Programme for International Student Assesment
118 theses under this subject heading
Öğrencilerin matematiğe karşı görüş ve davranışları: PISA 2022'den kanıtlar
Bu araştırma, öğrencilerin matematiğe yönelik görüşleri ile matematiği öğrenmek için sergiledikleri davranışları belirlemeyi ve bu görüş ve davranışların bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2022 Türkiye örneklemi kullanılmıştır. Araştırmada 7.250 öğrenciye ait veriden yararlanılmıştır. Araştırmada nicel veriler ile çalışılmış veri seti uygun istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin matematiğe yönelik görüşleri ile bu derse ilişkin çaba düzeyleri frekans ve yüzde gibi betimsel istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet değişkenine göre gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla Mann-Whitney U testi uygulanmış; kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi gibi çoklu grupların yer aldığı değişkenler için ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Bulgular, öğrencilerin matematiğe yönelik görüşlerinin, kaygı odaklı olduğunu göstermiştir. Cinsiyet ile anne ve baba eğitim düzeyinin öğrencilerin kaygı düzeylerinde anlamlı farklılıklar oluşturduğu; kardeş sayısının matematiğe yönelik kaygı düzeyinde etkili olamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin matematik öğrenmek için gösterdikleri davranışların olumlu çabalar içerdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyinin öğrencilerin matematiği öğrenmek için sergiledikleri davranışlarında anlamlı farklılıklar oluşturduğu da belirlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle öğrencilerin matematik öğrenmek için belli bir düzeyde kaygıya sahip olmalarının matematik öğrenmek için gösterecekleri davranışları olumlu etkildiği söylenebilir.
PISA-2018 Türkiye örnekleminde okuma keyfinin performans puanlarına etkisinde üst bilişsel stratejilerin aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 araştırmasına Türkiye'den katılan öğrencilerin okuma keyfi ile anlama ve hatırlama, özetleme, güvenirliği değerlendirme üst bilişsel stratejilerinin öğrencilerin performans puanlarına etkisini araştırmaktır. Okuma keyfinin öğrencilerin okuma, matematik ve fen puanlarını üst bilişsel stratejiler aracılığıyla yordama durumu üç farklı model aracılığıyla sınanmıştır. Araştırmada veriler PISA 2018 okuma becerileri, matematik okuryazarlığı ve fen okuryazarlığı alanındaki test ve öğrenci anketi aracılığıyla elde edilmiştir. Kayıp verilerin temizlenmesi sonucu Türkiye örnekleminden 6104 öğrencinin verileri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasında verilerin analizi için Andrew F. Hayes tarafından geliştirilen IBM SPSS programında Process Macro eklentisi kullanılmıştır. Analizlerde varsayılan olarak %95 güven aralığında 5000 Bootstrap örneklemi kullanılmış ve olası modellerden Model 4 analizi uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Kurulan ilk modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejileri aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejiler okuma puanındaki değişkenliğin %25'ini açıklamaktadır. Kurulan ikinci modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejiler aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Matematik puanı üst bilişsel stratejiler tarafından açıklanırken okuma keyfi tarafından açıklanamamaktadır. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejiler matematik puanındaki değişkenliğin %17'sini açıklamaktadır. Kurulan üçüncü modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejiler aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejileri fen puanındaki değişkenliğin % 21'ini açıklamaktadır.
Ortaokul matematik öğretim programlarının matematik okuryazarlığıaçısından karşılaştırılması: Singapur, İngiltere, Kanada, Türkiye örneği
Bu araştırmada, PISA ve TIMSS gibi uluslararası sınavlarda başarılı olan Singapur, İngiltere ve Kanada ülkeleri ile Türkiye ortaokul matematik dersi öğretim programları benzerlik ve farklılıklarını matematiksel okuryazarlık çerçevesinde ortaya çıkarmak amacıyla incelenmiştir. Karşılaştırmalı çalışmaların amacı ülkelerin; kendi eğitim politikalarına yön vermeleri için diğer ülkelerdeki öğretim programlarını sınıf içi uygulamalarda karşılaştırma ve sonuçlar çerçevesinde kendilerine uygulanabilir birtakım sonuçlar çıkartabilmektir. Bu çalışmada karşılaştırma yapılan ülkeler bulundukları kıtalarda PISA sonuçlarına göre yüksek puan alan ülkelerdir. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden biri olan doküman inceleme yöntemi benimsenmiştir. Ortaokul matematik dersi öğretim programları için kazanımlar ve programların genel yapısı, vizyonları hedefleri üzerinden incelemeler yapılmıştır. Ülkelerin öğretim programları PISA matematik okuryazarlığı değerlendirme çerçevesinin genel içerik alanları, matematiksel içerik alanları matematiksel süreçler ve matematiksel yetenekler bağlamında ele alınmıştır. Öğretim programlarını belli özellikler doğrultusunda sınıflandırabilmek için içerik analizi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Türkiye, Singapur, İngiltere, Kanada(Ontario) matematik dersi öğretim programlarında dersin hedef kazanımları, öğrenme alanları ve konulara göre ayrılmış olarak öğretmenlere faydalı birtakım açıklamalarla birlikte yayınlanmıştır. İngiltere matematik dersi öğretim programı fazla ayrıntıya yer vermeyen çekirdek bir program olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye ve Singapur matematik dersi öğretim programları her sınıf düzeyi için ayrı ve ayrıntılı olarak hazırlanmıştır. Ontario matematik dersi öğretim programı ise her sınıf düzeyi için ayrı hazırlanmış ve diğer üç ülkenin programına göre öğrenme alanları, kazanım sayıları, öğretmen açıklamaları bakımından oldukça kapsamlı olarak hazırlandığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, farklı ülkelerin kullandıkları öğretim programları matematik okuryazarlığı bakımından değerlendirildiğinde matematik okuryazarlığı içerikli öğrenme hedeflerinin ve ders içi etkinliklerin ülkelerin öğretim programlarında daha fazla yer alması gerektiği önerilmiştir.
Liselere geçiş sistemi (LGS) sorularının soruşturma temelli öğretim çerçevesinde incelenmesi
Millî Eğitim Bakanlığı 2005 yılından itibaren sorgulamaya dayalı eğitime örtük olarak yer verirken, 2013 yılından itibaren öğretim programlarına dahil etmiştir. Çalışmanın amacı beceri temelli soruları sorgulama çerçevesinde incelemektir. Çalışmadaki Lise Geçiş Sistemi soruları beceri temelli sorular olarak nitelendirilecektir. LGS soruları; bilgiyi anlamak, akıl yürütmek, yorumlamak ve gerçek hayatla bağlantı kurmak için hazırlanmış sorulardır. Bu tür soruların tanımı, yoruma dayalı, hacimli, hacimsiz, verili, verisiz, yargıya vardıran sorulardır. Yapılan araştırma nitel araştırma olup yöntemi doküman analizidir. 2017-2021 yılları arasında 335 LGS ve örnek soruların dışında 2015 PISA, 2007-2011-2015 yıllarında uygulanan 2015 PISA, TIMMS soruları incelenmiştir. 335 LGS ve örnek sorularla geçmişte uygulanan PISA, TIMMS soruları iki boyutta değerlendirilmiştir. Bu boyutlar Bilişsel Beceri ve Bilimsel Süreç Becerileri sorularıdır. Sorular iki uzmanın görüşü alınarak incelenmiştir. 335 soru arasından seçilen 20 soru iki boyutta daha iyi karakterize edilebileceği için seçilmiştir. Çalışma sonucunda LGS sorularının becerilere karşılık gelmediği belirlenmiştir. Ayrıca bilimsel süreç becerilerinde yer alan 18 beceri ve 32 kazanımı içeren, Yenilenmiş Bloom taksonomisindeki basamakları kapsayan, 21.yy. becerilerini barındıran sorular olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sorgulamaya Dayalı Öğretim ile Bilişsel Beceriler, Bilimsel Süreç ve 21.yy. becerileri eğitime entegre edilebilir.
Bireyselleştirilmiş çok aşamalı testlerde çok kategorili madde oranının yetenek kestirimine etkisi
Çalışmanın amacı, karma testlerin kullanıldığı bireyselleştirilmiş çok aşamalı testlerde (BÇAT) çok kategorili madde oranının farklı koşullarda yetenek kestirimine etkisini incelemektir. Çalışma simülasyona dayalı bir araştırmadır. PISA 2018 uygulamasında okuma becerileri alanında kullanılan iki ve çok kategorili maddelerden kestirilen madde parametreleri kullanılarak, bireylerin yetenek parametreleri ve madde havuzu oluşturulmuştur. BÇAT koşulları; panel desenleri ("1-2", "1-3", "1-4", "1-2-2", "1-2-3" ve "1-3-3"), test uzunlukları (20, 40 ve 60), yönlendirme yöntemleri (Doğru Sayısı (DS) ve Maksimum Fisher Bilgisi (MFB)) ve çok kategorili madde oranıdır (%10, %30 ve %50). Simülasyon veriler, BÇAT deseni ve analizler, WinGen, Cplex ve R Studio programındaki 'mstR' paketi ile elde edilmiştir. Çalışmada toplam 108 koşul, 100 replikasyon incelenmiştir. Simülasyonlar sonucunda RMSE, ortalama mutlak yanlılık ve korelasyon değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, testlerdeki çok kategorili madde oranı %10'dan %50'ye çıktığında, ortalama mutlak yanlılık ve RMSE değerlerinin düştüğü, korelasyon değerlerinin ise arttığı görülmektedir. Test uzunluğu arttıkça RMSE ve ortalama mutlak yanlılık değerleri düşerken, korelasyon değerlerinin arttığı görülmektedir. Yönlendirme yöntemleri açısından MFB, DS yönlendirme yöntemine göre daha iyi performans göstermiştir. Genel olarak üç aşamalı panel desenleri iki aşamalı panel desenlerine göre manidar düzeyde iyi sonuçlar vermiştir. 1-2 ve 1-4 panel desenlerinde ise hangi yönlendirme yönteminin kullanıldığının bir önemi bulunmamaktadır.
Matematik ders kitapları cebir öğrenme alanındaki soruların PISA matematik yeterlik düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 2018-2019 yeni matematik öğretim programına göre hazırlanmış ve ülkemizde okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarındaki cebir alt öğrenme alanına ait birlikte öğrenelim, sıra sizde, öğrendiklerimizi uygulayalım, örnekler, konu değerlendirme ve problemleri PISA matematik yeterlik ölçeğine göre incelemektir. Bu çalışma ile farklı sınıf düzeylerine ait kitaplardaki soruların matematik yeterlik ölçeğinde belirlenen düzeyleri ne derece kapsadığı ve farklı sınıf düzeylerine göre nasıl bir değişim gösterdiği incelenmiştir. Araştırma, PISA matematik sınavında öğrencilerin performanslarının ölçüldüğü dört alandan biri olan "Değişim ve İlişkiler" alanını kapsayacak şekilde yapılmıştır. Değişim ve ilişkiler alanında; cebirsel ifadeler, denklemler, eşitsizlikler, tablo ve grafik gösterimi bulunmaktadır. Kitapların incelenmesi sürecinde PISA matematik yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeğe göre toplam 6 düzey bulunmaktadır ve altıncı düzey en üst düzey, birinci düzey en düşük düzey olarak belirlenmiştir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle Türkiye'de okutulmakta olan 6-8. sınıf matematik ve matematik uygulamaları ders kitaplarından her sınıf düzeyine ait 2 adet, toplam 6 ders kitabı belirlenerek incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, incelenen tüm ders kitaplarında bulunan soruların büyük bir bölümünün PISA yeterlik ölçeğine göre 1 ve 2. düzey sorulardan oluştuğu görülmüştür. Matematik ders kitaplarında 5 ve 6. düzey soruya rastlanmamıştır. PISA Matematik Yeterlik ölçeğine göre üst düzey olarak tanımlanan 5 ve 6. düzey sorulara matematik uygulamaları ders kitaplarında rastlanmıştır. Sınıf seviyesi artıkça soruların zorluk düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir.
PISA, TIMSS ve PIRLS sonuçlarının değerlendirilmesi
PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmeleri ülkelerin fen bilimleri, matematik ve okuma becerileri alanlarındaki performanslarının izlenmesi için uluslararası karşılaştırmalı veri sağlamaktadır. Bu değerlendirmelerin sonuçları aynı zamanda politika belirleyicilerin eğitim alanında yaptıkları reformların etkililiğini değerlendirmeleri konusunda katkı sunmaktadır. 1995'ten beri bu değerlendirmelere katılan ülke ve ekonomilerin sayısı artmaktadır. Bu çalışmada PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinin uygulama usulleri ve değerlendirme muhtevaları tanıtılmış ve her bir değerlendirme için ülkelerin gösterdikleri performanslar ortaya konulmuştur. Fen, matematik ve okuma becerileri alanlarında 1995-2012 yılları arasında gerçekleştirilmiş PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinin sonuçları göz önünde bulundurulduğunda Güney Kore, Japonya, Finlandiya, Singapur ve Hong Kong'un istikrarlı bir şekilde değerlendirmelerin birçoğunda en başarılı beş ülke içerisinde yer aldığı görülmüştür. Çalışmada Türkiye'nin katıldığı çalışmaların ayrıntılı sonuçları da verilmiştir. Bu sonuçlara göre; Türkiye'nin PISA ve TIMMS'teki performansı TIMSS uygulamasına ilk katıldığı 1999 yılından beri artmaktadır. Hem PISA hem de TIMSS araştırmalarında Türkiye'nin ortalama puanı ve uluslararası üst yeterlik düzeylerindeki öğrenci oranı matematik, fen bilimleri ve okuma becerileri alanlarında dikkate değer düzeyde yükselmiştir. Bu araştırmalarda Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinin performansları diğer bölgelere nazaran dikkate değer düzeyde düşük olduğu görülmüştür. En başarılı okullar fen liseleri olurken en düşük performans gösteren ortaöğretim kurumları ise meslek liseleri ve çok programlı liseler olmuştur. Kız öğrenciler okuma becerileri alanında tüm değerlendirmelerde erkeklere göre oldukça başarılı olmuştur. PISA, TIMSS ve PIRLS değerlendirmelerinde başarılı ülkelerin eğitim harcamalarının bütçedeki ve GSYİH içerisindeki payları ile öğrenci başına eğitim harcamalarını incelediğimizde bazı ülkelerin bazı yıllarda bu göstergelerde OECD ortalamalarının altında kaldığı görülmektedir. Bu durum ekonomik göstergelere olduğu kadar başarıyı belirleyebilecek diğer unsurlara da dikkat verilmesi gerekliliğine işaret etmektedir. Anahtar sözcükler: PISA, TIMSS, PIRLS, Türkiye, uluslararası değerlendirme.
Sosyokültürel ve sosyoekonomik değişkenlerin PISA fen okuryazarlığını yordama gücünün yıllara göre incelenmesi
Bu araştırmada PISA uygulama dönemlerine (2003, 2006, 2009, 2012) göre 15 yaşındaki Türk öğrencilerin sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri (anne ve babalarının eğitim düzeyi, iş yerindeki pozisyonu, ailelerinin kültürel zenginliği, , evlerindeki olanaklar) kapsamında fen okuryazarlığını tutarlı olarak yordayan değişkenlerin bulunup bulunmadığı, varsa bu değişkenlerin neler olduğunun saptanması amaçlanmıştır. Zaman serisi desenlerinden kesit alma yaklaşımına göre verileri toplanan araştırmanın evrenini, 15 yaş 3 ay ile 16 yaş 2 ay yaş aralığında olan tüm Türk öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu evrenden tabakalı örnekleme yoluyla seçilmiş PISA 2003 uygulaması için 4855, PISA 2006 uygulaması için 4942, PISA 2009 uygulaması için 4996, PISA 2012 uygulaması için 4848 öğrenci oluşturmaktadır. Türk öğrencilerin fen okuryazarlığı puanlarını yordayan değişkenler PISA öğrenci anketlerinden her dönemde (2003, 2006, 2009, 2012) ortak olarak yer alan sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik özellikleri yoklamaya yönelik maddelerle belirlenmiştir. Araştırmada verilerin analizi, aşamalı çoklu regresyon analizi ile yapılmıştır. Veriler SPSS 20.0 programında çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda analize alınan sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik değişkenlerin PISA uygulamaları için anlamlı yordayıcı olduğu ve öğrencilerin evlerindeki olanaklar, ailenin kültür zenginliği, anne babanın eğitim düzeyi ve iş yerindeki pozisyonu değişkenlerinin Türk öğrencilerin PISA fen okuryazarlığı puanlarını 2003, 2006, 2009 ve 2012 uygulama dönemlerinde tutarlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur.
PISA 2015 veri setinde OVA ve OVO stratejileri çerçevesinde bazı temel sınıflandırıcıların performanslarının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı hem çok sınıflı verilerin sınıflandırılması için kullanılan OVA ve OVO stratejilerinin hem de bu stratejiler altında uygulanan bazı ikili sınıflandırıcıların performanslarının karşılaştırılmasıdır. Çalışmanın yöntemi betimsel araştırmadır. PISA 2015 Türkiye uygulamasının fen başarı testi ve anket sonuçları veri seti olarak kullanılmıştır. PISA 2015 Türkiye uygulamasına 61 ilden 187 okul ve 5895 öğrenci katılmıştır. Okullar belirlenirken tabakalı seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmış daha sonra bu okullardan seçilen öğrenciler yine seçkisiz yöntemle belirlenmiştir. Okullar, istatistiki bölge birimleri sınıflamasına göre belirlenen 12 bölge içinden, eğitim türü, okul türü, okulların bulundukları yer ve okulların idari biçimleri dikkate alınarak oluşturulmuştur. 5895 örnek içeren veri setinden, boş veri içeren örnekler silindiğinde elde edilen 3459 örnekli veri seti çalışmada kullanılmıştır. 26 bağımsız 1 bağımlı değişkenden oluşan veri setinde bağımsız değişkenler kategorik olarak tanımlanmıştır. Veri dosyası arff formatına dönüştürülerek WEKA experimenter tezgâhında analizler gerçekleştirilmiştir. OVA ve OVO stratejileri altında belirlenen beş farklı algoritma veri setine uygulanmıştır. Test seçeneklerinden 10 katlı çapraz geçerleme, birleştirme stratejilerinden de oy verme tekniği kullanılmıştır. Analiz sonucunda OVA ve OVO stratejilerinin her ikisi altında en başarılı algoritmalar LR ve NB algoritmaları iken en başarısız algoritma KNN algoritmasıdır. En az örnek içeren sınıfı tahminleyebilme başarısı bakımından her iki strateji altında da en başarılı algoritma KNN algoritmasıdır. Algoritmalar doğruluk değeri ve hata ortalaması bakımından OVA stratejisi altında F metriği bakımından ise OVO stratejisi altında daha başarılıdır. Farklı algoritmaların performansları farklı ve daha çok sayıda veri seti üzerinde, farklı ayrıştırma ve birleştirme stratejileri ile, farklı test seçenekleri, farklı performans metrikleri, farklı algoritma parametreleriyle ya da yapılacak farklı önişlemler ile denenebilir. Anahtar Sözcükler Ayrıştırma stratejileri, Çok sınıflı sınıflandırma, Sınıflandırma algoritmaları, Performans karşılaştırma.
PISA 2012 matematik sorularının değerlendirilmesi
PISA (Programme for International Student Assessment - Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), OECD tarafından düzenlenen dünyanın en büyük eğitim araştırmalarından biridir. 2000 yılından itibaren üç yılda bir yapılan bu araştırmayla OECD üyesi ülkeler ve diğer katılımcı ülkelerdeki 15 yaş grubu öğrencilerin modern yaşamda yerlerini alabilmeleri için gereken temel bilgi ve becerilere ne ölçüde sahip oldukları değerlendirilmektedir. Bu çalışma, PISA 2012 Matematik sorularını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda "Matematik sorularının ortaokul (5-8. sınıf) matematik dersi öğretim programı kazanımlarıyla örtüşme düzeyi nasıldır?" ve "Matematik sorularına ilişkin ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşleri nasıldır?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırmada betimsel nitelikli tarama modeli kullanılmıştır. Birinci problem cümlesi için PISA 2012 matematik soruları ve ortaokul matematik öğretim programı döküman incelemesi yapılmış, sorular ile kazanımlar eşleştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında bu sorularla ilgili öğretmen görüşü almak için görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşme formunda 4 adet soru yer almaktadır. Görüşme formu, ekte PISA 2012 matematik sorularının bulunduğu şekliyle MEB'de görev yapan 100 ortaokul matematik öğretmenine e-posta yoluyla gönderilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi tekniği ile değerlendirilmiştir. PISA 2012 matematik sorularını incelediğimizde soruların öğretim programıyla uygunluk gösterdiği görülmektedir. Ancak öğretmen görüşlerini değerlendirdiğimizde öğrencilerin yorum gerektirmeyen ezbere dayalı sorulara alışkın olduklarını ve ayrıca soruların uzun olduğunda soruları okumaya isteksiz olduklarını belirtmişlerdir. Sonuçlar öğrencilerin aritmetik hesaplamalar ile çok adımlı kelime problemlerine daha fazla uygulama ve daha çok pratiğe ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir. Anahtar kelimeler: PISA 2012 Matematik Soruları, Öğretim Programı Kazanımları
TEOG, LGS ve PISA fen bilimleri sorularının analizi ve karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, ülkemizde uygulanan ortaöğretime geçişte kullanılan TEOG ve LGS sınavlarında sorulan Fen Bilimleri sorularının ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üye ülkelerin katılımı ile uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA ) kapsamında paylaşılan örnek Fen sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi (YBT)'nin iki boyutlu yapısına göre analizini yapmaktır. Bu araştırmada nitel yöntemlerden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda 2016-2017 yılında uygulanan TEOG sınavında sorulan 20 Fen Bilimleri sorusu, 2017-2018 yılında uygulanan LGS sınavında sorulan 20 Fen Bilimleri sorusu ve 2015 yılında OECD tarafından yayınlanan örnek 95 Fen bilimleri sorusu iki program geliştirme alanında akademisyen ve bir uzman fen bilimleri öğretmeni tarafından YBT'ye göre analiz edilmiştir. Uzman görüşü alınarak da sınıflandırmanın son hali verilmiştir. Bulgulara göre TEOG sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının çoğunlukla YBT'nin bilgi boyutuna göre kavramsal bilgi ( %75), bilişsel süreç boyutuna göre ise anlama basamağında(%65) bulunduğu görülmüştür. LGS ve PISA sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının YBT'nin bilgi boyutuna göre çoğunlukla kavramsal bilgi basamağında, bilişsel süreç boyutunda ise üst düzey bilişsel basamak olarak kabul edilen çözümleme, değerlendirme ve yaratma basamaklarından sorular bulunduğu görülmüştür. Araştırmada TEOG sınavında sorulan Fen Bilimleri sorularının genel olarak kavramsal bilginin anlama basamağına ait oldukları, özellikle üst düzey bilişsel beceri gerektiren sorulara çok az yer verildiği ve LGS ve PISA sınav sorularının ise alt düzey becerilerin dışında üst düzey bilişsel becerileri de ölçmeleri bakımından birbirlerine benzerlik gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre gelecekte yapılacak merkezi ortak sınavlarda yer alacak Fen Bilimleri sınavlarında sorulacak soruların Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'nin basamaklarına daha dengeli olarak dağılması sağlanabilir; ayrıca daha üst düzey bilişsel beceri ölçmek adına açık uçlu sorulara yer verilebilir. Anahtar Kelimeler: TEOG sınavı fen bilimleri soruları, LGS fen bilimleri soruları, PISA fen bilimleri soruları, Yenilenmiş Bloom Taksonomisi.
Veri madenciliği yöntemleri ile ülkelerin PISA başarı düzeylerini etkileyen değişkenlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında PISA'ya katılan öğrencilere sınavla birlikte verilen öğrenci anketinden elde edilen 34 bağımsız değişkeni kullanarak, farklı başarı düzeyine sahip ülkelerin PISA 2018 okuma alanı başarı puanını yordayan önemli değişkenleri belirlemektir. Bu amaç için PISA'ya giren 79 ülke başarı yüzdeliklerine göre sıralanmış ve bu sıralamaya göre bu ülkeler alt, orta ve üst grup ülkeler olarak ayrılmıştır. Daha sonra alt grup, orta grup ve üst grup ülkelerin her birinden üçer ülke seçilerek alt, orta ve üst grup ülkeler örneklemi oluşturulmuş ve bu dokuz ülkenin tamamı birleştirilerek çalışma örneklemi belirlenmiştir. Orta gruba seçilen üç ülkeden biri olan Türkiye örneklemi araştırmaya ayrıca bağımsız olarak dâhil edilmiştir. Daha sonra, Türkiye, alt, orta, üst grup ülkeler örneklemi ve çalışma örneklemi üzerinde lojistik regresyon, Sınıflama ve Regresyon Ağacı ve Rastgele Orman yöntemleri ile veri madenciliği analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulamalarda okuduğunu anlama başarısını yordayan önemli değişkenlerin sayısının 34'ten iki ile sekiz arasında bir sayıya indirgenebildiği görülmüştür. Böylece; az sayıda değişken kullanılarak PISA başarı düzeyini yordayabilen veri madenciliği sınıflama tahmin modelleri elde edilmiştir. Elde edilen modellerin başarıyı iki kategorili (başarısız-başarılı) yordama da yüksek ve üç kategorili (düşük, orta yüksek) yordama da kabul edilebilir düzeyde tahmin performansına sahip oldukları saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre 34 bağımsız değişkenden öncelikle PISA testinin zorluk algısı, okuma keyfi, baba eğitim düzeyi, okuma zorluk algısı, sosyo-ekonomik düzey indeksi, yaşamın anlamı, Öğretmenin eğitimi yönlendirmesi ve haftalık test dili öğrenme süresi olmak üzere toplamda 27 değişkenin farklı tahmin modellerinde önemli değişkenler olarak yer aldığı görülmüştür.
PISA 2018 Türkiye örnekleminde okuma okuryazarlık düzeylerinin farklı veri madenciliği sınıflandırma yöntemleri ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı PISA 2018 Türkiye örneklemine dayalı olarak öğrencilerin okuma becerileri başarısını etkileyen faktörlere ve başarı puanlarına göre başarı durumlarının ve okuma becerileri yeterlilik düzeylerinin Yapay Sinir Ağları, Karar Ağaçları, K-En Yakın Komşuluk ve Naive Bayes yöntemleri ile sınıflama doğruluklarının belirlenmesi ve başarı gruplarının genel karakteristiğinin incelenmesidir. Araştırmada PISA 2018 Türkiye uygulamasına katılan 6890 öğrenci anketi kullanılmıştır. Birinci aşamada kayıp veri incelenmiş ve eksik veriler tamamlanmıştır. İkinci aşamada alanyazın, PISA 2018 Teknik Rapor ve veriler incelenerek okuma becerileri başarısını etkilediği düşünülen 24 indis değişken belirlenmiştir. Üçüncü aşamada alt problemler dikkate alınarak öğrenciler PISA 2018 okuma becerileri başarı testi puanlarına göre "Başarılı-Başarısız" olarak 2 ve yeterlik düzeylerine göre "Düzey-1", "Düzey-2" ve "Düzey-3" olarak 3 kategoride ölçeklenmiştir. Verilerin istatistiksel çözümlemeleri SPSS MODELER programı ile yapılmıştır. Araştırma sonunda başarı puanlarına göre; Karar Ağaçları C5.0 algoritmasının %89.6 ile en yüksek, QUEST algoritmasının %75 ile en düşük sınıflama oranına sahip olduğu, genel karakteristiğin incelenmesinde iki aşamalı kümeleme analizi yöntemiyle gruplandırılması sonucunda dağılımları oransal olarak birbirine yakın dört küme elde edildiği, başarı düzeylerine göre de Karar Ağaçları C5.0 algoritmasının %88.6 ile en yüksek, QUEST algoritması da %61.7 ile en düşük sınıflama oranına sahip olduğu, genel karakteristiğin incelenmesi sonucunda dağılımları oransal olarak birbirine yakın olmayan üç küme elde edildiği belirlenmiştir. Her iki kümeleme analizinde de 0,1 olarak hesaplanan Sihoutte Katsayısının 0 değerinden büyük olmasından dolayı veri setlerinin kümeleme yapılmaya elverişli olduğu ifade edilebilir. Hem başarı puanlarına hem de düzeylerine göre bütün veri madenciliği yöntemlerinin rastgele sınıflamanın ötesinde doğru sınıflandırma yapabilmesi sebebiyle öğrencileri sınıflandırmada kullanılabileceği sonucuna varılabilir.
Maddenin testteki konumunun birey ve madde parametrelerine etkisinin incelenmesi
Özellikle başarı testlerinde, kopya çekme davranışını önlemek, test güvenliğini artırmak veya test kapsamının genişletilmesi gibi nedenlerden dolayı, farklı test formları kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, aynı maddenin test formları arasında farklı konumlarda yer almasının madde güçlük parametresi üzerindeki etkisinin farklı öğrenme alanlarında ve madde formatlarında incelenmesi ve bu etkinin birey ve madde özelikleri ile ilişkisinin saptanmasıdır. Araştırmanın veri setini PISA 2015 Türkiye örneklemi oluşturmaktadır. Çalışmanın analizleri R programında, Açıklayıcı MTK modellerinin analizine uygun lme4 paketi ile yürütülmüştür. Analiz sonuçlarına göre, her iki alanda da, madde konum etkisinin madde güçlüğünü arttırdığı ve bu artışın okuma alanında daha fazla olduğu saptanmıştır. Ayrıca madde konum etkisinin bireyler arasında farklılaştığı, her bireyin aynı düzeyde madde konum etkisinden etkilenmediği görülmüştür. Yetenek ve madde konum etkisi arasındaki ilişki incelendiğinde, okuma alanında, yetenek düzeyi yüksek olan öğrencilerin madde konum etkisinden daha fazla etkilendiği, matematik alanında bu durumun tam tersi olduğu görülmüştür. Madde konum etkisinin madde formatı ile ilişkisi incelendiğinde ise, okuma alanında yer alan açık uçlu ve çoktan seçmeli maddelerde ortaya çıkan madde konum etkisinin hemen hemen benzer olduğu, fakat matematik alanında açık uçlu maddelerin çoktan seçmeli maddelere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri saptanmıştır. Madde konum etkisi ile ilişkili olabilecek birey özellikleri incelendiğinde, her iki alanda da, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre madde konum etkisinden daha fazla etkilendikleri görülmüştür. Ayrıca bireylerin SED, kaygı ve motivasyon düzeylerinin madde konumu ile ilişkisinde en önemli değişkenin SED olduğu, SED düzeyi yüksek ve ortalama kaygı düzeyine sahip öğrencilerin madde konum etkisinden daha az etkilendikleri görülmüştür.
Okuma becerilerine yönelik yanıt doğruluğu ve yanıt sürelerinin hiyerarşik modellenmesi
Bu çalışmayla öğrencilerin okuma becerilerine yönelik yetenek ve hızlarına ilişkin kişi ve madde parametrelerinin kestirilerek yorumlanması ve öğrencilerin sergiledikleri davranışların uyum düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu PISA 2015 uygulamasına katılan 42 farklı ülkeden 5232 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri bilgisayar tabanlı (computer based) olarak uygulanan PISA 2015 uygulamasında yer alan 36. kitapçığın bir formundaki okuma becerileri ile ilgili maddeleri aynı sırada yanıtlayan öğrenci verileri kullanılarak oluşturulmuştur. Bu formu yanıtlayan 9396 öğrenciye ilişkin kullanılan tüm değişkenlerin bir araya getirildiği veri setindeki kayıp veriler liste bazlı veri silme tekniğiyle temizlenmiş ve kalan 5232 öğrenci verisi kullanılarak araştırma verileri sağlanmıştır. Verilerin çözümlenmesindeki ilk adım doğruluk ve süre düzeylerini yordayan değişkenlerin seçiminin regresyon tekniğine dayalı olarak genetik algoritmalar yöntemiyle gerçekleştirilmesi olmuştur. Genetik algoritmalar yöntemiyle analiz edilen regresyon modelleriyle doğruluk ve süre düzeylerini yordadığı anlaşılan değişkenler yetenek ve hız parametrelerinin açıklayıcı değişkenleri olarak hiyerarşik modele ilave edilmiştir. İkinci adımda yanıt örüntüleri, yanıt süreleri ve açıklayıcı değişkenlere ilişkin veriler düzenlenerek hiyerarşik modelin çözümlenmesi sağlanmıştır. Üçüncü adımda ise bireylerin hız ve yeteneklerini yansıtan davranışların uyum düzeyleri kişi uyum istatistikleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre hız ve yetenek parametreleri arasında zayıf düzeyde negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Yanıt örüntülerine ilişkin anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 496 (% 9.48); süre örüntülerine ilişkin anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 99 (% 1.87); yanıt ve süre örüntüleri için ortak anormal davranış sergileyen öğrenci sayısı 14 (% .27) olmuştur.
Türkiye, Singapur, Kanada ve Estonya'daı PISA 2018 başarılarını etkileyen değişkenlerin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı PISA 2018 uygulamalarına katılan Türkiye ile Singapur, Estonya ve Kanada'daki öğrencilerin matematik-okuma-fen başarı puanlarını manidar olarak yordayan okul ve öğrenci düzeyi değişkenlerinin belirlenmesi ve farklılıkların ortaya konulmasıdır. Bu doğrultuda öğrenci düzeyi değişkenleri olarak; ekonomik, sosyal ve kültürel indeks, evdeki kültürel varlıklar, evdeki eğitim kaynakları, aile serveti, bilişim teknolojileri kaynakları, sınıf iklimi, öğrenme hedefleri, öğrencilerin küresel olaylar hakkında farkındalığı, küresel fikirlilik ve okula aidiyet duygusu alınmıştır. Okul düzeyi değişkenleri olarak ise, öğrenci başına düşen kullanılabilir bilgisayar oranı, yüksek lisans derecesine sahip öğretmen indeks oranı, eğitim materyali eksikliği, eğitim elemanı eksikliği, öğrenmeyi engelleyen öğrenci ve öğretmen davranışları analiz edilmiştir. Araştırmada veri setinin yapısına uygun olarak çok düzeyli-çok değişkenli regresyon modeli kullanılmıştır. Analiz sonucunda Türk öğrencilerin başarılarındaki değişimin okullar arasındaki farklardan, Singapur, Estonya ve Kanada uygulamalarında ise başarının daha çok bireyler arasındaki farklılıklardan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci düzeyinde Türkiye ile Singapur, Estonya ve Kanada uygulamalarında matematik okuryazarlığını yordayan değişkenler; ekonomik, sosyal ve kültürel indeks, sınıf iklimi olarak bulunmuştur. Okuma becerileri başarı puanlarını yordayan değişkenler; ekonomik, sosyal ve kültürel indeks, aile serveti, sınıf iklimi, öğrencilerin küresel sorunlar hakkındaki farkındalığı en güçlü manidar yordayıcı olarak karşımıza çıkmaktadır. Fen okuryazarlığını yordayan değişkenler ise; ekonomik, sosyal ve kültürel indeks, aile serveti, sınıf iklimi, öğrencilerin küresel sorunlar hakkındaki farkındalığı ve öğrenme hedefleri tüm ülkelerde anlamlı bulunmuştur. Okul düzeyi değişkenlerinde ise Türkiye, Singapur, Estonya ve Kanada'da tüm uygulama alanlarında en güçlü manidar yordayıcı değişken öğrenmeyi engelleyen öğrenci davranışlarıdır.
PISA-2018 Türkiye verisinde okuma becerilerini etkileyen faktörlerin çok düzeyli yapısal eşitlik modellemesiyle incelenmesi
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA), OECD tarafından uluslararası yürütülen bir araştırmadır. PISA uygulaması her üç yılda bir 15-16 yaş aralığındaki öğrencilerin eğitim kalitesini ölçmek ve değerlendirmek için 2000 yılından beri yapılan bir araştırmadır. Bu çalışmanın amacı PISA 2018 araştırmasındaki 15 yaşındaki öğrencilerin okuma becerileri ile öğrencilerin ekonomik, sosyal ve kültürel durumları, okumaktan keyif alma, okul türü gizil değişkenleri arasındaki çok düzeyli yapısal ilişkinin ne düzeyde olduğunu incelemektir. Bu araştırmanın örneklemini kayıp veriler silindikten sonra kalan 6596 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında öğrenci anketinden belirlenen değişkenler; ekonomik, sosyal ve kültürel durumları, okumaktan keyif alma ve okul anketinden belirlenen değişkenler ise okul türüdür. Bu değişkenler kullanılarak grup içi (öğrenci düzeyi) ve gruplar arası (okul düzeyi) düzey olacak şekilde çok düzeyli yapısal eşitlik modeli kurulmuştur. Araştırma sonucuna göre öğrencilerin okuma becerilerinde meydana gelen farklılıkların %61'i okullar arası farklılıklardan kaynaklandığı görülmüştür. Daha sonra araştırma kapsamında seçilen değişkenlerle öğrencilerin okuma becerileri başarıları arasındaki ilişki çok düzeyli yapısal eşitlik modeli kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrenci düzeyinde ekonomik, sosyal ve kültürel durum okumaktan keyif alma değişkenleri ile öğrencilerin okuma becerileri başarıları arasındaki ilişki anlamlı bulunurken; okul düzeyindeki okul türü değişkeni ile öğrencilerin okuma becerileri başarıları arasındaki ilişki anlamlı bulunmamıştır. Ekonomik, sosyal ve kültürel durum değişkeni okul düzeyine taşındığında okuma becerileri başarısını güçlü bir şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Okul düzeyindeki ekonomik sosyal ve kültürel durum değişkeninin okul türü değişkeni aracılığıyla okulların okuma becerileri başarıları üzerinde negatif yönde orta düzeyde dolaylı bir etkisi olduğu görülmüştür.
PISA 2003-2018 uygulamalarında fen okuryazarlığını etkileyen değişkenlerin okul ve öğrenci düzeyinde incelenmesi
Bu araştırmada 2003, 2006, 2009, 2012, 2015 ve 2018 yıllarında PISA uygulamalarına katılan Türk öğrencilerin öğrenci düzeyinde; cinsiyet, program türü, ev olanakları, ebeveynlerin en yüksek mesleki statüsü, yıl bazında ebeveynlerin en yüksek eğitim seviyesi; okul düzeyinde ise okulun bulunduğu bölge, okul büyüklüğü, öğrenci/öğretmen oranı değişkenlerinden hangilerinin fen okuryazarlığını yordadığını ve döngüler boyunca tutarlı yordayan değişkenlerinin neler olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. PISA uygulamasına ait örneklem okul ve öğrenci düzeyindeki özelliklerinin iç içe geçmiş olması sebebiyle çok düzeyli bir yapı göstermektedir. Bu nedenle araştırmada okul ve öğrenci özelliklerinin fen okuryazarlığı başarısına etkisinin çok değişkenli çok düzeyli modeller kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 2003, 2006, 2009, 2012, 2015 ve 2018 PISA uygulamalarında okullar arasında öğrencilerin fen okuryazarlığı puanlarında farkların olduğu gözlemlenmiştir. Türkiye örnekleminde fen okuryazarlığı başarı puanını etkileyen değişkenler PISA 2003 uygulamasında ebeveynlerin en yüksek mesleki statüsü ve öğrenci/öğretmen oranı; PISA 2006 uygulamasında ebeveynlerin en yüksek mesleki statüsü ve okulun bulunduğu bölge; PISA 2009 uygulamasında ev olanakları, okulun bulunduğu bölge ve öğrenci/öğretmen oranı; PISA 2012 uygulamasında okul türü ve öğrenci/öğretmen oranı; PISA 2015 uygulamasında ebeveynlerin en yüksek mesleki statüsü, okulun bulunduğu bölge ve okul büyüklüğü; PISA 2018 uygulamasında ebeveynlerin en yüksek mesleki statüsü ve okulun bulunduğu bölge olarak tespit edilmiştir.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının PISA fen okuryazarlığı yeterliklerinin araştırılması
Bu araştırmada, fen bilimleri öğretmen adaylarının Uluslararası Öğrenci Başarılarını Değerlendirme Programı'nda (PISA) belirlenen fen okuryazarlığı yeterliklerine yönelik durumlarını ve bu durumların sınıf düzeylerine göre değişimleri incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Hacettepe Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği programındaki öğretmen adayları arasından toplam 244 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak kâğıt-kalem testiyle gerçekleştirilen PISA 2006'dan 2 fen sorusu (toplam 6 alt soru) ve bilgisayarda uygulanan PISA 2015'ten 5 fen sorusu (toplam 18 alt soru) kullanılmıştır. Ayrıca, katılımcıların bilimsel sorgulama becerileri ve fen tutumlarına yönelik veriler toplanmış, mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, PISA fen okuryazarlığı yeterlikleri açısından fen bilimleri öğretmen adaylarının elde ettiği başarı puanları ile sınıf düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. PISA sorularının cevaplandığı ortam faktörü açısından ise kâğıt ortam lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. PISA fen okuryazarlığı yeterlik alanlarında (olguları bilimsel olarak açıklama, bilimsel sorgulama yöntemi tasarlama ve değerlendirme, verileri ve bulguları bilimsel olarak yorumlama) katılımcıların elde ettiği başarı ortalamaları ve sınıf düzeyleri karşılaştırılmıştır. Sınıf düzeyi ile yeterlik alanlarının başarı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Ayrıca, fen bilimleri öğretmen adayları ile Türkiye ve OECD 15 yaş gruplarının PISA fen sorularından tam puan alma yüzdeleri arasında büyük bir başarı farkı gözlenememiştir. Öte yandan, katılımcıların bilimsel sorgulama süreçleri ile sınıf düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçları katılımcıların PISA fen okuryazarlığı yeterlikleri açısından belirgin bir gelişim göstermediğini işaret etmektedir. Mülakatlar ise katılımcıların PISA fen sorularında başarılı olabilmek adına bilgi birikimi ve yorumlama açısından kendilerini yetersiz gördüklerini ortaya çıkarmıştır.
PISA 2018 okuma becerileri testinin ülkelere ve cinsiyete göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, PISA 2018 okuma becerileri testinin farklı ülkeler arasında ve cinsiyet değişkeni açısından ölçme değişmezliğinin incelenmesindir. PISA 2018'e katılan ülkeler arasından Türkiye, Singapur ve Amerika Birleşik Devletleri çalışmada kullanılmak üzere seçilmiştir. Araştırma, okuma becerileri testinde yer alan 5 üniteye ait 24 farklı madde üzerinden yürütülmüştür. Araştırma kapsamında seçilen üniteler doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi ile doğrulanmış ve her bir ünite için ülkelere ve cinsiyete göre ölçme değişmezliği incelenmiştir. Gruplar arası ölçme değişmezliği çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi ile incelenmiştir. Analizler sonucunda seçilen beş ünitede yapısal değişmezlik aşaması sağlanmış, metrik değişmezlik aşaması ise sadece bir ünitede sağlanamamıştır. Yapısal değişmezlik aşamasında kalan bir ünite için, madde faktör gruplarının eşit dağıldığı fakat faktör yükleri, varyanslar, kovaryanslar ve hata varyanslarının farklılık gösterdiği yorumu yapılabilir. Diğer dört üniteden iki tanesi ölçek değişmezlik aşamasını sağlarken, diğer iki ünite metrik değişmezlik aşamasında kalmıştır. Metrik değişmezlik aşamasını sağlayan üniteler için madde ve faktör grupları ile birlikte madde faktör yüklerinin de gruplara göre benzer şekilde elde edildiği yorumu yapılabilir. Ölçek değişmezliği sağlanan ünitelerde; madde ve faktör gruplarının, madde faktör yüklerinin ve madde sabitlerinin gruplar arasında benzer olduğu söylenebilir. Ölçek değişmezliğinin sağlanmış olması, grupların gözlenen değişken ortalamalarının karşılaştırılabilir olduğunu göstermektedir. Türkiye verisi ile cinsiyete göre elde edilen değişmezlik uyum katsayılarına göre; beş ünite için de yapısal değişmezlik, metrik değişmezlik ve ölçek değişmezliği aşamaları sağlanmıştır. Üç ünitenin katı değişmezlik aşamasını sağladığı; iki ünitenin ise ölçek değişmezliği aşamasında kaldıkları görülmüştür. Üç ünitenin cinsiyet grupları arasındaki gözlenen ortalamalarının karşılaştırılabilir olduğu ve muhtemel farklılıkların cinsiyet farklılıklarını ortaya çıkardığı yorumu yapılabilir. İki ünitenin ise cinsiyete göre ölçek değişmezliği aşamasını sağladığı için, bu ünitelerde maddelere göre yanlılığın olmadığı ve gözlenen değişkenlerden elde edilen farklılıkların örtük değişkenlerin ortalama farklılıklarından kaynaklandığı söylenebilir.
PISA 2018 okuma becerilerini açıklayan değişkenlerin çok düzeyli yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) benzeri geniş ölçekli izleme araştırmaları ülkelerin, küresel başarı ligindeki durumlarını görerek eğitim sistemlerinde iyileştirmeler yapmalarına imkân tanımaktadır. Bugün, dünya ekonomisinin %80'ini temsil eden küresel çapta etkiye sahip PISA üzerinde çalışmalar yapılması önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, Türk öğrencilerin PISA 2018 anketlerine verdikleri yanıtlardan üretilen indekslerden okuma becerilerini açıklayan değişkenleri, örneklem ağırlığı ve olası değerlerin de dikkate alındığı Çok Düzeyli Yapısal Eşitlik Modeli ile belirlemek amaçlanmıştır. Kayıp değerlerin temizlenmesi ve analiz varsayımlarının dışında bulunan değerlerin çıkarılması ile kalan 5295 öğrenci ve 182 okul analize dahil edilmiştir. Analiz sonucunda öğrencilerin okuma becerilerindeki değişimin %56'sının okullar arasındaki farklılıklardan, %44'ünün ise bireylerden kaynakladığı görülmüştür. Öğrenci düzeyindeki; ekonomik, sosyal ve kültürel durum, mesleki statü beklentisi, ebeveynlerin duygusal desteği, okumaktan keyif alma, bilgi ve iletişim teknolojilerine (ICT) ilgi, disiplin iklimi, üst bilişsel beceriler değişkenlerinin öğrencilerin okuma becerilerini açıkladığı ancak öğrenme hedefleri ve ICT kaynakları değişkenlerinin okuma becerilerini açıklamada yetersiz kaldığı görülmüştür. Okul düzeyindeyse; materyal eksikliği ile öğrenci ve öğretmenlerin öğrenmeyi engelleyen davranışları okuma becerilerini açıklarken; okul türü ile öğrenci/öğretmen oranı değişkenleri okuma becerilerini açıklamada yetersiz kalmıştır. Öğrenci düzeyinde okuma becerilerinin en güçlü yordayıcısı üst bilişsel becerilerden 'güvenirliği değerlendirme' değişkeni olurken, okul düzeyindeki en güçlü yordayıcı 'öğrencilerin öğrenmeyi engelleyen davranışları' olmuştur. Son durumda grupiçi düzeyde dokuz ve gruplararası düzeyde üç değişkenle yeniden test edilen modelde, belirleme katsayısının (𝑅2) öğrenci düzeyinde .228 ve okul düzeyinde .327 olmak üzere toplamda .555 olduğu görülmüştür. Buna göre, PISA 2018 uygulamasına katılan Türk öğrencilerin okuma becerilerinin %55.5'i bu çalışmada seçilen on iki değişken ile açıklanabilmektedir.
PISA uygulamalarında okuma-matematik-fen okuryazarlığı puanlarındaki değişimin çok değişkenli-çok düzeyli model ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, PISA 2009-2012-2015 uygulamalarına katılan Türk öğrencilerin matematik-okuma-fen performanslarını birlikte manidar olarak etkileyen okul ve öğrenci düzeyi değişkenlerin belirlenmesidir. Bu amaç kapsamında öğrenci düzeyi değişkenlerden cinsiyet, program türü, anne ve baba eğitim durumu, evdeki kültürel olanaklar, evdeki eğitimsel kaynaklar, ev olanakları, ekonomik-sosyal-kültürel durum indeksi kullanılmıştır. Okul düzeyi ile ilgili olarak ise okul büyüklüğü, bilgisayarların kullanılabilirlik indeksi, öğretmen-öğrenci oranı modele dahil edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda PISA 2009-2012-2015 Türk öğrencilerine ait veriler, Çok Düzeyli-Çok Değişkenli Regresyon Modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, okullar arasında öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarında farkların olduğu gözlenmiştir. PISA 2009-2012 Türkiye uygulamasına ait öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarını birlikte manidar olarak yordayan öğrenci düzeyi değişkenlerin sırasıyla baba eğitim durumu, evdeki eğitimsel kaynaklar, PISA 2015 uygulamasında ise anne eğitim durumu, ekonomik-sosyal-kültürel durum olduğu belirlenmiştir. Her üç uygulamada matematik ve okuma performansını manidar olarak yordayan öğrenci düzeyi değişkenin cinsiyet olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. PISA 2009 Türkiye uygulamasına ait öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarını birlikte manidar olarak yordayan okul düzeyi değişken ise öğretmen-öğrenci oranı olarak bulunmuştur. PISA 2012 ve PISA 2015 için akademik başarıyı manidar olarak yordayan okul düzeyi değişkenin bilgisayarların kullanılabilirlik indeksi olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayanarak, okullar arası söz konusu öğrenci başarısındaki farklılığın azaltılması önerilebilir. Öğrencilerin evdeki eğitim ortamlarını düzenleyici çalışmalar yapılabilir.
2015 PİSA iş birlikli problem çözme becerilerinin ülkelere göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi: Türkiye, Norveç, Singapur
Araştırmanın amacı; PISA 2015 İş Birlikli Problem Çözme Becerileri Xandar alt testi ile oluşturulan iş birlikli problem çözme modelinin kültürler arası ölçme değişmezliğini incelemektir. Bu kapsamda araştırma Türkiye'den 1032, Norveç'ten 923, Singapur'dan 1035 olmak üzere toplam 2990 kişi ile yürütülmüştür. İş birlikli problem çözme kapsamında uygulanan maddelerin faktör dağılımlarını görmek ve literatürde belirtildiği yapılarda olup olmadığını ortaya koymak adına ilk olarak açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi ile ortaya konulan iş birlikli problem çözme modeli 7 madde ve 2 faktör olmak üzere doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmıştır. Doğrulanan modelin model veri uyum düzeyi p=0,05 anlamlılık seviyesi için iyi uyum gösterdiği yönündedir. Aynı zamanda örneklem büyüklüğünden etkilenme durumunu kontrol etmek adına incelenen X2/df (3,127), RMSEA (0,027), CFI (0,987) ve TLI (0,979) değerleri de modelin iyi uyum gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sonraki aşamada modelin kültürler arasında ölçme değişmezliğini sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Değişmezlik analizleri Çok Gruplu Doğrulayıcı Faktör Analizi ile ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, iş birlikli problem çözme modelinin kültürler arasında yalnızca yapısal değişmezliği sağladığını göstermekte olup metrik değişmezlik aşamasını sağlamamıştır. Bu nedenle ölçek ve katı değişmezlik aşamaları test edilememiştir. Elde edilen sonuçlar; ülkeler arasında karşılaştırmanın anlamlı olmadığını göstermekte ve testin faktör yükleri, varyansları, hata varyansları ve kovaryanslarının da farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır.
PİSA 2015 uygulamasındaki maddelerin kültüre göre değişen madde fonksiyonu açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, PISA 2015 öğrenci anketinde yer alan fen bilimlerine karşı tutum maddelerinin dil ve kültüre göre değişen madde fonksiyonu (DMF) gösterip göstermediğini incelemektir. DMF analizleri için genelleştirilmiş Mantel Haenszel (GMH), ordinal lojistik regresyon (OLR) ve poly-SIBTEST yöntemleri kullanılmıştır. GMH yöntemi için GMHDIF programı, poly-SIBTEST ve OLR yöntemleri için R yazılımından faydalanılmıştır. Çalışmanın veri setini PISA 2015 uygulamasına katılan 5089 öğrenci ile Türkiye, 5157 öğrenci ile İrlanda, 5000 öğrenci ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve 4417 öğrenci ile İngiltere örneklemleri oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda dokuz tutum maddesinden, İngiltere-İrlanda karşılaştırmasında GMH ve OLR yöntemleriyle altı maddede ve poly-SIBTEST yöntemiyle yedi maddede DMF belirlenmiştir. İngiltere-ABD karşılaştırmasında GMH ve OLR yöntemleriyle yedi maddede ve poly-SIBTEST yöntemiyle altı maddede DMF belirlenmiştir. İngiltere-Türkiye karşılaştırmasında ise GMH yöntemiyle sekiz maddede, OLR yöntemiyle dokuz maddede ve poly-SIBTEST yöntemiyle yedi maddede DMF tespit edilmiştir. Her üç yönteme göre İngiltere-İrlanda ile İngiltere-ABD karşılaştırmalarında beş maddede, İngiltere-Türkiye karşılaştırmasında ise yedi maddede DMF içeren tutum maddeleri saptanmıştır. Araştırma sonucunda analizde kullanılan OLR, GMH ve poly-SIBTEST yöntemlerinin tespit ettikleri DMF'li madde sayısında uyum gözlenirken, OLR ve poly-SIBTEST yöntemlerinde DMF'li maddelerin düzeylerinde farklılıklar olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, OLR ve poly-SIBTEST yöntemleriyle DMF içeren maddeler incelendiğinde DMF türleri ve maddelerin avantaj sağladığı gruplar arasında uyumluluk gözlenmiştir.