Makamlar
Bu konu başlığı altında 108 tez
Turc 292 yazmasında yer alan ve Ali Ufkî Bey tarafından makamları belirtilmiş Uşşâk-Hüseynî ailesine ait sözlü eserlerin makam ve mod yapılarının incelenmesi
Ali Ufkî Bey'in yazmış olduğu müzik ile ilgili yazmalar XVII. yüzyıl müziğine ait önemli bilgiler ve ipuçları içermektedir. Ayrıntılı makam/ezgi incelemeleriyle bu bilgi ve ipuçlarına ulaşmak ve bazı çıkarımlarda bulunmak mümkündür. Bu düşünceden hareketle çalışma alanı olarak Fransa Milli Kütüphanesi'nde kayıtlı Turc 292 numaralı yazma seçilmiştir. İlgili yazmadan, makamları Ali Ufkî Bey tarafından belirtilmiş Uşşâk-Hüseynî makam grubuna ait 20 sözlü eser seçilmiş ve bunların makam/ezgi incelemesi yapılmıştır. İncelemeler sonucunda bazı eserlerde modal ezgi yapılarına rastlanmıştır. Bu modal ezgi yapılarına benzeyen Macar Halk Müziklerinden örnekler sunulmuştur. Ayrıca ayrıntılı makam/ezgi incelemeleri sayesinde Ali Ufkî Bey'in makam isimlendirmesinde nasıl bir mantık yürütmüş olabileceği hakkında fikirler sunulmuştur. Son olarak, ilgili döneme ait eserlerin incelenmesinde diğer komşu coğrafyaların müzikleri hakkında da bilgi sahibi olunmasının önemine dikkat çekilmiştir.
Sol ve si bemol klarnet için temel öğretileri içeren tonal ve makamsal diziler bünyesinde metodolojik bir çalışma
Üflemeli çalgılar kategorisinde yer alan klarnet, dünyada ve ülkemizde oldukça yaygın olarak kullanılan enstrümanlardan birisidir. Başta Klasik Batı Müziği olmak üzere ülkemizde geleneksel Türk Müziği'nin iki alanı olan Klasik Türk Müziği ve Yöresel Halk Müziği'nde önemli bir yere sahiptir. Klasik Batı Müziği'nde daha ziyade si bemol klarnet kullanılmasına rağmen geleneksel Türk Müziğ'inde genellikle sol klarnet tercih edilmektedir. Yaptığımız çalışmada klarnetin Türkiye'deki eğitim metodolojisi üzerine özellikle Türk Müziği eğitimi veren konservatuvardaki öğrencilerin temel eğitimleri esas alınmıştır. "Sol ve si bemol klarnet için temel öğretileri içeren tonal ve makamsal diziler bünyesinde metodolojik bir çalışma" başlıklı tez çalışmamızda ilk etapta klarnetin yapısal özellikleri, perde sistemleri ve üfleme tekniklerine dair bilgi, çizim ve diğer gösterimler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İçerikteki konu anlatımları tablo ve fotoğraflar ile desteklenmiştir. Tez içerisinde ardışık olarak kolaydan zora doğru sıralanan egzersiz ve etütler aynı zamanda stüdyo ortamında 236 track olarak tarafımızdan seslendirilerek çalışmaya ilave edilmiştir. Birinci bölümde giriş, ikinci bölümde klarnet hakkında genel bilgiler, üçüncü bölümde sol ve si bemol klarnet üzerindeki seslerin öğretimi ve ortak çalışma egzersizleri, dördüncü bölümde sol klarnet ile Türk Müziği'ndeki basit makamlarla ilgili egzersizler ve beşinci bölümde si bemol ve sol klarnet için etütlere yer verilmiştir. Bu bağlamda, sol ve si bemol klarnet için temel öğretileri içeren tonal ve makamsal diziler bünyesinde metodolojik bir çalışma sergilenmiştir. Türkiye' de sol klarnet üzerine daha önce kapsamlı bir çalışmanın yapılmamış olması, ayrıca si bemol ve sol klarnet öğretiminin eş zamanlı verilmemiş olması nedeniyle hasıl olan eksikliğin giderilmesi adına önemli bir adım atılmıştır.
21. yüzyıl bestecisi Bora Uymaz'ın eserlerinden oluşan bir seçkinin arp ve arp notasyonuna uyarlanması ve makamsal analizi
Bu çalışmanın öncelikli amacı, arp çalgısının Türk Müziği formlarının icrasında kullanımına dair örnekler sunma ve günümüz arp repertuvarına Türk Müziği dağarcığı ile katkıda bulunmaktır.Geleneksel müzik kültürümüz içinde solo arp icrasına uluslararası boyutta da yer açmak ve bu alanda yazılan eserleri çalgımıza uyarlamak, yol alınması gereken son derece mühim bir meseledir. Ülkemizin yerel müzik hâfızasının önemli örneklerinin ve gelenekten beslenerek yazılmış, özgün yaklaşım ve stiller barındıran yeni eserlerin arp ile icra edilmesi, bu çalışmanın mesleki platforma açılması, böylelikle de uluslararası meslek çevresine tanıtılması anlamına gelmektedir.Çalışmanın sonucu olarak bestekâr Bora Uymaz'ın vals, longa, tango,fantezi türlerinden ve farklı makamlardan müteşekkil 7 eseri arpa uyarlanıp,İngiltere'nin önemli müzik yayın şirketlerinden Creighton Collection ve Arp Sanatı Derneği işbirliği ile yayınlanacaktır.Böylelikle hem bu eserler icra edilmek üzere düzenlenip paylaşıma açılmış, hem akademik alanda bir beste- uyarlama-notasyon çalışması ortaya koyulmuş, hem de çalışma çerçevesinde seçilen eserlerin makam analizleri ile çalışma nazarî açıdan irdelenmiş olacaktır.
Türk makam müziği'nde Taksim ve çalışma yöntemi olarak şarkı formunun kullanımı
Tez çalışmasında, Türk Makam Müziği icrasında irticali kompozisyon becerisi ve müzikal birikimi ortaya koyan taksim formu için alternatif bir çalışma yöntemi sunulmuştur. Taksim icrasını geliştirmek için uygulanan geleneksel yöntemlere ek olarak, icracılara yazılı bir referans kaynağı oluşturulmak istenmiştir. Türk Makam Müziği'nin sözlü repertuarında yer alan şarkı formu, biçimsel açıdan klasik taksim icra çalışması için uygun bir yapı oluşturmaktadır. Geçmiş dönem taksim ustalarının plak kayıtlarında da, XX. yüzyıl sonrası gerçekleştirilen taksim icralarına nazaran daha formal bir taksim yapısına rastlanmaktadır. Klasik taksimlerde ve gazel icralarında, şarkı formu ile benzerlik teşkil eden bir yapı bulunması bu görüşü destekler niteliktedir. Dolayısıyla, çalışma yönteminde referans olarak zemin, nakarat, meyan, nakarat bölümlerinden oluşan şarkı formu baz alınmış, şarkıların her bir bölümü varyasyonlandırılarak taksim çalışmaları yapılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde, doğaçlama ve taksim kavramlarına değinilmiş, çalışmanın amacı ve uygulama yöntemi ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. İkinci bölümde, taksim formunun Türk Makam Müziği'ndeki icra yöntemlerinden bahsedilmiş, taksim icralarını nitelikli kılan unsurlar değerlendirilmiştir. Ardından, taksim türleri sınıflandırılarak uygulama alanları tarif edilmiştir. Türk Makam Müziği'ndeki doğaçlama anlayışını insan sesinin sınırsız genişliği ile tanıtan gazel formuna da bölüm içerisinde yer verilmiş, edebi ve müzikal açıdan ele alınarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde şarkı formunun tarifi yapılmış, ardından şarkı formunun biçimsel yapısı ile benzerlik gösteren klasik taksim örneklerine yer verilmiştir. Şarkı formu ile benzerlik gösteren taksim ve gazel analizlerinin yapıldığı çalışmalar da bölümün içerisinde yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise; Sultaniyegah, Acemaşiran, Hüseyni, Bayati, Karcığar, Hicaz, Şedaraban, Segah, Nihavend ve Hicazkar makamlarında bestelenmiş on adet şarkı ile oluşturulmuş klasik taksim çalışmalarına yer verilmiştir. Taksimler, şarkıların zemin, nakarat, meyan, nakarat bölümleri varyasyonlandırılarak oluşturulmuş, seçili eserlerin makamsal analizleri de yapılmıştır. Analizler ve taksim çalışmalarının sonucunda, icracılar tarafından rahat uygulanabilir, verimli bir çalışma yöntemi elde edilmiştir. Şarkıların küçük formlu bir yapıda olması ve küçük usüller ile bestelenmesi, eserlerde yer alan makamsal unsurların daha rahat analiz edilmesini sağlamıştır. Seçili eserlerin sade bir notasyon ile yazılması da, şarkılarda yer alan müzik cümlelerini kişisel müzik anlayışı ile yorumlayarak, kompozisyon becerisini geliştirmeye katkı sağlamıştır.
Türk makam müziği çocuk şarkıları üzerine bir inceleme
"Türk Makam Müziğinde Çocuk Şarkıları Üzerine Bir İnceleme" başlıklı bu çalışma Türk Müziği makamları ile bestelenmiş mevcut çocuk şarkıları tespit edilerek makam, besteci, usûl bakımından incelenmeye çalışılmıştır. TRT, İTÜ TMDK arşiv ve kütüphanelerinin yanı sıra internet üzerinden YÖK'ün tez veri sayfası incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde (Giriş Bölümü), tezin amacı ve yöntemi açıklanmıştır. "Çocuk Şarkılarının Genel Özellikleri" başlıklı ikinci bölümde çocuk müziği ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Türk Makam Müziğinde bestelenmiş çocuk şarkıları ele alınmıştır. Son bölümde ise sonuçlar ve değerlendirmeler yer almaktadır.
Rast makam in Arabic music and Turkish music
The Makam music one of the fine arts closer to the depths of the human soul, where Makam music gives the human imagination and the expansion of human perception in life. That type of music addresses the hidden feelings more than addressing the conscious feelings, and this stems from the importance of Makam music in human life and arranged the importance of each Makam in the musical forms. That gives rise to the importance of the Makams that plays the fundamental role in the construction of Makam music. Arabic and Turkish music depends on its construction on two essential elements tones and rhythms. The main Makams and their families are the principal sources of the compositions. In Arabic and Turkish music are distinctive by the vast number of its Makams on which the form of the melodies depends, but the science of the Makams are considered the principal element on which Makams created the Instrumental and Lyrical forms of the composition. Since the appearance of music categories in Arabic and Turkish Makam families, there a rose discussion between those who wrote in this field, such as amateur specialists and theorists and applied scientists. The outstanding points which raised discussion between the number of Makams, Makams families, the method of notating Makams and analysis of the Makams which would lead to the conclusion in original Makams, classification and the discussion of differences. The Makams in Arabic and Turkish music is an expression of a group of tones composed and blended together until they acquire a complete total texture, carrying colour and a unique tonal distinctive character. Each Makam is specialized by its particular emphasis on certain tones, by different intervals in its scalar notation where the dimensions are different. Therefore the researcher decided that the essence of the Makam study and its theoretical and practical problems be a necessity in a period of science and technology, seeking for an arriving at a fixed definition of the Makams in Arabic and Turkish music and an agreement between them on the theoretical considerations and methods of application. The scales sequences and navigation characters of Makams expressed by the authorities of Safiyuddîn took different forms over time. For instance, Safiyuddîn Uşşak is the following TTB Tetrachord in the definition, on Nevâ TBT tetrachord, also Buselik BTT tetrachord. These Makams are entirely different from the ones known in Arabic and Turkish Makam Music. In general, after the Safiyuddîn and almost in the last 700 years, the only Makam that has not changed its construction for Arabic and Turkish music is Rast Makam. That is what led the researcher to do a comparative study between Arabic and Turkish music in Rast Makam, where it is the Makam agreed upon throughout the ages. Moreover, the research problem which determines the difference of opinion between theory and practice regarding the Rast Makam is often used in Makam music forms, whether in Arabic music or Turkish music. However, a comparative study has not been conducted before to shed light on the concept of the Rast Makam and its various dimensions, pitches, symbols, musical forms, also the similarities and differences in Arabic and Turkish music. The research aims to define the origin of Rast Makam in Arabic and Turkish music, an analytical study in the history of Makams in both kinds of music, demonstration of the essential differences in names and content of Rast family in which represented in Arabic and Turkish Music. Defining the concept of Rast Makam and its various musical ranges in Arabic music represented by Egypt, and also defining the Rast Makam and its various musical ranges in Turkish music represented by Turkey. The musical forms in Arabic and Turkish music, defining and transitions the melody of Rast Makam in both kinds of music through the sample selected in the Lyrical forms and Instrumental forms. The research came in five chapters, the first Chapter it is an introduction, the 2nd chapter the researcher conducts a study on the history of Makams, in which the researcher deals with the historical stages of the development of Makam music in Arabic and Turkish music. The third and fourth chapters, Rast Makam in Arabic and Turkish music. In both chapters, the researcher identified the Makam in a systematic manner followed by both Arabic and Turkish music throughout his studies at the Higher Institute of Arabic Music in Egypt and Istanbul Technical University-Conservatory in Turkey. The researcher is engaged in the necessary steps to learn music, whether in the Egyptian or Turkish methods. The fifth chapter, the research conclusion and an explanation, the comparison between Rast Makam and their family, the conclusion came with the Rast Makam different style and differernces in some of the families construction between Arabic and Turkish music. Also the different frequencies, pitches, musical ranges and musical forms in Arabic and Turkish music. The Makam behaviour what distinguishes both kinds of music, where the process of melody is different in the use of Makam, this is one of the fundamental aspects of the difference and distinction between Arabic and Turkish music. Hence the difference in the method of music composition, as the process of the Makams gives the composer different dimensions to be applied in the desired musical form, and this is one of the influences that make the difference in musical forms. Finally, the researcher concluded this study with a considerable amount of references which included Arabic, Turkish and English sources, also bibliography in addition to a collection of the musical notes and recordings for the musical forms and personal interviews. That research is a small attempt to facilitate and elaborate the Rast Makam and its family in Arabic and Turkish music.
İhsan Özgen'in altı taksiminden yola çıkarak Şevkefza ve Bestenigâr makamlarını işleyişi ve taksim formuna yaklaşımı
Bu çalışma, İhsan Özgen'in Şevkefza ve Bestenigâr makamlarını işleyişi ve taksim formuna yaklaşımını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Taksim formu, Türk Musikisi formlarından biri olarak, doğaçlamaya dayanan bir formdur. Bu açıdan taksim formu icra eden kişinin müzikal yeteneğini hakkında ipuçları taşır. Bununla birlikte makam bilgisini de gösterir. Zaman zaman iki farklı makamdaki eser arasında köprü olarak, kimi zaman fasılların arasına renk katan, ama mutlaka çalınacak makama kulakları ısındırarak icra edilen bir müzik formudur. Türk Musikisi'nde klasik kemençede Tanburi Cemil Bey ekolünün devamı kabul edilen ve müzisyenliği ile dikkati çeken İhsan Özgen de taksimleri ile dikkat çeken bir sanatçıdır. Bu çalışmada öncelikle literatür taraması yapılmış, konunun kapsamından çıkmadan İhsan Özgen'in sanatçı kişiliğine değinilmiştir. Çalışmanın teorik temelini oluşturan "taksim", "bestenigâr makamı" ve şevkefza makamı" kavramlarının literatürde nasıl yer aldığı incelenmiş ve aktarılmıştır. Çalışmada kullanılan inceleme metodolojisi anlatıldıktan sonra, İhsan Özgen'e ait üç bestenigâr makamında taksim ve üç şevkefza makamında taksim incelenmiştir. Bu inceleme sonrası elde edilen bulgular çalışmanın "tartışma" bölümünde değerlendirilmiş ve çeşitli tespitlerde bulunulmuştur. Çalışmanın "sonuç" bölümü tespitlerin özetlendiği ve tartışmasız bulguların yer aldığı bölümdür. Çalışma sonunda İhsan Özgen'in taksimlerinde aynı yapıyı kullanmadığı anlaşılmıştır. Bestenigâr ve şevkefza makamlarında farklı çeşnilerle taksim icra ettiği tespit edilmiştir. Taksimlerdeki farklı geçkilere rağmen gerek bestenigâr gerekse şevkefza makamlarının karakterlerini dinleyenlere iletebildiği ve aynı kalıp kullanılmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Taksim, Makam, İhsan Özgen.
Sadi Işılay'ın taksimlerinin müzikal analizi
Sadi Işılay, Türk Musikisinin yetiştirdiği iyi bir bestekâr ve virtüoz icracılarından biridir. 5 Kasım 1899 tarihinde Laleli'de doğmuştur. Müziğe küçük yaştan beri ilgilisi olan Sadi Işılay, sekiz yaşında musikişinasların arasına girmiştir. Kısa zamanda büyük bir icracı olmuş: Türk Musikisinin büyük üstadı Tanburî Cemil Bey' in toplantılarına katılarak üslȗb ve deneyim kazanmıştır. 1950 yılından sonra İstanbul Radyosu'nda keman sanatkârı olarak yayınlara katılmıştır. 11 Mart 1969 yılında vefat etmiştir. Bu tez çalışmasında Sadi Işılay'ın farklı makamlarda icra etmiş olduğu keman taksimleri notaya alınarak müzikal analizi yapılmıştır. Bu taksimler; Hicaz Keman Taksimi, Karcığar Keman Taksimi, Muhayyerkürdi Keman Taksimi, Bayâtî'den Sabâ'ya Geçiş Taksimi, Muhayyerkürdî'den Şevkefzâ'ya Geçiş Taksimidir. Her bir taksim dinlenerek ve yavaşlatılarak notaya alınmıştır. Sadi Işılay'ın yapmış olduğu makamları nasıl icra ettiğini, kendine has tavrı olan çarpmaları, aceleteleri ve müzikalitesi bu tezin asıl amacıdır. Notaya alınan taksimler belirli porteler eşliğinde müzik cümlelerine göre makamsal ve icra tekniği bakımından açıklanmıştır. Böylelikle bir taksim icra edilirken nelere dikkat edilmeli, neler yapılmalı, makamın özellikleri ve taksim yapılan makamın içindeki çeşni ve asma kalışlar gösterilip, açıklanmıştır.
Van yöresinde oynanan halk oyunlarına eşlik eden eserlerin müzikal açıdan incelenmesi
Van yöresi sevinç, ayrılık, özlem, kahramanlık gibi çığlıklarından oluşmuş ağıtlarını ve duygularını yaşamlarına yansıtan tarihi bir şehirdir. Bu çalışmanın amacı, Van yöresinde oynanan halk oyunları eserlerini tespit etmek, derlemek, notaya alarak müzikal açıdan analiz etmektir. ''Van Yöresinde Oynanan Halk Oyunlarına Eşlik Eden Eserlerin Müzikal Açıdan İncelenmesi'' tez başlığı nitel araştırmalar kapsamında oluşmuş betimsel bir çalışmadır. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Türk Halk Müziği ve Türk Halk Oyunlarının Anadolu kültürünün zengin yapı taşlarından olduğu ve Van yöresinde halk oyunları ve halk müziğiyle ilgili görüşlere değinilmiştir. İkinci bölümde THM başlığı altında makam, usûl vb. gibi tanımlara yer verilmişti. Van ilinin tarihi, yörede oynanan halk oyunları ve türleri, yörenin müzikal yapısı kaynak tarama ve görüşme tekniğiyle elde edilen veriler yorumlanmıştır. Belirlenen konunun şekillenmesi için literatür taraması yapılmıştır. Yöreye hakim araştırmacı yazarlar ve yöre sanatçılarıyla saha çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda, yörede yıllardır oynanan ve söylenen 22 eser tespit edilmiştir. TRT repertuvarında kayıtlı olan eserlerin yanı sıra, kayıtlı olmayan fakat yörede yıllarca icra edilen eserlerde notaya alınmıştır. Dördüncü bölümde Bulgular ve Yorumlar başlığı altında daha önce repertuvarda olan eserlerin yanısıra, derlemesi yapılan ve notaya alınan 22 esere yer verilmiştir. Derlenen ezgiler notaya alınarak müzikal analizi yapılmıştır. Yapmış olduğum görüşmelerde elde edilen bulgularda önceden notaya alınmış eserlerin bir kısmının hatalı olduğu tespit edilmiştir. İncelenen bazı eserlerde farklı makam (dizi) ve farklı usûllerle icra edildiği görülmüştür. Bir kısmında ise melodik yapının aynı olması ama usûl açısından değişiklikler olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Van Müzik Kültürü, Makam, Halk Müziği, Analiz, Derleme
Yaren geleneği bağlamında Simav yöresine ait sarı ve mor Zeybekler'in incelenmesi
Bu çalışma Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Musikisi Ana Sanat Dalı Tezli Yüksek Lisans programı tez çalışması için yapılmıştır. Yaren geleneği bağlamı içine giren, Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yareni için yakın zamanda yapılan kaynakların yetersiz olmasından ve yaren geleneği içindeki yerini araştırmak için hazırlanmıştır. Yaren geleneğinin temelinin Orta Asya' ya dayandığı ve Anadolu'da erkek sohbet toplantıları başlığı altında varlığını sürdürmekte olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Anadolu'da bu sohbet toplantıları yaşatıldığı yöreye ve yöre özelliğine göre isim almışlardır. Yapılan araştırmalar sonucunda Simav'da bu toplantılara yaren denildiği bilgisine ulaşılmış ve yörede yaren kavramının kardeşlik olarak kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışma günümüzde yaşatıldığı hali ile Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yaren Geleneğini anlatmaktadır. Alan araştırması yapılarak çalışmada günümüzde icra edilen şekli ile eserler notaya alınıp, makam ve ritim analizleri yapılmıştır. Çalışma nitel bir araştırma olup gözlem ve görüşme metotları ile oluşturulmuştur. Çalışmanın sonuç bölümünde ise Türk Kültürünün ve Türk halk müziğinin temel taşlarından olan Simav Sarı ve Mor Zeybekler Yareninin kuruluş tarihinden bu yana hiçbir değişiklik göstermediği, Türk Milli Kültür anlayışının olduğu gibi yaşatıp devamlılığını sağladığı, Yaren geleneğinin günümüzdeki yaşatılma durumu ile yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaren, Kültür, Türk halk müziği,
Şevki Bey'in 25 Uşşak eserinin form ve makamsal incelenmesi
Şevkî Bey'in 25 Uşşak Eserinin Form ve Makamsal İncelenmesi'nin gerçekleştirildiği bu çalışma, Şevkî Bey'in bestekârlığına ışık tutması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada öncelikle Şevkî Bey'in hayatıyla ilgili erişilebilen kaynaklar taranmıştır. Araştırmalar sonucunda hayatı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserlerin form ve makam analizlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için uşşak makamının tarifi yapılmış ve makamı meydana getiren dizi ve çeşniler şemalarla gösterilmiştir. Şevkî Bey'in 25 uşşak eserinin analizinin yapıldığı bu çalışmada; uşşak makamı, farklı nazariyatçıların anlatımlarıyla sunulmuştur. Böylece uşşak makamı hakkında genel bilgiler verilerek, makamın detaylı bir şekilde açıklamasının yapılması amaçlanmıştır. Üzerinde çalışılan eserlerin öncelikle makam analizleri yapılmıştır. Bu analizler çerçevesinde; eserlerin makam analizi şekil yardımıyla gösterilerek, çeşnilerin ve geçkilerin neler olduğu belirtilmiştir. Eserlerin form analizleri ise öncelikle nota üzerinde şemalar ile gösterilmiş, ardından ayrıntılı form analizleri yapılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları kapsamında, eserlerde çoğunlukla uşşak makamının karakterine uygun olarak; Dügâh'ta Uşşak, Nevâ'da Bûselik, Segâh'da Segâh ile birlikte Ferahnâk ve Hüseyni'de Uşşak gibi çeşnilerin kullanıldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra özellikle eserlerin meyan kısımlarında Nevâ'da Hicazlı ve Çargâh'da Nikrizli kalışların yapıldığı ortaya çıkmıştır. Yapılan form analizleri ile birlikte de eserlerin; form, biçim, melodi, ritim ve yapıları irdelenerek elde edilen bulgular paylaşılmıştır. Bu çalışma neticesinde, Şevkî Bey'in Uşşak makamını nasıl kullandığına dair veriler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Dârü'l-Elhân Külliyâtı'ndaki Rast Ailesine mensup 8 makamdan 32 eserin zaman ve oran açısından grafik metodu ile incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Rast ailesine mensup olan sekiz makamın (Rast, Rast Mâye, Rehâvî, Sazkâr, Pesendîde, Pencgâh, Büzürg, Sûzidilârâ) nazariyat kaynaklarında yer alan tarifleriyle bu makamlarda bestelenmiş büyük formdaki eserlerin analizleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların ortaya konması, icrâda ortaya çıkmış ihtilaflara bir açıklık getirilmesi ve bu makamların icrâsına katkı sunacak bir bilginin oluşturulmasıdır. Çalışma Dârü'l-Elhân Külliyâtı'nda yer alan 263 eser arasından seçilmiş Rast ailesine mensup 8 makamın notalarından yola çıkarak grafik, tablo, gözlemler ve bazı nazariyatçıların makam tarifleriyle eserlerin incelenmesinden (makam analizi, makamın zemin ve terennüm içerisinde seyir yapısının nasıl yerleştirildiği vs.) elde edilmiş karşılaştırmalar, tespitler ve yorumlardan oluşmaktadır. Dârü'l-Elhân Külliyâtı'ndaki Rast ailesine mensup 8 makamdan ve büyük formlardan (beste, ağır Semâî, yürük Semâî) oluşan 32 eser Prof. Mutlu Torun'un geliştirdiği grafik yöntemi ile sadece zemin ve terennüm bölümleri makam yapısını meydana getiren çeşniler, kalış perdeleri, karar özellikleri, seyir yapısının mısra ve terennümden oluşan bölümlere yerleşim şekilleri açısından incelenmiş ve zamanı temsil eden bir çizgi halinde grafikler üzerinde gösterilmiştir. Grafiklerden elde edilen verilerle tablolar oluşturulmuş, gözlem ve analiz yoluyla elde edilen veriler mevcut nazariyatçıların makam tarifleri ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak bazı nazariyatçıların ortaya koydukları makam tarifleriyle bizim eser analizlerinden elde ettiğimiz veriler arasında donanım, kararda kullanılan çeşniler, önemli kalış perdeleri, genişleme bölgeleri vs. açısından bazı önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen veriler Türk mûsikîsinin nazariyat tarifleriyle bestelenen eserler arasında önemli farklılıkların olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu makam anlayışının dönemlere göre değişmiş olabileceğini de akla getirmektedir. Bu sebeple makam tariflerinin bütün dönemlerin makam tarifleri göz önünde bulundurularak öğretilmesinin ve bir icrâdan
Meral Uğurlu'nun sanat yaşamı ve Evcâra Makamında seslendirdiği eserlerin yorum bakımından analizi
Osmanlı Dönemi'nden günümüze uzanan Türk Musikisi geleneği nazari, ameli, fikri ve serencamı değerlendirildiğinde; teknolojik gelişmeler başta olmak üzere yeni akımların, yeni arayışların ve musikide yeni tarzların ortaya çıkması hususunda ''Cumhuriyet'' özel bir anlam arz etmektedir. Cumhuriyet öncesi dönemde başlayıp, cumhuriyetle devam eden sosyo-politik, sosyo-kültürel değişimler ve nihayetinde devrimler ele alındığında toplumsal yapı ile birlikte sanata bakış ve algılayışta da değişimler kaçınılmaz olmuştur. Gramofon ve taş plaklar vasıtasıyla Cumhuriyet dönemine taşınan kültürel miras; makam müziğini, sazlı ve sözlü icra geleneğini ve çeşitli formları kapsamaktadır. Geleneksel makam müziğini; bilhassa saz müziğindeki solo icraları ile 'taksim' kavramını ortaya çıkaran ve bize ilk duyuran kıymetli sanatkâr Tanburi Cemil Bey iken, sözlü müzik intikalini Münir Nureddin Selçuk ve Safiye Ayla gibi emsalsiz sanatkârların sürdürdüğü bilinmektedir. O zamanki adıyla '' Türkiye Radyoları''nda yaygınlaşan müzik yayınlarının ehil yöneticisi olan Mesud Cemil Bey eliyle gerçekleştirilen Klasik Türk Müziği icralarını muhafaza ederken, şahsi üslubu ile bu icraların gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde intikalini sağlayan Meral Uğurlu emsalsiz bir konumdadır. Bilindiği üzere, Türk Sanat Müziği adıyla müzik sanatımızın popüler ürünlerini icra ederek daha kolay yoldan tanınıp şöhret olma popülizmine yönelmeden icra yapan sanatkârlar oldukça azınlıktadır. İşaret ettiğimiz hususlar bağlamında; bu çalışmamızda, geleneksel müziğimizin klasik, neo-klasik, romantik ve çağdaş dönem repertuarının klasik formda olan en güzide eserlerine öncelik verilmiştir. Geniş repertuara sahip olduğu ve eserleri dil kurallarına en uygun biçimde icra ettiği, makam ve perde anlayışında çok özenli olduğu genel kabul gören Meral Uğurlu'nun, sanat yaşamı, eğitimi ve icracılığı anlatılmıştır. Bundan başka; onun sanata bakışını, repertuvar seçimindeki özenini, icralarındaki yüksek seviyeyi, icra üslubunu ve diğer bazı hususiyetlerini sergileyiş biçimleri aktarılmaktadır. Bu çalışmada, Sanatkarımızın Evcara makamında seslendirmiş olduğu bir klasik takım ve şarkılardan oluşmak üzere belirlenen altı eser icrasının incelenmesi ve analizleri ile genelde; müzikte üslup-tavır kavramları, özelde ise Meral Uğurlu'nun icralarından hareketle, eser yorumlama, üslup özellikleri, makam ve perde hassasiyeti, duygu ifade eden nüans ve süslemeler eserlerin gerektirdiği metronom- gider gibi unsurlar ele alınmıştır. Cumhuriyet Dönemi icra üsluplarındaki farklılaşmalar, Klasik Türk musikisi adıyla, eski icraların aksine sadelik ve nüanslar yoluyla ortaya çıkmıştır. Nitekim bu farklılaşmaların günümüzdeki eser icra ediş biçimlerinin de temelini oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bu bağlamda sanatkârın; büyük formda eserler başta olmak üzere icralarında gerek perde hassasiyeti gerekse tüm nüans incelikleri dikkate aldığı bilinmektedir. Bu çalışmanın, Türk sanat müziği denilen dönemin daha popüler musikisine yönelmeden klasik eserleri kurallarına uygun biçimde icra ettiği düşünülen Meral Uğurlu'nun kendi dönemi içerisinde sanata bakışı, ele alışı ve sergileyişi bakımından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Şevkutarab Makamı'nın tür, biçim ve kuram analizi
Bu çalışmada, öncelikle günümüzde kullanmış olduğumuz makam teriminin anlamına ve tarihsel gelişim sürecine değinilmekte olup makam teriminin kullanılmaya başlandığı günden bugüne kadar olan süreçte bu terimin müzik bilimciler için ne ifade ettiğine değinilmiştir. Bu terimi kullanan ve geniş bir coğrafyada yer alan bu müzik bilimcilerin musikimiz tarihinin en eski dönemlerinde yazılmış olan nazari eserlerine de değinilerek, en eski zamanlardan günümüze gelene kadar musikimizin nasıl bir dönüşüm ve değişim sürecinden geçtiği ana hatlarıyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırmamızda makam terimi hakkında benzer ve farklı görüşlere sahip kuramcıların yapmış oldukları makam tanımlarına değinilmekte ve musiki kültürünün özünde yatan gerçeğe dikkat çekilmektedir. Bu gerçek, musiki ve makam terimlerinin sadece birer ses frekansı veya alışkanlıklar silsilesi olmadığıdır. Gök bilimi ve matematik ile adeta iç içe geçmiş olan bu musiki kültürünün yıldızlar ile tarifi bizlere bu musikinin esasen doğanın harikulade bir yansıması durumunda olduğu, bir bütünlüklü sistem olarak doğanın olağan akışının bir parçası olduğunu göstermektedir. Zira hepimizin bir parçası olduğumuz bu tabiat ile insan arasındaki ilişki tarihin kendisi kadar köklü ve eski bir ilişkidir. Antik Yunan döneminde felsefenin başlangıcındaki isimlerin bugünün anlamıyla "doğa filozofları" olarak adlandırılması bunun bir kanıtıdır. Doğanın bir "bütünlük" içerisinde olduğu gerçeği ile, her bir parçanın bir diğeri ile olan esaslı ilişkisi, yeri geldiğinde makul değişiklikler yapmayı gerektirir. Hayatın olağan akışı içerisinde sayabileceğimiz bu değişikliklerin köklü değişimlere sebebiyet vermeden yine doğadan ilham alarak hayatın ve onun bir parçası olan kültürün devamını sağlayabilmek adına ölçülü olmayı gerektirir. Doğanın aklını ve işleyişini keşfedip kavrayamamak ise doğanın olağan akışının bozulmasına ve beraberinde insanın hayatının olağan akışının da bozulmasına sebebiyet vermektedir. Hayatın olağan akışının içerisinde dönüşümüne devam etmekte olan, fakat dönemin şartlarıda göz önünde bulundurulduğunda, tarihsel sürecin ayak izlerini takip etmeye çalıştığımız bu çalışmamızda, kanaatimizce semitik kökenlerinin oldukça zengin olduğu ve farklı coğrafya kültürlerinide kendi içinde harmanlayarak değişimine ve dönüşümüne devam eden makam musikisi kültürünün en eski parçalarından biri olan 1. ve 2. çeşit Şevkutarab makamının öncelikle kelime anlamına ve ardından tariflerine değinilmiştir. Yeni bir kültür hareketi ve motivasyonu ile makamları tarif etme çabası, bazı makamların yapısını tamamen değiştirmiş, bazılarını ise kullanılamaz hale getirmiştir. Bu kullanılamaz makamlar arasında yerini alan Şevkutarab makamının köklerine indiğimizde ise birbirinden farklı iki makamın birleştirilmiş olduğunu görmekteyiz. Yapmış olduğumuz bu tespit sonrasında ise birinci ve ikinci çeşit Şevkutarab makamının geleneksel ve bugünkü tarifleri birbiriyle kıyaslanmış ve bu tariflerin icrada karşılığınının olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. 1. ve 2. çeşit Şevkutarab makamının yapısını daha iyi anlayabilmek ve bıraktıkları işitsel etkileri mukayese edebilmek adına seyir ve karar sesleri itibariyle benzer özellik taşıyan diğer makamlar da çalışmamızda incelenmiştir. Araştırmamızda yer alan tüm eserlerin günümüz nota sistemine çevirilerinin doğruluğunun tasdik edilerek denetim kurulundan geçmesi sebebiyle TRT Klasik Türk Musikisi repertuvarı arşivi kaynak olarak seçilmiştir. İncelemiş olduğumuz tüm Şevkutarab eserlerin bestekârlarının bestelerinde kullanmış olduğu seyir, usul ve geçki analizleri dikkatle incelenmiş ve yorumlanmıştır. Bu inceleme sonrasında bestekârların tercih etmiş olduğu usul ve makam geçkilerinin istatistiksel verileri grafikler halinde sunulmuş olup, bu yöntem ile bestecilerin Şevkutarab makamının geleneksel seyrinin tarifine ne kadar uyduğunun ve makamın bestekârlar tarafından ne kadar anlaşılmış olduğunun tespiti amaçlanmıştır. Araştırmamızda birinci ve ikinci çeşit Şevkutarab makamı eserlerine ulaşmak amacıyla kaynak olarak kullandığımız TRT Klasik Türk Musikisi repertuvarına ait eserlerin notalarının arşivlenmesi esnasında yapılmış olan hatalara da eser analizlerinde değinilmiş ve bu makamda bestelenmiş olan tüm eserlerin bu eserlerdeki makamsal geçki tutarlılığı tespit edilmiştir. Tüm bu analizler yorumlanarak makamın ortaya çıkış tarihinden itibaren uğramış olduğu değişimin ve tahribatın tespiti amaçlanmıştır.
Suzidilara makamı tarifinde kuramcı görüşleri ve makamda bestelenen eserlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk mûsikî kuramcılarının nazariyat kitaplarında Suzidilara makamının tarif ediş biçimleri ve bu makamda bestelenen eserlerin makam tarifine uygunluğu, işlenişi ve kullanımını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, Suzidilara makam tanımını yapan farklı on kuramcının görüşlerinden yararlanılmış ve 52 adet çeşitli formlarda eser incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserler, bestelendiği tarih göz önüne alınarak Suzidilara makamının terkibi hakkında fikir sahibi olunmuştur. Ulaşılabilen 52 adet eserin her birinin dizisi ve makam özellikleri tespit edilmiş, on kuramcının görüşleriyle ne derece örtüştüğünün neticesi ortaya konulmuştur. Kuramcı görüşlerinin ve incelenen eserlerin doğru orantılı olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sürecinde, önce 'makam' ve 'makam özellikleri' kavramları ele alınmıştır. Sonra araştırma için saz eserleri ve sözlü eserler olmak üzere çeşitli formlarda 52 adet eserin makamsal analizi açısından uygunluğu tespit edilmiştir. Araştırmanın, incelenen eserlerin sonuçlarına göre Suzidilara makamı tarifinin standartlaşmasına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
İsak Varon'a ait TRT repertuarında yer alan eserlerin makamsal analizi
Bu çalışmada, gayr-ı Müslim Bestekârlarımızdan İsak (İzak) Varon'a ait TRT repertuarında yer alan farklı makamlarda bestelenmiş eserlerin makam özelliklerinin ve usûllerinin ayrı ayrı açıklanmasının ardından makamsal analizleri yapılmıştır. Bu vesileyle, Türk mûsikîsinin bütünü içerisinde makamsal özellikler, üçlü, dörtlü, beşli, geçki ve çeşniler ortaya konularak farklı 16 makamdaki eserlerin ölçü bazında işlenmesi ve bu anlamda Türk mûsikîsi bestekârları arasında yerinin olduğunun belirlenmesi yönünden ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, TRT repertuarında yer alan İsak Varon'un bestelemiş olduğu eserlerinin makamın özümsenmesi, daha önce böyle bir çalışmanın yapılmamış olması nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca, çalışma Türk toplumuna mal olmuş sanatçı ve eserlerinin tanıtılması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması, daha sonra yapılacak bilimsel çalışmalara araştırmacı ve eğitimcilere katkı sağlaması yönünden önem taşımaktadır
Antik Yunan modları ile makamların karşılaştırmalı incelenmesi ve arp icrası ile örneklenmesi
Bu çalışmada Antik Yunan ses sisteminin ayrıntıları yani modların özellikleri, dönemsel çalgıların akortları ve ezgi organizasyonları incelenerek öncelikli olarak Bizans dönemine kadar gelen müziksel ortaklıklarının çalgılar üzerinden anlaşılmasına çalışılacaktır. Sonrasında Arp- çeng ilişkisi üzerinden Antik Yunan dönemi ve Orta çağ İslam dönemi arasındaki müzik temelli ilişkiler ses sistemi, ezgi organizasyonları ve makam-mod ilişkisi bağlamında ele alınacaktır. En son aşamada ise 20. Yüzyıl'da Mod-Makam-ilişkisi Adnan Saygun'un Töre anlayışı üzerinden ele alınarak günümüz uygulamaları açısından Antik Yunan modlarının günümüz makam yapılarına ve ses sistemine etkisi tartışılacaktır.
Makamsal ezgi çekirdeği tabanlı bilişim uygulamaları için analitik bir yöntem önerisi
Makamsal ezgi çekirdeği, yapısı itibarıyla algoritmik yaklaşıma ve matematiksel modellemeye elverişlidir. Ezgi çekirdeği yaklaşımı, "dizi temelli" yöntemlere alternatif olarak önerilen, "motif eksenli-çekirdek temelli" bir makam analizi yöntemi olarak literatürde yer edinmiştir. Bu yöntemin matematiksel açıdan ele alınması, gelecekte çeşitli bilişim uygulamalarıyla birlikte kullanılabilmesinin de önünü açacaktır. Bu çalışmada, ezgi parçalarını matematiksel bir yaklaşımla ele alarak sınıflandırma yapan ve perde fonksiyonları temelli analizler yapan çok aşamalı analitik bir yöntem önerilmektedir. Yöntemin ilk aşamasında, literatürde yer alan makam sınıflarının hangi kriterlere göre alt sınıflara ayrılabileceği tanımlanmıştır. Yöntemin ikinci aşamasında ise, ezgi çekirdekleri dâhilinde bulunan perdelerin birbiriyle ilişkisi sonucu ortaya çıkan perde fonksiyonları, hem matematiksel açıdan ele alınmış, hem de kritik perdeler için aralık ve örüntü ilişkilerine bakılmıştır. Önerilen yöntemin Hüseyni ve Gülizar makamı ezgilerine uygulanması sonucunda, 6'sı Hüseyni ve 8'i Gülizar olmak üzere toplam 14 makam alt sınıfı oluşturulmuştur. Ayrıca, merkezi eğilim ölçüleri, ekstremum noktaları, büküm noktaları ve perde hâkimiyetinin, ilgili makamdaki ezgi çekirdeğinin perde fonksiyonu göstergeleri olarak ortaya çıktığı gözlenmiştir. Son olarak, nota süre değeri, aralık ve örüntü analizleri ile, perde fonksiyonlarının aynı makama ait alt sınıflarda ve makamlar arasında ne şekilde benzeştiği ve farklılaştığına dair anlamlı sonuçlar üretilmiştir. Bu yöntemin farklı makamlara da uygulanması mümkün olup, bu çalışma ile ortaya konan matematiksel yaklaşımın, yeni ezgi üretimi gibi bilişim uygulamaları için yön gösterici nitelikte olduğu öngörülmekte ve umut edilmektedir.
Anadolu müzik hafızasını Orta Anadolu abdalları üzerinden anlamak: Muharrem Ertaş icralarının çok katmanlı makamsal analizi
Sözlü kültürümüzün günümüze taşınabilmesini sağlayan aşıklık geleneğinin, yazılı ve sözlü kaynaklara göre kökleri 11. Yüzyıl'a dayanan en eski unsurlarından biri olan Abdal Âşık geleneği, Anadolu tarihinde müzik yoluyla kültür aktarımının önemli bir unsuru olarak değerlendirilebilir. Abdal Âşıkların, ileri beste, icra ve epik şiir becerileriyle bütünleşen karmaşık şiir ve müzik yapılarının çok özel bir bileşimine dayanan çok ayrıntılı bir sözlü aktarım biçimini temsil ettiğini belirtmek gerekir. Bu anlamda Muharrem Ertaş, hem geleneğin en çok kayıt altına alınan icracısı ve geleneğin "arşivlenmiş" en eski bestekâr-hikâye anlatıcısı olarak tanınan bir şair olması hem de "Horasan" ve "Anadolu" âşık geleneklerinin icra tarzlarını birleştiren bir müzik ustası olarak öne çıkması nedeniyle bu gelenek içinde çok değerli bir "somut" kaynak olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada Muharrem Ertaş'ın melismatik, aritmik ve doğaçlama temelli bozlak "formu"ndaki sekiz kaydındaki "motif" temelli makam özellikleri "ezgi çekirdeği" yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu analizler yoluyla Abdal Âşıkların "sözel aktarım" sürecinin arkasındaki ana "ezgisel motifler" incelenecek ve bu "motiflerin" Anadolu müziğindeki ana makam yapılarının inşasındaki işlevi tartışılacaktır. Anahtar sözcükler: Abdal Aşıklar, Muharrem Ertaş, Bozlak, Ezgi Çekirdeği, Müzik Folkloru
Tarihsel süreç içinde mevlid icrası
Coğrafyamızda yaklaşık 600 yıldır icra edilen ve köklü bir gelenek haline gelen Süleyman Çelebi'nin Vesiletü'n Necât isimli eseri birçok insanın özel günlerinde icra ettiği/ettirdiği bir eserdir. Bu eserin yanı sıra farklı mevlidler yazılmış olsa da en çok icra edilen ve mevlid denince akla gelen ilk eser bu "mevlid" olmuştur. Elimizde bulunan mevlid mecmualarında mevlidhanların icraları sırasında okuyacakları beyitleri hangi makamda okuyacaklarını hatırlamaları hususunda yardımcı olacak makam isimleri not alınmıştır. İncelemeye konu olan 7 mecmuanın birbiriyle tutarlılığı, mevlidin doğaçlama olarak icra ediliyor olmasına rağmen genel olarak ustadan çırağa üslup ve makamsal yapı açısından güçlü bir biçimde aktarıldığını göstermektedir. Günümüz mevlidhanlarının icralarının ezgisel ve makamsal açıdan tek tipleşmesinden dolayı, geleneğin anlaşılıp günümüz icralarına ezgisel ve makamsal zenginlik açısından katkı sağlaması büyük önem arz etmesi ve bu alandaki çalışmaların azlığı yazarın konuyu çalışma isteğini artırmıştır. Ele aldığımız 7 mecmuanın birbirleriyle kıyaslanmasının yanı sıra Kâni Karaca (1930-2004) ve Hafız Mecid Sesigür'ün (1903-1962) ulaşılabilen mevlid kayıtlarının transkripsiyonu yapılıp, "ezgi çekirdekleri" temelli analiz yöntemiyle makamlarını tespit edip, 7 mecmua ve iki son dönem icracının tamamının bir tabloda kıyaslanarak mevlid icrasının nazari açıdan yaklaşık 300 yıl içerisindeki değişiminin tespiti amaçlanmıştır. Bu tespit: geleneğin sonraki nesillere aktarımı noktasında meşk sisteminin günümüzdeki boşluğunu doldurmaya yardımcı olacaktır.
Makam müziğine Schenkerian bakış: Beş rast eserin analizi
Bu çalışmada; Osmanlı-Türk müziğinin zirve dönemi olarak görülen 17-19. yüzyıl bestecilerine ait, rast makamında verilmiş beş eser üzerinde, temel yaklaşım ve terminolojisini Schenker Analizi'nden alan bir indirgeme metodu geliştirilerek uygulanmıştır. Söz konusu analiz vasıtasıyla eserlerin yapısal katmanları; ön plandan arka plana beş ayrı seviye halinde ortaya konmuş ve özgün bir grafik gösterimle sergilenmiştir. Gerçekleştirilen analizler makamsal ezgilerde hemen tüm planlarda rastlanmasına binaen önem arz eden karakteristik bir ilerleme biçimi ortaya çıkarmıştır. Orta planlarda gerçekleşen uzatma ve detaylandırma işlemlerinin saptanmasının yanı sıra arka plana ilişkin olarak, Schenker'in Temel Yapı'sının çizgisel bileşeni olan Temel Çizgi'nin rast makamındaki karşılığını teşkil edecek surette nevadan rasta, biri çargah perdesini atlayarak neva-segah-dügah-rast, diğeriyse bahsi geçen karakteristik ilerlemeyle yanaşık tarzda neva-hüseyni-neva-çargah-segah-dügah-rast şeklinde inen iki tür yapılanma tespit edilmiştir. Makamsal yapı ve form ilişkisinin irdelenmesi sonucunda eser kurgularının ortak bir biçimde, zemin teşkil eden ilk form öğelerinde rast perdesinden nevaya yönelik bir Tırmanış, müteakip hanede ise neva perdesini detaylandıran bir tali rast inişi barındırdığı görülmüştür. Devamında, söz konusu yapısal neva sesinin son haneye kadar çeşitli vasıtalarla uzatıldığı ve ardından son form öğesi dâhilinde arka plan kapanışının gerçekleştiği tespit edilmiştir. Dahası incelenen eserlerde Schenker Analizi için merkezi bir kavram olan organik bütünlük ilkesine hizmet eden unsurlar da araştırılmış; karşılaşılan hayli yüksek organik bütünlük düzeyinin, simetrik form kurgusu ve gerek aynı gerekse farklı planlarda yinelenen yapısal motifler vasıtasıyla inşa edildiği görülmüştür. Anahtar sözcükler: Rast makamı, Schenker Analizi, yapısal katman, indirgeme, organik bütünlük
Saygun müziğinde makam soyutlamaları: Piyano Konçertosu, op. 34, I
Geleneksel bir malzemeden yararlanarak yeni müzik yazma gayesinde olan her bestecinin, söz konusu materyali otantik şekliyle kullanmayacağı, onun, birtakım yöntemlerle meydana getirdiği çeşitli yansımalarına, izlerine, bir başka deyişle soyutlamalarına yer vereceği açıktır. Bu durum, Ahmed Adnan Saygun'un müziği için de geçerlidir: Çokseslilikte makamları birer renk olarak gördüğü ve tampere sistem içinde serbestçe kullandığı yönündeki ifadeleri, doğal olarak Saygun müziğindeki makam soyutlamalarının art alanını teşkil etmektedir. Bu çerçevede, bestecinin Op. 34, 1 numaralı Piyano Konçertosu'nun birinci bölümünün ilk 37 ve son 17 ölçüsünü, ses organizasyonu bağlamında irdeleyen bu çalışma; oldukça kısa iki Saygun kesitinde "hangi makamların, nasıl soyutlandığı" ve "makam dışı ses malzemelerine yer verilip verilmediği" sorularına yanıt aramayı amaçlayan özgün bir analiz niteliği taşımaktadır. Gerçekleştirilen analiz doğrultusunda, Saygun'un makam soyutlama yaklaşımına ışık tutacağına inandığımız şu iki kritik sonuca ulaşılmıştır: • Seslendirme süreleri, sırasıyla 2 dakika ve 30 saniyeyi dahi bulmayan söz konusu iki kısa kesit; bünyesinde barındırdığı 7 farklı makam ve 1 tavır soyutlaması ile, son derecede zengin ve girift bir teorik art alana işaret etmektedir. • Kesitlerde, Batı müziği kökenli 4 diziye de yer verilmiş oluşu, kanımızca, bestecinin "Doğu-Batı arası müzik köprüsü" kimliğinin açık bir kanıtıdır.
Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen Bektaşi nefeslerinin makam ve form açısından incelenmesi
Bektaşi İnanç Kültürü Hacı Bektaş Veli simgesi üzerinde inşa edilmiş ve XV. Yüzyıl sonrası Anadolu kültürünü düşünce, sosyal yaşam ve sanatsal üretim adına derinden etkilemiş bir kültür alanıdır. Bu inanç kültürünün fikirlerini aktarmak için kullandığı temel aktarım aracı müziktir. Bu anlamda Bektaşi İnanç Kültürü'ne ait çok değişik form ve türdeki müzik örnekleri bu geleneğin inançsal ilkelerinin yaşamla birleşmesinde öncü rol oynamışlardır. Bektaşi müzik geleneği, XIX. Yüzyıl itibarıyla etki alanı daralan Bektaşi İnanç Kültürü'nün aktarım ve kendini ifade açısından kullanabildiği yegane unsur olarak kalmıştır. Bu sebeple Bektaşi İnanç sisteminin son dönemine ait önemli kişiliklerden olan Abdülbaki Gölpınarlı'dan derlenen nefeslerin incelenmesi, Anadolu'nun bu kadim inanç sisteminin kültür alanına bıraktığı müzikal ve felsefi zenginliklerin hatırlanabilmesi adına önem arz etmektedir.
Diyarbakır-Elazığ-Şanlıurfa kentli makamsal müzik geleneklerine tarihsel ve analitik bir bakış
Tarihte bilinen isimleri ile Diyarbekir, Harput ve Urfa kentleri, makam müziği açısından Anadolu ve Yukarı Mezopotamya'nın önemi merkezleri olmuşlardır. Söz konusu kentli müzik geleneklerinin günümüze ulaşmış örnekleri birçok müzikal değişken açısından ilgi çekici benzerlik ve farklılıklar içermektedirler. Öte yandan bu kentli geleneklere ait yerel bir müzik terminolojisi de söz konusudur. Çalışmanın ilk bölümünde yöre müziğinin tarihsel arka planı ve yerel müzik terminolojisi konularında derleme bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde çalışma konusu yörede ortak olarak kullanılan Beşiri, İbrahimi, Kürdi, Muhalif ve Nevruz makamlarının tarihsel nazariyat kaynaklarındaki tarifleri araştırılmıştır. Bu makamların Diyarbekir'e ait örnekleri ezgi çekirdekleri metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu makamların Harput ve Urfa'daki örnekleri ile birlikte, bu makamların Azerbaycan, İran, Irak gibi yörenin etkileşim içerisinde olduğu çevre coğrafyalardaki kullanımlarına dair analitik bilgiler sunulmuştur. Sonuç olarak çalışma konusu kentlerdeki yerel makam yapılarının tarihsel kaynaklar ve çevre coğrafyalar ile büyük oranda tutarlılık sergiledikleri gözlemlenmiştir. Ayrıca yöreye özgü çok katmanlı bir makam kurgusu ve bu kurgu üzerine inşa edilen müzikal türlerin/biçimlerin komşu coğrafyalardaki makam müziği uygulamaları ile benzer karakterde oldukları tespit edilmiştir.