Sectoral analysis
84 theses under this subject heading
Küresel ısınmanın sektörler bazında oluşturduğu risk sendromları ve çözüm yolları: Kuşadası bölgesi yiyecek içecek işletmelerinde bir uygulama
Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinde üretimden tüketime kadar olan süreçte kullanılan yöntemler ve bu süreçte ortaya çıkan sera gazları, dünyanın daha fazla ısınmasına, aşırı hava olaylarına sebep olmuştur. Küresel ısınma olarak adlandırılan bu sorun, dünyanın geleceğini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Bilim ve teknolojideki gelişmeler, dünyanın küresel tek pazara dönüşmesi, başta enerji olmak üzere hammadde ihtiyacına olan talep yoğunluğu ve artan nüfus hem doğal kaynakların hızla yok edilmesine hem de, bu süreçte ortaya çıkan sera gazlarının etkisiyle iklimin doğal döngüsü dışında değişmesine yol açmıştır. Aşırı hava olaylarının görülme sıklığı da, tarımsal alanlardan turizme kadar tüm canlıların yaşamını olumsuz etkilemeye başlamıştır. Bu çalışmada, küresel ısınmanın kavramsal çerçevesi; tarihsel gelişimi, yürütülen önleyici çalışmalar ve gelecekteki muhtemel beklentileri ile açıklanmıştır. Tarım, sanayi ve hizmet sektöründeki gelişmeler ve riskler küresel ısınma boyutunda incelenmiştir. Önleyici tedbirlerin yanında, muhtemel çözümler ortaya konulmuştur. Tüketime yönelik olması, katı ve sıvı atıkların yoğun olarak görülmesi, sunduğu hizmetlerin tedarik boyutunda tarım, sanayi ve hizmet sektörleri ile ilişkili olması ve toplumlardaki bireylerin tamamına yakınının uğrak yerleri arasında yer alması sebebiyle yiyecek içecek işletmeleri uygulama alanı olarak incelenmiştir.
Makroekonomik faktörlerin Borsa İstanbul sektör endekslerinin performanslarına etkisi üzerine bir çalışma
Bu çalışmanın amacı, borsa performansını etkileyen faktörleri sektörel bazda incelemek olarak belirlenmiştir. Çalışma kapsamında belirlenmiş olan makroekonomik değişkenlerin (enflasyon, faiz oranı, büyüme oranı, işsizlik oranı, ticaret dengesi, altın fiyatları ve kur değişimi), seçilmiş olan sektör getiri endeksleri (banka, hizmet, gayrimenkul yatırım ortaklığı, gıda içecek, tekstil deri) üzerindeki etkileri araştırılmıştır. 2007-2015 yılları arasında oluşan yıllık değerler, Türkiye İstatistik Kurumu, Merkez Bankası, Borsa İstanbul ve özel yatırım acentelerinden toplanmış ve bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler ise korelasyon ve regresyon analizleri ile tespit edilmiştir. Her bir bağımlı değişken ayrı ayrı incelenmiş olup; alınan değerlerin hepsi, yıllık değişim oranına çevrilerek aynı türden verilerin analize tabi tutulması sağlanmıştır.Regresyon analizi sonuçlarına göre, tüm sektör getiri endekslerinin negatif veya pozitif olmak üzere bir şekilde makroekonomik değişkenlerden etkilendiği görülmüştür. Özellikle kur değişiminin, tüm sektörlerin getiri endeksleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve negatif bir etkisi olduğu bulunmuştur. Kur değişikliklerine benzer bir şekilde,araştırma kapsamında incelenen ve sektör getiri endeksleri üzerinde oldukça önemli etkisi olan bir başka değişken ise büyüme oranıdır. Gerçekten de gayrimenkul yatırım ortaklığı, gıda içecek, banka ve tekstil deri sektörleri getiri endeksleri, büyüme oranı değişkeninden pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilenmektedir. Banka sektörü getiri endeksi, makroekonomik faktörlerden en fazla etkilenen endeks olarak ortaya çıkmıştır. Buna göre, banka sektörü getiri endeksi kur değişiminden negatif, enflasyon oranı ve büyüme oranından ise pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Borsa, Borsa Performansı, Sektör Getiri Endeksleri, Makro Ekonomik Değişkenler
The effect of the COVID-19 pandemic on global trade and a sectoral investigation on Türkiye's exports
The Covid-19 pandemic, which started as a health crisis in 2019 in Wuhan, China and then caused significant economic problems, has affected the world. The closure methods applied by the states in order to combat this virus have caused economic problems due to supply and demand. It is being discussed whether the world can return to its pre-pandemic state. The main subject of this thesis is the effect of this situation on Türkiye and what kind of changes it may cause in the future. The supply problems in the world and how countries can cope with this problem or what different ways they can apply are also discussed in this thesis. In the last part of the thesis, the export figure s of the Turkish sectors before the pandemic, during the pandemic and after the Covid-19 virus vaccine were examined comparatively with each other.
Düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin gayri safi yurtiçi hasılaya etkisi: Türkiye örneği
Bu tezde düşük, orta ve yüksek teknoloji sektörlerinin dış ticaretinin Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada, 1996Q1-2013Q1 dönemleri arası düşük, orta-düşük, orta-yüksek ve yüksek teknoloji sektörlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranıyla GSYH arasındaki uzun dönemli ilişki eşbütünleşme yaklaşımıyla incelenmiştir. Değişkenler arası ilişkinin olup olmadığını test etmek için öncelikle serilerin ADF ve PP birim kök testleri yapılmıştır. ARDL sınır testi ile kısa ve uzun dönem ilişkinin varlığı test edilmiştir. Değişkenler arası ilişki bulunduktan sonra Granger nedensellik testi yapılmıştır. Çalışmada uygulanan ARDL modeli sonucunda, değişkenler ile GSYH arasında uzun dönem ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. ARDL uzun dönem sonuçlarına göre yüksek teknoloji değişkeni dışındaki değişkenlerin istatistiksel olarak anlamlı ve negatif olduğu tespit edilmiştir. Yüksek teknoloji değişkeni GSYH üzerinde pozitif bir etkiye sahip olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı bulunamamıştır. Hata düzeltme modelinde değişkenler arasındaki kısa dönemlik sapmanın her dönem yaklaşık %24'lük kısmının düzeltildiği görülmüştür. Değişkenler arası ilişkinin yönünü belirlemek amacıyla yapılan Granger nedensellik testi sonucunda yüksek teknoloji sektör değişkeniyle GSYH arasında iki yönlü ilişki olduğuna dair daha güçlü deliller bulunmuştur. Diğer değişkenler ile GSYH arasında ilişki bulunamamıştır. İlişkinin yönü kısa dönemde yüksek teknoloji sektörlerinden GSYH'ya doğru, uzun dönemde ise GSYH'dan yüksek teknoloji sektörlerine doğrudur.
Türk savunma sanayii'nin finansal yapı analizi
Bu tez, Cumhuriyet Dönemi Türk Savunma Sanayii'nin gidişatı ve sektörün finansal durumunun analizi amacıyla kaleme alınmıştır. Bu çalışmada, literatür taramasına büyük ağırlık verilerek, birinci bülümde, Cumhuriyet Dönemi Türk Savunma Sanayii'nin tarihsel gelişimi üzerinde durulup; ilgili sektör firmaları hakkında bilgi verilmiş ve ortaklık yapıları incelenmiştir. İkinci bölümde ise, Türk Savunma Sanayii'nde finansman kavramına değinilerek; finansman kaynaklarına yer verilmiştir. Bunun yanında savunma bütçeleri de değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, gün geçtikçe önemi daha iyi anlaşılan Türk Savunma Sanayii'nin ilerlemesi, özellikle kamu ve özel sektör yöneticilerinin farkındalığının artmasının yanında, sektöre verilecek yüklü finansman desteğiyle mümkün olacaktır.
Türkiye ve BRICS ülkelerinin sektörel rekabet güçlerinin karşılaştırılması
Ekonomik güç dengelerinin değiştiği ve buna bağlı olarak yeni oluşumların meydana geldiği günümüz ekonomi alanı incelendiğinde, değişen dengelerde yer edinmek isteyen ülkelerin birbirleriyle rekabet etme çabaları dikkat çekmektedir. Oluşan yeni güç dengeleri içerisinde dikkat çeken yapılardan biri de BRICS ülkeleridir. BRICS ülkelerinin, 2008 yılında ABD'de patlak veren ve birçok ülkeyi de etkileyen küresel ekonomik kriz sürecinde ve sonrasında gelişmiş ülkeler ile arasındaki mesafeyi daraltma fırsatını yakalamış olması rekabet alanında değinilmesi gereken bir konudur. Aynı şekilde Türkiye'nin de benzer özellikler göstermesi, Türkiye ile bu ülkelerin rekabet alanlarının incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla BRICS (Brezilya, Rusya, Çin Hindistan, Güney Afrika) ve Türkiye'nin, ele alınan sektörlerde Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlüklere (AKÜ) göre hangi sektörde güçlü olduklarının Bela Balassa'nın geliştirmiş olduğu yöntem kullanılarak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve United Nations Commodity Trade Statistics Database (COMTRADE)' den 1988-2014 yılları arası elde edilen veriler kullanılarak belirlenmeye çalışılmış ve BRICS ülkelerinin tam manasıyla bir birliktelik içerisinde olup olmadıkları tartışılmıştır. Çalışma sonucunda ülkelerin gerek ekonomik performansları ve rekabet edebildikleri sektörlerin gerekse de coğrafik ve siyasi yapılarının birbirinden farklı olması bu ülkelerin tam manasıyla bir birliktelik kuramadıklarını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Türkiye ve BRICS ülkelerinin daha da başarılı olabilmeleri için ekonomik kalkınma politikalarını gözden geçirerek eksik yönlerini değiştirmeli ve bu yönde çalışmaların yapılması öngörülmektedir.
Adana bölgesi için girdi-çıktı analizi
Bir bölge, şehir ya da ülkeye yönelik planlama yapılırken önce o bölgenin sosyo-ekonomik, tarihsel ve yapısal analizi detaylı bir şekilde ele alınmalıdır. Bölgesel kalkınma planlarının, bölge yapısıyla uyumlu olması ve ekonomik ilişkilerin yönünün ve boyutunun doğru tespit edilmesi son derece önemlidir. Bu bağlamda, Girdi-Çıktı analizleri, sektörlerin karşılıklı etkileşimlerini ve birbirlerine bağımlılıklarını dikkate alması bakımından, detaylı yapısal analizlere imkân sağlamaktadır. Bu tezde, Adana Bölgesi için Girdi-Çıktı analizi yapılarak, bölgede faaliyet gösteren 69 sektör belirlenmiştir. Analiz yapılırken, önce birim matris, sonrasında teknik katsayılar matrisi, ardından da Leontief ters matrisi hesaplanmıştır. Analiz sonucunda Hirschman kategorisine göre 18 adet kilit sektör saptanmıştır. Çalışma kapsamında hesaplanan katsayılar yardımıyla Adana'nın endüstriyel bağınlaşma yapısı ortaya koyulmuş, bölgesel planlamada kullanılabilecek önemli göstergeler tespit edilmiştir. Tezde kullanılan veriler, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Girişimci Bilgi Sistemi'nden temin edilmiştir ve sistemdeki en güncel veri yılı olan 2017 yılına aittir.
TR62 bölgesinde sektörel rekabet gücünün değerlendirilmesi
Sanayi devrimi sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşme sonucunda ülkeler arasındaki ticaret ve entegrasyon artarken ülkelerin büyüme hızları da artmaktadır. Yeni dünya düzeninde kızışan rekabet, ülkeleri ve bölgeleri bir yarış içine sokmuş ve kalkınma çabaları bölgesel gelişme trendini yaratmıştır. Türkiye de bu yarışta uluslararası düzeyde rekabet edebilen gelişmiş ülkeler arasına girmeyi hedeflemektedir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin güneyindeki büyüme odağı konumunda bulunan TR62 Bölgesi'nde ekonomik kalkınmanın sağlanması için sektörel rekabet güçleri analiz edilmiştir. Böylece, bölgenin gelişmesi için kaynakların hangi alanlara yönlendirilmesi gerektiği konusunda karar vericilere ışık tutacak sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda TR62 Bölgesi'nin Türkiye'deki yeri ile Adana ve Mersin'in genel ekonomik görünümü çerçevesinde istihdam, ihracat ve net satış verilerine ile analizler gerçekleştirilmiş ve rekabetçi sektörler tespit edilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler neticesinde elde edilen sonuçlara göre bölgede bitkisel üretim, gıda ürünleri, toptan ve perakende ticaret ile lojistik sektörleri her iki il için rekabetçi sektörler arasında yer alırken, Adana'da tekstil ürünleri, kimyasal ürünler ve plastik ürünleri sektörlerinin, Mersin'de ise metalik olmayan mineraller ile ormancılık ve tomrukçuluk sektörlerinin en rekabetçi sektörler olduğu tespit edilmiştir. Her iki ilde rekabetçi olan lojistik sektörünün elmas analizi ile rekabet analizi gerçekleştirilmiştir. Bundan sonraki çalışmalarda iki basamaklı istatistiki verilere dayanarak gerçekleştirilen analizlerin daha detaylı şekilde genişletilmesi, araştırma ve inovasyon stratejileri (RİS3) ve kümelenme gibi modellerle sektörel stratejilerin ve yol haritalarının oluşturulması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: rekabet, rekabet gücü, sektörel rekabet, bölgesel gelişme, kalkınma
Yapay zeka ve açık inovasyon etkileşiminin işletmeler üzerine etkileri
Bu çalışmanın temel amacı: yapay zeka ve açık inovasyon faaliyetlerinin şirketlere ve topluma farklı düzeylerde finansal ve finansal olmayan boyutta değer kattığını kavramsal bir modelle ve kuramsal özellikte bir çalışma ile ortaya koyabilmektir. Bu kapsamda araştırmanın temel hipotezi yapay zeka ve açık inovasyon faaliyetlerindeki farklı ülkelerde ve sektörlerde pozitif ve anlamlı düzeyde değer katmak şeklinde tanımlanmıştır. Araştırmanın temel hipotezi çerçevesinde kapsamlı bir litaratür çalışması yapılmıştır. Araştırma değişkenlerinden yapay zeka kavramında ayrıntılı açıklamalarda bulunarak ardından da açık inovasyon konusunda litaratürdeki bilgi birikiminden hareket ile kapsamlı değerlendirilmelerde bulunulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde, yapay zeka ve açık inovasyon değişkenlerinin farklı ülkelerde ve sektörlerdeki bütünsel etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Son olarak ise örnek olay çalışmalar yapılarak araştırmanın temel hipotezi desteklenmeye çalışılmıştır.
Türkiye plastik sektöründe uluslararası rekabet gücünün açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler kuramı açısından analizi
Küreselleşme sürecinin hız kazandığı 1970 sonrası dönemde uluslararası ticaret artmıştır. Bu artışla daha fazla getiri elde etmek ve pazar payına sahip olmak için ülkeler arasında bir yarış başlamıştır. Ülkelerin birbirine benzer mal ve hizmet arzları kaçınılmaz olarak rakip durumda olmalarına yol açmaktadır. Bir ülkenin diğeri üzerindeki üstünlüğü ise rekabet gücü analizleri yardımıyla belirlenmeye çalışılmaktadır. Ülkeler ve Endüstriler bazında yapılan çalışmalar, ülkelerin rekabet yeteneklerini ortaya koyan yararlı kaynaklardır. Bu nedenle özellikle 1990'dan sonra artan çalışmalarla literatür genişlemiştir. Ülke ve sektör seçimlerinin araştırmacıya tanıdığı özgürlük göz önüne alındığında rekabet gücünün çok çeşitli alanlarda analizini yapmak mümkündür. Çalışma üç bölüm olarak hazırlanmıştır. Çalışmada Türkiye plastik sektörünün rekabet gücünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Sektörün 2001-2018 dönemi ele alınmıştır. Çalışma sektörün rekabet gücünü açıklanmış karşılaştırmalı üstünlükler (RCA) yöntemine göre ölçmektedir. Türkiye plastik sektörü dünya karşısında rekabet dezavantajına sahiptir. Sektörün alt ürün gruplarında ise en yüksek RCA değeri plastikten sofra eşyası, mutfak eşyası, diğer ev eşyası ve sağlık veya tuvalet eşyası grubudur.
Lojistik sektöründe temel aktörlerinin karşılaştıkları sorunlar ve çözümler
Bu çalışma, Türkiye'de zamanla ilerleyen lojistik sektörünün konumunu incelemek ve sektörün problemlerini belirlemek ve lojistik sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Türkiye lojistik sektörünün, dünyadaki diğer lojistik sektörlerine kıyasla hangi seviyede olduğu, sektörde karşılaşılan halihazırda mevcut olan sorunların nasıl etkilere sebep olduğu ve bunların üzerinde çözüm önerileri sunarak, Türk lojistiğinin eksik yönlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. İlk bölümde lojistik sektörü hakkında ana bilgiler verilmiş ve lojistik sektörünün dünya ekonomisindeki rolünden bahsedilmiştir. Daha sonra lojistiğin dinamik yapısı incelenmiş ve mevcut olan altyapı sistemlerinin yeterlilik düzeyi ve ayrıca lojistikte karşılaşılan mikro ve makro problemler araştırılmıştır. Türkiye lojistiğinin stratejik ve teknolojik konumu ele alınmıştır. Sonuç ve bulgular kısmında Türkiye'de başta lojistik sektörü aktörlerinden olan üreticiler, lojistik hizmet sağlayıcıları ve yük taşıyıcıları olmak üzere söz konusu aktörlerin karşılaştığı sorunlar hakkında bilgiler verilmiştir. Ana olarak bu aktörlerin durumlarının incelenmesi için sektörün önde gelen bir üretici firmasıyla, bir lojistik hizmet sağlayıcı firmasıyla ve altı bağımsız yük taşıyıcısıyla nitel araştırma tekniği kullanılarak derinlemesine yarı yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda özellikle bu üç lojistik aktörünün karşılaştıkları sorunlar incelenmiştir. Araştırmamıza konu olan aktörlerin her birinin sorununun diğer aktörlerle olan ilişkileri hakkında durulmuştur. Yapılan analizler neticesinde gelecek için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik Sektörü, Ulaştırma Sistemleri, Lojistikte Mikro ve Makro Ölçekli Sorunlar, Lojistik Aktörler
Türkiye'de sektörlerin dış ticaret ve istihdam payları: Türkiye otomotiv sektörü örneği
Tarım, sanayi ve hizmet sektörü gibi ana sektörler Türkiye ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu ana sektörlere ek otomotiv sektörü de diğer bazı sektörler arasında lokomotif görevi gördüğü için önemlidir. Cumhuriyet'in ilanından 1950 yılına kadar tarım sektörü milli gelir, istihdam ve dış ticarette ilk sırada yer alırken 1950 yılından sonra durum değişmeye başlamıştır. Günümüzde dış ticarette imalat sanayi sektörü ilk sırada yer alırken istihdamda ve milli gelirde hizmet sektörü ilk sırada yer almaktadır. Kısacası Türkiye'de sektörel açıdan değişim yaşanmıştır. Otomotiv sektörü analizi sonuçlarına bakıldığında otomotiv sektörü istihdamı ve toplam istihdam arasında çift yönlü, otomotiv sektörü istihdamı ile kurumsal olmayan nüfus arasında tek yönlü, otomotiv sektörü ithalatı ile toplam ithalat arasında da tek yönlü nedensellik ilişkisine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otomotiv Sektörü, Dış Ticaret, İstihdam, Zaman Serisi Analizi, Sanayi
Stratejik farkındalık, sektör analizi, stratejinin temel bileşenleri ve performans arasındaki ilişkiler: Nitel bir analiz
Bu araştırmanın amacı, işletmelerin, sahip oldukları stratejik farkındalık, dış çevre (sektör) analizi, stratejilerinin temel bileşenlerine yönelik değerlendirmeleri ve performansları arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırma Düzce'de faaliyet gösteren küçük ve orta büyüklükteki işletmeler ölçeğinde gerçekleştirilmiştir. Görüşme talebine olumlu yanıt veren 32 firma üzerinde, nitel araştırma yöntemlerinden olan gömülü teori, içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri gerçekleştirilmiştir. Katılımcı firmalarla yüz yüze görüşmelerden elde edilen veriler, çeşitli kodlama süreçlerine tabi tutularak hedeflenen kategorilere ve ardından araştırmanın boyutlarını oluşturan temalara ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, 7 tema altında 33 kategori ortaya çıkmış ve bu kategorilere ulaştıracak toplam 60 tane kod elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara bakıldığında, işletmelerin stratejik farkındalıklarının olduğu; elde ettikleri bu stratejik farkındalık doğrultusunda dış çevre (sektör) analizlerini de gerçekleştirdikleri gözlemlenmiştir. Diğer taraftan işletmelerin, stratejinin temel bileşenlerinden; yetenek geliştirme, kültür şekillendirme ve örgütsel yapı tasarımı konularında bazı eksikliklerinin var olduğu; stratejinin son bileşeni olan kaynaklar konusunda ise, firmaların farkındalık yakalayabildikleri sonucuna varılmıştır. Bütün bu faktörlerin performansları üzerinde etkisine bakıldığında ise; müşteri, iç süreçler ve öğrenme ve gelişim perspektiflerinde olumlu yönde bir ivme yakalanmış olsa da finansal açıdan gerekli etkililiği sağlayamadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Özel aşçılık okulu mezunlarının sektördeki çalışma durumlarının araştırılması: Ankara örneği
Günümüzde gastronomi disiplini içerisinde eğitim olgusu, bu disiplinin gelişebilmesi ve nitelikli insan kaynakları sağlanması için büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yürütülen aşçılık eğitimleri incelendiğinde eğitimlerini tamamlayan bireylerin azımsanmayacak bir bölümünün özellikle sektör tecrübesi sonrasında mesleklerini bıraktıkları görülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı aşçı-şef adaylarının aşçılık mesleğini bırakmalarına neden olan olumsuz faktörleri ve bu meslekte devam etmelerine neden olan motivasyon kaynaklarını tespit edebilmektir. Bu çalışmaya, Ankara'daki özel aşçılık okullarında eğitim aldıktan sonra sektör tecrübesi edinmiş 310 kişi gönüllülük esasına göre dahil edilmiştir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada çalışma için gerekli olan veriler katılımcılardan anket formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların %45,5'inin sektörel tecrübe sonrası aşçılık mesleklerini bıraktıkları ve katılımcıların %43,9'unun sektörde 1 yıldan daha az çalıştığı tespit edilmiştir. Katılımcılar içerisinde, erkeklerin aşçılık eğitimi sonrası sektöre devam etme oranı %65 olurken bu oran kadın katılımcılarda %44,9 olarak tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre katılımcıların aşçılık mesleğine devam etmelerine neden olan en büyük motivasyon kaynağı iyi bir şef olma arzusu olurken, katılımcıları aşçılık mesleğini bırakmalarına neden olan en önemli faktörler ücret yetersizliği, mutfak çalışanların olumsuz tavırları ve fiziki çalışma şartlarının zorluğu olarak tespit edilmiştir. Ayrıca kadın katılımcıların aşçılık mesleğinin bırakılmasına neden olan olumsuz faktörlerin tamamımdan erkek katılımcılara göre daha fazla etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
İletişim sektörünün vergilendirilmesi ve analizi
İletişim sektörü, günümüzde ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınma süreçleri için çok önemli bir yere sahip, rekabet düzeyi yüksek ve çok hızlı gelişme gösteren bir sektördür. İletişim hizmetlerine olan talebin hızla artışı ve sektörden elde edilen gelirlerin yüksek oluşu bunun temel göstergeleridir.Gerçekleştirilen çalışmanın amacı, ülkemizde yüksek gelişme potansiyeline sahip bir sektör olan iletişim sektörünün vergilendirilme biçiminin ortaya konulmasıdır. Bu doğrultuda, sektörün gelişimi önündeki engeller detaylı bir biçimde açıklanarak sorunlar üzerinde çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla tezin kapsamına; başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünya üzerindeki birçok ülke uygulamaları ele alınarak karşılaştırmalar yoluyla yapılan öneriler dahil edilmiştir.Bu amaca yönelik olarak birçok ülkede bu hizmetlerin nasıl vergilendirildiği ve vergi yükü ortaya konulmuştur. Bu açıklamalar ışığında, yer verilen çözüm önerilerinin ülkemizde meydana getireceği olası etkiler değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.
Ekonomik büyüme-enflasyon ilişkisinin sektörler itibari ile ekonometrik analizi: Türkiye örneği
Bu çalışmada enflasyon-iktisadi büyüme ilişkisi sektörel bazda 1987:1-2007:3 dönemi için incelenmiştir. Enflasyon ile büyüme ve sektörel büyüme arasındaki ilişkiler serilerin devresel hareketleri, diğer bir ifade ile iş çevrimleri çerçevesinde çapraz korelasyon analizi ve etki-tepki fonksiyonları ile incelenmiştir. Bu amaçla toplam GSYİH ve sektörel GSYİH serileri ile Tüketici Fiyatları Endeksi ve üç aylık enflasyon oranlarının devresel bileşenleri elde edilmiştir. Serilerin devresel bileşenleri ? üssel düzeltme yöntemi ile mevsimsel olarak düzeltilmiş serilerin ? Baxter ve King (1995) çalışması ile tanımlanan bant geçiş filtresi ile elde edilmiştir. Toplam ve sektörel çıktıların devresel bileşenleri önce grafiksel olarak daha sonra çapraz korelasyon katsayıları hesaplanarak incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) internet sayfasından elde edilmiştir. Ampirik sonuçlar; Türkiye ekonomisinde enflasyon ile iktisadi büyüme arasındaki negatif ilişkinin nedeninin tüm analiz dönemlerinde arz şokları olabileceğine işaret etmektedir. Arz şokları, aynı zamanda sanayi sektörü ve hizmetler sektörü büyümesi ile enflasyon arasındaki negatif ilişkiyi de açıklamaktadır. Etki-tepki fonksiyonları ile elde edilen sonuçlar bu bulguları çoğu durumda desteklemekle birlikte tüm sonuçların incelenen alt döneme göre farklılık gösterdiği gözlenmiştir. Bu ilişkinin geçerliliği arz şoklarının bir temsilcisi olan petrol fiyatları modele dahil edilerek ayrıca incelenmiş ve ilk sonuçları destekleyici bulgular elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler:1)Enflasyon2)Ekonomik Büyüme3)Devresel Hareketler4)Türkiye Ekonomisi
Entegre raporların okunabilirliğinin işletmelerin finansal performansları ile ilişkisi: Sektörel bazda bir araştırma
İşletmeler faaliyet sonuçlarını performans raporları aracılığıyla bilgi kullanıcılarına iletmektedir. Bilgi aktarımını finansal raporlar, faaliyet raporları, sürdürülebilirlik raporları gibi çeşitli araçlarla sağlamaktadır. Bu raporlar zamanımızın rekabet koşulları göz önünde bulundurularak hesap verilebilirliği yüksek ve şeffaf şekilde yapılmak durumundadır. Hem finansal hem de finansal olmayan bilgilerden oluşan bu raporlar, işletmeler hakkında bilgi edinmek isteyen ilgililerin ihtiyacını karşılamakla birlikte bazen bilgi karmaşasına sebep olabilmektedir. Günümüzde bilgi karmaşıklığını gidermek amacıyla kurumsal raporlama gelişiminin sonucu niteliğinde yeni bir raporlama paradigması olarak entegre raporlama sistemi ortaya çıkmıştır. Entegre raporlama finansal ve finansal olmayan bilgiyi tek bir dokümanda bir araya getirmektedir. Bilgi kullanıcıları için hazırlanan uzun ve karmaşık geleneksel raporlar çoğunlukla eleştirilmektedir. Entegre raporlama bunların aksine raporu hazırlayan işletmelerin mevcut durumunu, performansını, beklentilerini; açık, anlaşılır ve sade bir dille aktarmayı vaat etmektedir. Entegre raporlamanın bu hedefi doğrultusunda; çalışma entegre rapor hazırlayan işletmelerin yayınladıkları raporların kolay okunabilir olup olmadığını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Readable Pro metin analizi programı yardımıyla bu entegre raporlar analiz edilmektedir. Analiz sonucunda program her bir rapora ait okuma kolaylığı puanı ve okunabilirlik derecesi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında sekiz farklı hipotez kurularak öncelikle farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin entegre raporlarının okunabilirlik derecesinin sektörlere bağımlı olup olmadığını sonrasında elde edilen okuma kolaylığı puanları aracılığıyla okuma kolaylığı puanları ile işletmelerin rapor uzunlukları ve finansal performans oranları (aktif devir hızı, net kar/satış oranı, öz kaynak karlılık oranı, aktif karlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve borç/öz kaynak oranı) arasındaki ilişki analiz edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Entegre Raporlama, Finansal Performans Oranları, Entegre Raporların Okunabilirliği
Otomotiv sektöründe rakip firma analizi: Peugeot örneği
Otomotiv sektörü Türkiye'de hızla gelişmekte olan bir sektördür. İşletmelerin hızla değişen teknolojik, ekonomik, politik ve sosyal gelişmelere rekabet avantajı sağlayabilmek adına ayak uydurabilmeleri gerekmektedir. Bu avantajı sağlayabilmek için öncelikle iyi bir organizasyon yapısına sahip olunmalıdır. Organizasyon yapısı ile beraberinde gelen işletme faaliyetlerine uygun stratejik kararlar belirlenebilmekte ve rekabet analizinin yapılması ile sağlam bir kurum yapısı elde edilebilmektedir. Rekabet analizinde de özellikle yakın rakibin analizi büyük önem taşımaktadır. Yakın rakibe göre satış adedinin ve pazar payının yükseltilmesi konusunda firmaların üstünlüklerini güçlendirme, zayıflıkların üstesinden gelme konusunda çalışmalar yapmaları gerekmektedir.
Güzel sanatlar eğitimi bölümlerindeki grafik tasarım eğitimine ilişkin sektör çalışanlarının görüşleri
Bu araştırma Bolu ve Düzce illerinde bulunan çeşitli grafik tasarım ajanslarında, gazetelerde, reklam firmalarında ve freelance olarak çalışan sektör çalışanları ile yüz yüze görüşmeler dahilinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada sektör çalışanlarının tecrübeleri sonucu elde ettikleri görüşler doğrultusunda grafik sektöründe çalışmak için eğitimin gerekli olup olmadığı incelenmiştir. Sektör çalışanlarının eğitimin gerekliliği hakkındaki görüşlerinin toplanması amaçlanmıştır. Nitel olarak gerçekleştirilen çalışmaya grafik tasarım eğitimi almış 10 kişi ve grafik tasarım eğitimi almamış 10 kişi olmak üzere toplam 20 sektör çalışanı dahil olmuştur. Çalışanların grafik tasarım eğitimi hakkında görüşlerini toplamak adına veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış 'Grafik Tasarım Sektör Çalışanları Görüşme Formu' hazırlanmıştır. Görüşme formu 3 ölçme değerlendirme uzmanı ve 1 alan uzmanından görüş alınarak oluşturulmuştur. Görüşme sırasında toplanan veriler gönüllü katılımcıların izinleri doğrultusunda ses kayıt cihazına kaydedilerek araştırmacı tarafından yazılı doküman haline getirilmiştir. Doküman haline getirilen veriler ile kod, kategori ve temalar oluşturulmuştur. Başka bir alan uzmanı tarafından bireysel olarak oluşturulan kodlar ile kodlayıcı güvenirliğini ölçmek için Miles ve Huberman (1994)'ın önerdiği formül kullanılmıştır. Araştırma bulgularında ise sektör çalışanlarının çoğunluğu sektörde çalışmak adına eğitimi gerekli buldukları, eğitimin yanında deneyiminde önemsendiği görülmektedir. Eğitimin gerekliliğinin temelinde tasarımcıya bilgi birikimi, estetik ve sanatsal anlamda katkı sağladığını göstermektedir. Tasarım eğitimi süresinde eğitim kurumlarında verilen eğitimin sektörle uyum sorunu yaşadığı ve eğitim programlarının sektör beklentilerini karşılayacak nitelikte olması gerektiği saptanmıştır.
Finansal krizlerin aracı kurumlar üzerindeki etkileri
ÖZET Ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan durum olarak ifade edebileceğimiz kriz kavramı ile son dönemde finansal alanda sıkça karşılaşılmaktadır. İç içe geçmiş mali yapılar ulusal krizlerin ülke içinde yayılmasına neden olurken, finansal liberalizasyon uluslararası finansal krizlere yol açmaktadır. Ülkemizde de çeşitli nedenlerle 1994, 1998, Kasım 2000 ve Şubat 2001 yıllarında finansal krizler yaşanmıştır. Söz konusu krizlerden gerek bankalar gerek aracı kurumlar oldukça olumsuz etkilenmiştir. Bankacılık sektörünün krizler karşısında gösterdiği tepkiler ve etkilenme derecesine ilişkin olarak ülkemizde pek çok çalışma bulunurken, aracılık sektörüne ilişkin yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu noktadan hareketle, tezde aracılık sektörünün krizler karşısındaki tepkileri, krizlerden etkilenme dereceleri temel olarak mali yapılar üzerinden incelenmiş, krizlerin aracı kurumların ve sektörün faaliyet yapısına olan etkileri değerlendirilmiştir. 2000 Kasım ve 2001 Şubat krizlerine ilişkin veriler incelendiğinde, - Kriz döneminde aracılık sektörünün kısa vadede olumsuz etkilenmediği Kriz sürecinde alacakların tahsil edilebildiği, sektörün daha likit bir mali bünye ile çalışmaya başladığı, daha kısa vadeli ve güvenilir plasmanlar gerçekleştirerek kendilerini karşı taraf, döviz kuru ve faiz riskinden korumayı başardıkları, - Borçların pasif yapı içerisindeki payının kriz öncesinde arttığı, kriz sonrasında ise büyük ölçüde azaldığı, 30.06.1999 döneminde aktif toplama oranı %54 olan borçlar toplamının, 31.03.2003 döneminde %25'ler seviyesine kadar gerilediği, -. Kriz öncesinde %46 seviyesinde olan öz sermayenin aktif toplama oranının, sürekli artış göstererek 2003 yılının ilk 3 ayında %75 olarak gerçekleştiği, bu tür bir sermaye yapısının sektörün karşı karşıya olduğu riski azaltırken, öz sermayenin vergilendirilmesi problemini ortaya çıkardığı,- Güçlü sermaye yapısına ve yüksek likidite oranlarına bağlı olarak, sektörün kriz dönemini karlı kapattığı, krizin uzun sürmesi ve reel sektöre sıçraması sonrasında ise gelir ve kar rakamlarında nominal olarak dahi gerileme yaşandığı, bu gerilemenin faaliyet giderlerinin kısıtlanması ile karşılanmaya çalışıldığı, giderler kaleminin nominal olarak kriz öncesi dönemin altında kaldığı, - Sektörün bir bütün olarak gerek kriz döneminde gerekse krizden sonraki dönemde sermaye yeterliliği yükümlülüklerini yerine getirdiği, ancak risk karşılıkları toplamının kriz döneminde pek artış göstermemiş olmasının, sermaye yeterliliği tablolarında risk ölçümünün yeterli ölçüde olmadığını gösterdiği, diğer taraftan kriz döneminde aracı kurumlar faaliyet giderlerinde kısıntıya gitmeleri ve artan karlılıkları dolayısıyla sermaye yeterliliği taban fazlalarının arttığı, - Sektör için geçerli olan sonuçların söz konusu kriz döneminde öz sermayesi en düşük 20 aracı kurum için geçerli olmadığı, söz konusu aracı kurumların borç rakamlarında artış ve kar rakamlarında düşüşler olduğu, sonuçlarına ulaşılmıştır. Yukarıda açıklanan tespitler çerçevesinde, aracılık sektörünün uzun süreli krizlerden en az hasarla çıkabilmesi için gelirlerini çeşitlendirmesi, sermaye yeterliliği tablolarının piyasadaki dalgalanmalara karşı daha hassas hale getirilmesi, öz sermaye ağırlıklı finansmanın beraberinde öz sermayenin vergilendirilmesini getirdiği için sektörde enflasyon muhasebesi uygulaması, küçük aracı kurumlarda yaşanan öz sermaye düşüklüğüne bağlı likidite krizlerinden korunmak amacıyla aracı kurumların birleşme vb. yollarla mali açıdan daha güçlü kurumlar haline getirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de otomotiv endüstrisinin sektörel analizi
Bu çalışmada, Otomotiv endüstrisinin kısa tarihçesi, Dünyada otomotiv endüstrisinin durumuna genel bir bakış, Türkiye otomotiv endüstrisinin bugüne kadar geçirdiği aşamalar, bugünkü durumu analiz edilerek, endüstri kuruluşları, üretimleri, gelirleri, vergileri ve istatistiki bilgileri ile Türkiye'deki otomotiv endüstrisinin mevcut durumu ortaya konmuştur. Değişik kaynaklardan elde edilen bilgiler, tablolar, grafikler ve şekillerle açıklanmıştır. Bu istatistiki bilgiler ile, otomotiv sektörünün tarihi aşamalardan geçerken uğradığı değişimler ortaya konarak otomotiv sektöründe analizler yapılıp geleceğe yönelik tahminlerde bulunulmuştur.
Örgütsel davranışın sektörler arası karşılaştırılması ve yönetim psikolojisine etkisi
Çalışmanın amacı, örgütsel davranışın farklı sektörlerde faaliyet gösteren yöneticilerin yönetsel karar ve süreçlerindeki etkisini incelemektir. Amaç çerçevesinde öncelikle örgütsel davranış teorik olarak incelenmiş, sektörel tanımlamalar yapılmıştır. Sağlık, Turizm, Gıda sektörleri hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Uygulama safhasında ise sağlık, turizm ve gıda sektörlerinde çalışan yöneticilere yönelik 15 soruluk anket gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde anket yöneticilere mail ortamında iletilmiştir. Yöneticilerde cinsiyet, yaş, medeni hal, eğitim durumu, sektör deneyimi gibi sorular sorulmuştur. Bunların dışında 5'li likert ölçeğine göre cevaplandırılması istenen sorular sorulmuştur. Grup şirketi olmasından dolayı 77 yöneticiye anket yöneltilmiştir. Anketin uygulandığı kitle orta ve üst düzey yönetici kitlesidir. SPSS 16 paket programında yapılan anketler değerlendirilmiştir. SPSS 16 paket programında anket sorularının güvenilirlik analizi, demografik bilgilerin ve soruların frekans analizleri yapılmıştır. Bununla birlikte anketlerin sorularının T-testi analizi, Anova analizi gibi analizleri de yapılmıştır.
Gıda sektöründe nakit yönetimi ve BİST'de işlem gören gıda işletmelerinin likidite yapılarının analizi
Bu çalışmada, işletmelerde önemli bir yer tutan nakit yönetiminin, nakit varlıklar ve borçlar üzerinden, gıda sektörünün nakit yönetim süreçlerinin finansal yapısı üzerine uzun dönem etkinliği ampirik olarak incelenmiştir. İşletmeler, faaliyetlerini sürdürürken, nakit yönetimlerini sürekli yapılandırmakta, maliyetlerini azaltıcı önlemler almakta ve böylece satış hasılatlarını arttırmaya yönelik projeler oluşturmaya çalışmaktadır. Küresel krizlerin de etkisiyle nakit yönetimi bu anlamda büyük önem taşımaktadır. İşletmeler nakit ve likidite yönetimlerini iyileştirmek için gerçekleştirdikleri istikrarlı satış hasılatı, alacaklarının tahsili, stok kalma süresi ve borç ödeme sorumlulukları gibi durumlar likidite performansını etkilemektedir. Tez içeriği kapsamında, BIST'te faaliyet gösteren gıda sektörünün belirleyici firmaları üzerinden, sektörün likidite, faaliyet, finansal yapı ve karlılık analizlerinin 2010-2015 dönemi mali tablo verileri değerlendirilerek, kapsamlı bir analiz çalışması yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, sektörde yer alan işletmeler üzerinden sektörün likidite yönetimi, nakit varlıklarının finansal yükümlülüklerini karşılıyor durumdadır. Faaliyet yönetimi açısından, alacakların nakde dönüş süresi ve stok kalma süresinin kısa olması nedeniyle faaliyet yapısı güçlüdür. Finansal yapı olarak, toplam yükümlülüklerini aktif varlıklarından karşılayabilmektedir. Karlılık yapısı üzerinden ise brüt kar marjının yeterli, fakat faaliyet ve özellikle net kar marjının yeterli olmayan performansta olduğu görülmüştür. Tüm bu analizler ışığında gıda sektörünün ülke ekonomisi için çok önemli olmasına rağmen fazla yapısal sorunlarla karşı karşıya kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Nakit ve Likidite Yönetimi, Gıda Sektörü, Sektör Analizi
Kongre etkinliklerinin 2000'li yıllarda turizm sektörüne katkıları
Türkiye'de kongre turizmi sektörü en karlı sektörlerden biri haline gelmiştir. Bu da rekabete ortam hazırlamıştır. Kongre turizmi işletmeleri, rekabet ortamında tutunabilmek için, hizmet kalitesinde iyileştirmeler yapmalıdır. Kongre turizmi en fazla gelir getiren turizm türlerinden birisidir. Kongre turizmine katılanların gelir ve kültür düzeylerinin yüksek olması, kongre turizminin etkilerinin genel turizme göre daha fazla olmasına sebep olmaktadır. Kongre organizasyonları ayrıntılı çalışma, yoğun hazırlık dönemi ve bilgi birikimini gerektirir. Bu sebeple kongre organizasyonlarının profesyonel kurumlar tarafından yapılması gerekmektedir.