Self compassion

151 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı akran zorbalığının fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırmayla ilişkisinde öz-şefkatin aracı rolü

İnsanlar hayatlarının önemli bir bölümünde başkalarıyla etkileşim halindedir. İnsanların kendilerine ilişkin algıları bu etkileşimler tarafından şekillenmekte ve bu etkileşimler aynı zamanda kendilerini nasıl gösterdiklerini de etkilemektedir. Çocukluk çağında bireylerin akranları ile kurduğu iletişim yetişkinlikte de çevreleri ile olan iletişimlerini ve kendilerine karşı tutumlarını farklı şekillerde etkilemektedir. Yapılan araştırmalar çocukluk çağı akran zorbalığına uğramış bireylerin öz-şefkat seviyelerinin daha düşük olduğunu ve kendilerini akranlarına kıyasla daha değersiz, güçsüz, itici vb. hissettiklerini söylemektedir. Bu araştırmalarda sosyal karşılaştırmanın fiziksel boyutuna bakılmamış ve sosyal medya üzerinde konunun çalışılmamış olması araştırmanın amacını oluşturmuştur. Yapılan korelasyon ve aracı değişken analizleri sonrası, öz-şefkatin çocukluk çağı akran zorbalığı ve fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırma arasında tam aracılık rolü olduğu görülmüştür. Bulgular çocuklukta akran zorbalığına uğramış bireylerin yetişkinlikte öz-şefkat seviyelerinin düşük olduğunu ve öz-şefkat seviyeleri düşük olan bireylerin daha olumsuz fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırma yapmaya meyilli olduğunu göstermektedir. Cinsiyetin ise bu ilişkide düzenleyici bir rolünün olmadığı görülmüştür. Sonuçlar alanyazından elde edilen bilgiler çerçevesinde değerlendirilmiş olup, araştırmanın alanyazına katkısı, sınırlılıkları ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

Akran zorbalığıSosyal karşılaştırmaSosyal medya+1
Ece Polat
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öz şefkatin yeme tutumu, besin seçimi ve beden kitle indeksi ile ilişkisinin araştırılması

Öz şefkat ve beden kitle indeksi ilişkisini (BKİ), yeme tutumu ve besin seçimi gibi beden ağırlığını etkileyen faktörler doğrultusunda inceleyen sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Mevcut kesitsel çalışmada, yetişkin katılımcılarda (n=177) öz şefkat, yeme tutumu, yüksek enerji yoğunluklu besin seçimi ve BKİ ilişkisi incelenmiştir. Çalışmamızda, öz şefkat ve BKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. Toplam öz şefkat skoru ve paylaşımların bilincinde olma ile kontrolsüz yeme arasında negatif korelasyon görülürken, bilişsel kısıtlayıcı yeme öz yargılama ile pozitif yönde; paylaşımların bilincinde olma ile ters yönde ilişkili bulunmuştur. Artan öz şefkat skoru azalan yüksek enerji yoğunluklu içecek tüketim sıklığı ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, artan öz şefkat skoru doymuş yağ ve şeker içeriği yüksek bazı besinler ve hazır paketli gıdaların tüketim sıklığında azalma ile paralellik göstermiş ancak bu ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Kontrolsüz yeme, duygusal yeme ve bilişsel kısıtlayıcı yeme ile BKİ arasında saptanan negatif ilişkinin ise egzersiz durumu doğrultusunda değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Bilişsel kısıtlayıcı yeme ile enerji yoğunluğu yüksek bazı besinlerin tüketim sıklığı arasında ters yönlü ilişki gösterilirken, duygusal yeme ve kontrolsüz yeme skorları yüksek enerji yoğunluklu belirli besinlerin tüketim sıklığında artış ile paralellik göstermiştir. BKİ ve çalışmamızda sorgulanan yüksek enerji yoğunluklu besinlerin tüketim sıklığı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır. Çalışmamızda, öz şefkat, yeme tutumu ve besin seçimi arasında ilişkiler belirlenmiş olup bu bulgular kilo yönetiminde psikolojik risk faktörlerinin iyi tanımlandığı davranış değiştirme müdahalelerinin geliştirilmesinde bu alanın profesyonellerine ışık tutacaktır. Anahtar Kelimeler: Öz Şefkat, Yeme Tutumu, Besin Seçimi, BKİ, Kilo Yönetimi

Besin tercihleriBeslenmeKilo değişimi+4
Şehnaz Ayar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin profesyonel tutumlarının kontrol odağıyla ilişkisi: Öz duyarlığın aracı rolü

Bu tanımlayıcı-ilişkisel tasarımdaki araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin profesyonel tutumlarının kontrol odağı ile ilişkisinde özduyarlığın aracı rolününün incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde lisans düzeyinde hemşirelik eğitimi veren dört hemşirelik programında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 295 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Kontrol Odağı Ölçeği, Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği ve Özduyarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sıklık, yüzde, ortalama±standart sapma kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerde bağımsız grup karşılaştırmaları ki-kare veya Fisher testleri, sürekli değişkenlerde ise Student t-testi veya Tek Yönlü ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Parametrik kolerasyon analizlerinde Pearson testi, ölçekler arasındaki nedensellik ilişkileri lineer regresyon modeli kullanılarak incelenmiştir. Pofesyonel tutuma etki eden bağımsız faktörlerin belirlenmesi için yapısal eşitlik modellemesi ve özduyarlığın aracı rolü aracı değişken analizi için yeniden örnekleme (bootstrap estimates), yanlılığı düzeltilmiş yüzdelik (Bias corrected percentile) methodu kullanılmıştır. Öğrencilerin Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği puan ortalaması 119,1±25,4; Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği puan ortalaması 106,9±20,2; Özduyarlık Ölçeği puan ortalaması ise 84,3±13,6'dır. Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği ile Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği (p<0,001) ve Özduyarlık Ölçeği (p<0,001) arasında negatif kolerasyon mevcuttur. Özduyarlık düzeyi ile profesyonel tutum arasında anlamlı derecede pozitif yönlü kolerasyon (p=0,001) bulunmaktadır. Kontrol odağı ile profesyonel tutum arasındaki ilişkide özduyarlığın kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur [standardize indirekt etki katsayısı- 0,094 (95% CI: - 0,135; -0,05, p=0,013)]. Çalışmamızda öğrencilerin profesyonel tutumlarının yüksek ve özduyarlıklarının ortanın üstü; kontrol odaklarının iç kontrol odağı eğilimli olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda hemşire eğitimcilerine ve politika yapıcılara hemşirelik son sınıf öğrencilerinin mesleki tutumları, kontrol odağı eğilimleri ve özduyarlıklarının mezuniyet öncesi değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Aracılık etkinlikleri ve stratejileriDenetim odağıHemşireler+4
Berna Reşitoğlu Gültekin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik belirtilerin riskli davranışlarla ilişkisinde içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma, kontrol odağı, umut ve öz-şefkatin etkisi: Türkiye üniversite örnekleminde bir inceleme

Psikolojik belirtilerle sıklıkla birlikte gözlenen ve beliren yetişkinlik açısından önem arz eden (Arnett, 2018; Üner ve ark., 2018) riskli davranışların önlenmesi için, davranış düzeyiyle ilişkili sosyodemografik ve psikolojik etmenlerin bir arada incelenmesi önerilmektedir (Hayes ve ark., 2011). Mevcut çalışma Jessor'un Problem Davranış Kuramı temelinde (Jessor, 2016; 2017) riskli davranışların psikolojik belirtilerle ilişkisinde psikolojik destek almaya yönelik içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma algılarının aracılık rolleri ile kontrol odağı, umut ve öz-şefkat bireysel etmenlerinin düzenleyici rollerini inceleyerek olası müdahalelere zemin hazırlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'deki 18-30 yaş aralığında (Ort. = 21.34 , SS = 2.75) 258'i (52,7) kadın ve 232'si (47,3) erkek olmak üzere 490 lisans öğrencisine çevrimiçi anket yöntemiyle ulaşılarak Demografik Bilgi Formu, Riskli Davranışlar Ölçeği-Üniversite Formu (RDÖ-ÜF), Kısa Semptom Envanteri (KSE), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği (PYANSDÖ), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Kendini Damgalama Ölçeği (PYANKDÖ), Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, cinsiyet farkları T-testleri, yordayıcı etkileri Hiyerarşik Regresyon, aracılık ve düzenleyicilik rolleri ise SPSS PROCESS basit aracı ve düzenleyici değişken analizleriyle incelenmiştir. İntihar eğiliminde cinsiyet farkı gözlenmezken, antisosyal davranışlar, madde, alkol, sigara kullanımı, okul terki ve sağlıksız beslenme gibi diğer riskli davranışların erkeklerde; psikolojik belirti toplam puanı ile birlikte hostilite dışındaki anksiyete, olumsuz benlik, depresyon ve somatizasyon alt puanların kadınlarda daha yaygın olduğu görülmüştür. Psikolojik belirtiler ve riskli davranış ilişkilerinde alkol, sigara kullanımı, intihar eğilimi ve okul terkinde sosyal damgalanmanın; madde kullanımında kendini damgalamanın; beslenmede her ikisinin pozitif yönde aracılık ettiği görülmüştür. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Çalışma sonucunda riskli davranışlara karşı koruyucu çalışmalarda sosyal ve kendini damgalamanın önüne geçmek adına psikolojik yardım almayı normalleştirmenin yararlı olabileceği; intihar eğilimi, antisosyal davranışlar ve okul terkini önleyici müdahalelerde ise umut ve öz-şefkate odaklanılması önerilmiştir.

DamgalamaDenetim odağıKendini damgalama+7
Ayşe Özlem Torunoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları, yetişkinlik döneminde bağlanma biçimi ve öz anlayış arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının gelecek yaşamdaki psikolojik sorunlarla ilişkili olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bireylerin çocukluk yıllarında ihmal ve istismar yaşantılarına maruz kalması, güvensiz bağlanma geliştirmelerine neden olarak yetişkin yaşantılarındaki ilişkilerini etkileyebilmektedir. Çocuklukta yaşanan travmaların ve güvensiz bağlanma biçimlerinin sağlıklı süreçlerle ilişkilendirilen öz anlayışı da olumsuz etkilediği düşünülebilir. Bu araştırma, bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaları, bağlanma ve öz anlayış arasındaki ilişkileri araştırmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları, bağlanma ve öz anlayış düzeyinin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi ve psikiyatrik tanının olup olmaması gibi değişkenlere bağlı olarak incelenmesi çalışmanın diğer hedefleridir. Anketler online formlar üzerinden uygulandığından, örneklem, yansız olarak ulaşılan ve farklı gruplardan oluşan 18 yaş üzeri kişilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 212'si (%70,7) kadın, 88'i (%29,3) erkek olan 300 kişi katılmıştır. Bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Öz Anlayış Ölçeği kullanılmıştır. Duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel istismar ve fiziksel ihmal alt boyutlarının kaygılı bağlanma, duygusal ihmal alt boyutunun ise kaçınan bağlanma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Duygusal ihmal ve duygusal istismar ve kaygılı bağlanmanın katılımcıların öz anlayış düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre, tedavi sürecinde bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaların ve bağlanma biçimlerinin birlikte ele alınması, bunu yaparken öz anlayış düzeyinin artırılmasının iyileşme sürecine katkıda bulunacağı düşünülebilir.

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik+6
Esra Peker
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

(Psikolojik) doğum sırası, kuşak farkı ve Öz-Anlayış arasındaki ilişki üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, gerçek ve psikolojik doğum sırası olarak tanımlanan ve bireylerin kişisel gelişiminde rol oynadığı iddia edilen durum ile bireylerin öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkiyi kuşak farklılığını da göz önünde bulundurarak araştırmaktır. Bu kavramlar, farklı bağlamlarda ilgili akademik yazında ayrı ayrı ele alınmış olmasına rağmen birbirleri ile olan ilişkisi incelenmemiştir.Bu amaçla geliştirilen araştırma modeli ilgili akademik yazında ilk defa önerilip test edileceğinden özgün bir değer ortaya koymaktadır. Araştırma yöntemi kapsamında tek ve çift yönlü ANOVA ile korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları gerçek doğum sırası ile Öz-Anlayış arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin varlığını ortaya koymaktadır. Bununla beraber kuşak farklılıklarının etkisi istatistiksel olarak anlamsızdır. Psikolojik doğum sırası ile öz-anlayış değerleri arasında ise negatif ve istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur.

Anova testiKuşak çatışmasıKuşaklar+2
İlknur Uz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kanadalı ve Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış, merhamet ve duygusal zekalarının karşılaştırılması

Bu araştırma sosyo-demografik özelliklere göre Kanadalı ve Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış, duygusal zeka ve merhamet duygularının arasında fark olup olmadığını araştırmaktadır. Araştırma 10 yıldan fazla süredir Kanada'da yaşamak koşuluna bakılarak; Toronto ve Ryersen üniversitesindeki öğrencilerle, Türkiye'de yaşayan İstanbul Arel Üniversitesi, İstanbul Kültür Üniversitesi ve Sabahattin Zaim Üniversitesi'ndeki üniversite öğrencileri ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri; psikoloji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, mühendislik, hukuk, tıp, işletme bölümünde okuyan kişilerden oluşmaktadır. Araştırmada Kanadalı öğrencilere uygulama yapılırken Öz Anlayış ölçeği, Duygusal Zeka Ölçeği, Merhamet ölçeklerinin yabancı versiyonları kullanılmıştır. Türkiye'de ise Tükçeye adapte edilmiş, geçerliliği ve güvenirliği yapılmış ölçeklerin Türkçe versiyonları kullanılmıştır. Araştırma verileri Spss 23 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma analizlerinde T-testi, Korelasyon analizi, Çok yönlü varyans analizi ve Manova yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları Türk üniversite öğrencilerinin öz anlayış düzeylerinin, Kanadalı üniversite öğrencilerinin öz anlayış düzeylerinden daha yüksek olduğu yönündedir. Aralarındaki fark istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka ölçeği alt ölçeği olan sosyallik ülkeye göre farklılaşmaktadır. Türkiye'de yaşayan katılımcıların puan ortalaması Kanada'da yaşayan katılımcıların puan ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Merhamet Ölçeğinin alt ölçekleri; sevecenlik, umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme yaşanılan ülkeye göre farklılaşmaktadır. Türkiye'de yaşayan katılımcıların sevecenlik alt ölçeği puan ortalaması Kanada'da yaşayan katılımcıların sevecenlik alt ölçeği puan ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Kanada'da yaşayan katılımcıların umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme alt ölçekleri puan ortalaması Türkiye'de yaşayan katılımcıların umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme viii alt ölçekleri ortalamasından anlamlı biçimde yüksektir. Ülke ve sınıf düzeyi değişkenine ilişkin sosyallik, duygusal zeka genel ve ilişki kesme alt ölçekleri puan ortalaması arasında anlamlı derecede fark bulunmuştur. Bununla birlikte duygusallık, sevecenlik ve bilinçli farkındalık alt ölçekleri, kadın katılımcıların puan ortalaması, erkek katılımcıların puan ortalamasından anlamlı şekilde yüksektir. Umursamazlık, bağlantısızlık ve ilişki kesme alt ölçekleri ise, erkek katılımcıların ortalaması, kadın katılımcıların ortalamasından anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelime: Duygusal Zeka, Öz Anlayış, Merhamet

Duygusal zekaKanadaMerhamet+5
Seray Yazıcıoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal görünüş kaygısının yordayıcıları olarak kişilik özellikleri ve öz anlayış

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinde sosyal görünüş kaygısının yordayıcıları olarak kişilik özellikleri ve öz anlayışın etkisinin belirlenmesidir. Sosyal görünüş kaygısı, kişilik özellikleri ve öz anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de araştırmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da üniversitede öğrenim gören bireyler oluştururken, örneklemi ise 50'si kadın, 50'si erkek olmak üzere toplam 100 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Yapılan araştırma tanımlayıcı tarama modelini içermektedir. Örneklem grubundaki gönüllü olan katılımcılara Sosyodemografik Form, Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Öz Anlayış Ölçeği uygulanmıştır. Demografik özelliklerin, değişkenler üzerinde etkisinin belirlenmesi için "T- Testi" kullanılmıştır. Kişilik özellikleri ile öz anlayışın, sosyal görünüş kaygısı üzerindeki etkisinin belirlenmesi için de regresyon analizi yapılmıştır. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre öz anlayış düzeyleri incelendiğinde kadınların öz anlayış düzeylerinin, erkeklere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre kişilik özellikleri incelendiğinde dışa dönüklük düzeyinde anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir. Erkeklerin dışa dönüklük düzeyleri, kadınlara göre anlamlı biçimde daha yüksektir. Duygusal Dengesizlik/Nevrotizm düzeyinin artması sosyal görünüş kaygısını artırmaktadır. Dışa dönüklük düzeyinin artması sosyal görünüş kaygısını azaltmaktadır.

KişilikKişilik özellikleriSosyal görünüş kaygısı+2
Ezgi Kılavuzoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlık faktörünün aracı rolü

Bu tez çalışmasının temel amacı, mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlık faktörünün aracılık rolünü incelemektir. Araştırma, İstanbul'da yaşayan, yaşları 18-60 arasında değişen, 206 kadın, 147 erkek olmak üzere toplam 353 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma katılımcılarına rastlantısal örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Katılımcılara veri toplama aracı olarak 'Sosyodemografik Bilgi Formu, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Öz Duyarlık Ölçeği' uygulanmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda mükemmeliyetçilik puanları ve psikolojik belirti puanları arasında pozitif yönlü anlamlı; öz duyarlık puanları arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Aynı zamanda, öz duyarlık puanları ve psikolojik belirti puanları arasında da negatif yönlü anlanmlı ilişkinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonucunda elde edilen yapısal modelde, mükemmeliyetçilik ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişkide öz duyarlığın kısmi aracı role sahip olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere yönelik yapılan analizlerde, toplam mükemmeliyetçilik puanlarında katılımcıların cinsiyetlerine ve gelir düzeylerine göre; toplam psikolojik belirti puanlarında çalışma, eğitim, medeni durumlarına ve gelir düzeylerine göre anlamlı farklılaşmaların olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Toplam öz duyarlık puanlarında ise demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgular, ilgili literatür desteği ile tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, Psikolojik Belirti, Öz Duyarlık

Demografik değişkenlerMükemmeliyetçilikPsikolojik belirtiler+1
Kübra Turan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin mizah tarzları ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada ergenlerin mizah tarzları ile öz-anlayış düzeylerinin anlamlı düzeyde anlamlı düzeyde yordanıp yordanmadığını ve ergenlerin cinsiyet, sınıf, yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer, gelir durumu, kardeş sayısı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 öğretim yılı'nda Yıldız Teknik Üniversitesi'nde okuyan yaşları 17-21 arasında değişen farklı fakültelerden tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilen 174'ü (%67) kadın ve 84'ü (%33) erkek olmak üzere toplam 258 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada ''Kişisel Bilgi Formu'', Öz-anlayış düzeylerini ölçmek amacıyla Deniz, Sümer ve Kesici'nin 2008 yılında uyarladıkları ''Öz-Anlayış Ölçeği'' ve uyarlanması Yerlikaya tarafından 2003 yılında yapılan ''Mizah Tarzları Ölçeği'' uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi SPSS WINDOWS programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde t testi, ANOVA, Tukey, regresyon analizinden faydalanılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları incelendiğinde cinsiyet, sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Ergenlerin yaşadıkları yer bakımından incelendiğinde kendini yıkıcı, kendini geliştirici ve saldırgan mizah tarzlarının anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, katılımcı mizah tarzının ise anlamlı bir biçimde farklılaştığı bulunmuştur. Ortalama gelir düzeyine göre saldırgan ve kendini yıkıcı mizah tarzlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşma bulunamamışken, katılımcı ve kendini geliştirici mizah tarzlarında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Öz-anlayış düzeylerinde de anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Kardeş sayısına göre katılımcı mizah tarzında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Öz-anlayış düzeyleri incelendiğinde anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Öz-anlayış ile katılımcı mizah ve kendini geliştirici mizah tarzları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanmışken, öz-anlayış ile kendini yıkıcı mizah tarzı arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Öz-anlayışın saldırgan mizah tarzı ile anlamlı bir ilişkisi olmadığı tespit edilmiştir.

ErgenlerMizahMizah tarzları+2
Sevim Çetin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyleri ile öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bulunan ilişkiler doğrultusunda öneriler geliştirilmesidir. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Yıldız Teknik Üniversitesinde okuyan lisans öğrencileri, örneklemini ise eğitim fakültesi ve mühendislik fakültesin'de 1., 2., 3., 4., sınıfa devam eden, 157'si kız, 143'ü erkek olmak üzere 300 öğrenciden oluşturulmuştur.Veri toplama aracı olarak Neff (2003b) tarafından geliştirilen ve Türkçe güvenirlik ve geçerlik çalışması Deniz, Kesici ve Sümer (2008) tarafından yapılan Öz-Anlayış Ölçeği ve Petrides ve Furnham (2000, 2001) tarafından geliştirilen, Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik çalışması Deniz, Özer ve Işık (2013) tarafından gerçekleştirilen Duygusal Zeka Özelliği-Kısa Formu (DZÖÖ-KF) kullanılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için ise ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır.Bu araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır. Çalışmada kullanılan ölçekler ve anketler ile elde edilen verilere ilişkin yüzdelik ve frekans dağılımlar saptanmış, ulaşılan sonuçlar tablo olaral bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin istatistiksel analizinde SPSS WİNDOWS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans, ortalama, t-testi, korelasyon analizi, anaova testi, non parametrik analiz ve çeşitli çoklu karşılaştırmalar testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeylerinin puan ortalamaları cinsiyet, aile yapısı, anne baba tutumu değişkenlerine göre anlamlı derecede farklılaşırken, sınıf, mezun olunan lise, yaşamın çoğunu geçirdikleri yer, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk ve ilkokulda öğretmen değişimi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin öz-anlayış puan ortalamaları anne baba tutumu değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşırken diğer değişkenler açısından anlamlı farklılaşma yoktur. Üniversite öğrencilerinin duygusal zeka düzeyi puanları ile öz-anlayış düzeyi puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Öz- Anlayış.

Duygusal zekaÖlçme-değerlendirmeÖz duyarlılık+2
Ebru Çırpan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye örnekleminde, narsisistik özellik, öz-şefkat ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma narsisistik kişilik özelliği gösteren bireylerin bu kişilik özelliği gösterme düzeyleri arttıkça duygu düzenleme güçlüklerinde ve öz şefkatlerinde nasıl bir farklılık olacağına bakabilmek ve farklılık var ise bu farklılığın hangi yönde olacağını tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda gönüllülük esasına göre 49 üniversite öğrencisine ve 183 üniversite mezununa; demografik bilgi formu, narsisistik kişilik envanteri (NKE), duygu düzenleme güçlüğü ölçeği ve öz şefkat ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerin uygulanmasından sonra sorulara cevap bulabilmek için; frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerlerine bakılmıştır. Bunun yanı sıra faktör analizi, tek yönlü varyans analizi, ölçeklerin güvenilirlik analizleri, Kruskal –Wallis Testi, Mann-Whitney U testi ve Korelasyon analizleri yapılmıştır. Daha sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için ölçeklerden elde edilen puanlar her bir değişken için (narsisizm, öz-şefkat ve duygu düzenleme güçlüğü), düşük-orta-yüksek olmak üzere üç gruba ayrılmış ve bu gruplar temel alınarak analiz yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda duygu düzenleme güçlüğünün grup puanlarıyla, öz-şefkat ve narsisizm değişkenlerinin ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir. Buna göre; duygu düzenleme güçlüğü artarken öz-şefkat azalmakta narsisizm ise artmaktadır. Narsisizmin grup puanları ile duygu düzenleme güçlüğü arasında istatistiksel olarak fark elde edilmiştir. Fakat narsisizm grupları ile öz-şefkat arasında istatistiksel olarak fark bulunamamıştır. Yani narsisizm artarken duygu düzenleme güçlüğü de artmakta fakat öz-şefkat puanlarında bir fark olmamaktadır. Öz-şefkat grup puanları ile duygu düzenleme güçlüğü ve narsisizm ölçek puanları arasında analiz yapılmış ve analiz sonucunda istatistiksel olarak anlamlı fark elde edilmiştir. Buna göre; öz-şefkat artarken duygu düzenleme güçlüğü ve narsisizm azalmaktadır. Bunların yanı sıra demografik bilgilerde ise kişilerin yaşadıkları son ilişkilerinin süresi, ilişkide ki memnuniyet düzeyleri ve kişilerin partner sayıları ile duygu düzenleme güçlüğü, öz-şefkat, narsisizm puanları arasında fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Narsisizm, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Öz Şefkat.

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüKişilik özellikleri+4
Aydan Aktaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

13 - 18 yaş aralığındaki ergenlerde, problemli internet kullanımı, öz anlayış ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Problemli ve patolojik internet kullanımının yetişkinlerin işlevselliğini engellediğine, ergen ve çocukların ise psiko-sosyal gelişiminde, akademik başarılarında ve ilişkilerinde sıkıntılar oluşturabileceğine işaret eden araştırmalar artmaktadır. Problemli internet kullanımının sebeplerinden biri, iletişimdeki verimsizliğin, ilişki kurma ve şekillendirme ihtiyacındaki gençleri, internet gibi kolay ulaşılabilir alternatif araçlara fazla yönlendirmesi olabilir. Bu ihtimalin boyutlarını işaret etmek için, problemli internet kullanımıyla öz anlayış ve iletişim becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, 62 (% 38.8) kız ve 98 (%61.2) erkek, 160 kişilik bir örneklem grubunda gerçekleştirilmiştir. Problemli internet kullanımı ve iletişim becerileri değeri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (t158=-1,305; p>,05). Öz anlayış ve problemli bilgisayar kullanımı arasındaki ilişki ise anlamlı bulunmuştur (t158=3,205; p<,01). Öz anlayış ile normal bilgisayar kullanımı pozitif ve problemli bilgisayar kullanımı negatif korelasyondadır.

Akademik başarıErgenlerProblem davranış+7
Zehra Yiğit
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Lezbiyen, gey biseksüel örnekleminde bağlanma stilleri ile depresyon arasındaki ilişkide içselleştirilmiş homofobi ve öz anlayışın aracı rolü

Bu çalışmanın temel amacı, lezbiyen, gey ve biseksüel (LGB) bireylerde, bağlanma stilleri ile depresyon arasındaki ilişkide içselleştirilmiş homofobi ve öz anlayışın aracılık etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu yaşları 18-30 (X ̅=22.73, Ss=3.54) arasında değişen toplam 886 LGB (lezbiyen, gey ve biseksüel) birey oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE II), Öz Anlayış Ölçeği, İçsel Homofobi Ölçeği (Geyler ve Biseksüel erkekler İçin), Lezbiyenler İçin İçsel Homofobi Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında belirlenen modellerin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ve tahminleme yöntemi olarak En Çok Olabilirlik Metodu (Maximum Likelihood) uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarında, erkek örneklemde kaygılı bağlanma ile depresyon arasındaki ilişkide içselleştirilmiş homofobinin kısmi aracılık etkisinin olduğu; öz anlayışın ise bu ilişkide aracılık etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Kadın örnekleminde ise kaçınmalı bağlanma ile depresyon arasında, öz anlayış ve içselleştirilmiş homofobi üzerinden bir dolaylı etkinin olduğu; kaygılı bağlanma ile depresyon arasında ise sadece içselleştirilmiş homofobi üzerinden bir dolaylı etki olduğu belirlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Bağlanma stilleriHomofobiLGBTT+1
Zeynep Set
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Duygu düzenleme güçlüğü, ruh sağlığı ve bedensel belirti bozuklukları ilişkisinde öz-şefkatin aracı etkisi

Bu çalışmada, duygu düzenleme güçlüğü ile bedensel belirti bozuklukları ve ruh sağlığı ilişkisinde öz-şefkatin aracılık etkisi araştırılmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin duygu düzenleme güçlüğü, bedensel belirti bozuklukları, depresyon, anksiyete ve öz-şefkat ile yapılan karşılaştırma analizleri alt problemler kapsamında incelenmiştir. Çalışmaya 18-65 yaş arası 348'i kadın ve 213'ü erkek olmak üzere toplam 561 kişi katılmıştır. Çalışmada anket-veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla hazırlanan ankette Sosyo-demografik Veri Formu, Kısa Semptom Envanteri, SCL-90 Somatizasyon Alt Ölçeği, Öz-Şefkat Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü ölçeği yer almaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre duygu düzenleme güçlüğü ile bedensel belirti bozuklukları ve ruh sağlığı ilişkisinde öz-şefkatin aracılık etkisi sağlanmıştır. Örneklemin sosyo-demografik özelliklerine ilişkin bir takım bulgular tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili yazın çercevesinde tartışılmıştır.

Bedensel zararlarDuygu düzenleme güçlüğüPsikolojik belirtiler+3
Beyza Gülmez
İstanbul Arel University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoga yapan ve yapmayan bireylerin şema düzeyi, somatik belirtiler ve öz şefkat açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı yoga yapan ve yoga yapmayan bireylerin şema düzeyi, somatik belirtiler ve öz şefkat açısından incelenmesidir. Amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo demografik Ölçeği, Young Şema Ölçeği (YŞÖ – S3), Öz şefkat Ölçeği, Somatizasyon Ölçeği kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler kartopu örneklemi ile internet aracılığı ile toplanmıştır. Toplamda 100 yoga yapan ve 100 yoga yapmayan olmak üzere 200 kişiye uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler, demografik verilerin, somatik belirtiler, öz şefkat düzeyleri ve şemaların üzerindeki farklılaşmasını ölçmek aracılığı ile ANOVA ve MANOVA yöntemleri ile incelenmiştir. Buna göre, cinsiyetin, eğitim ve gelir düzeyinin, yoga yapma durumunun somatizasyon üzerinde olumlu yönde anlamlı bir etkisi bulunmuştur. Yoga yapan grubun ise öz şefkat alt boyutlarından, öz duyarlılık, bilinçli farkındalık üzerinde anlamlı olumlu yönde bir farklılaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Yoga yapma durumları açısından incelendiğinde ise, yoga yapma durumunun şema ölçeği alt boyutlarından iç içe geçme, kendini feda, yüksek standartlar, onay arayıcılık, karamsarlık, cezalandırma üzerinde anlamlı ve olumlu yönde bir etkisi bulunmuştur. Öz şefkatin ve somatizasyonun yordayıcılarını belirlemek amacı ile Hiyerarşik Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Buna göre; yoga yapma durumunun ve ekonomik düzeyin öz şefkati olumlu yönde, şema alt boyutlarından zedelenmiş özerklik ve yüksek standartların ise öz şefkati olumsuz yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci olarak, yoga yapma durumunun, şema alt boyutlarından kopukluk reddedilmenin ve öz şefkat negatif alt boyutunun somatizasyonu olumlu yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoga pratiği, Öz şefkat, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Somatizasyon

Erken dönem uyum bozucu şemalarTıbben açıklanamayan semptomlarYoga+4
Ayça Burcu Aydoğdu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı tedavisi gören bireylerde çocukluk çağı travmalarının erken dönem uyumsuz şemalar üzerine etkisi: Öz şefkatin aracı rolü üzerine bir inceleme

Bu araştırmanın amacı madde bağımlılığı bulunan bireylerde çocukluk çağı travmalarının erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişkisinde öz şefkatin aracı rolünün incelenmesidir. Amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Ölçeği, Bağımlılık Profil İndeksi Ölçeği (BAPİ), Young Şema Ölçeği (YŞÖ-S3), Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (CTQ) ve Öz Şefkat Ölçeği (ÖŞÖ) kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler Antalya Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER), Isparta Uyuşturucu Bağımlılıklarla ve Alkolizm ile Mücadele Derneği (UYUMDER) ve Konya Sosyal Rehabilitasyon Derneği (REHADER)'nden alınan araştırma uygulama izinleri neticesinde yaşları 19 ile 43 arasında değişen (O = 27,48, SS = 5,44) 150 madde bağımlılığı bulunan bireylere uygulanmıştır. Katılımcılara ulaşılabilirliği arttırmak amacıyla link sosyal medya aracılığıyla bağımlılıkla mücadele platformlarında da paylaşılmıştır. Madde bağımlılığı tanı kriteri için kullanılmış olup; 150 madde bağımlısı bireye ait olan veriler kontrol edilmiş BAPİ tanı kriterlerine göre remisyonda oldukları belirlenen 5 kişi analiz yapılan örneklemden çıkarılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler, demografik verilerin şemalar üzerindeki farklılaşmasını ölçmek amacıyla MANOVA yöntemi ile incelenmiştir. Buna göre; cinsiyetin duygusal yoksunluk, terk edilme, güvensizlik, sosyal izolasyon, kusurluluk/utanç, tehditler karşısında dayanıksızlık, boyun eğicilik, kendini feda, yetersiz özdenetim ve karamsarlık şema boyutları üzerinde olumlu yönde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmaları ve ayrılma reddedilme şema boyutu arasında öz şefkatin olası aracı rolü Hayes'in paralel çoklu aracılık yöntemiyle test edilmiştir. Buna göre; öz şefkatin pozitif boyutu çocukluk çağı travmaları ve ayrılma reddedilme şema boyutu arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlenmiştir.

Erken dönem uyum bozucu şemalarMadde bağımlılığıTedavi+3
Birsu Konuş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile duygu düzenleme güçlüğü ilişkisinde öz-şefkatin aracı etkisi

Bu çalışmada, çocukluk çağı örselenme yaşantılarının duygu düzenleme güçlüğü arasında öz-şefkatin aracılık etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmaya 18-65 yaşlarında olan, Samsun'da yaşayan 118'si kadın olmak üzere toplam 250 kişi katılmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak: Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği (DDGÖ), Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Form (ÇDÖY-KF) ve Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler önce SPSS 23.0 yardımıyla düzenlenmiş, daha sonra Lisrel 8.71 programından faydalanarak çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı etkisi incelenerek yapısal model sınanmıştır. Araştırmada ortaya çıkan sonuca göre öz-şefkatin, çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile duygu düzenleme güçlüğü arasında kısmi aracılık görevi görmekte olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ulaşılan tüm sonuçlar ilgili literatüre göre tartışılmış, uygulamacılara ve araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Öz-şefkat, Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları, Duygu Düzenleme Güçlüğü

Bilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüÇocukluk çağı travmaları+2
Yücel Köse
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, bağlanma boyutları (kaygılı ve kaçıngan bağlanma) ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü araştırmaktır. Araştırmada, katılımcı olmayı gönüllü olarak kabul eden 200 evli kadın ve 200 evli erkeğe Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YIYE I), Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği uygulanmıştır. Bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü test etmek için Bootstrap örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, mevcut örneklem üzerinde bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide bazı aracı mekanizmaların katkı sağladığı görülmüştür. Yapılan analizler, öz-şefkatin öz-sevecenlik alt boyutu için kaçıngan bağlanma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiğini; öz-şefkatin öz-yargılama alt boyutunun ise, hem kaçıngan bağlanmadan evlilik doyumuna giden ilişkiye hem de kaygılı bağlanmadan evlilik doyumuna giden patikaya kısmen aracılık ettiğini ortaya koymuştur. Öz-şefkatin tek bir boyut halinde bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişki üzerinde aracılık etkisi ise anlamlı çıkmamıştır. Bulgular, bağlanma boyutları ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide öz-şefkatin altta yatan mekanizmalardan biri olduğunu ve önemini vurgulamıştır. Araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma boyutları, evlilik doyumu, öz-şefkat

BağlanmaEvlilikEvlilik doyumu+3
Emine Aras
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orta yaş dönemindeki kadınlarda beden algısı, sosyal görünüş kaygısı ve öz şefkat

Psikolojik iyilik hali ve psikolojik iyilik halinin insanlara olan etkilerini anlamaya yönelik çalışmalar her geçen gün artmakta ve alınan veriler günümüzde büyük önem taşımaktadır. Bireylerin bedenlerinden duydukları memnuniyet, bedenlerini olumlu algılamaları ve öz şefkat düzeylerindeki artışın psikolojik iyilik haline etki ettiği bilinmektedir. Sosyal görünüş kaygısının ise olumsuz beden algısının bir sonucu olduğu ve olumsuz beden algısının sosyal görünüş kaygısını arttırdığı bilinmektedir. Öz şefkat, olumsuz beden algısı ve utanç duygularına karşı tampon görevi yaparak kadınların bedenlerini ve yeteneklerini takdir etmelerini, kabul etmelerini ve kendilerine daha sevecen bir tutumla yaklaşmaları için yardımcı olmaktadır. Kadınların yaşamları boyunca geçirdiği fiziksel ve ruhsal değişikliklerden biri olan menopoz da orta yetişkinlik dönemindeki kadınların beden algılarına da etki etmektedir. Bu araştırmada, kadınların orta yetişkinlik döneminde geçirdikleri değişimlerin beden algılarına, sosyal görünüş kaygısı ve öz şefkat düzeylerine etki edebileceği öngörülmüş; bu amaçla değişkenler arası ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve veriler Araştırma Soru Formu, Vücut Algısı Ölçeği (VAÖ), Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği (SGKÖ), Öz Şefkat Ölçeği ile toplanmıştır. Yapılan çalışmanın katılımcı grubunu, 20-65 yaş arası, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 462 kadın oluşturmaktadır. Araştırmada kadınların beden algılarının, sosyal görünüş kaygıları ve öz şefkat düzeylerinin ilişkisi incelenmesi sonucunda kadınların öz-şefkat düzeyleri arttıkça beden algılarının düzeyde arttığı tespit edilmiştir. Araştırmada kadınların sosyal görünüş kaygıları arttıkça beden algılarının azaldığı belirlenmiştir. Elde edilen bir diğer bulguya göre ise; kadınların öz şefkat düzeyleri arttıkça sosyal görünüş kaygıları azalmaktadır. Araştırma bulguları yerli ve yabancı literatür ile desteklenerek tartışılmıştır. Elde edilen bulgular kadınların bedenlerine daha şefkatle, daha sevecen ve daha kabullenici yaklaşabilmeleri için önleyici programlar geliştirmek adına ışık tutacaktır. Kadınların beden algıları ile ilgili değişkenlerin belirlenmesi ve bunlar üzerine çalışmalar yapılması ruh sağlığı alanında çalışan araştırmalar çalışanları açısından oldukça önemlidir. Anahtar Kelimeler: Beden Algısı, Sosyal Görünüş Kaygısı, Öz Şefkat

Beden algısıBeden imajıKadınlar+5
Dilara Güllü
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Stresle başa çıkmanın yordayıcıları olarak erken dönem uyumsuz şemaları ve öz anlayış

Erken dönem uyumsuz şemalar, çocukluk döneminde yaşanan ve etkileri hayat boyunca gözlenen olumsuz olaylar ya da travmaları içermekte, stresle başa çıkma becerisi gibi hayatın içinde yer alan konularda etkisini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı stresle başa çıkmanın yordayıcıları olarak erken dönem uyumsuz şemaları ve öz anlayışı araştırmaktır. Bu çalışma 2020 yılında İstanbul ilinde eğitim-öğretime devam eden kolaylı örnekleme yöntemiyle belirlenen 381 üniversite öğrencisinin (224 kadın - 157 erkek) katılımıyla gerçekleşmiştir. Öğrenci Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Young Şema Ölçeği ve Öz Anlayış Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırma sonucu elde edilen verilerin analizleri için, 'Korelasyon Analizi', 'Çoklu Regresyon Analizi', 'Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)' , 'Bağımsız Örneklem T-Testi' kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; ''Dine Sığınma'' stresle başa çıkma tutumunun negatif yönde yordayıcıları olarak 'Ayrıcalıklılık/ Yetersiz Özdenetim' ve 'Tehditler Karşısında Dayanıksızlık' erken dönem uyumsuz şemaları bulunmuştur. ''Dış Yardım Arama'' stresle başa çıkma tutumunun pozitif yönde yordayıcıları olarak 'Onay Arayıcılık' ve 'Terk Edilme' erken dönem uyumsuz şemaları olarak bulunmuştur. Negatif yönde yordayıcıları ise 'Ayrıcalıklılık/ Yetersiz Özdenetim' , 'Tehditler Karşısında Dayanıksızlık' , 'Duygusal Yoksunluk' , 'Kendini Feda' erken dönem uyumsuz şemaları bulunmuştur. ''Aktif Planlama'' stresle başa çıkma tutumunun pozitif yönde yordayıcıları olarak 'Sosyal İzolasyon/Güvensizlik' , 'Cezalandırılma' ve 'Yüksek Standartlar' erken dönem uyumsuz şemaları ve Öz-Anlayış olarak bulunmuştur. Negatif yönde yordayıcıları ise 'Ayrıcalıklılık/ Yetersiz Özdenetim' ve 'Duygusal Yoksunluk' erken dönem uyumsuz şemaları bulunmuştur. ''Kaçma (Duygusal-Eylemsel)'' stresle başa çıkma tutumunun pozitif yönde yordayıcıları olarak 'Karamsarlık' ve 'Terk Edilme' erken dönem uyumsuz şemaları olarak bulunmuştur. Negatif yönde yordayıcıları ise 'Duyguları Bastırma' , 'Kusurluluk' erken dönem uyumsuz şemaları bulunmuştur. ''Kaçma (Bio-Kimyasal)'' stresle başa çıkma tutumunun pozitif yönde yordayıcıları olarak 'Duygusal Yoksunluk' , 'Ayrıcalıklılık' ve 'Terk Edilme' erken dönem uyumsuz şemaları olarak bulunmuştur. Negatif yönde yordayıcıları ise 'Onay Arayıcılık' ve 'Cezalandırılma' erken dönem uyumsuz şemaları bulunmuştur. ''Kabul-Bilişsel Yeniden Yapılanma'' stresle başa çıkma tutumunun pozitif yönde yordayıcıları olarak 'Cezalandırılma' erken dönem uyumsuz şeması ve Öz-anlayış bulunmuştur. Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin verdiği yanıtlar aracılığıyla bu sonuçlara ulaşılması, çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken dönem uyumsuz şemalar, Stres, Stresle Başa Çıkma, Öz anlayış

Başa çıkmaErken dönem uyum bozucu şemalarStres+4
Hatice Aktakka
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

Self-other model of narcissistic depression: The mediating role of rejection sensitivity and self-compassion between vulnerable narcissism and depressive inclinations

Theoretical accounts support that vulnerable narcissist's efforts to avoid rejection in order to increase contingent and oscillating self-worth facing downwards in majority of times are the forerunner and maintaining representative agents of his or her depression. Vulnerable narcissism, depression, self-compassion, and rejection sensitivity have been distinctly examined and found to be associated in various research. However what is missing is a demonstration of those previously recognized associations in a structural model. The present study investigated those associations using structural equation modeling (SEM). Data from 519 participants were collected using Google Forms online software. Participants completed online versions of Demographic Form, Pathological Narcissism Inventory, Beck Depression Inventory II, Rejection Sensitivity Scale, and Self-compassion Scale. Both the measurement and the structural model provided a good to acceptable fit to the data. Results regarding to correlation analyses provided support for the significant level of associations between study variables. Results regarding to path analyses showed that 22 % of the variance in the self-compassion and 28 % of the variance in the rejection sensitivity was explained by vulnerable narcissism. Lisrel verified the indirect effect of vulnerable narcissism on depressive inclinations through partially mediator role of of self-compassion. On the other hands, depressive inclination was not found to be contingent on rejection sensitivity. Model explained % 45 of the total variance in depressive inclinations. The results have been discussed in consideration of literature. Implications for future research and for clinical practices have also been provided.

TranspersonalEgoSelf-construals+7
Ece Tansu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The role of volunteerism as a moderator in the relationship between attachment style and self-compassion

Self-compassion is the ability of an individual to approach himself with compassion and has an important contribution to psychological well-being. Insecure attachment styles negatively affect the level of self-compassion. The aim of this research is to determine whether volunteering activities have a moderator role on the relationship between insecure attachment and self-compassion levels. Within the scope of the research, 370 participants were reached through convenience sampling method. Self-Compassion Scale, Adult Scale of Parental Attachment Scale, Volunteering Questionnaire and Volunteer Functions Inventory were utilized to collect data from the participants. As a result of the correlation analysis, a positive correlation was found between secure attachment style and self-compassion levels, and a negative correlation was found between insecure attachment styles and self-compassion levels. As a result of the multiple regression analysis, it was observed that the time devoted to volunteering activities reduced the negative effect of insecure attachment on the level of self-compassion. There was no significant difference between the securely attached and insecurely attached groups in terms of volunteer motivations. Among those with insecure attachment, the moderator effect of volunteering was found to be stronger among those whose volunteer motivations were values and social, and the moderator effect of volunteering was weaker among those with protective motivations. The findings of the study, its contributions to the literature and its shortcomings are discussed.

Insecure attachmentSelf compassion
Şeyma Nur Erdoğan
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde öz duyarlık ve psikolojik sağlamlık ile depresyon, anksiyete, stres arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, pandemi sürecinde bireylerin öz duyarlıkları ve psikolojik sağlamlıkları ile depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek; öz duyarlık ve depresyon, anksiyete, stres düzeyleri arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın aracı rolünü belirlemek; Covid-19 tanısının varlığına göre depresyon, anksiyete, stres belirtilerinin farklılaşıp farklılaşmadığını taramak ve bu belirtilerin yaygınlığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini, 25-65 yaş aralığında (Ort=39.21, SS=12.19), Covid-19 tanısı alan 180 kişi ve Covid-19 tanısı almayan 410 kişi olmak üzere toplamda 590 kişi (kadın=351, erkek=239) oluşturmaktadır. Katılımcılara sırasıyla, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu, Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ), Depresyon- Anksiyete- Stres Ölçeği -21 (DASÖ-21) ve Connor - Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-RISC) uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23 paket programı ve Hayes' Process Makrosu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öz duyarlık ile psikolojik sağlamlık düzeyi arasında pozitif yönde; psikolojik sağlamlık düzeyi ile depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri arasında negatif yönde; öz duyarlık düzeyi ile depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri arasında negatif yönde istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Ayrıca psikolojik sağlamlığın, öz duyarlık düzeyi ile depresyon ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkide aracı bir rol oynadığı; öz duyarlık düzeyi ile stres düzeyi arasındaki ilişkide ise aracı bir rolünün bulunmadığı tespit edilmiştir. Covid-19 tanısı bulunan; Covid-19 için risk grubunda olunmasına yol açan kronik bir hastalığa sahip olan; kronik hastalığa sahip olan bireylerle aynı haneyi paylaşan; sevilen bir yakınını Covid-19 sebebiyle kaybeden ve sevilen bir yakını Covid-19 sebebiyle hastanede yatarak tedavi gören katılımcıların diğer katılımcılara oranla depresyon, anksiyete ve stres düzeylerinin istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada ulaşılan sonuçlar, Covid-19 sürecinin zorlayıcı bir yaşam olayı olduğuna dair bulgular sunmuştur. Sonuçlar ayrıca, zorlayıcı yaşam olaylarının yol açtığı psikolojik belirtiler karşısında öz duyarlık ve psikolojik sağlamlık kavramlarının koruyucu bir rol oynadığına işaret etmektedir. Araştırma bulgularımızın Covid-19 kontrolü sırasında erken psikolojik müdahaleler için teorik, temel ve uygulanabilir stratejiler sağlayabileceği düşünülmektedir.

AnksiyeteCOVID 19Depresyon+5
Selin Nur Önel
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects