Economic analysis

103 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ekonomide beklentilerin rolü

Yunanlı heykeltraş Pygmallion'dan itibaren beklentiler ile gerçekleşen olaylar arasında yakın bir ilişkinin var olduğu düşünülmüştür. Daha sonralarda ise P.D. Cagan beklentileri geçmiş dönemde gerçekleşen ve geçmişte gerçekleşmesi muhtemel olan beklentiler olarak incelemiş bu durum literatürde Adaptif Beklentiler Teorisi olarak yerini almıştır. Bu konudaki bir diğer teori ise beklentileri sadece geçmiş döneme bakarak oluşturmanın yeterli olmadığı düşüncesiyle ve cari dönem bilgilerinin de dahil edilmesi gerektiği görüşünü dile getiren J. Muth'un geliştirmiş olduğu Rasyonel Beklentiler Teorisi'dir. G. Gigerenzer'ın öncülüğünde gelişen Ekolojik Rasyonellikte ise elde bulunan tüm bilgileri kullanmadan, rasyonel olmayan kısa yollar ile karar alımı söz konusudur fakat bu kavramda diğer beklenti kuramlarından farklı olarak çeşitli çevresel durumları karar alırken göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ekonominin son 20 yılına baktığımız zaman makro iktisattaki değişimlerin mikro temelleri oluşturulurken bireyin tercihleri ve o tercihlere sebep olabilen beklentiler, aynı zamanda politika yapıcıların başarılı olup olmaması sonucunda beklentileride etkilemesi konusu gittikçe daha çok kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Çalışmada önce beklenti kavramı ve ekonomide izlenecek olan politikaların iktisadi ajanların beklentilerine (bekleyişlerine) göre şekillendiği durumu teorik olarak daha sonra ise ampirik açıdan ele alınmış ve bu tezde detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adaptif Beklentiler, Rasyonel Beklentiler, Ekolojik Rasyonellik.

BeklentilerEkonomiEkonomik analiz+2
Yonca Alaşahan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cevizin Türkiye ekonomisne katkısı

Şehir merkezlerinde yoğunlaşan insan nüfusu, beraberinde hayat standartlarında bazı değişiklikleri de getirmiştir. Hızlı yaşam temposu ile alternatif gıdalara olan ilginin artması sonucunda yüksek enerji ve besin değerine sahip kabuklu kuru meyvelere olan ilgi de artmıştır. Dolayısı ile ülke ekonomilerine büyük katkısı olan tarımsal faaliyetlerden biri olan kabuklu meyve yetiştiriciliği bu alanda ilgileri üzerine çekmiştir. Dolayısıyla yapılan bu çalışmanın asıl amacı insan beslenmesinde büyük öneme sahip olan ve dış pazar imkanının oldukça fazla olduğu cevizin; Türkiye'deki üretimi, ithalatı, ihracatı ve ülke ekonomisine yaptığı katkıların analiz edilip üretiminde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin sunulmasıdır. Anahtar Kelimeler: Ceviz, İthalat, İhracat, Üretim

CevizEkonomiEkonomik analiz+6
Sevinç Onğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Economic and structural analysis of the tourism market in the province of Erbil (During the period 2007 – 2016)

The purpose of the current study is to make the economic and structural analysis of the tourism market in the province of Erbil. In order to reach this purpose, the study sample was collected from the ministry of municipalities and tourism, general directorate of tourism and investment authority. For years 2007 to 2016. In the method the study's problem, through analyzing and examining secondary data that engrossed on the nature of the relationship and relative import between study variables is given. In addition, the study stretches to some results, most conspicuously the province of Erbil constitutes over fifty of the total tourism projects in the region, and the study concludes that the relative importance of the tourism sector to the other economic sectors constitutes good rate. The tourism sector comes in third place after the industrial sector and the Real Estates sector. Also, the proportion of tourism institutions in the province of Erbil to the tourist institutions in the region during the period rate (36.12%) that indicates the Erbil is a center for tourist and archaeological sites in the region. Consequently, the study found that a high rate of their annual revenues of hotels, motels and tourist villages, the percentage is between (1-200) million dinars (1000 dinars = 3 TL), while the remaining proportion of (2.802%) revenues more than 201 million dinars annually, and fast because most tourist institutions (hotels, motels and tourist villages) absorb customers more than the capacity of absorption, in addition to their prices jealousy constant. Finally, the study found that the percentage of specialists in the field of tourism during the same only (5.71%) and this percentage is very low, and is one of the obstacles to the development of tourism in the Kurdistan Region of Iraq.

Bilge TourismEconomic analysisEconomic effect+7
Mohammed Othman Sedeeq
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The economic analysis for the efficiency of using fertilizer in the production of vegetable in greenhouses in Slemani province: 2016 Bazian case

The use of production elements without relying on economic and technical criteria leads to low productivity and higher costs. This condition leads to a lack of full and optimal utilisation of resources; therefore, for those interested in the agricultural sector should focus their attention on the methods induce to increasing productivity and lower costs of production. In this status, the scientific method in farm management will be the primary and sufficient condition for achieving increased productivity and lower costs. In this sense, the objective of the research is to determine the efficiency of fertiliser use to grow vegetables (cucumber, tomato, green pepper) in greenhouses. However, this study shows that there is a positive correlation between the amount of vegetable production and the quantities of production elements used in vegetable production. Also, the data show that not every increase in use fertiliser always positive effect and shows that the degree of fertiliser use in Slemani Province is not highly efficient, this study has attempted to clarify the impact of this use and how to use fertilisers in Bazian District in the Slemani Province.

Economic analysisEconomic efficiencyFertilizers+5
Ako Husseın Mohammed Amın Mohammed Amın
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A meta-analysis study on the vaccination effectiveness of influenza and interpretation regarding economic aspects

Health "is a state of complete physical, mental and social well-being and not merely the absence of disease or infirmity". It is also a field of study for all sciences, as it is a factor that affects the "individual", the building block of society, in all contexts. The fact that the workforce, that is, the individual, has been accepted as the essential economic input for centuries requires that health be integrated with economics. Governments, especially in developed countries, allocate as much of their economic resources as possible to health. In this framework, the requirement for influential health applications comes to the fore. Immunisation is one of the most crucial elements in providing preventive health strategies and is very financially and medically effective. Active immunisation or vaccination is critical in preventing diseases such as "influenza", which have a very high economic and social burden. Accordingly, in this thesis, three meta-analyses were conducted separately to examine the vaccination activities against three strains of influenza. The results observed in 152 studies in Web of Science (Web of Knowledge) and PubMed databases were examined in order to conduct a systematic review and meta-analyses. With the meta-analyses carried out with the Comprehensive Meta-Analysis Software (CMA) package program, the best vaccination performance was observed against A(H1N1) at 60.3%, following B at 51.1% and worst against A(H3N2) at 20.4%. In other words, current vaccines provide insufficient protection against influenza A(H3N2) compared to the vaccines against influenza B(any lineages) and influenza A(H1N1). Hence, vaccine development improvements are necessary to increase protection, especially against the H3N2 strain of influenza. The findings from this thesis shed light on the number of resources that can be allocated to each influenza strain vaccine while determining the health-economic strategies that ensure the cost-effectiveness of influenza vaccines.

VaccinesEconomic analysisEconomic evaluation+4
Fatma Rümeysa Aksoy
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli ilinde faaliyet gösteren alabalık işletmelerinin yapısal ve ekonomik analizi ve pazarlama durumu

Bu çalışmada Tunceli İli'nde faaliyet gösteren alabalık yetiştiricilik işletmelerinin yapısı, yönetim durumu, pazarlama durumu ve finansal özelliklerinin belirlenmesi keşifsel olarak amaç edinilmiştir.İşletmelerin yönetim ve organizasyon yapısına bakıldığında, işletmelerin % 84'ünün şahıs firması olduğu ve yönetimin genellikle işletme sahibi tarafından yürütüldüğü belirlenmiştir. İşletmelerde, işleme, paketleme, nakliye ve insan kaynakları birimlerinin hiç olmadığı tespit edilmiştir. İşletmelerin % 100'ünde üretim birimi, % 12'sinde kalite kontrol birimi, % 32'sinde pazarlama birimi, % 28'inde muhasebe birimi, % 28'inde satın alma birimi ve % 4'ünde AR-GE biriminin olduğu görülmüştür. Bu sayılar işletmelerin tam teşekküllü bir örgüt yapısında olmadıklarını istatistiksel olarak ifade etmektedir.Üretilen balıkların %31,82 oranında toptancıya, % 29,55 oranında perakende, % 22,72 oranında işletmeye ait lokantada ve % 15,90 oranında da fabrikalara satıldığı tespit edilmiştir. Pazarlama konusunda ticari ilişkilerin önemli olduğu ve pazarların yakın olmasının ise önemli olmadığı belirlenmiştir.Bu çalışmada yem giderleri toplam işletme giderlerinin % 68,03'ünü oluşturmuştur. Yem giderlerinin ardından ikinci sıradaki en büyük gider ise % 7,11 ile yavru giderlerdir.İşletmelerde ekonomik rantabilite ortalama %34,91 bulunmuştur. Bu oran alabalık işletmelerinin karlı olduklarını göstermektedir.

Alabalık üretme çiftlikleriAlabalıklarBalık üretimi+6
Nehir Aksu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Demir çelik sektöründe tav fırını atık enerjisinden güç üreten sistemlerle enerji geri kazanım potansiyelinin araştırılması

Gelişmiş dünyanın fosil kaynaklı yakıtlara bağımlılığı nedeniyle alternatif temiz enerji üretim sistemleri kullanmak kadar atık enerjinin tasarrufu da büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, üretici ve araştırmacılara güç çevrimleri kullanılarak atık ısının geri kazanılması konusunda kapsamlı bir bakış açısı kazandırmak ve demir çelik fabrikasında bulunan bir ara ısıtma (tav) fırını egzoz gazının enerjisinin geri kazanılması amaçlanmıştır. İlk aşamada, tav fırını sistemine Kalina çevrimi (KC) entegre ederek çevrimin parametrik optimizasyonu, enerji ve ekserji analizleri, ekonomik ve çevresel analizler ile birlikte yapılmıştır. Çalışma sırasında, türbin çalışma basıncı 80 bar alınarak türbin giriş sıcaklığı 130 °C ile 430 °C arasında (20 °C artırılarak) değiştirilmiştir. Amonyak konsantrasyonu %15'ten %95'e çıkarılmıştır (%10 arttırılarak). KC'nin parametrik optimizasyonu, değişkenlerin sistem üzerindeki etkisini karşılaştırabilmek için çok çeşitli parametreler için değerlendirilmeler yapılmıştır. KC'nin parametrik, enerji ve ekserji analizlerinden sonra, KC'nin maksimum net güç üretimi, termal verimliliği ve ekserji verimliliği 430 °C türbin giriş sıcaklığında ve %95 amonyak konsantrasyonunda 389.44 kW, %33,86 ve %68.96 olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma koşullarında, KC'den elde edilen en iyi performansın, üretilen elektriğin maksimum CO2 salım azaltımı, yatırım maliyeti, birim yatırım fiyatı, geri ödeme süresi ve birim maliyeti 257,13 kg-CO2/h, 501 115 $, 1243 $/kW, 2,93 yıl ve 0,0265 $/kW olarak bulunmuştur. İkinci aşamada ise KC'nin 50 bar ile 100 bar arasındaki türbin çalışma basıncında türbin giriş sıcaklığı 130 °C ile 430 °C arasında (20 °C artırılarak) değiştirilmiştir. Amonyak konsantrasyonu %15'ten %95'e çıkarılmıştır (%10 artırılarak). KC'nin parametrik optimizasyonu, değişkenlerin sistem üzerindeki etkisini karşılaştırabilmek için çeşitli parametreler için değerlendirilmeler yapılmıştır. KC'nin parametrik, enerji ve ekserji analizlerinden sonra, KC'nin maksimum net güç üretimi, termal verimliliği ve ekserji verimliliği 430 °C türbin giriş sıcaklığında ve %95 amonyak kütle konsantrasyonunda 100 bar türbin çalışma basıncında elde edilmiş olup bu değerler 410,62 kW, %36,05 ve %73,47 olarak hesaplanmıştır. Bu çalışma koşullarında, KC'den elde edilen en iyi performansın, üretilen elektriğin maksimum CO2 salım azaltımı, yatırım maliyeti, birim yatırım fiyatı, geri ödeme süresi ve birim maliyeti 274.42 kg-CO2/h, 517 293 $, 1198 $/kW, 2,79 yıl ve 0,0255 $/kW olarak bulunmuştur. Üçüncü aşamada, demir çelik fabrikasında bulunan bir ara ısıtma (tav) fırını egzoz gazı atık enerjisinin geri kazanılabilmesi amacıyla aynı egzoz gazı sıcaklıklarında ve çalışma koşullarında tasarlanan Buhar Rankine Çevrimi (SRC), Organik Rankine Çevrimi (ORC) ve Kalina Çevrimleri (KC) arasında en iyi performans gösteren sisteme karar verilerek sistemlerin performans optimizasyon sonuçları karşılaştırılmıştır. Sistemler içerisinde en iyi performans gösteren çevrimi kullanmanın CO2 salım azaltımı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Performans ve salım açısından en iyi çevrim konfigürasyonlarına ve çevrim akışkanına karar verildikten sonra en iyi performans gösteren sistemin ekonomik ve çevresel analizleri yapılmıştır. SRC sisteminde Tav fırını baca egzoz gazı sıcaklığı 450 °C, türbin giriş basıncı = 10 bar ile 100 bar arası 10 bar artırılmış, egzoz gazı kütlesel debisi 3,73 kg/s olarak alınmıştır. Sonuç olarak en iyi performansın 100 bar türbin çalışma basıncında 440 °C türbin giriş sıcaklığında net güç 387,94 kW, net termal verim %30,19, ekserji verimi %64,99 ve CO2 salım azaltımı 256,16 kg-CO2/h hesaplanmıştır. ORC sisteminde seçilen aseton, benzen, bütan, siklohekzan, siklopentan, etanol, R11 ve R123 sekiz çalışma akışkanları için farklı çalışma basınçları ve türbin giriş sıcaklıklarına bağlı olarak net gücü, net termal verimi, ekserji verimi değişimi incelenmiştir. ORC sisteminde, etanol çalışma akışkanının mevcut durum için en iyi performansı verdiği belirlenmiştir. ORC'de türbin çalışma basıncı 10 bar ile 60 bar ve türbin giriş sıcaklığının 125 °C ile 400 °C sıcaklık aralığında değerlendirilmiştir. Analiz neticesinde 60 bar çalışma basıncında ve 375 °C'de türbin giriş sıcaklığında net güç 410,92 kW, net termal verim %30,78, ekserji verimi %66,71 ve CO2 salım azaltımı 274,61 kg-CO2/h değerinde hesaplanmıştır. ORC sisteminde 375 °C türbin giriş sıcaklığında ve 60 bar çalışma basıncında kullanılan etanol için toplam yatırım maliyeti 440 358 $, üretilen elektrik birim maliyeti 0,0228 $/kW, ve üretilen elektrik başına yatırım maliyeti değerleri, 1072 $/kW minimum geri ödeme süresi 2,07 yıl, olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak, bir demir çelik tesisinde kurulu olan endüstriyel tav fırınında egzoz gazının atık ısısını kullanarak tasarlanan SRC, ORC ve KC sistemleri içerisinde en iyi performans gösteren çevrimin Etanol çalışma akışkanı kullanılarak analiz edilen Organik Rankine çevrimi olduğu belirlenmiştir. ORC sistemi ile 410,92 kW net güç, %30,78 net termal verim, %66,71 ekserji verimi ve 274,61 kg-CO2/h CO2 salım azaltımı gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda 440 358 $ toplam yatırım maliyeti, 1072 $/kW üretilen elektrik başına yatırım maliyeti, 0,0228 $/kW üretilen elektrik birim maliyeti ve 2,07 yıl minimum geri ödeme süresi ile mevcut durum için tasarlanan sistemler arasında en uygun çevrim olduğu bulunmuştur.

Atık ısıDemir çelik endüstrisiEkonomik analiz+2
Sevgi Aslan
İskenderun Technical University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar ilinde patates üretiminin teknik ve ekonomik etkinliğinin analizi

Bu çalışmanın amacı; patates üretimi yapan işletmelerin teknik ve ekonomik etkinliklerinin belirlenmesi ve etkinsizliğe sebep olan faktörlerin belirlenerek işletmelerin etkinliklerini arttırmaya yönelik önerilerin geliştirilmesidir. Afyonkarahisar ilinin çalışma alanı olarak belirlenmesinde Türkiye'nin önemli patates üretim merkezlerinden biri olması etkili olmuştur. Çalışmanın ana materyalini tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 79 işletmeden anket yoluyla elde edilen veriler oluşturmuştur. Bu verilerin analiz edilmesinde "Veri Zarflama Analizi" ve "Stokastik Sınır Analizi" yöntemleri kullanılmıştır. Bu yöntemler etkinlik skorlarının hesaplanmasında kullanılmakta olup, patates üretiminde etkinliği etkileyen faktörler "Tobit Regresyon Analizi" ve "Etkinsizlik Faktör Modeli" yöntemleriyle belirlenmiştir. Etkinlik analizlerinde değişkenler olarak patates verimi, işgücü, makine gücü, elektrik, saf azot, saf fosfor ve tohum kullanım düzeyleri kullanılmıştır. Etkinsizlik modellerinde değişkenler olarak yaş, eğitim, patates alanı, patates parsel sayısı ve borçluluk düzeyi yer almıştır. Araştırma sonuçlarına göre teknik etkinlik değerleri 0.690 ve 0.764, ekonomik etkinlik değeri 0.292'dir. İşletmelerde teknik etkinlik skorları ekonomik etkinlik skorlarına göre daha yüksek bulunmuştur. Bunun nedeni işletmelerin girdi miktar ve fiyatlarını göz önünde bulundurarak optimum girdi bileşimiyle üretim yapmamalarıdır. Etkinlik düzeyleri ile patates alanı, yaş ve borçluluk düzeyi arasında pozitif; eğitim, patates deneyim süresi ve patates parsel sayısı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Ancak sadece patates alanı ve parsel sayısı arasındaki ilişki istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Patates üretiminde üretim masrafları 3521.53 TL/da, GSÜD 3556.06 TL/da, brüt kâr 660.42 TL/da, net kâr 34.53 TL/da ve nispi kâr 1.01 olarak hesaplanmıştır. 1 kg patatesin üretim maliyeti ise 0.96 TL olarak belirlenmiştir. Etkinliği düşük, maliyeti yüksek olan patates tarımında üreticilere optimum girdi bileşimini seçme konusunda eğitim çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Stokastik Sınır Analizi, Tobit Regresyon Analizi, Etkinlik Analizi, Üretim maliyetleri, Patates

Ekonomik analizEkonomik verimlilikEtkinlik analizi+6
Bektaş Kadakoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin ekonomik analizi ve sürdürülebilirliği

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de yerli ırk sığır yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik analizi yapılarak, yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliğinin ölçülmesi ve sürdürülebilirliğe etkili faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmanın ana materyalini Türkiye yerli ırk sığır varlığının %34.22'sini oluşturan; Diyarbakır, Ağrı, Şanlıurfa, Muş ve Samsun illerinde 215 yerli ırk sığır yetiştiricisi işletmeden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Elde edilen veriler Mayıs 2021 - Nisan 2022 üretim dönemine aittir. Araştırma bölgesinde; Doğu Anadolu Kırmızısı, Yerli Kara, Güney Anadolu Kırmızısı, Yerli Güney Sarısı, Boz Irk ve Zavot ırkları yetiştirilmektedir. Bölgede yerli ırk sığır yetiştiriciliği arazi yapısı ve iklim koşullarına uygun bir faaliyet olduğu için yapılmaktadır. Görüşülen işletmelerin yerli ırk sığır varlığı ortalama 15.11 BBHB'dir. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin GSÜD içerisinde payı ortalama %54.53'dir. Büyükbaş hayvan birimine göre yerli ırk sığır üretim maliyeti 5 877.85 TL, brüt kâr, 5 805.67 TL, nispi kâr ise 1.60 hesaplanmıştır. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinde ekonomik sürdürülebilirlik indeksi 0.44, sosyal sürdürülebilirlik indeksi 0.54, çevresel sürdürülebilirlik indeksi 0.49 tespit edilmiştir. Genel sürdürülebilirlik indeksi 0.49'dur. İşletmelerde sürdürülebilirliği etkileyen faktörler; gelir, sosyal ağ, bilişim, mera varlığı ve eğilimdir. Sürdürülebilirliği etkileyen ve istatistiki olarak etkisi anlamlı bulunan gelir ve mera durumu gibi faktörlerin en önemli masraf unsurunun yem maliyetleri olduğu dikkate alındığında; mera alanlarının ıslah çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekmektedir. Yerli ırk sığır yetiştiriciliği özelinde verilen desteklemelerin kapsamının genişletilmesi ve yoğun olduğu bölgelere ağırlık verilmesi sağlanmalıdır. Yerli ırk sığır yetiştiriciliğinin önemi, hayvan gen kaynaklarının korunması perspektifinde bir politika olarak ilgili kurum ve kuruluşların tüm birimlerini kapsayan bir biçimde farkındalık oluşturulması gerekmektedir. Ancak böylelikle kamu/özel/üretici arasında zincirleme bir etki sağlanabilir.

Ekonomik analizFaktör analiziSürdürülebilirlik endeksi+2
Bekir Sıtkı Şirikçi
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üzüm üretimi yapan işletmelerin ekonomik analizi: Denizli ili Baklan ilçesi örneği

Bu çalışmanın amacı, Denizli ili Baklan ilçesinde üzüm üretimi yapan işletmelerin ekonomik yönden incelenmesidir. Araştırmanın ana materyalini Baklan ilçesinde üzüm üretimi yapan işletmeler ile anket yöntemi kullanılarak birincil veriler oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan bilgiler 2021 üretim sezonunu kapsamaktadır. İncelenen işletmelerde birim alana (da) üzüm verimi 685.65 kg olarak belirlenmiştir. Üretim maliyetlerinin %57.08'ini değişen maliyetler, %42.92'sini sabit maliyetler oluşturmaktadır. Üzüm üretiminde dekara düşen üretim masrafı 1742.92 TL olarak tespit edilmiştir. Dekara düşen gayri safi üretim değeri 2536.27 TL olarak belirlenmiştir. Ortalama net kâr 1541.48 TL/da hesaplanmıştır. Görüşülen üreticilerin bir kilogram üzüm üretim maliyeti 2.54 TL ve bir kg üzüm satış fiyatı ise 3.73 TL olarak hesaplanmıştır. Nisbi karın ise işletmeler ortalamasındaki değeri 1.47 olarak hesaplanmıştır.

BağcılıkEkonomik analizÜzüm
İsmet Tutar
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lavanta balı üretiminin enerji kullanım etkinliği ve ekonomik analizi: Isparta ili örneği

Bu tez çalışmasında lavanta balı üretiminde enerji kullanım etkinliğinin ve ekonomik etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Lavanta balı üretiminde toplam enerji girdisi, toplam enerji çıktısı, enerji kullanım etkinliği, spesifik enerji, enerji verimliliği, net enerji, doğrudan enerji girdileri, dolaylı enerji girdileri, yenilenebilir enerji girdileri, yenilenemez enerji girdileri ve ekonomik analiz hesaplamaları yapılmıştır. Ekonomik analizin yapılması ile birlikte lavanta balı üretimi yapılan işletmede ekonomik etkinliğinin belirlenmesi ile kar maliyet durumu ortaya konulmuştur. Bu çalışmada lavanta balı üretiminde enerji kullanım etkinliğini ve karlılığını artırmak için yapılması gereken öneriler verilmiştir. Lavanta balı üretiminde enerji kullanım etkinliği hesaplamalarına göre toplam 525.50 kg bal üretilmiş olup toplam enerji girdisi 11 925.33 MJ, toplam enerji çıktısı 6684.36 MJ, enerji kullanım etkinliği 0.56, spesifik enerji 22.69 MJ kg-1, enerji verimliliği 0.04 kg MJ-1 ve net enerji değeri ise -5240.97 MJ kg-1 olarak hesaplanmıştır. Lavanta balı üretiminde enerji girdilerinin 3055.32 MJ (%25.62) ile doğrudan enerjiden, 8870.01 MJ (%74.38) ile dolaylı enerjiden, 1054.69 MJ (%8.84) ile yenilenebilir enerjiden ve 10 870.64 MJ (%91.16) ile yenilenemez enerjiden oluşmuştur. Lavanta balı üretiminde toplam masraf 30 628.77 TL, üretilen bal miktarı 525.50 kg olup 1 kg lavanta balının üretim maliyeti ise 58.28 TL olmuştur. Lavanta balı işletmesinin işletme bazında karlılık göstergelerine göre gayrisafi üretim değeri 131 375 TL, değişken masraflar 10 839.25 TL, sabit masraflar 19 789.52 TL, üretim masrafları 30 628.77 TL, brüt kar 120 535.75 TL, net kar 100 746.23 TL ve nispi kar 4.29 olarak hesaplanmıştır.

Ekonomik analizEnerjiIsparta
Engin Özcan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de ayçiçek tohumu ve yağı üretimindeki değişimler: Yapısal kırılmalar, eğilimler ve gelecek tahminleri

Beslenme seviyesi ve gıda arz güvenliği, günümüzde ülkelerin kalkınmışlık düzeylerini ortaya koyan temel göstergeler arasında yer almaktadır. Bitkisel yağlar, yalnızca sağlıklı ve dengeli bir beslenme için değil, aynı zamanda sanayi ve dış ticaret açısından da stratejik bir değer taşımaktadır. Türkiye'de bitkisel yağ ihtiyacını karşılamada en önemli kaynaklardan biri olan ayçiçeği (Helianthus annuus L.), hem tarımsal üretimde hem de dış ticaret dengelerinde belirleyici bir ürün konumundadır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği tohumlarına destekleme primi ilk olarak 1989 yılında uygulanmaya başlamıştır. Bu destek, yağlık ayçiçeği üretimini teşvik etmek ve bitkisel yağ açığını azaltmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Ancak 2006 yılında, yağlık ayçiçeği daha da önemsenerek "stratejik ürün" statüsüne alınmış ve destekleme miktarları artırılmıştır. Bu dönemde özellikle yağlık ayçiçeği tohumu için verilen primler yükseltilmiş, üretim ve ekim alanlarının genişletilmesi hedeflenmiştir. Türkiye'de yıllık ayçiçeği üretimi yaklaşık 2,3-2,5 milyon ton civarındadır. Üretilen ayçiçeğinin büyük çoğunluğu, yaklaşık %85-90 oranında, yağlık olarak değerlendirilmektedir; geri kalan kısmı ise çerezlik olarak kullanılmaktadır. Artan nüfus ve tüketim talebi karşısında mevcut üretim düzeyi yetersiz kalmakta ve önemli miktarda ham yağ ve yağlık tohum ithalatı yapılmak zorunda kalınmaktadır. Ayçiçeği üretim kapasitesinin artırılması ve sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması, dışa bağımlılığı azaltmak ve gıda güvencesini sağlamak bakımından kritik önem taşımaktadır. Bu tezde, uluslararası bazda 1980 yılından başlayarak 2023 yılına kadar ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı üretim, ithalat ve ihracat verileri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca 2022 yılında başlayan Rusya–Ukrayna savaşının ve bu süreçte gündeme gelen tahıl koridoru etkisinin, küresel ve Türkiye özelinde ayçiçeği dış ticaretine yansımaları değerlendirilmiş; savaş öncesi dönem (2019-2021) ile savaş yılları (2022-2023) karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ulusal bazda ise 1991-2023 yılları arasında ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı üretim, ithalat ve ihracat verileri ele alınmıştır. Gelecek öngörüsü olarak 2023 yılı sonrası 5 yıl için analizler yapılmıştır. Çalışmada trend analizi ve Box-Jenkins (ARIMA) modeli kullanılarak gelecek tahminleri yapılmış; TÜİK ve FAO gibi veri kaynaklarının istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları, mevcut üretim seviyesinin artan talebi kısa vadede karşılamasının zor olduğunu, çözümün ise ithalat politikalarında aşamalı değişiklikler yapılması ve yerli üretimin uygun devlet politikaları ile güçlü bir şekilde desteklenmesiyle mümkün olacağını göstermektedir. Uygulanacak desteklerin etkinliğinin artırılması için üretici profilinin ve saha koşullarının dikkate alınması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kaynak kullanımında verimliliğin sağlanması gerekmektedir. Böylece yağlık tohum üretimi ve bitkisel yağ arzında daha güçlü ve kalıcı bir yapı tesis edilebilir.

Ayçiçek yağıDeğişim analiziEkonomik analiz+3
Cenap Alaybeyi
Harran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The j-curve analysis: Evidence from the bilateral trade between Turkey and Euro area

This thesis aims to investigate the validity of the J-curve hypothesis for the bilateral trade between Turkey and Euro Area. The short-run dynamics and long-run relations among variables are analyzing with the monthly data during the period of 2003M1-2018M12. Bounds Test approach depended on Autoregressive Distributed Lag model is used to find the cointegration relation among variables in the long-run. Also, The Error Correction Model is employed to determine short-run dynamics among variables. In the trade balance model, trade balance which is defined as the ratio of exports to imports is used as dependent variable while bilateral real exchange rate and industrial production indices as proxy for incomes of Turkey and Euro Area are employed as explanatory variables. The empirical results reveal that there is a cointegration relation among variables in the long-run. In addition, it is found that increases in real exchange rate affect positively trade balance both in the short-run and long-run. In other words, increases in real exchange rate (depreciation of Turkish Lira) improve trade balance both in the short-run and long-run. Therefore, it can be concluded that J-curve hypothesis is not valid for the bilateral trade between Turkey and Euro Area. According to findings of this study, income of Turkey does not have any impact on trade balance whereas income of Euro Area affects positively trade balance in the long-run.

Autoregressive Distributed Lag Bounds TestEuropean UnionEconomy+6
Elif Öngör Horata
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de konut sektörünün ekonomik analizi (1979-1988)

ÖZET Hızlı nüfus artışı, sosyal ve kültürel gelişmeler sonucu ataerkil aile tipinden çekirdek aile tipine geçiş ve kentleşme sonucu ortaya çıkan yoğun konut ihtiyacı, inşaat sektörü içerisinde konut yapımına ayrı bir önem kazandırmaktadır. Ülkemizde konut ihtiyacı, tarımdaki yapısal değişikliğe bağlı olarak kırdan şehirlere göçün giderek hızlanması ve nüfusun hızla artışı sonucu, çözülmesi güç bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, önce inşaat sektörü genel olarak ele alınacak ve konut alt sektörü ile ilişkisi kurularak, daha sonra sadece konut alt sektörü incelenecektir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, inşaat sektörünün ve konut alt sektörünün özellikleri, üretim yapısı ve maliyet faktörleri belirtilmiş, daha sonra, konut sektörünün talebi ve arzını belirleyen faktörler teorik olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye'de konut sektöründe kullanılan üretim teknolojileri, konut ihtiyacını belirleyen faktörler ve konut ihtiyacı ele alınarak; Türkiye'de konutsektörünün ekonomideki yeri, sektörü GSMH ve yatırımlar içindeki payı ve istihdam etkisi ele alınmıştır. Ayrıca konut sektörünün diğer sektörlerle etkileşimi ve konut politikaları üzerinde de durulmuştur. Üçüncü bölümde ise 1979-1988 yılları arasında, konut sektöründeki gelişmeler ile genel ekonomik durum arasındaki ilişki incelenmiş ve bu sektörün sorunları ile bazı çözüm önerileri tartışılmıştır.

Ekonomik analizKonut politikalarıKonut sektörü+1
Mustafa Hulusi Erdinç
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ilaç piyasasında fiyat oluşumunun ekonomik analizi

Türkiye İlaç Piyasası'nda fiyat oluşumunun ekonomik analizinin yapılması amaçlanan bu çalışmada, dünya ve Türkiye İlaç Piyasalarında yapısal özellikler ve fiyatlama sorunları incelenmiş, özellikle Türkiye açısından bazı çözüm önerileri getirilmiştir. Tez üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci Bölüm 'de genel olarak ilaç piyasasının temel yapısal özellikleri ile fiyat oluşumunu arz ve talep yönünden etkileyen faktörler incelenmiştir. İkinci Bölüm 'de Türk İlaç Piyasası temel ekonomik özellikleri açısından kısaca tanıtıldıktan sonra ilacın piyasa fiyatının oluşumunda çeşitli masraf kalemleri ile talep şartları, devlet ve piyasa yapısı gibi diğer unsurların etkileri değerlendirilmiştir. Üçüncü Bölüm' de ise ilaç fiyatlarının gelişme eğilimi ve bu eğilimi etkileyebilecek bazı faktörlerin analitik analizi yapılmış ve bu analiz sonucunda belirlenen "yüksek fiyat" sorununa çözüm getirebilmek için bazı öneriler geliştirilmiştir. Sonuç olarak, eksik rekabet şartlarının geçerli olduğu Türk İlaç Piyasası'nda devletin ilaç fiyatlarının denetiminde etkinliğini sürdürme si gereklidir. Rekabetçi olmayan bir piyasada devletin piyasaya müdahelesi piyasayı daha rekabetçi bir konuma getirme imkanı yaratacağı için yerin dedir ve pekçok gelişmiş ülkede bu tür müdahelelere taşlanmaktadır. Bu müdahele piyasada malların sunumunda homogenlik ve standart sağlama, piyasa ya giriş-çıkışı kolaylaştırma, piyasada şeffaflık sağlama ve fiyat dışı rekabeti fiyat rekabetine çekmek temel ilkeleri doğrultusunda olmalıdır.

Ekonomik analizFiyatİlaç sektörü
Azmi Kerman
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1990
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası doğal gaz piyasasının ekonomik analizi, Türkiye'deki gelişimi ve Eskişehir uygulaması

Uluslararası piyasalarda Türkiye'nin diğer ülkelerle rekabet edebilmesi, enerjiyi sürekli ve zamanında elde etmesine bağlıdır. Bu nedenle enerji politikalarının belirlenmesinde, arz kaynaklarının güvenliği ve çeşitliliği önemli bir yer tutmaktadır. Doğal gazın gerek dünya ve gerekse Türkiye açısından, alternatif enerji kaynaklarına göre, verim ve maliyet yönünden daha avantajlı olduğunun görülmesi, temizliği ve çok geniş bir kullanım alanına sahip olması, talebinin sürekli artmasına neden olmaktadır. Türkiye'de doğal gaz boru hattının geçtiği güzergahlar üzerindeki, sanayi sektörünün geliştiği yada gelişmekte olduğu bölgeler ile otoprodüktör statüsünde doğal gaz ile elektrik üretimi ve hava kirliliğinin yoğun yaşandığı yerleşim birimleri tarafından giderek artan oranlarda talep edilmektedir. Bu çalışmada, Eskişehir'deki konut, ticaret ve sanayi sektörlerinin doğal gaz taleplerinin yapısı ve talebi etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Analizde, gelecekteki doğal gaz taleplerinin yakıt ve tüketim bazında belirlenmesi için, günümüzdeki yapısı analiz edilmiş ve tüketimin fiyatlar, gelirler, ekonomik çalışma düzeyi, arz kısıtları, doğal gaz kullanan makine ve teçhizat stoku ile bağlantıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.Ill Talep analizinde; çoklu regresyon tekniği kullanılarak sanayi, konut ve ticarethane sektörlerinin ayrı ayrı talep fonksiyonlarının tahmin edilmesi, başlıca yöntem olarak belirlenmiştir. Modellerde araştırma dönemi olarak, 1997-1998 yılları seçilmiş ve bu yıllara ait aylık veriler kullanılmıştır. Aylık verilerin tercih edilme nedenlerinin başında, doğal gazın Eskişehir'de yeni kullanılmaya başlamış olması gelmektedir. Ayrıca, modelleri ekonomideki yapısal değişikliklerin etkisinden korumak ve mevsimlik değişmelerin etkisini ölçme düşüncesi, bu seçimde etkili olmuştur. Modellerde sanayi, konut ve ticarethane sektörleri doğal gaz taleplerini etkileyeceği düşünülen, tamamlayıcı ve ikame yakıtların fiyatları ile gelir (GSMH) arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Analiz sonucunda, konut ve ticaret sektörü doğal gaz talebini açıklayan değişkenler olarak; konut doğal gaz satış fiyatı, ithal kömür fiyatı ve GSMH, sanayi sektörü talebini açıklayan değişkenler ise; sanayi gaz satış fiyatı, sanayi elektrik fiyatı ve GSMH olarak bulunmuştur. Eskişehir'de doğal gaz kullanımına bağlı olarak, bu yakıta dayalı üretim sektöründe kullanılan enerji verimi % 90-95 düzeyine çıkmıştır. Sanayi, konut ve ticarethanelerde kullanılan yakıtlardan doğan harcamalar, doğal gaz kullanımına bağlı olarak ortadan kalkmış ve bunun yanısıra, hava kirliliği önemli derecede azalmıştır.

Doğal gazEkonomik analizEnerji politikaları+3
Hüseyin Naci Bayraç
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de uygulamadaki vergi teşvik mekanizmaları ile Ar-Ge faaliyetleri ve yatırımlar arasındaki ilişkilerin ekonomik analizi

Maliye politikaları arasında önemli bir yere sahip olan vergisel teşvikler özellikle doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat gelirleri üzerinde kullanılmaktadır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde mevcut yatırım seviyesini arttırmak ve üretim yapısını değiştirerek katma değeri yüksek ürün üretimini desteklemek amacıyla, vergilendirme politikalarında değişiklikler yapılmaktadır. Ekonomi politikalarında kısa dönemde yer verilen vergisel teşvikler, ayni veya nakdi olarak verilebilir. Ayrıca, vergisel teşvikler küresel ekonomilerin rekabetçi yapılarını destekleyen ar-ge ve inovasyon çalışmalarını hızlandıran ve bu çalışmaların sürekliliğini sağlayan bir araç haline gelmiştir. Sosyal devlet anlayışının gelişmesi ve yerleşmesinin altında büyük bir paya sahip olan vergisel teşvikler bu yönüyle aynı zamanda devlet yardımları olarak da nitelendirilmektedir. Vergisel teşvikler sosyal, siyasal ve ekonomik olarak birçok alanda gerçekleştirilmesi düşünülen projelerin hayata geçirilmesinde büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca vergi teşvikleri sunulan sektörler diğer sektörlere oranla daha hızlı gelişme kaydetmektedirler. Vergisel teşviklerin ülkemiz ekonomi politikalarındaki en önemli yeri bölgesel farklılıkların ortadan kaldırılmasında kullanılmasıdır. Dünya genelinde sunulan vergisel teşvikler sayesinde teknoloji yatırımları, inovasyon ve araştırma geliştirme faaliyetlerinin sürdürülmesi açısından avantaj sağlanmaktadır.

Araştırma-geliştirmeEkonomik analizKatma değer+5
Kübra Eşiyok Aras
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan vergi sisteminin ekonomik analizi

Vergi, ülke içi dengeli gelir dağılımını sağlamak amacıyla transfer ödemeler yapıp alt ve üstyapı çalışmaları yürüterek, en önemli gelir kaynağı olup ve bu gelirlerle sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik hizmetleri gibi alanlarda devletlerin birçok ihtiyacına katkıda bulunur. Toplumsal gelişimin her aşamasında, devletin kendi vergi politikası formları ve işlevleri vardır. Devlet, vergi sistemini hem ekonomik hem de sosyal yaşam alanı üzerinde olumlu bir etki oluşturarak toplumun tüm üyelerine fayda sağlayacak biçimde düzenlemelidir. Aynı zamanda, vergiler bütçe gelirlerinde önemli bir rol oynamakla birlikte uyarıcı, düzenleyici bir işlevi de yerine yetirmektedir. Vergi oranlarındaki değişiklikler, yeni vergilendirme biçimlerinin getirilmesi yoluyla devletin ekonomik faaliyetini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Bu bağlamda vergiler, modern zamanlarda milli gelirin yeniden dağıtılması için en önemli araç olma özelliğine sahip bireysel ve sosyal çıkarlar arasında optimal bir denge oluşturmaya yardımcı olan bir sistemdir. Araştırmanın evreni Azerbaycan vergi sistemidir. Azerbaycan'da vergi sistemi dört gelişim sürecini kapsamaktadır ki, bunlara, XIX yüzyılın sonu XX yüzyılın başlarındaki vergiler, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanındaki vergiler, Sovyet hakimiyeti dönemindeki vergiler ve Azerbaycan bağımsızlık dönemi sonrası vergilerdir. 1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi Azerbaycan tarihi için önemli bir adım olsa da sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomiye geçişin ilk yılları ülke ekonomisi için zorluklu ve ağrılı süreci arkasıysa getirmiştir. Diğer taraftan ise Ermenistan'la siyasi istikrarın bozulması ve ülke topraklarının %20 işgal olunması, ekonomik durumu daha da kötüleştirerek, sosyal-ekonomik ve demografik yapının bozulmasına neden olmuştur. Ülkede 1991-1992 döneminde, çağdaş vergi sisteminin oluşturulması aynı anda esaslı iktisadi değişiklikler ve piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamıştır. Azerbaycan vergi sistemi ile bağlı daha önce birtakım araştırmalar yapılsa da, vergi sistemin ekonomik analizi, onun ekonomik büyüme, milli gelir, istihdam üzerindeki payı araştırılmamıştır. Bu araştırma, gelecekte vergi sisteminin gelişmesi ve ekonomideki payının yükseltilmesi için önemli kaynak olma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın temel amacı, Azerbaycan vergi sistemini inceleyerek yıllar içinde değişen vergi oranlarının hangi minval de hareket ettiğini belirlemek, onun ekonomik büyümeye ve milli gelirlere etkisini tespit ederek şu anki durumunu ortaya koymaktır. Çalışmada temel olarak nitel yöntem kullanılsa da, tezin bazı bölümlerinde istatistik ve sayısal veriler de kullanıldığından zaman zaman nicel yönteme de başvurulacaktır. Araştırmada yaygın kullanılan veri/doküman analizinde Azerbaycan vergi sistemi incelenecek ve istatistik veriler toplanarak karşılaştırmalı analizler yapılacak ve bu değişmenin ekonomik büyümeyi ne kadar etkilediği ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Ekonomisi, Azerbaycan Vergi Sistemi, Vergi Oranları, Ekonomik Büyüme

AzerbaycanEkonomik analizMaliye politikaları+2
Zabita Mammadzada
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman ilinin kalkınmasında öncü sektörler ve yerel dinamikler

Azgelişmişlik sorunu dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir sorundur. Bölgesel dengesizlikler olarak ortaya çıkan bu sorun daha alt birimlere gidildikçe artmaktadır. Bunun sonucunda birçok ekonomik ve sosyal sorun ortaya çıkarken aynı zamanda mevcut kaynakların optimal kullanılması da sağlanamamaktadır.Bu sebeple azgelişmişlik sorununun çözümlenebilmesi için bölgesel ve daha alt birim bazında yapılacak çalışmaların artırılması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve azgelişmişlik sorunu ile karşı karşıya olan Adıyaman ilinin sektörel yapısının incelenerek ilin üstün olduğu sektörlerin ortaya çıkarılması olmaktadır. Ayrıca yerel kalkınma dinamiklerinin etkilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada, tarihsel, betimsel ve bağıntısal modeller kullanılmıştır. Araştırmada Adıyaman'ın ekonomik bir haritası çıkarılarak, ilin gelişmesinde karşılaşılan temel sorunların ortaya konulmasına çalışılmıştır.Bulgulara göre, Adıyaman'da tarım sektörü, altyapı olanaklarının geliştirilmesi ile turizm sektörü öne çıkan sektörler olmaktadır. Diğer yandan Adıyaman'da yerel kalkınma alanında örnek projelerin bulunması bir avantajdır. Ayrıca son yıllarda Adıyaman'ın ekonomik yapısında bir gelişme sözkonusudur. Ancak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sürdürülen projenin hızlı bir şekilde tamamlanması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Azgelişmişlik Sorunu, Adıyaman, Sektörel Kalkınma, Yerel Kalkınma

AdıyamanAzgelişmişlikBölgesel kalkınma+5
Barış Aytekin
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Polipropilen fiber katkısının bitümlü karışımların statik sünme davranışına etkisinin araştırılması

Yetmişli yıllardan itibaren trafik kompozisyonundaki ağır vasıta oranlarının, dingil yüklerinin ve lastik iç basınçlarının önceden öngörülemeyen değerlere ulaşması, yol mühendislerini yeni arayışlara sevk etmiştir. Karayollarında tekrarlanan bu ağır trafik yüklerine ek olarak iklim koşullarının yıl içinde büyük değişimler göstermesi ve karışım özelliklerinin mevcut gereksinimlere yeterince karşılık verememesi sonucu üstyapıda kalıcı deformasyonlar oluşmaya başlamıştır. Özellikle yurdumuzda büyük bir sorun olan, istiap haddinden fazla yüklenmiş taşıtların trafiğe çıkması ve sıcak iklim koşulları nedeni ile oluşan tekerlek izinde oturmalar, esnek üstyapılarda oluşan başlıca bozulma tipleri içerisinde en önemlilerinden birisidir. Bu nedenlerden ötürü esnek üstyapılarda istenen bir performans sağlayabilmek için tek çözüm olarak bitümlü bağlayıcının fiziksel ve kimyasal özelliklerinin iyileştirilmesi yöntemi benimsenmiştir.Polipropilen (PP), tamamen yerli bir modifiye edici olup teknoloji açısından da yurtdışına bağımlılık göstermemektedir. Bu yönden incelendiğinde bitümlü bağlayıcıların PP ile modifikasyonu, yurdumuz için olmazsa olmaz olan ?ekonomi? hususunda son derece önemli bir adımdır. Bu çalışmada öncelikle PP'nin bitüm üzerindeki fiziksel ve kimyasal etkileri incelenmiştir. Daha sonra karışıma katılması gereken ?optimum? PP miktarı belirlenmiştir. Bunun tespit edilebilmesi için öncelikle statik sünme deneyleri ve Marshall deneyleri yapılmış, PP katılmış bitümlü bağlayıcının floresan mikroskobu altındaki görüntüleri incelenmiştir. Bu üç deney serisinden elde edilen optimum PP miktarı ile hazırlanan Marshall numunelerine uygulanan fiziksel ve mekanik testler yardımı ile optimum bitüm muhtevası bulunmuş ve son olarak ise ekonomik analizler yapılmıştır. Elde edilmiş olan sonuçların incelenmesi neticesinde, bitümlü bağlayıcıların PP ile modifiye edilmesinin karışımın fiziksel ve mekanik özelliklerini geliştirdiği ve kalıcı deformasyonlara karşı önemli oranda direnç sağladığı görülmüştür. Ayrıca, PP modifikasyonu, bitümden % 30 oranında bir tasarruf sağlamaktadır ki bu da çağımızda yüksek maliyetlere sahip beton asfalt üretimi imalatı açısından son derece önemli bir kazançtır.

Ekonomik analizMarshall deney yöntemiPolipropilen
Şenol Özcan
Anadolu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Balıkesir ili Burhaniye ilçesinde yağlık zeytin üreten işletmelerin ekonomik analizi

Bu arastırmada, Balıkesir li, Burhaniye lçesinde yaglık zeytin üreten isletmelerin ekonomik analizi yapılmıstır. Arastırma alanının dogal özellikler, cografi faktörler ve tarım teknigi yönünden temsil eden 3 köy (Agacık, Bahadınlı, Sübeylidere), 1 belde (Pelitköy) ve Burhaniye Merkez'de 88 isletme tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmistir. Arastırma kapsamında incelenen isletmelerin, ortalama isletme arazisi 57,26 dekardır. Ortalama isletme arazisinin %99,27'si mülk arazidir. ncelenen isletmelerde aktif sermayenin %94,79'u çiftlik sermayesi ve %5,21'i isletme sermayesidir. Ortalama aktif sermaye 280.585,06 YTL olup, isletme büyüklügü arttıkça artmaktadır. Gayrisafi üretim degeri 16.027,05 YTL'dir ve %84,20'si bitkisel üretim degerinden olusmaktadır. Bitkisel üretim degerinin ise %87,46'sı zeytinden elde edilmektedir. sletmeler ortalamasında toplam isletme masrafları 10.299,67 YTL'dir ve %55,13'ünü degisen isletme masrafları, %44,87'sini sabit isletme masrafları olusturmaktadır. sletme büyüklügü arttıkça toplam isletme masrafları da artmaktadır. ncelenen isletmeler ortalamasında, brüt kar 10.349,24 YTL, saf hasıla 7.390,33 YTL ve tarımsal gelir 9.810,17 YTL'dir. Ekonomik rantabilite oranı 2,63 ve mali rantabilite oranı 2,61'dir. Anahtar Kelimeler: Yaglık Zeytin, Zeytinyagı, Ekonomik Analiz

Ekonomik analizZeytinZeytinyağı
Çiğdem Yapıcı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Keçi yetiştiren tarım işletmelerinin ekonomik analizi: Çanakkale ili Merkez ilçe örneği

Bu araştırmada Çanakkale İli Merkez İlçesi'nde keçi yetiştiriciliğine yer veren tarım işletmelerinin ekonomik analizi yapılmıştır. Araştırma materyalini basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen 58 tarım işletmesinden anket yoluyla toplanan veriler oluşturmuştur. Örnek işletmeler hayvan sayılarının ortaya konulan dağılım dikkate alınarak 2 büyüklük grubuna (25-80 baş ve 81+ baş) ayrılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre incelenen işletmelerde aktif sermaye içinde çiftlik sermayesinin oranı % 54,68, işletme sermayesinin oranı % 45,32'dir. Hayvansal üretim değerinin % 85,94'ü keçi yetiştiriciliğinden elde edilmektedir. Keçi yetiştiriciliğinde üretim değerinin % 73,25'i süt üretim değerinden elde edilmektedir. Gayrisafi üretim değerinin % 19,46'sını bitkisel üretim değeri, % 80,54'ünü hayvansal üretim değeri oluşturmaktadır. Gayrisafi üretim değeri içinde en büyük payı keçi yetiştiriciliği (% 69,22) almaktadır. İşletmelerde elde edilen toplam aile gelirinin % 96,32'si tarımsal gelir, % 3,68'i tarım dışı gelirdir. Ekonomik analiz sonucunda büyük işletmelerin küçük işletmelere oranla daha başarılı olduğu belirlenmiştir.

Ekonomik analizÇanakkale
Duygu Çıtak
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yozlaşmanın ekonomik analizi ve yozlaşmanın belirleyicilerine ilişkin amprik analiz

Kamu görevlisinin, özel çıkarları için görevini kötüye kullanması olarak tanımlanan yozlaşma, tarih boyunca hemen hemen her toplumda etkisini göstermiştir. Rüşvet, adam kayırma gibi değişik eylemleri kapsayan yozlaşma, toplumlar açısından önemli bir ekonomik sorundur ve literatürde, bu sorunun belirleyicilerini saptamayı amaçlayan araştırmalar mevcuttur. Bu tez çalışmasının ilk amacı, literatürde yer alan akademik çalışmaları veri alarak, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal faktörlerin yozlaşma düzeyini hangi yönde ve büyüklükte etkilediğini incelemektir. Araştırmacılar tarafından yoğun olarak kullanılan kişi başına milli gelir, ekonomik özgürlük, insani gelişmişlik, Protestanlık ve demokrasi değişkenleri bu amaç doğrultusunda modellendirilmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi daha önce incelenmemiş olan baskı gruplarının, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisinin hangi yönde ve büyüklükte olacağını incelemektir. Bu nedenle baskı gruplarının sayısı da yürütülen analizlere dahil edilmiştir. 2000-2008 dönemi için yürütülen analizler, yıllık ve kesit veriler kullanılarak En Küçük Kareler (EKK) yöntemiyle tahminlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre insani gelişmişlik, ekonomik özgürlük ve kişi başına milli gelir ile yozlaşma düzeyi arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Buna göre, ekonomik özgürlük düzeyinin yükselmesi, kişi başına milli gelirin artması ve insani gelişmişlik yozlaşma düzeyinin azalmasına neden olmaktadır. Baskı gruplarının yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi ise pozitiftir. 2007 ve 2008 yılları için yürütülen analiz sonuçlarına göre, baskı grupları yozlaşma düzeyi üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahiptir. Buna göre, baskı gruplarının sayısının artması yozlaşma düzeyini arttırmaktadır.

Ekonomik analizGörevi kötüye kullanmaKamu personeli+2
Taner Güney
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal kaynaklar ve iç çatışmalar etkileşiminin ekonomik analizi

Bu tezin amacı doğal kaynaklar ile iç çatışmaların şiddeti arasındaki ilişkiyi 1946-2002 dönemi için tespit etmektir. Bütünleşik regresyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen analiz bulgularına göre doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisi hem iç çatışmanın türüne hem de doğal kaynakların sınıflandırılış biçimine göre farklılık arz etmektedir. Analiz bulguları üç önemli sonucu ortaya çıkarmaktadır. Birincisi yenilenebilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre tütün üretimi bölge çatışmalarının şiddetini arttırmakta; kahve üretimi ise hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Buna karşın mısır üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltmaktadır. İkincisi yakıt olarak kullanılmayan ve aynı zamanda yenilenemeyen minerallerin iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre elmas üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltırken; titanyum üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini arttırmaktadır. Üçüncüsü yağmalanabilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre petrol üretimi etnik çatışmaların şiddetini azaltırken; uyuşturucu yetiştiriciliği hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Bu bulgular doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisini analiz ederken toplulaştırmadan uzak durulması gerektiğinin önemine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğal Kaynaklar, İç Çatışmalar, İç Çatışmaların Şiddeti, Bütünleşik EKK.

Doğal kaynaklarEkonomik analizİç çatışma
Zelal Beyaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects