Kirlilik

78 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Göl ekosistemlerinde ağır metal kirliliğinin incelenmesi: Gölbaşı gölü örneği (Kırıkhan-Hatay/Türkiye)

Bu çalışmada 10 lokalitede Nymphaeaceae familyasına ait Nymphaea alba L. ve Nuphar lutea (L.) Sm. türleri ağır metal kirliliği açısından incelenmiştir. Sediment ve su örnekleri ile birlikte, bu türlerin rizom, yaprak sapı ve yapraklarında toplam kadmiyum, kobalt, krom, bakır, mangan ve kurşun miktarları araştırılmıştır. Su ve bitki numunelerinde tespit edilen ağır metal konsantrasyonları sonbahar mevsiminde daha yüksek iken, sediment örneklerinde ise bahar mevsiminde daha yüksektir. Tüm lokasyonlardan alınan su örneklerinde ağır metal konsantrasyonları mangan > bakır > krom > kurşun > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Su numunelerinde tespit edilen değerler, ulusal ölçekte izin verilen sınır değerlerle karşılaştırıldığında, kadmiyum, krom, bakır ve kurşun konsantrasyonları sınır değerleri aşmıştır. Sediment numunelerindeki ağır metal konsantrasyonları, mangan > kurşun > bakır > krom > kobalt > kadmiyum olarak sıralanmıştır. Sediment numunelerinde tespit edilen değerlerin ulusal ölçekte izin verilen sınır değerler ile karşılaştırıldığında, kadmiyum ve kurşun konsantrasyon değerlerinin sınır seviyeyi aştığı görülmektedir. Her iki türde de tespit edilen ağır metal konsantrasyon değerleri bitkilerde kabul edilebilir referans sınır değerlerle karşılaştırıldığında, mangan tüm bitki kısımlarında kabul edilebilir sınır değerler arasındadır. Diğer tüm ağır metal değerleri, toksik bir birikim düzeyi sergileyerek sınır seviyelerini aşar.

Ağır metallerKirlilik
Büşra Kara
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan bazı kumlu plajlardaki mikro ve makro plastiklerin bolluk ve çeşitliliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma kapsamında, Muğla ilinde rekreasyonel amaçlı kullanılan 8 farklı plajdaki (Ölüdeniz Kumburnu Plajı, Sarıgerme Plajı, İztuzu Plajı, İçmeler Plajı, Aktur Plajı, Akyaka Plajı, Bitez Plajı ve Yahşi Plajı) mikro ve makro plastiklerin renk, şekil, boyut ve polimer yapılarına göre miktarları ve olası kaynaklarının araştırılması amacıyla 2 farklı sezonda (yaz ve kış) alınan plaj kumu örnekleri incelenmiştir. Kum örnekleri 50×50 cm2 alana sahip bir quadrat kullanılarak kesitin, yüzeyden ~ 3-4 cm derinliğe kadar olan kısmından yaklaşık 3 kg kum örneği alınarak laboratuvara taşınmıştır. Kum örneklerinden mikro ve makro plastiklerin ekstraksiyon işlemleri uluslararası standartlara göre gerçekleştirilmiş ve mikroplastikler mikroskop altında incelenerek renk, şekil ve boyut gruplarına göre sayımları yapılmıştır. Ayrıca tespit edilen mikroplastiklerin polimer tipleri Zayıflatılmış Toplam Yansıma – Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektrometresi (ATR-FTIR) ile belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, yaz sezonunda maksimum mikroplastik miktarı Ölüdeniz Kumburnu Plajı'nda (360 ± 237,66 partikül kg-1 ka), makroplastik miktarı ise Aktur Plajı'nda (11,80 ± 6,37 partikül kg-1 ka) tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise maksimum mikro ve makro plastik miktarları Aktur Plajı'nda belirlenmiştir (mikroplastikler için 358,33 ± 397,24 partikül kg-1 ka, makroplastikler için 12,50 ± 16,01 partikül kg-1 ka). Yaz ve kış sezonunda belirlenen mikroplastikler toplam üzerinden değerlendirilmiş olup iki sezonda da şekil yönünden fibril, renk yönünden ise mavi renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu tespit edilmiştir. Makroplastikler için ise iki sezonda da şekil yönünden fragment, renk açısından ise beyaz renkli partiküllerin yoğunlukta olduğu ortaya konmuştur. Boyut yönünden mikroplastikler, 0,1 µ - 1 mm ve 1 mm - 5 mm olmak üzere iki farklı boy grubunda incelenmiş ve iki örnekleme sezonunda da 1 mm - 5 mm boy aralığındaki mikroplastiklerin yoğun olduğu belirlenmiştir. ATR-FTIR ile yapılan analizler sonucunda iki sezonda da düşük yoğunluklu polietilen (DYPE) ve ataktik polipropilen (aPP) türlerinin yoğunlukta olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ile haritalandırılmış ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. İstasyon gözetmeksizin iki sezon arasında mikroplastikler yönünden istatistiksel olarak farklılık bulunmamıştır. Ancak, yaz sezonunda Ölüdeniz Kumburnu Plajı ile diğer tüm plajlar arasında mikroplastikler açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kış sezonunda ise Aktur Plajı ile Ölüdeniz Kumburnu Plajı dışındaki diğer tüm plajlarla arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca kış mevsiminde rüzgâr hızı ile plajlardaki mikroplastik birikimleri arasında pozitif ve anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Mevcut çalışmanın gerçekleştirildiği alan, yüksek nüfuslu şehirlerden, sanayi bölgelerinden ve büyük ticari limanlardan uzak önemli bir turizm merkezidir. Bu bağlamda buradaki mikroplastik kirliliğini etkileyebilecek en önemli unsurlar yaz döneminde turizm faaliyetleri sonucunda artan nüfus, atıksu arıtım tesislerinin deşarj suları, dalga, rüzgâr ve nehirlerle taşınımdan kaynaklandığı düşünülmüştür.

Ege kıyılarıKirlilikKum+3
İdris Şener
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya merkez demografisine etki eden çevresel ve biyolojik faktörler

Populasyon, ekosistemin canlı öğelerinin tanımlanmasında kullanılan birimlerin en önemlisidir. Populasyonu oluşturan bireylerin sayısal durumu ile genetik ve ekolojik özellikleri, populasyonun yapısal özelliğini oluşturur. Bir populasyonun yapısında etkili olan başlıca özellikler populasyonu oluşturan bireylerin dağılış şekli, yoğunluğu, yaş dağılımı, seks oranı, populasyon büyüklüğü, genetik çeşitliliği ve bolluk değişimleridir. Kütahya İli Merkez İlçesi demografisine etki eden çevresel ve biyolojik faktörlerin incelenmesi sonucu 2003-2007 yılları arasında nüfus, bağımlı nüfus, eğitim, doğum, ölüm, göç, hava kirliliği, su kirliliği verilerine göre, son yıllarda kent nüfusu artarken, kırsal nüfus azalmaktadır. Ekonomik yönden gençler daha bağımsız hale gelmektedir. Birinci basamak sağlık kuruluşlarından yararlanma oranı artmaktadır. Sonuç olarak veriler çevresel ve biyolojik faktörlerin demografi üzerine etkileri olduğunu göstermektedir.

DemografiEğitimKirlilik+1
Samed Demir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İsteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine etkisi ve bir uygulama

Dünya nüfusunun hızla artması ve sanayileşme başta olmak üzere birçok neden doğal kaynakların azalmasına ve çevre kirliliği sorunlarına yol açmıştır. Bu sorunların ortaya çıkması işletmelerin çevresel kirliliğe daha duyarlı olmaları gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Çünkü işletmelerin çevreye zarar verdiği bir gerçektir. Global anlamda bu sorunun çözüm yolları araştırılmaya başlanmıştır. Bu çözüm yollarının başında ise işletmelerin faaliyetleri sonucu oluşan zararlı atıkların yok edilmesi veya geri dönüşümünün sağlanması gelmektedir.Bu çalışmada işletmelerin maliyetleri düşürme kaygısı ile önemsemediği isteğe bağlı çevresel maliyetlerin işletme giderlerine olan olumlu etkisi üzerinde durulmuştur. Veri olarak Bilim İlaç Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin yatırımları veri olarak alınmış. Çalışmada, ilk etapta yüksek maliyetler sebebiyle yapılmak istenmeyen yatırımların aslında uzun vadede şirket giderlerine olumlu etkide bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: İsteğe Bağlı Çevresel Maliyetler, İşletme Karlılığı, İşletme Giderleri.

GiderlerKirlilikMaliyet+6
Serap Şimşek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İmar kirliliğine neden olma suçu (TCK m. 184)

İmar kirliliğine neden olma suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile ilk defa ceza hukuku anlamında cezalandırılabilir bir fiil olarak düzenlenmiştir. Elbette ki imar kirliliğine neden olma fiiline vücut veren hareketler TCK'da suç olarak kabul edilmeden önce de işlenmekte idi. Fakat bu fiiller sadece kabahat şeklinde nitelendirilip çeşitli idari yaptırımlara tabi tutulmakta idi. Avrupa Birliği Hukukuna uyum çerçevesinde çevreye karşı suçların ceza hukuku yoluyla korunma altına alınması esasında yeni bir olgudur. İmar kirliliğine neden olma fiili de çevreye karşı suçlardan biri olup ceza hukuku yoluyla koruma altına alınması uygun görülmüştür. Tezimizde üzerinde durulan noktalardan bir tanesi de çevreye karşı suçlardan olan imar kirliliğine neden olma suçunun ceza hukuku yoluyla korunmasının ne derecede sağlandığı olacaktır. Tezimizin inceleme konusu olan imar kirliliğine neden olma suçu esasında içerisinde üç ayrı suçu taşımaktadır. Bunlar sırasıyla; yapı ruhsatiyesi alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmak, yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade etmek ve son olarak da yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade etmektir. Çalışmada bu fiiller ayrı ayrı incelenmiş ve yasalaşmadan önce TBMM Genel Kuruluna sunulan ilk metni ile de karşılaştırmalar yapılmıştır.

Ceza HukukuKanunlar 5237 sayılıKent imar planı+5
Suzan Aslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan Nehri'nin kollarından birini oluşturan Sarıçam Deresinin fizikokimyasal ve bakteriyolojik özellikleri açısından araştırılması

ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ SEYHAN NEHRİNİN KOLLARINDAN BİRİNİ OLUŞTURAN SARIÇAM DERESİNİN FİZİKOKİMYASAL VE BAKTERİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN ARAŞTIRILMASI ARZU ÖZLÜER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yıl: 1998, Sayfa: 55 Jüri: Prof. Dr. Ercan SARIHAN Yrd.Doç. Dr. M.Z. Lugal GÖKSU Yrd.Doç. Dr. Gülsen ALTUG Bu çalışmanın amacı, Sarıçam deresinin fizikokimyasal ve bakteriyolojik yönden kirliliğinin araştırılarak kirlilik parametrelerinin aylık değişimlerini incelemektir. Elde edilen sonuçlar çevre ve iklimsel etmenlere bağlı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Sarıçam deresinin evsel ve endüstriyel atıklarla kirletildiği, doğal su özelliğini tümüyle kaybettiği, özellikle yaz aylarında derenin ana kaynağını oluşturan su sızıntılarının büyük bir bölümünün kuruduğu ve dereye büyük ölçüde kanalizasyon karıştığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sarıçam deresi, su kalitesi, kirlilik

BakteriyolojiKirlilikSarıçam deresi+2
Arzu Özlüer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyhan Nehri (Adana kent içi bölgesi)'nde yaşayan bazı cyprinid'lerde hematolojik araştırmalar

öz DOKTORA TEZİ SEYHAN NEHRİ(ADANA KENT İÇİ BÖLGESİ)'NDE YAŞAYAN BAZI CYPRİNİD'LERDE HEMATOLOJİK ARAŞTIRMALAR Aysel ŞAHAN(AZİZOĞLU) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABILİM DALI Danışman: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER Yıl: 2000, Sayfa: 116 Jüri: Doç.Dr. İbrahim CENGİZLER : Prof.Dr. Gürkan EKİNGEN : Prof. Dr. Mustafa SARIEYYÜPOĞLU Bu araştırmada, Seyhan Nehri'nden 1997-Mayıs ile 1998-Mayıs tarihleri arasında yakalanan dört Cyprinid türünde hematolojik bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma özellikle Seyhan Nehri 'nin tarımsal, sanayi, mezbaha ve evsel atıkların bol olduğu bölgede yapılmıştır. Araştırma süresinca Seyhan Nehri'nden yakalanan Cyprinid' lerden Doğa Sazanı(Cy/;/'/wM.v carpio, Linnaeus, 1758), Kızılgöz(Riiülus rutilus, Linnaeus, 1758), Benekli Siraz(Capoeta barroisi, Lortet, 1894) ve Bıyıklı Balık(fiar6//s rajanorum, Heckel, 1843) türleri araştırma materyali olarak kullanılmıştır. Söz konusu ortamda yaşamaya uyum sağlamış Cyprinid türlerinde temel hematolojik parametreler ortaya çıkarılmış, ayrıca mevsimsel farklılıkların hematoloji üzerine etkileri belirlenmiştir. Eritrosit ve lökosit hücre miktarları açısından dört türde benzer sonuçlar gözlenmiştir. Türlerin tamamında eritrosit değerlerde yaz aylannda başlayan artışlar, sonbaharda maksimum düzeylere ulaşmıştır. Lökosit hücrelerde, yaz aylannda kirlilik ve paralelinde enfeksiyon miktarına da bağlı olarak artan değerler kış aylannda azalma göstermiştir, özellikle yaz aylarında C.carpio bireylerinde gözlenen ekto parazit (Dactylogyrus vastator, Gyrodactylus elegans, Ichthyophthirius multifilis, Trichodina nigra ve Argulus foliaceus) türleri ile endo parazit Cestod ÇSchistocephalus sp. ve Caryophyllaeus mutabilis) türlerinin de lökosit artışına neden olabileceği konusu tartışılmıştır. Serum Glukoz değerleri Cyprinid'lerde su sıcaklığına ters yönde değişim göstermiştir. Serum Protein değerlerinde ise, beslenmeye bağlı değişimler izlenmiştir. Kan elektrolit düzeyleri ise, her bir türde çevresel stres faktörlerine bağlı olarak değişim göstermiştir. C.carpio bireylerinden incelenen hematolojik parametrelerin tamamında normal değerlerden sapma ve ortamdaki mevcut stres faktörlerinden diğer türlere nazaran daha fazla etkilenmeler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cyprinidae, Tatlı Su Balık Hematolojisi, Balık Kanı, Kirlilik ve Balık Fizyolojisi. t£, rtKKÖĞRCTÎM KÎMJMj

BalıklarHematolojiKirlilik+2
Aysel Şahan (azizoğlu)
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Bir SBR tesisinde farklı kirlilik yüklerinin çamur indeksi, arıtma düzeyi ve azot eliminasyonu üzerine etkilerinin araştırılması

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİ BİR SBR TESİSİNDE FARKLI KİRLİLİK YÜKLERİNİN ÇAMUR İNDEXİ, ARITMA DÜZEYİ VE AZOT ELİMİNASYONU ÜZERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Gülcihan GÜZELDAĞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİYOLOJİ ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Ömer ÇOLAK Yıl: 2001, Sayfa: 85 Jüri: Prof. Dr. Ömer ÇOLAK : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Doç. Dr. Burhan AR1KAN Bu çalışmanın amacı; biyolojik atık su arıtma sistemlerinde problem yaratan konvensiyonel uygulamaların alternatifi olarak ortaya atılmış olan çeşitli işletme ve yapısal teknolojik modifikasyonlar arasından seçtiğimiz SBR (Sequencing Batch Reactor) teknolojisinin laboratuar koşullarında işletme ve nitrifıkasyon ve denitrifıkasyon dahil olmak üzere arıtma başarısı bakımından incelenmesi ve bölgemiz uygulamasına kazandırılmasıdır. Bu amaçla laboratuar boyutlarında tam otomatik olarak bir SBR tesisi kurulmuş ve ana karbon kaynağı melas olan yapay atık su biyolojik olarak arıtılmıştır. Çalışma süresince daha önceden seçilen optimal işletme kriterlerine bağlı olarak kirlilik yükleri değiştirilmiş ve çamur indexi yardımı ile aktif çamur yapısında meydana gelebilecek değişiklikler gözlenmiştir. Ayrıca azot eliminasyonu, nitrifıkasyon ve denitrifıkasyon başarısı ile kimyasal oksijen ihtiyacı (KOI) giderimi saptanarak genel biyolojik arıtma düzeyi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ; Kimyasal oksijen ihtiyacı giderimi : % 93.7 Toplam azot giderimi : % 85.8 Amonyum azotu giderimi : % 93.8 Nitrat azotu düzeyi : 22.5 \ug NO3" N/ml düzeyinde gözlenmiştir. Çamur indexi : Ortalama 71.5 ml/g düzeyinde gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler : SBR, Nitrifıkasyon, Denitrifıkasyon, KOI, Çamur İndexi

ArıtmaAzotDenitrifikasyon+4
Gülcihan Güzeldağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessEN

Microplastic pollution from past to present in freshwater ecosystems: Susurluk basin case

When evaluated on a global scale, microplastic pollution in aquatic ecosystems has become an important problem in recent years. Most of the studies on this pollution have been carried out in marine environments, but considering the transport routes, the investigation of plastic pollution in freshwater ecosystems has become an important issue. Historical data on the accumulation of plastic use in aquatic ecosystems, which increased with the industrial revolution in many parts of the world, is limited. In this study, the accumulation of microplastic pollution over time in Bursa region, where human activities and related pollutant production is high, was investigated by using paleolimnological approaches in two selected points, Uluabat Lake and Kocaçay Delta. Two short core samples were taken from the bottom sediments of both sampling points and these sediments were used for both dating and determination of microplastics deposited from top to bottom. It has been determined that there is Microplastic accumulation in Uluabat Lake starting from the 1960s. Especially in the lake where fiber dominance is high, this accumulation is thought to be related to the intense fishing activities. In the samples analyzed in the Kocaçay Delta, many different types of microplastics have been accumulated since 2014, although its dating was not as good as in the lake system due to the continuous mixing of the sediment in the Delta. In this study, in which the temporal profile of microplastic pollution in a freshwater ecosystem is researched for the first time in our country, it has shown that microplastics can be used as a good indicator in paleolimnological approaches, and in this way, it has revealed that an important development can be achieved both in understanding the plastic accumulation profile in the past and in providing data about the protection methods that can be taken for the future.

LakesPollutionMikroplastic+5
Fatma Feısal Almas
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of acid rain on some building materials

Today, the environment is regarded as one of the most important and pressing issues that requires human attention and care in general and in particular, as well as state representation in legislation in particular, because preserving it means preserving humans and other living creatures of all kinds. Given that the environment encompasses all of the environments in which we live, we believe that it is critical for people to pay attention to it in order to exist. Thus, pay attention to pollution and consider it one of the factors that degrade and affect the ecosystem. As a result, the purpose of this research was to shed light on the issue of rainwater pollution, which is the most essential and harmful sort of pollution that people face, by addressing its idea, image, and impact. In my research, I've demonstrated the impact of acid rain on our environment as well as the dangers it poses to humanity in general. because of its impact on humans, animals, plants, rivers, and lakes ( because water is the secret of life ) . This is due to a rise in pollution, population growth, and the absence of alternative energy consumption. Today in this century, we are confronted with the problem of pollution, and the state must offer facilities for the use of clean alternative energy in order to protect the environment. Experiments were conducted under the influence of natural factors in Baghdad from 2/2/2022 to 2/5/2022 using three models of building materials (hollow blocks, red roof tiles, and bricks) with different concentrations of pH (3-4-5) for each model. To show its effect, It was found through experiments that the more acidic the rain, the greater the corrosion in building materials. This corrosion rate is at pH 3 for each of them (hollow block 17.7%), (brick 10.3%), and (red roof tiles 1.1%), as well as the difference in materials in corrosion, which gives importance in the construction of statues and buildings in terms of priority in the rates of i erosion. This shows the susceptibility to erosion of the roofs, with red tiles more capable of bearing acid rain.

Acid rainAir pollutionPollution+2
Mustafa Salah Rashıd Al-faoor
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Drenaj kanallarında mevsimsel kirlenmenin belirlenmesi, Aşağı Seyhan örneği

Bu araştırmada, Drenaj Kanallarındaki.mevsimsel.kirlenmenin değişiminin belirlenmesine çalışılmıştır. Değişimin incelenmesi sonucu sulamanın başlaması ile drenaj kanallarında pH, NH3-N, BOD5, DO, Ec, Na, Ca, Mg, Fe, TDS değerlerinde bir miktar yükselme olduğu belirlenmiştir.

DrenajKirlilik
Şevki İskenderoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aydıncık-Kösrelik (Yozgat) jeotermal ve soğuk su kaynaklarının hidrojeokimyasal ve izotopik incelemesi

İnceleme alanıolan Aydıncık-Kösrelik, Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan Yozgat İli'nin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, AydıncıkKösrelik (Yozgat) bölgesindeki jeotermal ve soğuk su kaynaklarının mevcut fiziksel, hidrojeokimyasal, izotopik (δ18O, δ2H, 3H) özelliklerinin incelenmesiyle hidrojeolojik kökenin ortaya çıkarılarak bölgedeki rezervuar sistemine ait olası rezervuar sıcaklıkları jeotermometrelerle hesaplanarak belirlenmesidir. İnceleme alanından Mart (2022) ve Kasım (2022) olmak üzere iki dönem su örneği alınmıştır. Ön arazi çalışması yapılarak inceleme alanı içerisindeki jeotermal/soğuk su kaynaklarının konumları GPS ile belirlenip, yerinde sıcaklık, elektriksel iletkenlik ve pH parametreleri ölçülmüştür. İnceleme alanındaki su kaynaklarından kimyasal (majör iyon ve iz element) ve izotopik analizler (δ18O, δ2H ve 3H) gerçekleştirilirken, kar örneklerinden de izotopik analizler (δ18O ve δ2H) gerçekleştirilmiştir. İnceleme alanındaki bazı sularda amonyum (NH4), nitrit (NO2), nitrat (NO3), florür (F) ve arsenik (As) kirlilikleri belirlenmiştir. Hidrojeokimyasal ve izotop verilerine göre KÖS-5 (jeotermal) kaynağına ait beslenmenin inceleme alanının güneydoğusundan jeotermal kaynağa doğru 1360-1416 m kotlarından, düşük 3H içeriğine göre derin dolaşımlı, rezervuar kayanın kireçtaşlarından ve silis jeotermometre hesaplamasında olası rezervuar sıcaklığının 31-42 ᵒC aralığında olabileceği belirlenmiştir. Ayrıca, inceleme alanındaki suların meteorik kökenli olduğu da belirlenmiştir. KÖS-2 hariç diğer kaynak sularının sulama suyu için uygun olabileceği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Jeotermal, Aydıncık-Kösrelik (Yozgat), Hidrojeokimya, İzotop, Kirlilik

HidrojeokimyaJeotermalKirlilik+3
Yavuz Uzun
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Marmara Denizi su kalitesinin belirlenmesi

Marmara Denizi evsel ve endüstriyel atık sular, tarımsal arazilerden gelen drenaj suları, gemi trafiği, akarsuların getirdiği yüklerle kirletilmektedir. Doğu Marmara kıyı bölgelerinde sanayinin yoğunlaştığı yerleşim alanları olduğu için Doğu Marmara sahillerinde istasyonlar belirlenmiştir. Marmara Denizi'nin doğusunda su kalitesini belirlemek, kirliliğin oluşum kaynaklarını saptamak ve gerekli önlemlerin alınması yönünde çözümler ortaya koymak amaçlanmıştır. pH, çözünmüş oksijen, sıcaklık, tuzluluk, iletkenlik, turbidite, fosfat, anyonik deterjan, amonyum, nitrit, nitrat, bor parametreleri ve mikrobiyolojik parametreler belirlenmiştir. Değerler yönetmeliklerdeki kriter değerler ve yapılan başka çalışmalarda bulunan değerler ile karşılaştırılmıştır.

KirlilikMarmara Denizi
Melike Yokuşcu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük menderes nehri su kalitesinin belirlenmesi

Küçük Menderes Nehri Ege Bölgesi'nin önemli akarsularından biridir. Nehir, yoğun tarımsal faaliyetlerde yanlış kullanılan tarım ilaçları ve kimyasal gübrelerin neden olduğu tarımsal kirliliği ve yerleşim yerlerinin arıtılmadan deşarj edilen evsel ve endüstriyel atık sularını Ege Denizi'ne taşımaktadır. Bu nedenle bu çalışmanın amacı Küçük Menderes Nehri'ndeki kirlilik kaynaklarının belirlenmesidir. pH, sıcaklık, çözünmüş oksijen, iletkenlik, tuzluluk, turbidite, anyonik deterjan, fosfat, amonyum, nitrit, nitrat, bor parametreleri belirlenmiştir. Değerler yönetmeliklerdeki kriter değerler ve yapılan başka çalışmalarda bulunan değerler ile karşılaştırılmıştır.

KirlilikKüçük Menderes Nehri
Merve Koruk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ilindeki artezyen sularının fizikokimyasal olarak değerlendirilmesi

Amaç: Aydın ili toprak, su ve iklim özellikleri bakımından yüksek bir tarım potansiyeline sahiptir. Bu sebeple su kaynakları, tarımsal üretimin arttırılması ve iyileştirilmesinde anahtar rol oynar. Bu araştırma, 2018-2019 yılı sonbahar ve kış aylarında Aydın'ın çeşitli ilçelerinden toplanan 17 adet artezyen suyu örneği üzerinde yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Aydın iline bağlı çeşitli ilçelerden alınan artezyen sularının; pH, toplam sertlik, elektriksel iletkenlik, bulanıklık, askıda katı madde, alkalinite, klorür, amonyak, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, bor, sodyum adsorpsiyon oranı ve sülfat gibi su kalite parametreleri incelenmiş ve bazı ağır metaller yönünden kirliliği tespit edilip kalite ve sınıfı belirlenmiştir. Bulgular: Araştırma, sonbahar ve kış ayları içerisinde 9 farklı ilçeden toplamda 17 su örneği alınarak gerçekleştirilmiştir. ABD Tuzluluk Diyagramı ile yapılan değerlendirmede, 17 su örneğinden bir tanesi C1-S1 sınıfında, üç tanesi C2-S1 sınıfında, on tanesi C3-S1 sınıfında ve üç tanesinin ise C4-S1 sınıfında olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, Aydın ili artezyen sularının yüksek derişimde tuz ve düşük derişimde sodyum içerdiği sonucuna varılmıştır. Sonuç: Aydın ili artezyen sularının, incelenen parametreler yönünden WHO, USEPA ve Avrupa Birliği su kalite standartları ile ülkemizde geçerli olan TSE 266 İnsani Tüketim Amaçlı Sular Standardı ve T.C. Sağlık Bakanlığı İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliğinde sular için belirlenen sınır değerlere uygun olduğu belirlenmiştir. Bu araştırma ile artezyen sularının incelenen parametreler açısından insan sağlığını olumsuz etkilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Ağır metal, Aydın, Kirlilik, Su kalite standardı, Yer altı suyu.

AydınAğır metallerKirlilik+3
Reyhan Hansu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Afşin-Elbistan termik santral çevresindeki topraklarda ağır metal içeriklerinin araştırılması ve kirlilik düzeylerinin belirlenmesi

Afşin-Elbistan Termik Santrali'nde kömürün yakılması sonucunda oluşan kül ve uçucular Elbistan ovasını etkilemektedir. Uçucu küllerin bünyesinde; As, Cd, Cr, Cu, Pb, Hg, Ni, Mo, Sb, Zn, Al, Fe gibi elementler bulunmaktadır. Bu amaçla topraklardaki ağır metal içeriklerinin araştırılması yapılmıştır. Afşin-Elbistan Termik Santrali çevresinden toprak örnekleri alınarak Atomik Absorbsiyon Spektrometre cihazı ile As, Cu, Hg, Zn, Fe, Cd, Cr, Mn, Ni, Al, Co ve Pb element analizleri yapılmıştır. Zenginleşme Faktörü (EF), Kirlilik Faktörü (CF) ve Jeolojik Birikim İndeksi (lgeo) hesaplanmıştır. Zenginleşme Faktörü'ne göre, Cu ve Co elementi için orta zenginleşme, Ni ve Cd elementleri için belirgin zenginleşme göstermektedir. Kirlilik Faktörü'ne göre ise, Cu için orta derecede kirlenme, Co için önemli derecede kirlenme, Cd ve Ni elementleri için aşırı derecede kirlenme belirlenmiştir. Jeolojik Birikim İndeksi'ne göre ise, Zn, Mn, Cu, Ni, Co, Fe ve Al elementleri aşırı kirlenmiş, As ve Cr çok-aşırı kirlenmiş sınıfında yer almaktadır.

Afşin-Elbistan Termik SantraliAğır metallerBirikim+2
Mert Arıkanoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Determining some heavy metal concentrations in water and sediments samples taken from Gediz river

In this study, heavy metals concentrations like Cu, Fe, Mn, Zn, Cd, Co, Cr, Ni and Pb is determined in the water and sediment samples from Gediz River that also flows from Manisa city centre and especially nine stations that are detrmined in the decharge regions. According to the analysis results, in the water samples copper 0,0147 - 0,1007 ppm ; iron 0,0103 - 0,2826 ppm ; manganese 0,0075 - 0,191 ppm ; zinc 1,0327 - 1,3222 ppm ; cadmium 0,00343 - 0,00391 ppm ; cobalt 0,00625 - 0,00656 ppm ; crom 0,057 - 0,1196 ppm ; nickel 0,0224 - 0,1217 ppm ; Jead 0,2061 - 0,2221 ppm ; in the sedimet samples, copper 4,66025 - 2075,95 ppm ; iron 2851,85 - 7484 ppm ; manganese 107,96 - 956,65 ppm ; zjnc 38,133 - 930,95 ppm ; cadmium 0,08065 - 1,8967 ppm ; cobalt 0,03 - 4,5051 ppm ; crom 8,7535 - 1145,8 ppm ; nickel 15,2795 - 207,61 ppm ; Jead 0,0997 - 230,775 ppm was fixed in these amounts. The results taken from water samples was compared with maximum heavy metal concentrations that is permitted in watering waters and it was fixed that metal amounts was low, only crom was at limits amounts. According to these results, the water taken from Gediz River is proved to be usable as watering water. Again, the results taken from water samples, was compared to inorganic pollution limit amounts announced by Water Pollution Control Regulation and it was proved that river water was polluted in the respect of crom and lead and it was fixed that pollution was at the threatening levels. Heavy metal concentrations in the sediment samples was found higher than the water samples.

Heavy metalsGediz RiverPollution+1
Orkide Uzunoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Gediz Nehri'nde deterjan kirliliğinin araştırılması

Bu çalısmada, Manisa il merkezinden geçen Gediz Nehri üzerinde ve özellikle desarj bölgelerinde belirlenen yedi istasyondan alınan su örneklerinde, anyonik deterjan ve fosfat konsantrasyonları belirlenmis, konsantrasyonların istasyonlara ve aylara göre değisimleri grafiklerle gösterilmistir. Ayrıca pH, sıcaklık, turbidite ve iletkenlik parametreleri ölçülmüstür. Arastırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, anyonik deterjan 0,084 ? 5,592 mg/L, fosfat konsantrasyonu 4,4 ? 248,1 ?g P/L arasında değisen değerlerde bulunmustur. Çalısmamızda bulduğumuz değerler diğer çalısma sonuçları ile karsılastırılmıstır. Anahtar sözcükler : Gediz Nehri, kirlilik, anyonik deterjan, fosfat, su kalitesi.

Anyonik deterjanFosfatlarGediz Nehri+2
Orkide Minareci
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun şehir merkezinde ağır metal kirliliğinin yol tozları yardımıyla belirlenmesi

Kentsel hava kalitesinde tanımlanan bileşiklerin çeşitlerindeki ve sayısındaki devamlı artış daha fazla hava kirleticisi ortaya çıkarmaktadır. Hava kirliliği, ekosistem ve canlı varlıkların yaşamsal eylemlerini etkileyen önemli bir etmendir. Solunabilir partikül madde için hava kirliliğini oluşturan bileşenler arasında ağır metaller bulunur. Farklı kaynaklara sahip olmalarına rağmen birikme kabiliyetlerinin diğer kirleticilere göre biraz daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu sebepten ötürü özellikle yol tozu olmak üzere şehir merkezlerinde oluşan ağır metaller yüksek oranlarda bulunabilir. Bu çalışma kapsamında Samsun şehir merkezindeki 5 farklı bölgeden toplanan yol tozu numunelerindeki ağır metal kaynaklarının ve seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Cr ve Ni sanayi kaynaklı, Cu, Pb, Zn ve S trafik kaynaklı, Co, Mn ve K elementlerinin ise kentsel alanlar kaynaklı olarak yüksek konsantrasyona ulaştığı tespit edilmiştir.

Ağır metal kirliliğiKirlilikSamsun+1
Şeyma Nur İstanbullu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Libya'daki tıbbi atıkların çevresel durumunun değerlendirilmesi

1990'lardan itibaren farmasötik kirliliğinin çevremizde yaygın bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Dünyanın bir çok ülkesinde bu tür kirliliği gidermek için araştırmalar başlamış durumdadır. Farmasötik kirliliğin bir kısmı süresi bitmiş ilaçları teşkil etmektedir. Libya gibi bir süre çatışma ve savaş durumu yaşamış bir ülke olarak her yıl 1,2 ton/yıl tıbbi atık üretmektedir ve bu atıkların çoğu özel, devlet hastaneleri ve eczanelerden kaynaklanmaktadır. Bu tür kirliliği azaltmak ve gidermek için adımları, azaltma, yeniden kullanım ve geri dönüşüm, uygun bertarafdır. Diğer taraftan Tıbbı atıklar kendi içinde farklı kategörilere ayrılmaktadır: Enfeksiyon potansiyeli olan atıklar, patolojik atıklar, kesici ve delici atıklar, farmasötik atıklar, sitotoksik atıklar, kimyasal atıklar, radyoaktif atıklar ve tehlikesiz atıklar olarak sınıflandırılır. Bu çalışmada, Ejdabia şehrinden başlayıp Tobrok kentinde son bulan 405 örnek üzerinde durulmaktadır (Şekil 3.1). Örneklem, 15 hastane, 29 poliklinik, 29 özel tıp merkezi, 235 eczane ve 90 tıbbi mağaza içermektedir. Sonuç olarak hastanelerden kaynaklanan tıbbi atıkları artmaktadır, kliniklerden üretilen atık miktarları kişi başı 3,5 kg/gün, yıllık tonajları ise yaklaşık 563 tondur.

Kirlilik
Nashwa M Abdalsalam Shannib
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde çevre sorunlarıyla mücadele aracı olarak kirlilik izinleri piyasasının etkinliği

Sanayi devrimi ile başlayan insan faaliyetlerinin dünyanın doğal dengesi üzerindeki yıkıcı etkisi, taşıma kapasitesinin üzerine çıkmıştır. Nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme ve ekonomik büyüme ile ağırlaşan çevre sorunları; küresel iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, ozon tabakasının incelmesi, çölleşme ve gıda sorunu gibi pek çok sorunun ortaya çıkmasına yol açmıştır.Çevre sorunlarına çözüm arayışları içerisinde üç ana eğilim bulunmaktadır: Sıfır büyüme yaklaşımı, iktisadi büyümeye devam edilmelidir yaklaşımı ve sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı.Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı, çevresel kaynakların kullanımı konusunda bugünkü kuşaklar ile gelecek kuşaklar arasında denge gözeten bir kalkınma anlayışıdır. Bu yaklaşımda çevre sorunlarına çözüm arayışında kirlilik izinleri piyasası (emisyon ticareti) önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma, sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı çerçevesinde kirlilik izinleri piyasasının (emisyon ticaretinin) etkin olup olmadığını tespit etmeye çalışmaktadır. Çalışmada ulaşılan sonuç, çevre sorunlarına çözüm bulma çerçevesinde kirlilik izinleri piyasasının etkin olmadığı yönündedir.

EmisyonKirlilikSürdürülebilir kalkınma+4
Hasan Çebi Bal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye ve CO2 emisyonu ilişkisi: Türkiye örneği (1974-2010)

Küreselleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte ülkeler arsındaki sınırlar ortadan kalkmış ve DYY dünyanın bir ucundan öteki ucuna akmaya başlamıştır. Sıkı çevresel düzenlemelerin yokluğu gibi nedenlerden ötürü kirli endüstrilerin gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere doğru kayması ve gelişmekte olan ülkelerde kirlilik emisyonlarının artması söz konusu olmuştur. Literatürde bu durum "kirlilik sığınağı hipotezi" olarak belirtilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de DYY ve CO2 emisyonu arasındaki ilişkileri belirlemektir. Bu çalışmada Engle-Granger Eşbütünleşme testi ve Toda ve Yamamoto Nedensellik testi kullanılarak, CO2 emisyonu ve DYY arasındaki ilişki 1974-2010 dönemi için yıllık verilerle incenmiştir. Eşbütünleşme testinden elde edilen sonuçlar CO2 emisyonu ve DYY'ın eşbütünleşik olduğunu göstermiştir. Ayrıca Hata Düzeltme modeli ve Toda ve Yamamoto nedensellik test sonuçları DYY ve CO2 emisyonu arasında çift yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Amprik çalışmadan elde edilen sonuçlar Türkiye için Kirlilik Sığınağı Hipotezinin geçerli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye, Eşbütünleşme, Nedensellik, Kirlilik Sığınağı Hipotezi

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEmisyonGranger Nedensellik Testi+7
Gözde Yılmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

P & I (Protect & Indemnity ) kulüp sigortaları kapsamında petrol taşımacılığından doğan kirlenme zararları

Deniz ticaret hukukunda, tekne ve taşıma sigortalarının teminat kapsamı dışında kalan, üçüncü kişilere verilen zararlardan doğan sorumluluklar, koruma ve tazmin klası altında faaliyet gösteren P&I kulüpleri tarafından teminat altına alınır. Kulüp sigortasının teminat kapsamı geniştir. Söz konusu teminatlardan, petrol taşınmasından doğan sorumluluk teminatı; kulübe kayıtlı üye donatanın gemisinin doğal çevreye ve üçüncü kişilere verdiği zararları tazmin etmeyi amaçlar. Bu bağlamda çalışmamızın birinci bölümünde Kulüp Sigortası kavramı incelenecektir. Denizcilikte kilometre taşı olmuş olaylar eşliğinde Kulüp sigortasının tarihçesi anlatılacaktır. Ardından kulüplerin temel özelliklerine, işleyiş esaslarına ve hukuki niteliğine değinilecektir. Bölüm sonunda Kulüp üyelerine sunulan teminatlar sıralanacak ve açıklanacaktır. Çalışmamızın ikinci bölümü, Kulüp Sigortası kapsamında, "Petrol Taşınmasından Doğan Kirlenme Zararları Hakkındaki Teminat" üzerinedir. Genel anlamda deniz kirlenmesi ve kirlenmenin sebepleri, petrol taşınmasının denizlerde bıraktığı olumsuz etkiler, kirlilikten doğan sorumluluk, sorumluluğun mevzuatımızda ve taraf olduğumuz uluslararası antlaşmalardaki yansıması, sorumluluğun sınırlandırılması ve ek tazminat fonları hakkında bilgi verilecektir. Çalışmamızın üçüncü bölümü söz konusu kirlenme zararlarının P&I Kulüp Sigortasına başvurularak tazmin edilmesi hakkındadır. Bu bölümde, çevre kirliliği anlamında rizikonun tanımı yapılacaktır. Sigorta yapma zorunluluğu ele alınacak; sigorta kapsamına giren riskler ve üçüncü kişilerin, zararlarını tazmin etmek için P&I kulüplerine başvurabileceği hususu incelenecektir. Bölüm sonunda zarar tazmini hususunda uyuşmazlıkların çözüm yolu olan dava ve tahkim yolu açıklanacaktır. Kulüp sigortasında zamanaşımı süresi hakkında kısaca bilgi verilecektir.

Borçlar hukukuDeniz hukukuKirlilik+7
Hasan Basri Özkan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre kirliliği ve hukuki sorumluluk

Çevre canlıların doğal yaşama alanı olduğundan dolayı, çevrede meydana gelen herhangi bir olumsuzluk başta insan olmak üzere, o ortamda bulunan tüm canlıların fiziksel, kimyasal, biyolojik ya da sosyolojik olarak etkilenmesine neden olur. Çünkü canlılar çevreye her zaman muhtaçtırlar. Çevre canlılar olmadan varlığını sürdürebilir fakat canlıların, çevre olmadan yaşamlarını devam ettirmeleri neredeyse imkânsızdır. Çevreye yönelik olarak meydana gelen sorunlar yakından ele alındığında, bu sorunların çoğunun kirlilik sebebiyle ortaya çıktığı bilinmekte olup, çevre zararı ve kirliliği birbirleriyle ne kadar bağlantılı olduğu bilinen gerçekler arasında yer almaktadır. Şöyle ki, çevre kirliliği kavramı telaffuz edildiğinde ya hava kirliliği ya su kirliliği ya da toprak kirliliği oluşmuştur. Bu üç kirlilik türü birbirleriyle zincir gibi bağlantılıdır. Bunları birbirinden ayırmak mantıklı değildir. Yine aynı biçimde türlerin yok olmasını, çevrenin uğradığı tahribattan bağımsız olarak ele almak hatalı olacaktır. Diğer taraftan özelikle tüm canlı varlıkların sağlıklı olması, temiz bir çevre ortamı ile yakından alakalıdır. Çevre insanların hayatında bu kadar önemli bir yere sahipken, çevrenin de temiz bir şekilde kullanılması her insana verilen bir hakken, insanların çevreye her geçen gün çevreyi daha fazla kirleterek, insan sağlığı üzerinde tehlikeye sebep olmaları ne yazık ki dramatik bir gerçektir. Çevre ortamında var olan doğal dengenin bozulması, doğanın tekrar telafisi olmayacak şekilde kirletilmesi ve kirliliğin önlenmesi için herhangi bir faaliyet yapılmaması, canlılar için en önemli tehlikeler arasında yer almaktadır. Oysa insanlar hiç olmazsa kendi varlığını düşünüp, yaşam standartlarını yükseltmek için eğitimi, ahlaki değerlerin kurallarını, felsefi bakış açısını, yönetim ahlakını, sağlık, kültürel ve pozitif bilimleri, hukuk kurallarını ve geriye kalan diğer önemli kaynaklar kullanarak, çevre sağlığının düzenlenmesini hedef alarak, iş birliği içerisinde seferber olmalıdırlar. Çevre ortamının insan hayatındaki önemi bu kadar büyük bir yer teşkil ederken, çevre için alınan tedbirlerin ne kadar az olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. İnsanlar gerek ekonomik açıdan gerekse kültürel açıdan gelişim için çevrenin korunması için etkili bir şekilde faaliyetler yürüterek, uygulamalar geliştirilmeli, kanun ve yasalarla yapılan çalışmalar desteklenmelidir. Tüm bunlara bağlı olarak, çevre hakkı ve çevre sorumluluğu bütün insanlara anlatılarak, toplumda çevre bilincinin uyanması sağlanmalıdır. Bu çalışmada hedefi, çevreyi, çevre kirliliğini, çevrede hukuki sorumluluk konusu, uluslararasında çevre ve hukuki sorumluluk, çevre hukukunu, atıklar ve kirletenin sorumluluğunu özel hukuk çerçevesinde ele almaktır. İlk aşamada Çevre korumasında ve çevre kirliliği ile ilgili alınan önlemlerin yetersizlikleri, çevre hakkı, çevre bilinci, çevre eğitimi ve bazı temel kavramlar anlatılacak, daha sonra ise çevre kanununun hükümleri ve alınan bazı yargı kararları ele alınacak Son olarak ise bazı bakanlıkların almış olduğu tedbirler ve gerçekleştirdikleri faaliyetler ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Hukuku, Çevre Kirliliği, Çevre Sorumluluğu

Hukuki sorumlulukKamu HukukuKirlilik+2
Özgül Öztürk
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects