Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Discipline

Department of Primary Education

Burdur Mehmet Akif Ersoy University

1,251

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara yönelik fen eğitimi faaliyetlerine ilişkin öğretmenlerin görüş ve önerileri

Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara fen eğitimine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaçla öğretmenlerin uyguladıkları öğretimsel uygulamalar ve bu konuda alınan görüşler değerlendirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yönteminde tasarlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitim alan OSB' li çocuklarla aktif çalışan lisansı Okul Öncesi Öğretmenliği olup Özel Eğitim Uzman Öğretici Sertifikasına sahip öğretmenler ile gerçekleştirilmiştir. Buna göre 18 öğretmen araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Öğretmenlerin çoğunluğu kendilerini OSB' li bireylere fen eğitimi verme konusunda yeterli görmediklerini, OSB' li bireyler için farklı öğrenme ortamları oluşturmak gerektiğini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda sınıflardaki materyal eksikliği ile öğretmenlerin fen eğitimi vermede güçlük çektikleri, eğitim planlarında fen eğitimine daha az yer verilmesi fen eğitiminde başarısız sonuçlara neden olduğu bulgularını ortaya çıkarmıştır. Katılımcı öğretmenler, OSB' li çocuklara fen eğitimi verebilmek, onları aktif, üretici bireyler olarak topluma kazandırabilmek için öğretmenlerin bilgi ve deneyimin yanında çok fazla emek ve zaman harcanması gerektiği önerilerinde bulunmuşlardır. Elde edilen bulgular, OSB'li çocukların öğretmen görüşlerine odaklanan nitel araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve ileri/gelecek araştırma önerilerinde bulunulmuştur.

Fen bilgisi eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Ceylan Ergül
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi

Araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada çalışma grubunu Fırat Üniversitesinde 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde öğrenim görmekte olan Sınıf Öğretmenliği 1., 2., 3. ve 4. sınıflarından 10'ar kişi olmak üzere toplamda 40 öğretmen adayı oluşturmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının tercih edildiği bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılar amaçsal örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmanın daha verimli olması düşüncesiyle belirlenen ölçütler ise araştırmaya katılan öğretmen adaylarının, uzaktan eğitim sistemiyle verilen ders içerik ve uygulamalarının en az %50'sini tamamlamış olmaları ve araştırmaya gönüllü olarak katılmalarıdır. Bu çalışmada araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmeler aracılığı ile veriler toplanmıştır. İçerik analizi ile aday öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda toplanan veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adayları senkron derslerin, aktif katılım imkânı, etkileşim olanağı, düzenli ders takibi gerçekleştirme fırsatı verdiğini ancak derslerde öğretim elemanının farklı yöntem ve teknik kullanmaması, derslerde öğrenci aktifliğinin yeterli derecede sağlanmaması senkron derslerin sıkıcı olmasına ve yüz yüze eğitim kadar etkili olmamasına sebebiyet verdiğini ifade etmişlerdir. Asenkron derslerin tekrar tekrar ve istenilen zamanda izlenebildiğini ve canlı dersleri telafi ettiğini ancak farklı yöntem ve teknik kullanılmadığını belirten katılımcılar bu derslerin sıkıcı ve verimsiz olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğu içeriklerin yeterli, derslerde kullanılan kaynakların açıklayıcı ve ders kaynaklarının bilgi verme durumunun yeterli olduğunu belirtmiştir. Öğretmen adayları ödevleri öğrenci gelişimine katkıda bulunduğunu ve verimli olduğunu ancak ödev yükünün fazla olduğunu, sınavların ödevlerden daha adil olduğunu ancak soru havuzunun adil olmadığını ve sınavların kopya çekmeye yatkın olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının yarısının öğretim elemanlarıyla kurulan iletişimden memnun olduğu yarısının ise memnun olmadığı ancak neredeyse tamamının sınıf arkadaşlarıyla kurdukları iletişimden memnun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğunun sistemsel ve teknik sorun yaşadığını belirtmiş ve sorunların temel kaynağının internet sorunu olduğu anlaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun motivasyonunda uzaktan eğitim sürecinde bir düşüş olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerSanal eğitimSınıf öğretmenleri+3
Hilal Kartal Çakır
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin ebeveynlerinin çocuklarını teknoloji kullanımlarına yönelik arabuluculuk faaliyetlerinin incelenmesi ve görüşlerinin alınmasıdır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yönteminden olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu seçilirken amaçsal örnekleme yapılarak ölçüt belirlenmiştir. Buna göre Şanlıurfa ilinin Harran ilçesinde bulunan Harran İlkokulu 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden pandemi döneminde canlı derse katılan 5 öğrenci ebeveyni ve katılmayan 5 öğrenci ebeveyni seçilmiştir. Ebeveynlerin görüşleri alınarak çocukların kullanmasına izin verdikleri teknolojik cihazlar, teknolojik cihazların avantajları, teknolojik cihazların dezavantajaları, çocukların maruz kaldıkları/maruz kalma ihtimali olan çevrimiçi riskler ve bu riskler karşısında ebeveynlerin uyguladıkları arabuluculuk yöntemleri hakkında veri toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre çocukların en fazla tablet ve cep telefonu kullandığı tespit edilmiştir. Ebeveynler teknolojinin en önemli avantajının bilgiye kolay erişim olduğunu ifade ederken, en önemli dezavantajının ise çocukların maruz kaldıkları uygunsuz ve şiddet içeren içerikler olduğunu söylemiştir. Ebeveynler çocuklarının uygunsuz içerik, iletişim ve ticari risklerin yanı sıra aşırı kullanıma bağlı çeşitli risklere de maruz kaldığını/kalabileceğini ifade etmiştir. Bu riskler karşısında ebeveynlerin en sık kullandıkları arabuluculuk stratejilerinin ise erişim engeli koyma, çocuklarla konuşma ve süre sınırı koyma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ebeveynlerin çocukların teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarını örnekleme ve genelleme açısından referans noktası oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi risk, ebeveyn, internet, baş etme stratejileri

ArabuluculukEbeveynlerPandemiler+4
Betül Gedik
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi

Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde kullanılan oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi incelenmiştir. Araştırmada durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 25 okul öncesi öğrencisi katılım sağlamıştır. Araştırma sürecinde 8 farklı astronomi etkinliği yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak materyal değerlendirme yeterlilik rubriği, saha notları ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırma toplam 8 haftalık bir süreci kapsamaktadır. Araştırma verisi nitel veri analizi yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir. Ayrıca elde edilen nitel verilerin bazıları betimsel istatistik teknikleri kullanılarak anlamlandırılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde erken çocukluk döneminde bulunan öğrencilerin astronomi alanına yönelik kavramları olumlu bir şekilde kavradığı belirlenmiştir. Özellikle bazı materyallerin öğrenciler tarafından hazırlanması kavram gelişiminde oldukça etkili olmuş ve öğrencilerin yoğun bir şekilde soru sormalarına ve konuyu kavramalarına katkı sağlamıştır. Erken çocukluk döneminde gerçekleştirilen oyun temelli etkinliklerin fen eğitiminde ve astronomi eğitiminde daha yoğun olarak kullanılması önerilmektedir.

AstronomiAstronomi eğitimiErken çocuk eğitimi+6
Vildan Demirci
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde verilen çevre eğitiminin öğrenci davranışlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde bulunan çocuklara verilen çevre eğitiminin, çocukların davranışlarına olan etkisi incelemiştir. Çalışmada nitel yaklaşımlardan olan durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmaya uygun örnekleme yöntemi kullanılarak Türkiye'nin Kastamonu ilinde bulunan 3 farklı okuldaki 35 okul öncesi öğrencisi katılmıştır. Araştırma sürecinde 6 farklı çevre etkinliği uygulanmıştır. Etkinliklerin tamamı araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada Kahriman-Öztürk (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çevre Tutum Ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı ve 3 uygulama öğretmeni tarafından gözlem yapılmış ve saha notları tutulmuştur. Araştırma süreci 8 haftalık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Araştırma bulguları nitel veri analizi yöntemleri ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi dönemde bulunan çocukların çevre etkinliklerine yoğun ilgi gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte çevre etkinliklerinin çocukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ışığında okul öncesi dönemde çevre temalı etkinliklerin yoğun olarak kullanılmasının çocukların doğaya ve yaşadıkları çevreye yönelik tutumlarını olumlu yönde değiştirdiği ifade edilebilir. Okul öncesi dönemde gerçekleştirilen çevre etkinliklerinin fen eğitiminde ve çevre eğitiminde daha çok yer bulması önerilmektedir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimÇevre+2
Sümeyye Kübranur Sarıbıyık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu araştırmada okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırmanın modeli deneysel modeldir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bağımsız anaokuluna devam eden 48-60 ay yaş grubu 132 çocuk oluşturmuştur. Bu çalışmada elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamında lisanlı SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken çarpıklık basıklık katsayılarından yararlanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmeleri nedeniyle bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği güvenirliğini test etmek için iç tutarlılık analizi yapılmıştır. Buna istinaden yapılan KR-20 test istatistiği sonucunun 0,798 olarak hesaplandığı görülmüştür. Bu istatistik değerlerinin 0,70'den büyük olması ölçeğin güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilimsel süreç beceri testi geçerlilik güvenilirlik analizlerinden sonra 16 maddenin madde güçlük indekslerinin 0,31 ile 0,71 değerleri arasında ortalama güçlüğünün 0,57 ile orta dereceli, madde ayırt ediciliğinin 0,28 ile 1,00 değerleri arasında ortalama ayırt ediciliğinin 0,56 ile çok iyi olduğu görülmektedir. Araştırmanın bulgularına göre deney grubunun yapılandırılmış fen etkinlikleri uygulamalarından sonra ön test ve son test sonuçlarının başarı oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark oluştuğu elde edilmiştir. Bu duruma göre okul öncesi programında yer alan yapılandırılmış fen etkinliklerinin çocukların temel bilimsel süreç beceri düzeylerine yüksek bir düzeyde olumlu katkısı olduğu söylenebilmektedir Bu bulgulara ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile bilimsel süreç beceri düzeylerine etkisi araştırılan verilere göre elde edilen bulgularda bilimsel süreç beceri düzeyleri farklı değişkenlere göre incelenmiş olunup cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, okul dışı fen eğitimi ve çocukların fen etkinliklerine olan ilgilerinin bilimsel süreç beceri düzeylerine yönelik istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yapılan araştırmada deney grubunun son test başarı puanları ile yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Ay olarak daha büyük olan 54-60 ay aralığında olan çocukların doğru cevap oranının, gözlem ve ölçme beceri düzeylerinin kendilerinden daha küçük olan 48-54 ay aralığındaki çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksektir.

Bilimsel işlem becerisiEğitim etkinliğiFen bilgisi+5
Fatma Nur Demir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modelleri

Araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modellerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda tarama modeli kullanılarak betimsel nitelikte bir çalışma yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6 açık uçlu sorudan oluşan "Gece ve Gündüz Oluşumu Zihinsel Model Belirleme Testi'' ile toplanmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen veriler, "Anlama Yok", "Yanlış Anlama", "Tamamlanmamış Anlama", "Kısmen Bilimsel Anlama" ve "Bilimsel Anlama" kategorilerine göre değerlendirilerek gruplanmıştır. Ulaşılan bulgular değerlendirildiğinde; gece ve gündüzün oluşumuna dair öğrencilerin %23,31 kısmının bilimsel düzeyde anlama seviyesine sahip oldukları görülmektedir. Ancak öğrencilerin büyük çoğunluğunun tam olarak bu durumun nasıl gerçekleştiğini anlayamadıkları tespit edilmiştir. Çok az öğrencinin dışında çoğu öğrenci güneşin hareketlerini algılayabilecek bilgi düzeyine sahip oldukları görülmektedir. Öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunda dünyanın hareketlerini algılamada sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunu çizerek aktaramada eksikliklerinin ve yanlış anlamalarının olduğu görülmektedir. Bu durum öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumu konusunda dünya ve güneşin konumları hakkında kavramsal yanılgılara sahip olduklarını göstermektedir. Bu sonuçlar, öğrencilerin gece ve gündüz oluşumu konusunda görsel anlama düzeylerinde sorunlarının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu duruma göre öğrencilerin dünyanın hareketleri konusunda zihinsel model yapısının çoğunlukla sözel baskın model kodlu zihinsel modele sahip oldukları kalanların ise kısmen uyumsuz model kısmen de bilimsel modele sahip oldukları görülmektedir. Öğrenciler daha çok sözel anlamda dünyanın hareketlerini kavramaktadırlar, görsel anlamda kavramsal algı sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle öğretmenler, gece ve gündüzün oluşumu konusunda öğretim ortamı oluştururken belirli çizimler yaptırmak suretiyle öğrencilerin zihinlerinde oluşan yanılgılar ortadan kaldırabilir. Gözlemevi ve planetaryum gibi okul dışı öğrenme ortamlarına ziyaretler yapılarak öğrencilerin algıları şekillendirilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Fen Eğitimi, Astronomi Eğitimi, Kavram Yanılgıları, Zihinsel Modeller

Fen bilgisiFen bilgisi eğitimiGece-gündüz+7
Suna Baydil
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocukların COVİD-19 pandemisi döneminde uzaktan eğitimlerine yönelik görüşlerin incelenmesi

COVID-19 pandemisi ile birlikte dünyada ve ülkemizde yüz yüze eğitim faaliyetlerine ara verilmiş, uzaktan eğitim faaliyetlerine geçilmiştir. Bu araştırmada, COVID-19 pandemisi döneminde okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların aldıkları uzaktan eğitimlerin ebeveynlerin ve okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocuklar ile çalışan öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini incelemektedir. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 10 okul öncesi öğretmeni ile okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocuğu bulunan 10 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan, uzman görüşleri ile son şeklini alan okul öncesi öğretmenleri ve özel gereksinimli çocukların ebeveynleri için ayrı ayrı hazırlanan 'Uzaktan Eğitim Görüşleri' isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizinin birlikte kullanılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenler ve ebeveynler uzaktan eğitim sistemleri ile özel gereksinimli çocukların eğitim öğretim süreçlerinden kopmadıklarını ifade etmelerine karşın, uzaktan eğitim sistemi ile özel gereksinimli çocukların sosyalleşmelerinin etkilediğini, teknolojik bağımlılıklarına neden olduğunu, gerilemeler gözlemlendiğini, eğitmen farklılığından dolayı sorunlar meydana geldiğini, adaptasyon ve motivasyon sorunlarına neden olduğunu ifade etmektedirler.

COVID 19Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Burak Yazgan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde problem yaşama ve rehberlik ve araştırma merkezlerinden faydalanma durumları

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde problem yaşama ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden faydalanma durumlarını belirlemektir. Araştırmada karma yöntem deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Kastamonu ilinde görevli sınıfında daha önce kaynaştırma öğrencisi olmuş veya halen kaynaştırma öğrencisi olan sınıf öğretmenleri ve Kastamonu Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görevli RAM personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri kaynağı olarak, "Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği" (KEİDTKÖ) kullanılmıştır. Ölçek, 66 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, sınıf öğretmenleri ve RAM personellerinin kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerini almak amacıyla dokuz sınıf öğretmeni ve beş RAM personeli ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin kıdem yılı ve cinsiyet değişkenlerine göre kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenleri kaynaştırma eğitiminde hem öğrenci hem de öğretmenin ilk zamanlarda sorunlar yaşadığını düşünmektedirler. Öğretmenlerin bir kısmı bu sorunların zamanla ortadan kalktığını veya azaldığını ifade ederken bir kısmı ise sorunların devam ettiğini belirtmiştir. Kaynaştırma eğitiminde sorun yaşayan öğretmenler bilgi yetersizliği sebebiyle kendilerini çaresiz hissettiklerini, kendi çabaları ile sorunları çözmeye çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin RAM ile olan ilişkilerinin zayıf olduğu görülmüştür. Az sayıda öğretmen kaynaştırma eğitimine dair RAM'dan destek talep ettiğini belirtmiştir. Öğretmenler RAM'dan daha çok destek görmeyi, okul ziyaretinde bulunmalarını, hizmet içi eğitim ve seminerlerle bilgilendirilmeyi istemektedir. RAM personellerinin çoğunluğu tarafından özel gereksinimli bireyleri tanılama aşamasında hata payı olabileceği ve kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin hali hazırda uygulanan kaynaştırma eğitiminden fayda görme durumunun olması gerekenden uzak olduğu belirtilmiştir. RAM personellerinin kaynaştırma eğitiminin sorunlarına yönelik her okulda özel eğitim öğretmeni olması, destek eğitim odalarının açılması, öğretmen ve RAM personellerinin hizmet içi eğitimlerle desteklemesi gibi önerileri olmuştur. RAM personelleri tarafından az sayıda ve genellikle genç öğretmenlerinin RAM'dan destek talebinde bulunduğu ifade edilmiştir. Öğretmenlerin destek talebine mutlaka karşılık verildiği, destek talebi olmadığı sürece RAM personel azlığı, ulaşım sıkıntısı gibi sebeplerden kaynaklı yeteri kadar okul ziyaretlerinde bulunamadıkları belirtilmiştir.

Kaynaştırma eğitimiProblem yönetimiProblem çözme+5
Cemile Akbıyık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu temel amaç kapsamında sınıf öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde yenilikçi düşünme becerilerine ait görüşleri nitel araştırma yöntemiyle incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomoloji) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinde devlet okullarında görev yapmakta olan ve seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 23 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler iletişim araçları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizi sürecinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sınıf öğretmenlerinin yeniliği en çok değişim ve gelişim olarak, yenilikçi düşünmeyi ise farklı bakış açısı geliştirme ve yeniliğe açıklık olarak tanımladıkları; yenilikçi düşünme becerilerini çoğunlukla yaratıcılık, teknolojik beceriler şeklinde ifade ettikleri; yenilikçi bir bireyin değişime ve yeniliğe açık, yaratıcı ve araştırmacı özelliklerine sahip olması gerektiği; kendilerini yenilikçi kategorilerden en fazla yenilikçi, sorgulayıcı ve gelenekçi olarak değerlendirdikleri; mesleki kıdemlerine göre yenilikçi düşünme becerilerindeki değişimi genellikle olumlu yönde değerlendirdikleri; öğrenme-öğretme süreçlerinde yenilikçi düşünme becerilerini en fazla teknolojik ortamlarda, tamamlayıcı etkinliklerde ve web 2 araçlarında kullandıkları; yenilikçi düşünme becerilerini en fazla geliştiren etkinliklerin ise drama, oyun, sosyal etkinlik ve iletişim olduğu; yenilikçi düşünme becerilerini kullanırken karşılaştıkları problemlerin en fazla teknolojik altyapı yetersizliği ile sosyo-ekonomik/kültürel farklılıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Covid-19 pandemisi sürecinde ise sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine çoğunlukla yeniliklerin kaçınılmaz olması, uzaktan eğitime geçilmesi, teknolojinin zorunlu kullanımı ve yaratıcı düşünmenin önem kazanması nedenleriyle gereksinim duydukları; bu süreçte özellikle teknolojik, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin daha ön plâna çıktığı; yine bu becerilerden en çok teknolojik ve yaratıcılık becerisine Matematik, Türkçe ve Görsel Sanatlar derslerinde gereksinim duydukları tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda farklı çalışma grubu ve araştırma yöntemleri aracılığıyla yenilikçi düşünme becerilerinin önemini vurgulayan araştırmaların yürütülmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Covid-19 pandemisi, Yenilikçi düşünme becerileri, Sınıf öğretmeni, Nitel araştırma

COVID 19PandemilerSınıf öğretmenleri+3
Fatma Kalo
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleştirilmiş ve tematik program alanında yapılan çalışmalara yönelik bir içerik analizi çalışması

Araştırmada bütünleştirilmiş program ve tematik program alanında Türkiye'de yürütülmüş olan tez ve makalelerin eğilimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizinin kullanıldığı çalışmada Google Akademik ve YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanlarında "Tematik", "Tematik program", "Tematik program yaklaşımı", "Thematic program/curriculum", "Bütünleştirilmiş", "Bütünleştirilmiş program", "Bütünleştirilmiş Program Yaklaşımı", "Integrated program/curriculum" anahtar kelimeleri taratılarak 2000 ve 2021 yılları arasında yayınlamış 130 çalışmaya ulaşılmıştır. Ulaşılan çalışmalar, araştırmanın kapsamı ve içeriğine uygunluğu bakımından incelenerek elenmiş ve araştırma toplam 90 çalışma ile yürütülmüştür. Elde edilen çalışmalar Excel programına "Tematik program ve bütünleştirilmiş programın tanımları, yayın yılı, yayın türü, çalışmalarda kullanılan dil, yayımlandığı üniversiteler, tezlerin yayımlanan enstitüler, yayımlanan anabilim dalları, araştırma deseni, deneysel desende yapılan çalışmaların deneysel desen türü, çalışmaların yöntemi, veri toplama araçları, veri çözümleme teknikleri, örneklem/çalışma grubu, örneklem büyüklüğü, konu, çalışmaların yapıldığı ders konu alanı sayısı, çalışmaların sonuçları, çalışmada yer alan öneriler" değişkenleri bakımından sınıflandırılıp her bir değişkene kod atanarak incelenmiştir. Araştırma da elde edilen sonuçlara göre bütünleşik program tanımına baktığımızda en fazla %44,68 oran ile "Farklı ders/disiplinlerin bütünleştirilmesi", tematik program tanımına baktığımızda ise en fazla %66,67 oran ile "Dersleri bütünleştirme" olarak görülmüştür. Bütünleştirilmiş ve tematik program alanında en fazla 2016 yılında çalışma yapıldığı, en fazla yayınlanan türün ise %55,55 oranı ile makale olduğu görülmüştür. Çalışmaların %90'ı Türkçe yayınlanmıştır. İncelen tez çalışmalarının en fazla %10 oranında Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinde yayınlandığı görülmüştür. Çalışmaların %52,5'i Eğitim Bilimleri Enstitüsünde ve %35'i İlköğretim Anabilim Dalında yapılmıştır. Çalışmaların %58,88'i deneysel çalışmadır. Deneysel çalışmaların ise %81,13'ü öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen türündedir. Çalışmaların %25,44'ü karma yöntem ile %20'si nitel yöntem ile %7,77'si ise nicel yöntemle yapılmıştır. Veri toplama araçlarında ise en fazla %47,77 oran ile diğer başlık adı altında toplanan problem senaryoları, ses kayıtları, ikilem durumları formu gibi çeşitli ölçme araçları yer alırken ikinci sırada %36,66'lık oran ile görüşme yer almıştır. Veri çözümleme tekniklerinde en fazla %14,76'lık oran ile t-testi kullanılmıştır. Çalışmaların en fazla %69,23 oranla ilkokul öğrencileriyle yapıldığı ve örneklem büyüklüğünün en fazla %50,68 oranıyla 0-50 aralığında yapıldığı görülmüştür. Çalışmaların konularına göre dağılımlarında ise en fazla çalışmanın %78,88 oran ile bütünleştirilmiş program alanında en az ise %5,55 oranı ile tematik program alanında yapıldığı görülmüştür. Çalışmaların ders konu alanlarına göre en fazla bir ders/konu alanı ile bütünleştirilen çalışmaların %47,56 oranında oldu, çalışmaların sonuçlarına göre ise en fazla %73,33 ile olumlu sonuçlandığı görülmüştür. Çalışmalar önerilere göre sınıflandırıldığında ise en fazla önerinin %16,66 oranı ile "Farklı ders/tema ve becerilere etkisi incelenebilir." olduğu görülmektedir. Uygulamaların geliştirilmesine yönelik olarak sunulan öneriler ise "Tematik program ve bütünleştirilmiş program alanında daha fazla çalışma yapılabilir" ve "Akademik çalışma sayısı artırılarak literatüre katkı sağlanabilir." olarak belirtilmiştir.

Bütünleşik eğitim programıDers programlarıOkuldan İşe Geçiş Becerileri Geliştirme Programı+6
Nihal Çoban
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin çoklu temsillere yönelik görüşleri ve çoklu temsil kullanımları

Çoklu temsiller genellikle aynı bilginin birden fazla yolla (sözel ve matematiksel) temsil şeklinde ifade edilmesi olarak bilinir. Matematik öğretiminde ve öğreniminde çoklu temsilleri kullanma yeteneği, öğrencilerin matematik problemini çözmelerine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı; çoklu temsillerin nasıl algılandığını sınıf öğretmenlerinin görüşlerine ve örnek uygulamalarına göre ortaya koymaktır. Nitel araştırma yöntemine göre tasarlanan araştırmaya 2019-2020 eğitim öğretim yılında Elazığ ilinde görev yapan 22 sınıf öğretmeni katılmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşleri doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak öğretmenlerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler üzerinde içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin genel olarak farklı temsil türlerini sıklıkla kullandıkları belirlenmiştir. Kullanılan çoklu temsillerin derslere göre farklılık gösterdiği görülmüştür. Öğretmenlerin ders anlatımlarında özellikle soyut kavramları anlatmada farklı materyaller resim, şekil, grafik ve sesli materyaller kullanarak dersleri anlaşılır ve zevkli hale getirmeye çalıştıkları sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin çoklu temsilin birçok çeşidini derslerinde kullandıkları ve teknolojik araçları sıklıkla kullandıkları görülmüştür. Öğretmenler çoklu temsil kullanımının yararlı olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmenlerin en fazla matematik dersinde çoklu temsili kullandıkları fakat ders kitaplarında çoklu temsillere yeteri kadar yer verilmediği görüşüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğretmenlerin çoklu temsilleri soyut kavramları somutlaştırması, dersi keyifli hale getirmesi, farklı öğrenme yöntemleri içermesi, zamandan tasarruf sağlaması, öğrencilerin anlama seviyelerine göre konuları anlamlandırması, konuyu basitleştirmesi ve sadeleştirmesinden dolayı kullandıkları sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Matematik, çoklu temsil kullanımı, problem çözme, öğretmen görüşleri 2022, 92 Sayfa

Sınıf öğretmenleriÇoklu temsilÖğretmen görüşleri+1
Mehmet Çağlar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul Türkçe ders kitabında bulunan hikâye edici metinlerin incelenmesi

Bu araştırma, ilkokul Türkçe ders kitabında bulunan hikâye edici metin türleri hakkında incelemelerden oluşmuştur. Çalışmamızda öncelikle konu hakkında daha önce yapılmış araştırmalar incelenmiştir. Nitel desende doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilen araştırma, betimsel yapıdadır. Araştırmamızda ders kitapları derinlemesine incelenerek 2019 Türkçe Öğretim Programına uygun hazırlanıp hazırlanmadığı araştırılmıştır. Ayrıca ilkokul ders kitaplarındaki tüm metinler türlerine göre ayrılmıştır. Hikâye edici metin türleri kendi içinde çeşitleri incelenmiş ve oransal dağılımları çıkartılmıştır. Metinlerde gizlenmiş olan değerler çıkartılıp, hangi metin türlerinde değerlere daha çok yer verildiği araştırılmıştır. Öğretim programında belirlenen kök değerlerin hangi oranda, ne kadar sayıda kullanıldığı belirlenmiştir. Metin türlerindeki dağılıma ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Değer aktarımında, dengenin sağlanıp sağlanmadığı araştırılmıştır. Metin türlerindeki dağılımın, öğretim programına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Değerlerin aktarımında, dağılımında orantısızlık görülmüştür. Bazı değerlerin az ya da hiç kullanılmadığı belirlenmiştir. Metin türleri ve değer aktarımında hikâye edici metinler, kitap genelinde daha ağırlıklı olmasına rağmen, öğretim programına tam olarak uygun yazılmadığı bir gerçektir. Ayrıca hikâye edici metin türünde çeşitlilik sağlanamadığı, bazı türlerin ise hiç kullanılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenden ötürü kitaplarda zengin bir içerik oluşması engellenmiştir. Zorunlu temaların tüm sınıf kademesinde kullanıldığı, seçmeli temaların ise değiştirildiği görülmüştür. Temalar ve kitap genelinde, metin türlerinde orantısızlık mevcuttur. Metinlerin seçiminde sıklıkla geçmiş yıllardaki metinlerin kullanıldığı, güncelliğin göz ardı edildiği, seçimlerin orantısız olduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretim programı, Türkçe ders kitabı, metin, tür, tema, değer

Ders kitaplarıHikaye edici metinKitaplar+5
Ahmet Sağlıyan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda yabancı dil öğretiminde yaşanan sorunlara ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda İngilizce dersinde yaşanan sorunlara ilişkin sınıf ve İngilizce branş öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veriler, 58 maddeden oluşan anket formu hazırlanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2016–2017 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesindeki ilkokullarda görev yapan sınıf ve İngilizce branş öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 176 sınıf ve 25 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 201 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen verileri çözümlemede SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde (%), frekans, aritmetik ortalamadan faydalanılmıştır. Ayrıca demografik verilere dayalı görüşler arası anlamlı farkın olup olmadığını tespit için ise bağımsız gruplar t testi ve varyans analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin İngilizce eğitiminde % 19,4'ü kendilerini yeterli, % 44,3'ü kısmen yeterli, ve % 36,3'ü ise kendilerini yeterli görmemektedirler. Ayrıca sınıf öğretmenleri birleştirilmiş sınıflarda işlenen İngilizce dersinde hedeflenen kazanımlara ulaşmada, zorluk çekmekte ve zaman problemi yaşanmaktadırlar. Araştırmanın sonuçlarına göre, İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, öğrencilerin sınıf içerisinde birbirleriyle İngilizce konuşma etkinlikleri yapacakları ortamları daha fazla sunmaktadır. Yine İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde, öğrencilerle iletişimi İngilizce olarak daha çok sağlamaktadırlar. Ayrıca sınıf öğretmenleri, İngilizce öğretmenlerine göre ilkokul sınıflarındaki İngilizce dersinde konuları yetiştirme konusunda daha fazla zaman problemi yaşamaktadırlar. İngilizce öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre, ilkokul İngilizce dersi müfredatının, öğrencilerin yabancı dil gelişimleri açısından onların yaş seviyelerine daha uygun olduğunu ve İngilizce müfredatında yer alan İngilizce ders saatlerinin arttırılması gerektiğini düşünmektedirler. Araştırmaya katılan kadın öğretmenler, erkek öğretmenlere göre, birleştirilmiş sınıflardaki İngilizce derslerinde öğrencilerin eksik olduğu temel derslerin (Türkçe, matematik) öğretimini daha çok işlemektedirler. İlkokullarda İngilizce öğretiminde karşılaşılan sorunlar, yabancı dil öğretiminde kullanılan temel dil öğretim alanlarının (Okuma, yazma, dinleme, konuşma) dikkate alındığı ayrı ayrı araştırmalar yapılabilir. İngilizce dersinin ilkokul birinci sınıflarda yer alıp almamasına yönelik öğrenci, öğretmen, idareci, akademisyen ve veli gibi birçok paydaşın örnekleme dahil edilmesi ile geniş çaplı bir durum çalışması da yapılabilir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, İngilizce Öğretimi, Sınıf Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni, Yabancı Dil Öğretimi.

Branş öğretmenleriSınıf öğretmenleriYabancı dil öğretimi+5
Oğuzhan Toker
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin hayat bilgisi dersine yönelik tutumlarıyla demokratik tutumları arasındaki ilişki

Araştırmada, İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarıyla demokratik tutumlarının incelenmesi ve aralarındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmaktadır. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin demografik değişkenlere göre Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ve demokratik tutumlarının incelenmesinde betimsel tarama yöntemi kullanılmaktadır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında ilkokul 3. sınıfa geçen Elazığ ili Merkez ilçe sınırları içerisinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı merkez ilkokuldaki 6663 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim- öğretim yılının birinci dönemi içerisinde 13 okulda öğrenim gören toplam 826 ilkokul 3. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada Zayimoğlu Öztürk ve Coşkun (2015) tarafından geliştirilen "Hayat Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve Erbil ve Kocabaş (2017) tarafından geliştirilen "Demokratik Tutum Ölçeği" kullanılmaktadır. Araştırma, öğrencilere tek oturumda uygulanmıştır. Her sınıfta uygulama ortalama 40 dakika sürmüştür. Elde edilen verilerin analizinde Kolmogorov - Smirnov (K-S) testi, ortalama (x), standart sapma (ss), frekans, yüzde dağılımları, Mann Whitney U-testi, Kruskal Wallis H-Testi, Spearman Brown sıra farkları korelasyon katsayısı kullanılmaktadır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre; cinsiyet değişkenine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarında, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Cinsiyet değişkenine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumlarında anlamlı farklılaşma olmadığı saptanmaktadır. Anne eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Anne eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı farklılık tespit edilmektedir, [χ2 (4) = 9.929, p<0.05]. Baba eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ve olumlu tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Hayat Bilgisi dersine yönelik olumsuz tutumlarında anlamlı farklılık tespit edilmektedir, [χ2 (4) = 13.535, p<0.05]. Baba eğitim durumuna göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı fark olmadığı saptanmaktadır. Kardeş sayısına göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumlarında, olumlu ve olumsuz tutumlarında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Kardeş sayısına göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin, demokratik tutumları arasında anlamlı farklılık olmadığı saptanmaktadır. İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik tutumları ile demokratik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.346, p<.01). Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutumları ile demokratik tutumları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.325, p<.01). Hayat Bilgisi dersine yönelik olumsuz tutumları ile demokratik tutumları arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmektedir, (r=0.225, p<.01). Ortalama ve standart sapma değerlerine göre ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin; Hayat Bilgisi dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu ve demokratik tutum düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Demokratik tutum, Hayat bilgisi dersine yönelik tutum, İlkokul

Demokratik tutumHayat bilgisi dersiTutumlar+2
Bahar Tiryaki
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık çocukların okula erken başlamasının değerlendirilmesi

İlkokul eğitimi, doğum öncesi dönemden başlayan ve insan hayatının tamamını kapsayan eğitimin önemli bir parçasıdır. İlkokul eğitimi 2012 yılındaki uygulamayla 4+4+4 şeklinde kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Bu sistem gereği 60 ayını tamamlayan çocuklar ilkokul birinci sınıfa başlayabilirler. Çocukların bu yaşlarda ilkokula başlamasının akademik başarılarını ne yönde etkilediği merak konusudur. Eğitsel hedeflerin gerçekleştirilmesi şeklinde ifade edilebilecek olan akademik başarıyı çocuğun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı çocuğun okula erken yaşta başlamasının akademik başarısını ne yönde etkilediğini ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma grubu olarak Kahramanmaraş ili Afşin ilçesindeki 5 ilkokuldan 2012 yılında birinci sınıfa başlayıp 2016 yılında mezun olan 364 tane dördüncü sınıf öğrencisi belirlenmiştir. Veriler İl Milli Eğitim Müdürlüğünden izin alınarak e-okul sistemi üzerinden elde edilmiştir. Nicel bir araştırma olan bu çalışmadaki içerik SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ilkokula 60-66 aylık başlayan çocukların, 67-72 aylık başlayan çocuklara göre akademik başarılarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 60-66 aylık çocukların ilkokula erken başlaması, okul olgunluğu ve hazır bulunuşluk tamamlanmadığı için bir dezavantaj olarak düşünülmektedir. Okul olgunluğu ve hazır bulunuşluğunu tamamlamış çocukların birinci sınıfa başlaması daha avantajlı görülmektedir.

4+4+4 eğitim sistemiAkademik başarıHazırbulunuşluk+3
Turan Turan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iletişim becerilerinin incelenmesi: Bir meta analiz çalışması

Eğitimin amacı bireylerde kalıcı bir davranış değişikliği meydana getirmektir. Bu davranış değişikliğinin meydana gelmesini sağlayan kişi ise öğretmenlerdir. Öğretmenler eğitimin bu amacını gerçekleştirmek için iletişimi etkili bir şekilde kullanırlar.Bu çalışmada 2000 – 2017 yılları arasında Türkiye'de gerçekleştirilmiş , sınıf öğretmenlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak iletişim becerilerini inceleyen çalışmalar meta analiz yöntemi ile birleştirilmiştir. Konu üzerinde yapılmış olan 14 makale, 29 yüksek lisans tezi ve 2 doktora tezi incelenmiş ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 24 çalışma meta analize dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri cinsiyet ,kıdem ve yaş değişkenine göre incelenmiş etki büyüklüğü değerleri saptanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin kıdemlerinin iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 0,334 olarak bulunmuş ve bulunan 0,33 ( %95 Güven Aralığında = 0,20 ile 0,49 )etki büyüklüğü değeri ,Cohen'in etki büyüklüğü sınıflamasına göre küçük düzeyde etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Kıdemin sınıf öğretmenleri üzerinde etkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşlarının iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 1,061 olarak bulunmuştur. (%95 Güven aralığında = 0,75 ≤ d ≤ 1,10 geniş düzeyde ) Bulunan 1,061 etki büyüklüğü değeri Cohen'in etki sınıflamasına göre geniş düzeyde bir etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Yaşın sınıf öğretmenleri üzerinde etkisi anlamlı bir farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin cinsiyetlerinin iletişim becerileri üzerindeki etki büyüklüğü 0,226 (%95 Güven Aralığında 0,20 < d < 0,49 küçük düzeyde ) olarak bulunmuştur. Bulunan 0,226 etki büyüklüğü değeri Cohen 'in (1977) etki sınıflamasına göre küçük düzeyde bir etki büyüklüğü değeri göstermektedir. Cinsiyetin sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri üzerindeki etkisi anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, İletişim, Meta analiz, Etki büyüklüğü

Meta analiziSınıf içi iletişimSınıf öğretmenleri+1
Nilay Çalışkan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

5e öğrenme modeline uygun etkinliklerin ilkokul 4.sınıf fen bilimleri dersi öğretimine etkisi

Bu çalışmada Fen Bilimleri dersi 4.sınıf öğretim programında bulunan "Kuvvetin Etkileri" ve "Maddeyi Tanıyalım" ünitesindeki konuların 5E öğrenme modeliyle öğretilmesinin öğrencilerin akademik başarılarına, bilimsel süreç becerilerine, kavram yanılgılarına ve fen dersine yönelik tutumlarına olan etkisi araştırılmıştır. Araştırma ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı Murat İlkokulu'nda öğrenim gören iki farklı şubeden toplam 41 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın uygulama süreci "Kuvvetin Etkileri" ve "Maddeyi Tanıyalım" üniteleri süresince haftada üç ders saati olmak üzere toplam 6 haftada tamamlanmıştır. Veri toplama aracı olarak; akademik başarı testi, bilimsel süreç becerileri testi, kavram yanılgılarını belirleme testi ve fen dersine yönelik tutum testleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi için bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U testi ile aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde analizleri kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında .05 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarında elde edilen son test ortalamalarında gruplar arasında akademik başarı, kavram yanılgıları ve fen dersine yönelik tutum bakımından deney grubu lehine bir fark oluşmakla birlikte bu farkın anlamlı düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte bilimsel süreç becerileri bakımından deney grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bu sonuçlara göre, 5E öğrenme modeli ilkokul 4.sınıf seviyesinde öğrencilerin akademik başarıları, kavram yanılgıları ve fen dersine yönelik tutumlarına olumlu etki yaptığı görülmektedir. Bununla birlikte bilimsel süreç becerilerine ilişkin deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark oluşturduğu görülmektedir.

5E ModeliAkademik başarıBilimsel süreç+7
Yunus Demir
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimcilerin kâğıttan okuma ve ekran okuma ile kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle yazmaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Teknolojideki hızlı gelişmelerle birlikte bilgisayar, tablet, televizyon, telefon gibi elektronik aletlerle geçirilen zaman artmış bu durum ise bireylerin gün içerisinde ekran üzerinden yapılan okumaları basılı kaynaklardan yapılan okumalara göre daha fazla yapmalarına ve klavye ile yapılan yazı çalışmalarını kalemle yazmaya göre daha fazla yapmalarına sebep olmuştur. Bu araştırmanın amacı; farklı tür okuma ve yazma araçlarının, okuma ve yazma becerilerine olan etkisi ile ilgili eğitimcilerin ne tür düşüncelere sahip olduklarını belirlemektir. Bu araştırmada okuma araçlarından olan basılı kaynakla yapılan okuma ile ekran üzerinden yapılan okumanın ve yazma araçlarından olan kalemle yazma, klavyeyle yazma ve elektronik kalemle ekran üzerinde yapılan yazmanın eğitime olumlu ya da olumsuz etkisinin ve eğitimde teknolojik uygulamaların ilkokullara uygunluğuyla ilgili sınıf öğretmeni, idareci ve akademisyenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için Elazığ İli Merkez İlçesindeki eğitimciler çalışma gurubu olarak seçilmiş ve araştırmanın çalışma gurubunu oluşturan Elazığ ilinde görev yapan 10 sınıf öğretmeni,10 idareci ve 10 akademisyenle mülakat uygulaması yapılmıştır. Araştırmada veriler görüşme formuna verilen cevaplarla elde edilmiştir. Nitel araştırma olan bu çalışmada içerik analizi yapılarak bulgular analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan eğitimcilerin görüşlerine göre, kağıttan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; kitabın kendine has kokusunun hissedilmesi, dokunmaktan zevk alınması, okuma hazzına ulaşılması, daha iyi anlaşılması, okuma ve takibinin kolay olması, göz sağlığı açısından daha rahat olması, daha uzun süre okuma yapılabilmesi, not alma açısından kolaylık sağlaması ve daha hızlı okuma yapılabilmesi sonuçlarına ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kâğıttan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; doğaya zarar vermesi, sıkıcı olması, fazla kaynağa ulaşmanın zor olması ve taşıma zorluğu yaşanması görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, ekrandan okumanın avantajlarına ilişkin olarak; daha dikkat çekici olması, kullanışlı olması, daha fazla kaynağa ulaşılabilmesi, zaman ve kağıt tasarrufu sağlaması, ekonomik olması, daha kalıcı olması, hızlı öğrenmeyi sağlaması ve taşıma kolaylığı görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle ekrandan okumanın dezavantajlarına ilişkin olarak ise; göz sağlığını bozması ve diğer sağlık sorunlarına yol açması, odaklanma sorunu yaşanması, kitaba verilen değeri azaltması, takip ve not alma zorluğunun yaşanması, maliyetli olması, ortam ve teknolojik alt yapı sıkıntısı doğurabilmesi ve genellikle sadece genç nesle hitap ettiği görüşlerine ulaşılmıştır. Ayrıca eğitimcilerin çoğunluğu kağıttan yapılan okumayı, ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını belirtmişleridir. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, kalemle yazmanın avantajlarına ilişkin olarak; kolay duygu aktarımı, psikomotor beceri gelişimi, kişiye özgü olması, akılda kalıcılık sağlaması, kolay ulaşılır olması, kişiliğimizi yansıtması, alışkanlık olması, zevk vermesi, düzen alışkanlığı kazandırması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin görüşlerinden hareketle kalemle yazmanın dezavantajlarını ilişkin olarak ise; işlevini kaybettiği, kağıt israfına sebep olduğu, fizyolojik zararlar verdiği, zaman kaybına neden olduğu ve yanlışı düzelme zorluğu bulunduğu görüşlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda eğitimcilerin görüşlerine göre, klavye ile yazmanın avantajlarına ilişkin olarak düzeltme kolaylığı, okunaklı yazı, yazı güzelliği, zaman tasarrufu, kağıt tasarrufu, hızlı yazma imkanı, işlevsel ve pratik olması görüşlerine ulaşılmıştır. Eğitimcilerin klavye ile yazmanın dezavantajlarını belirttiği görüşlerinde ise hissiz olması, sağlığa verdiği zararlar, basit parmak hareketlerinden ibaret olması, Türkçenin bozulmasına etki etmesi, bilgisayarın olduğu ortamla sınırlı olması ve zevk vermemesi görüşlerine ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre eğitimcilerin genelinin elektronik kalemle ilgili bilgisinin olmadığı, bilgisi olanların ise elektronik kalemi gereksiz bulduğu ve ayrıcs kalem ve klavyeye göre daha kullanışsız bulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre eğitimcilerin çoğunluğu kalemle yazmayı ilkokul çocukları açısında daha uygun bulduklarını, kalemle yazma süreci tam kavratıldıktan sonra klavyenin de kullanılabileceğini fakat genel olarak elektronik kalemi ilkokul çocukları açısından uygun bulmadıklarını belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okuma, Ekran Okuma, Yazma, Klavyeyle Yazma.

Ekran okumaKlavyeOkuma+2
Helin Doğan Polat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarını öğretmen görüşlerine dayalı olarak değerlendirmektir. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ; öğretmenlerin ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımlarının değerlendirilmesine ilişkin beşli likert ölçeğine dayalı bir anket formu kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilerek geçerlik ve güvenirliği sağlanan anketle elde edilmiştir. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme metodu da kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Elazığ ilinde bulunan ilkokul 1.sınıf öğretmenleri ile birleştirilmiş sınıflı okullarda görev yapan 1.sınıf öğretmenlerinden toplam 110 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin değerlenmesinde, "SPSS 21.0" istatiksel paket programı kullanılmıştır. Ankette yer alan görüşlerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar "t" testi, tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılanlar, ilk okuma yazma öğretimi için eğitim yazılımlarının değerlendirmesine yönelik görüş maddelerine genel olarak olumlu yönde görüş belirtmişlerdir. Araştırmaya katılanların cinsiyet değişkenine göre Türkçe Dersi Eğitim Yazılımlarının içerik, biçimsel uygunluk, çocuk seviyesine uygunluk ve öğretmen kullanılabilirliğine uygunluğa ilişkin görüşlerin, yapılan t testi sonucunda hiçbir kategoride cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırmaya katılanların mesleki kıdem değişkenine göre eğitsel yazılımların öğretmenin kullanabilirliğine uygunluk boyutuna ilişkin genel görüşlerine bakıldığında; 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenler, 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenlere göre daha az uygun gördükleri tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına dayalı olarak, ilkokul birinci sınıf Türkçe dersi eğitim yazılımları, uygulayıcılar tarafından genelde olumlu bulunduğunu göz önüne alırsak; eğitim yazılımlarının katılımcılar tarafından başarılı bulunduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: İlk Okuma Yazma Öğretimi, Bilgisayar Destekli Eğim (BDE), Eğitim Yazılımları, Yazılım Değerlendirme

Ders yazılımıEğitim yazılımıTürkçe dersi+3
Nevin Ay Güleryüz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf ve branş öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik tutumlarının incelenmesi

Kaynaştırma, "özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma uygulamasının başarılı olabilmesi, bu sürecin paydaşları olan anne, baba, öğretmen, okul idaresi, normal gelişim gösteren öğrenci ve bu öğrencilerin velilerinin işbirliği yapmasına bağlıdır. Yani kaynaştırma eğitimi bir ekip işidir. Kaynaştırma eğitiminde başarıyı artıracak önemli bir faktör öğretmenlerin tutumudur. Öğretmen tutumu, kaynaştırma öğrencisinin gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. Araştırma amaç ve alt amaçları bağlamında çıkan bazı sonuçlar verilecek olursa; kaynaştırma öğrencilerinin sınıf düzenin bozdukları ve normal sınıf yerine özel sınıfta yer almaları gerektiği belirtilmiştir. Kaynaştırma öğrencilerinin sınıflarda gerekli olmadığı görüşüne erkek öğretmenler daha fazla katılmıştır. Kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarda 51 ve üstü yaşta olan öğretmenlerin olumsuz görüş belirttiği görülmüştür. Sınıfında kaynaştırma öğrencisi olmayan öğretmenler daha fazla olumsuz görüş bildirmişlerdir. Branş öğretmenlerine göre sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine karşı olumsuz tutumları daha fazladır. Bu araştırma, betimsel nitelikte bir araştırma olup tarama modelleri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Elazığ ilinde 36 ilkokul ve ortaokulda görev yapan 258 öğretmene uygulanmıştır. Araştırma analizinde SPSS 22 paket program kullanılarak sonuçlara varılmıştır. Sonuç olarak erkek öğretmenlerin, 51 yaş ve üstü öğretmenlerin, görev süresi çok olan öğretmenlerin ve kaynaştırma eğitimi vermeyen öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine karşı tutumlarının olumsuz olduğu görüldü. Öğretmenlerin ortak görüşünün özel gereksinimli öğrencilerin özel sınıf ve öğretmenler tarafından eğitim verilmesi gerekliliği olduğu ortaya çıkmıştır Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma, eğitim, özel gereksinimli çocuklar.

Branş öğretmenleriKaynaştırma eğitimiSınıf öğretmenleri+3
Atakan Köse
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının yapılandırmacı öğrenme inançları ve öğretmenliğe hazır olma durumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma öğretmen adaylarının yapılandırmacı öğrenme inançları ve öğretmenliğe hazır olma durumlarını cinsiyet, sınıf düzeyi ve üniversite değişkenleri açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017- 2018 öğretim yılında Fırat Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi ve Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi bölümünde öğrenim gören 3. ve 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma model desenlerinden çeşitleme deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri 410 öğretmen adayına uygulanan "Yapılandırmacı Öğrenme İnanç Ölçeği" ve "Öğretmenliğe Hazır Olma Ölçeği" ile toplanmıştır. Nitel veriler ise toplam 12 sorudan oluşan 'Yapılandırmacı Öğrenme ve Öğretmenliğe Hazır Olma Görüşme Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 22.0 ve QSR N-VİVO 12 programları ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırmanın nicel boyutunda öğretmen adaylarının yapılandırmacı öğrenme inancı ve öğretmenliğe hazır olma durumunun genel olarak 'çok' düzeyinde olduğu, nitel boyutunda ise nicel bulguları destekleyici şekilde yapılandırmacı öğrenmeye ve mesleğe hazır olma durumuna uygun hedef belirleme, öğrenme ortamı oluşturma, yöntem-teknik ve işbirlikli çalışmalar kullanımı, zaman yönetimi, sınama durumları, öz değerlendirme becerisi ve teknoloji kullanımna dikkat ettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerSınıf öğretmenliğiYapılandırmacı öğretim yöntemi+2
Burcu Şimşek
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal becerilerin öğretimine ve sosyal becerilerin öğretiminde karşılaşılan güçlüklere yönelik öğretmen görüşleri

Betimsel nitelikte olan bu araştırma ile ilkokul 1., 2. ve 3. sınıf öğretmenlerinin kendi görüş ve tecrübelerine dayalı olarak sosyal beceri tanımını ele almak, ilkokul öğrencilerine kazandırılması gereken sosyal becerileri saptamak, beceri öğretim sürecinde kullandıkları yöntem ve teknikler ile yaşadıkları güçlükleri belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018 – 2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde Elazığ il merkezinde bulunan ilkokullar arasından tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 11 kurumda görevli, 1. 2. ve 3. sınıfları okutan 50 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak katılımcılar hakkında bazı bilgileri edinebilmek için araştırmacı tarafından hazırlanan Genel Bilgi Formu ile sosyal becerilere dönük öğretmen görüşlerinin belirlendiği Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sosyal beceri kavramının en çok, kişilerarası iletişim kurma ve topluma uyum sağlama açısından tanımlandığı; kendini ifade etme, iletişim kurma, problem çözme, toplumsal sorumluluk ve yardımlaşma gibi becerilerin öğretmenlerce en çok vurgulanan ve kazandırılması hedeflenen beceriler olduğu; beceri öğretim sürecinde sözlü anlatım, drama, model olma, yaparak yaşayarak öğrenme, soru cevap ve gösterip yaptırma gibi yöntemlerin daha çok kullanıldığı ve yine bu süreçte aile ve çevreden, öğretmenden, öğrenciden, okulun fiziki yapısından, zamandan ve okulun fiziki yapısından kaynaklı sorunlar yaşandığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, sosyal beceri, yöntem, teknik.

Sosyal beceriSosyal beceri eğitimiÖğrenme güçlüğü+3
Hasret Noz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin dil becerilerine ve okulöncesi eğitime ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ilkokul birinci sınıf öğretmenliği yapan ya da daha önceden yapmış olan öğretmenlerin, öğrencilerin dil becerilerine ve okul öncesi eğitime ilişkin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, tarama modelinde olup, betimsel bir nitelik arz etmektedir. Araştırmada veriler, 44 maddeden oluşan anket formu hazırlanarak elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Şırnak ilinin Cizre ilçesindeki ve Siirt il merkezindeki ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Şırnak ilinin Cizre ilçesinde tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 117, Siirt il merkezinde yine tesadüfî örnekleme yöntemi ile seçilen 116 sınıf öğretmeni olmak üzere toplam 233 öğretmenden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 istatistiksel paket programında analiz edilmiştir. Öncelikle her bir madde için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Veriler; Sınıf öğretmenlerinin okul öncesi eğitime ilişkin genel görüşleri Sınıf öğretmenlerinin okul öncesi eğitiminin dil becerilerine katkısına ilişkin görüşleri Sınıf öğretmenlerinin okul öncesi eğitiminde ailenin rolüne ilişkin görüşleri Şeklinde üç boyuta ayrılarak analiz edilmiştir. Boyutlandırmayı araştırmacının kendisi yapmıştır. Bağımsız değişkenlerin öğretmenlerin görüşlerini etkileyip etkilemediğini belirlemek için iki değişkene sahip olan (görev yeri ve cinsiyet) değişkenler için t-testi ve ikiden fazla değişkene sahip olan değişkenler (kıdem, mezuniyet durumu, istihdam ve 1. sınıfları okutma sayısı) için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) hesaplanmıştır. Farklılaşmanın olduğu durumlar için post test olarak LSD testi kullanılmıştır. Ayrıca her grup için ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin %59,2'si okul öncesi eğitimin zorunlu olması gerektiği, %50,2'si okul öncesi eğitimi almış olan öğrencilerin almayan öğrencilere göre kendilerini daha kolay ifade edebildiğini, %79,0'ı çocuğun sağlıklı gelişimi için aile eğitiminin çok önemli olduğunu düşündüğünü belirtmişlerdir. Öğretmenler; okul öncesi eğitimin, çocukların gelişim alanlarını destekleyen bir yapıya sahip olduğunu, okul öncesi eğitimin amaçları arasında yer alan "şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak" amacının gerçekleşiyor olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca öğretmenler; birinci sınıf öğrencileri arasında okul öncesi eğitim alan öğrencilerin almayan öğrencilere göre dil becerileri konusunda daha başarılı olduklarını bildirmişleridir. Sınıf öğretmenleri görüşlerinde; ailelerin okul öncesi eğitim hakkında bilgi sahibi olmadıklarını, çocuğun sağlıklı gelişimi için aile eğitiminin çok önemli olduğunu ama okul öncesi eğitim kurumlarının aile eğitimine gereken önemi vermediğini belirtmişlerdir.

Dil becerileriDil eğitimiDil gelişimi+6
Diyaddin Alp
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde kullanılan eğitsel oyun ve dijital oyun öğretiminin öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisi

Araştırmada, İlkokul 4.sınıf Sosyal Bilgiler dersinde kullanılan eğitsel oyun ve dijital oyun öğretiminin öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı Toki Fırat İlkokulu'nda 4. sınıfa devam eden, deney grubunda 18 öğrenci ve kontrol grubunda 18 öğrenci olmak üzere toplam 36 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda eğitsel oyun ve dijital oyun yöntemi, kontrol grubunda da düz anlatım yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deneysel desen ve deneysel desen yöntemlerinde de yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama beş hafta sürmüştür. Araştırmada verileri toplamak amacıyla, araştırmacı tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler Başarı Testi ve Demir ve Akengin (2010) tarafından geliştirilen Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler analiz edilirken çözümleme ve yorumlamalarda normallik testleri, ortalama (x̄), standart sapma (ss), frekans, yüzde dağılımları gibi teknikler kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplar için İlişkili Örneklemler t-Testi ve Bağımsız Örneklemler T-Testi; normal dağılım göstermeyen gruplar için de Mann Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Her testi için etki büyüklüğü değeri hesaplanarak sonuca etkisi belirtilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; deney grubu öğrencilerinin başarı testi son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiş [p = .000 < .05, t= -6,606] ve kontrol grubu öğrencilerinin başarı testi son test puanları arasında da anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir [p= .001 < .05, Z= 3,442]. Ancak deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin başarı testi son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir [p = .885 (p > 0,05), U=157,500]. Araştırma sonuçları öğrencilerin tutumlarına göre incelendiğinde ise, deney grubu öğrencilerinin tutum ölçeği son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiş [p=.102 > .05, Z= 1,635] ve kontrol grubu öğrencilerinin tutum ölçeği son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir [p = .881 > .05, t= .152]. Ancak, deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin tutum ölçeği son test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir [p = .018 < .05, t= 2,475]. Öğretmenler, öğrencilerin derse karşı ilgi ve motivasyonun artırmak, süreçte öğrencileri aktif kılmak ve dersleri daha ilgi çekici ve eğlenceli hale getirebilmek için eğitsel oyun ve dijital oyun yöntemlerinden faydalanabilirler. Eğitsel oyun ve dijital oyun yönteminin sadece Sosyal Bilgiler dersinde değil farklı derslerde de rahatlıkla kullanılabileceği söylenebilir. Öğrencileri süreçte aktif hale getirebilecek eğitsel oyun ve dijital oyunlar farklılaştırılarak öğrencilerin bir ürün ortaya çıkarmaları sağlanabilir.

Eğitsel oyunlarSayısal oyunlarSosyal bilgiler+5
Anıl Erkan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat bilgisi konularında yapılan nitel çalışmaların incelenmesi: Bir meta-sentez çalışması

Eğitim kavramı, toplumların kalkınmasında ve huzurunda önemli bir yere sahip olmakla birlikte, bilim ve teknoloji ile paralel ve onlarla aynı süreçlerde değişiklik göstererek sürekli gelişme çabasındadır. Bir toplumun tüm yönlerinin aynı anda kalkınmasında ve milletlerin çağdaşlaşmasında eğitim, çok kritik bir yere sahiptir. Bireylerin yaşamlarının ilk yıllarında, eğitim ve öğretim açısından planlı ve programlı olarak sürece dâhil olduğu zamanlar ilkokul yıllarıdır. Bireylerin okul hayatının ilk yılları olan bu dönemler, onların kişilik ve karakterlerinde önemli bir yere sahiptir. Örgün eğitimle karşılaşılan bu dönemlerde, bireyleri, gündelik ve faydalı bilgilerle donatmak , tüm hayatlarını etkileyen kişilik özelliklerinin temelini atmak için Hayat Bilgisi dersi ilkokulun 1, 2 ve 3. sınıfında okutulmaktadır. Aslında hayatın kendisi olan Hayat Bilgisi dersi, kendisinde barındırdığı önem ölçüsünde, araştırmacıların hangi konularda nasıl çalışma yaptığı, araştırmacıların bu çalışmalarında hangi bulgulara ulaştığı ve bunları nasıl yorumladığı önem arz etmektedir. Araştırmaya dâhil edilme şartlarını taşıyan çalışmaların değerlendirilmesi, yine bu çalışmaların benzer ve farklı bulgularının belirlenmesi, yeni bulgu ve sonuçlara ulaşılarak alanda hangi konularda ne tür çalışmalar yapılmasına gereksinim olduğu için böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı da Hayat Bilgisi konularında yapılan nitel çalışmaların belirlenerek araştırmaya dâhil edilme şartlarını taşıyan çalışmaların bulgularını meta-sentez yöntemi ile incelemektir. YÖK Tez Merkezi veri tabanında "Hayat Bilgisi" anahtar sözcükleri ile tarama yapılmış, yapılan taramalar sonucunda 148 Yüksek lisans tezi, 28 Doktora tezi ve 1 Sanatta Yeterlilik tezi olmak üzere toplamda bulunan 177 adet çalışmanın içerisinden araştırmaya dâhil edilme ölçütlerini taşıyan araştırmalardan 38 tanesi, uzman görüşlerinden yararlanarak tespit edilmiş ve örneklemi oluşturmuştur. İzin konusunda kısıtlama yapılmış 43 adet çalışma, araştırmaya dâhil edilmemiştir. Araştırmaya dâhil edilen her bir yüksek lisans ve doktora tezleri ayrıntılı bir şekilde incelenerek kodlaması yapılmış ve bilgisayar ortamında kayıt altına alınmıştır. İncelenmesi gerçekleştirilen araştırmalar Z1, Z2, Z3… Z… olarak kodlanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgular tablolar halinde gösterilmiştir. Bulgular yorumlandığında sonuç olarak, eğitim ve öğretimin çağın ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, yaşantısal ve öğrenciye görelilik ilkesiyle paralel gelişmesi gerektiği saptanmıştır. Hayat Bilgisi dersinde kullanılan strateji, yöntem ve tekniklerle ilgili yapılan nitel çalışmalar incelendiğinde, örnek olay yöntemi, müzikle öğretim, müze uygulamaları, aile katılımı etkinlikleri ile ilgili çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Bu çalışmaların uygulanma aşamasından önce verilen eğitimlerle öğretmen, öğrenci ve ailelerin algılarının olumlu yönde değiştiği belirlenmiştir. Hayat Bilgisi dersinin başka ülkelerdeki örnekleriyle karşılaştırıldığı çalışmalar incelendiğinde, sadece Fransa ile karşılaştırma yapıldığı görülmüştür. En fazla lisansüstü çalışmanın Marmara Üniversitesinde yapıldığı saptanmıştır. 33 adet yüksek lisans, 5 adet ise doktora çalışması yapıldığı belirlenmiştir. Araştırma modeli olarak en sık doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Buna bağlı olarak en fazla veri dokümanlardan toplanmış ve toplanan bu veriler yine en fazla içerik analizi ile incelenmiştir.

Ders programlarıHayat bilgisiHayat bilgisi dersi+4
Gökhan Uslu
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Jigsaw IV tekniğinin 4. sınıf fen bilimleri dersinde öğrencilerin akademik başarısına ve kalıcılığa etkisi

Bu araştırma; ilkokul 4. Sınıf Fen Bilimleri dersine ait 'Maddeyi Tanıyalım' ünitesi konularının öğretiminde, işbirlikli öğrenme tekniklerinden Jigsaw IV Tekniği kullanımının öğrenci başarısı, kalıcılık ve öğrenci görüşleri üzerindeki etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Çalışma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla oluşan karma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deseni ise karma model desenlerinden sıralı açıklayıcı desen olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest denkleştirilmemiş gruplu desen kullanılırken; nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmada 7 haftalık öğretim sürecinde deney grubuna Jigsaw IV Tekniği uygulanırken kontrol grubuna geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney grubu öğrencilerine yarı yapılandırılmış Jigsaw IV Görüşme Formu uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir İlkokulda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmaya 20 öğrenci deney grubu ve 20 öğrenci kontrol grubu olmak üzere toplamda 40 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ve 20 sorudan oluşan Maddeyi Tanıyalım Ünitesi Başarı Testi (MTÜBT) kullanılmıştır. Nitel veriler ise; yine araştırmacı tarafından oluşturulan ve 9 maddeden oluşan "Jigsaw IV Görüşme Formu" ile toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun analizi SPSS 20.0 ve excel programları kullanılarak analiz edilmiş, veri analizinde tanımlayıcı istatistikler ve t- testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunun analizi ise içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda Fen bilimleri dersinde Jigsaw IV Tekniğinin geleneksel öğretim yöntemlerine göre akademik başarıyı ve kalıcılığı anlamlı bir şekilde artırdığı ortaya çıkarılmıştır. Bu sonucu destekler biçimde öğrencilerin Jigsaw Tekniği ile yapılan öğretim sürecinden zevk aldığı, derse daha istekli katılım gösterdiği, sınıf içi etkileşimlerinin ve akademik başarılarının arttığı, arkadaşlarına ders anlatmaları ve arkadaşlarından ders dinlemelerinin öğrenmede daha etkili olduğunu düşündükleri sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Jigsaw IV Tekniği, Fen Öğretimi, İlkokul öğrencileri, Başarı

Akademik başarıAyrıl-birleş tekniğiFen bilgisi dersi+3
Bekir Alıcı
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif bir model olarak tekno-organik eğitim modelinin ilkokul 3. sınıf matematik dersinde kullanımının öğrencilerin akademik başarıları ve tutumlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada alternatif bir model olarak Tekno-Organik Eğitim/Okul Modeli oluşturmak, bu modelin İlkokul 3. sınıf Matematik dersinde kullanımının öğrencilerin akademik başarıları ve tutumlarına etkisini incelemek, eğitimciler ve öğrencilerin bu modele ilişkin genel görüşlerini tespit etmek amaçlanmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı Şehit Önder Pınar İlkokulu 3. sınıf öğrencilerinden 38 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubunu deney grubunda yer alan 19 öğrenci ve 22 eğitimci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Karma desenlerden açımlayıcı sıralı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda deneysel desen türlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nitel boyutunda ise fenomenolojik araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda araştırmacı tarafından geliştirilen Matematik Dersi Başarı Testi ve Gülburnu ve Yıldırım tarafından geliştirilen İlkokul ve Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Matematik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda eğitimciler ve öğrenciler için hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın nicel veri analizinden önce her test için normallik dağılımına bakılmıştır. Normal dağılım gösteren gruplarda İlişkisiz Örneklemler t- Testi ve Bağımlı Örneklemler t- Testi; normal dağılım göstermeyen gruplar da ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre; hem deney grubunun son test başarılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuş hem de kontrol grubunun son test başarı puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğrenme sürecinde Tekno-Organik Eğitim Modeli kullanılan deney grubu ile öğrenme sürecinde geleneksel yöntem kullanılan kontrol grubunun son test başarı puanları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nicel sonuçları tutumlara göre incelendiğinde, deney grubunun tutum son test puanlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuş fakat kontrol grubunun Matematik dersine yönelik tutumlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Öğrenme sürecinde Tekno-Organik Eğitim Modeli kullanılan deney grubu ile öğrenme sürecinde geleneksel yöntem kullanılan kontrol grubunun tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel sonuçlarına göre; öğrencilerin Tekno-Organik Eğitim Modeli'nin derslerde kullanılmasını olumlu buldukları, bu modelle matematik dersini sevdikleri, uygulamaları genel olarak beğendikleri ve zorlanmadıkları, bu modelin derse olan ilgilerini artırdığı belirlenmiştir. Eğitimcilerin Tekno-Organik Eğitim ve Okul Modelini genel anlamda olumlu buldukları, yaparak yaşayarak öğrenme temelli ve teknolojinin bilinçli kullanımını sağlayabilecek bir model olduğunu, alt yapı sağlanıp uygulamaya geçirilirse önemli bir model olduğunu belirttikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar araştırmanın nicel ve nitel boyutunun birbirini destekler nitelikte olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin doğal malzemeleri ve teknolojiyi bir arada kullanması her ikisinin olumlu etkisinden daha fazla faydalanabilmeyi mümkün kılacaktır. Anahtar Kelimeler: Alternatif Eğitim, İlkokulda Matematik, Organik Eğitim, Organik Okul, Tekno-Organik Eğitim, Tekno-Organik Okul.

Akademik başarıEğitim yöntemleriMatematik+4
Nisanur Can
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin bazı eğitim yazılımlarındaki sosyal bilgiler ders içeriklerinin kesintisiz öğrenme ilkelerine uygunluğuna ilişkin görüşleri

Araştırmada Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Morpa Kampüs ve Okulistik eğitim yazılımlarındaki sosyal bilgiler ders içeriklerinin kesintisiz öğrenme ilkelerine uygunluğu açısından sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Elazığ ili Merkez ilçesine bağlı ilkokullarda 4. sınıfta görev yapmakta olan 385 öğretmenden basit seçkisiz örnekleme ile seçilen 210 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada 4. sınıf sosyal bilgiler dersinin "İnsanlar, Yerler ve Çevreler" ünitesinde yer alan "Yarın Hava Nasıl Olacak?" konusu ile ilgili EBA, Morpa Kampüs ve Okulistik eğitim yazılımlarındaki ders içeriklerinin kesintisiz öğrenme ilkelerine uygunluğu hakkında sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin incelenmesi için anket formu uygulanmıştır. Anket formu Wong ve Looi'nin (2011) Mobil Destekli Kesintisiz Öğrenme ilkelerinden faydalanılarak hazırlanmıştır. Veriler ortalama (x), standart sapma (ss), frekans (f) , yüzde (%) dağılımlarına göre analiz edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin eğitim yazılımlarını kullanma konusunda kendilerini ne kadar yeterli gördüklerine ilişkin veriler edinilen demografik bilgilere (yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan bölüm, kendine ait bilgisayarı bulunma durumu, bilgisayar kullanma düzeyi, hizmet öncesinde ve hizmet içinde teknoloji ürünleriyle ilgili ders ya da kurs alma durumu ve eğitim yazılımlarını kullanma sıklığı) göre ki-kare testi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlere göre sınıf öğretmenlerinin eğitim yazılımlarını kullanma yeterliği konusunda mesleki kıdem, kendine ait bilgisayarı bulunma durumu ve bilgisayar kullanma düzeyi değişkenleri açısından anlamlı farklılık bulunmuş, fakat diğer değişkenler açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin eğitim yazılımlarını kullanma sıklıkları incelenmiştir. Buna göre kullanım sıklığı ortalamaları yakın olmakla birlikte en çok kullanılan eğitim yazılımının Morpa Kampüs olduğu, Okulistik'in ikinci ve EBA'nın üçüncü sırada yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. 4. sınıf öğretmenleri EBA, Morpa Kampüs ve Okulistik eğitim yazılımlarındaki ders içeriklerinden Sosyal Bilgiler dersi "Yarın Hava Nasıl Olacak?" konusunun bölümlerini kesintisiz öğrenme ilkelerine "uygun" bulmuşlardır. Kesintisiz öğrenme ilkelerine uygunluk açısından en yüksek ortalamalara sahip olan yazılımın Morpa Kampüs olduğu, ikincinin Okulistik ve Eba'nın ise üçüncü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Eğitim Bilişim Ağı (EBA), Eğitim yazılımı, Kesintisiz öğrenme, Morpa Kampüs, Okulistik, Sınıf öğretmenlerinin görüşleri.

Eğitim Bilişim AğıEğitim yazılımıKesintisiz öğrenme+5
Hatice Şeyda Bayram
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin görüşleri:Bir meta analiz çalışması

Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerine yönelik yapılan araştırmalarda sınıf yönetiminin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimine ilişkin görüşleri cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan okul türü ve sınıf mevcudu değişkenleri açısından analiz edilmiştir. Bu çalışma, meta analiz yöntemi ile yapılmıştır. Konu ile ilgili yapılmış olan çalışmalara ulaşmak için YÖK Tez Merkezi ve Google Akademik veri tabanları taranmıştır. Toplam seksen (80) çalışmaya ulaşılmış olup dahil edilme kriterlerine göre on dokuz (19) çalışma araştırma kapsamını oluşturmuştur. Araştırmanın bağımsız değişkenleri için hesaplanan etki büyüklükleri Comprehensive Meta Analysis Ver. 2.2.064 (CMA) programı ile hesaplanmıştır. Araştırma için kullanılan on dokuz (19) çalışmanın örneklem sayısı 4015'tir. Tüm değişkenler için araştırmaya dahil edilen çalışmaların "Huni Grafiği" ve "Begg ve Mazumdar Rank Correlation" testi sonuçlarına göre yayın yanlılığının bulunmadığı belirlenmiştir. Değişkenler için yapılan heterojenlik testi için yapılan hesaplamaların ardından araştırma için kullanılan çalışmaların heterojen bir yapıda olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple değişkenlerin rastgele etkiler modeline göre genel etki büyüklüğü hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan etki büyüklüğü hesaplamalarına göre, sınıf öğretmenlerin disiplin sorunları ile baş etmek için kullanmış oldukları yöntemlerde, cinsiyet değişkeni için bulunan -0,018 değerinin kadın öğretmenlerin lehine olduğu, mesleki kıdem değişkeni için bulunan -0,033 değerinin 15 yıl ve altında çalışan öğretmenlerin lehine olduğu, mezun olunan okul türü değişkeni için bulunan -0,012 değerinin sınıf öğretmenliği lisans programı dışındaki bölümlerden mezun olan öğretmenlerin lehine olduğu, sınıf mevcudu değişkeni için bulunan 0,014 değerinin ise sınıf mevcudu 20 ve altında olan öğretmenlerin lehine olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bu etki büyüklüklerinin Cohen (1992)'in yapmış olduğu sınıflandırmaya göre düşük düzeyin altında, Cook ve Thalheimer (2002)'in yapmış olduğu sınıflandırmaya göre ise "önemsiz bir seviyede" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplin sorunları, Disiplin yöntemleri, Meta analiz, Sınıf öğretmenleri, Sınıf yönetimi.

Meta analiziSınıf yönetimiSınıf öğretmenleri+1
Mehmet Mirza Işık
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birleştirilmiş sınıflarda drama ile hayat bilgisi dersi öğretiminin sosyal beceri düzeyine etkisi

Bu çalışmanın amacı, birleştirilmiş sınıflarda Hayat Bilgisi dersinin drama yöntemi ile yürütülmesinin sosyal beceri düzeyine etkisinin araştırılmasıdır. Bu araştırmada karma yöntem birleştirme (çeşitleme) deseni kullanılmış olup nitel yaklaşım baskın olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizinde tek grup desenli deneysel yöntem kullanılmıştır. Çocukta Sosyal Problem Çözme Ölçeği, gözlem ve görüşlerin belirlenmesi amacı ile nitel yöntemlerden faydalanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılı Şanlıurfa İli Viranşehir İlçesi İncirli İlkokulu'nda 3. Sınıfa devam eden 9 öğrenci ve 2018-2019 eğitim öğretimi yılı Şanlıurfa Viranşehir İlçesi İncirli İlkokulu'nda 3. Sınıfa devam eden 5 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin veriler; Ataş, Efeçınar ve Tatar (2016) tarafından geliştirilen "Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği" ve gözlem formunun 3'lü likert tipi ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Nitel boyuta ilişkin veriler ise, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış gözlem formu ve öğrenci/veli görüşme formları ve Uzunkol (2014) tarafından geliştirilen Çocukta Sosyal Problem Çözme Ölçeği ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde ortalama (x), standart sapma (ss), bağımlı gruplar t-testi, frekans, yüzde, varyans analizi kullanılmıştır. Normallik dağılımının incelenmesinde Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Çocukta Sosyal Problem Çözme Ölçeği, gözlem ve görüşme formlarının analizi için nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi bu çalışma için uygun görülmüştür. Uygulamaların yapıldığı her iki grubun sosyal beceri düzeyleri açısından son test yönünde anlamlı bir artış gözlenmiştir. Öğrencilerin sosyal problem çözme düzeyleri açısından ön kodlar ve son kodlar arasında benzerlik gözlenmediği söylenebilir. Drama ile Hayat Bilgisi öğretimi sosyal problem becerisinde belirgin bir değişime neden olmamıştır. Öğrencilerin etkinliklere katılımı incelendiğinde öğrencilerin hepsi katıLım göstermiştir. Bu durum öğrencilerin etkinliklere katılımda istekli olduklarını göstermektedir. Öğrencilerin planlama yapma davranışı haftalar içinde artış göstermiştir. Drama ile Hayat Bilgisi öğretimi öğrencilerin olumlu iletişim kurma becerilerinde olumlu yönde artış sağlamıştır. Drama ile Hayat Bilgisi öğretiminin saldırgan tutumların azalmasında olumlu yönde etkisi oluşmuştur. Drama ile Hayat Bilgisi öğretimin planlama ve gerçekleştirmenin yapılmasına olumlu yönde etkisi bulunmuştur. Öğrencilerin ve velilerin drama ile Hayat Bilgisi dersine ilişkin görüşleri olumlu yönde oluşmuştur.

Birleştirilmiş sınıflarDramaDrama öğretimi+5
Dilek Balcı Sekin
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının öğretim tekniklerini seçme yeterliklerine ilişkin algıları ve görüşleri

Araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarının öğretim tekniklerini seçme yeterliklerine ilişkin algılarının ve görüşlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma modeli kullanılmıştır. Karma araştırma desenlerinden de açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmada önce nicel veriler toplanmış ardından nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 Fırat Üniversitesi Eğitim fakültesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 2., 3. ve 4. sınıftan toplam 227 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel basamağındaki örneklemini, Fırat Üniversitesi 2018-2019 eğitim- öğretim bahar yarıyılında Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 'Öğretim İlke ve Yöntemleri' dersini almış 2., 3. ve 4. sınıftan toplam 176 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın nitel basamağındaki örneklemini ise bu öğretmen adaylarından belirlenen 24 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada öncelikle Durdukoca, Yardımcıel, Beşeren ve Özbek (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Adaylarının Öğretim Tekniklerini Seçme Yeterliklerine İlişkin Algı Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ölçek verilerinin analizinde; çarpıklık, basıklık değerleri, standart hata, ortalama (x), standart sapma (ss), frekans, yüzde dağılımları, bağımsız gruplar t testi ve Tek faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Görüşme verilerinin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; cinsiyet, not ortalaması ve sınıf düzeyi değişkenine göre öğretmen adaylarının öğretim tekniklerini seçme yeterliklerine ilişkin anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının teknik seçiminde en fazla öğrenci özellikleri ve sırasıyla kendi yeterlikleri, çevresel koşullar ve öğretim süreci temalarına dikkat ettikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının etkili sınıf yönetimi için en fazla tercih edecekleri teknikler beyin fırtınası, soru cevap, altı şapkalı düşünme tekniği, eğitsel oyun ve istasyon teknikleri olarak belirlenmiştir. Bunların nedenine ilişkin olarak en fazla aktif katılımı sağlaması koduna vurgu yapılmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının öğrencilerin ilgisini çekmek için en fazla tercih edecekleri teknikler rol oynama, altı şapkalı düşünme tekniği ve istasyon teknikleridir. Bunların nedenine ilişkin olarak da en fazla aktif katılım koduna vurgu yapılmıştır. Sınıf öğretmeni adayları görev yapacakları kurumdaki çevre şartlarını da göz önünde bulundurarak değişik tekniklerin uygulanabilmesi konusunda her tekniğin uygulanamayacağını belirtmişlerdir. Bunun nedenlerinin de en fazla köy okullarından, birleştirilmiş sınıflardan ve çevre koşullarından kaynaklandığını belirtmişlerdir. Sınıf öğretmeni adaylarının çoğu etkili bir teknikten maliyeti için vazgeçmeyeceğini ve bunun için en fazla kendi olanaklarından ve gönüllü kişilerden yararlanabileceklerini belirtmişlerdir. Sınıf öğretmeni adayları öğretim sürecinde teknikleri kullanırken kendilerini sınırlayacak faktörleri belirtmişlerdir. Bu faktörlerin başında öğrenci velisi ve okul idaresi gelmektedir. Öğretmen adaylarının yöntem-tekniklere ilişkin teorik bilgileri "Öğretmenlik Uygulaması" dersleri aracılığıyla uygulamaya dönüştürülerek teknikler hakkındaki düşünceleri geliştirilebilir.

Aday öğretmenlerMesleki yeterlilikYeterlilik+2
Ayşe Gülnaroğlu
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalarla ilgili görüşleri: Elazığ ili örneği

Bu çalışmanın amacı, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde ilkokullarda görev yapan öğretmenlerin öğretim ve bilim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendikalardan beklentilerini ve sendikalara bakış açılarını belirlemektir. Araştırma kapsamında seçilen örneklem grubu Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Elazığ ilinde bulunan ilkokullarda sınıf öğretmeni olarak görev yapan 137 kişiden oluşmaktadır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada sendikalardan sendikal yapı, sosyal faaliyetler, mesleki gelişime katkı, siyasi faaliyetler ve özlük haklarına yönelik görüşleri belirlemeyi amaçlayan 25 maddelik ölçek uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak bağımsız gruplar t testi, Mann Whitney U ve tek yönlü ANOVA testleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mesleki Gelişime Katkı, Öğretmen, Özlük Hakları, Sendikal Yapı, Siyasi Faaliyetler, Sosyal Faaliyetler

ElazığSendikalarSendikalaşma+4
Fatih Murat Taşkın
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 1. sınıf matematik dersi doğal sayılar konusunda Montessori eğitimine dayalı öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 1. sınıf matematik dersinde doğal sayılar konusunda Montessori Eğitimi yöntemine göre öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmede kalıcılığına etkisini incelemektir. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğrencilerin matematik dersi akademik başarıları, bağımsız değişkeni de Montessori Eğitim yöntemidir. Katılımcılar, 2018-2019 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Elazığ İli Akçakiraz Beldesi Akçakiraz Yüzbaşı İlkokulu ve Yazıkonak Beldesi Şht. Pyd. Bnb. Zafer Kılıç İlkokulunda öğrenim görmekte olan başarı durumlarına göre araştırma öncesinde eşleştirilmiş toplam 40 tane birinci sınıf öğrencisidir. Bu çalışmada, nicel araştırma yöntemi esas alınmıştır. Öntest-Sontest Kontrol Gruplu Desen kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak öntest, sontest, kalıcılık testi ve kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Uygulama öncesi öntest, uygulama sonrası son test, uygulama bittikten beş hafta sonra da kalıcılık testi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler analizinde ki-kare testi, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi ve Bağımlı Örneklem T-Testi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Montessori Eğitim yöntemi ile eğitim programı düzenlenen Matematik dersi Doğal Sayılar konusunda öğrencilerin akademik başarılarının MEB eğitim programına göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Montessori Eğitimi yönteminin öğrenmede kalıcılığa etkisinin olumlu yönde olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Montessori Eğitimi, Matematik Eğitimi, İlkokul

Akademik başarıMatematikMatematik dersi+3
Osman Hayri Topuz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iş stresi ve mesleki performanslarının incelenmesi

Stres, günlük yaşantıda sürekli farklılaşan çevresel ve ruhsal koşullara uyum gösterirken bireyin yaşadığı fiziksel ve psikolojik bir olumsuzluktur. Diğer bir ifadeyle bireyin uyum sırasında vermiş olduğu tepki olarak tanımlamak mümkündür. Günlük yaşantının yanı sıra bireyler sıklıkla çalışma ortamlarında yaşadıkları sorunlara karşı tepkiler vermektedir. Literatür incelendiğinde bu durum iş stresi olarak tanımlanmıştır. Yoğun iş stresine sahip olan çalışanlar, önceden belirlenmiş standartlara uygun davranışlar gösteremediği gibi beklenen amaçlara da ulaşamayacaktır. Bu nedenle bireylerin iş stresi ulaşmak istenen hedefi etkileyeceğinden önemli görülmektedir. İş stresinin meydana geldiği meslek gruplarından biri de "öğretmenlik" olduğu söylenebilir. Öğretim süreci içinde yer alan öğretmenlerin stresli bir ortamda belirlenen hedeflere ulaşması zorlaşacaktır. Çalışma ortamında küçük yaş grubu öğrenciler ile bulunan bir öğretmen yaşadığı yoğun iş stresini çocuklara yansıtabilecektir ve dolayısıyla gelecek nesiller bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bunun ile beraber öğretmenin mesleki performansı da düşüş gösterecektir. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin iş stresi boyutunu, bu boyutun mesleki performansa ne kadar yansıdığının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, birbirini etkileyecek durumlar arasındaki ilişkiler, çeşitli değişkenler çerçevesinde incelenmiştir ve bunun için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada çalışma grubu sınıf öğretmenleri olarak belirlenmiştir. Örneklem olarak 2018-2019 eğitim-öğretim süresi içerisinde sınıf öğretmenlerine anket yoluyla sorulan sorulara cevaplar alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilindeki 385 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Çalışmanın analiz istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Aritmetik ortalama parametrik testlerin analizinde t-testi ve Anova testi ile boyutlar arası ilişki düzeyini belirlemede korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; 51- üzeri yaş grubu öğretmenleri iş streslerinin 20-30 ve 31-40 yaş grubu öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. 20-30 ve 31-40 yaş grubu öğretmenlerin 51- üzeri yaş grubu öğretmenlere göre Kişisel Mesleki Gelişim, Öğrenci Tanıma, Öğretme-Öğrenme, Öğrenmeyi Gelişimi ve Okul Aile Toplum İlişkileri mesleki performansları daha yüksek olduğu görülmüştür. Evli öğretmenlerin dul veya boşanmış öğretmenlere göre mesleki performanslarının daha yüksek olduğu görülmüştür. İş stresinin eğitimle azaldığı görülmüştür. Yüksek lisans mezunu olan öğretmenlerin Eğitim enstitüsü mezunu olan öğretmenlere göre mesleki performanslarının daha yüksek olduğu görülmüştür. İl merkezinde bulunan sınıf öğretmenlerinin ilçe merkezinde bulunan sınıf öğretmenlerine göre iş streslerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Köyde ve ilçede eğitim veren öğretmenlerin ilde eğitim veren öğretmenlere göre mesleki performans düzeyleri daha yüksektir. Okutulan sınıf değişkeni iş stresi ve mesleki performans üzerinde anlamlı bir farklılık yoktur. 10-21 ve 21-30 öğrenci mevcudu olan sınıf öğretmenlerinin mesleki performans düzeyleri 31-40 öğrenci mevcudu olan sınıf öğretmenlerine göre daha yüksektir. 6-10 yıl mesleki kıdemi olan sınıf öğretmenlerinin 16 yıl ve üstü mesleki kıdemi olan sınıf öğretmenlerine göre mesleki performans düzeyleri daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin iş stresinin mesleki performanslarına önemli bir etkisi bulunmaktadır, sonucu çıkarılmaktadır. İş stresinin artması öğretmenin mesleki performansının düşmesine yol açmaktadır. İş stresinin, öğrenciyi tanıma, öğrenme-öğretme, öğrenmeyi-gelişimi izleme, okul-aile toplum performansının azalmasında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmeni, iş stresi, mesleki performans

PerformansStresSınıf öğretmenleri+3
İsrafil Evrenkaya
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin stem eğitimine yönelik yeterlilik ve tutumlarının belirlenmesi

Disiplinler arası bir eğitim yaklaşım olan STEM, Bilim (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik (Mathematics) sözcüklerinin kısaltmasından oluşmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada adından sıkça söz ettiren bu yaklaşım, ülkemizde de gittikçe yaygınlaşmaktadır. Teknolojik ve ekonomik anlamda ilerleme kaydetmek isteyen birçok ülke STEM eğitimine önemli yatırımlar yapmaktadır. Temel eğitimin başat aktörü olan sınıf öğretmenlerinin STEM eğitiminin uygulanması aşamasında görevleri vardır. Sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik tutumları öğrencilerin de STEM eğitimine bakış açılarını ve algılarını etkilemektedir. Çalışmada öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik yeterlilik ve tutumları incelenmek istenmiştir. Çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik yeterlilik ve tutumlarını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Batman il merkezi, ilçe ve köylerinde görev yapmakta olan 324 sınıf öğretmeni (141 kadın,183 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin beraber kullanıldığı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma birbirinin izleyen iki aşamada yürütülmüştür. Araştırmanın birinci aşamasında "Öğretmenlerin STEM'e Yönelik Yeterlilikleri ve Tutumları (T-STEM) Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçek toplam 83 madde ve 9 kategoriden oluşmaktadır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise öğretmenlerin STEM eğitimiyle ilgili görüşlerinin belirlenmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan ve uzman görüşü alınarak son şekli verilen "Görüşme Formu" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere göre, öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik yeterlilik ve tutumlarının öğretmenlerin cinsiyet, hizmet yılı ve görev yapılan bölgeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği, STEM eğitimine yönelik yeterliliklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda STEM eğitiminin ilkokuldan itibaren uygulanması gerektiği, bu eğitiminin öğrencilerin bilime olan tutumlarını olumlu yönde geliştirdiği ve anlamlı öğrenmeye katkı sağladığı yönünde görüş belirtmiştir. Öğretmenlerin birçoğu STEM eğitimini sınıflarında uygulamak istediklerini fakat uygulama noktasında eksiklikler olduğunu belirtmiştir. Sınıf öğretmenleri, materyal eksikliği, zamanın yetersizliği, hizmet içi eğitim eksikliği gibi sorunların STEM eğitimini uygulama aşamasında sorun oluşturacağına yönelik görüş belirtmiştir.

Mesleki yeterlilikSTEM eğitim yöntemiSınıf öğretmenleri+3
Bilal İmir
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evde eğitime ilişkin öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri

Bu araştırma, evde eğitime ilişkin öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin görüşlerini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Muş il merkez ve merkez köylerine bağlı evde eğitim veren 17 öğretmen, evde eğitim gören 6 öğrenci ve bu öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Geliştirilen yarı yapılandırılmış formlar; öğretmenler için 12 sorudan, veliler için 5 sorudan ve öğrenciler için 9 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin çoğunluğunun Milli Eğitim tarafından evde eğitim vermek üzere görevlendirildiği, bir kısmının da kendi isteğiyle evde eğitim vermeyi seçtiği ortaya çıkarılmıştır. Öğretmenlerin öğretim sürecinde genellikle sunuş yoluyla öğretimi tercih ettiği, ders aralarında öğrencinin beslenmesini yapmasına ve oyun oynamasına, çizgi film izlemesine, dinlenmesine vb. aktiviteler yapmasına imkân sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, çoğunlukla defter, kitap, kalem, küçük yazı tahtası gibi araç gereçleri kullandıkları, öğrencinin öğrenme düzeyini çoğunlukla her ders sonu veya haftada bir soru cevap yöntemiyle ölçtükleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin bir kısmının eğitim programında hedeflenen kazanımlara ulaştığı, bir kısmının ise ulaşamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin bir kısmının lisans eğitimlerinin, evde eğitime olumlu etkisinin olduğunu ve bir kısmının ise etkisinin olmadığını belirttiği sonucuna ulaşılmıştır. Evde eğitimde aile, okul, öğretmen, öğrenci, ev şartlarından kaynaklı sorunlar olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bununla birlikte ifade edilen sorunların giderilmesine ilişkin çözüm önerileri getirilmiştir. Buna göre, araç-gereç ve materyal temini, okul-öğretmen-öğrenci etkileşiminin olması, öğrencinin sosyalleşmesinin sağlanması, velinin önceden bilgilendirilmesi, öğretmenin otoriteyi koruması, uygun sınıf ortamının oluşturulması, öğrencinin fiziksel olarak derse hazır hale getirilmesi, ailenin eğitim sürecine müdahalesinin en aza indirilmesi, aile bireylerine anlayış gösterilmesi, eğitimde aile desteğinin sağlanması, öğretmene önceden eğitim verilmesi, özel eğitim öğrencileri için ek kaynak kitap hazırlanması, öğrencinin motivasyonun arttırılması gibi önerilerin getirildiği belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenin kendi branşında eğitim vermesi, çocuğun günün belli saatlerinde okula gitmesi, ev şartlarının elverişli hale getirilmesi, düzenli ve disiplinli bir eğitim verilmesi, öğretmenlere ilişkin gerekli denetimlerin yapılması gibi çözüm önerilerinin sunulduğu ortaya çıkmıştır. Ev ortamının, velinin, öğrencinin, okulun olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu, Rehberlik Araştırma Merkezi'nin evde eğitim sürecinde aktif rol oynamadığı, sadece öğrencinin evde eğitim alabilmesi için Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yönlendirme yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen-veli-öğrenci etkileşiminin genel olarak iyi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçla birlikte öğretmenlerin bir kısmının evde eğitime yönelik kendilerini yeterli gördüğü, bir kısmının yetersiz gördüğü ve öğretmenlerin mihver derslere daha çok önem verdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada ortaya çıkarılan bir diğer sonuç, öğrencinin özel durumunun evde eğitimi olumsuz etkilediği sonucudur. Evde eğitimin çocuğun bilişsel, sosyal ve psikomotor becerilerinin gelişimine olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin bir kısmının akranları gibi okula gidememe, arkadaşlarının olmaması, kantine gidememe, sıkkınlık yaşama ve teneffüse çıkamama gibi nedenlerden ötürü evde eğitim almaktan memnun olmadıkları buna karşın bir kısmının ise ev ortamının sessiz olmasından ötürü evde eğitim almaktan memnun olduğu sonucu ortaya konulmuştur. Ayrıca şarkı söyleme, kolay olma, boyama çalışması yapma, eğlenceli vakit geçirme ve başarılı olma gibi nedenlerden ötürü Müzik, Türkçe, Resim ve İngilizce derslerinden hoşlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin, zor ve sıkıcı olması gibi nedenlerden ötürü ise mihver derslerden genel olarak hoşlanmadıkları, öğretmenle birebir eğitim görmekten genel olarak memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin derste daha çok kalem, tahta, defter, kitap, silgi gibi araç gereçleri kullandıkları ve evde eğitim sürecinde yaşadıkları sorunlar ortaya çıkarılmıştır. Buna göre öğrenciler, akranları ile birlikte olamama, araç-gereç ve materyal yetersizliği, ödev yapmada zorlanma, teneffüs yapamama, okula gidememe ve hastalık kaynaklı sorunları ifade etmiş ve bu sorunlara yönelik; eğitim araç-gereçlerinin ev ortamında bulundurulması, okuldaki eğitime dahil olma, tekrar yapma, doğum günleri gibi özel günlerde arkadaşlarını eve davet etme, akranları ile vakit geçirme fırsatı elde etme, ödevlerin kolaylaştırılması ve parka gitme gibi çözüm önerileri sundukları ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar ışığında öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Evde Eğitim, Öğrenci, Öğretmen, Veli, Görüşme, Nitel.

Evde eğitimEğitimEğitim yöntemleri+3
Emine Işık
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin maddenin halleri ile saf madde ve karışım konuları kapsamında teknolojik pedagojik alan bilgilerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, Sınıf Öğretmenlerinin Maddenin Halleri İle Saf Madde Ve Karışım Konuları Kapsamında Teknolojik Pedagojik Alan Bilgilerinin Belirlenmesi şeklinde belirlenmiştir. Nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma deseni ile yürütülen araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim- öğretim yılında Elazığ ve ilçelerindeki ilkokul 4. sınıflarda görev yapan 101 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin maddenin halleriyle saf madde ve karışım konularındaki konu alan bilgileri, bu konudaki pedagojik bilgileri (program bilgisi, öğrenme güçlükleriyle ilgili bilgi, öğretim stratejisi ve yöntem bilgisi, değerlendirme bilgisi) ve teknolojik bilgileri araştırılmıştır. Araştırmada TPAB ölçeği, Bilimin Doğası Görüş Anketi, ders senaryosu, ders planı matriksi ve mülakat soruları olmak üzere farklı veri toplama araçları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgulara göre her iki grup sınıf öğretmenlerinin yeterli seviyede konu alan bilgisine sahip olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır.Yine her iki grup sınıf öğretmenlerinin program, öğrenme güçlükleri, öğretim strateji/yöntem ve değerlendirme bilgileri ile ortam bilgileri bakımından da yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Benzer şekilde sınıf öğretmenlerinin genel ve konuya özgü teknolojik bilgi seviyeleri de yeterli düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ders Planı Matriksi, Ders Senaryo Örneği, Maddenin Halleri, Saf Madde ve Karışım, Sınıf Öğretmeni, Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi

Ders planlarıMadde özellikleriSınıf öğretmenleri+2
Osman Yıldız
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleklerine ilişkin tutumları

Bu araştırmanın amacı okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleklerine ilişkin tutumlarını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin, cinsiyet, mezuniyet durumu, mesleki kıdem ve öğretim kademesi değişkenlerine göre öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumları incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Malatya Battalgazi ve Yeşilyurt merkez ilçelerinde bulunan 42 ilkokul ve bağımsız anaokulunda görev yapan 602 öğretmenden oluşmuştur. Araştırma nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda Nevruz Demirel ve Ali Ünişen tarafından 2015 yılında geliştirilen 'Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği' kullanılmıştır. Bu ölçek 11'i olumsuz, 17'si olumlu 28 maddeden oluşan likert tipi beşli derecelendirme şeklindedir. Ölçek, değer verme, mesleki tükenmişlik, ilgisizlik ve mesleki gelişime açıklık olarak dört alt boyuttan oluşturulmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğretmenlerin konu hakkında ayrıntılı görüşlerine başvurmak amacıyla araştırmacı tarafından ve uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunun ilk bölümü katılımcıların kişisel bilgilerini elde etmeye yönelik sorulardan, ikinci bölümü ise öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarını ortaya koymaya yönelik 5 açık uçlu sorudan oluşturulmuştur. Araştırmada elde edilen veriler nicel veri analizi paket programı ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bağımsız örneklemler t-testi, varyans analizi, yüzde, frekans ve standart sapma testleri kullanılmıştır. Ayrıca elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleklerine ilişkin tutumlarının çoğunlukla olumlu olduğu ortaya konulmuştur. Bu sonucun yanı sıra araştırmada öğretmenlik mesleğine ilişkin tutumlarda cinsiyet değişkenine göre mesleki tükenmişlik, ilgisizlik alt boyutlarında erkeklerin; mesleki gelişime açıklık alt boyutunda ise kadınların lehine anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte değer verme alt boyutunda anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mezuniyet durumu değişkenine göre ilgisizlik alt boyutunda ön lisans mezunu öğretmenler ile lisans mezunu öğretmenler arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı şekilde mesleki kıdem değişkenine göre ilgisizlik alt boyutunda '6-10 yıl' arası kıdeme sahip öğretmenler ile '16-20 yıl' ve '21 yıl ve üstü' kıdeme sahip öğretmenler arasında, '11-15 yıl' arası kıdeme sahip öğretmenler ile '21 yıl ve üstü' kıdeme sahip öğretmenler arasında anlamlı farklar olduğu sonucu elde edilirken diğer boyutlarda fark olmadığı sonucu elde edilmiştir. Öğretim kademesi değişkenine göre ise tüm boyutlarda anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleklerine ilişkin tutumlarının genel anlamda olumlu olduğu görülmektedir. Bu durum nicel sonuçlar ile nitel sonuçların birbirini desteklediği sonucunu ortaya çıkarmıştır. Ayrıca okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin mesleklerine ilişkin hissettiklerine, mesleği seçme sebeplerine, mesleğe ilişkin tutumları ve bu tutuma etki eden faktörlere yönelik görüşleri ortaya çıkarılmıştır. Bu sonuçların yanında toplumun mesleklerine olan bakış açısına, mesleklerine ilişkin tutumlarının zaman içerisinde değişimine yönelik öğretmen görüşleri elde edilmiştir. Bu sonuçlar ışığında öğretmenlerin mesleklerine ilişkin olumlu tutum geliştirmeleri ve olumsuz tutum geliştirmelerine neden olan faktörlerin belirlenmesi ve ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaların yapılması önerilmiştir.

Mesleki tutumOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+2
Tugay Doğan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ayrılıp birleşme tekniğinin 3.sınıf öğrencilerinin empatik eğilimleri ve hayat bilgisi dersine yönelik tutumlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı, ayrılıp birleşme tekniğinin 3. sınıf öğrencilerinin empatik eğilimleri ve hayat bilgisi dersine yönelik tutumlarına etkisinin araştırılmasıdır. Bu araştırmada karma yöntem birleştirme deseni kullanılmış olup nitel yaklaşım baskın olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılı Elazığ İli Kovancılar İlçesi Kovancılar İlkokulu'nda 3. Sınıfa devam eden deney grubunda 20, kontrol gubunda 20 olmak üzere 40 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nicel verilerin analizinde yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Kaya ve Siyez (2010) tarafından geliştirilen '' KA-Sİ Çocuk ve Ergenler İçin Empatik Eğilim Ölçeği'' ve Öztürk ve Coşkun (2015) tarafından geliştirilen 3' lü likert tipindeki "Hayat Bilgisi Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel boyuta ilişkin veriler ise, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış gözlem formu ve görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Shapiro-Wilk, ortalama (x), standart sapma (ss), bağımlı ve bağımsız gruplar t-testi, Man Whitney U Testi, Wilcoxon işaretli Sıralar Testi, frekans, yüzde kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde parametrik testler kullanılırken normallik varsayımını karşılayamayanlar için non–parametrik testler kullanılmıştır. Nicel veriyi destekleme amaçlı deney grubu için gözlem ve görüşme formlarının analizi için nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Uygulamaların yapıldığı deney grubu empati düzeyleri açısından ilk test son test yönünde anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kontrol grubunda ise ilk test son test yönünden incelendiğinde son testte anlamlı bir azalma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gözlem formları kendi içerisinde etkinlik, işbirliği, iletişim-empati ve derse karşı tutum olmak üzere dört temaya ayrılmıştır. Her bir tema kendi içerisinde alt başlıklara ayrılarak incelenmiş ve elde edilen bulgular nicel verilerden elde edilen bulguları destekler niteliktedir. Uygulamaların yapıldığı her iki grubun derse karşı tutumları incelendiğinde deney grubu lehine anlamlı bir artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Görüşme formları etkinliklerde beğenilen ve beğenilmeyen yönler olmak üzere iki alt başlıkta incelenmiştir. Beğenilen yönler kendi içerisinde işbirliği, ders işleniş süreci ve araştırma olmak üzere üç temada incelenmiştir. Beğenilmeyen yönler ise öğrenciden kaynaklı, uygulamadan kaynaklı ve beğenmediği özellik olmayan olmak üzere üç temada incelenmiştir. Derse karşı tutum nitel verilerle incelendiğinde nicel verileri, nitel verilerin desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi, İşbirlikli Öğrenme, Ayrılıp Birleşme, Empati, Tutum

Ayrıl-birleş tekniğiEmpatik eğilimHayat bilgisi dersi+4
Muhammed Celal Can
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmaya yönelik görüşleri

Bu araştırma, yaklaşımı itibari ile nitel bir araştırmadır. Bu anlamda yarı-yapılandırılmış görüşme formları oluşturularak katılımcıların özel eğitim konusundaki ve bu konudaki kariyer yaklaşımları incelenmiştir. Çalışma grubunu Fırat Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi ve Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı dördüncü sınıfında 2018-2019 eğitim öğretim yılında öğrenim gören toplam 40 öğrenci oluşturmuştur. Görüşme formundan alınan tüm veriler gerekli kodlamalar yapıldıktan sonra bilgisayar destekli nitel programı kullanılarak betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu araştırma kapsamında yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan sınıf öğretmen adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmak istemedikleri ve herhangi bir özel eğitim kurumlarına gitmedikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmen adaylarının özel eğitim kurumlarında çalışmaları durumunda kendilerine sağlanacak katkılara ilişkin analiz sonuçları incelendiğinde ise, katılımcıların öncelikle özel eğitim alanında gelişebilme ve daha duyarlı hale gelebilme olgusu üzerinde durdukları görülmüştür. Özel eğitim kurumlarında çalışmaya yönelik kaygılarına ilişkin elde edilen bulgular ise, katılımcıların bilgi ve beceri eksikliğinden kaynaklı sorunlar yaşayabilme olasılıklarının olduğunu düşündüklerini ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Sınıf Öğretmenliği, Özel Eğitim, Öğretmen Adayları, Kariyer

KariyerSınıf öğretmenleriSınıf öğretmenliği+3
Emrah Çavuş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel engelli çocuklarda akran eğitimine ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırma zihinsel engelli çocuklarda akran eğitimine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda Bingöl il merkezinde ve Genç ilçe merkezinde görev yapan 30 öğretmen araştırma kapsamına dâhil edilerek görüşmeler yapılmıştır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacına ulaşılmasında uygun veriler elde edebilmek için görüşme yöntemi seçilmiş, görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler hem ses kaydı hem de not alınarak gerçekleştirilmiştir. Nitel olarak elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Veriler 2 özel eğitim öğretmeni ve 1 öğretim üyesinin katılımı ile analiz edilerek temalar belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre hem özel eğitim öğretmenleri hem de kaynaştırma öğrencisi olan sınıf öğretmenleri zihinsel engelli çocukların okuma yazma becerileri ve sosyal becerileri üzerinde akran eğitiminin genel olarak gözlem ve taklit, işbirliği ve model olma boyutlarına ilişkin görüşler belirtmiştir. Ayrıca bazı öğretmenler, zihinsel engelli bireylerde bazı temel bilişsel becerilerin yokluğu, bireyin hazırbulunuşluk düzeyinin yetersiz olması, rekabetçi bir ortamın oluşmasına zemin hazırlamasıyla bireyin kendini daha fazla yetersiz hissetmesi ve okuma yazma becerilerin zor ve karmaşık bilişsel beceriler olmalarından dolayı olumsuz durumların oluştuğu konusunda görüşler ifade etmişlerdir

Akran eğitimiOkuma becerileriOkuma-yazma+4
Sinan Adanır
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin değerler eğitimine yönelik tutumlarının incelenmesi

Araştırmada, öğretmenlerin değerler eğitimine yönelik tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma araştırma desenlerinden de açıklayıcı ardışık desen kullanılmıştır. Araştırmada önce nicel veriler toplanmış ardından nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde görev yapan 8524 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel basamağındaki örneklemini, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Elazığ ilinde görev yapan 273 sınıf öğretmeni ve 252 branş öğretmeni olmak üzere toplam 525 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın nitel basamağındaki örneklemini ise bu öğretmenler arasından belirlenen 30 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada öncelikle "Değerler Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği (DETÖ)" uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin nicel analizinde; frekans, yüzde dağılımları, standart hata, ortalama, standart sapma, çarpıklık, basıklık değerleri, güvenirlik, bağımsız gruplar t testi ve tek faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar destekli istatistik paketi olan SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Görüşme verilerinin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre; yaş, mesleki branş, mesleki kıdem ve okul türü değişkenine göre öğretmenlerin değerler eğitimine yönelik tutumlarında anlamlı bir farklılık olmadığı, cinsiyet değişkenine göre ise anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Nitel bölümde öğretmenlerin verdikleri cevaplar çeşitli kodlara dönüştürülmüş ve araştırma bulguları sonunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, Değerler Eğitimi, Tutum, Sınıf Öğretmeni, Branş Öğretmeni

DeğerlerDeğerler eğitimiTutumlar+2
Mahir Avci
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin okul kültürü ile değer sistemine ilişkin algıları

Okullar çocukların duygusal, fiziksel, eğitimsel gelişiminde önemlidir. Okulların ana hedeflerinden biri öğrencilerin toplum tarafından arzu edilen belirli değerlere karşı sosyalleşmesidir. Bu yüzden okullarda yaygınolan değerlerin aktarılması önemlidir. Toplum tarafından özümsenen ve benimsenen değerlerin bireylere iletilmesinde okullara büyük önem düşmektedir. Okullarda oluşturulan okul kültürü bu değerlerin aktarılması sürecinde önemli bir rol üstlenmektedir. Çocuklar okullarda egemen olan kültürün verdiği değerleri, tutumları ve inançları öğrenirler. Toplumun benimsediği değerlerle okulun benimsediği okul kültürü paralelse çocukların bu değerleri benimsemeleri kolaylaşır ve yetişkinlik yaşamlarında değer çatışmalarını daha az yaşarlar. Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin okul kültürü ile değer sistemlerine ilişkin algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019- 2020 eğitim öğretim yılında, Elazığ ilinde görev yapan 350 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Okul Kültürü Ölçeği" ve "Portre Değerler Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada 9 alt probleme cevap aranmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans analizi, betimleyici analizler (ortalama ve standart sapma), t testi ve tek yönlü varyans analizi , LSD Post-Hoc ve Pearson Korelasyon Analizi tekniklerinden faydalanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular şunlardır: Sınıf öğretmenlerinin okul kültürünün geneline ilişkin algıları okuldaki görev süresi değişkeni bakımından önemli farklılık göstermektedir. Sınıf öğretmenlerinin okul kültürünün geneline ilişkin algıları yalnızca okuldaki görev süresinde farklılaşmamış; cinsiyet ve yaş değişkenleri ise ölçek genelinde etkili olmayıp belli boyutlarda önemli farklılık yaratmıştır. Sınıf öğretmenlerinin en çok önem atfettikleri değer boyutları sırasıyla "Güvenlik", "Evrensellik" ve "Uyma" değer boyutları olmuştur. En düşüm önem atfettikleri değer boyutu ise "Güç" olmuştur. Sınıf öğretmenlerinin değer sistemleri cinsiyet ve yaş değişkenlerinde önemli farklılık göstermektedir. Okuldaki görev süresi değişkeninin öğretmenlerin değer sistemlerinin genelinde önemli bir farklılaşmaya yol açmadığı görülmektedir. Sınıf öğretmenlerinin okul kültürüne ilişkin algıları ile değer sistemlerine ilişkin algıları arasında önemli bir ilişki vardır. Sınıf öğretmenlerinin "Uyma" ve "Güvenlik" değer boyutuna verdikleri önem artıkça okul kültürü ve boyutlarına ilişkin algıları da artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul Kültürü, Değer, Değerler Eğitimi, Sınıf Öğretmeni

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul kültürü+3
Esra Kaplan Akpolat
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin müzik dersine ilişkin görüşleri

Bu araştırma; sınıf öğretmenlerinin müzik dersinin içeriğine ve işleniş şekline yönelik bakış açılarını, yaşadıkları sorunları, yetersizliklerini, ihtiyaçlarını ve beklentilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Elazığ ili genelinde ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri, örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Elazığ ili genelinde ilkokullarda görev yapan 503 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, veri toplama aracında çalışma alanına yönelik donanım, materyal ve müzik aleti çalabilme durumlarına göre ''evet'' ve ''hayır'' cevabı gerektiren maddeler; program ve müfredata; öğretmen alan yeterliliğine ve müzik dersi ders işleme sürecine yönelik maddeler kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlemesinde yüzde, frekans, ki kare testi, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın donanım ve materyal sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun sınıflarında müzik köşesi yoktur. Çoğunluğun sınıflarında internet bağlantısı varken yarısından fazlasının sınıflarında etkileşimli (akıllı) tahta yoktur. Öğretmenlerin yarısından fazlası müzik dersinde öğrencilere müzik defteri kullandırmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu herhangi bir müzik aleti çalamazken; sınıf öğretmenliği alanından mezun olanların diğer alanlardan mezun olanlara göre müzik aleti çalma oranları daha fazladır. Program ve müfredat sonuçlarına göre; öğretmenler müzik dersini program ve müfredat açısından faydalı bulmuşlar; kazanımlara ve ders saati süresine kısmen katılarak görüş bildirmişlerdir. Araştırmanın öğretmen alan yeterliliği sonuçlarına göre; öğretmenler bu dersi gereksiz görmemektedirler. Müzik dersi için sınıf öğretmeleri kendilerini yetersiz görmekte, müzik aleti çalma konusunda kursa ihtiyaç duymakta ve bu derse alanında uzman kişilerin girmelerini istemektedirler. Ayrıca lisans eğitiminde aldıkları müzik ve drama eğitimlerinin yetersiz olduğunu düşünmektedirler. Araştırmanın ders işleme süreci sonuçlarına göre; öğretmenler bu derste müzik dışında farklı bir ders işlemeyip müzik dersini severek işlemektedirler. Bu dersi çoğunlukla şarkı söyleterek ve kendi planlarına göre işlemeyi tercih eden öğretmenler, öğrencileri uygulama (müzik aleti çalma) ve teorik (müziksel terimler) sınavlarla değerlendirmemektedirler.

MüzikMüzik dersiMüzik eğitimi+4
Göktan Albayrak
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin sürdürülebilir kalkınma için eğitime yönelik öz-yeterlik inançlarının ve görüşlerinin belirlenmesi

Sürdürülebilir kalkınma için, eğitim; yeni vizyonların ve kavramların keşfedilmesini, yeni metot ve araçların geliştirilmesi için gerekli eleştirel düşünceyi ve daha fazla farkındalığı sağlayabilir. Günümüzde artan ve değişen çevresel sorunların geldiği nokta, eğitimcilere topluma sürdürülebilir yaşam tarzını benimsemiş bireyler yetiştirmesi konusunda git gide artan sorumluluklar yüklemektedir. Bu çerçevede "sürdürülebilir kalkınma için eğitim" konusunun, eğitim stratejileri ile ilgili tartışmalarda yer almaya başlaması kaçınılmazdır. Ülkemizde sınıf öğretmenlerinin Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim'e yönelik öz-yeterlik inançlarının belirlenmesine yönelik kapsamlı bir çalışma yapılmadığı, öğretmen adaylarına yönelik yapılan çalışmaların da yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu durum konu hakkında çalışma yapılması ihtiyacı doğurmaktadır. Bu çalışmada, sınıf öğretmenlerinin Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim'e yönelik öz-yeterlik inançlarının belirlenmesi amacıyla nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı iç içe karma yöntem araştırma metodu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Bingöl ilinde görev yapan 277 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel boyutu ise yine Bingöl ilinde görev yapan 56 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Bu çalışmaya katılan öğretmenlere yönelik 4 hafta boyunca öz-yeterlik ölçeği ve görüşme formu uygulanmıştır. Araştırmanın nicel verileri; Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim'e Yönelik Öz-Yeterlik inanç ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise öğretmenlere yönelik yapılan görüşme formu ile toplanmıştır. Çalışmada SPSS 22 paket programı verilerin nicel analizinde kullanılmıştır. Çalışmada sınıf öğretmenlerinin öz-yeterlik inanç sonuçları, cinsiyet değişkenine göre değerlendirildiğinde bağımsız örneklem t testi; mezuniyet durumları, görev yaptıkları yer ve kıdem yılına göre değerlendirildiğinde ise varyans analizi kullanılarak elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, sınıf öğretmenlerinin cinsiyet, kıdem ve görev yaptıkları bölge değişkenine göre Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim'e Yönelik Öz-Yeterlik inançları arasında anlamlı bir farkın olmadığı belirlenmiştir. Akademik düzey değişkenine göre yüksek lisans mezunları lehine bir farkın olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin analizinde ise öğretmenlere uygulanan görüşme formu içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda ise öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim'in gerekli olduğunu savunduğu, bu eğitime okul öncesi dönemden itibaren başlanması gerektiği, eğitim esnasında çağdaş yöntem ve tekniklerden faydalanılması gerektiği ve eğitimin ömür boyu sürmesi gerektiği yönünde fikir belirttikleri görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçlarına göre bazı önerilerde bulunulmuştur.

EğitimEğitim inancıSürdürülebilir kalkınma+6
Abdurrahman Gürbüz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişimsel pedagoji temelli bilim eğitimi programının çocukların bilimsel düşünme eğilimlerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, gelişimsel pedagoji temelli bilim eğitimi programının okul öncesi dönemdeki çocukların bilimsel düşünme eğilimlerine olan etkisini incelemektir. Araştırmada, potansiyel eğilimlerin incelenmesi ve bu doğrultuda eğilimlerin öğrenme süreçlerindeki rolü üzerinde odaklanılmaktadır. Ayrıca eğilim temelli eğitim programı uygulamalarının, çocukların bilimsel düşünme eğilimleri üzerindeki etkilerini inceleyerek, programın bileşenlerinin hangi yollarla bu eğilimleri güçlendirdiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.

Kadriye Balkıç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İkili öğretmen modeline dayalı ilkokulda öğretmenlik uygulamasına ilişkin öğretmen ve öğretmen adayı görüşlerinin incelenmesi

İki öğretmenli sınıf öğretmenliği modelinin amacı, kalabalık sınıflara ve ilkokulda kaynaştırma öğrencilerinin bulunduğu sınıflara bir nebze de olsa çözüm bulmaktır. Ayrıca derslerin verimini arttırmak, kaynaştırma öğrencileriyle daha iyi ilgilenmek, yapılandırmacı yaklaşımı gereğince uygulayabilmek, dikkati dağılan öğrencilerin dikkatini toplamak, çalışmalarında zorlanan öğrencilere destek vermek, yavaş öğrenen öğrencilerin tam öğrenmelerini sağlamak, çabuk öğrenen öğrencilere ek çalışmalar yaptırarak, eğitim ve öğretim sürecinin kalitesini ve verimini arttırmak amaçlamaktadır. Eğitim sorunlarının çözümünde bir alternatif olarak düşünülebilecek olan yardımcı öğretmenlik modeli, kalabalık sınıflarda ve kaynaştırma öğrencilerinin bulundukları sınıflarda etkili olarak kullanılabilir. Ayrıca eğitim fakültesinde öğrenim gören aday öğretmenlerin almış oldukları "Öğretmenlik Uygulaması" derslerinin daha nitelikli ve verimli yetişmesi açısından bu çalışma alternatif bir model olarak düşünülebilir. Bu araştırmanın amacı; yardımcı öğretmen modeline dayalı ilkokulda öğretmenlik uygulamasına ilişkin öğretmen ve öğretmen adayı görüşlerinin incelenmesidir. Bu kapsamda ilkokul öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının yardımcı öğretmenlik modeline ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için Muş il merkezinde görev yapan 12 sınıf öğretmeni ve 12 öğretmen adayı çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme metoduyla elde edilmiştir. Verilerin analizi için içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre öğretim sürecinde öğretmenlerin yaşamış oldukların sorunların başında kalabalık sınıflar gelmektedir. Kalabalık sınıflarda etkinliklerin istenilen düzeyde uygulanmadığı, öğrencilere yeterince zaman ayrılamadığı, öğrencilerin yanlış ve eksik öğrenmelerinin zamanında fark edilemediği ve öğrenci merkezli ders işlemenin zor olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlik uygulaması dersinin verimli hale gelebilmesi için, staj süresinin uzatılması, öğretmen adaylarına daha fazla sorumluluk verilmesi, öğretmen adaylarının farklı ortamları görmeleri açısından köy okullarında ve birleştirilmiş sınıflarda staj yapmaları, bu derste gözlemden çok uygulama ağırlıklı çalışmalar yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen görüşlerine göre yardımcı öğretmen modelinin, ders verimini arttıracağı, sınıf yönetiminin kolaylaşacağı, geri kalan ve yavaş öğrenen öğrencilerde tam öğrenmeyi sağlayacağı, zaman tasarrufunun sağlanacağı, öğrencilerle birebir ilgilenme şansının artacağı, öğretmenlerin iş yükünün azalacağı, kaynaştırma öğrencileriyle daha fazla ilgilenilerek eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanacağı ve öğretim sürecinde karşılaşılacak problemlere daha hızlı ve pratik çözümler üretilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimler: İki Öğretmen Modeli, Kalabalık Sınıflar, Öğretmenlik Uygulaması, Yardımcı Öğretmen Modeli

Aday öğretmenlerKalabalık sınıflarMesleki eğitim+6
Betül Bayar
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe dersinde verilen ev ödevleri hakkında öğretmen, öğrenci ve veli görüşleri (1.-4.sınıflar)

Ev ödevi, eğitim sürecinin önemli bir bileşeni olarak öğrencilere sınıf dışında öğrenme fırsatları sunan ve onların bireysel çalışma alışkanlıklarını geliştirmeyi amaçlayan bir uygulamadır. Ev ödevlerinin amacı, öğrencilere sınıfta öğrendikleri konuları pekiştirme, yeni bilgileri keşfetme ve öz disiplin becerilerini geliştirme olanağı sağlamaktır. Çalışmanın amacı, ilkokul düzeyinde Türkçe dersi için verilen ev ödevlerine yönelik sınıf öğretmeni, ilkokul öğrencileri ve öğrenci velilerinin görüşlerini belirlemektir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması desenine uygun olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Burdur il merkezindeki devlet ilkokullarının 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğretmenleri, ilkokul öğrencileri ve öğrencilerin velileri içerisinden amaçlı örnekleme yoluyla seçilen katılımcılar oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 15 sınıf öğretmeni, 15 ilkokul öğrencisi ve 15 öğrenci velisi çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmış ve içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Çalışmada, sınıf öğretmenlerinin ödevlerin yazma, dil bilgisi, okuma ve anlama becerilerini pekiştirmeyi amaçladığını göstermektedir. Sınıf öğretmenleri genellikle yazma, dil bilgisi ve okuma-anlama ödevlerine odaklanmakta, ödevlerin öğrenci seviyesine uygun, anlaşılır ve motivasyonu artırıcı olmasına önem vermektedir. Ayrıca kısa ve orta süreli ödevler tercih edilmekte, uzun süreli ödevler ise belirli durumlarda kullanılmaktadır. Sınıf öğretmenleri ev ödevlerinin eğlenceli ve dinlendirici olmasına dikkat etmekte, ödevlerin öğrenci sağlığına uygun olmasına ve motivasyonu artırmaya yönelik olmasına dikkat etmektedirler. Bu süreçte velilerle işbirliğine önem vermektedirler. İlkokul öğrencileri, yazma, okuma, fotokopi, test ve boşluk doldurma gibi çeşitli ödev türleriyle karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Öğrenciler ödev yaparken ödevleri bazen anlamakta ve yapmakta zorlandıklarını ve yorgunluk hissettiklerini belirtmişlerdir. Buna rağmen, ödevlerin genel olarak öğretici ve geliştirici olduğunu vurgulamışlardır. Öğrenci velileri ise ödevlerin çeşitliliği ve kalitesini olumlu değerlendirmekte, çocukların dil becerilerini geliştirdiğini ifade etmektedirler. Ancak, ödevlerin sıklığı ve süresi konusunda farklı görüşler öne çıkmakta ve ödevlerin bireysel ihtiyaçlara uygun hale getirilmesi gerektiği belirtilmektedirler. Veliler, ödev sürecine aktif katılımın kendilerine mutluluk verdiğini, ancak zaman kısıtlamalarının süreci olumsuz etkileyebileceğini dile getirmektedirler.

Arzu Erdem
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin 21. Yy. becerileri ve fen okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin 21.yüzyıl becerileri ve fen okuryazarlık düzeylerinin, cinsiyet, hizmet süresi, liseden mezun olunan bölüm, üniversiteden mezun olunan bölüm değişkenleri açısından incelemek ve sonuçları değerlendirmektir. Bu amaçla araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modelinde karşılaştırma türü ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Çalışma 2023-2024 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 381 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak Temel Fen Okuryazarlığı Ölçeği, Çok Boyutlu 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler betimsel istatistik ve Tek Yönlü MANOVA analizleri ile çözümlenerek sonuçlar elde edilmiştir. Analiz sonuçları sınıf öğretmenlerinin birlikte çok boyutlu 21. yüzyıl becerileri ve fen okuryazarlık düzeylerinin cinsiyet, hizmet süresi, üniversiteden mezun olunan bölüm ve değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermediğini, fakat lise mezuniyet bölümüne göre anlamlı bir şekilde farklılaştığını ortaya koymuştur. ANOVA sonuçları ise, Temel Fen Okuryazarlığı bağımlı değişkeninin lise mezuniyet bölümüne göre anlamlı farklılaştığını ve söz konusu farkın sayısal bölümü mezunları ile diğer bölüm mezunları arasında olup, sayısal alan mezunları lehine olduğunu göstermiştir.

Kamile Armağan Yıldırım
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2025
00