Sivil toplum örgütleri
250 theses under this subject heading
Kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetim yeryüzü doktorları örneği
Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar toplumda gönüllülük esasına dayanan, özerk, toplum içerisinde yaşanan sorunlara alternatif çözüm yolları üreterek toplumun refahını tahsis etmek amacı ile birçok alanda çeşitli faaliyetler gerçekleştiren organizasyonlardır. T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'nın 10.06.2016 tarihli güncel verilerine göre faal dernek sayısı 109.072'dir. Sayıca fazla olan derneklerin kurumsal yönetimin temel prensipleri olan adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerine hangi düzeyde uyum sağladığı bağışçılar açısından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetimin önemini ortaya koymaktır. Araştırma dokümanlara ulaşım ve yüz yüze görüşmelerin uygunluğu nedeniyle nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi ile desenlenmiştir. Araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile araştırmanın örneklemi olan organizasyonda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler ve doküman incelemelerinin sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensiplerine orta düzeyde uyum sağladığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensipleri kapsamında geliştirmesi gereken alanlar tespit edilerek organizasyon ile paylaşılmıştır. Anahtar Kelime: Sivil Toplum, Kâr Amacı Gütmeyen Organizasyonlar, Kurumsal Yönetim.
Türkiye'deki vakıf ve derneklerin sosyal medya kullanımlarının kurumsal kimlik açısından değerlendirmesi
Sosyal medya sivil toplum kuruluşları (STK) için birçok avantaj sunmaktadır. Ancak STK'ların bu ortamlarda hedef kitlelerine kendini doğru ifade etmesi ve yansıtması gerekmektedir. Bu noktada kurumsal kimlik karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de resmi sosyal medya hesabı bulunan vakıf ve derneklerin Facebook ve Twitter hesapları incelenmiştir. Sosyal medya, kurumsal kimlik unsurları çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çerçevede vakıf ve derneklerin sosyal medya ortamlarını nasıl, hangi amaçla ve ne sıklıkla kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada kurum kimliğinin unsurları hard (sert) bileşenler ve soft (yumuşak) bileşenler açısından da incelenmiştir. Çalışmada, tanımlayıcı model kullanılmış ve veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bulgular incelenen vakıf ve derneklerin büyük çoğunluğunun Facebook'u daha aktif olarak kullandıkları saptanmıştır. Ayrıca vakıf ve derneklerin her iki sosyal medya hesabında soft unsurları daha fazla kullanıldığı belirlenmiştir.
Sivil Toplum Kuruluşları'nın yerel demokrasi sürecine katılımı: Çorum ili örneği
Günümüzde temsili demokrasi yerine artık katılımcı demokrasi, yani halkın da karar süreçlerine katılımı önem kazanmıştır. Bununla birlikte yönetim kavramı yerine, yönetişim kavramı yani yöneten ile yönetilenlerin yönetim sürecini birlikte gerçekleştirmeleri kabul görmektedir. Katılımcı demokrasinin en önemli aktörleri olan STK'lar vatandaş ile devlet arasında bir köprü bir sarkaç görevi görmektedir. Aynı zamanda STK'lar, halkın görüş ve taleplerinin karar vericilere aktarılmasında ve devletin uygulayacağı politikaların halka iletilmesinde aracı olurlar. Halkın temsilcisi ünvanı ile demokrasinin yönetim anlayışına yerleşmesinde, uygulanmasında ve korunmasında önemli bir görev üstlenmektedirler. Bu da demokrasinin var olması için STK'ların varlığına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Yerel yönetimler, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olmaları ve kamusal hizmetlerin halka götürülmesinde en yakın birimler olması nedeniyle halkın yönetim süreçlerine katılımının ilk basamağını oluşturmaktadır. Bu durum yerel yönetimlerin yerel ihtiyaçların karşılanmasındaki önemini daha da artırmaktadır. Sivil toplum örgütlerinin ve kentin diğer paydaşlarının katılımıyla oluşan Kent konseyleri yerel yönetimlerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Kent konseyleri, yerel yöneticilerin çalışmalarını izleyerek, raporlar hazırlayarak ve bu raporları kamuoyu ile paylaşarak, kamuoyunun bilgilenmesini ve konunun tartışılmasını sağlayarak sürece katkıda bulunurlar. Bu çalışmada, Çorum'da faaliyet gösteren STK'ların, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde ne derecede etkin olabildikleri, diğer bir ifadeyle yerel demokrasi sürecine ne ölçüde katılabildikleri ortaya konulmuştur. Bu amaçla yüz yüze anket tekniği uygulanmış, verilen cevaplar analiz edilmiş, elde edilen sonuçlar yorumlanarak durum tespiti yapılmış ve yapılması gerekenler konusunda öneride bulunulmuştur. Bundan sonraki süreçte ise karar alma süreçlerinde etkinliğin artırılabilmesi için STK'ların ve yerel yönetimlerin neler yapması gerektiği üzerinde durulmuştur. Çalışma genel olarak ele alındığında, anket verilerinden elde edilen sonuçlara göre yerel demokrasinin tahsis edilmesi, STK'ların yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde daha aktif görev almaları ile mümkün görülmektedir. Yerel yönetimlerin alacakları her kararda STK'ların görüşlerine önem vermesi, onların önerilerini dikkate alması, STK'ların da insan kaynakları ve maddi açısından güçlü olması yerel demokrasinin gelişmesine büyük ölçüde katkı sağlayabilecektir. Yerel yönetimlerin karar organlarında STK'lara kontenjan ayrılması ve STK'ların üye sayılarını artırması katılımcı demokrasi açısından elzem bir durum olarak görülmektedir. Ayrıca STK'ların siyasal etkilerden ve merkezi yönetimin baskısından uzak kalabildikleri ölçüde verimliliklerinin artacağı görüşü hâkim olmuştur. Çorum Kent Konseyi'nin bilinirliğinin ve faaliyetlerinin artırılması ile STK'ların aktif katılımı sağlanarak, STK'ların karşılaştıkları sorunların çözümünde yerel yöneticilere ulaşmasının daha kolay olacağı anlaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, halk katılımının sağlanması, yerel demokrasinin gelişmesi ve yerel sorunların çözülmesinin, Çorum Kent Konseyi ve STK'ların iş birliği içerisinde faaliyet yürütmeleri neticesinde gerçekleşebileceğini ifade etmek mümkündür.
Sosyal sorumluluk amaçlı kurulan sivil toplum kuruluşlarının internet sitelerindeki grafik tasarım sorunları(örnek uygulama )
Bu çalışmanın konusu "Sosyal Sorumluluk Amaçlı Kurulan Sivil Toplum Kuruluşlarının İnternet Sitelerindeki Grafik Tasarım Sorunları"nı irdelemek ve örnek bir uygulama geliştirmektir. Araştırma kapsamında Türkiye'den ve dünyadan sivil toplum kuruluşlarının web siteleri örnek teşkil etmesi için araştırılmıştır. Türkiye'de hizmet veren sivil toplum örgütlerinden Mor Çatı, TEMA(Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı), TEV (Türk Eğitim Vakfı), LÖSEV, Uluslararası Down Sendromu Derneği ve Otizm Derneği'nin web siteleri incelenmiştir. Dünyadan ise AFID (Accounting for International Development), African Wildlife Foundation, Fight Cancer Foundation, Nagao Doğal Çevre Vakfı (NEF) internet siteleri incelenmiştir. İlgili internet siteleri incelenirken; grafik tasarım ilke ve elemanları, tipografi, fonksiyonellik, bilgi mimarisi, içerik gibi başlıkları ve alt başlıkları kapsayan literatür tarama yapılmıştır. Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın web sitesinin örnek teşkil etmesi ve araştırmayı desteklemesi amacıyla uygulama projesi dahilinde revize edilmiştir. Öncelikle web sitelerindeki; tasarım ilke ve elemanlara uygunluk, fonksiyonellik ve içerik bağlamında sorunlar incelenmiştir. Tespit edilen sorunlara çözüm önerisi geliştirmek için Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın anasayfa arayüzü ele alınmış ve görsel kimliği göz önüne alınarak tasarımı yapılmıştır. Ayrıca kullanıcı görüşlerini ölçebilmek için anket görüşme tekniğinden faydalanılmıştır. 194 kişinin katıldığı anketin sonucun verilerine göre, web sayfa arayüzünün kullanıcı görüşüne göre değerlendirilme analizi yapılmıştır.
Sivil topluma eleştirel bir yaklaşım batı liberal demokrasi ve Türkiye örneği
Sivil toplum ancak moderniteyle birlikte ortaya çıkan ve gelişen bir olgudur. Tarihsel gelişim süreci içerisinde ele alındığında sivil toplum batı siyasal düşünce geleneğinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış ve günümüze kadar çeşitli anlam ve işlevler içermiştir.Özellikle günümüzde sivil toplum kavramı siyaset dünyasında oldukça sık kullanılır bir hale gelmiş ve neredeyse tüm sorunların çözümünde önemli bir kavram olarak kullanılmıştır. Neo-liberal politikalar ile birlikte sivil toplum kavramı ?sivil toplumculuk?a dönüşmüş ve kavram ideolojik bir araç haline getirilmiştir. Toplumsal alanda sivil toplum adı altında birçok kurum, örgüt ve yapı ortaya çıkmış ve sivil toplum adına eylemde bulunduklarını iddia etmişlerdir. Bu dönüşümle beraber sivil toplum tek yanlı bir şekilde ele alınarak yüceltilmiştir, sivil toplumun içerebileceği tehlikeler görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Sivil Toplum, STK, Türkiye
PKK-KONRA GEL terör örgütü ile mücadelede sorun çözücü olarak sivil toplum
Terör ve terörizm uzun yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorunu olmaya devam etmekte ve uzun yıllar daha bu yerini koruyacak gibi gözükmektedir. Geçen yıllar, sorunun çözümünde sosyal ve psikolojik temelleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısı ile çözüm için, bilim insanlarına ve sıradan vatandaşlara da en az hükümetler kadar sorumluluk düşmektedir. Ama bu sorumluluk ne şekilde yerine getirilmelidir?Bir yanda, terör ve terörizm sorunu, Türkiye'yi uzun yıllardan bu yana epeyce meşgul eden, maddi ? manevi ağır maliyetler ödeten ve özellikle son yıllarda milli güvenliğin bir numaralı tehdit maddesi olarak karşımıza durmaktadır. Var olan Kürt sorununun devamı olarak ortaya çıkan şiddet sorunu artık kendi başına değerlendirilebilecek bir noktadadır. Her ne kadar iç içe geçmiş de olsalar, bu iki sorun karşısında ayrı ayrı çözüm paradigmaları geliştirilmesi zorunluluk arzetmektedir. Diğer yanda, Türkiye'de her geçen gün daha da gelişen ve inisiyatif alarak büyüyen bir sivil toplum bulunmaktadır. On yıllardır, Türkiye'de sivil toplumun kendi geleneğini oluşturduğunu söylemek bile iddialı olmayacaktır. Oluşturduğu geleneğini de arkasına alarak, geleneksel güç merkezlerini değişime zorlamaktadır. Gelişen sivil toplumun beraberinde getirdiği değişim, devletin aşmakta zorlandığı sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan aklı geliştirebilecek midir?Bu çalışma, gelişen sivil toplum aklının, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı, Kürt ve şiddet sorunları başta olmak üzere, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceğinin araştırılmasıdır. PKK var olan Kürt protestosunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve radikalleşerek terörize olmuştur. Kendisinde var olan ideolojik birikimi ve Kürt halkının taleplerini birleştirmiştir. Taleplerini gerçekleştirebilmesi içinse terörü bir araç olarak benimsemiştir. Devletin ukdesinde bulunan, meşru şiddet kullanma ve legal alanı belirleme, ayrıcalıklarını başarılı bir şekilde kullanamaması örgütün kitle kazanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, gelinen noktada Kürt sorunu ve şiddet sorunun kesişim kümesinde hayli büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kaygan kitle, ya Kürt sorununun çözülmesiyle marjinal şiddet hareketi olarak zayıflayacak yahut da Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle şiddet sorunu çığırından çıkacaktır.Çalışmada sorunun tespiti ve sivil toplumun sorun çözücü rolü, bölgede yapılan derinlemesine mülakatlarla ve teorik tartışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, PKK- KONRA- GEL, Talepler, Legal Alan.
Vakıfların yeni yönetişim yaklaşımları açısından değerlendirilmesi ve Türkiye`nin yönetişim sistemine katkıları
Ülkemizde yüzyıllar önce kurulmuş olan vakıflar, sosyal ve kültürel alanlarda önemli hizmetleri yerine getirmekle beraber gelir kaynağı niteliğindeki malların yönetimi ve işletilmesi ile de iktisadi ve idari alanda da önemli ölçüde etkin rol oynamıştır. Bu bağlamda son yıllarda özellikle gelişmiş ülkelerde, üçüncü sektör, gönüllü sektör, kar amaçsız sektör, hükümet dışı organizasyon gibi çeşitli şekillerde adlandırılan alternatif bir sektörün hızla büyüdüğü görülmektedir.İnsanların bir toplum olarak yaşamlarını bir arada sürdürebilmeleri ve refah düzeylerini geliştirecek fırsatlara sahip olabilmeleri için etkin bir kamu otoritesine gerek vardır. Devletin toplumsal konumu ve işlevleri kaçınılmaz olarak değişim süreci içerisinde yeniden yapılanmasını tetiklemekte ve söz konusu değişim sürecinde bir karar alma yöntemi olarak yönetişimin ön plana çıkmasına sebep olmaktadır. Bu yeni anlayış kapsamında çok aktörlü yönetimi niteleyen yönetişim kavramına içerik kazandırılmaya çalışılmaktadır. Yönetim evrensel bir olgu olmakla beraber her toplumun kendi sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını da etkilemiştir. Vakıflar ve yönetim tarzının modern yönetim yaklaşımları içindeki yerini ve değerini eleştirel bir şekilde incelemek bu çalışmanın önemli bir amacıdır.Bu çalışma 3 bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde vakıfların tanımı, tarihsel süreci, ikinci bölümde yönetişim kavramının tanım ve özellikleri, üçüncü bölümde ise, yönetişim yaklaşımları açısından Türkiye'de vakıfların katkısı değerlendirilmiştir.
Sivil toplum kuruluşlarının finansal kaynaklara ulaşmasında bilişim teknolojilerinin etkisi:Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı'nın analizi
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giriş çalışmalarında gerçekleşen faaliyetlerin bir sonucu olarak insan hakları, temel hak ve hürriyetler konuları da giderek önem kazanan olgular olmuştur. Uyum yasalarıyla birlikte devletin etkinliğini azaltan bunun yanı sıra özgürlükleri arttıran ve Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) işlevselliğini ön plana çıkaran düzenlemeler ile birlikte STK'ların da görev ve sorumlulukları üst düzeye çıkmıştır.STK'ların öneminin giderek artması, onların sürekliliği ve amaçlarına ulaşacak faaliyetlerini gerçekleştirebileceği platformların yaratılması konusunda nasıl destekleneceklerinin belirlenmesi gereği tartışılmaya başlayan bir başka unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada STK'ların bilişim unsurlarının da incelenerek finansal kaynaklara ulaşmada bilişimin nasıl bir fayda sağladığı analiz edilerek örnek bir çalışma içerisinde bu durum tespit edilmeye çalışılacaktır.Birinci bölümde; sivil toplum ile ilgili yaklaşımlar, tanımlar ve kuramlara yer verilerek, STK'lara geçiş süreci incelenecektir. Daha sonra STK'ların gelişim süreci incelenerek STK'lar ile ilgili farklı tanımlar ortaya konulmaya çalışılacaktır. Türkiye'de sivil toplum kavramının gelişim süreci Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası olarak ele alınacak ve bu dönemlerdeki sivil toplum ile ilgili kısa bilgiler verilecektir. Sivil toplumdan STK'ya geçiş süreci içersinde STK'larla ilgili tanımlar ve gelişmelerle ilgili bilgiler verilerek, kuruluş şekilleri, özellikleri, paydaşları ve finansal kaynaklarının hangi unsurlardan oluştuğu ile ilgili bilgiler verilmeye çalışılacaktır.İkinci bölümde; bilişim ve temel kavramları incelenerek, STK'ların kaynaklara ulaşmada kullandıkları bilişim teknolojileri ile ilgili olarak bilgiler verilecektir. Bu bilgiler ışığında Türkiye'de mevcut STK'ların bu yolla elde ettikleri kaynakların örneklendirilmesi ile de bilişimin kaynaklara etkisi ortaya konulmaya çalışılacaktır.Üçüncü bölümde; örnek STK olarak Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) incelenecek ve bilişimin etkisi TEGV üzerinde analiz edilmeye çalışılacaktır.Çalışma sonucunda elde edilen bilgiler ile bilişim ve unsurlarının STK'lara finansal kaynaklara ulaşmada etkisi değerlendirilerek tüm STK'ların bu konuya dikkati çekilmeye çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, Sivil Toplum Kuruluşları, STK, Bilişim
Sosyal sermaye düzeyinin belirlenmesi ve sosyal sermaye düzeyini etkileyen faktörlerin analizi: Gönüllü teşekküller bağlamında Kayseri örneği
Bu çalışmada, son yıllarda sıkça kullanılan sosyal sermaye kavramı ve sosyal sermaye düzeyinin ölçülmesi analiz edilmiştir. Sosyal sermaye kavramı öncelikle hem teorik hem de ampirik boyutuyla ele alınmıştır. Sosyal sermaye düzeyini belirlemek amacıyla, Kayseri'deki gönüllü kuruluşların faaliyetlerine katılan (hem üye hem de üye olmayan) bireylere yöneltilen anket bulguları tahlil edilmiştir. Anket, uluslararası literatürde sosyal sermayeyi belirlemede kullanılan göstergelerden faydalanılarak 5'li Likert ölçeğine göre hazırlanmıştır. Bu göstergelerden kullanılarak güven endeksi, resmi ve gayri resmi ağlara üyelik endeksi, yardımlaşma ve ortak işbirliği endeksi oluşturulmuştur. Söz konusu üç endeksten yararlanarak tek bir sosyal sermaye endeksi hesaplanmıştır. Örnek kütlenin yaş, eğitim, dini eğilimleri, kendine olan güvenleri, yerel basın organlarını takip etme sıklıkları, seçimlerde oy kullanmaları, yaşam süreleri ve faaliyet gösterilen sektör gibi demografik özellikleri ile sosyal sermaye düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare yöntemine göre; sosyal sermaye düzeyi ile demografik özellikler arasındaki ilişkinin yönü ise korelasyon analizine göre test edilmiştir. Özellikle eğitim düzeyi ve bireylerin kendilerini değerli hissetmeleri ile sosyal sermaye arasında doğrusal bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sosyal Sermaye, Güven, İş Birliği, Sosyal İlişkiler Ağı, Sosyal Sermayenin Ölçümü ve Sivil Toplum Kuruluşları.
Sivil toplum kuruluşu üyelerinin kurumsal itibara yönelik algılamaları: Eskişehir ili eğitim sendikaları üzerine bir araştırma
Kurumsal itibar, artan iletişim teknolojileri sonrasında bilgiye erişimin geçmişe nazaran daha kolay olduğu günümüzde, küresel rekabet ortamında kurumlar arasında önemi giderek artan bir kavramdır. Kurum kimliği, kurumsal imaj ve kurumsal reklam gibi pek çok kavramı bünyesinde barındıran kurumsal itibar, bir anlamda kurumun hedef kesim gözünde nasıl göründüğü ve müşterilerin kurum hakkındaki olumlu ya da olumsuz düşüncelerinin bir bütünü olarak, gerek kurumsal faaliyetlerde başarıya ulaşmada, gerekse yönetim ve rekabet avantajları sağlamada oldukça önemlidir.Sivil toplum kuruluşları bir anlamda, kurumlar ile çalışanlar arasında güven sigortası olarak düşünülebilen bir iletişim köprüsüdür. Öte yandan günümüzde, sivil toplum kuruluşlarının da kurumsal itibar yönetimine geçtikleri düşünülebilir. Bu nedenle bu araştırmada, sivil toplum kuruluşu üyelerinin sivil toplum kuruluşlarındaki kurumsal itibar algılamalarında eğitim sendikalarına aktif üye olup olmamalarına göre farklılığın olup olmadığı incelenmiştir.Araştırmada, eğitim sendikalarına üye olan, Eskişehir ilinde bulunan eğitim kurumlarında görev yapan toplam (n=181) kişiye, üye oldukları sendikanın kurumsal itibarını nasıl algıladıkları sorulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre tüm kurumsal itibar alt boyutu ortalamaları sendikada aktif görev yapan üyelerde yüksek bulunmuştur. Hizmet kalitesi, finansal sağlamlık, çalışma ortamı, duygusal çekicilik ve kurumsal etik ortalamaları için gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Yönetim kalitesi ve toplumsal sorumluluk boyutlarında ise gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05).Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar; Sivil Toplum Kuruluşları; Kurumsal Kimlik
Sivil toplum kuruluşlarında hizmetkar liderliğin rolü: Kütahya ili örneği
ÖZET SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDA HİZMETKAR LİDERLİĞİN ROLÜ: KÜTAHYA İLİ ÖRNEĞİ KIRMIZI, İbrahim Yüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. M. Kemal DEMİRCİ Temmuz, 2014, 163 sayfa Sivil toplum kuruluşları gönüllülük temelli ve kar amacı taşımayan kuruluşlarıdır. Sağlıktan siyasete, eğitim, kültürden çevreye kadar birçok alanda faaliyet göstermektedir. Bunun yanında STK'lar modern hayatın sunduğu kolaylıkların yanında, yalnızlaşan bireylerin tek başlarına etkili olamadığı durumlarda toplumsal çıkarlar için bireylerin bir araya gelmelerine yardımcı olmaktadır. Bu yüzden sivil toplum kuruluşları için hizmetkar liderliğin önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hizmetkar liderlik kavramı ise Greenleaf tarafından ortaya atılan liderlik kavramlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada; sivil toplum kuruluşlarında hizmetkar liderliğin rolü anket tekniği kullanılarak incelenmiştir. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde sivil toplum ve sivil toplum kuruluşlarının özellikleri, işlevleri ve diğer kavramlarla ilişkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde liderlik, yöneticilik ve hizmetkar liderlik ile ilgili kavramlar ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde sivil toplum kuruluşlarında hizmetkar liderlik ilişkisine yer verilmiştir. Son bölümde ise sivil toplum kuruluşları ve hizmetkar liderlik arasındaki ilişki yapılan anket yardımı ile analiz yapılarak yorumlanmıştır. Analizler sonucunda STK'larda hizmetkar liderliğin önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, STK, Liderlik, Hizmetkar ve Hizmetkar Liderlik
İşletmelerin uluslararasılaşmasında bir değişim aktörü olarak sivil toplum kuruluşlarının rolü
Uluslararası pazarlara açılma eğiliminde olan işletmelerin, başarılı olabilmesi için ülkelerin farklı kültürel yapıları, farklı davranış şekilleri, ekonomisi, demografik özellikleri, hukuki, politik ve ticari yapılarına yönelik doğru verilerin elde edilerek, en iyi şekilde analiz yapılıp, karar alınması gerekmektedir. Bu doğru verilerin elde edilmesi de ancak farklı ülkeler hakkında yeterli bilgiye sahip olan bir değişim ve aracı rolü üstlenen kişi ya da kurumlar tarafından yerine getirilmektedir. Sivil toplum kuruluşları, devlet etkisinden uzak, bağımsız, toplum yararına hizmet eden, kâr amacı gütmeyen "üçüncü sektör" olarak uluslararası pazarlara girmek isteyen ya da uluslararası pazarlarda hali hazırda faaliyet gösterip kendisini geliştirmek isteyen, ancak kendisine üye olan işletmelere, farklı ülkeler hakkında bilgi elde etme, yeniliği uyarlama, bağlantılar kurma, etkinlikler düzenleme, eğitim verme ve danışmanlık yapma gibi faaliyetler ile bir değişik aktörü durumundadır. Bu çalışma, STK'ların, işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasında ve uluslararası faaliyetlerini sürdürmesinde bir değişim aktörü olarak rollerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde, uluslararasılaşma ve STK ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış, yazına uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Üçüncü bölümde, işletmelerin uluslararasılaşmasında STK rolleri açıklanmıştır. Daha sonra Ege ve Batı Akdeniz Sanayicileri ve İşadamları Federasyonu "ESİDEF"e üye olup yurtdışı faaliyetlerde bulunan işletmelerde yapılan anketten elde edilen veriler çerçevesinde analiz yapılarak yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum Kuruluşları, Uluslararasılaşma, Değişim Aktörü, Ticari Birlikler, Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolleri
Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının insan haklarının korunmasındaki rolü
Küreselleşme ve çeşitli alanlarda meydana gelen uluslararası gelişmeler, uluslararası sistemde büyük değişikliklere yol açmıştır. Uluslararası forumlarda sivil toplum, insan hakları ve kamuoyu gibi bazı kavramlar büyük önem kazanmıştır. Devletin geleneksel rolü azalmış ve devletler, artık küresel politikaların belirlenmesinde ve tanımlanmasındaki tek temel unsur değildir. Yeni dünya düzeninin dünyadaki sorunların çözümüne etkin bir şekilde katkıda bulunabilecek yeni uluslararası unsurlara ihtiyacı vardır. Uluslararası sivil toplum kuruluşları, en önemli yeni aktörlerden biridir ve uluslararası karar alma sürecinde önemli bir etkiye sahiptir. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının her düzeyde artan öneminin bir sonucu olarak Birleşmiş Milletler, rolünü uluslararası ilişkilerde önemli ve temel bir ortak olarak kabul etmiştir. Bu kuruluşların yaptığı katkılar, zamanla artarak dünyada üçüncü otorite haline gelmiştir. Bu kuruluşlar, sahip oldukları büyük yetenekler ve uyguladıkları çeşitli mekanizmalar nedeniyle dünyadaki insan haklarını koruma sürecinde, önemli bir unsur olarak kabul edilmektedir. Sivil toplum kuruluşları, uluslararası insan hakları sözleşmeleri geliştirmeye ve uygulamaya çalışmakta ve uluslararası insan hakları hukukunun kurallarına uymanın bir garantisi haline gelmektedir. Dünyadaki temel hak ve özgürlüklerin durumunu da izlemekte ve insan hakları ihlallerini tespit etmek için çalışmaktadır. Ayrıca bu kuruluşlar, uluslararası toplumdaki insan hakları ihlalleri ile mücadele etmek için uluslararası yargı organları nezdinde büyük çabalar sarf etmektedir. Bu çalışma, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının insan haklarının korunması ve geliştirilmesi alanındaki katkılarını ve uluslararası düzeyde insan hakları standartları ve antlaşmaları süreçlerindeki rollerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca bu kuruluşların, dünyada insan haklarını garanti altına almak için izledikleri çeşitli mekanizmalara da ışık tutmaya çalışmaktadır. Anahtar kelimeler: Uluslararası sivil toplum kuruluşları, Uluslararası sözleşmeler, İnsan hakları, Uluslararası insan hakları hukuku
Kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının Şanlıurfa'nın turizm potansiyeline bakışı
Şanlıurfa, köklü tarihi ile zengin kültürel öğelere sahip bir kenttir. Özellikle semavi dinler açısından önem arz eden merkezlerinin Şanlıurfa'da bulunması, Şanlıurfa'yı inanç ve kültür turizmi açısından turistik cazibe merkezi haline getirmektedir. Şanlıurfa'da turizm alanında faaliyette bulunan kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının Şanlıurfa'nın turizm potansiyeline bakış açılarını belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmayla ilgili kurum ve kuruluşların, Şanlıurfa turizminin gelişimine sağladıkları katkıları tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 20 katılımcının görüşü alınmıştır. SWOT analizi tekniği kullanılarak Şanlıurfa ilinin turizmdeki mevcut durumu, ilin turizm konusundaki üstünlükleri ve zayıflıkları, fırsatları ve tehditleri belirlenmiştir. Katılımcıların kentteki turizmin gelişimine yönelik sundukları öneriler, araştırma sonucunda verilmiştir. Araştırma sonucunda dünyanın en eski tapınağı kabul edilen Göbeklitepe'nin Şanlıurfa'da olması, tarih boyunca birçok peygamberin Şanlıurfa'da yaşaması nedeniyle Şanlıurfa'nın peygamberler şehri olarak bilinmesi, inanç ve kültür turizmi alanında çok güçlü bir yer edinmesini sağlamıştır. Ayrıca yerel halkın peygamber geleneği olan misafirperverliği devam ettirmesi ve konukseverliği gibi birçok özellik, Şanlıurfa ilinin güçlü yönleri ve fırsatları olarak belirlenmiştir. Kentin jeopolitik konumu, savaş ve terör olaylarının yaşandığı bölgeye sınır olması, bölgede turizmin gelişmesine engel oluşturmaktadır. Bununla birlikte altyapı ve üstyapı bakımından ihtiyaçları karşılayamaması, nitelikli yatak kapasitesinin yetersiz olması ve kalifiye personel eksikliği, turizm bilincinin zayıf olması gibi olumsuzluklar, turizmin gelişimi için var olan tehditler olarak belirlenmiştir.
Assessment of the impact of civil society organizations on gender equality and women empowerment advocacy in Ghana
Gender equality and women empowerment (GEWE) are important issues that require the support of governments all over the world. Inequalities in gender in any society lead to the lack of developmental growth. With the strong linkage of GEWE and development, developing countries need to give more attention and support to issues pertaining to GEWE to attain the Millennium Development Goals (MDG) on gender equality. The MDG on gender equality which is to ensure equal access to education, health care, descent life and political representation has not yet been achieved by Ghana, as government and governmental agencies have not enacted effective laws nor undertaken enough programs and projects that are geared towards gender equality and women empowerment. The lack of effective programs by government and its agencies require that civil society organizations (CSOs); which are non-governmental and non-profit organizations established for the good of the citizenry take up more roles to ensure the attainment of gender equality and women empowerment. Though CSOs in Ghana have carried out a lot of activities, programs and advocacies for gender equality and women empowerment, their efforts have not yielded the expected results. One of the main factors that account for this is the lack of effective studies to measure and evaluate the impact of their activities. CSOs can improve on their activities and make a tremendous impact if they are able to asses through a scientific way the impact of their programs and activities. This thesis therefore examines the contributions of civil society groups and their impact from the perspective of the general populace toward GEWE in Ghana. The study begins with a historical overview and nature of civil societies in Ghana. Through research survey, the evaluation of the impact of activities of civil society organizations is carried out. The activities of the Civil Society Organizations were assessed critically and comprehensively considering the view or understanding of the people concerning gender equality and women empowerment. The opinion of the general public was gathered across three geo-political zones of Ghana with the aid of questionnaires that were physically administered on one on one and face to face. The results were rated descriptively on the basis of frequency and percentage. The outcome of the empirical survey depicts that, the majority of the populace have a full view and understanding of the operations and programs of the CSOs and are very familiar with the activities and programs of CSOs that are involved in gender equality advocacy. It was also revealed that, most of the respondents believe that government policies do not have adverse effect on the activities on CSOs in GEWE. One of the important findings is that compared to government and governmental agencies, there are enough CSOs in Ghana which are perceived to have achieved proven results in terms of advocacy for economic independence, violence control, development and protection of children. This accounts for the fact that CSOs are generally seen to be more trustworthy and have a higher public participation than governmental agencies in gender equality advocacy. This does not underestimate the fact that there is the comparative advantage that exists between the CSOs and governmental agencies on gender equality and women empowerment as acknowledged in the studies. Aggregately, the study revealed that the Ghanaian people have an adequate understanding of the impact of the activities of CSOs', except in few cases where the respondents exhibited some level of little disagreement and indecision; but the respondents have a better view about CSOs' programs. Although the general findings from the studies alluded to the fact that CSOs in Ghana have made great impact in gender equality advocacy and women empowerment, they are faced with a lot of challenges such as the strong competition for funds and visibility, short duration of activities, lack of collaboration among CSO and lack of sufficient funds. To overcome the challenges identified and make CSOs have a better impact on gender advocacy and women empowerment, solutions such as monitoring the activities of CSOs, better funding methods, detailed and properly planned programs, collaboration among CSOs, Increase in gender-based CSOs, intensive publicity of activities, recruitment of dedicated volunteers and the effective management of state-CSOs interaction were recommended in this theses. Keywords: Gender Equality, Civil Society Organizations, Ghana, Women Empowerment
İş stresinin iş performansına etkisi: Suriyelilere yardım yapan STK'ları üzerine bir araştırma
Bu çalışma ile iş stresinin iş performansına etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına Gaziantep İlinde Suriyelilere yardım yapan STK'lar dahil edilmiştir. İş stresinin çalışan performansına etkisini içeren kuramsal bir model geliştirilmiş ve oluşturulan modele dayandırılarak ana ve alt araştırma hipotezleri oluşturulmuştur. Bu doğrultuda Gaziantep ilinde faaliyet gösteren üç dernekte kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Ayrıca araştırmada çalışanların demografik faktörleri stres ve performans üzerinde etkileri araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 87 denek çalışanına iş stresi ve performans düzeylerini ölçen anket uygulanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, ilişki belirlemeye yönelik olarak Pearson Korelasyon ve Regresyon testleri, ilişkinin demografik değişkenler açısından farklılaşmasını ortaya koymaya yönelik olarak "Bağımsız Örneklem T Testi" ve "Tek Yönlü Varyans (ANOVA)" analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak çalışanların iş stresi ile performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise, iş stresinin iş performansı üzerinde % 16,7 oranında bir değişime neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik faktörler ile iş stresi, iş performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür.
The effect of gender diversity on the organizational performance: A research in non-profit organizations in Turkey
The non-profit organizations in Turkey currently face a significant gender gap. The research has shown that women are facing serious obstacles in their workplace at all levels and especially when it comes to women in leadership positions. Evidently, gender equality is not only one of the human rights but also a crucial pillar for a healthy society that lives in dignity, peace and prosperity. This study aims to determine the impact of gender diversity at NPOs in Turkey on organizational performance. Thus, it was critical to shed the light on the significance of gender diversity at workplace in maximizing organizational performance. This study has identified three dimensions to measure the performance in non-profit organizations which are effectiveness, efficiency, and sustainability. The research applies a quantitative method by designing an online survey based on previous academic articles and studies. The questionnaire was randomly distributed among the local, international, and other types of NPOs employees across Turkey which resulted in 259 filled surveys. Analysis of the responses demonstrate that gender diversity has a positive effect on organizational performance and therefore has a positive effect on its effectiveness, efficiency, and sustainability as such. Thus, the findings show that gender diversity has the strongest positive significant effect on effectiveness, followed by sustainability, and then efficiency. On this basis, it is recommended that NPOs executive management and human resource departments in Turkey should take gender diversity more seriously as it is identified as a key factor for boosting their overall performance. The research provides concrete standards for enhancing women's roles in this sector. Further research is needed to identify other key factors that would help women in increasing their performance in these organizations.
Türkiye'de dış göç yönetiminde kamu kurumlarının ve STK'ların rolü: TRC1 bölgesinde göçmenlerin algıları üzerine bir araştırma
Göç olgusu geçmişten günümüze kadar insanların gönüllü veya zorunlu nedenler sonucunda yaşamış oldukları yerleri bırakarak geçici veya kalıcı şekilde yer değiştirmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Göçün bireyleri etkilediği kadar toplumları ve hatta uluslararası dinamiklere kadar pek çok kesimi etkilediği bilinmektedir. Bu süreç içinde bireyler ve toplumlar hem değişmekte hem de bir dönüşüm içine girmektedir. Nüfus hareketliliklerinin yaşanması teknolojik gelişmelerle ülkeler arası sınırların ortadan kalkması, doğal felaketler, terör, iç savaş, ekonomik ve siyasi gerekçeler gibi pek çok unsur sonucunda şekillenmektedir. Sonuçları ve sebepleri oldukça farklılık gösteren göç kavramı karmaşık bir niteliğe sahiptir. Özellikle göç alan ve göç veren ülkeler etkilenmekte olup günümüzde artık bütün dünya ülkeler siyasi ve ekonomik anlamda bu hareketlilikten etkilenmektedir. Bu kapsamda göç olgusu artık küresel, ulusal ve yerel olmak üzere üç boyuta sahiptir. Nüfus hareketliliklerinin artık sınırları aşmasından dolayı geleneksel göç yönetim şekilleri bırakılarak iletişim ve karşılıklı etkileşimi içinde barındıran yönetişim şekillerine geçilmiştir. Türkiye sahip olduğu stratejik ve jeopolitik konumdan dolayı göç hareketlerinden direkt olarak etkilenmektedir. Özellikle Türkiye'nin çevresinde yer alan ülkelerin daha az gelişmiş olması göç alan ülke konumuna gelmesine yol açmıştır. Türkiye'ye yapılan dış göçler ile siyasi, ekonomik ve sosyal hayat şekillenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Yönetim, Yönetişim, Dış Göç, Türkiye'de Dış Göç
Suriyeli göçmenlere yardım yapan kuruluşlar ve yapılan yardımlar
İnsanlar tarih boyu çok çeşitli nedenlerle yaşadıkları yerlerden ayrılmak zorunda kalmışlardır. Göç kavramı ile açıklanan bu ayrılık, insan ve mekân üzerinde çok yönlü etkiyi beraberinde getirmiştir. Suriyelilerin de kitlesel olarak göç etmesi Türkiye açısından farklı bir göç deneyimi olarak ifade edilebilir. Bu farklı göç deneyimi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ekonomik, insani ve sosyal yardımlara ihtiyaç duymuşlardır. Türkiye kamu kurum ve kuruluşları ile Suriyeli göçmenler için tüm alanlarda yardım çalışmaları yapmıştır. Türkiye'ye maddi olarak büyük bir yük olmaya başlayan bu durum küresel çapta bir organizasyonu gerekli kılmıştır. Avrupa Birliği en büyük bütçeli yardım programını Türkiye'ye uygulamıştır. Hem ulusal hem de uluslararası STK'lar bu süreçte eksik kalan noktaları çözüme kavuşturmaya çalışmışlardır. Bu çalışmada Suriyeli göçmenlere yapılan yardımlar detaylandırılmış, yardım yapan kurum ve kuruluşlar sıralanmıştır. Ayrıca Suriyeli göçmenlere yönelik yapılan yardımlarda aktif rol alan ulusal ve uluslararası kaynaklardan haberdar olmayı ve takip etmeyi de kapsamaktadır. Anahtar Sözcükler: Göç, İnsani Yardım, Suriyelilere Yapılan Yardımlar
Türkiye siyasetine paradigmatik yaklaşımlar: İktidar-sivil toplum ilişkisinde MÜSİAD ve MAZLUMDER örnekleri
1990 yılında kurulan MÜSİAD ve 1991 yılında kurulan MAZLUMDER farklı alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olmalarına rağmen İslami kimliğe sahip oldukları için ortak bir paydada buluşmuşlardır. İki dernek de kuruluş anlarındaki mevcut iktidara muhalif olmuş, kendilerini mazlum/dışlanmış olarak görmüş ve kuruluş gerekçelerini İslami referanslarla oluşturmuşlardır. MÜSİAD ekonomik alana yönelik faaliyetlerinde İslami referanslar sunarken, MAZLUMDER ise sosyal ve siyasal alana yönelik söylemlerinde İslami referanslara başvurmuştur. 28 Şubat sürecinde İslami kimliklerini temkinli bir şekilde yansıtan MÜSİAD ve MAZLUMDER, AKP iktidarına kadar olan dönemde belirli siyasal süreçlerde benzer refleksler geliştirmiş; ancak AKP hükümeti ile birlikte bu durum son bulmuştur. AKP hükümeti döneminde MÜSİAD iktidara yönelik muhalif kimliğini kaybederken, MAZLUMDER bu kimliğini korumuştur. Bu dönemde MÜSİAD, MAZLUMDER?in aksine, merkeze yakın bir konuma geçmiş ve dışlanmış/mağdur kimliğini terk etmiştir. Ayrıca bu tespit sadece AKP iktidarında değil Refah Partisi iktidarında da gözlemlenmiştir. Aynı siyasal konjonktürde iki derneğin sergilediği bu farklılık ise bize AKP iktidarıyla - bunun yanı sıra aynı siyasal çizgiden geldiği Refah Partisi iktidarıyla- sivil toplum arasındaki dinamik ilişkiyi analiz etme imkânı sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Refah Partisi (RP), Müstakil Sanayici ve ??adamları Derneği (MÜS?AD), ?nsan Hakları ve Mazlumlar ?çin Dayanı?ma Derneği (MAZLUMDER
Bir baskı grubu olarak sosyal medya: Twitter örneği
Bu tez kapsamında sosyal medya bir baskı grubu olarak ele alınmış olup, çeşitli örnekler üzerinden konu derinlemesine irdelenmiş, yapılan paylaşımlar şekiller halinde sunularak analiz edilmiş ve ardından da konuyla ilgili değerlendirmeler aktarılmıştır. Tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın araştırma sorusu "Sosyal medya bir baskı grubu mudur?" olarak belirlenmiştir. Araştırma, baskı grupları kavramı ile beraber sosyal medyayı da eş zamanlı olarak inceleyerek konunun derinlemesine analizini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Sosyal medya her ne kadar güncel bir kavram olsa da yer yer baskı grubu adıyla ifade edilen toplulukların önüne geçebilmektedir. Günümüzdeki en önemli konulardan bir tanesi hızlı iletişim teknolojileridir. Sosyal medya bu teknoloji sayesinde ortaya çıktığı için örgütlerin hızlı aksiyonlar almasına ve sosyal duyarlılığı geliştirmesine büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda doğruluğu ispatlanamayan bilgilerin paylaşılması da konunun bir başka boyutu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tez kapsamında yapılan uzun soluklu araştırmanın sonuçları paylaşılarak bilimsel alana katkı sağlamaya çalışılmıştır. Tez çalışması sırasında sosyal medyanın nasıl daha yararlı ve etkin bir baskı grubu olabileceği hususundaki bulgular, gelecekteki bilimsel çalışmalara yol gösterecek şekilde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Baskı Grupları, Sosyal Medya, Twitter.
Engelli STK'larda gönüllü olarak çalışan kişilerin gönüllülük niyetlerinin genişletilmiş planlı davranış teorisi çerçevesinde incelenmesi
İnsanların nasıl hiçbir karşılık beklemeden yardıma ihtiyacı olan başka insanlara para, zaman ve emek hatta bazen vücutlarından bir parça verebilecek kadar özgecil oldukları merak konusu olmuştur. Bu nedenle çalışma konusu olarak insanların gönüllü olarak özgecil değerleri yansıtan niyetlerinin şekillenme sebepleri araştırılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı Engelli STK'larda gönüllü olarak çalışanların gönüllülük niyetinin genişletilmiş Planlı Davranış Teorisi (PDT) kapsamında incelenmesidir. Çalışmanın kapsamı Türkiye özelinde Engelli STK'larda gönüllü olarak çalışan kişilerin gönüllülük niyetlerinin araştırılmasıdır. Klasik teoriye dâhil edilen kavramlar "davranışsal norm, başkalarına yardım tutumu, Engelli STK tutumu ve özgecilik" olmuştur. Araştırmanın örneklemi Türkiye özelinde ulaşılabilen Engelli STK'larda gönüllü olarak çalışan kişilerdir. Online olarak ulaşılabilen ve elden teslim edilen anketlerden toplamda 420 adet anket toplanmıştır. Bu anketlerden 52 adedi geçersiz kalırken 368 adet anket kullanılabilir durumdadır. Çalışmanın geçerlilik (Açıklayıcı Faktör) ve iç tutarlılık (Cronbach's Alpha) analizleri yapıldıktan sonra çalışmada istatistiksel yöntem olarak korelasyon ve regresyon yöntemleri uygulanmıştır. Uygulanan istatistiksel yöntemler sonucunda çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Bu sonuçların en çarpıcılarından biri, Engelli STK'larda gönüllü olarak çalışan kişileri bu kurumlarda çalışmaya iten gücün onların öz motivasyonları olmasıdır. Araştırma kapsamında geliştirilen model Engelli STK tutumu haricinde doğrulanmıştır.
Hemşeri derneklerinin sosyo-kültürel uyuma etkisi
Bu çalışmada hemşeri derneklerinin üye profili ve hemşeri derneklerinin, üyelerinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşama uyarlanmalarına etkileri analiz edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini, Adana şehir merkezinde faaliyet gösteren 26 hemşeri derneğinden 109 kişi oluşturmaktadır.Dernekle ilişkili bilgi toplama amacıyla dernek gözlem formu, üyelerle ilgili değişkenleri ölçmek için 50 soru altında 169 maddeden oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel frekans dağılımı ve çapraz tablolardan yararlanılmıştır.Çalışma, mevcut bilgi ve gözlemler eşliğinde hemşeri derneklerinin özelliklerinin aktarılmasıyla başlamaktadır. Daha sonra tarama (görüşme) üzerinden elde edilen veriler eşliğinde üyelerin profilleri betimlenmekte ve hemşeri derneklerinin üyelerinin uyarlanma süreçlerine etkileri tartışılmaktadır.Analizler sonucunda hemşeri derneklerinin üyelerinin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşama uyarlanmalarına önemli derecede etki ettikleri görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Hemşeri (Hemşehri), Hemşeri Derneği, Sosyal Uyum ve Uyarlanma, Ekonomik Uyum ve Uyarlanma, Kültürel Uyum ve Uyarlanma, Siyasal Uyarlanma, Kimliksel Özdeşim ve Uyarlanma
The factors that affect the performance of non-governmental organizations
In today's world, Non-Governmental Organizations (NGOs) have become very important. In order for NGOs to reach their goals, it is important to show high performance. The aim of this study is to determine the factors that might affect the performance of NGOs. For this purpose, data were collected from 103 NGOs in Turkey. A questionnaire was used to collect the data. The collected data were analyzed using descriptive statistics, factor analysis, and partial least squares structural equation modeling. As a result of analyses, it was found out that monitoring and evaluation M&E is the most important factor that affects the performance of NGOs. Keywords: Non-Governmental Organizations, Monitoring, and Evaluation, Performance