Self compassion
89 theses under this subject heading
Öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik üzerindeki etkisi
Bu çalışmada öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin hemşireler üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde psikolojik iyi oluş ve öz yeterliliğin aracılık rolü de araştırılmıştır. Bu amaçla, Osmaniye ilinde bulunan özel ve devlet hastanelerinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 447 hemşireye uygulanan anket ile veriler toplanmıştır. Verilerin analizi için, doğrulayıcı faktör analizi, Pearson korelasyon (ölçek puanlarının ilişkisi), bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA testi (demografik özelliklere göre karşılaştırmalar) kullanılmıştır. Ayrıca modelin hipotezlerini test etmek için bootstrap tekniği ile Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öz duyarlılık ile psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ancak özduyarlılık ile psikolojik iyi oluş ve öz yeterlilik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ayrıca literatürle benzer olarak, öz yeterlilik, psikolojik iyi oluş ve psikolojik dayanıklılık arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu sonucu çıkmıştır. Yapılan aracılık analizi sonucunda ise, öz duyarlılığın psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde öz yeterliliğin ve psikolojik iyi oluşun aracılık rolü olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Genç yetişkinlerde öz-şefkatin yordayıcıları: Algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantıları
Bu araştırmada genç yetişkinlerin öz-şefkat düzeyi üzerinde algılanan sosyal destek ve çocukluk örselenme yaşantılarının yordayıcı etkiye sahip olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Google Formlar aracılığıyla ulaşılan 474 yetişkin birey oluşturmuştur. Araştırmada genç yetişkinlerin verilerinin toplanması için "Kişisel Bilgi Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek" ve "Çocukluk Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Hiyerarşik Regresyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda ilk adımda modele eklenen çocukluk örselenme yaşantıları alt boyutlarından fiziksel istismar, duygusal istismar ve duygusal ihmalin öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk örselenme yaşantıları değişkeni kontrol edildiğinde ve modele algılanan sosyal destek değişkeni eklendiğinde duygusal istismar ve aile desteği alt boyutlarının öz-şefkatin anlamlı yordayıcıları olduğu sonucu elde edilmiştir. Yapılan analizle aileden algılanan sosyal destek ve duygusal istismar yaşantılarının genç yetişkinlerin öz-şefkatinin %12'sini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda öz-şefkat ile algılanan sosyal destek arasında olumsuz yönde anlamlı ilişki, öz-şefkat ile çocukluk örselenme yaşantıları ve algılanan sosyal destek ile çocukluk örselenme yaşantıları arasında olumsuz yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından bakıldığında öz-şefkat yaş ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterirken; cinsiyet, kardeş sayısı, eğitim durumu ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Algılanan sosyal destek düzeyi algılanan gelir düzeyine ve romantik ilişki durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çocukluk örselenme yaşantılarının ise kardeş sayısı ve algılanan gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasında yer almaktadır.
Pozitif psikoloji çerçevesinde huzurevinde kalan yaşlılara bakış: Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış
Huzurevinde yaşamını sürdüren yaşlı bireyler, yaşlanma döneminin son evrelerinde olmasından dolayı psikolojik olarak olumlu ve olumsuz etkiler yaşamaktadır. Yaşlı bireylerin bu dönemlerinde pozitif yaşlanmayı gerçekleştirebilmeleri, yaşamını anlamlı olarak sürdürebilmeleri için gereklidir. Bu sebeple bireylerin olumlu yönleri üzerinden araştırmalar yapılması süreci etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, huzurevinde kalan yaşlıların; minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve minnettarlık, öz-anlayış düzeyinin mental iyi-oluşu yordayıp yordamadığını araştırmaktır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeylerinin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, kronik rahatsızlık ve huzurevinde kaldığı süre değişkenlerine göre farklılıklarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevi Şube Müdürlüğü'ne bağlı huzurevinde yaşamını sürdüren 60 yaş ve üzeri, 22'si kadın ve 98'i erkek olmak üzere toplam 120 yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Bu araştırmada nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Minnettarlık Ölçeği, Warwick Edinburg Mental İyi-oluş Ölçeği, Öz-anlayış Ölçeği ve Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, korelasyon, çoklu regresyon, t testi tekniği, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca minnettarlık ve öz-anlayış düzeylerinin mental iyi-oluş düzeyini yordadığı ve %32'sini açıkladığı bulunmuştur. Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz anlayış düzeylerinin cinsiyet, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, kronik rahatsızlık durumu ve huzurevinde kaldığı süresi açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak öz-anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre tam sınırda kaldığı da görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular problemler doğrultusunda tartışılmıştır.
Mühendislik fakültesi öğrencilerinde öz-duyarlık düzeylerinin algılanan ebeveyn tutumları açısından incelenmesi
Bu araştırmada mühendislik bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn tutumları ve öz-duyarlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılı sonbahar döneminde İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğrenim gören 121 kadın, 188 erkek toplam 309 mühendislik öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri Eldeleklioğlu (1996) tarafından geliştirilen Ana Baba Tutum Ölçeği, Neff (2003) tarafından geliştirilen ve Akın, Akın Abacı (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Öz-duyarlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu aracılığıyla elde edilmiştir. Toplanan veriler üzerinde istatistiksel çözümlemelerin yapılabilmesi için SPSS (Statistical Package For Social Sciences) paket programı kullanılmıştır. Analiz için bağımsız örneklem t testi, ANOVA, Pearson Korelasyon analizi gibi yöntemler kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öz-duyarlık ve alt boyutları ile algılanan ebeveyn tutumları arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Algılanan demokratik ebeveyn tutumuyla öz-duyarlık arasında pozitif yönde, algılanan otoriter ebeveyn tutumu ile öz-duyarlık arasında negatif yönde, algılanan koruyucu istekçi ebeveyn tutumu ile öz-duyarlık arasında negatif yönde ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Bağımsız örneklem t testi analizinde algılanan anne tutumuna göre öz-duyarlık ortalama puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur [t(1-303)=2,907; p<0,05]. Annelerini demokratik olarak algılayan katılımcıların öz-duyarlık ortalamaları (x ̅=65,20) annelerini koruyucu olarak algılayan katılımcıların ortalamalarından (x ̅=58,26) anlamlı şekilde yüksektir. Algılanan anne tutumuna göre diğer alt ölçeklerden alınan ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Algılanan baba tutumuna göre öz-duyarlık ortalama puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur [t(1-302)=3,977; p<0,05]. Babalarını demokratik olarak algılayan katılımcıların öz-duyarlık ortalamaları (x ̅=66,34) babalarınu koruyucu olarak algılayan katılımcıların ortalamalarından (x ̅=57,27) anlamlı şekilde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Öz-duyarlık, ebeveyn tutumları, algılanan ebeveyn tutumları
Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde okuyan yaşları 18 ile 40 aralığında değişen 308 kız 97 erkek olmak üzere toplam 405 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen & Griffin, 1985), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Smith, vd., 2008) ve Öz Anlayış Ölçeği (Neff, 2003b) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veriler AMOS ve SPSS 22.0 programlarından faydalanılarak Bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi, Pearson moment çarpım korelasyonu, Doğrulayıcı faktör analizi ve Yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ile öz anlayış ve öz anlayış ile psikolojik sağlamlık değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Bunun yanında yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasında öz anlayışın kısmi aracı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık ve öz anlayışın her birinin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı yönündedir. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, öz anlayış.
Seza Kutlar Aksoy'un çocuk kitaplarında özüne duyarlılık
Son yıllarda giderek önemi artan değerler eğitimi konusunda etkili eğitimler yapılabilmesi için bu alanda sürekli olarak yeni araştırmaların yapılması gerekli hale gelmektedir. Bu çalışmada ahlak eğitimi konusunda çalışmaları bulunan Nel Noddings'in duyarlılık etiği bağlamında Seza Kutlar Aksoy'un çocuk kitaplarında özüne duyarlılık kavramının incelenmesi amaçlanmıştır. Toplumsal yaşamda duyarlı bireylerin yetişebilmesi için öncelikle kendine duyarlı bireylerin yetişmesi gerekir. Kendi istek ve ihtiyaçlarına duyarlı kişiler başkalarının ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı davranabilir. Bu nedenle özüne duyarlılık kavramı çocuklarda küçük yaşlardan itibaren gelişmesi gereken bir kavram olarak görülmektedir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın veri kaynaklarını Seza Kutlar Aksoy'a ait resimli çocuk kitapları ile öykü kitapları oluşturmaktadır. Öykülerde özüne duyarlılık kapsamında yer alan fiziksel yaşam, manevi yaşam, mesleki yaşam ve boş zamanları değerlendirme etkinlikleri temaları çerçevesinde elde edilen bulgular içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, Seza Kutlar Aksoy'un kitaplarında özüne duyarlılık kavramına ait en fazla fiziksel yaşam temasına rastlanırken en az mesleki yaşam temasına rastlanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda, Seza Kutlar Aksoy'un kitaplarında manevi yaşam ve boş zamanları değerlendirme etkinlikleri temasına ait herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Öykülerde en çok fiziksel yaşam temasının yer alması, küçük yaştaki çocukların kendilerini daha çok fiziksel özellikleri ile tanımlamalarıyla ilişkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Çocuk edebiyatı, özüne duyarlılık, değerler eğitimi, Nel Noddings, Seza Kutlar Aksoy.
Üniversite öğrencilerinde öz şefkatin yordayıcıları olarak ana babaya bağlanma ve yaşam doyumu
Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin anne baba bağlanmalarının ve yaşam doyumlarının öz şefkatlerini ne derecede yordadığını incelemek adına yapılmış, ilişkisel tarama modelinde, betimsel bir araştırmadır. Araştırma evrenini 2018 – 2019 yılları arasında Çukurova Üniversitesinde farklı fakülte ve bölümlerde lisans öğrenimi gören farklı yaş düzeylerinden öğrenciler oluştururken, örneklemini ise evrenden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 'gönüllülük bilgilendirme metni' aracılığı ile öğrencilerin gönüllü katılımları esas alınmış 379 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın yordanan değişkeni olarak öz şefkat düzeyine dair veriler Öz Şefkat Ölçeği ile, yordayıcı değişkenler yaşam doyumu ve ana babaya bağlanmaya dair verileri ise Yaşam Doyumu Ölçeği ve Ana Babaya Bağlanma Ölçeği kullanarak elde edilmiştir. Örneklemden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programına girilerek araştırmanın tüm istatistiksel çözümlemeleri bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda kişinin öz şefkatini yaşam doyumu ve ana babaya bağlanma ölçeğinin anne koruma ve baba koruma boyutlarının yordadığı, kişinin yaşam doyumu düzeyini yalnızca babasının ilgisi ve öz şefkat düzeyinin yordadığı, kişinin öz şefkat düzeyi ile babasının ve annesinin ilgisi arasında ilişki mevcutken yordayıcılık barındırmadığı ve kişinin özerkliğine dair algıladığı anne baba tutumunun öz şefkat düzeyini etkilediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Öz şefkat, yaşam doyumu, ana babaya bağlanma.
Romantik ilişkilerde ilişki doyumu ve yatırımı: Çatışma çözme ve öz-duyarlığın rolü
Bu araştırmada romantik ilişkilerde çatışma çözme ve öz-duyarlık ile ilişki doyumu ve yatırımı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nde öğrenim gören ve hali hazırda romantik ilişkisi olan 300 kız, 189 erkek olmak üzere toplam 489 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada üniversite öğrencilerinin çatışma çözme stillerine ilişkin veriler 'Romantik İlişkilerde Çatışma Çözme Stilleri Ölçeği' (Özen, Salman-Engin ve Sakallı-Uğurlu, 2016), ilişki doyumu ve yatırımına ilişkin veriler 'İlişki İstikrar Ölçeği' (Büyükşahin, Hasta ve Hovardaoğlu, 2005) ve öz-duyarlığına ilişkin veriler 'Öz-Duyarlık Ölçeği' (Akın, Akın ve Abacı, 2007) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler çoklu regresyon analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre ilişki doyumu değişkeni ilişki yatırımı, romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından boyun eğme, olumlu çatışma çözme, öz-duyarlık alt boyutlarından olan öz sevecenlik, paylaşım bilincinde olma, bilinçlilik ve öz-duyarlık (toplam puan) ile pozitif ilişkiliyken romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olumsuz çatışma çözme ile negatif ilişkilidir. İlişki yatırımı romantik ilişkilerde çatışma çözme boyutlarından boyun eğme, olumlu çatışma çözme, öz-duyarlık alt boyutlarından öz yargılama, izolasyon, aşırı özdeşleşme değişkenleriyle pozitif, öz-duyarlık toplam puanı ile negatif ilişkilidir. Ayrıca öz-duyarlık toplam puanının olumlu çatışma çözme stili ile pozitif, olumsuz çatışma çözme stili ile negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Yapılan regresyon analizi sonuçlarına göre romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olan olumlu çatışma çözme stili ilişki doyumunu yordamada önemli etkisi olan değişken olarak belirlenmiştir. Ayrıca kadınlarda ilişki doyumunu olumlu çatışma çözme stili ve aşırı özdeşleşmenin pozitif yönde anlamlı yordarken, olumsuz çatışma çözme stilinin ise negatif yönde anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Erkeklerde ise, romantik ilişkilerde çatışma çözmenin boyutlarından boyun eğme ve olumlu çatışma çözme stilinin ilişki doyumunu pozitif yönde anlamlı yordadığı tespit edilmiştir. Romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından olan olumsuz çatışma çözme stili, boyun eğme ve olumlu çatışma çözme stili ilişki yatırımını pozitif yordarken romantik ilişkilerde çatışma çözme stilleri boyutlarından geri çekilmenin ilişki yatırımını negatif yordadığı belirlenmiştir. Ayrıca yine regresyon sonuçlarına göre öz-duyarlığın alt boyutlarından aşırı özdeşleşme ilişki yatırımını pozitif yordamıştır. Kadınlarda ilişki doyumunu boyun eğme, olumlu çatışma çözme stili ve aşırı özdeşleşme pozitif anlamlı yordarken geri çekilme alt boyutunun negatif anlamlı yordadığı belirlenmiştir. Erkeklerde ise, romantik ilişkilerde çatışma çözme boyutlarından olumsuz çatışma çözme stili ve boyun eğmenin ilişki yatırımını pozitif anlamlı yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkilerde çatışma çözme, ilişki doyumu, ilişki yatırımı, öz-duyarlık
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinde özanlayışın ilişki doyumuna etkisi
Amaç: Bu çalışma, tıp fakültesi öğrencilerinin özanlayış ve ilişki doyumu düzeylerini belirlemeyi ve öğrencilerin özanlayış düzeylerinin ilişki doyumu üzerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bununla beraber, öğrencilerin cinsiyet, sınıf, ailenin ortalama geliri, ailenin tutumu, öğrencinin akademik başarı düzeyi, sosyal ve sportif faaliyetlere katılım durumu ve romantik ilişkileri gibi özelliklerinin özanlayış puanlarına etkisinin araştırılması da amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın evrenini; 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Dönem 1, Dönem 3 ve Dönem 6'da eğitim görmekte olan toplam 966 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya toplam 298 tıp fakültesi öğrencisi dahil edilmiştir. Öğrenciler, 23 soruluk Sosyodemografik Veri Formu, 24 sorudan oluşan Özanlayış Ölçeği (ÖAÖ) ve 7 sorudan oluşan İlişki Doyumu Ölçeği'ni (İDÖ) doldurmuşlardır. Toplanan veriler SPSS 23.0 paket programı aracılığıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 298 tıp fakültesi öğrencisinin % 58,1'i (n=173) kadın, % 41,9'u (n=125) erkek olup öğrencilerin yaş ortalamaları 21,812,38 (min=17, maks=27) yıl olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan özanlayış ölçeği puan ortalaması 72,40 (min: 27, maks: 113) ve ilişki doyum ölçeği puanı ortalama 29,99 (min: 7, maks: 43) olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda kullanılan özanlayış ölçeği ile ilişki doyum ölçeği arasında anlamlı bir korelasyon saptanmamış olup erkek öğrencilerin özanlayış ölçeği ortalama puanlarının, kız öğrencilerin ortalama puanlarına göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur (p=0,023). Çalışmaya dahil edilen öğrencilerin okudukları sınıfları ile özanlayış ve ilişki doyum ölçeği ortalamaları arasında da anlamlı ilişki bulunamamıştır. Çalışmaya dahil edilen öğrencilerin ailelerinin maddi durumu ile ilişki doyum ölçeği puan ortalamaları arasında anlamlı ilişki bulunmazken (p>0,05), özanlayış ölçeği ile anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur (p=0,003). Çalışmaya dahil edilen öğrencilerin yaşadıkları yer ile ilişki doyum (p=0,442) ölçeği ortalamaları arasında anlamlı ilişki bulunmazken (p>0,05), özanlayış ölçeği ile aralarında anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,041). Öğrencilerin sosyal faaliyetlere ayırdıkları zaman ile ilişki doyum ölçek puanları arasında anlamlı ilişki bulunmazken (p>0,05), sosyal faaliyete haftada 10 saat ve üzerinde zaman ayıran öğrencilerin özanlayış ölçek puan ortalamalarının, sosyal faaliyete haftada 10 saat ve altında zaman ayıranlara kıyasla, anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur (p=0,0001) Sonuç: Özanlayış kavramının; depresyon, anksiyete ve stres, yaşam doyumu, psikolojik iyi oluş, duygusal zekâ, değerler, özgüven ve boyun eğici davranış, sosyal destek ve akademik başarı, psikolojik sağlamlık ve ruminasyon gibi birçok danışma ve eğitim psikolojisi kavramı ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmaların sonuçlarında bu kavramların özanlayış ile yakından ilişkili olduğu ve özanlayışın bu kavramlar üzerinde yordayıcı etkisi olduğu bildirilmiştir. Özanlayış düzeyinin, ilişki doyumuna etkisini inceleyen bir araştırmaya ise henüz rastlanmamıştır. Özanlayışın ilişki doyumuna etkisi ile ilgili daha çok araştırma yapılmasına ihtiyaç olduğu açıktır. Çalışmamız, bu konuda yapılan az sayıdaki çalışmadan biridir. Anahtar Kelimeler: Özanlayış, İlişki Doyumu, Tıp Fakültesi, Öğrenci, Aile Hekimliği
Bilişsel davranışçı grup terapisi'nin (BDGT) sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) olan üniversite öğrencilerinde anksiyete, ruminasyon ve öz-şefkat düzeyleri üzerindeki etkisi
Bu tezin amacı, bilişsel davranışçı grup terapisinin sosyal anksiyete bozukluğu olan üniversite öğrencilerinin sosyal anksiyete, ruminatif düşünce ve öz-şefkat düzeylerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada, Hasan Kalyoncu Üniversitesi'nde öğrenim gören 1200 öğrenciye Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği uygulanmış ve sosyal anksiyete düzeyi en yüksek olan 30 üniversite öğrencisi seçilmiştir. Gerçek deneysel desenlerden ön-test, son-test, izleme ve plasebo desen kullanılmıştır. Seçilen öğrenciler tabakalı seçkisiz olarak deney ve plasebo gruplarına atanmıştır. Deney grubuna BDT grup terapisi, plasebo grubuna ise iletişime dayalı grup terapisi uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Deneysel işlemin sonucunda elde edilen bulgular Friedman, Mann Whitney-U ve Wilcoxon işaretli sıralar test teknikleri ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda bilişsel davranışçı grup terapisi uygulanan sosyal anksiyete bozukluğu olan öğrencilerin sosyal anksiyete ve ruminatif düşünce düzeylerinde azalma meydana gelmiştir. Bireylerin öz-şefkat düzeylerinde herhangi bir değişiklik görülmemiştir. Söz konusu sonuçlar ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır.
Öz-şefkat ve psikolojik esnekliğin depresyon ile arasındaki ilişki
Bu çalışmada öz- şefkat ve psikolojik esnekliğin depresyon ile arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Hasan Kalyoncu Üniversitesi'ne devam etmekte olan 495 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Beck Depresyon Ölçeği, Kabul ve Eylem Ölçeği-2, Öz-Şefkat Ölçeği ve Sosyo-Demografik Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde pearson korelasyon analizi, bağımsız örneklemler t testi, yol analizi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda temel olarak öz şefkat ve psikolojik esnekliğin depresyon için koruyucu etkenler olduğu saptanmıştır. Ayrıca öz şefkat ile depresyon arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı bir rolü olduğu da görülmüştür. Bu konuda yapılacak çalışmalar hem depresyonun önlenmesinde hem de depresyon tedavisinde yardımcı olabilir.
Lise öğrencilerine yönelik öz-şefkat geliştirme programının riskli davranışlar üzerindeki etkisi
Bu tezin amacı, lise öğrencilerine yönelik öz- şefkat geliştirme programının riskli davranışlar üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir lisede öğrenim görmekte olan 250 (9. ve 10. Sınıf) lise öğrencisine Riskli Davranışlar Ölçeği ve Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu uygulanmıştır. Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formundan düşük puan alan öğrenciler belirlenmiştir ve bu öğrencilerden de Riskli Davranışlar Ölçeğinden yüksek puan alan 39 öğrenci seçilmiştir. Yarı deneysel desenlerden 'öntest- sontest eşleştirilmiş kontrol gruplu desen' kullanılmıştır. Örneklem oluşturulurken çok aşamalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. İlk olarak amaçsal örnekleme sonucunda puanları denk olan öğrenciler eşleştirilmiştir. Eşleştirilen öğrencilerden her biri seçkisiz olarak deney, plasebo ve kontrol grubuna yerleştirilmiştir. Bu aşamada ise basit seçkisiz örnekleme yapılmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından oluşturulan "Öz-Şefkat Geliştirme Programı", placebo grubuna ise "Meslek Seçimi" programı uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Riskli Davranışlar Ölçeği ve Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Deneysel işlemin sonucunu test etmek üzere, kovaryans analizi (ANCOVA) yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öz- şefkat geliştirme programının, lise öğrencilerinin riskli davranışlarında azalma meydana gelmiştir. Ayrıca öz- şefkat geliştirme programının, lise öğrencilerinin öz şefkat düzeyleri üzerinde de etkili olduğu görülmüştür.
Öz şefkat ve eş desteğinin ilişkisel yılmazlık üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli çiftlerde eş desteği ve öz şefkat ile ilişkisel yılmazlık arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Korelasyonel desende tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiş 157 çiftten oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak İlişkisel Yılmazlık Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu ve Eş Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Aracı Model için Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada kadın ve erkeklerin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde öz şefkat ve eş desteği değişkenlerinin aktör ve partner etkilerinin incelendiği iki ayrı model test edilmiştir. Test edilen birinci modelde eşlerin sahip oldukları öz şefkat puanlarının artmasının kendi ilişkisel yılmazlıklarını arttırdığı (aktör etkisi) fakat eşlerinin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür (partner etkisi). İkinci modelde ise eşlerin eş desteği puanlarının artmasının kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin ilişkisel yılmazlıklarını arttırmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (partner etkisi). Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Zorbalık mağduriyetinin yordayıcıları olarak öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçlar: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmada lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyetini yordamada öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçların rolü ele alınmaktadır. Ayrıca lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyeti konusundaki görüşleri de nitel bulgular eşliğinde incelenmiştir. Bir karma yöntem araştırması olan bu çalışmada "Kişisel Bilgi Formu", "Çok Boyutlu Zorbalık Mağduriyeti Ölçeği", "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu", "Ergenler İçin Okulda Temel Psikolojik Gereksinimler Ölçeği","Çocukluk Deneyimleri Ölçeği" ve "Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi nicel boyutta 579 öğrenci, nitel boyutta 12 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin analizi için T-Testi, Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularında demografik değişkenlerden ekonomik durum, sınıf düzeyi ve okul türü ile öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçların zorbalık mağduriyetinin anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Ayrıca lise öğrencilerinin görüşleri ışığında zorbalık mağduriyetine ilişkin deneyimler, mağduriyetin etkileri, risk faktörleri ve koruyucu faktörler belirlenmiştir. Sonuç olarak, lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyetinin bireysel özellikler ve geçmiş yaşantılar ile ailesel ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ergenlerde öznel zindeliğin yordayıcısı olarak temel psikolojik ihtiyaçlar: Öz-şefkatin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı ergenlerde temel psikolojik ihtiyaçlar ile öznel zindelik arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü incelemektir. Araştırma çalışma grubunu Adana ilinde yer alan liselerde öğrenime devam eden 9., 10. ve 11. sınıflardan 336 kız ve 296 erkek olmak üzere toplamda 632 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin kişisel bilgilerine ilişkin veriler "Kişisel Bilgi Formu" öznel zindeliğe ilişkin veriler "Öznel Zindelik Ölçeği" (Ryan & Frederick, 1997), temel psikolojik ihtiyaçlara ilişkin veriler "İhtiyaç Doyum Ölçeği" (Deci & Ryan, 1991) ve öz-şefkate ilişkin veriler "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu" (Raes, Pommier, Neff & Van Gucht ,2011) aracılığı ile toplanmıştır. Ergenlerin öznel zindelik düzeyleri, temel psikolojik ihtiyaç doyumları ile öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişki Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu ile incelenmiştir. Öznel zindelik ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolü Hayes (2013) tarafından geliştirilen Process Makro ile analiz edilmiştir. Verilerin istatistiksel çözümlenmelerinde SPSS 25 ve Process Makro v4.1 programlarından yararlanılmıştır ve aracılığın etki büyüklüğü yorumlanırken Preacher ve Kelley (2011)'nin önerdiği değerler baz alınmıştır. Araştırma bulgularına göre öznel zindelik, temel psikolojik ihtiyaçlar ve öz-şefkat arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Temel psikolojik ihtiyaçların alt boyutları olan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçları ile öznel zindelik ve öz-şefkat arasında pozitif ilişkiler bulunmuştur. Özerklik, yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarının öznel zindeliği ve öz-şefkati anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Process Makro ile gerçekleştirilen aracılık analizinde özerklik, yeterlik ve ilişki olma ile öznel zindelik arasında öz-şefkatin aracı rolü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öznel zindelik, temel psikoloji ihtiyaçlar, öz-şefkat
Öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde farklı tür liselerde çalışan 310 öğretmen katılmıştır. Araştırmada 'Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği' ve 'Öz-duyarlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma verileri ANOVA, t testi ve Pearson Korelasyon analizi ile elde edilmiştir. Bulgulara bakıldığında; toplam mükemmeliyetçilik puanlarının cinsiyet ve medeni hal değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Erkek öğretmenlerin kadınlara göre; evli öğretmenlerin bekarlara göre daha mükemmeliyetçi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Toplam öz-duyarlık puan ortalamalarında anlamlı farklılığa rastlanamamıştır. Mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarına bakıldığında; 'düzen' alt boyutunda cinsiyet göre; 'hatalara aşırı ilgi' alt boyutunda; cinsiyet, yaş, medeni hal ve çalışma yılına göre 'ailesel eleştiri' alt boyutunda yaşa göre; 'kişisel standartlar 'alt boyutunda cinsiyete göre; 'davranışlardan şüphe' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öz duyarlığın alt boyutlarına bakıldığında; 'öz-sevecenlik' alt boyutunda yaş ve çalışma yılına göre; 'izolasyon' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öğretmenlerin mükemmeliyetçilikleri ve öz-duyarlıkları arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Öz-duyarlığın olumlu alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında negatif; öz-duyarlığın olumsuz alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında ise pozitif düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, öz-duyarlık, öğretmenler
Genç yetişkinlerde akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü
Bu araştırmada genç yetişkinlerin akılcı olmayan inançları ile öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkide affetme ve affetmenin alt boyutları kendini affetme, başkalarını affetme ve durumu affetmenin aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesinde çeşitli fakültelerde lisans, yüksek lisans ve formasyon düzeyinde öğrenim gören 523 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Akılcı Olmayan İnanç-K Formu", "Öz-Anlayış Ölçeği" ve "Heartland Affetme Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS makro programı PROCESS v.3.3. kullanılmış ve regresyon modelinden yararlanılarak işlem yapılmıştır. Analizler sonucunda akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış, affetme, kendini affetme ve durumu affetme arasında negatif yönde, düşük ve anlamlı düzeyde ilişki bulunurken, akılcı olmayan inanç ile başkalarını affetme arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı görülmüştür. Öz-anlayışın; affetme, kendini affetme ve durumu affetme ile pozitif yönde, orta ve anlamlı düzeyde; başkalarını affetme ile pozitif yönde, düşük ve anlamlı düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür. Akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasındaki ilişkide aracılık modellerine bakıldığında ise bu ilişkide affetme ve durumu affetmenin kısmi aracı, kendini affetmenin de tam aracı etkisinin olduğu görülmüştür. Akılcı olmayan inanç ile öz-anlayış arasında başkalarını affetmenin aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak katı, değişmez, mantıkdışı inançlarını terk eden ve öz-anlayış düzeyleri yüksek bireylerin kendilerini ve yaşadıkları durumu daha kolay affedebilecekleri söylenebilir.
Ergenlerde, mükemmeliyetçilik ile bilişsel esneklik arasındaki ilişkide iyimserlik, öz şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün incelenmesi ve geliştirilen bilişsel esneklik psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesi
Araştırmanın amaçlarından birisi, ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkide, iyimserliğin, öz-şefkatin ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün olup olmadığının belirlemesidir. Araştırmanın bir diğer amacı ise iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluş temel alınarak hazırlanan bilişsel esneklik psikoeğitim programının, ergenlerin bilişsel esneklik düzeyleri üzerinde etkili olup olmadığının incelenmesidir. Böylece teorik olarak bilişsel esnekliğe etki eden faktörler belirlenip bilişsel esneklik üzerine deneysel bir çalışma yapılarak ergenler için kapsamlı bir model oluşturulması hedeflenmiştir. Bu araştırmada, birbirine entegre edilen iki model kullanılmıştır. Bu modellerden birincisi, ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkide, iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı rolünün olup olmadığının belirlemesinde kullanılan yordayıcı korelasyonel modelidir. İkinci model ise aracı değişkenlerin (iyimserlik, öz-şefkat ve psikolojik iyi oluş) temel alınarak geliştirilen psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesinde kullanılan deneysel yöntemlerden, öntest-sontest kontrol gruplu modeldir. Bu araştırmanın yönteminde çeşitlemeye gidildiğinden, araştırmada kullanılan ilişkisel ve deneysel yöntemlerin uygulanmasında iki ayrı çalışma grubu kullanılmıştır. Birinci çalışma grubu Konya ilinde, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün izni ile belirlenen liselerde öğrenim gören 714 öğrenciden oluşmaktadır. İkinci çalışma grubu ise, bilişsel esneklik psikoeğitim programının sınanmasında yer alan 12'si deney ve 12'si kontrol grubunu oluşturan Meram Naciye Mumcuoğlu Anadolu Lisesinde öğrenim gören 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verileri Bilişsel Esneklik Ölçeği, Frost çok boyutlu mükemmeliyetçilik ölçeği, İyimserlik kötümserlik ölçeği, Öz-şefkat ölçeği kısa formu ve Psikolojik iyi oluş ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması olan deneysel uygulamada, deney grubu ile araştırmanın aracı değişkenlerinden öz şefkat ve psikolojik iyi oluş değişkenleri temel alınarak hazırlanmış olan sekiz oturumdan oluşan bilişsel esneklik psikoeğitimin programı uygulanmıştır. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney ve kontrol grubundan her iki gruba da psikoeğitim programı öncesi ve sonrasında bilişsel esneklik ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, mükemmeliyetçilik ile bilişsel esneklik arasındaki ilişkide öz-şefkat ve psikolojik iyi oluşun aracı bir rol oynadığı, iyimserliğin ise aracılık etmediği belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması olan deneysel uygulama sonucunda da uygulanan bilişsel esneklik psikoeğitim programının ergenlerin bilişsel esnekliklerini artırmada etkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış, ergenler üzerinde etki gücüne sahip öğretmenlere, ebevenlere ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.
Bilişsel çarpıtmalar ile affetme arasındaki ilişkide iyimserlik, öz şefkat, özgecilik ve şükran duymanın aracılık rolünün incelenmesi: Affetmeye yönelik geliştirilen psikoeğitim programının etkililiğinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, bilişsel çarpıtmaların beliren yetişkinlerin kendilerini, başkalarını ve durumları affetmeleri üzerindeki etkisinde pozitif psikolojinin kavramları olarak gösterilen iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duymanın aracı rolünün olup olmadığını belirlemek ve aracılık etkisi kanıtlanan değişkenler temel alınarak hazırlanan affetmeye yönelik psikoeğitim programının, beliren yetişkinlerin affetmeleri üzerinde etkili olup olmadığını incelemektir. Bu doğrultuda değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesi için ilişkisel araştırma modeli, affetmeye yönelik psikoeğitim programının etkisinin sınanması için ise deneysel araştırma modeli kullanılmış olup araştırma yönteminde çeşitleme yoluna gidilmiştir. Araştırma sürecinde iki farklı çalışma grubu kullanılmıştır. İlişkisel verilerin elde edildiği birinci çalışma grubu, beliren yetişkinlik döneminde bulunan 488 üniversite öğrencisinden oluşturulmuştur. Birinci çalışma grubunun yaş aralığı 18 ila 32 arasında değişmekte iken yaş ortalaması 20.32'dir. Deneysel verilerin elde edildiği ikinci çalışma grubu ise 14'ü deney grubunda 14'ü de kontrol grubunda yer almak üzere toplamda 28 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Deney grubunun yaş ortalaması 20.84, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 20.79'dur. Araştırmada veriler; araştırmacılar tarafından oluşturulan demografik bilgi formu, Heartland Affetme Ölçeği, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, İyimserlik Ölçeği, Öz-Şefkat Ölçeği, Özgecilik Ölçeği ve Şükran Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. İlişkisel verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkinin saptanması için Pearson Korelasyon Katsayısı, Örtük Değişkenli Aracılı Yapısal Model ve Bootstrap Analizi kullanılmıştır. Deneysel verilerin analizinde ise non-parametrik analizler kullanılmış olup, Mann Whitney U-Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duyma değişkenlerinin, bilişsel çarpıtmalar ile kendini ve başkasını affetme arasında kısmi aracılık, bilişsel çarpıtmalar ile durumu affetme arasında ise tam aracılık rolünün istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Kendini affetme modelinde öz-şefkat, başkasını affetme modelinde özgecilik ve durumları affetme modelinde ise iyimserlik en yüksek etkiye sahip aracılar olarak tespit edilmiştir. Ayrıca aracı değişkenlerin desteklendiği affetmeye yönelik psikoeğitim programına katılan deney grubunun kendilerini, başkalarını ve durumları affetme puanları, kontrol grubuna göre pozitif yönde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Deney grubundaki beliren yetişkinlerin affetme puanları üzerindeki bu farklılık, yapılan izleme ölçümünde de kalıcılığını korumuştur. Bu bağlamda affetmeye yönelik psikoeğitim programının, beliren yetişkinlerin affetme düzeylerini artırdığı ifade edilebilir. Sonuç olarak bilişsel çarpıtmaların beliren yetişkinlerin affetmeleri üzerindeki olumsuz etkisini kırmak ve affetme becerilerini artırmak için pozitif psikolojinin kavramları arasında gösterilen iyimserlik, öz-şefkat, özgecilik ve şükran duyma değişkenlerinden faydalanılabileceği söylenebilir.
Spor bilimleri fakültesindeki sporcu öğrencilerde bilinçli farkındalık ve öz şefkatin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, spor bilimleri fakültesindeki sporcu öğrencilerde bilinçli farkındalık ve öz şefkat ilişkisini incelemektir. Bununla birlikte, mevcut katılımcılarda bilinçli farkındalık ve öz şefkatin cinsiyet, edinilen en yüksek sportif derece ve bireysel ya da takım sporcusu olma durumlarına göre anlamlı şekilde değişip değişmediğini araştırmaktır. Araştırmanın katılımcılarını Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesindeki sporcu öğrenciler oluşturmaktadır. 2019-2020 bahar yarıyılında Gazi Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören toplamda 256 sporcu öğrenci kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılar, psikiyatrik ilaç kullanmayan ve psikolojik destek almayan kişilerden oluşmaktadır. Sporcu öğrenciler 18-32 yaş aralığında ve yaş ortalamaları 21.74'tür (SS=4.04). Sporcuların 91'i kadın 146'sı ise erkektir. Araştırmada, kişisel bilgi formu ile birlikte sporcularda bilinçli farkındalığı ölçmek için Sporcu Bilinçli Farkındalık Ölçeği, öz şefkati ölçmek için ise Öz Şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 23.00 ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, bilinçli farkındalık toplam puanı ve farkındalık alt boyut puanı kadın sporcularda anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Bireysel ve takım sporcularında bilinçli farkındalığın alt boyutu olan farkındalık toplam puanı anlamlı şekilde kadın sporcularda daha yüksektir. Bilinçli farkındalığın alt boyutu yeniden odaklanma puan ortalaması bireysel sporcularda takım sporcularına göre anlamlı şekilde daha yüksektir. Türkiye derecesi elde etmiş sporcular herhangi bir derece elde edememiş sporculara göre bilinçli farkındalığın yargılamama alt boyutundan anlamlı şekilde daha yüksek puan almışlardır. Genel örneklemde, bireysel ve takım sporcularında bilinçli farkındalık, farkındalık ve yeniden odaklanma ile öz şefkat arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.
Effects of self-compassion exercises on flow state, enjoyment/anxiety and self-compassion during language learning
This embedded mixed-method study examines the effects of self-compassion exercises on flow state, enjoyment/anxiety, and self-compassion during language learning at Karadeniz Technical University preparatory classes level B1. Self-compassion exercises were adapted to language learning context for this study. Self-compassion treatment was carried out with three volunteering participants for eight weeks. The quantitative data was collected through scales (SCS, FLES, FLCAS, FSSEFLC) as pre-test and post-test. The qualitative data was gathered through semi-structured interviews. Pre-test and post-test scores were compared through statistical analysis which revealed statistically significant and not statistically significant results. The interview results were analyzed via descriptive coding. The qualitative results showed that the participants experienced a meaningful change in their positive and negative emotions after self-compassion treatment.
Erkeklerde öz-şefkat ve şiddet eğiliminin incelenmesi: Toroslar örneği
Bu çalışma, erkeklerde öz-şefkat ve şiddet eğiliminin incelenmesini araştırmayı amaçlamıştır. Ayrıca, bu çalışma ile katılımcıların yaş, kardeş sayısı, eğitim düzeyi, medeni durum ve gelir düzeyi gibi demografik özelliklerine, sosyal medya kullanım sıklıklarına, psikolojik sorunlarının olup olmama ve psikolojik destek alıp almama durumlarına ulaşılmak amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcılarını, Mersin ilinin Toroslar ilçesindeki 18 yaş ve üzeri erkek bireyler (364 katılımcı) oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında katılımcıların şiddet eğilim düzeylerini belirlemek amacıyla Şiddet Eğilim Ölçeği, öz-şefkat düzeylerini belirlemek amacıyla Öz-Duyarlık Ölçeği ve katılımcıların demografik bilgilerini, sosyal medya kullanım sürelerini, psikolojik sorunlarının olup olmama ve psikolojik destek alıp almama durumlarını belirlemek amacıyla Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi gerçekleştirilmeden önce katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların normal dağılım gösterip göstermediği doğrultusunda karar verilmiştir. Bu bağlamda araştırmada katılımcıların öz-şefkat ve şiddet eğilimi arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların yaşa, kardeş sayısına, eğitim düzeyine, anne ve baba eğitim durumlarına, çocukluğun geçtiği yere, medeni duruma, çocuk sayısına, gelir düzeyine ve sosyal medya kullanım sıklıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde normal dağılım gösteren boyutlarda tek yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen boyutlarda ise Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Benzer şekilde katılımcıların Şiddet Eğilimi ve Öz-Duyarlık Ölçeklerinden almış oldukları puanların anne ve babalarının medeni durumuna, çocuklarının olup olmamasına, psikolojik sorunlarının olup olmamasına ve psikolojik yardım alıp almamalarına göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde normal dağılım gösteren puanlar için t testinden, normal dağılım göstermeyen durumlar içinse Mann Whitney U Testi'nden faydalanılmıştır. Sonuç olarak, erkeklerin şiddet eğilimi, öz-şefkat ve öz-şefkatin alt boyutlarında yaş düzeylerine göre anlamlı düzeyde bir farklılaşma bulunamamıştır. Fakat erkeklerin aşırı özdeşleşme, öz yargılama ve izolasyon alt boyutu sıra ortalamalarının kardeş sayısına göre; Öz-Duyarlık Ölçeğinin toplam sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma, öz sevecenlik, bilinçlilik alt boyutu puanlarının eğitim düzeylerine göre; şiddet eğilimi, öz yargılama ve izolasyon alt boyutu sıra ortalamalarının çocukluğun geçtiği yere göre; öz-şefkat sıra ortalamalarının ve bilinçlilik puanlarının çocuklarının olup olmamasına göre; aşırı özdeşleşme sıra ortalamalarının çocuk sayısına göre; öz-şefkat, öz yargılama ve izolasyon sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma, öz sevecenlik ve bilinçlilik puanlarının gelir düzeyine göre; öz sevecenlik alt boyutu puanlarının sosyal medya kullanım sürelerine göre, şiddet eğilimi, aşırı özdeşleşme ve öz yargılama sıra ortalamalarının ve paylaşım bilincinde olma alt boyutu puanlarının psikolojik sorun durumlarına göre; öz-şefkat, aşırı özdeşleşme ve öz yargılama sıra ortalamalarının psikolojik yardım alma durumlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların şiddet eğilimi ile öz-şefkat düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Öz-şefkatin alt boyutları açısından incelendiğinde ise katılımcıların şiddet eğilimleri ile aşırı özdeşleşme, öz yargılama ve izolasyon puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu görülmektedir. İlişkilerin yönü ve düzeyi açısından değerlendirilecek olduğunda şiddet eğilimi arttıkça aşırı özdeşleşmenin, öz yargılamanın ve izolasyonun da arttığı, şiddet eğilimi azaldığında ise öz-şefkatin arttığı, bu ilişkinin anlamlı fakat düşük düzeyde olduğu söylenebilmektedir (Büyüköztürk, 2015).
The association between self-compassion, abstract processing, and state rumination: The role of cognitive flexibility
Self-compassion is a concept that encompasses three dimensions: self-kindness, common humanity, and mindfulness. The protective role of self-compassion on mental health has been well documented, yet more studies are needed to uncover its association with transdiagnostic risk factors. As a form of repetitive negative thinking, rumination has been found to be a transdiagnostic risk factor linked especially with affective disorders. Most studies investigating rumination have conceptualized it as a trait construct. However, a recent conceptualization entails that levels of rumination may be altered momentarily, which is called state rumination. The current study strived to explore the relationship between self- compassion versus abstract processing and state rumination using an experimental design. The role of cognitive flexibility was also explored within this relationship. 286 participants who were mostly female university students with a mean age of 22 were randomly assigned to compassionate writing and abstract processing writing conditions following a rumination induction procedure. The data were analyzed using a 2 x 2 x 2 mixed ANCOVA. The results showed that participants who received the compassionate writing manipulation reported significantly lower state rumination levels when compared with participants who received the abstract processing writing manipulation. However, differing levels of cognitive flexibility did not make a significant difference in the state rumination levels of participants. A significant post-hoc effect suggested that a higher level of cognitive flexibility is associated with a lower level of state rumination regardless of the experimental manipulation for participants who have undertaken psychotherapy. Implications of findings, limitations of the present study, and future research directions are discussed. Keywords: self-compassion, abstract processing, state rumination, cognitive flexibility, analog study
Majör depresif bozukluk tanısı konmuş kadınların depresyon düzeyi ile çocukluk çağı istismarı arasındaki ilişkide öz-şefkat ve psikolojik dayanıklılığın aracı rollerinin araştırılması
AMAÇ: Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağı cinsel istismar öyküsü bildiren depresyon tanısı almış kadınların çocukluk çağı travmaları ve depresyon düzeyi arasındaki ilişkide öz-şefkat ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin aracı rolü olup olmadığını incelemektedir. Ayrıca, araştırmanın diğer bir amacı, cinsel istismar öyküsü bildirmeyen kadınlarla öz-şefkat, psikolojik dayanıklılık ve çocukluk çağı travma alt boyutları bakımından karşılaştırmasını yapmaktır. YÖNTEM: Araştırma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş olup, uygun örnekleme yöntemi ile kesitsel bir çalışma yapılmıştır. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde ayaktan tedavi gören majör depresif bozukluk tanısı konmuş 100 kadın araştırmaya katılmıştır. Yapılan klinik görüşmelerle, kadınların çocukluk çağı cinsel istismara maruz kalma durumuna göre gruplara ayrılmıştır. Katılımcılara, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Klinik Görüşme Formu, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği, Öz-duyarlılık Ölçeği, Yetişkin Dayanıklılık Ölçeği, Genel Aidiyet Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada grupların karşılaştırılması için t-test; korelasyonel analiz için Pearson Korelasyonu, aracı rolün incelenmesi için hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. BULGULAR: Araştırmada elde edilen bulgulara göre, cinsel istismar öyküsü bildiren majör depresif bozukluk tanısı konmuş kadınların olumsuz öz-şefkat alt boyutlarından öz-yargılama ve izolasyon puanları daha yüksek; olumlu öz-şefkat alt boyut puanlarından bilinçlilik ve paylaşımların bilincinde olmak alt boyutları sadece majör depresif bozukluk tanısı konmuş gruba kıyasla anlamlı düzeyde daha düşüktür. Psikolojik dayanıklılık alt boyutlarından yapısal stil, aile uyumu ve gelecek algısı puanlarının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulunmuştur. Korelasyon ve regresyon bulguları incelendiğinde, cinsel istismar öyküsü bildiren majör depresif bozukluk tanısı konmuş kadınların depresyon düzeyleri, psikolojik dayanıklılık sosyal kaynaklar ve sosyal yeterlilik alt boyutları tarafından negatif yönlü; öz-şefkat izolasyon alt boyutu tarafından pozitif yönlü ve anlamlı düzeyde yordanmaktadır. Ayrıca, cinsel istismar öyküsü bildiren majör depresif bozukluk tanısı konmuş kadınların cinsel istismara yönelik değişkenleri bakımından öz-şefkat ve psikolojik dayanıklılık alt boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. SONUÇ: Araştırma bulguları doğrultusunda, majör depresif bozukluk tanısı konmuş cinsel istismar öyküsü bildiren kadınlarda depresyon, öz-şefkat ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkinin cinsel istismar öyküsü bildirmeyen majör depresif bozukluk tanısı konmuş kadınlara kıyasla daha yüksek olmasının özellikle travmatik deneyimle ilişkilendirilebilecek depresyonun şiddetini azaltmaya yönelik öz-şefkat ve dayanıklılık becerilerinin önemi ortaya koyulmuştur. Ruh sağlığı alanında verilen hizmetler kapsamında, özellikle travmatik deneyimler ve eşlik eden psikopatolojilere yönelik koruyucu ve geliştirici olması bakımından söz konusu değişkenlerin değerlendirilebileceği ve ileri araştırmalarla desteklenebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Cinsel İstismar, Öz-şefkat, Psikolojik Dayanıklılık, Travma.