Macroeconomy

212 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sınır ötesi ekonomik hareketlilik: Edirne'de Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin etkilerine yönelik bir araştırma

Sınır ötesi hareketlilik; komşu sınır kentleri arasında uluslararası sosyoekonomik işbirlikleri olarak bölgesel kalkınmayı destekleyen süreçlerdir. Yabancı ziyaretçiler sınır kentlerine özellikle "alışveriş turizmi" ile direkt etki ederek, çeşitli sektörlere talep oluşturmakta, yerel ve ulusal ekonomiyi canlandırmaktadır. Sınır ötesi hareketlilik ile ülkeler arasındaki ilişkilerin derinliğine bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar yaşanmaktadır. Edirne, Türkiye'nin en çok yabancı ziyaretçi alan üçüncü kenti konumundadır. Özellikle Yunanistan ve Bulgaristan sınır kapıları ile Avrupa'ya açılan konumda olması, Türkiye'de döviz kurlarında yaşanan gelişmeler sonrası yabancılar için daha ekonomik duruma gelmesi bunlara ilaveten tarihsel ve kültürel zenginliği ile Edirne; Yunan ve Bulgar ziyaretçiler için cazibe merkezi konumuna dönüşmüştür. Çalışmanın başat amacı; Türkiye'nin Avrupa'ya açılan iki stratejik kapısına ev sahipliği yapan Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik büyüme ve kalkınma stratejisi açısından incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmada Yunan ve Bulgar ziyaretçiler odaklı Edirne'de yaşanan sınır ötesi hareketliliğin ekonomik etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada 2005-2022 dönemi yıllık verileri kullanılarak ARDL sınır testi yaklaşımı ile nedensellik testleri uygulanmıştır. Edirne'nin kişi başı gayrisafi yurt içi hasılası ile Yunan ve Bulgar ziyaretçi sayıları, turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları ve belediye belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancı sayıları değişkenlerinin uzun ve kısa dönemli ilişkileri test edilmiştir. Analiz bulguları; Edirne'ye giriş yapan Yunan ve Bulgar ziyaretçilerin ve turizm belgeli konaklama tesislerinde kalan yabancıların kısa ve uzun dönemde Edirne ekonomisine pozitif yönlü etki ettiğini göstermektedir. Çalışma sonucunda sınır ötesi hareketliliğin Edirne açısından olumlu ekonomik etkileşimler yarattığını ve buna bağlı olarak kalkınma odaklı katkılar sağlayabileceğini belirtmek mümkündür.

Makroekonomi
Dilaver Göktuğ Güçyener
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Döviz kuru belirlenmesi: Türkiye ve küresel makroekonomik haberlerin etkisi

This study investigates the effect of the domestic and foreign sourced macro-economic news on the the increase of the TL - Dolar exchange rate observed after 2013. The study was carried out, using OLS and GARCH methods for the period between January 1, 2013 and December 31, 2016. The results reveal that surprises related to domestic macro-economic data is more effective than foreign macro-economic surprises and the most important variables that explain the movements in the exchange rate are domestic inflation and monetary policy surprises as well as foreign employment surprises. Keywords: Exchange rate, GARCH, macroeconomic news

Foreign exchangeExchange rateExchange rate policies+6
Muhammed Mücahit Denk
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik risk iştahı göstergelerinin Türkiye finansal piyasalarına etkisi

Yatırımcıların risk almaya meyillerini ölçmek için çok sayıda endeks bulunmakta olup, bunların doğru ve kesin sonuçlar vermedikleri daha önce yapılan ampirik çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu çalışmada risk iştahı göstergeleri olarak çok sayıda makroekonomik göstergeye yer verilerek, bu göstergelerin BİST100 Endeksi ve USD/TRY paritesi üzerindeki etkileri en küçük kareler yöntemi uygulanarak ayrı ayrı incelenmek istenmiştir. Yapılan testler sonucunda BİST100 Endeksi ve USD/TRY üzerinde farklı bağımsız değişkenlerin etkili olduğu görülmüştür. Ulaşılan bu sonuç, risk iştahının etkileri araştırılmak istendiğinde, farklı değişkenlerin aynı anda gözlemlenmesi gerektiğini göstermektedir.

Borsa İstanbulDavranışsal finansFinansal piyasalar+5
Kübra Berk
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1980'den günümüze döviz kurlarının makro ekonomiye etkileri

Dünyadaki ekonomilerde, hem reel piyasalarda hem finansal piyasalarda etkin olan globalleşmenin, hükümetlerin uyguladıkları ekonomi ve siyasi politikalara da etkisi çoktur. Tez de, ülkelerin uyguladıkları döviz kuru sistemleri ile makroekonomik ilişkiler soruşturulmaktadır. Ülkemizde cumhuriyet tarihi boyunca, birbirinden farklı döviz kuru sistemleri uygulanarak, kur düzenlemeleri aracılığıyla, dış ödemeler bilançosu dengesi ve makroekonomik denge sağlanmaya çalışılmıştır. Bu durum, uygulanan döviz kuru politikalarının yalnız başına bozulan makroekonomik dengenin yeniden sağlanmasında yeterli olmadığını göstermektedir. Bilimsel analizlerde ortaya çıkan sonuçlar, döviz kuru politikalarının makroekonomik dengeyi yeniden sağlamada çokta istenilen bir şekilde hedef bir politika olarak seçilemeyeceğini gösterir niteliktedir. piyasa ekonomilerine geçişin hızla yükseldiği günümüzde optimum kur rejiminin nasıl olması gerektiği üzerinde çalışılırken, dış ticarette açıklık veya fazlalık, sermaye hareketlerinin serbestisinin var olup olmadığı, döviz rezervlerinin yapısı gibi bir çok faktörü hesaplamak gerekmektedir.

DövizDöviz kuruDöviz kuru politikaları+5
Haluk Kaba
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Firmaya özgü ve makro ekonomik faktörlerin firmaların sermaye yapısı kararlarına etkileri: BIST'de bir uygulama

Firma yöneticileri ile pay sahipleri, firmaların sermaye yapılarını oluştururken belli stratejiler izlemekte ve kararlar almaktadırlar. İzlenilen bu stratejilerin temelinde firmanın risklilik seviyesini artırmadan firmanın değerini artıracak borç/özsermaye karmasının belirlenmesi yatmaktadır. Sermaye yapısını etkileyen faktörlerin belirlenmeye çalışıldığı sermaye yapısı literatüründeki önceki çalışmalar, ağırlıklı olarak firmaya özgü faktörler üzerinde durmuşlar ve ilgili teorileri de bu faktörler üzerine inşa etmişlerdir. Bu çalışmada sermaye yapısı üzerindeki firmaya özgü faktörlerin yanı sıra makroekonomik faktörlerin de etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasında öncelikle sermaye yapısı yaklaşımları açıklanmış ve daha sonrasında da Türkiye'de ve Dünya'da yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren BIST Teknoloji, BIST Sınai ve BIST Hizmetler endekslerine kayıtlı firmaların finansal tablo verilerine ulaşılmış ve bu veriler, belirlenen bağımlı, bağımsız ve makro ölçekli değişkenlerle önce Statik Panel Veri daha sonra ise Dinamik Panel Veri yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'deki halka açık firmaların sermaye yapıları, firmanın varlık yapısı, kârlılığı, büyüklüğü, risklilik düzeyi, vergi ödeme düzeyi, borç dışı vergi kalkanı, büyüme olanakları, likiditesi, piyasa faiz oranları, bankacılık sektörünün gelişmişlik düzeyi ve küresel finansal kriz gibi faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerin istatistiksel olarak anlamlı işaretleri, sermaye yapısı teorilerinin beklentileri ile kıyaslandığında Türkiye'de halka açık olarak faaliyet gösteren firmaların sermaye yapısı davranışlarında ağırlıklı olarak Finansman Hiyerarşisi Yaklaşımı'nı benimsedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgular önceki birçok çalışmayla tutarlıdır.

Borsa İstanbulFinansmanFirmalar+4
Onur Şuataman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bankacılık faaliyetlerinde krediler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Ekonomik büyüme ve banka kredileri arasındaki ilişki, ekonomik faaliyetlerin genel seviyesi ile banka kredileri arasındaki ilişkidir. Genellikle, ekonomik büyüme ile banka kredileri arasında pozitif bir ilişki vardır, yani ekonomik büyüme arttıkça bankaların verdikleri krediler de artar. Bu ilişki, bankaların ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçlayan makroekonomik politikaların bir sonucudur. Bankalar, ekonomik büyümeyi desteklemek için kredi verirler ve böylece üretim ve satışların artmasına yardımcı olurlar. Ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla verilen krediler, özellikle KOBİ'lerin üretim ithalat ve ihracat için gerekli finansman kaynağını sağlamaktadır. Bu ilişki, araştırmalar ve analizler ile desteklenmektedir. Ekonomik büyüme ve banka kredileri arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki, makroekonomik politikaların önemli bir parçasıdır ve üretim artışına dayanır. Bu konu, geçmişten günümüze birçok araştırmanın konusu olmuştur. Bireysel krediler talebi etkilerken, arzın talebi etkilemesi sonucu inşaat sektörü ve diğer sektörlerin üretim ve satışı doğrudan veya dolaylı olarak etkilenir. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik mali destek ve proje destekleri, küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim ve ihracatının teşvik edilmesinde olumlu rol oynamıştır. Bu çalışma, yıllar itibariyle ekonomik büyüme ve bankacılığın gelişimini incelemektedir. Analiz bölümünde, 2007-2021 döneminde bireysel ve KOBİ banka kredileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi analiz etmek için veriler kullanılmıştır. Birim kök testleri ile değişkenlerin durağanlık yapılarını ve ARDL analizi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki incelenmiştir.

Banka kredileriBankacılık sektörüBankalar+7
Suna Soylu
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkey labour market: Real-time data collection and insights

Still there is a conventional approach to collect data on dynamics of the labour market such as salaries variation, supply and demand, mobility or insights of educational needs and knowledge workers. This traditional method of survey analysis is not sufficient and can mislead the reality as we are in an era of exponentially increasing data. The main contribution of this thesis aims to propose methodology of data collection in real time, data patterns and architecture to deal with day-to-day labour market variation in Turkey. During 1 year of regular data collection, 314,000 open job positions in 2760 different occupations are classified in terms of pay gap, education surplus and shortage, and velocity of market. The results shows that Turkey's labour market undergoes an increasing shift specially after the Covid-19 effect in terms of skilled based economy, digital transformation, and payroll distribution index in the upcoming years.

Unemployed labourEconomic dataMacroeconomy+1
Vahıd Farajıjobehdar
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de pamuk üretiminde destekleme politikalarının üretime olan etkisi ve gelecek öngörüsü

Tarımın toplum ihtiyaçlarını karşılama ve toplumun kalkınmasındaki rolünün büyük olduğu aşikârdır. Tarım bir ülke ekonomisinin bel kemiği niteliğindedir. Türkiye'de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Türkiye topraklarında birçok stratejik tarım ürünü yetişmekte olup, bunlardan biride stratejik öneme sahip olan ve "Beyaz Altın" olarak nitelendirilen pamuk bitkisidir. Pamuk tekstil sanayiye hammadde sağlamakla kalmamakta, gıda ve hayvancılık sektörlerine de hammadde sağlaması açısından büyük öneme sahiptir. Aynı şekilde dolaylı olarak birçok iştigal alanı oluşturarak ülke istihdamına katkı sağlamaktadır. Türkiye tekstil sektöründe yurtiçinde ve yurtdışında büyük bir prestije sahip olup, ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Pamuk üretimi Türkiye için ekonomik açıdan önemli ve gelir sağlayan bir tarımsal faaliyet alanıdır. Bu çalışmada, pamuk üretim alanı, üretim ve tüketim miktarı, verim ve dış ticaret verileri ile pamuk üretimine yönelik uygulanan politikalar değerlendirilmiş ve Türkiye'de pamuk tarımının gelecek tahminin yapılması ve destekleme politikalarının etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Pamuk hasat alanı, üretim miktarı ve verim değerlerine ait verilerin temininde FAO ve TÜİK veri tabanından yararlanılırken, pamuk tüketim verilerinin temininde ICAC ve OECD veri tabanı, dış ticaret verilerinin temininde FAO ve UN Comtrade veri tabanından, pamuk üretiminin vergilendirilmesi ve desteklenmesine yönelik gelişmelerin incelenmesinde ise ulusal ve uluslararası kurumlarca hazırlanmış raporlar ve literatür kaynaklarından yararlanılmıştır. Pamuk üretim alanı, üretim miktarı ve verime yönelik gelecek tahmininde ARIMA modelinden istifade edilirken, pamuk üretimine yönelik destekleme politikalarının etkinliğinin belirlenmesinde ise doğrusal çoklu regresyon yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan tahminleme sonuçları incelendiğinde; hasat alanında geçmiş yıllarda olduğu gibi daralmaların devam edeceği, pamuk üretim miktarı ve pamuk veriminde ise kademeli olarak bir artış yaşanacağı öngörülmüştür. Pamuk üretimine yönelik destekleme politikalarının etkinliği incelendiğinde ise; fark ödeme desteğinin üretime pozitif bir etkisinin olduğu mazot ve gübre desteğinin ise üretim üzerinde kayda değer bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada pamuk üretim seyrini tahmin etmek suretiyle çiftçilerin üretim kararı almalarına yardımcı olmak ve pamuk destekleme politikalarının etkinliğini ortaya koymak hedeflenmiştir.

ARIMA modelleriEkonomik zaman serisiMakroekonomi+2
Mohammad Yunus Khalılı
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektörünün Azerbaycan'ın makroekonomik göstergelerine etkisi

Bilindiği üzere Azerbaycan dünya ekonomik piyasasında petrol ülkesi olarak tanınmaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hazar Denizi'nin doğal kaynaklarından, tarihi eserlerinden, sosyal coğrafi konumundan, kıyı bölgelerinden bahsetmek mümkündür. Bu potansiyel, petrol faktörüne olan bağımlılığı azaltmak açısından önemlidir. Bugün uluslararası turizm Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özel ilgi odağındadır ve ülke ekonomisinin petrol dışı sektörünün ana gücü haline gelmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin turizm endüstrisi şimdiden gelişmeye başlamıştır. İzlenen devlet politikası sonucunda Azerbaycan son yıllarda dünyada yeni bir turizm destinasyonu olarak kabul görmüş ve uluslararası düzeyde turizm pazarına entegrasyonu sağlanmıştır. Bir hizmet sektörü olan turizmin, tüm dünya genelinde çok büyük bir hızla gelişme gösterdiği görülmektedir. Bugün, tüm dünya hizmet ticaretinin yaklaşık %30'unu turizm sektörü tek başına oluşturmaktadır. Turizm sektörü ekonomide irili ufaklı birçok hizmet sektörü ile ilişkide olduğu için, ülke ekonomisine katkısı tam olarak hesaplanamamaktadır. Turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesini 2003 yılından sonra, özellikle de 2008 yılından itibaren daha yüksek oranda etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç kırılma dönemlerini içsel olarak veren yöntemlerle bulunmuştur. Çalışmada Azerbaycan turizm sektörüne genel bakış, Azerbaycan'da turizm sektörünün devlet politikası, turizm sektörünün temel sorunları ve perspektifleri araştırılmıştır. Ayrıca, turizm sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyümesindeki yerini ve makroekonomik göstergelerine etkisi araştırılmıştır.

AzerbaycanDevlet politikalarıEkonomik büyüme+6
Nurlan Verdizada
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik belirsizliğin firma kârlılığı üzerine etkisi: Borsa İstanbul taş ve toprağa dayalı sanayi örneği

1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme ve finansal serbestleşme sonucu tüm dünya genelinde reel ve finansal piyasalar arası bütünleşme artmış, finansal krizlerin sıklığı ve şiddeti geçmişe oranla göreceli olarak yükselmiştir. Ayrıca ülke ekonomileri yurtdışında meydana gelen ekonomik ve sosyal değişimlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Bu durumun sonucunda, yurtiçi ve küresel makroekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi güçleşerek, makroekonomik belirsizlik faktörü firmaların karar verme süreçlerinde önemli bir değişken haline gelmiştir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi sektörü örnekleminde 2003-2016 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak, makroekonomik belirsizliğin firmaların aktif ve faaliyet kârlılıkları üzerindeki etkisi panel regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda döviz kuru, faiz oranı ve büyüme oranındaki belirsizliğin hem aktif kârlılığı hem de faaliyet kârlılığını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kaldıraç oranının firma kârlılığını negatif, cari oranın ise firma kârlılığını pozitif etkilediği tespit edilmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+7
Işıl Erem Ceylan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Makro-ekonomik ve sosyal yönleriyle zekât müessesesi: Türkiye için Malezya modeli örneği

Zekat, İslam'ın en önemli şartlarından biridir. Dini bir yükümlülük olan zekatın sosyal ve ekonomik etkileri de bulunmaktadır. Türkiye'de kurumsallaşmış bir zekat sisteminin olmayışı, zekatın sosyal ve ekonomik etkilerinin ölçülmesini de zorlaştırmaktadır. Son yıllarda bazı ülkelerde zekatın kurumsallaşması için bir takım çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bu ülkelerin başında Malezya gelmektedir. Bu tez çalışması Malezya zekât sisteminin Türkiye'de uygulanabilirliğini konu edinmektedir. Tezin temel amacı, Malezya zekat sistemini incelemek ve Türkiye için normatif önerilerde bulunmaktır. Malezya'da yaşayan zekât mükelleflerinin Malezya zekât sistemi konusunda algı ve memnuniyet durumlarının ölçülmesi ve Türkiye'de uygulanacak en uygun zekât modelinin ortaya konabilmesi bu çalışmanın en önemli çıktılarındandır. Araştırmada; belge tarama, derinlemesine görüşme ve anket tekniğinin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Malezya'da federal bölgede zekat toplamakla yetkilendirilmiş Pusat Pungutan Zakat (PPZ) isimli şirketin yöneticileri ile yüz yüze görüşülmüştür. Ayrıca Kuala Lumpur, Selangor ve Terengganu eyaletlerinde yaşayan zekat mükelleflerine anket formu dağıtılmıştır. Malezya zekat sisteminin; kamu modeli, yarı kamu modeli ve özel modelden oluştuğu görülmüşütür. Malezya'da ankete katılan zekat mükelleflerinin mevcut zekat sistemden genel olarak memnun oldukları tespit edilmiştir. Yarı kamu modelinin Türkiye için daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

Ekonomik etkiMakroekonomiMalezya+5
Murat Aydın
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Capital flow management policies: A panel data analysis for developing countries

The Global Financial Crisis has signaled that the growing magnitude and volatility in financial flows increasingly complicates ensuring macroeconomic and financial stability in developing countries. With the renewed attention on a better understanding of which appropriate policy tools help policymakers to provide stability, the recent literature has started to advocate the use of capital flow management policies, in particular, capital controls. Given these recent developments in the literature and the policy environment, this thesis seeks to answer two questions: (i) what are the impacts of capital controls on the size and volatility of gross inflows and outflows, and (ii) does the level of a country's financial development affect the efficacy of capital controls? Based on a new dataset for capital controls developed by Fernandez et al. (2016) for a sample of 44 developing countries over the period 1998-2017, this study builds its empirical analysis on linear and nonlinear panel estimation procedures. The results show that the impact of capital controls differs across the volume of gross inflows and outflows suggesting increases in restrictions on outflows significantly reduce the volume of gross outflows. But there is no significant impact of capital controls on the gross inflows. Also, capital controls seem not to influence the volatility of gross inflows and outflows. Considering the panel threshold regressions, the results indicate that once a country surpasses a certain financial development threshold, higher levels of capital controls on inflows lead to lower gross inflow while there is no significant threshold for the size of gross outflows and volatility of the gross flows.

Economic stabilityFinancial stabilityMacroeconomy+6
Büşra Kuzucu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of fiscal space: An empirical analysis for OECD countries

The concept of fiscal space, which has gained importance especially after the 2008 global crisis, can be broadly defined as a budgetary possibility that provides resources to a government for a targeted purpose without negatively affecting the sustainable financial position of the government. Fiscal space is mostly associated with the concepts of fiscal sustainability and debt sustainability in the literature and generally discussed in terms of creation methods, measurement methods, and its relationship with other policies. The main objective of this study is to empirically reveal the impacts of the determinants of fiscal space and to present policy recommendations within this framework. For the empirical analysis, two different fiscal space indicators are calculated within the de facto fiscal space approach put forward by Aizenman and Jinjarak (2010) and the debt limit-based approach of Ostry et al. (2010). Accordingly, this study analyzes the impacts of selected macroeconomic, institutional, political and global variables (determinants of fiscal space) on the calculated fiscal space indicators by using panel data techniques for 27 OECD countries in between 1999 and 2020. Our findings suggest that in addition to macroeconomic variables, institutional and political variables also have significant impact on fiscal space. On the other hand, global variables do not have direct impact on fiscal space but have an indirect impact by characterizing the global environment in terms of global liquidity.

Financial riskFinancial sustainabilityPublic debts+6
Okan Aslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the relation between the commodity prices and freight rates

International trade activities increased remarkably over the last decades thanks to the globalization. Considering that over the 80% of global trade by volume and over 70 % of global trade by value are carried by sea; freight rate which is defined as a cost charged by the carrier for the transportation of cargo from the origin to the final location becomes crucial under the area of maritime economics. Freight rates may vary with respect to the type of goods, distance, weight, size, methods, and directions of the cargo. Just like final and semi-final products; commodities are also carried by the vessels in international seas and ships are named with respect to the goods carried such as bulk-carrier, dry cargo ship and tankers. In this thesis we aim firstly to detect the main determinants of the freight rates as a cost of transportation from the microeconomics and macroeconomics point of view in the literature and using those determinants we aim to investigate, in specific, the dynamic relationship between the commodity prices and freight rates charged to carry those commodities by using time series analysis for the various types of vessels and commodities in specific routes. Hereby analyzing the strength of direction of the relationship and the lag between changes in the freight rates up to the changes in the commodity prices may be useful for the actors in international trade for future's projections.

Sea tradeCommodity pricesMacroeconomy+2
Arda Balakan
Piri Reis University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal stres endeksi: Türkiye uygulaması

Bu tez çalışmasının amacı, finansal stresin kavramsal çerçevesinin çizilerek Türkiye ekonomisi için piyasa temelli bir finansal stres endeksinin (FSE) geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen endeksin, finansal piyasalarda stres olarak yankı bulan önemli gelişmeler ve bilinen konjonktürel dalgalanmalarla örtüşebilecek, bunların piyasalardaki etkilerini ölçeklendirebilecek ve böylece stres dönemlerinin kıyaslanmasına imkân verebilecek özellikte olması amaçlanmıştır. Çalışmanın kapsamlı ve güncel olması amacıyla son 20 yıla yakın bir süreyi (Temmuz 1999-Nisan 2019) kapsayan yüksek frekanslı (günlük) piyasa verileri kullanılmıştır. Geliştirilen FSE'de, stresi yansıtan mekanizmalar olarak döviz ve hisse senedi piyasası, uzun vadeli kredi piyasası ve dış piyasalar ele alınmıştır. Türkiye ekonomisinde yaşanan önemli ekonomik ve siyasal olaylarla temel bileşenler analizi kullanılarak oluşturulan finansal stres endeksi yüksek değerlerinin örtüştüğü sonucuna varılmıştır. Ayrıca geliştirilen FSE ile geçmiş kriz dönemlerine piyasaların verdiği tepkilerin bir ölçüde kıyaslanabilmesi mümkün olmaktadır.

Finansal stresFinansal stres endeksiMakroekonomi+1
Hayrullah Ahmet Yaşar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makroekonomik ve bankaya özgü faktörlerin ticari bankalarda kredi riski üzerindeki etkisi - Türkiye örneği

Bankacılık sistemi, bir ülkenin finansal sisteminde çok önemli görevler üstlenmekle birlikte finansal istikrarı da etkileyebilmektedir. Sektördeki bankaların birbirine ve büyük bankaların da tüm ekonomiye bağlı olduğu küreselleşmiş bir dünyada, riskler bireysel bankaları, ulusal ve uluslararası finansal sistemleri tehdit etmektedir. Değişen ekonomik ortamın ve bankaların kendilerine has özelliklerinin, bankaların risklerini ve faaliyet sonuçlarını etkilediği düşünülmektedir. Kredi riski veya kredi temerrüt riski bankaların en çok maruz kaldığı risklerden biri olmakla beraber birçok araştırmacı kredi riskinin banka krizlerini tetiklediğini savunmaktadır. Kredi riskinin belirleyicilerini tespit etmek, risk yönetimi üzerinde daha iyi sonuçlar elde etmeye ve riskleri en aza indirgemeye yardımcı olmaktadır. Kredi riskini etkileyebilecek faktörler makroekonomik ve bankaya özgü faktörler olarak sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın amacı, makroekonomik ve mikroekonomik faktörler (bankaya özgü faktörler) ile Türkiye'deki ticari bankaların kredi riski arasındaki istatistiksel ilişkiyi tespit etmektir. Çalışmada, 2007-2018 yılları arasındaki aylık veriler kullanılarak 6 makroekonomik ve 5 bankaya özgü faktör olmak üzere, toplam 11 bağımsız değişkenin kredi riski üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada sunulan ampirik sonuçlar, Türkiye'deki ticari bankalarda kredi riskini etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin kredi riskini nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Ekonomik büyüme göstergesi olarak kullanılan Sanayi Üretim Endeksi dışında diğer faktörlerin takipteki alacak oranı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Reel faiz oranı, işsizlik oranı, banka kârlılığı, verimsizlik ve kaldıraç oranı değişkenlerinin kredi riski üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu tespit edilmişken, döviz kuru, enflasyon oranı, M2 para arzı, banka büyüklüğü ve sermaye yeterlilik oranının da kredi riski üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kredi riski, Bankacılık sektörü, Makroekonomik faktörler, Bankaya özgü faktörler, Zaman serisi analizi

Bankacılık sistemiBankalarKredi riski+6
Nigar Hacıyeva
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik şoklar, dalgalanmalar ve sermaye kontrolleri: Bir dinamik stokastik genel denge modeli

Bu tezin iki temel amacı bulunmaktadır. İlki Türkiye ekonomisinde dünya faiz oranları ile iş çevrimleri arasındaki ilişkiyi niceliksel ve teorik olarak incelemektedir. Özellikle dünya faiz oranında meydana gelen şokların makroekonomik volatiliteye olan katkısı araştırılmaktadır. Bu çerçevede ilk bölümde Türkiye ekonomisindeki iş çevrimleri hakkında bir takım stilize olgular elde edilmiştir. Bu stilize olgular gelişen ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırma olarak incelenmiştir. İkinci bölümde Türkiye ekonomisi için bu stilize olgularla uyumlu bir Dinamik Stokastik Genel Denge (DSGD) modeli tasarlanmıştır. Modelin yapısal parametreleri ve şok süreci parametreleri 2000:1-2018:4 Türkiye ekonomisi için Bayezyen yöntemle tahminlenmiştir. Bulgular dünya faiz oranı şoklarının makroekonomik değişkenlerin volatilitesi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermektedir. Tezin ikinci amacı ise dış şokların yarattığı oynaklıktan korunmak için uygulanabilecek sermaye kontrollerinin etkinliğini araştırmaktadır. Bulgular, sermaye kontrollerinin, dış faiz oranı şoklarından kaynaklanan ekonomik dalgalanmaların etkisini azaltmada ve makroekonomik değişkenlerin varyansını azaltmada oldukça etkin olduğunu ortaya koymaktadır.

Dinamik stokastik genel denge modeliEkonomi politikalarıEkonomik dalgalanmalar+3
Özge Filiz Yağcıbaşı
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Revenue neutral tax reforms in a DSGE model with home production and infinitely lived agents

The subject of this thesis is to explore the effects of two revenue neutral tax reforms on equity, efficieny and welfare of the society. In order to do this a DSGE model with infinitely lived agents and uninsurable idiosycnratic productivity shocks is constructed. This model is calibrated to match the macroeconomic aggregates and distributional statistics of the US economy in the period 2001-2008. In the benchmark model a progressive tax on income and a flat tax on consumption is levied.Next the first tax reform is applied to the model economy. With the first tax reform progressive income taxation is replaced with a revenue neutral flat income tax and the flat consumption tax is kept in place. This tax reform causes macroeconomic aggregates to increase, however due to the largely inequitable income distribution of agents in the model, total welfare of households decreases. As expected wealth distribution of the society becomes less equitable.Finally the effects of the second revenue neutral tax reform are investigated. In this tax reform, income taxation is abolished and the flat tax rate on consumption is increased to a higher rate which ensures revenue neutrality. This tax reform increases macroeconomic aggregates and total welfare of the society. As a result of this tax reform, wealth distribution of the society becomes slightly more equitable.

Dynamic stochastic general equilibrium modelEqualityMacroeconomy+6
İbrahim Demir
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Makroekonomi üzerine iki makale

This thesis is composed of two essays on macroeconomics. In the first essay, motivated by the empirical evidence that implies a negative correlation between government trust and the size of informal sector, we develop a game- theoretical model to account for this dynamic. We construct a model in which government type, which cannot be directly observed by households, follows a Markov chain; and households allocate their labor between formal and informal sector, each with different production technologies. We characterize the Markov perfect equilibrium of the model that implies that the size of informal sector is relatively higher for economies in which the level of government trust is lower. In the second essay, we develop a model-based approach to create measures of different types of economic risks, namely fiscal risk, financial risk, and labor market risk, for a panel of countries. We use an annual cross-country dataset that includes fiscal policy, labor market, and financial variables to explain their effect on the variation in total productivity. Using the estimated TFP series, we run a DSGE model by calibrating model parameters to match several moments in the data so as to obtain measures for fiscal, financial and labor market risks. This exercise allows us to construct a model-based dataset of three categories of risks mentioned above, and to calculate the welfare costs of different kinds of country-specific risks.

Financial riskHouseholdGovernments+6
Hasan Kadir Tosun
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Dinamik makroekonomi üzerine üç makale

Bu tez dinamik makroekonomi ile ilgili üç makaleden oluşmaktadır. Birinci makalede devlet politikası, eğitim ve maaş eşitsizliği arasındaki ilişki Acemoglu (1998, 2002) tarafından kullanılan teorik modellere benzer bir çerçevede incelenmektedir. Teorik modelin analitik çözümü, iki sektörlü ve teknolojik ilerlemenin kar amacıyla icat edilen ve monopolistik rekabet içerisinde satılan yeni teknolojiler ile sağlandığı bir ekonominin desentralize dengesinin optimal olmadığını göstermektedir. Bu çerçevede izlenmesi gereken optimal devlet politikası, sektörlerden birinin görece daha fazla desteklenmesinin ekonomideki göreli fiyatların bozulması ve büyüme oranını düşürmesi nedenleriyle, varolan tüm sektörlerin aynı oranda teşvik edilmesini gerektirmektedir. İkinci makalede merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon arasındaki ilişki hem empirik hem de teorik çerçevede incelenmektedir. Empirik analiz sonunda bu iki makroekonomik değişken arasında doğrusal olmayan bir ilişkinin varlığı gözlenmektedir. Bu gözlemin teorik dinamiklerinin incelenmesi için oyuncularının merkez bankası ve devlet olduğu bir oyun teorisi modeli kurulmuş ve oyuncular arasında mali genişlemenin maaliyetine ilişkin bilgi asimetrisinin varlığının bu doğrusal olmayan ilişkiyi doğuracak unsurlardan biri olabilieceği gösterilmiştir. Üçüncü makalede European Social Survey veritabanından yararlanılarak Avrupa ülkelerindeki nesillerarası eğitimsel hareketlilik dinamikleri empiric olarak incelenmiştir. Ekonometrik analiz sonuçları eğitimsel hareketlilik trendlerinin ülke, nesil, cinsiyet ve aile yapısına göre farklılaştığını göstermiştir.

EducationWageArticle+5
Oğuz Öztunalı
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İnovasyon ve refah ilişkisi: Ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre bir uygulama

İnovasyon, ekonomik büyümeyi teşvik etmek, rekabet gücünü artırmak ve yoksulluk, eşitsizlik, eğitim, sağlık, çevresel sürdürülebilirlik gibi toplumsal zorlukları ele almak için giderek daha önemli hale gelmiştir. Hızla gelişen küresel ekonomide, inovasyon yalnızca teknolojik ilerlemeyi genişletmekle kalmayıp aynı zamanda sosyal ilerlemeyi ve refah iyileştirmesini de hızlandıran önemli bir itici güç görevi görmektedir. İnovasyon, yaratıcılığı, üretkenliği ve problem çözme yeteneklerini teşvik ederek, yaşam standartlarını yükseltme, istihdam fırsatları yaratma ve genel refahı iyileştirme potansiyeline sahiptir. İnovasyonun ekonomik ve sosyal etkilerini başarıyla yöneten ülkeler daha dayanıklı ve rekabetçi ekonomik yapılar elde edeceklerdir. Refah ise, bireylerin ve firmaların risk alabileceği, araştırma ve geliştirmeye yatırım yapabileceği ve temel ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğu yaşamadan yaratıcı çabalar sürdürebileceği bir ortam yarattığı için inovasyonu teşvik etmede önemli bir rol oynamaktadır. Güçlü bir refah temeli, bir ülkenin inovasyon kapasitesini sürdürmek için gerekli olan insan sermayesi gelişimini desteklemektedir. İnovasyon ve refah arasındaki bu karşılıklı ilişki, özellikle farklı kalkınma aşamalarındaki ülkeler için farklı öneme sahiptir. Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler, her biri refahı artırmak için inovasyondan yararlanmada birbirinden ayrı zorluklar ve fırsatlarla karşı karşıyadırlar. İnovasyonun ve refahın bu çeşitli bağlamlarda birbirlerini nasıl desteklediğini anlamak, küresel ölçekte sürdürülebilir kalkınmayı, sosyal katılımı ve uzun vadeli refahı teşvik eden politikalar oluşturmak için önemlidir. İnovasyonun ekonomik büyüme üzerindeki kabul edilen önemine rağmen, ekonomik kalkınmanın farklı aşamalarında inovasyon ile refah arasındaki karşılıklı ilişkiye ilişkin mevcut literatürde önemli bir boşluk bulunmaktadır. Mevcut çalışmalar ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerdeki inovasyona odaklanmaktadır ve inovasyonun az gelişmiş ülkelerde refah sonuçlarını nasıl etkilediğini veya refah unsurlarının farklı ekonomik bağlamlarda inovasyona nasıl katkıda bulunduğu ihmal edilmiştir. Bu tez, bu boşluğu doldurmak için refahı etkileyen temel inovasyon bileşenlerini ve inovasyonu yönlendiren refah bileşenlerini belirlemeyi ve bu dinamiklerin farklı ekonomik kalkınma seviyelerinde nasıl farklılık gösterdiğine dair kapsamlı bir anlayış sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik olarak, TAN (Tree Augmented Naive) Bayes Ağı, Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi (PLS-SEM) ve Önem- Performans Haritası Analizi (IPMA) yöntemlerini içeren bir metodolojik çerçeve kullanılmıştır. Bu yöntemler, Küresel İnovasyon Endeksi (GII) ve Legatum Refah Endeksi'nden (LPI) alınan verilerin kapsamlı bir analizini mümkün kılarak, inovasyon ve refahın farklı ekonomik ortamlarda nasıl etkileşime girdiğine dair ayrıntılı bilgiler sağlamaktadır. Bulgular, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kurumların, yaratıcı çıktıların ve bilgi ve teknoloji çıktılarının refahı etkileyen en etkili inovasyon bileşenleri olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, az gelişmiş ülkeler için kurumlar, altyapı ve yaratıcı çıktılar refahı etkileyen en etkili inovasyon bileşenleridir. Refahın inovasyon üzerinde en etkili bileşenleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için sosyal sermaye, altyapı ve pazara erişim, girişimcilik koşulları iken, az gelişmiş ülkeler için ise eğitim, yönetişim ve ekonomik kalitedir. Çalışmanın bulguları doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınma ve yüksek refah düzeyi için inovasyon ve refah politikalarının beraber ele alınması ve ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre bu politikaların uyarlanması gerekliliği vurgulanmaktadır.

MakroekonomiSosyoekonomik refahİnovasyon ekosistemi
Alper Aykut Ekinci
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi garanti fonunun makroekonomik etkileri: Türkiye örneği

Bu tez, kredi garanti sistemlerinin önemini ve etkisini incelemektedir. Kredi, modern ekonomilerin vazgeçilmez bir unsuru olup, bireylerin ve işletmelerin finansal ihtiyaçlarını karşılamasına imkân tanır. Bu bağlamda, kredi, ekonomik aktiviteyi canlandırarak üretkenliğin ve toplumsal refahın yükseltilmesinde katkı sağlamaktadır. Krediye erişimin zorlaştığı durumlarda, kredi garanti sistemleri devreye girerek bu erişimi kolaylaştırarak ekonomik canlanmayı destekler. Türkiye'deki Kredi Garanti Fonu (KGF), ekonomik büyümeyi desteklemenin yanı sıra, işletmelerin finansal dalgalanma ve belirsizliklerden minimum etkilenmesini sağlama ve her ölçekteki işletmeye eşit finansman erişimi sunma konularında kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmada, Türkiye'de KGF'nin 2017-2023 dönemine ait aylık verilerle makroekonomik göstergelere nasıl bir etkide bulunduğu incelenmiştir. Sanayi üretimi, ihracat ve reel döviz kuru gibi temel ekonomik değişkenler üzerindeki KGF kredilerinin kısa ve uzun dönemli etkileri, ekonometrik modelleme teknikleriyle araştırılmıştır. Bu analiz sonucunda, KGF'nin makroekonomik istikrarı destekleyici bir etkisinin olabileceğini, ancak tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Çalışma, konu hakkında literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır ve bu alanda yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında Türkiye özelinde önemli bir referans noktası oluşturmaktadır.

Ekonometrik analizKredi Garanti FonuKredi garantileri+1
Muhammed Ahmet Özdoğan
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık sektörü harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerindeki etkisinin analizi: Avrupa'nın önde gelen 5 ülkesi ve Türkiye üzerine bir analiz

Toplumun gelişmesi ve ilerlemesinde insan sağlığının önemi yadsınamazdır. Sağlığın çoğunlukla kamusal nitelikte olduğu düşünüldüğünde, bireylerin sağlığına önem verilmesi ve korunmasıyla toplumlar sağlıklı nesil yetiştirecek, bilinç düzeyi artacaktır ve refah seviyesi de yükselecektir. WHO'da bahsi geçen fiziksel sağlığın dışında çevre ve ruh sağlığı da göz ardı edilmemelidir. Bu noktada sağlığın iyileştirilmesi ve geliştirilmesi ülkelerin en büyük sermayesidir. Bireye yapılan bu yatırımların hepsi sağlık harcamalarından geçmektedir. Bu çalışmada, sağlık harcamalarının makroekonomik göstergeler üzerinde etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada yer alan ülkeler, Türkiye ve Avrupa Birliği'ni oluşturan 2019 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasılası en yüksek 5 ülke olan; Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya ve İtalya seçilmiştir. Seçili ülkelerin 1992-2019 yılını kapsayan makroekonomik gösterge verileri Dünya Bankası ve OECD Stat'tan alınmıştır. Sağlık Harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıladaki Payı(SH) ile, makroekonomik göstergeler olan İşsizlik (ISS), İstihdam Oranı (ISKO), Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYIH), Kişi Başına GSYİH (KBGSYIH), Büyüme Oranı (BUO), Tüketici Fiyat Endeksi (TUFE), Sanayi Üretim Endeksi (SUE) değişkenlerinin ilişkisi panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Ekonometrik analizde kullanılan testler; Durağanlık Analizi, Yatay Kesit Bağımlılığı Testi, Homojenite Testi, AMG Tahmincisi ve Toda-Yamamoto Nedensellik Analizidir. Öncelikle paneldeki 8 değişken birim kökten arındırılmıştır. Değişkenlerin yatay kesit bağımlılığı durumu incelenmiştir. Makroekonomik değişkenlerle toplamda 7 model kurulmuştur. Bu modeller üzerinden sağlığa ayrılan fonların değişkenler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Hausman testinin yardımıyla oluşturulan 7 model için sabit etkiler ve rassal etkiler model tahmini yapılmıştır. Toda-Yamamoto Nedensellik testi uygulanarak değişkenler arasındaki ilişkinin yönü değerlendirilmiştir. Sağlık harcamalarıyla; gayri safi yurtiçi hasıla, kişi başına gayri safi yurt içi hasıla, büyüme oranı arası çift taraflı nedensellik tespit edilmiştir. Sanayi üretim endeksi, tüfe, işsizlik, işgücüne katılım oranı ile sağlık harcamaları arasında tek taraflı nedensellik tespit edilmiştir. AMG Uzun Dönem Tahmincisiyle değişkenler arası uzun dönem ilişkiler incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular ışığında, Türkiye'nin de içerisinde bulunduğu 6 ülkede sağlık harcamalarında meydana gelen artıştan en çok etkilenen değişken gayri safi yurt içi hasıladır ve negatif olarak etkilendiği tespit edilmiştir.

Kamu harcamalarıMakroekonomiMakroekonomik etki+4
Şulenur Kemaloğlu
MEF University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal piyasalarda kripto para uygulamaları üzerine üç deneme

Kripto paraların finansal piyasalar ile ilişkisinin incelendiği bu çalışma üç aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın tamamında kripto para değişkenleri olarak piyasaya ilk çıkan ve piyasa değeri yüksek olan Bitcoin, Ethereum ve Litecoin değişkenleri incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, üç kripto para piyasasında zayıf formda piyasa etkinliğinin geçerliliği doğrusal ve doğrusal olmayan birim kök testleriyle incelenmiş olup, güncel analizlere göre bu piyasalarda zayıf formda etkinliğin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü aşamasında, kripto paraların portföy çeşitlendirme aracı olup olmadığı incelenmiştir. İkinci aşamada kripto paralar ile kıymetli metaller arasındaki ilişki KSS(2006) doğrusal olmayan eşbütünleşme yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada kıymetli metaller olarak altın, gümüş ve platin değişkenleri analize dahil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda kripto paralar ile kıymetli metaller arasında uzun dönemde doğrusal olmayan bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu ve dolayısıyla kıymetli metaller için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu piyasalarda yarı-güçlü formda etkinlik geçerli değildir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise kripto paralar ile pay piyasaları arasındaki volatilite ilişkisi CCC-GJR GARCH yöntemiyle incelenerek kripto paraların portföy çeşitliliği test edilmiştir. Pay piyasası değişkenleri olarak, Bist100, Dow Jones ve S&P500 hisse senetleri kullanılmıştır. Ardından bu piyasalar arasındaki ilişkinin yönünü belirlemek için Granger nedensellik testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda kripto paraların dow jones ve S&P500 hisse senetleri ile karşılıklı etkileşimlerinin güçlü olduğu ve bu pay piyasaları için kripto paraların portföy çeşitlendiricisi olabileceği tespit edilmiştir. Çalışmanın tamamında 02/01/2017-29/10/2021 dönemleri arasında beş günlük veriler kullanılmıştır.

Birim kök testleriEkonometrik analizEşbütünleşme+6
Şencan Felek
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects