Asylum

86 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Social cohesion in forced migration: an attempt to operationalize social cohesion for syrians under temporary protection in Turkey

Forced migration of Syrians facilitated unique progresses and exceptional changes in Turkey when previous experience with inward forced migration movements to Turkey are taken into account. Syrians' en masse registration under Temporary Protection was in compliant with the protection assurances of 1951 Convention and 1960 Protocol, albeit being a situation where reservations could apply. As a country of asylum, it was the first time when Turkey decided to mobilize Local Integration as a solution for a forced migration situation rather than resettlement or voluntary repatriation. Turkey reformulated Local Integration as Harmonization which necessitates interaction of forced migrant and host communities as well as the host country. While doing so, Harmonization explicitly segregated from the commonly accepted notions of assimilation and integration, while at the same time the concept is affiliated as an end state to be achieved. In order to do so, social cohesion, which is the faculty of intergroup interactions, identified as a medium for achieving Hannonization. However, the identification was merely the beginning ofthe process. Despite literature saturated with works on social cohesion, there are very few works on its relationship with forced migration. Therefore, attested to the unique and exceptional disposition of Syıians in Turkey as well as being an on-going forced migration situation, this study aims to investigate how social cohesion can be defined, how the definition can be applied in this situation, and what are the plausible dimensions and parameters for operationalizing social cohesion in order to achieve Harmonization as the intended outcome. Keywords: Syrians under Temporary Protection in Turkey, intergroup interactions, social cohesion, forced ınigration, operationalization

Temporary legal protectionMigrationsEmigrants+7
Yasin Tamer
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Relative transition of ngos during the protracted refugee situation in Turkey

This thesis aims to examine the characteristics of the relative transition observed in Non-Governmental Organizations - Refugees (NGO-Rs), towards organizations that provide more need-based services, as a result of their different levels of engagement with the Turkish Government. The thesis argues that the transition observed in the foundation principles of NGO-Rs is related to the government's preference to increase control mechanisms on the NGO-Rs for specific purposes in line with the developments in domestic and international politics. Also, it argues that NGO-Rs are amenable to political influence because of their inevitable institutional relations with governments. A special focus is placed on the founding principle and political engagement nexus as the basis of NGO-Rs' transition under the Justice and Development Party (JDP) government, especially following the mass migration of Syrian refugees to Turkey in 2011, due to an unexpected increase in the number and potency of NGO-Rs observed. The research collects data from sources through the literature based on the concepts of needs-based and rights-based approaches, as well as the concepts of Government Oriented NGOs (GONGO), Quasi-Governmental NGOs (QUANGO), and Party Affiliated NGOs (PANGO) to provide the theoretical framework of the thesis. In addition, it uses theory-driven content analysis as a research technique of institutional and media reports, interviews, websites, press conferences, legal documents, and other open sources of relevant political parties and NGOs to examine the relevant developments to track the direction of NGOs-R' transition over certain themes. The main argument of the thesis is the following: There has been a new power balance formation in the NGO-government nexus that causes a politically oriented and relative transition of NGO-Rs to more need-based organizations, and the existence of the former in the civic area depends on the approval of the latter party after the arrival of Syrian refugees in Turkey.

TransformationMigrationsRefugees+7
Dilara Peker Yanmaz
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of gender-based asylum claims under the international protection regime: The case of Afghanistan

The main aim of the thesis is to deliberate in which conditions gender-based violence can be evaluated as persecution and analyze legal documents concerning international protection regimes within the gender lens by considering gender-based potential asylum seekings from Taliban-governed "new" Afghanistan. The study also explores precedents about gender-based violence and gender-based asylum claims from international judicial and quasi-judicial organs and consists of a guide for their assessment of administrative courts, PMMs, and PDMMs regarding the particular social group. Parties of the international protection regime must protect against violation of women's and LGBTIQ+'s rights in Afghanistan because of the positive obligations in gendered violence, including Turkey. Within this context, the 1951 Convention and the 1967 Protocol generally cover the conditions for recognizing and ceasing refugee status and the rights enshrined in that status. In addition, the Istanbul Convention and CEDAW protect gender-based asylum claims, and these conventions are related directly to the study subject. Although after the withdrawal decision from the Istanbul Convention, this Convention is no longer applicable in Turkish law, it is also examined because of its noteworthiness and some arguments about the unlawfulness of withdrawal. Keywords: Gender-based asylum claims, membership of a particular social group, refugee status determination, refugees from Afghanistan.

AfghanistanAfghansMigrations+7
Rüya İnanır
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mülteci ve sığınmacılarla çalışan meslek elemanlarında depresyon düzeyi, stres ve tükenmişlik belirtilerinin psikososyal risk faktörlerinin incelenmesi

Bu çalışmada, mülteci ve sığınmacılarla çalışan ve meslekleri gereği travmatik yaşam öyküleri dinleyen meslek elemanlarında ikincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik belirtilerinin incelenmesi amaçlanmış olup, katılımcıların demografik özelliklerinin yordama etkisi istatistiki olarak kontrol edildikten sonra duygusal emek ve mağdurla özdeşim düzeylerinin yordayıcı etkisine bakılmıştır. Araştırma için 190 kadın (%66.7), 95 erkek (%33.3) olmak üzere 20-44 (Ort=28.3, ss=4.05) yaş aralığında 285 katılımcıdan veri toplanmıştır. Veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği-Bölüm 1, Mağdurla Özdeşim Anketi, İkincil Travmatik Stres Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Duygusal Emek Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan değişkenlerin birbiri ile ilişkisini incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi yürütülmüş olup bağımlı değişkenlerin cinsiyet ve mesleki pozisyona göre farklılaşıp farklılaşmadığını test edebilmek amacıyla İki Yönlü Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) yapılmıştır. İkincil travmatik stres, depresyon ve tükenmişlik düzeylerini anlamlı olarak yordayan değişkenleri incelemek amacıyla bir dizi Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi yürütülmüştür. Bulgulara göre, kadınların erkeklere göre yüksek düzeyde depresyon ve ikincil travmatik stres belirtisi gösterdiği; erkeklerin ise daha yüksek düzeyde duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular ve gizlenen duygular sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki pozisyona göre ise bağımlı değişken düzeylerinin farklılaşmadığı bulunmuştur. İkincil travmatik stres genel belirti düzeyi ile istemsiz etkilenmeler ve kaçınma alt boyut puanlarını mağdurla özdeşim ve sahte duygular düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. İkincil travmatik stres aşırı uyarılmışlık alt boyut puanını ise sadece duygusal emek gizlenen duygular düzeyinin yordadığı saptanmıştır. Depresyon belirti düzeyini ise sadece duygusal emek alt boyutlarından sahte duygular düzeyinin yordadığı görülmüştür. Aynı şekilde, duygusal emek düzeylerinin farklı şekillerde tükenmişlik alt boyut puanları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular, alanyazında yürütülen diğer çalışmalar da göz önünde bulundurularak tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler İkincil Travmatik Stres, Depresyon, Tükenmişlik, Mağdurla Özdeşim, Duygusal Emek

DepresyonDuygusal emekMağdurla özdeşim+7
Zühal Acar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşayan sığınmacıların üçüncü ülke bekleme sürecinde yaşadıkları sorunların "insan hakları" açısından analizi - Van ili örneği

İnsanlar, tarihin başlangıcından bu yana hayatları tehlike altına girdiğinde, bu tehlikeden kaçmak ve hayatlarını korumak için göç ederek başka bir yerde sığınak arayışına girmişlerdir. Bu bakımdan göç, kişinin fiziksel alanının değiştiği, bununla birlikte pek çok değişim yaşadığı ya da yaşamak zorunda kaldığı, bazen de travmatik sonuçlar doğuran bir süreci de beraberinde getirmektedir. İnsanların doğuştan sahip olduğu hakların ihlal edilmesi, insanın yaşamını onurlu bir birey olarak sürdürebilmesi için gerekli olan hakların gasp edilmesi ya da çeşitli hak ihlallerinin yaşanması insanları bulundukları yerleri terk etmeye zorlamakta, dolayısıyla göçün özneleri haline getirmektedir. İç göçle başlayabilecek bu süreç kimi zaman dış göç olarak da kendini göstermekte, uluslararası literatürde geçen sığınmacı, mülteci gibi kavramların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Uluslararası hukuk, uluslararası sözleşmeler ve birtakım belgelerle sığınmacı ve mültecilerin hakları korunmaya çalışılsa da göç etmek zorunda kalan insanların sığınmacı, mülteci olarak göç ettikleri ülke vatandaşlarıyla eşit haklara sahip olmadıkları ve sıkça hak ihlalleriyle karşılaştıkları söylenebilir. Bu bakımdan farklı yollardan sığınma ülkesine ve nihai olarak vatandaş olmak istedikleri ülkelere gidebilen sığınmacı ve mülteciler devlet korumasından yoksun kalabilmekte ya da farklı sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmaktadırlar. Sığındıkları devletin yasal mevzuatı ve söz konusu devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin niteliği ve uygulamaları bu bağlamda önem arz etmektedir. Bu bakımdan, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair 1951 Cenevre Sözleşmesine coğrafi kısıtlama koymak suretiyle taraf olan Türkiye, kendi doğusundan mülteci kabul etmemektedir. Çeşitli yönetmelik ve genelgelerle birlikte 2013 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile mülteci hukukunu yasal mevzuatlarla düzenlemiştir. Türkiye bu haliyle Suriye dışından gelen sığınmacılara uluslararası koruma statüsü tanımakla birlikte vatandaşlık yolunu açmamaktadır. Bu da Türkiye'ye gelen sığınmacıların üçüncü bir ülkeye yönelmelerine neden olan faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan Suriyeli olmayan sığınmacıların önemli geçiş güzergâhlarından biri olan Van, İran, Afganistan ve Irak olmak üzere farklı ülkelerden sığınmacılara ev sahipliği yapmaktadır. Uluslararası Korumaya tabii olan sığınmacılar üçüncü bir ülkeye yeniden yerleştirilmeyi bekledikleri süre içerisinde farklı sorunlarla karşılaşmakta ve bekleme sürecinin farklı nedenlerle uzaması sığınmacılar açısından yeni ve zorlu bir süreci beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında Van'da ikamet eden uluslararası koruma kapsamındaki İran, Afganistan ve Irak uyruklu sığınmacıların üçüncü ülke yerleştirme sürecinde yaşadıkları sorunlar saptanarak insan hakları açısından ele alınmaktadır.

Geçici hukuki korumalarGöçlerGöçmenler+5
Elif Yıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers about healthcare provision, and the level of burnout among them

Objective: The purpose of this study is to investigate the level of burnout and perceptions of health professionals serving in primary healthcare centers in four provinces in Turkey, namely Gaziantep, Hatay, İzmir, Şanlıurfa, Method: The study was conducted in primary healthcare facilities in Gaziantep, Hatay, İzmir and Şanlıurfa. A survey with 85-items was used to collect data for demographic information, perceptions of healthcare professionals regarding their services and burnout. Maslach Burnout Inventory (MBI) was utilized to explore the level of burnout. A total of 236 healthcare professionals completed the survey, out of which 224 responses were used in the analyses. Results: The results showed that healthcare professionals serving migrant groups mainly face challenges linked to linguistic barriers. Most of them consider interpreter services to be essential and appreciate the importance of training. Among the three burnout subscales of the Maslach Burnout Inventory (MBI), particularly Emotional Exhaustion (EE) was found to have a relationship with a variety of factors like age, current workplace, training, number of children, profession, year of graduation, duration of work and knowledge of a common language, legal status and culture. Depersonalization (DP) was associated with age and knowledge of a common language, legal status and culture. Finally, Personal Achivement (PA) showed a relationship with the duration of work, gender and knowledge about culture. Conclusion: Evidence gathered in this study suggests that healthcare professionals serving migrant groups, particularly the ones working in in Family Health Centers and those with limited professional experience, need to be supported by interventions targeting linguistic and cultural barriers. Capacity building opportunities and effective human resource management in the health facilities need to be ensured for staff welfare and improvement of healthcare services. Keywords: asylum seeker; challenges; burnout; delivery of health care; health care provider; Maslach Burnout Inventory; refugee

Primary health careGaziantepEmigrants+7
Nurtaç Kavukcu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessAR

Politics and its manifestations in the literature of the age of ignorance

This study came in the race to reveal the nature of political life in the pre-Islamic era, and to show its manifestations in ancient Arabic literature, poetry and prose. The study consists of an introduction, two chapters, and a conclusion. The introduction deals with the topic, importance and purpose of the thesis, after those previous studies and the followed approach. The first chapter: introduces the concept of politics and homeland in language and terminology, and explains their origins in the pre-Islamic era, while providing brief historical information about the forms of political systems in the Arabian Peninsula (the monarchy and the tribal system), and the entities operating within them, in addition to tell about foundations on which the monarchy and tribal systems are based. Such as inheritance, sovereignty, prevailing law, tribalism, consultation and its councils, and proving all of the above with appropriate poetic and prose evidence. The second chapter: talks about the nature of the political conflict in the pre-Islamic era and its types, such as the struggle over the leadership of the tribe in the same house, the conflict between the different tribes, the conflict with the neighboring Arab or non-Arab kingdoms such as the Persians or the Romans, and the religious political conflict, in addition to dealing with some political phenomena in the pre-Islamic era by research and study as a phenomenon Political debates, political alliances, political asylum, and criticism or political opposition. The chapter concludes with a discussion of the concept of political literature and its types, such as pride, praise, lamentation, and political satire, and the representation of these topics with appropriate literary evidence. Conclusion: It contains a statement of the most important results emerging from the study, VI such as revealing the development of political life among Arabs in pre-Islamic times, and explaining the great impact of political life and its phenomena in enriching Arabic literature. Keywords: Literature of The Pre-Islamic Era, The Tribal Political System, Foundations of Political Systems, Political Asylum, Political Literature and Its Types.

Emine El Sellum
Mardin Artuklu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Temporary protection in International Law

In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians

Temporary legal protectionConservationProtection laws+5
İnayet Burcu Akyürek
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların Gaziantep yerel basınında temsili

Bu çalışmanın amacı, Gaziantep yerel basınında Suriyeli sığınmacıların temsilini içeren haber incelemeleri vasıtasıyla sığınmacıların toplumsal algılanış ve konumlanışının medya aracılığıyla nasıl meydana getirildiğini açığa çıkarmaktır. Günümüzde medya, gerek yazılı gerek görsel yönüyle kitlelere aktardığı haber pratikleri yoluyla türlü inşaların da meydana getiricisi güçlü bir aygıt işlevi görmektedir. Medyanın ideolojik yapısı, haber üretim sürecinde özellikle söylemler yoluyla açığa çıkmakta, temsil edilen özneler bu söylemler yoluyla kitleye çeşitli iletilerle aktarılmakta, bu iletiler de alıcının özneleri algılayışı ve değerlendirişinde büyük rol oynamaktadır. Bu anlamda medya, tüm öznelerin yansıtılış ve sunuluşunda olduğu gibi sığınmacıların algılanışında da önemli bir güce sahiptir. Medyada sığınmacıların hangi yönlerden ve ne şekilde inşa edildiğini anlamlandırabilmek amacıyla literatür taraması yapılarak, çalışmanın "yöntem ve örneklem" bölümünde "eleştirel söylem çözümlemesi" tekniği kullanılmıştır. Bu teknik yoluyla medyada sığınmacıların konumlanışı detaylı olarak incelenmeye ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu şekilde, Suriyeli sığınmacıların Gaziantep yerel basınında işlenen haberler yoluyla medyada nasıl temsil edildiği analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya, Suriyeli sığınmacı, Gaziantep yerel basını, İdeoloji, Söylem.

GaziantepMedyaSuriyeliler+7
Mustafa Kovucu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün etnografisi: Çok mevkili etnografi yöntemiyle göçmeni anlamak

Bu çalışma İranlı, Iraklı ve Suriyeli göçmenlerin küresel ve yerel bağlamlarlarda uluslararası düzensiz göç sürecini nasıl deneyimlediklerini ve göçmen olma deneyiminin ne anlama geldiğini çok mevkili etnografi yöntemiyle açığa çıkarmak amacını taşımaktadır. Günümüzde, uluslararası göçün bağlamı değişerek, göçmenlik kategorisi homojen ve doğrusal değil, heterojen ve dağınık olan olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışma ise göçe neden olan yapısal koşulları ve göçmen kategorileri arasındaki kopmaları, kesintileri ve birliktelikleri ilişkisel ve yorumsayıcı bir perspektiften ele almaktadır. Araştırmada 3 mevki için veri toplanmıştır, Ortadoğu'dan Avrupa'ya doğru düzensiz göç güzergâhları ve yöntemleri incelenmiştir. Bunlar göçmenlerin yaşam öyküsü olmuş, incelenen alan tarihselleştrilmiş ve öz-düşünümsel bir tavırla da göçmeni anlamak tezin temel hedefi olmuştur. İncelenen üç mevkide "Ortadoğu (İran, Irak, Suriye), Türkiye (Gaziantep), ve Avrupa (İsviçre, Norveç, Almanya)" 26 göçmenle yüz yüze ya da Skype-WhatsAap aracılığıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Özellikle her bir göçmenin biricik olduğu savından hareketle göçmen katagorilerinin heterojenliği açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Göçün etnografisi şunu göstermiştir: Devletlerin göçü engelleyici güvenlik politikalarının göçmenlerin mevkiler arasındaki dolaşımını hem kısıtlayan hem de hızlandıran bir unsur olarak açığa çıkmıştır. Göçmenlerin çatlaklardan sızarak devletlerin göçe ilişkin güvenlik politikaları karşısında bitmek bilmeyen bir mücadele gösterdikleri görülmüştür.

EtnografyaGöçlerGöçmenler+3
Emre Burhan
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ekonomiye etkisi: Gaziantep örneği

Suriye'de patlak veren kriz dünyanın en büyük nüfus hareketi ve mülteci krizlerinden birisi olmuştur. Şiddetten etkilenen milyonlarca insan ülkelerini terk etmek zorunda kalmış ve yaşamlarını sürdürebilmek için başka ülkelere sığınmışlardır. Suriye'ye sınır komşusu olması ve geçmişe dayalı ortak kültürel bağlarının olması Türkiye'yi en fazla sığınmacı barındıran bir ülke konumuna getirmiştir. Bugün yaklaşık 5 milyon Suriyeli sığınmacı "geçici koruma statüsü" ile "misafir" olarak ülkemizde barınmaktadır. Türkiye' de en çok sığınmacı barındıran kentlerin başında Gaziantep gelmektedir. Gaziantep'te kayıtlı Suriyeli sayısı 370 bin olup, bu sayının sadece 24 bini kamplarda kalmaktadır. Kentte yaşayan sığınmacıların toplumsal, güvenlik, sosyal ve kültürel boyuttaki etkileri bertaraf edilemeyecek kadar önem arz etmektedir ancak kentin bu süreçten olumlu ya da olumsuz etkileneceğinin temel belirleyicisi olan ekonomik etki ele alınacaktır. Bu çalışma da göçle ile Gaziantep'e gelen sığınmacıların ekonomiye entegrasyonları tartışılırken, kentin ekonomisini farklı kanallar üzerinden ne yönde etkilediği, olası problemlere karşı nasıl stratejiler geliştirilmesi gerektiği açıklanmaya çalışılmıştır.

Ekonomik etkiGaziantepMülteciler+4
Rezzan Kuzucu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumların araştırılması (Ege bölgesi örneği)

Bu çalışmada Ege Bölgesinde yaşayan sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumların araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği'ne danışmanlık için gelen ve gönüllü katılımı kabul eden 32 sığınmacı kadın katılmıştır. Araştırmada, tarafımızca hazırlanan sosyodemografik bilgileri de içeren yarı yapılandırılmış anket formu kullanılarak yapılan birebir görüşmelerle bilgi elde edilmiştir. Bu görüşmelerden elde edilen bilgi, deneyim ve algılar ile birlikte sığınmacı kadınların sahip oldukları etnik köken ve sosyokültürel arka planlar da göz önünde bulundurularak kişilerin ruh sağlığını etkilediği düşünülen durumlar belirlenerek klinik psikoloji çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmiştir. Farklı etnik kökenlerdeki sığınmacı kadınların ruh sağlığını en fazla etkilediği düşünülen durumları ekonomik ve güvenlik problemleri başta olmak üzere dil, eğitim, sosyal ve kültürel farklılıklar olarak özetleyebiliriz. Göç öncesi ve göç esnasında yaşanılan deneyimlerin de sığınmacı kadınların göç sonrası yaşamlarında ruh sağlığı üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Sığınmacı kadınların ruh sağlığını etkileyen durumlara klinik psikoloji çerçevesinde bakıldığında, göç öncesi, göç esnası ve göç sonrasında yaşanılan farklı zorlu deneyimlerin travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon ve anksiyete bozuklukları başta olmak üzere ruhsal bozukluğu sebep olabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonuçları, sınırlılıkları diğer literatür sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve bu karşılaştırmalar doğrultusunda öneriler tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç, Kadın, Ruh Sağlığı, Sığınmacı, Travma

Ege bölgesiGöçlerGöçmenler+6
Merve İnaç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İltica sonrası yaşanılan zorlukların travmatik yaşantılar ile travma sonrası büyüme arasındaki düzenleyici etkisi

Bu çalışmada Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilerin iltica sonrası yaşadıkları zorlukların, travmatik yaşantıları ile travma sonrası büyümeleri arasındaki düzenleyici etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Hatay ilinde yaşayan, 18-65 yaş aralığında 192'si kadın, 109'u erkek olmak üzere 301 Suriyeli mülteciden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, travmatik yaşantılar için Kümülatif Travma Ölçeği, travma sonrası büyüme düzeyini belirlemek için Travma Sonrası Büyüme Envanteri ve göç sonrası yaşanan zorlukları belirlemek için İltica Sonrası Yaşanılan Zorluklar Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilerin iltica sonrası yaşadıkları zorlukların travmatik yaşantıları ve TSB düzeyleri arasında düşük düzeyde düzenleyici bir etkisi bulunduğu saptanmıştır. Travmatik yaşantılar ve İSYZ düzeyi birlikte arttıkça, Suriyeli mültecilerde TSB düzeyi de artmaktadır. Ayrıca hapse girme, işkence görme, ayrımcılığa uğrama, yoksul bir ailede büyüme gibi toplu kimlik travmalarının TSB düzeyini pozitif yönde yordadığı bulunmuştur.

GöçmenlerMültecilerSuriyeliler+3
Berna Yüksek Şerbetçi
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanı bakış açısı ile Türkiye'de mültecilere ve sığınmacılara yönelik sosyal hizmet müdahalesi

Amaç: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte mülteciler ve sığınmacılarla çalışmak üzere kamuda ilk kez sosyal hizmet uzmanı alımı yapılmıştır. Bu çalışma ile Mültecilerle çalışan sosyal hizmet uzmanlarının mesleğin bilgi, beceri ve değer temelini çalışmalarına yansıtma konusunda yaşadıkları sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerileri geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın verileri 10.05.2016- 01.09.2017 tarihleri arasında toplanmıştır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) bünyesinde çalışan 13 sosyal hizmet uzmanı ile yüzyüze yapılan görüşmeler ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Elde edilen veri tümevarımsal tematik analiz yolu ile incelenmiştir. Bulgular: Sosyal hizmet uzmanlarının alandan edindikleri deneyime göre mülteci ve sığınmacıların yaşadığı temel problemler; ekonomik sorunlar, sağlık ve iletişim sorunları şeklinde tespit edilmiştir. GİGM kadrolarında çalışan sosyal hizmet uzmanların en fazla temel ihtiyaçlara erişim sağlama, danışmanlık, hak savunuculuğu ve yürütülen uygulamaları etik ilkelere uygunluk açısından değerlendirilmesi rollerini üstlendikleri tespit edilmiştir. Sosyal hizmet uzmanlarının mesleki rol ve sorumluluklarını yerine getirirken zorlanmaktadır. Sonuç: Mülteci ve sığınmacılar sosyal hizmetlere erişim konusunda sorun yaşamaktadır. Aynı zamanda sosyal hizmet uzmanları mesleklerini uygulama konusunda düzenlemelere, süpervizyona ve eğitime ihtiyaç duymaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Hizmet Uzmanı, Mülteci, Sığınmacı

GöçmenlerMültecilerSosyal hizmet uzmanları+3
Bilge Demir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'teki Suriyeli sığınmacıların Türk eğitim sistemine entegrasyonunda yaşanan sorunlara ilişkin STK'ların görüşleri ve çözüm önerilerinin incelenmesi

Bu araştırmada, savaş nedeniyle Türkiye'ye gelmek zorunda kalan ve Gaziantep'e yerleşen Suriyeli sığınmacıların Türk eğitim sistemine entegrasyonunda yaşanan sorunlara ilişkin sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin görüşlerini ve çözüm önerilerini incelenmek amaçlanmıştır. Araştırma modeli durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma evrenini, Gaziantep ilindeki sivil toplum kuruluşu yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Gaziantep ilindeki 12 sivil toplum kuruluşu yöneticisi oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplamasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin kullanılmasına karar verildikten sonra araştırmacı tarafından bir "Yönetici Görüşme Formu" geliştirilmiştir ve katılımcıların kişisel özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecinde yoğun olarak en çok dil problemi yaşadıkları ortaya çıkmaktadır. Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecinde yaşadığı problemlere ilişkin çözüm önerisi olarak en çok da dil eğitimine yönelik belirtilmiştir. Suriyeli Sığınmacıların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunda sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin büyük çoğunluğu Suriyeli öğrenciler için Türkçe dil eğitiminin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Suriyeli öğrencilerin dilsel entegrasyonu konusunda yapılan çalışmalar değerlendirmesinde sivil toplum örgütlerinin yarısına yakınının dil eğitimi çalışmalarının olduğunu ifade etmişlerdir. Türk öğrencilerin Suriyeli öğrencilere yönelik çoğunlukla ayrımcılık tutumunda oldukları tespit edilmiştir. Türk öğrenciler ile Suriyeli öğrencilerin kaynaşması için sosyal, kültürel, sportif etkinlikler ve eğitimler düzenlenmesi, ırkçı söylemlerden uzak durulması gerektiği önerilmiştir. Uyum aktörlerinin (kamu kurumları, politika yapıcılar, STK'lar) Suriyeli öğrencilerin uyumuna yönelik yaptığı faaliyetlerin olumlu olduğu ifade edilmiştir. Yapılan faaliyetlerin en çok uyum çalışmaları, sonra da dil eğitimi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Entegrasyon, Suriyeli sığınmacılar, Sivil toplum kuruluşu yöneticisi

BütünleşmeGaziantepGöçler+7
Yusuf Tüfekçi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Migration, integration and perceptions: A case study of Afghan asylum seekers in Sivas

The ultimate goal of this study is to analyze the local people's perception of Afghan asylum seekers' integration processes within the framework of qualitative and quantitative research methodologies in the case of Sivas city of Turkey. Since 1979, Afghans, who have fled from their countries due to invasions and civil war which caused political instabilities, economic insufficiencies, and concerns for the future, have represented a visible example of human mobility. In the literature, although there are various studies on Afghans related to security-oriented themes such as war, terror, and drug trade, studies focusing on local people's perception regarding the integration processes of Afghan asylum seekers are unfortunately insufficient. Sivas satellite city, similarly, has not been examined in this context, although it has been transformed into a city of immigrants due to the Afghans' influx. Therefore, this study concentrates on Afghan asylum seekers who constitute the second largest immigrant group in Turkey, and aims to examine their integration processes in Sivas with a focus on the perceptions of local people. In particular, it investigates the factors that have determined the perceptions of local people on Afghan asylum seekers' integration processes. Also, it questions whether the arrival of Syrian refugees to Sivas affected the local people's perceptions of Afghan asylum seekers and their integration processes. As the study deals with many concepts and topics, it employs a mixed research design based mostly on qualitative methods, and uses Grounded Theory as the theoretical framework to have a comprehensive understanding of the issue. The mixed research methodology includes both qualitative and quantitative methods. This study depends not only on the data derived from the analytical review of the relevant academic studies on migration but also on the data derived from a fieldwork that includes surveys and in depth interviews. Particularly, a survey was conducted with 400 local people and interviews were conducted with 50 local people. The data derived from the survey was analyzed by a qualitative data analysis software, SPSS IBM Statistics 20, while the data obtained from the interviews was analyzed through creating codes and themes. The quantitative data was presented by tables and graphs with the percentages and frequencies. The qualitative data, on the other hand, was presented through codes and themes referring to the statements of local people to enable the readers to hear the voice of the research subjects. All this data was discussed in a comparative manner. The study completes its discussion by making some suggestions and recommendations based on its findings.

AfghansPerceptionIntegration+4
Medine Derya Canpolat
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Düzce ilinde yaşayan 6-14 yaş sığınmacı çocukların ruhsal uyumu

Bu çalışma, Düzce ilinde yaşayan 6-14 yaş sığınmacı çocukların ruhsal uyum durumlarını belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Düzce il sınırları içinde yaşayan, 6-14 yaş arası 163 (90 kız, 73 erkek) sığınmacı çocuk oluşturdu. Araştırmanın verileri Hacettepe Ruhsal Uyum Ölçeği kullanılarak çocukların ebeveynleriyle yüz yüze görüşmeler ile toplandı. Toplanan veriler SPSS veri tabanında yüzdelikler, Mann Whitney U, Kruskal Wallis-H ve ki-kare testleri kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan çocukların %25.8'inde uyum sorunu saptanırken; çoğunun (%52.4) davranış sorunu yaşadığı belirlendi. Çalışmamızdaki sığınmacı çocuklarda en sık görülen nevrotik sorunların; korku, sıkılganlık, çekingenlik, güvensizlik olduğu görüldü. Hareketlilik, yerinde duramama; sinirlilik; yaşıtlarıyla geçinememe ve cezadan etkilenmemenin ise en sık görülen davranış sorunları olduğu tespit edildi. Okul başarısızlığı (%20.9), tırnak yeme (%11.7) ve alt ıslatma (%5.5) gibi diğer sorunların da sık görüldüğü belirlendi. Çocukların sürekli takip/tedavi gerektiren hastalığa sahip olmaları ve ebeveynlerinin hayatta olma durumlarına göre ruhsal uyum ölçeği puanlarında gruplar arası anlamlı istatiksel farklılık tespit edildi (p<0.01). Hastalığa sahip olan ve ebeveynlerinden en az biri hayatta olmayan çocukların diğer çocuklardan daha uyumsuz oldukları görüldü. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, yoğun göç alan şehirlerde, sığınmacı çocukların psikiyatrik hastalıklarının erken dönem teşhisi ve etkili tedavisinin yapılabilmesi, uyum süreçlerini kolaylaştıracak uygulamaların planlanması amacıyla aralarında psikiyatri hemşiresinin de bulunduğu, ruh sağlığı uzmanlarından oluşan, transkültürel bakım ilkelerini benimsemiş bir ekibin oluşturulması önerildi.

Davranış bozukluklarıDüzceGöçler+4
Melike Pehlivan
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Sosyal medyada nefret söyleminin Suriyeli mültecilerin toplumsal kabulleri üzerindeki etkisi

While Social Media reflects positively on social peace, it can sometimes create social crises negatively. One of the factors that create social inner peace is the social acceptance of immigrants. With the outbreak of the Syrian civil war in 2011, Syrian migrants preferred to take shelter in Turkey intensively. With the prolongation of the war and the transformation of temporary visitation into permanent guest, marginalization and sometimes hostile attitudes towards migrants were observed on a micro-scale and locally. This study analyzes social media users clustered on Twitter Turkey and built on hate speech against Syrian migrants. In the study, the topics of hate speech against Syrian migrants of users who use hate speech on Twitter and the accounts and tones of hashtags and mentions in which hate speech is most often processed were examined. In the research, the quantitative research method was used to collect primary and secondary data, and the content analysis method was preferred to collect information about social media users with hate speech on Twitter and to evaluate the perception and perspective of these users. Even on the dates of the Idlib attacks and the Afrin operation, which are the days when the Syrian agenda is discussed most intensely, Twitter corresponds to only 2.02% of Turkey's agenda. The findings of our study showed the fact that although the Syrian agenda on Twitter has a low rate and is not on the agenda of the Turkish people, users are concentrated and effective enough to set the agenda.

RefugeesHate speechSocial acceptance+4
Mehmet Varış
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet'ten günümüze Türkiye'de uluslararası göç yazın çözümlemesi

Bu çalışmada, Türkiye'deki uluslararası göç yazın çalışmalarının durum saptayıcı, metin analiz ve içerik analiz çözümlemesi ele alınmıştır. Çalışmada yer alan yazın çalışmaları; tarih, konu, içerik, yayın türü ve yöntemine göre on farklı kategoride çözümlenmiştir. Bu kapsamda, 1925-2020 tarihleri arasında kaleme alınan yüksek lisans ve doktora tezleri, bilim uzmanlık tezleri, makaleler ve kitaplar; tarih, sosyal, kültürel, ekonomik, hukuki, sağlık, politik ve küreselleşme, yönetimsel, kuramsal ve ülkesel olmak üzere toplamda on alt kategoride sınıflandırılarak uluslararası göç sorunsalıyla ilişkilendirilerek çözümlenmiştir. Bu çalışma çerçevesinde, 200 yüksek lisans tezi, 124 doktora tezi, 21 bilim uzmanlık tezi ve 100 makale ve 63 kitap olmak üzere toplam 508 yazın çalışması incelenmiştir. Çalışmada yer alan yazın çalışmaları, "tarih, sosyal, kültür, ekonomi, hukuk, yönetim, küreselleşme ve politik, sağlık, ülke ve kuramsal boyut" olmak üzere toplamda on kategoride çözümlenmiştir. Söz konusu yazın çalışmaları; konu, yöntem, amaç, sonuç ve anahtar kelimeler düzeyinde incelemiştir. İncelenen çalışmalar sonucu, Türkiye'deki uluslararası göç sorunsalı üzerindeki önemli konu başlık ve içerikleri, ortaya konularak Türkiye'nin göç üzerinde yoğunlaştığı alan, sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm arayışları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Göç, Suriyeli Göçü, Uluslararası Göç Yazını, Uluslararası Göç Sorunsalı, Mülteci, Sığınmacı, Göçmen, Türkiye

Edebi eserlerGöçlerGöçmenler+6
Zeynep Turğa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve sorunları: Elazığ örneği

Suriye'de 15 Mart 2011'de başlayan rejim karşıtı gösterilerin kısa zamanda ciddi çatışmalara ve ardından da bir iç savaşa dönüşmesi ile birlikte Suriye'den komşu ülkelere doğru ciddi ve dramatik bir insan kaçışı yaşanmaya başlanmıştır. Suriye'de devam eden bu durum milyonlarca Suriyelinin başka ülkelere sığınmak zorunda kalmasına yol açmış ve Suriyelilerin yaşam ve göç sürecinin gelecek kaygılarını artıracak şekilde çok daha karmaşık bir hal alarak devam etmesine neden olmuştur. Bu nedenle öncelikle kısa süreli ve geçici bir durum olarak görülen bu göç olgusu, gün geçtikçe kalıcı bir hal almıştır. Bu durum, göç eden insanları, geçim ve sosyal uyum süreçlerini içeren ve ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan genel toplum ile bütünleşmelerini sağlayacak çeşitli stratejiler geliştirme zorunluluğu ile baş başa bırakmaktadır. T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 28.06.2018 tarihli resmi verilerine göre Türkiye'de 3.562.523 Suriyeli bulunmakta ve bu rakamın büyük bölümünü barınma merkezleri dışında yaşamlarını sürdürmekte olan 3.347.905 Suriyeli oluşturmaktadır. Aynı verilere göre Elâzığ ilinde de 11.580 Suriyeli sığınmacı ikamet etmektedir. Bu araştırma kapsamında, Elazığ ilinde ikamet etmekte olan Suriyeli sığınmacıların sosyal, ekonomik ve kültürel entegrasyon süreçlerinin anlaşılması amacına yönelik olarak; iş bulma, meslek edinme durumu ve çalışma koşulları, kazancın temel ihtiyaçları karşılamaya yetip yetmediği, sağlık hizmetlerinden faydalanma durumları ve söz konusu hizmetlerin yeterliliği, çocukların eğitim olanakları, ikamet edilen konutların niteliği ve yeterliliği, yardımlaşma, ayrımcılık ve dışlanma bakımından yerel halkla ilişkilerin durumu gibi konularda, gerçekleştirilen saha araştırmasından elde edilen verilerden hareketle genel bir değerlendirme yapılmaktadır. Elazığ'ın 7 mahallesinde ikamet etmekte olan 60 kişi ile derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak yapılan görüşmelerden elde edilen verilere göre Suriyeli sığınmacılar ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan uyum ve entegrasyon sürecini zora sokan çeşitli güçlüklerle karşı karşıya bulunmakta ve özellikle geçim sıkıntısı, iş ve çalışma koşulları, sosyal ilişkilerde güven sorunu ve ayrımcılık ve hemen her alanda bir engel olarak karşı karşıya kalınan dil yetersizliği bu güçlüklerin başında gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Sığınmacı, Entegrasyon, Sosyal Bütünleşme

BütünleşmeElazığGöçler+5
Gamze Dağdeviren
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Yabancılar Hukukunda mülteciler

İnsanlar; dil, din, etnik köken, siyasi görüş ve belirli bir toplumsal gruba mensubiyet gibi nedenlere dayalı baskı ve zulüm görmekte, bu baskı ve zulmün yarattığı korku sonucunda da evlerini, yaşadıkları ülkeyi terk etmek zorunda kalmaktadırlar. İnsanlık tarihi kadar eski bir durum olan mülteci sorunu, her yıl kendini tekrar etmektedir. Devletlerin siyasi, toplumsal ve uluslararası konumları ve kaygıları nedeniyle mülteci sorununa uluslararası platformda kalıcı bir çözüm bulunamamıştır. İnsan haklarıyla yakından alakalı olan bu sorun İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 14. maddesinden herkesin sığınma hakkı olduğu belirtilmiştir. Bu uluslararası belgenin dışında birçok hukuki metinde de sığınma hakkından bahsedilmektedir. Mülteciler için en önemli uluslararası belge Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü'dür. Bizde çalışmamızı Cenevre Sözleşmesi'ni temel kaynak olarak değerlendirip, Türk mevzuatını da dikkate alarak şekillendireceğiz.Çalışmamızın birinci bölümünde, Dünya tarihi boyunca yaşanan mülteci hareketlerinden kısaca bahsedilmiştir. Sonra, sığınma kavramıyla ilgili uluslararası ve bölgesel düzenlemeler ile Türk Hukukunda yer alan kaynaklar sıralanmıştır. Daha sonra Türk hukukunda sığınma hakkının gelişimi ve yeni düzenlemeler anlatılmıştır. Mülteci, sığınmacı, ikincil koruma ve geçici koruma gibi uluslararası korumadan yararlanacak kişilerle ilgili bilgi verildikten sonra, Cenevre Sözleşmesi çerçevesinde mülteci statüsüne girebilmek için gerekli koşullar, mülteci statüsünü engelleyen nedenler, mülteci statüsünü sonra erdiren durumlar açıklanmıştır.Çalışmamızın ikinci bölümünde ise, ilk olarak mülteci statüsüne girecek kişilerin hak ve özgürlüklerinde tanınmasında kabul edilen kriterler anlatılmıştır. Daha sonra Cenevre Sözleşmesi kapsamında mültecilere tanınan haklar Türk hukuku ile birlikte değerlendirilerek açıklanmıştır.Sonuç kısmında ise, mültecilerin yaşadıkları sorunlar, mülteciler için yapılan çalışmalar ve eksiklikler üzerinde durulmuştur.Anahtar Kelimeler:1-Mülteci2-Sığınmacı3-Sığınma Hakkı4-Geri Göndermeme5-İkincil Koruma

MültecilerTürk hukukuYabancılar hukuku+1
Merve Dilan Ansen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mültecilerin hukuki durumuna ilişkin sözleşme ve Türkiye

İnsanların yaşadıkları yerleri baskı ve zulüm korkusu nedeniyle terk etmesi ve yeni yaşam alanları bulmaya çalışması insanlık tarihi kadar eski bir sorundur. Bu sorun için hiçbir zaman kalıcı ve tatmin edici bir çözüm bulunamamıştır. En temel insan hakkı olan yaşam hakkının korunması evrensel hukukun temel ilkelerindendir. Ancak devletler iç ve dış politik kaygıları nedeniyle yeterli hassasiyeti gösteremeyebilmektedirler. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 14. maddesinde düzenlenen sığınma hakkı da yaşam hakkıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağlamda sığınma hakkı, yaşam hakkının korunması için kullanılan bir hak olagelmiştir. Biz de çalışmamızda başta yaşam hakkı olmak üzere tüm haklarını korumaya çalışan mülteciler üzerinde duracağız.Çalışmamızın birinci bölümünde öncelikle mülteciliğin tarihçesinden kısaca bahsedilecektir. Daha sonra Türk tarihindeki mülteci hareketleri, Milletler Cemiyeti dönemi, Birleşmiş Milletler dönemi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği hakkında kısa bilgiler verilecek ve asıl inceleme konumuz olan 1951 Tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsü ile İlgili Protokol bu bölümde özet olarak anlatılmaya çalışılacaktır. Ayrıca yine çalışmamızın birinci bölümünde bölgesel sözleşmeler ile konu ile ilgili Türk Mevzuatında yer alan düzenlemelere ve Türk Yargı Kararlarına yer verilecektir.Çalışmamızın ikinci bölümünde ise 1951 Sözleşmesi ayrıntılı olarak incelenecektir. Bu bölümde mülteci olma şartları, mülteci statüsünü engelleyen sebepler, mülteci statüsünün sona ermesi konuları irdelenecektir.Son bölümde ise, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından belirlenen mülteci statüsünün belirlenmesinde uygulanacak usuller üzerinde durulacaktır.Sonuç kısmında ise olması gereken hukuk açısından dünyada ve ülkemizde mültecilerin yaşadıkları sorunların çözülmesi ve tarihteki acı olayların bir daha yaşanmaması için öneriler ile bize düşen görevler üzerinde durulacaktır.Anahtar Kelimeler:1- Mülteciler,2- Sığınmacılar,3- Zorunlu Göç,4- Geri Göndermeme,5- Sığınma Hakkı

Birleşmiş MilletlerBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliğiHukuki denetim+6
Volkan Keskinkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası Hukukta yerinden edilmiş kişiler

Bu çalışmanın konusu zorunlu göç mağdurları olan sığınmacılar, mülteciler ve ülkesinde yerinden edilmiş kişiler olup, bu kapsamda söz konusu yerinden edilmiş kişilerin uluslararası hukuk çerçevesindeki konumları tartışılmaktadır. Çalışmanın temel tezi, yerinden edilmiş kişiler için günümüzde kabul edilen sığınmacı, mülteci ve ülkesinde yerinden edilmiş kişi şeklindeki üçlü ayrımın siyasi bir ayrım olduğu ve temelinde insan haklarını esas alması gereken bir olgunun dar devlet çıkarları ve retoriklerine hapsedildiğidir.Çalışma toplam dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel olarak göçler ve zorunlu göç olgusu konu edilmektedir. Bu kapsamda göçlerin tarihsel, siyasal ve teorik arka planı incelenmekte ardından ise zorunlu göç kavramı, zorunlu göçe sebep veren nedenler ve bunların sonuçları üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde sığınma hakkı ve sığınmacıların statüsü konusu ele alınmaktadır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise genel olarak yerinden edilmiş kişi gruplarından bir diğeri olan mültecilerin uluslararası hukuk konsepti içerisindeki konumları, kendilerine yönelik oluşturulmuş bulunan uluslararası mülteci hakları rejimi içerisinde değerlendirilmektedir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise, ülkesinde yerinden edilmiş kişiler ve bunların uluslararası hukuk çerçevesinde korunması sorunsalı üzerinde durulmaktadır.

MültecilerUluslararası hukukZorunlu göç+1
Murat Saraçlı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancılar Hukuku çerçevesinde uluslararası koruma

Sosyal açıdan tümü göç olarak adlandırılan sığınma, iltica ve göçün tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Savaşlar veya baskıcı rejimlerin ortaya çıkardığı insan hakları ihlalleri, doğal afetler ve iklim koşulları sonucu, yaşam mücadelesi içerisinde olan insanlar, gerek bireysel gerekse yoğun nüfus hareketleri meydana getirirler. Yaşanan bu nüfus hareketlerinin mağdur konumuna getirdiği kişileri, kendi vatandaşı oldukları ülkelerin koruyamaması ya da korumak istememesi, uluslararası koruma kurumunu ortaya çıkartmıştır. Devletlerin, kendi vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde korumak ve güvence altına almak gibi, yükümlülükleri vardır. Söz konusu hak ve özgürlüklerin, menşe ülke tarafından korunmadıkları veya korunamadıkları durumlarda, kişilerin sığınma talep ettikleri ülkeler, sığınma talebinde bulunan kişilerin haklarını güvence altına alarak iyileştirmekle yükümlüdürler. Bu kişilerin, tehlike veya tehdit altında bulundukları ülkelere geri gönderilmeleri veya sınır dışı edilmeleri, uluslararası hukuk yönünden mümkün değildir. Diğer taraftan, devletler bu kişilere, ülkelerinde yaşayan diğer yabancıların faydalandıkları haklardan yararlanmalarını temin etmek ve ayrımcılık yapmamakla yükümlüdürler. Bu yükümlülükler, insancıl hukuk, yapıla geliş kuralları, taraf oldukları uluslararası andlaşmalar ve Uluslararası Adalet Divanı-UAD, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM gibi, mahkeme kararlarından kaynaklanmaktadır. Konu, yabancılar kapsamında oldukları kabul edilen, sığınmacı, mülteci vatansız veya göçmenlerin gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde temel hak ve özgürlükler yönünden, uluslararası minimum standartlar düzeyinde yararlanmaları ve bu bağlamda koruma altına alınmalarıdır.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiGeri göndermeme ilkesiKorunma+5
Zeynep Deniz Altınsoy
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00

Related subjects