Güneydoğu Anadolu bölgesi

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin devlet ile bölge halkı arasındaki güvenin tesisine katkıları

Bölgesel kalkınma açısından dünyada önemli bir örnek teşkil eden Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin ekonomik, sosyal, politik, eğitimsel, tarımsal ve endüstriyel olarak gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bunun yanı sıra Türkiye'de var olan bölgesel eşitsizliği ortadan kaldırmak amacıyla uyumu yakalamak ve bu uyumun oluşması için devlet ve bölge halkı arasında güven alışverişini sağlama noktasında önemli bir projedir.İlk zamanlar bir sulama ve hidroelektrik santrali projesi olarak başlatılan Güneydoğu Anadolu Projesi, daha sonraki yıllarda GAP Master Planı ile beraber temel stratejileri içine `sürdürülebilir insani kalkınma felsefesini' dâhil ederek projenin sosyal yönüne vurgu yapmıştır. Projenin başlatılması önüne geçilemeyen göç oranlarının azalmasında önemli bir etki sağlamıştır.Devlet ve bölge halkı arasındaki güven, proje başlatılmadan önceki yıllara kadar çeşitli olaylar ve sebepler yüzünden sarsılmış durumdaydı. Güvenin sarsılmasında devletin etkisi olduğu kadar iç ve dış kaynakların etkisinin olduğu gözden kaçmamalıdır. Devlet, Güneydoğu Anadolu Projesi ile birlikte sarsılan güveni tekrar kazanma çabası içine girmiştir. Çalışmada bu güven alışverişinin sağlanmasında Güneydoğu Anadolu Projesinin etkisi ortaya konacaktır.Anahtar Kelimeler: Güven, Güvensizlik, Bölgesel Eşitsizlik, Güneydoğu Anadolu Projesi, Güvenlik, Devlet-Bölge Halkı (Güneydoğu Anadolu Bölgesi Halkı)

Güneydoğu Anadolu bölgesiGüvenGüvenlik+2
Ahmet Gökçen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.

AğalıkAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+5
İsmail Kıran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te Mevlevîlik ve Antep Mevlevîhanesi

Tezimizde tarihi XVI. yüzyıla dayanan Gaziantep'teki Mevleviliğin ortaya çıkış dönemi ve günümüze kadarki süreci muhtelif yönleriyle ele alınmıştır. Hz. Mevlânâ'nın öğretilerini temel alan Mevleviler, geniş halk kitlelerine ulaşabilmiş, yüksek edebi ve hikemi doktrinleri sayesinde toplumun birçok katmanına hitap edebilmişlerdir. Anadolu'nun dört bir yanına yayılan Mevleviler, Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarihi açısından önemli misyonlar üstlenmişlerdir. Bölgenin başta dinî olmak üzere sosyo-kültürel, siyasi ve ekonomik alanlarına etki edecek faaliyetler yürüten Mevleviler, Şii yayılmacılığına karşı da etkili olmuşlar, İpek Yolu üzerinde geçiş zaviyesi rolü üstlenerek Safevilerin siyasi hedeflerine kısmen engel olmuşlardır. Mevleviliğin özellikle Osmanlı Devleti'nin hâkim olduğu alanlarda varlığını idame ettirmesi yönetimle uyumunu ortaya koymaktadır. Antep Mevlevîhânesi, 1638 yılında Mustafa Ağa b. Yusuf tarafından padişah onayı ile inşa edilmiş Güneydoğu'daki Mevlevîhânelerden birisiydi. Mimari dokusuyla ünlü seyyah Evliya Çelebi'yi dahi hayran bırakmış günümüze kadar ulaşan nadide eserlerdendir. İlk yapıldığı tarihten itibaren vakfiyesinde de mukayyet olan Mevlevi erkânının vazife tahsisleriyle uygulandığı görülmektedir. Senelik ve haftalık belli periyotlarda gerçekleştirilen zikir ve sema meclisleri, Sahih-i Buhari ve Mesnevi okumaları aktif bir dini yaşantının izlerini taşımaktadır. Mevlevîhâne adına kurulan vakıflardan elde edilen gelirler ile şehrin ticari yaşamına katkı sunulmuş, hayır faaliyetleriyle ihtiyaç sahipleri gözetilerek yardımlaşma ve dayanışma tesis edilmiştir. Milli mücadele döneminde aktif rol üstlenen Mevlevîhâne, tarihinin her döneminde Antep'in ve bölgenin önemli bir merkezi olmuştur.

Din sosyolojisiGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+5
Sefa Ekici
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği

Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.

FETÖ/PDYGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+7
Abuzer Durmuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu biber popülasyonlarının dihaploidizasyon yöntemiyle ıslahı ve geleneksel yöntemlerle karşılaştırılması

ÖZ DOKTORA TEZİ GÜNEYDOĞU ANADOLU BİBER POPULASYONLARTNIN DİHAPLOİDİZASYON YÖNTEMİYLE ISLAHI VE GELENEKSEL YÖNTEMLERLE KARŞILAŞTIRILMASI NURAY ÇÖMLEKÇİ OĞLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Kazım ABAK Yıl: 200İ, Sayfa 349 Jüri : Prof. T>r. Kazım ABAK Prof. Dr. Şebnem ELLİALTIOĞLU Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş biber populasyonlannda, kendileme ve seleksiyon ıslahı yöntemiyle saf hatların oluşturulması, yeni çeşit geliştirilmesinde anter kültürü yönteminin kullanılabilirliliğinin belirlenmesi ve populasyon ile birçok generasyon kendilenmiş hatlarda varyasyonun belirlenmesi amaçlanmıştır. Şanlıurfa populasyonuna ait elit bitkiler kendilenerek 298 hat ekle edilmiştir. Her hatta iki veya daha fazla bitkiden elde edilen kendilenmiş tohumlar kendi içinde karıştırılmış ve altıncı kendileme generasyonuna kadar yeniden kendilenmiştir. Seleksiyon sonucunda hat sayısı 9'a indirilmiştir. Altıncı kendileme generasyonunda hat içinde her bitkiden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 9 familya oluşturulmuştur. Kahramanmaraş biberinde farklı yerlerden toplanan tohumlar ayrı populasyonlar olarak değerlendirilmiştir. Her populasyonda seçilen bitkiler kendilenmiş ve 5 hat elde edilmiştir. Üçüncü kendileme generasyonunda hat içi bitkilerden tohumlar ayrı ayrı alınmış ve 5 familya oluşturulmuştur. Anter kültürü yöntemiyle haploid bitki elde etmek üzere 5 fârklı besin ortamı denenmiştir. En olumlu sonuçlar 4 mg/ NAA, 0.1 mg/1 BAP, 10 mg/l AgN03 ve 30 g/l sakaroz içeren MS besin ortamında ve kültürün ilk 2 günü amerlerin 35 °C sıcaklıkta ve karanlık koşullarda tutulduktan sonra 28 °C de 16 saat fotoperiyodikkoşullarda geliştirilen amerlerden elde edilmiştir. Biber anter kültüründe embriyo oluşumu, genotip, besin ortamı bileşiminden ve inkübasyon koşullarından önemli derecede etkilenmiştir. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen bitkilerde ploidi seviyelerinin belirlenmesi amacıyla kök uçlarında kromozom sayımı yapılmış, stoma boyuttan ölçülmüş ve bekçi hücrelerdeki kloroplastlar sayılmıştır. Ayrıca bitkilerin bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Her iki genotipte de haploid ve diploid bitkilerde stoma basma düşen ortalama kloroplast sayısı bakımından önemli farklılıklar bulunmuştur. Bitkiler arasında önemli farklılık bulunan diğer bir parametre ise stoma yoğunluğu olmuştur. Anter kültürü yöntemiyle elde edilen katlanmış haploid (double haploid) hatların mutlak homozigot bireylerden oluştuğu ve bu hatlarda belirlenen varyansın yalnızca çevre faktörlerinden kaynaklanabileceği kabul edilmiştir. Bu durumda, Şanlıurfa biberinde altı generasyon kendilenmiş hatlarda bitkiler arasında, tomurcuk çap», taç yaprak ve anter sayısı bakımından hem çevre varyansı hem de genotipik varyansın önemli olduğu tespit edilmiştir. Meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve çapı, meyve başına verim, meyve başına tohum verimi, 1000 tohum ağırlığı, ilk çiçeklenme için geçen gün sayısı, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği bitki uzunluğu gibi incelenen diğer bütün özellikler bakımından varyasyonun tamamen çevre koşullarından kaynaklandığı, hat içindeki bitkilerin genetik yapılan bakımından homojen oldukları belirlenmiştir. Populasyon seviyesinde ise meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, meyve et kalınlığı, meyve çapı, lob sayısı, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi ve yaprak indeksi özelliklerinde belirlenen varyasyonun daha çok çevre koşullarından ve daha düşük oranda da bitkiler arasındaki genetik faklılıklardan kaynaklandığı diğer özelliklerde varyansın çevre faktörlerinden ileri geldiği belirlenmiştir. Kahramanmaraş biberinde ise populasyonlar ve üçüncü kendileme generasyonu seviyesindeki hatlarda, tomurcuk uzunluğu, tomurcuk indeksi, yaprak uzunluğu, lob sayısı, bitki başına verim, meyve ağırlığı, meyve uzunluğu, ve meyve başına tohum özelliklerinde belirlenen varyasyonun çevre koşullanndan kaynaklandığı, hatları oluşturan bitkilerin söz konusu özellikler bakımından genetik farklılıklar göstermediği tespit edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerin varyasyonunda hem genetik hem de çevre faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Capsicum annuum, ıslah, seleksiyon, haploidi, varyans. II

BiberDihaploidizasyonGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Nuray Çömlekçioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu ve gap bölgelerinde yetiştirilen değişik arpa ve buğday genotiplerinin çinko ile beslenme statüsünün belirlenmesi

Bu araştırma Orta Anadolu ve GAP bölgelerinde bitkisel verimi ciddi boyutlarda sınırlayan mineral beslenme problemlerinden Zn noksanlığı statüsünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Orta Anadolu ve GAP bölgelerinin değişik kısımlarında araştırma Enstitülerince kurulan tarla denemelerinden yaklaşık olarak 1120 yaprak, 560 dane örneği ile 226 adet toprak örneği alınmış ve analiz edilmiştir. Her iki bölge topraklarının çok düşük konsantrasyonlarda DTPA'da ekstrakte edilebilir (bitkiye yarayışlı) Zn içerdiği bulunmuştur. Ancak sadece Orta Anadolu Bölgesinde Zn noksanlığı s impt omları gözlenmiştir. Bunun Orta Anadolu bölgesinin (yaklaşık 320 mm/yıl) GAP bölgesinden (yaklaşık 480 mm/yıl) daha düşük yağış almasıyla ilişkili olabileceği düşünülmüştür. DTPA'da ekstrakte edilebilir Zn konsantrasyonlarının düşük olmasının aksine diğer mikroelementlerin konsantrasyonları yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak özellikle Orta Anadolu'da cidi bir Zn noksanlığı problemi mevcuttur ve burada Zn noksanlığına dayanıklı genotiplerin seleksiyon ve ıslah çalışmalarının yapılması gereği ortaya çıkmaktadır. Bu konuda yapılacak çalışmaların Zn'ca zengin tahılların yetiştirilmesi ve buna bağlı olarak da insan sağlığı ve ekonomik açıdan yarar getireceği açıktır.

ArpaBeslenmeBuğday+5
İnci Tolay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi için çift buharlaştırmalı soğutma sistemi

Öz Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi için çift buharlaştırmak soğutma sisteminin uygunluğu ve uygulanabilirliği teorik olarak incelenmiştir. İlk olarak, ısı kazancı hesabında ve soğutma sisteminin bilgisayar simulasyonunda kullanılmak üzere Şanlıurfa ilinin meteorolojik değerleri sürekli fonksiyonlarla ifade edilmiştir, örnek bir mahalin ısı kazancı soğutma sezonu boyunca günlük ve saatlik olarak hesaplanmıştır. Daha sonra, örnek mahal için psikrometrik diyagramda soğutma sisteminin bilgisayar simulasyonu yapılmıştır. Bilgisayar simulasyonu yardımıyla çift buharlaştırmalı soğutma sistemiyle ilgili olarak sonuçlar incelenmiştir. Çift buharlaştırmalı soğutma sisteminin genelde sıcak ve kurak olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi için ısıl konforu büyük ölçüde sağladığı tesbit edilmiştir.

Güneydoğu Anadolu bölgesiSoğutma sistemleri
Hüsamettin Bulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan göç edenlerin kimliklerinin yeniden inşasında eğitim sürecinin rolü; Adana örneği

Bu araştırmada, 1980 sonrası Güneydoğu ve Doğu Anadolu'dan Adana'ya göç edenlerin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi uyarlamaları sonucu oluşan kimlik inşa sürecinde formel eğitimin rolü araştırılmıştır.Araştırma çerçevesinde, hem literatür çalışması hem de alan araştırması yapılmıştır. Veri kaynağını, araştırmacı tarafından hazırlanan 51 soruluk görüşme formunun uygulandığı, Adana'da yaşayan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan göç etmiş, farklı yaş, cinsiyet, gelir ve eğitim gruplarından, toplam 170 hane üyesi oluşturmaktadır.Araştırma verilerini incelediğimizde, eğitim düzeyine bağlı olarak göçmenlerin siyasal, sosyal ve ekonomik uyarlanmalarında farklılıklar olduğu görülmüştür. Formel eğitimin göçmenlerin kimlik inşa sürecinde etkili olduğu saptanmıştır. Eğitim seviyesine paralel olarak, göçmenlerin kendilerini tanımlama unsurları, konuşulan dil, kendini ötekilerden farklı hissetme, geleneklere bağlılık, farklı gruplara hissedilen yakınlık gibi davranışlarda değişiklik olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Göç, Eğitim, Kimlik, Sosyal Uyarlanma

1980 sonrasıAdanaEğitim+7
Ruken Macit
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğadan izole edilen serbest yaşayan acanthamoeba türlerin tanısında mikroskobi, kültür ve moleküler yöntemlerin karşılaştırılması

Acanthamoeba türlerinin doğal çevrede serbest halde bulunmasından dolayı, insanların bu parazitle enfekte olma riski büyüktür. Acanthamoeba türleri granülomatöz amibik ensefalit (GAE), kutanöz acanthamoebiasis, Acanthamoeba keratiti oluştururken, AIDS'li hastalarda enfeksiyonun çeşitli organlara yayılmasına bağlı olarak kronik sinüzit, otit, kutanöz lezyonlar, sinüs lezyonları, deri ülserleri gibi hastalıklar meydana getirirler. Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Bitlis ve Van illerindeki yüzme havuzlarından, kaplıca sularından, hamamlardan, sulama kanalından, park ve bahçelerden alınan toplam 65 su ve toprak örneğinin 6 tanesi mikroskobik inceleme yöntemi ile, 11 tanesi kültür yöntemi ile ve 15 tanesi konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemi ile Acanthamoeba spp. pozitif bulundu. Çalışmada Acanthamoeba spp. laboratuvar tanı yöntemlerinden kültür metodu; mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemleri ile karşılaştırıldı. Kültür yönteminin mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemlerine göre duyarlılığı sırası ile %100, %73,33, %73,33 ve özgüllüğü sırası ile %91,53, %100, %100 olarak saptandı. İncelenmesi yapılan ve Acanthamoeba spp. tanısı alan 15 örneğin kist yapılarını ve moleküler analizlerini değerlendirdiğimizde 4 (%26,67) Acanthamoeba castellanii, 3 (%20) Acanthamoeba polyphaga ve 8 tanesinin (%53,33) Acanthamoeba palestinensis olduğu belirlendi. Çalışmamız Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapılan Acanthamoeba spp. ile ilgili ilk saha çalışması olup Acanthamoeba keratiti için doğal çevrede risk oluşturan türler tanımlandı.

AcanthamoebaDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+3
Yasin Geniş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu'da kutanöz leishmaniasis etken türlerinin ve klinik yansımalarının belirlenmesi

Amaç: Kutanöz leishmaniasis (KL) Türkiye'nin güneydoğu illerinde, Çukurova bölgesinde ve komşu Orta Doğu ülkelerinde endemiktir. Suriyeli mültecilerden kaynaklı vakalarla birlikte Türkiye'de büyüyen bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu Anadolu'da kutanöz leishmaniasise neden olan Leishmania türlerini belirlemek ve bu bölgedeki hastalığın epidemiyolojik ve klinik özelliklerini tanımlamaktır. Gereç ve Yöntem: Dicle Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Polikliniğine Ekim 2019-Ocak 2022 tarihleri arasında başvuran ve KL tanısı mikroskobik olarak doğrulanan 100 hasta çalışmaya alınmıştır. Standart bir anket kullanılarak her hastadan yaş, adres, seyahat geçmişi ile ilgili veriler ve lezyonların tipi, sayısı ve yeri elde edilmiştir. Hastaların lezyonlarından dermal kazıma ile alınan materyal modifiye NNN besiyerine inoküle edilmiştir. Besi yerinden elde edilen promastigotlardan DNA izolasyonu yapılmıştır. Leishmania ITS1 bölgesine özgü primer ve problar kullanılarak gerçek zamanlı PZR testi uygulanmış ve Leishmania türlerinin ayrımı yapılmıştır. Bulgular: Olguların 72'sinde L. tropica, 17'sinde L. major, 7'sinde L. infantum, 3'ünde L. donovani ve birinde L. aethiopica saptanmıştır. Olguların 83'ü yerli, 17'si dış kaynaklı idi. Dış kaynaklı olguların 8'inde L. major, 8'inde L. tropica, birinde L. aethiopica saptanmıştır. Olguların 95'i akut, 5'i kronik hastalığa sahipti. Kronik olguların tümü çocuktu ve bu olguların tümünde L. tropica tespit edilmiştir. L. tropica tespit edilen grupta en sık tespit edilen lezyonlar sıklık sırasıyla papülonodular (n=95), ülseratif (n=38) ve plak (n=22) iken; L. major grubunda ülseratif (n=35) ve papülonodular lezyonlardı (n=13). Olguların 62'sinde (%62) sadece yüz lokalizasyonu, 24'ünde (%24) sadece ekstremite lokalizasyonu, 14'ünde (%14) hem yüz hem de ekstremite lokalizasyonu vardı. Sadece ekstremite lokalizasyonu; L. major grubunda L. tropica grubuna göre daha fazla idi (sırasıyla %47, %18). L. major grubunda tüm lezyonlar inflamme iken, L. tropica grubunda ise lezyonların %21.9'u inflamme idi. Sonuç: Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerine olan uluslararası ticari taşımacılık ve çoğunlukla Suriye kaynaklı mülteci akını Güneydoğu Anadolu'da Leishmania türlerini ve KL epidemiyolojisini etkilemektedir. Türlere göre klinik özellikler değerlendirildiğinde L. major grubunda istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmasına karşın türe özgü spesifik klinik belirtiler belirlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Leishmaniasis, türler, klinik, belirtiler

Güneydoğu Anadolu bölgesiLeishmaniasisLeishmaniasis-cutaneous+3
Mehmet Harman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin eğitim öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunların ortaya konmaya çalışıldığı bu araştırma karma desende gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler bir ölçek aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Van, Şanlıurfa, Ağrı ve Bitlis'te görev yapan; amaçsal örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş öğretmenlerden oluşturulmuştur. Ölçek yoluyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama istatistikleri kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise betimsel içerik analizi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgulara göre; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin, sosyal kulüp çalışmalarında yöneticiler arasında işbirliğinin olmamasından dolayı ve tören, kutlama ve toplantılardaki sorumlulukları yerine getirirken okul idaresi tarafından gereken desteği görememe konularında okul yöneticilerinden kaynaklanan sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. İl-ilçe yöneticileri konusunda, yöneticiler ve eğitim müfettişleri tarafından teftiş edilme korkusu ve yapılan işlerin yöneticiler tarafından beğenilmeme kaygısı taşıdıkları saptanmıştır. Aday sınıf öğretmenlerinin meslektaşları ile ilgili yaşadıkları en önemli sorunun göreve yeni başladıkları için okula uyum sağlama konusunda destek bulamadıkları yönündedir ve meslektaşlarının tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyleri düşüktür. Eğitim öğretim ortamına ilişkin laboratuvar, teknoloji sınıfı, spor odası gibi tesisler olmadığından dolayı eğitim-öğretim faaliyetinin aksadığı, internet bağlantısının olmaması veya düzenli bağlantının olmamasından dolayı araştırma yapılamadığı, okulda yardımcı personel eksikliği veya hiç olmaması nedeniyle temizlik sorunu yaşandığı belirtilmiştir. Görev yapılan yere ilişkin sosyal tesislerin yetersiz olduğu, karşılaşılan bir problemin çözümü için yardım edecek bir kişi ya da kurum bulunamadığı belirtilmiştir. Lisansta (hizmet öncesinde) alınan eğitimin öğrenci başarısını değerlendirmede ve yöntem-teknikleri kullanma konusunda yetersiz kaldığı belirtilmiştir. Veli desteğinin olmaması, dil-kültür farklılıklarının olması, öğretmen-öğrenci-veli iletişiminde aksaklık yaşanması, ısınma, elektrik ve su sorunu karşılaşılan diğer sorunlardır. Göreve yeni başlayan ve kırsal kesimde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların tespitiyle ilgili yapılan araştırma ile elde edilen bulguların, aday öğretmenlik sürecinin yeniden değerlendirilmesine, aday öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların belirlenip çözümlenmesine, kırsal kesimlerde görev yapan aday öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine ve aday öğretmenlerin sosyal, kültürel, mesleki sorunlarının literatürdeki araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Karşılaşılan ve karşılaşılacak sorunların önlenmesi için de kırsalda görev yapan aday öğretmenlerin bulundukları ortama uygun bir eğitim sürecinden geçirilip oryantasyon çalışmaları yapılmalıdır. Kırsalda (köyde) yaşamaya teşvik edici önlemler alınarak yaptıkları çalışmalarla başarı gösteren öğretmenlere ödüllendirme (maddi-manevi) yapılmalıdır. Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programları ile aday öğretmenlere Millî Eğitim Bakanlığı tarafından destekleyici eğitimler verilmelidir.

Aday öğretmenlerDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+2
Kübra Ceren Analı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akademisyenlerde tip 2 diyabet riski: Güneydoğu Türkiye örneği

Bu araştırma Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki üniversitelerde çalışan akademisyenlerin tip 2 diyabet risklerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini bu bölgede YÖK Bilgi Sistemi 2017 istatistiklerine göre kayıtlı olan 6904 akademisyen oluşturdu. Örneklemini kurumlardan eposta yoluyla yapılan ankete yanıt veren 479 katılımcı oluşturdu. Araştırma web tabanlı yapılmış olup herhangi bir basılı materyal kullanılmadı. Veri toplanmasında Kişisel Özellikler Bilgi Formu, FINDRISK ve UFAA ölçekleri kullanıldı. Araştırmanın değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics for Windows v.25 paket programı kullanıldı. Verilerin analizi yüzdelik dağılım, Spearman Korelasyon analizi ve Mann-Whitney U Test ve Kruskal-Wallis Test yöntemleri kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılan 479 akademisyenin %27,77'sinin 30 yaş ve altında olduğu, %61,38'inin erkek, %65,14'ünün evli, %56,78'inin BKİ değerinin 25 altı olduğu, alınan FINDRISK puanı ile UFAA puanı arasında negatif anlamlı bir ilişki olduğu (r=-,282, p<,001), BKİ değeri ve bel çevresi ölçüleri ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<,001), günlük uyku süresi ile FINDRISK ve UFAA puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı bulundu (p>,05). Araştırma sonucunda, akademisyenlerin yaşları arttıkça aktivite düzeyinin azaldığı, diyabet oluşum riski puanının arttığı; günlük uyku süresinin diyabet oluşum riski puanını etkilemediği; uzun süre yaşadıkları coğrafi bölgeden uzakta çalışmalarının diyabet oluşum riskinde artışa neden olduğu; BKİ ve bel ölçülerinin diyabet oluşum riski üzerinde etkili olduğu; sigara/alkol kullanımının diyabet oluşum riski puanı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı ve aktivite durumunun diyabet oluşum riski puanı üzerinde etkili olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Diyabet, FINDRISK, UFAA

Akademik personelDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+3
İsmail Aksu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde (Diyarbakır-Şanlıurfa-Mardin) görev yapan aile hekimliği çalışanlarının ve 0-5 yaş çocuğu olan ebeveynlerin 0-5 yaş arası çocuklarda malnütrisyon, beslenme ve ek gıdaya geçiş ile ilgili bilgi, tutum-davranış ve farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Malnütrisyon; nütrisyonel yetersizliğe bağlı, önlenebilen veya tedavi edilebilen, normal vücut kompozisyonundaki değişiklikler olarak tanımlanmaktadır. Sıfır-beş yaş çocuklarda anne sütü alırken ve anne sütü sonrası ek gıda alırken besin kaynaklarına yeteri kadar erişememe ve günlük enerji ihtiyacının karşılanamaması, beslenme yetersizliği olarak da bilinen malnütrisyona yol açmaktadır. Amacımız bu çalışma ile aile hekimliği çalışanlarının ve 0-5 yaş çocuğu olan ebeveynlerin 0-5 yaş arası çocuklarda malnütrisyon, beslenme ve ek gıdaya geçiş ile ilgili bilgi, tutum-davranış ve farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi, sonrasında aile hekimliği çalışanlarına verilecek eğitim ile bilgi, tutum-davranış ve farkındalığın artırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız, gerekli izinlerin alınmasının ardından Şubat 2020 tarihinde Şanlıurfa'da Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa'dan katılan fikir liderleri eğitimi ve toplantısı ile başladı. Aile hekimliği çalışanları ile Mart 2020'de Şanlıurfa ve Mardin'de toplantılar yapıldı. Toplantılarda katılımcılara eğitim öncesi onamları alındıktan sonra Aile Hekimliği Çalışanları Malnutrisyon anketi uygulandı. Sosyodemografik bilgi anketi ve iowa ölçeği, 0-5 yaş arası çocuğu olan ebeveynlere hem çevrimiçi hem de yüz yüze görüşmelerle, çalışmamıza katılan aile hekimliği personeli tarafından uygulanmıştır. Toplanan veriler bilgisayara girilerek uygun istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza 59'u hekim 15'i ebe hemşire olmak üzere 74 aile hekimliği çalışanı ile, 0-5 yaş arası çocuğu olan 314 ebeveyn katılmıştır. Aile hekimliği çalışanlarının mesleklerinden ortalama memnuniyet düzeyleri 6,37±1,98 (min:1 max:10) saptanmıştır. Aile hekimliği çalışanlarına göre kendi birimlerine bağlı nüfustaki 0-5 yaş çocuk grubundaki malnütrisyon tahmini ortalaması yüzde 8,07±8,90 olarak saptanmıştır. Aile hekimliği çalışanlarının % 79,7'si (n:59) şu anda bağlı oldukları kurumlarda herhangi bir zamanda en az bir defa da olsa 0-5 yaş grubu çocuklarda malnütrisyon tespit ettikleri saptanmıştır. Aile hekimliği çalışanlarının yaşları arttıkça malnütrisyon saptama oranı artmaktadır (p=0,019). Malnütrisyon saptadığını belirten katılımcılar her bir çocuk hasta takip/muayenesi için daha fazla zaman ayırmaktadırlar. Malnütrisyon saptadıklarını belirten katılımcıların tahmini yüzdeleri gerçek verilere daha uygun olarak saptanmıştır. Malnütrisyon saptamak için herhangi bir yöntem kullandıklarını (özellikle persentil takibi) belirten aile hekimliği çalışanlarının malnütrisyon saptama oranı daha fazladır. Çalışmamızın ikinci kısmına katılan annelerin % 14'ü (n:44) okuryazar değil, % 41,1'i (n:129) ilköğretim mezunu, % 44,9'u (n:141) lise ve üzeri eğitime sahiptirler. Çocukların % 82,2'sinin (n:258) ilk bir saat içinde emzirildiği, % 86'sının (n:270) doğumdan hemen sonra ilk besin olarak anne sütü aldığı belirlendi ve % 48,7'sinin (n:153) normal doğumla dünyaya geldiği saptanmıştır. Çalışmamıza katılan ebeveynlerin bebek beslenmesi ile ilgili toplam tutum puanı ortalaması 64,01±7,14 (min:34, max:84) olarak saptanmıştır. Bebek beslenmesi tutum ölçeği puanına göre anne ve babaların eğitimi arttıkça emzirmeye eğilim artmaktadır (sırasıyla p<0,001, p=0,013). Ayrıca anne ve babaların çalışma durumlarına göre de anlamlı farklılık saptanmış olup memurların emzirmeye daha yatkın oldukları saptanmıştır (sırasıyla p=0,001, p=0,001). Ailelerin aylık gelir düzeyi arttıkça anne sütü ile beslenmeye yatkınlık artmaktadır (p<0,001). Ayrıca sezaryenle doğum yapan ebeveynlerin emzirmeye daha yatkın oldukları saptanmıştır (p=0,001). Sonuç: Malnütrisyon dünya çapında ve özellikle de çocuklar arasında süregelen önemli bir problemdir. Birinci basamak sağlık çalışanları beş yaş altı çocuklarla oldukça sık karşılaşmaktadırlar. Birinci basamak sağlık çalışanlarının, çocuklarda beslenme ve malnütrisyon konularına hakim olmaları ile bu yaş grubundaki malnütre çocukların erken tanı ve tedavisi yapılabilecektir. Çocukların sağlıklı gelişimleri için aile hekimliği çalışanlarının büyümenin izlemi ve anne sütü ile beslenme konusunda oldukça dikkatli ve ebeveynlere karşı oldukça eğitici olmak durumundadırlar. Ayrıca anne babaların eğitim düzeylerinin yükseltilmesinin bebek beslenmesine yönelik farkındalıklarını ve tutumlarını geliştireceği düşünülmektedir. Birinci basamakta aile hekimlerine düşen en büyük rol, aile eğitimine katkıda bulunmak, bebek beslenmesi ve malnütrisyon konusunda ailelerin bilgi beceri ve tutumlarını geliştirmek ve bu sayede daha sağlıklı toplumlar oluşmasına katkıda bulunmaktır.

Aile hekimliğiAna-babaAnne sütü+7
Tolgahan Kara
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi Antep fıstığı alanlarında toprak kökenli patojenlerin neden olduğu ağaç kurumalarının araştırılması

Bu tez çalışmasında, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan farklı Antep fıstığı üretim alanlarında, kurumalara neden olabilecek bazı toprak kökenli fungal patojenler araştırılmıştır. Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis illerinde bulunan 48 farklı Antep fıstığı bahçesinde 2021 yılı yetiştiricilik sezonu Haziran ve Eylül aylarında 1.900 ağaç incelenmiştir. Yapılan sörvey çalışmaları sonucunda en yüksek hastalık şiddeti ve hastalık yaygınlığı sırasıyla %11.4 ve %94.4 oranı ile Şanlıurfa ilinde, en yüksek hastalık oranı ise %23.1 ile Gaziantep ilinde belirlenmiştir. Çalışma kapsamında kuruma belirtisi gözlenen, ağaçların kök ve gövde kısımlarından örnekler alınıp, hastalık teşhisleri klasik ve moleküler yöntemler ile yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda 22 farklı fungus türü izole edilmiştir. Kök bölgesinde yapılan izolasyonlarda %73.3 oran ile en fazla Clonostachys rosae etmeni, gövdeden yapılan izolasyonlarda ise %44.2 oran ile en fazla Fusarium spp. türleri tespit edilmiştir. İzole edilen 22 fungus türünden seçilen 12 patojen türü ile yürütülen patojenisite çalışmaları kapsamında, UCB-1, Buttum, P. vera L. genotip anaçlarına inoküle edilmiştir. Yapılan patojenisite çalışması sonucu en geniş infeksiyon alanlarını; UCB-1 anacında Fusarium oxysporum, P. vera anacında Nectria sp., Buttum anacında Alternaria alternata etmenleri oluşturmuştur (sırasıyla 26 mm², 21 mm², 29 mm²). Sonuç olarak, izole edilen fungusların önemli bir kısmının zayıflık paraziti etmeni olması ve oluşturdukları infeksiyon alanlarının sınırlı olması nedeniyle ağaç kurumalarına izole edilen etmenlerin tek başına neden olamayabileceği, yapılan hatalı kültürel işlemler ve hatalı sulama sistemlerinin kullanımı ile birlikte zayıflık paraziti funguslarının zarar oluşturduğu ortaya konulmuştur.

Antep fıstığıAğaçlarGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Kander Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Enformelden formele, sırtçılıktan karıncalığa Türkiye'nin Güneydoğusunda kaçakçılığın dönüşümü: Şırnak örneği

Bu çalışmada Irak ve Türkiye arasında çizilen sınırlar sonrası, bölgede sınırın olmadığı dönemlerden kalma ticari faaliyetlerin yeni bir boyut kazanarak, kaçakçılık statüsüne dönüşmesi ele alınmış ve kaçakçılığın çeşitli ekonomik ve siyasal gelişmelerin etkisi ile geçirdiği aşamalar dönemselleştirilmiştir. Bu bağlamda sırtçılık ve katırcılık dönemleri sınırı geçme faaliyetlerinin, sınır güvenliği başlığı altında alınan tedbirlerle, sınır kapılarına yöneldiği ve sınır kapılarında kaçakçılığın karıncalık biçiminde devam edip dönüşüme uğradığı tezi işlenmiş ve bu dönüşümün dinamiklerine odaklanılmıştır. Sınır kaçakçılığı veya ticareti, hemen hemen her dönem içinde çatışma dinamiklerini barındıran, ilişki ve ağların dönüşmesi sonucu, yeniden üretilmekte, bu süreçte faaliyetlerin ve aktörlerin de dönüşümü gerçekleşmektedir. Bu çerçevede söz konusu dönüşümlerin tetikleyicileri ve pratikleri ile ekonomik, toplumsal, siyasal ve etnik çatışmalar, aşiret gibi toplumsal örgütlenme biçimleri, yerel, ulusal ve hatta küresel güçlerin kaçakçılık ve ticarete olan etkileri ele alınmıştır. Bu değişkenler üzerinden de dönüşümün nitelikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Güneydoğu Anadolu bölgesiKaçakçılıkKaçakçılık suçları+2
Ömer Anık
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Masallarda kadın (Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz masal örnekleri)

Masallar, Türk Halk Edebiyatı'nın en sevilen halk anlatmalarından biridir. Masal; kahramanları hayvanlar, insanlar, tabiatüstü varlıklardan oluşan; olayları masal ülkesinde geçen; halkın ortak şuurundan doğmuş; ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen; hayal mahsûlü bir takım olayların anlatıldığı sözlü halk edebiyatı ürünlerinden biridir. Masallarda masal kahramanlarından biri de kadınlardır. Hatta masallarda kadınlar daha fazla ön plana çıkarlar. Bu çalışmanın amacı da Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yüzyıllardır anlatıla gelen sözlü kültür ürünlerinden birisi olan masallardaki kadınların tespit edilip özelliklerine göre sınıflandırılarak tahlil edilmesidir. Toplumlarda ve özellikle Türk toplumunda önemli bir yere sahip olan kadınlar, masalların da önde gelen kahramanlarındandır. Bu tezde masalın tanımı hakkında ön bir bilgi verildikten sonra diğer halk anlatmalarındaki ve masallardaki kadının yeri ve önemi hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonraki bölümlerde incelenen masallardaki kadınların fiziksel ve karakter özellikleri, doğumu, sosyal konumu, evlenmesi, sihirli güçleri ve fiziki çevresi masallardan örnekler verilerek değerlendirilmiştir. Her bölüm ile ilgili öncelikle genel bir bilgi verilmiş olup bölümler, alt başlıklara ayrılarak işlenmiştir.

Doğu Akdeniz bölgesiDoğumEvlilik+3
Ş. Aysun Sadıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

The Factors effecting the success of secondary school students in the East and South East of Turkey

ABSTRACT THE FACTORS AFFECTING SUCCESS OF SECONDARY SCHOOL STUDENTS IN EAST AND SOUTHEAST OF TURKEY ŞAHİN, İsmet Ph. D., Department of Educational Sciences Supervisor: Prof. Dr. Yener GÜLMEZ MARCH 1997, 235 pages This thesis aims in defining the factors affecting the success of secondary school students in the East and Southeast Anatolia. The factors studied are named in the literature as "Social" factors, in which family-related factors and school-related factors are included. The study is based on the perceptions of the students, teachers and school administrators concerning the above mentioned elements of education. In order to achieve the purpose of the research study, questionnaires for students, teachers and administrators were developed proving their validity and reliability. The data obtained was analyzed statistically to test the hypotheses formulated prior to the study. Keywords: Education in the East and Southeast of Turkey, Factors Causing Failure; Social Factors; Family-Related Factors, Language, Culture, Family Characteristics, School-Related Factors; Schools and School Purposes, Effective Teacher and Pupil Behaviors, School Administrators and General Goals of Education

Academic achievementSuccessEastern Anatolia region+3
İsmet Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi popülasyonunda Y kromozomu STR varyasyonlarının incelenmesi

Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu popülasyonunda 17 Y-STR lokusunun allel ve haplotip frekanslarının belirlenmesi ve Y Kromozom Haplotip Referans Veritabanı (YHRD) 'nda yer alan haplotip verilerinin analizi ile popülasyonlar arası genetik ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Y-STR lokusları periferik kandan izole edilen DNA örneklerinde AmpFlSTR® Yfiler? PCR kiti kullanılarak çoğaltılmış ve genotiplendirme ABI PRISM® 3130 Genetic Analyzer ile yapılmıştır. Verilerin analizi için ?GeneMapper Software v. 3.2? (Applied Biosystems, FosterCity, CA, USA) ve Arlequin (Versiyon 3.5) programları kullanılmıştır. Sonuç olarak, 86 bireyde 79 farklı haplotip gözlenmiş, tüm lokuslar için haplotip çeşitliliği ve ayrım gücü (DC) sırasıyla 0.99 ve 0.92 olarak hesaplanmıştır. YHRD' de yer alan farklı popülasyonlara ait haplotip verileri bu çalışmanın sonuçları ile birlikte analiz edilmiş ve en düşük genetik uzaklık değeri Güneydoğu Anadolu popülasyonu ile İran popülasyonları arasında bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Y-STR, Güneydoğu Anadolu, polimorfizm, genetik uzaklık

Güneydoğu Anadolu bölgesiPolimorfizm-genetikPopülasyon+1
Nazlı Bozman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ekonomik kalkınmasında beşeri sermayenin önemi ve mülki idare amirlerinin algısı

Günümüzde ülkelerin en önemli hedefleri kalkınmışlık düzeylerini artırmak ve bölgelerarası gelişmişlik farklarını en aza indirmektir.Geri kalmış bölgelerde hızlı ve devamlı bir kalkınma için pek çok araç kullanılabilir. Beşeri sermaye teorisine göre, bu araçlar arasında en etkili olanı nitelikli insan gücü yatırımlarının bu bölgelere yapılmasıdır. Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin gelişmesinde en önemli unsurlardan birinin nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi olduğu üzerinde durulmuştur.İçsel büyüme modellerinde büyümenin itici gücünün beşeri sermaye olduğu belirtilmektedir. Beşeri sermayenin temel bileşenleri arasında eğitim ve sağlık yer almaktadır. Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki temel farklardan biri de beşeri sermayeye olan yatırımların miktarı ve bunun sonucunda nitelikli insan gücü stokundaki farklılıklardır. Gelişmiş ülkeler eğitim süreçlerini insanın niteliğine katkıyapacak biçimde planlamaktadırlarEğitim ve sağlık alanındaki yatırımların, Güneydoğu Anadolu Bölgesi açısından son derece önemli olduğu görülmektedir. Yapılan anket çalışmasının sonucunda bölgenin eğitim yapısındaki temel sorunlar arasında, alt yapı ve eğitici personel eksikliğiyle beraber, gelenek görenek, inanışlar, niteliksizlik ve güvenlik sorunlarının yer aldığı görülmüştür. Türkiye'de özellikle devletin planlama aracıyla kalkınmayı sağlamaya çalıştığı durumlarda, planlama yapılırken bölgenin nitelikli insan gücü miktarının dikkate alınması çok önemlidir.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kalkınma, Az Gelişmişlik, Beşeri Sermaye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi

AzgelişmişlikBeşeri sermayeBölgesel kalkınma+5
Serdal Peker
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Terörün Türk turizmine etkileri: Mardin ve Diyarbakır örnekleri

Bu çalışmanın temel amacı, terör eylemlerinin Türk turizm endüstrisini ne derece etkilediğini incelemektir. Terörizm; küresel dünya da ülkelerin toprak bütünlüğünü veya vatandaşların can güvenliğini tehdit etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler açısından turizm endüstrisi hızlı kalkınmanın anahtarı olarak görülmektedir. Türkiye'de de turizm endüstrisi ekonomik kalkınma açısından büyük önem teşkil etmektedir. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin ekonomik refaha kavuşmalarını istemeyen terör örgütlerinin destekçileri, yaptıkları ekonomik yardımlar ile terör örgütlerinin gelişmesine ve büyümesine destek vermektedirler. Türkiye'de yaşanan terör eylemleri, turizm endüstrisini ciddi anlamda etkilemektedir. Çalışma kapsamında, 2015 ve 2017 yılları arasında Türkiye'de yaşanan terör olayları ve aynı yıllarda Türkiye'ye giriş yapan turist sayıları temel alınarak zaman serisi analizi yapılmıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamına, Diyarbakır ve Mardin'de bulunan 15 otel işletmesinin orta ve üst kademe yöneticileri dâhil edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, literatür taraması yapılmıştır. Araştırmanın verileri Mardin ve Diyarbakır'da bulunan üç yıldız ve üzeri otel işletmelerinin orta ve üst kademe yöneticileri ile görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda terör eylemlerinin; Dünya turizmini, Türk turizmini ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi turizmini ekonomik, sosyal ve turizm çeşitliliği gibi yönlerden olumsuz bir şekilde etkilediği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Terörizm, Turizm, Türkiye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Mardin, Diyarbakır.

DiyarbakırGüneydoğu Anadolu bölgesiMardin+5
Ertuğrul Kaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bekir Yıldız'ın öykülerinde şahıs kadrosu

Güneydoğu Anadolu öykücüsü olarak tanınan ve toplumcu gerçekçi kimliği ile 1970'li yıllarda adından sıkça söz ettiren Bekir Yıldız'ın öykü ve romanları üzerine, 2003-2018 yılları arasında bir çeşit eleştiri kabul edebileceğimiz, altı yüksek lisans bir doktora düzeyinde çalışma yapılmış, yapılan bu çalışmalarda Bekir Yıldız'ın hayatı ve eserlerinden hareketle öykü ve romanları farklı yönleriyle düşünce boyutuna taşınmıştır. Bu çalışmada, Bekir Yıldız'ın "Reşo Ağa, Kara Vagon, Kaçakçı Şahan, Sahipsizler, Evlilik Şirketi, Beyaz Türkü, Dünyadan Bir Atlı Geçti, Demir Bebek, Mahşerin İnsanları ve Bozkır Gelini" adlı öykü kitaplarında yer verdiği şahıslar kimlerdir ve hangi sosyo-ekonomik çevrenin ürünü/insanı olarak öyküde yer almışlardır sorularına cevap aranmaya çalışıldı. Bu amaçla ilk önce öykülerdeki şahıslar; erkekler, kadınlar ve çocuklar şeklinde üç ana başlık altında toplandı. Daha sonra her biri yaşadıkları sosyo-ekonomik çevreye göre Köy/Kasaba Çevresinde Yaşayanlar, Şehir/Kent Çevresinde Yaşayanlar ve Yurtdışı Çevresinde Yaşayanlar olarak tasnif ederek açıkladı.

Güneydoğu Anadolu bölgesiHikayeYıldız, Bekir+1
Sinan Duran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesinde zeytin üretim alanlarının dağılışı (1991-2016)

Türkiye zeytin üretimi ve zeytinyağı üretiminde 1950'li yıllardan itibaren bir azalma meydana gelmiş olsa da 1961-1962 döneminde Türkiye ilk zeytinyağı ihracatını yapmıştır. 1980'li yıllar ve sonrasında zeytinciliği koruma kanununa rağmen zeytinlikler sökülerek, kıyı turizmi uğruna feda edilerek başka tarımsal faaliyet alanları zeytinciliğin yerini almıştır. Ülkemizde 2000'li yıllardan bu yana Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi özelliklede sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde nitelik ve nicelik olarak ciddi gelişmeler görülmektedir. Çünkü sofralık zeytin ve zeytinyağı teknolojisi gelişmekte, bölgeleriyle özdeşleşen ve markalaşan zeytin çeşitleri, zeytin ve zeytinyağı pazarının gelişmesine destek vermektedir. Ülkemiz zeytincilik yapısı geleneksel zeytincilikten çıkıp modern zeytinciliğe yönelmektedir. Türkiye dünya sofralık zeytin ve zeytinyağı pazarında söz sahibi olabilmenin en önemli koşulu olan yüksek kaliteli üretimi hedeflediği için bazı sorunlar da yaşamaktadır. Zeytine gereken önem verilmeli ve iç piyasa talepleri ile birlikte ihracatta da önemli paya sahip olmalıdır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde zeytinin anavatanı olması ve yörede zeytinyağının bir kültür haline gelmesi nedeniyle zeytin yetiştiriciliği çok uzun yıllara dayanmaktadır. Bölgenin en önemli dezavantajı yaz döneminin çok kurak geçmesi ve su sıkıntısının yaşanmasıdır. Son otuz yılda bölgede uygulamada ön plana çıkan GAP projesi sayesinde barajlar inşa edilmiştir. Böylece bölgenin kuraklık yaşayan çorak alanlarına suyun ulaştırılması ve baraj göletlerinin kıyılarının zeytinciliğe çok uygun olması nedeniyle ağaç dikimi hızlanmıştır. Dünya'da zeytine ve zeytinyağına verilen değerin artması ile birlikte ağaç dikimi hızlanmıştır. Bölgede üretilen zeytinin %70'ni sofralık %30'nu ise yağlık oluşturmaktadır. Kilis, Gaziantep (Nizip), ve Şanlıurfa çevresinde yağlık zeytin üretimi yapılır iken Mardin(Derik), Adıyaman ve çevresinde Sofralık üretim gelişmiştir. Bölgede üretilen zeytinler hem klasik yöntem ile hem de fabrikalarda modern yöntem ile yağı çıkarılmaktadır. Çıkarılan bu zeytin çoğunlukla iç pazarda tüketilmektedir. Ayrıca zeytinin pirinasından sabun yapımı bölgede önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Zeytin yetiştiriciliğine gerekli desteğin verilmesi teknoloji ve fidan desteğinin yanında çiftçilerin bilinçlendirilmesi halinde Güneydoğu Anadolu bölgesinde zeytincilik önemli ölçüde gelişecektir. Bu çalışmada zeytinin dağılışı, iller arasında zeytin üretim farklılığı ve değişimini harita, grafik ve tablolar ile coğrafi bilgi sistematiği çerçevesinde katkılar ve öneriler dahilinde ışık tutmaya çalışıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde geçmişten günümüze zeytin üretimi ile ilgili tespitler ortaya konuldu ve neler yapılması hakkında görüşler bildirildi.

Güneydoğu Anadolu bölgesiMekansal dağılımZeytin+2
Ali Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesislerinin yeterlilik düzeyinin araştırılması (Güneydoğu Anadolu bölgesi örneği)

Araştırmanın konusu " Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne Ait Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeyinin Araştırılması" dır. Araştırmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesislerinin nicelik ve nitelik açısından mevcut durumu tespit edilerek, sportif faaliyetlerin uygulandığı birimlerde yer alan spor tesislerinin kullanım alanları ile yeterlilik ve kapasite düzeylerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini; Türkiye' deki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ait spor tesisleri olup örneklemini ise; Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait spor tesisleri olarak belirlenmiştir. Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki spor tesislerinin nitelik ve nicelik açısından yeterlilik düzeyinin belirlenmek istendiği bu araştırmada 2 bölümden oluşan veri toplama aracı kullanılmıştır. Birinci bölümde Spor Tesislerinin nitelik ve nicelik olarak mevcut durumları ile ilgili bilgi toplamak amacıyla oluşturulan "Veri Toplama Formu"nun yanı sıra ikinci bölümde 2011 yılında Nacar E. tarafından Spor Tesislerinin Yeterlilik Düzeylerinin Belirlenmesine yönelik geliştirilen 25 sorudan oluşan anketin 5'li likert ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak; Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüklerine ait spor tesislerinin nitelik ve nicelik açısından yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca müdür ve müdür yardımcıları "spor tesislerinin yetersizliğinin, siyasi iktidarların spor tesislerine gereken önemi vermediğinden" kaynaklanmadığını düşünürken, antrenör ve sporcular ise; siyasi iktidarların gereken önemi vermediğinden kaynaklandığını görüşlerine yer vermiştir.

Gençlik ve Spor İl MüdürlüğüGüneydoğu Anadolu bölgesiSpor+3
İsmail Öner
Fırat University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır-Kurtalan Demiryolu hattının yerleşmelere etkisi

Ulaşım, yerleşmelerin kurulmasında ve büyüyüp gelişmesinde etkili olan faktörlerdendir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Dicle Bölümünde yer alan Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı ve bu hattın, güzergâh boyunca bulunan yerleşmelere olan etkisinin ele aldığı bu çalışmada; Coğrafya Biliminin dağılış, ilgi ve bağlılık ile nedensellik ilkeleri çerçevesinde çalışma ve analizler yapılmıştır. Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattının yapımında ve güzergâhın belirlenmesinde etkili olan coğrafi faktörler belirlenmiş olup; hattın yapım amacı, tarihçesi ve şu anki durumu hakkında bilgiler verilmiştir. Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı, ülkenin batısı ile doğusunu birbirine bağlayan Haydarpaşa-Kurtalan demiryolu hattı içinde yer almaktadır. Kurtalan istasyonu, yapıldığı dönemde demiryoluyla ülkenin doğu ve batısını kesintisiz bir biçimde birbirine bağladığı ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde en son istasyonunun bulunduğu yerleşme olduğu için bir simgedir. 159 km'lik Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı, Diyarbakır, Batman ve Siirt illeri olmak üzere toplam üç ilin idari sınırları içinde yer almaktadır. Bu hat boyunca, altı istasyon (Diyarbakır, Bismil, Çöltepe, Batman, Beşiri ve Kurtalan) ile oniki durak (Bozdemir, Uğur, Arzuoğlu, Ulam, Ambar, Seyithasan, Salat, Sinan, Kıradağ, Yaylıca, Merci ve Yanarsu) bulunmaktadır. Geçmişten günümüze, Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattı ve bu hat üzerinde yer alan tüm istasyon ve duraklar ile demiryolu hattının güzergâh üzerindeki yerleşmelere olan etkisi incelenmiş olup; değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamızda, ilk yapıldığı döneme göre eski önemini kaybeden Diyarbakır-Kurtalan demiryolu hattının tekrar canlanması, aktif hale gelebilmesi için yapılması gereken çalışmalar ve projeler anlatılmıştır. Bu çalışmada ayrıca; çevreci, ekonomik, rahat, konforlu ve hızlı bir ulaşım şekli olan demiryolu ulaşımına yeniden ağırlık verilmesi, hatların iyileştirilip modernize edilmesi, hızlı trenlerin kullanılması, karayolu-demiryolu-denizyolunun birbirine entegre edilmesi gibi ülke ekonomisi ve yöre halkı için önemli çalışmaların gerekliliği üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ulaşım, Demiryolu, Diyarbakır, Kurtalan, Yerleşme.

CoğrafyaDemir yollarıDemir yolu taşımacılığı+7
Aysel Bozkurt Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects