Phonetic
172 theses under this subject heading
Vermittlung der Deutschen phonetik an lernende mit Türkisch als muttersprache
Pronunciation teaching is one of the most important components of German as a Foreign Language (GFL) instruction. However, it has been observed that pronunciation teaching is often not given sufficient importance in the process of teaching German as a foreign language. This doctoral thesis, titled "Teaching German Phonetics to Learners with L1 Turkish", is written to contribute to the elimination of this deficiency in Türkiye. After the introduction part of the study, the reasons for choosing the research topic are addressed, the term phonetic used in the study is explained, and current studies examining pronunciation teaching in GFL instruction are presented. Subsequently, the place and importance of pronunciation teaching in various foreign language teaching methods are discussed; moreover, how pronunciation teaching is handled in different teaching materials is presented with examples. In the next step, the sound systems of German and Turkish are examined comparatively. Following this comparison, the empirical part of the study is presented. In this part, the effectiveness of the pronunciation teaching units developed within the scope of the study is tested through an experiment with the participation of students whose mother tongue is Turkish. In this context, the preliminary study, which serves as preparation for the experiment, is also discussed. The content of the pronunciation teaching units consists of pronunciation features of German that may cause problems for students whose mother tongue is Turkish, and pronunciation learning strategies. Following the analysis of the experiment results, suggestions are submitted on how the study could be continued in the future. In addition, a digital pronunciation training program designed to improve the study further and tested by subjects is introduced. The study is completed with a results section containing a general summary and conclusions for future research activities.
Bitlis ili yerleşim birimi adları (İl ilçe belde merkezi yerleşim birimleri)
Konusu yer adlarını incelemek olan Yer Ad Bilimi, bir milletin kültürü ile coğrafyası arasındaki bağı ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bir milletin tarih boyunca yaşadığı toprakları işaret etmesi açısından da yer ad biliminin önemi büyüktür. Belli bir coğrafyada yaşayan insanların sahip oldukları kültür yapısını anlamak için oradaki yer adlarının incelenmesi önemlidir. İnsanların değerleri, inançları, yaşayış tarzları gibi kullandıkları dil de yerleşim birimi adlandırmalarında kendini gösterir. Bu bakımdan boyutu ne olursa olsun bir yerleşim birimini her yönüyle tanımanın en önemli yollarından biri de burada kullanılan yer adlarının çeşitli yönleriyle incelenmesidir. Bu çalışmada tarih boyunca birçok topluluğa ev sahipliği yapmış Bitlis ilinin il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimlerinin adlarının köken, yapı, anlam ve veriliş sebebi yönlerinden incelenmiştir. Toplamda 136 yerleşim birimi adının incelendiği bu çalışmada öncelikle yerleşim birimlerinin coğrafi konumu, sosyo-ekonomik yapısı, yapılaşma durumları, sakinleri, tarihi özellikleri ve demografik yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra söz konusu yerleşim birimi adlarını oluşturan kelimelerin ses bilgisi, şekil bilgisi, kelime ve kelime grubu bilgisi, köken bilgisi ve anlam bilgisi incelenerek söz konusu adın ad olduğu yerleşim birimine veriliş sebebi üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında Bitlis il, ilçe ve belde merkezi yerleşim birimleri adlandırılırken tercih edilen dil, kelime ve tamlamalar adların yerleşim biriminin özellikleriyle ilgili olup olmadığı, bu adlandırmalarda ön plana çıkarılan yönleri gibi hususlar irdelenmiştir. Böylece Bitlis yer adları ile ilgili bütünsel bir değerlendirme yapılması sağlanmıştır. Dilbilimin yanı sıra başta halk bilimi olmak üzere tarih, coğrafya, sosyoloji gibi birçok bilime ait unsurları bünyesinde bulunduran çalışma, çok yönlülüğü ile zengin ve yararlı bir kaynak olacaktır.
أسلوب التعليم الجماعي في تدريس الأصوات وأثره في كفاية معلّم اللّغة العربيّة للناطقين بغيرها
The researcher started his study from the errors noted by foreign learners when uttering some of the Arabic voices, which indicates a flaw in the curriculum used in the teaching of sounds, so that The researcher chose to research in techniques of teaching Arabic sounds and in particular chose the collective technique to be the focus of his research, because the specialists have multiple views for this technique, and to leave the rest of the techniques for other studies. The researcher should begin his study in a statement on the nature of the sounds and their place in the field of teaching the Arabic language, and its leading role in acquiring language, Then he spoke about the reality of teaching sounds and moved from this point to the basic subject of his research and to talk about the collective technique and research about the uses of this technique in the field of teaching sounds. The researcher continued his study to assess the competencies necessary to be available in the teacher of Arabic voices for the other speakers, and then concluded the relationship of influence between the collective technique in the teaching of sounds and these competencies. In order to evaluate the opinions of those working in the field of teaching Arabic to non-native speakers, the researcher prepared a questionnaire that included 92 workers in this field, which Through he can know the views, and draw conclusions from them. In the end, the researcher conducted an experimental lesson on his students to support his findings through practical experience. Finally , The researcher classifies what he has achieved at points as a reference for the teachers of the Arabic language for non-speakers in general and the teachers of the sounds in particular through which they can use the collective technique in teaching the sounds at the correct time and way, for the best results.
أهميّة النبر والتّنغيم في الكفاية اللغويّة لمعلّم اللغة العربيّة لغير الناطقين
The research, here, deals with an actual problem that faces non native learners of Arabic. Some Researchers noted that less study was done on stress and intonation during teaching Arabic. Add to that, some teachers haven't got enough experience in Arabic. The research, here, in its theoretical part, aims to show the importance of stress and intonation in teaching Arabic to non speakers of it and to show the teacher's need to that. The research shows and explains the linguistic relationships that affect and are affected by stress and intonation. It, also, shows their importance in the speech chain and in teaching Arabic and the necessity of a language teacher to have the experience of stress and intonation. By having them, learners will be able to produce the learnt language correctly and will be able to use it in its communicative context. As for the practical part, a questionnaire was done by some teachers who teach Arabic in Turkey. It shows the importance of stress and intonation in teaching Arabic to non Arabs from teachers' point of view. It, also, shows the standard of the linguistic competence and performance of teachers. The research results say that the sample teachers have a medium level of Arabic and its performance
Fonetik açıdan Kur'ân i'câzı
Bu çalışmayı nazil olduğu günden itibaren insanların bir benzerini meydana getirmekten âciz kaldığı Kur'ân lafızlarındaki ses ve anlam uyumu üzerine temellendirdik. Kur'ân'ın kendi içindeki bütünlüğünü müzikal yönden ön plana çıkarmak istedik. Böylece Kur'ân'ın i'câz yönlerinden sayılan bu konu ile çalışmamızı hazırladık. Çalışmada öncelikle Fonetik ilminin ne olduğu ve insanın konuşma vasfının ayrıcalığına dikkat çekildi. Fonetik tarihi farklı yönleriyle ve Arapça kaynaklar esas alınarak sunuldu. Arapça dil bilgisi ile ilgili birbirinden farklı ilimlerden, hikmet, felsefe, tıp, mûsikî yönüyle; kıraat, tecvid gibi farklı gruplar ile fonetiğin zengin yönüne dikkat çekilerek bu çalışma zeminiyle tezi inşâ etmeye çalıştık. Kur'ân'ın i'câz yönlerini genel olarak değerlendirip husûsen Beyân yönüyle Kur'ân fonetiğine dair bilgiler ve örnek ayetler üzerinde durduk. Tezin sunumunda Fonetik ile ilgili bazı sanatların Kur'ân'daki bu özel okuyuş biçimleriyle, sesteki intizâmın ilâhi kaynaklı ve mûcizevî tesirinin vurgulanışına tanık olduk. Özellikle Kur'ân'ın psikolojik etkisi üzerine söylenmiş bilgi ve kaynakları göstererek modern çalışmalara yönelik örnek çalışmalara ulaştıkça Kur'ân ile ilgili bu alandaki çalışmalara ihtiyacı fark ettik. Kur'ân'ın müzikal boyutu ile çalışmanın esas mecrâsını oluşturduktan sonra Kur'ân'ın müzikal yapısının bir kısım iç dinamiklerini yakalamaya çalıştık. Fonetik Orkestrasyon gibi konular ile de Kur'ân sesinin muhteşemliğine tanık olarak bunu tespit için örneklere yer verdik. Tezimizde ayrıca Kelâm ilmi aracılığıyla Allah'ın konuşma keyfiyetini tefekkür edip Allah'ın insana hitabını ve O'nun konuşma keyfiyetini anlayamaya çalışarak iddiamızın kaynağına ulaşmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Fonetik, İ'câz, Belâğat, Müzikâl, Psikolojik etki.
İşitsel deprivasyonun sesin lokalizasyonuna etkisi
Yetişkinlik döneminde ortaya çıkan işitme kaybının derecesi, tipi ve konfigürasyona bağlı olarak meydana gelen konuşmayı anlama ve konuşmayı ayırt etmede ki düşüşler iletişim de büyük ölçüde sorunlara sebep olmaktadır. Bulundukları çevre kalabalık veya gürültülü olduğu zaman konuşulanları anlamakta ve sesin yönünü tayin etmekte sorun yaşayan bireyler bazen sessiz ortamlarda da iletişim kurarken sıkıntılar yaşamaktadır. Sesin nereden geldiğini ayırt edemeyen yani ses lokalizasyon beceresi işitme kaybına ve konuşmayı anlama, ayırt etme seviyesine bağlı olarak düşen bireyler çoğu zaman bunu fark etmemektedir. Yaşanılan bu sıkıntılar ile birlikte çevresinden de olumsuz davranım gören yetişkin bireyler konuşmayı takip etmeye çalışmaktan, kalabalık ortamlarda bulunmaktan ve en önemlisi iletişim kurmaktan yoruldukları için çekimser davranmaya başlamaktadır. Bu aşamada çözüm; işitmeyi normal seviyeye getirmeyi amaçlayan işitme cihazlarını düzenli kullanım sayesinde konuşmaları anlaması ve ayırt etmesi gelişen bireylerin lokalizasyon beceresi de gelişecek ve sesin nereden geldiğini ayırt edebilecektir. Amaç: Normal işiten ve işitme kaybına sahip, işitsel algı seviyesi farklı bireylerin ses lokalizasyon becerisini saptamak ve karşılaştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 39-61 yaş aralığında hem normal işiten hem de işitme kaybı olup cihaz kullanan46 katılımcı dahil edilmiştir. Bu katılımcılardan 10'u normal işiten kontrol grubu, geri kalan 36'sı ise işitme cihazı kullanan ve işitmeyi ayırt etmesi farklı olan 4 gruptan oluşmaktadır. Saf ses odyometrisi ve konuşma testleri yapılan katılımcılara sonrasında serbest alanda konuşma ve tonal test uygulanarak ses lokalizasyon eşikleri saptanmıştır. Bulgular: Çalışmaya alınan katılımcılarda konuşmayı ayırt etme lokalizasyon fark eşiği; 500 Hz, 1000 hz, 2000 Hz ve 4000 Hz fark eşiklerinde gruplar (kontrol, grup1, grup2, grup3, grup4) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Konuşmayı ayırt etme skoru daha kötü olan katılımcıların bulunduğu gruplardaki lokalizasyon eşiğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur.
Sesbilgisel Farkındalık Mesleki Gelişim Programı'nın okul öncesi öğretmenleri ve çocukları üzerindeki etkisi
Araştırmanın amacı Sesbilgisel Farkındalık Mesleki Gelişim Programı'nın; öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık bilgisi, sesbilgisel farkındalık etkinliklerini uygulama düzeyleri ve çocukların sesbilgisel farkındalık becerileri üzerine etkisini incelemektir. Araştırma öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende planlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu belirlemek için amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 34'ü deney, 33'ü kontrol grubu olmak üzere 67 çocuk ve deney grubunda 2, kontrol grubunda 2 olmak üzere 4 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Deney grubundaki öğretmenlere Sesbilgisel Farkındalık Mesleki Gelişim Programı uygulanmıştır. Program sürecinde altı eğitim oturumuna ek olarak, sesbilgisel farkındalık etkinlik uygulamalarında öğretmenlere koçluk yapılarak geri bildirimlerde bulunulmuştur. Öğretmenlere toplamda 5 saatlik bir eğitim verilmiştir ve yaklaşık 10 saat koçluk yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Öğretmen Sesbilgisel Farkındalık Bilgisi Ölçme Aracı ve sınıf içi uygulamaları değerlendirmek amacıyla ise Sesbilgisel Farkındalık Uygulama Kontrol Listesi kullanılmıştır. Çocuklardan elde edilecek veriler ise Erken Çocukluk Dönemi Fonolojik Duyarlılık Ölçeği (EÇDFDÖ) ile toplanmıştır. Çocukların ifade edici dil ve genel isimlendirme becerileri kontrol değişken olarak alınmış ve Erken Okuryazarlık Testi ile ölçülmüştür. Öğretmenlerden elde edilen veriler başarı yüzdesi hesaplanarak değerlendirilmiştir. Çocuklardan elde edilen veriler ise ANCOVA, bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda programın öğretmenlerin sesbilgisel farkındalık bilgisi ve buna yönelik etkinlikleri uygulama düzeylerini artırdığı görülmüştür. Bununla birlikte deney ve kontrol grubunda yer alan çocuklar arasında sesbilgisel farkındalık toplam puanları ve EÇDFDÖ'nün alt boyutları için anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Bu bulgular sonucunda Sesbilgisel Farkındalık Mesleki Gelişim Programı'nın etkililiği ortaya koyulmuştur.
Trabzon örneğinde Rumca-Türkçe dil ilişkisi
Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Rumca uzun süredir Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde konuşulmaktadır. Doğu Karadeniz söz konusu bölgelerden biridir. Pontus Rumcası, Romeika veya Trabzon Rumcası olarak adlandırılan varyant bugün Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinde varlığını sürdürmektedir. Bölgede prestij dili olan Türkçe de uzun süredir konuşulmaktadır. Dolayısıyla iki farklı dili yan yana konuşan toplulukların uzun süreli etkileşimi dilsel boyutta da gözlemlenebilir bir hal almıştır. Bu çalışma Trabzon Rumcası ile Trabzon ağızları arasındaki dil ilişkileri seviyesini betimlemeyi amaçlamaktadır. Betimlemeyi yapmak için Lars Johanson'un Kod Kopyalama Modeli kullanılmıştır. Johanson'un Kod Kopyalama Modelini daha iyi anlayabilmek adına çalışmanın ilk bölümünde dil ilişkileri teorilerinin temel kavramları ele alınmış ve daha sonra Johanson'un Kod Kopyalama Modeli ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Trabzon ağızlarını diğer Anadolu ağızlarından ayıran özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölünde ise Trabzon Rumcasının temel özellikleri ve onu diğer Rumca varyantlardan ayıran özellikleri irdelenmiştir. Çalışmada iki dil arasındaki dil ilişkilerini irdeleyebilmek için Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinin çeşitli köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Söz konusu derlemelerin transkript edilmiş hali çalışmanın sonunda yer almaktadır. Bunun yanında Brendemoen'un 2002 yılında yayımlanan derlemeleri de dil ilişkileri çerçevesinde irdelenmiştir. Trabzon ağızlarında ses bilgisi, biçimbilgisi, sözdizimi ve söz varlığı düzeylerinde tespite edilen genel ve seçilmiş kopyaların ayrıntılı incelemesi çalışmanın son bölümünü oluşturmaktadır.
Robert Schumann Frauenliebe un Leben Lied dizisinin IPA sistemine göre incelenmesi
Robert Schumann'ın şair Adelberg von Chamisso'nun şiirleri üzerine yazdığı 8 liedden oluşan dizisi Frauenliebe und Leben dünyada en çok seslendirilen lied dizilerinden biridir. Alman müziğinin romantik döneminin ve şiirinin güzel örneklerinden biri olan bu dizi, kısa olmayan ancak diğer lied dizileri gibi çok sayıda lied barındırmayan bir niceliğe sahiptir. Tüm bu özelliklerin yanı sıra edebi olarak da bir hikâye anlatması bakımından incelenmek için tercih edilmiştir. Ülkemizde şan eğitimi veren kurumlar ve şan sanatçıları tarafından henüz tanınmayan Uluslararası Fonetik Alfabe (IPA) dünyada pek çok ülkede kullanılmakta, konservatuvarlarda ders olarak okutulmaktadır. IPA'nın ülkemizdeki tanınma düzeyini artırmak, özellikle şan eğitiminde ya da icra öncesi ön çalışmalar sırasındaki faydaları nedeniyle kullanımını artırmak maksadıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Almanca dili baz alınarak yapılan çalışmada bir Türkçe-Almanca IPA Sistemi Tablosu oluşturularak, şan öğrencileri ve Alman Dili'nde şarkı söyleyecek şarkıcılar tarafından fonetik çalışmaları sırasında faydalanacakları bir kaynak sunulması amaçlanmıştır. IPA sisteminden genel olarak bahsedilen bu çalışma, ses bilimcileri tarafından oluşturulan tablolara yer verilerek araştırmacılara, şan öğrencilerine ve ses sanatçılarına kaynak olması bakımından önem taşımaktadır.
Türkiye'de ulusal yayın yapan radyolarda diksiyon ve fonetik: Eğlence programları
Ses ile birlikte konuşmanın da önemli bir yere sahip olduğu radyo yayıncılığında program sunucuları doğal konuşma dili kullanarak dinleyicilerin ilgisini çekmektedir. Samimi ve günlük konuşma dili en fazla eğlence programlarında kullanılmaktadır. Günümüzde en çok tercih edilen program türü olan eğlence programları sunucularına doğru Türkçe kullanımı konusunda ciddi sorumluluklar düşmektedir. Çalışmada amaç, Türkiye'de ulusal yayın yapan radyolarda yayınlanan eğlence programlarının, Türkçe diksiyon ve fonetik kuralları bağlamında incelenmesi ve dinleyicilerle sunucularda farkındalık yaratılmasıdır. Bu bağlamda, en çok dinlenen radyo istasyonları arasında 4 eğlence programı seçilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda sunucuların oldukça fazla sayıda konuşma hatası yaptığı tespit edilmiştir. Hataların sıklığı ve yoğunluğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular tablolar halinde sunulmuş, bulguların ayrıntılı analizleri yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuca bağlı olarak önerilere yer verilmiştir.
Bâburnâme'deki coğrafȋ terimlerin tarihî ve çağdaş Türk lehçeleriyle fonetik ve semantik açıdan karşılaştırması
Anahtar Kelimeler: Bâburnâme, yeradbilim, yeradı, coğrafȋ terim. "Bâburnâme'deki Coğrafȋ Terimlerin Tarihî ve Çağdaş Türk Lehçeleriyle Fonetik ve Semantik Açıdan Karşılaştırması" bir yeradbilimi çalışmasıdır. Tezin giriş bölümü coğrafȋ terimler ve Bâburnâme ile ilgili bilgileri içermektedir. Tezin birinci bölümünde Bâburnâme'de geçen coğrafȋ terimler tespit edilerek yeradbilimin alt kollarına göre agroonimik (bağadcıl), drimonimik (ormanadcıl), dromonimik (yoladcıl), hidronimik (suadcıl), oronimik (dağadcıl), oykonimik (orunadcıl) ana başlıkları altında incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise söz konusu leksik birimler ses ve anlam açıdan incelenmiş, Eski Türkçeden günümüz Türk lehçelerine kadarki yaşanan ses ve anlam değişiklikleri ortaya konmuştur. Tezin son bölümünde Bâburnâme'de geçen coğrafȋ terimlerin tarihȋ ve çağdaş Türk lehçelerindeki (Türkiye Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi ve Özbek Türkçesindaki) karşılıkları anlam ve kaynaklarıyla beraber sunulmuştur. Tezin sonuç kısmında elde edilen bilgi ve bulgulardan yola çıkarak genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Gábor Bálint'in derlemelerine göre XIX. yüzyıl Tatarcası (İnceleme, metin, dizin)
Gábor Bálint de Szentkatolna (1844-1913), XIX. yüzyıl sonu ve XX. yüzyıl başı döneminde yaşayan önde gelen Macar dilbilimcilerinden biridir. G. Bálint'in «Kazáni-Tatár nyelvtanulmányok» («Kazan Tatarcası Dil Çalışmaları»), 1875 yılında Budapeşte'de yayınlanmış olup Tatarcanın dil özelliklerini Avrupa'da tanıtan ilk çalışmalardan biri olmuştur. Bu çalışmada derlenmiş metinler temel dil malzemesi olarak kullandığı bu tez çalışmasında, XIX. yüzyılın Tatar-Kreşin dilinin özellikleri ortaya konmuştur. Çalışmamız Giriş, İnceleme, Metin, Sonuç olmak üzere dört ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde Rusya'da ve dünyada Tatarcanın incelemesi tarihi, Tatarcanın ağızları sistemi üzerinde durulmuş, Kreşinler hakkında bilgi verilmiş, Gábor Bálint ve yaşadığı dönemin, yaptığı işlerin panoraması çizilmeye çalışılmış. İnceleme bölümü metnin ses bilgisi, şekil bilgisi, söz varlığı özellikleri üzerine yapılmıştır. Metin bölümü derlenen metinlerin Transkripsyonu, Türkiye Türkçesi karşılığı ve Sözlükten oluşmaktadır. Sonuç bölümünde ise tez çalışmamızın sonucunda elde edilen verilere yer verilmiştir.
Kırım-Tatar söz varlığı
Tezde, süreli yayımlarda tefrika edilmiş veya kitap olarak basılmış Kırım Tatar edebî metinlerinden biriktirme yoluyla bir metin derlemi (corpus) oluşturulmuştur. Bunlardan taranan Kırım Tatar söz varlığı, mevcut ansiklopedik sözlüklerle ve iki dilli sözlüklerle karşılaştırılarak dizilmiştir. Bu yolla elde edilen sözlük varlığı (leksemler) derlemdeki metinlerden taranan cümle örnekleriyle maddeler altında işlenmiştir. Böylece üretilen ve Türkiye Türkolojisinde halen eksik olan açıklamalı-ansiklopedik Kırım Tatar Sözlüğü, bu çalışmanın bilimsel ve pedagojik sonucudur. Bu sözlük; 30.576 adedi madde başı, 18.900 adedi alt maddeden oluşan toplam 49.476 madde ve sözleri örneklendirmek için kullanılan cümle, kıta, beyit veya mani türünden 9.043 örnek alıntıyı içine almaktadır. Bu yöntemle elde edilen edebî metinlerden tanıklı-cümle örnekli bu söz varlığı, ilk olarak tez sürecinde belirlenen 40 adet tematik grup içerisinde tasnif edilmiştir. Eldeki verilerin alıntı olanları gösterilerek yorumlanmıştır. Daha sonra atasözleri üzerinden Kırım Tatar Türklerinin dünya algıları ve kültür birikimleri ortaya konmuştur. Son olarak ağızlarda yer alan sözler edebi dildeki şekilleriyle karşılaştırılarak ses bilgisi yönünden tahlil edilmiştir, Kırım-Tatar söz varlığında eş anlamlılık ve çok anlamlılık konuları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırım-Tatar Türkçesi, Tehlikedeki diller, Leksikoloji.
Doğu Türkistan Kazak Türkleri diyalektinin incelenmesi (Giriş, inceleme, metinler, söz dizini)
Çin hakimiyetindeki Uygur Özerk Bölgesinde Uygur ve Kırgızlarla birlikte yaşayan Kazak Türkleri günümüzde Çin baskısına rağmen dinlerini ve kültürlerini korumaya çalışmaktadır. Yaşadıkları iller Altay, Tarbağatay, İle, Barköl ve Urumçi'dir.Başlıca geçim kaynakları hayvancılık ve dericilik olan Kazak Türkleri Türkçenin Kıpçak koluna mensup olan Kazak Türkçesini konuşur. Arap alfabesi ile yazarlar. Yalnız Doğu Türkistan bölgesinde yaşayan Kazak Türklerinin konuştukları diyalekt ile Kazakistan'da yaşayan Kazak Türklerinin konuştukları diyalekt arasında az da olsa ses ve şekil bakımından farklılıklar vardır. Tezin malzemesi Kabdeş canabıl Ulı Otegenov'un yazdığı "Ardager" adlı romandan, Kıyal- Hacatıp Ertigiliri masal kitabından, Kazak Makal Matelderi adlı atasözleri derleme kitabından yapılmış seçmelerdir. Ayrıca Türkiye'de konu ile ilgili yapılan yayınlardaki malzeme de ses ve şekil bilgisi bakımından incelemeye dahil edilmiştir.
Ötken Künler romanı örneğinde Özbek Türkçesi
Bu çalışmada Abdulla Kadirî'nin 1926 yılında Semerkant-Taşkent'te kitap olarak yayımladığı "Ötken Künler" romanının dil özellikleri Çağatay Türkçesi ve Çağdaş Özbek yazı dilinin dil özellikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma giriş bölümü dışında toplamda üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde Özbekler, Özbek Türkçesi, imla ve yazar hakkında bilgiler verilmiştir. Özbekler hakkında bölümde Özbeklerin etnik kökeni ve Özbek adının nereden geldiği hakkında bilgiler bulunmaktadır. Özbek Türkçesi hakkındaki kısımda ise Özbek Türkçesinin yazı dili oluşumu ve siyasî müdahalelere, Özbek yazı dilinin, Türkçe ve yabancı kelimelerin yazımı hakkında bilgilere yer verilmiştir. İmla ve yazar hakkında bölümünde de eserin imla özellikleri ve yazarın hayatı, eserleri hakkında bilgiler bulunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde eserin ses özellikleri, Çağatay Türkçesi ile Çağdaş Özbek yazı dilinin ses özellikleri karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Ayrıca ıslah edilmiş Özbek Arap alfabesindeki, birinci Latin alfabesindeki, Kiril alfabesindeki ve bağımsızlık sonrası kabul edilen Latin alfabesindeki ünlü ve ünsüzler hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde de eserin şekil özellikleri yani kelime türleri, yapım ve çekim ekleri Çağatay Türkçesi ve Çağdaş Özbek yazı dilinin şekil özellikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölüm de ise, eser üzerinde cümle bilgisi açısından inceleme yapılmıştır. Kelime grupları ve cümle türleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağatay Türkçesi, Özbek Türkçesi, Özbek Türkçesinin Yazımı, Özbek Yazı Dili Ses Bilgisi, Özbek Yazı Dili Şekil Bilgisi, Özbek Yazı Dili Cümle Bilgisi, Özbekler
Sumerce'de ekler ve Türkçe'ye yansımaları
Mazinin insanını, yaşantısını ve geleceğe bıraktığı mirası yoklayabildiğimiz yazılı kayıtların en eski kaynağı Sumerlilerden kalmıştır. Unutkanlığı bir eksiklik olmaktan çıkarıp gelecekte bir yerde belleği canlandıran onlardır. Ne var ki bıraktıkları tarihi miras, 19. yüzyılın arkeolojisi açığa çıkarana dek toprağın altında gizli kalmıştır. O zamandan beri farklı milletlerden ve dünyanın farklı köşelerinden bir çok uzman, araştırmacı veya meraklı onları ve onlardan kalanı anlamak için büyük bir çaba sarfetti. Dilleri üzerinde sayısız çalışma ortaya kondu. Buna rağmen, hayranlıkla izini sürdüğümüz çalışmalar Sumer dilinin bazı noktalarını aydınlatmaya yetmemiştir. Bu çalışmayla gaye, elden geldiğince bir boşluğu doldurmak ve kör noktada kalmış unsurlar varsa onları açığa çıkararak bilime katkıda bulunmaktır. Teknolojinin ve gündelik hayatın sunduğu imkânlar nispetinde ilk aşamada hedeflenen Sumerce'nin morfolojisini elekten geçirmektir. Sumercedeki ekler ortaya konduktan sonra ikinci aşamanın hedefi Sumerceden Türkçe'ye geçen ekleri anlam ve fonksiyon bakımından karşılaştırma yoluyla tespit etmektir. Zamanımıza kadar Sumerce'nin ilişkili olabileceği dillere dair çıkarımlar yapan ve bu dilin Türkçe'yle ilişkisini ele alan çalışmalar mevcuttur. Ne var ki bu çalışmalar çoğunlukla kelime varlığı üzerine odaklanmıştır. Konuya, gramer yönünden yaklaşan çalışmalar da kısıtlıdır. Üstelik biçim bilgisi yönünden denk unsurları ortaya çıkarmak için Sumerolojinin verileri tam bir incelemeye ve değerlendirmeye tâbi tutulmamıştır. Dolayısıyla bu çalışma, Sumerce'den Türkçe'ye miras kaldığı söylenebilecek dilbilgisi öğelerinin çoğaltılmasını hedeflemiştir. Ortaya çıkan bulgular Türk dillerinin en eski çağlarını sorgulamaya imkan sunacak mahiyettedir. Sumer Dili üzerinde yapılan önceki çalışmalardan, belgelerden ve bu alandaki uzmanların ortaya koyduğu bilgiden faydalanılarak Sumerce'deki ekler tasniflenmiştir. Çalışmada tümevarımsal bir yol izlenmiş, toplanan bulgular analiz edilerek sonuca gidilmiştir. Sonuçları ortaya koymak için veriler üç safhada ele alınmış, çalışma üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde Sumerce'nin genel özelliklerinden bahsedilmiştir. Sumerce'nin yazı sistemi, ses bilgisi, söz dizimi, dönemleri, kaynakları ve cümle öğeleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Sumerce ekler değerlendirilmiştir. İki aşamalı olarak ele alınan bu başlıkta çekim ekleri ve yapım ekleri örneklerle açıklanmıştır. İsim kategorisindeki çekim ekleri ve yapım ekleri alt başlıklarla sunulmuştur. Ayrıca ünlem, edat ve bağlaç eklerinden söz edilmiştir. Son bölüm, Sumerce'den Türkçe'ye kaldığı anlaşılan eklere ayrılmıştır. İkinci bölümde denkliğini bulduğumuz ekler burada başlıklar halinde sıralanmış ve denkliklere dair açıklamalar yapılmıştır. Bu bölümde sunulan içerik bir bakıma sonuç bölümünü de oluşturmaktadır Karşılaştırmalı olarak ele alındığında, isimleri farklı olsa bile her iki dilin birbirine denk pek çok gramatik unsuru paylaştığı saptanmıştır. Şimdiye kadar, ne zaman ayrı bir kola ayrıldığı bilinmeyen Çuvaşça'nın zamirlerindeki epir ve esir formlarının Babil Krallığı zamanından itibaren ortaya çıktığı söylenebilir. O ikilinin dışında kalan Türkçe kişi zamirlerinin de tarihsel olarak Sumerliler zamanına dayandığı görülmektedir. Türkçedeki bu, şu ve o işaret zamirlerinin kaynağı da yine oradadır. Yine Türkçedeki olumsuzluk eki -sIZ ve ek fiilin eki -DIr Sumerceden Türkçeye miras kalan eklerden bazılarıdır. Çalışmanın bulguları "sonuç" bölümünde özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sumer, Sumerliler, Sumerce, Türkçe, Türk Tarihi, Morfoloji, Ekler, Çekim Eki, Yapım Eki, İsim.
Afyonkarahisar Serban beldesi ağzı
Çalışmamızda Afyonkarahisar ilinin Sinanpaşa ilçesine bağlı Serban beldesinin ağız özellikleri incelenmiştir. Çalışmamızdaki amacımız Serban beldesi ağzını ses ve şekil bilgisi özelliklerini belirleyerek Türkiye Türkçesi ağızlarındaki yerini tespit etmektir. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır: Giriş, İnceleme, Metinler ve Sözlük. Giriş bölümünde Serban beldesinin; tarihi, adının verilişi, idari durumu, coğrafyası ve iklimi, eğitim durumu, ekonomik durumu ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde beldeden derlenen metinler ses ve şekil bilgisi açısından incelenmiştir. Ses bilgisi kısmında belde ağzında tespit edilen sesler, ses uyumları ve ses değişimleri verilmiştir. Şekil bilgisi kısmında ise belde ağzında bulunan kelime yapım ekleri ve kelime türleri verilmiştir. Üçüncü bölümde Serban beldesinden derlenmiş otuz ayrı kişiye ait ses kayıtlarının çeviri yazıya geçirilmiş metinleri verilmiştir. Dördüncü bölüm sözlük bölümüdür. Derlenen metinler içerisinde yer alan beldeye ait kelimeler ve ölçünlü Türkiye Türkçesindeki anlamlarından farklı kullanıma sahip kelimeler anlamlarıyla birlikte verilmiştir.
Geç Dönem Çağatay Türkçesiyle yazılmış Ferahü'l-Kalb (22b-54a) (Giriş-metin-dizin-tıpkıbasım)
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan Ferahü'l-Kalb adlı yazma, St. Petersburg Rusya Bilimler Akademisi Doğu Yazmaları Enstitüsü'nde demirbaş numarası B1015 olarak kayıtlıdır. Metin kataloglarda verilen bilgiler ışığında bir mecmuanın içinde bulunduğu düşünülmektedir. Elimizde bu mecmuanın yalnızca Ferahü'l-Kalb adlı eseri kapsayan 22b-112a varaklarının ve Ferahü'l-Kalb başlığıyla verilmiş fihristinin dijital kopyası bulunmaktadır. Çalışma, metnin 22b-54a yapraklarıyla sınırlıdır. Eserin Özbekistan Bilimler Akademisinde 6211/1 demirbaş numaralı başka bir kopyası daha bulunmaktadır. Ferahü'l-Kalb, katalog taramalarından elde bilen bilgiler ışığında 1863-1864 yılında asıl adı Abdurrahman bin Kurban Bek adlı müellif tarafından istinsah edilmiştir. Eserde müellifin edebi adı bir yerde Er-Rahmanü'l-MuǾakkibü'l- Ubeydî olarak geçmektedir. Ancak müellife ait nazım parçalarında Abdî mahlası kullanılmıştır. Nazım- nesir karışık şekilde yazılmış olarak Ferahü'l-Kalb, hem içerik bakımından hem de katalog kayıtlarındaki bilgiler ışığında Doğu Türklük sahasında istinsah edilmiş dinî-mistik bir metin olarak değerlendirilmiştir. 19. yüzyılda istinsah edilen metin, klasik dönem metinlerinin filolojik özellikleriyle birlikte Geç Dönem Çağatay Türkçesinin filolojik özelliklerini de göstermektedir. Bunun yanı sıra metinde yer yer Çağatay Türkçesinin bugünkü uzantısı olan Özbek Türkçesi ve Yeni Uygur Türkçesinin dil özellikleri de görülmektedir. Dolayısıyla; daha önce üzerine yapılmış herhangi bir çalışma olmayan Ferahü'l-Kalb'i dil özellikleri açısından değerlendirmek, çağdaş Türk lehçelerine giden sürecin takip edilebilmesi, 19. yüzyılda Çağatay Türkçesinin durumunu göstermesi ve ileride yapılacak olan Türk dili ve tarihi araştırmalarına katkı sağlaması bakımından önem taşımaktadır. Tezin içeriği; "Giriş", "Metin", "Dizin" ve eserin "Tıpkıbasım"ından oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde tezin amacı belirtilmiş, Ferahü'l-Kalb'in elimizdeki Arap harfli yazması hakkında bilgiler verildikten sonra yazmanın tavsif yapılmıştır. Ardından eserin dili ve dahil olduğu Geç Dönem Çağatay Türkçesi dönemi hakkında bilgi verilmiş, metnin ana hatlarıyla dil bilgisi özellikleri, metinde dikkat çeken yazımlar, dikkat çeken ses bilgisi, şekil bilgisi özellikleri ve metnin söz varlığı üzerinde durulmuştur. Ardından Arap harfli metin çeviri yazıya aktarılmıştır. Dizin bölümünde sözcüklerin metinde kullanılan anlamları verilmiş ve ilgili sözcüklerin kaynak dilleri belirtilmiştir. Tıpkıbasım bölümünde Arap harfli yazmanın çalışma kapsamımızda olan 22b-54a arası dijital kopyasının tıpkıbasımı verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Ferahü'l-Kalb, Abdî, Çağatayca, Geç Dönem Çağatay Türkçesi, Yeni Uygur Türkçesi, Tasavvuf, Dinî-mistik
Türkiye'de konuşulan Arap lehçeleri -Karşılaştırmalı bir inceleme-
Türkiye'de yerleşik Arap vatandaşlarımızın konuştukları anadil Arapçaya ait lehçelerdir. Bu Arapça lehçelerini konuşan vatandaşlarımızın ataları M.Ö. II. yüzyıldan itibaren Arap yarımadasının kuzeyinden göç ederek Doğu ve güneydoğu Anadolunun verimli toprakları kabul edilen Mezopotamya'ya yerleşmişlerdir. Arap Tarihçilerinin el- Cezire olarak adlandırdıkları bu bölgenin önemli şehirleri Siirt-Muş-Diyarbakır-Mardin- Şanlıurfa ve Kilistir. İslāmi Fetihlerin genişlemesiyle Anadolu'ya gelen Arap varlığı zamanla artarak, Hatay bölgesini de içine alarak Adana ve Mersin illerimizin kırsalı dahil olmak üzere geniş coğrafyaya yayılmışlardır. Arapça Türkiye'de en çok konuşulan üçüncü dildir.Yüzyıllar boyunca birçok medeniyetlere ev sahipliği yapan Anadoluda çeşitli etnik guruplarla iç içe yaşayan Arap kökenli vatandaşlarımıza Türkiye Arapları da denilebilmektedir. Arap vatandaşlarımızın konuştukları Arapça sözlü kültür sayesinde yaşayabilmişse de çeşitli coğrafik ve sosyopolitik sebeplerden dolayı lehçelere ayrılmıştır. Günümüz koşulları nedenleriyle, yurdun çeşitli bölgelerine dağılmışlardır. Bu çalışmamızda Türkiye Araplarının konuştukları Arap Lehçelerinin dil ve üslup özellikleri, mevcut yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler incelendi. Arap vatandaşların yaşadığı bölgelere gidilerek sözlü kaynaklardan sesli ve yazılı notlar kayda geçirildi. Elde edilen tüm veriler karşılaştırılmalı incelenerek tezimize koyuldu. Anahtar kelimeler:Türkiye Arapları, Arapça, Lehçe, Harran, Hatay, Mardin, Siirt.
Klasik Arap dilbiliminde ses-mâna ilişkisi ve modern yaklaşımlar
Bu çalışmada Arapçada ses-mâna ilişkisinin klasik ve modern dönemdeki durumu ele alınmıştır. Dil araştırmalarında fonetik; morfoloji ve sentaksa nispeten göz ardı edilen bir disiplin olmuştur. Arap dil tarihinde özellikle nahiv ve sarf disiplinleri İslam literatüründe Arapçanın anlamsal merkezleri olarak itibar görmüştür. Ancak dilin en temel yapı taşı sestir ve semantiğin en sağlıklı biçimde kavranması için fonetik yeterli seviyede anlaşılmalıdır. Arap dilinde semantiğin en küçük ve temel yapı taşları olan sesler bu sebeple araştırmaya konu olmuştur. Klasik ve modern dönem kaynaklardan istifade edilen bu çalışmada nitel alan araştırma yöntemi uygulanmıştır. Fonetiğe dair sayısal veriler, ilgili eserler üzerinde yapılan taramalar sonucu elde edilmiştir. Araştırmalar sonucunda klasik ve modern dönem dilcilerinin birbirini doğrulayan ve tamamlayan bir perspektife sahip oldukları gözlemlenmiştir. Aynı şekilde, modern dönem dilbilim araştırmalarında fonetiğe dair yapılan tartışmalardan bir kısmının erken dönem dil araştırmalarında sistematik şekilde incelendiği görülmüştür. Özellikle ilk sîga çerçevesinde ortaya konan teorilere referans niteliğinde pek çok eser ve dilcinin var olduğu anlaşılmıştır. Arap dili özelinde ses-mâna ilişkisinin varlığı ve mahiyeti hakkında da önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Ses-mâna hakkındaki iştikak teorileri lafızların ciddi bir türetme mantığına dayandığını göstermiştir. Mevcut tüm bu mekanizmalar dilde rastlantısal veya mantıksal bir zorunluluğun mevcudiyeti sorusunu akıllara getirmiştir. Bu bağlamda ulaşılan verilere göre Arap dilinde ses-mâna ilişkisinin mantıksal bir tasarım içerisinde geliştiği görülmüştür. Sonuç itibariyle araştırma, ses-mâna ilişkisinin morfoloji, leksikoloji ve leksikografi başta olmak üzere, Belâgat, Hermenötik gibi disiplinler içerisinde itibara alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.
Irak Arapçasındaki Türkçe söz varlığının anlam bilgisi-ses bilgisi-biçim bilgisi incelemesi
Arapça ve Türkçe farklı dil ailelerine ait dillerdir. Köken olarak birbirinden farklı iki dil arasında yapısal farklılıklar da vardır ve doğal olarak farklı ses sistemlerine sahiptirler. Pek çok dilbilimci, Irak'ta konuşulan Arapça'nın Standart Arapça'nın kökeninden ve gramerinden türetildiğini söyler. Bin yılı aşkın bir süredir birlikte veya yan yana yaşayan Türk ve Arap toplumları, sosyal ve kültürel alanda olduğu kadar dil alanında da ortak bir tarihe sahiptir. Türklerin İslam'a geçmesiyle birlikte bu iki dil arasındaki etkileşim kaçınılmaz hale gelmiş ve hayatın birçok alanında binlerce kelime alışverişi yapılmıştır. Türk dilinin Irak Arap lehçesi üzerindeki etkisi birçok iş ismileri, unvanlar, sıfatlar vb. Arap dili Türkçeyi büyük ölçüde etkilese de Türkçe de doğrudan veya dolaylı olarak Arap lehçelerini etkilemiş ve bu lehçelere birçok söz varlığı kazandırmıştır. Ancak birçoğu biçim ve telaffuz açısından değişikliklere uğramıştır. Öte yandan Arap dili ünsüzlerin çoğunluğundan oluşan bir yapıya sahiptir, Ünlü bakımından zengin dillerden biri olan Türkçenin aksine. Bu çalışmada Türk dilinin Irak Arapçası üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. Irak'ta yayınlanan çeşitli kelimelerden Türkçe kelimeler, Irak'ta kullanılan günlük konuşmalar, atasözleri ve deyimler seçilerek veriler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Irak Arap lehçesinde kullanılan Türkçe kelimeler ses bilgisi, Biçim Bilgisi ve Anlam Bilgisi açısından ele alınıp incelenmiştir. Bu çalışmada Irak Arap lehçesinde Türkçe kelimelerin çeşitli örnekleri birleştirilmiş ve bu kelimelerdeki ünsüz ve ünlü değişimler gösterilmiştir. Ayrıca Çalışmada Irak hakkında tarihsel bilgiler ve Irak Arapça lehçesinin bazı özellikleri de yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Dil İlişkileri, Irak Arap Lehçesi, Söz Varlığı, Alıntı Kelime, Ses Bilgisi, Biçim Bilgisi, Anlam
Gagavuz Türkçesinin morfofonolojisi
Morfofonoloji, biçimbirimlerin ayırt edici ses bilgisel özelliklerini belirleyip, bu biçimbirimlerin birleşmeleri sırasında meydana gelen değişimleri belirlemek için kurallar oluşturmak ve biçim-ses bilgisi değişim teorisi meydana getirmektedir. Bu morfofonojik kurallar kelime türetiminin ses bilgisi ile nasıl etkileşime girdiğini açıklamaktadır. Çalışmamızda Gagavuz Türkçesinin bağımlı biçimbirimlerinde meydana gelen biçim-ses bilgisi değişimi kurallarının belirlenip kelime türetiminin ses bilgisi ile nasıl etkileşime girdiği açıklanmaya çalışılmıştır. Giriş bölümü üç alt başlıktan meydana gelmektedir. İlk alt başlıkta Gagavuzlar ile ilgili bilgi verilmiştir. İkinci başlıkta Gagavuz Türkçesi ile ilgili bilgi verildikten sonra üçüncü başlıkta Morfofonoloji tanımlanmış ve bu alanla ilgili çalışmalara yer verilmiştir. İnceleme kısmı üç ana başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıklar altında Yapım Biçimbirimleri, Fiilimsi Biçimbirimleri, Çekim Biçimbirimleri incelenmiştir. İlk ana başlık olan Yapım biçimbirimleri beş alt başlıkta incelenmiştir: İsimden İsim Yapım Biçimbirimleri, İsimden Fiil Yapım Biçimbirimleri, Fiilden İsim Yapım Biçimbirimleri, Fiilden Fiil Yapım Biçimbirimleri, Biçim Bilgisel Kalıplaşmalar. İkinci ana başlıkta Fiilimsi Biçimbirimleri incelenmiştir. Fiilimsi Biçimbirimleri üç alt başlıkta incelenmiştir: İsim Fiil, Sıfat Fiil, Zarf Fiil. Üçüncü ana başlık olan Çekim Biçimbirimleri iki alt başlıkta incelenmiştir: İsim Çekim Biçimbirimleri, Fiil Çekim Biçimbirimleri. Çalışmamızda elde ettiğimiz bilgiler Sonuç kısmında maddeler hâlinde bildirilmiştir. Kaynaklar kısmında istifade ettiğimiz eserler alfabetik olarak sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Gagavuzlar, Gagavuz Türkçesi, morfofonoloji, ses bilgisi, biçim bilgisi.
Tarihî doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar ve Çuvaş Türkçelerinde "ver-" fiili (anlam, yapı ve işlev bakımından)
Bu çalışma, Tarihî Doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar Türkçesi ve Çuvaş Türkçesinde ver- fiilinin taranması, fiilin her lehçenin grameri ve söz varlığı içerisindeki yerini, anlam ve işlev bakımından incelenmesi ile bu incelemeler neticesinde genel bir değerlendirmenin yapıldığı sonuçları içermektedir. Tezin ilk bölümünde ver- fiilinin yapı bakımından incelenmesi yapılmıştır. Sonrasında fiilin ses bilgisel özellikleri konusunda bilgi verilmiş ve tüm lehçelerdeki ses değişmeleri ile ses denkliklerinden bahsedilmiştir. Biçim bilgisel açıdan inceleme yapılan bölümde, haber kipleri ve tasarlama kiplerinin çekimlerine dair tespit edilmiş olan örnekler verilmiştir. Bir sonraki aşamada fiilin nesne ve özne bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde fiil işlev bakımından incelenmiştir. Bu kısımda kılınış, görünüş ve kip özellikleri bakımından incelenen ver- fiiline, Türkiye Türkçesinden taranmış ve tespit edilmiş olan örnekler verilerek konu açıklanmıştır. Çalışmanın son bölümünde fiil, anlam bakımından incelenmiştir. Tarihî Doğu Türkçesi ile çağdaş Kazan Tatar Türkçesi ve Çuvaş Türkçesinden verilen örneklerle anlam değerlendirmesi yapılmıştır. Sonuç kısmında ise konu ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Denizli Kale-yukarı mezarlık mezar taşı kitabeleri dil incelemesi
Bu çalışma, somut kültürel miras unsurlarından biri olan mezar taşlarını, kitabelerinde bulunan "ifade, lakap/ünvan, soyadı, sülale adı" gibi yazınsal ögeler ve bu kitabelerin alfabe sistemi, yazım özellikleri gibi konular üzerine dilbilimsel açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, kapsamı, yöntemi ve Kale ilçesi hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde kitabelerde yer alan ifadeler kendi içinde gruplandırılmış ve alfabetik düzene göre verilmiştir. İkinci bölümde kitabelerde yer alan lakap/ünvanlar, soyadları ve sülale adları alfabetik düzene koyulmuş ve her sözcük yirmi sekiz farklı kaynaktan kökenleri bakımından taranarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde bu malzemelerden hareketle çeşitli alt başlıklar altında değerlendirmeler yapılmış ve sonuca ulaşılmıştır. Kullanılan malzemelerin her birine ait fotoğraflar için dipnotlarında katalog numarası verilmiş olup bu fotoğrafların bulunduğu katalog dördüncü bölümde en az bir örnek olacak şekilde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: mezar taşı kitabeleri, söz varlığı, ağız, ses bilgisi, şekil bilgisi.