Makroekonomi

186 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case

This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.

Foreign direct investmentsEconomic stabilityMacro stability+6
Merve Altın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de turizmin seçilmiş makroiktisadi değişkenlerle ilişkilerinin ekonometrik analizi

Türkiye'de turizm talebi ile uluslararası ticaret, diğer sektörlere ait faaliyet gelirleri ile istihdam ve enflasyon arasındaki ilişkilerin analiz edildiği bu tez üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede uluslararası turizm talebi ve uluslararası ticaret arasındaki ilişkiler, Balcılar, Arslantürk ve Özdemir (2010) tarafından geliştirilen Zamanla Değişen Nedensellik yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. İkinci makale uluslararası turizm talebinin diğer sektör faaliyet gelirleri üzerindeki uzun dönem etkileri, Maki (2012) çok kırılmalı eşbütünleşme testi yardımıyla belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü makale ise toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel ve sektörel istihdam ile bölgesel enflasyon üzerindeki etkileri Swamy (1970) tarafından geliştirilen Rassal Katsayılar Regresyonu ile tahmin edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, uluslararası ticaret ile uluslararası turizm talebi arasında zamanla değişen nedensel ilişkiler vardır. Uluslararası turizm talebi, diğer sektör faaliyet gelirleri üzerinde uzun dönemde, çok yüksek olmayan etkiler yaratmaktadır. Toplam, yabancı ve yerli turist geceleme sayılarının bölgesel istihdam ve enflasyon üzerinde, bölgeden bölgeye değişen anlamlı etkileri vardır. Elde edilen sonuçlar, Türkiye'de turizm talebini etkilemeye dönük turizm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha etkin politikaların yaşama geçirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Turizm Talebi, Zamanla Değişen Nedensellik,Maki Çok Kırılmalı Eşbütünleşme Testi, Swamy Rassal Katsayılar Regresyonu

EkonometriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Mustafa Kırca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrusal ve doğrusal olmayan zaman serileri analizinin seçilmiş bazı makroekonomik değişkenler üzerine uygulaması

Günümüzde iktisadi değişkenlerin seyrinin belirlenmesi ve ileriye yönelik gösterecekleri değişimin yönü, karar alıcılar ve politika belirleyicileri için oldukça önem kazanmıştır. Oluşturulacak hedeflerin veya planlamalarının öngörüsünde doğruluk ve tutarlılık gerekmektedir. Son dönemde kullanımı yaygınlaşan Yapay Sinir Ağları ve Yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modelleme teknikleri, bu anlamda başarılı bir analiz aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel zaman serisi modelleri, otoregresif koşullu değişen varyans modelleri, Markov rejim değişimi modelleri, eşik ve geçiş modelleri tek başına değişkenlerin öngörülmesinde hibrit yapılara göre yetersiz kalmaktadır. Bu doğrultuda tezde ispatlanmak istenen hipotez, "makroekonomik değişkenlerin öngörülmesinde hibrit tekniklerin en güvenilir ve tutarlı sonuçlar üreteceği" yönünde olmuştur. Bu tez çalışmasında, Türkiye ekonomisinin zaman serilerinin farklı özelliklerini içeren 7 makroekonomik değişkeni analiz edilmiştir. Çalışma dönemi 01/01/1997-31/10/2020 için ele alınmış ve tahminler gerçekleştirilmiştir. 01/01/2020-31/10/2020 dönemi için gerçekleştirilen öngörü değerleri gerçek seri değerleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışma üç ana başlıkta ele alınmıştır. İlk bölümde zaman serilerinin özellikleri ve yapay sinir ağı teorisinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde yukarıdan bahsedilen modellere ilişkin teorik yapılar ele alınmıştır. Son bölümde de BIST 100 Endeks getirisi, işsizlik oranı, enflasyon, reel para arzı, reel efektif döviz kuru, ihracat ve net dış borç stoku değişkenleri için gerekli tahminler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Çalışmada ele alınan tüm seriler için hibrit model sonuçları; serinin yapısına bağlı gerçekleştirilen model tahminleri ve yapay sinir ağına dayalı model sonuçlarından daha başarılı olmuş olup gerçeğe en yakın değerleri elde etmiştir. Bu anlamda, karar vericiler için yapay sinir ağlarına dayalı hibrit modellerin makroekonomik değişkenlerin öngörü performansını arttırabilecek şekilde kullanılabileceği belirlenmiştir.

Doğrusal olmayan zaman serileriMakroekonomiMakroekonomik değişkenler+2
Hakan Öndes
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer enerji tüketiminin makro ekonomik belirleyicileri: OECD ülkeleri üzerine bir panel veri analizi

Enerji iç ve dış siyasetin şekillenmesinde, Milli sanayinin ve ekonominin gelişiminde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle enerjinin hangi kaynaklardan üretildiği oldukça önemlidir. Fosil yakıtlar açısından zengin olmayan pek çok ülke için nükleer enerji önemli bir alternatiftir. Bu çalışmada nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri incelenmiştir. Bunu gerçekleştirirken literatürde yer alan benzer çalışmalar titizlikle taranarak değişkenler tespit edilmiştir. 2000-2015 yılları arasında OECD ülkelerinin örneklem olarak alındığı analizde nükleer enerjinin makro ekonomik belirleyicileri olarak sivil iş gücü, toplam karbon dioksit emisyonu, ham petrol fiyatları, Enerji yoğunluğu, Fosil yakıt tüketimi( toplamın % si), Yenilenebilir enerji tüketimi (toplam nihai enerji tüketiminin % si ) ve kişi başına sabit fiyatlarla GSYİH değişkenleri kullanılmıştır. Dengeli panel analizi yapmak için verileri yetersiz olan 5 ülke çalışmadan soyutlanmıştır. Yapılan dengeli panel veri analizinin ilk aşamasında F testi ve Breusch Pagan düzeltilmiş langrange çarpanı (LM) testi yapılarak klasik modelin kullanılamayacağı sonucuna varılmıştır. Analizin daha sonraki aşamasında ise Rassal (Random) modelin mi yoksa sabit (Fixed) modelin mi daha etkin olduğunu araştırmak amacıyla Hausman testi yapılmış ve modelin tahmini rassal (random) etkiler tahmincisiyle yapılmaya karar verilmiştir. Yapılan analizden çıkan sonuca göre; Emek ve Pet. değişkenleri istatistiki açıdan %5 önem düzeyinde anlamsız olarak bulunmuştur. 〖Co〗_2, EnerY., Fosil, Yenib.ve GSYİHise %1 istatistiki önem düzeyinde anlamlı olduğu görülmektedir. İstatistiki açıdan anlamlı çıkan değişkenlerden 〖Co〗_2 ve EnerY. değişkenleri Nük değişkeni ile pozitif ilişkilidir. Fosil, Yenib.ve GSYİH değişkenleri ise Nük değişkeniyle negatif ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Makro Ekonomik Belirleyici, Nükleer Enerji, OECD Ülkeleri, Panel Veri Analizi

Ekonomik büyümeEnerjiEnerji kullanımı+6
İbrahim Gündüz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticarete etkisi

Makroekonomi, ekonomik kalkınmanın genel senaryosunu dikkate alır. Basit bir ifadeyle, ekonominin bir bütün olarak nasıl çalıştığına odaklanmaktadır. Uluslararası ticaret süreçlerini destekleyen makroekonomik faktörlerin belirlenmesinin avantajı çok önemlidir. Bu, işsizlik, GSYİH ve enflasyon gibi değişkenleri hesaba katmayı içerir.Bu çalışmanın amacı, seçilmiş makroekonomik değişkenlerin uluslararası ticaret üzerindeki etkilerinin açıklanmasına ampirik bir uygulama ile katkı sağlamaktır. Çalışma 2000-2019 yılları arasındaki 20 yıllık ikinci verileri kapsamaktadır. Çalışmada panel veri analizi tercih edilmiş olup, değişkenlerin kısa ve uzun dönemli ilişkilerinin incelenmesi panel ARDL metoduyla analiz edilmektedir. Çalışma, seçilen makroekonomik değişkenlerin uzun vadede ticari açıklık üzerinde güçlü ve anlamlı bir etkisi olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Ancak, bu çalışmanın kısa dönemli ilişkileri incelendiğinde işsizlik dışında olumlu bir etkiyle karşılaşılmamıştır. Araştırmanın uzun dönemli ilişkilerine bakıldığında karışık bir yapı gösterdiği halde bu yapının hepsi literatürle tutarlılık göstermektedir.

Ekonomik kalkınmaMakroekonomiMakroekonomik değişkenler+2
İlias Ashirov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım bankalarının kullandırdığı fonların makro iktisadi göstergelere etkisi: Türkiye örneği

Türkiye'de katılım bankaları ve katılım bankacılığına verilen önem son dönemde giderek artmaktadır. Dünyada 20. y.y.'ın ikinci yarısından sonra finansal sistemde kendisine yer bulan faizsiz bankacılık Türkiye'de de son 20 yılda giderek artan payı ile finansal sistemdeki yerini almaya başlamıştır. Buradan hareketle bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada katılım bankacılığının gelişimi ve Türkiye'de panel veri analiz yöntemiyle 2010-2017 yılları arası 3'er aylık dönemlere ilişkin veriler kullanılarak katılım bankalarınn kullandırdığı fonların reel makroekonomik göstergeler üzerindeki ( ithalat, ihracat, faiz oranı, ekonomik büyüme, gayrisafi yurt içi hasıla, istihdam, hane halkı tüketim harcamaları ve yatırımlar) etkileri analiz edilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki katılım bankalarının kullandırdığı fonlar Türkiye ekonomisinin dış ticaretini, istihdamını, arz ve talep cephesine ilişkin göstergeleri pozitif yönde etkilemektedir.

BankalarFaizsiz bankacılıkFonlar+7
Serkan Varsak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu borç yönetiminde etkinliğin OECD ülkelerinin makroekonomik performansına etkisi

Küreselleşme sonrası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, kamu borç portföyünün risklere karşı duyarlılığını arttırarak makroekonomik denge üzerinde bir risk oluşturmuştur. Ekonomik ve finansal istikrarsızlıkları tetikleyen böylesi bir yapı, kamu borç yönetiminde daha profesyonel ve etkin bir yaklaşım sergileme çabalarını teşvik etmiştir. Kamu borç yönetiminde etkinlik, kamunun finansman ihtiyacını düşük maliyet ve kontrol edilebilir risk düzeyinde karşılamak amacıyla oluşturulan strateji geliştirme ve yürütme sürecidir. Etkinlikten uzak ve yasal bir çerçeveye oturtulmayan borç yönetimi politikalarının varlığı kamu maliyesi üzerinde baskı yaratırken, artan borçlanma eğilimi ise makroekonomik dengede bozulmalara yol açmaktadır. Bu çalışmada, 35 OECD ülkesi için 1995-2017 ve 26 OECD ülkesi için 2004-2017 dönemleri baz alınarak kamu borç yönetiminde etkinlik kriterlerinin makroekonomik performans üzerindeki etkisi panel veri analizi ile incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçlarına göre, kamu borç yükündeki artışın ekonomik büyümeyi negatif etkilediği, işsizlik, enflasyon ve bütçe açığını ise arttırdığı tespit edilmiştir. Ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etki yaratan faiz yükündeki artış, enflasyonu düşürücü yönde bir baskı yaratırken işsizlik oranı ve bütçe açığını arttırmıştır. İşsizlik hariç diğer tüm makroekonomik göstergeler ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmayan kamu borçlanmasında uzun vadeli faiz oranları ve işsizlik ilişkisine bakıldığında, uzun vadeli faiz oranlarındaki artışın işsizlik üzerinde azaltıcı etkisi tespit edilmiştir. Borçlanmada kısa vadeli faiz oranları ile makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkiye bakıldığında kısa vadeli faiz oranlarındaki artışın enflasyon ile bütçe açığını arttırdığı, ekonomik büyümeyi negatif etkilediği ve işsizliği düşürdüğü sonucuna ulaşılmıştır. Kamu dış borç yükü ile makroekonomik göstergeler arasında anlamlı bir ilişki bulunmamış ve bütçe dengesindeki iyileşmenin büyüme ve istihdamı pozitif etkilediği görülmüştür. Ayrıca, Dumitrescu ve Hurlin (2012) panel Granger nedensellik testinden elde edilen bulgular, değişkenler arasında tek ve çift yönlü nedensellik ilişkisinin varlığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Borç Yönetimi, Borç Yönetiminde Etkinlik, Panel Veri Analizi, Makroekonomik Performans Göstergeleri

Borçlanma yöntemiBorçlarDevlet borçları+5
Ahmet Köstekçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde cari açığın bir nedeni olarak enerjide dışa bağımlılık ve Türkiye'nin enerji politikası üzerine bir analiz

Ülkelerin ekonomik büyümesinde enerjinin önemli bir girdi olduğu düşünüldüğünde, enerji literatürünün başlangıçta ağırlıklı olarak ekonomik büyüme ekseni etrafında geliştiği ve klasik modeller çerçevesinde yapılan araştırmaların daha çok bu alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Öte yandan 1970'li yıllarda yaşanan petrol şokunun sadece ülkelerin ekonomik büyüme oranlarında değil, enflasyon ve işsizlik gibi temel makroekonomik değişkenlerde de istikrarsızlığa neden olduğu görülmektedir. Türkiye'nin ödemeler bilançosu, Türkiye'nin 2004 yılından bugüne sürekli (2019 yılı hariç) cari açık verdiğini göstermektedir. Cari açık, kriz yıllarında azalan, diğer zamanlarda genellikle artan bir seyir izlemiştir. Aynı yıllarda Türkiye'nin enerji dengesinin dış ticaret dengesiyle paralel hareket ettiği, enerji açığının düştüğü dönemlerde dış ticaret açığının düştüğü, enerji açığının arttığı dönemlerde dış ticaret açığının arttığı görülmüştür. Bu kapsamda çalışmada; Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı çerçevesinde cari açığın temel nedenleri, cari açığı azaltmak için sürdürdüğü enerji politikaları ve hedefleri incelenerek enerji stratejileri analiz edilmiştir. Çalışmanın ampirik bölümünde petrol fiyatlarının Türkiye'nin cari işlemler dengesini nasıl etkilediği incelenmiştir. Çalışmada petrol fiyatlarının, Türkiye GSYİH'sının, 27 Avrupa ülkesinin toplam GSYİH'sının ve reel efektif döviz kurunun cari işlemler dengesi üzerinde zamana göre değişen yapıda etkisi olup olmadığını görmek için hem en küçük kareler hem de maksimum entropi önyükleme tahmin yöntemine dayalı kayan pencere analizi (Rolling-Window Analysis) uygulanmıştır. Analiz sonucunda incelenen dönemde petrol fiyatlarındaki düşüşün cari açıkta olumlu etki yaptığı görülmüştür.

Cari açıkDışa bağımlılıkEnerji+7
Muhammet Aydoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği

Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.

MakroekonomiMakroekonomik etkiMakroekonomik politikalar+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici ve ihtisas kredilerinin bazı makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisinin analizi: Türkiye örneği

Latince inanmak, güvenmek gibi anlamlara gelen kredi, bankacılık sektörünün en önemli kalemleri arasında bulunmaktadır. Çeşitli gruplara ayrılan kredi türlerinden bu çalışma için sadece tüketici ve ihtisas kredileri kullanılmıştır.Tüketici kredileri, ticari amaç gütmeksizin mal ve hizmet alımında tüketiciye tanınan bir kredi türüdür. Günümüz ekonomisinde oluşturulan mali politikaların bir sonucu olarak banka kredilerinin piyasa ekonomisi üzerinde belirleyici etken olması ve tüketici kredilerinin oransal olarak her geçen gün reklâm, ilan ve kitle iletişim araçları gibi yollarla kullanımının özendirilerek artması bu kredi türünün önemini gün geçtikçe arttırmaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye İlerleme Raporu'nda, Türkiye'de iktisadi büyümenin 2003 yılında %5.8 seviyesinden 2004 yılında %8.9'a yükselmesindeki temel neden olarak hızla düşen faiz oranları sonucu artış gösteren tüketici kredileri tarafından desteklenen tüketim harcamaları olduğunun belirtilmesi tüketici kredilerinin ekonomi üzerindeki etkisinin önemini göstermektedir.Çalışmada kullanılan diğer bir temel kredi türü ihtisas kredileridir. İhtisas kredileri, belirli bir uzmanlık alanına pazarlanan kredi türü olup genel olarak kredi ödemelerinin büyük bir kısmı, finanse edilen fiziksel varlıklardan elde edilen gelirlerle yapılmaktadır.Yapılan çalışmanın amacı, Türkiye'de pazarlanan tüketici ve ihtisas kredilerinin bazı makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda 1985?2008 yılları arasında Türkiye'de finans sistemi tarafından verilen tüketici ve ihtisas kredilerinin makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi çoklu regresyon analizi yardımıyla incelenmiştir. Makroekonomik göstergeler olarak; tüketici fiyat endeksi, gayrisafi yurtiçi hâsıla, yatırım, ithalat ve döviz kuru seçilmiştir. Analizde bağımlı ve bağımsız değişkenlerin logaritmik değerleri kullanılıp tüm modeller log-log formatında kurulmuştur. Yapılan analizler sonrasında tüketici ve ihtisas kredilerinin seçilmiş olan makroekonomik göstergeler üzerinde attırıcı etkisinin olduğu ve bu nedenle gayrisafi yurtiçi hâsıla, yatırım ve ithalatın ülke ekonomisini olumlu yönde etkilediği fakat tüketici fiyat endeksi (enflasyon) ve döviz kuru üzerindeki arttırıcı etkisi nedeniyle ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Finansal Sistem, Kredi, Kredi Türleri, Tüketici Kredileri, İhtisas Kredileri, Makroekonomik Göstergeler, Regresyon Analizi.

EkonomiFinansal sistemKrediler+7
Mustafa Söğütçü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik krizlerden etkilenen bankacılık sektörü: Türkiye uygulaması

Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşanan makroekonomik istikrarsızlıklar, krizlere neden olmakta ve bu krizlerde ülke ekonomileri içinde sınırlı kalabildiği gibi, sermaye hareketi ve finansal liberalleşme ile yayılarak uluslararası boyutlara ulaşabilmektedir. Yaşanan krizler ve ortaya çıkan istikrarsızlıklar bankacılık sistemini etkilemekte ve bankacılık krizlerinin yaşanmasına neden olmaktadır.Bu çalışmada; ülkemizde finansal sistem içerisinde faaliyet gösteren kamu sermayeli, özel sermayeli ve yabancı sermayeli mevduat bankalarının, Kasım 2000 ve Şubat 2001 de yaşanmış olan krizlerden, etkilenme durumları ve performanslarına olan etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk üç bölümünde dünyada yaşanan önemli krizler, kriz teorileri, bankacılık krizleri, nedenleri ile ilgili kavramlar ve ülkemizdeki bankacılık sisteminin gelişimi geniş bir şekilde açıklanmış, literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Son bölümde ise 1997-2009 yıllarında bankaların çeyreklik finansal verilerinden elde edilen rasyolar çerçevesinde parametrik olmayan hipotez testleri yardımıyla performans analizi yapılarak yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, Bankacılık Krizleri, Türkiye'de Bankacılık

BankacılıkBankacılık sektörüEkonomi+4
Ahmet Gençler
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Politik karar alma sürecinde oylama gücü ve makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisi

Ekonomi ve politika arasındaki ilişki kendisini en net şekilde hükümetlerin ekonomi politikalarında gösterir. Bu politikalar ve ekonomiye etkileri her zaman ekonomistlerin ve politika bilimcilerin yoğun ilgisini çekmiştir. Bu yoğun ilgi politikaları belirleyen hükümetlerin oluştuğu demokratik iklimle ekonomi arasındaki ilişkiyi ilgi çeker hale getirmiştir. Ancak demokrasi ile ekonomik değişkenler arasındaki ilişki gerek teorik gerekse uygulamalı olarak kesin bir şekilde tanımlanamadığı için, alana ilişkin araştırmalar demokratik iklimden ziyade mevcut politik sistemin istikrarı temelinde irdelenmektedir. Politik istikrarsızlık içinde öne çıkan faktörlere bağlı olarak politik istikrarsızlık göstergelerinin oluşturulması iki farklı ölçüte bağlı kalarak yapılmaktadır. Bu ölçütler meclis dışı politik istikrarsızlık ölçütü ve meclis temelli politik istikrarsızlık ölçütüdür. Politik istikrarsızlık ile ekonomik performans arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar, özellikle ekonomik büyüme, enflasyon ve istihdam üzerinde politik istikrarın etkisinin varlığına işaret etmektedir. Bu tezin amacı politik istikrarsızlık literatüründe yer alan ampirik araştırmalardaki değişkenlere yeni bir değişken ekleyerek, makroekonomik değişkenler ile oylama gücü arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Oylama gücü, politik karar alma sürecinde iktidardaki partilerin veya muhalefetteki partilerin herhangi bir kararı almada sahip oldukları gücü ifade eder. Karar mekanizmalarında partilerin birbirine karşı sahip oldukları gücü ifade eden oylama gücü, yönetilenlerin seçimler yoluyla millet meclislerine gönderdiği politik partilerin birbirlerine göre sahip oldukları göreli güçtür. Tezimizde oylama gücünün politik istikrarsızlık değişkeni olarak kullanılabileceğini gösterdikten sonra, bu gücün 47 ülkenin 1987-2009 döneminde gerçekleşen seçim sonuçları temelinde oluşturulan Normalize Edilmiş Banzhaf İndeksi değerleri ile politik istikrarsızlık literatüründe de en çok kullanılan makroekonomik değişkenlerden enflasyon, istihdam ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Oylama gücü indeks değerlerinin makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkisi panel veri yöntemi ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre üç ekonomik değişken (enflasyon, büyüme ve istihdam) üzerinde oylama güç değerleri etkilidir. Hem basit hem de nitelikli çoğunluk kuralı altında hükümeti kuran partinin ve koalisyonu oluşturan partilerin toplam güç indeks değerleri istatistiksel olarak büyüme ve istihdam üzerinde pozitif anlamlı bir etkiye sahipken, enflasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı negatif bir etkiye sahiptir. Basit ve nitelikli çoğunluk kuralı altında ana muhalefet partilerinin oylama güç indeksi ile enflasyon arasında doğru orantılı bir etki varken, büyüme ve istihdam ile negatif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Güç indeksi, Basit çoğunluk kuralı, Nitelikli çoğunluk kuralı, panel veri analizi, politik istikrarsızlık, demokrasi, oylama gücü, normalize edilmiş Banzhaf indeksi

DemokrasiEkonomiEkonomi politikaları+6
Ceyhun Haydaroğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelir dağılımı tasarruf ilişkisi: Türkiye'de hanehalkı tasarruflarının belirleyicileri

Hanehalkı gelir bölüşümünden pay alanlar içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple hanehalkı toplumdaki özel harcama, yatırım ve tasarruf kalemlerinde de belirleyici bir rol üstlenmektedir. Hanehalkının elde ettiği gelirin türü ve bu geliri ne şekilde kullandığı milli gelirin oluşumu için son derece önemlidir. Tez çalışmamız, hanehalkı tasarruflarının belirleyicilerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu'ndan sağlanan "Hanehalkı Bütçe Anketleri" kullanılarak 2002-2013 yılları arasındaki dönemi incelenmektedir. Anket verileri çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon modelleri ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, hanehalkı gelir türlerinden olan ücret-prim geliri, faiz ve kira geliri, emekli maaşı ve diğer maaşlar, hanehalkı tasarruflarını pozitif yönde etkilemektedir. Ayrıca, ikamet edilen konutun mülkiyeti, ikinci ev sahipliği, on bin liranın üzerinde yıllık kullanılabilir gelire sahip olmak, eğitim seviyesi gibi değişkenler de hanehalkı tasarrufları üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Buna karşılık hane büyüklüğü, otomobil sahipliği, geçici veya dönemlik istihdam, kırsal alanda yaşamak ise hanehalkı tasarruflarını olumsuz yönde etkileyen değişkenler olarak sıralanabilir. Anahtar Kelimeler: Hanehalkı, Gelir, Tasarruf, Gelir Dağılımı, Çoklu Doğrusal Regresyon, Lojistik Regresyon.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıGelirler+6
Mehmet Şengür
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından Türkiye'nin potansiyeli ve bu potansiyelin harekete geçirilmesine yönelik stratejiler

Yenilenebilir enerji; yerli, güvenilir, temiz ve çevreci nitelikleri ile Türkiye enerji tüketim ve üretimi bakımından stratejik bir önem arz etmektedir. Yenilebilir enerji kaynaklarının yerli nitelikli oluşu ve üretim maliyetinin düşük olması, enerji üretiminde daha çok kullanılmaları bakımından önemli birer enerji alternatifleridir. Ülkeler rekabet gücünü artırmak ve ekonomik kalkınmayı daha güçlü bir biçimde sürdürebilmek adına yaşam standartlarını daha da iyi bir duruma getirecek sonsuz, sürekli, güvenilir ve temiz bir enerjiye ihtiyaç duymaktadırlar. Türkiye, enerji kullanımı için çok büyük miktarda petrol, doğalgaz gibi yakıtlar ithal etmekte ve kalıcı büyümeyi arzulayan Türkiye'nin yeni ve yenilenebilir enerjileri büyük değer kazanmaktadır. Araştırmamızda, çağdaş, temiz, güvenli, enerji savaşlarının olmadığı, sağlıklı ve hayatta kalmanın mümkün olduğu bir dünyanın sürdürülebilmesi için yenilenebilir enerjinin zorunlu olduğu, hızla artan nüfus, kentleşme ve ilerleyen teknoloji ile beraber enerji talebinin de artarak süreceği belirtilmektedir. Enerji talebinin sağlanmasında çağdaş yaşantımızda fosil köken ağırlıklı kullanılan enerjiler yerine, çevreye duyarlı, küresel ısınma ve iklim değişikliğine sebep olmayan, dünyaya dost ve ekonomide dışa bağımlılığı ciddi biçimde azaltan enerjiler olan yenilenebilir enerjilerin kullanımının artırılması gerektiği açıklanmaktadır. Artan enerji ithalatı ve bununla bağlantılı bir şekilde yükselen enerji gücündeki dışarıya olan bağımlılık, Türkiye' de cari açığın genetik bir nitelik oluşturmasında etkili olmuştur. Enerjide dışa bağımlılık seviyesinin düşürülmesi amaçlı yenilenebilir olan enerji kaynaklarına önemli ölçüde yer verilmeli ve aynı ölçüde kabul edilebilir tasarruf stratejisi dahilinde enerji yoğunluğunun azaltılarak enerjideki verimliliğinin yükseltilmesi amaçlanmalıdır.

Alternatif enerjiElektrik enerjisiEnerji politikaları+7
Nurettin Urgun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 2000-2021 yılları arasında kamu harcamalarının gelişimi

Devlet ihtiyaçlarını karşılamak için kamu harcamalarını kullanarak yerine getirir. Harcamaları ise elde ettiği vergi gelirleri ile karşılamaktadır. Kamu harcamaları, devletin önemli bir maliye politikası aracı olduğu gibi bu harcamalar sayesinde de toplumdaki refah seviyesi de artmaktadır. Bu durum kamu harcamalarında ekonomik ve sosyal etkilere de neden olabilmektedir. Ayrıca kamu harcamaları ihtiyaç duyulduğu hizmetlere yönelik olarak ayrılmaktadır ve her dönemde farklılık göstermesine rağmen o dönem içindeki ihtiyaca göre şekillenmektedir. Türkiye 2000 yılı sonrası ekonomide oluşan krizler, belirsizlikler ve COVID-19 salgınının da yaşanması ile birlikte ekonomik ve sosyal sıkıntılara neden olmuştur. Devlet, uyguladığı politikalar ve istikrar programları sayesinde bu sıkıntıları gidermeye çalışmıştır. Bu uygulanan politikalar ve istikrar programları kamu harcamalarının artmasına neden olmaktadır. Hala günümüzde bu sıkıntıların bazı etkileri devam etmektedir ve kamu harcamalarının etkin bir şekilde kullanılması dahilinde bu sıkıntılar giderilmeye çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'deki 2000 yılı sonrası kamu harcamaları değerlendirilerek sonuçlarının analiz edilmesidir. Bu çalışmada, 2000-2021 yılları arası veriler ile harcamaların etkisi değerlendirilmiştir. İlk önce kamu harcamalarının genel yapısından bahsedilmiş, kamu harcamasının artış nedenleri ve harcama türleri açıklanmıştır. Daha sonra Türkiye ekonomisinin genel görünümüne bakılarak TÜİK ve SBB'den alınan veriler doğrultusunda temel makroekonomik göstergeler değerlendirilmiş, alınan tedbirler ve uygulanan politikalar incelenmiştir. Veriler sonucu kriz ve COVID-19 salgını dönemlerinde ekonomik büyümede azalış olurken TÜFE ve işsizlik oranlarında artış görülmüştür. Daha sonra bu dönemlerde yaşanılan etkilerin sağlık, eğitim, savunma ve altyapı harcamalarına da yansımasıyla birlikte GSYH içindeki payında dalgalı bir seyir izlerken toplam harcamalardaki artışın hala devam ettiği görülmüştür. Özellikle bu harcamalarda, kriz ve salgın döneminde daha fazla artış olmuştur. Çünkü kriz dönemlerinde uygulanan politikalar ve istikrar programları, harcamaları arttırmaktadır. Bu sebeple harcamaların ihtiyaca göre verimli ve etkin kullanılması gerekmektedir.

Ekonomi politikalarıEkonomik göstergelerKamu harcamaları+2
Nida Dineri
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ekonomik faktörlerin sermaye yapısı ve kredi riski üzerine etkisi: İMKB 100 firmaları üzerine bir uygulama

Karsılıklı güven üzerine olusmus olan bankacılık sistemi için kredi riski güncel ve önemli bir olgudur. Kredi riski pek çok faktörden etkilenmektedir. Bunların basında makroekonomik faktörler ve sermaye yapısı kararları gelmektedir. Bu durum finansal piyasalarda son yıllarda yasanan gelismelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıstır. Bankaların sermaye yapıları üzerinde önemli etkileri olan kredi riskinin ciddiye alınmamasından dolayı geçmiste pek çok bankacılık krizleri ve ekonomik krizler yasanmıstır. Finansal piyasalarda yasanan bu olumsuzlukları önlemek amacıyla çesitli gelismeler kaydedilmektedir; fakat bunlar içinde en önemlisi Basel II Uzlasısıdır. Basel II Uzlasısı bankaların sermaye yapıları ile ilgili bir düzenlemedir ve kredi riskinden kaynaklanan kayıpları önlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla bankaların isletmelere kredi vermeden önce detaylı analizler yapmaları ve isletmelerin kredi riskleri ile ilgili bir derecelendirme yapmaları gerekmektedir. Bankaların kredi riskinden zarar görmemeleri iyi bir risk yönetimi politikası ile mümkün olmaktadır.Bu sebepten dolayı kredi riski modelleri öne çıkmaktadır. Çünkü bu modeller hem isletme bazında hem de portföy bazında riski sayısal olarak ölçme imkanı tanımaktadır. Aynı sebeplerden dolayı bu çalısmada makroekonomik faktörlerin degisimi ile olusan kosulların isletmelerin sermaye yapısı kararları, dolayısıyla kredi riskine olan etkisini gösteren bir ekonometrik model türetilmistir. MKB 100 üzerinde gerçeklestirilen çalısmada üç farklı süreç için analiz yapılmıstır. Bu süreçler 2001, 2003 ve 2005 yıllarıdır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, isletmelerin yıllara göre sermaye yapılarında ve kredi risklerinde meydana gelen degismeleri göstermekte ve bu degisimlerde makroekonomik faktörlerin etkisini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, Sermaye Yapısı Kararları, Makroekonomik Kosullar

Kredi riskiMakroekonomiMakroekonomik faktörler+1
Lale Aslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleşik SWARA-Gri ilişkisel analiz ve CoCoSo yöntemi ile OECD ülkelerinin makroekonomik performanslarının değerlendirilmesi

Karar verme, hayatın tüm aşamasında karşılaşılan bir süreçtir. Bu süreç içinde çoğu zaman alternatiflerin çok olduğu, çok sayıda ve zaman zaman birbirleri ile çelişen değerlendirme kriterine sahip olan karmaşık problemler ile karşılaşılabilmektedir. Bu noktada çok kriterli karar verme yöntemleri gerek kriterleri değerlendirmede gerekse alternatifler içinde en iyisini belirlemede karar vericiye yardımcı olan yöntemler olarak bilinmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinin farklı alanlarda ayrı ayrı veya hibrit olarak uygulandığı görülmektedir. Bu çalışmada, SWARA, gri ilişkisel analiz (GİA) ve CoCoSo yöntemlerinden oluşan hibrit çok kriterli karar verme yönteminden faydalanarak 35 OECD ülkesinin makroekonomik performanslarının çok dönemli olarak incelenmesini amaçlanmıştır. Literatür okumalarının sonucu olarak belirlenen dokuz performans kriteri SWARA yöntemi ile ağırlıklandırılmış, en önemli üç kriter, kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla, işsizlik oranı ve enflasyon oranı olmuştur. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinin ardından gri ilişkisel analiz ile elde edilen çok yıllık sıralama sonuçları CoCoSo yöntemi ile tek bir sıralamaya dönüştürülmüştür. GİA yönteminin dönemlik sonuçları çok farklılaşmadığı için, CoCoSo yöntemi ile elde edilen genel sıralama da GİA sonuçları ile paralellik göstermiştir. Elde edilen sıralama sonuçlarına göre Lüksemburg, İsviçre ve Japonya makroekonomik performansı en yüksek olan ülkeler olarak belirlenmiştir.

Bütünleşik analizCoCoSo yöntemiGri ilişkisel analiz+5
Hilal Teke
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik nicel göstergelerin yabancı yatırım üzerindeki etkisinin ölçülmesi 2003'ten 2018'e Irak vaka çalışması

Yabancı yatırım, özellikle küresel ticaretin serbest hale getirilmesine ilişkin yasaların çıkartılması, iletişimde devrim sayılan gelişmelerin yaşanması ve sermaye hareketinin kolaylaşması sonrasında dünyanın çoğu ülkesi için acil bir gereklilik haline gelmiştir. Buna ek olarak birçok ülke, dış ticaret açılımlarını gerçekleştirmek ve ticaretin serbestleştirilmesi (özellikle gümrük kanunları) gibi hususlarda uyum sağlayabilmek adına Dünya Ticaret Örgütü'ne girme çabasındadırlar. Bu çalışmanın amacı, Irak'taki yabancı yatırımları etkilediği düşünülen, döviz kuru, enflasyon ve GSYH değişkenleri ile yabancı yatırım arasındaki ilişkiyi göstermektir. Araştırmada yöntem olarak zaman serisi grafiklerinden faydalanılmıştır. Sonuçlar Irak ekonomisinde doğrudan yatırımların ekonomik parametrelerden çok güven ve istikrar ile alakalı olduğunu göstermiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik göstergelerIrak+4
Awaz Naji Badal Kosa
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrasinin ekonomik büyümeye etkisi: OECD ülkeleri örneği

Ekonomik büyüme tüm ülkelerin temel amaçlarından biri olmuştur. Ülkelerin ekonomik büyüme hedefine ulaşabilmeleri için ekonomide uygulanacak politikaların belirlenmesi açısından ekonomik büyümeye etki eden faktörler önem kazanmaktadır. Geçmişte ülkelerin refah ve zenginliği sadece ekonomi politikaları ile açıklanmaktadır. Günümüzde ise ekonomi politikaları ile birlikte demokrasinin varlığı ve sürdürülebilirliği de ekonomik büyümeyi etkileyen temel unsurlar arasında sayılmaktadır. Literatürde ekonomik büyüme üzerine ekonomik özgürlüklerin pozitif yönde etkiledikleri görüşü konusunda uzlaşılmış olmasına rağmen günümüzde demokrasinin ekonomik büyüme üzerine etkisinin araştırılıp tartışıldığı görülmektedir. Bu çalışmada demokrasinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, OECD ülkelerinin 2010-2023 dönemine ait verilerinden yararlanılarak ampirik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ekonometrik metot olarak panel veri analizi uygulanmıştır. Analiz yöntemi için yatay kesit bağımlılık testinden yararlanılmıştır. Daha sonra ikinci nesil birim kök testi gerçekleştirilerek durağanlık analizi uygulanmıştır. Rasyonel etkili model mi yoksa sabit etkili modelin mi kullanılacağına karar verebilmek için Mundlak testinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, bağımsız değişken olan demokrasi ve basın özgürlüğünün ekonomik büyüme üzerinde pozitif yönde bir etki yarattığına ulaşılmıştır. Diğer bağımsız değişken olan ekonomik özgürlüğün ekonomik büyüme üzerinde negatif yönlü etkiye sahip olduğu ve hukukun üstünlüğünün ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Ekonomik büyümeMakroekonomi
Burcu Günden
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde döviz kuru rejimi tercihi ve makro ekonomik performans

Döviz kuru rejimleri, gerek ülkelerarası ekonomik ilişkilerin temel belirleyicisi olması, gerekse ulusal piyasaları doğrudan etkilemesi nedeni ile uluslararası iktisat literatüründe sıklıkla tartışılan bir konudur. Küreselleşmenin artması ile birlikte, hem uluslararası mal ve hizmet ticaretinin hacmindeki genişleme, hem de sermaye piyasalarındaki serbestleşme döviz kurlarının önemini daha da arttırmıştır.Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkelerde, döviz kuru rejim tercihi ve döviz kuru tercihinin makro ekonomik etkileri incelenmiştir. Öncelikle bu ülkelerde döviz kuru rejim tercihinde ?İki kutupluluk Hipotezi?nin geçerliliği olup olmadığı araştırılmıştır. 1990 sonrasında gelişmekte olan ülkelerde, serbest dalgalı döviz kuru rejim tercihinde artış göstermiştir. Ancak finansal serbestleşmede artış olmakla birlikte, ara rejimlerin uygulamadan kalktığı söylenemez. İkinci olarak döviz kuru rejim tercihinin makro ekonomik performans üzerindeki etkileri incelenmiştir. Döviz kuru rejim tercihinin büyüme, enflasyon ve dış ticaret üzerinde net bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.Ancak sabit kuru rejimlerinin gelişmekte olan ülkelerde kriz olasılığını arttırdığı söylenebilir.Son olarak gelişmekte olan ülkelerde rejim tercihine ilişkin Panel Probit analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda Optimal Para Alanı'na ilişkin değişkenler, dışa açıklık hariç, teorik beklenti doğrultusunda etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak enflasyon ve merkez bankası bağımsızlığının, döviz kuru üzerinde tercihler üzerinde önemli bir etkide bulunmadığı gözlenmiştir. Demokratikleşme, finansal derinlik ve dış borç yükü ise, dalgalı döviz kuru tercihini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru politikalarıDöviz kuru rejimi+6
Rüstem Yanar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu açıklarının ekonomik, politik ve sosyal belirleyicileri: Gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama

Kamu açıkları günümüzde gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde karşılaşılan en önemli makroekonomik sorunların başında gelmektedir. Kamu açıkları, özellikle 1970' li yılların başlarından itibaren gelişmekte olan ülkelerde kronik bir sorun haline gelmeye başlamıştır. 1980'li yılların ortalarından bu yana mali reformlarda sağlanan önemli gelişmelere rağmen, birçok gelişmekte olan ülke tekrarlanan büyük bütçe açıklarıyla karşı karşıyadır.Kamu açıklarını açıklamaya yönelik ekonomi literatürü, iki temel konu üzerine odaklanmıştır. Bunlardan biri son zamanlarda kamu borçlarındaki birikim diğeri ise, bütçe açıkları ve kamu borçları konusunda ülkeler arasında gözlenen önemli farklılıklardır. Geleneksel ekonomik modeller bu durumu tek başına yeterli biçimde açıklamakta başarısız olmuştur. Bu nedenle, politik ekonomi yaklaşımı olarak bilinen yeni analitik çalışmalar mali politikaların özellikle de bütçe dengelerinin açıklanması konularında politik ve kurumsal faktörlerin rolünü vurgulamaktadır. Bu bağlamda, maliye politikası literatüründe mali sonuçlar üzerinde etkili olan politik ve kurumsal faktörleri açıklayan ve ampirik kanıtlar sağlayan teoriler giderek artmaktadır. Bununla birlikte mevcut ampirik çalışmaların büyük bir kısmı OECD ülkeleri üzerine yapılmıştırBu çalışmanın amacı, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik faktörlerin yanı sıra, politik ve kurumsal faktörlerin bütçe açıkları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu doğrultuda ülkemizinde içinde yer aldığı gelişmekte olan 33 ülke için yatay kesit analizi yardımıyla ampirik bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen uygulama sonuçlarına göre dışa açıklık düzeyi, ekonomik büyüme oranı ve kişi başı milli gelir düzeyi gibi ekonomik faktörlerin yanı sıra ekonomik özgürlük düzeyi, hukuk sisteminin etkinliği, kamusal regülasyonların yükü, kamusal harcamalardaki savurganlık ve politik istikrar gibi politik ve kurumsal faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.Bu çalışmada yapılan ampirik analizler bütçe açıklarının farklı ekonomik ve politik kararların sonucu olarak ortaya çıktığını ve dolayısıyla ekonomik faktörler kadar politik faktörlerin de bütçe açıkları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler: Kamu Açığı, Gelişmekte Olan Ülkeler, Ekonomik ve Sosyal Faktörler, Politik Faktörler, Yatay Kesit Analizi.

Ekonomik faktörlerEkonomik sorunlarGelişmekte olan ülkeler+4
Aylin Koç
Çukurova University
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelere yönelik uluslar arası sermaye hareketleri ve makroekonomik istikrarsızlıklar

Ülke ekonomileri istikrarlı bir ekonomik seviyeye ulaşmak için tasarruflara ihtiyaç duyarlar. Gelişmekte olan ülkelerin kalkınması önündeki en büyük engel tasarruf yetersizliğidir. Tasarruf yetersizliğini giderebilmek amacıyla, 1980'li yıllardan itibaren finans piyasalarında serbestleşmeye gitmişlerdir.Türkiye, 1980 yılında uzun süreli bir yapısal uyum programı başlattı. Türkiye de ekonomik kalkınmasını gerçekleştirebilmek için 1989 yılında 32 Sayılı Kararname ile yabancı sermaye hareketlerini serbestleştirdi. Buna rağmen çok fazla yabancı sermaye çekememiştir.Dolayısıyla bu çalışmanın amacı da, sermaye hareketlerini, ülkemiz ve GOÜ'ler bağlamında inceleyerek çok boyutlu değerlendirmek ve yabancı fonların gelişmekte olan ülkeler için finansman kaynağı olup olamayacağını incelemektir.Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Ülkeler, Uluslar Arası Sermaye Hareketleri ve Makroekonomik İstikrarsızlıklar.

Ekonomik istikrarGelişmekte olan ülkelerMakroekonomi+2
Anıl Üstünel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru ile makroekonomik büyüklükler arasındaki ilişki: Türkiye üzerine bir uygulama

Bretton Woods sisteminin yıkılmasından sonra esnek kur sistemine geçilmesiyle birlikte, döviz kurlarında büyük dalgalanmalar meydana gelmiş ve döviz kurlarındaki bu oynaklığı açıklamak üzere çeşitli modeller geliştirilmiştir. Döviz kuru davranışlarını açıklamada kullanılan geleneksel makro temelli modellerde genel olarak döviz kurlarının para arzı, enflasyon, faiz oranı gibi makroekonomik değişkenler tarafından belirlendiği kabul edilmektedir. Ancak döviz kuru davranışlarını açıklamada kullanılan makro temelli modeller kısa vadede büyük ölçüde başarısız olmuşlardır. Makroekonomik modellerin kısa vadede döviz kuru hareketlerini açıklamadaki ampirik başarısızlığı ekonomistleri döviz kuru sapmasının nedenlerini araştırmaya ve döviz kurunu belirlemek için yeni modeller araştırmaya teşvik etmiştir. Döviz kuru sapmasıyla anlatılmak istenen; cari reel efektif döviz kurunun uzun dönem (denge) reel döviz kurundan sapması değil, kısa vadede döviz kurları ile temel makroekonomik değişkenler arasında son derece zayıf bir ilişki olmasıdır. Döviz kuru sapmasına neden olan faktörleri incelediğimizde genel olarak piyasanın özellikleri (müşteri emir akımları, işlem maliyetleri), piyasa katılımcılarının davranışlarındaki farklılıklar (teknik analizciler ve temel analizciler, söylenti tacirleri) ve firmaların fiyat davranışlarındaki farklılıklar (ulusal para ile fiyatlandırma, üretici ülkenin parasına göre fiyatlandırma) ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada döviz kuru ile makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki Türkiye ekonomisine ait 2003:Q5?2012Q5 dönemi aylık verilerle birim kök ve Vektör Otoregresif (VAR) yöntem kullanılarak test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar döviz kuru ile makroekonomik büyüklükler arasında kısa ve orta vadede son derece zayıf bir ilişki olduğuna ve döviz kurunun makroekonomik değişkenlerden sapması olarak değerlendirileceğine işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru Sapması, VAR Modeli, Söylenti Tacirleri, Müşteri Emir Akımları

Döviz kuruMakroekonomiMakroekonomik büyüklükler+3
Ahmet Kardaşlar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Para politikasındaki gelişmeler ve Türkiye uygulaması

Bretton Woods sisteminin yıkıldığı 1970'li yıllardan günümüze gerek dünya ekonomisinde gerekse iktisat teorisinde yaşanan gelişmeler neticesinde, uzun dönemde para politikasının nihai ve öncelikli amacının fiyat istikrarı olması gerektiği konusunda, iktisatçılar ve merkez bankacılar arasında yaygın bir kanaat oluşmuştur. Para politikasının, uzun vadede öncelikli amacının fiyat istikrarını sağlamak olması gerektiği üzerinde bir görüş birliğinin sağlanmasından sonra, bunun gerçekleştirilmesi için hangi para politikası rejiminin en uygun olduğu konusundaki tartışmalar daha da hızlanmıştır. Tüm bu gelişmeler paralelinde, iktisat politikalarının uygulanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi hususunda, 1990'ların sonlarında yeşeren ve iktisadi ekoller arasındaki metodolojik yakınlaşmaya bağlı olarak Yeni Neoklasik Sentez (YNS) modelleri çerçevesinde bir uzlaşma zemini oluşmuştur. Metodolojik olarak YNS, dinamik genel denge teorisini kullanarak mikro iktisat ile makro iktisat arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. YNS, para politikası rejimi olarak enflasyon hedeflemesini benimsemektedir. YNS'e göre, enflasyon hedeflemesi hem fiyat istikrarını gerçekleştirmekte, hem de üretim ve istihdam düzeyindeki dalgalanmaları azaltmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, makroekonominin 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında yaşadığı dönüşüm ve bu dönüşüm çerçevesinde para politikası modellemesinde ortaya çıkan değişimlerin Türkiye'deki uygulamalara yansımalarını araştırmaktır. Çalışmada öncelikle para politikasının tarihsel gelişimi, YNS çerçevesinde gelişen teorik konular ve uygulanan para politikaları analiz edilmekte, ardından da makroekonomik modelleme alanında yaşanan gelişmeler incelenmektedir. Çalışma, bir dinamik stokastik genel denge modeli olan YNS modelinin Türkiye için uygunluğunun, genelleştirilmiş momentler yöntemi (GMM) ile araştırılmasıyla son bulmaktadır. Elde edilen sonuçlar, teorik geçerliliği kabul edilmiş modelin Türkiye için uygun olduğunu göstermektedir.

Enflasyon hedeflemesiGenelleştirilmiş momentler yöntemiMakroekonomi+4
Fındık Özlem Alper
Çukurova University
2014
00

Related subjects