
44
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kalite yönetim sistemine sahip hastanelerde mesleksel yaralanmalar ile güvenlik kültürü arasındaki ilişkinin analizi
Araştırmanın temel amacı anket değerlendirilmesiyle güvenlik kültürünün ana bileşenleri (yönetimin desteği ve kurumsal organizasyonların varlığı, kurum içi ve çalışanlar arası iletişim, güvenli çalışma kurallarına uyum, güvenli ortamın oluşturulmasına ilişkin etkinlikler, eğitim ve geri bildirimler) ile mesleksel yaralanmalar arasındaki ilişkinin hangi değişkenlere bağlı olduğunu ortaya koymaktır.Bu araştırmada, İzmir ili içerisinde kalite belgesine sahip olan dört kamu hastanesi ve bir özel hastane seçilmiş, kan ve vücut sıvıları ile bulaş riski yüksek olan birimlerde çalışan toplam 1060 kişi araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Seçilen bu evren üzerinden ankete 320 kişi katılmış olup, analizler bu sayı üzerinden yapılmıştır. Araştırmayı yapmak üzere, 75 soruluk güvenlik kültürü, çalışan güvenliği, mesleksel yaralanmaları içeren anket oluşturulmuştur. Verilerin analizinde SPSS 17.00 programından faydalanılarak, öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri daha sonra tanımlayıcı istatistikler, frekans analizleri, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon ve ki-kare analizleri gerçekleştirilmiştir.Araştırma bulgularına göre güvenlik kültürünün oluşmasını etkileyen en önemli faktörler, hastane yönetimi (liderlik) ve iletişim olarak belirlenmiştir. En az etkili faktör ise korunma uygulamaları olarak belirlenmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre en güçlü pozitif yönlü ilişkinin iletişim ile mesleksel kaza bildirimi sistemi arasında olduğu tespit edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre araştırmanın yapıldığı hastanelerde çalışan güvenliğine yönelik tedbirlerin yetersiz olduğu, olumlu güvenlik kültürünün yerleşmediği, özellikle yönetimin bu konudaki inancı ve çalışmalarının yetersiz olduğu, kalite çalışmalarının olumlu bir etki yarattığı ancak olay raporlama ile ilgili kültürün tam yerleşmediği, çalışanların olay raporlamada suçlama kültürünün etkisi altında kaldıkları, güvenlik kültürü için gerekli olan sistemin henüz yapılandırılmadığını söylenebilir.Anahtar Kelimeler: Güvenlik kültürü, Mesleksel yaralanmalar, İletişim.
Kalite uygulamalarının kalite algısına etkisinin test istem tekrarları ile ilişkisi
ÖZETBu çalışma kalite uygulamalarının gereksiz test istem tekrarlarına ne yönde etki ettiğine ve bu etkinin maliyet etkinlik açısından değerlendirilmesine bakarak klinik laboratuvarların optimum kullanımını sağlamaya yöneliktir. Araştırma retrospektif olarak 2002- 2010 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarı arşiv bilgilerinin değerlendirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Test istem tekrarlarını ölçerken, ISO 15189 medikal laboratuvarlar akreditasyonu almak için çalışmalara başlamış ve gereklilikleri yerine getirmiş, Dokuz Eylül Üniversitesi Merkez Laboratuvarında yöntem onayı yapılmış, iç kalite kontrol, dış kalite değerlendirmesi ve total kabul edilebilir hata oranı istenilen sınırlar içinde bulunan testlerden over kanserinin izleminde kullanılan CA 125 Tümör belirteci ele alınmıştır. SPSS programı ile bu belirtecin 2007 yılı öncesi ve sonrasında test istem tekrarları karşılaştırılmıştır. Karşılaştırmada 2007 yılı öncesi gereksiz tekrarlar yüksek iken, sonrasında azaldığı tespit edilmiştir.Sağlık sektöründe kalite çalışmaları yüksek maliyetli uygulamalar olarak algılanmaktadır ancak araştırmamıza bakıldığında ISO 15189 medikal laboratuvarlar akreditasyonu uygulanmış klinik laboratuvarlarda ve işletmedeki maliyeti düşürücü etkisi olduğu görülmektedir.Araştırmanız kapsamında klinik laboratuvarlarda yapılan kalite çalışmalarının, test istem tekrarlarını azalttığı, hekimlerin laboratuvara güvenini arttırdığı, sağlık sistemine maliyeti düşürücü fayda sağladığı belirlenmiştir. Kalite algısının müşteri memnuniyetine olumlu etkisi yanı sıra ISO 15189'daki Standartlar gereği bu şekilde müşteri memnuniyetinin ölçülmesi, laboratuvarda sürekli iyileştirmeyi gerektiren bir tutum oluşmasına yol açmıştır.Anahtar Kelimeler: Klinik Laboratuvarlarda Kalite, ISO 15189, Kalite Algısı
Denizli ilinde kamu ve özel diyaliz merkezlerinde tedarik zinciri yönetimlerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada Denizli ilinde bulunan kamu ve özel diyaliz merkezlerinin tedarik zinciri yönetimlerinin incelenmesi amaçlanmış, bu örneklerden yola çıkarak kamu ve özel sağlık kurumlarında tedarik zinciri yönetimleri açısından farklılık olup olmadığı saptanmaya çalışılmıştır.Yöntem: Araştırma Denizli ilinde bulunan beş özel dört kamu diyaliz merkezinde yapılmıştır. Diyaliz merkezlerinin sorumlu müdürlerine diyaliz merkezi ile ilgili 18 sorunun bulunduğu anket yüz yüze görüşme ile uygulanmış, diyaliz merkezlerinde bulunan 102 personelin 86'sına tedarik zinciri yönetimi ile ilgili 46 soruluk bir anket uygulanmıştır. Veriler SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistik analiz olarak tanımlayıcı analizler (frekans, yüzde, ortalama vb), ki kare (çalışanların demografik özelliklerinin, kurum özelliklerinin karşılaştırılması için) Man-Whitney U ve t testi kullanılmıştır.Bulgular: Kamu ve özel diyaliz merkezlerindeki tedarik zinciri uygulamaları karşılaştırıldığında, kamu diyaliz merkezlerinde kalite yönetim sistemine uygun bir tedarik zinciri yönetimi olduğu görülmüştür. Malzeme kullanım sayıları açısından kamu ve özel diyaliz merkezleri arasında istatistiksel fark yoktur (p=0,221), fakat malzeme fiyatları açısından diyalizat ve enjektörde kamu diyaliz merkezleri lehine (p=0,024,p=0,014) diyalizör de ise özel diyaliz merkezleri lehine (p=0,024) farklılık bulunmaktadır. Sekiz bölümden oluşan tedarik zinciri yönetimi bileşenlerine kamu ve özel diyaliz merkezi çalışanlarının verdikleri cevaplara bakıldığında kamu ve özel diyaliz merkezi personeli arasında her biri için anlamlı farklılık vardır (p=0,000).Sonuç: Kamu diyaliz merkezleri, tedarik zinciri uygulamaları açısından özel diyaliz merkezlerine göre kalite yönetim sistemi kurallarına uygun davranmaktadır. Buna rağmen özel diyaliz merkezi personeli, kamu diyaliz merkezlerinde çalışan personele göre tedarik zinciri yönetimi açısından daha iyi durumda olduklarını düşünmektedirler.Anahtar kelimeler: Tedarik zinciri yönetimi, kamu ve özel sağlık kuruluşları, sağlıkta kalite uygulamaları
İş sağlığı ve güvenliği kapsamında hemşirelerin karşılaştığı risk ve tehlikelerin iş stresi düzeyleri üzerine etkisi
ÖZETAmaç: Bu araştırma DEU Hastanesinde çalışan hemşirelerin hemşirelik bakım uygulamaları sırasında karşılaştıkları tehlike ve risklerin iş stresi düzeyleri üzerine etkisini saptamak amacı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırmanın örneklemini DEU Hastanesinde çalışan 304 hemşire oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde güvenilirlik analizi, ikili karşılaştırmalar için t-testi ve çoklu karşılaştırmalar için varyans analizi kullanılmıştır.Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerde en fazla stres yaratan risk ve tehlikeler arasında ortalaması en yüksek olanların uykusuzluk problemi, varis problemi, bel ağrısı, boyun ağrısı, omuz ve kol ağrısı olduğu saptanmıştır. İş stresi puan ortalamalarına bakıldığında sağlık ve verimlilik açısından en elverişli stres düzeyinde oldukları tespit edilmiştir. Hemşirelerin stres puanı ile hastane ortamında çalışmayı genel olarak riskli ve tehlikeli bulmaları arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur (p<0,05, r=0,305).Sonuç: Hastane çalışma ortamında mesleksel risklerin en aza indirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması ve stres göz önüne alınarak çalışma ortamının daha elverişli hale getirilmesi, böylece iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik öneriler sunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, iş stresi, risk ve tehlike
Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde çalışan personele yönelik hasta ve çalışan güvenliğinin incelenmesi
Yüz binlerce acil sağlık personeli her yıl milyonlarca acil tıbbi müdahale ve sevk hizmeti sunmaktadır. Her bir hastanın en uygun bakımı optimal düzeyde minimum gecikme ile almasını sağlamak için birçok insan ve kurum birbiriyle uyumlu olarak etkin bir şekilde çalışmaktadırlar. İlk müdahalede acil sağlık personeli tarafından alınan kararlar ve yapılan acil müdahaleler ölüm ile yaşam arasındaki farkı belirlemektedir. Acil tıp personeli kötü aydınlatılmış, dar alanda, yüksek gürültülü bir ortamda ve acil olay yerinin bilinmeyen özellikleriyle halka hizmet sunar. Bu durumlar acil tıp hizmetlerini eşsiz yapmaktadır. Bu eşsiz hizmet sunumu sırasında hasta ve çalışan güvenliğine yönelik ihlallerin meydana gelmesinin kaçınılmaz olduğu düşünülmektedir.Amaç: Acil tıp hizmetleri sunumunun, bilinen birçok faktör tarafından(acil zaman, hızlı karar verme, bakım sürecini yarıda kesme, kontrol edilemeyen çevre, gerilim, baskı, değişen eğitim, çalışan yorgunluğu vd.) olumsuz etkilendiği ve hataları çoğalttığı, ayrıca hataların yıkıcı sonuçlara yol açtığı bilinmektedir. Hem çalışanlar hem de hastaların güvenliğini sağlayan yüksek kalitede acil tıp hizmetleri sistemi kazalarda, acil hastalıklarda optimal bakımı sağlamak için gereklidir. Bu çalışmanın, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan güvenliğini etkileyen faktörleri belirlenmesi adına bir kaynak olması amaçlanmaktadır.Yöntem: Araştırma, İzmir ili 112 Acil Sağlık hizmetlerinde çalışan gönüllü doktor, paramedik, hemşire, acil tıp teknisyeni ve şoförlerin katılımı ile yapılmıştır. Araştırmada örneklem seçilmemiştir. Araştırmaya katılmayı kabul eden kişilere görev yaptıkları `112 istasyon birimleri'nde nöbet günlerinde ulaşılarak, yüz yüze anket yöntemi uygulanarak anketleri doldurmaları sağlanmıştır. Araştırmanın yapıldığı dönemde 317 çalışandan 300 personele ulaşılarak anket verilmiş, anketlerin 180 tanesi geri dönmüştür. Ancak tamamlanmamış 9 anket analiz dışı bırakılmıştır. Toplamda 171 anket analiz edilmiştir. Anket oluşturulurken Sağlık Hizmetlerinde Araştırma ve Kalite Ajansı (AHRQ) tarafından hazırlanan Hasta güvenliği kültürü anketi(Patient safety culture) ve ?112 Hizmet Kalite Standartları?ndan yararlanılmıştır. Anketin içsel geçerliliği uzman analizleri ve literatür incelemesi yapılarak sağlanmıştır. Anketin yapısal geçerliliği faktör analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Anketin güvenilirliği bağımsız değişkenlere Cronbach Alpha analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Daha sonra, tanımlayıcı istatistikler, hipotez testleri ve çıkarımsal istatistikler yapılmıştır. Bu bağlamda T-testi, ANOVA testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0(Statistical Programme for Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular: Araştırmaya katılan çalışanlar hastane öncesi acil sağlık hizmetleri olması gerektiği gibi olmasını önem sırasına göre ekip yönetimine, çalışanların ekip algısına ve ambulans hizmetlerine bağlamışlardır. Çalışanların kendini güvende hissetmesini etkileyen faktörler de sırasıyla yönetim desteği ve kişisel koruyucu ekipman olarak belirlenmiştir. Çalışanların mesleklerine göre de hastane öncesi acil sağlık hizmetleri, hasta güvenliği ve çalışan güvenliği algılarında farklılıklar olduğu saptanmıştır.Sonuç: Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan güvenliğinin optimum düzeyde sağlanması için bazı eksikliklerin olduğu, iyileştirmeye açık alanların olduğu görülmektedir. Sağlık hizmeti sunumunun ilk ve en önemli aşamasında, hasta ve çalışan güvenliğinin sağlanması ve tıbbi hataların önlenmesi ulusal sağlık sisteminin öncelikleri arasında yer almalıdır. Acil sağlık hizmeti sunumunun hasta ve çalışan güvenliğini tehdit etmeden hızlı ve etkin şekilde sunulmasında liderlere büyük görevler düşmektedir. Hataların izlenerek ders alınmasının öğrenilmesi ve öğrenen organizasyonun oluşturulmasını sağlayacak sistemlerin oluşturulması yöneticilere düşen en önemli görevdir. Kurum yöneticilerinin etkin, hızlı ve üstün hizmet verilebilmesi için bu alanlardaki eksikliklerin giderilmesinde etkili bir rol oynaması gerekmektedir. Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri sunumunda kalite iyileştirme ve geliştirme çalışmalarında yapılan stratejik planlama ve faaliyetlerde çalışanların mesleki farklılıklarının da göz önüne alınması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri, hasta güvenliği, çalışan güvenliği
Sağlık çalışanlarının hastane, hasta, kalite, hasta güvenliği ve riske bakış açılaının metafor analizi ile değerlendirilmesi
ÖZETYüksek Lisans TeziSağlık Çalışanlarının Hastane, Hasta, Kalite, Hasta Güvenliği ve Riske Bakış Açılarının, Metafor Analizi İle DeğerlendirilmesiEsengül Gediktaş BozkurtDokuz Eylül ÜniversitesiSağlık Bilimleri EnstitüsüSağlıkta Kalite Geliştirme ve Akreditasyon Anabilim DalıSağlıkta Kalite Geliştirme ve Akreditasyon ProgramıTüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlıkta paradigma değişimi ve ülkemizde 2003 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile kalite kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Hastanelerde toplam kalite yönetimi çalışmalarında hastanede ki mevcut kurum kültürü ve hasta (müşteri)- sağlık çalışanı arsındaki ilişki yapısı çok önemli bir yere sahiptir. Yapılan kalite çalışmalarına ilişkin sağlık çalışanlarının algıları, hasta güvenliği/tıbbi güvenlik ve kurumdaki risk kalite çalışmaları açısından oldukça önemli konulardır.Araştırmanın amacı; sağlık çalışanlarının bakış açısından kurumdaki mevcut kültürü, çalışanların kaliteye ilişkin algılarını, hasta- sağlık çalışanı arasındaki ilişki yapısını, kurumdaki hasta güvenliği/ tıbbi güvenliği ve kurumdaki risk durumunu belirlemektir.Elde edilen bulgular metafor analizi ile değerlendirildiğinde hastane için beş örgüt yapısı öne çıkmaktadır ve çalışanların büyük bir kısmı hastaneyi makine örgüt yapısı ile ifade etmişlerdir. Kurumdaki kalite ile ilgili metaforlar incelendiğinde çalışanların büyük bir bölümünün kaliteyi `Yavaş, hantal, kurnaz ve çıkarcı hayvan' metaforları ile ifade ettiği ve çalışanların kurumdaki kalite çalışmalarına ilişkin olumsuz düşüncelere sahip olduğu görülmektedir. Sağlık çalışanlarının büyük çoğunluğu hasta- sağlık çalışanı arasında `buyurganlık' ilişki türünü işaret etmişlerdir. Çalışanların büyük bir bölümü hasta güvenliği/tıbbi güvenlik için tehlike içeren metaforlar kullanmışlardır. Sağlık çalışanlarının çoğu kurumdaki riskin çevre kaynaklı olduğunu ve risk meydana geldiğinde riskin kabul edilemez bir bölgede olduğunu belirtmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Hastane Kültürü, Hasta- Sağlık çalışanı İlişkisi, Kalite, Hasta güvenliği, Risk, Metafor Analizi
İlaç uygulama hataları ve hataların raporlanmasına ilişkin hemşirelerin tutumlarının incelenmesi
Sağlık hizmetleri içinde yapılan hatalar, hem hastalar hem de sağlık çalışanları için istenmeyen etkilere sahip bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Tıbbi tedavinin vazgeçilmez bir parçası olan ilaç uygulamaları hemşirelerin en temel ve en yaygın işlevleri arasında yer almaktadır. Hemşirelik Yönetmeliği'nin eklerinden Ek-2 de ilaç uygulamalarının hekim direktifleri ile hemşireler tarafından yapılması gerektiği açıkça belirtilmektedir. Sağlık hizmetlerinde hemşirelik uygulamalarında ilaç uygulama hataları sık rastlanan tıbbi hatalar içinde yer almaktadır. Yapılan araştırmalar ilaç hatalarının büyük bir kısmının önlenebilir olduğunu göstermektedir. Sağlık çalışanının hasta güvenliği konusunda yeterli farkındalığının olmaması ve olayların raporlanmaması aynı hatalar sistem içinde oluşmaya devam etmekte ve gizli kalmaktadır. Bunun sonucu olarak da hataları önleme ve düzeltme yoluna gidilmekte zorlanılmaktadır.AmaçBu çalışmada, hastanelerde hemşirelik bakımı verilen alanlarda çalışan hemşirelerin görüşlerine başvurularak, ilaç hatalarının tipleri ve hataların raporlanmamasının nedenleri belirlenmeye çalışılacaktır. Ayrıca ilaç hatası senaryolarını içeren sorulara hemşirelerin verdikleri cevaplarla, hata yaptıklarında nasıl bir tutum sergiledikleri değerlendirilecektir.YöntemAraştırma, İzmir ili Konak ilçesine bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinden; Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ege Kadın Doğum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hasta bakımında bire bir görevli ve ilaç uygulaması yapan hemşirelerin katılımı ile yapılmıştır. Araştırmanın yapıldığı dönemde ulaşılabilen 737 personele anket verilmiştir. Anketlerin 324 tanesi geri dönmüştür. Tamamlanmamış 12 anket analiz dışı bırakılmıştır. Toplamda 312 anket analiz edilmiştir. Anket oluşturulurken Wakefield ve ark.(1998) tarafından oluşturulmuş `' İlaç Uygulama Hata Anket'' inden (MAE survey- medication administration error survey) ve Osborne ve ark.(1999)'larının `hemşirelerin ilaç hatalarına bakışı' isimli çalışmasında kullandıkları Modified Gladstone Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılacak anketin ilk bölümünde ilaç hatalarının tipleri, ikinci bölümündeilaç hatası senaryoları karşısında hemşirelerin tutumları, üçüncü bölümde hataların raporlanmamasının nedenleri ölçülmektedir. Son bölümde de demografik değişkenlere yer verilmektedir. Anketin içsel geçerliliği, uzman görüşleri ve literatür taramaları ile sağlanmıştır. Güvenilirlik, Cronbach alpha katsayısı ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler SPSS 16.0(Statistical Programme for Social Sciences) programı kullanılarak analiz edilmiştir.Bulgular: İV (İntravenöz) ve İV olmayan ilaç hatalarının yüksek oranda oluştuğu, hemşirelerin farklı hata tiplerinde değişen oranlarda hata yaptıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca ilaç hataları ile ilgili örnek senaryoların genellikle hata olarak algılanmadığı görülmektedir. Hemşirelerin, ilaç hatalarının raporlanması durumunda suçlanacaklarını düşündükleri, hekim, hasta, hasta yakını, yönetim ve ekip arkadaşlarının tepkilerinden korktukları ayrıca yönetimden bekledikleri desteği görmedikleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler bu kurumlarda güvenlik kültürünün gelişmediğini açıkça göstermektedir.Sonuç: İlaç hataları hasta güvenliğini etkileyen en yaygın ve hastaların tedavileri sırasında en sık karşılaştığı hata grubudur. Kurumlarda öncelikle orta ve üst düzey yöneticilerin hasta bakımında aktif rol alan tüm çalışanları hata raporlamanın, sistemin iyileşmesi ve güvenliğinin sağlanmasında ilk adım olduğu konusunda bilinçlendirmesi gerekmektedir.Anahtar sözcükler: ilaç hataları, raporlama, hemşire
Sağlık kuruluşlarında örgüt iklimi ve bilgi güvenliğinin ilişkisi
Günümüzde küreselleşme sonucu ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, yoğun rekabet ve benzeri nedenlerle işletmeler, hayatta kalabilmek ve diğer işletmelerle etkili bir şekilde rekabet edebilmeleri açısından yeni yönetim arayışı içine girmişlerdir. Örgütsel iklimde günümüzde önemini arttırarak yaygınlığını devam ettiren bir yönetim anlayışıdır. İşletmelerdeki örgütsel iklimin ölçülmesi ve değerlendirilmesi, sağlık sektöründe daha başarılı sonuçlar elde etmelerini sağlayacaktır. Bu çalışmanın amacı; son zamanlarda güncel olan bilgi güvenliğinin sağlık sektöründe örgüt iklimi ilişkisini ortaya çıkarmak, sağlık sektöründe örgüt ikliminin önemini vurgulamak, bilgi güvenliği oluşumunda örgüt iklimi ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğu belirtmek ve ölçmektir.Araştırmada literatürden elde edilen bilgiler ışığında oluşturulan yapılandırılmış anket tekniği kullanımıştır. Anket Robert Stringer tarafından geliştirilmiş örgüt iklimi ölçeği ve TS ISO 27799'dan çıkarılan bilgi güvenliği sorularından oluşmaktadır. Çalışma İzmir merkezde toplam 13 hastanedeki yöneticilere uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS 17.0 (Statistical Programme for Social Sciencies) programı ile analiz edilmiştir.Elde edilen bulgularda, ?Bilgi Güvenliğini Organizasyon? yapısının etkilediği ortaya çıkmıştır. ?Örgüt İklimi? değişkeni ile ?Bilgi Güvenliği? değişkeni arasında pozitif yönde güçlü kuvvette bir ilişki? (p<0,001 ve r= 0,509) vardır. ?Örgüt İklimi?ni etkileyen bilgi yönetimi değişkeni ?Bilgi Güvenliği Yönetimi? (p<0,001 ve ß= ,561) olarak belirlenmiştir. Bu değişkenler örgüt iklimi ile ilgili çalışanların görüşlerini %32 oranında açıklamaktadır (R2=,315).Anahtar Sözcükler: Bilgi Güvenliği, Örgüt iklimi, ISO 27799
Sağlık Bilimleri Enstitüsünün örgütsel etkililik analizi
Lisansüstü eğitimde etkililik kavramı, eğitim kurumunun başarısının değerlendirilmesinde önemlidir. Örgütün elindeki kaynaklarla çevresel faktörleri de göz önünde bulundurarak yapmış olduğu faaliyette ne kadar etkin, verimli veya başarılı olduğu etkililiğinin değerlendirmesiyle ölçülebilir. Amaç: Lisansüstü düzeyde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama yapan bir kurum olan DEÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü?nün etkililiğinin değerlendirilmesidir. Yöntem: Çalışmada Cameron?un çalışmasından yararlanılarak geliştirilmiş beşli Likert tipi ölçeğe göre oluşturulmuş soru formu kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 168 lisansüstü öğrenci ile 60 öğretim üyesi oluşturmaktadır. Soru formu, Sağlık Bilimleri Enstitüsünde, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında, öğrencilere ve Enstitüde ders ve danışmanlık amacıyla görevlendirilen öğretim üyelerine uygulanmıştır. Soru formunun uygulanması sonucu elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 16.0 paket programı ile yapılmıştır. Yapılmış olan istatistiksel analizde frekans analizleri, tanımlayıcı istatistikler, güvenirlik ve geçerlilik analizi, faktör analizi, t-Testi, ANOVA Testi, korelasyon analizleri ve regresyon analizleri değerlendirilmiştir. Bulgular: Örgütsel etkililik algısı, faktör analizi sonucu ?Öğrencinin Eğitim Memnuniyeti?, ?Öğrencinin Kariyer Gelişimi?, ?Profesyonel Gelişimde Enstitünün Rolü ve Yetkinliği?, ?Öğrencinin Kişisel Gelişimi?, ?Anabilim Dalının Yetkinliği ve Etkileşimi? ve ?Örgütsel Sağlık? olarak altı boyut altında toplanmıştır. Demografik değişkenlere göre örgütsel etkililik algısının değiştiği gözlenmiştir. Sonuç: Örgütsel etkililik algısını etkileyen iki önemli değişken ?Örgütsel Sağlık? ve ?Profesyonel Gelişimde Enstitünün Rolü ve Yetkinliği? olarak tespit edilmiştir. Bu durum katılımcıların etkililik algısında, SBE?nin hizmet süreçlerinin ve iş yapış biçiminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: örgütsel etkililik, lisansüstü eğitim, sağlık
Kısıtlar teorisi yöntemiyle süreç analizi ve iyileştirilmesi,bir ameliyathane uygulaması
Son yıllarda her sektörde olduğu gibi sağlık sektörü de bir değişim içindedir. Bu değişim ;yalnız teknoloji konusunu değil ;sağlık kurumlarında hizmet sunumuna ilişkin bir takım düzenlemeleri de gündeme getirmiştir. Diğer işletmelerde olduğu gibi hastaneler içinde ,profesyonelleşme ve iyi bir yapı oluşturma zorunluluk haline gelmiştir.Faaliyetlerin süreklilik gösterebilmesi ,verilen hizmetlerin etkili ve verimli olabilmesi için insan kaynaklarının niteliği önemlidir.Bunun içinde işletmelerde yapılacak işlerin belirli standartlara uygun olarak yapılması şarttır.Hastaneler bazı özellikleri ile diğer işletmelerden ayrılmaktadır.İnsan sağlığı açısından yapılacak küçük bir hata bile geri dönüşü imkansız sonuçlar doğurabilmektedir. Süreç analizi ve süreç yönetimi son yıllarda performanslarını arttırmak isteyen kuruluşların ilgilendiği bir konudur.Süreç yönetimi bazı kuruluşlarda süreçlerin sürekli iyileştirilmesi olarak ,bazı kurumlarda da bir yönetim tarzı olarak ele alınmaktadır. Bir sistemin performansının artırılması aşamasında ,sistemin performansını en çok engelleyen unsurun bulunması ,yönetilmesi ve ortadan kaldırılması konusunda oluşturulmuş yönetim felsefeleri ,disiplinleri ve endüstrilere özel en iyi uygulamaları içeren bir teori olan Kısıtlar Teorisi son yıllarda giderek yükselen bir yaklaşımdır. Bu çalışmada Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ameliyathanesindeki hemşirelik işleyişi seçilmiştir.Hemşirelik işleyişi için kısıtlar teorisi yöntemi ile süreç analizi yapılmış ,bu sürecin iyileştirilmesi için öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler:Süreç analizi,Süreç iyileştirme ,Kısıtlar teorisi
İş sağlığı ve güvenliği kapsamında kalite yönetimi uygulanan hastanelerin doğumhanelerinde çalışan güvenliği ve çalışan güvenliğini etkileyen nedenler
Amaç: Bu araştırmanın amacı, İzmir ilinde kalite yönetimi uygulanan dört kamu hastanesinin doğumhanelerinde çalışan ebe ve hemşirelerin yaşadığı iş kazaları, yakalandıkları meslek hastalıklarının neler olduğu, iş kazası geçirme ve meslek hastalıklarına yakalanma sıklığı ve bunları etkileyen nedenlerin belirlenmesidir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, İzmir ilindeki dört kamu hastanesi doğumhanelerinde çalışan 91 ebe ve hemşire oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.00 programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, bağımsız t testi, lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Tüm analizler için iki yönlü p değeri kullanılmış ve p değeri 0,05'in altında ise istatistiksel açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Elde edilen verilere göre 91 çalışanın 59'u (%62,6) son beş yıl içinde en az bir iş kazası geçirmiş, 52'si (%57,1) meslek hastalığına yakalandığını belirtmiştir. Doğumhane çalışanlarında yakalanılan meslek hastalıklar ve oranları; %41,5 bel ağrısı, %41,5 varis, %41,5 stres, %40,7 el bilek ağrısı, %42,9 boyun ağrısı %14,3 panik atak, %12,1 lateks alerjisi, olarak belirtilmiştir. Çalışanların iş kazası nedenleri, (%91,2) yoğun iş temposu, (%87,9) uzun çalışma saatleri, (%67,0) stres olarak belirtmiştir. Sonuç: Doğumhane çalışma ortamında, en sık görülen iş ile ilişkili sağlık sorunu bel ağrısı, varis ve el bileği ağrısı, en sık görülen iş kazası nedenleri yoğun iş temposu ve uzun çalışma saatleridir. İş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim bu sorunların azalmasına yardımcı olacaktır.
Sağlık kuruluşlarında geri ödeme yöntemleri ve tanıya dayalı (paket) fiyat uygulanan laparoskopik ameliyatların hizmet maliyetlerinin belirlenerek sut fiyatıyla karşılaştırılması
Sağlık kuruluşlarının; temel amacı toplumun ihtiyacı olan farklı sağlık hizmetlerini, hastanın istediği kalitede, istediği zamanda ve mümkün olan en düşük maliyetle sunmaktır. Sağlık kuruluşlarının varlıklarını sürdürebilmeleri için sağlık hizmeti üretimlerini en düşük maliyetle, maksimum nicelikte üretmelerine ve var olan kaynaklarını en etkin şekilde kullanmalarına bağlıdır. Sağlık işletmelerinde verilen sağlık hizmeti üretim maliyetini hesaplamak hem sağlık işletmeleri hem de hizmeti satın alan sağlık geri ödeme kurumları için çok önemlidir. Sağlık harcamaları, kişiler tarafından talep edilen sağlık hizmetlerinin üretimi için gerekli olan temel kaynaklardan veya girdilerden birisini teşkil etmektedir. Ülkeler veya toplumlar temel ihtiyaçları olan sağlığı üretmek için harcama yapmak durumundadırlar. Özellikle sağlık hizmeti veren kurumların harcamalarının düzenli bir şekilde karşılanabilmesi için finansmanın hangi kaynaklardan ve nasıl karşılanacağı önemli bir konudur. Ülkelerin sağlık sistemlerinde, kişilerin talep ettikleri sağlık hizmetlerinin geri ödeyicileri farklılık göstermektedir. Sağlık geri ödemesi, konuya özgü tanımı itibariyle, kişilerin talep etmiş oldukları tıbbi ürün veya sağlık hizmet bedelinin tamamının veya belirli oranının kişiye/hastaya veya hizmeti/ürünü sunan kuruluşa ilgili geri ödeme kurumu veya kişi tarafından ödenmesidir. Son yıllarda ülkemizde yaşanan sağlık politikaları konusundaki yenilik ve değişimler, sağlık sisteminin organizasyon yapısını ve işleyişini geliştirmeye yöneliktir. Bu değişim sürecinde en önemli sorun alanlarından biri, kaynak tahsisi olmuş ve sağlık sektörünün artan talebi karşılaması için ayrılan kaynakların her geçen gün artması ve kişilerin yapmış olduğu sağlık harcamalarının da önemli bir kısmının finansman kurumları tarafından ödenmesi ile başlayan karmaşık süreci rahatlatmak için sağlıkta Tanıya Dayalı (Paket) Program Uygulaması getirilmiştir. Paket İşlem Fiyat Uygulaması çok karşılaşılan hastalıkların tanı ve tedavisi sırasında hizmet içeriği bakımından hasta bazında çok fazla değişiklik göstermeyen ve bu nedenle yaklaşık maliyeti önceden tahmin edilebilen tüm işlemler için tek bir fiyat belirlenmesi olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada sağlık işletmelerinde Paket İşlem Fiyat Uygulamasıyla geri ödemesi yapılan laparoskopik kolesistektomi ameliyatının maliyet analizi yapılması amaçlanmıştır. Analiz sonucunda uygulamanın yapıldığı hastanenin gelir/gider durum saptaması yapılarak, geri ödeme yönteminin hastanenin maliyetlerini karşılayıp karşılamadığı belirlenlemeye çalışılmıştır. Çalışmanın evrenini 2013 yılında, Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden laparoskopik kolesistektomi hizmeti alan 264 hasta oluşturmaktadır. Bu hastaların faturaları incelenmiş, sadece laparoskopik kolesistektomi hizmeti alan 239 hasta yapılan maliyet analizine dahil edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda söz konusu hizmetin üretim maliyetleri ile devletin ödediği paket ücretleri karşılaştırıldığında bu hizmetten sağlık sunucusunun zarar ettiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sağlık Harcamaları, Maliyet Analizi, Sağlıkta Geri Ödeme Yöntemleri, paket Ödeme Yöntemleri.
Tiroid ameliyatlarında profilaktik antibiyotik kullanımında farkındalığın değerlendirilmesi
Sağlıkta kalitenin temel prensipleri sağlık hizmetine başvuran kişileri zarardan korumak ve sağlık hizmetinin gereksiz uygulanmasını önlemektir. Uygunsuz antibiyotik kullanımı güvenli ve etkili sağlık hizmeti prensiplerine aykırıdır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yara sınıflamasında birinci sınıfta (temiz yara yeri) yer alan tiroidektomi gibi ameliyatlarda, profilaktik antibiyotik uygulamasının gerekli olup-olmadığı konusu tartışmalıdır. Ameliyat öncesi yara yeri sterilizasyonu - düzenli yara yeri bakımı - cerrahi alet sterilizasyonu, hastane yatış süresinin mümkün olduğunca kısa tutulması, kullanılıyorsa sigara kullanımından kişinin uzaklaştırılması, … gibi temel kurallara uyulduğunda, yara yeri enfeksiyonu gelişimi engellenir. Böylece antibiyotiğe bağlı yan etkiler önlenebilir ve ilaç kullanımına bağlı maliyet azaltılabilir. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi servisinde, tiroidektomi ameliyatı olan hastalara profilaktik antibiyotik uygulamasının sıklığı araştırıldı. Antibiyotik profilaksisinin kişisel risk profili değerlendirilmesine göre seçilmiş hastalarda uygulanması gerektiğine dair kanıtlar, sunum halinde sorumlu genel cerrahi hekimleriyle paylaşıldı. Farkındalık eğitimi sonrası profilaktik antibiyotik uygulaması % 5.7 oranında azaldı. Tiroidektomi ameliyatlarında profilaktik antibiyotik kullanımının gerekli olup-olmadığının ve eğitimin rolünün irdelendiği çalışmamızda, "sürekli ve düzenli olarak bilgi düzeylerinin eşitlenmesinin" (eğitimin) uygunsuz antibiyotik kullanımını önleyebileceği kanaatine varılmıştır.
Hekim ve hemşirelerin güvenlik raporlama sistemine katılımının değerlendirilmesi eğitim ve araştırma hastanesi örneği
Araştırmamızda amaç eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan hekim ve hemşirelerin güvenlik raporlama sistemine katılımını ve hasta güvenliğini tehdit eden tıbbi hataların bildirimi konusunda yönetimin yaklaşımının çalışanlardaki algısını değerlendirmektir. Yöntem Araştırma İzmir'in en büyük eğitim ve araştırma hastanelerinden biri olan Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılmıştır. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hekim ve hemşire olarak çalışan 440 personele anket uygulanmıştır. Anket formu "Agency to Healthcare Research and Quality"nin hasta güvenliği iklimi anketinden uyarlanmıştır. Anketler SPSS Statistic 21. 0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular Sonuçlar araştırmaya katılanların çoğunluğunun kurumda güvenlik raporlama sisteminin varlığının farkında olduğunu göstermektedir. Verilen yanıtlar hemşirelerin hekimlere göre bu konuda farkındalıklarının yüksek olduğunu yansıtmaktadır. Araştırmamıza katılan erkek nüfusun ilaç istemi ile ilgili hatalarda duyarlı davrandıkları ancak ilaç uygulaması ile ilgili hatalarda kadın nüfusun erkeklere göre daha duyarlı oldukları görülmüştür. Güvenli cerrahi kontrol listesi uygun doldurulmadığında bildirim yapma konusunda araştırmaya katılanların yarısı katılıyorum yanıtı vermiş olsa da katılımcıların üçte birinin kararsız olması bu konuda eksikler olduğunu göstermektedir. Sonuç Meslek grubu ayırmaksızın kurumda çalışanların tümüne güvenlik raporlama sistemi konusunda eğitim verilmesi gerekmektedir. Eğitim verilirken öncelikle dikkat edilecek konular: 1. Bilimsel etkinlik, 2. Maliyet, zaman ve malzemede verimlilik, 3. Hasta verilerinde emniyet ve çalışan güvenliği, 4. Herhangi bir meslek gurubunu ve/veya bireyi suçlamadan-taraf tutmadan bilgileri eşitlemek, 5. Hasta ve yakınları ile empati kurmaya dikkat etmek, 6. Söz verilen zamanda, söz verilen işlemi gerçekleştirmek esaslarını göz önünde tutmak olacaktır. Sağlık kurumlarında lise, ön lisans, lisans ve yüksek lisans mezunları birlikte çalışırlar. Bu gurupların, birlikte ve uyum içinde çalışmaları için "karma ve hedefe odaklı" bir eğitim uygulaması gereklidir. Ayrıca kurumda süreçlerin tanımlanması ve takip edilmesi, bildirim yapılırken süreçlerin başladığı ve bittiği noktaların göz önünde bulundurularak geri bildirim alınması büyük önem taşımaktadır. Güvenli cerrahi uygulamaları kapsamında güvenli cerrahi kontrol listesinin etkin kullanımı ve eksiksiz doldurulması ameliyathanelerde oluşabilecek önlenebilir hataların büyük oranda önüne geçmiş olacak, önemli bir kontrol mekanizması oluşturacaktır. Yönetimin çalışanları bildirim yapma konusunda cesaretlendiren, suçlamadan uzak durarak teşvik eden, ikna edici olumlu bir yaklaşım sergilemesi güvenlik raporlama sistemine katılımı artıracaktır. Bildirimi yapılan olayların analiz sonuçlarının da çalışanlarla paylaşılması, güvenlik raporlama sistemine katılımı ve inandırıcılığı artıracaktır. Anahtar kelimeler: tıbbi hata, olay bildirimi, güvenlik raporlama sistemi
Hastane işletmelerinde ISO 9001 kalite yönetim sistemi uygulamalarının ve iç müşteri algılarının servqual ölçeği kullanılarak değerlendirilmesi
Günümüz toplumlarının sosyo-ekonomik anlamda gelişmişlik düzeylerinin en önemli göstergelerinden birisi de sağlık hizmetlerinin kalitesidir. Son yıllarda sağlık hizmetlerinin verimli ve kaliteli bir şekilde sunulabilmesi için Kalite Yönetim Sistemi uygulamaları hız kazanmıştır. Kalite belgesi alma ve sistemi uygulama sürecinde yapılan değişimlerin verilen hizmetin kalitesini arttırdığı, bunun da artan rekabet koşullarında müşterilerin seçimlerini etkilediği düşünülmektedir. Rekabette öne geçmenin anahtarı sayılan kalite çalışmalarının sunulan hizmetin kalitesine etkisini anlamak için sonuçların değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kalite belgesi olan ve olmayan sağlık işletmelerinde verilen hizmetin müşteriler tarafından nasıl algılandığının tespit edilmesi son derece önemlidir.Bu çalışmada, algılanan hizmet kalitesini ölçmeye yönelik geliştirilen SERVQUAL ölçeği kullanılarak ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi belgesi olan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile kalite belgesi bulunmayan İzmir Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışanların hizmet kalitesi algılarının ölçülmesine, kıyaslanmasına ve elde edilen bulguların değerlendirilmesine yer verilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, hastanelerde uygulanan ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi'nin, sunulan hizmetin kalitesinde olumlu yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Buna göre, araştırmanın yürütüldüğü hastanelerde çalışanlar, kalite belgesine sahip olan hastanelerde daha kaliteli sağlık hizmeti sunulduğunu belirtmişlerdir. Diğer taraftan çalışanların, verilen sağlık hizmetleriyle ilgili beklentilerinin her iki hastanede de tam olarak karşılanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hastane, ISO 9001, SERVQUAL
Aydın Zübeyde Hanım Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde sipoc süreç haritalama tekniği kullanılarak kalite yönetim basamaklarında sürekli iyileştirme uygulamaları
Günümüzde sağlık sektöründen daha kaliteli hizmet bekleyen, bilinçli bir insan kitlesi mevcuttur. Özel hastanelerin giderek yaygınlaşması ve hastane sayısındaki artış, sağlık hizmetlerinde kalitenin gün geçtikçe ön plana çıkmasına yol açarak sağlık sektöründe rekabet ortamının oluşmasına ve hastanelerin kaliteli hizmeti kullanarak tüketicilerin seçimlerini etkileme yoluna gitmelerine sebep olmuştur. Sağlık sektöründe, tüketicilerin hastane seçimi konusundaki kararlarını önemli ölçüde daha kaliteli hizmet beklentilerini etkilemektedir. Kalitenin yakalanması ve iyileştirilmesi, ancak mevcut kalite seviyesinden haberdar olmakla mümkündür.Sağlık ve Sağlık Hizmeti Sunumu insan yaşamının sürdürülmesinde, yaşam kalitesinin yaratılmasında ve korunmasında özel bir öneme sahiptir. Bu bakımdan, sağlık kurumlarının verdikleri hizmetlerin kalitesinin ölçülebilmesi; elde edilen veriler doğrultusunda hizmet kalitesini artırması yönünde önemli bilgiler sağlayarak sağlık işletmelerinin gelecekle ilgili planlar hazırlanmasına, politika ve stratejilerini belirlemesine önemli katkısı olacaktır.Bu çalışmanın amacı henüz kalite yönetim belgesine sahip olmayan dal hastanesi olan Aydın Zübeyde Hanım Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin tüm faaliyetleri incelenerek süreç haritalarını oluşturarak faaliyetlerde bulunan tekrarları engellemek, çalışan verimliliğini sağlamak, aynı zamanda hasta/hasta yakınının beklentileri ve ihtiyaçları dikkate alınarak yasal mevzuata göre kalite yönetim basamaklarında sürekli iyileştirme gerçekleştirmektir.Aydın Zübeyde Hanım Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin tüm faaliyetleri yapılan çalışmada incelenerek, ?Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesinin Hizmet Kalitesi Standartları? na göre değerlendirilmesi ve puanlandırılması yapıldıktan sonra; SIPOC (Tedarikçiler, Girdiler, Süreç, Çıktı, Müşteriler) Süreç Haritalama Tekniği kullanılarak faaliyetlere ilişkin süreçler belirlenmiştir. Tüm süreçler uygulamalı olarak gözden geçirilerek iyileştirilecek alanlar tespit edilmiştir. Bu problemlerin çözümüne yönelik olarak müşteri beklenti ve ihtiyaçlarına göre yasal mevzuat göz önünde bulundurularak süreçlerin yeniden yapılandırılması sağlanmıştır. Tüm iyileştirme çalışmalarından sonra ?Sağlık Bakanlığı Performans ve Kalite Yönergesinin Hizmet Kalite Standartları?na göre yeniden değerlendirilmiş Hizmet Kalite Katsayısındaki hedeflenen artış sağlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Hizmet Kalitesi, Süreç, Sürekli İyileştirme, SIPOC
İş sağlığı ve güvenliğinin hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri üzerine etkisi
Tüm sağlık personelleri gibi hemşirelerde de tükenmişliğin gelişme riskinin yüksek olduğu bilinmektedir. Tükenmişlik kavramı ilk kez 1974 yılında Fredeunberger tarafından ortaya atılmıştır. Fredeunberger tükenmişliğin genellikle insanlarla yüzyüze çalışılan mesleklerde görüldüğünü vurgulamıştır.Bu çalışmada Sağlık Bakanlığı İzmir ili kırsal kesimlerdeki Tire, Torbalı, Ödemiş, Bayındır ve Selçuk Devlet Hastanelerinde çalışan hemşirelerin iş sağlığı ve güvenliğinin tükenmişlik düzeylerine olan etkisi incelenmiştir.Araştırmaya katılım 402 kişi olarak gerçekleşmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) ile Devebakan (2007) İş Sağlığı ve Güvenliği anketi kullanılmıştır. Araştırmanın analizinde varyans analizi (ANOVA), T testi, korelasyon ve regresyon testleri kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda yaş ilerledikçe duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşmanın azaldığı, çalışma yılı arttıkça duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutunda tükenmişlik yaşandığı tespit edilmiştir.
İzmir ili kamu ve özel hastane yöneticilerinin dönüşümcü liderlik tarzlarının lider-izleyici ilişkileri kalitesi bağlamında değerlendirilmesi
Liderlik ve kalite, hızlı değişimin yaşandığı günümüzde örgütlerin başarıyı yakalayıp ayakta kalmalarını sağlayan önemli kavramlardır. Bu çalışmada, bir yandan dönüşümcü liderlik yaklaşımı incelenirken, diğer yandan da lider-izleyen ilişkisi uyumundan bahsedilecektir. Yapılan araştırmanın amacı, hastane yöneticilerinin dönüşümcü liderlik tarzlarının lider-izleyici ilişkileri kalitesi bağlamında değerlendirilmesidir.Bu çalışmanın birinci bölümünde, problem tanımlanacak, çalışmanın amacı, kısıtları ve sınırlılıklarından bahsedilecektir. İkinci bölümde liderlik ve başlıca liderlik yaklaşımları ile ilgili temel kavram ve yaklaşımlar açıklanacak, dönüşümcü liderliğin ortaya çıkışı, tanımları, önemi, bu lider tipindeki davranış boyutları anlatılacaktır. Bununla beraber, lider-izleyici ilişkileri kalitesinden ve bu ilişkinin hastaneler için öneminden söz edilecektir. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde yöntem açıklanıp bulgular değerlendirilecektir. Son bölümde ise sonuç ve önerilerden bahsedilecektir.Araştırma, Şubat-Nisan 2009 tarihleri arasında, İzmir ili anakent alanında hizmet veren onüç kamu ve özel hastanesinde İl Sağlık Müdürlüğü ve hastanelerden alınan izinlerle uygulanmıştır. Çalışmada rastgele örnekleme tekniği kullanılarak seçilen iki ayrı örneklem kullanılmıştır. Bu örneklemler çalışmaya dahil edilen İzmir ili hastanelerinde çalışan 157 yöneticinin oluşturduğu MLQ-kendisi (lider) örneklemi ve bu yöneticilerin 765 astından oluşan MLQ-ast (izleyici) örneklemidir. Hastanelerde yöneticilerin dönüşümcü liderlik vasıflarını ölçmek için Bass tarafından geliştirilmiş olan Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği (MLQ) kullanılmıştır. Çalışmada yöneticiler kendi liderlik tarzlarını, izleyiciler ise yöneticilerinin liderlik tarzları ile ilgili algılarını değerlendirmişlerdir.Araştırma verileri SPSS 13 paket programında analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler dışında Kappa istatistikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular tablolar ile yorumlanmıştır. Genel olarak bakıldığında, liderlik boyutlarının değerlendirilmesi açısından lider-izleyici uyumu ile ilgili bulgular açağıdaki gibidir:?Kendi ihtiyaçlarından önce başkalarının ihtiyaçlarını düşünen, kişisel kazanç sağlamak için güç kullanımından kaçınan, doğru şeyler yaptıklarına güvenleri olan, ahlaki değerlere önem veren ve genellikle çok yüksek ahlaki değerlere sahip karizmatik lider değerlendirmesi konusunda, yöneticilerin kendileriyle ilgili düşünceleri ile izleyenlerin yöneticileri hakkındaki algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı uyum bulunmamaktadır.?İzleyenlerin, lider tarafından yapılmış vaatler, övgüler, ödüller veya olumsuz geri bildirimler, hata bulma, tehdit ve disiplin ile motive edildiği Şarta Bağlı Ödül liderlik boyutu ile ilgili yöneticilerin düşünceleri ve izleyicilerin algıları istatistiksel olarak anlamlı uyum göstermemektedir.?Yöneticilerin izleyenlerin çalışmasını takip etmekte oldukları ve hatalara anında müdahale ederek düzelttikleri Aktif İstisnalarla Yönetim boyutunun değerlendirilmesi konusunda lider-izleyici arasında istatistiksel olarak anlamlı ve mükemmel uyum söz konusudur?Yöneticilerin izleyenlerin hatalarının ona dönmesini hiçbir müdahalede bulunmadan bekleyip düzeltmeyi sonra yaptığı Pasif İstisnalarla Yönetim liderlik boyutu değerlendirmesinde iyi lider-izleyici uyumu vardır.Sonuç olarak, sağlık sistemimizde yöneticiler ve çalışanlar arasında kaliteli lider-izleyici ilişkilerinden söz etmek mümkün değildir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Lider-İzleyen, İlişki Kalitesi, Dönüşümcü Liderlik.
Hasta güvenliği ile değişime direnç arasındaki ilişkinin analizi: Üniversite hastanelerinde çalışan hemşirelerin algılarının değerlendirilmesi
Hastanelerde hasta güvenliği kültürünü oluşturmak için sistemlerin yeniden dizayn edilmesi gerekmektedir. Her yeni sistem oluşumu sırasında değişim süreçleri yaşanmaktadır. Bu süreçlerde sağlık çalışanları uygulamalarını ve çalışma koşullarını değiştirmek durumunda kalmaktadırlar. Sağlık çalışanlarının hasta güvenliğine bakışlarının değerlendirilmesi ve hasta güvenliği kültürünün oluşumunda rol oynayan faktörlerin önem düzeylerinin belirlenmesi, hastane yönetimlerine güvenlik kültürü politikalarını belirlerken dikkat etmeleri gereken hususlar konusunda yardımcı olmaktadır. Değişime karşı tutumlarının öğrenilmesi ise yeni oluşturulacak hasta güvenliği politikalarının planlanması ve uygulanma şeklinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.Çalışmanın Amacı: Hemşirelerin hasta güvenliğine bakışlarını değerlendirmek, değişime yönelik tutumlarını belirlemek ve hasta güvenliğine bakışları ile değişime gösterdikleri direnç arasındaki ilişkiyi analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Yöntem: Yapılan bu araştırmanın örneklemini İzmir merkezde bulunan Üniversite Hastanelerinde çalışan 493 hemşire (%44,81) oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Texas Üniversitesi'nde Sexton JB ve Thomas EJ'nin "Error, stres and teamwork in medicine and aviation: cross sectional surveys" isimli çalışmasında geliştirdikleri sağlık işletmelerinde hasta güvenliği anketi kullanılmıştır. Örgütsel değişim boyutu için ise, Barret tarafından 2007 yılında bir telekominikasyon işletmesinde kullanılan ?The Proactive Supervisor-Subordinate, Two-Way Communicative Processes (PSSTWCP)? ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek Leader Member Exchange (LMX) teorisi baz alınarak oluşturulmuştur. Hemşirelerin hasta güvenliği ve örgütsel değişime ilişkin algıları, beşli likert tipi ölçek ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Daha sonra tanımlayıcı istatistikler, T - testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır.Bulgular: Araştırmaya katılan hemşireler tıbbi güvenliğin eksiksiz sağlanmasını önem sırasına göre hasta güvenliğine yönetimin bakışına, hasta güvenliği sistemine ve hasta güvenliğine karşı çalışanların tutumuna bağlamışlardır. Değişim yönetimini etkileyen faktörler de öncelik sırasına göre kurumsal değişim, liderlik değişimi, bireysel yenilik yaklaşımı ve değişime direnç olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin demografik özelliklere göre de hasta güvenliği ve örgütsel değişim algılarında farklılıklar olduğu saptanmıştır.Sonuç: Üniversite hastanelerinde çalışan hemşirelere göre; hasta güvenliğini geliştirmek için öncelikle üst yönetimin bu konuya odaklanması gerekmektedir. Örgütsel değişimin sağlıklı olması için liderlere daha fazla iş düşmektedir. Değişimin dirençle karşılanmaması için planlama aşamasında daha fazla çalışan katılımı ve iletişim sağlanmalıdır. Hasta güvenliği ve örgütsel değişim ile ilgili algılar demografik özelliklere bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle planlamalar yapılırken demografik farklılıklarında göz önüne alınması gerekmektedir.
İdari personelin iş doyumu üzerine bir araştırma : Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi
Bu çalışma, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına bağlı idari birimlerde çalışan idari personelin iş doyumlarında demografik değişkenler doğrultusunda farklılık oluşup oluşmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştırAraştırmayı yapmak üzere Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesine ait bir İş Doyumu Anketi oluşturulmuştur. Anket Fakülteye bağlı toplam 135 personele dağıtılmış olup, 134 tanesine katılım olmuş olup, analizler bu sayı üzerinden yapılmıştırAnalizler için SPSS 13.00 sürümlü paket program kullanılmış, genel doyum düzeyini ölçmek için Analizler sonucunda Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı idari personelinin cinsiyet, yaşı, eğitimi durumu, medeni durumu, aylık gelir, kıdem yılı ve çalışma statüsü değişkenlerinin genel iş doyumunda etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Ölçme aracı olarak 32 soruyu kapsayan ve 2 bölümden oluşan anketin ilk bölümünde İş doyumunu ölçmeye yönelik olarak 24 soru bulunmaktadır. Bu soruların 22 tanesi iş doyumu bağımsız değişkenlerinin altında bulunan ifadelerden oluşmaktadır. İlk bölümde bulunan 2 soru ise bu bağımsız değişkenlerle ilişkili olduğu düşünülen; genel iş doyumu ile ilgili sorulardan oluşmaktadır. İkinci bölümde ise Demografik Değerlendirmelerin yer aldığı 7 soru bulunmaktadır. Bir tane açık uçlu soru bulunmaktadır. Ankette 5'li likert tipi ölçek kullanılmıştırAraştırmanın İş doyumu boyutları bazındaki bulguları ise şöyledir; araştırma kapsamında üç boyut olarak ele alınan bağımsız değişkenler Kariyer, Yönetim ve Koşullar olarak belirlenmiştir. Çalışanların hoşnutluk düzeyini etkileyen iş doyumu değişkenlerinden Koşullar ve Kariyer bağımsız değişkenlerinin iş doyumunu, Yönetim unsuruna nazaran daha yüksek oranda etkilediği görülmüştürAraştırma Neticesinde, Fakülte personelinin kariyer planlama işlevinin sisteme kavuşturulması, buna yönelik gerekli koşulların sağlanması ve personelin desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca personelin çalışma koşullarının sürekli iyileştirilmesinin sağlanması, koşulların iyileştirilmesi konusunda personelin katılımlarına yönelik görüşlerinin de alınması önemlidir. Personelin yönetime katılması ile çalışan kendi benliğinin tatmini için önemli olanaklar sağlar. Bu olanaklar çalışanı kuruma kaynaştırır ve kurumsal amaçlara doğru yönlendirir. Böylece huzurlu bir ortamda çalışanlar daha mutlu yaşayacak ve yarınlarına güvence ile bakacaklardır.Anahtar Kavramlar: İş Doyumu, İş Doyumunun Boyutları, Demografik Özellikler
İzmir ilinde bulunan II. basamak devlet hastanelerinde çalışan sağlık personelinin özdeğerlendirme modelini algılama düzeyleri
Özdeğerlendirme, sağlık kurumlarına geliştirilmesi gereken ve güçlü oldukları alanların belirlenmesine olanak tanımaktadır. Elde edilen bu bilgiler doğrultusunda da sağlık kurumları politika ve stratejilerini daha akılcı biçimde belirleyebileceklerdir. Aynı zamanda elde edilen bu bilgiler doğrultusunda sağlık kurumlarının gelecek planlarını da yönlendirebileceklerdir.Amaç: Çalışmanın temel amacı II. Basamak sağlık kurumlarında sağlık çalışanlarının özdeğerlendirme modelini algılama düzeylerinin belirlenmesidir.Yöntem: Yapılan bu araştırmanın örneklemini İzmir merkezde bulunan II. Basamak Devlet Hastanelerinde çalışan 488 sağlık personeli (Hekim, Hemşire ve Diğer Pers.) (%40,66) oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Malcolm Baldrige Ulusal Mükemmellik Ödülleri, Sağlık Hizmetleri Kriterleri doğrultusunda geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Sağlık personelinin mükemmellik modeline ilişkin algıları, beşli likert tipi ölçek ile ölçülmüştür. Verilerin analizinde öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Daha sonra tanımlayıcı istatistikler, t testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır.Bulgular: Hastanede mükemmelliğini etkileyen en önemli faktörler; süreç yönetimi, hasta odaklılık ve stratejik planlama olarak tespit edilmiştir. Hastane kalitesini etkileyen faktörler ise önem sırasına göre süreç yönetimi, hasta odaklılık, stratejik planlama ve ölçme, analiz ve bilgi yönetimi olarak tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının demografik özelliklere göre de iş mükemmelliği algılarında farklılıklar olduğu saptanmıştır.Sonuç: Çalışmanın sonuçları, II Basamak sağlık kurumlarında sağlık çalışanlarının mükemmellik algılarını geliştirmek ve mükemmelliğe ulaşılması amacıyla hastane yönetiminin öncelikle süreçlere dayalı bir sistem oluşturmaları, hasta odaklı olmaya önem göstermeleri ve stratejik planlama ile faaliyetlerini planlamaları gerekliliği ortaya çıkmıştır. Mükemmellik ile ilgili algılar demografik özelliklere bağlı olarak değiştiğinden bu farklılıklarında göz önüne alınarak gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.Anahtar kelimeler: Özdeğerlendirme, İş Mükemmeliği, Sağlık Kurumları, Mükemmellik Modelleri
Sağlık işletmelerinde hizmet kalitesinin sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti alan taraflarca değerlendirilmesi
Sağlık ve sağlık hizmeti sunumu, insan yaşamının sürdürülmesinde, yaşam kalitesininyaratılmasında ve korunmasında özel bir öneme sahiptir. Bu bakımdan, sağlıkkurumlarının verdikleri hizmetlerin kalitesinin ölçülebilmesi; elde edilen veriler doğrultusunda hizmet kalitesini arttırması yönünde önemli bilgiler sağlayarak sağlık işletmelerinin gelecekle ilgili planlar hazırlamasına, politika ve stratejilerini belirlemesine önemli katkısı olacaktır.Amaç: Çalışmanın temel amacı, II. Basamak Devlet Hastanelerinde sunulan sağlık hizmetinin kalitesinin sağlık hizmetini sunan ve alan taraflarca değerlendirilmesidir.Yöntem: Çalışmanın evrenini, Manisa İl merkezinde bulunan II. Basamak Devlet Hastanelerinden sağlık hizmeti alan hasta ve hasta yakınları ile bu hizmetini sunan sağlık çalışanlarında oluşan 648 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Parasuraman, Zeithaml ve Bery tarafından geliştirilen Servqual Analizi kullanılmış ve ikinci kısmı ile uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 13.00 programından faydalanılarak, öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Daha sonra tanımlayıcı istatistikler, T testi, ANOVA testi, Korelasyon ve Regresyon analizleri yapılmıştır.Bulgular: Toplanan verilere yapılan Faktör Analizi sonucunda Hizmet Kalitesinin beş boyut'u üç boyut altında sırasıyla; ?Güvenilirlik-Heveslilik?, ?Güven-Empati? ve ?Somut Özellikler? şeklinde toplanmıştır. Bundan sonraki tüm analizler üç boyut üzerinden yapılmıştır. Hasta ve hasta yakınları ile sağlık çalışanlarının demografik özelliklere göre de hizmet kalitesi algılarında farklılıklar olduğu saptanmıştır.Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre, sağlık hizmeti sunan ve sağlık hizmeti alan taraflarca Hizmet Kalitesinin değişkenlerinin başında ?Güvenilirlik-Heveslilik? gelmektedir. Diğer değişkenler; ?Güven-Empati? ve ?Somut Özellikler? olarak sırlanmıştır. Sağlık hizmeti sunan hastanelerin özellikle bu boyutlara odaklanması gerekmektedir. Araştırma sonucunda da teyit edildiği gibi hizmet kalitesinin yüksek oluşu, hastaların hastaneyi tekrar tercih etmeleri ve başkalarına tavsiye etmelerini sağlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Sağlık işletmesi, Hizmet, Hizmet Kalitesi, Servqual
Üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında işletmecilik açısından risk yönetim modelinin oluşturulması: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi örneği
Hızla değişen ve globalleşen dünyamızda sağlık kavramı, ulusların temel gelişmişlik düzeyini gösteren ve aynı zamanda da toplumların ekonomik kalkınmasında da rol oynayan bir kavramdır. Sağlık; toplumların ve bireylerin sosyo-ekonomik düzeyine bağlı bir göstergedir. Ayrıca sağlık sektörü tüm ülkelerde, reel ekonomi içerisinde oldukça yüksek pay alan bir sektördür. Dünya çapında sağlık hizmetleri yeniden değerlendirilmektedir. Dolayısıyla sağlık sistemlerinde kaynakların etkin ve verimli kullanımı ve bu bağlamda da kaliteli hizmet üretimiyle beraber risk yönetimi de ön plana çıkmaktadır.Son yıllarda, örgüt içinde takımların oluşturulması etkililiğin artırılması amacıyla oldukça yaygın bir hale gelmiştir. Takımlar, yeni rekabetçi baskılar, esneklik ve hıza duyulan ihtiyaç, insanlara sağlık kurumlarında süreçlere katılmaları için daha fazla fırsat vermek için oluşturulmaktadır.Çalışmanın temel amacı risk yönetimi ve takım çalışması algılarını ölçerek bu iki kavram arasındaki ilişkinin analizini yapmaktır. Araştırmada öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Sonrasında ise, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi hekim ve hemşirelerine anket uygulanmıştır.Çalışmanın ilk bölümünde giriş ve amaç, ikinci bölümünde ise, risk yönetimi ve takım çalışması ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Tezin üçüncü bölümünde araştırmanın gereç ve yöntemleri dördüncü bölümünde ise araştırma yöntemine yer verilmiştir. Son bölümde ise, risk yönetimi ve takım çalışması ile ilgili tartışma ve araştırma sonuçları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Risk, Risk Yönetimi,Takım Çalışması
Sağlıkta kalite uygulamaları ve ıso ISO 15189:2007 (Tıbbi Laboratuarların Akreditasyonu) akreditasyon uygulamalarının öncesi ve sonrası karşılaştırılması
Son yıllarda hizmet sektöründe müşteri beklentilerini dikkate alan yöntemleri geliştiren kuruluşların, rakiplerine göre avantaj elde ettiği açık olarak görülmektedir. Bu avantajı sağlamada en önemli yaklaşımlardan biri toplam kalite anlayışını kurum kültürüne yaymakla mümkün olmaktadır.Zamanla kalite uygulamalarını standart hale getirmek için çeşitli standartlar, ödüller ve akreditasyon kriterleri geliştirilmiştir. Bunlardan özellikle sağlık sektöründe uygulananlar, ISO (International Standardization Organization) 9001:2008 Kalite Yönetim Sistem Standardı, EFQM (European Foundation for Quality Management) ve JCI (Joint Commission International) olup, bu alanda JCAH ( Joint Commission on Accreditation of Hospitals), JCAHO (Joint Commission on Accreditation of Healthcare Organization) gibi organizasyonlar oluşturulmuştur. Ayrıca, sağlık kuruluşlarındaki tıp laboratuvarlarındaki Kalite ve Yeterliliği için ISO 15189:2007 (Tıbbi Laboratuvarların Akreditasyonu) Kalite Yönetim sistemi geliştirilmiştir.Bu tezin amacı; DEÜ Hastanesi Merkez Laboratuvarının, Toplam Kalite Yönetimi çerçevesinde ISO 15189: 2007 Akreditasyon sürecinde hangi aşamalardan geçildiğini, kısıtların neler olduğunu, iyileştirmelerin nasıl yapıldığını ve görünür hale getirebilmek için hangi belirteçlerle sürecin işleyişinin nasıl izlendiğini ortaya koymaktır. Akredite olmak isteyen bir laboratuvarın, akreditasyon sürecinde hangi yolları izlemesi, neler yapılması gerektiğini bilimsel ölçütlerle aktararak, diğer akredite olmak isteyen laboratuvarlara ışık tutmak araştırmanın diğer bir amacını oluşturmaktadır.
Randevu sistemlerinin müşteri memnuniyeti ve sağlıkta kalite açısından önemi
Sağlık hizmeti kalitesinin belirleyici özelliklerinden olması nedeniyle hasta memnuniyetinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi, sağlık hizmetleri sunan işletmelerin başarısında oldukça önemli hale gelmiştir. Hasta memnuniyeti ölçümünde temel nokta memnuniyeti etkileyen temel faktörleri belirleyebilmektir. Bu faktörler arasında randevu sistemlerinin önemi büyüktür. Ayakta tedavi hizmeti sunan sağlık merkezlerinde randevu sisteminin etkin ve etkili olmasını sağlamanın amacı hastaların tedavi bekleme sürelerini, sağlık personelinin tedavi boşa geçen vaktini azaltmak ve mesainin uzaması riskini önlemektir. Kullanılacak etkin randevu sistemleri hastaların tedaviye erişim sürecini de belirleyeceği için pek çok yönden sağlık hizmetlerinin kalitesini olumlu etkileyecektir. Amaç: Çalışmanın temel amacı, poliklinik randevu sistemleri kalitesinin sağlık hizmeti alan taraflarca değerlendirilmesidir. Yöntem: Çalışma evrenini, İzmir il merkezinde bulunan III. Basamak Sağlık Hizmeti Kuruluşu olan bir üniversite hastanesine randevu sistemini kullanarak ayaktan tedavi hizmeti almak üzere başvuran hastalar oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL analizi değerlendirmesine dayanan anket kullanılmıştır. Anket yüz yüze görüşerek 95 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 21.00 programından faydalanılarak, öncelikle geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Daha sonra tanımlayıcı istatistikler, T-Testi, ANOVA Testi, Korelasyon ve Regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: İzmir ilinde yer alan bir üniversite hastanesine, hastanenin kendi poliklinik randevu sistemini (ayaktan tedavi) kullanarak başvuran 95 hastanın memnuniyetinin genel Hizmet kalitesi memnuniyetine etkisinin ölçüldüğü çalışmada, mevcut randevu sistemine alternatif olarak geliştirilecek sistemin memnuniyeti arttıracağı görülmüştür. Çalışmada ayrıca randevu sistemlerinin müşteri memnuniyeti ve sağlıkta kalite açısından öneminin hasta olarak başvuran kişilerin demografik özelliklerine göre algılama düzeyleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını ölçmek için yapılan T-testi ve ANOVA testleri ile cinsiyet, yaş, meslek seçimi, eğitim durumu ve gelir durumlarındaki farklılıkların hasta memnuniyeti üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmada ağırlık randevu sistemleri memnuniyetinin genel memnuniyete etkisinin ölçülmesi olduğu için randevu sistemlerini oluşturan alt faktörler için detaylı analizler gerçekleştirilmiştir. Buna göre poliklinik randevu sistemi (e-randevu sistemi) memnuniyetinin kendisini oluşturan iki faktörden e-randevu sistemi alternatifinin genel hizmet memnuniyetini etkileyen en etkili faktör olduğu, mevcut e-randevu sisteminin daha az etkili olduğu gözlemlenmiştir.
Bir üniversite hastanesinde sağlıklı çalışma yaşamı ve eğitim yönetiminin değerlendirilmesi: Uluslararası kalite geliştirme ve akreditasyon kriterlerinin sorgulanması
Sağlık hizmetlerinde kalite, iç ve dış paydaşların uluslararası standartlara uygun beklentilerinin karşılanmasıdır. Bilim ve teknolojinin gelişmesi, kültür seviyesi ve insanlığa verilen önemin artması ile birlikte, sağlık hizmetlerinin yüksek standartlarda verilmesi zorunlu hale gelmiştir. Hastanelerde sağlıklı çalışma yaşamı ve eğitim yönetimi felsefesi; hastane organizasyonlarında çalışan perspektifinden bakılarak, sağlık çalışanları için ideal, güvenli bir çalışma ortamı ve alt yapısının sağlanması ve de hastanenin kalite iyileştirme faliyetleri doğrultusunda, hasta/hasta yakını ve çalışanlara yönelik gerekli eğitimlerin etkin etkili bir şekilde verilmesidir. Bu çalışma sağlık hizmetlerinde iç paydaş olan çalışanların Sağlıklı Çalışma Yaşamı ve Eğitim Yönetimi hakkında beklentilerini, algılamalarını ve çalışanlar için ideal, güvenli, sağlıklı çalışma yaşamı ortamının ve eğitim yönetimi olanaklarının belirlenmesi, kalite standartlarının kurumlarda uygulana bilirliğini ve çalışanlar üzerindeki etkisini, yapılan kalite uygulamalarına çalışanların katılımı, memnuniyeti ve farkındalıkları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde çalışan 222 kişilik uzman-asistan doktor ve hemşire ile yüz yüze anket çalışması yapılarak uygulanmıştır. Çalışmada, katılımcılar güvenlik ve kalite standartlarının uygulanabilirliği yönünde olumlu, beklenenin aksine yönetim, eğitim ve fiziksel koşulların uygulanabilirliği, memnuniyeti ve katılımı yönünde olumsuz değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Sağlıkta Kalite Standartları, Eğitim yönetimi, Sağlıklı çalışma yaşamı, Memnuniyet
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde görev alan eczane çalışanlarının sağlıkta kalite standartları-hastane kapsamına göre ilaç yönetimine ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Amaç: Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi'nde görev alan sağlık çalışanlarının "Sağlıkta Kalite Standartları-Hastane (Versiyon-5; Revizyon-01)" uygulamalarının ilaç yönetimine ilişkin eczane işleyişine yönelik bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi ve bilgi düzeyini etkileyen etmenlerin irdelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Kesitsel türdeki araştırma; eczaneye işe başladığı tarihten itibaren 2017 yılına kadar çalışan 32 kişi ile 2014-2016 yılları arasında DEÜ Hastanesi eczanesi'nde çalışmış sonrasında ayrılan 22 kişi olmak üzere toplam 54 sağlık çalışanı üzerinde uygulanmıştır. Veriler "Sağlıkta Kalite Standartları-Hastane (Versiyon-5; Revizyon-01)" den yararlanılarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunda kadın ve erkek çalışan sayısı eşit olup grubun %40.7'si lisans mezunu, %48.1'i 30-39 yaş grubunda, %40.7'si eczane teknikeri, %32.1'inin toplam çalışma süresi 6-10 yıl arasında, %41.5'inin eczanedeki çalışma süresi 1-5 yıl arasındadır. Sağlık çalışanları, ilaç güvenliğine yönelik 12 ölçüt için %80-%95 arasında değişen oranlarda olumlu görüş sunmuştur. Sağlık çalışanlarının bu konularda farkındalıklarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan ilaç yönetimi ile ilgili sorumlulukları (akılcı ilaç), hastane formülleri (farmakolojik bilgi), ilaç istemleri (elektronik istem) ve ilaç yönetim süreçlerinin izlenebilirliğine (ilaç hata bildirimi) ilişkin kalan 4 ölçekte olumlu görüş bildirimi diğerlerine göre daha düşük seviyelerde (%44.5-%65) kalmış olup, bu konularda eksik ve sorunların olduğu gözlenmiştir. Eczane çalışanlarında yaş, cinsiyet, meslek, toplam çalışma yılı açısından SKS-Hastane ilaç yönetiminin eczanenin işleyişine ilişkin bilgi düzeyine ait puan ortalamalarında anlamlı bir fark tespit edilememiştir (p>0.05). Beklenen bir bulgu olarak; öğrenim düzeyi yüksek olanlar (n=23) ve eczanede hizmet süresi uzun olanların (n=16) ankette cevaplanan ifadelere ait toplam puan ortalamaları anlamlı olarak daha yüksektir (p=0.04). Birinci grup (2017'ye kadar çalışanlar) kendi içerisinde, puan ortalaması ile tüm değişkenler açısından karşılaştırılmıştır. Eczanedeki çalışma yılı değişkeni açısından; eczanede 6 yıl ve üzerinde çalışanların puan ortalaması (n=16), 5 yıl ve altında çalışanlardan (n=16) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0.04). İkinci grupta (2014-2016 arasında çalışanlar) cinsiyet değişkenine göre puan ortalaması kıyaslandığında, eczanede görevli kadın (n=10) ve erkek (n=12) çalışanlar için kadınların puan ortalaması erkeklerinkinden anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (p=0.04). Yine ikinci grupta, lisans ve üstü olanların (n=10) puan ortalamaları, ön lisans ve altı olanlardan (n=12) anlamlı olarak daha yüksektir (p=0.03). Sonuç: Eczane çalışanlarının ilaç yönetim sürecinde ilaç güvenliğine yönelik uygulamalarına yüksek oranda olumlu cevaplar verdikleri, diğer yandan bu dört ölçek konusundaki standartlarda (akılcı ilaç, farmakolojik bilgi, elektronik istem, ilaç hata bildirimi) daha az bilgi sahibi oldukları tespit edilmiştir. Böylelikle, sağlık çalışanlarına dört ölçekle ilgili eğitimlerin verilmesi gerekliliği saptanmıştır. Bu konuları ele alan girişimlerin planlanmasının son derece önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
Hasta mahremiyeti yönünden bilgi güvenliği ve yeni medya ilişkileri: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi örneğinde risk yönetimi
Dünyadaki ve Türkiye'deki sağlık kuruluşlarında, kaliteli sağlık hizmetlerinin sunumu için belirlenen ve kurumlar tarafından uyulması gereken standartlar, sağlık sisteminin dinamik yapısı gereği sürekli olarak geliştirilmekte ve güncellenmektedir. Bu tezin ana argümanlarından biri; sağlıkta kalite geliştirme ve akreditasyonda gelecekte yapılacak olan gelişim ve güncellemelere katkı sunmaktır. Çalışma; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalında görevli akademik ve idari personellerle birimde sağlık hizmeti alan hasta ve hasta yakınlarının bilgi güvenliği ve mahremiyetlerinin, yeni medya araçlarıyla ihlal edilmesine neden olabilecek ramak kala olaylar belirlenmiş, risk analizleri yapılarak söz konusu risklere yönelik düzenleyici önleyici iyileştirici etkinlikler değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında, iş akışlarına engel olunmayacak şekilde ve gönüllülük esasına göre, hekim, hemşire ve destek personellerine yönelik dört ayrı toplantı düzenlenmiş, toplantılar isimler anonimleştirilerek kayıt altına alınmıştır. Toplantılarda belirlenen ramak kala olayların iş akışlarına etkisinin etki ve olasılık puanlama tabloları Dokuz Eylül Üniversitesi Risk Yönergesi kullanılarak oluşturulmuş, ardından da risk seviyeleri belirlenmiştir. Toplantılarda, hekim, hemşire ve destek personelleri tarafından toplam 25 ramak kala belirlenmiştir. Söz konusu çalışma gruplarıyla yapılan analize göre; bir ramak kala olayın risk seviyesi düşük risk, iki ramak kala olayın risk seviyesi orta risk, altı ramak kala olayın risk seviyesi yüksek risk ve 16 ramak kala olayın risk seviyesi çok yüksek risk olarak belirlenmiştir Kaliteli bir sağlık hizmeti sunumunun temel prensiplerinin; etkin, verimli, güvenli, adil, söz verilen zamanda ve hasta, hasta yakını ve çalışan odaklı sağlık hizmetinin verilmesi olarak tanımlanmasından yola çıkarak, söz konusu kaliteyi artırmaya ve bir mağduriyet yaşanmasının önüne geçilebilmesine yönelik belirlenen ramak kala olaylarla kök neden analizlerinin yapılması sonucu elde edilen veriler ışığında kurum içinde düzeltici önleyici iyileştirici etkinlikler planlanıp zaman içinde takip edilmesi gerekmektedir.
Sağlıkta Kalite Standartları Versiyon 6.0'ya göre hasta bakım kalitesiyle ilişkili standartlarında hasta yakınlarının bilgi düzeylerinin belirlenmesi (Eğitim Araştırma Hastanesi örneği)
Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi yataklı servislerinde hizmet alan hasta yakınlarının Sağlıkta Kalite Standartları-Hastane Seti Sürüm 6.0'ya göre verilmesi gereken hasta eğitimlerine yönelik bilgi düzeyini ölçerek üzerinde durulması gereken başlıkları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma tanımlayıcı türdedir. 1 Eylül 2020- 30 Kasım 2020 tarihleri arasında ilk yatış ile tedavi gören 244 hastanın yakınına ulaşılmıştır. Anket soruları araştırmacı tarafından, SKS Hastane Seti Sürüm-6.0' daki hasta eğitim ve bilgilendirmeleri içeren standartlarından yararlanılarak hazırlanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini içeren ve hasta bakım kalitesine ilişkin bilgi düzeyini ölçmeye yönelik sorular 5'li Likert cevap formatında oluşturulmuştur. Anket 24 soru, üç bölümden oluşmaktadır ve veriler yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 25.0 ve AMOS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis analizi ve boyutlar arasında fark yaratan grubu bulmak için ise Bonferroni uygulanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine göre ölçeğin toplam puanlarını karşılaştırmak için tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Bunun sonucunda, katılımcıların mesleklerine göre ölçeğin toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0.05). Mesleği memur olan katılımcıların ölçeğin toplam puanlarının mesleği işçi olan katılımcılara göre daha fazla olduğu görülmektedir. Katılımcıların yatış sürelerine göre ölçeğin toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0.05). Yatış süresi 10 günden fazla olan katılımcıların ölçeğin toplam puanlarının yatış süresi 0-5 gün ve 6-10 gün arasında olan katılımcılara göre daha fazla olduğu görülmektedir. Katılımcıların yatış sıklığına göre ölçeğin toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmektedir (p<0.05). Yatış sıklığı 3 ve daha fazla olan ölçeğin toplam puanlarının yatış sıklığı ilk defa ve 2 defa olan katılımcılara göre daha fazla olduğu görülmektedir. Araştırmamız da yapılan istatistiksel analizler sonucu katılımcılar tarafından verilen puanların ortalamanın üstünde olduğu, katılımcıların bilgi düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Tıbbi Mesleki Eğitim program ve uygulamalarının, "Joint Commission International" Akademik Tıp Merkezi Hastanesi Standartları - Beşinci Versiyon'a göre akademik işbirliği çerçevesinde değerlendirilmesi: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi örneği
Amaç: Dünyada hasta bakım kalitesinin optimal düzeyde geliştirilmesi, güvenli bir hasta bakımı ile, hasta ve çalışanlara yönelik risklerin minimuma indirilmesi, kalite iyileştirme ve hasta güvenliğinin sürekliliği için, hem hasta hem de organizasyonel yapı odaklı kalite ve akreditasyon sistemleri geliştirilerek sağlık sistemi içerisindeki kurumların değerlendirilmesine başlanmıştır. Joint Commission International (JCI), tüm ülkelerde sağlıkta kalite ve hasta güvenliği konusunda en iyi uygulamaları belirlemekte, ölçmekte ve paylaşmaktadır. Bu çalışmada, JCI Akademik Tıp Merkezi Hastanesi standartlarının, Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon sistemine dahil bir Tıp Fakültesi ile sağlıkta kalite standartlarına göre sağlık hizmeti sunan bir üniversite hastanesinde değerlendirilmesi ve kullanılan JCI standartları ve ölçütlerine dayalı değerlendirme ölçekleri oluşturulması amaçlanmıştır. Yöntem: JCI- Hastane Standartları, (Akademik Tıp Merkezi Hastanesi Standartları Dahil) Tıbbi Mesleki Eğitim Standartları esas alınarak Stajyer ve Öğrenciler, Tıpta Uzmanlık Öğrencileri ve Öğretim Üyeleri için 3 ayrı ölçek geliştirilmiştir. Bu ölçekler Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde uygulamalara katılan Tıp Fakültesi öğrencileri, Tıpta Uzmanlık öğrencileri ve Öğretim Üyelerine uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak tek yönlü ANOVA testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışma değerlendirme ölçeklerine verilen yanıtlara göre, tıbbi mesleki eğitimle ilgili olarak hastanedeki uygulamalara katılan stajyer, öğrenci ve eğitimcilerin bakış açısından JCI'nin "Tıbbi Mesleki Eğitim Standartları"nın gerekliliklerinin karşılanabildiği yönündeki görüşe katılma oranı en yüksek %37,4 olarak saptanmıştır. Tüm katılımcıların öngörülen standartlara dair içeriklerin kendileri açısından gerçekleşmediği ya da herhangi bir fikri olmadığı yönündeki genel eğilimleri en düşük %62,6 iken en yüksek %80,4 olarak saptanmıştır. Sonuç: Yeterli ve standart öğrenci beceri ve deneyimleri kazandıran uygulamalı tıbbi mesleki eğitim programlarının sürdürülmesi, izlenebilmesi ve hastanedeki uygulanan uluslararası bakım ve hasta güvenliği standartlarıyla entegrasyonunu için, hastane üst yönetiminde idari ve akademik bir teşkilatlanmadan oluşan "Mesleki Tıp Eğitimi Komisyonu/Komitesi" yapılandırılarak hastane organizasyon şemasına eklenmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Tıbbi mesleki eğitim; Sağlıkta Kalite Sistemi; Akreditasyon; Hasta güvenliği; Kalite geliştirme; Akademik işbirliği; Joint Commission International; Akademik tıp merkezi standartları, Tıbbi gözetim; Görev tanımlaması.
Tıbbi laboratuvarda preanalitik süreçteki hata kaynaklarının belirlenmesinde ve önlenmesinde bir risk yönetim modelinin uygulanması
Amaç: Çalışmanın amacı bir tıbbi laboratuvarın kalite standartları doğrultusunda belirlediği hedeflerine ulaşmasına engel olan pre-analitik evrede ortaya çıkan hataların incelenmesi ve önlenmesine yönelik bir risk yönetim modelinin uygulanmasıdır. Yöntem: Bu çalışmada kullanılan veriler Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarı'nın 2013-2015 yıllarına ait "Hata Bildirim Formları Dökümü"nden elde edildi. Çalışmada kalitatif risk yönetimi tekniklerinden biri olan Failure Mode and Effect Analysis - Hata Türleri ve Etkileri Analizi (FMEA) kullanıldı. Öncelikle FMEA uygulanacak pre-analitik laboratuvar süreci tanımlandı ve FMEA çalışmasını yapacak ekip oluşturuldu. Ardından pre-analitik laboratuvar sürecinin akışı ve bu akışta tespit edilen hata türlerinin potansiyel etkileri belirlenerek, hata türünün şiddeti, olasılığı ve fark edilebilirliği hesaplandı ve potansiyel nedenler belirlendi. Bunun sonucunda yüksek riskli olan hata türlerinin ortadan kaldırılması veya azaltılması için eylem planı hazırlandı. Bulgular: Pre-analitik laboratuvar süreçleri FMEA ekibi tarafından "test istemi", "örnek alımı", "kimlik bilgisi tanımlama", "barkodlama" ve "örnek transferi" olarak tanımlandı. Pre-analitik laboratuvar süreçlerinde meydana gelen hatalar 9 hata türü altında sınıflandırıldı. En çok hatanın hasta kimlik bilgilerinin tanımlanması aşamasında olup, sayısı ve toplam hataların içindeki oranı 2013 yılında 71 (%29.58), 2014 yılında 81 (%29.89) ve 2015 yılında 102 (%53.97)'dir. Belirlenen hata türlerinin potansiyel etkileri ve nedenleri belirlendi, şiddet, olasılık ve fark edilebilirlik değerleri puanlandırıldı ve bu faktörlerin çarpımları hesaplanarak her biri için Risk Öncelik Sayısı (RPN) değerleri bulundu. Pre-analitik çalışma evresinde 576 puan ile en yüksek RPN değerine sahip hata türünün hastaların kimlik tanımlama sürecinde meydana geldiği görüldü. Sonuç: FMEA performans gelişimi için güvenilir bir araçtır ve proaktif olarak riskleri tanımlayan, önceliklendiren ve azaltan bir risk yönetim modelidir. Bir tıbbi laboratuvarın mevcut kalite yönetim sistemine dahil edilebilecek bir FMEA prosedürünün pre-analitik evrede hata oluşma olasılığını en aza indirmesi ve laboratuvar testlerinin kalitesini artırması beklenmektedir.
Sağlıkta kalite standartları (SKS) hastane (versiyon 5) yeni doğan yoğun bakım ünitesi standartlarının çalışanlar tarafından değerlendirilmesi: Diyarbakır kadın doğum ve çocuk hastalıkları hastanesi örneği
Amacı, Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışan sağlık çalışanlarının Sağlıkta Kalite Standartları Hastane (Versiyon-5) Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi standartları hakkında bilgi düzeylerini belirlemeye yönelik olan bu çalışma ilişkisel tarama modelinde yapılmak üzere tasarlandı. Çalışmanın evreni, Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde çalışan toplam 73 hemşire ve hekim oluşturmaktadır. Araştırmamız; ilişkisel tarama modelinde tanımlayıcı bir çalışmadadır. Verileri elde etmede, Sağlıkta Kalite Standartları Hastane (Versiyon 5) Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi standartlarının temel alındığı ve araştırmacının oluşturduğu soru seti kullanıldı. Çalışmada kullanılan soru setinin iç tutarlılık analizinde Cronbach's alpha değeri kullanıldı. Verilerin çözümü ve yorumlanmasında veriler SPSS 16.0 programında parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney Test ve Kruskal Wallis Test kullanıldı. sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p <0,05 düzeyinde değerlendirildi. Çalışmada; çalışanların Sağlıkta Kalite Standartları(SKS)-Hastane (Versiyon-5) Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi standartları hakkında bilgi düzeylerinin yüksek düzeyde (ort=3,39±0,38) olduğu, çalışanların yenidoğan yoğun bakım ünitesi standartları hakkında bilgi düzeyinin toplam çalışma sürrelerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği X2=15,483, P=0.008 (p<0.05), ve çalışma modelinden hareketle oluşturulan toplam 6 hipotezden 5'i kabul 1'i red edildi.
Klinik laboratuvarlarda çalışanların hasta güvenliği uygulamalarına yaklaşımı
Giriş ve Amaç: Hastadan numune alınmasından sonuçların bildirilmesi ve yorumlanmasına kadar geçen süreç doğru tanımlanmazsa oluşabilecek hatalar hastanın tanı ve tedavisini olumsuz etkileyecek ve hastanın iyileşme sürecini uzatarak hasta güvenliğini tehlikeye sokacaktır. Bu araştırma klinik laboratuvar çalışanlarının hasta güvenliği uygulamalarını değerlendirmek, farklı meslek grupları arasındaki değişkenliği tanımlamak amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte hazırlanan araştırma 15 Haziran-15 Ağustos 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini bir üniversite klinik laboratuvarlarında çalışan 130 personel oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında katılımcıların demografik bilgilerini içeren altı sorudan oluşan anket, hasta güvenliği yaklaşımlarını içeren 48 sorudan oluşan 5' li Likert Tipi ölçek kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin gruplar arası ya da gruplar içinde anlamlı farklılık olup olmadığını test etmek için Mann Whitney U-testi ve Kruskal Wallis H-testi, ikili grupların ölçümü için Mann Whitney U-testi kullanılmıştır. Sorular arasındaki ilişkinin derecesi ve yönü için ise Spearman testi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %34,6'sının 40-49 yaş arasında, %64,6'sının kadın, %48,5'inin tekniker/teknisyen olduğu, %77,7'sinin de hasta güvenliği ile ilgili eğitim, seminer vb. katıldığı saptanmıştır. Katılımcıların çalıştıkları laboratuvarlara göre "Bu Laboratuvarda İnsan Kaynağı Yeterlidir", "Reddedilen Numuneler Kayıt Altına Alınır ve Raporlanır", "Elle ve Otomatik Çalışılan Testler İçin Panik Değerler ve Panik Değer Bildirim Sürecine Yönelik Kurallara Uyulur", "Hasta ve Çalışan Güvenliği Açısından Prosedür ve Talimatlar Vardır ve Yeterlidir" ve "İşimi Yapmak İçin Gerekli Eğitimi Aldım" sorularına verdikleri cevaplar arasında istatistiksel olarak yüksek derecede anlamlı farklılıklar görülmüştür (p<0,001), (p=0,001), (p<0,001), (p=0,001), (p=0,001). Meslek değişkenlerine göre "Hasta Tanımlama Barkotu Olmayan, Ancak Etiketli Numunelerde Hata Olma Olasılığı Yüksektir" sorusuna verilen cevaplar arasında istatistiksel olarak yüksek derecede anlamlı farklılık görülmüştür (p=0,001). Sonuç: Hizmetlerin hasta güvenliği açısından güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için, klinik laboratuvarlarda çalışanların hasta güvenliği kültürünü benimsemeleri ve bütün iş süreçlerinde kullanmaları gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği; Klinik laboratuvar.
Sağlıkta kalite standartları versiyon 5'i uygulayan Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Geriatri Bilim Dalı polikliniğine başvuran hastaların memnuniyet düzeylerinin belirlenmesi
Tüm dünyada yaşlı nüfus oranının hızla artması, sağlık hizmetlerinin planlanıp düzenlenmesi ve organize edilmesinde bu yaş grubuna yönelik hizmetleri de ön plana çıkarmaktadır. Sağlıklı bir toplum, sağlıklı çocuklar ve yetişkinler kadar sağlıklı yaşlı grubunu da içermektedir. Bu nedenle sağlıklı yaş alma veya bu dönemlerde sağlığın iyileştirilmesi, ortaya çıkan rahatsızlıklar sonucu oluşan özürlerin tedavisiyle yaşlıların toplumsal yaşama tam katılmasının sağlanması, toplum sağlığı için çok önemli bir amaçtır. Hizmet sunulacak yaş grubunun sağlık gerekliliklerini araştırmak ve karşılamak, tıbben bakım sürecinin özünü oluşturur ve oluşturulacak olan sistemin araştırılması, düzenlenmesi ve uygulanması önemli bir başlangıç noktasıdır. Yaşlı insanların yaşam kalitesini korumak ve daha ileri seviyeye taşımak adına sağlıkta kalite geliştirme ve akreditasyon yönetimi ile verimli ve etkin hale getirmek için 65 yaş ve üstü hasta grubunun memnuniyet düzeyini belirlemek araştırmamızın temel amacını oluşturmaktadır.
Klinik laboratuvarlarda, preanalitik süreç ile ilgili hemşire farkındalığının değerlendirilmesi
Amaç: Preanalitik evre olarak tanımlanmış olan analizden önceki evrede oluşabilecek olan hataları, bu aşamanın ilk bölümü denilebilecek pre-preanalitik aşamasında yer alan kişiler ile birlikte değerlendirmek ve bir farkındalık yaratmaktır. Yöntem: Çoktan seçmeli olarak onyedi soruluk bir anket hazırlanmıştır ve anketler çalışmanın yapıldığı hastanenin yataklı birimlerinde çalışan hemşirelere yüzyüze görüşme yöntemi ile uygulanmıştır. 36 cerrahi klinik hemşiresi, 34 dahili klinik hemşiresi, 40 yoğun bakım hemşiresi, 31 acil servis hemşiresi olmak üzere toplam 141 hemşire anket çalışmasına katılmıştır. Bulgular: Heparinle temizlenmiş kateterden kan alınması konusunda çalışılan kliniğe göre farklı yanıtlar alınmıştır. Koagulasyon testleri için mavi kapaklı tüplerin kullanımı sorusuna genç yaşta olanlar ve mesleki deneyimi az olanlar istatistiksel olarak anlamlı derecede farklı olarak bilmiyorum yanıtı vermiştir (p=0,020 ve 0,027). Eritrosit sedimentasyon hızı için kırmızı kapak kullanımı sorusunu mesleki deneyim süresi kısa olanlar diğerlerine göre daha yüksek oranda yanlış seçeneği seçerek yanıtlamıştır. Potasyum EDTA'lı tüpe kan alınması ile kan potasyum ve kalsiyum değerlerinin değişeceği konusundaki soruya cerrahi, yoğun bakım ve acil birimlerinde %40 üzerinde yanlış seçenekle yanıt alınmıştır. 24 saatlik idrar toplama konusundaki soruda da çalışma deneyimi ve katılımcının yaşına bağlı olarak yanıtlarda anlamlı farklılık görülmüştür. Sonuç: Preanalitik evredeki hatalanın düzeltilebilmesi için klinik laboratuvarlar ve klinikler arasındaki iletişimin sürekliliğinin önemi ve düzenli toplantılar planlanmasının gerekliliği anlaşılmıştır.
Sağlıkta dönüşüm programının sağlık profesyonellerinin iş doyumuna etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Sağlıkta Dönüşüm Programının bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık profesyonellerinin (ebe, hemşire ve doktor) iş doyumuna etkisini belirlemektir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, hastanede çalışan 231 sağlık profesyoneli oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.00 programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi tanımlayıcı istatistikler, Mann-Withney U ile Kruskal-Wallis testi, t testi, frekans ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Grupların karşılaştırılmasında sonuçların istatistiksel anlamlılığı p<0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Elde edilen verilere göre çalışanların yaş ortalaması 34.5±7.03, %72.3'ü kadın, %42.4'ü lisans mezunu, %64.1'i hemşire, %26.0'ı doktor ve %10.0'ı ebeden oluşmakta, meslekte çalışma sürelerinin 11 yıl ve üzerinde olduğu ve %69.3' ünün mesleği isteyerek seçtiği ve %56.3' ünün SDP ile ilgili bilgiye sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılanların iç doyum puan ortalaması 2.97±0.74; dış doyum puan ortalaması 2.56±0.79; genel doyum puan ortalaması 4.68±1.19 saptanmıştır. SDP ile ilgili bilgiye sahip sağlık profesyonellerinin ise iç doyum puan ortalaması 2.91±0.72; dış doyum puan ortalaması 2.48±0.76; genel doyum puan ortalaması 4.57±1.13 bulunmuştur. Sonuç: İş doyum ortalamaları düşük olan çalışanların işe gitmek istememe, sağlık sorunlarında artış gibi problemler yaşadığı saptanmıştır. Kurumlarda kalite geliştirme çalışmaları yapılırken çalışan memnuniyetine de önem verilmeli, sağlık profesyonellerinin motivasyonlarını yüksek tutacak organizasyonların ve ödüllendirmelerin devamlılığı sağlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Sağlık profesyonelleri, iş doyumu, sağlıkta dönüşüm, hemşire.
Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Birimi'nde risk yönetimi, ramak kala olayların belirlenmesi
Amaç: Sağlıkta kalite geliştirme ve akreditasyonda ana prensip olan etkin, verimli, herkes için adil, güvenli, hasta, hasta yakını, çalışan odaklı ve söz verilen zamanda sağlık hizmetinin verilmesi ramak kala olayları belirlenip, nedenlerinin analiz edilmesi ve önlenmesi ile direkt ilişkilidir. Çalışma Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Biriminde çalışanların ve hastaların sağlık ve güvenliklerini etkileyebilecek ramak kala olayların belirlenerek değerlendirilmesi ve bu risklerinin kontrol altına alınması için risk analizini yapmak ve bu analiz sonuçlarına göre birimde düzeltici faaliyetlerin alınması amaçlanmıştır. Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Biriminde çalışanların ortak paydada buluşabilmeleri için risk, risk analizi, ramak kala olay kavramları hakkında farkındalık eğitimleri için birim içinde mesai akışını engellemeyecek zamanlarda toplantılar düzenlendi. Birinci toplantıda yukarda sayılan kavramlarla ilgili farkındalık oluşturuldu. İkinci toplantıda farkındalık pekiştirilerek iş akışları incelenerek ramak kala olaylar belirlendi. Üçüncü toplantıda iş akışları incelenerek ramak kala olaylar belirlendi. Dördüncü toplantıda belirlenen ramak kala olaylara balık kılçığı yöntemi (etki-neden diyagramı) ile kök neden analizi yapıldı. Son toplantıda Dokuz Eylül Üniversitesi Risk Yönetimi Yönergesi kullanılarak ramak kala olayların iş akışına etkisi risk analizi yapılarak etki-olasılık puanlarına göre sınıflandırılması yapılarak risk seviyeleri belirlendi. Bulgular: Yapılan toplantılarda ve analizler sonunda yoğun bakım biriminde çalışanların ve hastaların farklı risklere maruz kalma durumları tespit edildi. Yapılan toplantılardaki eğitimlerle ramak kala olay, risk analizi çalışmaları, risk yönetimi hakkında birim çalışanları bilgilendirilmiştir. Birim çalışanları tarafından 19 adet ramak kala olay belirlendi. Yapılan risk analizi çalışması sonunda bir tanesinin risk seviyesi çok düşük düzey risk, 4 tanesinin risk seviyesi düşük düzey risk, 13 tanesinin ise orta düzey risk ve bir tanesinin risk seviyesi yüksek düzey risk olarak belirlendi. Sonuç: Hasta güvenliği ve çalışan güvenliği teminatı adına sağlıkta kalitenin ana prensipleri olan etkin, verimli, herkes için adil, güvenli, hasta-hasta yakını-çalışan odaklı ve söz verilen zamanda sağlık hizmetinin verilmesi için ramak kala olayların belirlenmesi, nedenlerinin analiz edilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesi buna yönelik kurum içinde düzeltici faaliyetlerin geliştirilmesi ve takip edilmesi gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Ramak Kala Olay, Risk Analizi, Risk Yönetimi
İzmir sağlık kurumlarının tıbbi laboratuvarlarında dış kalite kontrol programlarının öneminin araştırılması
Amaç: Katılımcıların, klinik laboratuvarlarda uygulanan dış kalite kontrole (DKK) yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi ve bunları etkileyen faktörlerin irdelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Kesitsel türdeki araştırma; devlet, üniversite ve özel hastaneler olmak üzere İzmir'de bulunan 21 hastanenin tıbbı laboratuvarlarında görevli 127 sağlık çalışanları ile yüz yüze anket formu uygulanarak yapılmıştır. Anket 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde katılımcıların sosyo-demografik ve çalışma yaşamına ait özellikleri içeren 6 soru bulunmaktadır. Anketin ikinci bölümde sağlık kurumlarının dış kalite kontrol programları ile ilgili uygulamaları hakkında 11 soru yer almaktadır. Son bölümde ise DKK'nın önemi ile ilgili 19 ifade, geriye kalan 10 ifade ise laboratuvarların dış kalite kontrol programlarının uygulanabiliriği ile ilgilidir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, ortanca, en düşük ve en yüksek değer, bağımsız gruplarda t testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Kurum laboratuvarının dış kalite kontrol programlarına dahil olma süresi ortalamasının 8 yıl olduğu görülmüştür. Katılımcılar DKK'nın önemine ve DKK programının uygulanabilirliği ilişkin ifadelere büyük oranlarda olumlu değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Araştırmada katılımcıların eğitim eksikliği tespit edilmiştir. DKK'nin önemi ve DKK programları ilgili algı düzeyine ait puan ortalaması ile cinsiyet ve yaş arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Kurumda çalışma süresi değişkeni ile DKK'nin önemi; meslek değişkeni ile DKK programlarının uygulanabilirliği ilgili algı düzeyine ait puan ortalaması arasındaki fark anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Katılımcılar (%92.7) tarafından kapsamlı bir ulusal bir dış kalite kontrol programı kurulması gerekliliği belirtilmiştir. Sonuç: Tıbbi laboratuvarların dış kalite kontrol programlarına katılımı önemlidir. Katılımcılar için kurumlarının eğitim programlarını düzenlenmesi ve çalışanların katılımının desteklenmesi gereklidir. Bütün laboratuvar dallarını içine alacak şekilde oluşturulacak olan güncel ve kapsamlı performans standartları ile ulusal, tek merkezli bir DKK programı ve değerlendirme sistemi yapılanmasının karar vericiler tarafından hayata geçirilmesi elzemdir. Anahtar kelimeler: Dış Kalite Kontrol, Tıbbi Laboratuvar, Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine başvuran Multipl Skleroz (MS) hastalarında, hastalığa ilişkin tutulum alanlarının yaşam kalitesi üzerine etkisi
Materyal ve Metot: Tanımlayıcı olarak yapılan bu araştırma 1 Nisan 2015 –1 Mart 2016 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine başvuran, araştırmaya dâhil edilme kriterlerine uyan 100 hasta ile yapılmıştır. Verilerin toplamasında kişisel bilgi formu ve Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmanın sonucunda; Katılımcıların cinsiyetleri ile MS yaşam kalitesi ölçeği arasında anlamlı ilişki olup olmadığını saptamak için yapılan T testi sonucunda iki değişken arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p= ,682). Katılımcıların öğrenim durumu ile MS hastalarının yaşam kalitesi ölçeği arasında anlamlı ilişki olup olmadığını saptamak için yapılan Anova testi sonucunda iki değişken arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p= ,128). Sonuç: Çalışma evrenini oluşturan MS hastalarının büyük çoğunluğu 35-44 yaş aralığındaki kadın (%71) hastalar oluşturmaktadır. Bu hastaların büyük çoğunluğu da periventrüküler, jukstakortika, beyin sapı ve serebellum tutulumu izlendiği tespit edilmiştir. Kadınların seksüel disfonksiyonu erkeklere göre daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Multiple Skleroz, tutulum alanı, yaşam kalitesi.
Uluslararası hastane akreditasyonunun çalışan memnuniyetine olan etkisinin araştırılması
Giriş ve Amaç: Son zamanlarda, şirketlerin karlılığın düşmesi sektördeki rekabeti hızlandırmıştır. Satışlardan daha büyük pay alma gayretini ürüne yeni özellikler katma gayreti izlemiş, bu da kalite ve akreditasyon kavramlarını ortaya çıkarmıştır. Sağlık hizmetlerinde kalite; söz verilen zamanda, verimli, etkin, güvenli ve emniyetli, adil, hasta ve hasta yakınlarını esas alan sağlık hizmeti demektir. Oluşan bu yeni çalışma ortamında, gelişmeyi ve büyümeyi belirleyen en büyük unsur ise çalışanlardır. Çalışanların, çalışma hayatının en büyük değeri olarak ortaya çıkmasından bu yana, diğer söktörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de "çalışan memnuniyeti" çalışma yaşamının en önemli konularından biri olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı uluslararası hastane akreditasyonu olan ve olmayan üniversite hastanelerinde çalışan hekim ve hemşireler ile yapılacak anketler sonucunda; uluslararası hastane akreditasyonunun, çalışan memnuniyeti üzerinde etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Yöntem: Bu kapsamda tanımlayıcı ve kesitsel tipte hazırlanan araştırmanın anketi, 21 Mart – 21 Mayıs 2016 tarihlerinde, uluslararası akreditasyona sahip Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesinde çalışan 75 hemşire ve 125 hekim ve uluslararası akreditasyona sahip olmayan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde çalışan 74 hemşire ve 126 hekim olmak üzere iki hastanede toplam 400 sağlık personeline uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Statistical Package for Social Sciences (SPSS) for Windows 21.0 lisanslı yazılım kullanılmıştır. Veriler, tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Yüzde, Ortalama, Standart sapma), t-testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Uluslararası hastane akreditasyonuna sahip Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi çalışanlarının memnuniyet verilerinin; ödüllendirme (p=0,031), teknik donanım ve ulaşılabilirliği (p=0,003), kurumda sağlık hizmeti vermeyi sevme (p=0,039) ve kurumla gurur duyma ile kurumda çalışmayı tavsiye etme (p=0,024) konularında anlamlı olarak yüksek olduğu, bununla beraber uluslararası hastane akreditasyonuna sahip olmayan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi çalışanlarının memnuniyet verilerinin; ücret politikası (p=0,001), adil iş dağılımı (p=0,037) ve görev tanımı yapılması ile uygulanması (p=0,042) konularında anlamlı olarak yüksek olduğu görülmüştür. Meslek değişkenine göre veriler analiz edildiğinde: Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi hemşirelerinin memnuniyet verilerinin; sosyal faaliyetler (p=0,004), teknik donanım ve ulaşılabilirliği (p=0,012), kurumda sağlık hizmeti vermeyi sevme (p=0,020) ve kurumla gurur duyma ile kurumda çalışmayı tavsiye etme (p=0,027) noktasında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi hekimlerinden anlamlı olarak düşük olduğu görülmüştür. Aynı zamanda, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi hemşirelerinin memnuniyet verilerinin; yönetimle iletişim kurma ve yöneticilerce önemsenme (p=0,009), oryantasyon eğitimi alma (p=0,036), ödüllendirme (p=0,016), teknik donanım ve ulaşılabilirliği (p=0,001), kurumda sağlık hizmeti vermeyi sevme (p=0,009), kurumla gurur duyma ile kurumda çalışmayı tavsiye etme (p=0,003) noktasında Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi hemşirelerinden anlamlı olarak düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Uluslararası hastane akreditasyonunun çalışan memnuniyeti üzerinde anlamlı etkisinin olmadığı ancak uluslararası hastane akreditasyona sahip hastane çalışanlarının kurumlarında çalışmayı sevdikleri, kurumlarının mensubu olmaktan gurur duydukları ve kurumlarında çalışmayı herkese tavsiye ettikleri tespit edilmiştir. Marka değeri taşıyan akreditasyon sisteminin çalışanların bağlılık düzeyini ve aidiyet duygusunu da arttırdığı değerlendirilmiştir. Bir sağlık kurumunda üst yönetim, "iş barışı ve huzuru"nu kalite hedefi olarak belirliyorsa; "çalışan memnuniyeti"ni de kurum risk yönetiminde ele almalı, risk analizlerini yapmalı ve iş planlarında konuya yer vermelidir. Anahtar Kelimeler: Memnuniyet, Kalite, Akreditasyon.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçiş sürecinin kalite standartlarına göre araştırılması
Amaç: Bu araştırmanın amacı; Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçiş sürecinin SKS-5 R-1 setindeki sağlıklı çalışma yaşam hedefi olan tüm bölümlerce kalite standartlarına göre analizinin yapılmasıdır. Taşeron işçi kadrosundan sürekli işçi kadrosuna geçen çalışanlara; sağlıkta kalite standartlarına göre kurumsal yapı, kalite yönetimi, risk yönetimi, güvenlik raporlama sistemi, acil durum ve afet yönetimi, eğitim yönetimi, enfeksiyonların önlenmesi, radyasyon güvenliği ve atık yönetimi bölümleri ele alınarak sorulacak sorularla; çalışanların taşeron kadro dönemindeki memnuniyetleri, geçiş sürecinde yaşadıkları olgular ve geçişten sonraki süreçte beklentileri ölçülecektir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini; Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan taşeron işçilerden sürekli işçi kadrolarına geçen destek hizmeti, güvenlik hizmeti, teknik hizmetler ve veri giriş hizmeti kadrolarında çalışanlar oluşturmuştur. Çalışmada veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Veri analizi SPSS 22.00 programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler; bağımsız t testi ve anova istatistiksel analiz yöntemi ile veri değerlendirmeleri ve yorumları yapılmıştır. Analizlerde iki yönlü p değeri kullanılmıştır. P değeri 0,05 in altında olduğunda istatiksel açıdan anlamlı sayılmıştır. Bulgular: Elde edilen verilere göre; kadro değişikliğindeki memnuniyet düzeyi, devletin kadrosuna geçiş ile işe karşı duyulan güven, sahip oldukları haklar ve durumlar için çalışanlar olumlu, sürekli işçi kadrosuna geçiş şartlarından biri olan açılan davalardan feragat ettirilme zorunluluğu için olumsuz değerlendirme de bulunmuşlardır. Çalışanlar; taşeron firma kadrosundaki mesleki yetenekleri ve çalışma iş gücü kapasiteleri ile ilgili olumlu ifadeler kullanmışlar, sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra mesleki tanımlarının yeteneklerine uygun olduğunu, fakat çalışma iş gücü kapasitelerini aştıklarını bildirmişlerdir. İş sağlığı ve çalışan güvenliği ile ilgili; taşeron firma kadrosunda meslek hastalığı ve fiziksel sağlık sorunlarının dikkate alınmadığı aynı zamanda sağlık taramalarının düzensiz olduğu ve çalışan güvenliği ile ilgili teknik alt yapı konusunda yetersiz kalındığı ifade edilmişken, sürekli işçi kadrosunda meslek hastalığına yönelik bir görevlendirme sağlanması ve sağlık taramalarının düzenli olması yönünde beklentinin yüksek, aksine fiziksel sağlık koşullarının dikkate alınması ve iş sağlığı ve çalışan güvenliğine yönelik hastanenin düzeltici ve önleyici çalışmalarının yeterliliği için olumsuz değerlendirmede bulunmuşlardır. Çalışanlar taşeron kadroda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldıklarını ifade etmiş, sürekli işçi kadrosunda da iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almaya devam etmenin beklentisinde olduklarını söylemişlerdir. Kadro değişikliğinden sonra birim oryantasyon eğitimlerini aldıklarını ifade etmişlerdir. Çalışanlar her iki kadro içinde çalışana teşvik sistemi, yönetici ve iş arkadaşları ile olan barış; iş motivasyonunu arttırdığı yönde olumlu değerlendirmede bulunurken sorun ve önerilerini idarecilerle paylaşabilme konusunda olumsuz değerlendirmede bulunmuşlardır. Sonuç: Taşeron kadrodan sürekli işçi statüsüne geçen çalışanların zamanla oturacak sistemde çalışma koşulları ve ihtiyaçları onların beklentileri doğrultusunda oluşturulur ve iyileştirilirse daha sağlıklı, daha mutlu bir çalışma ortamı yaratılacağı sonucuna varılmıştır, Çalışan memnuniyeti de sunulan hizmete yansıyacaktır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi acil servis birimi'ne başvuran hastaların tanı, takip ve tedavi işlemlerinin sağlıkta kalite standartlarına göre değerlendirilmesi: Geriatrik hasta grubu örneği
Introduction: Healthcare system is a surrogate of the countries level of development. Emer-gency departments are due to provide nonstop healthcare by different professionals and this is the challenge against the standartisation. We aim to provide geriatric patient group a high qua-lity emergency care by the scope of Turkish Ministry of Health Guide 'version5'. Material and method: The prospective study was conducted in Dokuz Eylül University hos-pital department of Emergency Medicine in a period of 01.12.2015 – 01.01.2016. The geriatric age group was taken to the study. They were due to complete a questionnare containing five questions which was created under the scope of Likertscale. Results: The questionnare was completed by 400 patients over 658 attendents (%60,7). The gender was 210 male (52,5). The patients were highly stayed in their own flats and mainly had primary school education. The statiscally significant correlation was found in education group in the question of 'according to you, was the waiting time for the test long' , the group having primary school education found it long. Conclusion: Considering the patient group mainly having primary school education ¬that ad-mitted to the emergency department, the explanation of the emergency department flow gains importance. In this way patients can contribute to their treatment and carry on their treatment after the emergency department discharge. KeyWords: Emergency department, Healthcare quality, Geriatric patients
Dr. Suat Seren göğüs hastalıkları ve cerrahisi eğitim ve araştırma hastanesi yoğun bakım kliniğinde ramak kala olayların belirlenmesi ve kök–neden analiziyle değerlendirilmesi
AMAÇ: Araştırmamızın amacı yoğun bakım kliniklerinde ramak kala olayların belirlenmesi ve kök neden analizi yapılarak çözüme ulaştırılmasını sağlamaktır.. Kök- neden analizi, düzeltici-önleyici ve iyileştirici çözümler ile ramak kala olayın "istenmeyen olaya" dönüşmesini engellemektedir. Diğer amaç ise iyileştirme faaliyetlerini planlayarak istenmeyen olaylara dönüşmesini önlemek ve hastane yönetimlerine faaliyetleri konusunda yol göstermektir. YÖNTEM: Araştırma T.C Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Kurumu İzmir İli Kuzey Genel Sekreterliği Araştırmanın Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Kliniğinde çalışan 10 hekim, 41 hemşire ve 20 destek personeli ile uyarlanan yönergeye göre iş akışları incelenerek ramak kala olayların tanımlanması ve risk analizleri yapılmıştır.Araştırmada odak grup görüşmeleri sırasında tutulan kayıtlar ve ekip üyeleri tarafından doldurulan risk analizi tabloları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Toplantılarda katılımcılara risk yönetimi, ramak kala olay ve kök neden analizine yönelik tanımlayıcı bilgiler aktarılmış, sonrasında katılımcılarla birlikte iş akışları incelenerek ramak kala olayların tanımlanması yapılmıştır. Ramak kala olayların iş akışına etkisi risk analizi yapılarak etki-olasılık puanlarına göre sınıflandırılarak belirlenen her bir ramak kala olay için balık kılçığı yöntemi ile kök-neden analizleri yapılmıştır. Belirlenen ve risk analizine göre sınıflandırılan ramak kala olayların nedenleri kök-neden analizi ile belirlenmiştir. Kök-neden analizinde balık kılçığı yöntemi kullanılmıştır. BULGULAR: Yapılan toplantılar ve analizler sonrasında yoğun bakım kliniklerinde çalışanların çok farklı risklere maruz kaldığı tespit edilmiştir. Hastane yönetimlerinin belirlenen riskler doğrultusunda iyileştirme faaliyetleri saptanmıştır. Çalışanlar tarafından tespit edilen yedi tane risk için kök neden analizi yapılmıştır. Risklerde alınacak kişisel önlemler tespit edilmiş olup, hastane yönetimlerinin maddi ve idari desteğiyle risk faktörlerinin minimuma indirilebileceği tespit edilmiştir. SONUÇ: Kurumda çalışan insanların risk faktörlerine yönelik olarak öncelikle kişisel olarak tedbirlerinin alınması gerekmektedir.
Fatsa Devlet Hastanesi ameliyathane biriminde risk analizi yöntemiyle ramak kala olayların belirlenmesi ve değerlendirilmesi
ÖZET Amaç: Sağlıkta Kalite Geliştirme ve Akreditasyonda temel prensipler olan etkin, verimli, herkes için adil, güvenli, hasta-hasta yakını-çalışan odaklı ve söz verilen zamanda sağlık hizmetinin verilmesi ramak kala olayların belirlenip, nedenlerinin analiz edilmesi ve önlenmesi ile doğrudan ilişkilidir. Fatsa Devlet Hastanesi Ameliyathane Biriminde çalışma koşulları, makine ve tesisat, kişiler arası iletişim, yürütülen faaliyetler, çalışan ve/veya iş akışı hatalarından kaynaklanan tehlikelerde dikkate alınarak çalışanların ve hastaların sağlık ve güvenliklerini etkileyebilecek ramak kala olayların belirlenerek değerlendirilmesi ve bu risklerinin kontrol altına alınması için risk analizi çalışmasının yapılması ve bu analiz sonuçlarına göre önlemler alınması amaçlanmıştır. Yöntem: Fatsa Devlet Hastanesi Ameliyathane Biriminde birim çalışanlarının risk, risk analizi, ramak kala olay hakkındaki farkındalık ölçümü için rastgele seçilen 25 kişiye anket uygulandı. Yapılan anketin sonuçlarına göre Birim çalışanlarına farkındalık eğitimi verilerek birlikte görev yetki ve sorumluluklarının konuşulduğu mesai başlamadan iş akışlarına engel olmayacak şekilde 25 dakikalık bir toplantı düzenlendi. İkinci yapılan toplantıda birim çalışanları ile iş akışları incelenip birim için ramak kala olaylar belirlendi. Üçüncü yapılan toplantıda belirlenen ramak kala olaylara balık kılçığı yöntemi (etki- neden analizi) ile kök neden analizi çalışması yapıldı. Dördüncü ve son hafta yapılan toplantıda ise Dokuz Eylül Üniversitesi Risk Yönetimi Yönergesi kullanılarak kök denen analizi yapılmış olan ramak kala olayların risk seviyesi belirlenmiştir. Bulgular: Yapılan bilgi güncelleme ve pekiştirme anketine göre birim için yapılan risk analizi çalışmalarına birim çalışanlarının dahil edilmediği, birim için ramak kala olayların tanımlanmadığı birimde çalışanlar için bu konuda farkındalık yaratılmadığı görülmüştür. Verilen eğitimler ile ramak kala olay, risk analizi çalışmaları, risk yönetimi hakkında birim çalışanları bilgilendirilmiştir. Birim için birim çalışanları tarafından 11 adet ramak kala olay belirlenmiş ve bu belirlenen ramak kala olayların kök neden analizi çalışması yapıldığında ana neden olarak personel eksikliği, performansa dayalı çalışma nedeni ile yoğun iş akışı, iş yetiştirme telaşı ayrıca güvenli cerrahi uygulama rehberine uygun çalışılmaması olarak belirlenmiştir. 11 adet ramak kala olaya yapılan risk analizi çalışması sonunda 3 tanesinin risk seviyesi çok düşük düzey risk, 6 tanesinin risk seviyesi düşük düzey risk, 2 tanesinin ise orta düzey risk olarak belirlenmiştir. Sonuç: Sağlıkta kalitenin temel prensipleri olan etkin, verimli, güvenli, adil, söz verilen zamanda ve hasta odaklı hizmetin verilmesi adına ramak kala olayların belirlenmesi, nedenlerinin analiz edilmesi ve sonuçlarının değerlendirilerek düzeltici önleyici çalışmalar yapılması ile mümkündür. Ayrıca cerrahi bakım kalitesinin arttırılması, cerrahi güvenliğin sağlanması ve ramak kala olayların önlenmesi ve hasta bakımının geliştirilebilmesi yani etkin ve güvenli bir sağlık hizmeti sunumu için güvenli cerrahi kontrol listesi etkin bir şekilde uygulanması ve hasta odaklı çalışmanın yapılması kanaatine varılmıştır. Anahtar sözcükler: Ramak kala olay, risk analizi, risk yönetimi.