Socio-culture

78 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir sosyal ve kültürel bellek oluşturma: Tasarım müzesi

Tasarım müzeleri dünyada yaygınlaşan ve merak edilen bir kültürel mekân haline gelmiştir. Tasarım müzesi bir tasarımcının kimliğini tanımlayacağı, tasarımın büyüsüne kapılacağı aynı zamanda tasarımı yeniden keşfedeceği, yepyeni fikirlere varacağı bir ortam olarak düşünülebilir. Tasarım müzesinin etkilediği topluluk sadece tasarımcılar değildir, tasarım müzesi toplumun birçok kesimini etkilemektedir çünkü bir anlamda toplumun tercihlerinin, kültürel birikiminin, tarihsel bilincinin yansıması ve kaydıdır. Tasarım müzesi ürünlerin niteliklerinin zamana yayılarak değerlendirilebileceği toplumdan etkilenen ve toplumu etkileyen, toplumu besleyen ve toplumsal olaylardan beslenen hem ekonomik hem sosyal hem kültürel hem politik hem apolitik hem demokratik bir oluşumdur. Bu çalışmada tasarım müzelerinin oluşum süreçleri, var olma hikâyeleri ve farklılık gösteren karakterleri incelenip analiz edilmeye ve bileşenlerine ayrılmaya çalışılacaktır. Tasarım müzesini var eden katmanlar ve bunların farklı bileşimlerle bir araya gelmesiyle oluşan her tasarım müzesini kendine özgü kılan formülleri, içerikleri ile değerlendirilecektir. Bu sayede tasarım müzesinin var oluş sebepleri daha iyi anlaşılıp daha sonraki tasarım müzeleri için bir ilişki haritası, yol haritası çizmek mümkün olabilecektir. Tasarım müzelerinin hiçbiri kendi sosyokültürel bağlamından uzak değerlendirilemez ve ondan kopuk var olamaz. Bu araştırmada tasarım yüksek lisansı disiplinler arası bakış açısıyla tasarım müzesi bu çerçeveden analiz edilmeye çabalanmış ve çalışmanın sonunda tasarım müzesi ve tasarım belleği oluşturma yolunda Türkiye'nin durumu bulgular üzerinden değerlendirilmiştir.

BellekMüzelerSergileme+3
Rabia Harmankaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. Yüzyılın ikinci yarısında Diyarbakır'da kadın

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Diyarbakır'da kadınların toplumdaki yeri ve önemini tespit etmek amacıyla bu çalışmaya gerek duyulmuştur. Bu çalışma ile 1850-1900 yılları arasında Diyarbakır'da yaşayan kadınların sosyo-ekonomik yaşantısı, hukuki alandaki etkinliği ile eğitim hayatındaki yeri ve önemini ortaya çıkararak topluma, bilime ve bu konudaki araştırmalara katkı sağlamak hedeflenmiştir. Tarihte kadının konumunun öğrenilmesi bir toplumun tarihinin anlaşılması noktasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmayı yapmamızı sağlayan önemli faktör, toplumun tarihinin anlaşılmasına bir nebze de olsa katkıda bulunabilmektir. Çalışma, ikinci el kaynaklar ışığında Diyarbakır'daki kadınlarla ilgili arşiv belgelerinden yararlanılarak tespitler yapılması açısından özgündür. Diyarbakır tarihinin yanı sıra ele alınan dönemde Diyarbakır'da kadının ailede, hukuki alanda, sosyo-ekonomik hayat ve eğitim hayatındaki yeri ve önemi hakkında bilgiler içermesi açısından önemlidir. Neticede, sanılanın aksine özellikle taşrada varlığını sürdüren köylü kadınların gündelik işlerin bir parçası olarak hem ekonominin hem de Osmanlı Devleti içerisindeki kültürel ve sosyal hayatın önemli bir parçası oldukları görülmüştür.

19. yüzyılDiyarbakırKadınlar+5
Hüseyin Özlü
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihî ve sosyokültürel bağlamda Türkiye sahası tarihî türküleri

Türküler, insanların sosyal hayatından ve geçmişlerinde yaşadıkları olaylardan izler taşır. Tarihî türküler, yazılı kaynaklara yansımayan ya da az yansıyan olayların ezgiyle birlikte dizelere dökülmüş halidir. Tarihî türküler, Türk halkının geçmişini gelecek kuşaklara aktaran sözlü tarih kaynaklarıdır. Türkiye Sahası Tarihî Türküleri, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan olayları anlatan, yüzyıllar öncesinde vücut bulmuş halk ürünleridir. Tez çalışmasında, kaynağını Türkiye sahasından alan ya da bu bölgede söylenmiş olan tarihî türkü metinleri analiz edilmiştir. Halkbilimsel açıdan çeşitli kuramlardan yararlanılarak yapılan bu analiz, metinlerin tarihsel ve sosyokültürel arka planı da dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Yıllar içinde yapılan derlemelerde tespit edilerek yazıya geçirilen türkü metinleri, ağıtların türküleşmesiyle oluşan metinler, cönklerde "türkî" olarak yer bulmuş manzum halk ürünleri, bahsi geçen analizin temel malzemesini oluşturmaktadır. Mevcut örnekleri yaklaşık altı yüz yıl öncesine dayanan, tarihî olayları konu alan tarihî türkü metinleri Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'da fetihler gerçekleştirdiği zamanlardan günümüze uzanmaktadır. Çalışmada yer alan türkü metinleri XVI. yüzyıl ile Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılıyla sınırlandırılarak analiz edilmiştir. Metinler, büyük ölçüde anonim türkülerden oluşmaktadır. Çalışmada öncelikle türkü ve tarihî türkü tanımlarına yer verilmiştir. Ardından, türkü metinlerinin yapısal, ezgisel, tematik ve işlevsel analizleri yapılmıştır. Son olarak, incelenen türkülerin tarihsel ve kültürel arka planına yer verilmiştir. Türkiye ve çevresinde yaşanan, ulusal ya da bölgesel ölçekli olaylar ile adı unutulmayan kahramanların türkülere yansıması tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarihî türküler, millî kimlik oluşumu ve bireyin topraklarına aidiyeti konusunda önemli bir yere sahiptir. Buna rağmen akademik açıdan sınırlı sayıda çalışmanın yapıldığı tespit edilmiştir. Görülen bu eksiklik, kültürümüz ve tarihimiz açısından önemi büyük olan tarihî türkülerin çalışılmasının ana nedendir. Tez çalışmasının, Türk kültürü, Türk tarihi, Türk müziği alanlarıyla birlikte, Türkoloji araştırmalarına katkısı olması temenni edilmektedir.

Halk türküleriSosyal tarihSosyokültür+4
Nursel Demirden
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal kimlik oluşumunda kültürün etkisi; Arçelik'in kurum kimliği

Kültür, kurumsal iletişim çalışmalarının tamamlayıcısı durumundadır. Özellikle kurumsal kimlik çalışmaları ve sonrasında oluşturulacak imaj faaliyetleri toplumsal kültür dikkate alınmadan yapıldığında kurum için istenilen sonuçları vermeyebilmektedir. Toplumsal hayatımızın belirleyicisi konumundaki kültür, kurumları ve çalışanları doğrudan etkilenmektedir. Çalışanlarda bu toplumsal koşullardan etkilenir, bu etkileşimi kurumlarına iş yapış ve kurumsal davranış olarak aktarırlar. Kurumsal kimlik ve toplumsal kültürün markayla olan ilişkilerini ortaya koymayı amaçladığımız bu çalışmada; kültür ve kültürel boyutlarla ilgili genel bir girişten sonra kurumsal kimlik ve marka kimliği üzerinde derinlemesine durulmuş, sonrasında kurumsal kimliğin oluşum aşamaları ve ilişkili olduğu kurumsal imaj ve kurumsal kültür üzerine derinlemesine bir çalışma yapılmıştır. Literatürde ele alınan konular 'Arçelik' markasının içerik analizi ile çözümlenmiştir. Günümüzde teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ve değişen rekabet koşullarında markalar, ayakta kalabilmek adına kurumsal kimlik çalışmalarına önem vermektedir. Bunun yanında kültürel öğeler dikkate alınarak hazırlanan kurumsal kimlik çalışmaları, imaj yaratma gayretinde, markaların farklılaşma stratejisinin de temelini oluşturmaktadır. Anahtar sözcükler: Toplumsal Kültür, Marka Kimliği, Kurumsal Kimlik,Kurumsal Kültür, Kurumsal İmaj

ArçelikKimlik oluşumuKurum imajı+6
Telha Er
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Pomak Türkleri ve sosyo - kültürel uyum süreci

Her milletin halkı, hatta aydınları arasında çeşitli karakter ayrımlarının ve çeşitli tipolojilerin yapıldığı görülmektedir. Bilimsel olarak "Irk Peşin Hükmü" de denilen ve aslında insanların pratik amaçlarla yaptıkları fakat genelde yanlış hüküm veren birer karakter sıralamasından başka bir şey değildir. Gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet sonrası göçler ve mübadeleler, Balkanlardan ve de özellikle Bulgaristan'dan ülkemize bu sıralama neticesinde yaşanmıştır. Balkanlarda yaşayan Türklerin kültürel olarak yaşadıkları sorunlar çoğunlukla ölümlerle sonuçlanmış, en hafif tabiri ile asimilasyona uğramışlardır. Ne etnik olarak kabul görmüşler ne de farklı olarak yaşamalarına izin verilmiştir. Bu süreçte yerlerinden ve yurtlarından olan göçmenler Türkiye'ye gönderilmiş, aileler parçalanmış ve herkes için yeni bir yaşam başlamıştır. İşte Balkanlar'da yaşayan Pomak Türkleri de bu süreçleri yaşamış soydaşlarımızdır. Gerek Yunanistan'da gerekse Bulgaristan'da benzer sorunlar yaşatılarak göçe zorlanmış ve hatta öldürülmüşlerdir. Yüzyıllarca yaşadıkları bölgelerden zorla gönderilmiş, kültürlerini ve inanışlarını yaşadıkları bölgelerde korumalarına izin verilmemiştir. Bulgarlar Pomak Türklerini, Müslüman Bulgarlar olarak nitelerken, Yunanlar da benzer şekilde Müslümanlaşmış Yunan olarak görmüşlerdir. Savunulan her iki tez de kendi milletlerindenmiş gibi görse de Müslüman olmaları, onların "öteki" olarak yorumlanmasına engel olmamıştır. Bu çalışmada, Balkanlar'da yaşayan Pomak Türklerinin etnik ve kültürel kökenlerini. ayrıca onlar hakkında ortaya atılan Bulgar ve Yunan tezlerini değerlendirerek yaşadıkları göç süreci incelenmiş ve sonuç olarak ülkemizde kurdukları bu yeni yaşantıda uyum sorunu yaşayıp yaşamadıkları Pomak Türkleriyle yüz yüze yapılan sözlü mülakat ve anketler aracılığıyla değerlendirilmiştir.

BalkanlarPomaklarSosyokültür+4
Derya Ergene
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İslamiyeti kabul etmeden önceki Uygurların sosyokültürel hayatı

Tezimizde, İslamiyet'i kabul etmeden önce Gök Tanrı dinini ardından Maniheizm ve Budizm'i benimseyen Uygurların Göktürk Devleti'ni yıkarak kurdukları Orhun Uygur Devleti sonradan Koçu, Kansu devletleri ve yaşadıkları coğrafyadaki sosyokültürel hayatı incelenmiştir. Uygurlara ait edebiyat, sanat, din ve kültür eserleri XX. yüzyılın başından itibaren kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılmıştır. Uygurlar bu eserlerini şehirciliğe verdikleri önem ve yazıyı kullanmak gibi medenî hayatın olmazsa olmazlarını, kültürel uğraşlar ile tamamlamıştır. Çalışmamızda yine çeşitli yazı sistemlerini kullanarak, tarihi süreçlerinde farklı dinleri benimseyerek arkalarında kültürel öneme sahip birçok yazılı eser bırakmış olan Uygurların siyasi tarihi de sırasıyla ele alınmıştır. Uygurlar yaşadıkları coğrafyada Murtuk, Bezeklik, Turfan, Sengim, Karabalgasun ve Kızıl gibi pek çok şehri sanat merkezi haline getirmiştir. Uygurların yaşadıkları çeşitli bölgelerde yapılan kazılarda Uygur kültürüne ait pek çok heykel, duvar resmi, mimari yapı ve belgeler gün ışığına çıkartılmıştır. Çalışmamızda, dönemin siyasi ve tarihî kaynaklarının yanında Uygurca yazılmış çok sayıda metin de ana kaynak olarak kullanılmıştır. Tezimizde, öncelikle üç ayrı bölüm halinde yer alan Orhun Uygur Devleti, bu devlet yıkıldıktan sonra kurdukları Koçu, Kansu devletleri ve Uygurların sosyokültürel hayatı açıklanmıştır. Açıklamaların ardından bu süreçlerdeki siyasi tarihin analizi, din, edebiyat, sanat ve kültür alanlarındaki katkıları ve etkileri ortaya konularak Uygurların eski inançlarıyla yaşam kültürü, bütünlük içinde verilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Öncesi Dönem; Sosyokültürel Yapı; Uygurlar

SosyokültürSosyokültürel yaşamTürk tarihi+3
Paırezhatı Abası
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngiltere'nin kültür kodlarının İngiltere üzerindeki etkisi

1215'te Magna Carta ile başlayan İngiltere'nin modernleşme tarihi ve devamında yaşanan anayasal gelişmeler, dinde reformasyon, Batı Aydınlanma hareketleri, siyasi ve bilimsel devrimler, savaşlar ve uluslararası rekabet İngiltere'nin dünyanın önde gelen imparatorluğu olmasının yolunu açmıştır. Tüm bu durumlar İngiltere'nin aynı zamanda kültürel kimliğinin oluşmasını da sağlamıştır. Kültürel kimlik bir ülkenin coğrafyasına, iklimine, yaşayış tarzlarına, milliyetine ve bakış açılarına göre değişiklik arz etmektedir. Nitekim, Büyük Britanya adasının bir parçası olan İngiltere'nin tarih boyunca her zaman bol yağışlı ve ılıman oluşu, sıcaklığın her yıl kısa bir süre için donma noktasına düşmesi İngiltere toplumunun şekillenmesine ve orada yaşayan insanların kimlikleri üzerinde etki yapmasına neden olmuştur. Yaşanılan coğrafya tüm unsurlarıyla birlikte bir toplumun kültürünü şekillendirdiğinden ülkenin tanımlanması ve kültürel olarak kodlanması açısından da önem taşımaktadır. Yaşanılan mekanın insan üzerindeki etkisi daha sonraki süreçlerde toplumların kimliklerinin oluşmasına vesile olur ki bu durum o toplumun kültürel kodlarının ortaya çıkmasını sağlar. Yaşanılan mekanın yanı sıra çevre koşullarına adapte olmak ve ayrıca sorunlarına çözüm üretmek beraberinde yeni oluşumları ve kültürel dönüşümleri getirir. Bu bağlamda bu çalışmada; İngiltere'nin tarihinden ve kültürel dönüşümünden yola çıkılarak, İngiltere'nin kültür kodları analiz edilecektir.

DevrimlerKültürKültürel kod+2
Filiz Kaval
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kütahya'da Cumhuriyet dönemi siyasi, iktisadi ve sosyo-kültürel hayat (1923-1950)

Kuruluş ve kurtuluşun merkezi Kütahya, geçmişten günümüze Anadolu coğrafyasının önemli bir yerleşim birimi olmuştur. Sahip olduğu mümtaz coğrafi özellikleri yanı sıra, engin tarihi geçmişi, Türk hakimiyeti öncesi ve sonrasında özellikle idari merkez konumunda olması, bu kadim şehri her daim değerli kılan unsurlar olmuşlardır. Şehrin sahip olduğu bu zenginlikleri, gerek iktisadi gerekse sosyo-kültürel yönlerden ele alan pek çok araştırma yapılmış, genel ve spesifik çalışmalar ortaya konmuştur. Yine de, Kütahya'nın Cumhuriyet Dönemi tarihçesine ilişkin yazılmış eserlerin kısıtlı bir vaziyette olduğu görülmüştür. Zaruri bir ihtiyaç halini aldığı düşünülen bu konu, alandaki boşluğu doldurması temel hedefiyle seçilmiştir. Çalışma, bu amaca hizmet etmesi açısından değerlidir. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişle birlikte, şehirde mülki idari alanda bir geçiş süreci yaşanmış ve şehrin mülki taksimatı konusunda bazı köyler için Cumhuriyet'in ilk yıllarında, nakil kararları alınmıştır. Tek Parti Dönemi, Kütahya'da görev yapmış valiler ile belediye başkanları ayrı ayrı ele alınarak faaliyetleri işlenmiştir. İçişleri Bakanlığı Arşivinden elde edilen bilgi ve belgeler, şehrin idari yapısının yeniden yazılabilmesine katkı sağlamıştır. Kütahya'da, bu dönemdeki siyasi partilerden olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin Kütahya il teşkilatı, ağırlıklı olarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Arşivi (BCA) belgelerine dayanılarak ele alınmış; bu partinin şehirdeki teşkilat yapısı, teftiş raporlarından da yola çıkılarak bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Kütahya'nın iktisadi yapısı, Osmanlı'dan süregeldiği üzere, ziraat üzerine kurulmuştur. Tarım alanında tahıl üretimi önemli yer tutarken; hayvancılık konusunda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık ön plana çıkmıştır. Şehirde, ziraatla bağlantılı olarak, sanayi kolları gelişim göstermiş; toprak sanayi ve unsurları, şehrin en önemli sanayi kollarını oluşturmuştur. Bu sanayi kollarını orman ve maden sanayi takip etmiştir. Ziraat ve sanayinin olmazsa olmazı olan ticari kurumlardan Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası(KUTSO)nın önemi bu vesile ile ortaya çıkmıştır. Odanın sahip olduğu çok değerli arşivi bu çalışma ile tanıtılma fırsatı bulurken, şehrin iktisadi kronolojisinin oluşturulmasındaki yadsınamaz önemi de belirginleşmiştir. Ticaret unsurları olan limitet ve anonim şirketler ile bankalar, çalışmada ele alınan diğer iktisadi konular olmuşlardır. Şehirde, eğitim-öğretim konusunda ilkokul ve ortaokulların yanı sıra, Türkiye'nin sayılı liselerinden biri bu dönemde açılmıştır. Örgün eğitim-öğretim, Tek Parti Dönemi'nin sonlarına doğru, Kız Meslek Enstitüsü ve Erkek Sanat Okulu gibi eğitim kurumlarıyla zenginleşmiştir. Yaygın eğitim-öğretim alanında, Halk Dershaneleri; Millet Mektepleri; Ulus Okulları ve Halk Okuma Odaları şeklinde bir devinim söz konusu olmuştur. Şehrin kültürel hayatı ele alınırken, matbaa, gazete ve dergiler ile kütüphane ve müzeler üzerinde durulmuş; Kütahya Halkevi konusu, yerel basından elde edilen verilerle derinlemesine incelenebilmiştir. Sonuç olarak; Kurtuluş Savaşı'nın kazanıldığı topraklarda, Cumhuriyet'e geçişle birlikte yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler, aktif sosyal yaşam, bu eser ile akademik düzeyde derinlemesine araştırılmıştır. Çalışmada ağırlıklı olarak birinci el belgeler kullanılmıştır. Günümüzde, şehir ile ilgili problemlerin çözüme kavuşturulmasında, bu çalışmanın katkı sunacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Kütahya, Tek Parti Dönemi, CHP Kütahya İl Teşkilatı, Kütahya Halkevi, KUTSO.

CumhuriyetCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+5
Ali Gökdül
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk milli basınında siyasi ve sosyo-kültürel alandaki inkılâplar (1928-1938)

Bu çalışmada, Türk milli basınında siyasi ve sosyo-kültürel alanda gerçekleşen inkılaplar incelenmiştir. Türk inkılabının etkili ve yaygın bir şekilde Türk milleti tarafından özümsenmesi ve kalıcı hale gelmesi için Mustafa Kemal Paşa'nın ve Devlet Erkânı'nın basınınla birlikte çalıştığı görülmektedir. Bu çalışmada da, Türk milli basınında önemli bir yere sahip olan Hâkimiyeti Milliye, Milliyet, Akşam, Cumhuriyet, İkdam, Son Posta ve Yarın gazetelerindeki haberler tarafımızca taranmıştır. Ayrıca bu gazetelerde köşe yazısı bulunan Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Yunus Nadi, Siirt Mebusu Mahmut Bey, M. Zekeriya ve Arif Oruç gibi dönemin etkin kalemlerinin de yazıları tespit edilmiştir. İlk bölümde Meşrutiyet öncesi basından Cumhuriyet dönemi basın dâhil genel bilgiler verildikten sonra 1931 tarihli Matbuat Kanunu, Birinci Basın Kongresi ve Türk Basın Birliği hakkında ayrıntılı bilgiye yer verilmiştir. Bu bağlamda Türk milli basının ve köşe yazarlarının 1931 tarihli Matbuat Kanunu, Birinci Basın Kongresi ve Türk Basın Birliği'ne bakışı ve değerlendirmesine yer verilmiştir. İkinci bölümün ana başlığını "Türk Milli Basınında Siyasal Alandaki Gelişmeler" oluşturmaktadır. Bu bölüm kendi içinde iki alt başlığa ayrılarak incelenmiştir. Bu başlıkların ilkini Serbest Cumhuriyet Fırkası, Türk kadınına verilen siyasal haklar oluşturmaktadır. Ayrıca bölüm alt başlıkları ilgili Türk milli basınında yer aran karikatürlere de yer verilmiştir. Üçüncü bölümü ise "Türk Milli Basınında Sosyo-Kültürel Alandaki Gelişmeler" şeklindedir. Bu başlığın alt başlıklarını ise Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu, Türk Ocağı, Halkevi ve Darülfünun'un kapatılması, şeklinde oluşmuştur. Sonuç olarak, Türk inkılabının gerçekleşme aşamaları, topluma yansımaları, bürokrasinin tutumu Türk basınının bakış açısıyla değerlendirilmiştir.

BasınDevrimlerSiyaset+3
Mustafa Samur
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Gal kültürünün Mabinogion'daki temsili

Since the formation of societies, people of each social establishment share a set of common values known as culture that defines who they are, where they come from, and what binds them together, and the Welsh as a Celtic community is a part of this perception. Although the Welsh culture and folklore were passed down orally, as time passed by, the oral tradition began to wane away. The contemporary knowledge on Celtic traditions has been derived from who came into contact with them, and consequently assimilated them and their culture. Nevertheless, thanks to the efforts and dedication of Lady Charlotte Guest who made the first translation (1849) from the Celtic, and many who followed her example, their tales were passed down to the present, in the Mabinogion, which, while preserving their essence as best as they can in twelve tales that stand as the living testament of the Welsh culture and folkloreAssuming that they were written between the twelfth and the thirteenth centuries, the tales do not only reflect the Welsh history and mythology, but also reflect how the Welsh define themselves through their socio-cultural norms. Among these twelve tales, the first four which are named as the "Four Branches of the Mabinogion" are of utmost importance due to their strong adherence to the Welsh culture. Therefore, the purpose of this thesis is to demonstrate how the Mabinogion depicts the characteristics of the Welsh society within the scope of socio-cultural norms and fundamentals through their literature. The study is limited to the Four Branches of the Mabinogion which first used the term mabinogi (story/tale) to specify the tales and their unique properties that preserve and reflect the Welsh culture, society, and folklore the best way possible. Each tale, in a distinct approach, deals with how socio-cultural norms are perceived in order to present how particular kinds of socio-cultural fundamentals blend in to the tales. Consequently, it presents how deeply engraved the socio-cultural parameters are to the core of the tales as an integral part of the Welsh mythology and heritage that uses the mythology as a means of defining the Welsh community.

FolkloreGallerCulture+3
Alper Cengiz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

A case study on pre-service English teachers' formative assessment teacher cognition

This dissertation explores student teachers' construction of formative assessment teacher cognition with a sociocultural perspective in language teacher education context. The current study has three focal points to investigate: the factors influencing the construction of pre-service language teachers' formative assessment cognition, how the construction process of formative assessment teacher cognition progresses, and how sociocultural resources mediate the construction process of formative assessment teacher cognition. With these aims, a holistic single-case study was adopted as the research design. A total of eight senior student teachers of English constituted the participants of the present case study. The data were collected through multiple sources including reflective journals, documents (lesson plans), semi-structured interviews, classroom observation (field notes), and pre-observation and post-observation conferences. The collected data were analysed through a grounded content analysis and sociocultural discourse analysis. The analysis resulted in three major factors as the main sources of pre-service language teachers' formative assessment cognition: prior language learning experiences, teacher education, and contextual factors. The findings also indicated that the construction process of formative assessment cognition progressed through six main major shifts: dissonance, exploration of teaching-related beliefs, self-examination, re-examination of alternatives, approval, and integration. In this construction process, sociocultural means like mediation and cognitive/emotional dissonances were also detected and explained in relation with the findings. In the light of the results, pedagogical implications for L2 teacher education, teacher cognition, and formative assessment were provided.

Candidate teachersCognitionFormative assesment+3
Dilara Somuncu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da yaşayan Suriyeli annelerin ebeveynlik deneyimlerinin sosyo-kültürel yönlerden incelenmesi

Ebeveynlik çocukların gelişimi için önemli ve zorlu bir iştir. Suriyeli anneler savaş ve göçün zorlukları arasında ebeveynlik yapmaya çalışmaktadır. Bu annelere yönelik aile ve göç çalışmaları birer sosyal hizmet müdahalesidir. Sosyal hizmet annelere ebeveynlik yapmakta gereken desteği sağlayacak mesleklerdendir. Bu destek için kültürel farkları dikkate alan programlar ve projeler üretilmesi önemlidir. Suriyeli annelere ev sahipliği yapan ülkelerin, yapacağı çalışmalara rehberlik edecek bilgiye ihtiyacı vardır. Ancak ebeveynlik çalışmaları arasında, Suriyeli annelere yönelik, ulusal veya uluslararası, nitel bir çalışmaya rastlanmamıştır. Çalışma bu bilgiyi kazandırması açısından önemlidir. Bu araştırma Ankara'da yaşayan Suriyeli annelerin ebeveynlik algılarını, ebeveynlik sürecindeki deneyimlerini ve ebeveynlikleri hakkındaki değerlendirmelerini sosyokültürel farklılıkları dikkate alarak keşfetmeyi amaçlamaktır. Bu çalışma Ankara'da yaşayan 16 Suriyeli anneyle çevrimiçi veya yüz yüze olan derinlemesine görüşme ve katılımcı gözlemle yapılmış nitel bir araştırmadır. Bulgular ebeveynliğin sevilen bir vazife olduğunu ancak sorun, zorluk ve endişe içeren bir süreç olduğunu belirtmektedir. Göçten kaynaklanan zorlukların yanında kolaylıklar da yaşanmaktadır. Bulgular ebeveynlik çalışmalarının farklı toplumlarda farklı sonuçlar verdiği bilgisini desteklemektedir. Ebeveynliği annelerin kültürel özellikleri, tecrübeleri ve bulundukları toplumun özellikleri şekillendirmektedir. Suriyeli annelerin ebeveynlik amacı ve tarzı literatürde tanımlananlardan farklıdır. Bu sebeple tarzlarda yeni ara formlar üretilmesi gerekmektedir. Annelerin ebeveynlik amacı çocuklarını eğitmektir. Bunun için sıcaklık veya sertlik içeren çeşitli uygulamalar kullanmaktadırlar. Başka bir bulgu ise görülen ebeveynliğin aktarılan ebeveynliği etkilediğidir. Annelerin dil, sosyalleşme, eğitim ve geçim konularında zorluk yaşadığı bulgusuna da ulaşılmıştır. Sonuç olarak göçmen annelerin sosyalleşmesini, dil öğrenimini, ebeveynlik becerilerini ve geçimlerini destekleyici ve güçlendirici, din, dil ve kültürel farklılıklara duyarlı uygulamalar geliştirilmelidir. Çocukların dini bilgisini, dil gelişimini ve sporu teşvik eden uygulamalar artırılmalıdır. Anahtar Sözcükler Ebeveynlik, annelik, Suriyeli anne, ebeveynlik tarzları, ebeveynlik tutumları, sosyokültürel farklılıklar

Ana-baba tutumuAnkaraAnne deneyimi+7
Ümmühan Saliha Tosun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hakasya ile Türkiye arasında sosyo-kültürel devamlılık unsuru olarak Şamanlık

İnanç toplumsal yaşamda önemli bir olgudur. Bu noktada tarihi Yukarı Paleolitik Döneme dek götürülebilen Şamanizm de dünya üzerinde pek çok halkta mevcuttur. Altay kültür çevresinden dünyaya yayılan bu inanç sistemi içerisinde eski Türkler de yer almışlardır. Sibirya yerlisi Türk halklarından Hakaslar, Altaylar, Şorlar, Tuvalar, Yakutlar ve diğer budunlar günümüzde de Şamanizm'i yaşatmaktalardır. Hakas Türkleri ile Türkiye Türkleri üzerinde duran bu çalışmada her iki coğrafyanın Şamanizm kökenli tören ve inanışlar boyutunda karşılaştırılması amaçlanmış, bu bağlamda Şamanizm'den Hakasya ile Türkiye arasında sosyo-kültürel devamlılığın bir unsuru olarak söz edilip edilemeyeceğinin irdelenmesi hedeflenmiştir. Hem Rusya Federasyonu'na bağlı Hakasya hem de Türkiye'de anket uygulanmış, elde edilen bulgular çözümlenmiştir. Pitirim Sorokin'in Sosyo-Kültürel Hareketlilik kuramına dayanılarak araştırma modeli geliştirilmiş ve Türk göçünün içyapısı ortaya konulmuştur. Hakasya ile Türkiye arasında sosyo-kültürel devamlılık sürecinin bir unsuru olarak ele alınan Şamanizm kültürel yayılma, kültürleşme, senkretizm ve kreolizasyon kavramları çerçevesinde irdelenmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen dört hipotezin test edilmesi sonucu her iki toplumda konu bağlamında farklılık ve benzerliklerin söz konusu olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte Hakasya'da yaşayan Şamanizm, Türkiye'de zaman içerisinde anlam kayması ve dönüşüm geçirmişse dahi törenler ve inanışlar boyutunda sosyo-kültürel devamlık sürecinin unsuru olarak işlevini sürdürdüğü sonucuna varılmıştır.

HakasSosyokültürSosyokültürel faktörler+4
Tımur Davletov
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çin'de yaşayan Salarların sosyo-kültürel yapıları üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, günümüzdeki Çin topraklarında 800 yıldır yaşayan Salarların sosyo-kültürel yapıları, inançları, kimlik algıları ve kendilerini hâkim grup içerisinde nasıl gördükleri ele alınıp incelenmiştir. Salarlar bir Türk topluluğu olmasına rağmen, Türkiye'de Salarları konu alan çalışmalar ve Salarlar üzerine araştırma yapan araştırmacı sayıca azdır. Bu sebeple, Salarların sosyo-kültürel yapıları araştırılmış, kimlik algıları ile diğer kültürler ile olan temas süreçleri incelenmiştir. Böylece, literatürde eksik olduğu düşünülen Salar kültür araştırmalarına katkı sağlanmıştır. Araştırma Çin'in Çinghay Eyaleti'ne bağlı Şunhua Salar Özerk İlçesinde 18 katılımcılının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, (i) Salarların İslam inancına ilişkin yaşam biçimlerini kabul ettikleri ve bunu güncel hayatlarında da devam ettirdikleri, (ii) tarihsel süreçler içerisinde birçok farklı kültürel grup ile temas ettikleri ve bu temasların sonucunda birçok grup ile kültüre etkileşime girdikleri, (iii) kendilerini müslüman ve Çin vatandaşı olarak tanımladıkları, (iv) Çin kültürü ile olan kültürel temaslarına bağlı olarak başta dil olmak üzere bir çok alanda Çin kültüründen etkilendiklerine ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.

Kimlik algısıSalarlarSosyokültür+5
Yonghua Lı
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyo-kültürel bir inşa olarak bireyselleşen Kürt dindarlığının imkanı

Bireyler kendi yaşam alanları içerisinde kimliklerini üretirler. Bireyler ürettikleri bu kimliklerini etkileşimlerle yeniden inşa ederler. Bu temel görüş üzerinden şekillenen araştırmada genel amaç sınırlandırılmış bir konu üzerinden din ve etnisite arasındaki ilişkinin ne olduğu ve bunun nasıl bir sekülerleşme tipolojisini ortaya çıkardığını anlamaktır. Din süreklilik arz eden bir özelliğe sahiptir. Şartların değişmesi ve diğer faktörlerin etkisiyle oluşan ihtiyaçlar sonucu dinin yeniden inşa edildiği düşünülmektedir. Dindar Kürt bireyler örneğinde hangi şartlar ve etkenlerin böyle bir inşayı doğurduğu bu araştırma sürecinde gözlemlenmeye çalışılmıştır. Dini ve etnik duygunun bir araya gelmesini sağlayan olgu ve olayların neler olduğu ve din ile etnisitenin bir arada bulunabilme özelliğini ortaya çıkarmak ve bunun sonucunda bireyde gözlenebilen bir değişim varsa bunun doğasını araştırmanın genel amaçları bakımından önem taşımaktadır. Çalışma oluşturduğu bağlam ile bireylerdeki süreçsel ve düşünümsel nitelikleri, öznel anlamları ve toplumsal gerçekliğin etkileşim ve iletişimsel doğasını ön plana çıkarmaktadır. Bu nedenle bunları anlamaya imkân veren nitel yöntem ve fenomenolojik çözümleme tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri de yarı yapılandırılmış soru formu yardımıyla mülakatlar yapılarak elde edilmiştir. Mülakatlar 8'i kadın olmak üzere toplamda 28 kişi ile yapılmıştır. Bu bireyler Ankara, Aydın, İzmir, Bitlis, Van ve Hakkari şehirlerinden seçilmiştir. Elde edilen veriler katılımcıların etnik ve dini kimlik algılarını, bu algı ile oluşan dinsel tasavvurlarını ve siyasal tahayyüllerini içermektedir. Bu araştırmanın analizi görüşme dökümleriyle başlamış ve elde edilen bulguların betimlenmesi ve yorumlanması ile tamamlanmıştır. Ancak bu verilerden elde edilen bulgulardan üretilen sonuçlar genelleştirilmeyerek araştırmanın örneklemini kapsayacak biçimde tasarlanmıştır. Böylece bu özgül örneğin etnik kimlik, din, farklılıklar, bireyselleşme, sekülerleşme gibi konularda sürdürülen tartışmaları genişleterek alana bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada, görüşmeler sonucunda elde edilmiş sözlü ifadelerin yanında, ikincil veri kaynakları da çalışmayı desteklemek amacıyla kullanılmıştır. Veriler sonucunda çalışmanın örneklemini oluşturan bireylerde güçlü bir kimlik algısının olduğu tespit edilmiştir. Bireylerdeki kimlik algısı hem dinî hem de etnik kimlikle alakalıdır. Bu da araştırmaya konu olan dindar Kürt bireylerde din ve etnisitenin canlı, hareketli bir şekilde karşılıklı etkileşim sonucunda yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Bu kimlik algısının sonucu olarak gelenekten farklı bir din tasavvurunun oluştuğu görülmektedir. Bu anlamda dinin öznel ve içsel bir tasavvurunun katılımcı anlayışında mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Oluşan bu yeni dinsel tasavvur örneğinde etnik kimlik önemli bir dinamik olarak işlev görmektedir. Siyasal alana bakıldığında ise katılımcılar açısından belirleyici unsurun etnik kimlik stratejisi olduğu görülmektedir. Çünkü dindar Kürt katılımcılar kendilerine yönelik yaşananları bir kültür ve kimlik sorunu olarak görmektedirler. Din ise kazandığı öznel anlamlar ile burada temel kaynaklardan biri olmaya devam etmektedir. Bu anlamda bireylerde çoğulcu, her şeyi kapsamaya çalışan bir siyasal düşünüşün oluşturulmaya çalışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışma konu edindiği bireyler örneğinde etno-dinsel inşanın seküler inşayı da beraberinde getirdiği düşüncesini irdelemektedir. Böylece temelini bireysel inşadan alan bir Kürt İslamından bahsetmek mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Etnisite, Din, Kimlik, Kürtler, Kürt İslamı

Din sosyolojisiDindarlıkEtnik kimlik+6
Mehmet Latif Çevik
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite eğitimi almakta olan Suriyeli göçmen öğrencilerin uyum sorunu ve gelecek beklentileri: "Adıyaman örneği"

Amaç: Tarihi bir olgu olan göç, arkasındaki nedenler değişse de günümüzde dinamik özelliğini koruyup küresel bir olgu olarak hızla büyümekte ve devletlerin ekonomik, demografik, politik ve kültürel yapısını etkilenmektedir. Araştırmamızın amacı Suriye iç savaşından kaçarak Türkiye'ye sığınan ve Adıyaman'a yerleşen üniversite eğitimi almakta olan Suriyeli göçmenlerin geldikleri ilk günden bu yana yaşadıkları tüm sosyal süreçleri incelemektir. Materyal ve metot: Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmamızda araştırmak istediğimiz konuya uygun olmasından dolayı fenomenolojik deseni tercih ettik. Çalışmamız teorik ve uygulama olarak iki bölümden oluşmaktadır. Kavramsal arka plan oluşturulduktan sonra saha çalışması gerçekleştirilmiştir. Suriyeli 14 öğrenci, onların sınıf arkadaşları 15 Türk öğrenci ve 12 akademisyen ile mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızda göç olgusu, göçün nedenleri, göç ile ilişkili kavramlar, göç sonucu yaşanan değişimler ve göçmenlerin Türkiye serüveni incelenmiştir. Suriyeli öğrenciler, Türk öğrenciler ve akademisyenler ile gerçekleştirilen mülakatlardan elde edilen bulguların analizleri yapılmıştır. Sonuç: Sonuç olarak yabancı bir ülke kültüründe yaşamak, eğitim almak öğrencilerin uyum, eğitim, kültürel ve sosyal sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Bu sorunlar doğal olarak göçmen gençlerin gelecek beklentilerini de etkilemektedir. Bu gençler kendi ülkelerinde güvenli bir yaşam alanı bulamadıkları için farklı ülkelerde yaşama arayışındadırlar.

Kavramsal sosyalleşmeSosyokültürSosyokültürel uyum+1
Abdullah Çelenk
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sokak modası ve iki farklı metropolde (Milano ve İstanbul) karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Sokak modası podyumdaki modaya alternatif olarak günlük hayatımızda önemli bir yere sahiptir. Sokaklar modanın, tasarımcıların ve markaların vitrinlerinden çıkıp görünür olmaya başladığı ilk yer olarak kabul edilmektedir. Bu tez çalışmasında, öncelikle giyim ve toplumsal değişim elbisenin kullanımı çerçevesinde açıklanmış, sonrasında moda kavramı-gelişimi ve moda olgusu psikolojik ve sosyolojik açılardan ele alınmıştır. Çalışmanın sonraki bölümlerinde sokak modası kavramı detaylandırılmış, sokak modasına yön veren şehirler arasında yer alan Milano ile ülkemiz modasının en önemli merkezi kabul edilen İstanbul şehirleri, sokak stilleri açısından ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve pek çok kaynak incelenerek belirlenen görseller temelinde her iki şehirde görülen sokak stilleri gruplandırılarak karşılaştırılmıştır. Çalışmanın sonunda genel bir değerlendirme yapılarak her iki şehrin sokak stilleri arasındaki farklılık ve benzerlikler çeşitli açılardan değerlendirilmiştir.

Hazır giyim ürünleriHızlı modaKentsel kültür+5
Merve Taşkın
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel etkenlerin tasarım ve tasarımcı üzerine etkileri

Yaşamımızın önemli bir parçası haline gelen tasarım, gün geçtikçe toplumda daha da önemli bir konuma ulaşmaktadır. Günümüzde yalnızca bireyin ifadesi ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda toplumların birer kültürel kimliği haline gelmiştir. Bu nedenle kültürü doğru algılayıp, izleyiciye doğru aktaramayan tasarımın başarılı olamayacağı aşikardır. Bu çalışmanın amacı; tasarımı ortaya çıkaran bireyin, tasarımı oluşturma aşamasındaki sosyo-kültürel etmenlerin etkilerini ortaya koymaktır. Bireyin doğumundan itibaren başlayan süreç; yaşamını idame ettirdiği toplumla, toplumun kültürel özellikleriyle harmanlanarak şekil almaktadır. Beşeri faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan tasarım anlayışı, bireyden bireye farklılık gösterdiği gibi toplumlar arasındaki farklılıkları da göz önüne sermektedir.Bireyin ve toplumun tasarım anlayışındaki bu farklılık sosyo-kültürel etkenlerin bir yansımasıdır. Bu yüzden tasarımın dilini, ruhunu, derinliğini anlamak için bireyin ve toplumun sosyo-kültürel değerlerini göz önünde bulundurmanın son derece önemli olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Sosyo-kültür, Bireysel Özellikler, Toplumsal Özellikler, Kültürel Kimlik

Grafik sanatlarGrafik tasarımıKültürel kimlik+6
Güler Söğütlü
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

İzlenim yönetimi taktikleri ve Türkiye bağlamında bir ölçek geliştirme çalışması

Örgütsel Davranış konusunda yapılan bilimsel araştırmalarda genellikle farklı ülkelerde geliştirilen ölçeklerden yararlanılmakta ve çoğu zaman bireylerin tutum ve davranışlarında toplumsal kültürün etkisi gözardı edilebilmektedir. Özellikle izlenim yönetimi taktikleri gibi karşı tarafın algılarını yönlendiren davranışlar, bireylerin içinde bulundukları kültürün özelliklerinden etkilenebilmektedir. Bu bağlamda, iş yaşamında çalışanların sergiledikleri izlenim yönetimi taktiklerinin Türk toplumunda batı toplumlarından farklı olabileceği öngörülerek yapılan bu araştırmada, Türk çalışma ortamına özgü izlenim yönetimi taktiklerini keşfetmek, bunun yanında Türk kültürüne uygun, geçerli ve güvenilir bir izlenim yönetimi ölçeği geliştirmek amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme konusundaki temel kaynaklardan ve alanyazında yer alan ölçek geliştirme çalışmalarından yararlanılarak gerçekleştirilen bu çalışmada, madde havuzunun oluşturulması, ölçeğin yapılandırılması ve ölçeğin değerlendirilmesinden oluşan üç aşamalı bir yöntem kullanılmış, bu kapsamda 60 katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Görüşmelerin analizi ile elde edilen kod ve temalara dayanarak madde havuzu oluşturulmuş ve uzman değerlendirmeleri aracılığıyla ölçeğin içerik geçerliliği test edilmiştir. Yapılan madde eleme işlemleri sonucunda ölçeğin son hali 16 madde ile tamamlanmıştır. Ölçeğin değerlendirilmesi kapsamında (n=490) yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda 4 boyutlu yapı oluştuğu görülmüş ve toplam varyansın %69,2'si açıklanmıştır. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı 0,88'dir. Yapı geçerliliği yönünden ölçeğin örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği ile ayrışım geçerliliği sağladığı görülmüştür. Sonuçlar geliştirilen izlenim yönetimi ölçeğinin güvenilir ve büyük ölçüde geçerli bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: İzlenim Yönetimi, Toplumsal Kültür, Ölçek Geliştirme

SosyokültürYönetimÖlçek geliştirme+1
Hilal Bozkurt Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyokültürel etkinlikler üzerine öğrenci görüşleri

Bu çalışma dokuzuncu sınıf öğrencilerinin sosyal etkinliklere bakış açılarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında yapılan bu çalışmada liselerde yapılan sosyal etkinliklerin öğrencilere etkisi araştırılmıştır. Bu saptama yapılırken bölgenin, yörenin, kurum imkanlarının, kurumun bulunduğu bölgenin sosyoekonomik düzeyleri dikkate alınmıştır. Öğrencilerin etkinliklere bakış açıları, etkinliklere katılma dereceleri, ailelerinin sosyoekonomik düzeyleri, bulundukları yerleşim yerinin demografik yapısı gibi kriterlerin dikkate alındığı bu çalışmada öğrencilerin sosyokültürel etkinlikleri ile akademik benliklerinin arasındaki korelasyon ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma grubu olarak seçilen okullarda yapılan çalışmalar anket yoluyla toplanmış, bu çalışmaların öğrenci ve örgüt üzerine etkileri incelenmiş, aradaki farkın anlamlılığı irdelenmiştir.

EtkinlikSosyokültürSosyokültürel durum+4
Bora Düzgören
Yeditepe University
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Descriptive modelling on the effects of cultural values on the assessment of economic development of countries

Economics has an important place in human life. It is guided by people's socio-cultural and political decisions, lives and hence economic decisions. However, the effects of sociological, cultural and political values ​​on the economy are controversial. Economic factors and social elements are a whole. Economic activity has emerged in a community and is gaining sociability in a social order (Abrams & Lewis, 1995). Transitioning economic measures and policies from an abstract state to a concrete ground is possible by shifting the social and cultural realities into reality. The development is considered to be a departure from the usual trajectory of economic activity and to a new level of equilibrium. In order to prevent disruption in the new equilibrium, economic development and growth must be supported by social integration policies. In this study, the relations of the factors which have a great effect on social life and culture with the economy are examined.

EconomyEconomic growthEconomic developments+4
Rıfat Ersözlü
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The association between the concepts of organizational climate, socio-cultural dimensions and job satisfaction

Objective of this study is to understand the relationship between organizational climate and job satisfaction as well as to analyze how socio-cultural dimensions affect this relationship. Regarding socio-cultural dimensions concept, two dimensions investigated in this study were mainly; power distance and uncertainty avoidance. In order to investigate the link between these main concepts, a research has been conducted in a multinational company based in the Netherlands. Data was collected via an online questionnaire that was composed of organizational climate, job satisfaction and socio-cultural dimensions scales and 43 questions were asked in total. 150 employees participated to the survey from various age groups and functions in the organization. After missing and incorrect answers have been removed, 123 items were used in the analysis. Organizational climate and socio-cultural dimensions were treated as independent variables, whereas job satisfaction was set as dependent variable in the research. Data obtained from the survey was analyzed using descriptive, correlation, multiple regression, T-test and ANOVA analysis. Results of data analysis indicated that there is a strong and negative relationship between organizational climate and job satisfaction. Also, there is a negative moderating effect of socio-cultural dimensions among the relationship between organizational climate and job satisfaction. Concerning the difference between demographic factors, no significant difference has been found affecting the perception of main research concepts.

Socio-cultureSocio-cultural impactInternational enterprises+2
Sinem Kural Gönül
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Emevîler Döneminde caminin sosyo-kültürel ve siyasî hayatla ilişkisi

İslam tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelendirilebilecek olan Emevîlerin cami ile olan ilişki biçimi, söz konusu ilişki şeklinin sebebi, seyri ve sonuçları hakkında sağlıklı bilgilere ulaşmak ve bunu bilim dünyasıyla paylaşmaktır. Zira İslam kültür- medeniyetinde, günümüze kadar gelmiş doğru ya da yanlış birçok bilgi ve uygulama, Emevîler döneminde yönetim ile cami arasındaki ilişki şeklinin bir sonucudur. Bu dönemdeki iktidarın cami ile olan ilişkisinin sebep ve şeklinin doğru tespit edilebilmesi, kaynağını bu dönemden alan fıkhî, siyasî, sosyal ve kültürel bilgilerin doğruluk derecesinin belirlenmesine imkân sağlayacaktır.Araştırma sonucunda, camilerin ilk dönemlerde olduğu gibi Emevîler döneminde de Müslümanların sosyal ve siyasî hayatlarında merkezî bir öneme sahip olduğu, bu mekânlarda yoğun olarak ilmî ve kültürel faaliyetlerin gerçekleştiği tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra dönemin camileri iktidar karşıtları için de önemli bir buluşma ve organize merkezi olmuştur.

CamilerEmevilerEmeviler Dönemi+4
Fatma Polat
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Culture construction through Halkevleri of Türkiye during the single-party period: A comparative study

This study deals with the culture construction process within the scope of citizen construction during the single-party period in Turkey, through the analysis of Halkevleri. A case study on Halkevleri is introduced with a theoretical basis over the issues of culture, the relationship between culture and politics, hegemony as a political struggle in the cultural sphere, and the contributions of culture to the nation-building process. Since Halkevleri had a critical position in both adult education and cultural education in the single-party period, it has been chosen for his study which is designed to build a cultural construction analysis. This study takes the analysis of Halkevleri in its first period between 1932-1951 into account. Since it is nearly impossible to reach the actors of the aforementioned period directly today, the study covers a historical perspective. In this regard, based on a qualitative method, the study tries to submit its claim through both a comparative analysis from an external example and a content analysis applied to the parliamentary records specific to Halkevleri. The second case analysis that will contribute to the comparative perspective is Dopolavoro culture organization established in 1925 in Italy. The reason why Dopolavoro is included in this study as a comparative unit stems from the fact that it was established with similar motives in similar periods with Halkevleri. It is also known that Dopolavoro had a widely accepted reputation as a success in cultural organizations around the world. The originality of the contributions throughout the study is not that all. The study also includes the content analysis obtained as a result of the examination of the records on the issue of Halkevleri, which were determined in 201 out of 1703 meetings in the six periods between 1932-1951 throughout TBMM database. The study tries to answer the following questions: How did the tools of culture construction through Halkevleri work in Turkey? How did the efforts to establish culture through Halkevleri find a social response? And how could this be measured? Focusing on culture construction by the state during the single-party period and the social response, this study aims to prove that the rapid changes to which cultural motives are subjected may not be accepted by the whole society and the citizens may not be transformed at the level as desired by the regime. A mixed method has been applied throughout the study, to achieve this result. Keywords: Culture, power, Halkevleri, hegemony, citizen construction, content analysis, comparative analysis.

Community housesHegemonyPolitical culture+7
Hazan Güler Sarı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects