Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Department of Primary Education

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

1,974

Archived Theses

3

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Doğa temelli eğitim uygulamaları yürüten bir anaokulunun sürdürülebilirlik için eğitim unsurları açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Türkiye'deki doğa temelli eğitim uygulamaları yürüten bir anaokulunun 8R (azaltma/reduce, yeniden kullanma/reuse, doğa ile yeniden bağ kurma/reconnect with nature, saygı duyma/respect, yansıtma/reflect, sorgulama/rethink, geri dönüşüm/recycle, kaynakları eşit paylaşma/redistribute) temaları çerçevesinde sürdürülebilir kalkınma için eğitim unsurlarını incelemektir. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi ile Bursa ilinde doğa temelli eğitim uygulamaları yürüten bir anaokulunda yürütülmüştür. Araştırmanın verileri sürdürülebilirlik için okul gözlem formu, öğretmenler ile yürütülen yarı-yapılandırılmış görüşmeler ve araştırmacı tarafından gerçekleştirilen doğal gözlemler aracılığı ile toplanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel analiz yolu ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular 8R temaları altında incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda, doğa temelli eğitim uygulamaları yürüten bir anaokulunun sürdürülebilirlik için eğitim unsurlarının büyük bölümünü 8R temaları çerçevesinde barındırdığı görülmüştür. Özellikle sürdürülebilirliğin çevresel ve ekonomik boyutunda elde edilen veriler, okulun sürdürülebilirlik için eğitim anlayışına uygun uygulamalar yürüttüğünü gösterirken; sosyo-kültürel boyut için kültürel farklılıklar ve toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin desteklenmesi gereken unsurlar olduğu düşünülmektedir.

Elif Onarok
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

3- 6 yaş için olan resimli öykü kitaplarının sürdürülebilirliğin küresel amaçları bakımından incelenmesi

Okul öncesi dönem; çocukların kişilik gelişiminin, tutum ve alışkanlıklarının, öğrenmelerinin temelinin atıldığı ve kazanımlarının yaşam boyu etki edeceği kritik bir dönemdir. Bu sebeple sürdürülebilirlik bilincini geliştirmek, çevre duyarlılığı sağlamak ve evrensellik kültürünü oluşturmak için en uygun zamandır. Okul öncesi dönem çocuklarında öğrenme çok farklı materyallerle ve yöntemlerle desteklenmektedir. Okul öncesi dönem çocuklarına sunulacak materyallerin dayanıklı, güvenilir ve sağlığa uygun olması kadar; belli bir amaca veya kazanıma hizmet etmesi, herkes tarafından ulaşılabilir ve ekonomik olması, eğlendirirken öğretici olması, yeni deneyimleri yaşatırken eski deneyimlerinden ve yakın çevresi ile bağ kurması gibi unsurlara sahip olması beklenir. Resimli öykü kitapları bütün çocukların erişebileceği bir materyal olduğundan okul öncesi dönem çocuklarında en çok kullanılan materyallerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Çocuklara sunulan kitapların iç ve dış yapı özellikleri bakımından bazı kıstaslara sahip olması gerekir. Çalışmanın amacı 3-6 yaş aralığındaki çocuklara yönelik resimli öykü kitaplarında sürdürülebilirliğin küresel amaçlarının var olup olmadığı, varsa hangilerinin olduğu, ne şekilde ve ne sıklıkta yer aldığını tespit etmek olduğu için; nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseninde betimsel analiz yapılmıştır. Fenomonoloji; bir grubun ya da birkaç kişinin belirli bir olguya yönelik algılarını, bu algıları betimleme ve yorumlama şeklini ortaya çıkararak evrensel nitelikli bir açıklama yapma çabası olduğu için araştırmada bu desen tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2010-2022 yılları arasında yayınlanmış olan 3-6 yaş için olan resimli öykü kitapları oluşturmaktadır. Örneklem belirlemede Gaziantep Belediyesi Çocuk Kütüphanesi, Adana İl Halk Kütüphanesi Çocuk Bölümü ve araştırmacının kendi kütüphanesinde bulunan yüzlerce kitap taranıp, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme yönteminde önceden belirlenmiş ölçütleri destekleyen bütün veriler örneklem grubunu oluşturur. Araştırmada 363 kitap incelenmiş, bu kitaplardan 85 adet kitapta sürdürülebilirliğin küresel amaçlarına yer verildiği, 255 kitapta sürdürülebilirliğin küresel amaçlarına yer verilmediği tespit edilmiştir. Sürdürülebilirliğin küresel amaçlarına yer veren 85 kitapta amaçlara ne şekilde ve hangi amaçlara yer verildiği nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile incelenmiştir.

Fatma Duygu Erdoğdu
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemindeki çocukların oynama eğilimleri ile psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, erken çocukluk dönemindeki çocukların oynama eğilimleri ile psikolojik dayanıklılık düzeylerinin belirlenmesi ve oynama eğilimleri ile psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır ve oynama eğilimi ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkinin belirlenmesi için korelasyonel araştırma modeli benimsenmiştir. Araştırmanın verilerini toplamak için "Çocuklar İçin Oynama Eğilimi Ölçeği" (ÇOEÖ) ve "Erken Çocuklukta Yılmazlık Ölçeği" (EÇYÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Eyüpsultan ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı resmi okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 200 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın sonucunda; çocuğun yaşı, doğum sırası, annenin ve babanın yaşı, ailenin aylık geliri, ebeveynin medeni durumu ve aile yapısı değişkenlerinin çocukların oynama eğilimleri ve psikolojik dayanıklılıkları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan ÇOEÖ alt boyutlarından fiziksel kendiliğindenlik üzerinde çocuğun cinsiyetinin, bilişsel kendiliğindenlik üzerinde kardeş sayısının, zevkin dışa vurumu üzerinde çocuğun devam ettiği eğitim kurumunun etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların psikolojik dayanıklılıklarının ise yalnızca anne eğitim durumu ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Bunlarla birlikte çocukların oynama eğilimleri ile psikolojik dayanıklılıkları arasında orta düzeyde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır.

Berna Bozdemir
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklar için felsefe etkinliklerinin çocukların ahlaki ve sosyal kural algıları üzerindeki etkisinin incelenmesi

Çağın getirdiği değişim ve dijitalleşmenin etkisiyle bireylerin ve toplumların ilgi, istek, ihtiyaç ve öncelikleri değişiklik göstermeye başlamıştır. Çocukların çevresel uyaranları, bu uyaranlarla etkileşimleri farklılaşırken eğitime duyulan gereksinimlerinin de farklılaştığı görülmektedir. Çağımızda meydana gelen değişimlerle beraber bireyin eğitime duyduğu ihtiyacı karşılamak için eğitim sistemleri de zaman içerisinde değişen koşullara uyum sağlamıştır. Eğitim sistemleri bilgiyi pasif bir şekilde edinen bireyler yerine verilen bilgiyi eleştiren, sorgulayan ve karşısına çıkan problemleri çözebilen bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. "Çocuklar İçin Felsefe" yaklaşımı bu amaçlarla örtüşen bir düşünme eğitimi yaklaşımıdır. Araştırmada temel amaç; çocuklar için felsefe etkinliklerinin çocukların ahlaki ve sosyal kural algıları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından "Çocuklar İçin Felsefe Etkinlik Seti (ÇİFES)" hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara ili Çankaya ilçesindeki kamu kurumuna bağlı bir anaokuluna devam eden beş altı yaş grubundan 23'ü deney grubu, 25'i kontrol grubu olmak üzere toplam 48 çocukla yürütülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının belirlenmesinde, kolay ulaşılabilirlik ilkesi gözetilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin yer aldığı karma yöntem yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda çocuklar için felsefe etkinlik setine ilişkin çocukların deneyimlerini yansıtan gözlem formu, görüşme soruları ve anekdot kayıtları kullanılmıştır ve elde edilen nitel veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ise çocukların ahlaki ve sosyal kural algı düzeylerinin belirlenmesine yönelik Smetana (1981) tarafından geliştirilen, Seçer ve Sarı (2006) tarafından Türk kültürüne uyarlanan "Ahlaki ve Sosyal Kural Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde çocukların ÇİFES öncesi ASKAÖ aldıkları puanlar ile ÇİFES sonrası elde edilen puanlarının nasıl analizinde testler kullanılacağının belirlenmesi amacıyla Shapira-Wilks normallik testi yapılmış ve değerler normal dağılım gösterdiği için araştırmada parametrik testle kullanılarak analizlerin yapılmasına karar verilmiştir. Araştırmanın sonucunda Çocuklar Için Felsefe Etkinliklerinin çocukların ahlaki ve sosyal kural algılarının gelişimine katkı sağladığı tespit edilmiştir.

Ahlaki kurallarOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+2
Ümmühan Ünal
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin ilkokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerine, problem çözme becerilerine ve fen öğrenme motivasyonlarına etkisinin incelenmesi

Eğitim, bireyin yaşam kalitesini arttırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Doğumdan itibaren düzensiz olarak başlayan öğrenme süreci okul ortamlarında planlı bir yapıya bürünür. Eğitimciler, öğrenciler için kalıcı öğrenmeler hedeflemektedir. Bu bağlamda bireyin kalıcı öğrenmeler gerçekleştirebilmelerine etki edecek öğrenme modelleri üzerine çalışmalar geliştirmektedirler. Eğitimcilerin bu doğrultuda uyguladıkları modellerden biri olan oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeli, sınıf içerisinde anlatılan konunun sınıf dışına aktarılması ve sınıf dışında verilen ödev ve etkinliklerin sınıf içerisine taşınması şeklindedir. Bu araştırmanın amacı oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin ilkokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerine, problem çözme becerilerine ve fen öğrenme motivasyonlarına etkisini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden öntest – sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Mersin ili Akdeniz ilçesinde yer alan bir devlet ilkokulunun 3.sınıf öğrencileri bu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma 3.sınıf Fen Bilimleri dersi öğretim programı çerçevesinde "Maddeyi Tanıyalım" ünitesine yönelik hazırlanan 6 etkinlik ile yürütülmüştür. Bu doğrultuda uygulama süreci 6 hafta sürmüştür. Araştırmanın veri toplama araçlarını; İlkokul Öğrencileri İçin Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği, İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri ve Fen Öğrenme Motivasyon Ölçeği oluşturmuştur. Toplanan veriler non-parametrik testlerden Mann Whitney U testi ile analiz edilerek bulgular elde edilmiştir. Bulgular neticesinde öntest sonuçları dikkate alındığında her iki grup için anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sontest sonuçları incelendiğinde öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerinde, problem çözme becerilerinde ve fen öğrenme motivasyonlarında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Bu durum deney grubu lehine ve olumlu düzeydedir. Sonuç olarak oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin ilkokul öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerine, problem çözme becerilerine ve fen öğrenme motivasyonlarına olumlu etki ettiği görülmüştür.

Eleştirel düşünceFen bilgisi öğretimiMotivasyon+7
Ümit Gazi Uçaş
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlık öz-yeterlik düzeylerinin ve görüşlerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlik düzeylerini belirlemek ve sonuçlarını derinlemesine açıklamaktır. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Özgen ve Bindak (2008) tarafından geliştirilen "Matematik Okuryazarlığı Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Bu araştırmanın nicel bulgularını desteklemek amacıyla nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırmanın nicel verilerini toplamak için 2022-2023 öğretim yılında Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü'nde öğrenimine devam eden 1, 2 , 3 ve 4. sınıfta okuyan 129 öğretmen adayı çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verilerini toplamak için 9 öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında sınıf öğretmeni adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlik düzeyleri cinsiyet, sınıf düzeyi, mezun olunan lise türü, akademik not ortalamaları, aile gelir düzeyi, öğretmen adaylarının beyan ettiği matematiğe yönelik ilgi, öğretmen adaylarının beyan ettiği matematiğe yönelik tutum, matematik öğretimi I ve Matematik öğretimi II derslerini alıp almama değişkenlerine göre incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlik düzeyleri cinsiyet, lise türü, sınıf düzeyi, akademik not ortalaması ve matematik öğretimi I-II derslerini alıp almama durumlara göre farklılaşmamaktadır. Akademik not ortalaması, 70- 79 olan öğretmen adayları ile 90-100 olan adaylarının matematik okuryazarlığı öz-yeterlikleri arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının matematik okuryazarlığı öz yeterlik düzeylerinde matematiğe yönelik ilgi ve matematiğe yönelik tutum değişkenleri açısından da anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerMatematik okuryazarlığıSınıf öğretmenliği+3
Zeynep Özdemir
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tülin Kozikoğlu'nun kitaplarının erken çocuklukta yaratıcı düşünme becerilerini desteklemesi bağlamında incelenmesi

Gelişen teknoloji, değişen dünya şartlarıyla birlikte insanların ihtiyaçları değişmiş, bu şartlara uyum sağlayabilmek, güncel olanı yakalayabilmek için eğitim program ve felsefeleri de değişmiştir. İletişimin fazlaca önem kazandığı yeni dünya düzeninde, insanların ihtiyacını karşılayabilecek dil ve düşünme becerileri daha öncelikli hale gelmiştir. Bu sebeple erken çocukluktan itibaren yaratıcı düşünme, analitik düşünme, yansıtıcı düşünme ve eleştirel düşünme gibi çok sayıda düşünme becerisi çok önemli beceriler arasında yer almakta ve hepsinin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Bu amaca hizmet eden alanlardan biri de erken çocukluk dönemi çocuk kitaplarıdır. Erken çocukluk dönemi çocuğun eğitim hayatına hazırlandığı bir kuluçka dönemi sayılabilir. Dil ve düşünme becerilerinin gelişiminin en yoğun olduğu bu dönemde, edebi metinler önemli bir role sahiptir. Erken çocukluk dönemi, hayat boyu ve özellikle kişiliğin oluşumunda önemli bir paya sahip olduğu için, bu dönem çocuğuna yönelik edebi metinlerin önemi daha da artmaktadır. Bu çalışmada da modern çağın önde gelen çocuk edebiyatı yazarlarından Tülin Kozikoğlu'nun kitaplarının erken çocuklukta yaratıcı düşünme becerilerini desteklemesi bağlamında incelenmesi başat amaç olmuştur. Çalışma materyalleri olarak Tülin Kozikoğlu'nun 2021 yılına kadar yayımlanmış yirmi yedi eseri incelenmiştir. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada doküman analizi veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Verileri sınıflandırmak üzere araştırmanın kaynak birimleri ve bağlam birimleri saptanmış ve birimler doğrultusunda kategoriler belirlenerek 'resimli öykü kitaplarında yaratıcı düşünme becerilerini belirlemeye yönelik kontrol listesi' oluşturulmuştur. Kontrol listesine göre öykü kitapları başlıkları açısından, kapak ve cilt özellikleri açısından, çizimleri açısından ve metinleri açısından ayrı ayrı yaratıcı düşünme becerilerini desteklemeye yönelik değerlendirilmiş, elde edilen veriler betimlenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Tülin Kozikoğlu'nun eserlerinin yaratıcı düşünme becerilerine uygun özellikler barındırdığı saptanmıştır. Tülin Kozikoğlu'nun kitaplarındaki başlık, kapak, resim ve metinlerin; duygusal dışavurum, fantastik unsurlar, hayal gücü zenginliği ve renkliliği, ön ve arka kapak bütünlüğü, alışılmamış görselleştirme, sınırları uzatma ve geçme, hareket veya faaliyet, sınırları uzatma ve geçme, alışılmamış işitselleştirme açısından yaratıcılığı destekleyen unsurlar taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

Seda Çağrıcı
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Etwinning faaliyetlerine katılan sınıf öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeylerinin ve görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mersin ilinde görev yapan, eTwinning faaliyetlerine katılan sınıf öğretmenlerinin çeşitli değişkenlere göre dijital okuryazarlık düzeylerini ve eTwinning proje uygulamalarının dijital okuryazarlık düzeylerine katkısına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında Bayrakçı (2020) tarafından geliştirilen "DOÖ" (Dijital Okuryazarlık Ölçeği) kullanılmıştır. Dijital okuryazarlık ölçeği; etik ve sorumluluk, genel bilgi ve işlevsel beceriler, günlük kullanım, profesyonel üretim, gizlilik ve güvenlik, sosyal boyut olmak üzere 6 alt boyut ve 29 maddeden oluşmaktadır. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 29, en yüksek puan 145'tir. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin ilinde görev yapan ve veri toplama aracını doldurmayı kabul eden eTwinning faaliyetlerine katılmış gönüllü 362 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu kullanılarak 7 sınıf öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analiziyle incelenmiştir. Araştırma kapsamında eTwinning faaliyetine katılan sınıf öğretmenlerinin dijital okuryazarlık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Yapılan görüşmelerde öğretmenler eTwinning faaliyetinin Web 2.0 araçları kullanma, e-güvenlik kurallarına uyma, çevrimiçi iletişim sağlama ve dijital içerik oluşturmada sağladığı katkılarla dijital okuryazarlık becerilerini geliştirdiğini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara göre, yüksek lisans mezunlarının lisans mezunlarına göre DOÖ puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hizmet süresine göre ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğretmenlerin eTwinning'e üye olma süresi ve teknolojik cihazları kullanma süresi arttıkça DOÖ puanlarının arttığı sonucuna ulaşılmıştır. DOÖ puanları Avrupa Kalite Etiketi alanların Ulusal Kalite Etiketi alanlardan, Ulusal Kalite Etiketi alanların da kalite etiketi almayanlardan daha yüksek olduğu araştırma sonuçlarındandır. Mesleki gelişim kurslarına katılan öğretmenlerin DOÖ puanları katılmayan öğretmenlere göre daha yüksek bulunmuştur.

Sevda Tamer
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların ve anne babalarının problem çözme becerilerinin incelenmesi

Bireyler yaşadıkları toplumda birçok karmaşık problemle karşılaşmaktadır. Problem, insan zihninde karışıklıklar meydana getirip belirsizliklere neden olur, bireyi rahatsız eden bir zorluk olarak görülür ve çözülmesi gerekir. Problemlere çözüm önerileri geliştirecek bireylerin yetişmesinden sorumlu kişilerin başında ise anne babalar gelmektedir. Bu noktadan hareketle, çocukların gelişim süreçlerinin her alanına iz bırakan ebeveynlerin problem çözmeye yönelik algılarının çocukların problem çözme becerileri üzerinde etkisi olduğu düşünülmektedir. Tüm bu düşünceler ışığında bu araştırmada, Çocukların problem çözme becerileri ile anne babaların problem çözme becerilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubuna 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Mersin ili, Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 4 bağımsız anaokulunda ve Gaziantep ili, Gaziantep Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 3 bağımsız anaokulunda bulunan anne-babası ile birlikte yaşayan, normal gelişim gösteren 203 çocuk ve bu çocukların anne babaları (anne=203,baba=203) dâhil edilmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak, Oğuz ve Köksal Akyol (2015) tarafından geliştirilen Çocuklar İçin Problem Çözme Becerisi Ölçeği ve Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilen Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS 26 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde "Pearson Korelasyon Katsayısı Önemlilik Testi" ve "Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarında; annelerin problem çözme becerileri ile çocukların problem çözme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Babaların Problem Çözme Envanteri aceleci yaklaşım alt boyutu ile çocukların problem çözme becerileri arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r= -.225 p<.001). Baba Problem Çözme Envanteri alt boyutlarından aceleci yaklaşım, çocuk problem çözme becerilerinin %5'ini tek başına açıklamaktadır. Bir birimlik aceleci yaklaşımda sağlanan artış, çocukların problem çözme davranışlarında %169 oranında bir azalmaya neden olmaktadır. Annelerin ve babaların problem çözme becerileri arasında pozitif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (r=.505 p<.01). Anahtar kelimeler: Çocuk, Okul Öncesi Dönem, Problem Çözme Becerisi, Anne-Baba.

Fatma Aleyna Saray
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık çocukların benlik algıları ile anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumuna giden 60-72 aylık çocukların benlik algılarıyla anne-baba-çocuk iletişimi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. İlişkisel tarama modeline uygun olarak yapılan çalışmanın örneklemini 2021-2022 öğretim döneminde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mersin ili Yenişehir ilçesinde yer alan iki bağımsız anaokuluna ve bir ilkokula bağlı anasınıfına giden, 60-72 aylık 160 çocukla söz konusu çocukların anne babaları oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak, anne babalarla çocukların demografik bilgilerini tespit etmek için "Kişisel Bilgi Formu", çocukların benlik algısı düzeylerini tespit etmek için 5-6 yaşlarındaki okul öncesi dönemdeki çocuklara yönelik geçerlik ve güvenirlik araştırması Turaşlının (2014) yaptığı "Demoulin Çocuklar İçin Benlik Algısı Ölçeği" ve anne-baba-çocuk iletişimini değerlendirmek için Arabacının (2011) geliştirdiği "Anne-Baba-Çocuk İletişimi Değerlendirme Aracı (ABÇİDA)" tercih edilmiştir. Elde edilmiş olan nicel veriler SPSS 26 paket programıyla incelenmiştir. Veriler analiz edilirken, normal dağılım testleri yapılmıştır, dağılımın normal olduğunun saptanmasının ardından Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; çocukların 111'i (%69.4) yüksek ve 48'i (%30) orta düzey benlik algısına sahip olduğu belirlenmiştir. Çocukların benlik algılarında cinsiyete göre istatistiki bakımdan kayda değer farklılık saptanmamıştır. Çocukların benlik algılarıyla anne-baba-çocuk iletişimi puanlarında istatistiksel olarak herhangi bir anlamlı fark bulunmamıştır. Ancak; anne-çocuk iletişimi ile baba-çocuk iletişimi arasında orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunduğu saptanmıştır.

Ecem Özler
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of preschool teachers' neurophysiological perception levels: Mersi̇n province example

This research, which was conducted to determine the neurophysiological perception levels of preschool teachers towards behavior, learning and cognitive processes, was designed in a screening model. The Neurophysiological Learning Perception Scale (NAÖ) developed by Sülün, Aydoğdu, Taşçı and Şimşek (2014) was used to obtain data in this research, where the sample consisted of 200 pre-school teachers working in official institutions affiliated with the Ministry of National Education in the central districts of Mersin province. In addition, the General Information Form prepared by the researcher was distributed to the teachers. In data analysis, Kolmogorov-Smirnov and Shapiro-Wilk tests were performed to test normality. Mann-Whitney ut-test was used for significance tests between groups, and Kruskal-Wallis Htest was used to compare more than two groups. As a result of the research, the participants considered the information about the brain as valuable information , they did not have sufficient knowledge about neurophysiology, it would be useful for them if they went through education, and that it would be useful in the fields of participation in the lesson, student attitude towards the lesson, permanence in learning and academic success. As a result of the research, it was understood that the participants believed in the positive relationship between the brain and learning, that age and professional experience did not affect neurophysiological perception, but as the level of education increased, a more positive perception occured. While the fact that the participants needed training in the field of neurophysiology and received training on this subject did not affect the perception, it was determined that the general neurophysiological perception increased when an effect enhancing the neural dimension occured. It is thought that the results obtained in the research will be useful for field practitioners and researchers.

Hakan Uzun
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinde Bil-İste-Öğren (K-W-L) tekniğinin okuduğunu anlamaya etkisi

Okuma, harflerin bir araya gelerek oluşturduğu kelimeleri anlamlı hale getirerek sesli veya sessiz bir şekilde zihinde anlamlandırmaya çalışmaktır. Türkçe dersinde de okuduğunu anlama etkinliklerine sıklıkla yer verilmiştir. BİÖ (Bil-İste-Öğren) tekniği de bu tekniklerden biridir. Bil-İste-Öğren tekniği ilkokul 2. sınıf öğrencilerinde okuduğunu anlama becerileri üzerinde etkisini belirlemeyi amaçlayan bu çalışma yarı deneysel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin'in Toroslar ilçesinde bulunan bir ilkokulda 2.sınıf 23 öğrenci deney grubu, 23 öğrenci kontrol grubu olmak üzere toplamda 46 öğrenci oluşturmuştur. Grupların uygulama öncesindeki başarı düzeyleri karşılaştırılmış Mann- Whitney U testi yapılmış olup her iki grubun da benzer başarı düzeyine sahip olduğu tespit edilmiştir. Deney grubunda Bil-İste-Öğren tekniği ile oluşturulan okuduğunu anlama çalışmaları yapılmıştır. Kontrol grubunda ise Türkçe dersinde müfredatta bulunan okuduğunu anlama çalışmaları uygulanmıştır. Uygulama sonrasında yapılan Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi sonuçlarına göre ise deney grubunun ön test ve son test OABT toplam puanları, basit anlama alt boyutu puanları ve derinlemesine anlama alt boyutu puanları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır (p<0,05). Bu araştırma Bil-İste-Öğren tekniği tekniğinin ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerileri üzerinde etkili bir yöntem olduğunu ortaya koymaktadır. Deney grubundaki öğrencilerin önemli ölçüde okuduğunu anlama düzeyinde gelişme göstermesi, tekniğin başarıya katkı sağladığını göstermektedir. Bu sonuçlar, okul ortamında ve öğretim süreçlerinde bil iste öğren tekniğinin kullanılmasının okuduğunu anlama becerilerini artırma konusunda önemli bir teknik olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Okuma, okuduğunu anlama, BİÖ (Bil-İste-Öğren) tekniği, İlkokul

Damla Çırak
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklikleri ile eğitimde teknolojiyi kullanma yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin teknopedagojik eğitime yönelik yeterliliklerinin bilişsel esneklikleri ve demografik özellikleri açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, Diyarbakır ili Bismil ilçesinde görev yapan 200 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Teknopedagojik Eğitim Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 25 istatistik yazılım programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; Bağımsız Örneklemler için t Testi, Tek yönlü varyans analizi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayı, Çoklu doğrusal regresyon tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; okul öncesi öğretmenlerinin teknopedagojik eğitime yönelik yeterliliklerinin cinsiyet, yaş, öğrenci sayısı ve kurum türüne göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülürken; kişisel bilgisayar ve internet bağlantısına sahip olma durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin teknopedagojik eğitime yönelik yeterlilikleri ile bilişsel esneklikleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Teknopedagojik eğitime yönelik yeterlilik alt boyutlarından tasarım ve uygulama alt boyutu ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülürken; etik ve uzmanlaşma ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında düşük düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Teknopedagojik eğitime yönelik yeterliliklerinin tüm alt boyutları ile bilişsel esnekliğin farkındalık ve isteklilik alt boyutları arasında düşük düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki görülürken; teknopedagojik eğitime yönelik yeterliliklerinin tüm alt boyutları ile öz-yeterlik ile ise orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Ayrıca bilişsel esnekliğin öz-yeterlik alt boyutunun teknopedagojik eğitime yönelik yeterlililik ve alt boyutları olan tasarım, uygulama, etik ve uzmanlaşma boyutlarını çeşitli oranlarda yordadığı saptanmıştır.

Ayşe Seyran
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin saygısızlık algıları

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin saygısızlık algılarını ve deneyimlerini araştırmaktır. Çalışma, nitel araştırma modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılının Bahar döneminde Mersin ili Akdeniz, Yenişehir, Mezitli, Toroslar ve Tarsus ilçelerinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan 20 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan maksimum örnekleme tekniği ile seçilen sınıf öğretmenlerinden oluşmuştur. Çalışmada, görüşme tekniği kullanılmış olup verilerin analizinde araştırma soruları ve katılımcıların görüşme sorularına verdikleri cevaplar sınıflandırılarak kategorik (tematik) bir çerçeve oluşturulmuştur. Ardından veriler, bu kategorik çerçeveye göre işlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre saygısızlık, onu ifade eden davranışlara ve muamele türlerine ilişkin algılar açısından tanımlanmıştır. Sonuçlar, katılımcıların saygısızlığı eylem biçimleri ve saygısızlığın hissettirdiği duygu ile bireysel yaşantı ve tecrübelerinden hareketle tanımladıklarını ortaya koymuştur. Saygısızlığı eylem biçimleri üzerinden açıklayan tanımlar, katılımcılar tarafından daha yoğun şekilde bildirilmiştir. Ayrıca araştırma sonuçları, katılımcıların saygısızlık karşısında konuşmak/anlatmak, sessiz kalmak, empati yapmak, hakkını savunmak, empati yapmaya yönlendirmek, uyarmak, ses yükseltmek, rehberlik servisiyle iş birliği yapmak şeklinde tepkiler verdiklerini göstermiştir. Konuşmak/Anlatmak, katılımcıların saygısızlık karşısında daha yoğun şekilde dile getirilen reaksiyon olmuştur. Katılımcıların öğrencilerle, velilerle, meslektaşlarıyla, okul idaresiyle, diğer kişi ve kurumlarla saygısızlık deneyimlerini yaşadıklarını ortaya koymuştur. Katılımcıların tamamı, velilerle bir saygısızlık tecrübeleri olduğunu bildirmiş ve velilerin zamansız aramaları, işlerine müdahale etmeleri, öğretmene bakıcı rolü yüklemeleri, öğretmeni meslektaşlarıyla kıyaslamaları, öğretmen çatışma içerisine girmeleri, suçlayıcı ve yargılayıcı tavır ve ithamlarda bulunmaları, hakaret etmeleri ve iletişimdeki kusurlarıyla ilgili deneyimler yaşadıklarını bildirmişlerdir. Katılımcılar meslektaşlarıyla işbirliği, dayanışma ve iyi ilişkiler içinde çalışamama ve küçümseme noktasında saygısızlık deneyimleri yaşamışlardır. Okul idaresiyle mobing, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük, tehdit, azarlama, aşağılama, küçümseme, değersizleştirmeyle ilgili saygısızlık deneyimleri olmuştur.

Ayşegül Geçkaldı
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim-öğretime devam eden özel gereksinimli çocukların serbest oyun zamanlarındaki oyunlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim-öğretime devam eden özel gereksinimli çocukların serbest zamandaki oyunlarının incelenmesidir. Nitel bir çalışma olan bu araştırmanın çalışma grubunu; Mersin ili merkez ilçelerinde bulunan bağımsız anaokullarında 2021-2022 yılı güz döneminde eğitim öğretime devam eden 40 özel gereksinimli çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada etik ilkeler gereğince katılımcı çocukların ailelerine bilgilendirici onam formu gönderilmiş ve dönütleri alındıktan sonra araştırmaya başlanmıştır. Özel gereksinimi olan okul öncesi dönem çocuklarının serbest oyun zamanlarındaki oyunları açık ve kapalı alanlarda gözlemlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak özel gereksinimli çocukların, serbest zamandaki oyunlarını incelemeye yönelik araştırmacı tarafından uzmanlardan görüş alınarak hazırlanan "Özel Gereksinimli Çocukların Oyunları Gözlem Formu" ve "Gözlem Güncesi" kullanılmıştır. Özel gereksinimli çocukların oyunları gözlem formuna ilişkin veri toplama süreci; çocukların her biri için her gözlemde 20 dakika açık alanda, 20 dakika kapalı alanda olmak üzere araştırma boyunca her biri 4'er defadan toplamda 160 dakika gözlemlenerek 8 hafta içerisinde tamamlanmıştır. Bu çalışma ile özel gereksinimli çocukların tercih ettikleri oyun türleri ile oyun oynadıkları alan arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Yapılan gözlemler; özel gereksinimli çocukların çeşitli oyun türlerinde ve oyun alanlarında oyun oynadıklarını, serbest zamandaki oyunlarında özellikle paralel oyun davranışlarını sergilediklerini göstermiştir. Bu araştırma sonucunda bedensel yetersizliği olan çocukların fiziksel oyunları oynamadığı görülmüştür. Özel gereksinimi olan çocukların oyun süreleri analiz edildiğinde, genellikle 80 dakikalık gözlem süresi içinde çoğunluğunun 48 ile 63 dakika arasında oyun oynadığı, bu süre içinde oyun materyallerini sıkça değiştirdikleri ancak oyun yapısını pek değiştirmedikleri gözlenmiştir. Ayrıca çalışma grubuna dâhil edilen özel gereksinimli çocukların oyunlarında iletişim problemleri başta olmak üzere, oyun dışı bırakılma, düşme yaralanma gibi farklı güçlükler ile karşılaştıkları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular alanyazın çerçevesinde tartışılarak irdelenmiş, elde edilen sonuçlar ışığında uygulamaya ve araştırmacılara yönelik öneriler geliştirilmiştir.

OyunlarÖzel gereksinimli çocuklar
Buse Koçak
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin siber aylaklık seviyeleri ile matematik ders başarıları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin siber aylaklık seviyeleri ile matematik ders başarıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde öğrenim gören ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu evren içerisinden oranlı küme örnekleme yöntemi ile seçilen 484 3. sınıf öğrencisi ve 518 4. sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 1002 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Balcı (2019) tarafından geliştirilen " Matematik Başarı Testi" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile "İlkokul Öğrencileri İçin Siber Aylaklık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin matematik ders başarıları orta üstü, siber aylaklık düzeyleri ise düşük seviyededir. Matematik başarılarında ve siber aylaklık seviyelerinde cinsiyet ve kendisine ait oda bulunma değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Kardeş sayısı değişkenine göre öğrencilerinin kardeş sayısı arttıkça matematik ders başarısının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin ise matematik ders başarıları ve siber aylaklık seviyeleri orta üstü düzeydedir. Erkek öğrencilerinin kız öğrencilerden daha fazla siber aylaklık davranışları sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Kardeş sayıları ve kendisine ait oda bulunma durumuna göre matematik başarıları ve siber aylaklık seviyelerinde anlamlı farklılık bulunamamıştır. İlkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin okul öncesi eğitim alma durumlarına göre matematik başarılarında okul öncesi eğitim alanların lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Anne ve baba eğitim seviyesi arttıkça matematik ders başarısı artmaktadır. Siber aylaklık seviyesinde okul öncesi eğitim alma ve anne baba eğitim düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Günlük akıllı cihaz kullanım süreleri ile matematik ders başarıları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ancak akıllı telefon ile geçirilen süre arttıkça siber aylaklık seviyelerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin matematik başarıları ve siber aylaklık seviyeleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarıları ve siber aylaklık seviyeleri arasında ise negatif yönde, zayıf ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Başarı, ilkokul, matematik, siber aylaklık, teknoloji

Matematik başarısıSanal kaytarma
Rabia Eroğlu Yaşar
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersi sorumluluk düzeyleri ile akademik başarıları ve temel becerileri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi sorumluluk düzeylerini belirlemek ve öğrencilerin sorumluluk düzeyleri ile akademik başarıları ve temel becerileri arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Bu araştırmada birden fazla özelliğe ilişkin veri toplanarak bunlar arasındaki ilişki incelendiği için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Nevşehir il merkezindeki 2022-2023 eğitim öğretim yılında öğrenimine devam eden 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise küme örneklem yöntemiyle tespit edilmiş ve ilde yer alan 10 okuldan 310 üçüncü sınıf, 310 dördüncü sınıf olmak üzere 620 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; Açıkgöz(2021) tarafından geliştirilen "Fen Bilimleri Dersi Odaklı Öğrenci Sorumluluk Ölçeği", Padilla, Cronin ve Twiest (1985)'in geliştirdiği; Aydoğdu ve Karakuş (2015)'un Türkçe'ye uyarladığı "Temel Beceriler Ölçeği" ve araştırmacının hazırladığı hem 3. hem de 4. sınıf akademik başarı testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; ilk olarak ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik sorumluluk, akademik başarı ve temel becerileri düzeylerini belirleyebilmek için betimsel analizler uygulanmıştır. Uygulama sonucunda; sorumluluk ve akademik başarıları yüksek, temel becerileri ise orta düzeyde bulunmuştur. İkinci olarak öğrencilerin sorumluluk düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlılık durumunu inceleyebilmek için MannWhitney U- testi uygulanmıştır. Test sonucunda; kız öğrencilerinin ve 3. sınıf düzeyinin lehine anlamlı düzeyde farklılık olduğu belirlenmiştir. Üçüncü olarak öğrencilerin sorumluluk düzeyleri ile akademik başarıları ve temel becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda; öğrencilerin fen bilimleri dersi sorumluluk düzeyi ile akademik başarıları ve temel süreç becerileri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Son olarak öğrencilerin akademik başarı ve temel becerileri, sorumluluk düzeylerini yordama durumu için regresyon analizi yapılmış ve sonucunda fen bilimleri dersine yönelik akademik başarı ve temel beceri düzeyleri, sorumluluk düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul Fen Bilimleri Dersi, Sorumluluk, Akademik Başarı, Temel Süreç Becerileri.

Kübra Başaran
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul fen öğretiminde dijital hikâye destekli uygulamaların öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi

Araştırmanın temel amacı; kazanım odaklı dijital hikâyelerle desteklenen fen öğretiminin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi 'Kuvveti Tanıyalım' ünitesindeki akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ve akademik başarılarının kalıcılığına etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde, Niğde ili Çamardı ilçesindeki bir ilkokulda eğitim gören 3. sınıf öğrencileridir. Araştırmada, nicel araştırma yaklaşımlarından deneme modeli kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunda 16 öğrenci, kontrol grubunda ise 18 öğrenci yer almaktadır. Deney ve kontrol grubu, iki şubenin denklik çalışmaları sonucunda ve yansız-tesadüfi olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak 'Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği' ve 'Kuvveti Tanıyalım Ünitesi Başarı Testi' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizi neticesinde; ➢ Deney grubu, akademik başarı ve tutum ölçeği ön test, son test puan ortalamaları incelendiğinde, puan ortalamalarının son test lehine anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. ➢ Kontrol grubu, akademik başarı ve tutum ölçeği ön test, son test puan ortalamaları incelendiğinde, akademik başarı puan ortalamaları arasında son test lehine anlamlı farklılık tespit edilirken, tutum ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. ➢ Deney ve kontrol grubu, akademik başarı ve tutum ölçeği son test puan ortalamaları incelendiğinde, deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. ➢ Deney ve kontrol grubu, akademik başarı kalıcılık testi puan ortalamaları incelendiğinde, deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda dijital hikâye destekli uygulamaların farklı kademelerde, farklı yaş gruplarında ve farklı konularda çeşitli değişkenlere etkisinin incelenmesi önerisi getirilmiştir.

Temel eğitim
Pınar Kılıç Gök
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Harmanlanmış yöntemin ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve tutumlarına etkisi

Araştırmanın amacı, harmanlanmış yöntemin ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin konuşma becerileri ve tutumları üzerine etkisini belirlemektir. Araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Çalışma 2023-2024 eğitim öğretim yılında Konya'nın Çumra ilçesinde bir ilkokulda öğrenim gören 48 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Veriler konuşma becerisi tutum ölçeği, konuşma becerisi değerlendirme formu, öğrenci görüşmeleri ve araştırmacı günlükleri ile toplanmıştır. 3 haftalık pilot uygulama olmak üzere toplam 16 hafta süren uygulama, haftada 2 ders saati olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Öntestte ve sontestte alınan video kayıtları incelenerek konuşma becerisi değerlendirme formu doldurulmuş, puanlayıcı güvenirliğine bakıldıktan sonra analiz edilmiştir. Nicel verilerde SPSS ve AMOS istatistik paket programları, nitel verilerde, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda elde edilen verilerin dağılımlarının normal olmasından dolayı parametrik testlerden bağımlı ve bağımsız örneklemler için t-Testi yapılmıştır. Öntestin, sontest üzerindeki etki durumunu kontrol altına almak için ANCOVA Testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney grubu öğrencilerinin öntest-sontest puanları arasında sontest lehine, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin sontest puanları arasında deney grubu lehine, istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Kontrol grubunun öntest sontest puanları arasında, konuşma becerisine yönelik tutum düzeylerinde anlamlı farklılık bulunmazken, konuşma becerisi düzeylerinde önteste kıyasla eğitim öğretimin doğası gereği bir miktar artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci görüşmelerinin betimsel analiz sonuçları incelendiğinde öğrenciler, harmanlanmış yöntem kullanılarak işlenen dersin konuşma becerisi tutumlarına ve konuşma becerisi düzeylerine olumlu etki ettiğini ifade etmişlerdir. Araştırmanın son kısmında ulaşılan sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Konuşma Becerisi, Harmanlanmış Yöntem, Konuşma Becerisine Yönelik Tutum

Konuşma becerisiTürkçe öğretimi
Ayşe Uğur Göçmez
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul fen bilimleri dersinde infografiklerin kullanımının yansıtıcı düşünme becerisine ve ders motivasyonuna etkisi

Bu araştırmada ilkokul 3. sınıf fen bilimleri dersinde infografik kullanımının öğrencilerde problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisine ve fen bilimleri dersine yönelik motivasyona etkisini belirlemek, öğrencilerin infografik kullanımına dair görüşlerinin alınması amaçlanmaktadır. Araştırmada çalışma grubunu İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki iki şubede öğrenim gören 76 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda bulunan öğrencilerle infografiklerle zenginleştirilmiş ders işlenişi gerçekleşirken kontrol grubundaki öğrencilerle öğretim programı kazanımları ve şube öğretmeninin ders planları doğrultusunda fen bilimleri dersi işlenişi gerçekleşmiştir. Karma yöntemle yürütülen çalışmada, nitel ve nicel verilerin bir arada toplanarak birbirini desteklemesi ve böylece daha kapsamlı ve derinlemesine analizler yapılabilmesi için gömülü deneysel desen kullanılmıştır. Nitel veriler için; öğrencilerin görüşlerini belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmacı günlüğü tutulmuştur. Nicel verilerin analizinde t-test kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi ve yorumlanması konusunda betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda deney ve kontrol gurubundaki öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyon ortalamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı fark bulunmuştur. Bu fark, deney grubu lehinedir. Fen bilimleri dersinde infografiklerin kullanılması; öğrencilerin derse yönelik motivasyon düzeylerinde anlamlı bir farka neden olmuş, öğrencilerin derse dönük motivasyon düzeyini artırmıştır. Deney grubunun, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği ön test son test puan ortalamaları incelendiğinde son test lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi son test puan ortalamalarında istatistiki açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Fakat öğrencilerle olan görüşmelerde ve araştırmacı günlüğünde yansıtıcı düşünme becerisinin geliştiğini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen bilimleri, infografik, motivasyon, yansıtıcı düşünme

Makbule Şeymanur Akpınar
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rehabilitasyona devam eden kaynaştırma öğrencilerinin potansiyel gelişim alanı bağlamında desteklenme süreci: Bir eylem araştırması

Bu çalışmanın amacı ilkokul düzeyinde öğrenimlerine devam eden kaynaştırma öğrencilerinin rehabilitasyon merkezleri desteği ile potansiyellerini gerçekleştirme durumunun maksimum düzeye ulaşmasını sağlamaktır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kayseri' de bulunan bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinin ilkokul kaynaştırma öğrencilerinden oluşan 20 öğrenci, 5 veli ve 11 öğretmen ile birlikte toplam 36 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma 4 hafta süreç ve 1 hafta sonuç olacak şekilde 5 haftalık bir uygulama planlanmıştır. Araştırma da elde edilecek bulgular için eylem araştırması kullanılmış ve planlar dahilinde hareket edilmiştir. Veri toplama araçları olarak gözlem, görüşme, araştırmacı günlükleri, fotoğraf ve video-kayıt kullanılmıştır. Öğrencilerin potansiyel düzeyini artırmak ve maksimum düzeye ulaşmalarını sağlamak için öğretmen, veli, çevre ve öğrenci potansiyeli olarak ele alınmıştır. Etmenlerden her birinin birlikte iş birliği sonucu iletişim kurması, etkinliklere katılması öğrencinin kendini gerçekleştirme süreci bağlamında olumlu sonuçlar yaratmıştır.

Mustafa Esat Sarıkaya
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 2. sınıf Türkçe dersinde arkası yarın tekniğinin konuşma kaygısına ve dinleme becerisine etkisi

Bu çalışmanın amacı ilkokul 2. Sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan okuma metinlerinin arkası yarın tekniğini kullanılarak işlenmesiyle öğrencilerin sınıf önünde konuşma kaygısı ve dinleme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada tek grup ön test – son test deneysel desen kullanılmıştır. Veriler Sınıf Önünde Konuşma Kaygısı Ölçeği ve Dinleme Becerisi Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Niğde ili merkez ilçede bulunan bir ilkokulda 2. sınıfa devam eden 26 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçlarıyla elde edilen veriler, SPSS istatistik paket programı kullanılarak bağımsız gruplar t-testi ve ilişkili gruplar t-testi ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilkokul öğrencileri Türkçe dersinde konuşma kaygısı yaşamaktadırlar. Türkçe okuma metinlerinin arkası yarın tekniği kullanılarak işlenmesiyle öğrencilerde konuşma kaygısının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Konuşma kaygısına ilişkin kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Türkçe dersinde dinleme becerileri ise orta düzeydedir. Aynı zamanda Türkçe okuma metinlerinin arkası yarın tekniği kullanılarak işlenmesiyle öğrencilerin dinleme becerinin olumlu anlamda geliştiği sonucuna ulaşılmıştır. Dinleme becerisine ilişkin kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Zülal Aydoğan
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6+1 analitik yazma ve değerlendirme yönteminin 4. sınıf öğrencilerinin yazma becerisi üzerine etkisi

Bu araştırma, 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Yönteminin ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin yazma becerisi üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç dahilinde, deney ve kontrol gruplu ön-test ve son-test ölçümlü yarı deneysel araştırma yöntemi kullanılarak araştırma yürütülmüştür. Deney grubunda yer alan öğrencilere 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Yönteminin etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla 9 hafta ve toplamda 27 ders saatini kapsayacak şekilde bir ders planı hazırlanmış ve Aksaray ili merkezinde bir ilkokulda araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan öğrencilere ise herhangi bir uygulama yapılmamış olup Türkçe dersi normal akışında işlenmiştir. Hem deney hem de kontrol grubunda yer alan öğrencilere ön-test ve son-test ölçümlerinde "Arkadaşlık" isimli bir yazı yazmaları istenmiştir. Ön-test ve son-testte elde edilen yazılar 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Yöntemi doğrultusunda değerlendirilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin tanıtıcı özelliklerinin karşılaştırılmasında Ki-kare testi kullanılmıştır. Gruplar arası ölçek puan ortalamasının karşılaştırılmasında independent samples (bağımsız gruplar) t testi, grup içi ortalamaların karşılaştırılmasında ise paired samples (bağımlı gruplar) t testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ön-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmaz iken, deney grubu son-test puan ortalamaları ise 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme ölçeği toplam puan ve tüm alt boyutlar puan ortalaması açısından kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlar değerlendirildiğinde deney grubunda yer alan öğrencilere uygulanan 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Yönteminin öğrencilerin yazma becerisini artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, Türkçe dersinin işlenişinde öğrencilerinin yazma becerilerinin ve motivasyonlarının artırılması için süreç temelli yaklaşımlarda kullanılan yöntemlerden birisi olan 6+1 Analitik Yazma ve Değerlendirme Yönteminin kullanılması önerilmektedir.

Nuran Senir Kaya
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karaoke etkinliklerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin akıcı okuma becerilerine ve okuma tutumlarına etkisi

Bu araştırmada karaoke etkinliklerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin akıcı okuma becerilerine ve okuma tutumlarına bir etkisinin olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2023-2024 Eğitim Öğretim yılında Niğde ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı iki ilkokulda öğrenim gören 48 ikinci sınıf öğrencisiyle 6 hafta süren bir çalışma yürütülmüştür. Bu araştırmada deney grubu (n:25) ve kontrol grubu (n:23) olmak üzere 2 grup yer almıştır. Deney grubuna karaoke etkinlikleri uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Araştırmada karma yöntemlerden biri olan sıralı açıklayıcı tasarım kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel bir desen olan eşitlenmemiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, okuma hızı formülü, doğru okuma formülü, Prozodik Okuma Ölçeği, "Garfield" Görselli 1-6. Sınıflar İçin Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve araştırmacı günlüğü kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından, okuma hızı formülü, doğru okuma formülü, Prozodik Okuma Ölçeği, "Garfield" Görselli 1-6. Sınıflar İçin Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği deney ve kontrol grubu öğrencilerine ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise açıklayıcı durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümünde araştırma süresince araştırmacı günlüğü tutulmuş, uygulama sonunda uygulamaya yönelik öğrenci görüşleri alınmıştır. Araştırma çözümlenmesinde nicel verileler için SPSS 27 paket programı ve nitel veriler için içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Karaoke etkinliklerinin öğrencilerin akıcı okuma bileşenlerinden doğru okuma oranı ve prozodik okuma ile okuma tutumları olumlu yönde etkilediği ancak bu etkilerin cinsiyete göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir.

Sümeyye Baytüre
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okumaya adanmışlık modelinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlıklarına, okuma tutum ve motivasyonlarına etkisinin incelenmesi

İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde Okumaya Adanmışlık Modeli kullanımının öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmalarına, okumaya yönelik tutum ve motivasyonlarına etkisinin tespit edilmesi amaçlanan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Nevşehir ili Merkez ilçede bulunan bir ilkokulda öğrenim gören 36 dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Bu öğrenciler, seçkisiz atama yöntemi ile deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Deney grubu 19, kontrol grubu ise 17 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri Okuma Tutum Ölçeği, Okuma Motivasyon Ölçeği ve Okuma Alışkanlığı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde gruplar arası karşılaştırmalarda kullanılan istatistiki testlerden yararlanılmıştır. Toplanan veriler, normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerden Mann-Whitney U Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Deneysel işlem sürecinde ilk olarak ön test uygulanmış ve bu ön test verilerine göre deney ve kontrol gruplarının okuma tutumu, okuma motivasyonu ve okuma alışkanlığı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Daha sonra okumaya adanmışlık modeli ilkelerine göre uzman görüşü de alınarak hazırlanan etkinlikler altı hafta boyunca deney grubuna uygulanmıştır. Uygulama sonucunda her iki grupta bulunan öğrencilerin okuma tutumu, okuma motivasyonu ve okuma alışkanlığı düzeylerini belirlemek üzere son testler uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin son test okuma tutum puan ortalamalarının deney grubu lehine (Mann-Whitney U=46,50; p<.05); okuma motivasyon puan ortalamalarının deney grubu lehine (Mann-Whitney U=17,50; p<.05) ve okuma alışkanlığı puan ortalamalarının yine deney grubu lehine (Mann-Whitney U=22,00; p<.05) anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Yani Okumaya Adanmışlık Modeli kullanılarak hazırlanan etkinlikler öğrencilerin okuma tutumlarını, okuma motivasyonlarını ve okuma alışkanlığı düzeylerini anlamlı derecede artırmıştır. Bu sonucun ülkemiz için de önemli bir sorun olarak görülen okuma tutumu, okuma motivasyonu ve okuma alışkanlığının erken yaşlardan itibaren geliştirilmesi açısından önemli olduğu söylenebilir.

MotivasyonOkumaOkuma alışkanlığı+7
Yasin Özer
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat bilgisi dersinde etkinliklerle eleştirel düşünme becerisinin geliştirilmesi

Eleştirel düşünme becerisinin öğrenilebilmesi ve geliştirilebilmesi için küçük yaşlarda alt yapısının oluşturulması gerekir. Bu süreç okul ortamında sistemli olarak yapılmalıdır. Okulda öğrenilen bilgilerin yaşama en iyi şekilde aktarımını sağlayan ders ise Hayat Bilgisidir. Çünkü Hayat Bilgisi hayatın içerisinde ve akışına en uygun derstir. Bu bağlamda düşünüldüğünde, özellikle Hayat Bilgisi dersinde eleştirel düşünme becerisinin alt boyutlarına yönelik eğitimin önemi artmaktadır. Bu yüzden araştırmada, İlkokul öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersinde eleştirel düşünme becerisinin alt boyutlarının kazandırılmasına yönelik etkinliklerin geliştirilmesi ve geliştirilen etkinliklerin uygulanarak (eleştirel düşünme becerisi ve eğilimi üzerine) etkililiğinin sınanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda eleştirel düşünme becerisinin alt boyutlarının kazandırılmasına yönelik hazırlanan etkinlikler sınıf ortamında uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel süreçlerin bir arada kullanıldığı açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Bu desenin nicel boyutunu çalışmada oturumlara katılan deney grubu öğrencilerinin uygulama öncesi ve sonrası eleştirel düşünme eğilimlerini ve akademik başarılarını belirlemek amacıyla ön test son test kontrol gruplu deneme modeline göre gerçekleştirilmiştir. Nitel boyutunu ise deney grubu sınıf öğretmeni ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 öğretim yılında Kayseri ili Kocasinan ilçesine bağlı bir ilkokulun 3. sınıflarından 2 şube olarak toplamda 45 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencileri seçkisiz atama ile iki gruba ayrılmışlardır. Araştırma verileri, nicel veri toplama tekniklerine uygun şekilde " Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Başarı Testi" ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde gruplar arası karşılaştırmalar da verilerin normal dağılım göstermeleri üzerine ilişkisiz örneklemler t testinden yararlanılmıştır. Bu analizin sonucunda elde edilen istatistik veriler incelendiğinde deney ve kontrol grubu öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ve eleştirel düşünme başarı testi ön test sonuçlarında anlamlı bir fark görülmemiştir. Son test verileri incelendiğinde ise eleştirel düşünme eğilim puanı (t(43)=10,138;p<.05) ve eleştirel düşünme başarı puanına göre ise deney grubunun eleştirel düşünme eğilim puanları ve akademik başarı puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Sonuç olarak; ilkokul öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersinde eleştirel düşünme becerisinin alt boyutlarının kazandırılmasına yönelik etkinliklerin geliştirilmesi ve geliştirilen etkinliklerin öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerine ve akademik başarılarına olumlu yönde katkısı olduğu görülmektedir. Bu yüzden bu veya benzer etkinliklerin ilkokul 3.sınıflarda kullanılması önerilir.

Eleştirel düşünceEtkinlikEğitim etkinliği+2
Yunus Emre Gevrek
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

"Çıtır Çıtır Felsefe" adlı çocuk kitap serisinin kök değerler açısından incelenmesi

Bu araştırmada Çıtır Çıtır Felsefe serisindeki kitapların, Milli Eğitim Bakanlığı ders öğretim programlarında ortak olarak yer alan 10 kök değer (adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik) açısından incelenerek ortaya konulması amaçlanmıştır. Değerlerin edinilmesi sadece belli bir dönemi kapsamamaktadır. Karakter gelişimi ve ahlak gelişiminde olduğu gibi değerleri kazanma da bireyin hayatı süresince devam etmektedir. Bu süreçte değerlerin kazandırılmasında büyük rollerden birisini çocuk kitapları üstlenmektedir. Bu araştırmayla, hem aile tarafından hem de okullarda çocuklara aktarılmaya ve edindirilmeye çalışılan değerlerin çocuklara kitaplar üzerinden değer eğitiminin yapılabileceği dikkate alındığında Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarının bu konudaki yeri ve önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Ayrıca çocuklara değer eğitimi yapılırken ailelere ve öğretmenlere bu kitapların kolaylık sağlayabileceği; bu yönüyle Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarının değerler bağlamında örnek teşkil edebileceği, değerler eğitiminde evde ve okullarda okutularak faydalanılabileceği düşünülmüştür. Araştırmada nitel araştırma modellerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. İlgili literatür taramasına dayalı olarak yapılacak araştırmanın veri kaynağını Çıtır Çıtır Felsefe serisindeki 25 çocuk kitabı oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Betimsel analizde amaç, elde edilen bulguları düzenleyip ve yorumlayıp okuyucuya bilgi vermektir. Araştırma sonuçlarına bakıldığında en fazla kök değere yer veren çocuk kitabı Adalet ve Haksızlık; en az yer veren çocuk kitabı ise Gerçekten ve Yalancıktan kitabıdır. Çıtır Çıtır Felsefe serisinde kök değerlerin tamamına yer verildiği; bunlardan en fazla yer verilen kök değerlerin sorumluluk ve öz denetim; en az yer verilen kök değerlerin vatanseverlik ve dürüstlük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda Çıtır Çıtır Felsefe kitaplarının kök değerlerin aktarılmasında kullanılabileceği neticesine varılmıştır.

Murat Turgut
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3. sınıfta fen bilimleri dersinde web 2.0 uygulamaları kullanımının etkisinin incelenmesi

Araştırma, ilkokul 3. Sınıf Fen Bilimleri dersinde Web 2.0 uygulamalarını kullanmanın öğrencilerin tutum ve motivasyonları üzerinde etkili olup olmadığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel ve nicel çalışmaların birlikte kullanıldığı karma model esas alınmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde tarama araştırması yapılırken nitel bölümde ise eylem araştırması yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Nevşehir ili Merkez ilçesi, çalışma grubunu ise merkez ilçeye bağlı iki farklı ilkokul 3. sınıfta öğrenim gören 377 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma sürecinin başında çalışma grubuna ön test uygulanarak öğrencilerin Fen Bilimleri'ne yönelik mevcut tutum ve motivasyonları belirlenmiştir. 12 haftalık süreçte belirlenen Fen Bilimleri konularının işleyişi dikkat çekme, konu anlatımı ve değerlendirme aşamalarında ev ile okul ortamında 10 farklı Web 2.0 aracı kullanılarak zenginleştirilmiştir. Süreç sonunda da son test uygulanarak tutum ve motivasyonlarındaki farklılaşma durumu araştırma problemleri çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, veri toplama tekniklerine uygun olarak Demirci (2002) tarafından geliştirilen "Fen Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve Dede ve Yaman (2008) tarafından geliştirilen "Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler Bağımlı ve Bağımsız Gruplar T testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerini ise her hafta yapılan uygulamaların sonucunda elde edilen dokümanlar ve öğretmen görüşmeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel analizleri sonucunda: derslerde Web 2.0 uygulamaları kullanılmasında öğrencilerin Fen Bilimleri dersine yönelik motivasyon ve tutum puanlarında anlamlı farklılık görülmemiştir. Fen Bilimleri dersinde Web 2.0 araçlarının kullanması öğrencilerinin tutum ve motivasyonları üzerinde cinsiyet değişkeni açısından anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır. Nitel verilere bakıldığında ise Web 2.0 araçları ile geliştirilen etkinliklerin Fen Bilimleri dersinde kullanılması, öğrencilerin derse yönelik tutum ve motivasyonları başta olmak üzere ilgi, dikkat ve başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunluğu Web 2.0 uygulamalarının derslerde kullanılması konusunda olumlu görüş bildirmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular dikkate alındığında, Web 2.0 araçları farklı üniteler üzerine de entegre edilerek Fen Bilimleri dersine yönelik dijital uygulamalı içeriklerin öğrenci seviyesine uygun olarak hazırlanması ve öğrencilerin internet ortamında kalma süreleri göz önünde bulundurularak öğrencilerin bu süreci daha verimli kullanması için Web 2.0 uygulamalarının ders ile bütünleştirilmesi ayrıca benzer çalışmalarda farklı ölçekler kullanılarak araştırmanın tekrar yapılması önerilmektedir.

Bilim teknolojisiDemotivasyonDuyuşsal tutum+2
Pelin Eren
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin STEM alanlarına yönelik kariyer ilgileri ile sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik öz yeterliklerinin incelenmesi

Günümüzde teknoloji ve bilimde yaşanan gelişmeler doğrultusunda geleceğin önem kazanan iş kolları değişmektedir. Bu değişimler doğrultusunda teknoloji ve bilim alanında geri kalmamak için incelenmesi gereken en önemli nokta gelecek nesillerin teknoloji ve bilim alanındaki mesleklere uygun olarak nasıl yetiştirileceği ve bu alanlara yönelik meslek tercihlerinin ne yönde olacağıdır. Bu nedenle akademik eğitimin temelini oluşturan ilkokul seviyesindeki öğrencilerin STEM alanlarına yönelik kariyer ilgilerine etki eden değişkenlerin belirlenmesi ve sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik öz yeterliklerinin belirlenmesi kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırma ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin STEM alanlarına yönelik kariyer ilgileri ile sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik öz yeterlikleri üzerinde farklı değişkenlerin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın sınırlandırılmış evrenini Antalya İl'inde yer alan devlet ilkokullarında görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri ve bu ilkokullarda öğrenim görmekte olan 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Antalya İli Muratpaşa İlçesi'nde yer alan ilkokullarda görev yapmakta olan 94 sınıf öğretmeni ve öğrenim görmekte olan 453 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verilerini toplamak için Yerdelen, Kahraman ve Taş (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "STEM Kariyer İlgi Ölçeği" ve Özdemir, Yaman ve Akar Vural (2018) tarafından geliştirilen "STEM Uygulamaları Öğretmen Öz yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan veriler ile yapılan analizler sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Buradan hareketle verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t-Testi (Independent Sample t-Test), Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve gruplararası anlamlı farkın hangi gruba yönelik olduğunu bulmak için Scheffe Testi kullanılmıştır. Araştırma sonunda öğrencilerin STEM alanlarına yönelik kariyer ilgilerinin cinsiyet, aile gelir durumu, anne-baba eğitim düzeyi ve bilgisayar sahibi olma değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik öz yeterliklerinin cinsiyet ve kıdem yılları değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bu durumun yanı sıra daha önce STEM eğitimi almış olma değişkenine göre STEM eğitimi alan öğretmenler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir.

FeTeMMSınıf öğretmenliğiİlkokul öğrencileri+1
Gökçe Ulu
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3. ve 4. sınıf fen bilimleri ders kitaplarının çoklu zeka kuramı açısından incelenmesi

Bu çalışmada ilkokul 3. ve 4. sınıf Fen Bilimleri ders kitapları Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı ile ortaya koyduğu zeka alanları göz önüne alınarak incelenmiş, ders kitaplarında hangi zeka alanına ne düzeyde yer verildiğini belirlemek amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında okullarda okutulan ilkokul 3. ve 4. sınıf Fen Bilimleri ders kitapları Gardner'ın çoklu zeka kuramı doğrultusunda incelenmiştir. Yapılan incelemede nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veriler toplanırken Gardner'ın belirlediği zeka alanları ve bu zeka alanlarına sahip kapasiteler göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma başlangıcında öncelikle konu ile ilgili kaynaklar taranarak her bir zeka alanına yönelik birer beceri listesi oluşturulmuştur. Ardından ders kitaplarındaki konu anlatımı, etkinlik ve değerlendirme kısımları incelenerek ilgili kısımlarda çoklu zeka alanlarına ne sıklıkla yer verildiğini belirlemek amacıyla kontrol listeleri hazırlanmıştır. Her bir ünitenin konu başlıkları, etkinlikleri ve değerlendirme bölümleri, oluşturulan beceri listelerine göre değerlendirilmiş ve ulaşılan sonuçlar çizelgeye kaydedilmiştir. Çizelgede yer alan veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiş, veriler üzerinden ders kitaplarında Gardner'ın çoklu zeka kuramında yer alan bilişsel boyuta sahip zeka alanlarının (sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, sosyal-kişilerarası, bedensel-kinestetik, müzikal-ritmik ve doğacı) ne sıklıkla yer aldığına dair çıkarımlarda bulunulmuştur. Araştırma sonunda her iki ders kitabı için de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. İki ders kitabında da en çok yer verilen zeka alanları görsel-uzamsal, mantıksal-matematiksel ve sözel-dilsel zekadır. Bu üç zeka alanı, çoklu zeka ile ilişkili toplam tespit edilen davranışların yaklaşık üçte ikisinde yer almaktadır. Kitaplarda müzikal-ritmik, sosyal-kişilerarası, doğacı ve bedensel-kinestetik zeka alanlarına ise daha az yer verilmiştir. Farklı ders kitaplarını, farklı araştırma yöntemlerini ve farklı zeka kuramlarını konu edinerek yapılacak benzer araştırmaların alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Çoklu zeka
Ercan Gün
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu eğitimde 5. sınıfta ortaokul öğrencisi olma uygulamasının değerlendirilmesi

Eğitim süreci insanın, hayatı anlamlandırmasına, farklı bakış açıları kazanmasına ve kendini keşfetmesine yardımcı olmaktadır. Gelişim ve yeniliklere açık olmak ve bunların beraberinde getirdiği değişime uyum sağlamak eğitimle gerçekleştirilebilmektedir. Türkiye'de 2012-2013 eğitim-öğretim yılından başlayarak 12 yıllık zorunlu eğitim modeline geçilmiştir. Bu model kapsamında öğrencilerin kademelere ayrılması ve bu şekilde öğrenim görmeleri desteklenmiştir. Bilindiği gibi değişen zamana göre eğitim sistemi modellerinde bir takım değişikliklere gidilmektedir. Yeni modelle birlikte ilkokul öğrencileri 4 yıllık bir eğitimden sonra ortaokula başlamaktadırlar. Daha önceki yıllarda 5. sınıfı okuyan bir öğrenci hala ilkokul öğrencisiyken, bu uygulama ile ortaokul öğrencisi olmaktadır. Yeni getirilen değişiklikler olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi olumsuz sonuçları da içerisinde barındırabilmektedir. Eğitim modeli değişirken bu süreçlerde öğrencilerin bilgi düzeyleri, gelişimleri, akademik başarıları, tutum ve davranışları, ilgi ve yetenekleri değerlendirilerek uygulanan sistem hakkında bir değerlendirme yapılmalıdır. Eğitim sistemiyle doğrudan iç içe olan paydaşların değişen eğitim sistemi modelleri ile ilgili görüşlerinin alınması, sistemdeki işleyiş ile ilgili önemli dönütler sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de değişen zorunlu eğitim modeliyle beraber 5. sınıf öğrencilerinin ortaokul öğrencisi olma durumunu ve ortaokulda neler yaşadıklarını farklı bakış açılarıyla ortaya koyabilmektir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması yolu izlenmiştir. Çalışma grubu belirlenirken, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Veriler toplanırken çalışma grubunda yer alan okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrencilerle yüz yüze görüşmeler sağlanmış, onların izinleri dahilinde ses kaydı ile toplanan veriler daha sonra bilgisayar ortamında yazıya geçirilmiştir. Elde edilen verilerin çözümlemesinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulguların güvenirliğini artırmak için katılımcı görüşlerinden alıntılara yer verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, okul yöneticileri ve öğretmenler 5. sınıf öğrencilerinin ortaokul kademesinde öğrenim görmelerini uygun bulmamaktadırlar ve ortaokul için yeterli hazırbulunuşluklarının olmadığı görüşündedirler. Okul yöneticileri ve öğretmenler 5. sınıf öğrencilerinin sosyal ilişkilerde sıkıntılar yaşadıklarını, ders sayısının artması ile birlikte akademik başarılarının düştüğünü, derse odaklanma ve ders içeriğini anlama noktasında güçlük çektiklerini, ilkokul düzeyinde davranışlar sergilediklerini ifade etmişlerdir. Velilerin hepsi, çocuklarının 5. sınıfa geçiş aşamasında endişe duyduklarını vurgulamışlar ve uyum süreçleri hakkında olumsuz görüş bildirmişlerdir. Veliler; arkadaş ortamlarının, öğretmenlerinin ve çocuklarının davranışlarının nasıl olacağı, çocuklarının başarılı olup olamayacağı, öğretmenleriyle anlaşıp anlaşamayacakları, ödev ve görevlerini başarı ile yapıp yapamayacakları konularında edişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Öğrencilerin çoğunluğunun 5. sınıfı ilkokul yerine ortaokulda okumayı uygun buldukları ve bu şekilde daha mutlu oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

4+4+4 eğitim sistemiHazırbulunuşlukOkul olgunluğu+3
Zeynep Bülbül
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitime ilişkin mitler: Sınıf öğretmenlerinin öğrencileriyle ilgili beklentilerini etkileyen inanışlarının belirlenmesi

Eğitime ilişkin süregelen inanışlar, önyargılar, kalıplaşmış düşünceler ve varsayımlar eğitime ilişkin ortak mitlerin olabileceği düşüncesini akıllara getirmektedir. Bu düşünceden hareketle, mit kavramının eğitim sisteminde kendine yer bulması olasıdır. Öğretmenlerin sahip olduğu inanışlar, öğrenciye ilişkin beklentiler geliştirmelerinde etkili olabilmektedir. Öğretmenlerin geliştirdikleri beklentilere ilişkin çalışmaların ilkokul kademesinde yapılmasının önem arz ettiği düşünülmektedir. Çünkü öğrenciler sınıf öğretmenleri ile eğitim hayatlarının başında karşılaşmakta ve onlarla diğer alan öğretmenlerine kıyasla daha uzun süre vakit geçirmektedirler. Bu araştırmayla; öğretmen inanışlarının ve beklentilerini etkileyen mitleri ortaya çıkararak, doğru olduğu varsayılan inanışlara ilişkin farkındalık kazandırmak ve bu inanışlardan uzaklaşılması konusunda çözüm önerisi sunabilmek amaçlanmıştır. Araştırmada nitel yöntem ve fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Nevşehir ilinin Derinkuyu ilçesinde farklı sosyoekonomik düzeylerdeki okullarda görev yapan yirmi iki sınıf öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenmiştir. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama araçlarından biri olan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Görüşmeler sonucu elde edilen veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda, sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları mitler cinsiyet temelli önyargılar, sistemsel çözüm eksikliği, eğitim eşitsizliği ve öğrenci potansiyeline göre değerlendirme şeklinde gruplanmıştır. Öğretmen inanışlarına etki eden mitlerin en aza indirilmesi için yapılan bu araştırmanın kapsamının genişletilerek yeniden yapılması, eğitim mitleriyle ilgili mesleki paylaşım olanaklarının arttırılması ve eğitim mitlerine ilişkin farkındalık kazandırmak amaçlı konuyla ilgili yayınlara erişimin sağlanması önerilmiştir.

Tülin Sakcalı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yüz yüze ve uzaktan eğitimle mezun sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları 'gerçeklik şok'ları ve çözüm önerileri

ÖZET Bu çalışma; sınıf öğretmenlerinin mesleğe başladıkları ilk yıl ortaya çıkan gerçeklik şokunu tanımlamak, uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimden kaynaklanan gerçeklik şokunun nedenlerini ortaya koyarak, sınıf öğretmenlerinin üniversitedeki öğretim sürecinin gerçeklik şokunu azaltmak için neler yapabileceğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda; Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde bulunan uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimle mezun, 18 öğretmen ile görüşülmüştür. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle seçilmiştir. Araştırmanın verileri, nitel veri toplama araçlarından biri olan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Görüşmeler sonucu elde edilen veriler nitel analiz türlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Analiz sonucunda, uzaktan ve yüz yüze eğitimle mezun olan öğretmenlerin meslek hayatında benzer sorunlar yaşadığını ancak bu sorunlarla başa çıkma düzeylerinin farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Her iki grup da sınıf yönetimi, öğrenci iletişimi ve fiziksel imkân eksiklikleri konularında güçlükler yaşamış, ancak uzaktan eğitimle mezun olan öğretmenler bu alanlarda daha fazla zorlanmıştır. Yüz yüze eğitimle mezun olan öğretmenler ise uygulamalı derslerden edindikleri deneyimlerle bu zorlukların üstesinden daha etkili şekilde gelebilmiştir. Yaşanan gerçeklik sonuçlarını en aza indirgemek adına, daha fazla uygulamalı derslere yer vererek teorik yoğunluğun azaltılması önerileri yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Gerçeklik Şoku, Uzaktan Eğitim, Yüz Yüze Eğitim

Hayriye İşgören
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Roman ilkokul öğrencilerinin okula aidiyet duygularının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Konya ilinde öğrenim gören Roman ilkokul öğrencilerinin okula aidiyet duygularının incelenmesidir. Araştırmanın katılımcıları 121 Roman öğrenci ve 44 veliden oluşmaktadır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden yakınsak karma deseni tercih edilmiştir. Bu desende nicel ve nitel veriler eş zamanda toplanmaktadır. Önce nicel veriler analiz edilerek betimlenmekte, daha sonra da nitel veriler analiz edilerek yorumlanmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda; Roman öğrencilere Selçuk ve Güner'in (1999) Ait Olma Duygusu Ölçeği uygulanmıştır. Nitel kısmında ise nitel araştırma desenlerinden Durum Çalışması Deseni kullanılmıştır. Nitel boyutta, uzman görüşleri alınarak hazırlanan 10 adet açık-uçlu soru Roman velilere yöneltilmiştir. Velilerden alınan cevaplar analiz edilerek nicel bulgularla beraber değerlendirilmiştir. Araştırmanın nicel bulgularından Roman ilkokul öğrencilerinin okula aidiyet duygularının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kız öğrencilerin okula aidiyet düzeylerinin erkek öğrencilere kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel bulgularında ise bazı Roman velilerin okulda yaşadıkları deneyimler sonucunda uzman görüşü alınarak okul memnuniyeti, Roman yoksulluğu, okul devamsızlığı ve terki, sosyal damgalanma, sosyal dışlanma ile sosyal içerme ve kaynaşma olmak üzere altı adet tema oluşturulmuştur. Bu temalardan bazı Roman velilerin dışlanma ve damgalanma deneyimleri yaşamalarına rağmen çocuklarının okula aidiyet duygularının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin velilere karşı olumlu yaklaşımları öğrencilerin okula aidiyet duygularını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kapsayıcı eğitim içeriğine Roman öğrencilerin de alınması, öğretmenlere bu konuda seminerler verilmesi, uygulanan öğretim programlarının Roman öğrenciler dikkate alınarak hazırlanması, Roman yoksulluğu probleminin çözülmesi, Roman öğrencileri okula kazandırmak amacıyla etkili projeler yapılmasının yanı sıra araştırmacılara da ortaokul ve lise düzeyinde Roman öğrencilerin okula aidiyet duygularının incelenmesi yönünde öneriler sunulmuştur.

Aidiyet duygusuFırsat eşitliğiKonya+5
Ethem Gürhan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bilgiler dersinde finansal okuryazarlığın geliştirilmesinde drama yönteminin kullanılması: Bir eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı 4. sınıf Sosyal Bilgiler dersi öğretim programında yer alan finansal okuryazarlık becerisinin geliştirilmesine yönelik eylem planları hazırlayıp öğrencilerin finansal okuryazarlık becerisinin gelişimini sağlamasına yardımcı olmaktır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminde Konya ilinin Altınekin ilçesinde bulunan bir devlet okulunun 4. sınıfında öğrenim gören 20 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmacı eylem araştırması kapsamı nedeniyle öğrencileri yakından tanımak için 2021-2022 eğitim öğretim yılının birinci döneminde sınıf içi gözlemlerde bulunmuş ve sınıf öğretmeni ile öğrenciler hakkında bilgi almak için görüşmeler gerçekleştirmiştir. Araştırmanın problem cümlesi: "Öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersi öğretim programında yer alan finansal okuryazarlık becerisinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan eylem planlarının (drama yönteminin) öğrencilerin finansal okuryazarlık becerisi edinimlerine katkısı nasıldır?" şeklinde belirlenmiştir ve üç alt problem dâhilinde veriler toplanmıştır. Araştırmada ilk olarak öğrencilerin mevcut durumlarını belirlemek için akademik başarı testi uygulanmıştır. Daha sonra araştırmacı tarafından beş eylem planı tasarlanmıştır. Drama yöntemi içeren ders planları şeklinde hazırlanan eylem planları çalışma grubuna 28 Şubat-3 Haziran 2022 tarihleri arasında Sosyal Bilgiler ders saatleri süresinde uygulanmıştır. Bu süreçte video kayıtları, araştırmacı ve öğretmen günlüğü, geçerlik komitesi toplantı incelemeleri, çalışma yaprakları, öğrenci ürünleri ile veriler elde edilmiştir. Verilerin toplanması ve analizi eylem araştırmasının doğası gereği eş zamanlı gerçekleştirilmiştir. Uygulama kısmı bittikten sonra öğrencilere akademik başarı testi tekrar uygulanmıştır ve bağımlı örneklemler t-Testi sonucuna göre finansal okuryazarlık becerisinin gelişiminde drama yönteminin etkisi üzerinde çalışma grubu öğrencilerinin puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler neticesinde öğrenciler drama uygulamaları ile başarı sağladıklarını belirtmişlerdir. Bu çalışma ile finansal okuryazarlık becerisinin gelişimi için ilkokul öğrencileri ile yapılan drama uygulamaları içeren eylem araştırmasının alanyazındaki boşluğa önemli katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır.

DramaEylem araştırmasıFinansal eğitim+6
Aydan Şimşek
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin kapsayıcı eğitim açısından incelenmesi

Bu çalışma ilkokulda yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimini kapsayıcı eğitim açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Konya ili Karatay ilçesinde bir devlet okulunda sınıfında yabancı uyruklu öğrenci bulunan 10 sınıf öğretmeni ve 3 PİKTES öğretmeni ile bu okulda eğitim gören 10 yabancı uyruklu öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden olan durum çalışması ile yürütülmüş olup veriler görüşme aracılığıyla toplanmıştır. Görüşmeler katılımcının kendini rahat hissettiği ortamlarda sohbet havasında gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış aynı zamanda ses kayıt cihazı ile veriler desteklenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için kodlar oluşturularak veriler kodlar altında toplanmıştır. Kodlar altında toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında yabancı uyruklu öğrencilere ikinci dil olarak Türkçe öğretimi için eğitim hayatının başında sistemli bir uygulama olmadığı, öğrencilerin sınıflarda Türkçeye maruz kalarak öğrendiği ve okul çapınca öğrenciler ve velilerde Türkçe dil sorunu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan gözlemlerde öğrencilerin çoğunun okuduğunu anlama gerektiren durumlarda zorlandığı, öğretmenlerin hiçbir öğrenciyi seçmeden sürece dâhil etmeye çalıştığı gözlenmiştir. Ulaşılan sonuçlar değerlendirildiğinde ikinci dil olarak Türkçe öğretiminin iki şekilde yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. PİKTES projesinin olduğu okullarda ayrı bir sınıf oluşturulmaktadır ve bu durumun kapsayıcı eğitime uygun değildir. Bununla beraber projenin olmadığı okullarda ise sınıfta öğretmen ve akran etkileşimi ile öğrendikleri yabancı uyruklu öğrencilerin fazla olduğu sınıflara bir yardımcı öğretmen verilerek öğretmenlerin sınıf içinde her öğrencinin aktif katılımını sağlaması hususunda destek verilebilir. Aynı zamanda dil bilmeyen çocukların PİKTES projesi kapsamında ayrı sınıflara alınmasındansa çocukların aşamalı bir şekilde ders saatleri dışında destek eğitime alınması şeklinde bir program geliştirilebilir. Bunların dışında en eğitimin en önemli unsurlarından olan aile faktörünün süreçte daha aktif bulunabilmesi için velilere yönelik dil eğitimleri veya kurs sınıfları açılarak ulaşılmak istenen amaçlara daha kalıcı ve hızlı bir şekilde ulaşılabilir.

Kapsayıcı eğitimTürkçeTürkçe öğretimi+5
Esra Ovalı
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel oyun temelli dil gelişim programının ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı"nın ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni okul öncesi dönem çocuklarının ikinci dil (Türkçe) edinimi, bu değişkene etkisi araştırılan bağımsız değişkeni ise Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı oluşturmaktadır. Araştırmada ön-test/son-test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okullar bünyesinde okul öncesi eğitimi alan ve ana dili Türkçe olmayan okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme tekniğiyle seçilerek Mardin ili Dargeçit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı iki köy okulunda okul öncesi eğitimi alan 22'si deneme grubunda, 22'si kontrol grubunda olmak üzere 44 adet çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" ve çocukların alıcı dil yaşlarını ölçebilmek amacıyla "Peabody Resim Kelime Testi" kullanılmıştır. Uygulama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" deney grubundaki 22 çocuğa 10 hafta boyunca haftada dört gün 30 dakika olarak toplamda 20 saat uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise sadece Okul Öncesi Eğitim Programı'na uygun hazırlanan etkinlikler uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu ile toplanan çocuk ve ebeveynlerle ilgili veriler frekans ve yüzde değerleri kullanılarak sunulmuştur. Peabody Resim Kelime Testi ile elde edilen veriler SPPS paket programıyla analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olduğu durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Bağımsız Gruplar için t-Testi, grup içi ön test-son test karşılaştırmalarında Eşleşmiş Örneklemler t-Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının parametrik testler için yeterli sayıda olmadığı durumlarda, ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U Testi, alt boyutlar arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Bütün analiz sonuçları için anlamlılık düzeyi p < .05 olarak belirlenmiştir. Veriler analiz edildiğinde "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" uygulanmadan önce deneme grubu çocuklarının ve kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı belirlenmiştir. Deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları ile kontrol grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmadığı tespit edilmiştir. Hem Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocukların dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma hem de Okul Öncesi Eğitim Programı'na ilave bir eğitim uygulanmayan kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma saptanmıştır. Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı uygulanan deneme grubu çocuklarının dil becerileri son-test puan ortalamalarında okul öncesi eğitimi alma durumu, cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, ailenin ekonomik düzeyi, ebeveynlerin günlük rutinde kitap okuma durumuna göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı ve çocukların dil becerileri son-test puan ortalamaları ile ebeveynlerin çocuklarına kitap okuma sıklığı arasındaki ilişkinin anlamsız olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda deneme grubu çocuklarının ön-test/son-test puan ortalamalarının, kontrol grubu çocuklarının dil becerileri ön-test/son-test puan ortalamalarından yüksek olması "Bilişsel Oyun Temelli Dil Gelişim Programı" ile açıklansa da programın ana dili Türkçe olmayan çocukların ikinci dil (Türkçe) edinimlerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Oyun, İkinci Dil, Ana Dil, Dil Gelişimi, Dil Edinimi

Alıcı dil becerileriDil edinimiEğitsel oyunlar+6
Şuheda Betül Nur Özlevent
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesi

Araştırmanın temel amacı, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik metaforik algılarının incelenmesidir. Araştırmada olgu bilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında yabancı dil eğitimi alan 195 okul öncesi dönem çocuğundan oluşmaktadır. Araştırma verileri yabancı dil eğitimi alan okul öncesi dönem çocuklarına "Yabancı dil … gibidir, çünkü …" metafor anketi uygulanarak toplanmıştır. Okul öncesi dönem çocukları tarafından üretilen metaforlardan 32 tanesi geçersiz bulunmuş, araştırma verilerine geçerli olan 163 metafor dahil edilmiştir. Üretilen geçerli metaforlardan 64 tanesi 4 yaş grubuna, 99 tanesi 5 yaş grubuna aittir. Bu metaforlardan 83'ü erkekler, 80'i kızlar tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada toplam 101 farklı metafor üretildiği belirlenmiştir. Katılımcılar tarafından üretilen metaforlar önce olumlu ve olumsuz olmak üzere 2 ana kategori altında daha sonra 11 farklı kavramsal alt kategori altında incelenmiştir. Bu kavramsal kategoriler; "Dil", "İnsanlar ve Karakterler", "Eylemler", "Ülke", "Bitki ve Hayvan", "Nesne", "Yabancı", "Etkinlik", "Sayılar", "Öğretmen" ve "Şehir" olarak belirlenmiştir. En fazla metafor üretilen kavramsal kategorinin "Dil" kavramı kategorisi olduğu belirlenmiştir. Tüm metaforlar arasında en çok "İngilizce" (f:21) kavramının tercih edildiği tespit edilmiştir. Cinsiyete göre kategori tercihleri incelendiğinde, "dil", "yabancı", "nesne", "sayılar", "bitki ve hayvan" ve "öğretmen" kavramı kategorilerinde kız çocuklarının erkek çocuklardan daha fazla metafor ürettikleri; "insanlar ve karakterler", "ülke", "eylemler", ve "etkinlik" kavramı kategorilerinde erkek çocuklarının kız çocuklarına göre daha fazla metafor ürettikleri belirlenmiştir. "Şehir" kavramı kategorisinde kız ve erkek çocuklarının aynı sayıda metafor ürettikleri tespit edilmiştir. Üretilen metaforlardan toplam 16 tanesi olumsuz gerekçelerle açıklanmıştır. Bunlardan 8 tanesi erkek çocuklar tarafından, 8 tanesi kız çocuklar tarafından üretilmiştir. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, 5 yaş grubu çocuklar metafor geliştirme ve gerekçesini açıklama konusunda 4 yaş grubu çocuklara göre daha başarılı bulunmuştur. Genel olarak bakıldığında, okul öncesi dönem çocuklarının yabancı dile yönelik 147 olumlu, 16 olumsuz metafor ürettikleri belirlenmiştir. Bu durum okul öncesi dönem çocuklarının büyük bir kısmının "yabancı dil" algılarının olumlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Dil gelişimiErken çocuk eğitimiÇocuk-okul öncesi+1
Esra Şahin
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

5E öğrenme modeli destekli dijital çalışma kağıtlarının 4. sınıf öğrencilerinin ölçme duyularına etkisinin incelenmesi

Çalışmanın amacı 4. sınıf ölçme öğrenme alanına ait öğretim aracı olarak kullanılan 5E öğrenme modeli destekli etkileşimli dijital çalışma kağıdının ölçme duyusunun gelişimine etkisini araştırmaktır. Çalışmanın katılımcı grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya ili Beyşehir ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı bir devlet ilkokulunun 4. sınıf düzeyinde iki farklı şubede öğrenim gören 52 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada yer alan alt problemlere uygun olarak nicel araştırma yöntemlerinden kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda bir deney bir kontrol grubu olmak üzere iki grup bulunmaktadır. Çalışmanın uygulama süreci toplamda 4 hafta olmak üzere 21 ders saati boyunca gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 5E öğrenme modeli destekli etkileşimli dijital çalışma kağıtları kullanılırken, kontrol grubunda matematik öğretim programı dahilinde geleneksel yöntemle dersler yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ve güvenirlik katsayısı 0,80 olarak hesaplanan Ölçme Duyusu Testi (ÖDT) kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 26.0 istatistik paket programı kullanılarak betimsel istatistikler, bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi uygulanmıştır. Veri analizi sonucunda, 5E öğrenme modeli destekli etkileşimli çalışma kağıtlarının kullanımının 4. sınıf öğrencilerinin ölçme duyuşlarının gelişiminde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Hem kontrol grubu öğrencilerinin hem de deney grubu öğrencilerinin ölçme duyularında gelişme olduğu görülmüştür. Ancak, deney grubunda yer alan öğrencilerin puan ortalamaları, kontrol grubunda yer alan öğrencilerin puan ortalamaları ile kıyaslandığında, deney grubunda yer alan öğrencilerin puan ortalamalarındaki artışın daha fazla olduğu görülmektedir. Sonuç olarak 5E öğrenme modeli destekli etkileşimli dijital çalışma kağıtlarının kullanıldığı deney grubunun puan ortalamaları, geleneksel yöntemle mevcut matematik öğretimi programı kapsamında derslerini işleyen kontrol grubuna göre daha yüksek olması istatistiksel olarak anlamlıdır.

5E ModeliEtkileşimli öğretim teknikleriMatematik eğitimi+5
Mehmet Yapıcı
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2. sınıf öğrencilerinin uzamsal görselleştirme becerileri üzerine test geliştirme çalışması

Bu çalışma ile 2. sınıf öğrencilerinin, uzamsal görselleştirme becerilerini ölçen geçerli ve güvenilir bir test geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma tarama yöntemi ile yürütülmüş olup test geliştirme basamaklarına uygun olarak geliştirilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bazı illerde 2. sınıfta öğrenim gören 396 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında uzamsal görselleştirme becerisini üç alt boyutta (zihinsel bütünleme, zihinsel döndürme ve kâğıt katlama) ölçen 12 sorudan oluşan bir test geliştirilmiştir. Hazırlanmış olan 12 maddelik Uzamsal Görselleştirme Testi'nin 296 öğrenciye pilot uygulaması yapılmıştır. Pilot uygulama ile elde edilen bulgulara göre maddelerin genellikle orta ve zor seviyede olduğu, ayırt edicilik bakımından ise çok iyi olduğu görülmüştür. Faktör analizinden sonra 10 maddeye düşürülen nihai teste ait KR-20 iç tutarlılık katsayısı 0.63 olarak hesaplanmıştır. Testin ortalama güçlük indeksi 0.35 iken ortalama ayırt edicilik indeksi 0.48 olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda uzamsal görselleştirme konusunda 2. sınıf öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir test elde edilmiştir. Ayrıca, 2. Sınıf öğrencilerinin uzamsal görselleştirmelerinin düşük düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kağıt katlamaMatematik eğitimiMatematik öğretimi+6
Sevgi Demirel
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde fen bilimleri dersindeki etkinliklere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı uzaktan eğitim sürecinde fen bilimleri dersindeki etkinliklere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerini incelemektir. Bu amaçla araştırma Konya ve Şırnak illerindeki özel ve devlet okullarında görev yapan uzaktan eğitimde fen bilimleri dersine giren 100 sınıf öğretmeniyle yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Verilerin toplanması için 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre uzaktan eğitim süreci hem öğretmenler için hem de öğrenciler için zorlu geçmiştir. Araştırmada, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersindeki birçok etkinliği, deneyi, laboratuvar çalışmalarını, yüz yüze eğitimde kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerini ve materyalleri kullanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Uzaktan eğitimde alt yapı ve teknik sorunların görüldüğü, internet bağlantısında sorunların yaşandığı, tüm öğrencilerin canlı derse katılamadığı, öğretmen ve öğrenciler arasında iletişim problemlerinin yaşandığı da çok sık yaşanan sorunlar olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenler, uzaktan eğitimin avantajı olarak dijital ortamda sunulan materyaller ve aileyle daha çok vakit geçirme olarak ifade etmişlerdir. Ancak uzaktan eğitimin yüz yüze eğitime göre çok yetersiz kaldığı öğretmenler tarafından belirtilmiştir. Araştırmada salgın sürecinden sonra uzaktan eğitime katılamayan öğrenciler için telafi kurslarının açılması, öğretmenlerin teknoloji okur-yazarı olması için eğitimlerin verilmesi ve sanal laboratuvar platformunun kurulması önerilmiştir. Farklı örneklem grupları ve farklı araştırma modelleri kullanılarak araştırmanın genişletilebileceği düşünülmektedir.

COVID 19Eğitim etkinliğiFen bilgisi dersi+7
Meryem Koç
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öykü temelli hazırlanan bütünleştirilmiş sosyal-duygusal eğitim programının okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerileri ve prososyal davranışlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada; öykü temelli hazırlanan bütünleştirilmiş sosyal-duygusal eğitim programının okul öncesi çocuklarının öz düzenleme becerileri ve prososyal davranışlarına etkisi incelenmiştir. Deneme modelindeki araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya il merkezinde bir devlet okuluna bağlı anasınıfında öğrenim gören 5-6 yaş grubundaki 36 çocuktan oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; çocukların öz düzenleme becerilerini ölçmek için Bayındır ve Ural (2016) tarafından geliştirilen "Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği"; prososyal davranışlarını ölçmek için Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Bağcı ve Öztürk Samur (2016) tarafından yapılan "Çocuk Prososyallik Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma grubu 18 i deneme, 18 i kontrol olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Her iki gruba da ön test olarak "Öz Düzenleme Becerileri Testi" ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği" uygulanmıştır. Deneme grubundaki çocuklara 10 hafta boyunca haftada 4 gün 60 dakika süren "Öykü Temelli Bütünleştirilmiş Sosyal-duygusal Eğitim Programı" uygulanmıştır. Bu süreçte kontrol grubu ise MEB okul öncesi eğitim programı çerçevesinde eğitime devam etmiştir. Eğitim programının bitiminin ardından deneme ve kontrol gruplarına son test olarak"Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği" ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği" tekrar uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 27.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veri analizinde Mann Witney U Testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi işlemleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları ile deneme ve kontrol grubundaki çocukların öz düzenleme becerileri ve prososyal davranış becerileri ön test ve son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında; deneme grubundaki çocukların ölçek puanlarındaki artışın kontrol grubu çocuklarına göre daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Deneme grubundaki çocukların son test puan ortalamalarındaki artışının kontrol grubu çocuklarına göre daha yüksek olması deneme grubundaki çocukların okul öncesi eğitim programına ek olarak "Öykü Temelli Bütünleştirilmiş Sosyal-duygusal Eğitim Programı" ile eğitim almış olmalarıyla açıklanabilir. Deneme ve kontrol grubundaki çocukların "Öz Düzenleme Becerileri " ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği" ön test-son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında deneme grubundaki çocukların puan ortalamalarının kontrol grubu çocuklarına göre artışının fazla olduğu görülmüştür. Kontrol grubunun ön test-son test puan ortalamalarındaki artış anlamlı görülmüştür. Bu durum uygulanan MEB okul öncesi eğitim programının öz düzenleme becerileri ve prososyal davranışlarına etkisini de ortaya çıkarmıştır. Deneme grubu çocuklarına dört hafta sonra yapılan kalıcılık testinde anlamlı bir fark ortaya çıkmadığı ve bu neticede, uygulanan programın okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerileri ve prososyal davranışlarını artırmada kalıcı olduğu söylenebilir. Araştırma sonucunda, uygulanan Öykü Temelli Bütünleştirilmiş Sosyal-duygusal Eğitim programının okul öncesi çocuklarının öz düzenleme becerileri ve prososyal davranış becerilerini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öz Düzenleme, Prososyal Davranış, Sosyal-duygusal Gelişim

Eğitim programlarıOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+7
Deniz Tosun
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin olumlu toplumsal cinsiyet rollerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Toplumlar, cinsiyet merkezli olarak bireylerden belli başlı rolleri benimsemelerini ve bu roller doğrultusunda davranmalarını beklemektedir. Bu roller bireylerin bulunduğu toplumun gelenek, inanç ve kültürüne göre değişim göstermektedir. Ayrıca, bu roller zamanla kalıp yargılara dönüşerek ve kadın-erkek arasında sosyal olarak sorunlar yaratarak eşitsizlik kavramını da beraberinde getirmektedir. Bu noktada olumlu toplumsal cinsiyet rolleri ediniminin bireylerin yaşamındaki önemi ortaya çıkmaktadır. Bireylerin toplumsal cinsiyet rolleri ediniminde ise aile ilk sırada yer alsa da eğitimin de önemli bir katkısı vardır. Özellikle küçük yaşlardan itibaren uygulamalı etkinlikler önem taşımaktadır. Bu kapsamda gerçekleştirilen bu eylem araştırmasında, uygulamalı öğretim etkinlikleri aracılığıyla ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinde olumlu toplumsal cinsiyet rollerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle mevcut durum tespit edilmiş ve sekiz hafta süresince toplam yedi öğretim etkinliği uygulanmıştır. Araştırma, 2021-2022 öğretim yılında Konya ili Çumra ilçesinde bulunan bir kamu ilkokulunda dördüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören sekiz kız ve beş erkek olmak üzere toplam 13 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri katılımcı gözlem, anket, öğrenci günlükleri ve öğrenci ürünleri gibi veri toplama teknikleriyle elde edilmiş ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularında katılımcıların toplumsal cinsiyet kavramıyla daha önce karşılaşmadıkları ve belli başlı toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına sahip oldukları görülmüştür. Mevcut duruma yönelik uygulanan öğretim etkinliklerinin ardından öğrencilerin toplumsal cinsiyet kavramını eşitlikçi yönde açıklamaya çalıştıkları gözlenmiştir. Öğrencilerin gelenekçi bir anlayışla sahip oldukları kalıp yargıların yerine olumlu toplumsal cinsiyet rollerini benimsedikleri tespit edilmiştir. Bu araştırma, küresel anlamda önem arz eden olumlu toplumsal cinsiyet rollerinin ediniminde eğitim ortamının ve uygulamalı öğretim etkinliklerinin önemine dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler: İlkokul dördüncü sınıf öğrencileri, olumlu toplumsal cinsiyet rolleri, eylem araştırması

CinsiyetCinsiyet rolleriEylem araştırması+4
Hülya Ölmez
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KOVID-19 pandemi döneminin sınıf öğretmeni yetiştirme sürecine yansımalarının akademisyenler ve sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerine göre incelenmesi

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona salgını karĢısında ülkeler öncelikle sağlık anlamında önlemler alarak vatandaĢlarını bu hastalıktan korumaya çalıĢırken, eğitim ve ekonomi de bu süreçte en çok etkilenen sektörlerin baĢında gelmektedir. Pandemi sürecinde bütün ülkeler çeĢitli önlemlerle, eğitim, sağlık ekonomik vb. faaliyetlerin aksamaması için yeni tedbirler ve uygulamalara baĢvurmuĢtur. Bu süreçte eğitim alanında tüm eğitim kademelerinde uzaktan eğitime geçilmiĢtir. Zaman zaman uzaktan eğitimle gerçekleĢtirilen programlar olsa da topyekün tüm eğitim kademelerinde uygulanması ile Türkiye'de bir ilk gerçekleĢmiĢtir. Uzaktan eğitim uygulaması ilk olması nedeniyle zaman zaman problemler yaĢansa da, pandemi sürecinde eğitim alanında ortaya çıkabilecek eğitim açığının giderilmesinde önemli bir boĢluğu doldurduğu söylenebilir. Yapılan bu çalıĢmada pandemi sürecinin sınıf öğretmeni adaylarına etkilerini ortaya koyması yönünden bu alanda yeni yeni oluĢmaya baĢlayan literatüre katkı sağlayacağı düĢünülmüĢtür. Bu kapsamda Konya ili Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet KeleĢoğlu Eğitim Fakültesinde eğitim alan sınıf öğretmen adayları ve eğitim veren akademisyenlerden çalıĢma grubu oluĢturularak nitel araĢtırma yapılmıĢtır. Bu doğrultuda yapılan araĢtırma neticesinde; sınıf öğretmeni adaylarının pandemi sürecinde aldığı uzakta eğitimin niteliği ve teknoloji kullanımı ve yeterliliğine yönelik görüĢleri incelendiğinde derslerin genel anlamda verimli geçtiği ve teknolojik materyallerin kullanım ve eriĢilebilirliğinde olumlu görüĢlerin olumsuz görüĢlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Ayrıca Materyal kullanımı ve yeterlilik açısından olumsuz görüĢlerin olumlu görüĢlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiĢtir. Sınıf öğretmeni adaylarının pandemi sürecinde aldığı uzakta eğitimin niteliğine yönelik akademisyenlerin görüĢleri incelendiğinde olumlu ve olumsuz görüĢleri birbirine yakın olduğu belirlenmiĢtir. Ancak yapılan değerlendirmeler incelendiğinde her ne kadar baĢlangıç sürecinde belirli eksiklikler yaĢansa da uzaktan eğitim sürecine yönelik eksiklikler zamanla giderilerek daha baĢarılı hale getirilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Uzaktan Eğitim, Akademisyenler, Öğretmen Adayları

Aday öğretmenlerAkademisyenlerCOVID 19+5
Yasemin Baysal
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf kaynaştırma öğrencisi otizmli bir çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi

Kaynaştırma eğitimi, özel ihtiyaçlı bireylerin toplum tarafından kabul görmelerini hedefleyip, bunun hayat boyu ilerlemesini sağlayan eğitimdir. Her birey birbirinden ayrı olarak, bireysel farklılıklarla dünyaya gelir. Tüm bireyler eşit eğitim görmelidir. Kaynaştırma eğitimi gören özel ihtiyaçlı bireylerde, tipik gelişim gösteren çocukların sınıfında eğitim görme hakkına sahiptir. Bu araştırmada, ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuğun sınıf ortamına uyum sürecinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleri desenlerinden biri olan eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Konya İlinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir ilkokulda araştırmacının sınıfında kaynaştırma eğitimi gören otizmli bir öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama araçları olarak, yarı yapılandırılmış görüşme formu, günlükler ve kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocuk ve diğer tipik gelişim gösteren çocuklarla yapılan etkinlik kayıtları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel veri analizi yaklaşımlarından içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ilkokulda kaynaştırma eğitimi gören otizmli çocukların normal sınıf ortamına uyum sürecinde sınıf öğretmeninin rolünün çok büyük olduğu, sınıf öğretmeni derslerde bu tür çocukların bireysel farlılıklarını göz önüne alarak sınıfına kaynaştıracak etkinliklere yer vermesinin önemi görülmüştür. Bu aşamada otizmli çocuğun sınıf öğretmeniyle olan etkileşiminin de çok önemli olduğu ortaya çıkmıştır.

Kaynaştırma eğitimiOtistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğu+4
Canan Güneş Akgül
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürleri

Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürlerinin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya'da görev yapan ve MEB bünyesinde çalışan sınıf öğretmenleri ile Selçuk ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dallarında 1.2.3. ve 4. sınıfta öğrenim gören sınıf öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel ve nitel boyutlar aynı anda incelenmiş birbirlerinden bağımsız olarak analiz edilmiştir. Araştırmada karma yöntemin yakınsayan paralel deseni kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından dijital okuma kültürü ve dijital yazma kültürü anketi geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik özelliklerini belirlemeye yönelik (cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi, öğretim yapılan sınıf düzeyi/eğitim görülen sınıf düzeyi) sorular yer almaktadır. Anketin ikinci bölümünde katılımcıların dijital okuma ve dijital yazmaya ilişkin kültürlerini ortaya çıkarmayı amaçlayan; evet/hayır, çoktan seçmeli ve açık uçlu soru türünden oluşan sorular bulunmaktadır. Üçüncü bölüm dijital okuma ile ilgili katılımcıların inanç, düşünce ve tutumlarını ortaya çıkarmayı amaçlayan 31 maddelik likert ölçeğine dayalı anket sorularından, dördüncü bölüm ise katılımcıların dijital yazmaya ilişkin inanç, düşünce ve tutumlarını ortaya çıkarmayı amaçlayan ve 29 maddeden oluşan likert ölçeğine dayalı anket sorularından oluşmaktadır. Madde yanıtlama alanında 5'li puanlama anahtarı kullanılmıştır. Anket maddelerine verilen yanıtlar "Hiç Katılmıyorum (5), Az Katılıyorum (4), Kısmen Katılıyorum (3), Katılıyorum (2), Kesinlikle Katılıyorum (1)" ifadelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın nicel boyutuna 400 öğretmen ve 150 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanması sürecinde ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler için her biri üç bölümden oluşan iki adet yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Birinci bölüm katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemeye yöneliktir. İkinci bölümünde katılımcıların dijital okumaya ilişkin görüşlerini ortaya koymayı amaçlayan 6 soru, üçüncü bölümünde ise dijital yazmaya ilişkin görüşleri ortaya koymayı amaçlayan 7 soru yer almaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları hazırlandıktan sonra dil ve kapsam geçerliğini ölçmek amacıyla iki alan uzmanının görüşüne sunulmuştur. Bu doğrultuda görüşme formundan iki adet soru çıkarılarak görüşme formlarına son hali verilmiş ve uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Görüşmeler 20 öğretmen ve 20 öğretmen adayı ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında görüşme formlarının incelenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde ise öncelikle anketlerdeki maddelerin her biri için katılma düzeylerine yönelik frekans ve yüzde değerlerine yer verilmiştir. Öğretmen adaylarının dijital okuma ve dijital yazma kültürleri hakkındaki görüşleri ile cinsiyetleri ve sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı Ki-Kare (χ2) bağımsızlık testi ile incelenmiştir. Benzer şekilde, öğretmenlerin cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi ve öğretim yaptıkları sınıf düzeyi ile dijital okuma ve dijital yazma kültürleri hakkındaki görüşleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı yine χ2 bağımsızlık testi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen ve öğretmen adaylarının çoğunluğunun dijital cihazlar aracılığı ile okuma yaptığı, bunu yapmalarının en çok tercih edilen nedeninin bilgiye kolay erişim sağlaması olduğu, dijital ortamda en çok akıllı telefon kullandıkları, okuma yapılan içerik ve ortamın sosyal medya olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Dijital metinleri okumayı tercih edenlerin, yanlarında basılı materyal taşımaya gerek olmadan, bilgiye hızlı, pratik, detaylı ve tek tıkla ulaşabilme nedeniyle bu okuma ürünü tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca katılımcıların çoğunluğunun dijital yazma türünü tercih ettikleri dijital yazma yaparken dizüstü bilgisayar ve akıllı telefon kullandıkları, dijital yazmayı kolay, eğlenceli, pratik ve vazgeçilmez buldukları bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dijital okuma, dijital yazma, sınıf öğretmeni, sınıf öğretmeni adayı.

Aday öğretmenlerDijital okuryazarlıkSınıf öğretmenleri+1
Hayrünnisa Savaş
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Bu çalışmada, çocuklar için felsefe pedagojisi doğrultusunda uygulanan öğretim etkinliklerinin ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin eleştirel, yaratıcı, özenli ve işbirlikli düşünme becerilerine katkısı incelenmiştir. Çalışma, nitel araştırma desenlerinden biri olan katılımcı eylem araştırması deseninde yürütülmüştür. Çalışma, 2022-2023 öğretim yılı bahar döneminde Konya ili Karatay ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulundaki 12 üçüncü sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, çocuklar için felsefe pedagojisine uygun olarak araştırmacı tarafından hazırlanan toplam 10 eylem planı uygulanmıştır. Çalışmanın verileri, kamera kayıtları, araştırmacı ve rehber öğretmen tarafından gerçekleştirilen gözlemler, araştırmacı ve rehber öğretmen tarafından tutulan yansıtıcı günlükler ve her öğretim etkinliği sonrasında öğrencilerle gerçekleştirilen yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve betimsel olarak analiz edilmiştir. Bulgulara göre, öğrencilerin dört temel düşünme becerisinde de gelişme gösterdiği ve bazı istenmeyen davranışlarında da iyileşmeler olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin çocuklar için felsefe etkinliklerine yönelik olumlu duygular geliştirdiği ve bu etkinliklerden keyif aldığı anlaşılmıştır.

DüşünmeDüşünme becerileriEleştirel düşünce+5
Osman Kiraz
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk çocuklarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumları

Sosyobilimsel konular yaşadığı toplumdan beslenen ve toplumu da besleyen, üretmesini, tartışmasını yaşadığı çağı diğer çağlardan ayırt edecek yenilikler oluşturmasını sağlayan konulardır. Her yaştan insanı etkilemesi ve farklı düşüncelere açık olması, hayatımızı etkileyen konuları içinde barındırması sosyobilimsel konuları diğer konulardan ayırt eden özelliklerindendir. Fakat yapılan ulusal ve uluslararası alanyazın çalışmalarında sosyobilimsel konulara yönelik çalışmaların öğretmen adayları üzerinde çalışıldığı sıkça rastlanmıştır. İlkokul düzeyinde öğrenim gören öğrenciler üzerinde yapılan çalışmaların az olması bu çalışmanın belirleyici bir diğer etkeni olmuştur. Bu çalışmada Türk çocuklarının sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Tutumların belirlenmesinde etkili olabilecek; öğrencilerin sınıf düzeyleri, cinsiyetleri, okul türü, cinsiyetleri, anne- baba eğitim durumları, fen bilimlerine olan ilgileri ve grup içi çalışmalara katılımları alt problemler olarak belirlenip amacına uygun veri toplanıp analizleri yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırma Konya ilinin Meram ve Karatay ilçelerine bağlı özel ve devlet ilkokullarında öğrenim gören 3. ve 4. Sınıflarda öğrenim gören 336 öğrenciden oluşmuştur. Veri toplama süreci 2022-2023 eğitim- öğretim yılının ilk yarısında gerçekleşmiştir. Bu süreçte öğrencilere "Kişisel Bilgi Formları" ve "Çocukların Sosyobilimsel Konulara Yönelik Tutumları Ölçeği'' uygulanarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi ile tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizleri sonucunda öğrencilerin cinsiyetleri, sınıf düzeyleri, öğrencilerin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarında anlamlı farklılıklar oluşturmadığı görülmüştür. Ancak öğrencilerin öğrenim gördükleri okul türünün, anne ve baba eğitim durumlarındaki farklılıklarının öğrencilerin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarında belirleyici bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin fen bilimlerine olan ilgisi, bu amaca uygun hazırlanan konulara yönelik sınıf içi tartışmalara katılımları öğrencilerin sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarında anlamlı etki ettiği görülmüştür. Elde edilen sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve alanyazına katkı sağlayacak öneriler sunulmuştur.

Sosyobilimsel konularTutum ölçekleriTutumlar+3
Serem Acar
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yansıtıcı düşünme becerisi ile ilgili yapılan lisansüstü tezlerin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada yansıtıcı düşünme becerisi üzerine 2017-2022 yılları arasında 5 yıllık süreçte yapılmış lisansüstü tezler incelenmiştir. Konuyla ilgili yapılan tezlerin farklı açılardan durumunu ortaya koymak amaçlanmıştır.Araştırma kapsamına alınan tezler; yıllar, üniversiteler, lisansüstü düzeyler, enstitüler, araştırmacının cinsiyeti, araştırma türleri, ana bilim dalı, örneklem oluşturma modeli, örneklem grubu, araştırma yöntemleri, konu, amaç, sonuç ve öneri gibi açılardan incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma modellerinden olan doküman incelemesi modeli kullanılmıştır. Araştırma için kullanılacak tezler YÖKTEZ üzerinden tarama yapılarak elde edilmiştir. Tarama sonucunda 166 adet teze ulaşılmıştır. Bu tezlerden internet ortamında erişimine açık olmasına izin verilmeyen, dili Türkçe olmayan ve problemin konusuna uygun olmayanlar elenerek, araştırmaya 122 tez dâhil edilmiştir. Bu tezlerden 90 tanesi yüksek lisans, 32 tanesinin doktora tezi olduğu görülmüştür. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak tema ve kategorilere ayrılıp, tablolaştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre en fazla tezin 2019 yılında yapıldığı ve çalışmaların çoğunun yüksek lisans türünde olduğu görülmüştür. İncelenen tezlerde araştırmacıların çoğunlukla kadın olduğu tespit edilmiştir. En çok çalışma yapılan üniversiteler, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi olmuştur. Çalışmaların en çok Eğitim Bilimleri Enstitüsü'nde yapıldığı ortaya çıkmıştır. En çok nicel araştırma yöntemleri ve bu yöntemlerden deneysel yöntem ve ilişkisel tarama modeli en çok tercih edilenlerden olmuştur. Örneklem oluşturmada basit tesadüfi örneklem modeli kullanılmış,çalışma grubu olarak ortaokul öğrencileri seçilmiştir. İncelenen tezlerde konu dağılımına bakıldığında bir uygulamanın, programın, yöntemin yansıtıcı düşünmeye etkisine ilişkin araştırmalar ön plana çıkmıştır. Araştırmalarda en çok öğretim stratejilerinin, etkinliklerinin, uygulamalarının yansıtıcı düşünme üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Sonuç tablosuna baktığımızda kullanılan öğretim stratejilerinin, etkinliklerin, uygulamaların akademik başarıya, motivasyona, yansıtıcı düşünme becerisine olumlu yönde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır

Züleyha Canlı
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Scamper tekniği temelli yaşam becerileri eğitim programının 60-72 aylar arasındaki çocukların davranışlarına ve yaşam becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, Scamper tekniği temelli yaşam becerileri eğitim programının 60-72 aylar arası çocukların davranışlarına ve yaşam becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Konya il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi bağımsız anaokulları ile resmi anasınıflarına devam eden 60-72 aylar arası ve basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 deney grubu 20 kontrol grubu çocuk oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgilerin yer aldığı soruları içeren "Kişisel Bilgiler formu", çocukların yaşam becerileri düzeylerini belirlemek amacıyla "Okul Öncesi Dönem Yaşam Becerileri Ölçeği", çocukların davranışlarını değerlendirmek amacıyla "Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma kapsamında yaşam becerileri ve scamper tekniği ile ilgili literatür incelenerek 60-72 aylar arası çocuklar için kazanımı ve uygulanması uygun olan yaşam becerileri ve scamper tekniği uygulamaları belirlenmiştir. Belirlenen yaşam becerileri, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Eğitimi Programı'nda yer alan kazanım ve göstergeler temel alınıp, scamper tekniği ile bütünleştirilerek Scamper Tekniği Temelli Yaşam Becerileri Eğitim Programı hazırlanmıştır. Hazırlanan eğitim programı uzman görüşüne sunulmuş ve uzmanların dönütleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Çocukların yaşam becerilerini geliştirmeyi amaçlayan Scamper Tekniği Temelli Yaşam Becerileri Eğitim Programı 24 etkinlikten oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından uygulanan etkinliklerin tamamı sınıf içerisinde gerçekleştirilmiş ve haftada 2 gün birer etkinlik saati olacak şekilde 12 hafta boyunca uygulanmıştır. Uygulanacak etkinliğe göre araştırmacı tarafından sınıf ortamı düzenlenmiş ve hazırlıklar yapılmıştır. Etkinliklerin ardından çocukların istekleri doğrultusunda bazı etkinlikler tekrarlanmış ve çocukların etkinlikler ile ilgili duygu ve düşüncelerini belirtmeleri için gereken zaman verilmiştir. Çalışma sonucunda, deney ve kontrol grubuna uygulanan ön test sonuçları gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığını göstermiştir. Scamper tekniği temelli yaşam becerileri eğitim programı uygulanan deneme grubunun Okul Öncesi Dönem Yaşam Becerileri Ölçeği alt boyutları sosyal yaşam, sorumluluk, cinsiyet farkındalığı, karar verme, hayatta kalma, öz bakım son test puanları ön test puanlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylar arası kontrol grubunun yaşam becerileri ve davranış düzeylerini belirlemek amacıyla uygulanan Okul Öncesi Dönem Yaşam Becerileri Ölçeği alt boyutları sosyal yaşam, cinsiyet farkındalığı, karar verme alt boyutları son test puanları ön test puanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 60-72 aylar arasındaki çocukların yaşam becerilerini ölçek amacıyla uygulanan Okul Öncesi Dönem Yaşam Becerileri Ölçek alt boyutları puanlarına göre sosyal yaşam, sorumluluk, öz farkındalık, cinsiyet farkındalığı, karar verme, hayatta kalma ve öz bakım izleme puanları son test puanlarına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: scamper, yaşam becerileri, çocuk, okul öncesi eğitim.

Selma İnan
Necmettin Erbakan University · Institute of Educational Sciences
2023
00