İskenderun Technical University
Discipline

Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik Nükleer Tehditleri Yönetimi Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

İskenderun Technical University

28

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

28 Theses
Master'sOpen AccessTR

Farklı polietilen glikol (PEG-300) konsantrasyonlarına sahip nötron zırhı malzemelerin üretimi ve nötron soğurma özelliklerinin incelenmesi

İyonlaştırıcı radyasyonun çevre ve insan yaşamı için zararlı etkileri olduğu bilinmektedir. İyonlaştırıcı radyasyonun bu zararlı etkilerinden korunmak için radyasyon zırhı malzemeler en iyi seçim olabilir ve radyasyon zırhı malzemelerin kullanım amacı gelen radyasyon şiddetinin daha güvenilir seviyeye ulaştırılmasıdır. Ağır beton, çelik ve alüminyum nükleer teknolojide kullanılan zırh malzemeleridir ve zamanla oluşan mikro-çatlaklar, korozyon ve düşük termal dayanım gibi bazı dezavantajlara sahiptir. Özellikle, yaygın olarak kullanılan zırh malzemeleri yüksek maliyet ve toksik etkilerinden dolayı uygun değildir. Son yıllarda, nötron soğurucu malzeme olarak yeni nesil polimer kompozit malzemeler üstün mekanik ve termal özelliklerinden dolayı dikkat çekmektedir. Bu çalışmada ilk olarak nötron etkileşimlerinin karmaşıklığından dolayı, farklı PEG-300 konsantrasyonlarına sahip poliüretan köpüklerin nötron soğurma özellikleri incelenmiştir.

Polietilen glikollerPolimer kompozitlerSoğurma
Erhan Emre Erdoğmuş
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetlerin ikincil etkileri ve kbrn afetlerine dönüşümü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Doğa kaynaklı afetler insanları sadece direkt etkileri ile değil aynı zamanda neden oldukları ikincil afetlerin yarattığı tehditlere bağlı olarak da etkilemektedir. Özellikle yıkıcı etkilere sahip doğa kaynaklı afetler KBRN risklerini tetikleyebilmektedir. Seller sonrasında çeşitli kimyasallar sel sularına karışabilmekte, bulaşıcı hastalıklar açığa çıkabilmektedir. Özellikle depremlerden sonra KBRN maddelerini bünyesinde barındıran endüstriyel tesisler ve nükleer santraller hasar görerek insanlar ve çevre açısından zararlı olabilecek maddelerin yayılmasına neden olabilmektedir. Tüm bu durumlar göz önünde bulundurularak bu çalışma kapsamında 1992-2022 yılı aralığında Asya, Avrupa ve Amerika kıtalarında meydana gelmiş doğa kaynaklı afetlerin, afet türlerine göre oransal dağılımının araştırılması, söz konusu kıtalarda meydana gelmiş endüstriyel tesis kazalarının afet alt türüne göre afet sayısı, ölü sayısı ve etkilenen kişi sayısı açısından oransal dağılımının araştırılması, aynı zamanda doğa kaynaklı afetlerin ve endüstriyel tesis kazalarının en fazla yaşandığı ilk 15 ülkenin saptanması hedeflenmiştir. Çalışmanın evrenini 1992-2022 yılları arasında EM-DAT veri tabanına kayıtlı bulunan Asya, Avrupa ve Amerika kıtasında yaşanmış doğa kaynaklı afetler ve endüstriyel tesis kazaları oluşturmuştur. Veriler EM-DAT veri tabanından çekilerek Excel olarak alınmış ve SPSS 25.0 programına aktarılarak basit frekans analizi gerçekleştirilmiştir. Veri tabanından elde edilen bilgilere göre doğa kaynaklı afetlerin en çok yaşandığı ilk 15 ülke ile endüstriyel kazaların en çok yaşandığı ilk 15 ülke karşılaştırıldığında Çin, Rusya, Endonezya, ABD, İran, Kolombiya, Pakistan, Vietnam, Meksika ve Türkiye'nin yer aldığı 10 ülkenin hem doğa kaynaklı afetler bakımından hem de endüstriyel kazalar bakımından ilk 15 sıra içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak Asya, Avrupa ve Amerika kıtasında en fazla meydana gelen doğa kaynaklı afetlerde ilk iki sırayı deprem ve sellerin oluşturduğu, endüstriyel kazalar için yapılan analizde ise her üç kıtada da patlamaların ilk sırada yer aldığı Asya kıtasında gaz sızıntılarının, Avrupa ve Amerika kıtasında kimyasal dökülmelerin ikinci sırada yer aldığı saptanmıştır. Özellikle doğa kaynaklı afetlerin en fazla görüldüğü ilk 15 ülke ile endüstriyel tesis kazasının en fazla yaşandığı ilk 15 ülkenin kesişim kümesinde yer alan ülkelerin ikincil afetler bağlamında önleyici tedbirler almasının büyük öneme sahip olduğu görülmüştür.

Tolga Savaş
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

KBRN tehditleri yönetimine hastane öncesi acil sağlık hizmetleri açısından bir değerlendirme: SWOT analizi

KBRN (kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) tehditleri insan hayatı için büyük risk teşkil ederek acil durum oluşturma potansiyeline sahiptir. Ancak KBRN tehditleri sadece doğrudan maruz kalan hasta veya yaralının hayatı için risk teşkil etmekle kalmayıp müdahalede bulunan personeller hatta çevrede bulunan toplum içinde büyük risk teşkil etmektedir. Bu yüzden olası bir tehdide müdahale etmek zorunda kalan personeller tehdidin oluşturabileceği zararları öngörebilmeli ve gerekli önlemleri alabilmelidir. Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri insan sağlığı için sağlık sisteminde yer alan önemli kurumlardan birisidir. Bir diğer adıyla 112 acil yardım ambulansları olan bu sağlık hizmetinin diğer sağlık kurumlarından farkı insan sağlığını tehdit eden olaylarda ön safhada yer alarak ilk ve acil tıbbı yardımı sahada gerçekleştirmeleridir. Bu önemli görevi yerine getirirken birçok tehlike ve tehdide maruz kalırlar. Bu tehdit gittikleri standart bir vakada oluşan bir tehdit olabileceği gibi alışagelmişin dışında meydana gelen KBRN ajanları sonucu oluşan tehditler de olabilir. Bu çalışma da çalışma ortamları gereği tehdide maruz kalabilecek konumda olan hastane öncesi acil sağlık hizmeti personellerinin KBRN tehdidine yönelik müdahalesinde yardımcı olabilecek nitelikteki veriler SWOT analizi yöntemi ile incelenmiş; güçlü yönleri, zayıf yönleri, fırsatları ve tehditleri belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak SWOT analizi yöntemi ile çözümlenen veriler ışığında söz konusu kurumda yer alan personellerin KBRN tehditlerine yönelik hazırlık durumunu kapsayacak verilerin yeterli olmadığı öngörülmüştür. Ancak kurumun güçlü statüsü, kurumlar arası organizasyon imkânları, kurum içi eğitimler, proje olanakları gibi sahip olunan güçlü yönler ve fırsatların zayıf yönleri ve oluşabilecek tehditleri bertaraf etmesinde önemli etkileri olduğu görülmüştür. Personellerin KBRN tehditlerine karşı yönetim sürecine olan katılımına katkıda bulunmak için SWOT analizi neticesinde yeni öneriler geliştirilmiştir.

Gamze Titiz
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lindan tayini için karbon nitrit nanotüp/polioksometalat hibriti temelli moleküler baskılı elektrokimyasal sensörlerin hazırlanması

Gamma-lindan (γ-LND) gibi organoklorlu birleşikler ileri derece toksik olduğu kadar çevre ve canlılar içinde önemli bir kirleticidir. Bu tez çalışmasında γ-LND tayini için polioksometalat (POM, H3PW12O40)/karbon nitrit nanotüp (C3N4 NTs) kompoziti temelli yeni tip moleküler baskılı elektrokimyasal sensörler hazırlanmıştır. Şimdiye kadar organoklorlu pestisitlerin tayini için gaz kromatografisi (GC), sıvı kromatografi-kütle spektroskopisi (LC-MS) ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) gibi geleneksel yöntemler geliştirilmiştir. Fakat, bu tekniklerde uzun zaman süren analizler ve pahalı ekipmanlara ihtiyaç vardır. Bunun yanısıra bu yöntemlerde donanımlı personel ve ayrıntılı numune hazırlamasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu nedenle, bu pestisitlerin analizinde daha hassas, ekonomik olarak uygun ve daha hızlı yöntemlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Özellikle nanomalzemeye dayalı elektroanalitik teknikler, seçici, hassas ve kararlı sinyal üretimi gibi çeşitli avantajları nedeniyle sıklıkla kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında C3N4 NTs ve H3PW12O40/C3N4 NTs kompozitinin yapıları, taramalı elektron mikroskobu (SEM), geçirimli elektron mikroskobu (TEM), x-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), fourier dönüşümlü infrared (FTIR) spektroskopisi, atomik kuvvet mikroskopu (AFM), elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS) ve dönüşümlü voltametri (CV) teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Sonra, γ-LND baskılı elektrotlar, 25.0×10-3 M γ-LND ve 100.0×10-3 M pirol varlığında hazırlanmıştır. Analitik sonuçlara göre 1.0×10-10 - 1.0×10-8 M doğrusallık aralığı ve 2.0×10-11 M tayin sınırı (LOD) elde edilmiştir. Sonunda, hazırlanan baskılanmış elektrokimyasal sensör γ-LND tespiti için yüksek geri kazanım ile portakal suyu numunelerine uygulanmıştır.

Canan Pelin Böke
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Klorpirifos tayini için yeni nesil moleküler baskılı QCM sensörlerin hazırlanması

Bu çalışmada, tabakalara ayrılmış kükürt doplanmış MXene (d-S-Ti3C2TX MXene) temelli yeni moleküler baskılı kuvars kristal mikroterazi (QCM) sensörü organofosfatlar sınıfında bulunan klorpirifos (CHL) tayini için hazırlanmıştır. MAX fazı (Ti3AlC2), sülfür katkılanmış MAX fazı (S-Ti3AlC2), büzüşmüş sülfür katkılı MXene (S-Ti3C2TX MXene) ve d-S-Ti3C2TX MXene yapıları taramalı elektron mikroskobu (SEM), geçirimli elektron mikroskobu (TEM), atomik kuvvet mikroskobu (AFM), x ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR), elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS), dönüşümlü voltametri (CV) ve x-ışını kırınımı (XRD) yöntemleri kullanılarak aydınlatılmıştır. CHL baskılı QCM sensörü, metakriloamidoglutamik asit (MAGA) ve CHL varlığında (2:1) mol oranı ile hazırlanmıştır. Analitik sonuçlara göre 1,0×10-12 – 1,0×10-10 M doğrusallık aralığı ve 3,0×10-13 M gözlenebilme sınırı (LOD) elde edilmiştir. Ayrıca, CHL baskılı QCM sensörünün kararlılık, tekrarlanabilirlik, tekrar üretilebilirlik ve yeniden kullanılabilirlik özellikleri incelenmiştir. Son olarak, CHL baskılı sensör yüksek geri kazanım elde edilerek portakal suyu numunelerine uygulanmıştır.

Selcen Kadirsoy
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel atıkların mikroalglerle biyoremediasyonu

Tez çalışmasında, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) tehditlerinin toksik endüstriyel kimyasal sınıfında yer alan pestisitlerin mavi-yeşil mikroalg ile biyoremediasyon deneyleri yapılmış ve sonuçları analiz edilmiştir. Söz konusu pestisitler insan, canlı ve çevre sağlığına oldukça zararlı olmakla beraber doğada kalıcılığı yüksektir. Son zamanlarda tarımsal alanda pestisitlere olan talebin ve kullanımın artması üretim, taşıma ve depolama alanlarında risk oluşturmaktadır. Kullanmış olduğumuz mikroalgin hali hazırda başta tıp ve ilaç sanayisi olmak üzere önemli alanlarda kullanımının mevcut olmasının yanı sıra pestisitleri metabolize etme yeteneği bilinmektedir. Pestisitlerin zararlı etkilerini yok etmek ya da en aza indirgemek için biyoremediasyon yönteminin etkinliği çalışmamız ile desteklenmiştir. Çalışmada kullanılan mikroalg ve pestisitlerin daha önceki çalışmalarda kullanılmaması tez çalışmamızın özgünlüğünü kanıtlamaktadır. Deneysel çalışma sonucu elektrokimya yöntemi ile analizler yapılmış ve Spirulina platensis tarafından phosmet'in 7 gün sonunda %70,0, ethion'un % 61,0, methly parathion'un ise %50,0 oranında ortamdan uzaklaştırıldığı tespit edilmiştir.

Özlem Gül
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

6 şubat 2023 depremi sonrası Hatay bölgesindeki kuyu sularının ağır metal seviyelerinin belirlenmesi

Depremler, oluştukları bölgede yalnızca fiziksel yıkıma değil aynı zamanda uzun vadeli çevresel sorunlara neden olan doğal afetlerdir. Türkiye'nin güneyinde büyük bir coğrafyada etki yaratan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depreminde en çok yıkım Hatay ilinde yaşanmış olup, binlerce insanın can kaybına neden olmuştur. Depremle yaşanan ağır yıkımla ortaya çıkan yoğun moloz yığınları, ardından kontrolsüz inşaat faaliyetleri ile çevre kirliliği artmıştır. Yağış ve rüzgâr gibi iklim faktörlerince hızlandırılan kirletici taşınımı kuyu sularının kirlenme riskini arttırmıştır. Bu çalışmanın amacı 6 Şubat depremleri akabinde, Hatay ilinin Antakya, Defne, Kırıkhan, Hassa, İskenderun ve Arsuz ilçelerindeki kuyu sularının ağır metal konsantrasyonlarının saptanmasıdır. Bu amaçla Haziran 2024'te toplam 33 kuyu suyu numunesi toplanmış ve ağır metal seviyeleri ölçülmüştür. Numunelerde Co, Cu, Zn, As, Cd, Sn, Hg, Pb, Ca, Fe, Li, Cr, Mn ve Ni konsantrasyonları ICP-MS cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ulusal ve uluslararası izin verilebilir sınır değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bu değerlendirmelere göre bazı bölgelerde özellikle Fe, Cr, Mn, Li ve Ni gibi elementlerin sınır değerlerinden yüksek olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları, moloz ve diğer çeşitli yapı malzemesi kalıntılarının, özellikle depolama alanlarına yakın olan kuyulardan alınan su numunelerinde bazı ağır metal konsantrasyonlarının artışına yol açtığına işaret etmektedir. Bu çalışma kapsamında elde olunan bulgular hem insan sağlığı hem de ekosistem açısından uzun vadeli multifonksivonel risk oluşumunu desteklemektedir. Bu çalışmanın sonuçları, deprem sonrası su kaynakları da dâhil olmak üzere çevresel kirlenmenin sistematik şekilde takip edilmesi ve kirlenmeye karşı kapsamlı önlemler alınmasının önemini açıkça ortaya koymaktadır.

Esra Taner
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Thiamethoaxam uygulamasının gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) doku spesifik yanıtları

Bu çalışmada neonikotinoid sınıfından Thiamethoaxam'ın gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchus mykiss) oluşturduğu oksidatif stres aracılı hemotoksiste, hepetotoksisite ve nefrotoksisite bulgularını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla her grupta 8 er balık olmak üzere 3 tekrarlı olacak şekilde 96 adet gökkuşağı alabalığı (165.35±30.15 g ve 20.55±1.16 cm) kullanıldı. Çalışmada kontrol ve Thiamethoxam'ın 3 farklı dozunun (25 mg/l, 75 mg/l, 125 mg/l) uygulandığı 4 grup oluşturuldu. Deneme peryodu sonunda tüm gruplardan alınan kan hematolojik analizler için, alınan dokular ise patolojik değerlendirme için kullanıldı. Thiamethoxam uygulaması sonucunda biyosomatik indeks göstergelerinden hepatosomatik indeks kontrol grubuna kıyasla 25 ve 75 mg/l doz grubunda azalırken, 125 mg/l grubunda ise artış göstermiştir. Hepatosomatik indeks bakımından sadece en yüksek uygulama dozu olan 125 mg/l Thiamethoxam grubu diğer iki Thiamethoxam uygulama dozundan (25 mg/l ve 75 mg/l) istatistiki anlamda farklıdır (p<0.05). Çalışma sonunda başlangıç ağırlıklarına kıyasla ağırlık artış oranı (%) kontrol grubuna göre Thiamethoxam dozu arttıkça azalmaktadır. Kan serumunda üre ve ürik asit miktarı kontrol grubuna göre bir artış göstermektedir. 75 ve 125 mg/l grubunda üre miktarı istatistiki anlamda kontrol ve 25 mg/l Thiamethoxam grubundan farklıdır (p<0.05). Ürik asit miktarı bakımından 125 mg/l Thiamethoxam grubu ile kontrol grubu arasında anlamlı fark vardır (p<0.05). Lipit peroksidasyon göstergesi MDA miktarı kontrol grubuna kıyasla Thiamethoaxam dozunun artışına paralel olarak artış göstermektedir. Antioksidan sistemin önemli enzimlerinden GSH-Px kullanılan Thiamethoxam dozlarının artışına bağlı olarak azalmakta olup yüksek uygulama dozları (75 ve 125 mg/l) ile kontrol grubu arasındaki fark anlamlıdır (p<0.05). Histopatolojik incelemelerde karaciğer dokusunun kontrol grubunda normal yapıda, 25 mg/l Thiamethoxam grubunda ise normale yakın görünümde olduğu görülmüştür. 75 ve 125 mg/l Thiamethoxam grubundaki karaciğer dokusunda hepatositlerde dejenerasyon, parankimal bölgede nekroz alanları, konjesyon, steatoz, parankimal bölgede vakuolar dejenerasyon ve hepatosellüler dejenerasyon, safra kanalında dejenerasyon ve proliferasyona rastlanıldı. Böbrek dokusu ise kontrol grubunda normal yapı izlenirken, 25 mg/l Thiamethoxam grubunda az miktarda tubul epitelinde dejenerasyon ve glomerular atrofi gözlendi. 75 ve 125 mg/l Thiamethoxam gruplarında benzer lezyonlar olarak glomerular atrofi, tübüllerde hidropik dejenerasyonlar, nekroz, hematopoetik dokuda azalma, melanomakrofaj merkezlerinde artış, tubul epitelinde bazal laminadan ayrılma tespit edildi. Tarımsal aktivitelerde yaygın olarak kullanılan Thiamethoxam'ın hedef organizmalar dışında da diğer canlıların yaşadığı ekosisteme katılımı sonucunda temas halinde olduğu canlıda maruz kalınan doza bağlı olarak oksidatif strese sebep olarak oksidan/antioksidan sistem dengesini olumsuz etkilediği ve dokularda lezyon oluşumuna sebebiyet verebilecek etkilere sahip olduğu anlaşılmıştır.

EkotoksikolojiHistopatolojiKBRN+7
Fatih Akar
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) Thiamethoxam'ın genotoksik etkisinin mikronükleus testi ile belirlenmesi

Hücrelerin ömrü boyunca biriken genetik hasarın bir göstergesi olan mikronükleus (MN) testi, kirletici maddelerin karmaşık karışımına verilen entegre yanıtı tanımlamak için en uygun tekniklerden biridir. Bu çalışmada tarımsal aktivitelerde yaygın olarak kullanılan neonikotinoid pestisitlerden Thiamethoxam'ın sucul ekosistemde toksikolojik çalışmalarda biyomarkır özelliği olan Gökkuşağı alabalığındaki genotoksik etkilerinin mikronükleus tekniği ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada iki tekerrürlü olacak şekilde 4 grup oluşturuldu. Her grupta 10 balık olacak şekilde, kontrol grubunda bir madde uygulaması yapılmamıştır. Thiamethoxam uygulaması olarak 25 ve 75 mg/l doz uygulandı. Pozitif kontrol olarak ise 10 mg/ benzen uygulaması yapılmıştır. Uygulama biriminde anestezi sonrası kaudal venadan alınan kan örneklerinden her balık için 5000 eritrosit sayılarak ortalama 1000 hücredeki mikronükleus frekansı tespit edilmiştir. Servikal dislokasyon sonrası karaciğer dokusu alınarak histopatolojik analizler için değerlendirme yapılmıştır. Mikronükleus frekansı analizi sonucunda; kontrol grubundaki ortalama mikronükleuslu ertirosit oranı %0.3, 25 mg/l Thiamethoxam grubunda %0.78, 75 mg/l Thiamethoxam grubunda %1.72 ve 10 mg/l benzen uygulanan pozitif kontrol grubunda %5.88 olarak tespit edilmiştir. Dokuların histolojik incelemelerinde; kontrol grubundaki karaciğer dokusu normal histolojik yapıda gözlenirken, 25 mg/l Thiamethoxam grubunda az olarak hafif dejenerasyon gözlenmiştir. 75 mg/l Thiamethoxam grubundaki karaciğer kesitlerinde hepatositlerde dejenerasyon, nekroz alanları ve steatoza rastlanılmıştır. Pozitif kontrol grubunda ise hepatositlerde dejenerasyon, nekroz ve steatoza ek olarak hücre infiltrasyonu ve safra kanalında dejenerasyon gözlenmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler sonucunda kontrol grubu ile karşılaştırıldığında Thiamethoxam uygulamasında doz artışının mikronükleuslu eritrosit frekansının artışına yol açtığı saptanmıştır. Ayrıca yine Thiamethoxam doz artışı ile karaciğer dokusunda görülen lezyonların sıklık ve şiddetinde artış olduğu anlaşılmaktadır.

EkotoksikolojiGenotoksik etkiKBRN+7
Fatma Akar
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Metil paraben uygulamasının gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykıss) doku spesifik yanıtları

Bu çalışmada metil paraben'in gökkuşağı alabalıklarında (Oncorhynchusmykiss) oluşturduğu oksidatif stres aracılı hemotoksiste, hepetotoksisite ve nefrotoksisite bulgularını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Bu amaçla her grupta 8'er balık olmak üzere 3 tekrarlı olacak şekilde 96 adet gökkuşağı alabalığı (152,25±25,10 g ve 20,09±1,11 cm) kullanıldı. Çalışmada kontrol ve metil paraben'in 3 farklı dozunun (1 mg/L, 5 mg/L, 8 mg/L) uygulandığı 4 grup oluşturuldu. Hepatosomatik indeks kontrol grubuna kıyasla 1 mg/L doz grubunda azalırken, 5 ve 8 mg/L doz grubunda artış göstermiştir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında metil paraben dozu arttıkça, başlangıç ağırlığına kıyasla ağırlık artış oranı (%) azalmaktadır. Serum üre ve ürik asit değerlerinde kontrol grubuna kıyasla metil paraben gruplarında bir artış gözlenmektedir. Oksidatif hasar belirteçlerinden MDA miktarı, kontrol grubuyla karşılaştırıldığında metil paraben doz artışına paralel bir şekilde artış kaydetmektedir. Antioksidan sistemin önemli göstergelerinden GSH-Px enzim düzeyleri kontrol grubuna kıyasla metil paraben uygulaması sonucu azalma göstermektedir. Histolojik açıdan kontrol grubu karaciğer dokusu normal yapıda iken, 1 mg/L metil paraben grubunda çok az miktarda sentral vende konjesyon ve hepatositlerde hafif dejenerasyona rastlandı. 5 ve 8 mg/L metil paraben karaciğer dokusunda sinuzoidal konjesyon, hepatositlerde dejenerasyon, safra kanalında dejenerasyon ve proliferasyon ile parankimal bölgede vakuoler dejenerasyona rastlanıldı. Kontrol grubu böbrek dokusunda ise renal korpüskül ile proksimal ve distal tübüllerin normal yapıda olduğu gözlendi. 1 mg/L metil paraben grubu kesitlerinde tübül epitelinde dejenerasyonlar ve glomerular obulasyon izlendi. 5 ve 8 mg/L metil paraben grubundan elde edilen kesitlerde ise tubul epitelinde yaygın dejenerasyonlar, glomerular atrofi ve bowman boşluğunda genişleme, nekroz, tübüllerde hidropik dejenerasyonlar, hematopoetik dokuda azalma ve melanomakrofaj merkezlerinde artış gözlendi. Kısa zincir parabenlerin iyi çözünürlülük özelliklerinden dolayı gıda, kozmetik ve ilaç sanayinde yaygın bir kullanım alanı bulan metil paraben'in sucul ekosisteme katılımı sonucunda Gökkuşağı alabalıklarında oksidatif strese neden olarak oksidan/antioksidan sistem dengesini olumsuz yönde etkilediği, karaciğer ve böbrek dokularında çeşitli lezyon oluşumuna sebebiyet verdiği görülmektedir. Bundan dolayı günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan koruyucu madde özelliğindeki metil paraben'in sucul ekosisteme kontaminasyonunun engellenmesi ya da azaltılması gerekmektedir.

Metil paraben
Mert Çalışır
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

KBRN olayların psikososyal etkileri ve psikososyal destek müdahale önerisi

İlkel atalarımızdan modern insana değin rakibine üstünlük kurmak amacıyla kitlelerin farklı nesneleri silah olarak kullandıkları bilinmektedir. Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) maddeler de modern insanın sahnesinde primitif güdülere hizmet aracı olarak kullanıldıkları bilinen silahlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilinen ilk KBRN madde kullanımını M.Ö.400'lü yıllarda gerçekleşen Peloponez Savaşı'nda Spartalılar; kömür, sülfür ve zift kullanarak Atinalıları bulundukları saklanma alanlarında zehirleyerek gerçekleştirmiştir. Bu tarihten günümüze değin KBRN maddeler kullanım alanlarının artması, ucuz maliyetlerle kolay üretilebilir olmaları; örgütlü gruplar ve devletlerce baskı, şantaj, kitleleri kontrol gibi amaçlarla kullanılmaları nedeniyle canlı popülâsyonları için yüksek düzeyde risk barındırmaktadır. KBRN maddelerin kazaen yahut kasıtlı olarak kullanılması sonucunda kazazedede, akut dönemde ve uzun vadede görülmesi olası psikososyal etkilerden bahsetmek mümkün görünmektedir. Yapılan araştırmalarda ülkemizde KBRN tehdit yönetimine ilişkin hazırlanan planlarda ve yönetmeliklerde psikososyal destek sürecine ilişkin kapsamlı bir çalışma yürütülmediği görülmüştür. Bu çalışmada KBRN olaylarında bireyde meydana gelmesi olası psikososyal etkileri minimalize etmek amaçlanarak olay öncesi dönemde toplumun geneline ve personele gelişimsel önleyici, olay anında kazazedelere ve alanda çalışan çalışmacılara iyileştirici, olay sonrası ise yönlendirme ve yardım alma kaynaklarına ilişkin psikososyal destekleyici kapsamlı bir öneri getirilmek hedeflenmiştir. Hedeflenen kazanımlar doğrultusunda çalışmamızda doküman analizi araştırma modeli kullanılarak süreç nitel kaynaklar doğrultusunda yürütülmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonucuna bakıldığında KBRN'ye ilişkin toplumsal bilgi eksikliği kaynaklı psikososyal risklerin önüne geçebilmek amacıyla gelişimsel bazda okul temelli kılavuz önleyici çalışmalar tasarlanmış, kazazede psikososyal ihtiyaç formu KBRN'ye uyarlanmış, iyileştirici dönemde görevli ruh sağlığı uzmanları için örnek etkinlik planlanmış ve psikososyal destek süreci paydaşlarında görev yetkesi karmaşasının önüne geçilmek için görev ve sorumluluklar kurumsal destek kaynaklarına göre belirlenmiş ve sürecin tüm paydaşları için öneriler geliştirilmiştir.

KBRNPsikososyal etkiler
Niyazi Çetin
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endokrin bozucu kimyasal maddeler insan sağlığı üzerine etkileri ve çözüm önerileri

Günlük yaşamda gıdalar ve paketli ürünler, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri, tekstil ürünleri, temizlik ürünleri vb. birçok alanda 80 binden fazla endokrin bozucu kimyasal madde (EBK) bulunmaktadır. EBK'lar endokrin sistemin normal işleyişini değiştirerek bireyde veya sonraki kuşaklarda olumsuz etkiler oluşturabilirler. Oral, inhalasyon, deriye temas, plasenta ve anne sütünden kaynaklı biyolojik transfer yoluyla maruz kalınan EBK'lar toplum sağlığını ve epigenetik etkilerinden dolayı gelecek nesilleri tehdit etmektedir. EBK'lar hakkındaki bilgi ve farkındalık düzeyinin yetersiz olması bilinçsiz kullanım oranının yüksek olmasında önemli bir faktördür. Bu çalışmada toplumun en çok maruz kaldığı maddelerden, Bisfenol A (2,2 bis (4-hidroksifenil) propan, ftalatlar (1,2 benzendikarboksilik asitin (ftalik asit) dialkil veya alkil/aril esterler), pestisitler ve dioksinler (poliklorlu dibenzo-p-dioksin)'e yer verilmiştir. Bununla beraber ''Günlük Yaşamda Maruz Kalının Kimyasal Maddeler Hakkındaki Bilgi Düzeyi ve Günlük Yaşamda Kullanım Oranı'' adlı anket çalışmamız toplumun farkındalık ve kullanım düzeyi hakkında fikir oluşturmamız açısından önemlidir. Çalışmamızın analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışma verilerinden elde ettiğimiz sonuçlar incelendiğinde, endokrin bozucu kimyasal maddelere maruziyette bilgi yetersizliğinin etkili olduğu bununla beraber bu maddeleri içeren ürünler daha uygun fiyatlı ve ulaşımı daha hızlı olduğundan dolayı bilinçli olarak da tercih de edilebildiği sonucuna varılmıştır.

Nurbanu Bulur
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik uygulamalarında kullanılan bilişim teknolojilerinin KBRN ile ilişkilendirilmesi

Geçmişten bugüne gelişime uğramış olan bilişim teknolojilerinin hemşirelik adına büyük faydaları bulunmaktadır. Hemşirelerin hasta hakkında genel bilgi ve bakımlarının sağlanması, yapılacak olan işlemlerin hızlı ilerlemesi ve hastalığın bakımına göre tedaviye başlanması açısından bilişim teknolojileri cihazları tıpta büyük kolaylıklar sağlamıştır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler anında acil çağrı sitemleri, hızlı bilgi aktarımları ve hızlı sonuçlandırmalar aşamasında yapılan tetkiklerde en büyük ihtiyaç teknolojidir. Büyük bir risk faktörü olan KBRN de doğru tanıya varmak ve gerekli olan tedavilerin yapılabilmesi açısından hemşirelerin gerekli olan bütün bilgilere hakim olmaları gerekmektedir. Araştırma amacı; hemşirelik alanında müdahalede uygulanan bilişim teknolojilerinin KBRN tehlikelerinde ne gibi faydaları olduğunu ölçümlemektir. Araştırmanın önemi ise, KBRN tehlikelerinin yaşanması halinde hemşirelerin bilişim teknolojilerinden ne yönde fayda sağladığı ve hangi alanlarda aktif kullanımda olduğunu ifade eden bir çalışma olmasıdır.

Bilişim teknolojisiHemşirelik bilişimiKBRN
Hakan Yalçın
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel koruyucu ekipmalar için mikroklima sistem tasarımı

KBRN ilk müdahale ekipleri farklı zamanlarda ve değişken hava sıcaklıklarında gerçekleşebilecek vakalara hazır olmak durumundadır. İlk müdahale ekipleri değişken hava sıcaklıkları ve Kişisel Koruyucu Ekipmanın hava geçirmez yapısı sebebiyle ısıdan kaynaklı termal strese maruz kalırlar. Termal stres ise müdahale personelinin psikolojik ve fizyolojik gerginliğine dolayısıyla çalışma performansı ve konforuna etki eder. Tez çalışmasında KBRN müdahale ekiplerinin termal stresine çözüm olarak Mikroklima Sistem Kıyafeti tasarımı yapılmıştır. Tasarım benzer konudaki yapılan çalışmalardan farklı olarak çift yönlü iklimlendirme (soğutma ve ısıtma), güvenlik önlemi (patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı gazlar algılandığında sistemi kapatması) ve güneş paneli ile kendine yetebilen kabiliyeti sayesinde de literatüre katkıda bulunulmuştur. Tez araştırmasında 1,5 km hızında yapılan deneylerde ter kaybı kazancı %25, kıyafet iç sıcaklığı kazancı %16,04 ve 3 km hızında yapılan deneylerde ter kaybı kazancı %33,33, kıyafet iç sıcaklığı kazancı %15,29 olarak ölçülmüştür. Araştırmanın termal strese çözüm olma hipotezi deney sonuçları ile doğrulanmıştır. Portatif olarak yapılan tasarım iklimlendirme kapasitesi optimizasyonu ve tasarım modernizasyonu yapılarak ticari gelişebilirliğinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Geliştirilecek tasarımın ticari olarak üretimi sonucunda ilk müdahale personellerinin termal strese bağlı ısı yaralanmaları ve ileride gerçekleşebilecek meslek hastalıklarının önüne geçilebilecektir.

Caner Sedefoğlu
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer atıkların yeniden değerlendirilmesi için geliştirilen yöntemler ve Türkiye için uygun prosesin önerilmesi

Her geçen gün artan enerji talebinin karşılanabilmesi için yeni kaynak arayışlarına girilmiştir. Sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve enerji geleceği için nükleer enerji vazgeçilmez bir kaynak olarak görülmektedir. Kömür, doğalgaz, petrol gibi yenilenemeyen yani, belli bir süre sonra tükenecek olan ve sera gazı salınımına neden olan bu kaynaklar yerine, güneş, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ve nükleer enerjiye yönelim artmaktadır. Alternatif bir enerji kaynağı olarak nükleer enerji, hem enerji arz-talebinin karşılanması, hem de ekonomik bağımsızlığın sağlanması açısından giderek önemi artan bir enerji kaynağıdır. Tıp, tarım, endüstri, savunma sanayisi vb. birçok farklı alanda nükleer enerjiden yararlanılmaktadır. Ancak nükleer enerjinin de avantajları olduğu kadar dezavantajları da bulunmaktadır ve en önemli dezavantajı nükleer atık sorunu diyebiliriz. Nükleer atıklar, tıp, endüstri gibi alanlarda yapılan uygulamalar sonucunda oluşsa da daha çok nükleer yakıt üretimi, nükleer santral işletmesi, yeniden işleme ve kazanım prosesi ve nükleer santrallerin sökülmesi gibi durumlarda meydana gelmektedir. Nükleer atıklar ve bu atıkların depolanması, imhası nükleer santral kurma çalışmalarında göz önünde bulundurulması gereken en önemli konudur. Özellikle yüksek seviyeli radyoaktif atıkların bertarafı, depolanması, işlenmesi büyük sorunlara neden olabilmektedir. Bazı ülkelerde (Belçika, Fransa, Çin vb.) yüksek seviyeli atıklar yeniden işlemeye tabi tutulmakta ve atıklar geri dönüştürülerek, yeniden yakıt olarak kullanılabilmektedir. Bazı ülkelerde (ABD, İsveç, İsviçre vb.) ise atıklar doğrudan bertaraf edilmektedir. Yüksek seviyeli radyoaktif atıkların nihai bertarafı için en iyi seçeneğin uluslararası anlamda jeolojik bertaraf olduğu görüşü hakimdir. Günümüzde sadece Finlandiya'da yüksek seviyeli radyoaktif atıklar için kalıcı bir depo inşa edilmiştir. Nükleer enerji üretimi yapan ülkeler için radyoaktif atığın işlenmesi, taşınması, saklanması, bertaraf edilmesi süreçleri sorunları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla özellikle nükleer enerjiyi kullanan ülkelere büyük sorumluluk düşmektedir. Nükleer atıkların yeniden değerlendirilmesi amacıyla hidrojen uygulamaları, purex yöntemi, piroproses sistem simbiyozu ve kojenerasyon sistemleri gibi uygulamalar mevcuttur. Nükleer Enerji alanında, özellikle 21. yüzyılda Sinop ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projeleri ile atılıma geçen Türkiye için bu konuda en uygun, en doğru, en güvenilir prosesin geliştirilmesi önem arz etmektedir.

Gülcan Çetin
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle imha silahları tehlikesi ve terörizminin KBRN ile ilişkisinin incelenmesi

Konvansiyonel silahlarla, belirli bir bölgeye ancak yapılabilecek noktasal bir saldırıdan daha tehlikeli olan KBRN silahları ile yapılabilecek saldırıların daha etkili nitelikte olması, KBRN silahları ile kitle imha silahları oluşturma isteği, devletler dışındaki aktörler olan teröristlerin de dikkatini çekmiştir. Bu çalışmada teröristlerin kitle imha silahı kullanabilmeleri potansiyeli doğrultusundaki bilgi ve becerileri de incelenmiştir. Web of Science veri tabanındaki dokümanların incelenmesinden elde edilen verilerle bibliyometrik analizler yapılmıştır. Microsoft Excel programı ve VOSviewer version 1.6.18 veri analizleri programı yardımı ile KBRN ve terörizm konusunda yapılan çalışmalar incelendiğinde 2009 yılında 15 çalışma sayısı ile 137 çalışma içinden 10.949 oranla konuya eğilimin en fazla olduğu yıl olarak görülmüştür. En az çalışılan yıl 2003 ve 2007 yıllarında 2.190 oran ile de sadece 3 çalışma izlenmiştir. Çalışma da 1970-2019 yılları arası Global Terörizm Veri Tabanı (GTD)'na dayanılarak KBRN terörizm saldırıları tablo olarak oluşturulmuştur. Dünya'yı KBRN terörü açısından 12 bölgeye ayrılan GTD veri sonuçları incelendiği de KBRN terörüne en çok 123 vaka ile Güney Asya, 2 vaka ile en az Orta Amerika Karayipler'de görüldüğü tespit edilmiştir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin kullanıldığı iki yönlü karma bir araştırma yapısı kullanılmıştır. Akademik çalışmaların literatür taraması yapılarak konunun akademik boyutu incelenmesi yanı sıra gerçekleştirilmiş eylemlerin analizinin de yapılması dolayısıyla yeni veriler oluşturulmuştur

Terörizm
Ümüş Sarpkaya
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adana 112 il ambulans servisi çalışanları üzerinde; KBRN farkındalığı, bilgi, tutum ve davranışları üzerine çalışma

KBRN; Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer maddelerin ilk harflerinden oluşan tanımlayıcı bir kısaltmadır. Bu maddelerin kasten, kazaen veya doğal afetler nedeniyle ortama yayılmasıyla; insan ve çevre sağlığı için zararlı ya da tehlikeli durumlar meydana gelmektedir. Bu çalışma; Adana ili 112 İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde çalışan personellerin KBRN Tehditleri ve Yönetimi hakkındaki farkındalığı, bilgi seviyesi, olay anındaki tutum ve davranışlarını inceleme üzerine olup 926 kişilik evrende 387 kişiden oluşan örneklem grubu ile yüz yüze anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, min-maks değerleri, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Çalışmamız ile Adana ilindeki personellerin KBRN farkındalığı, olay anındaki tutum ve davranışları, bilgi düzeyleri ölçeklendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ile personelin hazırlıklı olmasına yardımcı olacak, farkındalık oluşturacak, mesleki gelişimlerini sağlayacak ve tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için öneri ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Mevcut olarak hastane acil servisleri, itfaiye ve jandarma ekipleri üzerine yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Fakat 112 Acil Ambulans ekipleriyle ilgili çalışmalar oldukça az ve yetersizdir. Adana ilinde yapılmış olan bu çalışma 81 ildeki mevcut personele uygulanma özelliğine sahip olup ülke genelinde personellerin değerlendirilmesi ve elde edilen sonuçlara göre geliştirilmeleri için yapılacak çalışmaların başlangıcını oluşturmaktadır.

AdanaAmbulanslarKBRN+1
Şeyma Gül
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Phosmet'in toksik etkilerinin araştırılması

Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin baş harfleri ile kullanılan KBRN terimi söz konusu maddelerin kasten veya kazayla kullanılmasıyla meydana gelen, çevre ve insan için zararlı ve tehlikeli durumları belirtmek için kullanılmaktadır. Pestisitler, özellikle bitki zararlılarının, yabani otların veya bitki hastalıklarının kontrolü için tasarlanmış heterojen bir kimyasal grubu oluşturmakta ve KBRN ajanı olarak kullanılabilme potansiyeli taşımaktadır. Bundan dolayı pestisitlerin olası olumsuz etkilerinin belirlenmesi ileride doğabilecek kimyasal tehlikeler karşısında alınabilecek önlemlerin ortaya konması noktasında önem arz etmektedir. Bu kapsamda yapılan araştırmanın amacı yaygın kullanıma sahip bir pestisit olan Phosmet'in olası toksik etkilerini model bir organizma olan Daphnia magna üzerindeki akut ve kronik toksisite deneyleri ile tespit etmektir. Araştırmada hayatta kalma deneyleri 6 kuyucuklu plakalarda 7 farklı konstrasyonda (0,01; 0,1; 1,10; 25; 50; 100 μM) 3 tekrarlı olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre 24 saatlik maruziyet sonunda 25 uM ve üstü phosmet konsantrasyonlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde mortalite tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 48 saatlik maruziyette 1 ve 10 uM phosmet konsantrasyonlarında anlamlı seviyede mortalite olduğu bulunmuş ve 50 ve 100 uM phosmet konsantrasyonlarında tüm canlılar ölmüştür. Diğer taraftan kronik toksisite deneyleri yaşam süresi ve üreme olmak üzere iki kademeli olarak gerçekleştirilmiş olup deneylerde organizmalar 0,01 ve 0,1 μM Phosmet konsantrasyonlarına maruz bırakılmıştır. Yaşam süresi deneyleri bütün canlılar ölünceye kadar devam ettirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Phosmet'in Daphnia magna'ların yaşam sürelerine olumsuz bir etkisinin olmadığı belirlenmiş, üreme deneylerinde 0,1 μM Phosmet konsantrasyonun kontrol grubuna kıyasla daha çok yavru verdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Phosmet'in Daphnia magna üzerinde konsantrasyona bağlı olarak olumsuz etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, güvenlik ve toksisite seviyelerini belirlemek için Phosmet'in daha ileri analizlerinin yapılması, çevredeki kullanımının ve seviyelerinin dikkatle izlenmesi gerekmektedir.

Akut hastalıkDaphnia magnaKBRN+2
Mustafa Ataş
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal afetler sonucu ortaya çıkan zehirli endüstriyel kimyasal maddelerin KBRN ajanı olarak değerlendirilmesi

Doğal Afetler Sonucu Ortaya Çıkan Zehirli Endüstriyel Kimyasal Maddelerin Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer Ajanı Olarak Değerlendirilmesi" başlıklı bu çalışma, doğal afetlerin tetiklediği endüstriyel kimyasal sızıntılarının ve kazalarının, KBRN tehditleri bağlamında incelenmesine odaklanmıştır. Araştırma, Doğal Afetlerin ardından sanayi tesislerinden kaynaklanan zehirli kimyasal maddelerin serbest kalmasıyla ilişkili riskleri, bu maddelerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki potansiyel zararlı etkilerini ve KBRN savunma stratejilerine entegrasyonunu analiz etmektedir. Bu bağlamda, araştırma; multidisipliner bir yaklaşım benimseyerek, Fizik, Kimya, Biyoloji, Çevre Bilimi, Halk Sağlığı ve Acil Durum Yönetimi disiplinlerinin kesişiminde yer alan konuları ele almaktadır. Ayrıca, araştırma, doğal afetler sonucunda aktive olan endüstriyel kimyasal maddelerin KBRN tehditleri olarak sınıflandırılmasını gerektiren spesifik kriterlerin geliştirilmesine yönelik yeni bir çerçeve sunmaktadır. Bu çerçevede, endüstriyel kazaların yol açtığı kimyasal sızıntıların ve emisyonların, geniş çaplı insan ve çevresel maruziyetlere neden olma potansiyeli de değerlendirilmektedir. Buna bağlı olarak, bu tür olayların önlenmesi ve müdahale edilmesi için stratejik yaklaşımların da belirlenebilmesine çalışılmaktadır. Genel olarak araştırmanın bulguları, doğal afetler sonucunda ortaya çıkan zehirli endüstriyel kimyasal maddelerin, KBRN tehdit matrisine nasıl entegre edilebileceğini ve bu tür olaylara müdahalede kullanılabilecek yenilikçi yöntemleri ortaya koymaktadır. Ayrıca, afet yönetimi ve acil durum müdahale planlarının, bu tür kimyasal tehditlere karşı daha etkin bir şekilde nasıl hazırlanabileceği ve uygulanabileceği üzerine öneriler sunmaktadır. Son olarak, çalışma, endüstriyel tesislerin doğal afetlere karşı dayanıklılığının artırılması, afet risklerinin azaltılması ve acil durum müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi için politika yapıcılar, endüstriyel işletmeler ve afet yönetimi uzmanlarına yönelik önerilerde bulunmaktadır. Bu öneriler kapsamında, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve eğitimler ve toplum direncinin artırılması gibi çeşitli önlemler değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler : Doğal afetler, endüstriyel kimyasal sızıntılar ve kbrn (kimyasal, biyolojik, radyolojik, nükleer) tehditler Sayfa Adedi : 104 Danışman : Prof. Dr. Mehmet Eyyuphan YAKINCI

Mehmet Alboga
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye halep bölgesinde meydana gelebilecek sarin sinir gazı saldırısının Hatay iline etkisinin simüle edilmesi

Kimyasal ajanlar, tarih boyunca savaşlarda ve çatışmalarda kullanılmakta olan, etkileri itibariyle yüksek tahribata yol açan kitle imha silahları arasında yer almaktadır. Özellikle sinir ajanları, insanların sinir sistemini etkileyerek hızlı ve öldürücü sonuçlar doğurabilen kimyasallar arasında en tehlikeli olanlardır. Bu ajanlar arasında en dikkat çekici olanlarından biri olan sarin sinir ajanı, renksiz, kokusuz ve son derece toksik bir bileşiktir. İnsan vücuduna solunum veya temas yoluyla hızla nüfuz edebilmekte ve saniyeler içerisinde merkezi sinir sistemi üzerinde geri dönüşü olmayan etkiler yaratabilmektedir. Sarin sinir ajanının insan sağlığı üzerindeki ölümcül etkisi ve kontrolsüz yayılma potansiyeli, bu tür kimyasal ajan saldırılarının yalnızca hedef bölgeyi değil, komşu bölgeleri de tehdit etmesine yol açmaktadır. Bu tez çalışmasında, Suriye'nin Halep kırsalında olası bir Sarin gazı saldırısı olduğu senaryosu kurgulanarak Ülkemiz Hatay ili sınırında bu saldırının olası etkileri simüle edilmiştir. Simülasyon sonuçlarına bağlı olarak hemen sınırda bulunan Reyhanlı, Antakya merkez ve İskenderun ilçelerindeki etkilenme durumları ele alınarak sonuçlar tartışılmıştır.

HatayKBRNSuriye
Hazım Zorlu
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Radyasyon acil durumu yönetimi kapsaminda mersin şehir eğitim ve araştirma hastanesinde kbrn yaralilarinin tibbi yönetiminin tasarlanmasi

Bu araştırmanın genel amacı, Mersin ilinde Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı çerçevesinde yaşanması muhtemel herhangi bir radyasyon acil durumunda Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin acil servis çalışanlarının bilgi ve becerilerinin tespiti sonucu acil servis tıbbi yönetiminin tasarlanması amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki 131 acil servis personelinden oluşturmaktadır. Örneklem grubu acil tıp uzmanı, pratisyen hekim, hemşire/sağlık memuru, paramedik/ATT, radyoloji teknikeri/teknisyeni ve laboratuvar teknikeri/teknisyenlerinden oluşmaktadır. Çalışma verileri anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen bulgular SPSS 22.0 paket programı kullanılarak frekans, yüzdelik, güvenilirlik analizi, ortalama, Ki-kare testi, bağımsız örneklem t- testi, açımlayıcı faktör analizi, One-Way Anavo testi ve kolerasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık için p<0,05 değeri kullanılmıştır. Verilerin analizlerine göre radyasyon tehlike potansiyelinin var olduğunu belirtenler, aynı zamanda bu tehlikeleri sağlık personeli için önemli bir risk olarak görmektedir. Bulunduğu ilde radyolojik/nükleer tehlikelerin yüksek oranda var olduğu görülmektedir. Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı ile ilgili bilgi sahibi olmayanların %70 oranında 92 katılımcı ile yüksek olduğu görülmektedir. Hastane Afet Planının en çok bilinen plan türü olduğu görülmüştür. Bu veriler doğrultusunda 'Radyasyon Acil Durumu Yönetimi Kapsamında; Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehditleri Yaralılarının Tıbbi Yönetiminin Tasarlanması için "Hazırlık ve Kontrol Formu" hazırlanmıştır. Bu formunun sağlık kurum ve kuruluşlarına radyasyon acil durum yönetiminin hazırlık ve müdahale aşamasında yol gösterici olacağı değerlendirilmektedir.

Afet tıbbıDekontaminasyonKBRN
Hanife Nur Demirel
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

KBRN tehditlerinin emniyet mensupları üzerine yaratacağı etki(OC biber gazı örneği)

KBRN ve KBRN ajanlarının neler olduğu ve bir KBRN ajanı olan OC Biber gazının kullanımı hakkında araştırmalar yapılmıştır. Belirtilen bilgiler eşliğinde emniyet mensuplarına uygulanan anket ile veri toplanmış olup veriler derlendikten sonra analizleri yapılarak tez sonuçlandırılmıştır. Bu tez çalışmasında: KBRN ve OC biber gazı hakkında emniyet mensuplarının bilgi ve yeterlilik düzeylerini ölçmek bu konularda gerek duyulan eylemlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada, Hatay İskenderun Emniyet müdürlüğüne bağlı emniyet mensupları üzerinde tesadüfi olmayan örnekleme yöntemlerinden biri olan kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Toplamda 275 personel üzerinde gerçekleştirilen "Emniyet mensuplarının KBRN olaylarına ve KBRN kargaşa ajanlarından biri olan OC biber gazı hakkındaki bilgi ve yeterliliklerine yönelik görüşlerin değerlendirilmesi" anketi, uygulanmıştır. Ankette demografik özellikler; cinsiyet, medeni durum, yaş, hizmet süresi, eğitim durumu; KBRN ve OC biber gazı konuları üzerindeki bilgi birikimleri ve yeterlilikleri durumu ve gelecekte gerçekleştirilmesi amaçlanan eylemler ve ihtiyaçlar ile ilgili olmak üzere toplamda 41 adet soru bulunmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 21 istatistiksel analiz programına çekilerek analizler yapılmıştır. Analiz sırasında Regresyon analizi Ki-Kare testi kullanılmış olup çalışmanın güvenirliği için yapılan analiz sonucunda ortaya çıkan Cronbach Alfa değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen tezin süreçlerine binaen emniyet mensuplarının KBRN ve OC biber gazı hakkında bilinçlendirilmesi ile ilgili gerek durum sonuç bölümünde ortaya konmuştur.

KBRN
Şener Yakut
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Covıd-19 pandemi sürecinde 112 personelinin kullandığı biyomedikal cihazlar, validasyonu ve karşılaştığı sorunlar

Acil sağlık hizmeti, hasta ve yaralılara eldeki imkânlar doğrultusunda en iyi acil müdahaleyi mümkün olan en kısa zamanda vermek için birlikte çalışan, alanında özel eğitim almış kişilerden oluşan, kişilerin sağlık bakımından tam bir iyilik haline tekrardan döndürülmesi için yapılan bütün müdahalelere acil sağlık hizmeti denilmektedir. Bu bağlamda pandemi sürecinde verilen acil sağlık hizmeti sağlık çalışanları açısından özel prosedürlerin uygulanmasını gerektirmekle birlikte bu hizmetin verildiği sırada kullanılan biyomedikal cihazların validasyonu da önemlidir. Bu çalışmada 112 acil sağlık hizmeti veren profesyonellerin pandemi döneminde yaşadığı sorunlara ışık tutmak ve bu personellerin ambulans içerisinde kullandığı biyomedikal cihazların validasyonunun nasıl olması gerektiğiyle alakalı literatür araştırması yapılmıştır. Bu araştırma sonucunda ise sağlık çalışanlarının pandemi dolayısıyla yaşadığı sorunlarla alakalı kanuni düzenlemeler yapılması gerektiği ve cihaz validasyonlarıyla alakalı var olan standartların pandemi sonrası güncellenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Biyomedikal teknolojiCOVID 19KBRN+1
Ahmet Şanverdi
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

KBRN olaylarında, hasta ve yaralıların değerlendirilmesi amacıyla termal kamera kullanımı

KBRN sahaları, niteliği bakımından oldukça çok fazla risk barındırmaktadır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer olaylar ayrı ayrı riskler barındırdığı gibi komplike riskler de oluşturabilmektedir. Bu nedenle olağan bir KBRN kazası veya afeti karşısında olay yerinde ortaya çıkabilecek riskler tespit edilmeden olay yerine girilmesi olası can kayıplarını arttıracaktır. Aynı zamanda bu durum karşısında olay sahasındaki risklerin tespiti için geçen süre çok uzun olacak ve geçen süre boyunca hiçbir ekip olay yerine güvenli bir şekilde girerek bilgi edinme ve müdahale etme şansı bulamamaktadır. Bu tez çalışmasında özellikle KBRN sahaları gibi girilmesi güvenli bulunmayan sahalarda olabilecek olgularda, olay yerindeki insanların genel sağlık durumunun anlaşılabilmesi için termal kamera ile durum analizi yapılabilmesi üzerine çalışılmaktadır. Ulaşılması zor veya yüksek tehlikeli sahalardaki (KBRN sahaları) olgularda, olay yeri ile ilgili yaşayan canlı ve yaralanan veya etkilenen durumu gibi bilgilerin elde edilebilmesi ihtiyacının olduğu ve olmaya devam edeceği açıktır. Bu çalışmada hayati bulgulardan, eş zamanlı olarak birden çok kişiye uygulanabilirliği ve temassız değerlendirme yapılabilmesi gibi avantajlarıyla beraber termal kameraların robotik sistemlere ve insansız hava araçlarına entegre olarak kullanılabilmesi nedeniyle vücut ısısı yani ateş ölçümü üzerine çalışılmıştır. Bununla birlikte elde edilen görüntüler üzerinde otonom görüntü analizi teknikleri üzerine çalışılmıştır. Çalışmamız kapsamında KBRN vakalarında vücut ısısından yola çıkarak yaşam bulgusu ve etkilenme seviyesi değerlendirilebilmesi amacıyla termal kameraların nasıl kullanılabileceği üzerine bir ön çalışma yapılmıştır.

AteşDerin öğrenmeKBRN+3
Çağatay Kadirsoy
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İskenderun deniz taşımacılığında KBRN tehditleri

Bu çalışmada KBRN olayına müdahale edebilecek ekibin algıladığı risk ve KBRN eğitimi ile bilgisi arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma hem tanımlayıcı hem de çıkarımsaldır. Verilerin analizinde SPSS 20 paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel bir analiz yöntemi olarak frekans analizi tablo ve şekillerde gösterilmiştir. Bu nedenle tanımlayıcı istatistiksel teknikler (frekans analizi, tablolar ve grafikler) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyete göre dağılımı kadınların oranı %34,3, erkeklerin oranı %65,7'dir. Kurumlara göre dağılım incelendiğinde AFAD çalışanları oranı %14,3, İtfaiye çalışanları oranı %36,2, Limakport çalışanların oranı %11,4 iken hastane personeli oranı %38,1'dir. KBRN eğitimi almış kişilerin oranı %35,2 , % 64,8'i eğitim almadı. AFAD ve Limakport çalışanlarının hazır bulunma algısı İtfaiye ve hastane personelinden anlamlı derecede daha yüksektir. KBRN eğitimi alanların risk algısı ve hazır bulunma algısı düzeyi KBRN eğitimi almayanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Risk algısı için; mühendislerin KBRN olaylarında ilk müdahale ekipleri için risk algısı düzeyi diğer meslek gruplarından anlamlı derecede daha düşüktür. Hemşire, Şube Müdürü (AFAD) ve operasyon sorumlusu olanların hazır bulunma algısı mühendis olanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. KBRN deneyimi yaşayanların hazır bulunma algısı düzeyi KBRN deneyimi yaşamayanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Hatay ili merkez AFAD, İskenderun ilçesi itfaiye, devlet hastanesi ve Limakport çalışanlarından müdahale safhasında yer alan organizasyonlarda görevli personel amaçları ve hizmet sahaları gereği afetlere maruz kalmaktadırlar.

Afet yönetimiBilgi düzeyiEğitim ihtiyaçları+2
Davut Parlak
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer tehditlere karşı alınacak önlemler ve ulusal bir standartın ortaya konması

Nükleer silahlanmanın artan bir şekilde devam etmesi ve silah sayılarında net bir verinin olmaması Nükleer Silahların Yayılmasını Önlenmesi Antlaşmasının tam olarak etkili olmadığını göstermektedir. NPT, doğrudan nükleer silahların kullanımını yasaklamamaktadır. Ayrıca bu silahların kullanılmasının yasal olması ile ilgili öneri niteliğinde bir karar veren Uluslararası Adalet Divanına göre; nükleer silahların kullanılmasının uluslararası hukuk açısından ihlal anlamına gelmeyebileceği yönünde karar vermiştir. Nükleer silahların yasak olan tarafı ise bu silahların yayılmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü nükleer silahların kullanılmasını yasaklayan çok taraflı bir antlaşma henüz oluşturulamamıştır. Nükleer silahlar ile ilgili varılması gereken nokta ise bu tür silahların üretiminin, kullanılmasının yasaklanmasından ziyade, bu tür silahların sayılarının azaltılmasına ve nükleer silah yayılımına yönelik olmuştur. Ayrıca nükleer silahların kullanımının dışında bu silahları üretenlere yönelik, uluslararası hukuka aykırı olduğunu gösterir bir uluslararası hukuk belgesi oluşmamıştır. Geçmişte yaşanan nükleer felaketler sonrası yaşananlar, nükleer silahların kullanımının kısıtlanması ve nükleer enerjini santrallerinin güvenli çalışma koşullarının gözden geçirilmesini gündeme getirmiştir. Bilindiği üzere teknolojinin gelişimi ile birlikte enerji ihtiyacındaki artışla ve enerji üretiminin büyük bir kısmının fosil yakıt kaynaklı oluşuyla beraber insanoğlu küresel iklim değişiklikleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ancak geçmişte nükleer santrallerde yaşanan kazalar ve atık yakıtlarda bulunan plütonyumun nükleer silah başlıklarında kullanılması bu enerji türü için bir ön yargının oluşumuna zemin hazırlamıştır. Radyoaktif atıklar nükleer enerji santrallerinden, enstitülerde bulunan araştırma, medikal uygulamalardan ve destek yakıt çevrimlerinde savunma sanayinde kullanılabilecek yan ürün olarak üretilebilir. Ayrıca belirli bir yarı ömre sahip radyoaktif atıkların yayacağı parçacık veya dalga tipli radyasyondan dolayı bu tür atıklar, normal atık sınıfında değerlendirilemeyeceği için hem çevre hem de insan sağlığı için nükleer tehdit unsuru taşımaktadır. Bu çalışma kapsamında olası nükleer felaketler düşünülmüş ve dünya örnekleri üzerinden yapılması gerekenler üzerine öneriler sunulmuştur.

Nükleer saldırıNükleer silahlar
Mevlüt Şener
İskenderun Technical University · Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

KBRN tehdı̇tlerı̇nı̇n bı̇lı̇nç ve korunma tedbı̇rlerı̇ üzerı̇ne 9-12 yaş grubu çocuklara yönelı̇k örnek anı̇masyon senaryolarının hazırlanması

Geçmişten günümüze dünyada meydana gelen KBRN olayları incelendiğinde toplum üzerinde sosyal, fiziksel, psikolojik yıkımlara neden olduğunu görürüz. Bu yıkımlardan en çok etkilenen kitle, şüphesiz çocuklardır. Bu noktada yapılan literatür taramaları sonucu genel olarak afetlerin çocuklar üzerindeki etkileri ele alınmış olsa da KBRN tehditleri özelinde bir çalışma bulunamamıştır. Sadece endüstri ve teknolojinin günümüzdeki ivmeli gelişimiyle bile hayatımızın her alanında her an maruz kalabileceğimiz KBRN tehditleri de aynı oranda artmıştır. Bunların yanı sıra kötü amaçlı tehditlerin (terör vb.) varlığı da devam etmekte olup teknolojik gelişimle birlikte KBRN sınıfı tehditler de evirilerek yarattıkları riskler artmıştır. Çalışmamızda yapılan araştırmalar sonucu 9-12 yaş arası çocuklar, okullarda sadece kimyasal temizlik malzemeleriyle ilgili bilinçlendirilmeye çalışılmaktadır ve bu durumun KBRN tehditleri bilinci geliştirmek için yetersiz olduğu görülmektedir. Kaza sonucu ya da kasti olarak; her an maruz kalabileceğimiz KBRN tehditleriyle ilgili savunmasız konumda bulunan çocuklarımıza KBRN terimini öğretmek ve hem kendilerini hem de ailelerini böyle bir tehlikenin varlığı konusunda bilinçlendirmek amacı ile bu çalışma yapılmıştır. Yapılan araştırmalar sonucu toplumumuzun KBRN tehditleriyle ilgili yeterli bilinçlenmeye sahip olmadığı, bu bilincin oluşabilmesinin en etkili yolunun çocukluk döneminde verilen eğitimlerle, KBRN tehditlerinin küçük yaşta aşılanmasıyla mümkün olacağı değerlendirilmiştir. Çocukların ebeveynleri üzerindeki ikna kabiliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, çocuklar üzerinde yoğunlaşan bu çalışma ile KBRN tehditleri konusundaki bilinçlendirmenin sadece çocuklarla sınırlı kalmayarak ailelerinin de bilinçlendirilmiş olacağı öngörülmektedir. Bu noktada, bilinçlendirmenin sağlanabilmesi için sözel anlatımın yanı sıra görsel hafızaları kuvvetli olan çocuklara yönelik KBRN tehditleriyle ilgili durum senaryoları oluşturularak, sanal oyun veya animasyon videosu hazırlanmasının öğrenme açısından daha verimli ve daha kalıcı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca z kuşağının teknolojik cihazlara olan ilgisinden faydalanarak, görsel kanallara yönelik olarak hazırlanan bu senaryoların daha geniş gruplara ulaşacağı değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda durum senaryoları oluşturulurken çocuklarda travma yaratmadan, kavrayabilecekleri şekilde kaleme alınmıştır. Sonrasında senaryo metnine paralel şekilde illüstrasyon tekniğiyle çizimler oluşturularak çocukların eğlenceli bir şekilde öğrenmesi amaçlanmıştır. Z kuşağının teknolojiye olan merakı göz önüne alınarak hazırlanan bu animasyonların, teknolojik kanalların yanı sıra eğitim kurumlarında da hedef kitleye ulaştırılmasıyla gelecek nesiller, hem KBRN tehditleriyle ilgili kapsamlı bilgi ve birikim sahibi olacak hem de bu bilgileri aileleriyle paylaşan z kuşağı, daha bilinçli bir toplumun oluşmasını sağlayacaktır.

KBRN
Mustafa Ekici
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehlikeler ile ilgili bilgi, tutum ve öz yeterlilik durumlarının araştırılması ve geliştirilmesi

Hemşirelerin hastanede çalışmaları sırasında birçok tehlike ile karşılaşması üzerinde durulması gereken kritik konulardan biridir. Hemşireler çalışma saatleri içerisinde sürekli olarak radyoaktif maddelere maruz kaldıkları için bazı kimyasallara maruz kalma riski altındadırlar. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehdit ve tehlikeler sağlık kurumlarında hem hastane dışında hem de içinde meydana gelebilecek bir afet türüdür. Bu tezin amacı, hemşirelerin KBRN ile ilgili temel bilgi, tutum ve öz-yeterliklerini ölçmek ve uygun eğitim sonrasında bu bilgi, tutum ve öz-yeterlikteki değişimi belirlemektir. Araştırma evrenini Adıyaman ili ve ilçelerinde görev yapan 1370 hemşire oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri kaydedildi ve "Hemşireler İçin Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Tehlikeler Bilgi, Tutum ve Öz-Yeterlik Ölçeği" uygulandı. Tüm katılımcıların eğitim öncesi ve sonrası KBRN bilgi testi, tutum ve öz-yeterlik ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Bulgularımıza göre sağlık personelimizin KBRN olaylarına karşı daha önce eğitim alıp almadığına bakılmaksızın eğitim ihtiyacının devam ettiği görülmektedir. KBRN önemli bir sağlık sorunudur ve sağlık personelini temel ve mezuniyet sonrası eğitimlerde sürekli destekleyerek bu önemli olaylara karşı güncel bilgilerle hazır tutmalıyız.

Akademik öz yeterlilikDinamik nükleer polarizasyonHastane hemşireleri+3
Abdullah Akkaş
İskenderun Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00