Ekonomik analiz
90 theses under this subject heading
Azerbaycan vergi sisteminin ekonomik analizi
Vergi, ülke içi dengeli gelir dağılımını sağlamak amacıyla transfer ödemeler yapıp alt ve üstyapı çalışmaları yürüterek, en önemli gelir kaynağı olup ve bu gelirlerle sağlık, eğitim, hukuk ve güvenlik hizmetleri gibi alanlarda devletlerin birçok ihtiyacına katkıda bulunur. Toplumsal gelişimin her aşamasında, devletin kendi vergi politikası formları ve işlevleri vardır. Devlet, vergi sistemini hem ekonomik hem de sosyal yaşam alanı üzerinde olumlu bir etki oluşturarak toplumun tüm üyelerine fayda sağlayacak biçimde düzenlemelidir. Aynı zamanda, vergiler bütçe gelirlerinde önemli bir rol oynamakla birlikte uyarıcı, düzenleyici bir işlevi de yerine yetirmektedir. Vergi oranlarındaki değişiklikler, yeni vergilendirme biçimlerinin getirilmesi yoluyla devletin ekonomik faaliyetini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Bu bağlamda vergiler, modern zamanlarda milli gelirin yeniden dağıtılması için en önemli araç olma özelliğine sahip bireysel ve sosyal çıkarlar arasında optimal bir denge oluşturmaya yardımcı olan bir sistemdir. Araştırmanın evreni Azerbaycan vergi sistemidir. Azerbaycan'da vergi sistemi dört gelişim sürecini kapsamaktadır ki, bunlara, XIX yüzyılın sonu XX yüzyılın başlarındaki vergiler, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanındaki vergiler, Sovyet hakimiyeti dönemindeki vergiler ve Azerbaycan bağımsızlık dönemi sonrası vergilerdir. 1991 yılında Sovyetler birliğinin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını ilan etmesi Azerbaycan tarihi için önemli bir adım olsa da sosyalist ekonomiden kapitalist ekonomiye geçişin ilk yılları ülke ekonomisi için zorluklu ve ağrılı süreci arkasıysa getirmiştir. Diğer taraftan ise Ermenistan'la siyasi istikrarın bozulması ve ülke topraklarının %20 işgal olunması, ekonomik durumu daha da kötüleştirerek, sosyal-ekonomik ve demografik yapının bozulmasına neden olmuştur. Ülkede 1991-1992 döneminde, çağdaş vergi sisteminin oluşturulması aynı anda esaslı iktisadi değişiklikler ve piyasa ekonomisine geçiş süreci başlamıştır. Azerbaycan vergi sistemi ile bağlı daha önce birtakım araştırmalar yapılsa da, vergi sistemin ekonomik analizi, onun ekonomik büyüme, milli gelir, istihdam üzerindeki payı araştırılmamıştır. Bu araştırma, gelecekte vergi sisteminin gelişmesi ve ekonomideki payının yükseltilmesi için önemli kaynak olma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın temel amacı, Azerbaycan vergi sistemini inceleyerek yıllar içinde değişen vergi oranlarının hangi minval de hareket ettiğini belirlemek, onun ekonomik büyümeye ve milli gelirlere etkisini tespit ederek şu anki durumunu ortaya koymaktır. Çalışmada temel olarak nitel yöntem kullanılsa da, tezin bazı bölümlerinde istatistik ve sayısal veriler de kullanıldığından zaman zaman nicel yönteme de başvurulacaktır. Araştırmada yaygın kullanılan veri/doküman analizinde Azerbaycan vergi sistemi incelenecek ve istatistik veriler toplanarak karşılaştırmalı analizler yapılacak ve bu değişmenin ekonomik büyümeyi ne kadar etkilediği ortaya konulacaktır. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan Ekonomisi, Azerbaycan Vergi Sistemi, Vergi Oranları, Ekonomik Büyüme
Yozlaşmanın ekonomik analizi ve yozlaşmanın belirleyicilerine ilişkin amprik analiz
Kamu görevlisinin, özel çıkarları için görevini kötüye kullanması olarak tanımlanan yozlaşma, tarih boyunca hemen hemen her toplumda etkisini göstermiştir. Rüşvet, adam kayırma gibi değişik eylemleri kapsayan yozlaşma, toplumlar açısından önemli bir ekonomik sorundur ve literatürde, bu sorunun belirleyicilerini saptamayı amaçlayan araştırmalar mevcuttur. Bu tez çalışmasının ilk amacı, literatürde yer alan akademik çalışmaları veri alarak, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal faktörlerin yozlaşma düzeyini hangi yönde ve büyüklükte etkilediğini incelemektir. Araştırmacılar tarafından yoğun olarak kullanılan kişi başına milli gelir, ekonomik özgürlük, insani gelişmişlik, Protestanlık ve demokrasi değişkenleri bu amaç doğrultusunda modellendirilmiştir. Çalışmanın bir diğer amacı ise, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi daha önce incelenmemiş olan baskı gruplarının, yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisinin hangi yönde ve büyüklükte olacağını incelemektir. Bu nedenle baskı gruplarının sayısı da yürütülen analizlere dahil edilmiştir. 2000-2008 dönemi için yürütülen analizler, yıllık ve kesit veriler kullanılarak En Küçük Kareler (EKK) yöntemiyle tahminlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre insani gelişmişlik, ekonomik özgürlük ve kişi başına milli gelir ile yozlaşma düzeyi arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Buna göre, ekonomik özgürlük düzeyinin yükselmesi, kişi başına milli gelirin artması ve insani gelişmişlik yozlaşma düzeyinin azalmasına neden olmaktadır. Baskı gruplarının yozlaşma düzeyi üzerindeki etkisi ise pozitiftir. 2007 ve 2008 yılları için yürütülen analiz sonuçlarına göre, baskı grupları yozlaşma düzeyi üzerinde pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahiptir. Buna göre, baskı gruplarının sayısının artması yozlaşma düzeyini arttırmaktadır.
Doğal kaynaklar ve iç çatışmalar etkileşiminin ekonomik analizi
Bu tezin amacı doğal kaynaklar ile iç çatışmaların şiddeti arasındaki ilişkiyi 1946-2002 dönemi için tespit etmektir. Bütünleşik regresyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen analiz bulgularına göre doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisi hem iç çatışmanın türüne hem de doğal kaynakların sınıflandırılış biçimine göre farklılık arz etmektedir. Analiz bulguları üç önemli sonucu ortaya çıkarmaktadır. Birincisi yenilenebilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre tütün üretimi bölge çatışmalarının şiddetini arttırmakta; kahve üretimi ise hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Buna karşın mısır üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltmaktadır. İkincisi yakıt olarak kullanılmayan ve aynı zamanda yenilenemeyen minerallerin iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre elmas üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini azaltırken; titanyum üretimi ayrılıkçı çatışmaların şiddetini arttırmaktadır. Üçüncüsü yağmalanabilen doğal kaynakların iç çatışmaların şiddetini etkilemeleridir. Analiz bulgularına göre petrol üretimi etnik çatışmaların şiddetini azaltırken; uyuşturucu yetiştiriciliği hükümet çatışmalarının şiddetini arttırmaktadır. Bu bulgular doğal kaynakların iç çatışmaların şiddeti üzerindeki etkisini analiz ederken toplulaştırmadan uzak durulması gerektiğinin önemine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğal Kaynaklar, İç Çatışmalar, İç Çatışmaların Şiddeti, Bütünleşik EKK.
Emet ilçesinin ekonomik analiz yönelimli gelişim stratejilerinin saptanması
Kalkınma AGÜ'in en büyük sorunlarından biridir.Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde ise 1963 yılından itibaren beşer yıllık kalkınma planları yapılmaktadır. Ülke genelinde ekonominin planlanması yapılırken mahalli idarelerinde de bu işe önem verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu düşünceden hareketle "Emet İlçesinin Ekonomik Analiz Yönelimli Gelişim Stratejilerinin Saptanması" isimli tez çalışmamı yapmış bulunmaktayım. Birinci bölümde kalkınma kriterleri ve planlamanın teorik çerçevesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Emet ilçesinin genel tanıtımı yapıldıktan sonra, üçüncü bölümde sektörlere göre Emet ilçesinin ekonomik analizi yapılmıştır.Bu bölümde ilçe ekonomisinde ağırlıklı olarak yer alan dört sektör tek tek incelenmiş ve diğer ilçelerle karşılaştırılması yapılmıştır. Yine bu bölümde ilçenin iç ve dış ticaret potansiyeli ele alınmıştır. Sektörlerin ekonomik analizi yapıldıktan sonra dördüncü bölümde kalkınma kriterlerinden hareketle ilçenin sektöre! hedef ve stratejileri üzerinde durulmuştur.
Postmodernizmin Türk kamu yönetimine etkileri: Siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel açıdan bir inceleme
Aydınlanma Çağı ile birlikte etkili olan modernizm sürekli bir yenilik peşinde olmuş ve evrensel doğruların savunuculuğunu yapmıştır. Postmodernizm ise modernizm eleştirisi yaparak gelişim gösteren bir anlayıştır. Postmodernizm tanımı modernizmin eleştirisi, zıttı veya eklentisi olduğu şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Postmodernizm tanımının kesin bir yargı ile yapılamaması modernizm den tam olarak kopuşunun gerçekleşememesi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Postmodernizm gelenekleri savunarak evrensel bir doğrunun varlığını kabul etmemiş ve tek bir doğrunun olmadığını her bir bireyin düşüncesinin doğru olabileceği inancına sahip olmuştur. 1980'li yıllar öncesi modernizm anlayışının etkisinde olan Türk kamu yönetimi, çağın koşullarına cevap veremez bir hale gelmiştir. Gelişmeye ihtiyaç duyan Türk kamu yönetimi özellikle 1980'li yıllardan bu yana postmodern düşünüş biçiminden etkilenmeye başlamıştır. Postmodern fikirler Türk kamu yönetimini siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanda az da olsa etkilemeyi başardığı söylenebilir. Türkiye'de toplumsal yapıda çeşitli etnik kökenin varlığı siyasetçilere postmodernizmin benimsediği bütünleştirici söylemi kullanma imkânı sunmuştur. Postmodernizm, Türkiye'nin ekonomik hayatına liberal politikalarla yansımıştır. Türk kamu yönetimini yapısal ve işlevsel açıdan etkileyen postmodern kamu yönetimi kamu hizmetlerinde verimliliği ve etkinliği artırmıştır. Postmodernizm Türkiye'de sosyo-kültürel alanda bireyleri kitle iletişim araçlarının etkisiyle kültürel yabancılaşma ve tüketim kültürüne yönelttiği söylenebilir. Çalışmanın hipotezi: "Postmodernizm, 1980'li yıllardan itibaren Türk kamu yönetimini etkilemeye başlamış, ilerleyen yıllarda da siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel boyutlarla birlikte Türk kamu yönetiminin yeniden yapılanmasında önemli bir faktör olarak rol oynamıştır." Çalışmada tarihsel ve betimsel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Türk kamu yönetiminin postmodernizm etkisiyle şekillendiği siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel alanları incelenerek hipotezin kanıtlanabilirliği değerlendirilecektir.
Çukurova bölgesinde pamuk tarımında hasadın ekonomik analizi
öz YÜKSEK LİSANS ÇUKUROVA BOLGESI'NDE PAMUK TARIMINDA MAKİNELİ HASADIN EKONOMİK ANALİZİ Baran YAŞAR ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman:Doç. Dr. M. Necat ÖREN Yıl:2003, Sayfa: 76 Jüri : Doç. Dr. M. Necat ÖREN : Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL : Yrd. Doç. Dr. Sait M. SAY Bu çalışma ile, pamuk tarımında elle hasadın alternatifi durumunda olan hasat makinesi kullanımının ekonomik, sosyal ve kısmen de teknik açıdan analiz edilerek, ülkemiz koşullarında kullanım olanaklarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, işgücü sorununun en fazla yaşandığı, dolayısıyla başlıca üretici bölge olma özelliğini giderek kaybeden Çukurova Bölgesi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Ancak, bölgede makineli hasadın analizine olanak sağlayacak ölçüde bir kullanımla karşılaşılmadığından, değerlendirmelerde Ceylanpınar Tarım İşletmesi ile kısmen Ege Bölgesine ait kayıtlar esas alınmıştır. Araştırma bulguları, ülkemizde de artık makineli hasada geçiş için gerekli koşulların oluştuğu, mevcut koşullarda bile hasat makinesi kullanımıyla hasat giderlerinde % 33,64 ile % 44,18 arasında, toplam giderlerde ise % 4,85 ile % 6,68 arasında bir maliyet tasarrufu sağlanabileceğini göstermektedir. Yeni nesil hasat makinelerinin kullanımı, uygun işletme yapılan ve çeşitlerin yaygınlaşmasıyla bu tasarruf daha da artacaktır. Ancak, olayın sosyal boyutu gözardı edilmemeli, makineli hasadın yaygınlaşmasıyla atıl hale gelecek işgücüne alternatif gelir olanakları yaratılmalıdır. Anahtar kelimeler. Pamuk hasat makinesi, pamuk hasat mekanizasyonu, pamuk toplama maliyeti, pamuk üretim maliyeti, Çukurova Bölgesi.
İşletme ölçeğinde çeşitli tıbbi ve aromatik bitkilerin kurutulmasına yönelik bir araştırma
Bu araştırmada, tıbbi nane (Mentha piperita L.), kantaron (Hypericum perforatum L.) ve İsparta gülü (Rosa damescena Miller) gibi çeşitli tıbbi ve arotnatik bitkilerin kurutulması amacıyla Çukurova I ve Çukurova II adı verilen iki adet raflı kurutucunun tasannu yapılarak, imal edilmiştir. Kurutucuların optimum çalışma koşullarının belirlenmesi amacıyla farklı yükleme kapasitelerinde tıbbi nane (Mentha piperita L.) ile 6, kantaron (Hypericum perforatum L.) ile 3 ve İsparta gülü (Rosa damescena Miller) ile 8 kurutma denemesi yapılmıştır. Optimum kurutucu kapasitesinin belirlenmesinde kurutma sûresi, yakıt tüketimi, kurutucu verimi, özgül ısı ve elektrik enerjisi tüketimi, yıllık kurutma kapasitesi, klasik geriödeme süresi ve net şimdiki değer gibi teknik ve ekonomik performans faktörlerinden yararlanılmıştır. Çukurova I kurutucusuyla 46±4°C kurutma havası sıcaklığında yapılan denemeler sonucunda optimum kurutucu kapasitesinin tıbbi nanede (Mentha piperita L.) 145 kg, kantaronda (Hypericum perforatum L.) ise 120 kg olduğu saptanmıştır. Çukurova I kurutucusuyla optimum kapasitede çalışılması durumunda sistemin geri ödeme süresi ve net şimdiki değerinin tıbbi nanede (Mentha piperita L.) 0,10 yıl ve 179985 $, kantaronda (Hypericum perforatum L.) ise 0,0283 yıl ve 669410 $ olduğu belirlenmiştir. Çukurova II kurutucusuyla yapılan İsparta gülü (Rosa damescena Miller) kurutma denemeleri sonucunda optimum kurutma koşullarının 52-53°C kurutma havası sıcaklığı ve 320 kg yükleme miktarı olduğu belirlenmiştir. Çukurova II kurutucusuyla optimum kurutucu kapasitesinde gül çiçeği kurutulması durumunda sistemin geri ödeme süresi ve net şimdiki değer faktörlerinin 0,16 yıl ve 471405 $ olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlan, yerel olarak kolay bulunabilen malzemelerden oldukça ucuza maledilen bu kurutucuların ekonomik olarak karlı sistemler olduğu ortaya koymuştur. Tıbbi ve aromatik bitkilerin hasat sezonu dışında kalan zamanlarda diğer ürünlerin kurutulması durumunda kurutma sistemlerinin ekonomik karlılığının önemli oranda artması beklenilmektedir. Anahtar Kelimeler: Raflı Kurutucu, Kurutucu Verimi, özgül Isı Enerjisi Tüketimi, Ekonomik Analiz, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler
Orta-Güney Anadolu bölgesinde koyunculuk faaliyetinin ekonomik analizi
öz DOKTORA TEZİ ORTA-GÜNEY ANADOLU BÖLGESİ'NDE KOYUNCULUK FAALİYETİNİN EKONOMİK ANALİZİ ERDAL DAĞISTAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI Danışman : Doç. Dr. Aykut GÜL Yıl: 2002, Sayfa: 198 Jüri Doç. Dr. Aykut GÜL Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Doç. Dr. Murat GÖRGÜLÜ Doç. Dr. Haydar ŞENGÜL Yrd. Doç. Dr. Mithat DİREK Bu çalışma, Orta-Güney Anadolu Bölgesi'nde koyunculuk faaliyeti yapan tarım işletmeleri incelenerek, bu işletmelerin koyunculuk faaliyetinin ekonomik yapışım ve sorunlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakılarak bazı sektörel çözüm önerileri getirilmiştir. Araştırmada yer alan işletmelerde, 11.966 milyon TL olan gayrisaf hasıla değerinin %52'sini oluşturan koyunculuk faaliyeti gelirinin %16,93'ü süt üretiminden sağlanmaktadır. İncelenen işletmelerde, işletme basma koyunculuk faaliyeti ortalama safi kan 1.447 milyon TL olup, işletmelerin %29'u negatif safi kara sahiptir (-439 milyon TL). Bu işletmelerin koyunculuk fâaliyetine daha fazla devam etmeleri ekonomik bir davranış olarak görülmemektedir. Bununla birlikte, zarar eden işletmelerin tasfiye edilmesi halinde yaklaşık 40.000 adet çalışanın işsiz kalacağı tahmin edilmektedir. Koyun yetiştiriciliğine üretim masrafları içerisinde en büyük pay %32,05 ile işgücüne ait olup yem masrafları sadece %23,01'lik paya sahiptir. Ayrıca, %30,67 olan faiz giderlerinin çok yüksek olduğu ve gelecekte sektörün gelişmesinde bir sorun olacağı söylenebilir. İşletme başarısında etkili olan başlıca faktörler koyun sayısı ve işletmede kullanılan aile işgücü oranıdır. Koyunculuk faaliyetinin geliştirebilmesi için, öncelikle sürü büyüklüğünün 50 koyunun üzerine çıkartılması ve aile işgücünün daha etkin kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca, maaliyetlerin düşürülebilmesi amacıyla faiz giderlerini artırıcı ve yem bitkileri ekim alanlarını genişletmeyi teşvik edici yönde devlet desteğinin artırılması gerekmektedir. Koyun yetiştiriciliğinde, mevcut ektansif sistemden entansif sisteme geçilmesi önerilmemektedir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Analiz, Koyunculuk Faaliyeti, Üretim Ekonomisi, Karlılık, Faktör Analizi
Türkiye'de kırmızı et arz ve talebinin ekonometrik analizi ve kırmızı et sanayi yapısı ile işleyişinin incelenmesi
Bu araştırmada Türkiye'de kırmızı et ve ürünlerinin talep ve arzının ekonometrik analizi yapılmış ve kırmızı et sanayi yapısı ve sektörün işleyişi incelenmiştir. Araştırmada, "Zayıf Dağıtılabilirlik" kabulü altoda "Working-Leser" tam talep modeli DÎE "1987 HanehaHa Gelir ve Tüketim Anketi" çalışmasından elde edilen et grubu verilerine uygulanmıştır. Türkiye kentsel kesiminde gelir-harcama esneklikleri: toplam kırmızı et 0,98; sığır eti 0,76; dana eti 1,09; koyun eti 0,93; tavuk eti 0,92; sakatat 0,83; balık 1,16 ve et ürünleri 1,15 olarak hesaplanmıştır. Kırsal kesimde ise gelir-harcama esneklikleri kırmızı et için 0,96; tavuk eti 0,92; balık 0,88 ve et ürünleri 2,64 hesaplanmiştır. Araştırmada reel fiyatlarının artan bir eğilim içinde olduğu belirlenmiştir. Yapılan arz analiz çalışmasından kontrollü kesime BB hayvan arzının fiyat esnekliğinin -0,67 ve bir yıl gecikmeli hayvan varlığı esnekliğinin 0,20 olduğu hesaplanmıştır. Diğer yandan hayvan stok modeli üretici eline geçen reel fiyatların Türkiye'nin hayvan varlığını çoğaltacağım göstermiştir. KB hayvanların kontrollü kesime arzının fiyat esnekliği -0,61 ve bir yıl gecikmeli hayvan varlığı esnekliği 0,37 hesaplanmıştır. Büyüme modelinden Türkiye'nin BB hayvan varlığının yılda %3,5 azaldığı ve doğrusal trend modelinden de KB hayvan varlığının hızlı bir azalma eğilimi gösterdiği tesbit edilmiştir. Türkiye'de 1983-85 ve 1991- 93 yıllan arasında kırmızı et üretimi yılda ortalama %1,1'lik bir artış göstermiştir. Türkiye'de kırmızı et sanayiinin kesim kapasitesinin çok düşük düzeyde kullanıldığı, sektörün çalışabilir rekabet düzeyinde bulunduğu, işletmelerin çoğunluğunun bazı fiziki ünitelere (tam otomatik paketleme, rendering vb) sahip olmadığı, işletmelerin yeni ürün geliştirme düzeyinin düşük olduğu, işletmelerin tamuma yeterince önem vermediği, et sanayi işletmeleri ile tüketici arasındaki en önemli dağıtım zicirinin "sanayi-perakendeci- tüketici" şeklinde olduğu, işletmelerin ana hammaddeyi genellikle besicilerden tedarik ettiği, ana hammadde ve vergi hariç en önemli giderlerin başta iş gücü ve ikinci olarak da faiz olduğu tespit edilmiştir.
Küreselleşme sürecinde A.B.D. ekonomisinin yükselen piyasalar üzerine etkileri: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, özellikle son yüzyılda tüm dünyayı etkisi altına alan küreselleşme hareketinin dünya ekonomisinde yarattığı değişimi, Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ekonomiler ekseninde incelemektir. Çalışmada, küreselleşme sürecinin başlangıcından günümüze dek dünya ekonomisinde yarattığı değişim ve bu değişimin olumlu/olumusuz yönleri ortaya konmakta ve bunların sonuçları analiz edilmektdir.Küreselleşme sürecinin son yüz yılda önümüze getirdiği en önemli gelişme, kuşkusuz, değişen merkez-çevre ilişkileri ve tek kutuplu dünya düzenidir. Oluşan yeni düzenin en önemli aktörü konumundaki Amerika Birleşik Devletleri'nin diğer ülkeler ile olan ilişkileri ve bu ilişkiler neticesinde dünya ekonomisinde gözlenen dengesizlikler, çalışmanın temel araştırma konuları arasında yer almaktadır.Dünya ekonomisinin yeni gündemi haline gelen küresel dengesizlikler sürecinde, iktisat literatüründe kendine önemli bir yer edinen yükselen piyasa ekonomileri, Türkiye'nin de bu kapsama dahil ülkelerden biri olması sebebi ile çalışmanın içeriğine dahil edilmiştir. Küreselleşme sürecinden önemli kazanımlar elde ettiği düşünülen, bununla birlikte iktisat tarihinde sıklıkla ekonomik kriz ve bunalımlara maruz kaldığı gözlenen yükselen piyasa ekonomilerinin küreselleşme karşısındaki çaresizliği ve bu resmin bir parçası olma arzusunun altında yatan sebepler, ilgili bölümde detayları ile ele alınmaktadır.Çalışmanın kapsamına dahil eden konular ortaya koymaktadır ki, dünya ekonomisinde son yüzyılda küreselleşme hareketinin temel varsayımlarından bir tanesi olan tek pazar fikrine ulaşmada önemli aşamalar kaydedilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, sürecin başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere sanayileşmiş ülkeler ve gelişmekte olan ekonomiler için faklı sonuçlar ve sorunlar ürettiğini doğrular niteliktedir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Küresel Dengesizlikler, Amerika Birleşik Devletleri, Yükselen Piyasa Ekonomileri
Kyoto döneminde BM'nin rolü: Karbon ticaretinin çevresel etkilerinin iktisadi analizi
Bu çalışmada, ilk olarak Türkiye'nin iklim değişikliğine karşı tutumu ve yeni bir piyasa olan karbon ticaretine yaklaşımını inceleyebilmek için, röportaj yöntemi kullanılarak betimsel analiz yapılmıştır. Sonrasında ise Kyoto Protokolü'nü imzalayan ülkeler için 1984-2004 ve 2005-2011 tarihleri arasında kişi başına CO2 emisyonları ve reel kişi başına GSYİH arasındaki ilişki panel DOLS yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analiz sonucunda, iklim değişikliğinin kişilerin, ülkelerin tüketim alışkanlıkları ve hayata bakış açıları ile alâkalı olduğu anlaşılmıştır. İnsanlar somut olarak iklim değişikliğinin etkileriyle karşılaştıkça farkındalık sağlanacak ve iklim değişikliğini önlemek için ulusal ve uluslararası çabalar artacaktır. Ekonometrik uygulamaların sonucunda, CO2 ve gelir arasında eşbütünleşme ilişkisi ve bağımsız değişken lnG'nin, bağımlı değişken lnC üzerinde pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Toprak kaynaklı ısı pompasının klasik sistemlerle tekno-ekonomik karşılaştırılması
Yaşanılan ekonomik krizlerden sonra, yenilenemeyen enerji kaynaklarının sonsuz olmadığının anlaşılmasıyla, enerjiyi verimli bir şekilde kullanmanın yollan aranmıştır. Isı pompalarının tükettikleri enerjinin daha fazlasını ısıtmak veya soğutmak maksadıyla kullanması araştırmacıların dikkatini bu yöne çekmiştir. Bu çalışmada, ısı pompalan, ısı kaynaklarına göre tanıtılmış özellikle toprak kaynaklı ısı pompası üzerine yoğunlaşılmış ve bu konuyla ilgili bir uygulama yapılmıştır. Toprak kaynaklı ısı pompalarının, toprağa gömülen ısı değiştiricilerinden dolayı, ilk yatırım maliyetleri yüksektir fakat performans katsayılarının yüksek olması işletme maliyetlerini azaltmaktadır. Toprak kaynaklı ısı pompalarının yatırım maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle, tasanmlarının çok iyi yapılması gerekir. Bunun içinse, toprak özelliklerinin, hava ve toprak sıcaklık değerlerinin, ısı pompası karakteristiklerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Yapılan uygulama da, İstanbul'da bulunan bir evin ısıtma ve soğutma ihtiyacı toprak kaynaklı ısı pompası ile sağlanmıştır. Tasarım için gerekli bütün basamaklar açık bir şekilde anlatılmıştır. Toprak ısı değiştirici boyutlandırılırken Kelvin Çizgisel Kaynak Yöntemi dikkate alınmış, boru ve toprak dirençlerinin bulunmasında tablolardan yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler : ısı kaynağı, performans katsayısı, ısı pompası, toprak - kaynaklı, dizayn basamakları
Economic analysis of absorption cooling sistem with natural gas in Çukurova region
In this study, cooling systems using natural gas with cost analysis are studied. In addition, conventional vapor compression refrigeration systems and absorption cooling systems activated with natural gas are compared. The cooling of a place with a cooling load of 200.000 kcal/h with absorption cooling system activated with natural gas is studied. The coefficient of performance (COP) of the system dependent on evaporator, absorber, condenser and generator temperatures was predicted with Artificial Neural Network (ANN) model. As a result, energy costs of absorption cooling systems activated with natural gas are appeared more economic cooling systems than conventional vapor compression systems.
Avrupa Parasal Birliği'nin optimal para alanı teorisi çerçevesinde analizi
Uzun vadede tam bütünleşme ve belki de Avrupa Birleşik Devletleri hedefi olan Avrupa Birliği, benzerleri arasında en gelişmiş durumda olan entegrasyon hareketi olarak değerlendirilmektedir. Bretton Woods sisteminin çöküşüyle kaçınılmaz hale gelen ekonomik ve parasal birlik, Avrupa Birliği ülkeleri ve dünya ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. 1999 yılında birlik içinde kaydi olarak kullanıma giren Euro, yeni bir dönemin de başlangıcı sayılmaktaydı.Teorik temelleri Optimal Para Alanı'na dayanan tek para ve parasal birlik uygulaması, birlik dâhilinde ortaya çıkması muhtemel asimetrik şokların olumsuz etkilerinin üye ülkelerin sahip olduğu ekonomik özelliklerle en aza indirilebilmesi durumunda optimaldir. Dolayısıyla ekonomik ve parasal birliğin iyi işlemesi Euro alanının optimalliğiyle doğru orantılıdır. Euro alanının optimal para alanı olup olmadığının tespiti, birlik üyesi ülkeler, aday ülkeler ve birliğin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.Bu noktadan hareketle Avrupa Parasal Birliği, zamanla gelişip şekillenen optimal para alanı kriterlerine göre değerlendirilmeye çalışılmıştır. Birliğin işgücünün hareketi açısından şu halde, optimallik göstermediği; açıklık, ürün çeşitliliği, enflasyon oranlarının benzeşmesi ve bir ölçüde finans ve sermaye piyasalarının bütünleşmesi açısından optimallik gösterdiği görülmektedir. Bununla beraber bazı ülkelerin bazı ürün gruplarında uzmanlaşmaya gitme eğiliminde olduğu, yine özellikle 2008'den sonra bazı ülkelerin ekonomik göstergelerindeki dikkat çeken kötüye gidiş, birliğin optimalliğinin bir süre daha sınanacağına işaret etmektedir.
Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ile Türkiye'nin ekonomik özelliklerinin istatistiksel yöntemlerle incelenmesi
Avrupa Birliği, yirmi yedi üye ülkeden oluşan ve toprakları büyük ölçüde Avrupa kıtasında bulunan siyasi ve ekonomik bir örgütlenmedir. Bu Birlik 1992 yılında, Avrupa Birliği Antlaşması olarak da bilinen Maastricht Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi sonucu, var olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'na yeni görev ve sorumluluk alanları yüklenmesiyle kurulmuştur. Yaklaşık 500 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği, dünyanın nominal gayrisafi yurtiçi hasılasının %30'luk bölümünü oluşturur. Birliğe üye ülkeler, Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan'dır.Bu çalışmada, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne üyelik yolundaki kriterlere uyumluluğu incelenmiştir. Avrupa Birliği'ne üye yirmi yedi ülkeye ve Türkiye'ye ait bazı ekonomik kriterlere kümeleme analizi uygulanmıştır.Bu analizle Türkiye'nin hangi ülke grubunda yer aldığı belirlenmiştir. Daha sonra, Avrupa Biriliği ülkeleri ile Türkiye'nin kişi başına düşen GSYH verilerine yakınsama analizi uygulanmıştır. Bu analizle, Türkiye'nin ekonomik yönden Avrupa birliği ülkelerine ne derece yakın olduğu belirlenmiştir.
Buji ile ateşlemeli bir motorda benzin-alkol karışımları kullanımının enerji, ekserji, ekonomik ve çevresel açıdan incelenmesi
Fosil kökenli yakıtların fiyatlarında meydana gelen dalgalanmalar, artan çevresel endişeler ve egzoz emisyon normlarına getirilen sınırlamalar nedeniyle araştırmacıların alternatif, sürdürülebilir, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına olan ilgileri gün geçtikçe artmaktadır. Günümüzde benzine çevreye olan zararlarını azaltmak amacıyla oksijen içeriği yüksek katkı maddeleri ilave edilmektedir. Bu katkı maddelerinin başında ise alkoller gelmektedir. Benzinli motorlarda daha çok metanol ve etanol gibi kısa zincirli alkoller tercih edilirken, uzun zincirli alkollerin kullanıldığı sınırlı sayıda çalışmanın olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada; tek silindirli, dört zamanlı, su soğutmalı, enjeksiyon sistemine sahip buji ile ateşlemeli bir motorda sabit devir (1500 d/d) ve farklı yük koşulları (4, 8, 12 ve 16 kg) altında benzin, PEN25 (%25 1-pentanol + %75 benzin), HEK25 (%25 1-hekzanol + %75 benzin) ve HEP25 (%25 1-heptanol + %75 benzin) test yakıtları kullanılarak motor performans ve egzoz emisyon değerleri tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ile enerji, ekserji, ekonomik, çevresel ve sürdürülebilirlik parametrelerin analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak, benzine farklı ağır alkollerin ilave edilmesinin yakıt tüketimini artırdığı, termal verimi ise düşürdüğü belirlenmiştir. Alkollerin sahip olduğu düşük enerji içeriği nedeniyle karışım yakıtların enerji ve ekserji verimleri benzininkinden düşük elde edilmiştir. Alkol fiyatlarının benzinden yüksek olması nedeniyle bu çalışmada yapılan ekonomik analizler olumsuz etkilenmesine karşın çevresel bakımdan değerlendirildiğinde karışım yakıtların genel olarak benzinden daha iyi sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Ağır alkollerin üretimlerinin artması fiyatlarının düşmesine olanak tanıyabilir. Bu durum ağır alkollerin benzin için alternatif katkı maddesi olması için öncelikli hedeflerden biridir.
Performance analysis and comparison of gas liquefaction cycles
Gas liquefaction cycles are an important application of cryogenics and liquefied gases are used in variety of industries and processes. Gas liquefaction cycles are massive energy consumers. Therefore, their design and operation should be optimized thermodynamically and economically to minimize the energy consumption and cost. In this thesis, thermodynamic and economic assessment of commonly used gas liquefaction cycles including simple Linde-Hampson, precooled Linde-Hampson, Claude and Kapitza cycles were performed. The cycles were modeled in computer environment for various gases including air, nitrogen, oxygen, argon, fluorine, and methane. Thermodynamic performance parameters including liquid yield, liquefaction work, COP, and second law efficiency; and economic parameters including specific product cost and specific energy cost were calculated for all considered cycles and gases. The fraction of the gas that was liquefied (i.e., liquid yield) is determined to be in the range of 0.07 - 0.20, 0.13 - 0.33, 0.22 - 0.26, and 0.09 - 0.1 for simple Linde-Hampson, precooled Linde-Hampson, Claude and Kapitza cycles, respectively. The second law efficiencies are determined to be 0.12 - 0.27, 0.22 - 0.45, 0.76 - 0.82 and 0.43 - 0.46 for the same cycles, respectively. Parametric studies are carried out to investigate effects of compressor inlet temperature, compressor outlet pressure, compressor isothermal efficiency, minimum temperature difference in heat exchanger, and turbine isentropic efficiency on the thermodynamic and economic performance parameters. An economic comparison of the cycles indicates that Kapitza cycle has the highest specific product cost followed by simple Linde-Hampson cycle, precooled Linde-Hampson cycle, and Claude cycle. It also appears that for large scale applications, Claude and precooled Linde-Hampson cycles are most suitable options both thermodynamically and economically. Key words: Cryogenics, gas liquefaction, thermodynamic analysis, economic analysis, Claude cycle, Linde-Hampson cycle
Türkiye'de 2000 sonrası dönemde savunma harcamalarının ekonomik analizi
Dünyada savunma harcamalarına ayrılan kaynakların miktarı her geçen yıl artmaya devam etmektedir. Devletler için bu denli önemli olan savunma harcamaları iktisatçılar tarafından da her dönemde merak konusu olmuş ve araştırılmıştır. Türkiye'de savunma harcamalarının çeşitli yönlerden ekonomik analizinin yapıldığı çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, eğitim ve sağlık harcamaları arasındaki ilişki ekonometrik analiz yapılarak incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, savunma harcamalarının tanımı, sınıflandırılması ve denetimi konuları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, dünyada ve Türkiye'de yapılan savunma harcamalarına ve dünya silah ekonomisine ilişkin bilgilere yer verilmiş, ayrıca Türk Savunma Sanayinin gelişimi ve ekonomiye etkileri ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, savunma harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkileri ve teorik yaklaşımlar incelenmiş, konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve Türkiye'de savunma harcamalarının ekonomik büyüme ile eğitim ve sağlık harcamaları üzerindeki etkisi, Birim Kök Testi, Johansen Eşbütünleşme Testi ve Granger Nedensellik Testi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, gayrisafi yurtiçi hâsıladan savunma harcamalarına doğru tek yönlü ve pozitif nedensellik elde edilmiştir. Gayrisafi yurtiçi hâsıla artışının savunma harcamalarında artışa neden olduğu sonucuna varılmıştır. Savunma harcamaları ile eğitim harcamaları arasında negatif yönlü bir ilişki gözlemlenirken sağlık harcamaları ile pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik test analizi sonucunda savunma harcamalarından, eğitim ve sağlık harcamalarına doğru herhangi bir nedensellik ilişkisi tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Savunma Harcamaları, Savunma Sanayi, Ekonomik Büyüme, Ekonomik Analiz, Savunma, Eğitim ve Sağlık Harcamaları
Kayıt dışı çalıştırılan meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarılarının ekonomik açıdan incelenmesi: Şanlıurfa ili suruç ilçesi örneği
Bu tez çalışmasında kayıt dışı çalıştırılan meslek lisesi öğrencilerinin akademik başarıları ekonomik açıdan incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ili Suruç ilçesinde bulunan resmi nitelikteki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada bu öğrencilere ait nicel ve nitel bazı verileri toplamaya yönelik özel geliştirilen bir anket kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS Statistics 17.0 ve Microsoft Office Excel programları kullanılarak tablo, grafik ve istatistiki testlerle analiz edilmiştir. Öğrencilerin akademik başarıları incelenirken kayıt dışı çalışmanın okul genel not ortalaması, başarı belgesi alma, sorumlu geçilen ders sayısı, ortalama ile geçilen ders sayısı ve sınıf tekrarı yapma durumu üzerindeki etkisi Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre; okulların açık olduğu dönemlerde tarım başta olmak üzere çeşitli sektörlerde genellikle aileleri tarafından kayıt dışı çalıştırılan öğrencilerin akademik başarılarının olumsuz etkilendiği yapılan analizlerle istatistiksel olarak ortaya konulmuştur. Bölgenin sosyo-ekonomik koşulları göz önüne alındığında, okul yerine çalışmayı tercih eden bu kesimin katlandıkları fırsat maliyetinin ve beşeri sermayelerinden ödün vermelerinin bölge ekonomisini olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Bu çocukların, okul bittikten sonra da takip edilerek toplumdaki statülerinin nasıl şekilleneceğinin belirlenmesi, ülke ekonomisine etkilerinin ortaya konulması açısından önemli olacaktır.
Davranışsal iktisat çerçevesinde tüketici davranışlarının incelenmesi: Manisa ekonomisi analizi
Tarihsel açıdan baktığımızda iktisat literatürü rasyonel beklentiler ve etkin piyasalar hipotezi (EPH) olarak iki temel varsayım çerçevesinde yükselmiştir. Bu kapsamda makroekonomiyi daha anlaşılır ve bilimsel kılmaya çalışan ekonomistler, bireylerin homoeconomicus varsayımıyla hareket ederek tamamen rasyonel kararlar aldıklarında ekonominin nasıl yön bulacağının araştırıldığı bir disiplin oluşturmuşlardır. Fakat sözü edilen makroekonomik disiplin, çoğunlukla içinde yaşadığımız ekonomik çevreyi açıklamakta yetersiz kalmıştır. Bu nedenle iktisat politikaları, iktisat ve psikolojinin bir araya geldiği dönemden itibaren iktisat teorsindeki homoeconomicus varsayımı üzerine kurulmamıştır. Geleneksel iktisadi ekolün kabul ettiği rasyonel insan varsayımını tartışmaya açan davranışsal iktisat, tüketici davranışlarının çevresel, bilişsel ve duygusal birtakım faktörlerden etkilendiğini söylemektedir. Davranışsal iktisat çerçevesinde yapılan literatür taraması tüketici davranışlarının höristiklerden/önyargılardan etkilendiğini ortaya koymuştur. Davranışsal iktisadın temel amacı, geleneksel iktisadi düşünce yaklaşımındaki bencil ve faydasını maksimize eden rasyonel bir homoeconomicus modeli yerine, sempati ve vicdan sahibi duygular ile modern insan davranışlarını psikolojiden destek alarak açıklamaktır. Geleneksel iktisat insanı bencil, kendi çıkarları peşinde koşan ve her zaman kendi faydasını maksimize edecek şekilde hareket ettiğini söyler. Fakat gerçek hayatta bu durum farklıdır. Yani insan makine veya robot değildir. Gerçekte insan duygulara ve yargılara izin veren, irrasyonel bir şekilde hata yapa bilen, aynı zamanda Moslow'un hiyerarşisinin önemini bilen canlıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde davranışsal iktisadın teorik alt yapısına ve karar verme sürecinde ortaya çıkan höristiklere/önyargılara yer verilmiştir. İkinci bölümde tüketici davranışlarının açıklanmasında önemli olan tüketici davranış modellerine ve tüketici kararını etkileyen faktörlere değinilmiştir. Son olarak ekonomik davranışı açıklamak amacıyla oluşturulan 11 hipotezle, kurumsal değerlerin ekonomik tercih ve davranışları üzerindeki etkileri Manisa İl ve İlçe Merkezleri çerçevesinde araştırılmıştır. Bu bağlamda, yüz yüze görüşmenin yanı sıra "Google Formlar" üzerinden çevrimiçi anket oluşturularak Manisa İl ve İlçe merkezlerinde ikamet eden 400 katılımcıya anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anketten elde edilen veriler, IBM SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre Manisa yöresinde kurumsal yapının baskın olduğu ve bireylerin muhafazakarlık (tutum) bir eğilim sergiledikleri görülmüştür. Bir diğer ifadeyle bireylerin, değişime ve yeniliğe açık olmadıkları tespit edilmiştir. Hipotezlerden elde edilen sonuçlarına göre, gelir düzeyi ile bireysel değer yargıları arasında anlamlı bir ilişkinin varlığı söylenebilir. Fakat gelir düzeyi ile toplumsal değer yargıları karşılaştırılması sonucunda belirgin bir farklılığın olduğu söylenemez. Diğer yandan eğitim düzeyi ile bireysel ve toplumsal değer yargıları karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir farkın olduğu söylenebilir. Bununla beraber değer yargıları ve birikim araçları tercihi karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Son olarak ise eğitim düzeyi ile kurumsal yapı arasındaki ilişkinin varlığı gözlenmektedir.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının karşılaştırmalı ekonomik analizi
Günümüzde dünya nüfusunun hızlı artışı, ekonomik gelişmenin ve kalkınmanın önem kazanması ülkelerin ekonomik ve sosyal refah seviyesinin yükselmesi, insanların tüketim tercihlerinin değişmesi, enerji tüketiminin yükselmesinde önemli bir oynamaktadır. Bu değişim fosil enerji kaynaklarına alternatif arayış çabalarını ortaya koymuş ve yenilenebilir enerji kaynaklarını önemli hale getirmiştir. Günümüzde güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, su enerjisi, dalga enerjisi, biyokütle enerjisi, hidrojen enerjisi gibi yenilenebilir enerji yatırımları artarken yatırımların kaynak kullanımı açısından değerlendirilmesi ve karlılığın analiz edilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, yenilenebilir enerji kaynakları ve Türkiye'nin mevcut enerji potansiyeli değerlendirilerek en yüksek verimi sağlayacak yatırımların ekonomik analizinin yapılaması amacıyla kullanılan Fayda/Masraf Analizi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Fayda/Masraf Analizi, İzmir Karaburun Rüzgâr Enerji Santrali (RES) Projesine, Uşak Güneş Enerji Santrali (GES) Projesine ve Elâzığ Hidroelektrik Santrali (HES) Projesine ayrı ayrı uygulanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarındaki (güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, biyokütle enerji, hidrolik enerji, dalga enerjisi ve hidrojen enerjisi) mevcut durum ortaya konulmuş ve RES, GES ve HES için karşılaştırmalı ekonomik analiz yapılmıştır. Akademik çalışmalarda yer alan Trend Analizlerinden yararlanarak Türkiye'nin 2025 yılındaki enerji kaynakları ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın materyalini Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ait istatistik veriler, literatür çalışmaları ve yatırım fizibiliteleri oluşturmaktadır Ekonomik analiz için Fayda/Masraf Analizi kullanılmıştır. Yapılan bu analiz sonucuna göre Uşak Güneş Enerjisi Projesinin daha optimum bir proje olduğu ve bu projenin daha fazla değer yarattığı sonucuna varılmıştır. Üç farklı enerji santrallerinden elde edilen sonuçlara göre risk açısından Uşak GES Projesinin daha uygulanabilir bir proje olduğu kanısına ulaşılmıştır. Günümüzdeki enerji ihtiyacı, enerji kullanımı ve geleceğe yönelik bilimsel çalışmalar önümüzdeki yıllarda güneş enerjisine yönelimin artacağını göstermektedir. Teknoloji gelişip malzeme ve kurulum maliyetleri düştükçe güneş enerjisi daha verimli bir kaynak haline gelecektir. Diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre temiz ve çevresel etkisinin en az olduğu güneş enerji santrallerinin yaygınlaşması Türkiye için büyük önem arz etmektedir.
Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması
Bu çalışmada "Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması" amaçlanmıştır. Balık kuluçkahanelerin en önemli amacı, anaç balıklardan en yüksek oranda ve kalitede yumurta ve yavru balığı en düşük maliyetle üretmektir. Bu durum ise balık kuluçkahanelerinin yapısal sorunlarının belirlenmesi ve çözümlenmesi, anaç stok yönetimi, kuluçkahane ve yavru yönetimi gibi temel üretim ve yetiştiricilik konularına hakim olunması ve teknolojik ve bilimsel uygulamalarla sağlanabilir. Balık üreticileriyle yapılan görüşmeler, sahadaki gözlemler ve yapılan literatür taraması sonuçları; Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönüyle ayrıntılı bir şekilde araştırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Çalışma bu yönü ile bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde önemli bir yere ve potansiyele sahip olan Kahramanmaraş'taki mevcut kuluçkahanelerin (10 adet) tamamına araştırma takviminde belirtilen sürede ve aylık periyotlarda gidilmiştir. Gerçek zamanlı olarak işletmelerdeki yetkili kişi ve çalışanlarla yüz yüze yapılan anket çalışmalarıyla ham veriler elde edilmiştir. Sonuçlara göre; Kahramanmaraş'ta aktif olarak çalışan gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin 4 adetinin küçük (˂2 milyon adet yavru/yıl), 5 adetinin orta (2-10 milyon adet yavru/yıl) ve 1 adetinin ise büyük (>10 milyon adet yavru/yıl) kapasiteli olduğu görülmüştür. Bu işletmelerin yönetim yapısı %60 şahıs–aile şirketi ve %40 şirket-ortaklık şeklindedir. Şahıs–aile işletmelerinin toplam kapasite içindeki ortalama payları %22,21 (2.475.000 adet yavru/yıl)'dir. İşletme yapısı şirket–ortaklık olan işletmelerin toplam kapasite içindeki ortalama payları ise %77,79 (13.000.000 adet yavru/yıl) olarak tespit edilmiştir. Kahramanmaraş genelinde 2014 yılı için ortalama proje kapasitesi 5.849.000 adet yavru/yıl ve ortalama üretim kapasitesi 3.766.000 adet yavru/yıldır. İşletmeler kapasite kullanım oranlarına göre incelendiğinde, en düşük kullanım oranının büyük ölçekli işletmelerde (%60) olduğu, en yüksek oranın ise orta ölçekli işletmelerde (%96,88) bulunduğu görülmüştür (p<0,05). Kahramanmaraş genelinde ise ortalama kapasite kullanım oranının %73,98 olduğu tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak ise, küçük (%64,50) ve orta kapasiteli (%63,99) işletmeler, büyük kapasiteli işletmelere (%55,65) göre daha yüksek verimliliğe sahiptir (p˂0,05). Bu işletmelerde toplam olarak 89 kişi çalışmaktadır. Mevcut personelin büyük çoğunluğunu (%94,38) erkekler oluştururken, kadınların oranı sadece %5,62'dir. Bu personelin mesleki niteliği incelendiğinde; %6,74'ü mühendis, %76,40'ı işçi ve %16,86'sı ise aile bireylerinden oluşmaktadır. Personelin yaş grupları 17-75 yaş arasında değişmektedir. İşletmelerde çalışan personelin en yüksek oranını %44,94 ile 20-29 yaş arasında olanlar oluşturmaktadır. En düşük yaş oranı ise %10,11 ile 19 yaşında veya daha küçük yaşta olan personelden oluşmaktadır. Yaşı 50 ve üzerinde olanların oranı %12,36 olup, bu yaş grubundakilerin genellikle işletmenin sahibi ve aile bireyi olduğu görülmüştür. Kapasitelerine göre küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerde ortalama işgücü sırasıyla; 3,31, 5,90 ve 21,75 adam-yıl olarak hesaplanmıştır. İl genelinde ise işletme başına düşen ortalama işgücü 6,45 adam-yıldır. Küçük ölçekli işletmelerin %25'i mevsim dışı yumurta üretimi yapmaktadır. Orta ölçekli işletmelerde bu oran %80 ve büyük ölçekli işletmelerde %100'dür. İl genelinde ise bu oran ortalama %60'tır. Bu kuluçkahanelerin %30'unda üretilen yavru balıklarda herhangi bir hastalığa rastlanılmadığı ve bunları önleyici herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığı belirlenmiştir. Mevcut şirketler tarafından üretilen yumurta ve yavru balıkların %50'si toptan veya perakende olarak satılmakta, %30'luk bir kısmı büyütülüp kendi restoranlarında tüketilmekte ve %20'si ise mevcut kuluçkahanelerde anaç olarak kullanılmaktadır. Pazarlamada, işletmelerin tamamı fiyatın yeterli olmadığını, pazarlamayı etkileyen faktörler içerisinde yine en büyük payın fiyat ve uzaklık olduğunu, taşıma standartlarının da pazarlamayı etkilediğini belirtmişlerdir. İşletme başına düşen toplam aktif sermaye değeri 1.607.520.00 ₺/işletme olarak hesaplanmıştır. Aktif sermaye içerisinde en önemli payı balık sermayesi (%47,82) almaktadır. Bunu sırayla bina-havuz sermayesi (%23,21), alet-makine sermayesi (%10,36), arazi sermayesi (%6,47), para sermayesi (%4,42), damızlık balık sermayesi (%4,06), arazi ıslah sermayesi (%2,55) ve malzeme gider sermayesi (%0,49) izlemektedir. Pasif sermayenin %97,26'sını öz sermaye oluştururken, borçların oranı %2,74 gibi düşük bir düzeyde kalmıştır. Ortalama aktif sermaye küçük ölçekli işletmelerde 692.825.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 1.115.720.00 ₺ ve büyük ölçekli işletmelerde ise 4.864.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değeri; küçük işletmelerde 153.813.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 724.500.00 ₺ ve büyük işletmelerde ise 3.450.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değerinin aktif sermayeye oranı küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 0,22, 0,63 ve 0,71 olarak hesaplanmıştır. Kahramanmaraş genelinde ise bu oran ortalama 0,48 olarak belirlenmiştir. İşletme gruplarında, 100.00 ₺'lik aktif sermayeye karşılık sağlanan gayri safi hâsıla değeri minimum 22.00 ₺ ve maksimum 71.00 ₺ arasında değişmektedir. Saf hâsıla değeri küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 16.126.00 ₺, 284.176.00 ₺ ve 264.205.00 ₺ olarak bulunmuştur. İşletmelerin genel ortalaması ise 679.015.00 ₺ olarak hesaplanmıştır. Gayri safi hâsıla değerinin işletme masraflarından büyük olması saf hâsılanın pozitif olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, orta ölçekli işletmeler en yüksek rantabilite oranına (%24,58) sahip olup, bunu sırasıyla büyük (%5,43) ve küçük (%2,33) ölçekli işletmeler takip etmektedir (p<0,05). Kahramanmaraş ilindeki ortalama rantabilite oranı ise %10,88 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre, Kahramanmaraş ilindeki yavru gökkuşağı alabalığı üretimi yapan en kȃrlı işletmenin orta ölçekli işletmeler olduğu söylenebilir. Mevcut işletmelerin yapısal, biyolojik ve teknik özelliklerindeki farklılıklar, bunların kapasite kullanım oranını ve üretim verimliliğini doğrudan etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Kahramanmaraş, Gökkuşağı Alabalığı, Kuluçkahane, Biyolojik, Teknik, Ekonomik, Analiz
Elazığ yöresinde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliği yapan farklı kapasitedeki işletmelerin yapısal, teknolojik, verimlilik ve çalışanlarının sosyo-ekonomik analizleri
Bu çalışmada, Elazığ ilinde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliği yapan farklı kapasitelerdeki işletmelerin yapısal, teknolojik, verimlilik ve çalışanların sosyo-ekonomik yapıları incelenmiştir. Aktif olarak çalışan, 72 adet küçük (≤25 ton/yıl), 50 adet orta (25,01-250 ton/yıl) ve 37 adet büyük (≥250,01 ton/yıl) kapasiteli olmak üzere; 159 adet kafes ve havuz işletmesi ile biri kamuya ait 3 adet yavru üretimi yapan işletmelerden anket yolu ile elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre; Elazığ ilinde gökkuşağı alabalığı işletmelerin yönetim yapısının % 64,42'si şahıs-aile, % 34,97'si şirket-ortaklık, %0,61'inin kamu kuruluşu olduğu; işletmelerin kuruluş finansmanı olarak % 9,43'ünün özkaynak, % 74,21'inin özkaynak+kredi kullandığı belirlenmiştir. İşletmelerin % 3,14'ü kombine, %96,86'sı büyütme; ortalama proje kapasitesi 204,91 ton/yıl, fiili kapasitesi 94,69 ton/yıl ve kapasite kullanım oranı % 46,21 olarak bulunmuştur. İşletmelerin ürün deseni % 94,48 porsiyonluk balık, % 2,45 yavru ve % 3,07 porsiyonluk balık+yavrudur. İşletmelerin % 60,74'ü ürünleni toptan olarak işleme tesisine verirken geriye kalanlar taze+perakende+pişirilmiş olarak değerlendirmektedir. Farklı kapasitelere sahip işletmelerdeki (25, 25,01-250 ve 250,01 ve üzeri ton/yıl) verimlilikler karşılaştırılmış, üç grupta verimlilik ortalamaları arası farklar önemli (p<0,01); çoklu karşılaştırmada ise 25 ton/yıl kapasiteli işletmelerin diğer iki işletmeden istatistiki olarak önemli derecede daha yüksek verimliliğe sahip olduğu (p<0,05), işletmelerin yönetim yapısı yönünden verimlilikleri arası farklılık istatistiki açıdan önemli bulunmuştur (p<0,01). İşletme sahipleri ve işletmelerde çalışanlara yönelik yapılan sosyo-ekonomik analizler sonucunda, 731 kişinin işletmelerde istihdam edildiği, % 55,40'nın işsizlikten dolayı bu işi seçtikleri belirlenmiştir. İşletmelerde 1-20 arasında personel çalıştırılırken, %58,90'lık bir yüksek oranla 1-3 arasında personel çalıştırıldığı, yaş dağılımlarının 19-50 arasında olduğu, % 43,37'lik oranla 20-29 yaş grubunda oldukları ve çalışanların % 94,66'sının erkek % 5,34'ünün kadın olduğu tespit edilmiştir. İşletme başına 2,67 EİB işgücü düştüğü belirlenmiştir. Çalışanların % 71,14'ünün evli olduğu, eğitim durumları incelendiğinde % 46,37'lik oranla en yüksek grubu ortaöğretim mezunlarının oluşturduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elazığ ili, gökkuşağı alabalığı işletmeleri, yapısal özellikler, verimlilik, sosyo-ekonomik analizler.
Medya ekonomisi ve Türkiye'de basın piyasasının ekonomik analizi
Bilginin üretiminde ve toplum geneline yayılmasında büyük öneme sahip olan medya, yaşanan hızlı teknolojik gelişmelerin etkisiyle etkinliğini arttırmış, toplumu etkileme özelliğin yanı sıra ekonomideki önemli yeri neticesinde söz konusu çalışmaya konu olmuştur.1980'lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal politikalardan gerek ülkemizdeki gerekse Dünya `da ki medya piyasaları etkilenmiş, mülkiyet yapısında ve yatırım yapan sermayenin niteliğinde değişiklikler olmuş, bunun sonucunda da medyada yoğunlaşma eğilimleri ortaya çıkmıştır.Bu çalışmada medya ekonomisinin yapısı incelenmiş, Basın Ekonomisi başlığı altında basın gelir ve gider yapısına değinilerek, basında yoğunlaşma analiz edilmiş ve birçok faaliyetlerinden biri medya olan Türkiye'deki büyük grupların yapısı incelenerek basın piyasadaki azımsanamayacak payları ortaya konulmuştur.