Hospitals

1,061 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hastane mekânlarında deneyim tasarımı bağlamında kullanılan çevresel grafik tasarım elemanlarının etkisi

Sağlık mekânlarında kullanıcıların sosyal ve psikolojik gereksinimlerini karşılayabilen tasarım anlayışına yönelik artan farkındalık mekân-hasta/çalışan psikolojisi ile ilgili araştırmaları ön plana çıkarmaktadır. Hastalara güven ve memnuniyet sağlayabilen, tedaviyi destekleyici yaklaşıma sahip hasta odaklı sağlık mekânı tasarımları çalışmanın çıkış noktasını oluştururken, tasarım disiplinlerinin kesiştiği alanlar içerisinde "Deneyim Tasarımı" ise fiziksel çevre içeriğinin etkilerini değerlendirmek, kullanıcıların mekân deneyimini anlamak açısından çalışmaya yön vermektedir. Bununla birlikte hastanelerin iç mekânlarında yer alan "çevresel grafik tasarım" elemanları, hastaların mekân deneyimi ile oluşan yönlendirme, bilgilendirme ve mekân algısı gibi kriterleri biçimlendiren unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, çevresel grafik tasarım, mekân ilişkisi ve deneyim tasarımı kesişiminde yapılan çalışmaların yetersiz olması nedeniyle hastane mekânlarında deneyim tasarımı ile çevresel grafik tasarımın kullanıcılar üzerindeki etkilerinin incelenmesi tezin odak noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın birinci bölümünde hastane mekanlarındaki deneyim tasarımı ve çevresel grafik tasarımı arasındaki ilişki ve teoriler incelenmiştir. İkinci bölümde, sağlık mekanlarında yer alan çevresel grafik tasarım elemanları; fotoğraf, illüstrasyon, tipografi ve piktogram olarak ayrı başlıklar altında ele alınmış, kullanıcıların mekân deneyimine olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, hastane mekanlarındaki fotoğraf, tipografi, illüstrasyon ve piktogram alt başlıklarında ele alınan çevresel grafik tasarım elemanlarının sağlık mekanları ile olan ilişkisinde etkili olan tasarım ölçütleri belirlenmiştir. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde, hastanelerde görülen güncel çevresel grafik tasarım uygulamaları incelenerek, çevresel grafik tasarım elemanlarının bu mekanlardaki işlevi tespit edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmaya katkı sağlayabilecek yeterli görsel elemana sahip araştırma mekanları belirlenmiş ve bu hastanelerde anket çalışması öncesinde yapılan gözlemler beşinci bölümde anlatılmıştır. Son bölümde ise hasta, sağlık personeli ve doktor gibi kullanıcı gruplarına uygulanan anketler ile çevresel grafik tasarım elemanlarının; bilgilendirme, rahatlama, yönlendirme, kurumsal algı, estetik, mekân aidiyeti ve güvenlik ölçütlerinin kullanıcıların mekân deneyimi üzerinde yol açtığı etkilere dair veriler elde edilmiş ve değerlendirilmiştir. Bu çalışmada sağlık mekanlarında, çevresel grafik tasarım elemanlarının kullanıcı algısı üzerindeki etkileri araştırılmış ve aktif bir etkileşim alanı olan hastane mekânlarında karşımıza çıkan çevresel grafik tasarım elemanlarının belirlenmesinde rol oynayan tasarım ölçütlerinin, deneyim tasarımı üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, iç mekân tasarımında çevresel grafik tasarım elemanlarının, kullanıcının mekân algısını ve mekân verimliliğini etkilediği gerçeğinden yola çıkarak, her iki alanı da kapsayan bir deneyim tasarımı vasıtasıyla ortaya konacak çözümlemelerin, sağlık mekânlarında çevresel grafik tasarım bağlamında katkı sağlaması hedeflenmiştir.

Deneyim tasarımıGrafik tasarımıHastaneler+2
Fatoş Çakıcıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Measuring the technical efficiency of inpatient care services in Turkish public hospitals using stochastic frontier analysis

In this study, we measure the technical efficiency of inpatient care services of Turkish public hospitals using Stochastic Frontier Analysis (SFA). In the analysis, cross-sectional data on 495 general hospitals in 2016 are used. According to the parameters estimated with SFA, a hospital with high role group and in a region with a low development index has higher efficiency than those of other hospitals. The contribution of this thesis to the previous studies on hospital efficiency in Turkey is to use case-mix index reflecting the clinical level of all cases in a hospital. We adjust output of inpatient service with case mix index and remove the heterogeneity between cases in order to get better estimates by SFA. After using CMI, it has been observed that the inefficiency parameters of role group of hospital and development index are approach to zero whereas parameter of health index loose its significance.

State hospitalsEfficiencyHospitals+7
Alper Mortaş
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerde tükenmişlik, hasta güvenliği ve aralarındaki ilişki: Bir hastane örneği

Hemşirelik mesleği yapısı gereği, birebir insan ilişkileri ile yoğun bir iletişim ve hizmet gerektirir. Bu sebeple hemşirelerin tükenmişlik yaşama ve tükenmenin etkisi ile hasta güvenliğini tehlikeye düşürme riskleri yüksektir. Bu bağlamda, hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ile hasta güvenliği kültürü düzeylerini saptamak ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla bu çalışma yapıldı. Araştırmanın evrenini, hastanede görev yapan tüm hemşireler; örneklemini gönüllü olarak katılan 100 hemşire oluşturdu. Veri toplama araçları, "Sosyo-demografik Soru Formu", "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" ve "Hasta Güvenliği Kültürü Ölçeği"nden oluşmaktadır. PASW Statistics 18 for Windows istatistik paket programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken, tanımlayıcı istatistiksel metotların (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) yanı sıra normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov - Smirnov dağılım testi kullanıldı. Tüm ölçek puanları normal dağılıma sahip olmadığı için parametrik olmayan istatistiksel yöntemler tercih edildi. İki grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Mann Whitney U test kullanıldı. İkiden fazla grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanıldı. Ölçekler arası ilişki için Spearman Korelasyon Analizi kullanılarak değerlendirildi. Elde edilen bulgulara göre; tükenmişlik ile cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, çocuk sahibi olma, çalışılan birim, haftalık çalışma saati ve kıdem arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Hasta güvenliği kültürü ile cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, çocuk sahibi olma, çalışılan birim ve haftalık çalışma saati arasında farka rastlanmamakla beraber kıdem ile arasında fark görüldü. Bu sonuçlara göre kıdemli hemşirelerin hasta güvenliği konusunda daha dikkatli olduğu görüldü.

Hasta güvenliğiHastanelerHemşireler+4
Neşe Kırçiçek Kocaman
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürlüğünde çalışan sağlık personelinin biyomedikal ve klinik mühendisliği uygulamaları farkındalığını etkileyen etmenlerin incelenmesi ve iş güvenliğine etkisi

Klinik ve Biyomedikal Mühendislik bilimi, mühendislik ilkelerini tıp alanına uygulayarak her zaman daha gelişmiş ve kullanılabilir teknolojiler üretir. Bu teknolojileri geliştirirken insan ve hayvan anatomik, fizyolojik yapı ve sistemlerini anlayarak, canlı vücuduna uygun yeni teknolojiler geliştirerek olası sorunları çözer, sağlığı geliştirir. İş sağlığı ve güvenliği, iş yerlerinde çalışırken karşılaşılabilecek olası kaza ve risklerden kaynaklanan sağlığı fiziksel ve ruhsal olarak etkileyen zarar verici koşullardan korumak amacıyla yapılan düzenli ve bilimsel çalışmalar bütünüdür. Bu çalışma ile Biyomedikal ve Klinik Mühendisliğin üniversite hastanesindeki yeri, öneminin ve iş sağlığı ve güvenliğine etkilerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışmamız ile hastanedeki tıbbi cihaz kullanıcılarına ulaşılmıştır. Kullandıkları cihazlar ve riskleri hakkında veriler toplanmış ve değerlendirilmiştir. Cihaz kullanıcılarının, cihazları kullanırken verimli kullanıp kullanılmadığı yaptığımız çalışmayla incelenmiştir. Ayrıca tüm hastane genelinde Biyomedikal Birimi'nin varlığı ve hastanenin bu birimden nasıl faydalandığı hakkında veriler toplanmıştır. Çalışmamıza NKUSUAM'de çalışan ve tıbbi cihaz kullanan hekim, hemşire, tekniker, sağlık personeli ve yöneticiler olmak üzere 240 kişi katılmıştır. Çalışmada veri elde etmek için anket formu kullanılmıştır. İlk anket formu araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulmuştur. İkinci anket formu Öztürk tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış İş Güvenliği Ölçeğidir. Biyomedikal ve Klinik Mühendislik hastanelerdeki cihazların düzenli bakım onarım ve takibini yapar. Ayrıca hastaneler için önemli bir yatırım planlayıcısı ve firmalar ile hastaneler arasında arabulucudur. Hastane bütçesine uygun ve güvenilir olarak cihazların alımını ve takibini yapar. Ek olarak cihazların düzenli ve kullanımına aykırı olarak çalışıp çalışmadığını da takip eder. Bu nedenle hastanelerde geniş bir yelpazede çalışırlar. Bu toplanan veriler ışığında Biyomedikal Biriminin hastanedeki varlığı az da olsa bir kesim tıbbi cihaz kullanıcıları tarfından bilinmemektedir. Fakat sağladığı faydalar Biyomedikal Birimi'nin hastanede hastalara, tıbbi cihazlara ve tıbbi cihaz kullanıcılarına yararlı olarak kullanıldığını göstermiştir. Ayrıca Biyomedikal Birimi'nin varlığının tıbbi cihaz kullanıcıları ve hastaların güvenliği için önemli olduğu da bu çalışma ile saptanmıştır. Cihazların zararlı etkilerinin azaltılması açısından tıbbi cihazların takibinin yapılmasının gerekliliği görülmüştür. Cihazlar kullanıcılara ve hastalara doğrudan veya dolaylı olarak zararlı etkiler gösterebilir. Bu risklerin azaltılmasında Biymedikal Birimi önemli bir rol oynar. Anahtar Kelimeler: Biyomedikal Mühendislik, Tıbbi Cihaz, Klinik Mühendislik, İş Sağlığı ve Güvenliği, Farkındalık, Sağlık Personeli

Biyomedikal mühendisliğiHastanelerHastaneler-üniversite+5
Serkan Ayan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde afet planlaması: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi üzerine bir inceleme

Afetler insanoğlunun geçmişten bugüne kadar sürekli karşılaştığı ve bundan sonraki zamanlarda da her an yüzleşebileceği, yıkıcı sonuçlar doğuran bir süreçtir. Literatürde birçok tanımı bulunan afet; yerleşim yerlerini olumsuz olarak etkileyerek yerel kaynakların bu olay ile mücadelede yetersiz kaldığı, toplumda maddi ve manevi kayıplar doğuran ani ve beklenmeyen olaylardır. Afetlerin yaşanması kaçınılmazdır. Ancak afetlerin bu yıkıcı etkilerinden korunmak ve en aza indirmek için çalışmalar yapmak, planlar oluşturmak, afet sürecinde de bu planları uygulamak gerekmektedir. Tüm bu süreçler afet yönetimi içerisinde değerlendirilmektedir. Afet yönetim süreci içerisinde sağlık sektörünün önemi oldukça fazladır. Sağlık hizmetlerinin en kapsamlı sunulduğu kurumların başında hastaneler gelir. Hastaneler rutin sağlık hizmetlerini sunmalarının yanı sıra afetlerde artan talebi de karşılamak zorundadır. Çalışmada afet kavramı, afet yönetim sistemi, afetlerde sağlık yönetimi ve hastanelerde afet yönetimi incelenerek Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Hastane Afet ve Acil Durum Planı değerlendirmesi yapılacaktır.

Acil durum planlamasıAfet hazırlığıAfet yönetimi+4
Sinan Tuna
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ve işyerinde ayrımcılık: Kadın hemşireler örneği

Kadınların maruz kaldıkları cinsel ayrımcılığın çalışma yaşamında görülmesinin hem kadın, hem de işyerleri açısından pek çok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Bu ayrımcılığın ulusal ve uluslararası mevzuatlarla yasaklanan ve çalışma yaşamının birçok bölümünde görüldüğü bilinmektedir. Bu çalışma ile iş yaşamında cinsel ayrımcılık kavramının kadınlar üzerindeki etkilerinin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Kadının toplum içerisinde güçlendirilmesi ve geliştirilmesi etkin olacak bir politikaya, stratejiye ve tüm bunların uygulamaya konulması hususu büyük önem arz etmektedir. Eşitliğin cinsiyetler arasında sağlanması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi konusunda genel atılımlar yapılmış olmasına rağmen, konuya dair istenilen seviyeye varmak için aşılması gereken bir çok kademe vardır. Yapmış olduğum bu çalışmada son 15 yıl içerisinde konu ile ilgili yapılmış araştırmalara dair geniş bir literatür taraması yapılmış ve konu hakkında yazılan makale ve kitaplardan yararlanılmıştır. Çalışmada yukarıda da belirtildiği üzere kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler, kadının çalışma hayatındaki yeri ve sağlık hizmetlerindeki kadın emeğinin önemi gibi birçok alandaki eksiklikler üzerinde durulmuştur. Sağlık hizmetleri, geçmişten günümüze kadınların çoğunlukta olduğu bir hizmet alanıdır. Sağlık hizmetleri içerisinde temel sağlık hizmetleri alanında bulunan koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi hizmetlerinin çoğunlukta bulunduğu hastanelerde kadınlar sağlık çalışanları içerisinde çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu hizmet, beraberinde mesleki olarak yapılan cinsiyet ayrımcılığını ve ayrım doğrultusunda örnekler içerdiği görülmektedir. Sağlık hizmetlerinde böylesi bir durumun bulunmasına rağmen bu hizmet alanında çalışan kadınlar üzerinde bir takım ayrımlar söz konusu olmakta ve kadınlar da hem ev işlerinin yüküne, hem de çalışma alanında yapılan haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. Sağlık hizmetleri içerisinde büyük bir çoğunluğu oluşturan hemşirelik mesleği ve bu hemşirelik mesleğinin içerisinde kadınların yoğun bir şekilde bulunması ve hasta ile en çok etkileşim içerisinde olan bu meslekte çalışan kadınların ayrımcılık deneyimlerinin neler olduğunun tespiti yapılacaktır. Kadının anne olmasının özelliğinden dolayı, kadınların bu mesleği yapmasının daha da uygun olduğuna dair düşünceler bulunmaktadır. Ancak, annelik duygusu da, meslek yaşamı içerisinde de beklendiğinden emeğinin karşılığının bir kısmının görünmemesine neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında hemşirelik mesleğinin tanımının sürekli olarak esnediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İş Bölümü, Ayrımcılık, İş yeri Olarak Hastane, Kadın Hemşireler

AyrımcılıkCinsel kimlikHastaneler+5
Hüseyin Marangoz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ili Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliğine bağlı hastanelerde dış kaynak kullanımı: Çorlu Devlet Hastanesi örneği

Sağlık hizmeti üreten hastaneler, çok farklı faaliyet organizasyonlarını bünyelerinde bulunduran günümüzün en karmaşık işletmelerindendir. Bu faaliyetler, sağlık hizmetleri ve sağlık hizmetlerini destekleyen diğer hizmetler olmak üzere iki ana başlıkta toplanmaktadır. Koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerine odaklanan hastaneler dış kaynak kullanımı stratejisi ile diğer hizmetleri alanında uzmanlaşmış işletmelerden tedarik etmektedirler. Bu durum hastanelere, rekabet ortamında büyük avantaj sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, devlet hastanelerinin dış kaynak kullanımı yoluyla sağladığı temizlik, güvenlik, yemekhane, veri hazırlama, laboratuvar ve görüntüleme hizmetlerinin mali açıdan değerlendirmesini yapmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Çorlu Devlet Hastanesi örneklem olarak seçilmiştir. Tanımlayıcı tipte araştırma modelinin kullanıldığı çalışmada, finansal analizler için gerekli olan verilere Tek Düzen Muhasebe Sistemi (TDMS) üzerinden erişilmiştir. Çalışma sonucunda, dış kaynak kullanımı yoluyla sağlanan hizmetlerin ulaştığı finansal büyüklük, aylara ve yıllara göre artış ve azalışlar, hastanenin gelir ve gider kalemleri ortaya konulmuştur.

Dış kaynaklardan yararlanmaHastanelerHastaneler-devlet+3
Adnan Baç
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sağlık sistemi ile Türk sağlık sisteminin karşılaştırılması: Türkiye- Almanya örneği

Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği'ne girmek için çaba sarf etmektedir. Zaman zaman ilişkilerde inişler ve çıkışlar görülse de son yıllarda genellikle olumsuz gelişmelerin yaşandığı söylenebilir. Bu ortamda Türkiye'nin AB'ye girme konusunda pek heyecanlı olduğu söylenemez. AB'ye üye olunamasa da AB standartlarında bir yaşama ulaşılması gerektiği herkesin ortak kanaatidir. Hâlihazırda AB üye olacak devletlerden bazı kriterleri yerine getirmesini beklemektedir. Sağlık ise AB'nin ortak bir sisteme sahip olmadığı alanlardan biridir. Üye ülkelerin kendileri sağlık hizmetlerinin sunumu, yönetimi ve finansmanı konusunda esas belirleyicidir. Bu nedenle Türkiye ve AB arasında sağlık alanında bir karşılaştırma yapabilmek ve eksikleri tespit edebilmek adına örnek bir ülke seçilmesi daha uygun olacaktır. Bu nedenle de AB'nin en önemli ülkelerinden biri olan ve nüfusu bakımından Türkiye'ye yakın olan Almanya bu çalışmada konu edinilmiştir. Türkiye ve Almanya sağlık sektörünün işleyişi açısından pek çok benzer noktaya sahiptir; nüfusun tamamını kapsayan bir sigorta sistemi, yakın oranlarda seyreden kamu finansmanı, sağlık hizmetlerinin kaç basamakta sunulduğu vs. Ancak Almanya gelişmiş ekonomisi sebebiyle pek çok kalemde Türkiye'nin önünde yer almaktadır. Hastane sayısı, hastanelerdeki yatak sayısı, doktor- diş hekimi-eczacı sayısı, MR- BT gibi teknolojik cihaz sayısı göz önüne alındığında Türkiye, Almanya'nın çok gerisinde kalmaktadır. Bu çalışmada en güncel veriler ve resmi istatistikler kullanılarak farklılıklar ortaya konulmuştur. Pek çok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de uçurumların ortadan kalkmasının ilk şartı yeterli finansmanın sağlanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Almanya, Sağlık Sistemi Karşılaştırması

AlmanyaAvrupa BirliğiHastaneler+2
Sena Karaman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık işletmelerinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi

Hastaneler, sağlık ocakları, tıp merkezleri veya poliklinik gibi sağlık hizmeti sunan tüm kuruluĢlarda satın alma ve tedarik zinciri yönetiminin gün geçtikçe önem kazanmakta olduğunu ve sürekli geliĢen bir süreç olduğunu görmekteyiz. Tıbbi cihaz gruplarından, sarf malzemelere ve ilaçlara kadar çok sayıda malzeme, sağlık kuruluĢları tarafından talep edilmekte, depolanmakta ve kullanılmaktadır. Hangi tedarikçilerle çalıĢılacak, ürünler nasıl stoklanacak, yeni sipariĢler nasıl verilecek, nasıl takip edilecek, miktarları ne olacak gibi konular satın alma ve tedarik zinciri yönetimi sürecinde yöneticilerin vermesi gereken kararlardır. Zaten planlamadan, lojistiğe, satın alma ve tedarikten, malzeme yönetimine kadar tüm konular iĢletme bünyesinde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi bölümü içerisinde yer alan bir süreçtir. Bu süreç yönetilirken en doğru ve en rasyonel kararlar alınmalı, kaynaklar en etkin biçimde kullanılmalı ve verimliliğin arttırılması yönünde satın alma ve tedarik zinciri yönetimi baĢarılı bir Ģekilde yönetilmelidir. Bu çalıĢmada; sağlık sektöründe satın alma ve tedarik zincir yönetimi nasıldır sorusunun cevabı verilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimler: Lojistik, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık, Hastaneler

HastanelerLojistikPoliklinikler+5
Mahmut Yağbasan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi amacıyla planlandı. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul'da bir kamu hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 145 sağlık personeliyle yürütüldü. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Veri toplama aracı olarak, Kişisel bilgi formu, Basınç Ülserini Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (BÜÖBDÖ) ve Basınç Ülserini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) kullanıldı. İstatiksel analiz için NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodlar, Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı ve p<0,05 istatiktiksel olarak anlamlı kabul edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 34,4±7,78 yıl olup, %82,1' i kadın ve %73,1'i lisans mezunu idi. %75,2'sinin daha önce basınç ülseri açılan hastaya bakım verdiği belirlendi. BÜÖBDÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, eğitim durumu ve çalışılan görev gibi durumların BÜÖBDÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği belirlendi. BÜÖYTÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu, katılımcıların cinsiyet, çalışılan görev, risk değerlendirme, basınç ülseri açılan hastaya bakım verme ve okul eğitimi dışında alınan eğitim gibi durumların BÜÖYTÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği saptandı. Katılımcıların BÜÖBDÖ ile BÜÖYTÖ toplamından aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki bulundu. Sonuç olarak araştırma bulguları, sağlık personellerinin basınç ülserini önlemeye ilişkin tutumlarının olumlu, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğunu ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, sağlık çalışanı, tutum, bilgi, hemşirelik bakımı

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHastaneler+6
Burak Çağrı Ağçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisinde hekim ve hemşirelerde mobbing ve tükenmişlik: Tekirdağ'da bir üniversite hastanesi örneği

Bu çalışmanın amacı Tekirdağ ilinde bulunan bir üniversite hastanesinde hizmet veren hekim ve hemşirelerin COVID-19 döneminde mobbing algısı, tükenmişlik düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tez çalışması 25 Mayıs-25 Ağustos 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde yüz yüze görüşme yöntemi ve çevrimiçi programlar aracılığıyla toplamda 151 hekim ve hemşire ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan sosyo-demografik özellikler ve COVID-19 ile ilişkili sorular bulunan kişisel bilgi formuna ek olarak, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış iki ölçek kullanılmıştır. Bu Ölçekler; 1. Mobbing algısını ölçmek için Leymann Mobbing Ölçeği (LMÖ) ölçeği, 2. tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla Maslach Tükenmişlik Ölçeği'dir (MTÖ). Çalışmanın yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı, çalışmanın yürütüldüğü kurumu ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Girişimsel Olmayan Çalışmalar Etik Kurulu izinleri ve çalışmaya dahil olanların onayları alınmıştır. Verilerin analizi için IBM SPSS 26.00 programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılanların %58,9'u kadın, yaş ortalaması 35±10 idi; %49,7'i yüksek lisans ve üzeri eğitime sahipti, %54,3'ü hemşire, %38,4'ü akademisyendi. Katılımcıların çoğunluğu, pandemi koşullarında çalışma koşullarının kötü yönde değiştiğini (%53,0), iş yükünün arttığını (%62,3), hastalığa karşı korku ve endişenin duyulduğunu (%86,1) belirttiler. Çalışma grubundan %83,07'si mobbing davranışına maruz kaldığını, %17,93'ü hiç mobbinge maruz kalmadığını ifade etti. Katılımcıların LMÖ ortalama puanı: 4,64±0,47 idi. Katılımcılar, en çok (%79,31) Mobbing Ölçeği "İletişim Biçimini Engelleme" alt boyutuna (3,85±1,05 ortalamayla "hakkımda dedikodu yapıldı" maddesi) en yüksek mobbing ifadesi; en az (%30,34) "Sağlığa Yönelik Saldırılar" alt boyutuna ve 4,94±0,22 ortalamayla "cinsel tacize uğradım" maddesine maruz kaldıklarını ifade ettiler. MTÖ duygusal tükenmişlik alt boyutu ortalaması 14,93±8,50, duyarsızlaşma alt boyutu ortalaması 6,00±4,42 ve kişisel başarı alt boyutu tükenmişlik ortalaması 13,37±6,93 olarak hesaplandı. Bu değerler katılımcıların düşük düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını göstermektedir. Çalışma grubunun yarısından fazlasının COVID-19 kaynaklı yaşamlarının olumsuz etkilendiği, büyük çoğunluğunun mobbinge maruz kaldığı algısı yaşadığı; grubun düşük düzeyde de olsa tükenmişlik yaşadıkları ancak bunun dışında COVID-19 kaynaklı ortaya çıkabilecek hem mesleki hem sosyal hem de yakın sosyal çevrelerinde kimi olumsuzluklar yaşadıkları saptandı. Bu doğrultuda COVID-19 pandemisi gibi toplumsal olağan dışı durumlara karşı hazırlıklı olmak ve sağlık çalışanlarına sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Tükenmişlik, COVID-19, Üniversite Hastanesi, Sağlık Çalışanları

COVID 19HastanelerMobbing+6
Abdulla Zeynallı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektöründe iletişim. Hastaların sağlık kurumu tercihini etkileyen faktörler. Tekirdağ Süleymanpaşa örneği

İletişim, kişiler arasındaki duyguların, düşüncelerin, bilgi birikimlerinin karşılıklı olarak birbirlerine aktarılması sürecidir. İnsanoğlu ilk var olduğu günden itibaren iletişime ihtiyaç duymuştur. Her sektörde iletişime ihtiyaç vardır ve sağlık sektörü de iletişimi aktif olarak kullanmak zorundadır. Sağlık hizmeti denildiğinde hastalığın teşhis ve tedavi edilmesi, rehabilitasyonun yapılması ve hastalıklara karşı önlem oluşturarak toplumun ve bireylerin sağlık düzeylerinin iyileştirilmesi, geliştirilmesi gibi faaliyetleri kapsayan bir bütündür ve bu bütünün oluşumunun her aşamasında iletişime ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma da iletişimin tarihten günümüze gelişimi, sağlık sektöründeki yeri, önemi, gelişimi, hangi ihtiyaçları karşıladığı, iletişimin sağlık sektöründeki gelişmeler etkisi ve hastaların sağlık kurumu tercihinde etki eden faktörlerin neler olduğu incelenmiştir.

Hasta memnuniyetiHastanelerKitle iletişimi+6
Göknur Aybaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne il merkezindeki bir kamu hastanesinde hemşirelerin COVID-19'dan korunma bilgileri ile izolasyon önlemlerine uyum ölçeği değerlerini etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesi

COVID-19 hastalığı kısa süre içerisinde pandemi durumunu almış ve hasta kişilerin bakımında etkin rol oynayan hemşirelerin iş yükü ve hastalığa yakalanma riskleri artmıştır. Bu nedenle çalışmamızın amacı Edirne il merkezindeki kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumunun ölçülmesi, COVID-19 hastalığından korunma bilgilerinin saptanması ve bunları etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmamız kesitsel nitelikte bir çalışma olup çalışmamıza pandemi yoğun bakım servisi, pandemi servisi, acil servis ve diğer servislerden 220 hemşire katılmıştır. Yüz yüze görüşme tekniği kullandığımız çalışma 01 Mart ile 01 Kasım 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılardan verilerin toplanması için demografik bilgi formu, COVID-19 hastalığı ve izolasyon uyum maddeleri, T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberi kaynak alınarak oluşturulan COVID-19 hastalığından korunma bilgi düzeyi değerlendirme maddeleri ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden yararlanılmıştır. Katılımcıların 174'ü (%79,1) kadın, 46'sı (%20,9) erkek idi. Katılımcıların yaş ortalaması 33,20 ± 8,43 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %86,4'ü COVID-19 hastalığından korunma önlemlerine ilişkin eğitim aldıklarını ifade etmiştir. Katılımcılar COVID-19 hastalığında alınması gereken izolasyon önlemlerini % 99,1'i oranında, aerosol oluşturacak işlemler sırasında uygun kişisel koruyucu ekipman seçilmesini %93,6 oranında ve kişisel koruyucu ekipman giyme sırasını %92,3 oranında doğru bilmiştir. Katılımcıların İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden aldıkları ortalama puan 78,91 ± 8,02 olarak tespit edilmiştir. Acil serviste çalışan hemşirelerin diğer üç serviste çalışan hemşirelere göre izolasyon önlemleri uyum ölçeği (İÖUÖ) alt boyutlarından anlamlı olarak düşük puan aldığı saptanmıştır. Toplanan verilere göre eğitim almış hemşirelerin İÖUÖ puanı eğitim almayan hemşirelere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Hastanede görev yapan hemşirelerin COVID-19 izolasyon önlemleri ile ilgili eğitim alması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bilgi düzeyiCOVID 19Devlet hastaneleri+6
Aylin Şirin Köken Berberoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği

Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.

FacebookHastanelerKurumsal iletişim+7
Nazlı Kocaçınar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık ekonomisi kapsamında kişilerin hastane tercihini etkileyen faktörlerin analizi: Bir alan araştırması

Günümüzde rekabet koşullarının ve aynı tür hizmet sunan kurumların artmasıyla birlikte kurumlar rakiplerine karşı farklılık sağlayarak tercih edilmek istemektedir. Kurumların tercih edilmek için hizmet talep eden kişilerin istek ve ihtiyaçlarını hızlı şekilde anlaması ve beklentilerine cevap vermesi gerekmektedir. Bu noktada kurumlar sundukları hizmetlerin kalitesini ve kurumsal imaj algılarını artırarak rakiplerine göre rekabet avantajı sağlamak için çaba harcamaktadırlar. Hizmet alanının insan sağlığı olması dolayısıyla sağlık kurumları hizmet sunarken daha fazla özen göstermekle yükümlüdürler. Bu araştırmada ilk olarak sağlık, sağlık ekonomisi, sağlık hizmetleri, hastane tercihi, kurumsal imaj ve hizmet kalitesi kavramları ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Konu ile ilgili literatür incelemesinin ardından kişilerin hastane tercihine etki eden faktörleri belirlemek için Tekirdağ il merkezinde yer alan sağlık kurumlarından hizmet alan 510 kişiye hastane ortamında anket formları uygulanarak veriler toplanmış ve istatistiksel yöntem ve tekniklerden frekans analizi, güvenilirlik analizi, Mann-Whitney-u testi, Kruskal Wallis testi, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, yapısal eşitlik modelleri uygulanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, kişilerin hizmet kalitesinin kurumsal imaj üzerinden hastane tercihine etkisi ve kurumsal imajın hizmet kalitesi üzerinden hastane tercihine olan etkisi açıklanmıştır. Hizmet kalitesinin kurumsal imaj üzerinden hastane tercihine doğrudan ve dolaylı etkilerinin olduğu ve benzer şekilde kurumsal imajın hizmet kalitesi üzerinden hastane tercihine doğrudan ve dolaylı etkilerinin olduğu bulunmuştur.

Hastane tercihiHastanelerHizmet kalitesi+2
Derya Dinçer Gültekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Acil durumlarda ekiplerin etkili hale getirilmesi ve olay komuta sistemi

Acil durumlar, her sene firmalarda hem hayati tehlikelere hem de büyük maddi zararlara neden olmaktadır. Yalnız bu durumlar en aza indirilebilir. Firmaların acil durumlar karşısında bilinçli ve hazır olduklarında zarar ve hayati riskler önlenebilir, etkileri minimuma indirilir ve firmalar olağan hayatlarına daha süratli dönebilir. Bu araştırıda aktif bir acil durum yönetim programı hazırlanması ve uygulanması için takip edilecek yollar içermektedir. 160 ülke tarafından onaylanmış bir standart olan ISO 22301 Toplumsal Güvenlik ve İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Standardı, daha önceden yayınlanan BS 25999 İş Sürekliliği Standardının, ISO standardı olarak çıkarılan, revize edilmiştir. ISO 22301 Standardı, iş sürekliliğini kontrolleri için gerekli programları oluşturmaları, uygulamaları, firmaları, gözlemlemeli, araştırmaları, korumaları ve riskleri azaltmak, yıkıcı olaylardan kurtarmak için belgelenmiş bir yönetim sistemini ilerletmek için gereklilikleri belirtir. Bu çalışmada hastanelerin acil durumlara hazırlıklı olması için acil durum planı gerçekleştirme süreçleri araştırılmıştır. Başka bir anlatımla hastaneler için bir acil durum planı hazırlama raporu sunulmuştur. Acil durum planının süreçleri ele alınmış, örneklemeler yapılarak ve uygulama yapılan hastane için acil durum planları sunulmuştur. Hastanelerde çalışan kişileri acil durum konusunda daha çok bilinçlendirmek için eğitimler verilmiştir.

Acil durum planlamasıAcil durum yönetimiAfet hazırlığı+5
Özlem Kutbay
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hekim ve hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumu ve etkileyen faktörler

Günümüzde sıkça kullanılan tanımıyla sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar (SBİE)/ hastane enfeksiyonları (HE), tüm dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde morbidite ve mortaliteye neden olan, hastanede kalış süresini uzatan, işgücü ve ekonomik kayıplara yol açan önemli bir sağlık problemidir. Hastane enfeksiyonları izolasyon önlemlerine uyum sağlandığı takdirde önlenebilir bir sorundur. İzolasyon önlemlerine uyumda sağlık çalışanları büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı; hekim ve hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumu ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmanın verileri Nisan-Mayıs 2021 tarihlerinde Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde toplandı. Araştırmanın evrenini hastanede belirtilen tarihlerde çalışmakta olan 96 hekim ve 392 hemşire oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmeyerek araştırmaya katılmayı kabul eden 80 hekim ve 305 hemşire araştırmayı tamamladı. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ) kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS sürüm 24,0 paket programı kullanılarak, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Student t, Mann Whitney U, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Kruskal Wallis, All Pairwise çoklu karşılaştırma testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Çalışmaya katılanların %70,4'ü kadın (n: 271), %29,6' sı (n:114) erkek, yaş ortalaması 31,58±6,81, toplam çalışma yılı ortalaması 7,54±6,23 tür. Hekimlerin izolasyon önlemlerine uyum puanının (67,5±8,28) hemşirelere (66,9±7,02) göre daha yüksek çıktığı fakat farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı tespit edildi. Her iki meslek grubunun da izolasyon önlemlerine uyum puan ortalamasının genel ortalamanın üzerinde olduğu cinsiyet, eğitim durumu, çalışılan birim, mesleği severek yapma, güncel bilgileri takip etme durumunun izolasyon önlemlerine uyumu etkilediği saptandı (p<0,05). Hekim ve hemşireler tarafından izolasyona uyumu, iş yükünün artışının ve personel sayısının azlığının olumsuz, motivasyon desteğinin ise olumlu yönde etkileyeceği sonucuna ulaşıldı. Hemşire ve hekimlerin izolasyon önlemlerine uyumları konusunda kurumsal desteğin devamı ve verilen eğitimlerin güncel bilgiler ışığında düzenli aralıklarla tekrarlanması, uyumu etkileyen olumsuz faktörlerin iyileştirilmesine yönelik girişimler yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hekim; Hemşire; Hastane enfeksiyonu; Enfeksiyon kontrolü; İzolasyon; İzolasyon önlemleri

Bulaşıcı hastalık kontrolüBulaşıcı hastalıklarDoktorlar+5
Ertuğrul Sarı
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi

Bu araştırmada, hastanede çalışan çocuk gelişimcilerin hastaneye hazırlayıcı eğitim (HHE) programları ile ilgili görüşlerinin ve kullanım durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemine göre yürütülen araştırmada kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve hastanede çalışan 152 çocuk gelişimciye ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucunda 5 alan uzmanı ve 2 istatistik uzmanından görüş alınarak oluşturulan "Hastaneye Hazırlayıcı Eğitim Programları Görüş Formu" kullanılmıştır. Görüş formu; bütün katılımcıların cevaplandırması gereken demografik ve genel bilgiler, HHE programı uyguladığını belirten katılımcıların programlarına ait özel bilgiler, HHE programı uygulamadığını belirten katılımcıların yanıtladığı bilgiler ve bütün katılımcılara yönelik sorulan açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Veriler betimsel istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre; 152 katılımcıdan 4'ü hastane kreşi ve çocuk izlem merkezi gibi hastane dışı birimlerde görev yapmaktadır. İlgili birimlerde çalışan 148 çocuk gelişimciden HHE programları hakkında görüşler elde edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu lisans döneminde çocuk ve hastane dersi almış, sağlık kurum ve kuruluşunda staj yapma olanağı bulmuştur. Katılımcıların %42,1'i lisans eğitimi sırasında HHE programı hazırladığını, % 35,8'i HHE programlarıyla ilgili teorik konularda yeterli ancak uygulama konusunda yetersiz hissettiğini, büyük çoğunlukla hastanenin yoğunluğundan dolayı HHE programı uygulayamadıklarını bildirmiştir. Hastaneye hazırlayıcı eğitim programı uyguladığını belirten 4 katılımcının verileri nitel araştırma yöntemlerinden "içerik analizi" ile incelenerek "Çocuğun hastane yaşantısına tepkileri", "HHE programlarının faydaları" ve "HHE programlarının etkili kullanılması için çözüm önerileri" başlıklarında 3 ana tema ele alınmıştır. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır.

Eğitim programlarıHastanelerHastaneye hazırlayıcı eğitim programları+2
Polen Çıngıloğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan personelin COVID-19 hakkında görüşleri, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin saptanması

COVID-19 tüm ülkeleri etkilemiş olan bir pandemidir. Pandemilerin sağlık sektörüne aşırı bir yük getirdiği ve hastanelerin pandemide kritik bir rol aldığı bilinmektedir. Hastane çalışanları ve özellikle COVID-19 hastalarına bakım sağlayan sağlık çalışanları pandemi esnasında birçok sorumluluk almaktadır ve COVID-19 açısından risk altında olabilmektedir. Bu çalışmada COVID-19 pandemi sürecini değerlendirmek için Bolu AİBÜ İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan tüm personelin COVID-19 hakkında görüşleri, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeyleri incelenmiştir. Araştırmada 562 kişiye ulaşılmıştır. 87 soruluk 8 bölümden oluşan veri toplama formunda 22 soruluk Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve 20 soruluk Beck Umutsuzluk Ölçeği bulunmaktadır. Maslach Tükenmişlik Ölçeği'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması 1996 yılında Ergin tarafından yapılırken Beck Umutsuzluk Ölçeği'nin Türkçe geçerlilik ve güvenilirlik çalışması 1994 yılında Durak ve Palabıyıkoğlu tarafından yapılmıştır. Veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analizlerde uygun koşullarda Bağımsız Örneklerde T Testi (Independent Sample T-Testi), Tek Yönlü Varyans Analizi (Oneway ANOVA), Post-Hoc analizi, Bonferroni Tamhane's testleri ve ileri analizler için "Stepwise" Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan personelin yaş ortalaması 35,8±8,8 ve meslekte çalışma süresinin ortalaması 9,1±8,3 yıl olarak bulunmuştur, Katılımcıların %61,2'si kadın, %37,9'u lisans mezunu, %59,6'sı evlidir. Yüzde 32,0'sinin COVID-19 birimlerinde en az bir kez çalıştığı, %31,1'inin COVID-19 hastalığına yakalandığı, %55,4'ünün COVID-19 hastasına müdahalede bulunduğu belirlenmiştir. Personelin %86,2'si COVID-19 salgınının Türkiye için bir afet olduğunu, %27,8'i COVID-19 salgınının kontrol altına alınamayacağını, %84,9'u COVID-19 hastalığına yakalanabileceğini, %86,0'ı COVID-19 pandemisinin kendisini psikolojik olarak olumsuz etkilediğini, %84,9'u COVID-19 hastalığının ağır geçen ciddi bir hastalık olduğunu ve %16,9'u COVID-19 pandemisinden önceki normal yaşantıya geri dönülemeyeceğini düşünmektedir. Kadın olmak, genç yaşta olmak, çocuk sahibi olmamak, hemşire olmak, meslekte çalışma süresinin az olması, personelin kronik bir hastalığının olması, hem nöbet hem vardiya hem de mesai usulü ile çalışmak, çalışılan birimde değişiklik olması, COVID-19 birimlerinde en az bir kez çalışmak, COVID-19 ile ilgili eğitim almak, COVID-19 sebebiyle bir yakınını kaybetmek, KKE kullanmadan COVID-19 pozitif hastaya müdahale etmek, personelin pandeminin kendisini psikolojik olarak olumsuz etkilediğini düşünmesi, COVID-19 hastalığı ile ilgili yeterince bilgili olmadığını düşünmesi, COVID-19 hastalığının ağır geçen ciddi bir hastalık olduğunu düşünmesi, COVID-19 pandemisinin kontrol altına alınamayacağını düşünmesi ve COVID-19 pandemisinden önceki normal yaşantıya dönemeyeceğini düşünmesi tükenmişliğin ve alt ölçeklerinin önemli bir yordayıcısı olarak tespit edilirken kadın olmak, personelin kronik bir hastalığının olması, hem nöbet hem vardiya hem de mesai usulü ile çalışmak, personelin pandeminin kendisini psikolojik olarak olumsuz etkilediğini düşünmesi, COVID-19 pandemisinin kontrol altına alınamayacağını düşünmesi ve COVID-19 pandemisinden önceki normal yaşantıya dönemeyeceğini düşünmesi umutsuzluğun önemli bir yordayıcısı olarak tespit edilmiştir.

COVID 19EpdemiHastaneler+6
Esra Demir
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emeğin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri ile ilişkisi: Bu ilişkilerde tükenme duyarlığının düzenleyici rolü

Araştırmada, hastanelerin danışma ve hasta kayıt-kabul görevlilerinin duygusal emek seviyelerinin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 185 kişiden oluşmuştur ve araştırmanın amaçları doğrultusunda ölçümler, Demografik Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği, Shirom-Melamed Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çatışma Çözme Ölçeği ve mevcut araştırmada çevirisi yapılmış olan Tükenme Duyarlığı Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik ve depresif belirtiler arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü, yüzeysel rol yapma ile çatışma çözme arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler bulgulanmıştır. Öte yandan, derinden rol yapma ile tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkilere ulaşılamamıştır. İlaveten bu çalışmada, Benlik Kontrolü Güç Modeli temel alınarak oluşturulan tükenme duyarlığı kavramının bahsedilen ilişkilerdeki düzenleyici rolü test edilmiştir. Düzenleyici değişken analizleri sonucunda, derinden rol yapma ile tükenmişlik arasındaki ilişkide tükenme duyarlığının istatistiksel olarak anlamlı bir düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yüzeysel rol yapma ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide, tükenme duyarlığının istatistiksel anlamlılığa yaklaşan düzenleyici etkisi gözlenmiştir. İlişkiler tükenmişliğin ve çatışma çözmenin tüm alt boyutları için tek tek incelenmiş, ulaşılan sonuçlar alanyazındaki bulgular ışığında tartışılmıştır. Yürütülen çalışma sonucunda, alanyazındaki derinden rol yapma-tükenmişlik ilişkisine dair karmaşık bulguların netleştirilmesi adına önemli bulgulara ulaşılmakla beraber Türkiye'de daha önce çalışılmamış olan bir örneklem grubunun iş yaşantılarında başvurduğu duygu düzenleme stratejileri ve bu stratejilerin yol açtığı psikolojik sıkıntılara ilişkin bilgiler de elde edilmiştir. Ulaşılan sonuçlarla birlikte, araştırmanın önemi ve bulguların klinik alanda kullanılabilirliği üzerinde durulmuş, ayrıca, araştırmanın kısıtlılıkları ve gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Benlik kaynaklarının tükenmesiDepresif belirtilerDepresyon+6
Sinem Aydın
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık sisteminde sevk zinciri uygulaması hakkında paydaş görüşlerinin değerlendirilmesi

Türkiye'de her dönemde sağlık hizmetleri alanında birtakım düzenlemeler ve yenilikler yapılmıştır. 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) adı verilen kapsamlı bir uygulama planı gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda planlanan bileşenler arasında yaygın, erişimi kolay ve güler yüzlü sağlık hizmet sisteminin oluşturulması yer almakta olup; bu planın güçlendirilmiş temel sağlık hizmetleri ve aile hekimliği, etkili kademeli sevk zinciri ve idari mali özerkliğe sahip sağlık işletmeleri oluşturularak gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Ancak planlanan uygulamalardan aile hekimliği sistemine geçilmesine rağmen, etkili kademeli sevk zinciri uygulamasına geçilememiştir. Bu çalışma ile sevk zinciri uygulamasının hayata geçirilememesinin farklı yönleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışma kapsamında zorunlu sevk zinciri uygulaması konusunda etkili olabileceği ya da etkilenebileceği düşünülen tüm paydaşların (aile hekimleri, politik aktörler, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları yöneticileri, tüketiciler) görüşleri değerlendirilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda sevk zinciri uygulamasının sağlık hizmetlerinde kaliteye, maliyete ve memnuniyete etkileri ve uygulamaya geçirilip geçirilemeyeceği değerlendirilmiştir. Araştırmada veriler; politikayı etkileyen aktörlerin, hastane yöneticilerinin, aile hekimlerinin ve tüketicilerin görüşlerini ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak paydaşlar ile yüz yüze ya da zoom üzerinden yapılan görüşmeler sonucu elde edilmiştir. Analizlerin sonucunda, paydaşların görüşleri ortak bir yaklaşımla değerlendirildiğinde paydaşların büyük çoğunluğu; sevk zinciri uygulamasını gerekli olarak görmekte ancak mevcut yapı içerisinde uygulanamayacağını ifade etmektedir. Paydaşlar uygulamaya geçilebilmesi için öncelikle birinci basamak sağlık kurumlarının geliştirilmesi, aile hekimlerinin uzmanlık seviyelerinin geliştirilmesi, toplum bilincinin artırılması, eğitimlerle sistemin desteklenmesi ve herkesin katılımının sağlanması gerektiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca sevk zinciri uygulamasının sağlık hizmetlerinde bakım kalitesini artıracağını, sistemdeki gereksiz işlemleri ve kaynak kullanımını engelleyerek maliyetleri düşüreceğini, gereksiz hasta yükünü engelleyerek hizmet sunucularının memnuniyetini artıracağını, diğer yandan ise hastaların alışık olmadığı, kısıtlayıcı bir uygulama olarak görüldüğünden hasta memnuniyetini azaltacağını belirtmişlerdir. Bu çalışma sevk zinciri uygulaması hakkında paydaş görüşlerini yansıtmakta ve sevk zinciri uygulamasına geçilebilmesi için yapılması gerektiği düşünülen düzenlemeleri ortaya koymaktadır.

HastanelerSağlık hizmetleriSağlık sistemleri+1
Beyza Yapıcı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane yöneticilerinin hastane tabanlı sağlık teknolojisi değerlendirme yöntemine ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (STD) yöntemi, sağlık teknolojilerinin edinimi ile ilgili kararlarda sıklıkla başvurulan araçlardan biridir. STD'nin hastanelere uyarlanmış hali ise Hastane Tabanlı Sağlık Teknolojisi Değerlendirme (HT-STD) yöntemidir. Türkiye'de de 2012 yılından itibaren STD ile ilgili faaliyetler yürütülmektedir. Hastanelerde ise HT-STD'nin kullanımı ile ilgili yeterince bilgi mevcut değildir. Ancak hastanelerde adı her ne kadar HT-STD olarak tanımlanmasa da bir tıbbi cihaz ve ekipman edinilirken karar sürecine destek olan değerlendirme modellerinin kullanıldığı bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, kamu ve özel hastanelerin tıbbi cihaz ekipman edinme aşamasında, HT-STD yönteminden ne düzeyde yararlandıkları, HT-STD kullanımını etkileyen kişisel ve kurumsal özelliklerin neler olduğunu ve nasıl etkilediklerini araştırmaktır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak geliştirilen soru kâğıdının geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılarak, 24'ü Sağlık Bakanlığı ve 9'u özel hastane olmak üzere toplam 33 hastaneden 186 yöneticiyle görüşülmüştür. Analizler sonucunda, hastanelerde bir tıbbi cihaz/ekipman edinme aşamasında HT-STD yönteminden yararlanıldığı ve HT-STD'nin boyutlarının dikkate alındığı görülmüştür. Yöntemin önemli özelliklerinden biri olan multidisipliner yapı, değerlendirmelerde kullanılmakta, yöneticiler tarafından da tercih edilmektedir. Özel hastanelerin HT-STD'nin tüm boyutlarına, branş hastanelerinin güvenlik boyutuna, eğitim hastanelerinin ise klinik etkililik boyutuna daha fazla önem verdikleri görülmüştür. Tüm yöneticilerin klinik etkililik boyutuna, idari ve mali hizmetler müdür ve yardımcılarının ise maliyetler ve ekonomik değerlendirme boyutu ile stratejik bakış açısı ve politik yönler boyutlarına daha fazla önem verdikleri ve yöneticilerin yaşı arttıkça HT-STD yöntemine karar verme sürecinde çok daha fazla yer verdikleri bulunmuştur. Bununla birlikte, HT-STD'nin kullanımı ve yaygınlaştırılması ile ilgili ulusal düzeyde tasarlanmış sistematik bir yapının olmadığı da görülmüştür. Bu çalışma, hastanelerde HT-STD yöntem ve uygulamalarının varlığını ortaya koymanın yanında, ülke genelinde HT-STD yönteminin gelişiminin sağlık sisteminin her düzeyinde desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

HastanelerSağlık ekonomisiSağlık teknolojisi değerlendirme+6
Elife Dilmaç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trakeostomili hastalar ile bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimleri

Araştırma, trakeostomili hastalar ve bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla fenomenolojik yaklaşım temel alınarak niteliksel araştırma olarak yapılmıştır. Çalışma Aralık 2018- Temmuz 2019 tarihleri arasında İbni Sina Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) servislerinde trakeostomi açılmış olan 13 hasta ve 13 bakım veren ile gerçekleştirilmiştir. Veriler tanıtıcı bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma iki aşamada tamamlanmıştır. Birinci aşamada trakeostomi açılan hasta ve bakım verenlerinin hastane ortamındaki deneyimleri, ikinci aşamada ise taburculuktan bir ay sonraki hasta ve bakım verenlerinin evde bakım sürecine ilişkin deneyimleri belirlenmiştir. Veriler hastalarla olan görüşmelerde metin yazdırma yöntemi ile bakım verenlerle olan görüşmelerde ise ses kaydı cihazı kullanılarak toplanmıştır. Verilerin transkripsiyonu yapılarak tümevarımsal yöntem ile içerik analizi yapılmış ve temalar belirlenmiştir. Çalışmada hastanede yatarken hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun trakeostomi açılma süreci nedeniyle üzüntü yaşadıkları, iletişimde zorlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca hastaların bu süreçte trakeostomi kanülünün tıkanmasını ve aspirasyon işlemini en kötü deneyimler olarak tanımladıkları bulunmuştur. Evde hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun sosyal hayatlarının, psikolojilerinin, ekonomik durumlarının olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Hastaların ve bakım verenlerin evde iletişim ve banyo konusunda zorlandıkları, enfeksiyon ve trakeostomi kanülünün tıkanması konusunda endişe yaşadıkları saptanmıştır. Elde edilen veriler ışığında; trakeostomili hastaların ve bakım verenlerinin hastane ve evde fiziksel, sosyal, ekonomik, psikolojik alanlarda desteklenmesini sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirilmesi önerilmiştir.

Bakım verenlerBakım verme yüküDeneyim+6
Mehtap Balçık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki sözleşmeli idarecilerin iş doyum düzeyleri: Ankara ili örneği

Gerek kamu kesiminde gerek özel sektörde farklı statülerde çalışan kişilerin iş doyum düzeylerini ölçmek, var olan mevcut durumu iyileştirmek ve iş performansını yükseltmek açısından önem arz etmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili pek çok çalışmaya rastlanmakla birlikte aynı zamanda sağlık sektöründe çalışarak sağlık hizmeti sunan veya bu sektörde idarecilik yapan çeşitli unvanlardaki sağlık çalışanlarınında iş doyum seviyelerini ölçmek için çeşitli çalışmaların yapıldığıda görülmüştür. Ülkemizde kamu kesiminde sözleşmeli şekilde personel istihdamı eskiye dayansa da sözleşmeli şekilde idareci istihdamı oldukça yenidir. 2018 yılında Cumburbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından üst düzey kamu yöneticilerininde sözleşmeli olarak istihdamının önü açılmış olsa da bu uygulama Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlanmasında 2011 yılından beri bulunmaktadır. Çalışmamızda, gelecek yıllarda kamu yönetimi sistemimizde yaygınlaşma ihtimali bulunan sözleşmeli idarecilik kavramı ve sözleşmeli idarecilerin iş doyum seviyeleri ile bu kişilerin iş doyum seviyelerine etki eden demografik değişkenler Sağlık Bakanlığı özelinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı, ikinci bölümde ise ülkemizdeki sözleşmeli personel kavramı ve uygulaması ile bunun hukuki dayanakları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde de yapılan alan araştırmasıyla ilgili ön bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan Ankara İlindeki hastanelerde sözleşmeli idareci olarak görev yapanların iş doyum düzeylerini tespit etmek üzere yapılan anketin bulguları değerlendirilmiştir. Ankete dahil olan katılımcıların iş doyum seviyesini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmış ve bu anket Ankara İlinde Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde başhekim, başhekim yardımcısı, idari ve mali işler müdürü, destek ve kalite hizmetleri müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve müdür yardımcısı unvanlarında sözleşmeli olarak görev yapan idareciler üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerden, cinsiyet, medeni durum, yaş, aylık gelir, unvan, görev yapılan kurum türü, idarecilik"te görev aldıkları süre gibi faktörlerle, iş doyum düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenerek aralarındaki ilişki açığa çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda iş performansının ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak bu ilişkiler çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İş Doyumu, Sözleşmeli Personel, Sözleşmeli Yöneticilik

AnkaraHastanelerHastaneler-devlet+4
Cihan Sağlam
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects