Geopolitic

111 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kuzey Makedonya'da boşalan Türk köylerinin jeopolitik önemi ve yeniden nüfuslandırılması

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde önemli adımlar atarak resmî ismini "Kuzey Makedonya" olarak tescillemiştir. Avrupa Birliği'nin demokratikleşme sürecine yönelik etkileri, Kuzey Makedonya'daki sosyal ve siyasi dinamiklerin dönüşüm potansiyelini gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, ülke, tarihsel sorunlarla yüzleşerek anayasal reformlar ve altyapı yatırımları yoluyla Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve kırsal alanlara geri dönüşü teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu araştırmanın ana hipotezi, Kuzey Makedonya'nın Avrupa Birliği entegrasyon sürecinde gerçekleştirilen anayasal reformlar, altyapı yatırımları ve ekonomik teşviklerin, Türk toplumunun sosyo-ekonomik koşullarını iyileştirerek kırsal alanlara geri dönüşü teşvik edeceği ve bu süreçte kültürel kimliğini koruyarak toplumsal refahı artıracağıdır. Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte kullanılmasını içermekte olup, derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri aracılığıyla Türk toplumunun deneyimleri, terk edilmiş köylerin durumu ve sosyal dinamikler incelenecektir. Araştırma bulguları, anayasal reformların Kuzey Makedonya'daki Türk toplumu üzerinde geniş kapsamlı etkilere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle anayasal hakların geri kazanılması ve güçlendirilmesi, bu topluluğun kültürel kimliğinin korunmasında kritik bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra, altyapı yatırımları ve ekonomik teşvikler, terk edilmiş köylerin yeniden canlanmasına katkıda bulunarak kırsal alanlardaki nüfus artışını teşvik etmektedir. Bu çerçevede, Kuzey Makedonya'daki Türk toplumunun sosyo-ekonomik refahının artırılması, anayasal ve ekonomik reformların toplumsal dinamikleri olumlu yönde etkilediği sonucunu desteklemektedir.

JeopolitikKuzey MakedonyaRumeli göçmenleri+1
Savaş Hoştaş
Trakya University · Balkan Araştırma Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Suriye'de düzenlediği askeri operasyonlar ve Türk medyasının operasyonları kavramsallaştırması: Popüler jeopolitik bir bakış açısı

Bu tez Türkiye'nin 2016-2019 yılları arasında Kuzey Suriye'de düzenlediği üç sınır ötesi harekâtta (Fırat Kalkanı Harekâtı, Zeytin Dalı Harekâtı ve Barış Pınarı Harekâtı) terör örgütleri ile mücadele yürütülen ya da kontrol altına alınan bölgelerin kendilerini iktidara göre farklı şekilde konumlandıran (muhalif, merkez, iktidara yakın) üç gazete (Cumhuriyet, Habertürk, Sabah) tarafından nasıl alansallaştırıldıklarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken eleştirel jeopolitik kuramsal çerçeve olarak ele alınmış ve medyanın coğrafi bilgiyi nasıl üretip yaydığını sorgulayan popüler jeopolitik söylem ile bu gazetelerin bu harekâtlar için geliştirdikleri söylemler mukayese edilmiştir. Tez üç farklı gazetenin aynı harekâtı alansallaştırırken farklı söylemler ürettiği gibi aynı gazetenin farklı harekâtlar için farklı söylemler üretebildiğini de göstermiş, eleştirel jeopolitiğin bilgi-iktidar ilişkisinin söylemi etkilediği varsayımından hareketle harekât bölgeleri için geliştirilen farklı söylemlerin gazetelerin iktidara göre konumlanışlarından etkilendiklerinin altını çizmiştir.

Askeri harekatlarBarış Pınarı HarekatıEleştirel jeopolitik+7
Selin Yanık Koç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir söylem inşası olarak Kuşak ve Yol girişimi: Eleştirel jeopolitik bir analiz

Bu tez 2013 yılında Çin hükümeti tarafından ortaya konulan Kuşak ve Yol Girişimi'ni eleştirel jeopolitik teori çerçevesinde ele almaktadır. Jeopolitik bilginin esasında bir söylem olduğuna ilişkin eleştirel jeopolitik varsayımı temel alarak bu tez, Kuşak ve Yol Girişimi'ne yönelik bugüne dek Çin siyasi seçkinlerinin ve Çin üniversiteleriyle ilişkili akademisyenlerin ürettikleri söylemleri analiz etmektedir. Tezin üç temel argümanı bulunmaktadır. Öncelikle, jeopolitik bilgi nesnel ve tarafsız değil, belirli aktörlerin çıkarlarına hizmet eden söylemlerdir. Dolayısıyla Kuşak ve Yol Girişimi'ni tasvir etmek üzere Çin hükümeti ve akademyası tarafından üretilen bilgi, esasında, Çin'in çıkarlarına hizmet edecek biçimde inşa edilmektedir. İkinci olarak Çin'de yer alan mevcut üniversite yapılanması devletin akademya üzerinde etki kurmasını sağlayacak biçimdedir ve bu nedenle iktidar ile akademya bilgi üretim sürecinde birbirlerini etkilemektedir. Üçüncüsü, Kuşak ve Yol Girişimi'ne ilişkin Çin resmi makamları ve akademyası tarafından üretilen jeopolitik söylem birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir. Bir diğer deyişle, Çin hükümeti Kuşak ve Yol Girişimi'ni söylemsel olarak inşa ederken Çin akademyasını bilgi üretme sürecini etkilemek suretiyle kendi söylemini doğallaştırmak üzere kullanmaktadır. Bu tez Çin resmi makamlarının ve Çin akademyasında yer alan akademisyenlerin ürettikleri söylemleri analiz ederek Kuşak ve Yol Girişimi'nin nasıl bir jeopolitik özne olarak tasvir edildiğini ve iktidar ile akademya arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Eleştirel jeopolitikJeopolitikKuşak ve Yol İnisiyatifi+3
Adil Batuhan Aktaş
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye iç savaşındaki göçlerde tetikleyici bir unsur olarak çevresel faktörler: Yeşil jeopolitik bir analiz

Bu tez, günümüzde yaşanan bilhassa çevresel kaynaklı göçlere, bugüne kadar siyasal pratiği yapılandırılmış coğrafi politik varsayımların ötesinde eleştirel jeopolitik bir okuma sunmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda tez öncelikle klasik jeopolitik ve göç kavramı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Klasik jeopolitiğin hâkim jeopolitik söylem olduğu dönemler boyunca göç kavramı literatürde yeterli görünürlüğe sahip olamamıştır. Klasik jeopolitik söylemler doğası gereği göçe de tıpkı ele aldığı diğer jeopolitik kavramlar gibi devlet merkezli bir çerçeveden yaklaşmış, dolayısıyla bu dönemde bireysel motivasyonlu göçler görmezden gelinmiştir. Tezin bir diğer odak noktası ise eleştirel dönüşümün etkisiyle gelişen eleştirel jeopolitik söylem ve göç kavramı arasındaki ilişki üzerinedir. Bu dönemde birey tecrübeleri doğrudan jeopolitik söyleme dâhil edilerek özellikle sonuçları itibariyle gelişmiş bir göç kavramsallaştırması yaratılırken göçün nedenleri yeterince görünür kılınmamıştır. En nihayetinde tezin temel savı, çevresel kaynaklı göçleri analiz etmek üzere, iklim değişikliği ve çevresel güvenliği temel alan yeşil jeopolitik kuramın en uygun jeopolitik söylemlerden biri olduğu yönündedir. Bu kabul ile yeşil jeopolitik kuramın prensiplerinden faydalanarak yürütülen vaka analizi sonucunda bu tez Suriye'de iç savaş öncesi yaşanan kuraklığın ve bu kuraklığa bağlı gerçekleşen ülke içi yerinden edilmelerin savaşa giden süreçte etkin birer unsur olduğunun altını çizmektedir. Bu tez jeopolitiğin akademik bir disiplin olmaya başladığı dönemlerden itibaren kaleme alınan kaynaklardan günümüze dek değişen hâkim jeopolitik söylemler içinde göç kavramının uğradığı dönüşümü incelemeyi hedeflemektedir.

Eleştirel jeopolitikEleştirel kuramGöçler+4
Aylin Salman
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir jeopolitik alan olarak uzay: Klasik ve eleştirel jeopolitik bir bakış

21. yüzyıl modern dünyasının temelini oluşturan uzay ve uydular özellikle son yıllarda farklı aktörlerin de faaliyet gösterdiği son derece kompleks bir alan halini almıştır. Siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal ve çevresel birçok sektör için son derece gerekli kaynakları bünyesinde barındıran uzay alanı, çok yönlü bir yaklaşım çerçevesinde incelenmesi gereken kapsamlı bir konudur. Bu çalışmada uzayın jeopolitik bir alan olduğu hipotezini temel alarak bu alanın nasıl belirlendiğini klasik ve eleştirel jeopolitik yaklaşımlar çerçevesinde değerlendirilecektir. Klasik jeopolitik yaklaşımların uzayı dünya üzerindeki rekabetin – kara, deniz ve havadan sonra – dördüncü boyutu olarak gören alansallaştırmasının aksine, çalışma eleştirel jeopolitik yaklaşımların klasik kurama getirdiği beş konu başlığı olan devlet mitinin eleştirisi, alansallaştırma, sınır mitinin eleştirisi, söylemsel tekilliğin eleştirisi ve bilgi-iktidar yaklaşımı çerçevesinde uzayın çok aktörlü, muğlak sınırları olan sui generis bir alan olduğunu iddia etmektedir.

Eleştirel jeopolitikGüvenlikJeopolitik+4
Uğurcan Akın
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Geopolitical events' effect on the volatility of crude oilmarket: An example of WTI

This study investigates the effect of major six events namely, Arab Spring, Egypt Coup, Yemen Civil war & Saudi Intervention, 2016 OPEC Production Cut, U.S. – China Trade War, and Russia – Saudi Arabia Oil Price War, on the volatility of the crude oil market. To exemplify, this study utilized successful models that can estimate the volatility of the crude oil market in the future, to do that a recent event was used which is Saudi Arabia – United Arab Emirates Oil Crisis in 2021. The West Texas Intermediate (WTI) benchmark's closing price data was used to cover the range from September 2009 to August 2021. The methodology that was used to analyze this data was the GARCH(1,1) process which is one of the most widely used models within GARCH models. The main finding of the study is that geopolitical events, especially ones related to middle east countries which are rich of oil, have a significant impact on the WTI crude oil benchmark prices.

Energy pricesPrice movementGARCH model+6
Emad Mandı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Territorialization of the indo-pacific: A critical geopolitics perspective

This thesis is an inquiry into the notion of the Indo-Pacific to explain how it was territorialized and why it has taken the place of Asia-Pacific by using the theoretical perspective of critical geopolitics. Using the discourse analysis as its method, the thesis analyzes the discourses of four states – the US, Australia, Japan, and India – on the IndoPacific with the premise that geopolitical knowledge is not a natural fact but a discoursive knowledge. The thesis has three arguments. First, the Indo-Pacific is an old but forgotten discursive construct that has been re-employed in the mid-2000s to denote a specific geographical space, not a natural region. Secondly, the geopolitical identity of the IndoPacific differs both temporally and spatially, meaning it has changed over time because of different reterritorializations and deterritorializations of the discursive space. At the same time, which is the key argument of this thesis, the territorialization of the IndoPacific by different actors resulted in two different Indo-Pacific geopolitical constructs. The first one is named "maritime Indo-Pacific", which signifies the geopolitical imagination of the US and Australia, and the second one is named "wider Indo-Pacific" which signifies the geopolitical imagination of Japan and India. Thirdly, to answer the question of why this territorialization has taken place, the thesis will argue that both geopolitical imaginations represent inside/outside distinction on regional security issues, the most notable of which has been the issue of the "rise of China". As a result, geopolitical imaginations are being used as justifications for foreign policy choices of four discourseproducing states.

Critical geopoliticsIndo-PacificGeopolitic+2
Taha Acar
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik kayma kavramı çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun Arktik bölge politikaları

Bu çalışmada son yıllara kadar uluslararası ilişkiler gündeminde marjinal konumda olan Arktik bölgesinin değişen jeopolitik konumu jeopolitik kayma çerçevesinde ele alındıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu'nun bölgeye yönelik politikaları incelenmiştir. Jeopolitik kayma; coğrafi bölgelerin jeopolitik ve jeostratejik değişimler sonucunda uluslararası politikadaki konumunun değişmesi olarak edilmektedir. Arktik bölgesi; yer altı maden kaynakları, balıkçılık ve dünyada keşfedilmemiş hidrokarbon kaynakları bakımından oldukça zengindir. Arktik bölgesi küresel ısınmadan en fazla etkilenen bölgelerden biridir. Arktik bölgesindeki buzulların erimesi ile birlikte var olduğu tahmin edilen yüksek miktarlardaki hidrokarbon kaynaklara ulaşımın kolaylaşması, geleneksel deniz rotalarına kıyasla zaman ve ekonomik maliyet yönünden daha cazip yeni ulaşım yollarının ortaya çıkması gibi faktörler nedeniyle bölgenin yakın gelecekte jeopolitik önemi artacaktır. Arktik bölgesinin yaşadığı bu jeopolitik kayma sürecinde bölge içi ve dışından birçok uluslararası aktör bölgeye yönelik politikaları güncellemektedir. Çalışma, giriş bölümüyle beraber üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde teorik çerçeveyi, ikinci bölümde Arktik bölgesinin tarihi, coğrafi sınırları ve aktörlerini, üçüncü bölümde ise ABD ve Rusya'nın bölge politikaları incelenmiştir. Sonuç bölümünde de elde edilen veriler neticesinde genel değerlendirmeler yapılmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriArktik OkyanusuEnerji+3
Harun Karagöl
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz'in doğu satranç tahtası

Bu çalışmanın amacı "Doğu Akdeniz" bölgesinin jeopolitiği, bölgede yaşanan gelişmelerin, global askeri, ekonomik ve siyasi sistemlerine etkisi ile Doğu Akdeniz'e kıyısı olan devletlerin bölge üzerinde ki yaklaşımlarını incelemektir. Bu kapsamda, "Doğu Akdeniz" bölgesinin coğrafi ve siyasi sınırlarını ortaya koymak, sahip olduğu enerji kaynakları ticaret yolları ile stratejik konumunu tanımlayabilmek, bölgenin günümüz enerji jeopolitiği üzerinden gelişen hamleleri değerlendirmek amacı güdülmektedir. Günümüzün en büyük ihtiyaçlarından birisi enerji kaynağıdır. Bu noktada Doğu Akdeniz enerji havzası olarak uluslararası ilginin toplandığı bir bölgedir. Bölgeden elde edilecek kazanımlarla ekonomik ve siyasi güç olma isteğinde olan aktörler Doğu Akdeniz'de boy göstermektedir. 20'inci Yüzyıl'ın ikinci yarısından itibaren deniz tabanında keşfedilen enerji kaynakları, satranç hamlelerinin enerji oyununa dönüşmesine neden olmuştur. Ancak oyun kurallarını uluslararası hukuka uygun hamleler ile şekillendirmeyen aktörler, hakkaniyete uygun olmayan kazanımlar elde etmeye çalışmaktadır. Bu kapsamda bölgede en uzun deniz kıyısına dolayısıyla deniz yataklarında bulunan kaynakların da hak sahibi devletlerden biri olan Türkiye'yi hukuksuz bir şekilde saf dışı etme çabaları devam etmektedir. Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde deniz yetki alanları sorun sahaları ve enerji kaynakları paylaşım mücadeleleri ele alınmıştır.

AkdenizAkdeniz bölgesiDoğu Akdeniz+2
Ahmet Kemal Çetin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of China's thought system and space perception on chinese geopolitical understanding

Although that the emergence of China as a new power in the world system in recent years has been tried to be explained by the democratic state administration of the West, the liberal economic system, the distribution of sovereignty with the help of alliances, and transparency, China's geopolitical understanding is based on different principles. Just as people take into account the physical conditions and judgments while making decisions about their lives, states also apply to their geography and management philosophies when forming their policies. This study aims to examine how successful the dominant views and theories in the field of geopolitics can be in explaining Chinese geopolitical practices and how history, philosophical beliefs and spatial perception affect China's geopolitical understanding. In the research to be carried out, it will be tried to put forward a new and different perspective other than the classical evaluations on Chinese geopolitics. But to what extent these theories can be sufficient to explain the geopolitical understanding of a country like China, which has been on the road to global domination in recent years; this will be that thesis' primary subject in question.

ChinaThoughtConstruction of the theought+5
Mehmet Onur Eraslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative analysis of the three dimensions of China's Belt and Road Initiative through classical geopolitical theories

The Belt Road Initiative (BRI) is an infrastructure project launched by the People's Republic of China (PRC) designed to increase connectivity across the world through the construction of ports, airports, railways, highways, and industrial and technological hubs. Although they are absent in its official documents and statements, Beijing has certain geopolitical expectations from the efficient execution of the project. Beijing expects that the BRI will promote the current status of the PRC in global politics and the national security of China through securing China's international trade and energy transportation lines. Additionally, the massive amount of Chinese investment, which is estimated to reach 4 trillion RMB in the final stage of BRI, is expected to create asymmetric relations between Beijing and receiving countries, and those relations will provide leverage for the PRC in its forward policy. This thesis argues that classical geopolitics provides a well-founded instrument for analysing the three dimensions of the BRI, namely the maritime Silk Road, the Polar Silk Road, and the Silk Road Economic Belt, in a comparative manner. In doing so, the thesis attempts to provide useful insights in terms of assessing whether BRI will yield the desired geopolitical consequences for the PRC.

One Belt One Road ProjectMaritime Silk RoadGeopolitic+6
Ahmet Aktay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Soğuk Savaş Dönemi'nde jeopolitik: Türkiye ve Afganistan örnekleri

Batı'nın uluslararası sistemde üstünlüğü ele geçirmesiyle birlikte geri kalan toplumlar, Batı'da yaşanan gelişimi yakalamak için uzun süren bir mücadeleye girişmiştir. Türkiye ve Afganistan, bu doğrultuda, Batı'da başlayan dönüşümü yakalayabilmek için modernleşme deneyimi yaşamışlardır. Mustafa Kemal'in emperyalizme karşı başlattığı Millî Mücadele'nin başarıya ulaşması ve büyük bir modernleşme projesini hayata geçirmesi Afganistan'daki modernleşme hareketlerine de ilham vermiştir. Son birkaç yüzyıldır sömürgeci devletlerin tehditleriyle karşı karşıya kalan her iki ülke Soğuk Savaş Dönemi'nde Sovyet tehdidine maruz kalmışlardır. Türkiye, izlediği politikalarla Sovyet tehdidini bertaraf etmiş; Afganistan ise Sovyet işgaline maruz kalmıştır. Her iki ülkenin de önemli jeopolitik konuma sahip olması çalışma konusu olarak bu konunun seçilmesinde etkili olmuştur. Çalışmamızda önemli bir jeopolitik konuma sahip olmanın ülkelere her zaman avantaj sağlayıp sağlamadığı sorusuna cevap aranmaktadır. Jeopolitikle ilgili yapılan çalışmalarda jeopolitiğin ülkelere sunduğu fırsatlar üzerinde durulmaktadır. Ancak önemli bir jeopolitik konuma sahip olmak ülkeler için her zaman iyi bir fırsat olmayabilmektedir. Önemli bir jeopolitik konuma sahip olan Afganistan, tarih boyunca büyük güçlerin rekabetine maruz kalmış ve savaşların odağı hâline gelmiştir. 19. yüzyıldaki İngiliz-Rus rekabeti ve 20. yüzyıldaki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) rekabeti Afganistan'ın istikrarsız olmasına sebebiyet vermiştir. Soğuk Savaş Dönemi, Türkiye'nin jeopolitiği, Afganistan'ın jeopolitiği gibi konularda ayrı ayrı çalışmalar yapılmış olsa da diğer araştırmalardan farklı olarak bu çalışmada Türkiye ve Afganistan örnekleri üzerinden jeopolitik kavramı bütüncül ve karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde jeopolitik kavramının kavramsal ve kuramsal çerçevesi ele alınmış ve önemli jeopolitik teoriler irdelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ABD ve SSCB ekseninde gelişen Soğuk Savaş Dönemi ele alınmış ve bu dönemde kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Varşova Paktı gibi kuruluşlar incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde jeopolitik teoriler çerçevesinde Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye ve Afganistan örnekleri jeopolitik, ekonomik ve siyasi faktörler üzerinden ayrı ayrı incelenmiş ve sahip oldukları jeopolitik konumlarının ülkelere sunduğu tehdit ve fırsatları değerlendirilmiştir.

AfganistanAmerika Birleşik DevletleriJeopolitik+4
Hakan Yılmaz
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik istihbarat bağlamında karşılaştırmalı savaş teorileri ve stratejistler

Bireyin varoluşsal olarak kazandığı dürtülerin başında yer alan güvenlik ve merak olgusu zaman içinde devletlerin bünyesinde de içselleşmiş ve bunun sonucunda güvenliğin temini hususunda istihbarat faaliyetleri ortaya çıkmıştır. Modern öncesi zamanlarda yapılan istihbarat faaliyetleri doğadaki vahşi yaşamdan korunma üzerine inşa edilmişken, yaşam şartlarının ve tehdit kapsamının genişlemesi ayrıca teknolojik yenilikler gibi parametreler, istihbaratın dönüşüme uğramasına neden olmuştur. Ortaçağ Savaşları, Napoleon Savaşları, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde muharebe alanları ve düşman ilişkileri ile sınırlandırılan istihbarat faaliyetleri, büyük strateji olgusu ile eklemlenmeden varlığını devam ettirmiştir. Soğuk Savaş dönemi ile birlikte uzun dönemli hedefleri kapsayan stratejik istihbarat ve büyük strateji olguları girift bir yapıda seyir etmeye başlamış, dost unsurları ve barış dönemlerini de kapsamına dahil etmiştir. Günümüzde devletlerin varlığını devam ettirebilmesi için istihbarat faaliyetlerinin yanında büyük stratejilere de önem vermesi gerekmektedir. Stratejik istihbaratın unsurları ile simbiyotik bir ilişkiye sahip olan büyük strateji olgusu, 21. yüzyılın uluslararası siyasi konjonktüründe üst sıralara yükselmiştir. Bunun sonucunda da akademik bir disiplin olarak adlandırılan stratejik istihbarat faaliyetleri ile gerek istenilen durum hakkında bilgi, gerekse de olası bir tehdide yönelik koruma kalkanı pozisyonu gören büyük strateji olgusu, savaş kavramıyla bütünleşmiştir. Modern ve güçlü olarak tanımlanan devletlere bakıldığında stratejik istihbarat, strateji ve harekât planlarının üçlü bir yapı oluşturdukları görülmektedir. Literatür taraması yapılarak hazırlanan bu çalışmada; ekonomik, askeri, teknolojik, diplomatik, psikolojik, sosyolojik vb. faktörlerin bir araya geldiği ve yapılan analizler neticesinde meydana çıkarılan sentezin devletlerin yol haritalarını oluşturduğuna işaret edilmiş, strateji unsurunun önemi vurgulanmıştır. Sun Tzu'dan başlayarak günümüze kadar devletlerin örnek aldığı ve uyguladığı stratejiler ile bu teorilerin sahibi olan stratejistler önem ve kronolojik sıra takip edilerek incelenmiştir. Tehdit ve savaş faaliyetlerinden korunabilmek için önem verilmesi gereken; istihbarat, stratejik istihbarat, strateji ve büyük stratejinin üzerinde durulmuş, bu unsurların bir bütünün parçaları olduğunun altı çizilmiştir. "Stratejik İstihbarat Bağlamında Karşılaştırmalı Savaş Terorileri ve Stratejistler" isimli bu çalışma daha sonraki çalışmalara katkı sunmak ve stratejik istihbaratın önemine dikkat çekmek için hazırlanmıştır.

JeopolitikSavaşSavaş tekniği+5
Yunus Karaağaç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji güvenliği ekonomik etkiler ve politik hegemonya

Bu çalışma, enerji güvenliğinin, ulusal güvenliğin sürdürülmesi perspektifinde dünyadaki tüm ülkeler için en önemli hedeflerden biri olduğunu göstermektedir. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde, enerji bir ulusal güvenlik meselesi olup, ekonominin ve hayatın tüm alanlarında ana temel olarak tanımlanmaktadır. Devletlerin enerji güvenliğinin sağlanması için politik ve askeri vesileler kullanması anormal bir davranış değildir. ABD'nin 2001 Afganistan savaşında, Hazar Denizi'ndeki petrol ve gaz rezervlerine yakın bir ABD üssü kurulmuştur. Bir süre sonra, ABD, Irak'ın petrol rezervlerini kontrol etmeye başlamıştır. Bu nedenlerle, ABD Ortadoğu'yu ve dünyada tek kutup olarak kalması için diğer küresel enerji rezervlerini kontrol edebilmektedir. Diğer taraftan, AB ülkeleri, Hazar bölgesindeki petrol ve doğal gaz rezervlerine erişim yoluyla Avrupa enerji piyasasında Rus tekelini sonlandırmaya çalışmaktadırlar. 2008 yılında, AB Hazar Deniz'den başlayarak Türkiyeden geçen boru hattını kurmaya çalışırken, Rusya enerji güvenliğini korumak için Gürcistan'a savaş ilan edip Kırımı işgal etmiştir. Ayrıca Rusya, Katar'dan ve İran'dan Avrupa Birliği'ne kadar uzanan boru hattının gelişini engellemek için Suriye'ye askeri müdahalede bulunmuştur. Bu da hem ABD hem de Rusya'nın Suriye'deki boru hatları ve enerji projelerini korumak için rekabete girdiklerini ve Suriye'ye müdahale etme amaçlarının sadece siyasi sebeplerden olmadığını göstermektedir.

Boru hatlarıEkonomik etkiEnerji+6
Hasan Alshaghel
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de doğalgaz anlaşmazlıkları ve Türkiye

Dünyanın, ispatlanmış en büyük hidrokarbon yataklarını bölgesinde barındıran Ortadoğu ve enerji tüketiminde küresel anlamda ilk sırada yer alan Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir köprü ve geçiş güzergâhı oluşturan Doğu Akdeniz Bölgesi, son yıllarda keşfedilen hidrokarbon rezervleri ile gündemin ön sıralarında yer almıştır. Doğu Akdeniz, stratejik öneme sahip bir deniz olmasından dolayı, yeni dönemde enerji havzası olmaya adaydır. Bu bölgeyi daha önemli hale getiren yeni enerji kaynakları Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığının azaltmış olabilecektir. Doğu Akdeniz'in uluslararası enerji sektörünün önemli bir parçası olması ve jeopolitiğinin artması, münhasır hakların paylaşımında ciddi diplomatik çaba gerektirmektedir. Doğu Akdeniz'deki yeni doğalgaz kaynakları Türk Dış Politikasında Türkiye'nin önemini uluslararası siyasal sistemde artırmış ve Türk Dış Politikasına olumlu yönde etki etmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, değişen bölgesel ve küresel durum bu çerçevede bölgede son yıllarda gelişen süreçler, dünyadaki enerji haritasını derinden değiştirmiştir. Bu yeni harita içerisinde Türkiye'nin yeri son derece önemli bir hale gelmiştir. Doğu Akdeniz'i, uluslararası enerji sektörü ve jeopolitiğin odak noktalarından biri haline getirmiştir. Doğu Akdeniz havzasındaki enerji tablosunu olduğu gibi bölgesel dinamikleri de değiştirmesi beklenmektedir. Bu bağlamda Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşılmasına yönelik işbirliği ihtiyacını da gündeme getirmiştir. Anahtar Kelime: Doğu Akdeniz, Enerji Kaynakları, jeopolitik, Türkiye.

Doğal gazDoğal gaz aramaDoğu Akdeniz+7
Gökhan Beyaz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jeoekonomi açısından Afro Avrasya bölgesinin önemi

Geçmişten günümüze dünya üzerinden birçok çeşitli alanlar önem kazanmıştır. Afrika, Asya, Orta Doğu, Balkanlar gibi bölgeleri kapsayan Afro Avrasya bölgesinin önemi son yıllarda önem kazanmış ve bölgedeki jeopolitik çıkarlar jeoekonomik rekabetlerin oluşmasına neden olmuştur. Bölgedeki doğal zenginliklerin ve enerji kaynakların yeniden önem kazanması ile ortaya çıkmış ve gelecek yıllarda bu bölgenin önemi küresel ve orta büyüklükteki devletler için yeni stratejik alanlar oluşturmuştur. Afro Avrasya bölgesinde yaşanacak mücadelenin jeoekonomi tabanlı olması, dünyadaki değişen güç kavramının oluşmasına zemin hazırlayarak liberal ve neo liberal görüşün anlam kazanmasını desteklemiştir.

Afro-AvrasyaJeoekonomiJeopolitik+1
Salim Yazıcı
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Jeopolitiğin önemi üzerine genel bir inceleme: Türkiye örneği

Coğrafi bilgi, bu bilgiye sahip olup yapmış olduğu faaliyetlerde kullanan toplumlara, ilk çağlardan itibaren faydalar sağlamıştır. Bir ülkenin teknolojik, ekonomik ve askeri gereksinimleri ile stratejik ve jeopolitik önceliklerinin doğru belirlenebilmesi ancak coğrafi konumun doğru bir şekilde yorumlanması ile mümkün olabilmektedir. Henüz jeopolitik teriminin tanımlanmadığı ve kullanılmaya başlanılmadığı tarihsel süreç içerisinde dahi topluluklar, imparatorluklar ve krallıklar coğrafi bilgiye sahip olamaya çalışmışlar ve bu bilgiler ışığı altında coğrafyayı daima kullanmışlardır. Devletlerin en önemli amaçlarından birisi güce sahip olmaktır, çünkü uluslararası politikanın aracı güçtür. Ancak yalnızca güce sahip olmak yeterli değildir, sahip olunan gücü muhafaza edebilme ve kullanabilme kabiliyeti de oldukça önemlidir. Günümüzdeki değişimleri, gelişmeleri, avantajları ve problemleri anlayabilmek, değişen konjonktüre, küreselleşen dünyaya uyum sağlayabilmek, uygun politikalar oluşturabilmek ancak jeopolitik değerlendirmeler ile mümkün olabilmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, coğrafya ve jeopolitik terimleri açıklanmıştır, çağdaş jeopolitik teorilere de değinilerek temel jeopolitik teoriler anlatılmıştır. Coğrafya ve jeopolitiğin ülkeler açısından önemi Türkiye örneği üzerinden ortaya konulmuştur. Ayrıca Türkiye'nin jeopolitik özellikleri belirtilmiştir ve diğer ülkeler ve jeopolitik teoriler açısından önemi açıklanmıştır.

Coğrafi bilgiCoğrafi özelliklerJeopolitik+1
Resul Furkan Erkekli
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

XI Jinping Dönemi Çin'nin Akdeniz politikası

Dönemsel iniş çıkışları da olsa Çin tüm kayıtlı dünya tarihi sürecince dünyanın ağılık merkezlerinden biri olarak konumunu korumayı başarmıştır. Günümüz Çin Halk Cumhuriyeti baktığımızda ise şu an ülkenin kurucu lideri Mao ile neredeyse aynı güce ulaşmış bir devlet başkanının ülkeyi yönettiği görülmektedir. Xi Jinping'in liderliğindeki Çin Halk Cumhuriyeti, dünya siyasetindeki etkinliği giderek artmaktadır. Akdeniz coğrafyası da bu siyasetin parçalarından biri olarak görülmektedir. Coğrafi olarak Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının bir araya geldiği noktada bulunan Akdeniz havzası hem kara hem de deniz ticaret yollarının merkezinde yer almaktadır. Üstelik bölgede bulunan zengin yer altı kaynakları da burayı ekonomik ve siyasi alanda önemli hale getirmektedir. Kızıldeniz ile Akdeniz'i buluşturan; Süveyş Kanalı, Otranto Boğazı ve Çanakkale Boğazı'nı barındıran bölge dünya deniz trafiğinin neredeyse üçte birine ev sahipliği yapmaktadır. Dünya ticaretinde bu denli büyük rol oynayan ve jeopolitik olarak kritik öneme sahip Akdeniz coğrafyasına, on dört temel prensibinden biri ülkesindeki yaşam standartlarının yükseltilmesi ve garanti altına alınması olan Xi Jinping'in ilgisi giderek artmaktadır. Çin'in son dönemdeki en önemli projelerinden olan "Kuşak ve Yol", Akdeniz stratejisinde büyük rol oynamaktadır. Proje kapsamında özellikle Yunanistan ile deniz ticareti geliştirilmiş, ülkenin Pire Limanı üzerinden yapılan ticaret ''Çin'in Yeni İpek Yolu'' olarak adlandırılmıştır. Çin'in Yunanistan dışında ayrıca İtalya, İsrail ve Mısır gibi ülkelerde de deniz ticaretini geliştirmeye yönelik projeleri bulunmaktadır. Bu sayede tıpkı günümüzde olduğu gibi gelecekte de Akdeniz coğrafyasının ülkenin ekonomik faaliyetlerinde büyük rol oynayacağı açıktır. Üstelik Çin'in Türkiye'de bulunan Kumport Limanı'na yaptığı yatırımlar ülkenin ekonomik alanda etkisinin tüm Akdeniz coğrafyasında daha fazla genişleyeceğinin göstergesi olarak kabul edilebilir. "21.Yüzyıl Deniz İpek Yolu" olarak da anılan yeni ticaret yolu sayesinde Çin'in Yunanistan üzerinden en büyük ticaret hacmine sahip olduğu Almanya ve çevresindeki ülkelere erişimi kolaylaşmıştır. Bu sayede Çin tıpkı Uzak Doğu'da olduğu gibi Avrupa genelinde de ekonomik alanda etkisini kısa sürede artırma fırsatı bulabilmiştir. Tüm bu kapsamlı projeler ve bölge ülkeleri ile kurulan barışçıl ilişkiler sayesinde Çin, Akdeniz havzasında son derece önemli bir konuma erişmiştir.

AkdenizAkdeniz bölgesiAkdeniz politikası+6
Cemal Kırman
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Balkanlardaki büyük güç rekabeti

Geçmişten günümüze uluslararası sistemde egemen olma amacı taşıyan devletlerin politikaları ve stratejileri doğrultusunda farklı bölgeler üzerinden güçlerini arttırma ve hakimiyet kurma planları yapılmaktadır. Büyük güç olma iddiası taşıyan devletlerin ise belli başlı bölgelerde birbirlerine karşı rekabet etmeleri de günümüz uluslararası ilişkilerin vazgeçilmez bir gerçeğidir. Soğuk Savaş Dönemi sonrasında rekabetin daha çok çeşitlenmesi sebebiyle de farklı bölgelere verilen önem artmıştır. Bu önemli bölgelerden birisi de Batı Balkanlar olmuştur. Batı Balkanlar, Arnavutluk Cumhuriyeti hariç eski Yugoslavya'dan kopmuş ve bağımsızlığını ilan etmiş ülkelerden oluşmakla birlikte büyük güç rekabeti doğrultusunda önem taşıyan bir bölge haline gelmiştir. Bölgede hem ticari faaliyetleri hem de çıkan çatışmalarla birlikte önleyici planda NATO ile birlikte olmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri, entegrasyon süreciyle birlikte genişleme politikasına bölge ülkelerini de alan Avrupa Birliği, bölge ülkelerine doğrudan etkisiyle bilinen Rusya Federasyonu ve küresel ekonominin lideri olmayı amaçlayan Çin Halk Cumhuriyeti Batı Balkanlar üzerinde önemli bir güç arttırma amacı taşımaktadırlar. Batı Balkanların gerek kendi iç dinamikleri, gerek ise uluslararası güçlerin amaçları doğrultusunda bölge, önemini günden güne arttırmıştır. Batı Balkanlar stratejik açıdan da kiritik konumdadır. Tarihsel, etnik, dini, güvenlik, ekonomik ve jeopolitik faktörlerin de önemli yere sahip olduğu Batı Balkanlar, uluslararası büyük rekabetin kıymetli sahnelerinden birisi haline gelmiştir.

BalkanlarBatı BalkanlarGüvenlik+7
Yusuf Kaynar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Jeopolitik konumun operasyonel maliyet ve filo yönetimine etkisi

The airline industry is one of the industries where there is most impact of costs on profitability. Fleet management and location selection are important in terms of operational costs in the airline industry, which is affected by economic and competitive conditions due to its nature. Airline companies that make a successful fleet management and location selection can reduce their operational costs and use their fleet in the most optimum way. In this study, the effect of location selection on airline fleet management and operational costs was examined. In this context, flight scenarios were prepared from 8 centers, 10 different hubs and 5 different aircraft. These scenarios prepared were evaluated with TOPSIS, one of the multi-criteria decision making methods. In the multi-criteria decision-making method, the alternatives are evaluated according to the criteria determined. In the study, alternatives are flights, and the criteria are operational cost items. Weighting was made according to the average costs in the industry. In addition, in order to fully measure the impact of location on operational cost, the location index was developed with the average of GDP, HDI and SDI values of the countries where the hubs are located, and it was enabled to affect the decision-making by 30%. According to the results of the research, it has been observed that the operational costs of the airports to be established in locations such as Istanbul, London and Delhi are lower and the fleet management is more optimum. The most important reason for this is that flights from these regions to many centers in Europe are easy and less costly. Findings obtained from the research provide information for sector managers and researchers.

Fleet managementAirline companiesAirline transport+7
Serhan Zeybel
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin potansiyel grafit yatakları envanterinin çıkarılması ve jeostratejik öneminin araştırılması

Bu tez çalışması; grafit mineralinin özelliklerini, stratejik önemini, geleceğini ve potansiyelini araştırmak, yerbilimlerinin ve doğal kaynakların jeostratejik önemini ortaya koymak, bir doğal kaynak olarak ülkemizin işletilen, işletilmeyen ve potansiyel grafit madenlerine dair araştırmalar yapmak, sonuç olarak ülkemizin sahip olduğu grafit maden yataklarına dair bir envanter oluşturmak için hazırlanmıştır. Çalışmamız, arazi, büro ve literatür araştırmaları ile yapılmış, elde edilen veriler listeleme yolu ve indekslerle desteklenmiştir. Türkiye'nin 22 ilinde grafit zuhur ve yatağı bulunmaktadır. Bunların büyük kısmına dair detaylı bilgi bulunmamaktadır. Grafit madenleri ve rezervlerine dair erişilen yerli ve yabancı kaynaklardaki bilgilerde çeşitli tutarsızlıklar da görülmektedir. Ülkemizde güncel olarak aktif olan tek grafit maden işletmesi Kütahya, Oysu'da bulunmaktadır. Türkiye'nin grafit yatakları genel olarak amorf grafit içermektedir. Balıkesir, Kastamonu, Yozgat ve Adıyaman illerimizde bulunan grafit yatakları en yüksek kalitedeki grafitleri içermektedir. Dünyada grafite olan talep ve ihtiyaç artmakta, bu faktörlerin grafitin fiyatını yükselteceği tahmin edilmektedir. Dünyada grafit üretim ve ihracatı konusunda Çin önde gelmektedir. Ülkemiz rezerv açısından dünyanın en zenginleri arasında yer alıp, üretim ve ihracat konusunda ülkeler arasında son sırada yer almaktadır. Grafit, lityum iyon piller, savunma sanayii, metalurji ve refrakter endüstrisinde, makine parçalarında, karbon fırçalarında, elektrod yapımında, kurşun kalem ucu yapımı gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır. Kullanıldığı alanlar ve ülkelerin ihracat kısıtlamasından ötürü stratejik mahiyeti yükseliş göstermektedir. Grafit, grafen malzemesinin ana kaynağıdır. Grafenin, teknoloji endüstrisinde vazgeçilmez bir malzeme olması beklenmektedir. Ayrıca grafen pil teknolojisinin gelişmesiyle, grafit mineralinin öneminin artacağı öngörülmektedir.

GrafenGrafitlerJeoloji+4
Uğur Doğukan Doğu
İstanbul University-Cerrahpaşa
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz'de enerji güvenliğinin güncel dinamikleri

Doğu Akdeniz Bölgesi Kafkaslara ve Orta Doğu'ya olan coğrafi yakınlığı nedeniyle 20. yüzyılın başlarından günümüze kadar küresel ve bölgesel ölçekte birçok güç mücadelesinin ve enerji çekişmelerinin yaşandığı bir yer olmuştur. Özellikle 21. yüzyılın başlarında bölgede hidrokarbon rezervlerinin keşfedilmesi ile birlikte bölgenin jeopolitik önemi artmış ve bu durum bölge ülkeleri adına güvenliği tehdit edici yeni bir kırılgan zeminin oluşmasına neden olmuştur. Doğu Akdeniz'de hidrokarbon rezervlerinin keşfi kıyıdaş ülkeler arasındaki tarihsel anlaşmazlıkların tekrar ortaya çıkmasına ve uluslararası aktörlerin bölgeye yönelik çıkar politikaları takip etmesine neden olmakta ve bu durum bölgesel güvenliğin olumsuz yönde etkilenmesine yol açmaktadır. Ayrıca Doğu Akdeniz'de keşfedilen enerji rezervleri bölge ülkeleri arasında deniz yetki alanı konusundaki anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmakta ve bu anlaşmazlıklar kıyıdaş ülkeler arasındaki gerilimi arttırarak silahlanma yarışını hızlandırmaktadır. Diğer yandan, küresel aktörlerin Doğu Akdeniz'e yönelik politika ve stratejileri mevcut enerji kaynaklarının geliştirilmesini engellemektedir. Bu bağlamda çalışmada bölgenin enerji rezervlerinin keşfedilmesi ve paylaşılmasına yönelik ortaya çıkan yeni dinamikler ve bu dinamiklerin yol açtığı işbirliği ve çatışma olanakları ele alınmaktadır.

Doğu AkdenizEnerjiEnerji güvenliği+7
Nazlı Yoldaş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz hakimiyeti teorisi çerçevesinde gaz hidratın enerji jeopolitiğine etkisi

Uluslararası ilişkiler arenasında güç mücadelesi her zaman devletlerin odağı olmuştur. Bu güç mücadelesinin enerji jeopolitiği konusunda yoğunlaştığı bilinmektedir. Enerji jeopolitiğinin yoğun olarak boy gösterdiği alan olan denizler devletlerin mücadele alanlardır. Deniz gücü denince akla gelen ilk isim olan Alfred Thayer Mahan, yazıya döktüğü deniz hakimiyeti teorisiyle denizler üzerinde hüküm sürmenin çerçevesini oluşturmuştur. Amerikan dış politikasının yönünü belirlemede kullanılması deniz bu teorinin ne derece önemli olduğunu belirtmek için yeterliyken, birçok devletin bu teoriyi dış politika yapımında önemsediği açıktır. Enerji jeopolitiğinin denizler üzerinde yoğunlaşması, enerji güvenliğinin de deniz gücüne dayalı bir yapı olduğunu gösterir. Geçen zaman içinde çeşitli enerji maddeleri revaçta olsa da bu enerji maddelerinin olduğu konumlar ile enerji kaynaklarının nakli ve korunmasında deniz gücü kullanılmıştır. Hatta sanayi devriminden sonra bu enerji kaynaklarından olan kömür rezervlerinin taşınması ve korunmasının yanı sıra gemilerin de kömür enerjisiyle çalışması deniz gücünün varlığını da fosil enerji kaynaklarına bağlamıştır. Fosil yakıtların birbirlerinin peşi sıra kullanıma girmesi ile bu enerji kaynaklarını kullanan devletlerin büyük güç olması arasında bir bağlantı ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda devletlerin enerji kaynaklarının denizlerde olan rezervlerine sahip olma gayreti deniz yetki alanları problemlerinin enerji jeopolitiğinde gün yüzüne çıkmasına yol açmaktadır. Denizlerdeki fosil enerji kaynaklarından gaz hidratlar deniz yetki alanları konusunun devletler arasında gerginlik oluşmasına yol açabilecek potansiyele sahiptir. Gaz hidratların barındırdıkları potansiyellerle ankonvansiyonel bir fosil yakıt olarak enerji bağımlısı devletler için bir fırsat olarak gün yüzüne çıkarken deniz dibi çalışmalarının güçlüğü devletlerin ortak projelerle beraber çalışmalarına vesile olmaktadır. Anahtar Kelimeler: Alfred Thayer Mahan, Deniz Hakimiyeti Teorisi, Deniz Gücü, Enerji Jeopolitiği, Gaz Hidrat

Deniz Hakimiyeti TeorisiEnerjiEnerji kaynakları+5
Ali İhsan Öztürkci
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Jeoekonomi ve Türkiye'nin jeoekonomisi

Jeoekonomi yeni bir bilim dalı olarak Soğuk Savaş sonrası yeniden biçimlenen devletlerarası ekonomik ve siyasal ilişkileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu bilim ayrıca ulus devletlerin değişen koşullar altında kendilerini yeniden tanımlamalarına ve yeni dünya düzeninde kendilerine yer kapma savaşımına rehberlik etmektedir. Jeoekonomi ulus devletlerin ortaya çıkmasından sonra devletler arası ilişkiler dizgesini ve dış politika uygulamalarını yorumlamayı amaçlayan görüşler evriminin şimdilik son halkasıdır. Yöntem olarak, politikadan çok ekonomiye, teknolojiye ve coğrafyaya önem vermektedir.Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel geçmişi ve komşu ülkelerle olan ilişkileri, ona geniş bir coğrafyada ekonomik alan yaratma fırsatı vermektedir. Jeoekonomi de Türkiye'nin ekonomik alan yaratabilmesi ve ekonomik ilişkilerini geliştirebilmesi için uygulanması gereken politika olmalıdır. Bu nedenle jeoekonomiyi bir bilim dalı olarak ele almak ve Türkiye'nin tarihsel coğrafyasını ve bu coğrafyadaki ekonomik ilişkilerini incelemek büyük önem taşımaktadır.Bu araştırmada, öncelikle ?Jeoekonomi? bilimsel açıdan tanımlanmış, Türkiye için önemi belirtilmiş ve uygulanabilir politikalar için bilimsel temeller oluşturmak amacıyla tarihsel jeoekonomik alan incelenmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomik bütünleşmeEkonomik coğrafya+3
Şükrü İnan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20

Related subjects