Anadolu University
Discipline

İşletme Yönetimi Anabilim Dalı

Anadolu University

1,961

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İşkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişki: Hukukçular ve öğretim elemanları üzerinde bir saha araştırması

Bu çalışmanın temel amacı işkoliklik ile işkolikliğin alt boyutları olan çalışmaya güdülenme, çalışmayabağlılık ve çalışma zevk ile tükenmişlik arasındaki ilişki ile duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma vebireysel başarı ile işkoliklik arasındaki ilişkiyi belirlemektir.Bu amaçla araştırmanın evreni olarak İstanbul Avrupa yakasında çalışan avukatlar ile İstanbulÜniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanları arasında belirlenenevrenden örneklem seçilerek, araştırma da veri toplama yöntemi olarak anket formundan, Spence veRobbins tarafından geliştirilen işkoliklik envanteri ile Maslach tarafından geliştirilen maslachtükenmişlik envanterinden yararlanılarak veriler toplanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde işkoliklik ile tükenmişliğin genel kavramsal çerçevesi açıklanırken ikincibölümünde yöntem kısmına yer verilerekişkoliklik ile tükenmişlik üzere yapılan saha çalışmasıaçıklanırken üçüncü bölümünde bulgular doğrultusunda işkoliklik ile tükenmişlik tartışılarak kaynakçave ekler verilmiştir.Örneklemin demografik değişkenlere göre işkoliklik ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenerek,işkoliklik düzeyindeki artışın tükenmişliği bir bütün olarak artırdığı aynı zamanda tükenmişliğin altboyutu olan duygusal tükenmişliği, duyarsızlaşmayı ve bireysel başarıyı artırdığını ayrıca çalışma zevki,çalışmaya güdülenme ve çalışmaya bağlılık ile tükenmişlik arasında doğrusal bir ilişkinin olduğunu göstermiştir.

AvukatlarBaşarıDuyarsızlaştırma+4
Zekeriya Akyüz
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların motivasyonunu etkileyen faktörler: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa Yakasına bağlı sosyal tesislerde bir uygulama

İşletmeler ve yöneticiler çalışanlardan her zaman en yüksek verimi almak isterler. Çalışanlardan en yüksek verimi elde etmek için de motivasyonlarını her zaman yüksek tutmalıdırlar. Çalışanların motivasyonlarını yüksek tutmak için onların ihtiyaçlarını gidermek, beklentilerini dinlemek, istedikleri çalışma koşullarını sağlamak gerekir.Bu çalışmanın amacı, demografik özelliklerine göre çalışanların motivasyonunu etkileyen faktörleri bulmak ve bu faktörlere göre çalışanların motivasyonunu arttıran faaliyetler yapmaktır. Bu doğrultuda ilk önce motivasyon konusu ile ilgili literatür taraması yapılarak çalışmanın kuramsal kısmı tamamlanmıştır. Daha sonra çalışmanın uygulamalı kısmı yapılmıştır. Uygulamalı kısım İstanbul Büyükşehir Belediyesi Avrupa yakasına bağlı sosyal tesislerinde çalışan personel üzerinde yapılmıştır.Araştırmanın sonuçları incelendiğinde, motivasyon ile motivasyonun ölçeğinin alt boyutları olan beş faktör (yönetim, iş güvencesi, kurumsal, psiko-sosyal, ücret) arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

BelediyelerMotivasyonSosyal tesisler+3
Hamdi Aydın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma yaşamında mobbing ve iş tatmini arasındaki ilişki: Kamu kuruluşunda bir uygulama

Mobbingin varlığı iş hayatıyla beraberinde olmasına rağmen ülkemizde son 20 yıllık bir süreçte hissedilen ve tanımı tam olarak yapılmasa da farklı isimlerle literatürde yer almıştır. Sosyal sorunların artmasıyla ortaya çıkan, rekabetin hayli fazla olduğu işletmelerde kişiler arasındaki kutuplaşmasının ve güç mücadelelerinin artması, çalışanın iş yükü ve stresi seviyelerin yükselmesi, kurumlardaki birden bire yapılan değişiklikler ve yasaların yetersiz kalmasıyla, günlük çatışmaların aksine sürekli ve sistematik tutumlarla örgütün iklimini zedeleyerek çalışanlar üzerinde ruhsal ve psikolojik sorunlarla ortaya çıkan bir sorundur. Globalleşmenin sonucunda ortaya çıkan rekabetin, çalışanlarda ısrarcı bir biçimde baskı yaratarak, onları rahatsız eden, korku salan mobbing olgusu ve buna bağlı olarak iş tatmini azalmasıyla çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. İş tatminin azalmasıyla personel devri ve devamsızlık gibi durumların yönetimler için önemli boyutlara ulaşmakta; toplumun, örgütün ve bireyin sağlık ve refahı için söz konu konularla mücadele etme zorunluluğu önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasında, mobbing ile iş tatmini arasından ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, mobbing tanımı ve uygulamaları açıklanmaktadır. İkinci bölümde iş tatmini tanımı ve içeriği açıklanmaktadır. Üçüncü bölümde ise çalışma yaşamından mobbing ile iş tatmini arasındaki ilişkiye yönelik uygulamadır. Bu amaçla, İstanbul ilinde kamu kuruluşunda faaliyet gösteren hizmet sektöründe 310 çalışana anket uygulanmıştır. Analizlerin sonucunda mobbing ile iş tatmini arasında negatif yönlü güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobbing, ĠĢ Tatmini, Psikolojik ġiddet

Mobbingİş doyumu
Fikret Özalp
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aynı sınıfta eğitim gören 5-7 yaş gurubu 1.sınıf öğrencilerinin ders başarılarının değerlendirilmesi

İnsanın eğitilmesi, en ilkel topluluklardan başlayarak modern toplumlara kadar üzerinde en çok durulan konuların başında gelmektedir. Gelecek nesillerin eğitilmesi tüm toplumların başlıca amacıdır. Günümüzde teknolojinin çok hızlı gelişmesi, bilim alanındaki ilerlemeler eğitimin önemini daha da arttırmıştır. Eğitime daha çok yatırım yapılmaya ve kaynak ayrılmaya başlanmıştır. Bu anlamda eğitim yöntemleri daha çok sorgulanmaya başlanmıştır. Başarısızlığın nedenlerini saptamaya yönelik çalışmalar da hız kazanmıştır. Öğrenci başarısı, eğitim programlarının tek amacı durumundadır. Okul başarısı öğrencinin bulunduğu okul, sınıf ve derse göre belirlenmiş hedeflere ulaşmada göstermiş olduğu ilerlemedir. Öğrencinin başarısı üzerinde etkili olan birçok değişken bulunmaktadır. Bu değişkenler hemen hemen tümüyle fiziksel, psikolojik, sosyal durum ve çevresel koşullarla ilgili olmakta, öğrencinin durumunu, dolayısıyla başarı düzeyini olumlu ya da olumsuz etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, adı geçen değişkenlerin aynı sınıfta okuyan 5 ? 7 yaş grubu üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1- Eğitim 2- Öğretim 3- Ders BaĢarısı 4- Öğrenci BaĢarısı 5- Okul BaĢarısı 6- 5-7 YaĢ Grubu

Akademik başarıBirleştirilmiş sınıflarÖğrenci başarısı+1
Tamer Çelebi
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

5-7 yaş grubundan oluşan 1. sınıftaki öğrencilerin sosyal becerilerinin değerlendirilmesi

Sosyal beceriler bir amaca yönelik davranışlardır. Çocuğun sosyal yönden gelişmesi onun yetişkinlik yıllarındaki sosyal yaşantısını da etkiler. Sosyal yeterlik yetişkinlik döneminde en fazla ihtiyaç duyulan olgulardandır. Sosyal becerileri yeterince gelişmemiş olan kişi, toplumda birlikte yaşadığı diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim kuramaz. Sosyal becerinin eksikliği, çocuklar ve ergenler için önemli bir engel olarak kabul edilmektedir. Özellikle 48?60 ay arası çocukların gelişiminde bu faktör ortaya çıkar. Çocukların ve ergenlerin sosyal beceri zorlukları, sosyal kaçınma, depresyona bağlı düşük motivasyon gibi faktörlerin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kendine güvenen ve rahat çocuklar endişeli çocuklara göre daha popülerdirler. Yetersiz sosyal ve duygusal gelişime ve işleve sahip olanlar ile düşük sosyal beceriye sahip çocuk ve ergenler bu durumlarını yetişkinlikte de sürdürmektedirler. Anahtar Kelimeler: 1-Sosyal Yeterlik 2-Sosyal Beceri 3–48–60 Ay Arası Çocuklar 4-Duygusal GeliĢme 5-Sosyal Kaçınma

Motor becerilerSosyal beceriSosyal beceri eğitimi+1
Murat Taşcı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okulu öğretmenlerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve mesleki sosyal destek düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışma özel eğitim okullarında çalışan öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerine ve mesleki sosyal destek düzeylerine etki eden değişkenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul Avrupa yakasında resmi özel eğitim okullarında görev yapmakta olan 202 öğretmen oluşturmaktadır. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre İstanbul Avrupa yakasında 36 adet özel eğitim okulu bulunmaktadır. Araştırma ile ilgili veriler, birinci bölümünde "Kişisel Bilgi Formu" ikinci bölümde "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve üçüncü bölümde "Öğretmen Mesleki Sosyal Destek Ölçeği" ile toplanmıştır.Araştırma verileri SPSS for Windows 15.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Değişkenlerden normal dağılım gösteren ikili grupların (cinsiyet, medeni durum gibi) karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, normal dağılım gösteren ikiden fazla grup (kıdem gibi) karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Psikolojik dayanıklılık düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Cinsiyet,Medeni Durum,Mezuniyet Alanı ve Yaşlarına göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Mesleki Sosyal Destek düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Çalıştığı Kurum Türüne göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, mesleki sosyal destek, özel eğitim öğretmeni, özel eğitim okulu.

Psikolojik dayanıklılıkSosyal destekÖzel eğitim kurumları+2
Tuncay Uçar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin bilgisayar kullanımına dair tutumları ve öğretimde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeylerini

Bilgisayarın eğitim kurumlarında sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin bilgisayara karşı olumlu bir tutuma sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca gelişen ve değişen dünyada hızla ilerleyen teknolojinin okullara da aynı hızda transferinin sağlanabilmesi için, okul yöneticilerinin teknoloji lideri olup, öğretmenlere teknolojinin okullarda sağlıklı bir şekilde kullanılması adına liderlik ve rehberlik etmelidir. Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan yöneticilerin, bilgisayar öğrenmeye yönelik tutumları ve öğretmenleri bilgisayar kullanmaya yönlendirme düzeylerini incelemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İl Milli Eğitim Müdürülüğü, örneklemini ise Bakırköy, Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçelerinde görev yapan 119 yönetici ve 210 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, okul yöneticilerine bilgisayar tutum ölçeği (Deniz, 2004) ve öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi ölçeği (Sezer, 2011), öğretmenlere; yöneticilerin öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi algısı ölçeği (Sezer, 2011) ile anketler kullanılmıştır..Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri T-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında okul yöneticilerinin tutumları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Okul yöneticileri kendilerini, teknolojiyi öğrenim ortamında kullanmaya yönlendirme düzeyleri bakımından, öğretmenlere oranla kendilerini çok daha yüksek düzeyde görmüşlerdir. Yöneticilerin mesleki kıdemi artıkça bilgisayar kullanımına yönelik yönlendirme düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bilgisayar kursuna giden yöneticiler, gitmeyenlere nazaran kendilerini bilgisayarı öğrenim ortamında kullandırma konusunda daha etkin görmüşlerdir, bilgisayar kursuna giden öğretmenlerin algısı da bu yöndedir. Anahtar Sözcükler: 1. Okul Yöneticileri, 2. Bilgisayar Kaygısı, 3. Bilgisayara Yönelik Tutum, 4. Liderlik, 5. Yönlendirme

Bilgisayar kullanımıBireysel yönlendirmeOkul yöneticileri+3
Mahmut Turan Ektiren
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Corporate social resposibility and financial performance in developing economy: The Nigeria banking sector experience

The concept of corporate social responsibility is an emerging management philosophy which describes how corporations adopt social factors to their commercial operations without jeopardizing the interest of its investors and other stakeholders. It is based on this premises that the researcher seek to review and evaluate the contributions and effects of CSR in the modern day business performance especially from the developing economies perspectives, which has limited researches and literatures due to the fact that most writers believed the concept is more prominent with the west and developed economies. The concept of CSR in management emanated from the need to address corporate governance, corporate sustainability, corporate citizenship and also ensure smooth communication and relationships amongst its stakeholders. To some scholars CSR is just one aspect of marketing management which addresses how the corporation relates to its public called public relations in a bid to satisfy the stakeholders of the organization which includes the customers, the NGOs, and the host community. The case of Nigeria in this thesis is of important on CSR perspective in Africa because Nigeria is the most populous nation in Africa and with the biggest market. Also, banking sector is an important sector which oil the wheel of the economy because Nigeria and most African Nations are import base economy with limited productive activities. The study then focus on how the incorporations of CSR concept into the policy thrust of bank in Nigeria affects their profitability using Return on Asset, Return on Equity and Profit after Tax as dependent variables, while the CSR engagement of the bank taking from the stakeholders perspectives are use as the independent variables. Key Words: Corporate Social Responsibility, Developing Economies, Return on Asset, Return on Equity, Profitability, Stakeholders, Corporate Citizenship, Corporate sustainability

Banking sectorBanksFinancial performance+4
Temıtayo Abıodun Akındoyın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Elektronik ticarette ikna edici reklam

Persuasive Advertising in e-commerce, is the subject of this research which tried to test and understand it to push customer forward with advertising in cyberspace to purchasing. In this century, competition among big companies is so high and they follow policies to provoke customer to buy only their products. This policies may not be successful, unless in cyberspace advertising is not used as an instrument for persuading customers to buy since this century is century of information communication technology (ICT). All companies and people deal with internet. In this situation, no company would neglect this reality. All companies must recognize and pay attention for implementation of these instruments to raise their electronic trade volume. Internet offers much more opportunities for advertising than classical advertising styles. Nowadays with diminish the size of gadget like cell phone and popularity of social network, any companies must be optimistic about it. The existing marketing literature suggests that persuasive advertising elicits counteractions from competing manufacturers and consequently leads to wasteful cancellation of the advertising effects. Thus, persuasive advertising is widely perceived to be combative in nature. We reach these questions that, is it reasonable to believe that informational advertising is acceptable, however, that persuasive advertising is not acceptable in Iran. In this research, the main aim is to find our main factors of persuasion in advertising for electronic trading like, location, type, addresses, message, temptation and diversity of online advertising. All these factors, has positive effect on advertising and persuasion of in general. However, in this research, field analysis has been made to measure the effects of these persuasive advertising factors on the purchasing decision of the people who are active users of internet and electronic trade web sites in Iran. Although, there is large literature on advertising and the relationship between the advertising and electronic trade, this study will be the first studying the relationship between the main determinants of persuasive advertising and its effect on electronic trade Mainly, at the end of the research made, this result showed that all of these factors has positive effect of advertising persuasion and customer satisfied them to purchase in Iran as well as the countries around the world. Keywords:, e-commerce, internet advertising , persuasive advertising in ecommerce, advertising, online advertising, Iran

Electronic commerceAdvertisementsPersuasion+2
Ehsan Nezafati
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of taxation in Afghanistan in comparison to Turkey

Tax is an effective way for influencing the behaviours of buyers. This is both an advantage, on account of utilizing Taxes to discourage, or encourage to support the utilization of some goods, additionally a disadvantage as a consequence of the negative motivation impacts that redistributive taxes creates. The support for Tax may be absolutely powerful, when taxation is welfare making strides. Anyway, when the support for tax strategy is in light of contemplation of correspondence countries, the optimal of such tax gets to be more an issue of qualities. It is a also well-established fact that the government bureaucracy in many developing countries is large, difficult to understand, non-transparent and time-conamounting, Afghanistan is also among those countries which experiments a huge bureaucracy, especially in collecting taxes however, procedures sometimes have little to do with how firms or individuals actually go about when dealing with the government bureaucracy. Also a comparison between two countries at different stages of development is always a difficult task. Indeed, drawing lessons from one country does not mean a simple application of procedures that have proved to be successful in a foreign land. In fact, taxation may play the central role in building and sustaining the power of states, and shaping their ties to society. However, is not to claim that taxation is an unambiguously and universally positive activity; much depends on the way in which states and the societies either achieve or fail to negotiate revenue generation. There are only a very limited number of instruments at a government's disposal when it tries to stimulate long-run growth, and one of these instruments is tax system. That is why it's very important to analyze the way in which taxation influence economic growth. This problem is especially vital for the countries suffering very low growth (Afghanistan is among them). Unfortunately, there was no significant change in Afghanistan tax system during past 30 years but the present system needs changing badly, because it lacks both economic efficiency and social equity. Keywords: Taxation, Afghanistan Taxation Policy,Turkey Taxation Policy,Income and Expense Evaulation,GDP and Tax effection in Income.

AfghanistanIncomesFiscal policies+3
Walid Ahmad Salehzada
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin problemli internet kullanım davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Çağımızda gelişen teknoloji insanların ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bilgisayar, cep telefonu ve internet sosyal etkileşimde dünya çapında bir çığır açmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını giderirken, bilinçsiz kullanımlar neticesinde olumsuzluklara yol açabilmektedir. Genç yaşta problemli internet kullanımı insanların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Aşırı ve kontrolsüz kullanımlar sonucu bireyin kendi ve çevresi ile alakalı yaşadığı sorunlar yaşam doyumunu da etkilemektedir. Bu araştırmada, ergenlerdeki problemli internet kullanımı davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Temel olarak araştırma nicel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak Ceyhan, E., Ceyhan, A.A. & Gürcan, A.'nın , (2007) geliştirdiği ''PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin'in (1985) Yaşa Doyum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde Güngören ilçesinde ortaöğretimde okuyan 294 öğrencidir. İzzet Ünver Lisesi ve Sultan Alpaslan Anadolu İmam Hatip Lisesi ortaöğretim okullarına devam eden birinci(9), ikinci (10), üçüncü (11) ve dördüncü (12) sınıfta okuyan öğrencilerle, Kişisel Bilgi Formu, PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Yaşa Doyum Ölçeği aracılığla veriler elde edilmiştir. Araştırmada, veriler Spss 17 istatistik programı kullanılarak korelasyon, t-testi, F-testi, ANOVA ve TUKEY testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, internet kullanım süresi ve okuduğu sınıf arttıkça problemli internet kullanımının arttığı, sosyo-ekonomik düzeyleri yüksek öğrencilerin, evde internet kullanan öğrencilerin ve kardeş sayısı az olan öğrencilerin yaşam doyumlarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Problemli internet kullanımı ve yaşam doyumu ile ilgili okullarda öğrencilerin benlik saygılarını olumlu ya da olumsuz etkileyen deneysel araştırmalar yapılması sağlanmalıdır. Okul rehber öğretmeni öğrencilerin kişilik özelliklerinin, ana baba tutumlarının, sosyal çevrelerinin yaşam doyumlarını etkilemesi nedeniyle belirli periyodlarla çalışmalar yaparak öğrencilerin yaşamlarıyla ilgili riski en az düzeye düşürmede fayda sağlamaları önerilebilir. Yaşam doyumunun yapıcı ve destekleyici yaklaşımla, rehberlik etkinlik ve oturumlarının düzenlenmesi fayda sağlayabilir. NAHTAR SÖZCÜKLER: Problemli internet kullanımı, Ergen, Yaşam doyumu, İnternet Kullanımı.

BilinçdışıErgenlerErgenler+6
Muhammet Çınar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından analizi

İletişim ve ulaşım olanaklarının gelişmesi ile ana akım medyanın halk kitlelerine erişimi kolaylaşmıştır. Erişimin kolaylaşması kamuoyu üzerinde kabul edilebilir bir etkinin oluşmasını sağlamıştır. Medya, bu etki alanı içinde eğitim ile ilgili kamuoyu üzerindeki etkisini önemli ölçüde artırmıştır. Ayrıca insanların eğitim konularında müracaat ettiği bir kaynak olarak da karşımıza çıkmaktadır. Toplumun tamamını ilgilendiren eğitim konusun¬da, gazete, televizyon ve internet medyasında birçok haber yer almaktadır. Gaze¬teler, eğitim ile ilgili özel sayfalar ayırmakta, bün¬yelerinde sadece eğitim konusunda yazan köşe ya¬zarları bulundurmakta ve eğitim ile ilgili ek yayınlar çıkarmaktadırlar. Aynı şekilde televizyon yayıncılığı da biçim değiştirerek, gerek program açısından, gerek habercilik açısından sınırlarını oldukça genişletmiştir. Bu geniş çerçevenin temelinde söylem seçkinleri de yer almaktadır. Bu çalışma eğitim haberlerinde yer alan söylem seçkinlerinin analizi şeklinde gerçekleştirilmiştir. "Ana akım medyada yer alan eğitim haberlerinin söylem seçkinleri açısından incelenmesi" konulu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm eğitim medya ilişkisi, medya, ana akım medya ve eğitim-haber ilişkisi, söylem ve söylem seçkinleri tanımlamaları yapılmış, medya içindeki rolü ve toplumsal etkileri belirlenmiştir. İkinci bölümde, ana akım medya kapsamında 3 ulusal gazete çevrimiçi sitelerinde, içinde söylem seçkini bulunan ve bulunmayan eğitim haberleri 2 ay süreyle takip edilmiştir. İçinde söylem seçkini bulunan haberler incelenerek toplum ve birey üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde eğitim haberlerinde kullanılan söylem seçkinlerinin analizinden elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bulgular üzerinden yapılan yorumlarda ise söylem seçkinlerinin söylemlerinin toplum ve birey üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Sadece söylem seçkinlerinin belli dönemlerde sınav, okul tercihleri, öğrenci gibi öne çıkan konularda bilgi vermek amacıyla haber içinde kullanıldıkları görülmüştür. Dördüncü bölüm sonuç ve öneriler bölümüdür. Bu bölümde söylem seçkinlerinin ve söylemlerinin analizinden elde edilen bulgulara dayanan sonuçlar bulunmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda söylem seçkinlerinin kullandığı söylemler üzerine öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Söylem Seçkinleri, Söylem, Ana Akım Medya, Haber, Eğitim

Anaakım eğitim ekonomisiEğitimEğitim+7
Yasemin Yılmaz
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatminine etkisi

Araştırmanın amacı, Esenyurt ilçesinde random (rastgele) seçilen okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgüt kültürüne yönelik algılarını belirlemek, iş yaşamlarından tatmin olma derecelerini ve bu algılarla tatmin seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmektir. Örgüt; belirli bir amaç için bir araya gelen kişilerin oluşturduğu, görev hiyerarşisi ve dağılımı gözetilerek oluşturulan birliktir. İnsanoğlu yapısı gereği, yalnız olmak yerine her zaman bir örgüte dahil olma ihtiyacı hissetmiştir. Bu sayede ait olma, sorunlara birlikte çözüm bulma ve sosyalleşme ihtiyaçlarını gidermiş, hayatından duyduğu memnunluk düzeyinin artmasını sağlamıştır. Böylece karşımıza tatmin olma durumu ve bu durumun derecesi ortaya çıkmıştır. Globalleşen dünya ve iş yaşamının insan hayatında büyük bir yer kaplamasıyla beraber örgüt kavramı sınırlarını biraz daha genişletmiştir. Böylece kültürleri, kişilikleri olan ve yaşayan yapılara dönüşmüşlerdir. Bu yaşayan yapılar sosyal bir varlık olan insanın eğitiminde çok önemli bir yer kaplayan okullarda da kendini göstermektedir. Bu araştırmada bir eğitim örgütü olan ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerin iş tatmine etkisi incelenmiş ve çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın Amacı Bu araştırmada ortaokullarda örgüt kültürünün yönetici ve öğretmenlerinin iş tatmine etkisi incelenmiştir. Araştırmada örgüt kültürü ve iş tatmini kavramlarının mahiyeti, sınıflandırılması farklı boyutlarıyla ele alınması, aralarındaki ilişkinin tespiti önem taşımaktadır. Araştırmanın amacı; ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin kurumlarındaki okul kültürünü tespit etmek, örgüt içi iletişimlerini ve iş tatmin düzeylerini ortaya koymak, okul kültürüne ve iş tatmin düzeylerine ilişkin sosyo- demografik özelliklerine göre anlamlı bir farkın olup olmadığını belirlemek, ele alınan konularla ilgili olan sorunları ortaya çıkarıp, bu sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. 1.3. Alt Problemler Araştırmanın alt problemleri toplamda 15 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden yola çıkılarak araştırmanın alt problemleri oluşturulmuştur. Evren ve Örneklem Çalışma evreni İstanbul ilinde görev yapan ortaokul eğitim yöneticileri ve öğretmenleridir. Örneklem ise İstanbul ili Esenyurt ilçesinden random (rastgele) örnekleme yoluyla seçilmiş 6 ortaokulu kapsamaktadır. Verilerin Toplanması Bu çalışmanın kavramsal çerçevesi yerli ve yabancı kaynaklardan elde edilen literatür taraması ile oluşturulmuştur. Verileri elde etmek için bir adet demografik bilgi formu, bir adet Okul Kültürü Ölçeği ve bir adet Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Demografik bilgi formu 6 sorudan oluşmaktadır.(EK-I) Bu sorular; mesleki unvan, cinsiyet, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi, mezuniyet düzeyi ile ilgili sorulardır. Diğer ölçekler ise Okul Kültürü Anketi (EK-II) ve Minnesota İş Doyum Ölçeğidir.(EK-III) Okul Kültürü Anketi 22 sorudan oluşmaktadır. Minnesota İş Doyum Ölçeği ise 20 sorudan oluşmaktadır.1-2-3-4-7-8-9-10-11-15-16-20. maddeler içsel iş tatmin düzeyini, 5-6-12-13-14-17-18-19. maddeler ise dışsal iş tatminini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bulgular Araştırma örnekleminde yer alan 136 yönetici ve öğretmenden 9 (%6,6)‟u yönetici, 127 (%93,4)‟si öğretmendir. Bu yönetici ve öğretmenlerin 85 (%62,5)‟i kadın, 51 (37,5)‟i erkektir. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin 77 (%56,6)‟si 21-29 yaş aralığında, 49 (%36)‟u 30-39 yaş aralığında, 8 (%5,9)‟i 40-49 yaş aralığında, 2 (% 1,5)‟si 50 yaş ve üzerindedir. Örneklem grubundaki yönetici ve öğretmenlerin meslekteki hizmet süresini incelediğimizde 17 (%12,5)‟sinin 1 yıldan az, 67 (% 49,3)‟sinin 1-5 yıl, 31 (%22,8)‟inin 6-10 yıl, 14 (%10,3)‟ünün 11-15 yıl, 7 (% 5,1)‟sinin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin şu an görev yaptığı okuldaki hizmet süresini incelediğimizde 37 (%27,2)‟sinin 1 yıldan az, 90 (%66,2)‟ının 1-5 yıl, 6 (%4,4)‟sının 6-10 yıl, 2 (%1,5)‟sinin 11-15 yıl, 1 (%0,7)‟inin 16 yıl ve üzeri hizmet süresine sahip olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanların mesleki unvan, yaş, meslekteki hizmet süresi, görev yapılan okuldaki hizmet süresi ve mezuniyet düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Cinsiyet değişkenine göre ise anlamlı bir fark bulunmuştur (t=2,51; p <, 0,5). Bununla birlikte yönetici ve öğretmenlerin okul kültürü anketinden aldıkları puanlarla , iş tatmin ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla Pearson analizi uygulanmış ve bu analiz sonucunda değişkenler arasındaki ilişki negatif yönde anlamlı çıkmıştır (r = -,393 ; p< ,05). Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgüt kültürü, iş tatmini.

Okul kültürüOkul yöneticileriOrtaokul öğretmenleri+4
Duygu Gürsel
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda çalışan öğretmenlerin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokullarda çalışan öğretmenlerinin sınıf yönetim beceri düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla bu araştırmanın verileri; 2015–2016 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Eyüp ve Gaziosmanpaşa İlçelerinde bulunan ortaokullarda çalışan öğretmenlerden basit tesadüfi örneklem yoluyla her okuldan 1-10 arası öğretmen belirlenerek toplam 300 öğretmene uygulanan Kişisel Bilgi Formu ve Sınıf Yönetim Beceri Ölçeği (Çulha, 2014) uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS 20.0 paket programında tamamlayıcı istatistik, Varyans Analizi (Anova) ve t testi teknikleriyle analiz edilmiş anlamlılık p<,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Yapılan istatistik analizler sonucunda; öğretmenlerin toplam ölçek ile gelişme ve genel etkinlikler alt boyutunda yüksek düzeyde sınıf yönetim becerisine, giriş, sonuç alt boyutlarında ise ortalama üstü sınıf yönetimi becerisine sahip oldukları, cinsiyet değişkenine göre grupların toplam ölçek ile giriş, gelişme ve sonuç etkinlikleri alt boyutlarında anlamlı farklılık ve kıdem değişkenine göre grupların giriş ve sonuç etkinliklerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Diğer parametreler ve değişkenler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf Yönetimi, Yönetim Becerileri,

Ortaokul öğretmenleriOrtaokullarSınıf yönetimi+2
Selahittin Özdemir
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Photography's role on a fashion brand's marketing on an online platform

In this era of marketing, a substantial amount of it has migrated to online platforms. Customers these days don't have the luxury of time and actually going to a physical store to shop, so a lot of them have become dependent and addicted to online shopping. When people shop online, they mostly come across pictures of products displayed to them on the websites and they mostly have to depend on their "sense of sight" to make a consumer preference about a particular product. This research is concentrated upon a clothing line's online shopping, and two variables have been selected to analyze the results; pictures of the clothes and model in the pictures of clothes. The aim of the study will determine whether these variables affect buying behaviors of customers or not. To measure these variables, some demographic variances were considered like gender, age, income and profession. The purpose of this study has been investigates through an articulated questionnaire. The sample size was 266 respondents and the collected data was analyzed over SPSS program.

Electronic marketingElectronic commercePhotography+7
Mashal Hasan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm pazarlamasında çevrimiçi sitelerindeki müşteri yorumları ve puanlama sisteminin otel satış fiyat tercihlerine etkisi

Son yıllarda, internetin gelişmesi ile birlikte turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler bu gelişmeyi değerlendirerek internet üzerinde hizmet veren çevrimiçi rezervasyon siteleri kurmuşlardır. Bu sayede yerel konaklama işletmeleri, uluslararası otel zincirleri ile rekabet etme fırsatı elde etmiştir. Ama konaklama işletmelerinin bu rekabet ortamında turizm müşterilerine ulaşmaları için, rakiplerinden bir adım önde olmaları zorunlu hale gelmiştir. Bu sebeple, çevrimiçi rezervasyon sitelerinde, konaklama işletmeleri ürünlerini pazarlamalarında satış fiyatının uygun olması yanı sıra, sitedeki puanlama sistemi ve önceden aynı konaklama işletmesinde konaklamış müşterilerin çevrimiçi sitelerde, otel hakkındaki yorum paylaşımları, yani müşteri yorumları da diğer turizm müşterilerinin kararlarını etkilemekte büyük etken oluşturmuştur. Tez araştırmamız kapsamında ise literatür aşaması iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde turizm kavramı, turizmin gelişimi, turizm pazarlaması kavramı araştırılmıştır. İkinci bölümde internet kavramı ve gelişimi, internet pazarlaması, e-ticaret ve e-turizm kavramları, gelişimleri incelenmiş ve bunun sonucunda turizm pazarlamasında çevrimiçi rezervasyon sitelerinin gelişimi, konaklama işletmeleri için avantajları açıklanmıştır. Tez araştırmasının analiz kısmında yapılan anket çalışması sonucunda, çevrimiçi rezervasyon sitelerindeki müşteri yorumları ve puanlama sisteminin otel satış fiyat tercihlerine nasıl bir etkisi olduğu analizi yapılarak, sonuç kısmında yorumlanmıştır.

Elektronik pazarlamaFiyatMüşteriler+7
Onur Tunçalp
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of conventional and Islamic banking in the context of crisis and its perspectives in morocco

The financial crisis of 2007-2008, which we faced, represented one of the worst crises that the world has known since 1929. Triggered in 2008 by what we all know as the subprime crisis, the latter has spread to the whole world thanks to a domino effect reinforced by the globalization of finance and the opening up of financial markets. Nevertheless, despite the relentless efforts of states to cope with this crisis and save the world from a collapse, the situation has not been saved to date, which has put the spotlight on one of the most the effectiveness of the capitalist system. Indeed, this situation that we experienced has highlighted the failure of the financial system and its foundations, forcing many researchers to ask questions about what could make the situation and save an economy from collapse. As a solution to this crisis, several analysts have seen in Islamic finance a solution to this crisis, by its different principles that do not advocate the current practices of modern finance namely speculation and the application of interest. Thanks to this, its growth is estimated to be twice as fast as that of conventional finance. To this end, and in order to understand to what extent Islamic finance can be a solution to this crisis, we will first try to present the fundamentals of Islamic finance and then try to see if this system can be an alternative solution to the current system and a solution to crisis. Finally we conclude this research with an empirical study including Moroccans who contracted a loan of not, to analyze measure the perception of Moroccans related to this system concerning the offer of alternative products in Morocco.

Economical crisis 2008Interest-free bankingMorocco+4
Yasser Errabtı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın yabancı yatırım potansiyelinin sektörel açıdan incelenmesi

1991 senesinde bağımsızlığını kazanan Azerbaycan ekonomisi günümüzde çok kısa bir zamanda hızla gelişmiştir. Bağımsızlığının ilk yıllarında çok büyük ekonomik krizler yaşayan ve dünyanın yoksul ülkeleri sırasında yer alan Azerbaycan yürüttüğü ekonomik reformlar sayesinde 25 bir süreçde pazar ekonomisine geçişi sağlamış, Karabağ savaşında göçmen durumuna düşen bir milyondan fazla insanın sosyal problemlerini çözmüş, milli gelirini artırmış, ülkedeki altyapı sistemlerinin çoğunu inşa etmiş ve yenilemiş, döviz rezervlerini artırmış ve dünyanın en hızlı gelişen ekonomileri listesine girmeyi başarmıştır. Tüm bu gelişmelerin başında Azerbaycan ekonomisinin gelişimini sağlayan en büyük faktör sahip olduğu zengin petrol ve doğalgaz yatakları, bu yatakların işletilerek dünya piyasasına çıkışının temini için yabancı yatırımın bu sektöre büyük oranda sermaye koyuluşunu öngören ekonomik reformlar olmuştur. Petrol ve doğal gaz sektörüne yapılan yabancı yatırımlar sayesinde kısa zamanda devlet gelirleri artmış ve bu sektörden elde edilen gelirler sayesinde ülkenin başlıca ekonomik sorunları giderilmiştir. 2010-2014 yılları arasında daha da büyük bir hızla büyüyen Azerbaycan ekonomisinin temel göstergesi petrol ve doğal gaz ihracat ve gelirlerinin artması olmuştur. Artan petrol ve doğal gaz gelirleri sayesinde Azerbaycan halkının artan gelirleri ekonominin diğer dallarının da gelişimini sağlamıştır. 2014 yılından başlayarak dünya piyasasında petrol fiyatlarının düşmesiyle Azerbaycan ekonomisi daralmaya başlamış, banka sektöründeki krizler ülke ekonomisin genelini etkilemiş, milli gelirde azalmalar, devalüasyonlar bu krizi daha da tetiklemiştir. Tüm bunlar Azerbaycan ekonomisinin daha çok petrol ve doğal gaz sektöründen gıdalanarak yararlanarak büyüdüğünü ve büyümenin başındaysa bu sektöre yapılan büyük oranda yabancı yatırımların olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Diğer sektörlere yapılan yabancı yatırımların yeteri kadar olmaması, bu sektörlerin ülke ekonomisine katkısının az olmasına ve gelişmemesine sebep olmuştur. 2014 yılından başlayarak petrol gelirlerinin düşmesi dikkati ekonomin diğer sektörlerine yöneltse de bu sektörler yukarıda belirtildiği gibi yeterli seviyede gelişmemesi beklentileri karşılayamamıştır. Bu sektörlerin gelişerek ülke ekonomisine büyük oranda katkı sağlamsı için yapılacak yabancı yatırımların katkısı tezde daha sıkça belirtilmiştir. Yapılan araştırmada Azerbaycan ekonomisin tarihi ve bu günü incelenerek ekonominin bütün sektörlerine yapılan yabancı yatırımlar detaylı bir şekilde ele alınmış, sektördeki ithal ihraç rakamları ve bu sektöre şimdiye kadar yapılan yabancı yatırımlar, bu yatırımların kazanç ve kayıpları ve gelecek perspektifleri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Tezdeki araştırmada ithalat rakamları incelendiği zaman çoğu ürünlerin diğer ülkelerden ithal edildiği ve bu ürünlerin pazar payının büyük olduğu görülmektedir. İthal edilen ürünlerin başında gelen gıda ve tarım ürünlerinin birçoğunun Azerbaycan 'da üretiminin mümkün olduğu ve bu üretim için her türlü doğal şartların mevcut olduğu araştırılmış, yabancı yatırım açısından avantaj ve dezavantajları hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İthal olunan sanayi ürünlerinin de birçoğu için Azerbaycan 'da hammadde varlığı, bu ürünlere Azerbaycan 'da büyük xviii talep olduğu ve bu ürünlerin üretiminin yabancı yatırımcılar açısından perspektifleri öne çıkarılmıştır. Bu çalışmada ithalat rakamlarının yanında Azerbaycan ürünlerinin ihracat verileri de incelenmiş ve ihracatın birçok sektörde bir önceki yıla oranla daha da arttığı görülmüştür. Yabancı yatırım yapılan her hangi bir sektörde ülkenin iç pazarının yanında yabancı pazarlara ihracat imkanları ayrıca incelenmiş ve ihracat için en uygun sektörlere yabancı yatırım yapılmasının mantıklı olduğu fikri vurgulanmıştır. Tezde Azerbaycan ekonomisinin bu günü, halkın gelirleri, ülkeye gelen yabancı vatandaşların sayısı incelenerek gerekli sektörlerin talebi karşılayıp karşılayamadığı, yabancı yatırım açısından uygun olup olmadığı da araştırılmıştır. Son olarak 2017 yılında Azerbaycan ekonomisindeki her bir sektöre yapılan tüm büyük yatırımların listesi yer almıştır. Yer alan bu sektörler ve yatırımların büyük bir kısmı yabancı yatırımlar için uygun görülen sektörlerdir.

AzerbaycanEkonomik etkiSektörel analiz+1
Altun Yasınlı
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Country risk assessment by applying multi-criteria decision-making methods: A case study ranking countries in the Middle East & North Africa

The Middle East and North Africa (MENA) region has been attracting many foreign investors for decades, but the current geopolitical situation has not shown a welcoming face towards them. Consequences of war, terror, riots and political changes in the region have forced many international companies to reconsider their future plans in the region or withdraw their investments from the region. On the other hand, there are also companies that have faith in the emerging market of the MENA with fewer competitors in the region. It should be hereby emphasized that narrowing down the best possible investment decision or decisions on future cooperation need accurate research on the current situation as well as an analysis and forecast of the upcoming situation in terms of various factors within the country concerned and also the region. The Multi-Criteria Decision Making (MCDM) analysis can help investors to choose the best alternative from a set of relevant criteria. In this research, three well-known MCDM methods, TOPSIS, ELECTRE, and PROMETHEE, were used to rank twenty-three countries based on twenty key indicators. The data required for this study was collected from the accessible databanks comprising the numbers published by the governments within the years 2000-2015. The outcome of these findings provides a set of country rankings for an interested group of decision makers, policy makers, stakeholders, researchers and other involved parties who are interested in the Middle East and North Africa region which is constantly on the move in the so-called Arab Spring or post-Arab Spring environment.

ELECTRE methodNorth Africa countryMiddle eastern countries+6
Ahmad Mohammadı Dehcheshmeh
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of warehouse relocation on the supply chain department

The increase of imports and exports started in 2005 with a small decrease in 2009 and 2015. Since 2017, Turkey's foreign trade has risen again. Changes in the foreign trade environment have led to significant attention being focused on the logistics activities of global companies. Turkey's transportation and logistics sector is one of the fastest growing since 2002, with an average of 20% annual growth. Global operating companies have seen positive impacts over the last few years from foreign trade growth. In order to meet these positive impacts of growing trade, is it important that companies criticise and analyse all logistics activities and their warehouses. Businesses have also been investing in order to increase their warehousing quality. Since the supply chain is often called the beating heart of a company, this study attempts to find all effects of a warehouse relocation. The aim of this study is to analyse and gain specific information about warehouse management, relocation decisions, relocation processes, and all the related impacts on a company. In order to cover all these aims, the following research question was formulated: What are the impacts of relocating a warehouse for the supply chain department? This research question is answered with the help of a literature review and qualitative research. In depth interviews with the method of phenomenology were used to understand experiences of a focus group, with samples that contributed recently to a warehouse relocation. Based on research results, it can be concluded that relocation affects not only the supply chain department but the whole company. There are positive and negative impacts of relocating a warehouse. The positive impacts of relocation are fulfilling company expectations, redesigning the warehouse, an increase in employee confidence, improved policies and procedures, and financial benefits. The negative effects of relocation are the shutdown, time costs, communication, and financial impacts. This study also concludes that cohesion between warehouse and supply chain is needed to maximize the relocation process and that communication before and after relocation is not the same, as more meetings are necessary beforehand. Further, it can be concluded that common reasons for moving include growth and an increase in capacity or the end of a contract, and that a relocation process should proceed in phases. Finally, the most important disadvantage of relocation is extra effort and workforce, and the most important benefit is that relocation could lead to the realization of all expectations of the warehouse from a company. Based on this study, the following recommendations are given: (1) prepare a detailed plan that covers each step in the whole process; (2) do research for risk scenarios, in order to understand what could go wrong during the moving process; (3) motivate all employees who are going to realize the relocation, because their support makes the relocation process smoother; and (4) realize all the desired changes with the relocation, which could range from system changes to storage criteria. Keywords: Warehouse, supply chain, relocation impact, relocation process, logistics.

Warehouse management systemWarehouse managementStorage areas+4
Nagahan Salcıoğlu
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ve Türkiye muhasebe sistemleri hesap planları karşılaştırılması

Muhasebenin temel görevi işletme içi ve işletme dışı kişi ve kuruluşlara bilgi üretmektir. Üretilen bilgileri doğru analiz ederek kullanan işletmeler başarılı olmaktadır. Günümüzde, artan teknolojik imkanlar ve ülkeler arasındaki sınırların ortadan kalkmasıyla işletmeler teknoloji, küreselleşme, artan rekabet şartları gibi konularda sürekli değişmektedir. Söz konusu durum farkı ülke ve kuruluşların muhasebe bilgilerini herkes tarafından anlaşılan bir "dil"de, yani benzer standartta hazırlanmak zorunda bırakmıştır. Artık, bir çok ülke Uluslararası Muhasebe Standartları bazında kendi standartlarını hazırlamıştır. Bu çalışmada Azerbaycan ve Türkiye hesap planları incelenerek benzer ve farklı yönleri karşılaştırılacaktır.

AzerbaycanHesap planlarıKarşılaştırmalı analiz+5
Khasay Mansurov
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kriz sürecindeki işletme çalışanlarının işten ayrılma sürecini ve iş doyumunu belirleyen faktörler üzerine bir araştırma

Çalışmada öncelikle kriz kavramı, türleri, kaynakları, oluşum safhaları ve yönetimi hakkında bilgiler verilmiş; daha sonra yöneticilerin tutum ve davranışlarının çalışanlar üzerinde ki işten ayrılma, iş doyumu, içsel ve dışsal doyumu etkisi üzerine incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmayı yapabilmek için Minnesota doyum ölçeği, perakende ve toptancı sektöründe yer alan 47 firmanın 142 çalışanına uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, bu işletmelerde krizden etkilenme düzeyine bağlı olarak; oluşan krizlerde verilen tepkilerin ve yöneticilerin davranışlarının, çalışanlar üzerinde büyük bir etkisi olduğuna, şirket politikası olarak belirlenen kriz savunma planlarının güvenilirliğine ve kriz sonrası işten ayrılma, iş doyumu ve içsel- dışsal doyum arasında olan bağın uygulanacak kararlarda önemli bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik krizKrizPersonel doyumu+4
Bilal Ferhat Beşgül
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Comparison of financial performance of participation and conventional banks using multicriteria methods: Case study in Turkey

The participation Bank is the one dealing with Islamic banking system, while the conventional bank deals with the interest in its loan which falls under the rule of usury that is a sin in Islam. Nowadays Islamic banking system is considered as the alternative to the conventional banking system, that's why, it's important to compare the financial performances of conventional and participation banks. This study aims to compare the performance of participation banks represented by 3 Islamic banks with the performance of conventional banks represented by 6 conventional banks in Turkey through ranking each bank alone using multi criteria data analysis using MAUT and TOPSIS methods, which depend on some financial ratios were collected from the annual financial reports, for the period of 5 years during 2011 to 2015; To rank the years from best year to worst year of each bank according to their performance; first the most common five financial ratios are calculated for each banks during 5 years, then applying the MAUT and TOPSIS methods to those indicators. In other words, regarding each bank's five ratios, years were ranked from best to worst using TOPSIS and MAUT methods taking account of equally weighted. In this research, the calculation of each method has been done with two approaches; the first approach is by calculating with each bank alone, while the second approach is by calculating with all banks together. The result of using MAUT method equally distributed weights with considering each bank alone approach shows that the best performance for Islamic banks is 2011, while the years of best performance for conventional banks are 2011 and 2012. According to the results of using MAUT method with considering all banks together approach shows that the best year for Islamic banks is 2013, while the best years for Conventional banks are 2011 and 2012. On the other hand, the result of using TOPSIS method equally distributed weights with considering each bank alone approach shows that the best performance for Islamic banks is 2011, while the years of best performance for conventional banks are 2011 and 2014. According to the results of using TOPSIS method with considering all banks together approach shows that the best year for Islamic banks is 2011, while the best years for Conventional banks are 2011 and 2012. In the MAUT and TOPSIS methods with two approaches, the result of best year of Islamic bank is 2011 but only in MAUT method with all banks together approach, the best year is 2013. However, the Conventional banks have the same best years which are 2011 and 2012 but only in TOPSIS method with each bank alone approach, instead of 2012 the best year is 2014. The final findings of this research use MAUT and TOPSIS methods with each bank approach and all banks together approach. The result showed the best performance of all selected Turkish banks occurred in 2011 for Islamic banks, 2011 and 2012 for Conventional banks, and it is not highly affected by the method is used; it might have different findings using a higher number of banks, a different period, or applying other methods. For future work, it can be considered more number of banks, different country, a wide period of time, or using another method. Keywords: Participation banks, Conventional banks, Financial Ratios, Turkish banks, Multi criteria decision, MAUT method, TOPSIS method.

BanksFinancial performanceParticipation banking+7
Tareq Imad Abdulsattar Al-numan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Project management: Investigation on causes of delay in construction projects in Benghazi Municipility-Libya

Benghazi Municipality has a problem in finishing the construction projects in due time which has a negative impact on the success of these projects such as, exceeding the time limit, increasing the cost estimates. These negative effects reflect themselves on the different spheres of life and the whole society in general. It is important to investigate this phenomenon in the period between 2013-2017 through studying the causes behind it. This research aimed to investigate the main causes of delay in the completion of construction projects in Benghazi Municipality in Libya, and to identify the average of time overrun. It also analyzed and ranked the most important causes of delay according to their FI, SI and the importance index II from the point of view of contractors and consultants. The method used for the analysis was mixed method research design (quantitative & qualitative) as a research approach for this research, while the interview tool and case study were selected to collect qualitative data and a questionnaire tool has been designed to collect the quantitative data. The field survey of a questionnaire contained 69 possible causes for the delay categorized into four major groups. The questionnaire was distributed to the sample of the study that included 54 participants, which is at the same time the population. The population included 36 contractors and 18 consultants which represents two main parties in construction projects, and the interview tool was selected to study one case with a project exposed to time and cost overrun. The research showed delay in many construction projects conducted for BM during the period between 2013-2017, where there was a delay in 54 projects out of 104, and this represent 51.9% of the projects. Moreover, the study indicated that the average of time overrun is between (10% and 30%) of the original time of the projects. The study also showed that 41.7% of the respondents believe that the main reason of the delay is the contractor. However, the results concluded that the following are the top five delay causes arranged according to the II: • The delay in paying the financial dues to contractors by the client. • Award project to lowest bid price (the contractor who has the lowest bid). • The delay in due payments to the suppliers by contractor. • Difficulties in financing the project by the contractor. • Dispute with neighbors. Keywords: Frequency Index (FI), Severity Index (SI), Importance Index (II), Benghazi Municipality (BM), causes of delay, construction projects, Libya

MunicipalitiesDelayLibya+3
Zuhır Fathı Jummah Busneına
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Contribution to the economic growth of foreign investment in construction sector: The case of Turkey

By the globalization of the economic activities, the capital movements have increased worldwide. The share that developing countries get from foreign capital flows has been gradually increasing. Now that foreign direct investments (FDI) have a positive effect especially on development, developing countries are in great competition to attract FDI. Foreign direct investments which composing important part of transnational investments has reached to peak of the history. Turkey is getting a vital proportion from world foreign direct investment pastry and also foreign direct investment which comes to Turkey, is essential to finance current deficit and contribute to investment for promoting economic growth. Relationship between economic growth and foreign direct investments has been analyzed according to host country and also foreign capital provide investments which promote economic growth and economic development through raising savings and investments for these countries. Furthermore, foreign direct investments provide technological transfers and accelerate human capital accumulation. The main purpose of this study is to analyze the effect of FDI in construction sector on economic growth of Turkish economy. It was observed that GNP increases, inflation fell and employment increased during the years when the construction sector gained speed in Turkey. Generally, the Turkish construction sector and FDI were reviewed in this thesis, effects of FDI in the construction sector to Turkey's economy is indicated by the statistical analysis. Key words: Foreign direct investment, economic growth, construction sector, Turkish Economy

Sabına Aghayeva
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret yapan firmalarda kur riskinin yönetilmesi

Dış ticaret operasyonları üzerine odaklanmış olan işletmeler açısından ise üzerinde düşünülmesi gereken birçok farklı, kritik unsur söz konusu olmaktadır. Gerek ithalat gerekse de ihracat operasyonlarında yer almış olsun, şirketlerin ortak ve en ciddi sorunlarının başında, kur riskinin yönetilmesi sorunu gelmektedir. Dış ticaret firmaları, sahip oldukları ticari potansiyeli yönetebilmek adına yabancı ülke para birimlerinin dolaşım sürecinde yaşadığı sorunları ve bunların kar-zarar dengesine olan etkilerini gözetmek durumundadırlar. Küçük ölçekli bir finansal değişim, bilhassa da kur değerlerindeki değişimler, şirketlerin ticari operasyonlarını büyük sorunlara sürükleyebilmektedir. Bu tezde, dış ticaret firmalarının döviz kuru riski karşısındaki uygulamaları incelenmekte ve değerlendirilmektedir. Bu inceleme ve değerlendirme açısından da dış ticaret firmalarının kur riskinden korunmalarına dair faaliyetleri bir örnek uygulama ile ortaya konmaktadır. Tezin birinci bölümünde döviz kurları ve kur riski analizi kavramlarına yer verilmektedir. İkinci bölümde kur riskinden korunma yöntemlerine dair çabaların ne şekilde oluştuğuna dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Üçüncü bölümde, spesifik olarak dış ticarette kur riski kavramı üzerine odaklanılmaktadır. Çalışmanın son bölümünde, dış ticaret firmalarının kur riski ile karşı karşıya kalma durumunda türev araçların kullanımı ile kur riskinin nasıl yönetileceği konusu, DESA Deri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi verileri ile incelenmiştir.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru riski+4
Nagihan Erbil
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of capital and labor on productivity on Turkish textile companies

The Turkish textile and clothing industry has contributed to the economic growth of Turkey for years now which has brought a considerable amount of output in business areas and world trade markets. The Turkish Textile companies played an important role in exportation, job availability and technological development. Due to the constant remark in the progressive industrial performance of the Turkish textiles and apparel industries which have improved daily life of people in the society. Hence the present study aims to analyze the effect of the relationship of labor and capital on the productivity for 8 different Turkish textile firms which covers a duration of 9 years from 2009 to 2017. Again, the 8 textile companies were chosen from Turkish Istanbul Chambers of Commerce 500 Largest companies, thus, gross added value was considered as the output are capital and labor ( number of employees ) as inputs. Capital and labor are the independent variables and gross value addition the dependent variable. The main objective of study applied correlation analysis to ascertain the strength of the relationship between the dependent and independent variables that is the relation between capital, labor and productivity. The regression analysis model analyzed the effect of change of capital and labor on the productivity for the Turkish textile and apparel industries. The findings from the analysis concluded that there is a relationship between capital and labor on productivity and capital and labor have an effect on the productivity for the Turkish textile industries from the peroid of 2009 to 2017 for the study. Keywords: Productivity, Textile industries in Turkey, Ready to wear, Output, Input.

Ready made wear industryReady wear sectorCapital+6
Max Dula Jaff
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbing, örgütsel bağlılık ve iş tatmininin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Bir tekstil firması örneği

Sürekli gelişen teknoloji, büyük bir hızla gerçekleşen küreselleşme sonucu bütün işletmeler yoğun bir rekabet içinde olup, bu yarışta geride kalmamak için kendilerini sürekli geliştirmek, son teknolojileri işletmelerine uygulamak zorundadır. Ancak bu yarışda başarılı olmak isteyen işletmeler öncelikli olarak kurum içinde sağlıklı, iletişimi kurabilen, çalışanlarının iş doyumuna önem veren ve sürekli öğrenen örgüt yapılarını kurmaya özen göstermelidir. 1980'li yıllardan sonra, bir çok araştırmaya konu olan mobbing (yıldırma) kavramı bu noktada önem arz etmektedir. Zira, mobbingin var olduğu örgüt yapılarında sağlıklı iletişimin kurulması, işgörenlerin iş doyumuna ulaşıp örgütsel bağlılıklarının artması söz konusu olmayacaktır. Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; işletmelerin verimliliği işgörenin motivasyon ve örgüte olan bağlılığı ile doğru orantılıdır, işgörenin motivasyon ve örgütsel bağlılığı arttıkça işteki verimi ve iş tatmini artmaktadır. Bu tez çalışmasınd öncelikle mobbing kavramı ele alınmış olup sırası ile örgütsel bağlılık ve iş tatmini konuları irdelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise bir uygulamaya yer verilmiştir; İstanbul'da faaliyet gösteren bir tekstil firmasında rastgele seçilen departmanlardaki işgörenlere dört ayrı ölçek olmak üzere toplam 68 soruluk bir anket uygulanmıştır.Anket uygulanan katılımcı sayısı 215 olup geçerliliği test edilmiş toplam 201 katılımcı ile SPSS for Windows 22.00 ve AMOS22.0 programı kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır, kullanılan ölçeklerle ilgili güvenilirlik analizleri yapılmış ve cronbach's alpha değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca ölçekler arası ve alt boyutlarda oearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada kullanılan 4 adet ölçeğin AMOS programında ise doğrulayıcı faktör analizleri ayrı ayrı gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda; mobbinge uğradığnı düşünen işgörenin işten ayrılma niyeti artmaktadır, işgörenlerin örgütsel bağlılık düzeyi, işten ayrılma niyetlerini etkilediği görülmüştür.

MobbingTekstilTekstil sektörü+4
Ezgi Oylum Aras
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların iş tatminsizlikleri ile presenteizmleri arasındaki ilişki: Bir uygulama çalışması

İş tatminsizliği iş dünyasındaki kritik sorunlardan biridir. Buna göre işletmeler çalışanlarının kişisel tatminsizlikleri ile ilintili olan konuların dışında, iş tatminsizliğine karşı kendileri için bir düzen oluşturmak zorundadırlar. Onların düzenleri, iş için başarı ve tatmin duygusu sağlayabilecektir. Fakat iş tatminsizliği birçok farklı şekilde ortaya çıkabilmektedir. Hem işletmeler hem de çalışanlar açısından iş tatminsizliği son derece zor olan konulardan biridir. Çünkü iş tatminsizliği tek başına bir sorun değildir; başka sorunlara da sebebiyet verebilmektedir. Bu noktada presenteizm kavramı orta çıkmıştır. Çalışanlar, sadece ofislerinde çalışıyor olarak görülmelerine karşın, onların da işletmelerinden beklentileri söz konusu olmaktadır. Daha da önemlisi, karşılanmayan beklentiler işletmelerin performansları açısından birer tehdit oluşturmaktadır. Bu çalışmada, iş tatminsizliği ve presenteizm sorunlarının genel bir çerçevesi söz konusu olmaktadır. Bu nedenle çalışmanın birinci bölümünde iş tatminsizliğinin genel çerçevesi; ikinci bölümde presenteizm kavramının genel hatları ve son bölümde ise İstanbul'da bir sanayi alanında çalışan, farklı demografik özelliklere sahip 103 katılımcı üzerinde uygulanan bir anket yer almaktadır. Bu anket aracılığıyla iş tatminsizliği ile presenteizm arasındaki ilişki ve onun çalışanlar üzerindeki etkisi ele alınmaya çalışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çalışan, iş tatminsizliği, işletme, presenteizm, tatminsizlik,

DoyumsuzlukPresenteeizmÇalışanlar+2
Emre Berkay Okcu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

X ve Y kuşaklarının iş motivasyon dayanakları ve bir alan araştırması

Hızla ilerleyen teknoloji ve de küreselleşmiş olan dünyada değişime ayak uydurmak artık hem bireyler hem de kurum ve kuruluşlar için zorunluluk haline gelmiştir. İşletmlerin rakipleri ile yarışabilmelerinin en önemli yolu, mutlu ve hevesli çalışanlardan geçmektedir. Bu durumda bir işletmenin vizyon ve misyonları arasına alması gereken en önemli unsurlardan biri de çalışan bireylerin motivasyonu ve mutluluğu olmalıdır. Bu çalışmada özellikle 2000'li yıllardan sonra gerek akademide gerek yaşamsal arenanın tüm katmanlarında tartışılan konuların başında gelen kuşak evriminin çalışma hayatındaki motivasyon olgusu ile olan ilişkisi X ve Y Kuşakları açısından incelemektedir. X ve Y Kuşaklarını motive eden motivasyon araçlarını belirlemek ve elde edilen sonuçlardan hareketle X ve Y Kuşağında yer alan çalışanların iş yaşamında performansını yükseltmek için işletme yöneticilerine öneride bulunmaktır. Çalışmada kuşaklar arasındaki demografik faktörler dikkate alınarak motivasyonel fark olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma kapsamında görüşülen katılımcıların 20'si Y kuşağı, 20'si X kuşağında yer almaktadır. Her iki kuşakta da yer alan katılımcılar genel olarak yükseköğrenim durumuna sahip ve profesyonel işlerde çalışmaktadırlar. Çalışma kapsamına alınan ve X ve Y kuşağını temsil eden katılımcıların tamamının öncelikli ihtiyaçları sosyal ihtiyaçlar ve ikinci dereceden önemli olan ihtiyaçları ise fizyolojik ihtiyaçlar olsa da motivasyon dayanklarında farklılıklar bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: X Kuşağı, Y Kuşağı, Motivasyon, İş Motivasyonu

KuşaklarMotivasyonSüreç yönetimi+4
Tülay Bozkurt Tuna
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin dönüşümcü liderlik özellikleri ile aile şirketlerinin kurumsallaşması arasındaki ilişki

Dönüşümcü liderlik, tartışılan ve araştırılan bir konuların başında gelmektedir. Literatürde birçok liderlik tipi belirlenmiş, olumlu ve olumsuz yönleri açıklanmıştır. Başarılı yönetim ve etkili bir idarenin geliştirilebilmesi açısından en uygun liderlik stilini benimsemek, işletmelerin geleceğini ciddi ölçüde belirlemektedir. Aile şirketlerinde liderlik ve kurumsallaşma kavramları farklılık göstermektedir. Çünkü aile şirketlerinde yönetimde aile bireylerinin bulunması şirketi birçok açıdan farklılaştırmaktadır. Aile şirketlerinin idaresinde kurumsallaşma hayati bir önem taşımaktadır. Bunun nedeni ise aile şirketlerinin yapısı gereği kurumsallaşma problemi yaşamasıdır. Aile şirketlerinin kalıcılığını etkileyen kurumsallaşma faktörü işletme içinde kurulması gerekli olan sistemi belirlemektedir. Bu tezde liderlik, aile şirketleri ve kurumsallaşma konularına değinilmiş ve aile şirketlerinde liderlik ve aile şirketlerin kurumsallaşma konuları incelenmiştir. Aile şirketlerinin kalıcılıklarının ve başarılarının hangi koşullara göre değişim gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Dönüşümcü liderlik, aile şirketleri, kurumsallaşma, yönetim.

Aile şirketleriDönüşümcü liderlikKurumsallaşma+3
Hülya Oruç
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Satınalma operasyonlarının lojistik yönetimi bağlamında incelenmesi ve lojistik bölümleri yöneticilerinin derinlemesine mülakat yöntemi ile görüşlerinin araştırılması

Satınalma, işletmeler açısından önemli fonksiyon ve uygulamalardan biridir. Özellikle de işletmelerin ekonomik yapılarını dengelemek adına satınalma da önemli bir faktör olmaktadır. Bu nedenle de işletmeler, satınalma departmanına önemli sorumluluklar vermişlerdir. Aynı zamanda işletme yönetimleri, bu departmanın faaliyetleri ile birlikte, sürece dair tavsiye ve yaklaşımlarını da önemsemektedirler. Birçok işletme için satınalma, bu hâli ile bir zorunluluk arz eden konudur. Fakat konu lojistik sektörü bağlamında değerlendirildiğinde, satınalma ile lojistik faaliyetleri arasında önemli bir iletişimin varlığı görülmektedir. Lojistik sektörü, yıllar içerisinde çok önemli bir gelişim içerisinde olmuştur. Bu nedenle de satınalma hem lojistik sektörü işletmeleri hem de işletmelerin lojistik operasyonları ödemeleri açısından önemli bir unsurdur. Her ne kadar satınalma, hâkim olan faaliyet gibi gözükse de aslında lojistik ile aralarında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Bu çalışmada ulusal ve uluslararası anlamda lojistik faaliyetlerinin satın alma ile olan etkileşimine odaklanılmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde işletmeler için satın alma fonksiyonu; ikinci bölümünde lojistik süreci; üçüncü bölümünde Türkiye'de ve uluslararası alanda lojistik ve son bölümde, sektörde etkin olan dört işletmenin konuya dair yetkili kişileri ile gerçekleştirilen bir mülakat ve değerlendirmeleri bulunmaktadır.

LojistikLojistik sektörüLojistik yönetim+1
Buğra Babacan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisinin araştırılması ve gıda sektörü örneği

Çalışan bağlılığı; işletmelerin entelektüel sermayesi olarak adlandırılan çalışanlarının işletmeye bağlanmasının sağlanmasıdır. Bir çalışanın işletmesine karşı mutluluk duyması ve iş ortamına karşı olumlu duyguları beslemesi oldukça önemlidir. Çalışanlarını motive eden ve onların memnuniyetini sağlayabilen işletmeler başarıya ulaşmada diğer işletmelerden daha üstün hale geçecektir. İş gücü piyasasında yetenekli personelin işletmeye bağlanması oldukça zordur. Çalışanların işletmeye bağlanması için işverenin bazı işveren markası uygulamalarını diğer işverenlerden farklı olarak çalışanına sunması gerekmektedir. Bu bağlamda işveren markası uygulamaları çalışanın etkilenmesini sağlıyor olabilmesi gerekmektedir.Çalışmamızda çalışanlar üzerinde örgüsel bağlılık unsuru ele alınmıştır. Bu çalışmada gıda sektöründe çalışanların işveren markası uygulamalarının insan kaynakları bağlılığına etkisi üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde yer alan bir gıda sektöründe faaliyet gösteren firma evreninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada evreni temsil kabiliyetine sahip 159 örnekleme ulaşılmıştır. Araştırmada işveren markası ve örgütsel bağlılık düzeylerinin ölçülmesi ile birlikte katılımcıların kişisel bilgilerinin tespit edilmesine yönelik demografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma neticesinde katılımcıların demografik bilgilerinin işveren markası uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisinde pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç çerçevesinde işveren markasına yönelik uygulamaların arttırılması neticesinde gıda sektöründe çalışanlarının motivasyon düzeylerinin artacağı tespit edilmiştir.

Gıda sektörüÖrgütsel bağlılıkİnsan kaynakları+2
Özge Kösem
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çok markalı mobil sadakat uygulamalarının kullanımına etki eden faktörlerin tüketici tatmini ve sadakatine etkisi: İstanbul ölçeğinde bir araştırma

Tüketiciye yönelik ürün ve hizmet sağlayıcılar kendilerini rakiplerden farklılaştırmak ve müşteri memnuniyetini ve sadakatini sağlamak için sadakat programları uygulamaktadırlar. Gelişen teknoloji ve rekabet şartlarında, sadakat programları uygulamalarında tek markanın ya da firmanın yaptığı sadakat programlarından çok markanın ortaklaşa yer aldığı koalisyon sadakat programlarına (KSP) geçişin olduğu görülmektedir. Mobil teknolojilerdeki gelişimi sayesinde koalisyon sadakat programlarının yer aldığı mobil koalisyon uygulamaları (MKP) kişilere kendilerine uygun mesaj ve kampanyaların iletilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada mobil sadakat uygulamalarını kullanım motivasyonlarının tüketici tatminine ve tüketicilerde sadakat oluşturmaya etkisi araştırılmaktadır. Bu doğrultuda tüketicilerin bu uygulamaları kullanımına etki eden faktörlerin tatmin ve sadakate üzerindeki olası etkileri ve etki dereceleri incelenmektedir. Çalışmanın modeli yeni teknolojiler alanında tüketici davranışlarını açıklamakta kullanılan Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi üzerine geliştirilmiştir. Çalışma sırasında sadakat programları ve mobil teknolojiler alanında tüketici davranışları ile ilgili uluslararası literatür taranmış̧ ve ilişkili ölçeklerden faydalanılarak hazırlanan bir anket kullanılarak bir kantitatif (nicel) çalışma yapılmıştır. Elde edilen anketlerin gözden geçirilmesi sonucunda analiz için 293 anketten elde edilen veri kullanılmıştır. Veri SPSS paket programı yardımıyla ANOVA ve t-testleri ile ayrıca Smart-PLS uygulaması yardımıyla en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda kişiselleştirmenin mobil sadakat programlarından memnuniyet ve tutumsal sadakat üzerine farklı şekillerde dolaylı etkileri saptanmıştır. Faydacı ve hazcı değerin tatmin üzerine olumlu etkisi tespit edilmiştir. Ayrıca gizliliğin korunduğuna dair güvenin tatmin üzerinde zayıf bir etkisi saptanmıştır. Araştırmanın bazı kısıtları vardır. İlk olarak yeterli örnekleme ulaşabilmek için iki ayrı uygulama kullanıcıları hedeflenmiştir. Uygulamaların özellik olarak birbirinden farklılık gösterdiği düşünüldüğünde Hopi ve Zubizu için ayrı çalışmalar gerçekleştirilip sonuçlar karşılaştırılabilir. Ayrıca ilgili uygulamaların kullanıcıları genelde çalışan ve orta –üst gelir grubu segmentinde yer alan insanlar olduğundan kolayda ve kartopu örnekleme ile ulaşılan örneklem genç yaş grubunu yeteri kadar temsil edememektedir. Teknoloji kullanımında ve satın alma davranışında jenerasyonlar arasındaki farklar göze alındığında farklı yaş ve gelir grubuyla benzer çalışmalar gerçekleştirilmesi elde edilen bulguların genellenebilirliğini artıracaktır. Anahtar Kelimeler: Çok markalı sadakat programları, mobil sadakat programları, mobil pazarlama, mobil promosyon, faydacı değer, hazcı değer, kişiselleştirme, gizlilik, tatmin, sadakat

MarkaMarka bağımlılığıMobil pazarlama+6
Zehra Türköz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik, kişilik tipleri arasındaki ilişkiler ve bir araştırma

Günümüz rekabetçi ortamı, sağlık kurumlarında örgütsel davranış modellerini çok önemli bir konu haline getirmiştir. Bir başka ifade ile, örgüt yönetimleri özellikle insan kaynakları alanında önemli bir yer tutan güncel yaklaşımlara yönelmektedir. Güncel yaklaşım olarak özellikle, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri benzeri değişkenler bir miktar fark yaratmaktadır. Tez çalışmasında, örgüt güvenlik iklimi, iş özerkliği, duygusal zeka, akıllı sadelik ve kişilik tipleri değişkenleri arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Tezin birinci bölümünde tez çalışmasının giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümünde ise araştırma değişkenlerine ilişkin detaylı bir literatür araştırmasına yer verilmiştir. Bu bölümde değişkenler tanıtılmış ve değişkenlere ilişkin çalışmalara yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, hastane çalışanlarının katılımı ile yapılan araştırma analizlerine yer verilmiştir. Bu bölümde, araştırma modeli, araştırma hipotezleri ve seri analizleri detaylı bir biçimde yer almaktadır. Son bölümde ise araştırma sonuçları yer almaktadır.

Akıllı sadelikDuygusal zekaGüvenlik iklimi+6
Bilge Avcıoğlu Ay
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, kişilik tipleri, işkoliklik, stratejik çeviklik ve başarı hedef yöneliminin örgütsel bağlılığa etkisi üzerine bir araştırma

Günümüz iş dünyasında, teknolojide ve rekabette yaşanan artış nedeniyle işletmeler/ örgütler mevcut yönetim yapılarını, stratejilerini ve uygulama yöntemlerini yeniden gözden geçirmek ya da değiştirmek istemektedirler. İşletmeler, var olan kaynaklarını en üst düzeyde kullanabilmek, yönetebilmek ve düzenleyebilmek amacıyla çeşitli örgütsel düzenlemelere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu kapsamda, stratejik çeviklik, çalışmaya tutkunluk, başarı hedef yönelimi, kişilik tipleri, işkoliklik ve iş özellikleri kavramlarının örgütsel bağlılığa etkileri üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasının birinci bölümünde giriş bölümüyle, problemin tespiti, çalışmanın amacı, yöntemi ve ünite planı anlatılmıştır. İkinci bölümünde, örgütsel kavramlar olan; Örgütsel Bağlılık, Kişilik, Stratejik Çeviklik, Başarı Hedef Yönelimi, İş Özellikleri, Çalışmaya Tutkunluk, İşkoliklik kavramlarıyla ilgili literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümünde, bu örgütsel kavramlar ve kavramların birbirlerine olan etkisi incelenmiştir. Bu kısım, ''kolayda örneklem yöntemiyle'' elde edilmiş, kamu sektörü çalışanlarından 125, özel sektör çalışanlarından 75, toplamda 200 anket verisinin analizinden oluşmaktadır. Bu araştırma sonucunun analizi, kurgulanan hipotezlerin testleri ve yorumlanması ile yapılmıştır. Bu çalışmayla, stratejik çeviklik, başarı hedef yönelimi, kişilik tipi, çalışmaya tutkunluk, iş özellikleri, beş faktör kişilik tipi ve işkoliklik kavramlarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılarak, literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.

Beş faktör kişilik modeliKişilikStratejik çeviklik+6
Türkan Yıldız
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yüksek performanslı iş sistemlerinin örgütsel çevikliğe etkisi: Sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren yer hizmetleri işletmelerinde bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Yüksek Performanslı İş Sistemlerinin Örgütsel Çevikliğe etkisini bütüncül bir model ile incelemektir. Çalışmada, Yüksek Performanslı İş Sistemlerinin Örgütsel Çeviklikle ilişkisinde aracılık rolü oynayabileceği öngörülen Girişimci Örgüt İklimi ve bu değişkenin etkileri de araştırılmıştır. Bu çalışmanın uygulama kısmı, Sivil Havacılık Sektöründe faaliyet gösteren ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilen çalışma ruhsatına sahip Yer Hizmetleri İşletmelerinde gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede söz konusu işletmelerdeki yöneticilerin düşünce ve algıları temel alınmıştır. Araştırmada, tam sayım yapılarak ilgili işletmelerin tüm yöneticilerine ulaşılmaya çalışılmış; bu işletmelerde görev alan 171 yöneticiden alınan cevaplar araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; Yüksek Performanslı İş Sistemleri ile Örgütsel Çeviklik arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu ve Girişimci Örgüt İkliminin de bu ilişkide kısmi aracılık rolü üstlendiği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın, literatüre kuramsal ve uygulamada katkısı bulunmaktadır. Çalışmanın kuramsal katkısı, Yüksek Performanslı İş Sistemlerinin Örgütsel Çevikliğe etkisinin ilk kez ele alınarak açıklanması ve bu ilişkide aracılık rolü üstlenen Girişimci Örgüt İkliminin bütüncül bir modelde incelenmesidir. Bu çalışmanın uygulamadaki katkısı ise, Yüksek Performanslı İş Sistemlerinin Örgütsel Çevikliğe etkisinin Türkiye'de faaliyet gösteren Yer Hizmetleri işletmelerinde ilk kez araştırılmış olmasıdır.

Havacılık sektörüSivil havacılıkSivil havacılık işletmeleri+3
Murat Sucu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kolektivist kültürel oryantasyon ve bilgi paylaşımı tutumu arasındaki ilişkiler - bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, işletmelerde yoğun olarak görülen bilgi paylaşımı sorunsalına işletme çalışanlarının içinde bulunduğu toplulukçu kültürel oryantasyon paradigması ile yaklaşılacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde ana araştırma konusu bilgi paylaşımı tutumları olduğu için teorik açıdan bu değişkeni inceleme ele alınmıştır. İkinci bölümde kültürel çevre ve kültürel oryantasyon konuları bireysel ve kolektivist açıdan incelenecektir. Kolektivist ise; bireyselciliğin aksidir, toplumsallık öngörülmektedir. Bireylerin tek tek faydaları değil toplumsal faydalar önemlidir. Bireylerin içerisinde bulundukları gruplarını merkez olarak görür. Bu bakış açısında, birey kendi kültüründe değil toplum kültüründe hareket etmelidir. Çalışmanın üçüncü yani son bölümü ise araştırma bölümünden oluşmaktadır.

Bilgi paylaşımıKolektivist kültürOryantasyon+1
Emel Çırak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan personelin eğitim ve geliştirmeye yönelik algısının, örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyine etkisi; İSMEK (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hayat Boyu Öğrenme Merkezi) uygulaması

Bu çalışmanın amacı, İstanbul il merkezinde faaliyette olan "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hayat Boyu Öğrenme Merkezi (İSMEK)" de çalışan personelin insan kaynakları yönetimi uygulamalarından biri olan eğitim ve geliştirme algısının, örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyine etkisi belirlemektir. Yapılan regresyon analizine göre, eğitim ve geliştirme fonksiyonlarının örgütsel vatandaşlık davranışını anlamlı bir şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde, eğitim ve geliştirme fonksiyonları çalışanların örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde etkilediği görülmektedir.

Personel eğitimiPersonel geliştirmeÖrgütsel vatandaşlık davranışı+2
Hazal Eyşan Vurgun
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yiyecek ve içecek hizmet sağlayıcı firmalarda koordinatör aşçıların liderlik algısının insan kaynakları davranışları üzerine etkisinin araştırılması

Bu araştırmada yiyecek ve içecek hizmet sağlayıcı firmalarda çalışan koordinatör aşçıların Teknik yetkinlikleri ve liderlik yetkinlikleri algısının çalışanların davranışlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırma catering firmaları çalışanları üzerine yapılmıştır. Katılımcılara ait veriler anket yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler ilk olarak frekans analizine tabi tutulmuş, daha sonra kullanılan ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmıştır. Demografik değişkenlerin araştırma değişkenleri üzerinde farklılık yaratıp yaratmadığına bakmak için önce normallik testi daha sonra ise T-Test ve Anova Testleri yapılmıştır. Son olarak ise değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon ve regresyon testleri yapılmıştır. Çıkan sonuca göre demografik değişkenler, liderlik yetkinlikleri, Teknik yetkinlikler ve davranışlar üzerinde herhangi bir farklılık yaratmamaktadır. Ayrıca Koordinatör aşçıların liderlik yetkinlikleri ve teknik yetkinlikleri çalışanların davranışlarını etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Koordinatör Aşçı, Liderlik Yetkinlikleri, Teknik Yetkinlikler, Davranış

AşçılarLiderlikYiyecek içecek hizmetleri+2
Ali Onur Alper
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız denetçilerin hileye ilişkin sorumluluklarının finansal tablolardaki rolü ve önemi

Geçmişten günümüze gelen muhasebe hileleri günden güne artmış ve gerek ülkemizde gerekse dünya açısından önemli bir yer almıştır. ACFE Raporlarında yer edinilen hile faktörünün önüne geçilememiş günden güne miktar ve tutar olarak artış göstermiş ve günümüzde ise halen bu sayı artmaktadır. Devlet ve özel sektör açısından hile kaynaklı nedenlerden kayıplarda oldukça büyük bir yer edinilmektedir. Devlet için oluşan bu kayıplar vergi kaybı, özel sektör için oluşan bu kayıplarda kazanç kaybıdır. Özellikle Sanayi Devrimi sonucundan ortaya çıkan işletmenin faaliyet alanının genişlemesi, üretim yöntem ve modellerinin gelişmesi, işletmelerin geniş organizasyon yapılarının ortaya çıkması ve yönetimi artık işletme sahipleri değil de bu konuda uzman kişilere yaptırması, denetim mesleğini ön plana çıkartmıştır. İşletme ortaklarının işletme faaliyet alanlarından uzaklaşması sebebiyle de denetim hizmetine ihtiyaç artmıştır. İşletme yönetimi ya da işletme çalışanlarının yaptıkları hileler nedeniyle devlet ve finansal tablo kullanıcıları olumsuz yönde etkilenmekte ve finansal krizler ortaya çıkmaktadır. Özellikle Enron skandalından dolayı oluşan büyük kayıp, ekonomiye ciddi zararlar vermiş ülkelerde bundan ötürü önlem ve tedbirlerini genişletme yoluna gitmişlerdir. Sürekli artan hile kaynaklı kayıpların önüne geçilmesi için, devlet ve işletmeler bu konu hakkında çalışmalar yapmış bağımsız denetim kuruluşları oluşturmuş ve bağımsız denetçilik mesleğini meydana getirmişlerdir.

Bağımsız denetimDenetçilerFinansal tablolar+3
Gökçe Kocabaş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi ile çalışan memnuniyeti ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Devlet ve özel hastane örneği

Yapılan çalışmada bir devlet hastanesi ve bir özel hastanedeki TKY uygulamaları ile bu hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının memnuniyet düzeyleri ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda özel hastanede çalışan 152 sağlık çalışanı ve devlet hastanesinde çalışan 151 sağlık çalışanı olmak üzere toplam 303 kişiye yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmada katılımcılardan veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Toplam Kalite Yönetim Tutum Ölçeği, Çalışan Memnuniyeti Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilen analizlerde yüzde ve frekans dağılımları, bağımsız örneklem t-testi, Tek Yönlü ANOVA testi, Pearson korelasyon ve Kolmogorov-Smirnov testlerinden yararlanılmıştır. Çalışma bulgularına göre hastanelerde uygulanan toplam kalite yönetimi uygulamaları ile sağlık çalışanlarının memnuniyet ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir (p<0.01). Ayrıca özel hastanede ve devlet hastanesinde çalışan sağlık personelinin toplam kalite yönetimi uygulamaları ile çalışan memnuniyeti ve örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Özel hastanedeki sağlık çalışanlarının devlet hastanesinde çalışanlara göre toplam kalite yönetimi uygulamalarına daha olumlu baktığı ve memnuniyetlerinin daha fazla olduğu belirlenirken, devlet hastanesinde çalışan sağlık çalışanların devam bağlılıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer bulguları incelendiğinde, cinsiyet değişkeni ile toplam kalite yönetimi ve çalışan memnuniyeti arasında anlamlı ilişki olduğu ve bu ilişkinin kadınlar lehine olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Öğrenim durumu değişkeni ile devam bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin lise mezunları lehine olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Medeni durum ile devam bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin evli çalışanlar lehine olduğu saptanmıştır (p<0.05). Meslek değişkeni ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin idari personel lehine olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Kurum deneyimi değişkeni ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin kurumda 11-15 yıl arası süreyle çalışanlar lehine olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Son olarak mesleki deneyim değişkeni ile devam bağlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş ve bu ilişkinin 6-10 yıl, 11-15 yıl ve 16 yıl ve üzerinde görev yapan çalışanlar lehine olduğu belirlenmiştir (p<0.05).

Devlet hastaneleriHastanelerSağlık personeli+4
Nesrin Dolapoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası işletmelerde kültürel farklılıkların iş performansına etkisinde algılanan dönüşümcü liderliğin aracı rolü

Küresel ekonomi içerisinde kültürel farklılıklar hemen her alanda kendisini göstermektedir. Farklı ülke ve pazarlarda faaliyet gösteren uluslararası işletmelerin çalışanları da farklı coğrafyaları temsil ederek bir araya gelirler ve ortak bir amaç etrafında birleşirler. Liderlik, günümüzde önemini koruyan kavramlardan birisidir. Çünkü örgütler için, liderde bulunması gereken özelliklerin yanı sıra liderin göstermiş olduğu davranışlar da örgütün gelişimine ve verimliliğine önemli bir etkiye sahiptir. Günümüz dünyasında; teknolojinin hızlı ilerlemesi ve bilgilerin çok hızlı bir şekilde yayılması nedeniyle liderlerin örgütte yapılan görevler hakkında gerekli tüm bilgileri bilmeleri neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu sebeple liderlerin, örgütün gelişmesi ve daha iyi hizmet verebilmesi için çalışanların fikir ve düşünceleri dikkate alma zorunluluğu gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle değişim dönemlerinin vazgeçilmezi olan dönüşümcü liderlerin farklı kültürlerin ortak bir çalışma kültüründe yaşaması ve bu sürecin iş performansına olumlu yansıması beklenmektedir. Bu bağlamda ilgili tez çalışmasında, uluslararası işletmelerde kültürel farklılıkların iş performansına yansımasında dönüşümcü liderlerin aracı rolü konusu değerlendirilecektir.

Dönüşümcü liderlikGörev performansıKültürel farklılık+5
Utku Kanar
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Demir çelik sektöründe finansal tablolar analizi ve bir uygulama

Finansal analiz, muhasebenin fonksiyonları arasında yer alan, işletme içi ve dışı ilgililere bilgi sağlayan önemli bir adımdır. İşletmelerin finansal durumunun gelişimini ortaya koyar. Finansal analiz ile işletmenin finansal tablo kalemleri arasındaki ilişkiler incelenir, yorumlanır ve işletme içi ya da sektör işletmeleriyle karşılaştırmalar yapılır. İşletme sahipleri ve ortakları, yöneticiler, yatırımcılar, kredi kuruluşları, rakipler, devlet, alıcı ve satıcılar gibi ilgililer kendi istekleri doğrultusunda alacakları kararlarda muhasebeden gelen verilerden faydalanmaktadırlar. Bu verilerin ekonomik kararlarda kullanılabilecek faydalı bilgilere dönüştürülebilmesi için finansal analize tabi tutulması gerekmektedir.Çalışmamızda, ana metal sanayinin lokomotifi demir çelik sektöründe yer alan Ereğli Demir Çelik A.Ş.'nin finansal analizi yapılmış ve analiz sonuçları ile hem kendi içinde hem de ana metal sektörü verileri ile mukayesesi yapılmıştır.

Demir çelik sektörüFinansal analizFinansal tablolar
Halit Sarp
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe hizmet kalitesinin servqual analiz yöntemiyle ölçülmesi: İstanbul devlet ve özel hastane uygulaması

Sağlık işletmelerinde hizmet kalitesi; anlaşılması, ve sonuçlarının değerlendirilmesi açısından zor ve karmaşık kavramlardan birisidir. Hizmet sektöründeki tüm firmalarda olduğu gibi sağlık işletmeleri de, çoğalan rekabet şartlar dolayısıyla iyi kalitelide hizmeti karşılamak mecburiyetindedir. Bir sağlık işletmenin hizmet kalitesi hizmet kalitesi kalitesi faktörlerinin ne kadar iyi olduğundan çok, bu hizmet kalitesi faktörlerinin sağlık hizmeti alan müşterilerinin beklentilerinin karşılama oranı ile ilgilidir. Hizmet kalitesini ölçmede kullanılan yöntemlerden birisi de Servqual ölçeğidir. Bu araştırmada SERVQUAL ölçeği kullanılarak bir sağlık işletmesinden (hastaneden) hizmet alan hastaların beklenen hizmet kalitesi ve algılanan hizmet kalitesi analiz edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada amaç ise, bir hastane hizmet işletmesinde tedavi hizmeti hizmet alan hastalarımızın bekledikleri ve algıladıkları hizmet kalitesi arasındaki farklılık olup olmadığını analiz edilmeye çalışılmıştır.. Yapılan analiz neticesinde hizmet alan hastaların tüm hizmet kalitesi boyutları için algılanan hizmet kalitesi ve beklenen hizmet kalitesinin arasındaki fark arasında değişkenlik analiz edildiğinde hizmet kalitesi boyutları için aralarında farklılık olmadığı neticesine varılmıştır.

HastanelerHizmet kalitesiSağlık hizmetleri+4
Şeyma Gözde Aslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam kalite yönetimi yönelimli liderlik modelinin incelenmesi ve bir uygulama

Yaşadığımız 21.yy'da Toplam Kalite Yönetimi(TKY)'nin ve liderlik kavramlarının, işletmelerin çalışmalarında başarılı olabilmeleri açısından önemi büyüktür. Bu nedenle küreselleşen dünyada hedefe ulaşmak için lider nitelikli yöneticilere ihtiyaç vardır.Bu çalışmada, Toplam Kalite Yönetimi Yönelimli Liderlik Modellerinin İncelenmesi amaçlanmış olup, buna ilaveten bir de uygulama kapsamında şirket incelemesi yapılmıştır. Bu şirket, endüstriyel naylon ve polyester iplik, lastik kord bezi ve tek kord üretiminde Türkiye'de lider ve kurumsal bir firma olan, Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kordbezi Sanayi A.Ş.'dir. Bu firmayla bağlantı Filiz Akgül aracılığıyla sağlanmıştır. Bu projenin ilk aşamasında, TKY kavramları ve gelişimi açıklanmış, TKY'nin sürecinden bahsedilip, TKY'nin öğelerine yer verilmiştir. İkinci aşamada, TKY'ye uygun liderlik modelleri incelenmiştir. Son aşamadaysa, Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kordbezi Sanayi A.Ş., Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarının liderlik modeli açısından incelenmiştir. Bu projede incelenmiş olan Kordsa Global Endüstriyel İplik ve Kordbezi Sanayi A.Ş.'nin TKY unsurlarını başarıyla uyguladığı sonucuna varılmıştır.

LiderlikLiderlik modelleriToplam kalite+1
Leyla Doğan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Liderlik davranışları ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin incelenmesi bir havayolu işletmesinde nicel uygulama

Küreselleşmeyi önemli ölçüde arttıran sektörlerden biri olan havayolu taşımacılığında hizmetin aksamaması, personel-amir ilişkisinin iyi olmasına bağlıdır. Personelin çalıştığı işletmeye bağlılığı ise çalışma koşullarına bağlı olduğu kadar amirinin kendisine yönelik tavırları ve idaresine de bağlı olduğu anlaşılmaktadır.Bu araştırma yöneticilerin liderlik davranışlarının çalışanların örgütsel bağlılıklarıyla ilişkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde liderlik kavramları tanımlanmış, liderlik teorileri ve liderlik yaklaşımları üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde örgütsel bağlılık kavramı tanımlanmış ve bu kavramın önemi belirtilmiştir. Daha sonra örgütsel bağlılık süreci, örgütsel bağlılığa etki eden faktörler ve örgütsel bağlılık sonuçları üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde bu teorik bilgilerden yararlanarak İstanbul'da bulunan uluslararası bir havayolu firmasının çalışanlarının örgütsel bağlılıklarında liderin etkili olup olmadığını yani bu iki kavram arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu ilişkiyi ölçmek için de üç bölümlü bir anket formu düzenlenmiştir. İlk bölümde çalışanların demografik bilgileri alınmıştır. İkinci bölümde Kent, Crotts ve Aziz (2001) tarafından geliştirilmiş olan ve liderlik davranışlarının beş boyutunu ölçmeyi amaçlayan "Liderlik Davranışları Envanteri"; Avolio, Bass ve Jung (1999) tarafından geliştirilmiş transaksiyonel ve tranformasyonel liderlik boyutlarını ölçmeyi amaçlayan "Çok boyutlu Liderlik Soruları" isimli anket formları ve Goleman'ın (2002) dünya çapında 3800 yöneticinin davranışlarını analiz ederek oluşturduğu Liderlerin Davranış Repertuarı temel alınarak geliştirilen ve araştırmalarda sık kullanılan "Liderlik Davranış Ölçeği" incelenmiştir. Bu araştırma için Goleman (2002)'ın kullanmış olduğu Liderlik Davranışları Ölçeği araştırma için uygun görülmüştür. Üçüncü bölümde çalışanların örgütsel bağlılıklarını ölçmek için Meyer, Allen ve Smith tarafından geliştirilmiş Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Bu anket sonucunda elde edilen veriler SPSS yardımıyla analiz edilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, yöneticilerin vizyoner, katılımcı ve otokratik liderlik davranışları güçlendikçe çalışanların örgüte olan devamlılık ve normatif bağlılıkları artmaktadır. Yöneticilerin liderlik davranışlarıyla çalışanların örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

Hava yolu işletmeleriLiderlikYönetici davranışı+1
Mehmet Uğur Özevin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlik ve farklılıklar

Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıklar adlı bu çalışma, İstanbul Aral Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Kuşaklar arasında satın alma davranışları açısından ortaya çıkan benzerlikler ve farklılıklar adlı bu çalışma, İstanbul Aral Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Yönetimi Bölümü'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya rastgele seçilen 213 kişi katılmış ve katılımcılara 7 adet demografik, 22 adet giyim, 22 adet gıda ve 22 adet restoran olmak üzere toplam 73 soruluk bir anket uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda X ve Y kuşağına ait kadın ve erkek bireylerin giyim, gıda ve restoran alışkanlıkları üzerinden hedonik ya da faydacı tercihlerinin farklılıkları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: X-Y Kuşakları, Satın Alma Davranışları, Hedonik Tüketim, Faydacı Tüketim

BenzerlikFaydacılıkKuşaklar+6
Dilek Yaman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

SWOT ve BSC Uygulamasının hastane yönetiminde önemi ve bir araştırma

Bu tez çalışmasında, SWOT (Güçlü, Zayıf, Fırsat ve Tehdit) ile BSC (Dengeli Kurumsal Karne) uygulamaları ile hastane yönetimi konuları araştırılmıştır.Tez çalışmasının birinci bölümünde, yönetim ve özel olarak hastane yönetimine yer verilmiştir. Bu kapsamda literatür araştırması yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde, SWOT değişkenleri açıklandı. Tezin üçüncü bölümünde BSC uygulaması açıklandı. Tezin dördüncü bölümünde ise hastane çalışanlarının görüşlerini toplamak amacıyla bir anket araştırması yapılmıştır.Sonuç, araştırma bulgularından yola çıkarak, hastane çalışanlarının bulunduğu hastanenin yönetimine ne ölçüde SWOT ve BSC uygulamaları ile ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: SWOT, BSC, Hastane Yönetimi, SPSS Uygulaması

Dengeli ölçüm kartıDevlet hastaneleriHastaneler+4
Reyhan Aslan Kılıç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital pazarlama programını geliştirme mimarisinde growth hacking uygulamalarının araştırılması

Pazarlamanın değişen algısı pazarlamayı farklı platformlara yönlendirmiştir. Bu şekilde pazarlama, bilindik yöntemlerinin dışında, kendisine yeni bir yol bulmuş ve tüketicilere daha etkin bir şekilde ulaşmaya başlamıştır. Bu noktada, küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin pazarlama üzerinde son derece büyük bir etkisi bulunmaktadır. Buna göre pazarlama, modern dönemin tüm getirilerinden faydalanmaktadır. Pazarlama konusunda en dikkat çekici nokta ise pazarlamanın dijitalleşmesidir. Artık işletmeler ve girişimciler pazarlamanın dijital yönü ile daha çok ilgilenmekte ve pazarlama faaliyetlerini dijital alana taşımaktadırlar. Bu alan içerisinde, yeni olarak görülen ve growth hacking süreci ile birlikte oluşturulan metotlar, belki de en öncemlisi ve en etkin olanıdır. Growth hacking ile birlikte işletmeler ve girişimciler ürünlerini, hizmetlerini ve markalarını tanıtmak adına kendilerine alternatif yollar bulabilmekte ve aynı zamanda da tüketicilere daha etkin bir şekilde ulaşabilmektedirler. Bu tez çalışmasında growth hacking uygulamalarının işletmeler için olan fonksiyonu, growth hacking kavramı temelinde incelenmiştir. Growth hacking unsurları ve growth hacking ile ilgili önemli kavramlar çalışmada ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise dijital pazarlamanın tekno-girişim alanında çalışan 439 kişi ile gerçekleştirilen bir anket yer almaktadır. Bu çalışmanın öncelikli amacı startup'ların (başlangıç aşamasındaki tekno girişim) başarı yada başarısızlıklarında growth hacking uygulamalarının etkisinin saptanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Dijital, Growth Hacking, İşletme, Pazarlama

Bilgisayarla pazarlamaElektronik pazarlamaGrowth hacking+6
Cihan Doğan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00