararası Mali Sözleşmeler Hükmü" başlıklı tezimizde bir giriş üç bölümden oluşmaktadır. Tezimizde konular mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Giriş bölümünde üç konu incilenmiş. İlk kısımda sözleşmenin ve sevrvetin tanımı ele alınmış. İkinci kısımda, İslam devleti, İslami olmayan devlet ve devlet mefhumu kavramları incelenmiş. Üçüncü olarak uluslararası ekonomik ilişkilerin ahlaki boyutu, İslam hukuku kurallarına uyma, mütekabiliyet ve en son uluslararası koşullar ilkesi dikkate alınarak, İslam'da uluslararası ekonomik ilişkileri düzenleyen hususlar tartışılmıştır. İkinci bölümde, faizli sözleşmenin tanımı, hükmü ve İslam devleti ile yabancı devlet arasındaki yapılana faizli sözleşmlerin hükmü ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, borsanın tanımı, yönetişimi, bankalar arası para transferleri ile ilgili kurallar ve uluslararası döviz sözleşmeklerindeki tarihleme kuralı ele anmıştır. Uluslararası Hizmet Sözleşmelerinin ikinci bölümünde üç başlığa yer verilmiştir. Birinci başlık altında Uluslararası Hizmet Sözleşmelerde yönetilen krediye karşı banka faizi alma kararı ve IMF'den borçlanma kararı ele alınmştır. Ticaret Sigortaları Kanunu'nun ikinci bölümünde ise, sigorta sözleşmesinin tanımı, menşei, türleri ve kararı işlenmiştir. Elektronik sözleşmelerin üçüncü bölümünde, sözleşmelerin türleri, hükümleri, yazım yöntemi ve benzer araçlar için sözleşme kuralı, ve modern iletişim yöntemi üzerinde sözleşme kuralı ve internet sitelerinde yapılan sözleşmenin sona ermesi üzerinde yapılan sözleşmler incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca uluslararası mali tazminat sözleşmelerinin hükümleri ele alınmıştır. İkinci bölümde kiraya sözleşmesi tartışılmıştır. Burada Kira sözleşmesinin yasallığı açıklanmış, akabinde genel olarak uluslararası kiralama sözleşmesinin kuralları ve kiraya veren ile yabancı kiracı arasındaki kira sözleşmesi ve yabancı kiralayan ile kiralayan arasındaki ilişki incelenmiştir. Ayrıca bir yabancıyı, kendi dinleriyle ilgili bir çalışma yapmaya ve yabancı için özel bir ücret de olsa Müslüman bir yabancının işe alınma kuralı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Uluslararası Finans II Ajansı'nın (IFA) sözleşmesi hakkında Ajans sözleşmesini bilerek, meşruiyetini ve Uluslararası Finans Ajansı (IFA) sözleşmesinin yönetimini göstererek bunun nasıl olacağı hakkında incemeler yaptım. Dördüncü bölümde ise, uluslararası tedarik sözleşmesini inceledim. Burada tedarik sözleşmesinini esasları ve uluslararası tedarik sözleşmesinin nasıl sağlanacağı hakkında izahatlarda bulundum.
Kapitalizm, Marksizm ve İslâm hukuku'nda faiz
Hazırladığımız bu tezde amacımız, Dünya genelinde hüküm süren üç ekonomik yaklaşımın; Kapitalizmin, Marksizmin ve İslâm Hukukunun faize nasıl yaklaştıklarını ve faizin bu üç yaklaşımdaki yerini tespit etmektir. Bunun için üç yaklaşımın temel eserleri başta olmak üzere konuyla ilgili olan kaynakları bulabildiğimiz kadarıyla tarayıp tespit ettik. Eserleri inceledikten sonra, önceden belirlediğimiz başlıklara göre mevcut bilgileri tasnif ettik. Konunun güncel bir konu olması hasebiyle, faizin günümüzdeki durumuna da yeri geldikçe değindik. Faizin tarihini ortaya koyduktan sonra, üç ekonomik görüşün faize yaklaşımını ve bu üç görüşün kıyaslamasını yaptıktan sonra tezimizi sonuçlandırdık. Tez bitiminde faizin hayatımızı fark edemediğimiz kadar etkilediğini ve zararının düşündüğümüzden çok daha fazla olduğunu müşahede ettik. Üç ekonomik görüşten Kapitalizm ve Marksizmin ekonomik problemlere farklı çözümler getirmekle beraber sonuçta problemleri daha çok büyüttüğünü, İslâm Hukukunun ise problemlerin köküne inip insan fıtratına ve toplumsal realitelere uygun yöntemlerle problemleri çözdüğünü veya çözme potansiyeline sahip olduğunu tespit ettik.
İslâm fıkhında borç/karz akdi ve yükümlülükleri
Karz akdi, temel gayesi insanların ihtiyaçlarını dünyevî bir menfaat beklemeksizin karşılamayı hedef alan, tamamen insanî erdemleri göz önünde bulunduran yardımlaşma ve dayanışma esasına dayalı bir akid sistemidir. Bu çalışma karz akdini, muâsır âlimlerin eserlerinden de yararlanarak, İslâm fıkhının temel kaynak kitaplarından konuyla ilgili bilgileri kendi alt başlıklarında inceleyerek sistematik bir bilgi sunmak, mezhep imâmlarının farklı görüşlerini ortaya koyup bu akdin işlerlik kazanması hususunda tahliller ve mukayeseler yaparak kanaatimizi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. İslâm fıkhında müsemmâ akidler arasında yer alan karz akdinin, her ne kadar zamanımızda işlevi zayıflasa da özellikle, İslâm'ın faiz yasağına karşı duyarlı olup, faize bulaşmadan hayatlarını devam ettirebilmek amacıyla zarûri ihtiyaçları için ödünç talep edenler açısından varlığına ihtiyaç devam etmektedir. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde araştırma konusunun önemi, amacı, kapsamı, metodu ve konuyla ilgili daha önceden yapılmış çalışmalar ele alınmıştır. birinci bölümünde karzın manası, mahiyeti, şer'î dayanağı ve unsurlarından; ikinci bölümünde karzla ilgili çeşitli hükümlerden; üçüncü bölümünde ise, karzın bazı benzeri akidlerle ilişkisi ve karz teminine yönelik bazı hukuki işlemlerden bahsettik. Çalışmamıza kısa bir sonuç ve değerlendirme bölümüyle son verdik. Anahtar Kelimeler: Karz akdi, Karz-ı hasen, Ödünç verme, Mukrız, Müstakrız .
A threshold cointegration analysis of Turkish loan rates
After global financial crisis in 2008, new discussions raised in the monetary transmission mechanism literature. In this sense, in end-2010, the Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) has adopted unconventional approach where multiple interest rates would be used to conduct a more effective monetary policy. This study assesses how policy-induced changes in interbank money market rates affect commercial banks' interest rates for consumer, vehicle, housing and commercial loans in Turkey over the period of 2011M1-2019M7. To do so, asymmetric threshold cointegration approach by Enders and Siklos (2001) is employed, where threshold autoregressive (TAR) and momentum threshold autoregressive models (MTAR) is used to capture the asymmetric adjustment behaviour of the loan rates. Empirical results show that complete pass-through exists only in consumer and vehicle loan rates while incomplete pass-through exists in housing and commercial loan rates. The asymmetric adjustment behaviour appears to vary across loan types and different model specifications. Specifically, the asymmetric adjustment in housing loan rates in the form of downward rigidities implies that housing loan rates respond faster to increases in interbank money market interest rates. Within this context, our findings suggest that several steps to intensify the competition in banking sector could provide complete and symmetric pass-through processes, which will eventually strengthen the efficiency of monetary transmission mechanism. Keywords: Interest Rate Pass-Through, Loan interest rates, Asymmetric Threshold Cointegration
Adi iş, ticari iş ve tüketici işlemlerinde faiz
Faiz, para borçlarında alacağından mahrum kaldığı süre için ve bu süreyle orantılı şekilde alacaklıya ödenmesi gereken medenî semere olarak tanımlanabilir. Faiz hükümleri, hukukumuzda dağınık bir şekilde düzenlenmiştir. Faiz alacağının doğumuna ve oranına ilişkin temel kurallar, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda yer almaktadır. Bir işlemin adi iş, ticarî iş veya tüketici işlemi olarak nitelendirilmesi, söz konusu işleme uygulanacak faiz hükümlerini etkileyecektir. Dolayısıyla, faiz hükümlerinin uygulanmasından önce, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğinin tespit edilmesi gerekir. Çalışmamızda; adi iş, ticari iş ve tüketici işlemleri ayrımı ele alınarak her biri için uygulanacak faiz hükümleri doktrin görüşleri ve Yargıtay kararları ışığında incelenmiştir.
Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda faiz uygulamaları
Faiz uygulamalarının ilk temelleri erken dönemlere kadar tarihlenmektedir. İlk uygulamalar Mezopotamya'da ticari faaliyetlerin ortaya çıkmasıyla başlamıştır. Bu uygulamalar, önceleri merkeziyetçi özelliğe sahipken Er Hanedanlar Dönemi'yle başlayan yönetimdeki seküler anlayışla birlikte III. Ur Dönemi'ne gelindiğinde daha özgür ticari faaliyetlerle geliştirilmiştir. Daha sonra, ilk ilkel liberal ekonomik anlayışın gelişmesiyle aile veya kurumlar tarafından devam ettirilmiştir. Bu özellikteki yapılardan birisi ise, M.Ö. 2. bin yılın başlarına tarihlenen, Anadolu'da Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda kişisel çıkarlara dayalı aile kurumlarının oluşturduğu ticari oligarşidir.
Katılım bankalarının ekonomiye katıkıları: Türkiye ve seçili ülkeler karşılaştırılması
Dünya hızla yaygınlaşan katılım bankacılığı, son yıllarda kamu bankalarının da faizsiz finans sektörüne girişi ile birlikte Türkiye‟de de gelişimini büyük bir hızla sürdürmektedir. Faizden uzak faaliyet gösteren katılım bankaları, İslami çerçevede finans sektöründe yer almakta ve diğer tüm bankalara bir alternatif niteliğinde bulunmaktadırlar. Ülke ekonomilerine ciddi katkıları olan bu kurumlar, insan yaşamından faizin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak ve faiz nedeniyle finans dünyasına katılmayan âtıl fonları sistem içerisine çekmeyi amaç edinmişlerdir. Bu tez çalışması, Türkiye ile seçilmiş ülkeler arasında karşılaştırmalı bir analize odaklanarak, katılım bankalarının ekonomik büyüme ve istikrarın sağlanmasında oynadığı önemli rolü incelemektedir. Ön bulgular, katılım bankalarının faize dayalı olmayan finansal modelinin, özellikle küresel finansal kriz dönemlerinde ekonomik istikrara önemli ölçüde katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Bu bankalar, finansal kapsayıcılığı artırmada, sürdürülebilir kalkınmayı desteklemede ve ekonomik oynaklık karşısında dayanıklılığı artırmada çok önemli bir rol oynamaktadır. Ancak performans ve etki, farklı düzenleyici ortamlar, ekonomik gelişme düzeyleri ve kültürel faktörler nedeniyle ülkeler arasında farklılık gösterir. Bu çalışma, katılım bankacılığının ekonomik katkılarının kapsamlı bir şekilde incelenmesini sağlayarak mevcut bilgi birikimine katkıda bulunmakta ve böylece Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki karşılaştırmalı çalışmalardaki boşluğu doldurmaktadır. Ayrıca, katılım bankalarının ekonomik büyümeyi ve istikrarı canlandırma potansiyelinin optimize edilmesine yönelik politika önerileri sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Katılım bankacılığı, finans sistemi, faiz, İslam
Türkiye'de enflasyonist gelişmelerin faiz politikalarına etkileri
Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'deki enflasyon ile faiz oranları arasındaki ilişkiyi ve enflasyonist gelişmelerin önlenmesinde ve giderilmesinde uygulanması gereken etkin para politikalarının neler olabileceğini ortaya koymaktır. Bunu yaparken öncelikle enflasyondan faize ve faizden enflasyona doğru etkileşimlerin teorik yaklaşımları üzerinde durulmuştur. Ardından 1970 yılından başlayıp 2018 yılına kadar olan dönemde Türkiye ekonomisinde enflasyonun nedenleri ve uygulanan para ve faiz politikaları dönemler itibarıyla anlatılmıştır.
Farklı okul dışı öğrenme ortamlarının, öğrencilerin fen bilimleri dersine karşı ilgi ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmada farklı okul dışı öğrenme ortamlarının öğrencilerin Fen Bilimleri dersine karşı ilgi ve tutumlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 4 öğrenci (2 kız, 2 erkek) oluşturmaktadır. Çalışmadaki veriler 2016 ve 2017 yılında elde edilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veriler, açık uçlu sorular sorularak ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Açık uçlu sorulardan 7 tanesi çalışmanın başlangıcında ve çalışmanın sonunda sorulmuştur. Her etkinlikten sonra ise farklı 7 açık uçlu soru sorulmuştur. Fen Bilimleri dersine karşı olumsuz tutuma sahip öğrenciler, çalışmanın başlangıcında sorulan 7 açık uçlu soru yardımıyla tespit edilmiştir. Veriler değerlendirilerek 20 öğrenci arasından 4 öğrenci seçilmiştir. Bu 4 öğrenci ile on beş günde bir okul dışı öğrenme ortamı ziyaret edilerek çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Her geziden sonra 7 açık uçlu soru sorulmuş ve bu sorularla ilgili yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak ses kaydı alınmıştır. Tüm gezilerden sonra ilk başta sorulan açık uçlu sorular tekrar sorularak ve yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak tüm veriler toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenerek yorumlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Fen Bilimleri dersine karşı olumsuz tutuma sahip ve Fen Bilimleri dersini sevmeyen öğrencilerin, Fen Bilimleri dersine karşı olumlu tutum geliştirdiği ve artık dersi sevdiği ortaya çıkmıştır. Öğrenciler Fen Bilimleri dersi ile günlük hayat arasında anlamlı ilişkiler kurmaya, okul dışında da Fen Bilimleri dersi ile ilgili ödevler, araştırmalar, deneyler ve çeşitli etkinlikler yapmaya başlamıştır. Ayrıca etkinliklerden önce Fen Bilimleri dersinden ödev yapmayı sevmeyen öğrenciler, ödev yapmayı sevmeye başlamıştır. Fen Bilimleri dersinin geleceklerine olumlu yönde katkı sağlayacağını belirtmişlerdir. Öğrenciler Fen Bilimleri dersinin eğlenceli olduğunu düşündüklerini açıklamışlardır.
Fen durumsal ilgi ölçeğinin Türkçeye uyarlanması ve ortaokul öğrencilerinin fen derslerindeki durumsal ilgilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın ilk amacı, Potvin ve diğerleri (2023)'in geliştirdiği "Science Situational Interest Questionnaire" (SSIQ)'nin Türkçeye "Fen Durumsal İlgi Ölçeği" (FDİÖ) olarak uyarlanarak geçerlik ve güvenirliğinin belirlenmesidir. Çalışmanın diğer amacı ise FDİÖ ile ortaokul öğrencilerinin fen durumsal ilgilerini cinsiyet ve fen konularına göre değişme durumlarını incelemektir. Araştırma, tarama desenine göre yürütülmüş olup çalışma grubu ortaokul öğrencilerinden oluşmaktadır. FDİÖ Türkçeye uyarlaması için 381, tarama çalışması için 308 ortaokul öğrencisinden veri toplanmıştır. FDİÖ'nün uyarlanması sürecinde güvenirlik ve geçerlik açısından sonuçlar; maddelerinin dil uyumluluğu yüksek olduğu, madde analizi ile ölçek maddelerinin tutarlığı iyi olduğu, iç tutarlık güvenirlik katsayısı Cronbach Alfa 0.786 olduğu ve doğrulayıcı faktör analizi ile ölçeğin faktör yapısının doğruladığını göstermektedir. FDİÖ olarak uyarlanan ölçek 20 madde ve 6'lı Likert tipinde oluşturulmuştur. FDİÖ'nün boyutları; eğlence, dikkat ve kullanışlık olarak belirlenmiştir. Tarama çalışması sonuçları ile, ortaokul öğrencilerinin fen durumsal ilgileri; 5. sınıf "Yıkıcı doğa olayları ve korunma yolları", 6. sınıf "Denetleyici ve düzenleyici sistemler", 7. sınıf "Bitki ve hayvanlarda üreme, büyüme ve gelişme" ve 8. sınıf "Madde döngüleri ve çevre sorunları" konularında belirlenmiştir. Ortaokul öğrencilerinin farklı fen konuları açısından fen durumsal ilgilerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Diğer taraftan, öğrencilerin cinsiyetleri açısından fen durumsal ilgilerinde anlamlı farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır.
Türk ve Afganistan hukuklarında ticari işlerde faiz
Bu çalışmada, ticari işlerde çok yaygın olan bir konu olarak faiz, Afganistan ve Türk mevzuatında karşılıklı olarak incelenmektedir. Bu amaçla, öncelikle faizin ne olduğunun anlaşılması için, faiz hakkında genel bilgi verilmektedir. Faizin tarihsel gelişimi de çalışmanın bu kısmında ele alınmaktadır. Sonraki bölümlerde ise Türk ve Afganistan mevzuatında ticari işlerde faiz konusunun, ayrıntılı bir şekilde incelenebilmesi için, her iki ülkenin hukukunda faizle ilgili düzenlemeler açıklanmaktadır. Özellikle ticari işlerde faizin özellikleri, faizin oranı, faizin türleri ve benzer konular, iki ülkenin mevzuatında incelenmektedir. Böylece, çalışmamızda, Türk ve Afganistan mevzuatında, ticari işlerde faizin nasıl olduğu ve bu iki ülkenin konuyla ilgili düzenlemelerinde ne kadar benzerlikler ve farklılıklar bulunduğu kısaca anlatılmaktadır.
Türkiye'de uygulanan para politikaları kapsamında fedakarlık oranının tahmin edilmesi
Başarılı bir para politikası yönetimi çerçevesinde merkez bankalarının, uygulanan para politikasının bütün etkilerini önceden tahmin edebilmesi gerekmektedir. Çağdaş merkez bankacılığının temel amacı olan fiyat istikrarının sağlanması ve sürdürülmesi, bugün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının da temel amacıdır. Literatürde, özellikle 2008 finansal krizinden sonra fiyat istikrarının sağlanmasının yanında, dezenflasyon politikaları maliyetlerinin tartışılması hız kazanmıştır. Buna göre dezenflasyon politikaları toplam çıktı düzeyini istikrarsızlaştırmakta ve toplam üretimde bir kayba neden olarak işsizlik oranlarını arttırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de dezenflasyon politikası döneminde toplam çıktı miktarında bir kayıp olup olmadığını ölçmektir. Tahmin; 2005M01- 2013M12 dönemleri, aylık bazda tüfe ve sanayi üretim endeksi seriler kullanılarak, yapısal VAR (SVAR) modeliyle yapılmıştır. Tahmin sonucunda, teorik beklentileri destekler biçimde Türkiye'de dezenflasyon sürecinde enflasyon oranı ile sanayi üretim endeksi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bir parasal şok karşısında enflasyondaki bir puanlık düşüşün, bir yıllık üretimde kümülatif olarak 0,88 puan azalmaya neden olduğu tahmin edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Fedakarlık oranı, Çıktı açığı, Para politikası, SVAR
Merkez Bankası faiz kuralı çerçevesince Taylor Kuralının incelenmesi
Ekonomik çevrelerce ve iktisat literatüründe para politikalarının kurala mı yoksa duruma mı bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği uzun zamandır tartışılmaktadır. Genel kanı olarak kurala bağlı bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtilirken kuralın ne olması gerektiği konusunda ise bir fikir birliğine varılmış değildir. Genel olarak ekonomik birimlerce anlaşılabilen, karmaşık olmayan bir kuralın yürütülmesi gerektiği belirtilmektedir. Bahsedilen bu kural aynı zamanda para politikasının reaksiyon fonksiyonudur. Bu çalışmada ekonomik birimlerce anlaşılması kolay ve karmaşık olmayan bir kural olarak Taylor Kuralının geçerliliği Türkiye ekonomisi için test edilmiştir. Klasik Taylor Kuralında döviz kuru yer almadığından dolayı tahmin edilen reaksiyon fonksiyonuna döviz kuru eklenerek Genişletilmiş Taylor kuralı çerçevesince reaksiyon fonksiyonu tahmini yapılmıştır. Reaksiyon fonksiyonu 2002:07 - 2013:11 dönemleri arasında aylık veriler kullanılarak tahmin edilmiştir. Tahmin sonucunda para politikasının performansını gösteren değişkenler arasındaki ilişki de yorumlanmıştır. Belirtilen dönemler arasında oluşturulan reaksiyon fonksiyonu sonucunda üretim açığı, enflasyon açığı ve döviz kurunda yaşanabilecek bir şoka kısa vadeli faiz oranlarının tepkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar uyarınca kısa vadeli faiz oranları istikrarlı bir enflasyon oranı ve üretim miktarını yakalayabilmek adına tek başına yeterli olmadığı belirlenmiştir. Kısa vadeli faiz oranlarının enflasyon oranlarında, üretim miktarında ve döviz kurunda yaşanabilecek şoklara istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif tepkiler verebilmesi için öncelikli olarak kamu kesiminin borç miktarının azaltılması ve kamu borcunun finansman şeklinin gözden geçirilmesi maliye politikası yürütücülerine bu çalışma kapsamında önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Taylor Kuralı, Faiz Reaksiyon Fonksiyonu, VAR Modeli
Para politikasının banka kredi kanalı yolu ile reel etkileri ve banka kredi faiz oranlarına geçişkenliği: Türkiye örneği
Para politikası uygulamaları reel ekonomik faaliyeti parasal aktarım mekanizması kanalları aracılığıyla etkilemektedir. Standart IS-LM modeline dayanan faiz oranı kanalının etkilerini genişleten kredi kanalında, bankalar finansal sistemde özel bir rol oynamaktadır. Kredi kanalının alt dalı olan banka kredi kanalında, para politikası uygulamaları bankaların kredi arzını değiştirerek reel sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye ekonomisinde 2002:01-2014:1 dönemi için VAR yöntemi kullanılarak banka kredi kanalının etkinliğini incelemek bu çalışmanın ilk amacını oluşturmaktadır. Bu amaçla ampirik analiz yapılmadan önce, Türkiye ekonomisin banka kredi kanalının etkinlik koşullarını büyük ölçüde sağladığı belirlenmiştir. Yapılan etki-tepki fonksiyonları sonuçları, banka kredi kanalının etkin olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada, para politikasının bankaların kredi arzı üzerindeki etkisinin yanında kredi talebinin en önemli belirleyicilerinden olan kredi faiz oranları üzerindeki etkisi de incelenerek, para politikasının kredi arz ve talebini yönlendirme gücü tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle, politika faiz oranının bankaların ihtiyaç, konut, taşıt ve ticari kredi faiz oranlarına geçiş etkisi aynı dönem için ARDL modeli ve Kalman filtresi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçları incelenen dönemde en yüksek geçişkenliğin ihtiyaç kredisi faiz oranında bulunduğunu ve politika faiz oranının kredi faiz oranları üzerindeki dinamik etkisinin genel olarak 2008 yılına kadar azaldığı ve küresel finans krizi sonrası daha istikrarlı olduğunu ortaya koymuştur. Çalışmada, TCMB'nin banka kredi kanalı yoluyla makroekonomik değişkenleri etkilediği ve kredi faiz oranlarını ve dolayısıyla kredi talebini etkileme gücünün yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Banka Kredi Kanalı, Faiz Oranı GeçiĢkenliği, VAR, ARDL, Kalman Filtresi.
Uzaktan eğitimde motivasyon stratejilerinin öğrenenlerin ilgileri, motivasyonları, eylem yeterlikleri ve başarıları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitimde Keller'in ARCS-V motivasyon tasarımı modeline dayanarak kullanılan motivasyon stratejilerinin; öğrenenlerin derse karşı ilgilerine, motivasyonlarına, eylem yeterliklerine ve akademik başarılarına etkisini araştırmaktır. Araştırmanın katılımcıları, bir öğretim döneminde uzaktan eğitim yoluyla çevrimiçi ortamda ders alan lisans öğrencilerinden oluşmaktadır. Deneysel araştırma modeliyle gerçekleştirilen bu çalışma, on bir hafta süreyle ve 122 öğrenenle yürütülmüştür. Araştırma bulguları, deney ve kontrol gruplarının derse karşı ilgi, motivasyon ve akademik başarı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra grupların derse karşı ilgi değişkeni dikkat alt boyutu ortalama puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ancak ilişki, güven ve doyum alt boyutlarında gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrenenlerin motivasyon faktörünün dikkat, güven ve doyum alt boyutlarında deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur ancak ilişki kurma alt boyutunda gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca eylem yeterliği açısından deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırma bulguları ve sonuçları, daha önce gerçekleştirilen ve motivasyon modelinin uzaktan öğrenme ortamlarında geçerli ve uygulanabilir bir model olduğunu ortaya koyan araştırmaları desteklemektedir. Araştırma bulgularına ve sonuçlarına dayanarak gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Uzaktan eğitim, Motivasyon, ARCS-V motivasyon modeli, ARCS
İstanbul ili Ümraniye ilçesi Mevlana Lisesi son sınıf öğrencilerinin mesleki ilgileri
Bu çalısmanın amacı, öğrencilerin ilgileri ile meslek seçimleri arasındaki iliskinin analitik olarak ortaya konmasıdır. ?stanbul Anadolu yakası Ümraniye ilçesi lise son sınıf öğrencileri evreni olusturmaktadır. Bu evrenden Amaçlı Örnekleme Metodu ile seçilen Mevlana Lisesi 11. sınıf öğrencileri üzerinde, günümüz gençlerinin ilgileri ile seçtikleri meslekler arasındaki iliski arastırılmıstır. Arastırmada anket tekniği kullanılmıstır. Anket sorularına verilen cevapların verileri, SPSS istatistik programına girilmistir. Tek yönlü varyans analizi (Anova) ve ikili eslestirilmis örnek t testi (Sample t test) analizleri yapılarak su bulgulara ulasılmıstır. Analiz sonuçları göstermistir ki, öğrencinin ilgileri meslek seçerken öğrencilere yön vermektedir. Öğrenciler genellikle meslek seçimi konusunda rehberlik hizmeti almamakta, mesleki becerilerin belirlenmesine yönelik bilimsel testlere katılmamaktadır. Öğrenciler için mesleki ilgilerini etkileyen faktörler ise, issizlik oranının oldukça yüksek olduğu ülkemizin kosullarına uygun olarak, is güvencesi, sosyal güvence kosulları, kolay is bulabilme ve iyi bir maas olarak sıralanmaktadır. Meslek seçiminin doğru bir sekilde yapılabilmesi için, öğrencinin ilgi ve yeteneklerini iyi değerlendirmesi bunu yaparken de yetkili kurumlardaki uzmanlardan yardım alması gerekmektedir. Öğrenciler seçmeyi düsündükleri meslekte çalısan kisilerle görüserek daha sağlıklı kararlar verebilirler. Meslek seçiminde son kararı öğrenci vermelidir
Time series analysis of the interest rate dynamics with the stochastic, econometric and econophysics models
The dynamics of interest rates play an important role in economics and finance, especially in macroeconomic policy making, derivative pricing, hedging and risk management for fixed income securities. There is a massive amount of literature which were devoted to modeling the dynamics of interest rates in developed markets. These studies show some important properties of spot interest rates in developed financial markets, especially in the U.S. markets. While the interest rate dynamics has been well documented in the literature for the developed markets, there has been not enough study on interest rate dynamics in Turkey and other developing countries. The main purpose of this dissertation is to characterize the behaviour of Turkish interest rates and interest rate volatility with utilizing continuous-time econometric and stochastic models. This dissertation consists of four independent chapters on modeling of interest rates and interest rates volatility. The first chapter of the dissertation introduces a Levy driven continuous-time GARCH(1,1) model to analyze the volatility characteristics of Turkish interest rates. We investigated the long-memory, self-similarity and scaling characteristics of the daily rates on Turkish and US benchmark bonds in Chapter 2. Multifractal properties of the international bond yield series have been examined in this study. For this purpose, we resort to MFDMA method. In chapter 4, we present several wavelet based methods to investigate the co-movements of long-term interest rates between Turkey and four developed (Germany, Japan, USA and UK) markets.
Faizin milli gelire etkisi: Türkiye örneği
Türkiye ekonomisinde, faizin makroekonomik unsurlarla etkileşimi kapalı ekonomi dönemi içerisinde sadece borçlanmayla ilişkilendirilmiştir. Fakat açık ekonomik modelin piyasaya giderek hakim olması faizin gerek döviz kuru açısından, gerekse mevduat ve diğer finansal piyasa araçları nedeniyle önemli bir piyasa unsuru haline gelmiştir. Faizin döviz kuruyla etkileşimi, ülkelerin faiz oranlarını yüksek tutarak, döviz rezervlerini artırmaya yöneltmiştir. Bu durum sıcak para hareketlerinin artmasına neden olmuştur. Piyasayı kontrol amacı güden faiz aracı, sıcak para hareketlerine bağlı olarak kontrol edilmesi gereken bir unsur haline gelmiştir. Bu çalışmada faiz ve milli gelire ilişkin olarak gerekli tanımlamalar ve farklı iktisadi görüşler açısından faize yaklaşım ele alınmıştır. Çalışmada faizin Türkiye ekonomisi süreci içerinde gelişim süreci incelenmiştir. Faizle ilgili olarak tüketim ve mevduat kredileri üzerine 2002:01-2016:09 verileri kullanarak iki ayrı model oluşturulmuştur. KPSS, PP ve ADF testleri ile durağanlık araştırılıp, serilerin birinci farklarında durağanlık sağlanmıştır. Engel-Granger eş bütünleşme testi sonucunda modeldeki değişkenler arasında eş bütünleşme sonucuna ulaşılmış olup, kısa dönem hata düzeltme mekanizmasının çalıştığı gözlemlenmiştir. Granger nedensellik testiyle faiz ve milli gelir arasındaki nedensellik ilişkisinin yönü incelenmiştir. Sonuç kısmında etkileşimin yönü doğrultusunda politika önerilerinde bulunulmuştur.
Doktriner durum ve tarihi gelişim açısından Yahudi ve Hristiyan geleneğinde faiz
Yahudi ve Hristiyan geleneklerinin faiz kurumuna karşı tutumunun tarihi süreçte izlediği seyir, bu çalışmanın ana hattını oluşturmaktadır. Kavramsal, doktriner ve tarihsel açıdan yapılan analiz göstermektedir ki beşeri güdüler bu unsura her dönemde farklı bir kimlik kazandırmıştır. İktisadi faaliyetlerde sömürü aracı olma rolünü yüksek oranlarla üstlendiği devrelerde toplumsal yıkımın kaçınılmaz bir parçası olarak faiz, tarih sahnesine çıktığı ilk zamanlardan itibaren çeşitli sınırlandırmaların öznesiyken, genel bir yasaklamanın uygulanabilmesi ancak Kilise tarafından gerçekleştirilebilmiştir. Kutsal Kitap aracılığıyla koyulmuş yasağı sarsacak ilk öğreti ise 'Aziz' Thomas Aquinas tarafından ortaya atılmıştır. Thomas'ın fikirleri Luther, Calvin gibi isimler aracılığıyla çağın getirdiği yeniliklerin etkisiyle öylesine geliştirilmiştir ki, ilerleyen süreçte faizin meşruiyetine yönelik fikirler çığ gibi büyümüştür. Aynı zamanda aydınlanma, Kanon kurallarının silikleşmesinde en etkili gelişmelerden bir diğeridir. Öne çıkardığı bireyci ve rasyonel akım, kişisel çıkarları destekleyen her türlü işlemde olduğu gibi yasaktan daha baskın gelmiş, kapitalizmin gelişmesi de bu fikrin hakimiyetini tamamlamıştır. Artık faiz ahlâkî değil, iktisadi tartışmaların öznesi, sistemin zorunlu değişkenlerinden biri olmuştur. Sonuç itibariyle faiz; rasyonalitenin hakimiyetinde insani dürtüleri de besleyen bir olgu olarak yasallık kazanmıştır.