Anadolu University
Discipline

Pazarlama Anabilim Dalı

Anadolu University

43

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

43 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yabancı dil eğitiminde kalite ve algılanan hizmet kalitesine ilişkin bir uygulama

Yabancı dil öğrenmenin şart olduğu günümüz koşullarında, yabancı dil kurslarının artan önemi büyüktür. Öğrencilerin hangi güdülerle yabancı dil kurslarına devam ettikleri, kurslardaki hizmet kalitesine ilişkin beklentileri ve algılamaları ve bu kursların hizmet kalitesi uygulamalarının öğrencileri nasıl etkilediği, çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bunun için eğitim hizmetini alan öğrencilerin kurslardaki algıladıkları hizmet kalitesini belirlemek önemlidir.

Dil öğrenimiEğitimHizmet kalitesi+5
Selda Fındıklı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Pazarlama araştırmalarının stratejik seçenek belirlemedeki rolü ve bu süreçte etkili olan faktörler

İşletme çevresinde sürekli değişen koşullar ve artan belirsizlik işletmelerin değişen koşullara uyum sağlamasını gerektirmektedir. İşletmeler stratejik seçenek belirleyerek dinamik ve rekabetçi çevre koşulları ile belirsizlik altında kaynaklarını, yetkinliklerini ve sahip olduğu bilgiyi esnek şekilde kullanabilmektedir. Bu araştırma temel olarak, Türkiye'nin en büyük özel şirketlerinin stratejik seçenek belirleme sürecinde bir kaynak olarak gerçekleştirdikleri pazarlama araştırmalarından yararlanıp yararlanmadıklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada bunun yanında, bir örgütsel kültür olarak pazar odaklılık ve örgüt içinde şekillenen pazarlama araştırmaları algısı ile dışsal faktörler olarak işletme ve teknoloji çevresindeki çalkantıların pazarlama araştırmalarından yararlanmada etkili olup olmadığı da belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma, Capital dergisinin araştırması sonucu belirlenen ?Türkiye'nin En Büyük 500 Özel Şirketi? sıralamasında yer alan özel sektör kuruluşlarından araştırmaya katılan 204 şirket ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kuramsal olarak öngörülen ilişkilerin test edilmesinde Yapısal Eşitlik Modellemesi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, Türkiye'nin en büyük özel şirketlerinin mevcut durumlarıyla ilgili olarak ve gelecekte ortaya çıkabilecek koşulları dikkate alarak stratejik seçeneklerini geliştirme çabası içinde olduklarını ortaya koymuştur. Bunun yanında, şirketlerin çevresel koşulların yaratabileceği olasılıkları ve tehditleri takip edip bunlardan korunma yollarını ararken ve değişen koşulların yaratabileceği fırsatları belirleme konusunda pazarlama araştırmalarının sağladığı bilgilerden yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca pazar odaklılık ve pazarlama araştırmaları gibi örgütsel faktörlerin ve çevresel faktörlerin de pazarlama araştırmalarından yararlanmayı gerektirdiği belirlenmiştir.

Bilimsel araştırmalarPazarlamaPazarlama araştırması+2
İçlem Er
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketiciyle çevrimiçi (onlıne) bağ kurma ile sadakat ve yeniden satın alma niyeti arasındaki ilişki: Facebook örneği

Bu çalışmanın amacı tüketiciyle online bağ kurma ile sadakat ve yeniden satın alma niyeti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Beş bölümden oluşan araştırmanın ilk bölümünde araştırma problemi ve araştırmanın amacı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde konuya ilişkin literatür hakkında bilgi verilmiş ve kavramlar arasındaki ilişkiler açıklanmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde araştırmanın yöntemine değinilmiş, araştırma modeli ve hipotezleri açıklanmıştır. Araştırmanın dördüncü bölümünde verilerin analizleri yapılmış olup beşinci ve son bölümde araştırmanın sonuçları açıklanmış, önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre tüketiciyle online bağ kurma ile tüketici sadakati ve yeniden satın alma niyeti arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiş olup tüketiciyle online bağ kurma ile yeniden satın alma niyeti arasındaki ilişkide tüketici sadakatinin kısmi aracılık etkisinin olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, Facebook, tüketici ile online bağ kurma, sadakat, yeniden satın alma niyeti

Hamid Murad Özcan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessEN

Medikal turistlerin motivasyonlarına dayalı kümeleme analizi: Türkiye örneği

The tourism industry is considered one of the most important sectors globally, generating profits, creating job opportunities, and boosting the economies of countries. In recent years, various forms of tourism have emerged, with medical tourism being among the most prominent. The number of people traveling abroad for medical tourism has increased for several reasons, including rising prices, long waiting queues, the efficiency of healthcare professionals, the quality of services provided by countries, natural landscapes, weather conditions, and other factors. Turkey is considered one of the greatest medical tourism destinations in the world. Hundreds of thousands of medical tourists choose Turkey due to its high reputation and the quality of its services in various medical treatments. This research aims to identify the types of medical tourists coming to Turkey for various treatments based on their personalities and the different motivations that led them to choose Turkey as a destination for medical tourism. The current research provides an effective categorization of medical tourists coming to Turkey for various treatments based on the medical tourism index. It also aims to build profiles according to demographic, behavioral, and psychographic characteristics. Data were collected from 554 medical tourists receiving treatment at major hospitals in Istanbul that offer medical tourism services. Two-step cluster analysis techniques were employed to examine and categorize the data into different clusters. In order to distinguish respondents based on different characteristics, the indicator of medical tourism was chosen as a criterion to identify individuals' motivations for selecting countries as destinations for medical tourism. The results of cluster analysis revealed the existence of four distinct clusters, each comprising individuals with similar characteristics and motivations. The analysis also demonstrated differences in demographic characteristics among members of the four clusters, as well as clear variations in behavioral traits. However, no differences were observed among the clusters in terms of psychographic characteristics, with members of all clusters showing moderate centrality according to the Plog model. Regarding the motivations that drove individuals to choose Turkey as a destination for medical tourism, the primary motivation for members of the first and second clusters was the quality of medical services provided by Turkish hospitals. In contrast, the main motivation for members of the third and largest cluster was the lower costs of treatment in Turkish hospitals. Meanwhile, members of the fourth cluster were driven by the tourist attractions of the destination. Effectively addressing the needs of each group will require different approaches and strategies for stakeholders in the tourism industry.

Hısham Anbar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tek kullanımlık plastik tüketiminin azaltılmasında duygu ve mesaj çerçevesinin etkileşimli etkisi: Duyguların ihmal edilen rolü

Günümüzde sürdürülebilirliğe yönelik artan farkındalığa rağmen, dünya çapında her gün yaklaşık 67 milyon plastik şişe atığı oluşmaktadır. Plastiği günlük hayatlarımız için oldukça kullanışlı malzemeler haline getiren özellikleri, doğada tamamen parçalanmalarını imkânsız hale getirmekte ve bu durum geri dönüştürülemeyen plastik atıkların gezegen için hayati bir problem olmasına yol açmaktadır. Özellikle tek kullanımlık plastiğin Atık Yönetimi Hiyerarşisi'nin yeniden kullanım, geri dönüşüm, geri kazanım ve bertaraf adımlarında sınıfta kalmasıyla, tüketimi kaynağında azaltmak plastik kirliliğiyle mücadelede en iyi stratejilerden biri haline gelmiştir. Plastik atık problemine yanıt olarak bu araştırmada, duygu (iğrenme vs. üzüntü) ve mesaj çerçevesinin (kazanç vs. kayıp) plastik tüketiminin azaltılmasındaki ayrı ayrı etkileri ve etkileşimli rolleriyle birlikte algılanan psikolojik uzaklığın düzenleyici etkisi araştırılacaktır. Çalışmada duygular Nabi'nin Bilişsel İşlevsel Model'i (Cognitive Functional Model) doğrultusunda mesajla ilişkili olarak manipüle edilecektir. Çalışma, daha önce duyguların mesaj çerçeveleme ile nasıl etkileşime girebileceğine yönelik araştırmaların sınırlı olması, bu çalışmalarda sadece ruh hali veya mesajla ilişkisiz duygulara odaklanılmış olması, sürdürülebilir tüketim alanında bu kapsamda bir çalışmanın hiç yapılmamış olması ve iğrenme duygusunun bu bağlamda ilk kez araştırılacak olması nedeniyle özgün değerlere sahiptir. Araştırmada, kayıp çerçevesinin kazanç çerçevesine kıyasla tek kullanımlık plastik kullanımını azaltma niyeti üzerinde (Çalışma 1), iğrenme duygusunun üzüntü duygusuna kıyasla bağış yapma davranışı ve miktarı üzerinde (Çalışma 2), iğrenme duygusu ve kayıp çerçeveli mesaj eşleşmesinin diğer versiyonlara kıyasla cam şişe su seçimi üzerinde (Çalışma 3) önemli bir etkisinin olacağı beklenmektedir. Ayrıca psikolojik uzaklık algısının tüm modellerde düzenleyici etkisinin gözleneceği de öngörülmektedir.

Duygun Alıcı Kılıç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Erkeklerin beden algısı kaygılarının yorumlayıcı fenomenolojik analizi

Tüketim kültürü tarafından yayılan ve sürdürülmesi için teşvik edilen, ancak gerçekçi olmayan beden idealleri, bireyler arasında beden algısı kaygılarının gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmada, vücut görünümüne ilişkin kaygı yaşayan erkeklerin deneyimleri incelenmiştir. Beden algısı kaygılarıyla ilgili deneyimsel içgörüler elde etmek için 8 yetişkin erkek (heteroseksüel n = 4; gey n = 4; Myaş = 32) ile çevrimiçi ortamda (zoom.us) yarı yapılandırılmış görüşmeler (Msüre = 68,29 dakika) yapılmış ve görüşmelerin idiyografik ayrıntılarını keşfetmek için transkriptler Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) kullanılarak analiz edilmiştir. Her katılımcı için Kişisel Deneyim Temaları bağımsız olarak geliştirilmiş ve bunlar daha sonra Grup Deneyim Temalarının yapısını oluşturmak için karşılaştırılmıştır. Analiz sonucunda, araştırmanın amaçlarıyla uyumlu bir dizi alt temadan oluşan üç farklı grup deneyimsel tema belirlenmiştir: (i) Toksik Mit: Gerçek Erkekler Nasıl Göründüklerini Umursamaz, (ii) Ama Bu Bizi Etkiliyor: İdealin Gündelik Hayatta Devam Eden Etkisi ve (iii) Estetik Açıdan İyi Görünme Vazifesi. Bulgular, toplum tarafından estetik bir ürün olarak tasvir edilen ve değerlendirilen bir beden ideali inşa edildiğini ve erkeklerin bu ideale uyması yönünde beklentilerin söz konusu olduğunu ortaya koymaktadır. Katılımcılar, toplum bu kültürel ideallere ulaşmaya çalışırken bedenlerine dair kaygılar yaşamakta ve bu kaygılarla başa çıkmak için bir dizi geçici ve kalıcı etkilere sahip stratejilere başvurmaktadır.

Erkek bedeniTüketici kültürüYorumlayıcı fenomenolojik analiz
Merve Nalbant
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi işaretli yiyecek ürünlerine yönelik satın alma niyetinin ve ödeme istekliliğinin araştırılması

Coğrafi işaret kavramı, söz konusu ürünün kendine has özelliklerini, üretildiği bölgeyi, bu ürünün sahip olduğu özellikleri ile ürünün üretildiği bölge ile olan ilişkisini belirten kalite işareti olarak tanımlanmaktadır. Ürünlerin, coğrafi işaret ile tescillenmesi sayesinde ürünün kalitesi, sürdürülebilirliği, gelenekselliği ve bölgesel kalkınmaya etkisi korunmaktadır ve garanti altına alınmaktadır. Coğrafi işaret koruması alan yiyecek ürünleri söz konusu bölgeye ulusal ve uluslararası tanınırlık sağlamanın yanında ekonomik açıdan da katkıda bulunmaktadır. Bu amaç doğrultusunda coğrafi işaretli ürünlerin tüketici nezdinde farkındalığının artması, korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması için hem yasal mevzuat açısından hem de kamu kurum ya da kuruluşları tarafından daha çok kişiye ulaşmak için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, coğrafi işaretli ürünlerle ilgili tüketicilerin satın alma niyetini ve ödeme istekliliğini hangi faktörlerin etkilediğini tespit etmek, üreticilere ve ilgili kurum ve kuruluşlara uygun tavsiyelerde bulunmaktır. Nihai araştırma öncesinde yapılan ön ve pilot araştırmada, Antalya'ya özgü coğrafi işaretli ürünlerden olan Alanya Muzu'nun katılımcılar tarafından coğrafi işaretli ürün olarak bilinirliğinin ve satın alımının Antalya'ya özgü diğer coğrafi işaretli ürünlere göre daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, Google Forms aracılığıyla 628 katılımcıdan online anket ile Eylül-Ekim 2023 tarihlerinde nihai araştırmanın verisi toplanmıştır. 628 katılımcıdan 234'ü daha önce coğrafi işaretli ürün satın almadığı için onların anketleri sonlandırılırken geriye kalan 394 katılımcıdan 86'sı daha önce Alanya Muzu satın almadığını belirttiği için sadece demografik soruları cevaplamıştır. Alanya Muzu'nu satın aldığını belirten 308 katılımcıdan elde edilen veriler ise ikili (binary) lojistik regresyonu ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, araştırma sorularına yanıt olan gelecekte coğrafi işaretli yiyecek ürünlerine yönelik satın alma niyetini etkileyen ve coğrafi işaretli yiyecek ürünlerine yönelik ödeme istekliliğine neden olan faktörler belirlenmiştir. Gelecekte Alanya Muzu'na yönelik satın alma durumunun artışını etkileyen faktörler arasında kişinin yaşının, mesleğinin, hanesindeki kişi sayısının, kendisini nasıl tanımladığının, gıda alışveriş yerinin, coğrafi işaretli ürün bilgisi kaynağının ve coğrafi işaretli ürün algısının yer aldığı görülmektedir. Alanya Muzu'na yönelik ödeme istekliliğine neden olan faktörler arasında ise meslek, gıda seçim kriteri, gıda alışveriş yeri, coğrafi işaretli ürünü öğrenme zamanı, Alanya Muzu satın alma nedenleri ve coğrafi işaretli ürün algısı bulunmaktadır. Elde edilen bulguların doğrultusunda, araştırmanın sonuç kısmında coğrafi işaret kavramının ne olduğu ve neleri içerdiği ile ilgili tüketicilere gerekli bilgilendirmelerin yapılmasının öneminden bahsedilmiş, Alanya Muzu'na yönelik satın alma niyetinin oluşması ve ödeme istekliliği ile ilgili çeşitli önerilere ve gelecek çalışmalara yönelik tavsiyelere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi İşaret, Coğrafi İşaretli Ürün, Coğrafi İşaretli Ürün Algısı, Satın Alma Niyeti, Ödeme İstekliliği.

Duygu Uluçay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil aklama ve tüketici davranışı: Deneysel tasarımlı aracılık analizi

Yeşil pazarlamanın ortaya çıkması ve yaygınlaşması çevresel olaylara bağlanmaktadır. Buna bağlı olarak yeşil ürünlerin giderek daha fazla talep edilmesi yeşil tüketici davranışlarını incelenmesi gereken önemli bir alan haline getirmektedir. Yeşil ürünlere olan talebin artması ile birlikte, süreçlerinde yeşil bir dönüşüm olmamasına rağmen yeşil iletişim kuran ve aldatıcı uygulamalarda bulunan kuruluşların sayısı da giderek artmaktadır. Literatüre göre bu tür uygulamalar yeşil aklama olarak tanımlanmaktadır. Çevre bilinci gelişmiş, farkındalığı yüksek tüketicilerin çevre için endişe duymaları ve yeşil olduğu iddia edilen ürünlere şüphe ile yaklaşmaları beklenen davranışlardır. Yeşil aklama çoğu zaman algılanması oldukça zor bir uygulamadır çünkü içerik itibari ile karşı tarafa olumlu bir sinyal iletmektedir. Mesaj içeriğindeki öğeler tüketiciler için sinyal görevi görmekte ve tüketicilere ürün hakkında bilgiler sunmaktadır. Bu araştırmada, yeşil aklama uygulanmış ve uygulanmamış iki farklı reklam afişi kullanılarak tüketicilerin davranışları incelenmiştir. Yeşil aklamayı algılama, yeşil reklamlara duyulan şüphe, yeşil güven ve yeşil endişe gibi faktörlerin bu davranışlar üzerindeki aracılık rolleri de sinyal teorisi çerçevesinde test edilmiştir. Örneklem yargısal ve kolayda örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırma kapsamında hazırlanan reklam afişleri deney ve kontrol gruplarına çevrimiçi ortamda sunulmuş ve ardından kendilerine yöneltilen anket formundaki soruları yanıtlamalrı istenmiştir. Araştırma sonucunda 279 katılımcıdan veri toplanmıştır. Analizlerin sonuçları, test edilen dört hipotezden yalnızca yeşil güvenin aracılık etkisini doğrulamıştır. Deney kurgusunda farklı iki reklam afişini inceleyerek kendilerine yöneltilen soruları yanıtlayan katılımcıların (deney grubu ve kontrol grubu) yeşil satın alma niyetlerinin, yeşil ürünlere daha fazla ödemeye istekliliklerinin ve yeşil ağızdan ağıza pazarlama niyetlerinin yeşil aklamayı algılamaları, yeşil reklamlara yönelik şüphe duyguları ve yeşil endişe duygularının aracılık etkisi ile anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı, yalnızca yeşil güven duygularının, deney ve kontrol grupları arasında davranışları üzerinde anlamlı düzeyde farklı bir aracılık etkisine sahip olduğu görülmüştür. Buna göre deney grubu için yeşil güvenin varlığı yeşil satın alma niyetini, yeşil ürünlere daha fazla ödeme istekliliğini ve yeşil ağızdan ağıza pazarlama niyetini olumlu etkilemektedir. Test edilen değişkenler için yapılan bağımsız örneklem t-testi sonuçları da, aracılık analizine benzer şekilde, sadece yeşil güven için grup ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğunu ortaya koymuş, diğer üç değişken bazında deney ve kontrol gruplarında yer alan katılımcıların benzer özellikler sergiledikleri görülmüştür. vi Anahtar Kelimeler: Yeşil Pazarlama, Algılanan Yeşil Aklama, Sinyal Teorisi, Yeşil Satın Alma Niyeti

Ağızdan ağıza pazarlamaYeşil pazarlamaYeşil tüketiciler+1
Habibe Öz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otellerin yeşil pazarlama stratejilerinin değerlendirilmesi: Belek bölgesinde bir araştırma

Hızla değ"şen ve gel"şen dünyamızda, sürdürüleb"l"rl"k ve yeş"l pazarlama çalışmaları g"derek daha büyük b"r önem kazanmaya başlamıştır. Artık sadece b"r terc"h olmaktan çıkan bu kavramlar, "şletmeler"n stratej"k öncel"kler" arasında yer almaya başlamıştır. Hemen hemen her sektörde varlığını gösteren sürdürüleb"l"rl"k çalışmaları özell"kle tur"zm sektöründe büyük b"r önem kazanmıştır. Konaklama sektöründe yürütülen sürdürüleb"l"rl"k çalışmaları, "şletmeler"n çevresel, ekonom"k ve sosyal etk"ler"n" dengeleyerek daha uzun vadel" başarı ve etk" yaratmalarını sağlamaktadır. Bu nedenle konaklama sektöründe sürdürüleb"l"rl"k artık b"r terc"h değ"l, stratej"k b"r zorunluluk olarak görülmekted"r. Oteller"n sürdürüleb"l"rl"k perspekt"f"nde yeş"l pazarlama stratej"ler"n" ve etk"ler"n" "rdeleyen n"tel ver"lere dayalı bu araştırmanın evren" Belek bölges"ndek" sürdürüleb"l"rl"k sert"f"kasına sah"p oteller olarak bel"rlenm"şt"r. Bu oteller"n l"stes"ne Kültür ve Tur"zm Bakanlığı web s"tes"nden er"ş"lm"şt"r. Gönüllü olarak katılım sağlayan 15 katılımcı(otel) "le yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleşt"r"lerek ver"ler elde ed"lm"şt"r. Katılımcılardan elde ed"len ver"ler Tema Anal"z" ve Bet"msel Anal"z yapılarak anal"z ed"lm"şt"r. Araştırma sonucunda elde ed"len katılımcı görüşler"ne göre sürdürüleb"l"rl"ğ"n ekonom"k, sosyo-kültürel ve çevresel boyutları olduğu bu bağlamda b"rçok etmen" barındırdığı ve bu boyutların yanı sıra belge almak "ç"n zorunlu b"r araç, yasal/prosedürel b"r zorunluluk olarak da algılandığı anlaşılmıştır. Katılımcıların çoğu ekonom"k olarak, sürdürüleb"l"rl"ğ"n yatırım bütçes"n" b"r dezavantaj olarak bel"rt"rken aynı zamanda uzun vadede kârlılık, ver"ml"l"k ve müşter" terc"hler"ne olumlu etk"s"n"n olduğunu b"r avantaj olarak d"le get"rm"şlerd"r. Bulgular ve sonuç başlığı altında yapılan anal"zler"n sonucunda elde ed"len ver"lere yer ver"lm"şt"r. Anahtar KelQmeler: Yeş"l Pazarlama, Kurumsal Sürdürüleb"l"rl"k, Sürdürüleb"l"rl"k Sert"f"kası, Sürdürüleb"l"r Tur"zm

Ayşe Uç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Sanal ürünleri tüketicilerin gözünde değerli kılan nedir? Değer teorisi bakış açısı

This study investigates the role of three functional (price, quality, and achievement), three emotional (enjoyment, aesthetics, and customization), and three social (social presence, perceived scarcity, and self-presentation) values in influencing the purchase intention toward the virtual goods. This dissertation further examines the mediation effect of perceived value among the factors and purchase intention toward virtual goods. An online questionnaire was utilized to collected data from 352 online games players across the United States of America (USA). Partial least squares structural equation modelling (PLS-SEM) was utilized to analyze the impact of these factors on the intention to purchase virtual goods. The results reveal that perceived value positively influences the purchase intention of virtual goods. Additionally, the findings also show that price, quality, enjoyment aesthetics, and self-presentation all have a considerable influence on the perceived value and intention to purchase virtual goods. However, achievement and customization were found to have a positive impact on perceived value and show no significant effect on purchase intention of virtual goods. Whereas social presence and perceived scarcity have no significant on perceived value but show a significant effect on virtual goods purchase intention. Concerning the mediation effect this study results show that perceive value mediate the relationship only between quality, achievement, enjoyment, self-presentation, and the intention to purchase virtual goods. While perceived value did not mediate the relationship among price, aesthetics, customization, social presence, perceived scarcity, and purchase intention. The role of functional, emotional, and social values in the purchase intention for virtual goods contributes to an in-depth understanding of the purchasing behavior of online players. In this respect, the research is an important study in which a comprehensive model for virtual goods is analyzed using functional, emotional, and social values sub-factors. This research significantly strengthens the marketing literature by contributing to the development of an understanding of the intention to purchase virtual goods products in online games. The findings will assist online game providers, developers as well as online games companies by providing critical information on virtual goods sales, players' perceptions of virtual goods value, and their intention to purchase virtual goods.

Value perceptionValue theoryDeservingness+7
Nadjım Mkedder
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınların nesneleştirmeyle başa çıkmak üzere geliştirdiği tüketim pratikleri

Beden imajına yönelik kaygılar global seviyede hem medyada hem de akademik çalışmalar çerçevesinde tartışılmaktadır. Kadın vücudunun nasıl olması gerektiğine yönelik mesajlar çocukluktan itibaren kadınlara, medya, aile ve toplum gibi kanallar aracılığıyla sürekli hatırlatılmaktadır. Bu mesajlara maruz kalan kadınlar bir süre sonra bu mesajları ve bu mesajların kadınları değerlendirilebilir bir nesneye indirgeyen bakış açısını içselleştirmeye başlamaktadır. Bu durum Nesneleştirme Kuramı kapsamında, kendini nesneleştirme fenomeniyle açıklanmaktadır. Nesneleştirici mesajların yaygın bir biçimde karşılaşıldığı bir mecra olan sosyal medya, özellikle görsel içerikler sunan Instagram gibi uygulamaların yardımıyla bu mesajları kadınlara aktaran bir aracı haline gelmiştir. Beslenme, spor yapma, bedenen iyi olma hali üzerine paylaşımlara odaklanan ve milyonlarca kadın tarafından takip edilen fitspiration hesapları bu çerçevede araştırma tasarımına dahil edilmiştir. Literatür, bu tip hesapların nesneleştirici özellikler barındırdığını, kadınların bu hesaplar nedeniyle kendi bedenlerine yönelik negatif tutum geliştirdiğini göstermektedir. Mevcut araştırma, fitspiration hesaplarının, takipçileri üzerinde yarattığı baskıyı ve bu baskıyla başa çıkmada başvurulan yöntemleri tüketici davranışlarını merkeze alarak ortaya çıkarma amacındadır. Bu amaçla, yaşları 19-24 arasında değişen ve farklı bedensel özelliğe sahip 14 kadınla derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırma sonuçları, kadınların bu hesaplar sebebiyle kendi bedenlerini, takip ettikleri etkili kişilerle yoğun bir biçimde kıyasladıklarını, bu kıyas neticesinde kendilerini beğenmediklerini ya da bedenen yeterince iyi olmadıklarına inandıklarını göstermektedir. Bu hislerle başa çıkmak amacıyla kadınların, bedenlerine yönelik değişim yaratma çabası içine girdikleri görülmektedir. Bu değişimi sağlarken direkt çözüm ve benliğin sembolik olarak tamamlanması seçenekleri öne çıkmaktadır. Direkt çözüm çabalarında bedeni gerçekten değiştirmeye yönelik adımlar bulunmaktadır. Bu kapsamda kişiler, beslenmeye yönelik satın alımlarını farklılaştırmakta, farklı kanallar aracılığıyla spor yapmaya çalışmaktadırlar. Sembolik arayış içinde olanların ise etkili kişilerin tanıttığı spor giyim ürünlerine yönelik yüksek bir ilgisi bulunmaktadır. Her iki çözüm yöntemi de ekonomik maliyetler barındırdığından katılımcılar bu durumla alakalı bazı tedbirler almaktadır. Söz konusu tedbirler, tüketim davranışlarıyla beraber tartışılmıştır. Vücudu değiştirmenin en kısa yolu olarak kabul edilen estetik operasyon ise fitspiration takipçileri arasında başvurulan ya da başvurulması düşünülen bir seçenek değildir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, Instagram, Beden imajı, Nesneleştirme Kuramı, Tüketici davranışları, Tüketimle aracılığıyla başa çıkma stratejileri

Aslı Güven
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir tüketim olgusu olarak NFT: Bireysel ve toplumsal etkilere dair keşifsel bir araştırma

Yeni teknolojilerin kullanımı ile tüketici davranışı eğilimleri değişiklik göstermektedir. Tıpkı internet teknolojilerinin hayatımıza girmesiyle ortaya çıkan yeni tüketim olguları gibi (Murero, 2001: 144), blok zincir teknolojisinin de yeni tüketim eğilimlerini ortaya çıkarması muhtemel görülmektedir. Bu bağlamda, mevcut araştırmada yeni bir tüketim olgusu (Lee ve Kwon, 2022: 1) olarak ortaya çıkan NFT‟lerin bireysel ve toplumsal etkileri keşfedilmeye çalışılmıştır. Henüz emekleme aşamasında olan bu teknoloji (Zarifis ve Castro, 2022: 11; Ali vd., 2022: 9) gelecekte internet ve sosyal medyanın etkilediği gibi hayatımızı etkileme potansiyeline sahiptir (Ardavanis, 2022: 77). Bu doğrultuda sınırları çizilen kavramsal çerçevede Genişletilmiş Benlik Teorisi (Belk, 1988), Sahiplik Etkisi Teorisi (Thaler, 1980), FOMO, savunmasız tüketiciler ve tüketici güçlendirmesi kavramlarından faydalanılmıştır. Araştırmada Moustakas (1994)'ın adımlarını oluşturduğu transandantal fenomenoloji yaklaşımı benimsenmiştir. Sekiz katılımcı ile yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların NFT deneyimine yönelik önemli bulgular keşfedilmiştir. Katılımcıların NFT'ler ile ilgili deneyimlerine ait değişmez bileşenleri beş farklı dokusal tema ortaya çıkarmıştır. Dokusal temalar katılımcıların NFT deneyimlerini nasıl tanımladıklarını açıklamaktadır. Söz konusu temalar "NFT'ler ile temas süreci", "NFT satın alım sonrası deneyimler", toplulukların önemi ve ekiplerin işlevi", "algılar, duygular ve hatıralar" ve "regülasyon ihtiyacı" olarak ifade edilmiştir. Yapısal analizlerde ise, katılımcıların davranışlarının ve deneyimlerinin arkasında yatan öz bilgilere ulaşılmıştır. NFT'lerin satın alınmasında ya da mint edilmesinde rol oynayan en temel güdünün para kazanma arzusu olduğu ortaya çıkmıştır. NFT'lerin statü kazanma ve sosyal olarak kabul görme arzularına ulaşmada aracı bir rol üstlendiği görülmüştür. Bulgular, katılımcıların blok zincir teknolojisine karşı güven duyduklarını göstermiştir. Ancak, proje ekiplerine karşı ciddi bir güvensizlik duygusu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, mevcut araştırmanın bulguları NFT yatırımcılarının finansal savunmasızlık ile başa çıkamadıklarını göstermektedir. Bu doğrultuda kanun yapıcıların düzenleme ihtiyacı net bir şekilde hissedilmektedir. Sonuçlar, kavramsal çerçevede belirtilen Genişletilmiş Benlik Teorisi (Belk, 1988), Sahiplik Etkisi Teorisi (Thaler, 1980), FOMO, savunmasız tüketiciler ve tüketici güçlendirmesi kavramlarının çıktıları ile örtüşmektedir. Tüm bu bilgilere ek olarak elde edilen bulgular, Denge Teorisi (Heider, 1958) ve Öz – Belirleme Teorisi (Deci ve Ryan, 1985) ile de desteklenmiştir.

Abdullah Alkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre dostu ürün ambalajına yönelik tüketici tepkileri: Türkiye, Rusya ve İsveç örneği

Bu araştırma, Sinyal Teorisi çerçevesinde Türkiye, Rusya ve İsveç'te çevre dostu ambalajı bir sinyal olarak ele alarak, çevresel bilinç, tutumlar ve güvenin kurumsallaşmasının, çevre dostu ambalajlı ürün satın alma niyeti ve buna daha fazla ödeme istekliliği üzerindeki etkilerini analiz etmeyi; kültürel ve ekonomik farklılıkların bu etkilerdeki rolünü incelemeyi; tüketici davranışlarına etkileri ve ülkeye özgü dinamikleri değerlendirmeyi; ayrıca yeşil pazarlama stratejileri ve çevresel farkındalık politikalarına rehberlik edecek bulgular sunmayı amaçlamaktadır.

Murad İdrisov
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Müşterilerin restoranlarda oluşturduğu atık gıdaya ilişkin garsonların suçluluk duygusu üzerine karma bir araştırma

Hane halkı ve tüketiciler tüketim aşamasında gerçekleşen atık gıdalardan sorumludur. Literatür incelendiğinde görülmektedir ki çalışmaların çoğunluğu hane halkı tarafından oluşturulan atık gıdaya odaklanmaktadır. Bununla paralel olarak restoranlarda, otellerde ve yiyecek içecek hizmetlerinde oluşan atık gıdalarla ilgili çalışmaların sayısı hane halkına göre daha azdır. Bu çalışmaların sadece birkaçı konaklama sektöründe önemli rol oynayıcı olan garsonların atık gıda davranışsal niyetlerine yönelik tutumları ve atık gıda önleme davranışlarına etkisini araştırmıştır. Konaklama sektöründe çalışan garsonların atık gıda davranışları, yiyecek içecek hizmetlerini ve müşterilerin atık gıda davranışlarını etkilemektedir. Dolayısıyla garsonlar atık gıda ile mücadelede önemli bir konumdadırlar. Atık gıda ile düzenleyici konumda bir diğer kavram ise suçluluk duygusudur. Suçluluk, tüketicilerde atık gıda azaltma niyetinin önemli bir belirleyici ve tetikleyici unsurdur. Tüketiciler evlerinde ve restoranlarda oluşturdukları atıklarda kendilerini suçlu hissetmektedirler. Suçluluk duygusunun tüketiciler ve atık gıda üzerindeki etkisine rağmen, bilindiği kadarıyla, suçluluğun garsonların üzerindeki etkisini gösteren herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle mevcut çalışma garsonların müşterilerin oluşturduğu atık gıdadan dolayı hissettikleri suçluluk duygusunu araştırmaktadır. İki ayrı çalışmadan oluşan araştırma tasarımında karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma 1'de müşterilerin oluşturdukları atık gıdalar nedeniyle garsonların hissettikleri suçluluk duygusunun ve bunun ardındaki sebepler keşfedilmiştir. Veriler, araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmış, konaklama sektöründe garson olarak görev alan kişilerle görüşülmüştür. Yapılan görüşmeler sonucunda 14. görüşme ile veri doygunluğuna ulaşılmış olup katılımcıdan alınan cevaplar ile veriler analiz edilmiştir. Sonuçlara göre garsonların müşterilerin oluşturduğu atık gıdalardan dolayı suçlu hissettikleri ortaya çıkmıştır. Çalışma 2 ise suçluluk duygusunun varlığı ve bu duygunun atık gıda azaltma niyetine etkisini, çevresel kimliğin etkisiyle incelemiştir. Söz konusu inceleme için veri toplama yöntemi olarak çevrimiçi anket uygulanmıştır. Toplamda 207 kişiden toplanan nicel veriler SPSS ortamında faktör analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar, çevresel kimlik, suçluluk ve kontrol odağı değişkenlerinin atık gıda azaltma niyetini olumlu yönde etkilerken, garsonların atık gıda bilgisinin atık gıda azaltma niyeti üzerinde etkisinin olmadığını göstermektedir. Bu çalışma, restoranlarda oluşan atık gıdada garsonların duygularını anlamaya yönelik bir ileri adımı temsil etmektedir.

AtıklarMüşteri davranışıMüşteri tutumu+5
Ahmet Taşkın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Y ve Z Kuşağı arasında algılanan hizmet kalitesi: Antalya Büyükşehir Belediyesi toplu taşıma hizmetleri örneği

Günümüzde hızla büyüyen hizmet sektörü, sürekli değişim ve gelişim içinde çeşitlenmektedir. Hizmet sektöründe sunulan ürünlerden neredeyse hiç yararlanmayan birey yok denebilir. Bu çalışmada, Y ve Z kuşağına dâhil olan örneklemin, Antalya Büyükşehir Belediyesinden aldığı, toplu taşıma hizmetine ilişkin, kalite algılama düzeylerini belirlemek, Y ve Z kuşağı arasında kalite algılama farklarının olup olmadığı ile ilgili bilgi elde etmek amaçlanmaktadır. Ayrıca literatürde yer alan, Z Kuşağının özellik tanımlamalarına, kalite algılamaları ile ilgili bilgilerinde girmesi hedeflenmekte ve gelecek çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Kâr amacı gütmeyen kurumlara ve kamu hizmeti gören belediye yöneticilerine, sundukları hizmetin kalitesinin algılanması ile ilgili fikir vermesinin yanında, kurum ve yöneticileri, etkin ve verimli bir planlama, yatırım ve hizmet sunumu gerçekleştirmeleri için daha doğru karar almaya yönlendirecektir. Çalışmanın birinci bölümünde hizmet ve kalite kavramları, belediye hizmetleri irdelenmekte,Servqual Hizmet Kalite Modeli ve SERVPERFHizmet Kalite Modeli anlatılmaktadır. İkinci bölümde kuşak kavramı, kuşakların tarihsel süreç içinde yaşadığı değişimler ve kuşakların ayrı ayrı özellikleri anlatılmaktadır. Üçüncü bölüm olan uygulama kısmında ise çalışmada araştırma kapsamına alınan Y ve Z kuşağı örneklemlerine ait analiz verileri aktarılıp, yorumlanarak çalışma bitirilmektedir. Çalışmada, SERVQUAL Hizmet Kalite Modeline ait algı ölçeğini kullanan, Cronin ve Taylor'un (1992)SERVPERF Hizmet Kalite Modeli kullanılmaktadır. Google Form üzerinden Y ve Z kuşağına dâhil örnekleme, 5'li Likert Ölçekli anket uygulanarak veriler toplanmıştır. Toplam 786 anket formu geçerli olarak kabul edilmektedir. Toplanan veriler SPSS programlarına girilmiş ve gerekli analizler yapılarak Y ve Z kuşağı örneklemin kalite algılama düzeyleri; fiziksel görünüm, güvenilirlik, sorumluluk, güven ve empati boyutlarıyla incelenmekte ve kalite algılamaları ile ilgili sonuçlar yorumlanmaktadır. Çalışma sonunda, Y ve Z kuşağının Antalya Büyükşehir Belediyesinden aldığı toplu taşıma hizmetinin, 3,43 ortalama ile kaliteli olarak algılandığı, yalnız empati boyutunda belediye ve çalışanların Z Kuşağı bireyler için hizmet kalitesini geliştirmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca Y ve Z kuşağı bireylerin kalite algılamalarında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmektedir. Hizmet kalite boyutları açısından değerlendirildiğinde fiziksel görünüm, güvenilirlik, sorumluluk ve güven boyutlarında Y ve Z kuşağı bireylerin kalite algılamalarında anlamlı bir farkın olduğu ortaya çıkmaktadır. Empati boyutunda ise Y ve Z kuşağına dâhil örneklemin, hizmet kalitesini algılamada anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna varılmaktadır.

AntalyaBelediyelerHizmet kalitesi+5
Hüseyin Köseoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Marka, ürün ve tüketici yenilikçiliği ile davranışsal niyetler arasındaki ilişki: Düzenleyici aracılık modeli

Ekonomik performans ve rekabet gücünü etkileyen temel faktörlerden biri olan yenilikçilik, firmaların fiyat temelli rekabetten uzaklaşarak, katma değer yaratmayı ön plana çıkarmalarına ve böylece büyümelerine imkân veren, bunun sonucu olarak da küresel rekabet ortamındaki başarısında önemli ve belirleyici bir rol üstlenen bir süreçtir. Çağın hızla değişen ihtiyaçlarına ayak uydurmak zorunda olan firmalar, katma değer yaratarak ürünlerin tercih edilir olmasını sağlamalı, bu nedenle de alıcıların isteklerini göz önünde bulundurarak bilgi üretmeli, teknolojik yenilik yapmalı ve AR-GE faaliyetlerine önem vermelidir. İşletmelerin tüm uygulamalarına yansıyan yenilikçilik yönelimi, marka boyutunda da görülmektedir. Bir markanın tüketiciler tarafından yenilikçi olarak algılanma düzeyi, tüketicilerin çeşitli davranışsal çıktılarının belirleyicilerinden birisidir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, marka yenilikçiliğinin davranışsal çıktılar üzerindeki rolünü incelerken tüketici yenilikçiliğinin düzenleyici rolüne bakmak ve bu araştırmayı mal ve hizmet kategorileri için ayrı ayrı gerçekleştirerek mal ve hizmet yenilikçiliğinin bu süreçte etkisi olup olmadığını belirlemektir. Bu bağlamda kolayda örneklem yöntemi ile toplamda 4 farklı senaryo ve anket soruları ayrı katılımcılara iletilmiştir. Sinyal teorisine dayanan bu çalışmada denekler arası faktöriyel tasarımı kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tüketici yenilikçiliğinin düzenleyici değişken olarak hizmet yenilikçiliği ve marka yenilikçiliği ilişkisinde anlamlı bir rolü olduğu bulunmuştur. Markaya yönelik tutum, satın alma niyeti, daha fazla ödeme istekliliği ve ağızdan ağıza pazarlama bağımlı değişkenlerinin de hizmet kategorisi için marka yenilikçiliği aracı ve tüketici yenilikçiliğinin bu aracılık etkisindeki düzenleyici rolü anlamlı bulunmuştur. Ancak mal yenilikçiliği ve marka yenilikçiliği arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Aynı şekilde markaya yönelik tutum, satın alma niyeti, daha fazla ödeme isteği ve ağızdan ağıza pazarlama değişkenleri için tüm mal modelinin testinde tüketici yenilikçiliğinin düzenleyici bir rolü bulunamamıştır. Gelecek çalışmalarda mal kategorisi için yapılan çalışmanın her kesime hitap eden başka ürünlerle yapılması tüketici yenilikçiliğinin düzenleyici rolünü daha iyi açıklayabilir. Ayrıca küresellik ve tüketici etnosentrizmi bağlamında incelenmesi de literatüre katkı sağlayacaktır.

Meryem Yavuz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Instagram gönderilerinin analizi: Butik oteller üzerine bir çalışma

Sosyal medya, işletmelerin potansiyel müşterilerine ulaşmalarına, müşterileri ile iletişimlerini sürdürmelerine ve kendilerini geniş bir kitleye tanıtabilmelerine aracılık ederek birçok yönden işletmelere avantaj sağlamaktadır. Turizm sektörü ve otel işletmeleri, sundukları hizmet dolayısıyla mevcut ve potansiyel müşterileri ile kesintisiz bir iletişim kurmaya ve kendilerini bu kişilere tanıtmaya ihtiyaç duyar. Bu amaç ile sosyal medya platformlarını kullanan işletmelerin, avantajlar elde etmek için sosyal medyayı en etkili biçimde kullanması ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, otel türleri içerisinde çeşitli özellikleri sayesinde son yıllarda ön plana çıkan butik otellerin sosyal medya paylaşımları için kullandıkları görsellerin etkileşim üzerindeki etkisini analiz etmektir. Mevcut araştırmanın amacı doğrultusunda veriler, günümüzde yaygın olarak kullanılan sosyal medya platformlarından biri olan Instagram'ın mobil uygulamasında, 11 farklı butik otele ait hesaplardan toplanmıştır. Mart 2021 ile Şubat 2022 tarihleri arasında bir yıllık bir süreçte paylaşılmış olan 1231 gönderide kullanılan paylaşımlar ve görsellerine ait verilerden yararlanılmıştır. Veriler Instagram uygulamasına ait istatistikler panelinden manuel olarak toplanmıştır. Öncelikle içerik analizi gerçekleştirilerek paylaşımlarda kullanılan fotoğraflar kodlanmış ve içerik türleri belirlenmiştir. İçerik türleri, paylaşım saati, fotoğraf boyutu, insan içerme durumu ve otelin takipçi sayısı frekans analizi yardımıyla tanımlayıcı istatistikler ile sunulmuştur. Bu değişkenlere göre gönderilerin beğeni, yorum, paylaşma, kaydetme ile gösterim, erişim ve profil hareketlerine dair ortalamalar incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre içerik türlerinden etkilemenin beğeni, paylaşılma ve kaydedilme açısından en yüksek etkileşim ortalamasına sahip olduğu görülmüştür. En yüksek yorumu ise insanlaştırma elde etmiştir. Toplam etkileşim sayıları değerlendirildiğinde, her paylaşım ortalama 159,20 etkileşim sağlarken, etkileme ortalama 245,28 ile en fazla etkileşim sağlayan içerik türü olmuştur. Gösterim, erişim ve profil hareketleri açısından en yüksek ortalamayı da yine etkileme sağlamıştır. Mevcut çalışma, butik otellerin sosyal medya paylaşımlarında kullandıkları fotoğrafların etkileşim üzerindeki etkisini ortaya koymuş ve bu otellerin sosyal medyayı en etkili biçimde kullanmaları için öneriler sunmuştur. Bulgular, sosyal medya yöneticileri, içerik editörleri ile otellerin pazarlama, markalaşma ve tanıtımından sorumlu olan kişiler için başarılı bir sosyal medya yönetimi yapmaları, etkin bir kampanya yönetimi gerçekleştirmeleri, marka yatırım getirilerini arttırmaları ve rakipleri karşısında öne çıkmaları açısından değerlidir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya, Instagram, Butik Otel, Görsel İçerik Analizi. Mevcut araştırmanın amacı doğrultusunda veriler, günümüzde yaygın olarak kullanılan sosyal medya platformlarından biri olan Instagram'ın mobil uygulamasında, 11 farklı butik otele ait hesaplardan toplanmıştır. Mart 2021 ile Şubat 2022 tarihleri arasında bir yıllık bir süreçte paylaşılmış olan 1231 gönderide kullanılan paylaşımlar ve görsellerine ait verilerden yararlanılmıştır. Veriler Instagram uygulamasına ait İstatistikler panelinden manuel olarak toplanmıştır. Öncelikle içerik analizi gerçekleştirilerek paylaşımlarda kullanılan fotoğraflar kodlanmış ve içerik türleri belirlenmiştir. İçerik türleri, paylaşım saati, fotoğraf boyutu, insan içerme durumu ve otelin takipçi sayısı frekans analizi yardımıyla tanımlayıcı istatistikler ile sunulmuştur. Bu değişkenlere göre gönderilerin beğeni, yorum, paylaşma, kaydetme ile gösterim, erişim ve profil hareketlerine dair ortalamalar incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre içerik türlerinden etkilemenin beğeni, paylaşılma ve kaydedilme açısından en yüksek etkileşim ortalamasına sahip olduğu görülmüştür. En yüksek yorumu ise insanlaştırma elde etmiştir. Toplam etkileşim sayıları değerlendirildiğinde, her paylaşım ortalama 159,20 etkileşim sağlarken, etkileme ortalama 245,28 ile en fazla etkileşim sağlayan içerik türü olmuştur. Gösterim, erişim ve profil hareketleri açısından en yüksek ortalamayı da yine etkileme sağlamıştır. Mevcut çalışma, butik otellerin sosyal medya paylaşımlarında kullandıkları fotoğrafların etkileşim üzerindeki etkisini ortaya koymuş ve bu otellerin sosyal medyayı en etkili biçimde kullanmaları için öneriler sunmuştur. Bulgular, sosyal medya yöneticileri, içerik editörleri ile otellerin pazarlama, markalaşma ve tanıtımından sorumlu olan kişiler için başarılı bir sosyal medya yönetimi yapmaları, etkin bir kampanya yönetimi gerçekleştirmeleri, marka yatırım getirilerini arttırmaları ve rakipleri karşısında öne çıkmaları açısından değerlidir.

Butik otelOtellerPazarlama+4
Ela Belevi Üçhöyük
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın marka kent konumlandırmasındaki etkisi: Antalya-İzmir karşılaştırması

Günümüzde kentler, daha fazla sayıda, daha fazla para harcayan kent ziyaretçisini ve ayrıca yüksek harcama yapacak yatırımı çekmek, daha kalifiye iş gücünü barındırmak için kurum markaları gibi yönetilebilmektedir. Kent markalarının yönetim süreci içerisinde önemli bir nokta olan kent tanıtımı tüm mecralarla birlikte yönetilmektedir. Çağımızda teknolojinin hızla gelişmesi ve buna bağlı olarak internet kullanım oranındaki hızlı artış olmasıyla tüketicinin çevrimiçi platformlarda aktifliği artış göstermiştir. Markalaşmış veya marka olmak isteyen kentlerin sosyal medya kullanma alışkanlarındaki hızlı ve olumlu değişim kent markası yönetimi açısından da vaz geçilmez olmuştur. Bu noktada sosyal medya araçlarından biri olan Instagram mecrası kent markası imajının ayırt edici özelliklerinden biridir. Bu bağlamda kent markası yönetimi sürecinde sosyal medyanın rolünü ortaya koyabilmek amacıyla Antalya'nın Instagram'daki temsilî hesabı "antalyabb" ile İzmir'in temsilî hesabı "izmirbuyuksehirbelediyesi" karşılaştırılmıştır. Çalışmada içerik analizi yöntem kullanılmış ve elde edilen verilerden yararlanarak kent markası yönetimi sürecinde kent markasının temsil edilmesinde sosyal medya mecralarından Instagram'ın pozitif etkisi olduğu saptanmıştır.

AntalyaKentlerSosyal medya+3
Mustafa Sezen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ağızdan ağıza pazarlamanın tüketicilerin satın alma kararı üzerindeki etkisinin incelenmesi- özel orta öğretim örneği

Pazarlama faaliyetlerinin alabildiğine genişlediği günümüzde, insanların satın alma kararlarını yönlendirmek için bir çok yöntem denenmektedir. Tabiri caizse bir bilgi ve reklam bombardımanı söz konusudur. Bu kadar çok alternatifin bulunması insanların karar vermelerini de zorlaştırmaktadır. Burada, kendilerine yakın hissettikleri, güvendikleri, ilgili ürün ve hizmetle ilgili bilgi sahibi olduğunu bildikleri kişilerin görüşleri, satın alma kararını hızlandırmakta ve tüketicilerin daha rahat karar vermelerini sağlamaktadır. Bu bakımdan Ağızdan Ağıza Pazarlama, şirketlerin ve araştırmacıların üzerinde önemle durdukları bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada, Ağızdan Ağıza Pazarlamanın Satın Alma Kararına Olan Etkisi Özel Orta Öğretim kurumları özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Öncelikle Ağızdan Ağıza Pazarlama ve Satın Alma Karar Süreci ile bilgi verilmiş, daha sonra yüz-yüze anket yöntemi ile 385 kişiden elde edilen verilere, geçerlilik analizi, güvenilirlik analizi, regresyon analizi, t-testi ve ANOVA analizi uygulanmıştır. Örnekleme ilişkin tanımlayıcı istatistiklere yer verilmiştir. Bu çalışmada, Tavsiye Verenin Uzmanlığı, Kararı Onaylatma İhtiyacı ve Kararın Önemi faktörlerinin tüketicilerin satın alma kararını etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, kişilerin sosyo-demografik özelliklerine göre, Ağızdan Ağıza Pazarlamanın Satın Alma Kararına Etkisinin farklılaşabildiği de saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağızdan Ağıza Pazarlama, Satın Alma Kararı, Fikir Liderleri, Viral Pazarlama, Özel Orta Öğretim Kurumları

Ağızdan ağıza iletişimAğızdan ağıza pazarlamaPazarlama+4
Ahmet Bahattin Mahdum
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gösterişçi tüketim bağlamında NFT satın alımı üzerine bir araştırma

Amaç: Blok zincir teknolojisi sayesinde oluşturulan, özellikle sanal evrenlerde (Metaverse) yaşanacak gelecek vizyonu ile yükselen bir değer olan NFT'ler; dijital sanat koleksiyoncuları, oyun şirketleri ve lüks moda evleri tarafından keşfedilip pazarlama kampanyalarında yer bulmaya başlamıştır. Fakat madalyonun öteki yüzünde yer alan NFT alıcıları hakkındaki araştırmalar oldukça sınırlıdır. Bu çalışma sektörel uygulamalara yol göstermeyi ve literatüre katkı sağlamayı öncelik edinerek, kişilerin NFT satın alırken ortaya çıkan gösterişçi tüketim davranışını ve demografik farklılıklara göre değişen etkisini keşfetmeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Nicel bir araştırma olarak dizayn edilen çalışmada, gösterişçi tüketim davranışını ölçebilmek için Bennett ve Kottasz'ın (2013: 37) geliştirmiş olduğu üç boyuttan ve on maddeden oluşan sınırlı sayıdaki sanat eserlerinin satın alımını araştırmak üzere geliştirilen gösterişçi tüketim ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya NFT satın almış kişiler dahil edilip online anket üzerinden veri toplanmıştır. (N=449) Bulgular: Anket sonuçları analiz edildiğinde, benzersiz hissetme ve arzulanan bir gruba uygunluk için NFT satın alımının daha yaygın olduğu görülmüştür. En çok katılım alan ifadeyle ise, çoğunluğun sahip olduğu NFT'lerin arzu nesnesine dönüştüğü ortaya çıkmıştır. Öte yandan demografik değişkenler incelendiğinde, statü ifadesi gerekçesiyle NFT satın alımının erkeklerde daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Statü ifadesi yaş değişkeniyle analiz edildiğinde ise aralarında zayıf ancak pozitif yönlü bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Farklı ülkelerde uygulanan anket sonucunda, gösterişçi tüketimde kültürün farklılaştırıcı etkisini destekler şekilde Türkiye'de yaşayan kişilerde statü ifadesi ve arzulanan bir gruba uygunluk gerekçesiyle NFT satın alımının daha yaygın olduğu görülmüştür. Test edilen son demografik değişken olan gelir başlığında ise, 1000 $ üzerinde gelire sahip olan katılımcılarda statü ifadesiyle NFT satın alımının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Çalışmanın sonucunda kişilerin çevresine benzersiz olduğunu kanıtlama veya parçası olmak istediği bir gruba uygunluğunu göstermek ihtiyacıyla NFT satın aldığı görülmüştür. Ancak gelir seviyesi arttıkça statü ifadesiyle de gösterişçi tüketim etkisi görülerek NFT satın alındığı tespit edilmiştir. Araştırmada yüksek katılım alan gösterişçi tüketim ifadeleri gözetilerek Bourdieu'nun (1996: 209) taklit ve ayrım mekanizması olarak kategorize ettiği gösterişçi tüketim davranışlarının farklı motivasyonlarla NFT satın alımında da yer bulduğu belirlenmiştir. Bu araştırma ile önemli sonuçlar elde edilse de bundan sonraki çalışmalar NFT satın almayan kişilerden bir kontrol grubu oluşturarak araştırmayı genişletebilecektir. NFT satın alımında ortaya çıkan sürü etkisi, kişilik farklılıkları ya da kurumsal NFT kampanyalarında sunulan reel dünya faydasının satın alıma etkisi de araştırılmaya muhtaçtır. Öte yandan pazarlama uzmanları ise NFT alıcıları için önemli bir unsur olan benzersizlik tasviri için geliştirilen NFT projelerinde sınırlı arz ilkesine sadık kalmalı, topluluk oluşturmaya özen göstermeli ve alıcıların sahip oldukları NFT'leri sergileyebileceği dijital sosyal platform eksiliğini gidermelidir. Lüks tüketim malları satan markalar ise NFT'ler aracılığıyla reel dünyada ayrıcalıklı müşteri grupları oluşturabilecektir. Ancak sanal evrenler vizyonunu göz ardı etmeden müşterilerinin dijital ikizlerinin kullanabileceği NFT mallarının teknolojik altyapı çalışmalarına da öncelik verilmelidir.

BlockchainBlok zinciri sistemiDeğiştirilemez jeton+2
Sıla Ada Cengiz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kurum imajı oluşumunda işletmelerin içsel pazarlama uygulamalarının ve işveren marka faaliyetlerinin etkisi

Toplumsal yaşamdaki hareketlilik, teknolojik ve bilimsel ilerlemeler, piyasa genelinde yaşanan gelişmeler işletme ve şirketleri yakından ilgilendirir ve etkiler. Ayrıca; bu hareketlilik, ilerleme ve değişimler işletme ve şirketlerin hedef kitlesindeki insanların beklenti ve isteklerine de doğrudan yansır. Bu sebeple işletme ve şirketler tarafından; içsel pazarlama, işveren markası ve kurum imajı gibi kavramlar giderek daha fazla önemsenmeye ve dikkate alınmaya başlanmıştır. İçsel pazarlama, işletmelerin müşteri memnuniyetini artırmak için, işletme ve şirketin çalıştırdığı iş gücüne müşterilerine davrandığı gibi davranması ve yaklaşması olarak açıklanabilir. Son çeyrek yüzyılda, bilgi ve bilişim teknolojileri alanında yaşanan değişim ve gelişim işletme ve şirketlerin nitelikli, donanımlı ve bilgili çalışanlara olan ihtiyacını artırmıştır. Bu süreçte ortaya çıkan işveren markası kavramı, işletme ve şirketlerin nitelikli iş gücü temin edebilmesi için işvereni bir marka haline getirme stratejisidir. Kurum imajı; işletmelerin, kurum veya kuruluşların irtibatlı olduğu insanların zihninde oluşturduğu genel algıdır. Tüketiciler ve müşterilerin seçim yaparken dikkate aldığı önemli faktörlerden bir tanesi kurum imajıdır. Söz konusu bu kavramların son yıllarda önemini giderek artırmasından hareketle yapılan bu tez çalışmasında, kurum imajı oluşumunda işletmelerin içsel pazarlama uygulamalarının ve işveren marka faaliyetlerinin etkisi incelenmiştir. Tez çalışmasının verileri, online anket kullanılarak oluşturulmuş ve toplam 354 katılımcıya ulaşılmıştır. Tez çalışması sonucunda içsel pazarlama ve işveren markası uygulamalarının kurum imajını etkilediği ve bu etkinin olumlu yönlü olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, içsel pazarlama ve işveren markası kavramlarının kendi aralarında da etkileşim içinde olduğu görülmüştür. Tez çalışmasının sonunda kurum imajının olumlu yönde iyileştirilmesine yönelik bazı tespitler yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Kurum imajıİçsel pazarlamaİşveren markası+1
Yiğit Can Erginöz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici etnosentrizmi, menşe ülke algılaması ve tüketici düşmanlık hissinin satın alma niyeti ile ilişkisinin incelenmesi

Uluslararası pazarların gelişmesiyle birlikte tüketicilerin yabancı menşeli ürünlere ulaşmaları kolay hale gelmiştir. Yabancı menşeli ürünlere yönelik tutumlar ve davranışlar, ürün alternatiflerinin çok fazla olduğu pazar ortamında seçim yaparken ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik birçok faktörden etkilenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı tüketicilerin etnosentrizm eğilimlerinin, menşe ülke algılarının, düşmanlık hislerinin yabancı menşeli ürün yargıları ve satın alma niyetleri üzerindeki etkilerini nötr yaklaştıkları, düşmanlık hissi besledikleri, dost olarak gördükleri ülkeler bağlamında incelemektir. Aynı zamanda tüketicilerin düşmanlık hislerinin, menşe ülke algılarının, ürün yargılarının ve satın alma niyetlerinin nötr yaklaşılan, düşmanlık hissi beslenen ve dostluk hissedilen ülkeler bağlamında farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırma sonucunda menşe ülke algısının tüketicilerin yabancı menşeli ürün yargıları ve satın alma niyetleri üzerinde üç ülke için en etkili değişken olduğu; tüketici etnosentrizminin sadece düşmanlık hissi beslenen ülke için satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu; tüketici düşmanlık hissinin dostluk hissedilen ülke için ürün yargısı ve satın alma niyeti üzerinde, nötr yaklaşılan ülke için sadece ürün yargısı üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca tüketicilerin düşmanlık hislerinin, menşe ülke algılarının, ürün yargılarının ve satın alma niyetlerinin dostluk hissedilen, düşmanlık hissi beslenen ve nötr yaklaşılan ülkelere göre farklılık gösterdiği araştırma bulguları arasındadır.

DüşmanlıkEtnosentrizmMenşe ülke+3
Dila Akın Mermutlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet sektöründe robot kullanımına yönelik tüketici algılarının değerlendirilmesi

Bu çalışma, hizmet sektöründe robot kullanımına yönelik tüketici algılarının ortaya çıkarılmasını ve bu algıların değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, söz konusu spesifik bağlamda 20 katılımcı ile derin ve geniş kapsamlı bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Bu noktada temel veri geliştirme aracı olarak yarı yapılandırılmış mülakat tekniğine başvurulmuştur. Ayrıca veri zenginliği sağlayabilmek adına verilerin çeşitlendirilmesi yoluna gidilerek gözlem, ön görüşme ve doküman incelemesi gibi veri toplama araçları da kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda tüketicilerin hizmet robotlarının kullanımına ilişkin algılarında teknoloji benimseme boyutu (yaş faktörüne bağlı), endişe boyutu (toplumsal endişe, bireysel endişe ve korku), robotlardan işlevsel beklentiler, robotlar ile karşılaşma isteği ve robottan alınacak hizmete karşı önyargı boyutu faktörlerine bağlı olarak değerlendirdikleri ortaya konmuştur. Bu çerçevede söz konusu çalışma, hizmet sektöründe robot kullanımına yönelik tüketici algılarının değerlendirilmesine yönelik tanımlamalar ve bulgular gerçekleştirmiştir. Bu anlamda daha sonraki çalışmalara rehberlik edebilecek önemli ipuçları sağlamakta, ayrıca konuya ilişkin araştırılmayı bekleyen birtakım yeni sorulara da ışık tutmaktadır. Anahtar Kelimeler: Hizmet sektörü, Robot, Teknoloji, Yapay Zekâ, Hizmet Robotu

Hizmet pazarlamasıHizmet sektörüMüşteri algısı+7
Burcu Özer
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketiciler yapay zekâya satın alma karar verme yetkisi verir mi?: Nitel bir araştırma

Yapay zekâ ile bağlantılı teknolojiler hızla gelişmekte ve yaygınlaşmaktadır. Pazarlama alanı da bu gelişmelerden doğal olarak etkilenmektedir. Tüketicilerin alışveriş yöntemleri farklılaşmakta ve tüketiciler de şaşkınlık yaratacak bir hızla bu değişimlere ayak uydurmaktadırlar. Yeni geliştiren teknolojilerden biri de otonom alışveriş sistemleridir. İçindeki ürünleri gözlemleyebilen beyaz eşyalar hali hazırda günlük hayatımızda kullanılmaktadır. Sonraki adım ise içindeki ürünleri gözlemledikten sonra kendi siparişini veren, satıcı sistemlerle entegre makinelerdir. Günümüzde de farklı amaçlarla kullanılan, fiyat ve ürün karşılaştıran yapay zekâların, tüketicilerin davranışlarını takip edip yorumlayan yapay zekâların ve gelişmiş sensör teknolojisinin beraber kullanımı ile gelişmiş otonom alışveriş sistemlerinin insan hayatına girmesi oldukça mümkün görünmektedir. Araştırmamızda, bu gelmekte olan teknolojiye karşı tüketicilerin yaklaşımları ve tüketicilerin satın alma kararlarını yapay zekâya bırakıp bırakmayacağı araştırılmıştır. Araştırılan konunun yeni bir konu olması nedeniyle daha sağlıklı sonuçlar elde etmek için yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği ile veriler toplanmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda, tüketicilerin yaklaşımlarının bir denge içinde olduğu görülmüştür. Araştırmamızın sorusuna "evet" cevabı verdirecek yapay zekâya güven, hayatı kolaylaştırma ve keyif vermeyen alışverişler temaları ile "hayır" cevabı verdirecek yapay zekâdan korku, sürece dâhil olma isteği ve insan doğası temalarına ulaşılmıştır. Görüşmelerde görülen denge, araştırma sonuçlarına da yansımış ve terazi metaforu ile açıklanmıştır. Terazinin her iki tarafında yer alan, araştırma sonucu çizilen çerçevelerin ağırlığı kişiden kişiye göre değişmekte ve sonucu değiştirmektedir. Anahtar kelimeler: Tüketici davranışları, Otonom alışveriş sistemleri, Yapay zekâ, Satın alma karar verme, Otomatik karar verme

Karar vermeSatın almaSatın alma davranışı+4
Gökhan Kan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Mobil alışveriş niyetini etkileyen faktörler: Libya'da küçük ev aletleri örneği

This study examines the role of the influence of variables group which are: Fi-nancial Risk, Performance Risk, Time Risk, Possession Convenience, Post-Purchase Convenience and Trust, with the UTAUT2 model on Behavior intention of mobile shopping. In addition to examines the effect of age and income variables as moderator variables. An online questionnaire was used to collect data from 706 mobile shopping users in Libya. Partial Least Squares Structural Equations Modeling (PLS-SEM) was used to analyze the effect of these factors on Behavior intention of mobile shopping to purchase small home appliances. The results revealed that each of the six constructs, which are Performance Ex-pectancy, Habit, Price Value, Social Influence, Trust, and Time Risk, contributed on Behavior intention of mobile shopping to purchase small home appliances. The Expec-tation of Effort and Facilitation Conditions, Price Value, Social Influence, and Finan-cial Risk did not contribute on behavior intention of mobile shopping to purchase small home appliances. The Age variable played a moderate role in each of the Effort Expec-tations, Social Influence, Habit and Purchase Convenience on Behavior intention of mobile shopping to purchase small home appliances. There was only one contribution of the Income variable as a moderate variable with Performance Expectancy. This research enhances the marketing literature by contributing to the devel-opment of an understanding of behavior intention of mobile shopping to purchase small home appliances. Also, this research enhances the immediate implications for researchers who wish to examine the behavior intention of mobile shopping to pur-chase small home appliances using UTAUT2 models.

Minor household appliancesLibyaMobile+5
Salah A. Mohamed Abdulgader
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlama faaliyetlerinde influencerların tüketicilerin satın alma süreçlerine etkisi: Nicel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, influencerların kanaat önderliği rolünü ve bu rolün takipçilerin algıları üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde incelemektir. Influencer, modern pazarlama stratejilerinde önemli bir rol oynamakta ve geniş takipçi kitlesi üzerinde güçlü etkiler yaratmaktadır. Araştırma, influencerın takipçiler tarafından nasıl algılandığını, güvenilirlik ve otorite unsurlarının bu algılar üzerindeki rolünü ve influencerların pazarlama kampanyalarına katkılarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırmanın temel sorusu, influencerların takipçilerin satın alma süreçlerindeki etkisinin ne olduğunu araştırmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak çevrimiçi anket kullanılmış ve 18 yaşını doldurmuş 385 tüketiciden veri toplanmıştır. Anket, katılımcıların influencerlara yönelik tutumlarını ve satın alma davranışlarını ölçmek amacıyla üç farklı ölçek içermektedir: "Sosyal Medya Fenomenlerinin Pazarlama Faaliyetlerine Yönelik Tutum Ölçeği" (İri, 2022) , "Takipçiler Nezdinde SMF Kanaat Önderliği Ölçeği"( Tam, 2020) ve "Sosyal Medya Platformlarındaki Ürün ve Hizmetleri Satın Alma Niyeti Ölçeği"(Özçifçi, 2020). Veri analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler, ortalama ve standart sapma değerleri ile sunulmuştur. Ölçeklerin güvenilirlikleri Cronbach's Alpha testi ile değerlendirilmiş ve tüm ölçeklerin güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Faktör analizi ile ölçeklerin yapı geçerliliği incelenmiş ve ölçeklerin belirlenen alt boyutlar üzerinden anlamlı olduğu görülmüştür. Demografik ve sosyal medya özelliklerine göre farklılıkların incelenmesi amacıyla bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Anlamlı bulunan grupların detaylı değerlendirilmesi için Sidak ikili karşılaştırma testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkilerin incelenmesi için korelasyon analizi yapılmış ve çoklu düzeydeki ilişkilerin modellenmesi amacıyla regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda 0,05'ten küçük p değerleri anlamlı kabul edilmiştir. Araştırma bulguları, influencerların takipçiler üzerindeki etkisinin oldukça güçlü olduğunu ve bu etkinin pazarlama kampanyalarının başarısında kritik bir faktör olduğunu göstermektedir. Influencerların güvenilirlik ve otorite algıları, takipçilerin influencerlara olan güvenini ve bağlılığını artırmaktadır. Bu güven ve bağlılık, influencerların pazarlama kampanyalarının etkinliğini doğrudan etkilemekte ve takipçilerin satın alma niyetlerini olumlu yönde etkilemektedir. "Sosyal Medya Platformlarındaki Ürün ve Hizmetleri Satın Alma Niyeti Ölçeği"nin güvenilirlik düzeyi 0,81 olarak bulunmuş ve tek bir boyuttan oluştuğu tespit vi edilmiştir. "Takipçiler Nezdinde SMF Kanaat Önderliği Ölçeği" ise altı alt boyuttan oluşmakta ve güvenilirlik düzeyi 0,87 olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sınırlılıkları arasında, araştırmanın belirli bir coğrafi bölge veya kültürel bağlamla sınırlı olması ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen katılımcıların temsiliyet oranının düşük olması yer almaktadır. Bu sınırlılıklar, bulguların genelleştirilebilirliliğini kısıtlamaktadır. Ancak, bu araştırma, influencerların modern iletişim ve pazarlama dünyasındaki artan rolünü anlamak açısından önemli katkılar sağlamaktadır. Sonuç olarak, influencerın takipçiler üzerindeki güçlü etkisi, pazarlama kampanyalarının başarısında kritik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Araştırmanın bulguları, hem akademik literatüre katkı sağlamakta hem de pazarlama profesyonelleri için değerli içgörüler sunmaktadır. Influencerların pazarlama stratejilerinde etkin bir şekilde kullanılabilmesi için, influencerların güvenilirlik ve otorite algılarının dikkate alınması ve bu unsurların pazarlama stratejilerine entegre edilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketici, Sosyal Medya, Influencer, Influencer Etkisi, Pazarlama İletişimi, Tüketici Algısı, Sosyal Medya Pazarlaması

İşletmecilik
Ebru Katrancı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Memnuniyetsizliğin yarattığı öfkenin şikâyet davranışı açısından karşılaştırılması: Hava yolu taşımacılığı sektöründe bir araştırma

Öfke duygusu doğuştan var olan, doğal ve evrensel bir duygudur. Öfkenin ifade edilmesi zamanla öğrenilmektedir. Bu nedenle öfkenin davranışa dönüşmesinde kişiden kişiye farklılıklar görülmektedir. Kötü bir hizmet deneyiminin ardından müşterinin istek, ihtiyaç ve planlarının engellenmesi, haksızlık, adaletsizlik ve beklentilerinin karşılanmamasıyla öfke duygusu meydana gelmektedir. Öfkeli müşteri yaşadığı kötü deneyim sonucunda ya bir eylemde bulunmaktadır ya da yaşadığı olaya eylemsiz kalmaktadır. Öfkeli bir müşterinin nasıl bir şikâyet davranışı sergilediğini keşfetmek çalışmanın ana amacıdır. Bu amaçla hava yolu sektöründe şikâyet davranışının öfke boyutları açısından nasıl farklılaştığının araştırılması çalışmaya özgünlük katmaktadır. Yürütülen çalışmada, veri toplama sürecinde çevrimiçi anket uygulaması yapılmıştır. Veriler anket çalışmasının bitirildiği tarihten önceki son üç ayı kapsayan, hava yolu firmasından hizmet alıp memnun kalmayan ulusal müşterilerden toplanmıştır. Geçerli olan 541 anket formu üzerinde istatistiksel paket programı aracılığıyla Faktör Analizi ve Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Olumsuz ağızdan ağıza iletişim ve firmayı boykot etme açısından öfke boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Firmaya doğrudan şikâyet açısından ise öfke boyutları arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Buna göre, sakin olan müşteriler saldırgan ve kaygılı olan müşterilere göre firmaya doğrudan şikâyet davranışını daha fazla göstermektedir. Hava yolu işletmelerinin öfkeli müşterilerine karşı geliştirdikleri şikâyet yönetimi politikası önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Müşteri Şikâyet Davranışı, Öfke, Hava Yolu Sektörü, Türkiye

Hava yolu taşımacılığıMüşteri davranışıMüşteri şikayetleri+3
İrfan Soylu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dokunsal ve görsel işaretler kapsamında duyusal uyumsuzluğun tat ve fiyat algısı üzerine etkisi

Tüketici bir ürünü değerlendirirken, farkında olarak ya da olmaksızın, ürünün kalitesine doğrudan etki etmeyen faktörleri de göz önünde bulundurmaktadır. Örneğin bir yemeğin lezzetini sunumda kullanılan materyaller, ortamda bulunan koku ve fonda çalan müzikle zenginleştirmek mümkündür. Yemekler kadar içeceklerin tüketiciye nasıl sunulduğu da günümüzde önemli bir konu olmaya başlamıştır. İçeceklerin tüketiminin, tüketimin yapıldığı kap ile mutlak bir etkileşim gerektirmesi, bu konunun gerekliliğini vurgular niteliktedir. Bu durumda kapların, içeceklerin değerlendirilmesinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu tartışmak gerekmektedir. Materyal, renk, biçim yönünden farklılaşan bardaklar aynı deneyime mi ortam hazırlamaktadır? Bu düşünceden hareketle ortaya çıkan mevcut çalışmada kap ağırlığının ve renginin, kap içeriğine yönelik tat ve fiyat algısına nasıl bir etkisi olduğu araştırılmıştır. Gün geçtikçe yaygınlaşan kahve zincirlerinin hemen hepsi al-götür (take – away) hizmeti vermektedir. Dolayısıyla bu hizmette kullanılan karton bardakların farklılaşmasının nasıl bir etkiye sebep olacağı araştırma konusudur. Bu çalışmanın amacı dokunsal (ağırlık) ve görsel (renk) işaretlerin tat ve fiyat algısına nasıl etki edeceğini bulgulamaktır. Literatür incelendiğinde, sıcak içecek kullanılan duyusal pazarlama çalışmalarının azlığı dikkat çekmektedir. Yaygın bir biçimde kullanılmakta olan al-götür kahve bardaklarının hiçbir çalışmaya dahil edilmediği gözlemlenmiştir. Araştırma, bu boşluğu doldurması açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla 3 farklı deneysel tasarım oluşturulmuş, ağırlık (ağır ve hafif) ve renk (uyumlu, uyumsuz ve nötr) yönünden farklılaşan altı karton bardaktan katılımcılara tadım yaptırılmış ve sonrasında kahvenin tadı ve fiyatına dair görüşler alınmıştır. Sonuçlara göre, bardağın ağırlığının arttırılması, kahvenin kokusuna ve yoğunluğuna dair daha pozitif bir algı yaratmıştır. Ayrıca, ağır bardakta sunulan kahve diğerine göre daha pahalı algılanmıştır. Farklı renkteki bardaklar ise, fiyat algısında bir etkiye sebep olmamıştır. Buna rağmen, uyumsuz renkli bardağın tat algısına dair değerlendirmelerin hepsinde daha düşük bir puana sahip olduğu bulgulanmıştır. Son deneyde ağırlık ve renk faktörü beraber kullanılmış, ağır bardakların, az bir farkla da olsa fiyata dair daha pozitif bir algı oluşturduğu görülmüştür. Katılımcılara göre en hoş kokulu kahve ağır ve uyumlu renge sahip bardaktan içilendir. Kahve üreticilerinin karton bardak kullanımlarında söz konusu sonuçlar ışığında kararlar alması yerinde olacaktır. Anahtar Kelimeler: Duyusal Pazarlama, Duyu Transferi, Çoklu Duyu Etkileşimi, Ağırlık, Renk

AğırlıkDokunsal algılamaDuyusal değerlendirme+7
Aslı Sakarya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik hizmet kalitesi algısı: Kültürlerarası karşılaştırma: İngiltere ve Türkiye örneği

Günümüzde internet kullanımı hayatımızın vazgeçilmezi haline gelmiştir. İnternet kullanımın yaygınlaşması ile elektronik ticaret faaliyetleri hızla ilerlemiştir. Bu nedenle birçok hizmet veren firma ve kuruluşlar faaliyetlerini sanal ortamda genişletmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla bu firmalar için internet sitelerinin kalite boyutlarını belirlemek ve müşterilerinin bu boyutları nasıl algıladıkları önemli hale gelmiştir. Bu nedenle farklı kültürlerden müşterilerin bulunduğu hizmet sektöründe farklı kalite algıları oluşmaktadır. Bireyin bilişsel süreçlerinden, sosyal hayatla olan etkileşimden, sosyolojisinden, eğitimine birçok noktada değişiklik göstermektedir. Bu düşünceden hareketle farklı kültür yapılarına sahip uluslararası tüketicilerin incelenmesi güdüsüyle bu çalışma hayata geçirilmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı Türkiye ve İngiltere'deki tüketicilerin e-hizmet kalitesi, e-memnuniyeti ve e-sadakati algılarını karşılaştırmak ve e-ticaretin uluslararası genişlemesine ilşkin coğrafi ve kültürel farklılıklarını ortaya koymaktır. Çalışmanın verileri Türkiye ve İngiltere'den e-mail yoluyla Amazon.com'dan alışveriş deneyimine sahip internet kullanıcılarından toplanmıştır. Toplamda 1233 anket veri analizi için kabul edilebilir sayılmıştır. Kavramsal modeli test etmek için YEM ve hipotezleri test etmek için yol analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gizlilik, verimlilik ve çözüm bulma boyutları hem Türkiye'de hem de İngiltere'de katılımcıların genel e-hizmet kalitesini önemli ölçüde etkilemiştir. Anketi yanıtlayan İngiliz kişiler için, iletişim boyutu e-memnuniuyeti etkileyen önemli bir faktör olarak belirlenmiştir. Genel e-hizmet kalitesi ve e-memnuniyet arasındaki ilişki iki ülke içinde pozitif olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye örnekleminde genel e-hizmet ile e-sadakat arasında anlamlı ilişki kurulamazken, İngiltere örnekleminde pozitif bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Farklı kültür yapılarını benimsemiş müşterilere hitap eden küresel e-perakendeciler hizmet performanslarını uluslararası pazarda daha üstün hizmet sunabilmek için çalışmanın belirlediği boyutları kullanabilirler.

Algılanan kaliteElektronik hizmetElektronik memnuniyet+7
Türkan Akıskalı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gönüllü sadelik: Kentten köye göç eden bireylerde yeni bir tüketim deneyimi

Günümüzde tüketim alışkanlıklarının yarattığı çevresel ve psikolojik bozulmaların insanları yeni yaşam felsefelerini keşfetmeye ittiği düşünülmektedir. Bunlardan birisi olarak kabul edilen gönüllü sadelik hareketi; yüksek tüketimli yaşam tarzlarına direnen ve çeşitli şekillerde daha düşük bir tüketim ama daha yüksek yaşam kalitesi alternatifleri arayışında olan insanlardan oluşan, farklı bir sosyal hareket yelpazesi içinde yer alabilir. Ayrıca gönüllü sadelik hareketini benimsemiş bireylerin yaşam alanlarını kentten köye olacak şekilde değiştirdikleri de görülmektedir. Dolayısıyla çalışmanın amacı kentten köye göç eden insanların gönüllü sadelik bağlamında yaşam tarzlarının anlamı ve en temelde tüketim alışkanlıklarının keşfedilmesi olarak belirlenmiştir. Çalışmanın keşfedici kurgusu gereği nitel bir araştırma tasarlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşme tekniği ile elde edilerek toplamda 10 kişi ile görüşülmüştür. Yorumsamacı bir yaklaşıma müsaade eden fenomenolojik felsefe, bulguların analizinde kullanılmıştır. Sonuç olarak gönüllü sadelik öncülleri; insani ölçek, kendine yeterlilik, kişisel gelişim, ekolojik farkındalık, maddi basitlik ve gönüllü basitliğin öncüllerinden bağımsız olarak; gıda güvenliği kaygısı, insanların köye göç etmesinde etkili faktörler olarak bulunmuştur. Katılımcıların göç ile beraber yeni ekolojik kimlikler ürettiği anlaşılmıştır. Söz konusu kimliklerin gıda üreticisi olma konusunda ve gösterişçi tüketimlerde yönlendirici olduğu anlaşılmıştır. Göçe sebep olan öncüllerin; rutin tüketim, gösterişçi tüketim, yoğun ve düşük ilgilenimli tüketim kararlarında da etkili rol oynadığı anlaşılmıştır. Katılımcılardan bazılarının üretilmiş ekolojik kimliklerden kaynaklanan dürtüsel satın alımlara yöneldikleri gözlemlenmiştir. Gönüllü sadelik anlayışına uyan yerelden tüketim, organik ve doğal mesajlar içeren ürünlerin tüketimi, katılımcıların bazılarında açığa çıkmamıştır. Söz konusu duruma gıda sağlığına duyulan kaygıların neden olduğu anlaşılmıştır. Yine indirim ve satış promosyon mesajları gibi pazarlama uyaranlarının, bu kişilerde otonomi (kendine yeterlilik) öncülünü sarsan bir yapı oluşturulduğu anlaşılmıştır. Bulguların çevre dostu ürün üreten firmalara, kentten köye göçe ilişkin gelecek çalışmalara ve gönüllü sadelik literatürüne önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Geriye göçGönüllü sade yaşam biçimiSürdürülebilirlik+2
Sinem Makul
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gönüllü sadelik hareketini benimsemiş ailelerin tüketim motivasyonlarının keşfedilmesi

Tüketim toplumuna ve aşırı tüketime karşıt görüşlerden birisi olan gönüllü sadelik kavramı, bireylerin tüketim alışkanlıklarının kısıtlanarak ihtiyaçlara yönelik davranışlar edindikleri bir yaşam tarzı olmuştur. Bilinçli tüketim algısı yaratan bu yaşam tarzı, aile yaşamını da etkilemektedir. Ailenin, gönüllü sadelik yaşam tarzından nasıl etkilendiği ve tüketim motivasyonlarının neler olduğu araştırmanın problemi olarak belirlenmiştir. Bu araştırma ile aile birimi ele alınarak gönüllü sadelik literatüründeki boşluğun doldurulması hedeflenmiştir. Gönüllü sadeliği benimsemiş bireylerin azınlıkta olmasının yanı sıra aile olarak gönüllü sadeliği benimseyenlerin sayısının tespit edilmesi zor olduğundan araştırma için en uygun yöntem olarak yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi seçilmiştir. Gönüllü sadeliği benimsemiş ailelere sosyal medyada etiket (hashtag) aratılarak ulaşılmıştır. İlk görüşülen katılımcılar aracılığı ile örneklem kartopu örnekleme yöntemi ile genişletilmiştir. Yapılan mülakatlarda, 14 katılımcı ile görüşülmüştür. Doğrudan hedef kitle olan gönüllü sadeliği benimseyen ailelere ulaşıldığı için, mülakat soruları arasında herhangi bir filtre soru eklenmemiştir. Mülakatlarda elde edilen kayıtlar, Microsoft Word programına aktarılmıştır. Bu görüşme kayıtları aracılığı ile de araştırmanın sonuçlarını yansıtan bulgular elde edilmiştir. Nitel bir araştırma olan çalışma sonucu elde edilen bulgular, durum çalışması ile sonuçlar bölümünde değerlendirilmiştir. Ailelerin gönüllü sadelik yaşam tarzı ile sahip oldukları toplam 10 motivasyonun 8'i "yeniden kullanım, çevrecilik, sosyal yardımlaşma, iç huzur, doğal ürün kullanımı ve üretim, politik tutum, deneyim ve tasarruf" olarak tespit edilmiştir. Literatür incelendiğinde elde edilen 8 bulgunun gönüllü sadelik yaşam tarzı ile ilişkisi olduğu ve çeşitli çalışmalarda bunlara yer verildiği tespit edilmiştir. Bu bulgulara ek olarak elde edilen "aileler arası iletişim ve çocuklar için gelecek" bulguları araştırmanın en önemli 2 bulgusudur ve gönüllü sadeliği benimseyen aileleri bireysel olarak bu hareketi benimseyenlerden ayırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gönüllü Sadelik, Tüketim, Aile Tüketim Alışkanlıkları

AileGönüllü sade yaşam biçimiMotivasyon+4
Can Kızıldereli
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müzelerde teknolojik uygulamaların benimsenme niyetinin genişletilmiş teknoloji kabul modeli ile incelenmesi

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte müzeler de pazarlama stratejilerini sürekli güncellemekte ve geliştirmektedir. Müze pazarlaması aracılığıyla, bu teknolojik gelişim ve değişimlerin ziyaretçiler üzerinde olumlu etki yaratabilmesi adına stratejiler oluşturulmaktadır. Müzelerin teknolojik adaptasyonlarının sağlanmasıyla ana işlevlerini yerine getirmede daha çağdaş çözümler üretilip, ziyaretçiler için cazibe merkezleri oluşturulması kolaylaşacaktır. Bu çalışmanın amacı, müzelerde kullanılan teknolojilerin kullanıcılar (ziyaretçiler) tarafından benimsenme niyetinin genişletilmiş Teknoloji Kabul Modeli üzerinden incelemektir. Veriler yüz yüze anket yöntemiyle teknoloji kullanan bir müze olarak hizmet veren Türkiye'nin ilk dijital spor müzesi olan Beşiktaş JK Müzesi'nde Şubat-Mart 2020 aylarında toplanmıştır. Yapısal eşitlik modellemesi ile 271 kişiden toplanan veri analiz edilerek araştırmanın Teknoloji Kabul Modeli'nin müzeler bağlamında genişletilmiş halinin kullanımının literatüre katkı sağlaması hedeflenmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda, algılanan faydası yüksek olan teknolojik uygulamaların müzede davranışsal niyet, dolayısıyla davranış oluşturmada oldukça güçlü bir faktör oluşturduğu kanıtlanmıştır. Bununla birlikte teknolojik gelişimlere paralel olarak müze pazarlamasında teknolojik uygulamaların kullanılmasına dair uygulayıcılara, profesyonellere ve yöneticilere öneriler sunulmuştur.

MüzecilikMüzelerPazarlama+3
Uğur Öncül
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geleceğin otomobil satın alıcıları olarak çocukların otomobil firmalarıyla olan etkileşimlerinin keşfi

Milenyum çağıyla birlikte doğan çocuklar, dijital yerliler olarak dünyaya gelmişlerdir. Teknolojinin hızla gelişmiş olduğu bu dönemde, Z kuşağının geçmiş kuşaklara göre çok daha hızlı öğrendikleri, çok daha farklı bakış açılarına ve beklentilere sahip bireyler haline geldiklerini kaçınılmaz kılmaktadır. Çalışmanın içeriğinde; çocukların geleceğin otomobil satın alıcıları olarak otomobil firmalarıyla olan temaslarının ve beklentilerinin keşfi sağlanmıştır. Bu sayede satın alma öncesi aşamasında bulunan çocuklarla otomobil üreticileri arasındaki temas noktaları uzman görüşlerin katkılarıyla irdelenmiş; bu etkileşimlerin nasıl geliştirilmesi ve pozitif ilişkiler kurulması gerektiği hakkında çıkarımlarda bulunulmuştur. Çocukların karmaşık dünyalarını nitel araştırmalarla anlamaya çalışarak bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarıyla bugünkü ilişkileri pekiştirilmiştir ve onların dünyalarına da gelecekte hitap etmenin önemi bu çalışmada konu olmuştur.

Bütünleşik pazarlamaEtkileşimOtomobil+6
Kaan Eray Kaval
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal öğrenme teorisi bağlamında sosyal ticaret teknolojilerinin tüketicinin satın alma niyetine etkisi: Instagram örneği

Gelişen teknoloji, artan internet kullanımı ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte hepimiz giderek dijitalleşen bir dünyaya adapte olmaya başladık. Dijitalleşen iletişim ortamları nedeniyle artık birçok insan duygu, düşünce ve bilgilerini bu ortamlar aracılığıyla birbirleriyle paylaşmaya, vakitlerinin azımsanmayacak kısmını ise sosyal medyada geçirmeye başladı. Bu durum ekonomiye dolayısıyla ticari hayata da yeni bir soluk getirerek bizleri yeni bir ticaret şekli olan sosyal ticaret kavramıyla tanıştırdı. Sosyal medya ağları üzerinden yapılan bu ticarette günümüzde kullanımı oldukça yaygın olan Instagram'ın da hatırı sayılır bir yeri vardır. Kişiler bu ağ üzerinden diğer kişilerin profillerini ziyaret ederek ya da kullanmış oldukları kişi, konum, konu etiketi gibi sosyal işaretleme sistemlerinden öğrenerek bunları kendi bilişsel ve duygusal süreçlerine dâhil etmektedir. Bu süreç sonucunda tüketicinin satın alama niyeti de şekillenmektedir. Bu bilgiler ışığında, bu çalışma, sosyal ticaret teknolojilerinin bilişsel ve duygusal değerlendirme sürecini nasıl etkilediğini ve bu etkinin sonucunda tüketicinin satın alma niyetini nasıl şekillendirdiği konusunu incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla 400 Instagram kullanıcısına çevrimiçi anket uygulanmış Instagram üzerinden alışveriş deneyimi sahip olmayan 146 katılımcının anketi sonlandırılmıştır. 254 katılımcıdan elde edilen veriler yapısal modellemesi kullanılarak paket program aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz neticesinde elde edilen bulgulara göre kullanıcı profilinden öğrenme, tüketicinin bilişsel ve duygusal değerlendirme boyutlardaki tutumunu ve bilişsel ve duygusal değerlendirmenin müşterilerin satın alma niyetini önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Son olarak sosyal işaretlerden öğrenme, müşterilerin bilişsel ve duygusal değerlendirme sürecine etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Ticaret Teknolojileri, Satın Alma Niyeti, Instagram, Sosyal Öğrenme Teorisi

Bilişsel değerlendirme sistemiDuyusal değerlendirmeElektronik pazarlama+5
Cemre Türkcan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Denge kuramı perspektifinden paket şematiği, ürün ve tüketici arasındaki ilişkide dengeleyici unsurların belirlenmesi üzerine nitel bir araştırma

Tüketicilerin ambalaj unsurlarına ilişkin yargılarını etkileyen en temel faktörün, içerisindeki ürün olduğu bilinmektedir. Bu doğrultuda, tüketicilerin ambalaja yönelik değerlendirmeleri "ürün – ambalaj" ilişkisinden doğrudan etkilenmektedir. Tüketicinin ambalaj ile ilgili olumlu ifadeleri, ürün ile ambalaj arasındaki uyuma işaret ederken, olumsuz ifadeleri de uyumsuzluğunu göstermektedir. İlgili literatürde ürün ve ambalaj arasındaki uyuma yönelik çalışmaların öne çıktığı görülmektedir. Mevcut çalışma ise, ürün ile ambalaj arasındaki uyumsuzluğa odaklanmaktadır. Yapılan araştırmada ürün – ambalaj uyumsuzluğu durumlarında tüketicinin ürünü satın almasının ardındaki sebepler araştırılmıştır. Yapılan araştırmada nitel yöntemlerden yararlanılmıştır. Araştırmanın verileri derinlemesine mülakat yöntemi ile toplanmıştır. Mülakatlarda toplam 20 katılımcı ile görüşülmüş, 13 katılımcının verileri analize alınmıştır. Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular, denge teorisi (Heider, 1946, 1958) bağlamında yorumlanmıştır. Denge teorisi ile tüketici, ürün ve ambalaj arasındaki çok yönlü ilişki daha etkin bir şekilde ifade edilmiştir. Sonuçlar, ürün ile uyumsuz olan bir ambalajın satın alındığı koşullarda tüketiciyi etkileyen unsurları ortaya çıkarmıştır. Tüketicilerin uyumsuz bir ambalajı satın almasındaki en temel faktörün "tavsiye" olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Denge teorisi perspektifinden ortaya çıkan sonuçlar, tüketicilerin uyumsuz bir ambalaj satın aldıklarında, gerilime maruz kaldıklarını göstermiştir. Tüketicilerin bu gerilimi azaltmak için dengeleyici faktörlerden yararlandıkları bulgusu ortaya çıkmıştır. Dengeleyici faktörleri ise, "tavsiye", "marka", "merak", "satış özendirme", "deneme isteği", "bağımlılık", "farklılık", "geçmiş deneyim", "ihtiyaç", "kısıtlı zaman" ve "mecburiyet" kavramları oluşturmaktadır. Tüketicilerin uyumsuz ambalajları satın almalarına etki eden unsurların da bu bağlamda "dengeleyici faktörler" olduğu görülmüştür. Dengeleyici faktörler ile söz konusu gerilimin kaybolduğu belirlenmiştir. Tüketicinin "dengeleyici unsurlar" ile etkileşime geçmesiyle "ürün – ambalaj uyumu" ve "ürün – ambalaj uyumuna etki eden faktörler" unsurları ile olan bağını kopardığı tespit edilmiştir. Söz konusu bulgunun gelecekte yapılacak olan araştırmalar için önemli bir araştırma konusu olduğu düşünülmektedir.

AmbalajlamaDengeDengeleyiciler+5
Abdullah Alkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evcil hayvanımın gölgesinde: Sosyal dışlanmış tüketicilerin evcil hayvanlarını antropomorfize etme eğilimleri altında yatan güdülerin araştırılması

Sosyal dışlanma tüketicilerin yaşam tarzı ve kararlarına ilişkin yargılarını etkileyen, belli davranışsal getirisi olan karmaşık, psikolojik bir faktördür. Antropomorfizm ise pazarlama stratejileri karar alıcıları tarafından kullanılan bir fenomen olmakla beraber sosyal dışlanmanın bir sonucu olarak da tüketicilerin hayatlarında yer edinmektedir. Bu iki karmaşık yapıya ilişkin tüketici değerlendirmeleri araştırılması gereken yapılar olarak literatürde yerini almaktadır. Mevcut araştırmanın amacı sosyal dışlanma deneyimi yaşayan bireylerin evcil hayvanları üzerinden antropomorfize etme eğilimlerinin altında yatan temel güdü ve niyetleri keşfetmektir. Yapılan araştırmada nitel yöntemlerden yararlanılmıştır. Araştırmanın sosyal dışlanma manipülasyonu aşamasında Cyberball (Sibertop) aracı kullanılmıştır. Sosyal olarak dışlanan bireylere antropomorfizm eğilimini ölçmek adına Lexington Evcil Hayvanlara Bağlanma Ölçeği temelinde hazırlanmış senaryo seçimi sunulmuştur. Son aşamanın verileri Zaltman Metafor Çıkarım Tekniği uygulanarak derinlemesine mülakat yöntemi ile toplanmıştır. Toplamda 19 katılımcı ile görüşülmüştür. Katılımcıların 5'inde sosyal dışlanma duygu durumu, 3'ünde ise antropomorfize eğilimi bulunmamış, 1 mülakat da örneklem dışı bırakılarak toplamda 10 görüşme analiz edilmiştir. Analiz aracı olarak MAXQDA programından yararlanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular, sosyal psikoloji bağlamında yorumlanmıştır. Sosyal olarak dışlanmış bireylerin antropomorfizm fenomeni ile arasındaki çok yönlü ilişki daha detaylı bir şekilde ifade edilmiştir. Sonuçlar, sosyal dışlanma yaşayan bireylerin evcil hayvanlarını antropomorfize ederken hangi unsurları aradığını ortaya çıkarmıştır. Bu tüketicilerin bir varlığı antropomorfize ederkenki en temel faktörlerin; saf sevgi, sadakat, hayvanların insanlara olan ihtiyacı, canlılık ve sarılmak olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Sosyal psikoloji perspektifinden yorumlanan bu sonuçlar tüketicilerin antropomorfik bir nesneyle kuracakları ilişkide aradıkları ve arayacakları unsurlar olarak literatüre ve sektöre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AntropomorfizmEvcil hayvanlarPazarlama stratejileri+4
Elif Tanrıkulu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İtme-çekme paradigması bağlamında X ve Y kuşağı turistlerin motivasyonları ve davranışları üzerine bir araştırma

Sosyo-psikolojik deneyimleri içeren turizm sektöründe, bir destinasyonu ziyaret eden turistlerin özelliklerinin belirlenmesi, destinasyonlara yönelmelerinin altında yatan motivasyonel faktörleri ve tatil kararı alma süreçlerini etkileyen unsurların keşfedilmesi, tüketici davranışlarını anlamada yol göstermektedir. Literatürde turistlerin genel motivasyonlarına ilişkin çok sayıda mevcut çalışma bulunurken, motivasyon teorilerini kuşaklar arası farklılıkları gözeterek ele alan çalışmalar yetersizdir. Bu araştırmada, itme ve çekme faktörleri bağlamında X ve Y kuşağı turistlerinin seyahat motivasyonlarının belirlenmesi, itici ve çekici faktörlerin tatmin ve sadakat ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Motivasyon teorilerinden itme ve çekme motivasyon paradigmasının seçilmesinin nedeni ise turistlerin içsel motivasyonları ve destinasyonların karakteristik özelliklerini geniş bir bakış açısı ile ele alarak kıyaslama yapabilmektir. Bu çalışmada literatür taraması ile çizilen kavramsal araştırma modelinin test edilmesi için nicel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma evreni olarak Türkiye'nin popüler turizm destinasyonu olan Antalya ili seçilmiş, araştırma örneklemi ise Antalya'yı turizm amaçlı ziyaret eden Rus turistlerden oluşturulmuştur. Araştırmanın örneklem grubu X kuşağında yer alan 153 turist ile Y kuşağında yer alan 234 turist olmak üzere toplam 387 Rus turistten meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklem grubunda yer alan turistler evren içerisinden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veriler, Regresyon Analizi ve Independent Samples t test kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, katılımcıları turistik seyahate iten faktörlerin başında sosyal etkileşim ve deneyim kazanma, yenilik arayışı, eğlence ve yeni aktiviteler, rutinden kaçış ve rahatlama, prestij ve sosyal statünün geldiği, turistleri seyahate sevk eden çekme faktörlerinin başında ise tarih, kültür, sanat ve aktiviteler, destinasyon karakteristikleri, ekonomi ve kalite, eğlence ve gece hayatı, plajlar ve iklim faktörlerinin geldiği tespit edilmiştir. Araştırmada itme ve çekme faktörlerinin turistlerin tatmin düzeyleri üzerinde önemli birer belirleyici olduğu tespit edilmiş, X ve Y kuşağında yer alan turistlerde tatmin düzeyinin sadakat üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, söz konusu etkinin istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde olduğu bulunmuştur. Söz konusu araştırmanın bulgularının teorik katkısının yanı sıra sektörel uygulamalara da katkı sağlayacağı öngörülmektedir.

Kuşak farklılıklarıKuşaklarKuşaklar teorisi+6
Atalay Bulut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bilinçli tüketime bakış açıları ve bir uygulama

Tüketici ihtiyaçları sınırsızken kaynakların sınırlı olduğu bilinen bir gerçektir. Tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılarken mantıklı ve bilinçli olmaları beklenmektedir. Bu anlamda ''Üniversite öğrencileri bilinçli bir tüketici midir?'' Sorusuna yanıt bulmak için bu araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacına hizmet etmesi amacıyla Kuru (2014) tarafından geliştirilen ''Rasyonel Tüketim'' ölçeği kullanılmıştır. Bilinçli tüketim kavramının birçok alt boyutu vardır ve bunlardan birisi de mantığa dayalı rasyonel tüketimdir. Bu araştırmanın verileri Akdeniz, Antalya Bilim ve Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerden anket yoluyla elde edilmiştir. Öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerinin, tüketici olarak haklarını bilip bilmediklerini ve bilinçli tüketici olup olmadıklarını etkileyip etkilemediği keşfedilmeye çalışılmıştır. Anketin verileri paket program kullanılarak kodlanmış ve analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilinçli tüketici olmanın ve tüketici olarak haklarını bilmenin eğitim seviyesi, gelir ve üniversite ile ilgisi bulunmamaktadır. Sosyo-demografik özelliklerden birisi olan eğitim seviyesi açısından incelendiğinde, yüksek lisans öğrencilerinin lisans öğrencilerine göre sadece daha bilinçli tüketici oldukları bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilinçli tüketim, Bilinçli tüketici, Üniversite öğrencileri

Bilinçli tüketimTüketici davranışıTüketim+3
Teslime Yaşar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Omni kanal perakendecilik: Bir içerik analizi çalışması

Günümüzde, firmaların müşterilerin ilgisini çekebilmek ve bu ilgiyi sabit tutabilmek için yeni pazarlama stratejilerini takip edip uygulamaları gerektiği literatürde belirtilmektedir. Bu doğrultuda, perakendeciler en yeni pazarlama stratejisi olan omni kanal pazarlamaya yönelmektedir. Bunun nedeni ise günümüz müşterilerinin firma ile tüm kanallar ve etkileşim noktaları üzerinden iletişim kurmak istemesidir. Omni kanal pazarlama stratejisi firmaların tüm kanallarını entegre ederek müşterilerine tutarlı ve kaliteli bir hizmet deneyimi sunma olanağı tanımaktadır. Omni kanal yeni bir pazarlama stratejisi olduğundan dolayı perakendeciler de bu stratejiyi yeni uygulamaya başlamışlardır. Bu nedenle, literatürdeki çalışmalar daha çok betimleyici nitelikte olup omni kanal kavramını tanıtmayı amaçlamaktadır. Diğer bir taraftan ise özellikle Türkiye'de yapılan çalışmalar daha çok müşteri algısı boyutu ile ilgili araştırmalardır. Ayrıca, perakendeciler üzerine yapılan çalışmalar sınırlı örnekleme sahip veya belli bir sektöre özgü araştırmalardır. Bu doğrultuda, Türkiye'nin en büyük 100 perakendecisinin omni kanal uygulamalarını ortaya çıkarmak ve bu uygulamaların sektörlere göre yaygınlığını belirlemek amacıyla içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Analiz yöntemi olarak betimleyici istatistiksel teknikler kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye'nin en büyük perakendecilerinin neredeyse yarısının omni kanal pazarlama stratejisini uygulamaya başladığı ve bu uygulamaların en fazla gıda, tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektöründe olduğu görülmüştür. Perakendeciler tarafından en çok tercih edilen omni kanal uygulamasının ise tıkla ve topla olduğu gözlenmiştir. Bu kapsamda, ilgili çalışma Türkiye'nin en büyük perakendecilerinin omni kanal pazarlama uygulamalarının durumunu ortaya çıkarmış ve buna göre genel bir yapı çizmiştir.

Bütüncül kanalElektronik ticaretPazarlama+4
Büşra Oktay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekno-girişimlerde girişimci pazarlama, girişimcilik eğilimi ve işletme performansı ilişkisi

Bu çalışma, Türkiye'deki tekno-girişimlerin demografik yapılarını ve profil özelliklerini ortaya koymak, girişimci pazarlama yönelimleri ile girişimcilik eğilimlerini belirlemek ve bunların işletme performansını açıklama durumlarını saptamak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın evrenini Türkiye'deki tekno-girişimciler oluşturmaktadır. Ulaşılabilir evren ise teknoag.sanayi.gov.tr sayfasına kayıtlı tüm tekno-girişimciler olarak belirlenmiştir. Uygun örnekleme yönteminin kullanıldığı çalışmanın uygulanması sonucu 142 tekno-girişimci araştırmaya katılmıştır. Araştırma soruları çerçevesinde girişimci pazarlama ve girişimcilik eğilimi ölçekleri doğrulayıcı faktör analizine, işletme performansı ölçeği ise açımlayıcı faktör analizine tabii tutulmuştur. Girişimcilik eğiliminin girişimci pazarlamayı açıklama durumu yapısal eşitlik modeli (YEM) ile girişimcilik eğiliminin ve girişimci pazarlamanın işletme performansını açıklama durumu ise hiyerarşik regresyonla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde tekno-girişimcilerin genelinin ileri düzeyde eğitim seviyesine ve iş deneyimine sahip orta yaştaki erkekler olduğu sonucuna varılmıştır. Tekno-girişimlerin çoğunluğunu yurtiçinde ilk satışını gerçekleştirmiş, kamu ya da özel sektörden destek almış, patenti olmayanlar oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, girişimcilik eğiliminin girişimci pazarlamayı açıkladığı, girişimcilik eğiliminin işletme performansını açıkladığı ancak girişimci pazarlamanın işletme performansını açıklamadığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Tekno-Girişim, Tekno-Girişimcilik, Girişimci Pazarlama, Girişimcilik Eğilimi, İşletme Performansı

GirişimGirişimcilerGirişimcilik+5
Dilşad Tekin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli ve yabancı fast-food restoranlarının algılanan hizmet kalitesinde etnosentrizmin etkisi: Kazakistan'da bir araştırma

Hizmet kalitesi fast-food restoranlarda kritik bir başarı faktörlerinden birisidir. Fast-food restoran yöneticileri işletmelerinin mevcut müşterilerini tutup yeni müşterileri elde edebilmeleri için restoranlarının hizmet kalitesini sürekli ölçmeleri ve iyileştirmeleri gerekir. Ayrıca, bu günlerde yerel pazarlara aynı endüstriden olan yabancı markalar/firmalar girince rekabet daha da artmaktadır, ve bu yerel/yabancı markaların bu tarafından ne kadar iyi karşılanmış olup olmadıklarını öğrenmek çok önemli. Bu çalışmada ise yerli ve yabancı fast-food restoranlarının algılanan hizmet kalitesinde etnosentrizmin etkisi ve tüketicilerin bu restoranları nasıl değerlendirdikleri araştırılmıştır. Kazakistan'da fast-food sektörlerinde tüketicilerin etnosentrizm düzeyleri ve Kazakistan pazarına yeni giren "McDonald's" ve yeni açılan yerel "Zheka's Döner House" fast-food restoranların kıyaslaması yapılıp analiz edilmiş, karşılaştırılmış ve sonuçları ile ilgili değerlendirmeler ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları kısaca özetlemek gerekirse, etnosentrizm düzeyleri daha düşük katılımcıların McDonald's restoranların hizmet kalitesi açısından daha iyi değerlendirmişken, etnosentrizm düzeyleri daha yüksek olan katılımcılar Zheka's Döner House restoranın hizmet kalitesini daha yüksek değerlendirmiştir.

EtnosentrizmFast food restaurantFast food sektörü+4
Aidana Baimukhanova
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Niteliğe dayalı değerlendirmede olumsuzluk yanilgisi ve çerçeveleme etkisi

This dissertation consists of four essays pertaining to consumer judgment and decision making. It explores the importance of the valence description of an attribute in the context of the attribute framing effect. Attribute framing effect is a well-known phenomenon which refers to the tendency to evaluate an attribute presented in positive terms more favorably than the same attribute presented in negative terms (Levin, Schneider and Gaeth 1998). Prior research on framing effects has consistently used the complementary type of attributes in order to manipulate attribute valence. The present dissertation defines complementary attributes in terms of two key aspects: (i) positivity or negativity of information is determined by different attribute labels (e.g., success vs. failure rates); and (ii) different attribute values induce the same performance level when defined with different labels in positive and negative frames (e.g., 90% success rate vs. 10% failure rate). According to the conceptualization of the present dissertation, such a complementary structure of framed attributes results in three important impacts on evaluations, each of which is explored in a separate chapter: (i) inference effect (Essay 1), (ii) number polarization (Essay 2), and (iii) reverse-associations (Essay 3). The final chapter (Essay 4) concludes with the implication of valence framing on non-complementary attributes. Attribute framing effects rely on the fact that positively (vs. negatively) framed attributes carry positive (vs. negative) information. However, the main premise in Essay 1 is that an attribute frame may not convey either positive or negative information due to the v complementary structure of framed attributes. In fact, attribute frames can evoke positivity and negativity, simultaneously. When confronted with a positively framed attribute, decision makers not only make evaluations based on the given positively framed attribute, but also infer the negatively framed attribute, which has not been supplied. Essay 1 examines the validity of such an inference proposition and its consequences in the domain of attribute framing. Findings reveal that assessing positive and negative associations together lead to a significant negative impact on evaluations. According to the prominent explanation for attribute framing effects, when confronted with a positively framed attribute, triggered affective associations are more favorable than when confronted with a negatively framed attribute (e.g., Levin and Gaeth 1988; Levin, Schneider and Gaeth 1998). In an attempt to understand the role of attribute values in framing effects, Essay 2 and 3 advance alternative explanations that account for the impact of numbers and that builds on the premise that numbers can change attribute framing effects. Essay 2 reveals that numbers may influence the amount/strength of associations; consequently, the framing effect increases when more/stronger associations are triggered. Essay 3 shows that numbers may affect the valence of triggered associations—the framing effect may decrease significantly, even reversing in some instances. Essay 4 discusses the generalization of framing effects to the non-complementary type of attributes, i.e., when the effects of inference and numbers on the framing effect have been eliminated. Findings indicate that framing effects are not limited to complementary type of attributes, rather non-complementary attributes are also susceptible to attribute framing. Moreover, framing effect is more prominent in terms of inherently positive attributes (e.g., food quality) as opposed to inherently negative attributes (e.g., commuting distance). Also, attributes with more ambiguous value ranges (e.g., noise level of a vacuum cleaner) lead to stronger framing effects as compared to more definite value ranges (e.g., commuting time). vi The findings of the current investigation provide important implications for product positioning, product labeling, and advertising messages.

Selin Erguncu
Koç University · Institute of Business Administration
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Yetkin tüketici: Başarı hedefi teorisi ve tüketici değerlendirmeleri

Competence, which is the feeling of being efficacious towards an action, is an inherent human motive and is one of the most fundamental aspects that individuals look for when making social judgments. Being perceived as competent is also crucial for companies. Competence is a central factor that consumers search for when evaluating brands and is one of the main factors that determine consumers' purchase intentions. Even though competence is a core assessment element for consumers and is a central pillar for firms, research still has not looked into how consumers themselves view competence and how it may affect their behavior in the marketplace. In my dissertation I base my framework on achievement goal theory to understand how the way consumers construe competence would affect their evaluations. The first essay of my dissertation focuses on a context in which the construct of competence is most explicitly used: comparative advertising. In this essay, I focus on achievement goal theory's effect on determining the effectiveness of direct versus indirect comparative advertising claims. In my second essay, I investigate motivational determinants of consumers' tendency to engage in brand dilution by looking into the interplay of achievement goal theory and self-brand connection.

Efe Çamurdan
Koç University · Institute of Business Administration
2016
00