
979
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Herbisitlere alternatif olan alevleme ve mekanik mücadele yöntemlerinin ayçiçeğinde yabancı otlar üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışma alevleme ve çapalamanın ayçiçeğinde yabancı otlar üzerinde etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Arazi denemesi İnönü Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında 2017 yılında kurulmuştur. Deneme konuları, sürekli yabancı otsuz, sürekli yabancı otlu kontrol ile çapalamanın farklı kombinasyonları (sıra arası, sıra üzeri) ve alevlemeyi içermektedir. Deneme Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre kurulmuştur. Ayçiçeğinin 2-4 yapraklı olduğu dönemde alevleme uygulaması bir defa yapılmış ve propanın dozu, 60 kg/ha olarak alınmıştır. Çapa uygulaması ise, 2 - 4 yapraklı ve 4-6 yapraklı dönemlerde birer kez, 2 - 4 ve 10 - 12 yapraklı dönem ile 4 - 6 yapraklı ve 10 - 12 yapraklı dönemlerde ise ikişer kez uygulanmıştır. Deneme sonunda, ayçiçeğinde uygulamaların yabancı otlara etkisinin yanında, ayçiçeğinin bin dane ağırlığı, dane verimi, tabla çapı ve bitki boyuna olan etkilerine bakılmıştır. En yüksek ayçiçeği dane verimi sürekli yabancı otsuz kontrol (588 kg/da)' den elde edilirken, bunu iki kez çapa (579 kg/da) uygulaması takip etmiştir. En düşük verim ise (455 kg/da) sürekli yabancı otlu kontrol parselinden sağlanmıştır. En yüksek tabla çapı (18.83 cm) iki kez çapa yapılan parselden sağlanmıştır. Bitki boyunda en yüksek değer (168.43 cm) iki defa çapalamadan elde edilirken, bunu yabancı otsuz kontrol (164.73 cm) uygulaması takip etmiştir. Ayçiçeğinde yabancı ot mücadelesinde alevleme + çapalama uygulamasının alevlemeye göre verimi artırdığını, böylece özellikle organik tarımda kullanılabileceğini önerebiliriz. Anahtar Kelimeler: Ayçiçeği, alevleme, yabancı ot kontrolü, çapalama
Malatya bölgesi önemli biber ekiliş alanlarında görülen virüs hastalıklarının belirlenmesi ve moleküler olarak tanılanması
Malatya ili Battalgazi ve Arapgir ilçelerinde yetiştirilen biber alanlarındaki Patates X virüsü (Potato virus X, PVX), Patates Y virüsü (Potato virus Y, PVY) ve Biber ılımlı benek virüs (Pepper mild mottle virus, PMMV)'lerinin saptanması ve moleküler teşhislerinin yapılması amacıyla 2016 ve 2017 yılllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. Arazi çalışmalarında biberlerde virüs simptomlarına benzer kloroz, yaprak deformasyonu ve beneklenme gibi belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 140 biber örneğine internal kontrol primerleri kullanılarak RT-PCR testi uygulanmıştır. Yürütülen moleküler test çalışmaları sonucunda toplanan biber örneklerinde herhangi bir virüse rastlanılmamıştır. Çalışma kapsamında virüslerin moleküler yöntemler ile araştırılmasında pozitif kontrol olarak kullanılan iki PVY izolatının (PVY-1 ve 2) moleküler karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu izolatların genomunda sırası ile PVY-1 için 359 bp, PVY-2 için ise 398 bp uzunluğundaki nükleotid dizileri tespit edilmiştir. DNA baz dizileri ile amino asit dizileri belirlenen PVY izolatlarınınMK833915 ve MK833916 erişim numaraları ile Gen Bankasına kayıtları yapılmıştır. Gen Bankasında yürütülen nükleotid dizisi karşılaştırma çalışmalarında PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının en çok PVYNTN ırkı ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bilgisayar programı yardımı ile gerçekleştirilen filogenetik analiz çalışmaları sonucunda PVY-1 ve PVY-2 izolatlarının dünyadaki diğer izolatlar ile sırası ile %94 ve %95 oranında benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir.
Diyarbakır ili domates üretim alanlarındaki bazı virüslerin moleküler yöntemler ile araştırılması ve virüs izolatlarının moleküler karakterizasyonu
Diyarbakır ili domates üretim alanlarında Domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü (Tomato yellow leaf curl virus, TYLCV), Patates Y virüsü (Potato virus Y, PVY), Domates mozaik virüsü (Tomato mosaic virus, ToMV), Domates lekeli solgunluk virüsü (Tomato spotted wilt virus, TSWV) ve Domates halkalı leke virüsü (Tomato ringspot virus, ToRSV)'nün belirlenmesi amacıyla 2018 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüştür. TYLCV'nin varlığını araştırmak için PCR yöntemi, PVY ve ToMV'nin varlığını araştırmak için Multipleks RT-PCR yöntemi, TSWV ve ToRSV'nin varlığını araştırmak için ise RT-PCR yöntemi kullanılmıştır. Domates üretim alanlarında virüs belirtisi gösteren ve göstermeyen toplam 278 adet yaprak örneği rastgele toplanmıştır. Moleküler yöntemler ile testlenen örneklerin 56 (%20.1)'sının virüs ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. Testlenen örneklerin 41'inin ToMV (%14.7), 21'nin PVY (%7.6) ve 6'sının ise ToMV+PVY (%2.2) ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Çalışma kapsamında yürütülen moleküler testler sonucunda domates örneklerinde TYLCV, TSWV ve ToRSV enfeksiyonları tespit edilmemiştir. Diyarbakır ili domates üretim alanlarında tespit edilen PVY ve ToMV izolatlarından 4'er tanesi rastgele seçilerek kılıf protein genleri karakterize edilmiş ve Gen bankası kayıtları yapılmıştır. ToMV izolatları dünyadaki diğer izolatlar ile nükleotit düzeyinde %99-100 arasında benzerlik gösterirken, PVY izolatları %88-99 arasında değişen oranda benzerlik göstermiştir. Yürütülen bu çalışma ile ToMV ve PVY Diyarbakır ili domates üretim alanlarında ilk defa rapor edilmiştir.
Avcı böcek, nesidiocoris tenuis reuter (Hemiptera: Miridae)'e bazı pestisitlerin tarla koşullarında yan etkilerinin araştırılması
Birçok faydalı böcekte olduğu gibi avcı böcek, Nesidiocoris tenuis'e pestisitlerin yan etkileri, büyük oranda laboratuvar denemeleri ile belirlenmektedir. Ancak laboratuvar denemeleri ile tarla koşullarında yapılan denemelerin sonuçları birbiri ile her zaman paralellik göstermemektedir. Bu nedenle yan etki denemelerinin tarla koşullarında yapılması önemlidir. Bu çalışmada örtüaltı domates yetiştiriciliğinde biyolojik mücadele uygulamalarında kullanılan avcı böcek N. tenuis'e spinetoram, chlorantraniliprole+abamectin, chlorantraniliprole+thiamethoxam, emamectin benzoate ve dimethoate (standart toksik) etken maddeli 5 farklı pestisitin yan etkileri kontakt toksite testleri ile araştırılmıştır. Pestisit uygulamaları yapıldıktan sonra 1, 4, 7, 14, 21 ve 28. günlerde avcı böcek sayımları yapılmıştır. Kontakt etki denemesinde spinetoram, %32.27, ortalama ölüm oranı ile zararsız veya az zararlı (N) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+abamectin %57.84 ölüm oranı ile orta derecede zararlı (M) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+thiamethoxam ise etkisini 7. günden itibaren hızlı bir şekilde arttırmış ve bu günden itibaren ortalama %55.21 ölüm oranı ile orta derecede zararlı (M) olarak belirlenmiştir. Emamectin benzoate ve dimethoate ise %79.06 ve 97.15 ölüm oranları ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır. Rezidüyel etki denemesinde ise, orta derecede zararlı ve zararlı sınıfında yer alan 3 farklı pestisitin 7 ve 14 günlük kalıntılarının N. tenuis üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Yirmi sekiz gün sonunda, chlorantraniliprole+abamectin'in 14 günlük kalıntısında herhangi bir olumsuz etki görülmezken, 7 günlük kalıntıda %37.50 ölüm görülmüştür ve her iki kalıntı süresi de zararsız veya az zararlı (N) olarak sınıflandırılmıştır. Chlorantraniliprole+thiamethoxam'ın hem 7 hemde 14 günlük kalıntısı %100 etki ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır. Emamectin benzoate'da ise 7 günlük kalıntıda ölüm oranı %31.3 iken 14 günlük kalıntıda ise bu oran beklenenin aksine daha yüksek olmuş ve %75.0 ölüm oranı ile zararlı (T) sınıfında yer almıştır.
Malatya ili bağlarında gövde fungal hastalıklarının morfolojik ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi
İklim ve toprak istekleri yönünden çok seçici olamayışı, değerlendirme şekilleri ve çeşit açısından zengin olması nedeniyle Asma (Vitis vinifera) dünyada en yaygın ve en eski kültür bitkilerinden biridir. Bağcılık için dünyanın en elverişli üretim alanlarından biri olan ülkemiz zengin asma gen potansiyeline sahiptir. Bitkisel üretimde önemli bir yere sahip olan bağcılık, günümüzde üretimden pazarlamaya kadar geçen süreç içerisinde bir çok sorunla karşı karşıyadır. Bu sorunlar içerisinde üretimi sınırlandıran fungal hastalıklar önemli yer tutmaktadır. Çalışmada Malatya ili bağ alanlarında kurumalara sebep olan gövde fungal etmenlerinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Malatya ilinde bağcılığın yoğun olduğu Arapgir, Yeşilyurt, Battalgazi ve Darende ilçelerinde vejatasyon peryodu dikkate alınarak iki farklı dönemde örnekleme yapılmış ve hastalık belirtisi görülen bitkilerden numuneler alınmıştır. Çalışmada toplamda 2400 da'lık alanda survey yapılmıştır. Survey sonucu 69 adet enfekteli bitki örnekleri alınmış ve bu bitki örneklerinden 240 adet fungal izolat elde edilmiştir. Fungal izolatların tanısı morfolojik özelliklerine ve moleküler yöntemlere göre yapılmıştır. Moleküler tanılamada ITS, β-Tubulin, LSU ve TEF-1α primerleri kullanılarak sekans analizleri yapılmıştır. Sekans analizleri sonucu elde edilen dizilerin moleküler tanılamaları NCBI'ın web sayfası ile BLAST analiz programı kullanılarak genbank veri tabanında mevcut olan türlerle benzerlik oranına bakılarak moleküler tanılamaları yapılmıştır. Tanılama çalışmaları sonucunda Botryospharia spp., Phaeomoniella chlamydospora, Fomitiporia mediterranea, Cytospora viticola, Neoscytalidium dimidiatum, Neoscytalidium novaehollandiae, Dothiorella spp., Lasiodiplodia spp. hastalık etmenleri ve birçok saprofit fungus saptanmıştır. Çalışmada Türkiye'de bağlarda ilk kez tespiti yapılan Cytospora viticola ile Neoscytalidium dimidiatum'a ait seçilen birer izolatın patojenite denemeleri yapılmıştır. Teşhisleri yapılan patojenlerden Cytospora viticola bağlarda Amerika kıtasından sonraki ilk tespitidir. ANAHTAR KELİMELER: Bağ, Malatya, gövde, fungal, patojen
Elazığ ve Malatya illerinde, Akdeniz meyvesineği'nin bazı biyo-ekolojik özelliklerinin belirlenmesi
Akdeniz meyvesineği, Ceratitis capitata (Wiedemann) (Diptera: Tephritidae) birçok meyve türünün ana zararlısı konumundadır. Bu çalışma ile 2017- 2018 yıllarında Elazığ ve Malatya illerinde Akdeniz meyvesineği'nin yayılışı, ergin popülasyon değişimleri ile kışı geçirme durumu araştırılmıştır. Elazığ ilinde Merkez ilçe, Baskil ve Sivrice ilçeleri bulaşık bulunurken, Keban ilçesinde zararlı saptanmamıştır. Malatya ilinde ise Battalgazi, Yeşilyurt, Akçadağ, Kale, Yazıhan, ve Pütürge ilçeleri bulaşık olarak bulunurken, Arapgir ilçesinde ise bulunmamıştır. Malatya ili Battalgazi ilçesinde, tuzaklarda ilk ergin bireyler 2017 yılında Ağustos ayı sonunda, 2018 yılında ise haziran sonunda görülmüştür. Tuzaklarda yakalanan en fazla ergin sayısı ise 2017 ve 2018 yıllarında sırasıyla 17 Kasım (365 adet/tuzak) ve 31 Ağustos (804 adet/tuzak) tarihlerinde belirlenmiştir. Elazığ ili merkez ilçesinde 2018 yılında Akdeniz meyvesineği ilk kez 28 Haziranda görülmüş ve 2 Ağustos tarihinde 250 adet/tuzak ile en yüksek yoğunluğa ulaşmıştır. Baskil ilçesinde ise zararlı ilk olarak 5 Temmuz tarihinde görülürken, tuzakta yakalanan en yüksek ergin sayısı 486 adet/tuzak (13 Eylül) olmuştur. Akdeniz meyvesineği'nin, 2017 yılında armut ve şeftali meyvelerinde, 2018 yılında ise armut, elma, ayva, nar, şeftali, hünnap ve trabzon hurması meyvelerinde varlığı tespit edilmiştir. Akdeniz meyvesineği'nin örnekleme yapılan meyve türlerinde %0.0 - %53.3 oranında zarar verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte yürütülen çalışmalarda Elazığ ve Malatya illerinde arazi şartlarında zararlının kışı geçiremediği tespit edilmiştir.
Kayısıda neoscytalidium dimidiatum (Penz.) crous & slippers 'a karşı invitro kimyasal mücadele olanaklarının araştırılması
Türkiye kayısı yetiştiriciliği ve üretimi bakımından dünyada ilk sırada bulunmaktadır. Türkiye'nin kayısı üretiminin yarısından fazlası ise Malatya ilinden karşılanmaktadır. Ancak kayısı üretimini olumsuz yönde etkileyen don, dolu gibi iklimsel etmenlerin yanı sıra birçok zararlı ve hastalık da bulunmaktadır. Özellikle son yıllarda kayısı alanlarında görülen kısmi dal kurumaları ve ani kurumalar giderek artmıştır. Çalışmada Malatya ili kayısı bahçelerinde kısmi dal kurumaları ve ani kurumalara sebep olan fungal etmenlerden biri olan Neoscytalidium sp.'nin kimyasal mücadele olanaklarının invitro çalışmalarla saptanması amaçlanmıştır. Bu amaçla Malatya ilinde kayısı bahçelerinden alınarak morfolojik ve moleküler teşhisi yapılmış olan Neoscytalidium sp.'nin Kale 4-C izolatı kullanılmıştır. Neoscytalidium dimidiatum Kale 4-C izolatının Azoxystrobin 250g/l, Trifloxystrobin %50, Tebuconazole %25, Floupyram 200 g/l+Tebuconazole 200 g/l, Cyprodinil+fludioxonil %37,5+25, %70 Thiophanate-Methyl ve 400 g/l Fosforoz Asit etken maddeli fungisitlerin 0 (kontrol), 0.01, 0.03, 0.1, 1, 3, 10, 30 ve 100 μg/ml dozlarının uygulandığı PDA besi ortamlarındaki miselyal ve konidi gelişimleri incelenmiştir. Yapılan çalışma neticesinde Floupyram 200g/l+Tebuconazole 200g/l ve Cyprodinil+fludioxonil %37,5+25 etken maddeli fungisitlerin ise etmenin miselyal ve konidi gelişmesini iyi derecede engellediği ve ruhsatlı kimyasal mücadelesi olmayan etmene karşı ümitvar olduğunu göstermiştir.
Farklı illerdeki tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis) tohumlarının çimlenme biyolojisi, moleküler özellikleri ile farklı sıcaklık ve karbondioksit konsantrasyonlarındaki değişimlerinin araştırılması
Bu çalışma, tarımsal alanlarda önemli derecede zararlı bir yabancı ot olan tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis L.) tohumlarının çimlenmesini sağlamak için dormansi kırma (sülfürik asit, giberellik asit, hidroklorik asit, mikrodalga, soğuk-sıcak uygulamaları) yöntemleri, çimlenme sıcaklığı, farklı sıcaklık (gece/gündüz 16/26 °C, 19/29 °C ve 22/32 °C) ve karbondioksit (400, 600, 800 ve 1000 ppm) ortamlarında bitki gelişimi ve moleküler benzerliklerini (filogenetik) belirlemek amacıyla 2018 ve 2019 yıllarında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait karbondioksit uygulama serası ve laboratuvarlarda yürütülmüştür. Çalışmada ana materyal olan tarla sarmaşığı tohumları, Türkiye'nin 16 ilinden (Adana, Ankara, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Hatay, İzmir, Karaman, Kayseri, Konya, Malatya, Samsun, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Uşak) toplanmıştır. Dormansi kırma çalışması için Malatya'dan toplanan tarla sarmaşığı tohumları kullanılmış ve en iyi çimlenme 20 °C ile 27 °C iklim kabinlerinde yapılan çalışmada sülfürik asit 60 dk (%65/20 °C) ve 0 gün 90 °C sıcak su (%87.5/27 °C) uygulamalarından elde edilmiştir. Çimlenme sıcaklığı, farklı sıcaklık ve karbondioksit (CO2) ortamlarında bitki gelişimi ve filogenetik çalışmaları 16 ilden toplanan tohumlar ile gerçekleşmiştir. Çimlenme sıcaklığında en uygun çimlenmenin illere göre değişmekle beraber 10-40 °C arasında olduğu belirlenmiştir. Sera çalışmasında ise karbondioksit değerinin arttırılması tarla sarmaşığının gelişimlerinde (bitki/kök uzunluk, bitki/kök yaş ve kuru ağırlık) değişkenlik göstermiş olup sıcaklık artışının ise tarla sarmaşığı gelişiminde pozitif yönde bir etkisi olduğu saptanmıştır. Filogenetik çalışmalarda Türkiye'deki C. arvensis türünün kendi aralarında yakın fakat dünyadaki C. arvensis türü ile uzak gruplar oluşturduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Convolvulus arvensis, dormansi, çimlenme sıcaklığı, karbondioksit, filogenetik analiz
Malatya ve Elazığ illerindeki arı virüslerinin RT-PCR yöntemi ile tespiti ve moleküler karakterizasyonlarının yapılması
Yürütülen bu çalışma ile Malatya ve Elazığ illeri bal arılarında enfeksiyona yol açan Deforme kanat virüsü (Deformed wing virus, DWV), Siyah kraliçe hücre virüsü (Black queen cell virus, BQCV), İsrail akut felç virüsü (Israeli acute bee paralysis virus, IAPV), Akut arı felç virüsü (Acute bee paralysis virus; ABPV), Torba yavru çürüklüğü virüsü (Sacbrood virus, SBV) ve kaşmir arı virüsü (Kashmir bee virus, KBV)'un varlıkları ve yaygınlıkları RT-PCR yöntemi ile araştırılmış, tespit edilen virüs izolatlarının moleküler karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Malatya ve Elazığ illerindeki farklı arılıklardan toplam 147 adet bal arısı örneği toplanmıştır. Kovana giriş çıkış yaptığı tespit edilen ve potansiyel vektör olabileceği tahmin edilen Thomisidae, Tettigonidae, Mantidae, Lygaeidae, Reduvidae ve Vespidae familyalarından 40 farklı böcek örneği ve 4 adet parazit vektör akar Varroa örneği toplanmıştır. Örneklerde araştırılan tüm virüslerin var olduğu saptanırken, bazı örneklerde karışık enfeksiyonlar tespit edilmiştir. Tespit edilen arı virüsleri arasında Malatya ilinde en yaygın sırasıyla %32 ile DWV, %17,8 ile ABPV, %16 ile BQCV, %5,9 ile SBV, %2,3 ile IAPV, %1,1 ile KBV olmuştur. Elazığ ilinde ise %12,6 DWV, %6,3 ile ABPV ve %1,5 ile BQCV olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada tespit edilen tüm virüslerin varlığı Malatya ve Elazığ illeri için ilk kayıt niteliğindedir. ANAHTAR KELİMELER: Bal arısı, Virüs, Türkiye, DWV, BQCV, ABPV, IAPV, SBV, KBV
Malatya, Elazığ ve Adıyaman illeri badem (Prunus dulcis Mill.) ve ceviz (Juglans regia L.) üretim alanlarında Peach latent mosaic viroid (plmvd) etmeninin araştırılması ve moleküler karakterizasyonu
Malatya, Elazığ ve Adıyaman illeri badem ve ceviz üretim alanlarında Peach latent mosaic viroid (PLMVd)'inin belirlenmesi amacıyla 2019-2020 yıllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. Badem ve ceviz üretim alanlarından rastgele toplam 530 yaprak örneği toplanmış ve total RNA izolasyonları gerçekleştirilmiştir. PLMVd'nin toplanan örneklerdeki varlığını araştırmak için ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (reverse transcriptase polymerase chain reaction, RT-PCR) yöntemi kullanılmıştır. RT-PCR yöntemi ile testlenen badem örneklerinin hiçbirinde PLMVd infeksiyonuna rastlanmamıştır. Testlenen ceviz örnekleri içerisinde Malatya ili Hekimhan ilçesinden alınan örneklerin tamamında (10 örnek, H izolatları) ve Elazığ ili Keban ilçesinden alınan örneklerden sadece birinde (25 örnek, K1 izolatı) PLMVd'nin varlığı tespit edilmiştir. PLMVd-K1 izolatı ve rastgele seçilen H1, H2 ve H3 izolatlarının tüm genomları, bir TA klonlama vektörü olan pGEM-T Easy vektöre aktarılarak klonlanmıştır. Saflaştırılan rekombinant plazmidler, üniversal SP6 ve T7 primerleri ile çift yönlü olarak dizilenmiş ve elde edilen PLMVd dizileri CLC Mainworkbench programında üst üste çakıştırılmış (contig) ve referans dizi baz alınarak manuel olarak düzeltilmiştir. Elde edilen konsensus dizilerine göre; PLMVd-K1 (MW294170), -H1 (MW294171), -H2 (MW294172) ve -H3 (MW294173) izolatlarının 338 bp uzunluğunda oldukları tespit edilmiştir. RNA katlanma analizlerinde, tespit edilen dört PLMVd-ceviz izolatının da referans PLMVd izolatının (M83545) oluşturduğu gibi dallanmış küre şekilinde ikincil yapı oluşturdukları görülmüştür. Cevizlerde tespit edilen PLMVd izolatlarının dünyanın farklı coğrafi bölgelerinde tespit edilen 20 farklı PLMVd izolatının nükleotid dizileri ile %96.7-99.1 arasında benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Malatya-Hekimhan ve Elazığ illeri ceviz üretim alanlarında PLMVd infeksiyonlarının varlığı ilk defa bu çalışma ile ortaya konmuştur.
Farklı su ve besin kaynaklarının Dolycoris baccarum (L.) (Hemiptera: pentatomidae)'un gelişme ve üreme gücüne etkisi
Dolycoris baccarum (L.) (Hemiptera: Pentatomidae) özellikle tahıllar, ayçiçeği, mercimek ve tütün gibi bitkilerin tohumlarında emgi yaparak beslenen polifag bir zararlıdır. Bu zararlı aynı zamanda, tahıllarda önemli zararlı olan Süne, Eurygaster integriceps Put. (Hemiptera: Scutelleridae)'nin yumurta parazitoidi Trissolcus semistriatus Nees (Hymenoptera: Scelionidae)'un ara konukçuları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, D. baccarum'un farklı su ve besin kombinasyonları üzerinde biyolojik parametreleri incelenmiştir. Böylece zararlının kitle üretimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Çalışmada 3 farklı su kaynağı [su (S), taze fasulye meyvesi (TF) ve buz çiçeği dalları (BÇ)] ve bunların besinle [ayçiçeği (AYÇ), soya fasulyesi (SF) ve yer fıstığı (YF) tohumları] kombinasyonları uygulama konuları olarak ele alınmıştır. Deneme, 25℃ sıcaklık, %60 oransal nem ve 14:10 saat aydınlık: karanlık koşullarında, tesadüf parselleri deneme desenine göre 20 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda, toplam nimf gelişme süreleri en kısa TF+AYÇ ve TF+SF grubunda görülmüş ve sırasıyla 23.0 ve 23.5 gün olarak gerçekleşmiştir. En yüksek toplam yumurta verimi ise TF+AYÇ, TF+YF ve BÇ+YF uygulamalarından sırasıyla, 122.2, 106.0 ve 104.2/dişi olarak elde edilmiştir. Benzer şekilde, en yüksek kalıtsal üreme yeteneği ve net üreme gücü aynı su ve besin kombinasyonlarından elde edilmiştir. Kalıtsal üreme yeteneği sırasıyla 0.063, 0.066 ve 0.064, net üreme gücü ise 36.65, 26.50 ve 26.05 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, farklı su ve besin uygulamaları arasında, zararlının yumurta verimi, kalıtsal üreme yeteneği ve net üreme gücü üzerine etkisi açısından herhangi bir istatistiksel farklılık saptanmamıştır. Çalışma sonucunda, D. baccarum'un kitle üretiminin TF+AYÇ, TF+YF ve BÇ+YF uygulamaları ile başarıyla gerçekleştirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Farklı sıcaklıklar ve arttırılmış karbondioksit gazı (CO2) düzeyinin şeftali yaprakbiti [Myzus persicae (Sulzer) (Hemiptera: Aphidae)]'nin biyolojisi üzerine etkilerinin araştırılması
Artan endüstriyel ve antropojenik faaliyetler 1980'li yıllardan itibaren atmosferde sera gazlarının çoğalmasına neden olmuştur. Bu durum dünya üzerinde bir sera etkisi oluşturarak küresel ısınmaya neden olmaktadır. Günümüz koşullarında kaçınılmaz olan bu ekolojik felaketin tarımsal üretim açısından özellikle böcek faunası üzerine etkilerinin araştırılması zorunlu hale gelmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma ile küresel ısınmanın neden olduğu sıcaklık ve artan CO2 değerlerinin Myzus persicae (Sulzer) (Hemiptera: Aphididae)'nin biyolojisi üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma farklı CO2 düzeyleri (400, 600, 800 ve 1000 ppm) ve sıcaklık derecelerine (26/16 – 29/19 – 32/22℃, Gündüz/Gece Sıcaklık Değerleri) sahip sera odalarında gerçekleştirilmiştir. Her odada stok kültürler oluşturulup, 2 nesil devamlılığı sağlandıktan sonra patlıcan bitkileri üzerinde oluşturulan her bir hücre içerisinde 1 adet 0-24 saat (yaş) M. persicae bireyi olacak şekilde bırakılmıştır. Bireyler günlük olarak takip edilmiş, gömlek değiştirme durumları, verdiği yavru sayıları ve yaşam süreleri 24 saatte bir kayıt altına alınmıştır. Buradan elde edilen verilerden yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Bu sonuçlara göre en kısa toplam gelişme süresi 32/22℃ sıcaklık ve 600 ppm CO2 düzeyinde 5.35 gün olarak görülmüştür. En yüksek yavru sayısı ise 29/19℃ sıcaklıkta 1000 ppm CO2 düzeyinde 87.88 yavru ve 400 ppm CO2 düzeyinde 87.00 yavru belirlenmiştir. Ergin ömrünün en uzun olduğu bireyler (28.82 gün) ve toplam yaşam süresinin en uzun olduğu bireyler (35.25 gün) ise 29/19℃ sıcaklık ve 400 ppm CO2 düzeyinde tespit edilmiştir. En yüksek net üreme gücü (R0) (80.300) ve kalıtsal üreme yeteneğinin (rm) (0.344) 29/19℃ sıcaklık ve 800 ppm CO2 düzeyinde belirlenmiştir. Döl süresinin (T0) en uzun olduğu bireyler (15.271) 29/19℃ sıcaklıkta ve 1000 ppm CO2 düzeyinde tespit edilmiştir. Elde edilen bu verilerle, farklı sıcaklık ve arttırılmış CO2 gazı düzeylerinin M. persicae'nın gelişme süresi, yavru sayısı ve yaşam çizelgesi parametrelerini etkilediği belirlenmiştir.
Malatya ili meyve ağaçlarında şerbetçi otu cücelik ve şeftali latent mozaik viroidlerinin araştırılması ve tespit edilen izolatların moleküler karakterizasyonu
Şeftali latent mozaik viroidi (PLMVd), Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Asya ve Avustralya dahil olmak üzere dünya çapında şeftali ve nektarinlerde yüksek enfeksiyon oranları ile görülen bir viroid etmenidir. Malatya ilindeki bir ceviz bahçesinden alınan semptomsuz on iki ceviz bitkisine ait yaprak örneklerinden total genomik RNA, ticari bir RNA izolasyon kiti kullanılarak ekstrakte edilmiştir. PLMVd genomunu, uçtan uca çoğaltan spesifik primer çifti kullanılarak ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (reverse transcriptese polymerase chain reaction, RT-PCR) yöntemi ile amplifiye edilmiştir. RT-PCR yöntemi ile test edilen 12 ceviz örneğinin 4'ünde PLMVd infeksiyonu tespit edilmiştir. Yaklaşık 0.34-kb uzunluğunda elde edilen DNA fragmentleri pGEM-T Easy vektörüne klonlanmış ve kompetan hücre Escherichia coli JM109 suşuna transforme edilmiştir. Saflaştırılan plazmidler çift yönlü olarak dizilenmiştir. Nükleotid dizisi tespit edilen PLMVd ceviz Malatya 1 (Erişim no: MN857143) ve Malatya 2 (Erişim no: MN857144) izolatlarının ülkemizde ve diğer ülkelerde şeftali, nektarin ve kirazlarda tespit edilen PLMVd izolatları %96.6-98.8 ile %97-98.8 benzerlik (Erişim no: MN857144) gösterdiği tespit edilmiştir. Yürütülen bu çalışma ile dünyada ilk kez cevizde (Juglans regia L.) PLMVd enfeksiyonları tespit edilmiş olup cevizin PLMVd için alternatif bir konakçı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışma ile Malatya ilinde tespit edilen iki farklı PLMVd izolatının moleküler özellikleri de rapor edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Viroid, ceviz hastalığı, RT-PCR, yeni konak
Lavanta, defne ve nane uçucu yağlarının ekin kambur biti [Rhyzopertha dominica (Fabricius) (Coleoptera: Bostrichidae)]'ne karşı insektisit etkilerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Laurus nobilis L. (Lauraceae), Mentha piperita L. ve Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel. (Lamiaceae) bitkilerinden elde edilen uçucu yağların önemli depolanmış ürün zararlısı olan Ekin Kambur Biti (Rhyzopertha dominica (Fabricius, 1792) (Coleoptera: Bostrychidae)'ne karşı fumigant ve repellent etkisi belirlenmiştir. Deneme 27±1°C sıcaklık, %50±10 nem ve karanlık şartlardaki iklim odalarında gerçekleştirilmiştir. Uçucu yağların R. dominica'nın larva, pupa ve ergin dönemine karşı fumigant etki denemesi, 5 farklı uygulama konsantrasyonu (1, 5, 20, 50 ve 200 μl/L hava) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan fumigant etki denemelerinde, zararlının 3. larva dönemine karşı en yüksek fumigant etki L. nobilis uçucu yağının 200μl/L konsantrasyonunda %100 olarak tespit edilmiştir. Ergin döneme karşı yapılan çalışmada ise hem L. nobilis hem de M. piperita uçucu yağının 200μl/L konsantrasyonu %100 ölüme neden olmuştur. Bununla birlikte pupa dönemine karşı yürütülen çalışmalardan yeterli etki elde edilememiştir ve en yüksek etki 200μl/L konsantrasyonda L. nobilis'te %49 olarak belirlenmiştir. Repellent etki denemeleri, petri ve kutulu test ünitesi denemesi olmak üzere 2 farklı metotla yürütülmüştür. Petri metodunda 0.038, 0.192 ve 0.769 μl/cm2'lik konsantrasyonlar filtre kağıdına uygulanmıştır. Kutulu test ünitesi metodunda da, uçucu yağların 3 konsantrasyonu kullanılmıştır (8.33, 41.67 ve 166.67 μl/L) Repellent etki her iki metotta 1, 3, 6 ve 24 saatte yapılan sayımlarla belirlenmiştir. Her iki deneme yönteminde de en yüksek repellent etki M. piperita uçucu yağında meydana gelirken, en az repellent etki L. intermedia uçucu yağında gözlenmiştir. Çalışmada ayrıca uçucu yağların buğday tohumlarının çimlenmesine etkileri de belirlenmiştir. Farklı konsantrasyonlarda 48 saat süreyle uçucu yağa maruz kalmış buğday tohumlarının çimlenme testlerinde herhangi bir olumsuzluk saptanmamıştır. Bu çalışma sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda fumigant etki denemelerinde L. nobilis uçucu yağının, repellent etki denemelerinde M. piperita uçucu yağının depolanmış ürün zararlılarına karşı ileride etkili bir bio-insektisit olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Rhyzopertha dominica, Mentha piperita L., Laurus nobilis L., Lavandula intermedia x Emerica x Loisel,fumigant,uçucu yağ
Diyarbakır ilinde mercimek ürününe karışan yabancı ot tohumlarının belirlenmesi
Çalışma Diyarbakır ilinde mercimeğe karışan yabancı ot tohumlarını ve üreticilerin mercimek tarımında yabancı ot yönetimine yaklaşımını belirlemek amacıyla 2019 yılında yürütülmüştür. Bu amaçla Diyarbakır iline bağlı Merkez (Kayapınar, Sur, Yenişehir, Bağlar) ve Ergani, Bismil, Silvan, Kocaköy, Hazro, Eğil, Çermik, Hani, Dicle, Çınar olmak üzere toplam 14 ilçede 150 tarım işletmesinden hasat sonrası depolanmış mercimek ürününden 1 kg'lık numuneler alınmıştır. Örnekleme yapılan işletme sahiplerinin 69'u ile yüz yüze 38 sorudan oluşan anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, Diyarbakır ilinde mercimek ürününe 12 familyaya dahil 27 cinsine ait 29 yabancı ot türüne ait tohumların karıştığı belirlenmiştir. Rastlama sıklıklarına göre çok yaygın (ÇY) olan türler sırasıyla Boynuzlu yoğurt otu (Galium tricornotum Dandy) (%98.00), Tarla düğün çiçeği (Ranunculus arvensis L.) (%92.66), Kendi gelen buğday (Triticum sp.), Pelemir (Cephalaria syriaca L.) (%72.66), Yabani hardal (Sinapis arvensis L.) (%67.33), Trakya hardalı (Neslia apiculata Fisch.) (%64.00) ve Duvar arpası (Hordeum murinum L.) (%62.66) olarak tespit edilmiştir. Mercimeğe karışan yabancı ot tohumları arasında ilk sırayı 774.78 adet/kg ile Serçe dili (Stellaria media (L.) Vill)'nin aldığı belirlenmiştir. Bunu sırasıyla Yabani hardal (S. arvensis) (365.67 adet/kg), Boynuzlu yoğurt otu (G. tricornotum) (364.42 adet/kg), Dilkanatan (Galium aparine L.) (331.12 adet/kg) ve Tarla düğün çiçeği (R. arvensis) (320.67 adet/kg) takip etmiştir. Ürüne karışma miktarı ve karışma oranı bakımından ilk sırayı Serçe dili (S. media) (9.84 g/kg ve %0.98) almakta ve bunu sırasıyla Boynuzlu yoğurt otu (G. tricornotum) (7.09 g/kg ve %0.70), Tarla düğün çiçeği (R. arvensis) (6.67 g/kg ve %0.66) ve Dilkanatan (G. aparine) (5.56 g/kg ve %0.55) türleri izlemiştir. Üreticilerle yapılan anket çalışmalarında mercimek alanlarında yabancı otların %75.36 oranında sorun oluşturduğu tespit edilmiştir. Yabancı otlar içerisinde en fazla sorun oluşturan türün %53.62 ile Yabani hardal (S. arvensis), %47.83 ile Yabani yulaf türleri (Avena spp.)'nin olduğu belirlenmiştir. Mercimek üreticilerinin %82.61 yabancı otların kontrolünde kimyasal mücadele yöntemini seçtikleri belirtmiştir. Üretim sezonunda yabancı otlara karşı üreticilerin %28.99'u bir kez, %71.01'i ise iki kez herbisit uygulaması yaptıklarını bildirmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: Anket, Diyarbakır, mercimek, ürüne karışma, yabancı ot tohumu
Avcı böcek, Nesidiocoris tenuis reuter (Hemiptera: Miridae)'e bazı pestisitlerin subletal etkilerinin araştırılması
Çalışmada abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole etken maddeli 4 farklı pestisitin LC30 değerlerinin, örtüaltı domates yetiştiriciliğinde Tuta absoluta ile biyolojik mücadelede kullanılan avcı böcek Nesidiocoris tenuis'in bazı biyolojik parametrelerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. N. tenuis'in ikinci dönem nimfleri için abamectin, spinetoram, pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'ün LC30 değerleri sırasıyla 1.795, 16.988, 1812.172 ve 5042.087 mg(ak.mad.)/l olarak belirlenmiştir. Daha sonra abamectin ve spinetoram için belirlenen LC30 değerleri N. tenuis'in ikinci dönem nimflerine uygulanmıştır. Pyriproxyfen ve chlorantraniliprole'un belirlenen LC30 değerleri tavsiye dozundan yüksek olduğu için, bu insektisitlerde tavsiye dozları (sırasıyla 50 ve 35 mg(ak.mad.)/l kullanılmıştır. Uygulama yapılan bireylerin günlük olarak canlılık durumu, ergin döneme ulaştıklarında ise ergin ömür uzunluğu ve yavru sayıları izlenmiştir. Toplam nimf gelişme süresi bakımından her iki cinsiyette de abamectin hariç kontrol (su) uygulaması ile diğer insektisit uygulamaları arasında herhangi bir istatistiksel farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubu bireylerinde bu süre 9.54 gün olarak belirlenirken, abamectinde ise bu süre erkeklerde 10.67 gün, dişilerde 10.75 gün olarak gerçekleşmiştir. TPOP (Toplam preovipozisyon süresi (Yumurta döneminden itibaren)) verilerine bakıldığında abamectin hariç diğer uygulama grupları kontrol grubu bireyleri (15.85 gün) ile aynı istatistiksel grupta yeralırken, abamectin bu süreyi (17.18 gün) önemli ölçüde arttırmıştır. Kalıtsal üreme yeteneği (r) en düşük 0.180 gün-1 ile abamectinde görülürken, en yüksek 0.219 gün-1 ile chlorantraniliprole'de belirlenmiştir. Benzer durum artış oranı sınırı (λ) için belirlenmiş, her iki insektisit için bu değerler sırasıyla 1.197 ve 1.245 gün-1 olarak saptanmıştır. Net üreme gücü (R0) ve brüt üreme oranı (GRR)) değerleri arasında herhangi bir istatistikel farklılık belirlenmemiştir. Ortalama döl süresi (T), spinetoram ve abamectin'de sırasıyla 22.39 ve 23.15 gün olarak gerçekleşmiş, kontrole (21.27 gün) göre önemli oranda süre uzamıştır.
Organik tarımda ruhsatlı bazı fungisitlerin Neoscytalidium dimidiatum'a karşı etkinliklerinin araştırılması
Türkiye'nin en önemli kayısı üretim merkezi Malatya ili'dir ve yaklaşık 8 milyon kayısı ağacı varlığı ile toplam kayısı üretiminin %46.2'sini karşılamaktadır. Kayısının başkenti olan Malatya ili kuru kayısı ihracatının ise %80'ini karşılamaktadır. Neoscytalidium dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers Malatya ili kayısı bahçelerinde ani sürgün kurumaları ve geriye doğru ölümlere sebep olmaktadır. Çalışmada ruhsatlı bir kimyasal mücadelesi olmayan patojen fungus Neoscytalidium dimidiatum organik tarımda kimyasal ve biyolojik mücadele olanaklarının invitro çalışmalarla saptanması amaçlanmıştır. N. dimidiatum Kale 4C izolatının miselyal gelişimine fungal biyokontrol ajanları Trichoderma viride ve Trichoderma harzianum, bakteriyel biyokontrol ajanları Bacillus amyloliquefaciens, Bacillus subtilis ve Pseudomonas fluorescens, organik tarımda kullanımına izin verilen Gülleci bulamacı, Bakır oksit, Bakır hidroksit, Bakır oksiklorür, Bordo bulamacı ve Çay ağacı yağı etkisi araştırılmıştır. Araştırmada biyolojik preparatlar içerisinde T. viride preparatının radyal gelişmeyi engelleme yüzdesi %81.71 olarak tespit edilmiştir. Kimyasal pestisitler içerisinde ise Gülleci bulamacı %1'lik doz da patojeni %86.85 engellemiştir. Sonuç olarak, Trichoderma türlerinin ve Gülleci bulamacının N. dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers 'a karşı yüksek düzeyde etkinlik gösterdiği ilk kez bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlar biyolojik aktiflerin ve Gülleci bulamacının hastalık etmenine karşı kullanılma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Neoscytalidium, Kayısı, Organik tarım, Biyolojik kontrol, Trichoderma
Avcı akar Amblyseius swırskii athias-henriot (Acarına: Phytoseiidae)'ye karşı bazı pestisitlerin yarı tarla koşullarında yan etkilerinin araştırılması
Turunçgil tarımı ülkemiz açısından büyük bir öneme sahiptir. Fakat turunçgil tarımı yapılan alanlarda yetiştiricilik ile ilgili sorunların yanında hastalık, zararlı ve yabancı ot gibi olumsuz faktörler de bulunmaktadır. Ülkemizde turunçgil bahçelerinde bugüne kadar 80'nin üzerinde zararlı tür tespit edilmiş olup bunlarla beslenen 150'den fazla faydalı tür bulunmaktadır. Bu faydalı türlerden biri de ülkemizde bazı firmalarca pazarlanıp doğaya salınan "Amblyseius swirskii" dir. Bu tez çalışmasında bazı BKÜ(Bitki Koruma Ürünleri) nin yarı tarla koşullarında A.swirskii'ye yan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Denemede 5 bitki( Biber, patlıcan, turunçgil, yaprak güzeli, zakkum) üzerinde A.swirskii 'ye karşı, 2 insektisit(Spirotetramat, dimethoate), 2 akarisit (Spirodiclofen ve abamectin) ve 1 organik insektisit(Portakal yağı) uygulanmıştır. Deneme 5 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. A.swirskii üretimi sırasında besin olarak Kuru meyve akarı (Carpoglyphus lactis (L)+çam poleni verilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler Henderson-Tilton'a göre %ölüm oranları hesaplanıp IOBC'nin belirlediği sınıf değerleri esas alınarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak portakal yağı %50'nin altında ölüm oranına neden olup 2 sınıf değeri alarak "az zararlı" olarak belirlenmiştir. Spirotetramat %41.25'in üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini alarak "orta derecede zararlı" olarak kabul edilmiştir. Spirodiclofen ve abamectin ise birinci gün dışında sayım yapılan tüm günlerde (3,7,10,14) genel itibariyle %50'nin üzerinde ölüm oranına neden olup 3 sınıf değerini "orta derecede zararlı" ve 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak belirlenmiştir. Karşılaştırma ürünü olarak kullanılan dimethoate etken maddesi ise %100 etki göstermiş olup 4 sınıf değerini alarak "zararlı" olarak kayıt edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: IOBC, Henderson-Tilton, BKÜ, Yarı tarla meodu, Amblyseius swirskii
Pamuk üretim alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışma pamuk alanlarında sorun olan domuz pıtrağı (Xanthium strumarium L.)'nın bazı biyolojik özellikleri ve mücadele olanaklarının araştırılması amacıyla 2020-2022 yılları arasında yapılmıştır. Çalışma kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde pamuk üretim alanlarında yapılan sürveyler sonucunda domuz pıtrağının rastlanma sıklığı Şanlıurfa'da %84.7, Diyarbakır'da %83.3, Mardin'de %79 ve Batman'da %56 olarak bulunmuştur. Tohumların bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi çalışmalarında; domuz pıtrağının toprakta optimum çıkış derinliğinin 2-10 cm olduğu ve tohumların çimlenme sıcaklıklarının illere göre değişmekle beraber minimum 5 °C, optimum 15-35 °C ve maksimum 40 °C olduğu belirlenmiştir. Tarla denemelerinde ise, trifloxysulfuron sodium'un farklı dozlarının (1, 1.5 ve 2 g/da) domuz pıtrağının kontrolünde %90'nın üzerinde etkili olduğu, fluometuron'un farklı doz (200, 250 ve 300 ml/da) uygulamaların da ise etkinliğinin düşük olduğu belirlenmiştir. Farklı sıcaklık (26, 29 ve 32 °C) ve CO2 (400, 600, 800 ve 1000 ppm) uygulamalarının domuz pıtrağının gelişimi ve herbisit duyarlılığının belirlenmesi çalışmalarında; yüksek sıcaklık ve CO2 seviyelerinde domuz pıtrağının bitki boyu, yaş ve kuru ağırlık değerlerinde artış olduğu, yüksek CO2 seviyelerinde trifloxysulfuron sodium'un etkisi artarken, fluometuron'un etkinliğinde önemli bir değişikliğin olmadığı saptanmıştır. Domuz pıtrağının teşhis çalışmalarında; morfolojik olarak X. orientale türüne ait bir alt tür, X. strumarium türüne ait iki alt tür tespit edilmiştir. Moleküler çalışmalarda ise ITS4 ve ITS5 primerleri ile Xanthium cinsine ait türlerin ve alt türlerinin ayırt edilemediği belirlenmiş, ayrıca Türkiye'nin 26 ilinden alınan domuz pıtraklarının birbirleriyle olan benzerlik ve farklılıkları filogenetik olarak ortaya konulmuştur.
Buğday (Triticum aestivum L.)'da yabancı ot kontrolü için kritik periyodun belirlenmesi ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.)'ın mücadele olanaklarının araştırılması
Yapılan bu araştırma ile buğdayın yabancı otlara karşı kritik periyodunun belirlenmesi, buğday alanlarında sorun olan Sinapis arvensis L.'in alt türlerinin ve bu alt türlerin herbistlere tepkisinin araştırılması, S. arvensis'in biyolojik bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buğdayın kritik periyodunun belirlenmesinde çalışmalar 2020-2021 yıllarında Diyarbakır ilinde gerçekleştirilmiştir. S. arvensis'in alt türlerinin belirlenmesinde Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesini temsilen 28 ilde toplam 84 ilçenin buğday alanlarından S. arvensis tohumlarının örneklemesi yapılmıştır. Klasik ve moleküler (rDNA ile cpDNA) yöntemlerle S. arvensis'in alt türleri ile bu alt türlerin sera koşullarında herbisitlere tepkisi ve tohumların çimlenme biyolojisi araştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda; yabancı otlara karşı %5 verim kaybında, buğdayın kritik periyodu yağışlı geçen iklim koşullarında 35-75 DAE, kurak geçen iklim koşullarında ise 11-93 DAE olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, Zadoks-30'un 2020 yılında 01.03.2020 tarihine, 2021 yılında ise 16.03.2021 tarihine tekabül ettiği belirlenmiştir. S. arvensis'in alt türlerinden S. arvensis subsp. arvensis, S. arvensis subsp. allionii ve S. arvensis subsp. schkuhriana tespit edilmiş olup, bu alt türler arasındaki filogenetik ilişkiler ortaya konmuştur. Florasulam, Bromoxynil + MCPA, Dimethyl amin tuzundan oluşan aktif maddelere karşı S. arvensis'in alt türlerinin farklı seviyelerde herbisitlerden etkilendikleri ve bu aktiflere karşı alt türlerin kontrol edilebilir olduğu belirlenmiştir. S. arvensis'in çimlenme sıcaklığının, illere ve alt türlere göre değişmekle birlikte genel olarak minimum 2 -5 °C, optimum 10-25 °C, maksimum 35 °C olduğu belirlenmiştir. S arvensis'in alt türlerinin belirlenmesiyle ilgili çalışmaların devam ettirilmesi; belirlenen alt türlerin dayanıklılık durumunun araştırılması önerilir.
Malatya ili armut üretim alanlarında görülen fitoplazma hastalıklarının moleküler yöntemler ile araştırılması
Malatya ili armut üretim alanlarındaki fitoplazma hastalıklarının belirlenmesi amacıyla 2020 yılında sürvey çalışmaları yürütülmüş ve Malatya ilinde armut üretimi yapılan lokasyonlardan fitoplazma etmenlerine özgü belirtiler gösteren ve göstermeyen toplam 301 adet bitkiden rastgele yaprak örnekleri alınmıştır. Toplanan numunelerden total DNA izolasyonları ticari bir kit yardımı ile gerçekleştirilmiştir. Örneklerdeki muhtemel fitoplazma etmenlerini araştırmada, R16mF2/R16mR1 ve R16F2n/R16R2 üniversal primerlerin kullanıldığı Nested-polimeraz zincir reaksiyonu (Nested PCR) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Malatya ili armut üretim alanlarından toplanan örneklerin hiçbirinde fitoplazma etmeni saptanmamıştır.
Malatya ili kale ilçesindeki farklı ekolojik lokasyonlardaki kayısı bahçelerindeki yabancı ot türlerinin belirlenmesi
Kayısı, Malatya ilinde tarımsal üretim ve ekonomik açıdan çok büyük bir öneme sahiptir. Yabancı otlar ise diğer bitkisel yetiştiriciliklerde olduğu gibi kayısı yetiştiriciliğinde de mücadele edilen en büyük sorunlardan bir tanesidir. Malatya ili Kale ilçesinde Temmuz 2020-Haziran 2022 yılları arasında yürütülen bu çalışmada kayısı bahçelerinde sorunlara neden olan yabancı ot türlerini, bunların genel kaplama alanlarını, rastlama sıklıklarını ve gelişim dönemlerini tespit ederek kayısı yetiştiriciliği yapan çiftçilerin yabancı ot mücadelesinde doğru yöntem ve uygulama zamanını belirlemesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma kapsamında Malatya ili Kale ilçesinde farklı rakım ve lokasyonlarda yer alan 6 farklı kayısı bahçesinde sürvey yapılmıştır. Her kayısı bahçesine rastlantısal olarak dört adet bir m2'lik çerçeve atılarak çerçeveler içerisindeki yabancı ot türleri sayılmış ve kaplama alanları belirlenmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde 30 familyaya ait 32 tanesi monokotiledon, 74 tanesi ise dikotiledon olmak üzere toplam 106 tane yabancı ot türü tespit edilmiştir. Tespit edilen bu yabancı ot türleri arasında yoğunluk bakımından en fazla rastlananlar Ranunculus repens L., Ranunculus bulbosus L., Poa bulbosa L., Sanguisorba minor Scop., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Senecio vulgaris L., Xeranthemum cylindraceum Sm. iken yoğunluk bakımından en çok rastlananlar Bromus tectorum L., Medicago sativa L., Chenopodium album L., Cynodon dactylon (L.) Pers., Euphorbia rigida M.Bieb., Setaria viridis (L.) P.Beauv. ve Poa trivialis L. olmuştur. Benzerlik indeksleri bakımından en yüksek benzerlik oranına sahip bahçeler ise 2020-2021 yaz döneminde Bent (908 m) ve Çanakçı (1330 m) mahallerinde bulunan kayısı bahçeleri olurken, benzerlik 0,703 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca yükselti azaldıkça yabancı ot türlerinin yoğunluklarının, yükselti arttıkça ise yabancı ot türlerinin çeşitliliğinin arttığı saptanmıştır.
Malatya ili şeker pancarı (Beta vulgaris L.) ekim alanlarında bulunan yabancı ot türlerinin ve bazı mücadele yöntemlerinin etkinliğinin belirlenmesi
Bu çalışma 2020-2021 yıllarında Malatya ili ve ilçelerinde sürvey ve Doğanşehir ilçesinde tarla denemesi olarak yürütülmüştür. Bölgede toplam 82 şeker pancarı ekimi yapılan 3024 dekar alanda sürvey yapılmıştır. İki yılda toplam 25 familyaya ait 92 farklı türe rastlanmıştır. 2020 yılında çok rastlanan ilk beş tür; Amaranthus retroflexus L.(%76.19), Salsola ruthenica Iljin (%76.19), Convolvulus arvensis L. (%71.43), Chenopodium album L. (%69.05), Amaranthus albus L. (%61.90) olduğu tespit edilmiştir. Genel yoğunluk bakımından Amaranthus retroflexus L. (2.95 adet/m2), Heliotropium europaeum L. (2.75 adet/m2), Salsola ruthenica Iljin (2.27 adet/m2), türleri ''B'' seviyesinde, Convolvulus arvensis L. (1.88 adet/m2), Agropyron repens L. P. Beauv.(1.46 adet/m2) türleri ''C'' seviyesinde tespit edilmiştir. 2021 yılı yılında çok rastlanan ilk beş tür (ÇR); Chenopodium album L.(%95.00), Amaranthus retroflexus L. (%85.00), Convolvulus arvensis L. (% 82.50), Salsola ruthenica Iljin (% 80.00), ve Heliotropium europaeum L. (%60,00) olarak bulunmuştur. Genel yoğunluk bakımından Amaranthus retroflexus L. (5.06 adet/m2), ''A'' seviyesinde, Convolvulus arvensis L. (2.44 adet/m2), ''B'' seviyesinde ve Chenopodium album L. (1.63 adet /m2), Amaranthus albus L. (1.39 adet /m2), Cynodon dactylon L. Pers. (1.08 adet/m2) türleri ''C'' seviyesinde saptanmıştır. Şeker pancarı verimi ise 2020 yılında T1 (Yabancı otlu kontrol) uygulamasında 483.75 g/adet ile en düşük bulunurken en yüksek verim T2 (yabancı otsuz kontrol) uygulamasında 2393.75 g/adet ile bulunmuş ve bunu 1864.38 g/adet ile T7 (700 g/l metamitron + 1 kez el çapası) ve 1708.75 g/adet ile T8 (700 g/l metamitron + 2 kez el çapası) uygulamaları izlemiştir. 2021 yılında ise T1 (Yabancı otlu kontrol) uygulamasında 366.25 g/adet ile en düşük bulunurken en yüksek verim T2 (yabancı otsuz kontrol) uygulamasında 2122.50 g/adet ile bulunmuş ve bunu 1702.50 g/adet ile T8 (700 g/l metamitron + 2 kez el çapası) ve 1587.50 g/adet ile T7 (700 g/l metamitron + 1 kez el çapası) uygulamaları izlemiştir. 2020 yılında uygulamaların T1 uygulamasına göre verimi %67.57 ile %394.83, 2021 yılında ise %95.56 ile %479.52 arasında verimi arttırdığı saptanmıştır. Deneme alanlarındaki yabancı otlarının kaplama alanlarını 2020 yılında %100.00 oranı ile T2, %50.63 oranı ile T8 ve %34.18 oranı ile T7 uygulamaları azaltırken, 2021 yılında %100.00 oranı ile T2, %82.03 oranı ile T7 ve %72.50 oranı ile T8 uygulamalarının azalttığı bulunmuştur. Yabancı ot kuru ağırlıklarını 2020 yılında %100.00 oranı ile T2, %96.37 oranı ile T8 ve %91.05 oranı ile T7 uygulamaları azaltırken, 2021 yılında ise %100.00 oranı ile T2, %70.63 oranı ile T10 (el çapası + 100 g/l Clopyralid + 100 g/l Propaquizafop) ve %69.35 oranı ile T11 (700 g/l metamitron + 1 kez planet traktör çapa) uygulamalarının azalttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; yaygın tür olarak A. retroflexus, S. ruthenica, C. arvensis, C. album, A. albus ve H. europaeum türleri belirlenmiştir. Yoğun tür olarak ise A. retroflexus, H. europaeum, S. ruthenica, C. arvensis, A. repens, A. albus, C. dactylon türleri belirlenmiştir. Şeker pancarında yabancı ot mücadelesinde sadece çıkış öncesi veya çıkış sonrası herbisit uygulamalarının yeterli etkiyi sağlamadığı ancak çıkış öncesi herbisit ve bir veya iki kez el çapası uygulamalarının birlikte kullanıldığında daha etkili olduğu bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Şeker pancarı, yabancı ot, herbisit, el çapası
Farklı zamanlarda hasat edilen iki farklı satureja hortensisgenotiplerinden elde edilen uçucu yağların yabancı ottohumlarının çimlenmeleri üzerine etkileri
Uçucu yağların allelopatik özellikleri farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi bitki tohumlarının çimlenmesini engellemesidir. Lamiaceae familyasına ait Satureja hortensis L. (Dağ kekiği) bitkisi uçucu yağ bakımından zengindir. Çalışmada, Satureja hortensis bitkisinin 2 genotipine ait uçucu yağlarının farklı biçim dönemlerinden (Çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonu) elde edilen uçucu yağlarının farklı dozları (0.5, 1, 2, 4, 8 ve 16 μl/petri) elde edilmiştir. Bu çalışmada, elde edilen bu uçucu yağlar yabancı otlardan dev horozibiği (Amaranthus palmeri L.), yabani yulaf (Avena fatua L.), semizotu (Portulaca oleracea L.) ve yabani hardal (Sinapis arvensis L.) ve kültür bitkilerinden ise tere (Lepidium sativum L.), makarnalık buğday (Triticum durum L.) ve biber (Capsicum annuum L.) tohumlarının çimlenmesine olan etkisi araştırılmıştır. Denemede uçucu yağ dozlarının çimlenmeyi olumsuz yönde etkilemesinde A. palmeri ve P. oleracea tohumlarında en yüksek etki 2 μl/petri, A. fatua tohumlarında 4 μl/petri ve S. arvensis'te ise 8 μl/petri olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının etkilerinde ise A. palmeri, P. oleracea, A. fatua ve S. arvensis tohumları üzerinde en yüksek LD50 değerleri sırasıyla 0.159 belirlenirken, en yüksek LD90 değerleri ise yine sırasıyla 0.547 olarak belirlenmiştir. Uçucu yağ dozlarının kültür bitkisi ve yabancı ot tohumlarında doz artışına bağlı olarak çimlenmeyi engellediği görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Satureja hortensis, biyo-herbisit, uçucu yağ, kültür bitkisi, yabancı ot tohumları
Hatay ili kayısı (Prunus armeniaca L.) yetiştirme alanlarında zararlı, lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Hatay ilinde yetiştirilen kayısılarda zararlı, Lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2018 yılında Antakya, Kırıkhan, Kumlu ve Arsuz ilçelerinde birer tane olmak üzere toplam dört bahçede gerçekleştirilmiştir. Gözlemler çiçeklenme başlangıcından hasat sonrasına kadar olan zaman periyodunda yapılmış, türlerin belirlenebilmesi amacıyla feromon tuzakları ve besi tuzakları da kullanılmıştır. Çalışmada zararlı tür olarak Anarsia lineatella Zell. çalışılan bölgedeki tüm ilçelerde tespit edilmiş olup en fazla yoğunluk Antakya ilçesinde, en az yoğunluk ise Kırıkhan ilçesinde belirlenmiştir. 2019, 36 Sayfa. Anahtar Kelimler: Kayısı, Anarsia lineatella, Hatay, Türkiye.
Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepıdoptera: tortrıcıdae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi
Çalışma 2018-2019 yıllarında Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepidoptera: Tortricidae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışma Hatay ilinin Yayladağı ilçesi Kışlak köyündeki iyi tarım uygulamaları yapılan 312.43 dekarlık ve 3,928 adet Chandler ceviz çeşidine sahip ceviz bahçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada delta tuzak ve elma içkurdu feromonu kullanılmıştır. Tuzaklar ceviz ağaçlarının 1.5 m yüksekliğine asılmış ve feromon kapsülleri her 40 günde yenileri ile değiştirilmiştir. Birinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 235 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 4.61 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 70 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 1.4 olarak belirlenmiştir. Birinci yılda 38,400 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 100 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 0.26 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda 443,100 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 9,065 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 2.04 olarak belirlenmiştir.
Maviyemişlerde (Vaccinium spp.) blueberry mosaıc assocıated vırus (BLMAV)'un Olpidium türleri ile taşınabilme durumunun ve hastalığın epidemiyolojisindeki olası rollerinin araştırılması
Maviyemiş (Vaccinum spp.) üretim ve tüketimi ülkemizde son yıllarda yaygınlaşmaya başlamış olup dünya çapında uzun yıllardır bilinen ve tüketilen önemli bir üründür. Maviyemiş bitkilerinde verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen en önemli virüslerden birisi de ilk kez 2014 yılında tanımlanan "maviyemiş mozaikle ilişkili virüs (bluberry mosaic assciated virus) (BlMaV)" olup ülkemizde varlığı ilk kez 2015 yılında bildirilmiştir. BlMaV'nin taşınmasına yönelik son yıllara kadar net bir bilgi bulunmamakla birlikte dahil olduğu Ophiovirus cinsine ait virüsler toprak kökenli bir fungus olan Olphidium spp. ile taşındığı için bu virüsün de potansiyel vektörünün bu fungus cinsi olduğu varsayılmış ve ilk bulgular 2017 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmada, Rize ilindeki yabani ve kültür maviyemiş plantasyonlarında BLMaV ile enfekteli olan bitkilerin kök ve rizosferinde virüsün olası vektörü olan Olpidium spp.'nin varlığının araştırılması, morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması ve BLMaV'nin taşınmasındaki potansiyel rollerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Rize iline ait 3 farklı lokasyondan toplanan yabani ve kültüre alınmış maviyemiş bitki örnekleri BlMaV'nin RNA3 genini çoğaltan primerler kullanılarak yapılan RT-PCR analizlerinde, testlenen örneklerdeki BlMaV enfeksiyon oranı kültür maviyemişlerinde %83, yabani maviyemişlerde ise %55 olarak tespit edilmiştir. BlMaV pozitif bulunan lokasyonlardan (İkizdere'den 5, Demirkapı'dan 10, Anzer-Çiçekli'den 7 ) yabani plantasyonlardan 17, İkizdere'de bulunan kültüre alınmış maviyemiş bitkilerinin rizosferinden ise 5 bitki ve toprak örneği alınmıştır. Bu topraklara Olpidium spp için tuzak bitki olarak marul ve BlMaV'nin taşınabilirliğinin gösterilmesi için ise in vitro'da yetiştirilmiş maviyemiş bitkileri dikilerek taşıma denemeleri kurulmuştur. Her iki bitki türünde de dikimden 4 hafta sonra alınan kök örneklerinin mikroskop altında morfolojik incelenmesi sonucu Olpidium türlerine ait dinlenme sporları gözlenmiş ve sonuçlar PCR analizleri ile desteklenmiştir. Her iki bitkinin kökleri kullanılarak yapılan multipleks ve türe spesifik PCR analizleri sonucunda sadece Olpidium virulentus türü tespit edilmiştir. Deneysel taşıma denemelerinde tuzak bitki olarak kullanılan marul ve virüsün konukçusu olan maviyemiş fidelerinde BlMaV'nin RT-PCR analizleri ile testlenmesi sonucunda kültüre alınan maviyemişlerin rizosferinden alınan topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinde enfeksiyon oranı %100, marullarda ise %80 olarak bulunmuştur. Yabani maviyemiş plantasyonlarından alınan BlMaV ile enfekteli topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinin BlMaV ile enfeksiyon oranı %95, marullarda ise %62 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda ülkemizin en önemli maviyemiş üretimi yapılan Rize ilinde 3 farklı lokasyonda BlMaV'nin potansiyel vektörü olarak bildirilen O. virulentus gerek morfolojik gerekse moleküler yöntemlerle tespit edilmiş ve bu fungus türü ile BlMaV'nin deneysel olarak marul ve maviyemiş fidelerine başarıyla taşındığı ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma ülkemizde BlMaV'nin taşınmasına yönelik ilk çalışma olmasının yanı sıra BlMaV'nin deneysel konukçusu olarak marul dünyada ilk kez bu çalışma ile saptanmıştır. 2020, 56 sayfa Anahtar Kelimeler: Vaccinum spp., Rize, bluberry mosaic assciated virus, Olphidium spp.
Karpuz bakteriyel fide yanıklığı hastalığının (Acidovorax citrulli) biyolojik mücadelesinde endofit ve epifit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması
Karpuz, ülkemizde üretimi en fazla yapılan ürünlerden biri olup, dünya karpuz üretiminde Türkiye 3. sıradadır. Son yıllarda, anormal yağışlar ve yüksek sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle oluşan yüksek fungal ve bakteriyel hastalık oranları, karpuz bitkilerinde ciddi kısıtlamalar meydana getirmektedir. Tohum kaynaklı Acidovorax citrulli (Ac)'nin neden olduğu karpuz bakteriyel fide yanıklığı (meyve lekesi olarak da bilinen) dünya karpuz üreticileri için ciddi bir tehdit durumundadır. Bu çalışma, epifit ve endofit bakteri izolatlarının izole edilmesi, tanılanması ve Acidovorax citrulli'ye karşı antagonistik potansiyellerinin araştırılması, ayrıca hastalık etmeni üzerine etkileri ile bakteriyel izolatların siderofor, proteaz, amonyum, indol-3-asetik asit (IAA) üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi bitki büyüme parametrelerinin kalitatif ve kantitatif olarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Antalya iline bağlı 8 lokasyondan alınan sağlıklı karpuz ve yakın akraba bitki türlerinin farklı kısımlarından toplam 432 endofit ve epifit bakteri izole edilmiştir. Bunlar arasında, temsili olarak 37 adet bakteri izolatı çeşitli testlere dayanılarak seçilmiştir. Bu izolatlar, ayrıca kültürel ve morfolojik karakterizasyon, MALDI-TOF MS ve bazı izolatlar da ayrıca 16S rRNA gen sekans analizlerine dayanılarak tür düzeyinde tanılanmıştır. Bu 37 izolat, antagonistik ve bitki büyümesini teşvik eden inceleme değerlendirme sistemi kullanılarak Ac'ye karşı biyokontrol etmeni olma potansiyellerine göre derecelendirilmiştir. 37 izolat arasında, 13 izolat in vitro ikili kültür testlerinde potansiyel antagonistik aktivite göstermiştir. Sonuçlar, test izolatlarının 1.24 ila 8.16 arasında antagonistik indeks (AI) değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. En etkili bakteriyel izolatlar, Paenibacillus polymyxa KMEn1 ve Brevibacillus brevis BTCPI olarak tespit edilmiş, bu izolatları Brevibacillus brevis (7.04 AI değeri) ve Bacillus velezensis (5.28 AI değeri) takip etmiştir. Ochrobactrum intermedium, Brevibacillus formosus, Stenotrophomonas maltophilia, Bacillus pumilus ve Bacillus amyloliquefaciens izolatları, değişen oranlarda in vitro antagonistik etkinlik sergilemiştir. Tüm izolatlar, siderofor, proteaz, amonyum ve indol-3-asetik asit üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi test edilen mekanizmaların enaz birini üretmiştir. In vitro testlerde Acidovorax citrulli'ye karşı yüksek engelleme etkinliği gösteren 8 antagonist izolat in vivo denemeler ile karpuz üzerinde biyokontrol etkinliği ve bitki büyümesini teşvik edici etkinliği açısından değerlendirilmiştir. Özellikle, karpuz tohumlarının en güçlü izolatlarla muamele edilmesi, fide yanıklığı hastalığının %10.13 ile %79.75 arasında değişen oranlarda önemli derecede baskılanması ile sonuçlanmıştır. En güçlü antagonist izolatlar olarak P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI, in vivo koşullarda sırasıyla %79.75, %59.49, %44.30 ve %40.51 oranlarında hastalığı baskılayarak en yüksek biyokontrol etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar, ayrıca patojen uygulanan kontrol bitkilerine kıyasla karpuz bitkilerinin büyümesini artırmıştır. Bu çalışmada tanımlanan P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI isolatları tarafından sergilenen biyokontrol ve bitki büyümesinin desteklenmesi aktiviteleri, bu izolatların birer biyokontrol bakteriyel eleman olarak potansiyel açıdan yüksek oranda uygunluklarını vurgulamaktadır.
Fasulye hale yanıklığı hastalığının (Pseudomonas syringae pv. phaseolicola) biyolojik mücadelesinde endofit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması
Fasulye (Phaseolus vulgaris L.) içerdiği önemli protein ve besin maddeleri açısından insan beslenmesinde büyük öneme sahip önemli bir baklagil bitkisidir. Son yıllarda yaşanan anormal iklim koşulları ve düzensiz yağışlar nedeni ile hastalık sıklıkla karşılaşılır hale gelmiştir. Fasulye Hale Yanıklığı, tohum kaynaklı bir patojen Pseudomonas syringae pv. phaseolicola (Psp) etmeninin neden olduğu, ülkemiz ve Dünya fasulye üretimi için büyük tehdit oluşturan bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı; (1) fasulye üretiminin yoğun olarak yapıldığı alanlardan elde edilen bitki gelişimini teşvik eden endofit bakterilerin (endofit) izolasyonu ve tanımlanması; (2) endofitlerin hastalık etmenine in vitro ve in vivo koşullarda oluşturdukları antagonistik etkinin ortaya konulması; (3) siderofor, proteaz, amonyum üretimi, indole-3 acetic acid (IAA) üretimi ve fosforu çözme özellikleri gibi antagonistik ve bitki gelişimini teşvik edici (PGP) mekanizmaların kalitatif ve kantitatif olarak tespit etmektir. Niğde, Konya, Eskişehir, Burdur ve Ankara illerinden toplanan sağlıklı fasulye bitki örneklerinden toplam 343 farklı endofit bakteri (EB) izole edilmiştir. İzole edildiği bölge, bitki aksamı, morfolojik ve biyokimyasal özellikleri, patojenisite tesleri ve MALDI-TOF analizleri sonucunda 56 farklı EB izolatı temsili olarak seçilmiş ve ikili kültür testleri ile hastalık etmeni Psp'ya karşı in vitro antagonistik etkinlikleri belirlenmiştir. EB izolatlarının ikili kültür testlerinde antagonisitk etkinliklikleri 1.22-4.85 indeks değerleri arasında değişiklik göstermiştir. Test edilen 56 EB izolat arasında, 14 izolat yüksek engelleme etkisi [Antagonistik indeks değeri>3.0], 20 izolat orta düzeyde engelleme etkisi [Antagonistik indeks 2.0-3.0], 22 izolat ise düşük engelleme etkisi [Antagonistik indeks<2.0] göstemiştir. EB izolatları arasında en yüksek antagonistik etkiyi 4.85 antagonistik index değeri ile Pseudomonas gessardii N35.1 izolatınca gösterilmiş olup bu izolatı sırası ile Arthrobacter ilicis N11.3, Stenotrophomonas sp B6.6, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1izolatları takip etmişlerdir. Testlenen 56 EB izolatından, 54 EB izolatı siderofor üretimi, 23 EB proteaz üretimi ve 12 EB farklı değerlerde fosforu çözme etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar farklı konsanstrasyonlarda IAA üretmiştir. 56 izolat arasından seçilen 32 antagonist EB izolatı koparılmış meyve testi ve saksı testlerinden oluşan in vivo testlemelere alınmıştır. Seçilen izolatlar arasından Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları Psp etmeninin meyvelerde ve yapraklarda oluşturduğu hastalık belirtilerini baskılamada değişen değerlerde olmakla beraber yüksek etkinlik göstermişlerdir. Stenotrophomonas sp E13.1, Pseudomonas gessardii N35.1 ve Arthrobacter nicotinovorans B11.2 izolatları kaplama yapıldıkları tohumlarda bitki gelişimini önemli ölçüde teşvik etmişlerdir. Bu çalışma ile EB izolatları arasında yer alan Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları göstermiş oldukları yüksek biyo-kontrol ve bitki gelişimini teşvik özellikleri ile fasulye hale yanıklığı hastalığı ile mücedelede biyo-kontrol etmeni olarak kullanılabilme potansiyeline sahip izolatlar olarak değerlendirilmiştir.
Hatay ilinde zeytin dal kanseri (Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi) hastalığının tespiti ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışma ile Hatay ili zeytin üretim alanlarında zeytin dal kanseri hastalığının yaygınlık ve bulunma oranları belirlenmiş ve sağlıklı zeytin ağaçlarının kök ve sürgünlerinden izole edilen epifit ve endofit bakteriler ile Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi'nin biyolojik mücadele olanakları araştırılmıştır. Hastalığın en yüksek yaygınlık oranı %90 ile Samandağ, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde belirlenmiş olup, Hassa, Kırıkhan, Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde ise hastalık saptanmamıştır. Hastalığın enfekteli bahçelerdeki bulunma oranları ise %4.5-75 arasında değişiklik göstermiştir. Taze urlardan izole edilen hastalık etmeninin tanısı Gram boyama, LOPAT testleri, MALDI-TOF ve moleküler yöntemler ile yapılmıştır. Yapılan testler sonucu toplam 14 izolat Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi olarak tanılanmıştır. Biyolojik mücadele çalışmalarında 218 epifit ve 144 endofit olmak üzere toplam 362 bakteri izole edilmiş ve MALDITOF-MS ile tanılanmıştır. Antagonistik etkinin (A-indeks) belirlendiği ikili kültür denemelerinde 81 epifit ve endofit bakteri izolatı patojen gelişimini farklı oranlarda engellemiştir. En yüksek engelleme oranı 5.24 A-indeks değeri ile Bacillus megaterium HZEP7 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus subtilis HZEN1 (4.85) ve Pseudomonas koreensis HZEN27 (4.83) izolatları izlemiştir. İn vitro etki mekanizmalarının belirlenmesi çalışmalarında epifit ve endofit bakterilerin indol asetik asit (IAA) üretimi, siderofor üretimi, fosfor çözme potansiyellerinin belirlenmesi, proteaz üretimi ve amonyak üretimi gibi mekanizmaları incelenmiştir. İn vivo testlerde kullanılacak izolatlar yüksek antagonistik etki, düşük IAA üretimi ve diğer etki mekanizmalarında göstermiş oldukları etkiye göre belirlenmiş olup, Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatları havuç dilimleri ve fidan inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi çalışmalarına seçilmiştir. Havuç dilimleri inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi testlerinde, en yüksek engelleme % 98,78 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (%94.49), Pseudomonas koreensis HZEN27 (%92.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (%90.26) izolatları izlemiştir. Fidan inokulasyonu testlerinde havuç dilimlerine benzer şekilde tüm bakteri izolatları ur oluşumunu engellemiş olup en yüksek engelleme %78.72 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (60.87), Pseudomonas koreensis HZEN27 (46.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (44.87) izolatları izlemiştir. Bakır sülfat uygulamasında ise ur oluşumu %48.23 oranında engellenmiştir. Elde edilen sonuçlar Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatlarının zeytin dal kanseri hastalığı ile mücadelede biyokontrol etmeni olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
Adıyaman ili badem ağaçlarında önemli prunus virüslerinin DAS-ELISA ve RT-PCR analizleri ile saptanması ve karakterizasyonu
Dünyada ve ülkemizde ekonomik önemi yıldan yıla artan badem ağaçlarında ekonomik kayıplara yol açan virüsler içerisinde elma mozaik virüsü (ApMV), prunus nekrotik halkalı leke virüsü (PNRSV), erik cücelik virüsü (PDV) şarka virüsü (PPV) ve elma klorotik yaprak leke virüsü (ACLSV) en yaygın görülenlerdir. Ticari amaçla yapılan badem yetiştiriciliği Adıyaman ili için yeni bir ürün olmakla birlikte kapama bahçelerin sayısı her geçen gün artmakta ve üretim de teşvik edilmektedir. Bu çalışma kapsamında Adıyaman ilinde badem bahçelerinde ApMV, ACLSV, PDV, PNRSV ve PPV'nin varlığı Double Antibody Sandwich–Enzyme Linked Immuno Sorbent Assay (DAS-ELISA) ve Ters Traskripsiyon-Polimeraz Zincir Reaksiyonu (RT-PCR) yöntemleri ile araştırılmış, belirlenen bazı izolatların biyolojik ve moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Badem ağaçlarında görülen bu 5 virüsün varlığını belirlemek amacıyla yapılan DAS-ELISA testleri sonucunda 34 tane örnek PDV ile enfekteli bulunmuş ancak ACLSV, ApMV, PNRSV ve PPV tespit edilememiştir. RT-PCR analizleri ile testlenen 110 badem örneğinde sadece PDV'üne ait beklenen uzunluktaki (756 bp) DNA fragmenti 34 örnekte çoğaltılırken, testlenen örneklerde yine ApMV, ACLSV, PNRSV ve PPV saptanamamıştır. Testlenen badem örneklerinin PDV ile enfeksyion oranı %30.90 olarak saptanmıştır. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan PDV izolatları doğrudan dizilenerek nükleotid ve kodladıkları amino asit dizileri analiz edilerek Adıyaman'dan elde edilen PDV izolatlarının birbirleriyle ve Gen Bankasına kayıtlı diğer ülkelerin izolatlarıyla karşılaştırması yapılmış ve benzerlik oranları ile filogenetik ilişkileri ortaya konulmuştur. PDV izolatlarına ait NJ (Neighbor Joining) dendogramı incelendiğinde Adıyaman PDV badem izolatlarının birbirine çok benzediği ve filogenetik ağaçta aynı grup içinde yer aldığı, gen bankasına kayıtlı diğer PDV izolatlarından ayrı bir grupta kümelendiği belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile PDV ilk kez Adıyaman ili badem plantasyonlarında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, badem, DAS-ELISA, RT-PCR, sekans analizi, virüs
Doğu Akdeniz Bölgesi zygaenıdae (lepıdoptera) türlerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması
Bu çalışma kapsamında Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki Zygaenidae türlerinin morfolojisi ve sistematiği araştırılmış, türlerin moleküler tanılaması yapılarak filogenetik soy ağacı oluşturulmuş ve feromonlar kullanılarak da bazı türlerin popülasyon takipleri yapılmıştır. Örneklemeler Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye illlerinde, 2017 ve 2018 yıllarının mayıs-eylül aylarında gerçekleştirilmiştir. Atrap, gözle kontrol metodlarıyla ve feromonlar kullanılarak Procridinae altfamilyasından beş, Zygaeninae altfamilyasından sekiz olmak üzere 13 tür belirlenmiştir. Theresimima ampellophaga (Bayle-Barelle, 1808), Adscita (Adscita) obscura (Zeller, 1847), Jordanita (Tremewania) notata (Zeller, 1847), J. (Praviela) anatolica (Naufock, 1929), J. (Solaniterna) subsolana (Staudinger, 1862) (Procridinae); Zygaena (Mesembrynus) diaphana Staudinger, 1887, Z. (M.) graslini Lederer, 1855, Z. (M.) punctum Ochsenheimer, 1808, Z. (Agrumenia) olivieri Boisduval, 1828, Z. (A.) carniolica (Scopoli, 1763), Z. (A.) viciae ([Denis & Schiffermüller], 1775), Z. (A.) loti ([Denis & Schiffermüller], 1775), ve Z. (Zygaena) filipendulae (Linnaeus, 1758) (Zygaeninae) türleri belirlenmiştir. Feromon tuzaklarla yapılan çalışmada Procridinae altfamilyası için 2-dodecenoic asit esterleri ve 2-butanol izomerleri; Zygaeninae altfamilyası için (Z)-9-tetradesenyl asetat, (Z)-11-hexadecenyl asetat ve (Z)-11-tetradecenyl asetat içeriklerine sahip feromonlar kullanılmıştır. Feromonlarla A. obscura ve J. anatolica türleri yakalanmıştır. Moleküler tanılama çalışmaları kapsamında; 11 türün filogenetik soyağacı oluşturulmuştur. Bu amaçla DNA ekstraksiyonunda Qiagen DNeasy ve Macherey Nagel Nucleospin insect DNA izolasyon kitleri kullanılmış ve ikinci kitle daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. PCR analizlerinde mtCOI ve nEF1-alfa gen bölgelerini çoğaltan primerler kullanılmıştır. Zygaenidlerin tür düzeyinde tanılamasında, bu iki gen bölgesinden mtCOI gen bölgesi başarılı olmuştur.
Akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarının bazı biyolojik özelliklerinin ve tohum çimlenmesine bitki ekstraktlarının allelopatik etkilerinin saptanması
Bu çalışma Şanlıurfa ve Hatay illerinden toplanan akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarındaki dormansinin kırılması, bunların minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının belirlenmesi ve bu tohumların çimlenmesi üzerine bazı bitki uçucu yağ ve özütlerinin allelopatik etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan laboratuvar çalışmalarında Hatay ve Şanlıurfa illerinden 2019 yılında toplanan Sinapis alba tohumlarına ait minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının, sırasıyla; Hatay örnekleri için 2 °C, 15-20 °C ve 35 °C olduğu; Şanlıurfa örnekleri için 2 °C, 20 °C ve 35 °C olduğu belirlenmiştir. Dormansi kırma çalışmalarına yönelik olarak yapılan çalışmalarda en etkili uygulama H2SO4'de 15 s bekletme ve 1 dk zımparalama ile elde edilmiştir. Tohumların sıcak/soğuk suda bekletilmesi şeklinde yapılan uygulamanın dormansinin kırılmasındaki etkisi düşük bulunmuştur. Ayrıca, Ailanthus altissima (Mill.) Swingle, Inula viscosa L., Inula graveolens L., Datura stramonium L., Phoenix dactylifera L. ve Washingtonia filifera bitkilerinden elde edilen özütlerin akhardal tohumlarının çimlenmesine allelopatik etkileri araştırılmıştır. Uygulamaların tamamında bitki özütlerinin uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranları azalmıştır. Benzer şekilde, Origanum onites L., Origanum vulgare L., Origanum syriacum L., Origanum majorana L., Origanum minutiflorum O. Schwarz and P.H. Davis, Salvia officinalis L., Salvia fruticosa L., Salvia tomentosa Miller, Salvia palaestina Bentham, Lavandula officinalis L, Lavandula angustifolia Miller, Rosmarinus officinalis L, Micromeria fruticosa L. bitkilerinden elde edilen uçucu yağların farklı dozlarına maruz bırakılmış Sinapis alba L. tohumlarının çimlenmelerini farklı oranlarda etkilemiştir. Uygulamaların tamamında uçucu yağların uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranı azalmıştır.
Akdeniz bölgesi tarım alanlarında bulunan akşamsefası (Ipomoea spp.) ve tarla sarmaşığı (Convolvulus spp.) türlerinin yaygınlıkları, yoğunlukları, biyolojileri ve mücadele olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışma, Akdeniz Bölgesinde tarım alanlarında Convolvulus ve Ipomoea türleri arasında yaygınlık ve yoğunluğu en yüksek olarak belirlenen Convolvulus arvensis L. (CONAR) ve Ipomoea triloba L. (IPOTR)ˈnın biyolojileri, alternatif mücadele olanaklarını ve pamuk tarlalarında mücadelesine yönelik en etkili ve ekonomik uygulamaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Surveylerde 46 farklı üründe 581 tarlada sayımlar yapılmış ve Akdeniz bölgesi genelinde Convolvulaceae familyasına ait Convolvulus arvensis L. (CONAR), C. scammonia L., C. stachydifolius Coisy, C. betonicifolius Mill., C. galaticus Roston. ex Choisy, Ipomoea triloba L. (IPOTR), I. hederacea (Linn) Jacq., and I. purpurea (L.) Roth. gibi 8 farklı yabancı ot türleri belirlenmiştir. Bölge genelinde CONAR (%52.32) ve IPOTR (%9.12) rastlama sıklığı en yüksek olan türler olarak saptanmıştır. CONAR ve IPOTR tohumlarında var olan dormansiˈnin kırılmasında en iyi sonuç %96.4-100 çimlenme oranıyla H2SO4 uygulamasından elde edilmiştir. CONAR tohumlarının minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıkları sırasıyla; 10 °C, 20-30 °C ve 40 °C, IPOTR tohumlarının ise 10 °C, 25-30 °C ve 40 °C olarak belirlenmiştir. Her iki türün tohumlarında en iyi çıkışın 2 cm derinlikte gerçekleştiği ve çimlenme oranının CONAR için %84.0, IPOTR için %96.8 oranında olduğu belirlenmiştir. CONAR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %90.10 ve %87.5 olarak belirlenirken, 30. ayda %15.4 ve %9.5 olarak saptanmıştır. IPOTR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %93.9 ve %85.2 olarak belirlenirken, 30. ayda %10.1 ve %7.6 olarak saptanmıştır. Kanyaşˈdan elde edilen Sorgaabˈın IPOTR ve CONARˈın bitki yaş ağırlığına etki oranı %5.5-16.0, bitki kuru ağırlığına etki oranı ise %6.6-15.4 olduğu saptanmıştır. Sorgaab uygulamasının pamuk bitkisinin gelişiminde herhangi bir fitotoksisiteye sebep olmadığı belirlenmiştir. Yabancı otlarla mücadele çalışmaları Adanaˈnın Ceyhan ve Yüreğir ilçelerinde pamuk tarlalarında 2018- 2019 yıllarında yapılmıştır. Mücadele çalışmalarında %85 Pyroxasulfone (PYRS) %75 Trifloxysulfuron sodium (TRFS), 383 g/l Pyrithiobac-sodium (PYBS), 480 g/l Glyphosate isopropylamine tuzu (GLYI), 915 g/l S-metolachlor+ 45 g/l Benoxacor)+el çapası (SMEÇ), Frezeli ara çapa mak.+ sıra üzeri el çapası (FÇEÇ) uygulamaları kullanılmıştır. CONAR türüne karşı yapılan mücadele uygulamaları içerisinde en yüksek etki oranı PYBS (2 kez) uygulamasından (%76.0) elde edilmiş olup bunu, %72.0 etkinlikle TRFS (2 kez), FÇEÇ ve GLYI uygulamaları izlemiştir. IPOTR türüne karşı en yüksek etkinlik TRFS (%90.75) ve PYBS (%90.17) aktif maddeli herbisitlerin 15 gün arayla 2 kez uygulanmalarında kayıt edilmiştir. CONARˈın mücadelesine yönelik yapılan ekonomik analiz çalışmalarında, TRFS (2 kez uygulaması), PYBS (1 ve 2 kez uygulaması) ve FÇEÇ uygulamalarının pamuk ürününden en yüksek net gelir elde edilen uygulamalar olduğu belirlenmiştir. IPOTRˈnin mücadelesine yönelik çalışmalarda en yüksek net gelir FÇEÇ uygulamasından elde edilmiş olup, bunu YOZK, SMEÇ ve TRFS (2 kez) uygulamaları takip etmiştir.
Amaranthus palmeri'nin mücadelesinde kullanılabilecek herbisitlerin belirlenmesi
Bu çalışmada Türkiye'de ilk defa Adana'nın Doğusu, Osmaniye ve Hatay bölgesinde görülen ve istilacı potansiyele sahip Amaranthus palmeri yabancı otunun mısır, yer fıstığı, soya fasülyesi ve turunçgil alanlarında kullanılan bazı çıkış öncesi (Oxyfluorfen, Pendimethalin+ Terbuthylazine) ve çıkış sonrası (Glufosinate-ammonium, Glyphosate, Nicosulfuron, 2,4-D, Bentazon, Bentazone + İmazamox) herbisitlerle mücadelesinin araştırılması amaçlanmıştır. Sera koşullarında yürütülen bu çalışmalarda kullanılan herbisitler kullanım dozları esas alınarak Amaranthus palmeri'ye karşı uygulanmıştır. Çalışmada çıkış öncesi herbisitler kuru ve nemli toprak koşulunda; çıkış sonrası herbisitler ise Amaranthus palmeri'nin erken ve geç gelişme dönemi olmak üzere iki farklı koşulda uygulanmıştır. Çalışma sonucunda her iki çıkış öncesi uygulanan herbisitin de her iki toprak nemi koşulunda yeterli etki gösterdiği tespit edilmiştir. Çıkış sonrası herbisitlerde ise; herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin erken gelişme döneminde uygulanmasında en yüksek etki Glufosinate-ammonium, glyphosate ve 2,4-D'de görülmüştür. Diğer herbisitlerde kontrole göre etki görülse de mücadele için yeterli etki elde edilememiştir. Herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin geç gelişme döneminde uygulanmasında ise etki oldukça düşük kalmıştır. Sonuç olarak olası bir Amaranthus palmeri istilasında yabancı otu kontrol edebilmek ve istilasını önleyebilmek amacıyla kullanılabilecek ikisi çıkış öncesi, üçü çıkış sonrası olmak üzere 5 herbisit tespit edilmiştir.
Mısır silajında bazı insektisitler ve bunların zehirli metabolitlerinin kalıntı durumunun belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid'in 200 günlük fermantasyon süresince mısır silajı içerisindeki degredasyonunu ve bazı metabolitlerine [3,5,6-trichloro-2-pyridinol, diethyl phosphate, diethyl thiophosphate, chlorpyrifos-oxon, 3-phenoxybenzoic acid, 3-(4-hydroxyphenoxy)benzoic acid, imidacloprid-olefin, imidacloprid guanidine, 6-hydroxynicotinic acid ve 6-chloronicotinic acid] dönüşümünü izlemektir. Çalışmada, fermantasyon sürecinin insektisitlerin parçalanması ve metabolitlere dönüşmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Laktik asit bakterilerinin fermantasyonu mısır silajında asidik koşulların oluşumuna neden olmaktadır. İnsektisitler fermantasyon ortamında bulunan bu mikroorganizmalar tarafından metabolize edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında insektisitler blank örneklere (pestisit kullanılmadan yetiştirilen mısırlar) laboratuvar ortamında ayrı ayrı uygulanmıştır. İnsektisit spike edilmiş mısır bitkilerinin bir kısmı kurumaya bırakılmış, bir kısmı kavanozlarda silaj yapılmıştır. Fermantasyonun etkisini belirlemek için örneklerde, spike edilmiş olan insektisitler ve metabolitleri LC-MS/MS kullanılarak periyodik olarak analiz edilmiştir. Analizlerde kullanılan yöntemin verifikasyonu SANTE/12682/2019 rehberine göre yapılmıştır. LOD değerleri 2,76 mg/kg ile 53,61 mg/kg arasında, LOQ değerleri ise 9,19 mg/kg ile 178,71 mg/kg arasında bulunmuştur. Analitlerin geri kazanımları %93,7-109,2, tekrarlanabilirlik RDSr değerleri %1-15 ve tekrarüretilebilirlik RDSR değerleri %1-13 arasında hesaplanmıştır. İnsektisit uygulanmasından 200 gün sonra silaj örneklerinde chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid bozunma oranları sırasıyla %46, %45 ve %30 olarak tespit edilirken bu oran kontrol (kurutulmuş mısır) örneklerinde %67, %55 ve %61 olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, mısır silajındaki düşük pH ortamının insektisitlerin bozunmasını yavaşlattığını, dolayısıyla pestisit kalıntılarının aerobik koşullara kıyasla silaj ortamında daha uzun süre stabil kalabildiğini göstermiştir.
Entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının In vivo ve In vitro üretim sonrası toprakta kalıcılık ve depolanma süresi farklılıklarının araştırılması
Entomopatojen Nematodlar (EPN) biyolojik mücadelede aktif rol oynayan canlılardır. EPN'ler sentetik pestisitlerin uygulama zorluğu ve çevreye karşı ciddi tehdit oluşturması sebebiyle toprak altı zararlılarına karşı en etkili çözüm yollarından biri olarak bilinmektedir. EPN'ler uygulanmadan önce belirli depolama koşullarına göre saklanmaktadır. Uygulandıktan sonra uygulandığı alanda etkinliğini azami bir süre sürdürmesi beklenmektedir. Bu tez çalışması, EPN'lerin belirlenmiş iklim şartları altında uygulandığı toprakta kalıcılığını ve depolama süresini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. In vivo ve in vitro olarak iki farklı metotta Heterorhabditis bacteriophora HBH Hibrit ırkı infektif juveniller (IJ)'lerin üretimi gerçekleştirilmiştir. H. bacteriophora'nın kalıcılığını belirlemek amacıyla in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleşmiş IJ'ler, 6 cm'lik petri kapları kullanılarak toprakların içerisine bırakılmış ve toprak içerisine 10'ar gün arayla Galleria mellonella (son dönem) larvası bırakılmıştır. İki gün sonra petri içerisindeki G. mellonella larvası çıkarılıp disekte edilmiştir. G. mellonella içerisinde gelişen IJ birey sayısı açısından in vivo üretim metodunun (77,2 IJ / larva) in vitro üretime göre (22,6 IJ / larva) daha etkili olduğu tespit edilmiştir. In vivo metodu ile elde edilen IJ'ler, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 140 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve IJ'lerin enfekte yeteneğinin en yüksek olduğu süre 50. gün olarak tespit edilmiştir. In vitro metodu ile elde edilen IJ'ler ise, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 170 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve enfekte yeteneğinin en iyi olduğu süre 40. gün olarak tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasında in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleştirilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerin depolama koşulları test edilmiş, inkübatörde 8, 12, 16, 20 ve 24 °C sıcaklıklarda 3, 6, 9 ve 12 gün sırasıyla bekletilmiştir. Çalışma, en düşük ölüm oranı (% 0,0548), in vivo ortamında üretilen ve 8 °C sıcaklıkta inkübatörde 3 gün bekletilen, en yüksek ölüm oranı (% 11,238) ise in vitro üretimle elde edilen ve 24 °C sıcaklıkta inkübatörde 12 gün bekletilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerde görüldüğünü ortaya çıkarmıştır.
Meram (Konya) ve Beypazarı (Ankara) ilçelerindeki havuç üreticilerinin pestisitkullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi
Bu çalışma, Meram (Konya) ve Beypazarı (Ankara) ilçelerindeki havuç üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla tesadüfi olarak seçilen 80 üreticiye yüz yüze anket yöntemi uygulanarak 2021 yılında yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, üreticilerin çoğu (%60)'nun 18-44 yaş aralığında, ilkokul ve ortaokul mezunu (%62,5) olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin son birkaç yıldır en çok karşılaştığı sorunların hastalıklar (%45), yabancı otlar (%43,75) ve zararlılar (%11,25) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin çoğu; pestisitlerin kullanımına yönelik eğitim almadıklarını, pestisitleri alırken/seçerken en çok yararlandıkları kaynağın bilgi ve tecrübeleri olduğunu, pestisitleri zirai ilaç bayilerinden temin ettiklerini, pestisitlerin dozlarını ilaç bayilerinin önerilerine ve kendi tecrübelerine göre belirlediklerini ifade etmişlerdir. Üreticilerin %50'sinin, ilaçlama zamanını kendi tecrübelerine göre belirledikleri, çoğunun pestisitlerin kullanımında bazı konular açısından bilinçli davranmadığı, buna karşın üreticilerin tamamının son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye uydukları saptanmıştır. Üreticiler, bazı pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%48,75), pestisitlerin uygulama hatalarından dolayı ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%23,75), pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakmadığını (%15), pestisit kalıntısının su ile yıkanırsa temizlendiğini ve pestisitlerin ürünün içine geçmediğini (%12,5), boş pestisit ambalajlarını yakarak imha ettiklerini (%40) ve çöpe attıklarını (%31,25) ifade etmişlerdir. Üreticilerin %60'ı kullanım sonrası artan ve ilaçlama tankını temizlerken oluşan ilaçlı suyu, tarlanın bir kenarına döktüklerini bildirmelerine karşın üreticilerin büyük çoğunluğunun; pestisitlerin çevreye ve diğer canlılara, ürünlerdeki pestisit kalıntılarının ise insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin farkında oldukları belirlenmiştir.
Bursa ili Gemlik ve Orhangazi ilçelerindeki zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi
Bursa ilinin Gemlik ve Orhangazi ilçelerinde 2021 yılında yapılan bu çalışmada, zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bölgesinde tesadüfi olarak seçilen 134 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, üreticilerin %82,2'si 45 yaş ve üzerinde olup %54,5'inin ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin son birkaç yıldır en çok fungisit (%59,7) ve insektisit (%40,3) kullandığı, en çok görülen hastalık ve zararlının sırasıyla halkalı leke (%61,9) ve zeytin güvesi (%22,4) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin çoğunun tarım ilaçlarının kullanımına yönelik eğitim almadıkları, pestisitleri zirai ilaç bayilerinden temin ettikleri, pestisitlerin dozlarını ilaç etiketine ve ilaç bayilerinin önerilerine göre belirledikleri, ilaçlama zamanını belirlemede tarım il/ilçe müdürlüklerinden yararlandıkları, büyük çoğunluğunun ise son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye uydukları bulunmuştur. Üreticiler, bazı pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%42,5) kalıntıların su ile yıkanırsa temizlendiğini ve pestisitin ürünün içine geçmediğini (%26,1), boş pestisit ambalajlarını yakarak imha ettiklerini (%47) ve çöpe attıklarını (%44) belirtmişlerdir. Üreticilerin %41,8'i, kullanım sonrası artan ve ilaçlama tankını temizlerken oluşan ilaçlı suyu, bahçenin bir kenarına, %29,1'i kanalizasyona döktüklerini belirtmelerine karşın üreticilerin büyük çoğunluğu; pestisitlerin çevre ve diğer canlılara, ürünlerdeki pestisit kalıntılarının ise insan sağlığına zararlı olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.
İzmir ili park ve bahçe alanlarında bulunan bitki paraziti nematod türleri üzerine taksonomik araştırmalar
Bu çalışmada İzmir İli' nin Konak, Bornova, Çiğli ve Balçova merkez ilçelerinde yer alan ve bitki çeşitliliğinin fazla olduğu park ve rekreasyon alanlarındaki bitki paraziti nematod türlerinin faunistik ve taksonomik olmak üzere iki bölümde incelemesi yapılmıştır. Tez örneklemeleri 2015-2017 yılları arasında ergin bitki paraziti nematod türlerinin yaygın olarak bulunduğu Nisan ve Ekim aylarında yapılmıştır. Belirlenen yerlerden toprak ve kök örnekleri alınmıştır. Alınan bu örneklerden ekstrakte edilen bitki paraziti nematod türlerinin daimi preparatları hazırlanarak morfolojik ve allometrik ölçüm değerleri ile morfometrik karakterler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. Tespit edilen türlerin sinonim isimleri, gözlemlenen varyasyonlar tespit edildiği konukçu bitkiler ve habitatları hakkındaki literatür kayıtları verilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Tylenchida, Dorylaimida, Aphelenchida takımlarına bağlı 4 alttakım, 2 aratakım, 8 üstfamilya, 11 familya, 14 altfamilya ve 18 cins' e bağlı toplam 41 tür teşhis edilmiştir. Tespit edilen türlerden Coslenchus polonicus, Ditylenchus medicaginis, Helicotylenchus erythrinae, Rotylenchus fragaricus, Psilenchus curcumerus, Psilenchus pini ve Paratylenchus pedrami sb. nov. Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteliğindedir. Çalışmada en sık karşılaşılan türler olarak ilk 5 sırayı Boleodorus thylactus, Pratylenchus penetrans, Paratylenchus pedrami sp. nov., Helicotylenchus pseudorobustus, Helicotylenchus multicinctus almıştır. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, taksonomi, park, rekreasyon, İzmir, Türkiye
Bazı bitkisel yağların Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) ve bazı önemli doğal düşmanlarına karşı toksik etkileri üzerine çalışmalar
Beyazsinekler özellikle örtüaltı yetiştiriciliğinde ekonomik düzeyde zarara neden olmaktadırlar. Bu çalışmada, 5 farklı bitkisel yağın beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve onun bazı önemli doğal düşmanlarına karşı etkisi incelenmiştir. Denemede her bir yağın 0,125, 0,25 ve 0,5ml dozları kullanılmış, yağların uygulanmasından sonra 1., 3., 24., 48., ve 72. saatte ölümler kaydedilmiş ve çalışma üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme sonucuna göre bitkisel yağlardan en fazla etkilenen türler sırasıyla predatörler, beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve parazitioit pupaları olmuştur. Tüm böcek türleri için yüksek dozlarda yağlara maruz kalma süresi arttıkça ölüm oranlarının arttığı gözlemlenmiştir. Bemisia tabaci'nin dönemleri arasında yağlardan en çok etkilenen dönemler sırasıyla yumurta, nimf ve pupa dönemleri olmuştur. 72.saat sonunda at kestanesi ve kakao yağlarının beyazsineğin yumurta dönemlerini %100 ölüm oranıyla yüksek derecede, diğer dozlarının ise orta ve hafif derecede etkilediği saptanmıştır. Denemede yağlardan en çok etkilenen bireylerin predatör erginler olduğu yağların uygulanmasından sonra ilk saatlerde hodan ve at kestanesi yağlarına vermiş oldukları yüksek derecede tepki ile anlaşılmıştır. Uygulamadan 48.saat sonunda ise tüm Nesidiocoris tenuis ve Macrolophus pygmaeus erginlerinin öldüğü saptanmıştır. Yine, 48.saat sonunda tüm Orius laevigatus erginlerinin kakao yağı dışında tüm yağlarda öldüğü, bunun yanısıra 72.saat sonunda ise kakao yağında %96,67 ölüm oranıyla orta derece etkilendiği belirlenmiştir. Parazitioit pupaların denemede yağlardan en az etkilenen bireyler olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, yağlara 72 saat süre maruz kaldıktan sonra Encarsia formasa'nın hodan yağında %73,33 ölüm oranıyla hafif derecede, diğer yağlarda ise hafif etkili ve etkisiz olduğu saptanmıştır. Eretmocerus eremicus ise denemede yağlara karşı en az etki gösteren tür olup hodan yağına 72 saat maruz kaldıktan sonra gösterdiği %60 ölüm oranıyla hafif derecede etki göstermiştir. Sonuç olarak, at kestanesi ve kakao yağları beyazsineklerin erginöncesi dönemlerinde yüksek derecede etkili olurken, her iki parazitoit türe hafif derecede etki gösterdiği ancak predatörlere olumsuz etkiler gösterdiği anlaşılmıştır. Buna göre, bu yağların beyazsineklerin entegre mücadele programlarında tavsiye edilebileceği ve parazitoit türlerle birlikte kullanılabileceği düşünülmektedir.
Yalova ilinde çeşitli bitkilerde saptanan Phytoseiidae familyasına ait avcı akarlar üzerine taksonomik araştırma
Bu çalışma 2020 yılının Haziran – Ekim ayları arasında Yalova ilinde farklı kültür bitki türlerinde bulunan Phytoseiidae (Acari) familyasına ait avcı akar türlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda 31 bitki türünden (erik, böğürtlen, malta eriği, kiraz, ceviz, ayva, zehirli sarmaşık, asma, çınar, köpek üzümü, yer elması, patlıcan, fasulye, gül, domates, karalahana, Trabzon hurması, incir, limon, fındık, elma, hıyar, dut, mahlep, hünnap, kayısı, armut, vişne, ceviz, biber ve kavun) toplam 162 phytoseiid örneği toplanmıştır. Bu örnekler arasında 10 farklı phytoseiid türü belirlenmiş olup, bunlar Euseius finlandicus (Oudemans, 1915), Euseius stipulatus (Athias-Henriot, 1960), Kampimodromus aberrans (Oudemans, 1930), Neoseiulus barkeri (Hughes, 1948), Neoseiulus bicaudus (Wainstein, 1962), Neoseiulus californicus (McGregor), Paraseiulus triporus (Chant ve Yoshida-Shaul, 1982), Phytoseius finitimus Ribaga, Phytoseiulus persimilis (Athias-Henriot, 1957) ve Typhlodromus (Typhlodromus) athiasae (Porath and Swirski, 1965)'dir. Bu türler arasında en yoğun toplanan tür P. finitimus olup, pek çok bitki türleri üzerinden tespit edilmiştir. İkinci derecede yoğun örneklenen tür ise E. stipulatus'tur. Kültür bitkisi yetiştirme sezonu boyunca yapılan örneklemeler sonucunda en fazla phytoseiid örneği Haziran sonu ve Ekim sonu arasında tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, bitki korumada biyolojik mücadele elemanı olarak kullanılan phytoseiid türleri açısından Yalova ilinin oldukça zengin bir faunaya sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Bazı üzüm çeşitlerinin bağ mildiyösü (Plasmopara viticola) hastalığına karşı duyarlılıkları
Türkiye bağ üretim alanı bakımından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Bununla birlikte, üzüm üretiminde hemen hemen her yıl karşılaşılan ve önemli verim kayıplarına neden olan hastalıklardan biri de mildiyö hastalığıdır. Bu çalışmada da Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi bağ alanlarında üzüm yetiştiriciliğinde kullanılan çeşitlerin bu hastalığa karşı duyarlılık düzeyleri belirlenmiştir. Çeşitlerin mildiyö hastalığına karşı duyarlılık düzeyleri tarla koşullarında doğal inokulumla oluşan hastalık şiddetlerinin 0-4 skalasına göre değerlendirilmesi ile belirlenmiştir. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 blok ve her blok 4 tekerrür olarak planlanmış ve her tekerrür bir omcadan oluşmuştur. Çalışma'da değerlendirilen çeşitler Michel Palieri, Cardinal, Italia, Trakya İlkeren ve Hamburg Misketi olmuştur. Çalışma, 2020 yılı üretim dönemi boyunca yürütülmüş olup, çeşitler arasındaki hastalık şiddeti farkları, en anlamlı olarak, haziran ayı ortasındaki değerlendirmede bulunmuştur. Çalışmada, Bağ'da mildiyö hastalığının şiddetinin çeşitlere göre farklılıklar gösterdiği ve hastalığa en duyarlı çeşitlerin Trakya İlkeren (%81.87) ve Michel Palieri(%72.81) oldukları saptanmıştır. Diğer çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri ise Cardinal %44,93, Hamburg Misketi %36,43 ve Italia %28,93 olarak belirlenmiştir. Yetiştiricilik dönemi boyunca, herhangi bir fungisit uygulaması yapılmamış ve ayrıca hastalık gelişimine etkili hava koşulları ve yaprak ıslaklık süreleri ile hastalık düzeyleri tartışılmıştır. Hava sıcaklıklarındaki artış ile birlikte, tüm çeşitlerde mildiyö hastalığının oranında ve şiddetinde azalma olduğu saptanmıştır. Hastalık şiddetindeki azalma ile birlikte çeşitler arasındaki duyarlılık farklarının da azaldığı belirlenmiştir. Hasat zamanı yapılan değerlendirmede ise çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri sırasıyla, Trakya İlkeren %19.06, Michel Palieri %18.25, Hamburg Misketi %14,69, Cardinal %12,69 ve Italia %12,25 olarak belirlenmiştir.
Avcı böcek, Seranginum parcesetosum sicard (Coleoptera: Coccinellidae)'un gelişme süresi ve ölüm oranı üzerine konukçu bitkilerin etkisi
Çalışmada, pamuk (Çukurova-1518 ve Deltapine) ve patlıcan (Pala ve Çukurova topağı) çeşitleri üzerinde üretilen Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci Gennadius (Horn: Aleyrodidae) ile beslenen Serangium parcesetosum Sicard (Col: Coccinellidae)'un ergin öncesi dönemlerinin gelişme süreleri ve ölüm oranlan, preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri ile yumurta verimleri 25 + 1 °C sıcaklık ve % 65 + 5 orantılı nem koşullarında çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerden avcının bu bitkiler üzerindeki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. S. parcesetosum ergin öncesi toplam gelişme süresini 22.9 gün ile en kısa sürede Çukurova-1518 pamuk çeşidi üzerinde, en uzun ise 28.0 gün ile Çukurova topağı patlıcan çeşidi üzerinde tamamlamıştır. Ergin öncesi dönemlerdeki toplam ölüm oranlarına baktığımızda en az ölüm % 20.8 ile Çukurova-1518 pamuk çeşidinde en fazla ise % 48.9 ile Pala patlıcan çeşidi üzerinde görülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda pamuk ile patlıcan bitkileri arasında S. parcesetosum 'a ait gerek ergin öncesi dönemlerin gelişme süreleri ve gerekse bu dönemlerdeki ölüm oranları arasındaki farkın önemli olduğu, çeşitlerin kendi aralarındaki farkın ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. S. parcesetosum 'un pamuk çeşitleri (Çukurova-1518 ve Deltapine) üzerinde ölüm oranının düşük ve üreme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle kitle üretimi için en uygun konukçu bitkinin pamuk olduğu kanısına varılmıştır.
Adana İlinde çiftçi şartlarının depolanmış ürünlerde zararlıların tespiti
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA İLİ'NDE ÇİFTÇİ ŞARTLARINDAKİ DEPOLARDA ZARARLILARIN TESBİTİ BERRİN ÇANKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA BÖLÜMÜ ENTOMOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. A. FARUK ÖZGÜR Yıl: 1998, Sayfa:27 Jüri : Prof. Dr. A. Faruk ÖZGÜR Doç. Dr. M. Rifat ULUSOY Doç. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Adana ilinde merkez ilçeye bağlı Küçük Çıldırın, Yolgeçen, Gökçeler, Akkuyu ve Çınarlı köylerine Ekim 1996-Ağustos 1997 tarihleri arasında, çiftçi şartlarındaki depolarda surveyler yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda Insecta sınıfına bağlı 3 takımdan 11 familyaya bağlı toplam 13 zararlı türe rastlanmıştır. Bunlara ek olarak çok sayıda Akar türü de bulunmuştur. Yapılan araştırmanın sonucunda en yaygın türlerin Si tophi his oryzae (L.), Rhizopertha dominica (F.), Tribolium castamum (Herb.), Trogium pıılsatorhım (L.), Plodia interpunctella (Hübner) ve Sitotraga cerealella (Olivier) olarak belirlenmiştir. Bu köylerde ikinci derecede önemli türler olarak Oryzaephilus surinamensis (L.), Cryptolestesferrugineus (Steph.) tesbit edilmiştir. Hayvan yemlerinde ise çok sayıda Akar türüne rastlanmıştır, Buğdayda S. oryzae, R. dominica, Trogium pulsatorium, arpada S. oryzae, R. dominica, S. cerealella, bulgurda T. castaneum arpa ezmesi ve mısır yeminde bazı Akar türlerinin zararlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, depo ürünleri, depo zararlıları, Adana
Circulifer haematoceps (Hom.;Cicadellidae) vektörü ile taşınan turunçgil stubborn hastalığı etmeni Spiroplasma citri Saglio et al.'nin turunçgil ve susamda yayılması ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar
Susam bitkisi susam phyllody fitoplazmasının yanısıra turunçgil Stubborn hastalığı etmeni Spİroplasma citri Saglio et al., (Entomoplasmatales, Spiroplasmataceae) 'nin de önemli bir konukçusudur. Her iki etmende Circultfer haematoceps (Horn.; Cİcadellidae) tarafından taşınmaktadır. D- VAC böcek toplama aleti ve sarı yapışkan tuzaklar kullanılarak birinci ve ikinci ürün susamda, genç turunçgil bahçelerinde ve fidanlıklarda C. haematoceps 'in populasyon gelişimi saptanmıştır. Yakalanan C. haematoceps '1er S. citri yönünden ELISA ve kültüre alma yöntemleri ile de incelenmiştir ve ayrıca, Catharantus roseus (L.) Don O. ve Sesamum indicum L. test bitkilerine S. citri ve susam phyllody fitoplazması (SPF) 'run taşıma çalışmalarında da kullanılmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde susam ve turunçgil yetiştiricilği yapılan alanlarda S. citri ve susam phyllody fitoplazması ile C. haematoceps 'in yaygınlık durumunu belirlemek üzere 1994-1996 yıllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. İkinci ürün susamda enfeksiyon oranları daha yüksek bulunmuştur. İkinci ürün susamda 1996 yılında %0.9 oranında S. citri, %3.3 oranında SPF ve %0.6 oranında ikili enfeksiyon saptanmıştır. Turunçgil bahçelerinde ise %1.2-1.3 oranında S. citri ve %0.01 oranında SPF enfeksiyonu saptanmıştır.
Sources of resistance in Durum wheat (Triticum durum) and its wild relatives aegilops spp.to Russian wheat aphid (RWA) (Diuraphis noxia mordwilko (Homoptera: aphididae ) and use of random amplified polymorphic DNA RAPD a
ABSTRACT M.Sc. THESIS SOURCES OF RESISTANCE IN DURUM WHEAT {Triticum durum) AND ITS WDLD RELATIVES Aegilops spp. TO RUSSIAN WHEAT APHID [Diuraphis noxia (Mordvilko)fHomoptera:Aphididae)] AND USE OF RANDOM AMPLIFIED POLYMORPHIC DNA (RAPD) ANALYSIS TO DETECT GENETIC VARIABILITY IN RWA Mohammed Izzat GHANNOUM DEPARTMENT OF PLANT PROTECTION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisors: Prof.Dr. Serpil KORNOSOR Year : 1 998, Pages:73 Jury: Prof.Dr. Nedim UYGUN Dr. M.MiloudiNACHIT Dr. Moustapha EL BOUHSSINI This study was carried out to identify sources of resistance and mode of resistance in durum wheat and its wild relatives Aegilops spp. to Russian wheat aphid [Diuraphis noxia (Mordvilko) (Homoptera:Aphididae)], one of the most serious pest of cereals in several parts of the world, and to study the genetic variability in RWA populations from different countries using Random Amplified Polymorphic DNA (RAPD) analysis to detect genetic variability in RWA. The results of the study showed significant differences among genotypes at the three mechanisms of resistance measurement antibiosis, antixenosis, and tolerance. Based on RAPD analysis of RWA, all the populations could be classified in to nine genetic groups at 75 percent similarity levels. Key words : Durum wheat, Diuraphis noxia, resistance, genetic variation. n
Domates bakteriyel kara leke hastalığının (Pseudomonas syringae pv. tomato) tanımlanması, ırklarının belirlenmesi ve kimyasal savaşıma alternatif yöntemlerin saptanması üzerinde araştırmalar
Bu çalışmada Pseudomonas syringae pv. tomato (PST)'nıın neden olduğu domates bakteriyel kara leke hastalığı fizyolojik, biyokimyasal, patojenite, ELISA ve PCR testleri ile tanımlanmıştır. Ontario 7710 fidelerinin kullanılmasıyla Türkiye'de PST ırk l'in varlığı bu araştırma ile belirlenmiştir. PST' nin toprakta yaşamını sürdüremediği fakat topraktaki infekteli bitki artıklarında ve tohumlarda yaşamını sürdürebildiği bulunmuştur. Bunlar Çukurova Bölgesinde PST' nin ilk inokulum kaynaklan olarak değerlendirilmişlerdir. Toplam 47 farklı domates tohum örneği in direkt immunofloresans (IFAS), yan seçici besi yeri kullanımı ve tohum çimlenmesinden sonraki 7 gün içinde kotiledonlar üzerinde tipik hastalık simptomlannın incelemeleriyle testlenmiştir. Sadece 1 tohum ömeği PST ile bulaşık bulunmuştur. Tohumdaki PST'yi elemine etmek için bronopol ve bakır asetat en etkili tohum uygulamaları olarak bulunmuştur. Ayrıca PST' ye karşı kimyasal kontrole alternatif kontrol yöntemler (biyolojik kontrol ve toprak solarizasyonu) araştınlmıştır. Toprak, tohum ve yeşil aksamdaki PST inokulumuna karşı bazı antagonistler (4Klf, MTD1) iyi etkiye sahip bulunmuşlardır. Toprak solarizasyonu toprağın 30 cm derinliğine kadar etkili olmuş, hastalık oluşumu % 77 azaltılmıştır ve PST' ye karşı etkili bir kontrol yöntemi olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : domates bakteriyel kara leke hastalığt, ELISA, PCR, IFAS, ırklar, yaşam, tohum uygulamaları, biyolojik kontrol, toprak solarizasyonu
Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has
öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,
Harran ovası koşullarında pamukta Thrips tabaci Lind. (Thysanoptera: Phripidae) populasyonunun bitki gelişimine ve kütle verimine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada, yapılan sörvey ve kurulan denemelerle, Harran ovasında, T. tabaci hin, pamuk bitkisinin gelişmesine ve kötlü verimine etkisi araştırılmıştır. 1996-1998 yıllarında yapılan sörveylerde, T. tabaci populasyonu her yıl aynı yoğunlukta gelişmemiş, yoğunluğunun yüksek olduğu yıllarda, ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olabilecek seviyenin üzerine çıkmıştır. Yapılan bitki, parsel ve tarla denemelerinde bitkinin temel gelişim döneminde, T. tabacfmn. populasyon yoğunluğunun artışıyla orantılı olarak, bitkide tarak gelişmesi, koza gelişmesi gerilemiş, açılmış koza sayısında ve kütlü veriminde düşüşler olmuştur. T. tabaci populasyonu, bütün denemelerde, teknik talimatta % 15 bulaşık bitki olarak belirtilen Ekonomik Zarar Eşiğinin çok üzerine çıkmıştır. T. tabaci populasyonunun, bu eşiğin üzerine çıktığı bir çok karakterde oluşan ürün kaybı bir ilaçlama için hesap edilen ürün miktarının altında olmuştur. T. tabaci populasyonunun 4-5 adet/yaprak seviyesi üzerinde geliştiği bitkilerde kütlü veriminde oluşan kayıplar, bir ilaçlama için hesap edilen kütlü miktarının üzerinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Thrips tabaci Lind., Pamuk (Gossypium hirsutum L.), Harran ovası, GAP