Relationship satisfaction

104 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Romantik öz yeterliğin yordayıcısı olarak ilişki doyumu ve benliğin farklılaşması

Bu araştırmanın amacı, romantik öz yeterliğin yordanmasında ilişki doyumu ve benliğin farklılaşmasını incelemektir. Diğer bir amaç ise romantik öz yeterliğin yordanmasında ilişki doyumu ve benliğin farklılaşmasının alt boyutlarını da incelemektir. Romantik öz yeterlik, ilişki doyumu ve benliğin farklılaşması puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yoluyla seçilen 193 (%69.2) kadın, 86 (%30.8) erkek olmak üzere toplam 279 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Romantik öz yeterliği ölçmek için "Romantik İlişkilerde Öz Yeterlik Ölçeği", benliğin farklılaşmasını ölçmek için "Benliğin Farklılaşması Envanteri Kısa Formu", ilişki doyumunu ölçmek için "İlişki Doyumu Ölçeği" ve katılımcılara ilişkin bilgi toplamak için de "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için Pearson korelasyon analizi, aşamalı regresyon (stepwise) analizi ve gruplar arası t testi verilerin analizi için kullanılmıştır. Sonuçlara bakıldığında benliğin farklılaşması ve ilişki doyumunun romantik öz yeterliğin toplam varyansının %29.3'nü, benliğin farklılaşmasının alt boyutlarının ise romantik öz yeterliğin toplam varyansının %18.9'nu açıkladığı bulunmuştur. İlişki doyumunun benliğin farklılaşmasına göre romantik öz yeterliği daha güçlü bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre romantik öz yeterliğin ve ilişki doyumunun istatiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği ancak benliğin farklılaşmasının anlamlı bir fark gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Benlik farklılıklarıCinsiyetDuygusal ilişki+5
Esma Nur Çiloğlu
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisi

Bu çalışmanın amacı, evli bireylerde bağlanma stilleriyle bilişsel esnekliğin ilişki doyumuna etkisinin incelenmesidir. Bu bağlamda öncelikli olarak evlilik kurumundan hareketle, bağlanma stilleri, daha sonraki bölümlerde ise bilişsel esneklik ve evlilikte ilişki doyumu konuları değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise, İstanbul ilinde yer alan 140 evli birey meydana getirmektedir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Yakın İlişkilerde Yaşantılar II Envanteri", "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve araştırıcının oluşturduğu "Demografik Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak da anket kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır. Ayrıca, ölçeklerin ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Gerekli görülen geçerlik ve güvenirlik analizlerine tabi tutulmuştur. Geçerlilik için yapı geçerliliği olan açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yanılma düzeyi (alfa değeri) % 95 olarak alınmıştır. Dolayısıyla olasılık (p) değerinin 0,05 ve daha küçük olduğu durumlar istatistiki olarak kabul edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin olumlu bilişsel değerlendirmeleri, ilişki doyumunda önemli rol oynamaktadır. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin, ilişki doyumunda beklenildiği gibi olumlu yönde ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik doyum düzeylerinin cinsiyet ve evlenme durumu açısından da anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bulgulara göre, erkeklerin bilişsel yönden daha esnek oldukları ve olayları olumlu değerlendirebildikleri görülmüştür. Aile ortamında yetişkinlerin iyi olma durumları üzerinde olumlu etkisi olan bilişsel esneklik, bireylerin sağlıklı yaşam stilleri geliştirmelerinde önemli rol oynamaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında araştırmada bulunan sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Bağlanma, Bilişsel esneklik, Evlilik doyumu,

BağlanmaBağlanma stilleriBilişsel esneklik+4
İpek Toksöz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeylerinin aşk düzeyi açısından incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerin evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin aşk düzeyi ile ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Aşk düzeyi kavramlaştırılması Sternberg'in Üçgen Aşk Kuramı kapsamında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini yaşları 21-75 arasında değişen 153'ü kadın, 87'si erkek olmak üzere toplamda 240 evli birey oluşturmaktadır. Aşk düzeyini ölçümlemek için "Sternberg Üçgen Aşk Ölçeği", evlilik uyumunu belirlemek için "Evlilikte Uyum Ölçeği", evlilik doyumunu belirlemek için "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve yaşam doyumunu belirlemek için "Yaşam Doyumu Ölçeği" uygulanmıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan sosyodemografik ve ilişkisel değişkenleri belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin, katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla bağımsız t-testi ve tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Ölçüm yapılan değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla ise Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda evli bireylerin, evlilik uyumu, evlilik doyumu ve yaşam doyumu düzeylerinin, aşk düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca evli bireylerin; araştırma değişkenleri düzeylerinin, eşleri ile yaş farkı, eşler arası eğitim düzeyi farkı, evlilik öncesi flört süresi, çocuk sayısı ve evlilik tanımı (aşk evliliği/mantık evliliği) açısından karşılaştırıldığında, anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Araştırma değişkenlerinin; cinsiyet, gelir düzeyi ve çalışma açısından karşılaştırıldığında anlamlı farklılıklar tespit edilememiştir. Tüm bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

AşkDoyum düzeyiEvli çiftler+4
Gönül Öztürk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide; Otomatik düşüncelerin aracılık rolü

Bu araştırmada, 18-22 yaş aralığındaki bireylerin çocukluk çağı travmaları(ÇÇT) ile ilişki doyumları(İD) arasındaki ilişkide; otomatik düşüncelerin(OD) aracılık rolü incelenmek istenmiştir. Araştırma, online anketler düzenlenerek Türkiye genelindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 18-22 yaş arasındaki 354 ön lisans ve lisans öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ÇÇT ve İD arasındaki ilişkide OD'in aracılık rolünü ölçmek amacıyla; 'Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği' (Şar, Öztürk ve Ikikardes,2012), 'İlişki Doyumu Ölçeği' (Curun, 2001),'Otomatik Düşünceler Ölçeği'(Aydın G. & Aydın O., 1990), kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ÇÇT'nın İD'u ve OD'i, OD'in İD'u ve İD'nun OD'i istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordadığı, ÇÇT ile İD arasındaki ilişkide OD'in aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Otomatik Düşünceler, Romantik İlişki Doyumu.

Duygusal ilişkiPsikolojik travmaRomantizm+5
Burcu Yıldırım
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkileri olan üniversite öğrencilerinin narsistik kişilik eğilimi düzeylerine göre; ilişki bağlanımı, ilişki doyumu ve benlik saygılarının incelenmesi: İstanbul ili örneği

Bu araştırmanın amacı, İstanbul ilindeki üniversite öğrencilerinin, narsistik kişilik eğilimleri ile benlik saygıları, ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasındaki ilişkileri ve farklılıkları romantik ilişkiler bağlamında incelemek; bu değişkenler arasındaki, ilişkilerin ve farklılıkların farklı cinsiyetlerde değişiklik gösterip göstermediğini belirlemek; narsizmin farklı boyutlarında bu bağımsız değişkenlerin durumunu ortaya koymaktır. Araştırma, 11 Ekim- 6 Aralık 2013 tarihleri arasında İstanbul İli'nde, üç farklı üniversitede ve farklı bölümlerde okuyan, 150 öğrenciye uygulanmıştır. Katılımcılara, Demografik Bilgi Formu, Narsistik Kişilik Envanteri, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, İlişki İstikrarı Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği olmak üzere beş farklı veri aracı uygulanmıştır. Verilerin normal dağılmasından dolayı parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler, Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi olarak α = 0.05 alınmıştır. Bağımsız değişkenlerin narsizmin farklı boyutlarındaki durumunun incelenmesinde ise T- testi ve Oneway Anova testi kullanılmıştır. Narsistik kişilik eğilimi ile hem ilişki doyumu hem de ilişki bağlanımı arasında orta düzeyde ve olumsuz yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Narsizm üç boyuta ayrılmıştır: Normal narsizme sahip olanlar, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar. Bu üç grubun bağımsız değişkenlerle olan durumuna bakıldığında, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlar ile normal narsizme sahip kişilerin ilişki doyumları ve ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca, narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanlarla, sınırda olanların ve normal narsizme sahip olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. İkili gruplar halinde karşılaştırıldıklarında ise; normal narsizme sahip olanlar ile sınırda olanların ilişki bağlanımları ve normal narsizme sahip olanlar ile narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark vardır. Ancak, sınırda olanlar ve narsistik kişilik bozukluğuna yakın olanların ilişki bağlanımları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark yoktur. Sonuçlar, literatür ve diğer araştırmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Narsistik kişilik eğilimi, Benlik saygısı, İlişki doyumu, İlişki bağlanımı.

BağlılıkBenlik saygısıDuygusal bağlılık+5
Burcu Doğaner
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olarak yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar

Bu araştırmanın temel amacı, yaşam pozisyonlarının ve temel psikolojik ihtiyaçların eşlerde ilişki doyumunun belirleyicileri olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda hem kadının hem erkeğin yaşam pozisyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlar ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul'da yaşayan toplamda 400 kişiden oluşan 200 kadın ve 200 erkeğin oluşturduğu evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmada İlişki Doyumu Ölçeği, Yaşam Pozisyonları Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, ayrıca hazırlanmış olunan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada verilerin analizi için 'Hiyerarşik Regresyon Analizi' tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, temel psikolojik ihtiyaçların, alt boyutları (özerklik, yeterlilik, ilişki) kadınlara göre incelendiğinde, kadınların 'yeterlik ve ilişki' düzeyi yükseldikçe erkeklerin ilişki doyumunun anlamlı ve yüksek olduğu bulunmuştur. Erkeklere göre incelendiğinde 'özerklik' ve 'ilişki' boyutunun anlamlı olduğu ve kadınların ilişki doyumunun yüksek olduğu görülmektedir. Kadınların ilişki doyumunda yaşam pozisyonları belirleyiciyken, erkeklerin ilişki doyumunda yaşam pozisyonlarının belirleyici olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: İlişki Doyumu, Yaşam Pozisyonları, Temel Psikolojik İhtiyaçlar.

EvlilikEvlilik doyumuEvlilik ilişkisi+5
Merve Karamehmetoğlu Çemberci
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde narsisizm, çocukluk çağı ruhsal travmaları ve ilişki doyumu ile cinsel tutum ve davranışların incelenmesi

Cinsellik, insanlığın oldukça önemli bir parçasıdır. Bu alanda yürütülecek çalışmalar hem alanyazına katkı sağlaması hem de klinik alanda yapılacak çalışmalar için yol gösterici olması açısından önemlidir. Cinsel tutum ve davranışlarla ilgili bu çalışmanın ilk aşamasında konuyla ilişkili olabilecek değişkenler belirlenmeye çalışılmıştır. Alanyazına bakıldığında narsisizm ve erken dönem ruhsal travmalarının bireylerin yakın ilişkilerinde önemli etkilerinin olduğu görülmüştür. Ancak bu değişkenlerin cinsel tutum ve davranışlarla ilişkisi bakımından inceleyen çalışma sayısı çok kısıtlıdır. Bu nedenle öncelikli olarak çalışmanın amacına uygun ölçekler belirlenmiştir bunlar: Beş Faktör Narsisizm Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmatik Yaşantılar Ölçeği, İlişki Doyum Ölçeği, Cinsel Risk Alma Ölçeği, Cinsel Tutum Ölçeği ve Cinsel Heyecan Arama Ölçeği'dir. Yukarıda söz edilen ölçekler, online olarak toplamda 350 kişiye uygulanmıştır. 350 kişinin 260'ı daha önce cinsel ilişkiye girdiğini bildirirken; 90 kişi henüz cinsel ilişkiye girmediğini bildirmiştir. Bu kişilere ait verilerin analizleri de ayrıca yapılmıştır. Elde edilen verilerin çözümlemesi SPSS 22 paket programı aracılığı ile yapılmıştır. Araştırma sorularına uygun olacak şekilde bağımsız gruplar t testi, normal dağılmayan ölçekler için ise bu testin non-parametrik karşılığı (Mann-Whitney-U) uygulanmıştır. Son olarak tüm değişkenlerin ilişkilerinin incelendiği pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda ise narsisizmin alt boyutlarından kırılgan ve büyüklenmeci narsisizmin cinsel tutum ve davranışlarla ilişkili olduğu görülmüştür. Benzer biçimde travma alt boyutlarından cinsel istismarın da cinsel risk ve cinsel heyecan arama davranışı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Duygusal istismarın ise yalnızca cinsel risk davranışı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. İlişki doyumunun ise cinsel tutum ve davranışlarla negatif ve pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular son bölümde literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, Narsisizm, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları, İlişki Doyumu

Cinsel davranışCinsel tutumlarNarsisizm+3
Berhu Erdoğan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İlişki dışı ilişki (aldatma) eğiliminin nesne ilişkileri kuramı çerçevesinde incelenmesi: İlişki doyumu ve savunma mekanizmalarının aracılık etkisi

Bu çalışmanın temel amacı, ilişki dışı ilişki (aldatma) eğilimi dinamiğinin nesne ilişkileri kuramı çerçevesinde incelenmesi ve nesne ilişkileri ile ilişki dışı ilişki (aldatma) eğilimi arasındaki ilişkide savunma mekanizmalarının ve ilişki doyumunun aracılık etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu yaşları 25-65 (𝑋̅= 35.01, Ss= 8.16) arasında değişen, romantik ilişkisi olan (flört, söz/nişan, evli) toplam 666 kişi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği (BORRTI), Savunma Biçimleri Testi, İlişki Doyumu Ölçeği, Aldatma Eğilimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçları özetlendiğinde; nesne ilişkileri ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkide ilişki doyumu, nevrotik savunma biçimleri ve ilkel savunma biçimlerinin aracılık rolü doğrulanırken, olgun savunma biçimlerinin aracılık rolü doğrulanmamıştır. Aynı zamanda nesne ilişkileri alt boyutları olan yabancılaşma, güvensiz bağlanma, benmerkezcilik, sosyal yetersizlik ile aldatma eğilimi arasındaki ilişkinin nevrotik savunma biçimleri, ilkel savunma biçimleri ve ilişki doyumu aracılığı ile gerçekleştiği görülmektedir. Araştırma sonuçları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve yorumlanmıştır.

AldatmaAldatma eğilimiNesne ilişkileri+3
Aygül Kakırman Moroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişki yaşayan bireylerde erken dönem uyum bozucu şemaların ilişki doyumuna etkisi: İlişkisel obsesif kompulsif semptomların aracı rolünü test etme

Bu araştırmanın temel amacı, romantik ilişki yaşayan bireylerde erken dönem uyum bozucu şemalar ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide ilişkisel obsesif kompulsif semptomların (OKS) (romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif semptomlar ve partner odaklı obsesif kompulsif semptomlar) aracı rollerini incelemektir. Mevcut çalışma, 475 katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışmada veri toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ), Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonları Ölçeği (RİOKÖ) ve Partnere İlişkin Obsesif Kompulsif Belirti Ölçeği (PİOKBÖ) kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde, erken dönem uyum bozucu şema alanlarının tümünün (kopukluk ve reddedilme, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkası yönelimlilik, aşırı uyarılma ve baskılama) ilişki doyumu ile negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ek olarak, erken dönem uyum bozucu şemaların tümünün ilişkisel obsesif kompulsif semptomlar ile pozitif yönde ilişkili olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Öte yandan, ilişkisel obsesif kompulsif semptomlar ve ilişki doyumu arasında negatif yönlü bir ilişkiye ulaşılmıştır. Yapılan aracılık analizi sonuçlarında ise, erken dönem uyum bozucu şema alanlarından zedelenmiş sınırlar, başkası yönelimlilik, aşırı uyarılma ve baskılama ile ilişki doyumu arasındaki ilişkilerde partner odaklı obsesif kompulsif semptomların aracı rolünün olduğu bulunmuştur. Ayrıca, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkası yönelimlilik, aşırı uyarılma ve baskılama ile ilişki doyumu arasındaki ilişkilerde romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif semptomların aracı rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak bu çalışma, erken dönem uyum bozucu şemaların ve ilişkisel OKS'nin ilişki doyumu üzerindeki önemli rolünü göstermiştir. Mevcut çalışmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Duygusal ilişkiErken dönem uyum bozucu şemalarÖlçme-değerlendirme+2
Zeynep Akarsu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kadın bireylerde toplumsal cinsiyet rolleri ile benlik saygısının ilişki doyumu üzerindeki etkisinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, cinsiyet rollerinin ve benlik saygısnın ilişki doyumu ile ilişkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır Yöntem: Araştırma, romantik ilişkisi olan (Flört, sölü-nişanlı, evli) 19 yaş üzeri 356 yetişkin kadın bireyin katılımıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Özellikler ve Bilgi Formu, BEM Cinsiyet Rolü Envanteri (BCRE), Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RSE), İlişki Doyum Ölçeği (İİÖ) uygulanmıştır. Katılımcılar, BCRE skorlarının medyanına 4 cinsiyet rolü grubuna ayrılmıştır: Kadınsı, erkeksi, androjen ve belirsiz. Bulgular: Araştırma bulgularımıza göre; "androjen" ve "erkeksi" cinsiyet rolünü benimseyen kadınların benlik saygısı "kadınsı" ve "belirsiz" cinsiyet rollerini benimseyen kadınlara göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. "Androjen" ve "erkeksi" cinsiyet rolü benlik saygısı puanları eşit olmakla birlikte, "kadınsı" ve "belirsiz" cinsiyet rolleri arasında benlik saygısı puanları bakımından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p<,05). Ayrıca "androjen" bireylerin ilişki doyumları "belirsiz" cinsiyet rolündeki bireylerin ilişki doyumundan yüksektir. "Androjen" ve"kadınsı" cinsiyet rollerindeki bireyler arasında anlamlı derecede farklılık görülmezken, bu iki grup cinsiyet rolü ile "belirsiz" cinsiyet rolü arasında ilişki doyumu anlamlı derecede farklılık görülmektedir (p<,05). Ayrıca, benlik saygısı ile ilişki doyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<,05). (Benlik saygısı ölçeğinde yüksek puanlar düşük benlik saygısına tekamül etmektedir.) Sonuç: Bu bulgular doğrultusunda yetişkin kadın bireyler "kadınsı" ve "erkeksi" özellik edindikçe benlik saygıları ve ilişki doyumlarının artmaktadır. Benlik saygısı için "erkeksilik", ilişki doyumu için "kadınsılık" önemlidir. "Kadınsı" ya da "erkeksi" özellikleri göstermedikçe benlik saygısı ve ilişki doyumları düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal cinsiyet, benlik saygısı, ilişki doyumu

Benlik saygısıCinsiyet rolleriKadınlar+3
Merver Erdem
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide psikolojik sıkıntının aracı rolü ve sosyal karşılaştırma yöneliminin düzenleyici rolünün incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide psikolojik sıkıntı ve sosyal karşılaştırma yöneliminin olası aracı ve düzenleyici rollerini incelemektir. Sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkiyi sosyal karşılaştırma teorisi çerçevesinde incelemek hedeflenmiştir. Yöntem: Araştırma verileri 18 yaş üzeri yetişkin, bir romantik ilişki içinde olan ve sosyal medya kullanan gönüllülerin katılımıyla çevrimiçi olarak toplanmıştır. Çalışma örneklemi 282 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılara "Bilgilendirilmiş Onam Formu", "Sosyodemografik Bilgi Formu", "İlişki Değerlendirme Ölçeği", "Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği", INCOM-T Sosyal Karşılaştırma Yönelimi Ölçeği" ve "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" sunulmuştur. Araştırma verilerinin analizi için bağımsız gruplar t-testi analizi, Pearson korelasyon analizi, doğrusal regreyon analizi ve PROCESS analiz yöntemi ile aracı etki analizi ve düzenleyici etki analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma bulguları sosyal medya bağımlılığının ilişki doyumunu negatif yönde yordadığını, sosyal medya bağımlılığının psikolojik sıkıntıyı (depresyon, anksiyete ve stresi) yordadığını, psikolojik sıkıntının ilişki doyumunu negatif yönde yordadığını ve psikolojik sıkıntının sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide aracı rol oynadığını göstermektedir. Bulgular sosyal karşılaştırma yöneliminin sosyal medya bağımlılığı ve ilişki doyumu arasındaki ilişkide istatistiksel olarak anlamlı bulunan düzenleyici bir rolü olmadığını göstermektedir. Herhangi bir değişkende cinsiyete göre farklılaşma olmadığı görülmüştür. Evli olan veya olmaya katılımcılar arasında yalnızca anksiyetenin farklılaştığı ve evli katılımcıların daha düşük anksiyete bildirdiği görülmüştür. Araştırma sonuçları çocuk sahibi olan bireylerin daha düşük ilişki doyumu bildirdiğini, daha düşük sosyal karşılaştırma yönelimine sahip olduklarını ve daha düşük anksiyete düzeyleri olduğunu göstermiştir. Katılımcıların yaşı ile ilişki doyumu, sosyal karşılaştırma yönelimi, sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik sıkıntı arasında olumsuz bir ilişki bulunduğu görülmüştür. İlişki süresi ile sosyal karşılaştırma yönelimi, sosyal medya bağımlılığı ve anksiyete arasında olumsuz bir ilişki olduğu görülmüştür. Günlük sosyal medya kullanım süresi ile sosyal medya bağımlılığı ve sosyal karşılaştırma yönelimi arasında olumlu yönde ilişki olduğu görülmüştür. Sonuç: Sosyal medya bağımlılığının ilişki doyumunu olumsuz yönde yordadığı ve bu ilişkide psikolojik sıkıntının aracı rolü olduğunu görülmüştür. Sosyal karşılaştırma yöneliminin ise bu ilişkide düzenleyici bir rolü bulunamamıştır. Sonuçlar sosyal karşılaştırma teorisi çerçevesinde geliştirilen hipotezleri desteklememektedir. Bu ilişkiyi sosyal karşılaştırma teorisi perspektifinden inceleyen daha fazla araştırma gerekmektedir.

BağımlılıkPsikolojik sıkıntıSosyal karşılaştırma+5
Alara Alagül
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan bireylerde duygusal bağımlılık düzeyinin yordayıcılarının incelenmesi

İnsanlar doğaları gereği, diğer insanlarla yakın ilişki içerisinde olmayı isterler. Bu istekleri ve arzuları doğrultusunda romantik ilişki yaşamaktadırlar. Ancak bazı insanların romantik ilişkiyi sadece sevme duygusuyla yaşamadıkları, kendi olumsuz duygularını ve kaygılarını bastırmak için partnerine karşı bağımlılık geliştirdikleri görülmektedir. Böylece kişilerin sağlıksız olsa dahi ilişkiyi sürdürdükleri ve hayatlarının olumsuz etkilendiği göz önünde bulundurularak, duygusal bağımlılığı ortaya çıkarması olası faktörleri incelemek gelecek araştırmalar ve klinik uygulamalar için önemli bir adım olacaktır. Bu bağlamda, çalışmada benlik saygısı, kişilerarası duygu düzenleme becerileri, yetişkin ayrılma anksiyetesi ve ilişki doyumunun romantik ilişkide duygusal bağımlılık düzeyini yordama düzeyinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya romantik ilişkisi olan 413 kişi (237 kadın ve 176 erkek) katılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 33.78 (SS= 10.31) olarak bulunmuştur. Katılımcılara online platformda doldurulmak üzere, Sosyodemografik Bilgi Formu, Duygusal Bağımlılık Ölçeği, İki Boyutlu Benlik Saygısı Ölçeği, Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği, Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Anketi ve İlişki Değerlendirme Ölçeği verilmiştir. Analiz sonucuna göre, duygusal bağımlılık, kişilerarası duygu düzenleme ve alt boyutları ile pozitif yönde, ilişki doyumu ile pozitif yönde ve yetişkin ayrılma anksiyetesi ile negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonucuna göre, yetişkin ayrılma anksiyetesi ve ilişki doyumunun duygusal bağımlılığı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Duygusal bağımlılığın gelişmesinde ayrılma anksiyetesi ve ilişki doyumu düzeyinin etkisi olabileceği sonucuna varılmıştır. Kadınların kişilerarası duygu düzenleme alt boyutlarından olumlu duyguları arttırma, ilişki doyumu ve ilişki süresi istatistiksel olarak anlamlı şekilde erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Her iki cinsiyet için de ayrılma anksiyetesi ve ilişki doyumu duygusal bağımlılığı istatiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktayken; kadınlarda duygu düzenleme becerilerinden bakış açısı edinme alt boyutu da duygusal bağımlılığı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmanın bulgularının işlevsiz olan duygusal bağımlılık yerine sağlıklı ve işlevsel bir ilişki kurabilmek için yürütülecek klinik uygulamalara önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ayrılma anksiyetesi, Benlik saygısı, Duygusal bağımlılık, Duygu düzenleme, İlişki doyumu

Ayrılma anksiyete bozukluğuBağımlılıkBenlik saygısı+6
Merve Günebakan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif belirtilerin, ilişki ve iş doyumu ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada obsesif kompulsif belirtilerin, ilişki ve iş doyumu ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca demografik değişkenlere göre obsesif kompulsif belirtilerin, ilişki ve iş doyumunun farklılık gösterip göstermediği incelenecektir. Bu araştırmayla birlikte literatürde yer alan bulgulara yeni bulgular eklenerek, elde edilen sonuçların tartışılmasıyla ileride yapılacak araştırmalara katkı sağlanması planlanmaktadır. Çalışmanın evrenini Kocaeli ili Gebze Barış Mahallesinde yaşayan bireyler oluştururken, örneklemi ise belirtilen yerde yaşayan ve maaş karşılığı çalışan 380 birey oluşturmaktadır. Yapılan bu çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi, İlişki Doyumu Ölçeği ile Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen verilerin kontrolü sağlanarak uç değerler temizlenecektir. Normallik testi sonucunda verilerin normal dağıldığı belirlenmiş, normal dağılımda yer alan Parametrik Testlerden olan "t testi ve Tek Yönlü Anova" testi kullanılmıştır. Obsesif kompulsif belirtilerin, ilişki ve iş doyumuyla ilişkisinin incelenmesi için de korelasyon analizi kullanılacaktır. Araştırma sonucunda OKB ile iç ile dış kaynaklı doyum ve iş doyumu arasında anlamsız bir ilişki belirlenirken, OKB ile ilişki doyumu arasında da anlamsız bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Son olarak ilişki doyumu ile iç, dış kaynaklı doyum ve iş doyumu arasında pozitif yönde korelasyon bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Obsesif kompulsif, iş doyumu, ilişki doyumu

Obsessif kompülsif bozuklukÖlçeklerİlişki doyumu+1
Büşra Aslan İdik
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanışları, romantik kıskançlık ve ilişki doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inanışları ilişki doyumu ve romantik kıskançlık arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma kesitseldir. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır ve betimsel bir çalışmadır. Örneklem Eylül 2021-Kasım 2021 arasında oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RAİNÖ), İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Romantik Kıskançlık Ölçeği (RKÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya yazılı bilgilendirilmiş onamı alınan 288 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaş, anne ve baba birlikte olma durumu, çalışma durumu, gelir durumu, yerleşim yerleri ve romantik ilişki durumlarına göre RAİNÖ, İDÖ ve RKÖ puanlarının karşılaştırılması incelenmiş, öğrencilerin romantik ilişki durumlarına göre İDÖ puanları arasında, anne ve baba birliktelik durumu ve gelir durumlarına göre DKÖ puanları arasında, yaş ve anne ve baba birliktelik durumlarına göre RAİNÖ puanları arasında fark olduğu saptanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki durumunun değerlendirilmesi sonucunda DKÖ puanları ile RAİNÖ puanları arasında pozitif korelasyon olduğu, İDÖ puanları ile DKÖ arasında anlamlı korelasyon olmadığı ve İDÖ puanları ile RAİNÖ arasında anlamlı korelasyon olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişki doyumu, Kıskançlık, Romantik ilişki.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiKıskançlık+4
Pelin Çakır
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerde temel psikolojik ihtiyaçların doyumu ile cinsel doyumun ilişki doyumu üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerin, cinsel yaşamlarından aldıkları doyum ve temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasından aldıkları doyumun, ilişkiden aldıkları doyuma etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma metodolojiktir. İlişkisel tarama modeli kullanılarak değişkenler arası ilişkiye bakılmıştır. Araştırmanın değişkenleri tekli lineer regresyon ve korelasyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Örnekleme Temmuz 2024 ve Aralık 2024 arasında ulaşılmıştır. Veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ), Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği (GRCDÖ) ve Romantik İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu Ölçeği (RİTPİDÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya gönüllülük esasına dayalı, yazılı olarak bilgilendirici onam formu alınan 406 katılımcı dahil edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, romantik ilişkisi olan genç yetişkin bireylerin, cinsel doyum ve romantik ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik alınan doyumun, ilişki doyumuna anlamlı düzeyde etki ettiği görülmektedir. Değişkenler arası ilişkinin negatif ve pozitif yönde olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar literatürdeki önceki bulgularla büyük ölçüde tutarlıdır. Ancak ilişkisel boyutta incelenen hipotezlerin desteklenmemesi sosyal kabul hatası, stres, Türk kültürü, cinsel iletişim eksikliği, cinsel bilgi eksikliği, monoton cinsel yaşam ve bireylerin yaş gruplarındaki farklılıklarla açıklanabilir. Bulgular, alan yazın taranarak ve kuramsal çerçeve ele alınarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişki Doyumu, Cinsel Doyum, Romantik İlişki, Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu, Genç Yetişkin

Duygusal ilişkiGenç yetişkinlerPsikolojik ihtiyaçlar+3
Zehra Tülücü
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the effects of sensory processing sensitivity, negative affectivity and conflict resolution styles on relationship satisfaction

Duyusal İşlemleme Hassasiyeti (DİH) ve kişiler arası ilişkiler arasındaki bağlantıları inceleyen çok az çalışma vardır ve bu çalışmalardan hiçbiri romantik ilişki tatminini içermemektedir. Bu çalışma, romantik ilişkiler bağlamında DİH'in bir risk faktörü mü yoksa bir ayırıcı yatkınlık etkeni mi olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır. En azından 24 aydır devam etmekte olan romantik bir ilişki içerisinde olan ve evli olmayan iki yüz altı üniversite öğrencisi Duyusal İşleme Hassasiyeti Ölçeği (DİH), Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ), Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği (ÇÇSÖ), Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PANAS) ve Riskli Aileler Ölçeği'ni doldurmuştur (RAÖ). Çoklu Aracı Analizi sonuçları, negatif duygulanım ve negatif çatışma çözüm stilinin DİH ile romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide anlamlı bir şekilde aracı değişken (mediator) olduklarını göstermiştir. Yönetici Aracı Analizi (Moderated Mediation) sonuçları, DİH ile çocukluk çevresi arasındaki iki yönlü etkileşimin negatif duygulanım ve negatif çatışma çözüm stili üzerindeki etkisinin anlamlı olmadığını göstermiştir. Bu bulgulara göre DİH, olumsuz psikolojik semptomlar geliştirmede çocukluk çevresinden öte tek başına bağımsız bir risk faktörüdür. Son olarak, negatif duygulanım ve negatif çatışma çözüm stili kontrol edildikten sonra DİH ile romantik ilişki tatmini arasında istatistiksel olarak anlamsız fakat pozitif yönlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Bu bulgu, araştırmada yer alan aracı değişkenlerin Hayli Duyarlı Kişiler'in (HDK) romantik ilişki tatminini düşüren temel bileşenler olduğuna işaret etmektedir. Bu çalışma HDK'leri HDK olmayanlardan ilişki tatmini açısından farklılaştıran, DİH ile romantik ilişki tatmini arasında yer alan mekanizmaları göstererek literatürdeki bu boşluğa anlamlı olarak katkıda bulunmuştur.

Sensory processing sensitivitySensory processing sensitiviPersonality traits+4
Melis Zorlular
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlişki değerlendirme ve evlilik istikrarsızlığı: psikolojik sağlamlık ve deneyimsel kaçınmanın aracı rolü

Evlilik istikrarsızlığı, eşlerin ilişkilerine dair duygu ve düşüncelerini, boşanmaya yönelik eylemlerini ve eşlerin ilişkiyi sonlandırma eğilimini ifade etmektedir. İstikrarsız evliliklerin artmasıyla birlikte aile kavramı zayıflar. Güçlü bir aile, toplumu ileriye taşıyacak güçlü, üretken bir nesli, dolayısıyla güçlü bir toplumu ifade eder. Bundan dolayı evlilik istikrarsızlığına etki eden değişkenleri anlamak önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireylerin romantik ilişkilerine dair değerlendirmesi (ilişki doyumu) ile evlilik istikrarsızlığı arasındaki ilişkide, psikolojik sağlamlık ve deneyimsel kaçınmanın aracı rolünü inceleyerek değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, on sekiz yaşın üstündeki 724 evli birey oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, İlişki Değerlendirme Ölçeği, Evlilik İstikrarsızlığı İndeksi ve Kabul ve Eylem Formu-II kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanan bu araştırmada, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Örneklemden elde edilen değişkenlerin betimsel analizlerinde SPSS programı, araştırmadaki yapısal aracı modelin test edilmesi için ise Mplus 7 programı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, evlilik istikrarsızlığı ile ilişki doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik istikrarsızlığı ile ilişki doyumu arasındaki ilişkiye psikolojik sağlamlık aracılık ederken; deneyimsel kaçınmanın ise bu ilişkide herhangi bir aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları evlilik istikrarsızlığı ve evlilik doyumu üzerinde psikolojik sağlamlık düzeylerinin etkili olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda çiftlerle çalışırken bireylerin psikolojik sağlamlığı üzerinde durulması ve çiftlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin artırılması hedeflenmelidir. Ayrıca bu değişkenlerin kullanıldığı ve deneyimsel kaçınmanın evlilikteki rolünün araştırıldığı daha fazla çalışma yapılması önerilmektedir.

Psikolojik sağlamlıkYaşantısal kaçınmaİlişki doyumu
Rumeysa Er
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin nesne ilişkileri ve savunma düzenekleri ile romantik ilişki doyumları ve cinsel doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin ilişkilerinde veya evliliklerinde deneyimledikleri ilişki doyumu ve cinsel doyum gibi ilişki bileşenlerinin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma düzenekleri çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde bireylerin ilişkilerinde yaşadıkları süreçleri savunma düzenekleri ve nesne ilişkileri perspektifine bağlı olarak psikodinamik anlamda incelemek hedeflenmektedir. Bununla beraber çalışma değişkenlerinin katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile olan ilişkisinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020 yılında yaşamını İstanbul ilinde sürdüren ve çalışmanın yapıldığı dönemde romantik ilişkisi olan ve ya evli olan 80 kadın ve 80 erkek olmak üzere toplamda 160 yetişkin birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak çalışmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Envanteri, Savunma Biçimleri Testi, İlişki Doyumu Ölçeği ve Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek setinin katılımcılara sunulması ve katılımcıların kendilerinin cevaplandırmaları yoluyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesi için SPSS paket programı kullanılmış olup ortaya konulan sonuçlar bulgular bölümünde sunulmuştur. Araştırma neticesinde elde edilen sonuçlara göre nesne ilişkileri alt ölçeklerinden yabancılaşma, güvensiz bağlanma ve egosantrizim düzeyi arttıkça yetişkin bireylerin ilişki doyumları ve cinsel doyum düzeyleri azalmaktadır. Diğer yandan yetişkin bireylerin savunma mekanizmaları ile ilişki doyumu ve cinsel doyum düzeyleri arasındaki ilişkiye göre immatür ve nevrotik savunma düzenekleri kullanan bireylerin olgun savunma mekanizmalarını daha yoğun kullanan bireylere göre ilişki doyumları ve cinsel doyum düzeylerinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışma hipotezleri çerçevesinde ilişki süresi ile ilişki doyumu ve cinsel doyum arasındaki ilişkiye bakıldığında ilişki süresi ile ilişki doyumu ve cinsel doyum arasında anlamlı ilişkinin bulunduğu görülmektedir. Elde edilen tün sonuçlar çalışmanın içerisinde ilgili literatürle birlikte sunulmuştur.

Cinsel doyumDuygusal ilişkiEvlilik doyumu+5
Gizem Deveci
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlerde ebeveyn tutumları, bilişsel duygu düzenleme tarzları, ve ilişki doyumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Teoretik arka planı hedef alan etiyolojik çalışmalarda, romantik ilişkiyi etkileyen etmenler araştırılmıştır ve bireyin yaşanılan çocukluk deneyimine bağlı ebeveynlerinden algıladıkları tutumlar ile öz-bilişsel duygu düzenleme tarzlarının, romantik ilişki doyumu üzerindeki etkililiği vurgulanmıştır. Bu çalışma için Aralık 2020 - Mart 2021 tarihleri arasında özel bir üniversitede eğitim gören 168 katılımcı incelenmiştir. Ebeveyn Tutumu Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Romantik İlişki Doyumu Ölçeklerinden alınan sonuçlar değerlendirilmiş ve aralarındaki bağıntılar analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucu, (1) bilişsel duygu düzenleme tarzları ile ilişki durumu arasındaki bağıntıya bakıldığında, romantik ilişkisi olanların, pozitif gözden geçirme tarzına daha çok puan verdikleri tespit edildi, (2) pozitif olana tekrar odaklanma ve pozitif tekrar gözden geçirme tarzının, romantik ilişki doyumunu arttırdığı; (3) ancak kendini suçlama tarzının ve duygusal bakımdan yoksun bırakıcı babalık tutumunun, romantik ilişki doyumunu anlamlı olarak düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu çalışmada geç ergenlerin romantik ilişkilerinden algıladıkları doyum, ebeveyn tutumları ve bilişsel duygu düzenleme tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesiyle bireylerin yaşam kalitesinin arttırılması adına farkındalık sağlanması, amaçlanmıştır; literatür ile benzer sonuçlar gösterdiği bulunmuştur.

Ana-baba tutumuBilişsel duygu düzenlemeDuygusal ilişki+5
Berra Baş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ile narsisistik kişilik özellikleri ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ile narsisistik kişilik özellikleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. İlişki doyumu ve narsisistik kişilik özellikleri belirlenen değişkenlere göre incelenmiştir. Yapılan araştırma ilişkisel tarama modeliyle tasarlanmıştır. Yapılan araştırmanın çalışma grubunu İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde öğrenim gören 385 öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada katılımcılardan çalışmaya katılmaya gönüllü olanlara Sosyodemografik Form, İlişki Doyumu Ölçeği ve Narsisistik Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS 21 programı kullanılmıştır. Oluşan verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağıldığı belirlenmiş ve "Parametrik Testlerden", "t-testi" ile "One Way Anova" testi kullanılmıştır. Örneklemi oluşturan bireylerin Sosyo-Demografik özelliklerinin belirlenmesi için "Frekans" analizi yapılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin incelemek içinse korelasyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizlere doğrultusunda cinsiyete göre ilişki doyumu, üstünlük, teşhircilik, otorite, hak iddia etme ve öz yeterlik düzeyleri farklılık göstermektedir. Ekonomik duruma göre ilişki doyumu, teşhircilik ve üstünlük düzeyleri farklılık göstermektedir. Ebeveyn tutumuna göre bütün değişkenlerde anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ilişki doyumu ile narsisistik kişilik özellikleri arasında negatif yönde korelasyon tespit edilmiştir.

Ana-baba tutumuNarsisizmNarsist Kişilik Envanteri+3
Ziba Aksoy
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde sosyal medya bağımlılığı ile romantik ilişki doyumu ilişkisi

Bu araştırma yetişkinlerde sosyal medya bağımlılığı ile romantik ilişki doyumu ilişkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yetişkinlerin sosyal medya kullanım amaçları, sosyal medya bağımlılıkları ve algıladıkları romantik ilişki doyumu ilişkisini ortaya koymayı amaçlayan nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcı grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde yaşayan 20-40 yaş arasındaki yetişkinlerden oluşmaktadır. Araştırmaya, 211'i erkek (%49.8) ve 213'ü (%50.2) kadın olmak üzere toplam 424 yetişkin katılmıştır. Araştırmada örneklem hacmine ulaşabilmek için uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak katılımcıların yaş, cinsiyet, sosyal medya kullanım durumları, romantik ilişki durumları ve internet üzerinden flört etme durumunu tespit etmek amaçlı " Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada yetişkinlerin romantik ilişkilerinde algılanan doyumu ölçmek amacıyla " Algılanan Romantik İlişki Ölçeği" (ARİKÖ) kullanılmıştır. Ayrıca sosyal medya bağımlılığının incelenebilmesi için " Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" (SMBOYF) ve sosyal medya kullanım amaçlarını belirleyebilmek için " Sosyal Medya Kullanım Amaçları Ölçeği" kullanılmıştır. Form ve ölçekler online anket platformu olan "Google form" sitesinden hazırlanıp, katılımcılara link ulaştırılmış ve doldurulması sağlanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesinde SPSS 25 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların, cinsiyete göre ele alındığında algılanan romantik ilişki kalitesi düzeyinde anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bireylerin sahip oldukları ilişki süreleri ile romantik ilişki doyumu adanmışlık, yakınlık, güven, tutku ve sevgi olgularında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Katılımcıların sosyal medya kullanım amaçları sonuçlarına bakıldığında, bireylerin kişisel özelliklerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamakta olup sadece cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Katılımcıların sosyal medya üzerinden flört etme durumları arasındaki ilişki incelenerek sosyal medya kullanım amaçlarından iletişim başlatma ve eğlence amaçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bireylerin sosyal medya üzerinden flört durumları, sosyal medya bağımlılığı üzerinde etkili sonuçlar üretmektedir. Katılımcıların sosyal medya kullanım amaçlarının romantik ilişki doyumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Sosyal medya kullanımı gösteren bireylerin romantik ilişki doyumunda anlamlı bir ilişki bulunmuşken, sosyal medyayı daha az kullanan bireylerde ise romantik ilişki doyumu arasında daha az etkiye sahip olduğu görülmüştür. Katılımcıların sosyal medyayı cinsiyete ve yaşa göre değerlendirildiğinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Katılımcıların sosyal medyayı en çok kullanan 20-29 yaş grubu oluşturmuş, 30-40 yaş arası bireyler ise sosyal medyayı daha az kullandığı görülmüştür. Sosyal medya kullanımı artış olan bireylerin, sosyal medya üzerinden flört etme durumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuşken, sosyal medya kullanımı az olan bireylerin sosyal medya üzerinden flört etme durumları daha az olduğu görülmüştür. Katılımcıların algılanan romantik ilişki doyumu, sosyal medya kullanım amaçları ölçeği ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişki incelendiğinde; yetişkinlerin sosyal medya kullanım amaçları algılanan romantik ilişki doyumunu etkileyen bir faktör iken, sosyal medya bağımlılığı ise algılanan romantik ilişki doyumunu etkilediği görülmemiştir. Buna göre araştırmada bireylerin, sosyal medya kullanım amaçlarından araştırma ve iş birliği amacı algılanan romantik ilişki doyum üzerinde pozitif yönde arttırıcı etkiye sahip olduğu, ancak iletişim başlatma amacı için algılanan romantik ilişki doyumu üzerinde negatif yönde bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Sosyal medya bağımlılığı ölçeğinin alt boyutları olan sanal tolerans ve sanal iletişim algılanan romantik ilişki doyumunu açıklamamaktadır. Buna göre bu çalışmada sosyal medya bağımlılığı ile romantik ilişki doyumu arasında bir ilişki bulunamamıştır.

BağımlılıkDuygusal ilişkiSosyal medya+2
Özge Kaya
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin kadınlarda ilişki doyumu ve benlik saygısı arasındaki ilişki

Günümüzde teknolojinin de gelişmesi ile birlikte pek çok hayat olgusu da değişime uğramıştır. Bu olgulardan bir tanesi de ilişkilerdir. Hiç şüphesiz ki ilişkiler ve romantik ilişkiler insanların hayatının çok büyük bir kısmını kapsamaktadır. Romantik ilişkide kadının ve erkeğin ilişkiye dair beklentileri kimi zaman aynı olsa da, kimi zaman da farklılıklar göstermektedir. Günümüzde kadınların önceki 50 yıla kıyasla iş hayatında daha fazla varoluşu ve bu bağlamda ekonomik olarak güçlenmeleri ile birlikte romantik ilişkilerdeki beklentileri, istekleri de değişmiştir. Romantik ilişki çok kapsamlı bir şekilde ele alınabilecek bir konudur. Günümüze kadar yapılmış olan araştırmalar da bunu destekler niteliktedir. Bu araştırmada yetişkin kadınlarda ilişki doyumu ile benlik saygısı arasındaki ilişki ele alınmıştır. Araştırma Türkiye'de yaşayan ve romantik ilişki içerisinde olan 18 ve 61 yaş ve üzeri 601 kadın ile birlikte gönüllü bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırma yürütülürken ilişkisel tarama yöntemi ile sıradan (ardışık) yönteme başvurulmuştur. 601 kadın katılımcıdan veri toplanması için Kişisel Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RSE) ve İlişki İstikrarı Ölçeği'nden (İİÖ) yararlanılmıştır. Ölçme araçlarındaki veriler aslına uygun kalacak bir şekilde Google Form üzerinden 601 kadın katılımcıya ulaştırılmıştır. RSE ve İİÖ' nin normal dağılıma uyup uymadığı kontrol edildiğinde normal dağılım olmadığı sonucu elde edilmiş ve parametrik olmayan testler uygulanmıştır. RSE ve İİÖ arasındaki ilişkiyi ölçmek için Speaman, gelir ve eğitim durumunun RSE arasındaki karşılaştırılması için Kruskal-Wallis H ve çalışma durumu ile RSE arasındaki karşılaştırma için Mann- Whitney U testlerinden yararlanılmıştır. Kadınların RSE ile İİÖ'nden almış oldukları puanlar karşılaştırıldığında anlamlı bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir.

Benlik saygısıDuygusal ilişkiKadınlar+3
Nilüfer Şişman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ve romantik obsesyon ilişkisinin incelenmesi

Üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ve romantik obsesyon arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilgili değişkenleri ölçen ölçme araçları aracılığıyla veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. İlişkisel ve anket yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada 18-25 yaş arası 200 (100 kadın, 100 erkek) üniversite öğrencisinden veriler elde edilmiştir. Katılımcıların en az 3 aydır aktif bir ilişkisi olması kriteri aranmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin bilgileri araştırmacının oluşturduğu sosyo-demografik bilgi formuyla toplanmıştır. Üniversite öğrencilerinin ilişki doyumu düzeyini belirlemek için 'İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ)', romantik ilişkiye dair obsesif kompulsif belirtileri ölçmek için 'Romantik İlişki Obsesyon ve Kompulsiyonları Ölçeği (RİOKÖ)' ve partnere ilişkin obsesif kompulsif belirtileri ölçmek için ise 'Partnere İlişkin Obsesif-Kompulsif Belirti Ölçeği (PİOKB)' kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programından yararlanılmıştır. Ölçeklerin çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılarak normal dağılım kriterini karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Güvenilirliklerini belirlemede iç tutarlılık katsayılarına bakılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü belirlemede regresyon ve korelasyon çözümleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırma analizlerinde ise ANOVA ve T-Testi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencilerinin ilişki doyumu yükseldikçe ilişkiye dair obsesyon ve kompulsiyonlar düşmektedir. Ayrıca ilişki doyumu yükseldikçe partnere ilişkin obsesyon ve kompulsiyonlar düşmektedir. Sonuç olarak üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu ve romantik obsesyon arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki olduğuna ulaşılmıştır. Bulunan Sonuçlardan yola çıkarak 18-25 yaş arası üniversite öğrencilerinde ilişki doyumu arttıkça romantik obsesyon seviyelerinin düştüğü görülmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar romantik obsesyon durumunun kaygılı bağlanma ve erken dönem uyumsuz şemalarla ilişkisini bildirmektedir. Klinik uygulamalarda romantik obsesyonu olan danışanların bağlanma öykülerinin sorgulanması ve buna yönelik çalışmalarda bulunulması önerilmektedir.

Obsessif davranışRomantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonlarıÜniversite öğrencileri+1
Ethem Kenan Kuru
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eş-bağımlılık ile ilişki doyumu ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, romantik ilişki içerisinde olan yetişkinlerin eş-bağımlılık ile ilişki doyumu ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 119'u kadın, 94'ü erkek olmak üzere 213 Türk katılımcıya; Kişisel Bilgi Formu, Eş-Bağımlılık Belirleme Ölçeği (EşBBÖ), İlişki Doyumu Ölçeği (İDÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ) uygulanmıştır. Uygulanan ölçeklerin arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla Pearson Korelasyon Analizi ve Basit Doğrusal Regresyon Analizi; ölçeklerden elde edilen puanların sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşma durumlarını tespit etmek amacıyla Bağımsız Gruplar T-testi ve Tek Yönlü Varyans (ANOVA) Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; ilişki doyumu ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, ilişki doyumu ile eş-bağımlılık arasında negatif yönde bir ilişki olduğu, ilişki doyumunun eş-bağımlılık üzerinde negatif yönde bir yordayıcı olduğu, varyansın %7'sini açıkladığı psikolojik iyi oluş ile eş-bağımlılık arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ve psikolojik iyi oluşun eş-bağımlılığı negatif yönde bir yordayıp varyansın %10'unu açıkladığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları cinsiyete göre incelendiğinde; ilişki doyumu, psikolojik iyi oluş ve eş-bağımlılık toplam puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı, eş-bağımlılığın "kendini gizleme" ve "aileye ilişkin konular" alt boyutlarının farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları eğitim düzeyine göre incelendiğinde; ilişki doyumu ve psikolojik iyi oluşun eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı, eş-bağımlılığın "aileye ilişkin konular" alt boyutunun farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilişki türüne göre incelendiğinde; ilişki doyumunun ilişki türüne göre farklılaşmadığı, psikolojik iyi oluş ile eş-bağımlılığın "kendini gizleme" alt boyutunun farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilişki süresine göre incelendiğinde; psikolojik iyi oluşun ilişki süresine göre farklılaşmadığı, ilişki doyumu ile eş-bağımlılığın "kendini gizleme" alt boyutunun farklılaştığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular literatürde yer alan çalışmalar ile tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

BağımlılıkEşbağımlılıkPsikolojik iyi oluş+2
Türkan Doğuşay Katırcıoğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects