Nongovernmental organizations

305 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

State repression and populist discourse: A comparative case study of Gezi Park Movement, Occupy Wall Street Movement and the Egyptian Revolution

Why do democracies repress nonviolent civilian mobilization? Why do democracies use populist discourse as a response to nonviolent civilian mobilization? This thesis examines the effect of populist discourse on state repression of nonviolent civilian mobilization. The central claim of this thesis is that governments respond to nonviolent civilian mobilization with populist discourse, i.e., independent variable, to expand the limits of political opportunities for repression. I built on the literature by including an independent variable, namely populist discourse, to the existing model of repression and mobilization. The causal effect of "populist discourse" is tested through a structured and focused comparative case study, namely most similar systems analysis, through which I compare Gezi Park Movement, the Egyptian Revolution and Occupy Wall Street Movement. These three cases provide evidence that the populist discourse effects state repression of nonviolent mobilization.

DemocracyStateState understanding+6
Ümmiye Şeyda Çağlan
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Önder Çiftçi Danışmalık Derneği modelinin analizi

Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği; tarım konusunda faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştıkları çeşitli sorunların çözümü konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarıdır. Derneğin geliri, dernek üyelerinden sağlanan aidatlar ve bağışlardan oluşmaktadır. Kendi kendine yardım ilkesi çerçevesinde çalışan bu tüzel kuruluşlar özellikle Trakya bölgesinde tarımsal üretimde verimliliğin artmasına önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle, bitkisel üretimde kimyasal gübre kullanımı konusunda toprak tahlili yapılmasının önemini vurgulayan eğitimler verilmiştir. Ayrıca aşırı girdi kullanımı yerine yeterli girdi kullanımı için çiftçiler eğitilerek kimyasal gübre ve ilaç kullanımı konusunda üreticilerin bilinçlenmesi sağlanmıştır. Ayrıca bölgede tarımsal mekanizasyonun yaygınlaşması birim alandan alınan ürün verimini artırmıştır. Bunun yanında bölgede ayçiçeği-buğday münavebesine kanola'da eklenmiştir. Özellikle buğday, arpa ve ayçiçeğinde kullanılan kimyasal ilaçların aşırı ve bilinçsiz kullanımının önüne geçilmiş olup bölgede sürdürülebilir tarım altyapısının sağlanması konusunda üreticiler daha bilinçli hale gelmiştir. Son yıllarda sulu tarım konusunda da üreticilerin ihtiyaç duyduğu bilgiler uzmanlar tarafından sağlanmaktadır. Buna bağlı olarak mısır, fiğ ve yonca üretiminde de gelişmeler sağlanmıştır. Bu bitkiler hayvancılıkta yem bitkisi olarak kullanıldığı için hayvancılık faaliyetindeki yem maliyetinin düşmesine katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Çiftçi, Ziraat Mühendisi, Danışmanlık, Tarım

DanışmanlıkDanışmanlık şirketleriDernekler+6
Serdar Yurga
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İsviçre'de faaliyette bulunan Türk sivil toplum kuruluşlarının kamu diplomasisi faaliyetleri yürütüp yürütmediğine dair bir inceleme

Bu çalışmada Türkiye'nin İsviçre'deki kamu diplomasisi faaliyetleri araştırılmaktadır. Yapılan bu araştırmada araç olarak İsviçre'de yaşayan Türkler'in kurdukları sivil toplum kuruluşları seçilmiş ve bu kurumların uygulamaları incelenmiştir. Bu bağlamda İsviçre'de kurulmuş olan, Avrupa merkezli kurulan ve İsviçre'de de faaliyet gösteren ve Türkiye'de kurulmuş ancak İsviçre'de de şubesi bulunan kurumlar araştırılmıştır. Bu kurumların faaliyetleri, faaliyetlerinin nitelikleri ve üye profili gibi unsurlar incelenmiş, bu kurumların İsviçre toplumu ile ne kadar etkileşim içerisinde olduğu analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sırasında zaman zaman İsviçre toplumunun Türkler ve Türkiye hakkındaki düşüncelerine ışık tutulmuş, Türk toplumunun İsviçreliler tarafından ne derece tanındığı anlaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan bu araştırma ile İsviçre'deki Türk sivil toplum kuruluşlarının İsviçre toplumunun düşüncelerinin şekillenmesinde ne derece etkili olduğu kamu diplomasisi perspektifinden incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda kamu diplomasisi uygulamaları konusundaki eksiklikler ve Türk kurumlarının potansiyeli ortaya konmaya çalışılmıştır.

Dış TürklerKamu diplomasisiSivil toplum örgütleri+5
Gülsiye Akın
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya azınlığın sivil toplum örgütleri bağlamında Türkiye ve Yunanistan dış politikalarına etkileri

Batı Trakya, Balkan coğrafyasında Türklerin M.Ö. yerleştikleri bir coğrafi bölgedir. Tarihsel süreçte Kuzey'den sıcak denizlere Güneye ulaşmak isteyen Rusya için Boğazlar ile Dedeağaç Limanı ticaretin ve denizlere ulaşmanın iki önemli seçeneğidir. Bu dönemde Osmanlı hâkimiyeti yüzyıllar boyunca adil yönetim anlayışı içinde her tebaaya ve inanca özgürlük getirmiştir. İslam dini ve Türk kimliğinin Balkanlar'da her daim adalet ile anılması başka dinlere mensup halkların ilgisi ile karşılanmıştır. Böylece İslam ve Türklük beraber anılmaya başlanmış ve bütün olarak algılanmıştır. Fakat değişen koşullar ve hâkimiyet Balkan coğrafyasında birlik içinde yaşamanın zorluklarını etnik kimlik ve dini mücadeleye bırakmıştır. Türklerin Balkan coğrafyasındaki gücü zayıflamaya başladığından itibaren "Küçük Asya" olarak adlandırılan Anadolu topraklarından dahi sürülmek için planlar Türkler üzerine yapılmıştır. Türklerin kurtuluş savaşı ile birlikte gösterdikleri var oluş mücadelesi sonucu kurdukları yeni Cumhuriyet, Avrupa'nın Balkanlar üzerinde tekrar hesap yapmasına neden olmuştur. Yaşanan gelişmeler neticesinde Batı Trakya, Türklerin Avrupa'ya açılan üssü konumuna gelmiştir. Fakat bu coğrafya aynı zamanda etnik kimliği ve dini inançları farklı olan insanlara yapılan haksızlıklarla anılmaya başlamıştır. Tarihin hiçbir döneminde hukuk dışı yollara yönelmeyen Türkler, bu bölgede maruz kaldıkları baskı ve zulümleri duyurmak için örgütlü olarak, aynı zamanda hukuk dışına çıkmadan var olma mücadelelerini tüm dünyaya anlatmak zorunda kalmışlardır.

Azınlık haklarıAzınlıklarBatı Trakya+6
Levent Gür
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel ekonomik kalkınmada sivil toplum kuruluşlarının önemi: Hakkari ili örneği

21. yüzyılda kalkınma kavramı bütün dünyanın neredeyse ortak sorunu haline gelmiştir. Günümüzde sıkça dile getirilen kalkınma kavramı 21. yüzyılda ortaya çıkan bir kavram olmayıp bireylerin varoluşundan bu yana toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletler kalkınma problemini çözmek için çeşitli politikalar üretmişlerdir. Özellikle İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkisinden sonra devletlerin kalkınmasında sivil toplum kuruluşlarının önemi göz ardı edilmeyecek kadar yüksektir. Son dönemlerde teknoloji ile birlikte globalleşen dünyada insanların daha fazla etkileşime geçtiği sivil toplum kuruluşlarının önemi günden güne artmaktadır. Bu tez çalışmasında, bölgesel kalkınmada sivil toplum kuruluşları (STK)'nın rolü ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada uygulanan anket sonucunda; Hakkari ilinin kalkınması için Hakkari ilinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının tanıtım reklam politikalarının doğru ve etkin kullanılmadığı, bundan dolayı şehrin imaj sorununun olduğu, bazılarının halkın çıkarlarını öncelemeyen ve Hakkari ilinin temel sorunlarını göz ardı eden bir anlayışa evrildikleri dile getirilmiştir. Hakkari ilinde kalkınmanın gerçekleşebilmesi için Hakkari'de bulunan bütün sivil toplum hareketlerinin beraber hareket etmesi ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlik sahasının genişletilmesi, halkın refah seviyesini yükseltecek sosyoekonomik projeler meydana getirmesi, devletin güçlü kurumlarından daha fazla destek bekledikleri sonuçları ortaya çıkmaktadır.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıEkonomik kalkınma+3
Bereket Akay
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye'de sivil toplum çalışanı olmak: İnsani yardım kuruluşları örneği

Bu tez, insani yardım alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında çalışma deneyimine sahip bireylerin kendi anlatıları ve çalışma deneyimleri üzerinden elde edilen veriler doğrultusunda, neoliberal düzenlemelerin sivil toplum çalışmalarına etkisini ve çalışanların emek süreçlerini araştırmaktadır. Bu çerçevede öncelikle sivil toplum kavramının tarihsel süreçte sahip olduğu anlamları ve bu anlamların siyasal düşünce tarihinde nasıl kullandığını tartışmaktadır. Neoliberalizm tartışmalarının kurmuş olduğu teorik çerçevede maddi olmayan emek ve prekaryalaşma tartışmaları eşliğinde STK'laşma kavramı ile güncel sivil toplum tartışmalarına değinilmiş, bu tartışmalar doğrultusunda sivil toplum alanında çalışan bireylerin çalışma deneyimleri analiz edilmiştir. Bu alanda çalışan sivil toplum çalışanlarının fayda vermeyi amaçladığı grup ile kurdukları bağı ve fayda verilmesi beklenen topluluğu "proje" döngüsü içinde nasıl konumlandırdıkları görmek amaçlanmıştır. Öte yandan bu tez Türkiye'deki sivil toplum tartışmaları ve sivil toplum kuruluşlarının geçmişten bugüne olan yolcuğunu inceleyen bir çalışma olmakla birlikte tarihsel bir izlek de takip etmektedir. Süreç içinde dönüşen sivil toplum anlayışının günümüzde yeni bir çalışma alanı olan sivil toplum alanında gerçekleşen donör, proje ve kurum ilişkisini inceleyerek güncel bir tartışmaya da dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler sivil toplum, sivil toplum kuruluşları, neoliberalizm, maddi olmayan emek, prekarya, STK, STK'laşma

Sivil toplumSivil toplum projesiSivil toplum örgütleri+3
Görkem Uzunali
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenlerin sosyal uyum ve iyilik halleri: Sivil toplum örgütleri üzerinden bir değerlendirme

Genel olarak ülkelerin benimsedikleri göçmen politikalarının, asimilasyon ile çok kültürlülük arasında değişen noktalarda yer aldığı bilinmektedir. Her iki göçmen politikasına dayalı farklı programlar ev sahibi ülkelerin yönetimleri tarafından biçimlendirilmektedir. Geliştirilen programların genellikle sosyal uyumun sağlanabilmesinde başarılı olmadığı yönünde eleştiriler getirilmektedir. Bu eleştirilere yanıt oluşturabilecek "tanınma teorisine" dayalı bir sosyal uyum modelinin ise adil ve etik bir sosyal uyumu geliştirebileceği ileri sürülmektedir. Göçmenlerin sosyal uyumunda başarı ölçütlerinin neler olduğu ve bu durumun nasıl ölçüleceği konusunda göçmenlerin öznel iyilik halinin değerlendirilmesi önemli bir yer tutmaktadır. Göçmenlerin iyilik halinin, onların sosyal uyum düzeyini artırdığı öngörüsü ile yapılan çalışmalarda çoğunlukla göçmenlerin ev sahibi toplumun öznel iyilik düzeyine ulaşamadıkları gösterilmekte ve alan literatüründe, bu durumun nedenlerinin irdelenmesinin gerekliliğine işaret edilmektedir. "Tanınma teorisine" dayalı çalışmalarda ise, olumlu tanınma tutumları ile göçmenlerin iyilik hali düzeyi arasında olan pozitif ilişki gösterilmektedir. Bu çalışma, geçici koruma altındaki Suriyelilere STÖ'ler tarafından verilen sosyal uyum hizmetlerinin tanınma tutumları bağlamında nasıl bir anlama sahip olduğunu ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) yaklaşımının kullanıldığı bu nitel çalışmada kartopu yöntemi ile ulaşılan 27 katılımcı ile yarı- yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin analizi sonucunda çalışmanın ana teması olarak" Bireysel deneyimden toplumsal yapıya doğru iletişim gereksinimi" tanımlanmıştır. Bu ana temayı oluşturan ara temalar ise "Toplumsal yapıdan kaynaklanan tanınma engelleri ", "Olumlu tanınma deneyimleri ", "STÖ kapsamında olumlu tanınma engelleri" ile "Olumlu tanınma tutumları umudu" olarak gruplanmıştır. Bu çalışma sonucunda, STÖ'ler tarafından gerçekleştirilen sosyal uyum çalışmalarında, olumlu tanınma tutumlarının geliştirilebilmesini sağlayabilmek için tüm aktör ve paydaşlar arasında hem dikey hem de yatay etkileşim olanaklarının geliştirilmesi önerilmektedir. Olumlu tanınma tutumlarının yaygınlaşarak geliştirilmesi göçmenlerin sosyal uyum başarısını artırarak onların toplumsal iyilik halini yükseltebilecektir.

Geçici hukuki korumalarGöçmenlerSivil toplum örgütleri+6
Ali Artam Ayyıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The roles of non-governmental organizations in social integration of refugees within the framework of ecosystem approach

The world is currently experiencing one of the most significant refugee crises since World War II, with countries forcing millions of people to flee and seek refuge in other nations. Türkiye is among the nations profoundly affected by this humanitarian exodus, hosting the largest number of refugees globally. Using semi-structured interviews, the study investigates the conceptual understanding of refugee integration among International and local NGOs. It delves into the services and support provided by these organizations to facilitate refugee integration into Turkish society. Additionally, the research uncovers the major challenges faced by NGOs and refugee and refugee children throughout the integration process, shedding light on how these NGOs navigate and address these challenges. The research findings highlight the diverse interpretations of integration existing among INGOs and NGOs, primarily grounded in the philosophy of harmonization and social cohesion. Moreover, the temporary nature of refugee regulations and the absence of any comprehensive integration policy poses challenges for NGOs in implementing programs and activities towards integration. The confluence of factors such as a shortage of funds, the impact of COVID-19, and February 6, 2023, earthquake has not only hindered ongoing integration efforts but has also compelled NGOs to redirect their focus towards addressing fundamental facilities. The study recommends a reassessment of existing refugee laws and harmonization policies, emphasizing the necessity of aligning them with the changing needs of refugees. The recommendation calls for a comprehensive and organized strategy to enhance the process of refugee integration in Türkiye. Keywords: Ecosystem Theory, INGOs & NGOs, Refugee, Social Integration, Social Work, Türkiye.

IntegrationEcosystemEmigrants+3
Sajıd Khan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin STK'laşması: Neoliberalizm, sivil toplum ve cinselliğin müzakeresi

Ekonomik politikaların olanaklı kıldığı öznellikler ve alanların birbiri ile etkileşimi, toplumsal hareketlerin dönüşümü ve işlevselleştirdiği stratejileri anlamak için elverişli bir alan sunmaktadır. Neoliberalizmin ekonomik anlayışının, ideolojik yansımaları, yapıp-etmeleri dönüştürücü/bozuşturucu gücü toplumsal hareketlerin mücadele anlayışlarını, stratejilerini ve pratiklerini etkilemektedir. LGBTİQ+ hareket(ler)inin aynı anda barındırdığı ulusaşırı ve yerel karakteristikler ile neoliberalizmin konsolidasyonu için araç ve kaynaklara sahip sivil toplumu bir arada dikkate aldığımızda neoliberal akılsallığın etkisinin tartı(şı)labileceği bir kesişime odaklanmış olunmaktadır. Söz konusu kesişime odaklanarak bu araştırma kapsamında Kaos GL Dergisi üzerinden arşiv çalışması ile Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin politik konumlanışı ve benimsenen mücadele pratiklerine dair söylemsel izlek incelenerek bir referans noktası oluşturulmuştur. Oluşturulan referans noktası, 1990 – 2003 tarihleri arasında LGBTİQ+ hareketine dahil olmuş 40 yaş üstü ve 2010 sonrasında harekete katılmış 30 yaş altı olan LGBTİQ+ hak savunucuları ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmelerden elde edilen veriler üzerinden hizalanmaya çalışılmıştır. Böylece Türkiye'deki LGBTİQ+ hareketinin farklı dönemlerinde harekete katılma, mücadele algıları ve pratikleri konularında hak savunucularının düşünce ve deneyimlerinin nasıl şekillendiği ve değiştiği ve bu değişimleri neoliberal akılsallığın ne derece etkilediği incelenebilmiştir. Bulgular doğrultusunda LGBTİQ+ların işlevselleştirebildikleri ve müttefiklerini arttırabildikleri her alanda mücadeleyi yaygınlaştırmaya çalıştıkları, neoliberal akılsallığın bireysel güçlenme ve özgürleşmeye yönelik algısının tam olarak benimsenmediği fakat hareket alanının daraltılması itibariyle gerçekleştirilen pratiklerin biçimsel olarak bu akılsallıkla benzer göründüğü ve güncel amacın mevzi kaybetmemeye odaklanıldığı sonucuna varılmıştır.

Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıNeo-liberalizmSivil toplum+2
Atilla Yardaş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli sığınmacılar konusundaki rolü

Türkiye, tarihi boyunca her zaman göç yollarının üzerinde bulunmuştur. Suriye krizi de göçlere alışık olan bu coğrafyanın karşılaştığı kitlesel akınlardan birini doğurmuştur. Ancak Suriyeli sığınmacılar pek çok anlamda Türkiye için farklı bir göç deneyimi haline gelmiştir. Bu farklılık aynı zamanda deneyimsizliği ve pek çok sorunu beraberinde getirmiştir. Başlangıcından itibaren geçici olacağı düşünülen bu "misafirliğin" uzaması bu sorunları daha da görünür kılmış ve bu sorunların çözülmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Sivil toplum kuruluşları, Suriyeli sığınmacıların Türkiye'ye ayak bastığı ilk günden itibaren konunun yakın takipçisi olmuş ve saha çalışmaları ile kamu kurumlarının başlangıçta boş bıraktığı alanları doldurmaya çalışmıştır. Suriyeli sığınmacıların kalıcılığının kabul edilmesiyle birlikte kamu kurumları da Suriyeli sığınmacılara yönelik politikalar geliştirmeye başlamıştır. Bu politikaların eksik kaldığı noktalarda da sivil toplum kurumları saha çalışmaları ile eksiklikleri gidermeye çalışmıştır. Bu çalışma sivil toplum kuruluşlarının bu çabaları üzerine yoğunlaşmıştır. Kamu kurumlarının yetersiz kaldığı noktalarda sivil toplum kuruluşları varoluş amaçlarını gerçekleştirerek kamu yardımı olmadan sivil inisiyatif ile sorunların bir nebze çözülebileceğini kanıtlamıştır. Çalışmada sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli sığınmacılar konusunda yürütmüş ve yürütmekte olduğu projelerle ilgili bilgiler verilmiş, sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli sığınmacılar konusunda üye, gönüllü sayılarının ve bütçelerinin sınırlı olmasına rağmen yaptıkları çalışmalarla hemen her alanda Suriyeli sığınmacılara yardımcı olmayı başardıkları belirlenmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının kamu kurumları ve birbirleri ile işbirliklerinin yeterli düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarının kamu kurumları ve birbirleri ile işbirliklerini geliştirecek çalışmalar yapılması önerilmiştir.

GöçmenlerMültecilerSivil toplum+3
Rana Molbay
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vakıfların vergi ve muhasebe uygulamaları açısından değerlendirilmesi

Günümüzde ülke ekonomisine yön veren kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör olarak sivil toplum kuruluşlarının önemi gittikçe artmıştır.Vakıflar, bu sivil toplum kuruluşları içerisinde, ülke ekonomisine ve toplum hayatına sağladığı faydalar düşünüldüğünde önemli bir yere sahip olmuştur.Vakıflar, insan yararına hizmet ederek hayır amacı sağlamayı benimsemişlerdir.Vakıfların, amaçlarına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri sırasında, ülke ekonomisi içerisinde bulunmaları nedeniyle bir takım vergisel yükümlülükleri de yerine getirme zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Vakıfların, vergisel yükümlülükleri konusunda, diğer işletmelerden bir farklarının bulunmadığı görülmüştür.Vakıfların, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeleri aynı zamanda iyi bir muhasebe sistemlerinin bulunması zorunluluğunu da beraber getirmiştir.Vakıfların, hayır amacına yönelik kuruluşlar olması, bunlarda uygulanan muhasebe sisteminin diğer ticari işletmelerden farklı olması sonucunu doğurmuştur.Bu çalışmada, vakıfların işlevlerini yerine getirirken, Türk Vergi Kanunları karşısındaki durumu değerlendirilmiş ve vakıflarda muhasebe sisteminin işleyişi uygulamalarla beraber anlatılmaya çalışılmıştır.

DenetimMuhasebeSivil toplum örgütleri+6
Özcan Altunkara
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı örneği (TEGV örneği)

Sivil toplum örgütlerinde halkla ilişkiler, sivil toplumun oluşumu ve sivil toplum örgütlerinin mevcut durumlarını devam ettirebilmeleri bakımından önem arz etmektedir. Öyle ki; halkla ilişkilere gerekli olan değeri gösteren ve yeterlilik düzeyi yüksek olan örgütler, toplum tarafından daha çok bilinmekte, daha çok kabul görmekte ve daha iyi bir imaja sahip olabilmektedirler. Bu çalışmada ilk olarak sivil toplum kavramı incelenmiş olup, sonrasında sivil toplum örgütleri ve halkla ilişkiler çalışmaları irdelenmiştir. Bu doğrultuda TEGV ele alınmıştır. TEGV, toplumda eğitim açısından oldukça önemli bir yer tutan bir sivil toplum örgütüdür. TEGV gönüllülerden oluşan kadrosuyla, çocuklara daha iyi bir eğitim sağlamak amacıyla kurulmuş olup, günümüzde oldukça etkili faaliyetler gerçekleştiren bir örgüttür. Bu çalışmada TEGV yerinde gözlem ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: sivil toplum, halkla ilişkiler, sivil toplum örgütleri, TEGV

Halkla ilişkilerSivil toplumSivil toplum örgütleri+2
Ahmet Kanılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The impact and effect of performance appraisal on employee motivation - the case of Turkish non-governmental organizations

For any model of human performance, motivation is an integral component and has remained a core focus of organizational psychology since many years. Performance appraisal is regarded as one the most complicated and troublesome areas in human resource management, however, it is crucial for developing employee motivation and retention. Performance appraisal is a way of allowing employees and their employers to be able to define their goals, review their expectations from one another, communicate and move forward to be able to achieve the organizations strategic objectives. The focus of the present dissertation is on evaluating the role of performance appraisal strategies for developing the employee motivation at Turkish NGOs. The conceptual framework and hypothesis of the study have been developed based on extensive review of past research literature on the subject. The primary study was conducted on the employees of Turkish NGO who were selected using simple random sampling. A total of 200 respondents were selected to administer a structured questionnaire survey. Majority of the employees were found to be satisfied with the performance appraisal strategies of the NGOs as they are linked with the reward & recognition and compensation & benefits. On the negative side, the employees in majority were not satisfied with the frequency of the performance feedback they receive and they also reported that the organization do not involve in formal testing for the processes of hiring and promotion of employees. Based on the insight developed as a result of literature survey and employee responses, recommendations have been suggested for the Turkish NGOs to further improve their performance appraisal process and the resulting employee motivation.

PerformancePerformance evaluationNongovernmental organizations+1
Aısha Bano
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşu olarak Yeşilay'ın kamuoyu oluşturmada halkla ilişkiler faaliyetleri

Sivil toplum kuruluşlarının kamuoyu oluşumu sürecinde aktif bir rol oynayabilmesinin bazı gereklilikleri bulunmaktadır. Kendilerini ifade edebilmeleri, düşüncelerini aktarabilmeleri ve kendilerine bir kitle oluşturabilmeleri gerekmektedir. Bu nedenle de halkla ilişkiler faaliyetlerine ihtiyaç duymaktadır. Sadece bunun için değil aynı zamanda sivil toplum kuruluşunun kurumsal imajı, itibarı ve saygınlığı için de halkla ilişkiler faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, pozitif anlamda o kuruma önemli fayda sağlayacaktır. Bu çalışmada öncelikle sivil toplum kavramı üzerinde durulmuş, Yeşilay örneğinden hareketle sivil toplum kuruluşlarının halkla ilişkiler faaliyetleri üzerinden kamuoyu oluşumundaki rolü incelenmiştir. Bağımlılık konusunda Türkiye'nin köklü sivil toplum kuruluşlarından olan Yeşilay, alanının önde gelen aktörlerinden biridir. Bağımlılıkların önlenmesi ve bağımlıların bu sıkıntıdan kurtulabilmesi için çalışmalar yapan Yeşilay'ın gönüllüleri ve kurumsal iletişim sorumlusuyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bilgiler irdelenmiştir.

Halkla ilişkilerKamuoyuKamuoyu oluşturma+3
Cemal Kaçan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mültecilerin göç durumu ve STK'ların bu duruma etkisi

Dünya üzerindeki mültecilerin varlığı ve yaşam koşulları ele alınması gereken en insani konulardan biridir. Tüm dünya mültecilerin sorunlarının çözümü için tam verimli olarak çalışsa çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığı da aşikârdır. Ulus devletlerin çizdiği sınırların yurttaşlık kavramını oluşturması sonucu insanların kendi ülkelerinin sınırları içerisinde farklı haklara sahip olmasına neden olmuştur. Küreselleşme ile insanların yaşam biçimleri değişmiş, bu nedenle farklı baskılara farklı tepkiler verir olmuşlardır. Rahatsızlıkları nedeniyle yaşadıkları yerlerden vazgeçen bu insanlar bilinmezliğe doğru yol almaktadırlar. İşte bu noktada bu insanların refahını yükseltebilmek için ne gibi çalışmalar yapılması gerektiği açıktır. Bu nedenle bu çalışmada mülteci kavramı derinlemesine incelenerek mültecilerin sorunlarının çözümünde en büyü etken olması beklenen STK'ların durumu ve etkileri tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Mülteci, Göç, Sivil Toplum, Egemenlik

GöçlerMültecilerSivil toplum örgütleri+1
Gözde Doğan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşu çalışanlarının kontrol odağı ve politik beceri düzeylerinin tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, sığınmacılara ve mültecilere destek veren sivil toplum kuruluşu çalışanlarının çeşitli demografik değişkenleri, kontrol odağı ve politik beceri düzeylerinin tükenmişlik düzeyleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışma, İstanbul'da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu çalışanlarının gönüllü katılımı ve 143 çalışanın sunulan anketleri doldurmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yöneltilen demografik bilgi soruları araştırmacı tarafından problem dahilinde hazırlanmış; ayrıca Türkçe geçerlik ve güvenirliği Dağ tarafından yapılan Kontrol Odağı Ölçeği; Özdemir ve Gören tarafından yapılan Politik Beceri Envanteri ve Çapri tarafından yapılan Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerini betimlemek için frekans (f) ve yüzde (%) hesapları yapılmıştır. Çalışmada Tek Yönlü ANOVA ve Bağımsız Örneklem t- Testi uygulanmış ve problem dahilindeki ilişkiler araştırılmıştır. Anlamlı bulunan ilişkilerde farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek adına Post-Hoc testi yapılmış, KOÖ ve PBE alt boyutlarının Tükenmişlik düzeyleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Anlamlı olarak farklılık gösteren gruplarla yordayıcılığı belirlemek amacıyla ayrıca Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre cinsiyet ve yapılan işin özel hayata etkisi değişkenleriyle tükenmişlik arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca kontrol odağı ile tükenmişlik arasında pozitif yönlü zayıf bir korelasyon ve politik beceriyle tükenmişlik arasında negatif yönlü zayıf bir korelasyon bulunmuştur.

Denetim odağıMültecilerPolitik beceri+5
Özgür Can Çokar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Siyasal bileşenlerin siyasal başarıya etkisinde liderlik görevlerinin rolünün incelenmesi ve bir araştırma

Demokratik sistemlerde, vatandaşın temsiliyeti siyasal partiler aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu çerçevede seçmen bağlılığının artırılması, bunun sürekli hale gelmesiyle siyasal başarıyı elde etmeye çalışan siyasal partiler, günün koşullarını doğru analiz ederek politikalarını şekillendirmek zorundadır. Bu noktadan hareketle hazırlanan araştırmada, siyasal başarının oluşumu, siyasal bileşenlerin etkisi ve liderlik görevlerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 572 kişilik katılımcı grubu ile analiz çalışması yapılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen siyasal bileşenler ölçeği, liderlerin görevleri ölçeği, siyasal başarı ölçeği ile birlikte demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 23.00 ile yapılmış olup; faktör ve güvenirlik analizleri, betimleyici istatistikler, korelasyon, regresyon, t-test ve anova'dan yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında ve %5 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, siyasal bileşenlerinin liderlerin görevlerine yönelik algı ve siyasal başarı üzerinde artırıcı etkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte liderlerin görevleri de siyasal başarıyı artırmaktadır. Aracı rolün değerlendirilmesi için yapılan analizlerde ise liderlerin görevlerinin, örgüt kültürünün unsurları siyasal bileşenlerinin siyasal başarı üzerindeki etkisinde aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Demokratik yönetim ve demokratik liderlik tarzlarına ilişkin algı artan yaş ile birlikte azalmakta, liderlerin görevlerine ilişkin algı ise artmaktadır. Küçük yaş grubundaki katılımcıların ise siyasal başarı algısı daha yüksektir. Eğitim düzeyi açısından yapılan değerlendirmelere göre, lisans ve lisansüstü mezunu katılımcıların örgüt kültürünün unsurları ve liderlerin görevlerine ilişkin algıları yüksek, siyasal başarı algıları ise düşüktür. Bununla birlikte gelir düzeyi arttıkça örgüt kültürünün unsurları ve liderlerin görevlerine ilişkin algı da artmaktadır. Araştırmanın sonuçları, siyasal başarı elde edebilmenin en önemli kıstasının, demokratik yönetim ve demokratik liderlik tarzının örgüt kültürüne dönüşmesiyle siyasal başarının sağlanacağı yönündedir. Siyasal partiler siyasal başarının sürdürülebilir olması için bu konuda seçmen taleplerini doğru algılamalıdırlar.

BaşarıLiderlikSivil toplum örgütleri+6
Zeki Çetin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal kurumların siyasal davranışlara etkisi: Kıbrıs örneği

Siyasal sistemin en vazgeçilmez unsuru olan demokrasi, katılım ile sağlanır. Bugün siyasal sisteme katılma araçları olan siyasal partilerin, baskı ve çıkar gruplarının, sivil toplum kuruluşlarının ortaya çıkış serüveni ne yazık ki siyaset kadar eski bir tarihe sahip değildir. Siyasi partilerin insan hayatına girmesi ve oy kavramının önem kazanarak zenginlere ait bir araç olmaktan çıkması imparatorluklardan ulus devletlere geçişte en önemli etken olmuştur. Etnik bağlarını siyasi bağlarla da pekiştirmek isteyen uluslar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sonrası kurulan uluslararası birliklerde bu isteklerini gerçekleştirmenin yolunu aramıştır. Kıbrıs Adası, üzerinde iki devletin yaşadığı, barışın hâkim olduğu bir Akdeniz adası olarak görünse de Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Avrupa Birliğine alınması, bu cihetle tüm adayı sahiplenerek adada yaşayan Türk Halkını işgalci göstermesi; KKTC'nin uluslararası statüde tanınırlığının olmaması nedeniyle siyasi, sosyal ve ekonomik haklarının gasp edilmesi adada barışı olumsuz etkilemektedir. 1983 yılında cumhuriyeti ilan ederek hızla devlet kurumlarını oluşturan Türk halkı haklarını savunmak amacıyla sivil toplum yapılanmalarını da ihmal etmemiş, demokrasiyi hep ön planda tutarak azami derecede barış yanlısı olduğunu katıldığı bütün platformlarda gözler önüne sermiştir.

Baskı gruplarıKuzey Kıbrıs Türk CumhuriyetiKıbrıs+5
İsmail Tipi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Devrim ve hegemonya: Tunus'ta sivil toplum ve devlet (2010-2019)

The popular uprisings in late 2010 in Tunisia resulted in political and social changes across the country as well as in the region. While the uprisings in other countries ended up with chaos, civil war and military coup, in Tunisia, Zine El Abidine Ben Ali's 23 years-long authoritarian rule was removed and through democratic elections the new constitution was adopted by the assembly. In this process, Tunisia was considered as the only successful country in terms of democratic transition in the democratization literature. It is argued that the Tunisian success was because of the existence of a robust civil society. By contending this claim, this thesis explains the post-revolutionary period in Tunisia in the light of Gramsci's civil society theory. Civil society, in Gramscian sense, is considered as sum of ideological, intellectual and cultural apparatuses producing consent for the hegemony of the ruling class of the state. In this context, the thesis argues that in post-Ben Ali period the idea of tunisianite which signifies the Tunisian national identity and the Bourguibist modernity acted as the apparatuses preventing the revolutionary break with the past and maintaining hegemony of the ruling class which ruled the country since its independence. Keywords: Civil Society; Gramsci; Hegemony; Revolution; Tunisia

DemocratizationStateRevolutions+5
Salih Doğan
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The context of civil society: Analyzing the Muslim women's participation in the institutionalization process in Turkey

The aim of this thesis is to examine the motivations of Muslim women who established institutions with the definitions of association and foundation in the 1970s in the context of their feelings and beliefs. Many institutions currently defined as civil society organizations have connections with these institutions established by Muslim women in the 1970s. In my study, I argue that both the institutions defined as civil society organizations and those established as associations and foundations in the past are open to different interpretations. It is seen that when the meaning that women attribute to their activities and the institutions they establish is analyzed. When the traces of this interpretation are followed, it is seen that there are similar motivations with the motivation of institutions in the past. The meanings attributed to institutionalization in the 70s can also be attributed to the institutions engaged in activities with the definition of civil society organizations today. Women's motivations are also related to historical experiences, political environment, and vakıf understanding in the past. This motivation enabled women to do activities towards their goals through their emotions. I used multiple data collection methods for the study through in-depth interviews, focus groups, ethnography, and participant observation. In addition, I analyzed written and visual materials, publications and web resources. Fieldwork was carried out in Istanbul. All these data, based on historical trace version and discourse analysis in the field, reveal that similar religious beliefs in Muslim women produce similar emotionality. In this context, veiling, which emerged as the embodiment of religious belief, produced a collective emotional spirit in women and gathered women around a common purpose in the institutionalization process. Due to the state's prohibitions on covering establishment of educational institutions is one of the important stages of institutionalization. Keywords: Anthropology of emotion, civil society, Muslim women, Turkey

Head coveringWomenInstitutionalization+5
Nesibe Şahin
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The muslim malay diaspora in Canada: A Case of Muslim agency and global civility

The thesis examines the theoretical framework of transterritoriality and global civil society, and how they are manifested in preformative agency, locally and globally through the ethnographic study of a small groups of a Muslim Malay Canadian diaspora residing in Ontario, Canada. The study explores the negotiations of the normative discourses of tradition and religion in shaping the identities of members of the community in fighting for their recognition as a Muslim Asian minority in Canada. The ethnography suggests that there is a a tug war between adopting transterritorial ideals of global trends yet a need for stability and home making through territoriality. This happens as diasporas redefine their traditions that accompanies them in a new homeland. In addition, to highlighting the role religion plays in grounding the community in the face of cultural ordeals. Thus, introducing through a transmodern theoretical framework, the role the discursive tradition of adab plays in affecting the civil conduct of the diaspora as members of a global civil society.

DiasporaEthnographyCanada+4
Salma Al-zamel
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 döneminde sivil toplum kuruluşu çalışanlarında sosyal izolasyonun ikincil travmatik stres belirtilerine etkisinin değerlendirilmesi

Deneyimlenen pandemi sürecinin bilinmezliği, hastalık ve tedavi yöntemleri ile ilgili gerekli aşamada bilgi sahibi olunmaması; sınırlar arası hareketliliğin durdurulması, uçuşların sonlanması, turizm faaliyetlerinin durdurulması, sosyokültürel aktivitelerin birden hayatımızdan çıkışı ve bunun ne kadar süreceğinin bilinmezliği, çevirimiçi çalışmaya geçiş, karantina uygulamaları gibi önlemler alınmasına neden olmuştur. Bu önlemler kişileri ekonomik, fiziksel, sosyal ve psikolojik açıdan olumsuz etkileri olmaktadır. Pandemi önlemlerinin ve yaşamsal farklılıkların meydana gelmesi, kişilerde korku, kaygı, stres ve çaresizlik hissine neden olmaktadır. Sivil toplum kuruluşunda çalışan kişilerin travmaya dolaylı maruz durumu da bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, covid-19 döneminin getirdiği sosyal izolasyonun sivil toplum kuruluşu çalışanlarındaki ikincil travmatik stres belirtilerine etkisinin değerlendirmesidir. Çalışmanın katılımcıları, covid-19 dönemi süresince sivil toplum kuruluşunda çalışan 300 psikolog ve sosyal hizmet uzmanından oluşturulmaktır. Her bir katılımcıya sosyo-demografik veri formu ve travma sonrası stres belirtileri ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada nedensel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada elde edilen bulgulara göre, ikinci travmaya maruz kalan meslek elemanlarının deneyimledikleri sosyal izolasyon ile ikincil travmatik stres belirtileri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu araştırmanın bir diğer bulgusu ise katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile ikincil travmatik stres belirtileri arasında anlamlı bir ilişki görülmüş olmasıdır. Ayrıca doğrusal regresyon ile bakıldığında sosyal izolasyon travmatik stres belirtilerini etkilediği ortaya konulmaktadır.

COVID 19PandemilerPaylaşılan travma+5
Dılken Sevinç
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevreci sivil toplum örgütleri üzerine sosyolojik bir araştırma: Van kent merkezi örneği

Bu çalışmanın amacı, Van kent merkezinde faaliyet gösteren çevreci sivil toplum örgütlerinin çevrecilik çerçevesinden incelenmesidir. 19. yüzyılda Batı Avrupa ülkelerinde başlayan endüstrileşme, toplumların sosyal ve ekonomik refah anlayışlarını değiştirmiştir. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan çevre riskleri başta önüne geçilebilecek sorunlar olarak algılanmıştır. Ancak zamanla doğal kaynakların tükeniyor olması, biyolojik çeşitliliğin azalması ve ormansızlaşma önüne geçilemeyecek riskleri ortaya çıkarmıştır. Çevrecilik yaklaşımı da bu toplum yapısı içerisinde doğmuştur. Çevreci sivil toplum örgütleri itici bir güç haline gelerek kamu kurumlarına karşı baskı oluşturma özelliğine sahip olmuşlardır. Ancak zaman içerisinde değişime uğrayan sivil toplum örgütleri farklılaşmıştır; çevre tahribatlarına karşı daha reformist ve ılımlı olan çevrecilik anlayışı hâkim olmaya başlamıştır. Tez araştırmasında nitel araştırma yönteminin yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine uygun olarak görüşme formları hazırlanmıştır. Van kent merkezinde faaliyet gösteren iki vakıf ve on üç derneğe ulaşılmış; görüşmeyi kabul eden on beş erkek ve beş kadınla birlikte 20 görüşme yapılmıştır. Deşifre edilen görüşmeler temel alınarak gerçekleştirilen veri analizi sonucunda belirli temalar ortaya çıkmıştır. Bulgularda, çevreci sivil toplum örgütlerinin projecilik, gönüllülük, profesyonellik, çatışma ve lobicilik özellikleri dikkat çekmektedir. Van'daki çevreci sivil toplum kuruluşları çevre felaketlerine karşı ılımlı, çatışmadan uzak, projeler üreten kuruluşlar olarak değerlendirilmektedir.

Sivil toplumSivil toplum örgütleriSosyolojik analiz+5
Sibel Yol
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik yaşamın yeniden tanımlanması: Hakkari kadın merkezleri örneği

Bu çalışmanın amacı, kadınların gündelik yaşam pratiklerinde kentsel mekanlara ve kurumlara erişimde deneyimledikleri cinsiyete dayalı ilişkilerin nasıl şekillendiğini araştırmaktadır. Bu bağlamda çalışma ekonomik, sosyal, fiziksel, kamusal mekanların, kadınların ne sıklıkla, hangi şekillerde kullandığını, kadınların bu mekanlara yönelik algılarını oluşturan etmenleri keşfetmek ve mekanlarda nasıl örgütlendiğini amaçlamaktadır. Kadınların kentsel, kamusal mekan deneyimleri, ayrışma olgusunun toplumsal cinsiyet boyutuyla incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet ilişkileri kamusal mekan ve kamusal alanla yakından ilgilidir. Gündelik yaşamın makanı olan mahalle, caddeler ve sokakların kadınlar tarafından kullanımda, cinsiyet etkisi farklılaşma yaratabilmektedir. Dolasıyla gündelik yaşam, cinsiyet eşitsizliği bakışı ile şekillenirken kadınların kent hakkını kullanımını da sınırlandırmaktadır. Gündelik yaşamın her kesiminde kendini gösteren ataerkil yapıya karşı, kadınların kent hakkı tanımlanmalı ve tüm uygulamalarda dikkate alınmalıdır. Bunu yapabilmek için öncelikle kent hakkının sadece kamusal alanlarda değil, özel alanlarda da geçerli olduğu, özel ve kamusal alanlarda bu hakka erişmenin bir hukuk probleminin ötesinde toplumsal bir mesele olduğu kabul edilmelidir. Kentlerde kadınların dışlanmasına sebebiyet veren eril mekanların kadınların kolektif güçlerini desteleyecek olumlu mekanlara dönüştürülmelidir. Bu bağlamda çalışmada Hakkari'de yaşayan kadınların kent ve mekan algıları, kenti hangi açılardan nasıl kullandıkları tartışılacaktır. Bu araştırılırken kadın örgütlerinin Hakkari'de kadının yaşamını sosyal bir dönüşümle katılımcı bir noktaya getirdiği üzerinde durulacaktır. Bu kapsamda kavramsal çerçevede kent, mekan, kadına çizilmiş müphem sınırlar, kadına adanmış mekanlar incelenirken, gündelik yaşam pratiklerinin kadına örgütlerinin faatliyeterli ile birlikte değişimine odaklanılacaktır. Çalışmada özelikle kadınların mekanları kullanımındaki değişimin kadın örgütleri üzerinden analizinde, örgütlülük ve dayanışma kavramlarının temel alındığı söylenebilir. Böylece kadın örgütleriyle bağlantı halinde olan ve bu örgütlerin kentteki faaliyetlerine katılan kadınlar ile alan çalışması yürütülmüştür. Hakkari'deki kadın STK'ların ile derinlemesine mülakatlar yapılırken, bu STK'ların çalışmlarına dahil olan kadınlar ile rastgele örneklem yöntemi kullanıralarak anket uygulaması yapılmıştır. Çalışma ile gündelik yaşamın Hakkari örneğinde kadınlar için ne ifade ettiği, kadın örgütlerinin varlığının mekan kullanımlarına etksi ile birlikte incelenmiştir.

Günlük yaşamHakkariKadınlar+5
Seray Eskici
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects