Yield
236 theses under this subject heading
Organik ve inorganik kaynaklı gübrelerin subsrat kültüründe yetiştirilen fesleğende verim ve kalite üzerine etkisi
Bu çalışma serada, organik ve inorganik gübre kaynaklarının substrat kültürüyle yetiştirilen fesleğende (Ocimum basilicum L.) taze, kuru verim ve kalite üzerine etkisini belirlemek amacıyla Kırklareli ili Pınarhisar ilçesinde bulanan doğal havalandırılmalı, ısıtılmayan, Kuzey güney yönünde kurulu, yay çatılı ve polietilen örtülü bir üretici serasında (41°62' K, 27°59' D) yürütülmüştür. Standart ve iri yapraklı bir fesleğen çeşidinin tohumları 3x4cm gözlü ve Klasmann marka TS 1 serisi torf ile doldurulmuş viyollere ekilmiştir. Fideler 2-3 gerçek yapraklı dönemde yerden 40 cm yükseklikte oluşturulmuş ahşap iskelet sistemi üzerindeki kanallara yerleştirilen ve hindistan cevizi torfu (kokopit) ile dolu, 100 cm uzunluğunda, 10 cm yüksekliğinde, 15 cm genişliğinde torbalara dikilmiştir. Gübrelerin etkisini incelemek amacıyla, ikisi organik ve biri inorganik gübre rejimi bitkilere 18 Eylül ve 4 Aralık 2019 tarihleri arasındaki vegetasyon periyodunda uygulanmıştır. Organik gübre kaynağı olarak Türkiye'de organik sertifikasına sahip olan ticari, pellet formunda kompost (Organoferm) ve ticari katı organik solucan gübresi (Vermis) kullanılmıştır. Mineral gübre (Kontrol) rejiminde ise topraksız tarım pratiklerine uygun olarak hazırlanmış tam besin çözeltisi vejetasyon periyodu boyunca kullanılmıştır. Organik gübre kaynaklarının element içerikleri farklılık gösterdiği için uygulanacak kompost ve solucan gübresi miktarları bitki başına toplam1,1g saf azot gelecek şekilde belirlenmiş ve bitki başına hesaplanan toplam N'un %80'i bitki dikiminden 35 gün önce olacak şekilde ve yetiştirme ortamına karıştırılarak, kalan %20'lik kısmı ise; dikimden 18 gün sonra/sökümden 28 gün önce olmak üzere damlatıcıların alt kısmına serilerek uygulanmıştır. Taze ve kuru verim, bitki boyu, gövde çapı, boğum arası sayısı, dal sayısı, yaprak boyu ve yaprak sayısı bakımından en iyi sonuçlar pellet compost uygulamasından alınmıştır. Fesleğende hem taze hem kuru verimin pellet kompost uygulaması ile arttığı ve taze verimde 195,9kg/da, kuru verimde 22,33kg/da'a ulaştığı belirlenmiştir. En düşük taze ve kuru verimler ise sırasıyla 73,9kg/da ve 7,7kg/da olacak şekilde vermikompost uygulanan bitkilerden elde edilmiştir.
Farklı dozlarda çinko uygulamasının damla sulama ile yetiştirilen çeltik (Oryzasativa L.) bitkisinin beslenmesi ve verimi üzerine etkisi
Günümüz koşullarında yapılan tarımsal faaliyetlerin önünde birçok engeller bulunmaktadır. Bunlardan biri de son zamanlardaki iklim değişikliğinin sonucu olarak tarımsal ürünlerden birim alandan alınan verimin ciddi anlamda zarar görmesidir. Bu durumla mücadele etmekiçin ülkemizde katma değeri yüksek olan çeltik (Oryza sativa L.) yetiştiriciliğinde,bitkinin duyarlı olduğu mikro bitki besin elementlerden biri olan çinko (Zn) bitki besin elementinin artan dozlardaki gübre uygulamaları ile uygulanması sonucunda bitkinin beslenmesi ve bitkideki verim artışı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ayrıca, damla sulama yöntemi kullanılarak minimum su koşullarında, en az tava koşullarında yetiştirilen çeltik verimi kadar üretim yapılması planlanmıştır.Deneme İstanbul İli Çatalca İlçe'si tarım alanlarında tarla koşullarında çeltik (Oryza sativa L.)bitkisi kullanılarak, 1 bitki x 4 tekerrür x 5 farklı doz(0-20-40-60-80 mg/kg ZnSO4 .7H2O) uygulanan parseller "Tesadüf Blokları Deneme Deseni"ne göre yürütülmüştür.Çalışma sonucunda, uygulanan en yüksek çinko içeriği 60 mg/kg çinko dozu verilen çeltik parsellerindeki bitkilerde 301,15 mg/kg olarak belirlenmiştir. İstatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli olan bu sonuç bitkinin beslenmesi açısından ve diğer elementlerle interaksiyonu açısından en etkin değer olarak ortaya konulmuştur. İklim değişikliği ve kısıtlı su kullanım koşullarında çeltik bitkisinin kalite ve bitki besin elementleri açısından çinko gübrelemesinin önemi bu tez çalışması ile ortaya konulmuştur. Bu araştırma ileülkemiz topraklarında ciddi boyutlara ulaşan çinko eksikliği ve stratejik bir bitki olan çeltik ile su kaynaklarının tasarrufu hususunda, katkı sağlanarak bu konulardaki sorunlara çözümüne destek verilmiştir.
Artan dozlarda bor uygulamasının tarla koşullarında damla sulama ile yetiştirilen çeltik (Oryza sativa L.) bitkisinin beslenmesi ve verimi üzerine etkisi
İklim değişikliğinin etkileri en çok tarımsal faaliyetler üzerinde görülmektedir. Bu nedenle tarımsal üretimde bu etkileri en aza indirgemek ve en yüksek verimi almak sürdürülebilir tarımı destekleme çalışmaları yapılması kıtlık gibi ciddi bir sorunla mücadele etmek insanoğlunun sorumluluğudur. Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde önemli unsur doğru ve yeterli beslenmedir. Bu nedenledir ki, hızla artan dünya nüfusunu beslemek, iklim değişikliği ve kirlilik gibi birçok olumsuz faktörün önüne geçmek gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bununla birlikte katma değeri yüksek olan çeltik üretiminde yalnız kendine yeterlilik potansiyeli olan bir ülke olan Türkiye, sürekli artan üretim miktarıyla gelecek yıllarda pirinçte kendi kendine yeter bir ülke olma yolunda ilerlemektedir. Yapılan bu çalışmada, çeltik (Oryza sativa L.) bitkisi farklı dozlarda bor (B) gübresi uygulaması yapılarak ve damla sulama yöntemi kullanılarak yetiştirilmiştir. Sonrasında bitkinin bazı bitki besin elementlerinin içerikleri ve verim değerleri değerlendirilmiştir. Deneme İstanbul'un Çatalca İlçesi Kaleiçi Mahallesi'ndeki bir tarım arazisinde, 1 bitki x 4 tekerrür x 5 farklı doz (0- 200 - 400 - 600 - 800 g/da) boron etanolamin çözeltisi uygulanarak, deneme "Tesadüf Blokları Deneme Deseni"ne göre yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, artan dozlarda uygulanan bor gübresi ile bitkideki bor içeriğinin en yüksek bor değerinin (31,55 mg/kg) ve 800 g/da doz uygulaması arttığı görülmüştür. Bitkinin kalite parametrelerin de görev yapan potasyum ile sinerjitik etki ettiği tespit edilmiştir. Çeltik tarımının en önemli ve sınırlayıcı faktörlerinden su kısıdının önene geçmek ve doğru, bilinçli gübreleme ile bu tarımsal bitkinin özgürleşmesine katkı sağlanmıştır.
Somali'de tarımsal su verimliliğinin incelenmesi
Bu çalışma, Somali'de tarımsal su verimliliğini değerlendirmek için yürütülmüştür. Çalışmada, sulama uygulamalarının yaygın olarak yapıldığı 2°8'17.16'' Kuzey enlemi ile 45°7'16.32'' Doğu boylamı arasında kalan Lowershabelle bölgesinin Afgoi ilçesinde yer alan sulama sahası dikkate alınmıştır. Bu amaçla, tesadüfen seçilen 47 adet tarla parselinden Ağustos – Aralık 2021 tarihleri arasında gerekli bilgiler toplanmıştır. İşletme sahipleri ile yapılan görüşmelerde yetiştirdikleri ürünlerin verim (kg/ha) değerleri ile uyguladıkları sulama suyu miktarları (mm) saptanmıştır. Alanda yaygın olarak yetiştirilen mısır, sorgum, susam, domates ve muz bitkilerinin ortalama verim değerleri sırasıyla 823.00, 663.00, 471.30, 1500.28, 17573.00 kg/ha olarak belirlenmiştir. Cropwat paket programı ile mısır, sorgum, susam, domates ve muzun ortalama mevsimlik bitki su tüketimi değerleri sırasıyla 329.80, 466.11, 330.48, 433.25 ve 893.47 mm olarak hesaplanmıştır. İhtiyaç duyulan net sulama suyu miktarları ise mısır için 180.48 mm, sorgum için 270.80 mm, susam için 225.38 mm, domates için 381.972 mm ve muz için 624.50 mm olarak hesaplanırken, çiftçilerin uyguladıkları sulama suyu miktarları mısır için 408.89 mm, sorgum için 187.08 mm, susam için 415.05 mm, domates için 616.82 mm ve muz için 1314.00 mm olmuştur. Bu verilere göre, hesaplanan su kullanım randımanı değerleri mısır, sorgum, susam, domates ve muz için sırasıyla 0.25, 0.21, 0.14, 0.31, 1.91, sulama suyu kullanım randımanı değerleri 0.23, 0.90, 0.12, 0.25 ve 1.45 kg/m3 olmuştur. Verim değerlerinin düşük olması bunun yanında, üreticilerin gereğinden çok fazla sulama suyu uygulamaları, su kullanım ve sulama suyu kullanım randımanlarının çok düşük düzeyde kalmasına neden olmuştur.
Gazlı fırın ve ocaklarda kullanılan lama ve döküm malzemeden yapılan ızgaraların veri ve emisyona etkisi
Evsel pişirici ve endüstriyel pişirme amaçlı kullanılan gazlı fırın ve ocaklarda kullanın pişirici kapların yanıcı üzerinde pozisyonlarının doğruluğunun sağlanması ve pişirmenin kolay bir şekilde yapılabilmesi için yanıcıların üst kısmında ızgara kullanılmaktadır. Pişirici sektörü incelendiğinde bu ızgara ham maddesi üretilebilirlik, güvenlik, maliyet ve kullanım kolaylığı bakımından 2 farklı hammadden üretim yapılmaktadır. Bu hammaddeler lama çelik ve döküm malzemedir. Izgara tasarımı, hammaddesi yanma sonucu oluşan atık gazların emisyonuna ve yanma verimine etkisi oldukça fazladır. Ülkemizde gazlı pişirici kullanım oranı %74 iken Dünya'da gazlı pişirici kullanım oranı yaklaşık %42'dir. Bu oranlar göz önüne aldığımızda yanma sonucu ortaya çıkan atık gazların ve doğaya salınan ısının çevre etkisi oldukça fazla olduğu görülmektedir. Doğaya salınan atık gazlar ve atık ısı küresel ısınma başta olmak üzere birçok çevresel olumsuz etkisi olduğu bilinmektedir. Dünya'da ve ülkemizde enerji verimliliği ve atık gazların doğaya salınımının düşürülmesi konusunda oldukça fazla çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar doğrultusunda yanma sonucunda ortaya çıkan atık ısı ve atık gazların kullanılan ızgaraya göre değişimini ve bu hammaddelerin etkisini çalışmamızda deneysel olarak ortaya koyduk. Çalışmamız sırasında ızgara tasarımı NX programında yapılmış olup testler Bolu Arçelik Pişirici Cihazlar işletmesi akredite gaz laboratuvarında EN30-1-1 standardının test talimatlarına göre yapılmıştır. EN30-1-1 standardında emisyon ve verim değerleri için minimum ve maksimum değerler belirlenmiştir. Testler sırasında kullanılan cihazlar testten önce kalibre edilmiş ve test ekipmanlarının standart maddelerine uygunluğu teyit edilmiştir. Testi yapan personelin test yeterlilik belgesi olduğu belirlenmiştir.
Fotovoltaik panellerde farklı tasarımların verime etkisinin değerlendirilmesi
Mevcut enerji kaynakları içerisinde hem yenilenebilir hem de çevreci olduğundan dolayı güneş enerjisi tercih sebeplerindendir. Halihazırda kullanılan panellerde ise tek tip bağlantı uygulanmaktadır. Panellerde uygulanan bağlantı hücreler arası seri bağlantı şeklindedir. Panelin içerisinde hücrelerin arasındaki tüm bağlantının seri olması bazı olumsuz durumları da yanında getirmektedir. Bu tez çalışmasında her hücresi diğerlerinden bağımsız bir güneş paneli tasarlanmış ve imal edilmiştir. Her hücrenin birbirinden bağımsız olması hücreler arası bağlantının farklı şekillerde yapılabilmesi için kullanılacak bir opsiyondur. Panelde bulunan hücrelerle birbirinden farklı seri ve paralel hücre bağlantıları oluşturulmuştur. Oluşturulan bu bağlantılardan flaş test ile ölçümler yapılmıştır. Ölçümlerden elde edilen değerler karşılaştırıldığında % 10' a varan artış elde edilmiştir.
Siirt ili koşullarına uygun bazı tritikale çeşitlerinin adaptasyonunun belirlenmesi
Bu çalışma, 2014-2015 yetiştirme sezonunda, 7 tritikale çeşidinin Siirt illi koşullarında verim ve verim özelliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiştir. Çalışamada, bitki boyu, başak uzunluğu, metrekaredeki başak sayısı, başakçık sayısı, başakta tane ağırlığı, biyolojik verim, başakta tane sayısı, bin tane ağırlığı, tane verimi, hektolitre ağırlığı, tanede protein ve fosfor içeriği kriterleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda incelenen özellikler bakımından çeşitler arasında istatistiki olarak önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada tane verimleri 171-461 kg/da arasında değişmiş olup, en yüksek tane verimi 461 kg/da ile Tatlıcak-97 çeşidinde, en düşük verim ise 171 kg/da ile Mikham-2001 çeşidinden elde edilmiştir. Alınan sonuçlara göre Tatlıcak-97 çeşidi bölge için ümitvar çeşit olarak değerlendirilebilir.
Siirt ekolojik koşullarında farklı ekim zamanlarının bazı aspir (carthamus tinctorius l.) çeşitlerinde verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Bu araştırma, Siirt Üniversitesi Kezer yerleşkesi Ziraat Fakültesi deneme alanında 2015-2016 üretim sezonunda farklı ekim zamanlarının bazı Aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinde verim ve verim unsurları üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Denemede 2 adet tescilli aspir çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Ön bitki olan mercimek hasadından sonra deneme alanı sürülmüş, daha sonra diskaro-tırmık- tapan ile tarla ekime hazır hale getirilmiştir. Ekimler sıraya elle yapılmıştır. Araştırmada; bitki boyu, bitkide ilk dal yüksekliği, bitkide yan dal sayısı, bitkide tabla sayısı, tabla çapı, tabladaki tane sayısı, 1000 tane ağırlığı, tane verimi, kuru taç yaprağı verimi, ham yağ oranı, ham protein oranı, ham yağ verimi ve ham protein verimi gibi özellikler incelenmiştir. Araştırma sonucunda; denemede materyal olarak kullanılan Remzibey-05 çeşidinin Balcı çeşidine göre Siirt ili ekolojik koşullarına daha iyi adaptasyon sağladığı tespit edilmiştir. Çeşitlere (Remzibey-05, Balcı) ait bitki boyu 110,33 – 123,33 cm, bitkide ilk dal yüksekliği 58,70 – 87,10 cm, bitkide yan dal sayısı 6,93 – 10,63 adet/bitki, bitkide tabla sayısı 10,27 – 21,77 adet/bitki, tabla çapı 16,96 – 19,88 mm, tablada tane sayısı 8,22 – 19,63 adet, 1000 tane ağırlığı 32,23 – 38,13 g, tane verimi 39,88 – 113,89 kg/da, ham yağ oranı % 22,37 – 30,02, ham protein oranı % 20,47 – 28,12, ham yağ verimi 10,03 – 31,43 kg/da, ham protein verimi 9,95 – 23,90 kg/da arasında değişiklik göstermiştir. En düşük tohum verimi 39,88 kg/da ile Balcı çeşidinden 5. Ekim zamanında elde edilirken, en yüksek tohum verimi ise 113,89 kg/da ile Remzibey-05 çeşidinden 1.ekim zamanında elde edilmiştir.
Çinko uygulamasının pamukta verim lif kalite kriterleri ve bitki gelişimine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma çinko uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim bileşenleri, bitki gelişimi, bitki besin maddesi alınımı ile lif kalite özelliklerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2016 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi ile sıvı formda çinko gübresi kullanılmıştır. Denemede kontrol dahil olmak üzere 7 farklı uygulama (Kontrol, Toprağa 200 g/da, Toprağa 400 g/da, Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa, Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa) yer almıştır. Çinko uygulama yöntemleri arasında kütlü pamuk verimi, ilk el kütlü oranı ve çırçır randımanı bakımından önemli farklılıkların bulunduğu, koza açma süresi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı ve 100 tohum ağırlığı bakımından farklılıkların önemli olmadığı belirlenmiştir. Yaprak analizi sonucunda yaprakta N, K, Ca, Na, Mg, Fe, Zn, Mn ve Cu içeriği bakımından uygulamaların önemli olmadığı, ancak toprak analizi sonucuna göre toprakta N, K, Ca, Na, Mg ve Cu içeriği değerlerinin uygulamalardan etkilendiği, çinko uygulamalarının toprakta P, Fe, Zn ve Mn değerleri üzerine etkili olmadığı tespit edilmiştir. Çinko uygulama yöntemlerinin pamuğun lif kalite özelliklerinden lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif sarılık değeri ve lif parlaklık değerine etkisinin önemsiz olduğu, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi bakımından uygulamalar arasında önemli farklılıkların bulunduğu saptanmıştır. Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde yaprağa 2 kez uygulanan çinko uygulaması ile Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde yaprağa uygulanan çinko uygulamasının incelenen özelliklerin birçoğu üzerinde önemli etki yarattığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Çinko, Verim, Bitki Gelişimi, Bitki Besin Maddesi, Lif
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) bitki sıklığının verim,lif kalite kriterleri ve fizyolojik parametrelere etkisi
Bu çalışma pamukta bitki sıklığının verim, verim bileşenleri, lif kalite kriterleri ve bazı fizyolojik parametrelere etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2017 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak BA 119 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede kontrol dahil olmak üzere 6 farklı uygulama (Kontrol, 5 cm bitki sıklığı, 10 cm bitki sıklığı, 15 cm bitki sıklığı, 20 cm bitki sıklığı, 25 cm bitki sıklığı) yer almıştır. Farklı bitki sıklığı uygulamalarının ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, çırçır randımanı, kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi ile normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri) bakımından önemli istatistiki farklılıklara yol açtığı belirlenmiştir. İncelenen özelliklerden bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, 100 tohum ağırlığı, yaprak/kanopi sıcaklığı, yaprak klorofil içeriği, yaprak alanı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve iplik olabilirlik indeksi bakımından ise farklılıkların önemli olmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, çırçır randımanı, ilk meyve dalı boğum sayısı ve normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri) bakımından en yüksek değerler 5 cm bitki sıklığı ile seyreltmenin yapılmadığı kontrol uygulamasından elde edilirken, koza sayısı bakımından en yüksek değer 20 cm ve 25 cm bitki sıklığı uygulamalarından elde edilmiştir. İncelenen fizyolojik parametrelerden yaprak/kanopi sıcaklığı, yaprak alanı, yaprakta klorofil içeriği değerleri ile lif kalite kriterleri üzerine bitki sıklığının önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çalışma BA 119 pamuk çeşidi ile tek yıllık olarak yürütülmüştür, elde edilen sonuçların BA 119 pamuk çeşidi ve denemenin yürütüldüğü yılın iklim koşullarını yansıttığı sonucuna varılmıştır.
Farklı yaprak gübresi uygulamalarının pamukta verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma pamukta farklı yaprak gübresi uygulamalarının verim, verim bileşenleri, bitki gelişimi ve lif kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2018 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Denemede 6 farklı yaprak gübresi uygulaması (Kontrol, Fullexan, Cifamin BK, Cifoumic, Sinergon 2000, Macys BC 28) yer almıştır. Kullanılan yaprak gübrelerinin tümü organik gübre olup, bitkilerin çiçeklenme döneminde yeşil aksama uygulama yapılmıştır. Denemede kütlü pamuk verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, 100 tohum ağırlığı, ilk el kütlü oranı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, lif parlaklığı, sarılık, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi değerleri incelenmiştir. Denemede kütlü pamuk verimi 352,58 ile 419,91 kg/da, bitki boyu 76,86 ile 83,81 cm, odun dalı sayısı 1,79 ile 2,43 adet/bitki, meyve dalı sayısı 10,96 ile 14,46 adet/bitki, ilk meyve dalı boğum sayısı 5,28 ile 5,78 adet/bitki, boğum sayısı 16,74 ile 19,06 adet/bitki, boy/nod oranı 4,29 ile 4,75 adet/bitki, koza sayısı 13,41 ile 22,29 adet/bitki, koza ağırlığı 6,12 ile 6,37 g, koza kütlü ağırlığı 4,57 ile 4,91 g, 100 tohum ağırlığı 9,00 ile 9,44 g, ilk el kütlü oranı ise % 90,11 ile 94,84 arasında değişim göstermiştir. Yaprak gübreleri uygulamalarının incelenen tüm agronomik ve lif teknolojik özellikler üzerine önemli bir istatistiki farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Yaprak gübrelerinin bitkide bitki besin elementleri eksiklik semptomları görülmesi durumunda kullanılmasının yararlı olabileceği sonucuna varılmıştır. Yaprak gübresi uygulamalarının farklı çeşitlerle ve daha uzun yıllar yürütülecek çalışmalarla desteklenmesinin ve uygulamaların birden fazla tekrar etmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.
Kalsiyumun farklı uygulamalarının pamukta verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu araştırma farklı kalsiyum (Ca) uygulamalarının pamukta verim, verim bileşenleri ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2021 yılında Siirt Üniversitesi Kezer Kampüsünde tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Denemede 7 farklı kalsiyum uygulaması (Kontrol, Taraklanma Dönemi 100 cc/da, Taraklanma Dönemi 200 cc/da, Taraklanma Dönemi 400 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 100 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 200 cc/da, Çiçeklenme Dönemi 400 cc/da) yer almıştır. Denemede materyal olarak MAY 455 pamuk çeşidi ile kalsiyum kaynağı olarak Kalsiyum Nitrat çözeltisi kullanılmıştır. Çalışmada kalsiyum uygulamalarının incelenen özelliklerden koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığı üzerine önemli etkisinin olduğu saptanmış ve uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. İncelenen diğer özelliklerden kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, koza sayısı, çırçır randımanı, ilk el kütlü oranı, kozada tohum sayısı, yaprakta klorofil içeriği (SPAD), normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif sarılık değeri (+b), lif parlaklık (Rd) değeri, iplik olabilirlik indeksi ve lif üniformite oranı değerlerinin kalsiyum uygulamalarından etkilenmediği belirlenmiştir. Araştırmada en yüksek koza ağırlığı ve kütlü koza ağırlığı değerleri çiçeklenme döneminde 400 cc/da dozunda uygulanan Ca ile elde edilmiştir. Pamukta çiçeklenme döneminde 400 cc/da dozunda Ca uygulaması ile koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığının arttırılabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen verilere göre kalsiyumun etkisini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Kalsiyum uygulamalarının farklı çeşitlerle, bitki gelişiminin farklı dönemlerinde uygulanmasının ve daha uzun yıllar sürecek çalışmalarla desteklenmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Salisilik asit uygulamalarının pamukta (Gossypium hirsutum L.) verim ve lif kalite özelliklerine etkisi
Bu çalışma pamuğun farklı gelişme dönemlerinde (taraklanma, çiçeklenme ve taraklanma + çiçeklenme) uygulanan salisilik asidin verim, verim bileşenleri ve lif kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme 2022 yılında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Ana parselleri salisilik asit uygulamaları [kontrol (0,0 mM), taraklanma (1,0 mM), çiçeklenme (1,0 mM), taraklanma (0,5 mM) + çiçeklenme (0,5 mM)], alt parselleri ise çeşitler (MAY 455, Stoneville 468, Fiona) oluşturmuştur. Yapılan istatistiki analiz sonucunda salisilik asit uygulamalarının incelenen özellikler üzerine önemli bir etkisinin olmadığı, ancak ilk koza açma gün sayısı ve boğum sayısı özelliklerinde uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olduğu belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, bitki boyu, meyve dalı sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, çırçır randımanı, lif verimi, 100 tohum ağırlığı, ilk el kütlü oranı, lif uzunluğu, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, lif parlaklık değeri, lif sarılık değeri ve kısa lif oranı özelliklerinde çeşitler arasındaki farklılığın önemli olduğu, odun dalı sayısı, koza sayısı, yaprakta klorofil içeriği, normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), lif inceliği, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi özelliklerinde çeşitler arasındaki farklılığın önemli olmadığı belirlenmiştir. Kütlü pamuk verimi, bitki boyu, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, kozada tohum sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, lif verimi ve 100 tohum ağırlığı özellikleri yönünden en yüksek değerler MAY 455 çeşidinden elde edilirken, ilk koza açma gün sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, çırçır randımanı, lif uzunluğu ve lif parlaklığı özelliklerinde Fiona çeşidinin öne çıktığı belirlenmiştir. Araştırmada salisilik asit uygulamaları arasında önemli bir farklılık elde edilememesine rağmen kontrol ile kıyaslandığında 22 kg/da bir verim artışının olduğu belirlenmiştir. İlk koza açma gün sayısı ve boğum sayısı değerlerinde uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olması çeşitlerin uygulamalara bağlı olarak farklı değerler gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Pamuk (Gossypium hirsutum L.)'ta farklı gelişme dönemlerinde uygulanan yaprak döktürücünün etkinliğinin belirlenmesi
Pamukta yaprak döktürücü (Defoliant) kullanımnıa ilişkin önceki araştırmalar incelendiğinde ekimden kaç gün sonra defoliant uygulanması gerektiğine ilişkin çalışmaların ağırlıklı olarak yürütüldüğü görülmektedir. Bu çalışmada bitki izleme parameterelerinde [Beyaz Çiçek Üstü Boğum Sayısı (NAWF 5), Çatlamış Koza Üzeri Boğum Sayısı (NACB) vb.] kullanılan bazı gözlemlerin yaprak döktürücü zamanının tespit edilmesinde kullanım olanakları araştırılacaktır.
Farklı sıra arası mesafelerin mercimek çeşitlerinde verim ve verim öğelerine etkileri
Mercimek, ülkemizde ve dünyada en çok üretilen ve tüketilen yemeklik tane baklagil bitkileri arasında yer almaktadır. Özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesi Türkiye'de üretilen kırmızı mercimeğin %90'ından daha fazlasını karşılamaktadır. Kullanılan mercimek çeşitlerinin ekolojik adaptasyonuna ve ekim normuna bağlı olarak önemli verim ve kalite kayıplarının ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu çalışma, Siirt Üniversitesi, Ziraat Fakültesine ait uygulama arazisinde 2020-2021 yetiştirme sezonunda tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada dört farklı sıra arası mesafe (15, 20, 25 ve 30 cm) ve üç mercimek çeşidi (Çağıl, Fırat-87 ve Tigris) kullanılmıştır. Çalışmada bitkilerin çıkış süresi, çiçeklenme süresi, bakla bağlama süresi, olgunlaşma süresi bitki boyu, metrekaredeki bitki sayısı, ilk bakla yüksekliği, birincil dal sayısı, ikincil dal sayısı, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, tane verimi, biyolojik verim, bin tane ağırlığı ve hasat indeksi incelenmiştir. Sonuçlara göre, birincil dal sayısı hariç diğer özelikler istatiksel açıdan önemli bulunmuştur. Uygulamalara bağlı olarak çıkış süresi 23.25-34.25 gün, çiçeklenme süresi 146.5-156.75 gün, bakla bağlama süresi 156.0-165.25 gün, olgunlaşma süresi 176.5-182.60 gün, metrekarede bitki sayısı 236.25-285.50 adet, bitki boyu 32.87-41.93 cm, ilk bakla yüksekliği 16.90-28.60 cm, ikincil dal sayısı 2.43-4.85 adet, bitkide bakla sayısı 35.75-59.50 adet, bitkide tane sayısı 38.50-68.50 adet, baklada tane sayısı 1.08-1.15 adet, biyolojik verim 435.40-755.00 kg/da, tane verimi 127.73- 210.10 kg/da, bin tane ağırlığı 26.95-38.03 g ve hasat indeksi %21.68-32.58 aralığında değişmiştir. Araştırma sonucunda en yüksek tane verimi 190.22 kg/da ile Tigris çeşidinde ve 193.11 kg/da ile 30 cm sıra arası mesafede elde edilmiştir. Bununla beraber, 30 cm ile 25 cm sıra arası mesafeleri arasındaki fark önemsiz bulunmuştur. Sonuç olarak, Siirt ekolojik koşullarında kışlık mercimek yetiştiriciliğinde erken hasat ve yüksek tane verimi bakımından Tigris mercimek çeşidinin 30 cm sıra aralığı mesafesi ile yetiştirilmesi tavsiye edilmektedir.
Pamukta kükürt uygulamasının verim ve lif kalite kriterleri üzerine etkisinin belirlenmesi
Bitki gelişimini olumsuz yönde belirgin biçimde etkileyerek gelişmeyi durduran kükürt noksanlığının, bitkide tek düzeli kloritik görünümü, tipik bir özelliktir. Kükürt noksanlığı ile bitki bodurlaşır, ince gövdeli ve çalımsı bir görünüm kazanır. Bu noksanlık belirtileri birçok bitkide azot noksanlığına benzer ve bu nedenle bu soruna ilişkin nedenlerin açıklanmasında yanlış yorumlar yapılabilir. Bununla birlikte noksanlık durumunda kükürt azotta olduğu gibi bitki yapısı içinde yaşlı bitki bölümlerinden genç bölümlere taşınamaz bu nedenle noksanlık belirtileri ilk önce en genç yapraklarda görülür. Lahana ve kanola/kolza bitkileri gibi turpgiller bitkilerinde kükürt noksanlığı öncelikle yapraklarının alt yüzeylerinde kırmızımsı bir renk oluşumuna neden olur.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) farklı bitki yoğunluğu ve azot dozlarının verim ve kaliteye etkisi
Bu araştırma farklı azot dozları ve bitki sıklığının pamukta verim, lif kalite kriterleri ve bazı fizyolojik özelliklere etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2022 yılında yürütülmüştür. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülen araştırmada, ana parselleri 4 farklı azot dozu (6, 12, 18 ve 24 kg/da N), alt parselleri ise bitki sıklıkları (5, 10 ve 15 cm) oluşturmuştur. Çalışmada kütlü pamuk verimi, meyve dalı sayısı, odun dalı sayısı ve boğum sayısı özelliklerinde uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıklar elde edilmiştir. Bitki sıklığının kütlü pamuk verimi ve meyve dalı sayısı üzerine, azot dozlarının ise odun dalı sayısı ve boğum sayısına önemli etkisinin olduğu, azot dozu x bitki sıklığı interaksiyonunun ise bitki boyunda etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada en yüksek kütlü pamuk veriminin 5 cm bitki sıklığından elde edildiği, en yüksek meyve dalı sayısının ise 15 cm bitki sıklığından elde edildiği belirlenmiştir. Azot dozları arasında ise 6 kg/da azot dozunda en yüksek odun dalı sayısının ve boğum sayısının elde edildiği, azot dozlarının ve bitki sıklıklarının incelenen diğer özellikler üzerine önemli bir istatistiki etkilerinin olmadığı saptanmıştır. Çalışma sonucunda Orion pamuk çeşidinin 5 cm sıra üzeri mesafede yetiştirilmesi ile en yüksek verim değerine ulaştığı ve bu nedenle tavsiye edilebileceği, 6 kg/da azot dozunun uygulanması ile en yüksek odun dalı sayısı ile boğum sayısı değerine ulaşabileceği anlaşılmaktadır.
İkinci ürün koşullarında bazı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma ikinci ürün koşullarında bazı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin verim ve lif kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma Diyarbakır ili GAP Uluslar Arası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü (GAPUTAEM) deneme alanlarında 2022 yılı yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Denemede materyal olarak 7 çeşit (GW 2345, BA 1010, BA 440, Lima, Bomba, Optasia ve Özbek 100) ve 2 adet kontrol (STV 468 ve DP 396) çeşit olmak üzere 9 pamuk çeşidi kullanılmıştır. Araştırmada çeşitler arasında kütlü pamuk verimi, lif verimi, bitki boyu, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma uzaması, kısa lif oranı, lif sarılık değeri, lif parlaklık değeri ve iplik olabilirlik indeksi açısından önemli istatistiki farklılıklar elde edilmiştir. İncelenen diğer özelliklerden odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, koza sayısı, 100 tohum ağırlığı, çırçır randımanı, klorofil içeriği, NDVI değeri, kanopi sıcaklığı, lif kopma dayanıklılığı ve lif üniformite oranı bakımından çeşitler arasındaki farklılıkların önemli olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda; kütlü pamuk veriminin 119,64 kg/da ile 299,64 kg/da arasında değiştiği ve en yüksek kütlü pamuk veriminin 299,64 kg/da ile GW 2345 pamuk çeşidinden elde edildiği belirlenmiştir. Özbek 100 ve Bomba çeşitleri sıralamayı izlemiştir. Bitki boyu bakımından DP 396 ve Lima çeşitleri, koza ağırlığı ve koza kütlü ağırlığı bakımından ÖZBEK 100 ve DP 396 pamuk çeşitleri diğer çeşitlere göre daha yüksek değerler göstermişlerdir. Çalışmada incelenen fizyolojik parametreler bakımdan çeşitler arasında önemli bir farklılık elde edilememiştir. Lif kalite kriterleri incelendiğinde; Lima çeşidinin en ince lif değerine ve en yüksek parlaklık değerine sahip olduğu, lif uzunluğu ve lif kopma uzaması bakımından GW 2345 ve Bomba çeşitlerinin, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi bakımından GW 2345 çeşidinin, lif sarılık değeri bakımından ise Bomba çeşidinin öne çıktığı belirlenmiştir. İkinci ürün koşullarında yürütülen bu araştırmada GW 2345, ÖZBEK 100 ve BOMBA pamuk çeşitlerinin kütlü pamuk verimi, lif verimi ve birçok lif kalite kriteri açısından öne çıkmış olması bu çeşitlerin ikinci ürün pamuk tarımı için uygun olabileceklerini göstermektedir.
Pamuk'ta (Gossypium hirsutum L.) agronomik, fizyolojik ve kalite özellikleri arası ilişkilerin belirlenmesi
Bu çalışmada Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın olarak ekilen 10 pamuk çeşidi kullanılarak çeşitler arasında agronomik, fizyolojik ve kalite özellikleri yönünden farklılıkların ortaya konulması ve incelenen özellikler arası etkileşimlerin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Çalışma 2022 yılında Diyarbakır ili Bismil ilçesinde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), normalize edilmiş vejetasyon farklılık indeksi (NDVI değeri), canopy sıcaklığı (infrared değeri), kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı koza sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı ve lif teknolojik özellikler incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; klorofil içeriği, NDVI (GreenSeeker değeri), kanopi sıcaklığı (Infrared değeri), bitki boyu, koza sayısı, tek koza ağırlığı, kütlü pamuk verimi, lif verimi, çırçır randımanı, lif inceliği, lif kopma uzaması, lif sarılık değeri (+b), bakımından çeşitler arasında %1 önem düzeyinde istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Tek koza kütlü ağırlığı, iplik olabilirlik indeksi (SCI), kısa lif indeksi (SFI), lif kopma dayanıklılığı, bakımından çeşitler arasında %5 önem düzeyinde, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, lif üniformite oranı, özellikleri bakımından ise çeşitler arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak önemli olmadığı belirlenmiştir.
Yapraktan bor ve çinko uygulamalarının pamukta verim, kalite ve fizyolojik özelliklere etkisi
Bu çalışma farklı Çinko ve Bor uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim unsurları, bazı fizyolojik parametreler ve teknolojik özellikleri üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2022 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak May 455 pamuk çeşidi ve yapraktan bor ve çinko mikro bitki besin elementleri kullanılmıştır. Denemede 7 farklı uygulama (Kontrol, Zn 45, Zn (45+60), Zn (45+60+75), Bor 45, Bor (45+60), Bor (45+60+75)) yer almıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kütlü pamuk verimi, lif verimi, ilk meyve dalı boğum sayısı, odun dalı sayısı, koza sayısı, boğum sayısı, çırçır randımanı, meyve dalı sayısı ve klorofil içeriği (SPAD değerleri) özellikleri bakımından uygulamalar arasında önemli istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Zn ve Bor uygulamalarının lif teknolojik özellikler üzerine etkisi incelendiğinde incelenen tüm lif kalite özellikleri bakımından uygulamalar arasında istatistiksel bir farklılık elde edilmemiştir. Ekimden sonra 45, 60 ve 75'inci günde gerçekleştirilen çinko uygulaması incelenen morfolojik ve fizyolojik özelliklerden bitki boyu, boy nod oranı ve NDVI değeri dışındaki tüm özelliklerde olumlu yönde önemli bir artışa neden olmuştur. Ancak elde edilen verilerden çinko'nun ekimden sonra 45 ve 60'ıncı günlerde yapılan uygulamalarda rakamsal olarak daha az olmasına karşın istatistiksel olarak aynı grupta yer aldığı belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında ekonomik analiz yapmak kaydıyla, ekimden sonra 45+60+75'inci günlerde olmak üzere 3 kez çinko uygulamasının verim ve diğer morfolojik ve fizyoljik özellikler bakımından en yüksek değerleri vermiş olmasından dolayı önerilebileceği sonucuna varılmıştır.
Pamukta gölgeleme ve normal gelişme koşullarında verim, kalite ve bazı fizyolojik parametrelerin belirlenmesi
Bu araştırma normal gelişme ve % 30 gölgeleme koşullarında yetiştirilen 5 farklı pamuk (Gossypium hirsutum L.) çeşidinde gölgelemenin pamuk verimine, lif kalitesine ve bazı fizyolojik parametrelere etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede 5 pamuk çeşidi (DP 499, Stoneville 468, Stoneville 498, MAY 455, MAY 558) ve %30 gölge sağlayan gölge tülü materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada normal ve gölgeleme koşullarının kütlü pamuk verimi, lif verimi, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza sayısı ve ilk el kütlü oranı üzerine önemli etkilerinin olduğu, çeşitler arasında ilk meyve dalı boğum sayısı, meyve dalı sayısı, boğum sayısı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı ve ilk el kütlü oranı özelliklerinde önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. Normal gelişme koşullarında kütlü pamuk veriminin 353,75 kg/da, gölgeleme koşullarında ise 263,81 kg/da olduğu, lif pamuk veriminin ise normal gelişme koşullarında 158,99 kg/da, gölgeleme koşullarında ise 118,19 kg/da olduğu, gölgeleme ile kütlü pamuk veriminin % 25,42 oranında, lif pamuk veriminin ise % 26,66 oranında azaldığı belirlenmiştir. Gölgelemenin lif kalite kriterlerine önemli bir etkisinin olmadığı, kısa lif oranının gölgeleme ile arttığı, lif üniformite oranında uygulama x çeşit interaksiyonunun önemli olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda gölgeleme ile kütlü pamuk verimi, lif pamuk verimi, meyve dalı sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı ve boğum sayısının azaldığı, odun dalı sayısı, koza sayısı, boy/nod oranı, ilk el kütlü oranı ve kısa lif oranının arttığı, gölgelemenin yüksek sıcaklığın etkisini azaltarak pamuk veriminde ve kalitesinde olumlu bir etki yaratmadığı tespit edilmiştir.
Farklı bitki gelişim dönemlerinde pix uygulamasının pamukta verim, kalite ve bazı fizyolojik parametrelere etkisi
Bu araştırma pamukta farklı bitki gelişim dönemlerinde pix uygulamalarının verim, verim bileşenleri, lif kalite özellikleri ile bazı fizyolojik parametrelere etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada materyal olarak MAY 455 pamuk çeşidi ile bitki büyüme düzenleyicisi olarak Pix (Mepiquat Chloride) kullanılmıştır. Pix uygulamaları kontrol dahil olmak üzere 10 uygulamadan oluşmuştur. Çalışma sonucunda incelenen özelliklerden meyve dalı sayısı, kütlü pamuk verimi, yaprakta klorofil içeriği (SPAD değeri), lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi değerleri bakımından uygulamalar arasında önemli istatistiki farklılıkların bulunduğu, pix uygulamalarının incelenen diğer özelliklerine önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da pix uygulaması ile kütlü pamuk verimi, meyve dalı sayısı ve lif uzunluğu değerlerinin arttığı, en yüksek klorofil içeriği değerinin (SPAD değeri) çiçeklenme başlangıcı döneminde 100 cc/da ve taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda uygulanan pix uygulamaları ile elde edildiği belirlenmiştir. Çalışmada en yüksek lif kopma dayanıklılığının taraklanma başlangıcı döneminde 150 cc/da ve çiçeklenme başlangıcı döneminde 50 cc/da pix uygulamaları ile elde edildiği, en yüksek iplik olabilirlik indeksinin ise çiçeklenme başlangıcı döneminde 50 cc/da ve taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da uygulamalarından elde edildiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda pix uygulamasının olumlu etkileri tespit edilmiş, taraklanma başlangıcı döneminde 100 cc/da dozunda pix uygulamasının başta kütlü pamuk verimi olmak üzere meyve dalı sayısı, klorofil içeriği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı ve iplik olabilirlik indeksi değerlerini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Pamukta pix uygulamasının taraklanma başlangıcı döneminde yapılmasının uygun olduğu, çiçeklenme döneminin pix uygulaması için geç bir dönem olduğu yürütülen bu araştırma sonucundan anlaşılmaktadır.
Domateste kullanılan farklı anaçların bitki büyümesi, verim ve meyve kalitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma 2017 yılında Ayer Tarım'da yürütülmüştür. Çalışmada, farklı anaçların beef(iri) tipi olan Ayer 38 Fı domates çeşidinde bitki büyümesine, meyve kalitesine ve verime etkileri incelenmiştir. Beaufort Fı (Antalya Tarım), Kingkong Fı (Rijk Zwaan), Hamarat Fı (Multi Tarım), Arazi Fı (Sygenta), Spirit Fı (Nunhems) anaç olarak, Ayer 38 Fı domates çeşidi kalem olarak kullanılmıştır. Kontrol olarak aşısız Ayer 38 Fı ve kendine aşılı Ayer 38 Fı /Ayer 38 Fı kombinasyonu kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, anaç çaplarının 14.5 mm-19.8 mm, erkenci verimin 5.93-8.89 kg/m2, bitki başına düşen meyve sayısının 21.5-54.5 adet arasında değiştiği saptanmıştır. Aşı kombinasyonlarının verim üzerine etkisi önemli bulunmuş, Hamarat anacı üzerine aşılanan Ayer 38 Fı çeşidi diğer aşı kombinasyonlarına göre daha yüksek toplam verime ulaşmıştır. Kalem çapı, meyve sertliği, salkım arası mesafe, yaprak sayısı, bitki boyu, EC, pH, titre edilebilir asitlik, suda çözülebilir kuru madde miktarı (SÇKM), meyve yüksekliği ve meyve çapı anaç kullanımıyla etkilenmemiştir. Anaç çapı, erkenci verim, toplam verim, meyve ağırlığı ve toplam meyve sayısı bakımından artış gözlemlenmiştir. Bu çalışmanın sonunda, uygun anaç seçimi ile Ayer 38 Fı domates çeşidinin verimi ve meyve kalitesi üzerine olumlu etki sağlayabileceği, aşılı fide kullanımında anaç-kalem arasındaki uyumun önemli olduğu söylenebilir. Aşılı fide kullanımında uygun anaç-kalem türünün seçilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Farklı sıcaklıklarda gül posası kullanılarak üretilmiş biyokömürün çilek bitkisi gelişimi ve mineral beslenmesine etkisi
Biyokömür ya da biyolojik kömür, organik atıkların oksijensiz ortamda ısıl işleme maruz bırakılarak kömürleştirilmesi sonucu elde edilen üründür. Bu madde, üretiminde kullanılan hammaddeye ve üretim sıcaklığına bağlı olarak farklı özellikler kazanmaktadır. Bu çalışmada biyokömür üretiminde üretim sıcaklığının, elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi be besin elementi alımı üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma saksı denemesi şeklinde gül posası kullanılarak 340, 380, 420, 460 ve 500 derece değerinde üretilen beş farklı biyokömür, 0, 400 ve 800 kg/da olmak üzere 3 farklı doz ve 3 tekerrür olarak yürütülmüştür. Tüm saksılara temel gübreleme yapılmış olup, ekim ile birlikte 100 mg/kg N, 150 mg/kg P2O5, 150 mg/kg K2O verilmiştir. Çiçeklenme başladıktan sonra saksılara 100 mg/kg N uygulaması tekrarlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar biyokömür üretiminde kullanılan sıcaklığın elde edilen biyokömürün çilek bitkisinin gelişimi ve besin elementi alımı üzerine etkili olduğunu göstermiştir. Verim değerleri hem sıcaklık hem de doz uygulamasından olumlu etkilenmiştir. Sonuçlar, denemede seçilen en düşük ve en yüksek sıcaklık olan 340 ve 500 derecenin belirlenen parametreler üzerinde genellikle olumsuz etkide bulunduğunu göstermiş, gül posasından biyokömür üretiminde 380, 420 ve 460 derece sıcaklıkların tercih edilmesinin yararlı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.