Selçuk University
Discipline

Political Science and Public Administration

Selçuk University

1,424

Archived Theses

13

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Demokrasilerde anayasa yargısının yeri ve anayasa mahkemelerinin oluşumu

Bu tez çalışmasında anayasa yargısının demokrasilerdeki yeri ve işlevi ile anayasa mahkemelerinin kurumsal tasarımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmadaki temel araştırma sorusu, anayasa yargısı kurumlarının yapısının demokrasinin niteliğiyle ya da düzeyiyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğudur. Tezin, belirlenen hedefler doğrultusunda iki bölümden oluşması uygun görülmüştür. Çalışmanın ilk bölümünde, demokrasi kavramı ve demokrasi kuramları üzerine bir inceleme yapılmış, anayasacılık düşüncesi ve hareketleri, hukuk devleti ilkesi ve anayasa yargısı çeşitli yönlerden ele alınmıştır. Anayasa yargısının, hukuk devleti ve demokrasi ile olan ilişkisi değerlendirilmiş ve anayasa yargısının meşruiyeti konusu üzerinde durulmuştur. Çalışmada, anayasa yargısının demokratik siyasal rejimler için bir gereklilik olduğu varsayımından hareket edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise anayasa yargısı kurumlarının yapılarının, ülkelerin demokrasi düzeyleriyle nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu ortaya koymak amacıyla karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak Freedom House'un verilerinden yararlanılarak, ülkeler demokrasi düzeylerine göre gruplandırılmış ve bu çerçevede tam ve seçimsel demokrasi sınıflandırması oluşturulmuştur. Daha sonra ise "tam ve seçimsel demokratik ülkelerin anayasa yargısı kurumlarının yapıları arasında belirgin farklılıklar var mıdır?" sorusuna yanıt aranması hedeflenmiştir. Bu bağlamda tam demokrasi ülkeleri (Almanya, Fransa, Amerika Birleşik Devletleri ve Avusturya) ile seçimsel demokrasi ülkelerinin (Macaristan, Gürcistan, Hindistan ve Arnavutluk) anayasa yargısı kurumları karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Analiz kapsamında, örnek ülkelerin anayasaları ve ilgili kanunları doküman incelemesi yöntemiyle değerlendirilerek gerekli verilere ulaşılmıştır. Üye sayısı, seçimi, görev süresi, yeniden seçilme durumu ve üyelerde aranan nitelikler üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, anayasa yargısının kurumsal yapısının belirlenen demokrasi düzeylerine göre sistematik bir farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır.

Oğuz Çatalbaş
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dünyasının Zengezur Koridoru'na bakışı: Olası avantajları üzerine bir analiz

Türk dünyası, tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yayılan, ortak kültürel mirası ve güçlü bağlarıyla dikkat çeken bir medeniyetin temsilcisidir. Günümüzde, bağımsız Türk devletleri arasındaki sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi, ortak mirasın korunması ve geleceğe taşınması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Zengezur Koridoru, Türkiye Cumhuriyeti ile Türk devletlerini coğrafi olarak bağlayarak, iş birliği ve dayanışmayı pekiştirecek stratejik bir adım olarak öne çıkmaktadır. Zengezur Koridoru'nun hayata geçirilmesiyle Türkiye, Azerbaycan üzerinden Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile doğrudan kara bağlantısına sahip olacaktır. Bu durum, bölgedeki ekonomik entegrasyonu hızlandıracak, enerji ve ticaret alanlarında yeni fırsatlar yaratacaktır. Ayrıca, koridorun açılması, Türk dünyası içindeki ülkeler arasındaki kültürel bağları derinleştirerek dil, tarih ve sanat gibi alanlarda iş birliğini artıracaktır. Koridor, yalnızca ekonomik bir fayda sağlamakla kalmayıp, bölgesel barış ve istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacaktır. Bu çalışma, Türk dünyasının tarihsel ve coğrafi önemini ele alarak, Zengezur Koridoru'nun Türk devletleri ile Türkiye arasındaki sosyal, ekonomik ve kültürel bağları nasıl güçlendireceğini analiz etmektedir. Zengezur Koridoru, Türk dünyasının birliğini destekleyen ve gelecekte bu birliği daha ileriye taşıyacak önemli bir projedir.

Lokman Balcı
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma amaçlarından olan toplumsal cinsiyet eşitliğinin siyasal temsile yansıması: Türkiye açısından bir durum analizi

Bu araştırma, BM'nin sürdürülebilir kalkınma amaçları olan 17 tane amaçtan oluşmakta ve 5. amaç olan toplumsal cinsiyet eşitliğini açıklamaktadır. Araştırmada öncelikle, sürdürülebilir kalkınma kuramsal ve kavramsal çerçevede ele alınmaktadır. Daha sonra, sürdürülebilir kalkınmanın 5. amacı olan toplumsal cinsiyet eşitliği teorik bir çerçevede ortaya konulmakta, sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği arasındaki bağlantı açıklanmaktadır. Çünkü sürdürülebilir kalkınmanın sadece çevresel ve ekonomik boyutla bağlantısı bulunmamaktadır. Sürdürülebilir kalkınma toplumsal boyutla birlikte değerlendirildiğinde toplumsal cinsiyet eşitliği önemli bir rol oynamaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, hem kalkınma kavramının daha kapsayıcı hâle gelmesi hem de sürdürülebilirliğin sağlanması için önemli bir etken olarak değerlendirilmektedir. Araştırmanın bulgular bölümünde, sürdürülebilir kalkınmanın amaçları ve alt amaçlarında toplumsal cinsiyet eşitliğinin varlığı ve araştırmanın konusunu oluşturan siyasal temsilde toplumsal cinsiyet eşitliği incelenmektedir. Araştırma, toplumsal cinsiyet eşitliği sınırında Türkiye'deki kadınların siyasal temsildeki konumunu analiz etmektedir. Siyasal temsil alanı, sadece bireylerin temsilinin olduğu alan olarak kalmamakta aynı zamanda cinsiyet nedenli eşitsizliklerin görünür olmasını sağlayan alan olmaktadır. Türkiye'deki kadınların siyasal temsilindeki konumu anayasal eşitliklere rağmen sayısal açıdan sınırlı bir şekilde kalmaktadır. Araştırma kapsamında, dünyada ve Türkiye'de yer alan kadın milletvekili, bakan ve yerel yönetim temsilcisi statüsündeki konumlarını sayısal olarak tespit ederek 2030 yılına kadar siyasal alanda eşitliğin olup olmayacağı belirtilecektir. Ayrıca araştırma kapsamında kadınların siyasal temsilinde yer almasını engelleyen; ataerkil düzen, cam tavan, kalıp yargı, ön yargı gibi kavramlar değerlendirilmektedir. 2030 yılına kadar siyasal alanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması demokratikleşme ve toplumsal adalet kavramları için kritik bir rol oynamaktadır

Sema Nur Çiftci
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu görevlilerinin iklim değişikliği farkındalıkları: Konya ili Sarayönü ilçesi örneği

İklim değişikliği, sıcaklık artışları, su kaynaklarının kirlenmesi, biyoçeşitliliğin azalması ve hava kalitesinin bozulması gibi etkileriyle hem doğal çevreyi hem de insan sağlığını tehdit eden küresel bir sorun haline gelmiştir. Bu olgunun etkili bir şekilde yönetilebilmesi için toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalığın artırılması kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Eğitim kurumları, medya ve sivil toplum kuruluşları kadar kamu görevlileri ve yerel yönetimler de bu süreçte merkezi bir role sahiptir. Kamu görevlileri, kamu politikalarının hazırlanması ve uygulanmasında doğrudan sorumluluk taşırken; yerel yönetimler, toplumla en yakın ilişkiyi kuran ve çevre dostu uygulamaları hayata geçirme kapasitesine sahip kurumlar olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin iklim değişikliği farkındalığını artırmaya yönelik stratejik adımlar büyük önem taşımaktadır. Eğitim ve kapasite geliştirme programları, politika geliştirme simülasyonları, iletişim ağlarının güçlendirilmesi ve ödüllendirme sistemleri bu süreçte kullanılabilecek etkili yöntemlerdir. Yerel yönetimlerin kaynak yönetimi, atık kontrolü, enerji verimliliği ve çevre dostu projeler konusunda kamuya örnek teşkil etmesi; kamu görevlilerinin ise politika üretme ve toplumu bilgilendirme sorumluluklarını etkin biçimde yerine getirmesi sürdürülebilir bir çevre bilinci oluşturulmasında belirleyici olmaktadır. Bu nedenle, kamu görevlileri ile yerel yönetimler arasındaki iş birliği, iklim değişikliği ile mücadelenin başarısı açısından kritik görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Sarayönü ilçesindeki kamu kurumlarında görev yapan kamu görevlilerinin küresel ısınma ve iklim değişikliği konularındaki farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalığın sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisini incelemektir. Bulgular, cinsiyet ve medeni durumun farkındalık üzerinde belirgin bir etkisi olmadığını, ancak yaş, eğitim düzeyi ve çevreyle ilgili ders alma deneyiminin farkındalığı artırdığını ortaya koymaktadır. Katılımcıların çoğu iklim değişikliğinin ciddi bir tehdit olduğunun bilincinde olmakla birlikte, bireysel önlemler ve çözüm stratejileri hakkında yeterli bilgiye sahip değildir. Bu doğrultuda kamu görevlileri ve yerel yönetimlerin, toplumsal bilinçlendirme çalışmalarını artırması, çevre konularını eğitim müfredatlarına entegre etmesi ve toplumun her kesimine ulaşacak kapsamlı politikalar geliştirmesi sürdürülebilir bir gelecek için hayati önem taşımaktadır.

Lütfullah Göktaş
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Jandarma Teşkilatının İç İşleri Bakanlığına bağlanması sonrasında kıyafet değişimi ve kıyafet değişiminin mesajlarının incelenmesi

Bu çalışma, Türk Jandarma Teşkilatı'nın İçişleri Bakanlığı'na bağlanmasının ardından, özellikle kıyafet ve sembol düzenlemelerinde ortaya çıkan değişimleri incelemektedir. Bu çalışmanın amacı; İçişleri Bakanlığı'na bağlanma süreci sonrasında Türk Jandarma Teşkilatı kıyafetlerinde yapılan değişiklikleri inceleyerek, bu değişimin görsel bir yenilikten öte 'devlete sadakat, milletle bütünleşme, sivilleşme ve profesyonelleşme' mesajları taşıyan sembolik dönüşümünü ortaya koymaktır. Araştırma, nitel desende yürütülmüş olup veriler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiş ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Bu bağlamda 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, 31 Mart 2020 tarihli Jandarma Genel Komutanlığı Kıyafet Yönetmeliği, ilgili Kanun Hükmünde Kararnameler, resmi belgeler ve görsel materyaller incelenmiştir. Bulgular; geleneksel haki rengin kullanımdan kaldırılırken, mavi/lacivert üniforma renginin, sağ kolda Türk Bayrağı'nın ve sol kolda dairesel birlik armasının özellikle öne çıkarıldığını göstermektedir. Ayrıca bu değişimlerin kurum içi aidiyeti güçlendirdiği ve Jandarma'nın askeri statüden sivil/genel kolluk kimliğine geçişini simgeleyerek yeniden konumlandırıldığını göstermektedir. Sonuç olarak, jandarma üniformaları yalnızca bir hizmet kıyafeti değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel hafızasını, milli değerlerini, egemenlik vurgusunu ve demokrasi kararlılığını yansıtan güçlü bir iletişim aracı haline gelmiştir.

Jandarma
Alp Eren Çatlı
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve Türkiye'de akıllı kent bağlamında Konya Büyükşehir Belediyesi örneği

Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'deki akıllı kent uygulamalarının gelişimini analiz etmek, bu kapsamda Konya'nın mevcut akıllı kent uygulamalarını ve 2022–2030 Akıllı Şehir Stratejisi ve Yol Haritası çerçevesinde yürüttüğü çalışmaları inceleyerek yerel yönetimlerin akıllı kentleşme sürecindeki rolünü ortaya koymaktır. Çalışma, nitel araştırma yöntemi temelinde yürütülmüş; veriler, Konya Büyükşehir Belediyesi'nin strateji belgeleri, faaliyet raporları, resmi dokümanları ve ilgili literatür taraması yoluyla toplanmıştır. Dünya örnekleri kapsamında Seul, Singapur, Amsterdam, Londra ve Barcelona gibi kentlerin akıllı şehir politikaları incelenmiş; Türkiye'de ise İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli gibi şehirlerin uygulamaları analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Konya Büyükşehir Belediyesi'nin Türkiye'de akıllı kent yaklaşımını kurumsal stratejiye dönüştüren öncü yerel yönetimlerden biri olduğunu göstermektedir. Belediye, "akıllı yönetişim, akıllı insan, akıllı ulaşım, akıllı çevre ve akıllı yaşam" olmak üzere beş temel eksende projeler yürütmektedir. Bu kapsamda e-belediye hizmetleri, veri paylaşım platformları, akıllı trafik yönetimi, çevre izleme sistemleri, yenilenebilir enerji projeleri ve dijital katılım araçları hayata geçirilmiştir. Uygulamalar, teknolojik yeniliklerin yanı sıra sürdürülebilirlik, katılımcı yönetim ve yaşam kalitesi ilkeleriyle bütünleşmiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı kent, Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Sürdürülebilir Şehir yönetimi, Yerel yönetimler, Konya Büyükşehir Belediyesi

Akıllı kentler
Betül Yeşil
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İmparatorluk nostaljisi ve gösterişçi tüketim: Kayıp zamanı koklamak

Geçmişin tüketimi, geçmişin üretimi olmadan olanaksızdır. Her şeyin ekonominin konusu edildiği, ekonomik olarak belirli bir paha etmemenin var olmamakla eşleştirildiği kapitalist bir eşikte geçmişin üretimi ile tüketimi neyin var olma hakkı olduğuna dair oldukça siyasal bir müdahaledir. Türkiye'nin kapitalistleşme sürecini de bu minvalde neyin var olacağına izin verme siyaseti olarak okumak mümkündür. Bu tez, böylesi bir okumayı Türkiye'de egemen hale gelmeye başlayan Yeni-Osmanlıcılık irtibatıyla yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Yeni-Osmanlıcılığın tarihine bakılacaktır. 1980 öncesindeki ilhamlar, 1980'lerden 2000'lere Küçük Osmanlı arzusundaki neo-liberalleşirken neo-muhafazakarlaşan Türkiye, sonunda Yeni-Türkiye olarak Yeni-Osmanlıcı günümüz siyaseti ve bunların eleştirileri incelenecektir. Ardından Yeni-Osmanlıcı tüketim irdelenecek Türkiye'de muhafazakarlığın tüketicilik ideolojisine dönüşmesini, tarihin bu tüketime nasıl koşulduğunu, kamusal ve özel alandaki fetih ideolojisinin nasıl Yeni-Osmanlıcı oldukça siyasal bir yayılmacı tüketicilikle birleştiğini ve nostaljinin bu tüketimdeki etkisini bahse açacaktır. Yeni-Osmanlıcılık özcülükten azade, temelci olmayan ve küresel örnekleriyle karşılaştırılan bir incelemenin konusu olacaktır. Son olarak Yeni-Osmanlıcı üretici ve tüketici ile doğrudan ilgilenilecek, Yeni-Osmanlıcı tüketim rekabetinde otantiklikle öne çıkmaya çalışan Sultandan.com'a göz atılacak, buradaki içeriğin ve söylemin analizi yapılacaktır. Osmanlı'nın metalaşması, saltanatın influencer ekonomisine dahil olması ve tüketicinin algısı söz konusu edilecektir. Yeni-Osmanlıcılık tarihsel olduğu kadar toplumsal bir yeniden inşadır. Tarihin ve toplumun bu yeniden inşası muhafazakâr olduğu kadar tüketici neo-liberal bireyin üretilmesini amaçlar. Sonuç olarak Yeni-Osmanlıcı tüketim, bu bireyin geçmişini sınırladığı kadar onun geleceğini de sınırlar ve nihayetinde oldukça sınırlı bir siyasal ufukla gündelik hayatı biçimlendirir. Yeni-Osmanlıcı nostaljiyi incelemek bu sınırlı siyasal ufkun ekonomisinin incelenmesini de mümkün kılar.

Gösterişçi tüketimNeo-liberalizmYeni muhafazakarlık
İkra Bengisu Çelik
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çevik (Agile) yöntemi: Afet yönetimi açısından bir değerlendirme

Yönetim alanında tercih edilen güvenli, hantal, yavaş ve maliyetli olarak özetlenebilecek geleneksel metotlar, günümüzün hızlı, esnek, müşteri odaklı ve değişime açık olmayı gerektiren sistemlerine ayak uydurmakta zorlanmakta ve bunun sonucunda Agile tarzı metotların popülaritesi her geçen gün artmaktadır. Bu çalışma, Agile (Çevik) yönetim yaklaşımlarındaki başarı faktörlerini ele alarak, Agile yönteminin afet yönetiminde uygulanabilirliği üzerine bir değerlendirme sunmaktadır. Literatürdeki çalışmalarda yazarlar bu konuyu daha çok teorik çerçevede ele almışlardır. Saha çalışmaları ile teoriyi uygulamaya döken yazarların büyük kısmı ise konuyu ya tek şirket özelinde irdelemişler ya da çok az katılımcıyla yapılan anket çalışmalarıyla değerlendirmeler yapmışlardır. Az sayıda gerçekleştirilen kantitatif çalışmada ise daha çok yüzde analiziyle yetinilmiştir. Dünyanın farklı bölgelerinden Agile kullanıcıları ile 2022 yılında yapılan anket araştırması sonucunda bu çalışma, en önemli Agile başarı faktörlerinin şu parametreler olduğunu ortaya koymuştur: müşteri memnuniyeti, verimlilik, ürün ve yazılım kalitesinde artış, işleri daha kısa zamanda bitirme. Bu parametrelerle birlikte Agile kullanmaktan duyulan memnuniyet ve katılımcıların demografik özellikleri de Agile yöntemlerindeki başarıyı belirleyen bileşenler olarak görülmektedir. Yapılan analizlerde, katılımcıların Agile deneyimleri arttıkça, Agile başarı faktörleriyle etkileşimlerinin sonuçlarının olumlu olduğu görülmüştür.

Afet yönetimiAfetlerDoğal afetler+3
İlyas Tunç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dinî-geleneksel devlet yapısından modern-seküler devlet formlarına: Türkiye, Mısır ve İran'da Çağdaş İslami Siyasal Hareketlerin reaksiyonları

Bu tezin amacı aynı dönemlerde dinî-geleneksel devlet yapısından modern seküler devlet yapılarına geçen Türkiye, Mısır ve İran'da Çağdaş İslami Siyasal Hareketler (ÇİSH'ler) olarak adlandırılan hareketlerin reaksiyonlarını incelemektir. Tezin kapsamı karşılaştırmalı tarihsel metodoloji kullanılarak her üç ülkede modern-seküler devlet inşa süreçlerinden ÇİSH'lerin her bir ülkede iktidara geldikleri bir yıl zarfındaki süreçtir. Bu tez, bahsi geçen reaksiyonların Türkiye'de neden siyasal sistem ile bütünleşen, Mısır'da neden sistem dışı kalıp yer altına inmek zorunda kalan ve İran'da neden İslam Devrimi ile sonuçlanan ve siyasal sistemi ele geçiren bir ÇİSH biçiminde ortaya çıktığını göstermeye çalışmaktadır. Araştırma ile Türkiye'de tarihsel olarak deorganize gelişen ulema örgütlenmesi, toplumun gündelik hayatına ilişkin hukuki düzenlemelerin seküler anlamda kök salması, seçimlerin değiştirici etkisi, ÇİSH'in toplumsal kontrol düzeyinin düşük olması ve siyasal pragmatizmi gibi sebeplerle Türkiye'de ÇİSH siyasal sistemle bütünleştiği gösterilmiştir. Mısır'da, tarihsel olarak yarı organize gelişen ulema örgütlenmesi, toplumun gündelik hayatına ilişkin hukuki düzenlemelerin seküler anlamda cılız olması, seçimlerin değiştirici etkisinin sınırlı olması, ÇİSH'in toplumsal kontrol düzeyinin sınırlı olması ve siyasal pragmatizmi gibi sebeplerle Mısır'da yarı eklemlenmiş bir durum olsa da çatışma kaçınılmaz olmuştur. Bu çatışma ÇİSH'in siyasal sistemden dışlanmasını beraberinde getirmiştir. İran'da tarihsel olarak organize gelişen ulema örgütlenmesi, toplumun gündelik hayatına ilişkin hukuki düzenlemelerin ulema kontrolünde olması, seçimlerin değiştirici etkisinin olmaması, ÇİSH'in siyasal pragmatizme başvurmaması gibi sebeplerle İran'da da çatışma kaçınılmaz olmuştur. Bu çatışma İslam Devrimi'yle sonuçlanmış ve ÇİSH siyasal sisteme hâkim olmuştur.

DevletDin-siyaset ilişkileriDini hareketler+6
Osman Erk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerdeki sözleşmeli idarecilerin iş doyum düzeyleri: Ankara ili örneği

Gerek kamu kesiminde gerek özel sektörde farklı statülerde çalışan kişilerin iş doyum düzeylerini ölçmek, var olan mevcut durumu iyileştirmek ve iş performansını yükseltmek açısından önem arz etmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili pek çok çalışmaya rastlanmakla birlikte aynı zamanda sağlık sektöründe çalışarak sağlık hizmeti sunan veya bu sektörde idarecilik yapan çeşitli unvanlardaki sağlık çalışanlarınında iş doyum seviyelerini ölçmek için çeşitli çalışmaların yapıldığıda görülmüştür. Ülkemizde kamu kesiminde sözleşmeli şekilde personel istihdamı eskiye dayansa da sözleşmeli şekilde idareci istihdamı oldukça yenidir. 2018 yılında Cumburbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin ardından üst düzey kamu yöneticilerininde sözleşmeli olarak istihdamının önü açılmış olsa da bu uygulama Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatlanmasında 2011 yılından beri bulunmaktadır. Çalışmamızda, gelecek yıllarda kamu yönetimi sistemimizde yaygınlaşma ihtimali bulunan sözleşmeli idarecilik kavramı ve sözleşmeli idarecilerin iş doyum seviyeleri ile bu kişilerin iş doyum seviyelerine etki eden demografik değişkenler Sağlık Bakanlığı özelinde incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde iş doyumu kavramı, ikinci bölümde ise ülkemizdeki sözleşmeli personel kavramı ve uygulaması ile bunun hukuki dayanakları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde de yapılan alan araştırmasıyla ilgili ön bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan Ankara İlindeki hastanelerde sözleşmeli idareci olarak görev yapanların iş doyum düzeylerini tespit etmek üzere yapılan anketin bulguları değerlendirilmiştir. Ankete dahil olan katılımcıların iş doyum seviyesini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmış ve bu anket Ankara İlinde Sağlık Bakanlığına bağlı bulunan eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet hastaneleri ve ağız-diş sağlığı merkezlerinde başhekim, başhekim yardımcısı, idari ve mali işler müdürü, destek ve kalite hizmetleri müdürü, sağlık bakım hizmetleri müdürü ve müdür yardımcısı unvanlarında sözleşmeli olarak görev yapan idareciler üzerinde uygulanmıştır. Anket sonuçlarına göre elde edilen verilerden, cinsiyet, medeni durum, yaş, aylık gelir, unvan, görev yapılan kurum türü, idarecilik"te görev aldıkları süre gibi faktörlerle, iş doyum düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığı incelenerek aralarındaki ilişki açığa çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda iş performansının ve verimliliğin artırılmasına yönelik olarak bu ilişkiler çerçevesinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İş Doyumu, Sözleşmeli Personel, Sözleşmeli Yöneticilik

AnkaraHastanelerHastaneler-devlet+4
Cihan Sağlam
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikası

1950'lerde uluslararası gündeme gelen Kıbrıs sorunu bu dönemden itibaren yaşanılan birçok tarihsel gelişmeyle şekillenmiş, çözümsüzlüğünü günümüze kadar devam ettirmiştir. 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra adada ayrı iki yönetim ortaya çıkmış, bu gelişmeden sonra da iki farklı yönetimin tek bir çatı altında birleştirilmesi için görüşmeler günümüze kadar sürmüştür. Kıbrıs sorunu, açık denizlerde doğalgazın keşfiyle ise farklı boyutlara ulaşmıştır. Kıbrıs sorununun ortaya çıktığı süreçte, Soğuk Savaş koşulları gereği aktif bir politika belirlemeyen Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi Yunanistan ile olan ikili ilişkilerin ve bölgesel barışın zedelenmemesi için Kıbrıs konusunun Türk kamuoyunda tartışılmasına engel olmuştur. 1961 yılında iktidar olan İnönü hükümetleri döneminde ise Kıbrıs konusu milli bir meseleye dönüşmüş, sorunun büyümesi üzerine adaya askeri harekât girişiminde bulunulmuştur. İnönü hükümetlerinin Kıbrıs konusundaki hassasiyeti, Başbakan Bülent Ecevit'in koalisyon hükümeti döneminde de devam etmiştir. Ecevit, adaya Barış Harekâtı'nı düzenleyerek, Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Türk tarafının temel tezi olan taksim tezine zemin hazırlamıştır. Nitekim 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin kurulması, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurulması taksim tezinin hayata geçirilmesi hususundaki en önemli adımlardır. İnönü hükümetleri ile şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasında önemli test noktalarından birisi de Annan Planı olmuştur. Planı, Kıbrıs davasından taviz olarak değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığından yana tavır takınmıştır. Bu çalışma Cumhuriyet Halk Partisi'nin Kıbrıs politikasının evrimleşme sürecini Kıbrıs sorununda meydana gelen gelişmelerle paralel bir şekilde inceleyecektir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs Sorunu, Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Annan Planı

Annan PlanıBarış harekatıCumhuriyet Halk Partisi+6
Baybars Çelik
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği üyelik koşullarına uyum: Türkiye örneği

Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, Türkiye'deki siyasi, akademik ve basın gündeminin en başat konularından biri olagelmiştir. Türkiye'nin adaylığı ile ilgili yapılan tartışmalar, anlaşılması güç ve karmaşık olan sürecin bilinmesi gerekmektedir. Bu aşamada bu araştırma Avrupa Birliği üyelik koşullarında uyumda ülkelerin yapması gerekenleri ortaya koymak amacıyla Türkiye örneği ifade edilerek hazırlanmıştır. Araştırmada literatür taraması kullanılarak bilgiler elde edilmiştir. Öncelikle Avrupa Birliği kuruluş süreci ve yapısı ifade edilmiştir. Çalışmanın devamında Türkiye tarafından Avrupa Birliği'ne üyelik için tarihsel kronolojide yapılanlar ifade edilmiştir. Son olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği için eleştirilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği ile Uyum, Avrupa Birliği Üyelik Koşulları

Avrupa BirliğiTürkiyeUyum süreci+1
Şenol Mete
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Halifelik kurumunun tarihsel evrimi:bir politik ilahiyat yorumu

Peygamber Hz. Muhammed'in ölümü ile birlikte Arap toplumunda devlet başkanının kim olacağı sorusu gündeme gelmiştir. Bu dönemde İslam devlet başkanlığı ile ilgili çeşitli tartışmalar da ortaya çıkmıştır. Peygamber Hz. Muhammed'in kendinden sonra birisini vekil kılmayışı ve aktif bir seçim sisteminde o günün koşullarında olmayışı birtakım soru işaretlerini ve beraberinde tartışmaları ortaya çıkarmıştır. İslam öncesi dönemde kabileler halinde yaşayan ve politik kimliklerini kabileler üzerinden inşa eden Araplar Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği İslam ile hem sosyokültürel hem de politik düzlemde birtakım değişikliklere tabi kalmışlardır. Merkezi bir otoriteden yoksun olan Arap toplumu İslam ile birlikte tek bir çatı altında toplanmakla kalmayıp sınırların genişlemesi ile birlikte de bir takım yönetsel, idari sistemlere de ihtiyaç duymuştur. Kendi iç dinamiklerinden üretilen ve gelişim gösteren ve o günün koşullarına göre ihtiyaçlara cevap veren bir sistemin olmayışı çeşitli görüş ayrılıklarını ortaya çıkarmıştır. Bununla birlikte bu ortamda çeşitli yaklaşımlar sergilenmiştir. Hz. Muhammed Arap toplumunun hem ilahi lideri hem de siyasi önderi olarak toplumda iki kimliği ile birlikte yer almakta olduğundan, peygamberin vefatı ile birlikte Arap toplumu yeni bir lider arayışı içerisine girmiştir. Peygamberden sonra ilk dört halifenin her biri farklı yaklaşımlar ile iktidara gelmiştir. Bu dört halifenin vefatları ile birlikte yerlerine bir yakınlarının gelmiyor olmasından ötürü, bu dönemi, halkın katılım ve rızasının olduğu bir seçim dönemi olarak ele almak mümkündür. Bu çalışmada, peygamberin ölümünden sonra İslam devlet başkanlığı yapan ve daha sonraları "Dört Halife" diye adlandırılan dönem ve sonraki politik yönetim anlayışı olan halifelik ele alınmıştır. İktidarı kılıç zoru ile ele geçiren Muaviye'nin, İslami yönetim sistemini saltanata dönüştürmesi ile birlikte 1924 yılına kadar yaşayan halifelik faaliyetleri, yönetim anlayışı kapsamında "Politik İlahiyat" çerçevesinde ele alınıp işlenmiştir. Halifeliğin kaldırılması ile birlikte kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı örgütlenmesi ise halifeliğin modern anlamda devamlılığı olarak görüp, bu müessesenin bir dönüşümü olarak incelenmiştir.

Din sosyolojisiDin-devlet ilişkileriDin-siyaset ilişkileri+5
Muhammet Önder Erdoğan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2010 yılı sonrası Türkiye' de terörle mücadele

Kapsamı ve amacı çok derin bir konu olan terör, yakın tarihten bakıldığında anlaşılmayacak kadar karmaşık bir düzeni oluşturmaktadır. Terör ifadesi ve terörizm çok eski tarihlere dayanan ve günümüze kadar çeşitli değişimlere uğrayarak gelen fakat ana düşüncesinden kopmayan bir olgudur. Tüm terör faaliyetlerinin çıkış noktası şiddettir. Devleti, buna bağlı olarak halkı güçsüz duruma düşürme çabası başka bir deyişle var olan devletin etkinliğini ve güvenirliliğini azaltarak, devlete hükmetme, devirme ya da istediği bir bölgede özerklik arayışıdır. Türkiye Cumhuriyeti jeopolitik konumu nedeniyle oldukça stratejik ve aynı zamanda kritik bir bölge üzerinde yer almaktadır. Türkiye öncelikli bu sebep yüzünden uzun yıllar terörle mücadele etmek zorunda kalmış bir ülke olmuştur. Yapılan araştırmada Türkiye' de terörle mücadele çalışmalarında devlet kavramı ele alınmıştır. Terörle mücadele devletin etkisi araştırılmış ve terör eylemlerinin devlete etkisi de değerlendirilmiştir. Devletin terörle mücadele kapsamında etkin şekilde yürüttüğü çalışmalar ve gerek terör eylemlerini durdurmak gerekse teröre karşı önlem almak konularında devletin varlığı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, terörle mücadele, devlet.

DevletTerörTerör olayları+3
Gamze Kaplan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kültürü ve kimliğinin algısı: İl dışından İstanbul'a gelen üniversiteli öğrenciler örneği

Kent ve insan birbirini tamamlayan iki unsurdur. Kent kavramına baktığımızda kendine has coğrafyası, mimarisi, tarihi ile toplumsal yaşamın harmanlanmasının yansımasıdır. Her kent içinde yaşadığı toplumun kültürünü, değerlerini, sosyal ilişkilerini yansıtır bir o kadar da içinde barındırdığı insanları kendine has kimliğiyle esareti altına alır. Yaşadığımız yerin kimliği ve kültürü bizi biz yapan unsurlardandır. Bu araştırmada, İstanbul' a yükseköğretimleri sebebiyle farklı illerden gelen üniversite öğrencilerinin gözünden kentsel farkındalık, kent kimliği, kent kültürü kavramları ve İstanbul' un kentsel kimliği ve kültürünün nasıl algılandığına dair 510 katılımcıya anket yöntemi uygulanarak tespitler yapılmış, veriler SPPS programı ile değerlendirilmiştir

Kent kimliğiKentsel kültürÜniversite öğrencileri+1
Hilal Güner
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1982 Anayasasında temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması ve durdurulmasındaki kriterlerin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde incelenmesi

İnsan hakları kavramının tarihsel süreç içerisinde öneminin ve değerinin anlaşılmasıyla beraber siyasi iktidarların yetkileri bireyin hak ve özgürlüğü lehine sınırlandırılmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin korunması fikri de anayasacılık faaliyetlerini gündeme getirerek hukuk devleti ilkesini bu sürece paralel olarak geliştirmiştir. Hak ve özgürlüklerin korunması adına dünya üzerinde ses getiren bildiriler ile beraber Osmanlı Devleti'nde de insan hakları ve hukuk devleti ilkesi önem kazanarak gelişmiştir. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde dünya bir takım bunalımlara sahne olmuş ve insan hakları bu bunalımlar ile beraber yeniden önemi ve değeri anlaşılmıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile anayasacılık faaliyetleri devam ettirilmiştir. İnsan haklarının korunması ve hukuk devleti ilkesinin tam manasıyla hayata geçirilmesi ise 1961 Anayasası ile güvenceye alınmıştır. 1982 Anayasası ise 1961 Anayasası gibi özgür birey lehine değil siyasi iktidar lehine yüzünü çevirerek yürütme organının otoritesini artırmıştır. Buna istinaden günümüze kadar birçok anayasa değişikliği ile halen varlığını sürdüren 1982 Anayasası daha liberalleştirilmeye çalışılmıştır. Temel hak ve hürriyetlerin korunması için anayasamız olağan ve olağanüstü dönemler içerisinde sınırlama ve durdurma ölçütlerini belirleyerek yasama ve yürütme organının geniş yetkilerine bir sınırlandırma getirmiştir. Yargısal denetim ile beraber hukuk devletinin gereklerinin tamamen yerine getirilip getirilmediği ise şüphe içinde yatmaktadır.

Anayasa 1982AnayasaHukuk devleti+3
Handan Özalp
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Haber kurgusunda ideoloji ve hegemonyanın bir araç olarak kullanılması: Türkiye'de 2000'li yıllarda merkez medya örneği

Bilgi çağının getirmiş olduğu erişim ağının, büyük bir hızla yaşamımızı değiştirdiği şu günlerde iletişim teknolojileri tarihin hiç bir döneminde görülmemiş bir şekilde gelişmiştir. Medya, içerisinde bulunduğumuz bilgi çağında haberleşme ve iletişimi sağlayan en önemli sektörlerden birini oluşturmaktadır. İnternet, uydu, mobil ağlar, radyo ve televizyon ile yazılı basın argümanları olan gazete, dergi ve kitaplar globalleşen dünyada yaşanan gelişmelerden anında haberdar olmamızı sağlayabilmektedir. Medya, bilgi ve gelişmelerden haberdar olmanın yanında sınırların ortadan kaldırılmasını ifade eden küresel dünyada bireyler arası hızlı iletişim ve etkileşimin sağlanmasını da gerçekleştirmektedir. Haberleşme ve iletişim fonksiyonlarının yanında medyanın bir diğer görevi de demokrasilerde yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü bir güç olmasıdır. Medyanın dördüncü güç olarak ifade edilmesi aslında onun denetim görevine yapılan kuvvetli vurguyu gösterir. Kimi zaman güdümlü medya, kimi zaman baskı altındaki medya ve kimi zaman taraflı medya olarak adlandırılan medya sektörünün toplumu ve bu toplumu oluşturan bireyleri siyasal iktidar bağlamında etkileyebildiği gerçeğidir. Ayrıca medya siyasal iktidarın faaliyetlerinin halk ve bireyler nezdinde meşruluk kazanmasını sağlamak gibi son derece önemli bir görev üstlenmektedir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren dönüşüm yaşayan merkez medya kapsamında haberlerin kurgusunda ideoloji ve hegemonya süreçlerinin kullanılma detaylarının incelenmesidir. Araştırmanın amacına yönelik olarak, ideoloji ve hegemonya kavramsal çerçevesiyle Türkiye'deki medyanın dönüşüm süreci ve haberlerin kurgusundaki değişimler ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Haber ajanslarıHaber metinleriHaberler+4
Selçuk Arslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşmenin yerel yönetim ve çevre ile uyumu

Kentleşme, Teknoloji ve Sanayinin gelişmesi ile birlikte kontrolsüz bir yapılaşmanın meydana geldiği, sanayileşme sürecindeki krizler dolayısıyla hızla artan betonarme, çarpık kentleşme, doğa katliamı, çevre kirliliği ve doğal kaynakların hızla azalması neticesinde hayatımıza dahil olan kavramdır.Bütün bu olumsuz gelişmeleri engellemek, ya da onları planlı programlı bir şekilde insanların hayatlarına sunmak da yerel yönetimlerin asli görevleridir.Yerel yönetimler kentlilerinin hayatlarını kolaylaştırmak için doğru kararlar verme yetkisine sahip olan ve kentliler tarafından seçilen karar organlarıdır. Ancak bu seçilenler kararları alıyor iken çevreye zarar vermemek, doğal kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket etmek zorundadırlar aksi taktirde gelecek nesiller bu günün bilinçsiz ve hoyratça kullanılan doğanın bedelini çok ağır ödemeye mahküm edilirler. Bu nedenle yerel yöneticiler son derece güvenilir ve şeffaf olmak durumundadır. Kullanılan alanlar, kullanılan doğal kaynaklar, bütçeler o kentin halkının ortak mirasıdar. Dolayısıyla Avrupa'nın bu konudaki tedbir ve uygulamalarının incelenmesi, dünya ülkelerinin bu konuda yaptıkları, hedefleri ve önerileri ile birlikte Türkiye'nin kendi sınırları içerisinde yapılan kentleşmenin yerel yönetim boyutu ile birlikte doğanın korunması için gerekli önlemler ve önerilerin tartışılması, Avrupa ve Dünya'daki bazı konferansların incelenerek tavsiyelerinin dikkate alınması, daha yeşil bir dünya, daha güvenilir ve seffaf bir yönetim şeklinin özelliklerine vurgu yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Yerel Yönetim, Çevre

Kent planlamaKentleşmeYerel yönetimler+6
Sabiha Tüzünoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada belediyeler ve bölgesel kalkınma ajanslarının rolü

Dünyada, kalkınma kavramı çok önemli bir hale gelmiştir. Ülkemiz, gelişmiş ülkelere göre geride kalmış ve Avrupa Birliği süreciyle bu konuda önemli çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu çalışmada, bölgesel kalkınma konusunda ülkemizde nasıl bir süreç yaşandığı, bu süreçte belediyecilikte olan gelişmeler,ülkemizdeki ve dünyadaki örnekler ile bunların katkıları incelenmiştir.Kalkınma ajansı ve belediyelerin idari yapısı ile mali yapısı ele alınmıştır. Bu kurumların mali yapılarının kalkınma konusuna nasıl fayda sağladığı, bunların eksikliklerinin giderilerek nasıl daha verimli hizmet verilebileceğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı, başarı sağlamış ülke örneklerini de inceleyerek, bölgesel kalkınma konusunda ülkemizde ve kurumlarımızda yapılması gereken iyileştirme çalışmaları, merkezi hükümet ile belediyeler arasındaki idari yetki ve mali paylaşım dengesinin verimli olması için neler yapılması gerektiğini değerlendirmektir.Ayrıca kalkınma ajanslarının ve belediyelerin imkanlarının arttırılmasının, bölgesel kalkınmanın ilerlemesine sunduğu katkıları açıklamaktır.

BelediyelerBölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajansları+2
Hande Hatice Kübra Alphan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

2000'li yıllarda Hakkâri Belediyesi ve sosyal belediyecilik

2000'li Yıllarda Hakkari Belediyesi ve Sosyal Belediyecilik" adlı çalışmada sosyal devlet, sosyal belediyecilik, Hakkari ilinin demografik, coğrafik ve ekonomik yapısı ve kavramları açıklanmıştır. Günümüz dünyasında sosyal belediyecilik anlayışı oldukça gelişme göstermiştir. Sosyal belediyecilik anlayışı, toplumdaki dezavantajlı birey ve gruplara yardım ederek onların toplumdan soyutlanmasını engellemeye hizmet eder. Ayrıca sosyal belediyecilikle toplumun faydalanması için çeşitli yatırımlar yapılmaktadır. Bu yatırımlara; halk ekmek fabrikaları, bakım evleri, konuk evleri gibi hizmetler örnek verilebilir. Bu çalışmada "2000'li Yıllarda Hakkari Belediyesi ve Sosyal Belediyeciliği irdelenmiştir. Bu amaçla literatür taraması yapılmış ve Hakkari Belediyesi internet sitesi ve kaynakları araştırılarak çalışma hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Belediyecilik, yerel yönetimler, sosyal devlet, Hakkari Belediyesi

BelediyelerHakkariSosyal devlet+1
Serdar Sevi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japon imgesi, 1939-1989

Bu tezin amacı, 1939-1989 arasında Türkiye'de milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japon imgesini incelemektir. Türkiye'de Japonlara atfedilen imgelerin sadece Batılılaşmadan modernleşme ile ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Aslında Japonlara atfedilen imgeler oldukça zengindir. Tezin konusunu milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japonlara atfedilen imgeler oluşturmaktadır. Tezin kapsamı 1939-1989 arasında çıkmış milliyetçi ve İslâmcı dergilerle sınırlı tutulmuştur. Milliyetçi ve İslâmcı dergilerin işlediği Japon imgeleri arasındaki benzerlik ve farklılıkların işlendiği tez, aynı zamanda dergilerin imgebilim açısından yeterli veri sunan kaynaklar olduğunu göstermeyi amaçlamıştır. Milliyetçi ve İslâmcı dergilerde Japonlara atfedilen imgeler şu şekilde kategorize edilebilmektedir: Adanmış savaşçı, Garplılaşmış Asyalı, Garplılaşmadan muasır, manevi örnek, erişilmemiş ideal, Almanya'nın ikizi, tavizsiz milliyetçi, Müslüman adayı, örnek kadın. Bu tezin iddiası, milliyetçi ve İslâmcı yazarların Türk modernleşmesinde görmek istediklerini veya istemediklerini bahsedilen imgeler üzerinden anlatmalarıdır. Türk modernleşmesinin militarizm damarı adanmış savaşçı imgesini, "yaralı bilinç" damarı Garplılaşmış Asyalı ve Garplılaşmadan muasır imgelerini, özcülük damarı manevi örnek imgesini, alarmizm damarı erişilmemiş ideal ve Almanya'nın ikizi imgelerini, iktisadî milliyetçilik damarı tavizsiz milliyetçi imgesini, "muktedir mühtedi hayali" Müslüman adayı imgesini, toplumsal cinsiyet damarı örnek kadın imgesini ortaya çıkarmıştır. Dikkate alınan dergilerde adanmış savaşçı ve Garplılaşmış Asyalı haricindeki imgeler her zaman pozitif bir bağlamda işlenmiştir. Adanmış savaşçı imgesinin istisnai olarak negatif kullanımlarına rastlanmaktadır. Garplılaşmış Asyalı imgesi ise ya nötr ya da negatif bir bağlamda işlenmiştir.

DergilerJaponJaponya+6
Oğuz Bilge Güngördü
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Devlette davranışsal kamu politikalarının ortaya çıkışı ve gelişim süreci: Türkiye örneği

Kamu politikalarını tasarlayıp uygulayanlar için en temel kaygı, hedef kitlenin hazırlanan kamu politikalarına tepkisi ve uyumunun nasıl gerçekleşeceğidir. 2000 yılından beri geçen dönem, davranışsal öngörülerin kamu politikalarının tasarımı ve uygulamasına başarılı bir şekilde uyarlanmasına tanıklık etmiştir. Kamu politikası tasarımı konusundaki bu yaratıcı yaklaşım ve uygulama, literatürde 'dürtme' (nudging) olarak ifade edilmektedir. 'Dürtme', bireysel karar verme sürecinde oluşan yanlılıklardan yola çıkarak, kamu politikası müdahalelerinin kalitesini ve başarısını artırmayı amaçlar. 2021 yılı itibarıyla dünyada 200'den fazla davranışsal kamu politikası/dürtme birimi vardır. Bunlardan birçoğu da devlet yapısı içinde örgütlenmiştir. Bu bağlamda, bu tezde, dünyada ve Türkiye'de davranışsal kamu politikası birimlerinin oluşum ve gelişim süreci detaylı bir biçimde incelenmiş ve bu alanda yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Türkiye'deki davranışsal kamu politikası birimi, 2018'de Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturulmuştur (Eski adı Ekonomi Bakanlığı). Bu birim, Ankara'daki Birleşik Krallık Büyükelçiliği'nin yardımı ve rehberliği sayesinde, Birleşik Krallık Davranışsal Kamu Politikası Birimi'nden esinlenilerek politika transferi yoluyla Türkiye'ye ithal edilmiştir. Bu transfer sürecini kursamsal açıdan da değerlendirebilmek amacıyla, Türkiye'deki 'dürtme' biriminin oluşum ve gelişim süreci Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli'nden (Multiple Streams Model) yararlanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede bu tezde Türkiye'deki davranışsal kamu politikası biriminin kuruluş süreci, örgütsel yapısı, faaliyetleri (dürtme deneyi, üniversitelerle yapılan işbirliği faaliyetleri, vb.) ve birimin gelecek hedeflerine yönelik olarak, ilgili literatürün taranması, resmi dökümanların incelenmesi ve mülakatlardan elde edilen veriler yardımıyla analiz edilmiştir. Bu alan araştırmasından çıkarılan dersler, başta bürokratlar olmak üzere tüm kamu politikası aktörleri için faydalı olabileceği gibi, gelişmekte olan ülkeler için de yarar sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal kamu politikası, Dürtme, Kingdon'ın Çoklu Akımlar Modeli, Türkiye

Davranışsal ekonomiDavranışsal tutumDavranışsal uygulama+5
Ayça Kuşseven
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinin kurumsal kapasitelerinin stratejik planlar ve faaliyet raporları üzerinden karşılaştırmalı analizi

Devletin sorumluluk ve yetki alanlarının azalması, özel sektör yöntem ve tekniklerinin kullanılması ve katılımcılık, şeffaflık ve yönetişim kavramlarının ön plana çıkarılmasını öngören Yeni Kamu İşletmeciliği anlayışı ile birlikte halka yakınlık ilkesi gereği kurulan yerel yönetim birimlerinden birisi olan ve son yıllarda sorumluluk alanı genişleyen büyükşehir belediyelerinin hizmet sunumlarında değişimler meydana gelmiştir. Türk kamu yönetiminde Yeni Kamu İşletmeciliği etkisiyle hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun bir tezahürü olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda nüfusu 50 binin üzerinde olan belediyelere stratejik plan yapma uygulaması getirilmiştir. Bu Tez kapsamında büyükşehir belediyelerinin kurumsal kapasitesi stratejik planlar ve faaliyet raporları üzerinden analiz edilmiştir. Kurumsal kapasitenin kamu amacını yerine getirebilmek için planları ve politikaları formüle ederek yürütmeyi amaçlaması sebebiyle büyükşehir belediyelerinin hizmet sunumunda kurumsal kapasitelerinin etkisi bu tezin ana konusu olmuştur. Yeni Kamu İşletmeciliği ve kamu hizmetinin kavramsal çerçeveyi oluşturduğu tezde büyükşehir belediyelerinin güçlü ve zayıf yönleri ile personel ve bütçe durumları incelenmiş; tez kapsamına alınan 10 büyükşehir belediyesinin ise stratejik planları ve faaliyet raporları yeni kamu işletmeciliği, yerel yönetişim ve kent hizmetleri tema alanları kapsamında 28 adet kod ile analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemi ile hazırlanan çalışmada içerik analizi tekniği kullanılmış ve doküman analizleri nitel veri analizi yazılımı olan Atlas.Ti programı vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Yeni kamu işletmeciliği ve yerel yönetişim alanlarında başarılı olan büyükşehir belediyelerinin kent hizmetleri sunumunda da başarılı olacağı sonucu bulgular arasında yer almıştır. Anahtar Sözcükler Büyükşehir Belediyeleri, Kurumsal Kapasite, Stratejik Plan, Faaliyet Raporu.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriBüyükşehirler+5
Emre Ezin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde kamu değeri analizi: Bakanlıkların web siteleri üzerinden bir araştırma

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen yenilikler, ekonomik ve sosyal yaşamı etkilediği gibi kamu hizmetlerinin sunuş biçiminde de önemli değişiklere yol açmıştır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte gündelik hayatta önemli bir yere sahip olan internet web siteleri kamu hizmetlerinin sunumunda kritik bir rol üstlenmiştir. Birçok kamu hizmeti kamu kurum ve kuruluşlarının internet web siteleri üzerinden sunulmaya başlanmış böylece hem zaman ve maliyetin azaltılması hem de sunulan hizmetin kalitesinin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada vatandaş ve devlet etkileşiminin ana merkezlerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti bakanlıklarının web siteleri de bazı kamu hizmetinin elektronik ortamda sunulması açısından önemli bir araç haline gelmiştir. Gerek elektronik ortamda gerekse yüz yüze ortamda sunulan kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesi, kamu yönetimi alanında çok uzun zamandan beri üzerinde çalışılan önemli bir konudur. Yeni Kamu İşletmeciliği yaklaşımının yönetim alanında telafi edemediği eksikliklere ve sorunlara alternatif çözümler sunan bir reçete olarak ortaya çıkan Kamu Değeri anlayışı, kamu hizmeti sunumunda nasıl değer üretileceği ve üretilen değerin nasıl değerlendireceği konusunda çeşitli öneriler ve yöntemler sunarak kamu hizmetinin taşıdığı değerin ve niteliğinin değerlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Kamu değeri olgusu ilk kez Mark. H. Moore tarafından 1995 yılında yazılan "Kamu Değeri Yaratmak: Kamuda Stratejik Yönetim" başlıklı kitap ile gündeme gelmiş ve kısa sürede gerek akademisyenler gerekse kamu yöneticileri arasında popülerlik kazanmıştır. Ancak, kamu değeri kavramının net bir tanımının ortaya konulması ve ölçülmesi noktasında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışma bu eksiklikleri gidermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada kamu değeri olgusunun kavramsal ve kuramsal çerçevesi net bir şekilde ele alınmış, kamu değerinin ölçümüne yönelik bir model geliştirilerek kamu değeri ölçümünün nasıl yapılabileceği konusunda bir öneri sunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bakanlık teşkilatlarının web siteleri, web değerlendirme metrikleri ve kamu değerleri kriterleri ile detaylı olarak analiz edilmiş, değerlendirilmiş ve bu konuda da gerekli öneriler de bulunularak bakanlık web sitelerinin taşıdığı kamu değerinin arttırılmasına bir nebze katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler Kamu Değeri, Mark H. Moore, Bakanlıkların Web Siteleri, Kamu Değeri Ölçümü

BakanlıklarKamu değeriKamu değeri yönetimi+4
Tuncay Çolak
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken cumhuriyet dönemi ulus inşa sürecinde kullanılan propaganda yöntem ve uygulamaları

Fransız devrimi ve Sanayi devrimi sonrasında yaşanan gelişmeler Batılı ülkelerin modernleşmesi ve ulus olmaları gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de ulus devlet inşa sürecini çok geçmeden başlatmıştır. Bu çalışma, ulus inşa sürecinin başarılı olabilmesi adına erken Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde kullanılan propaganda uygulamalarını ve bu uygulamaların sonuçlarını ele almaktadır. Türkiye, yeni kurulmuş bir devlet olarak ulus-inşa sürecinin başarılı olması adına önemli politikalar geliştirmiş ve bu politikaları ciddi bir şekilde uygulamıştır. Bunun temel sebebi ise kabul edilen yeni rejimin, çok uluslu bir yapı olan İmparatorluktan doğması ve özellikle "Türk Ulusu" kavramı çerçevesinde tek-ulus yaratma amacında olmasıdır. Bu nedenle ulus devletin inşa sürecinin başarılı bir şekilde amacına ulaşması adına birçok yöntem ve teknik kullanılmıştır. Bunların başında ise propaganda faaliyetleri gelmektedir. Dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarının yanında tiyatro, sinema ve ders kitapları, sloganlar, marşlar vb. araçlar da kullanılarak güçlü bir ulus inşa edilme amacı güdülmüştür. Bu araştırmanın temel sorusu, bu dönem içerisinde kullanılan propagandaların ne şekilde ve hangi araçlarla gerçekleştirilmiş olduğunu tespit etmektir. Neslin bir kısmının, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıkları devam ederken bir kısmının da yeni devrimlere tepki duyan kişiler olması söz konusu olmuştur. Dolayısıyla hangi tür propaganda araçlarının nasıl kullanılmış oldukları bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.

Erken Cumhuriyet DönemiPropagandaPropaganda araçları+3
Yağmur Kübra Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu yönetiminde teknoloji politikası: Kalkınma planları açısından değerlendirme

İvmelenmesi 20. Yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve 21. yüzyılda gelişim hızını arttıran teknoloji tek tek bireylerin ve tüm toplumun yararlandığı birçok yeni icat ve keşfin önünü açmıştır. Hem özel sektör hem de kamu yönetimi zaman zaman ortak noktalarda buluşmalarına rağmen kendi alanları ve hedefleri doğrultusunda teknolojiye önemli konumlara oturtmaktadırlar. Kamu yönetimi sunduğu hizmetlerde kamu yararını öncelemekte ve yine kamunun yararına olacak bir biçimde bu hizmetlerin ölçülebilen ve ölçülemeyen tüm maliyetlerini minimuma indirmeye çalışmaktadır. Kamu yönetimi disiplininde kamu hizmetleri bağlamında vatandaş-devlet ilişkisi tüm paradigmalarda önemli bir başlık olarak yer bulmaktadır. Kamu hizmeti sunma yöntemlerini geliştirmek, verimliliği ve vatandaş memnuniyetini artırmak ya da kamu yönetimi üzerindeki yükü azaltmak amacıyla teknoloji kamu yönetiminde sıklıkla kullanılan bir araç olarak ön plana çıkmaktadır. Kamu yönetimi gibi büyük bir mekanizmada kullanılacak araçların seçilmesinden geliştirilmesine kadar her türlü çoğunlukla karar kamu politikaları oluşturularak alınmaktadır. Dolayısıyla kısa, orta ya da uzun vadeli politika belgeleri hazırlanmaktadır. Bu tez çalışmasında Türk Kamu Yönetiminde teknolojinin kullanılmasına dair politikaların gelişme süreci kalkınma planları çerçevesinde ele alınmıştır. Ancak teknolojik gelişmenin durumu göz önünde bulundurularak bu incelenen süreç 1980 sonrası ile sınırlandırılmıştır. Bu tarihe uygun olarak da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde de planlı döneme geçişten bu yana hazırlanan 11 tane kalkınma planından son 8'i çalışmada kullanılmak üzere veri elde etmek üzere temel kaynaklar olmuştur. Kamu Yönetiminde yaşanan teknolojik dönüşümün kalkınma planlarında ele alınış biçiminin değerlendirilmesi konulan hedeflere ulaşma konusunda ne kadar başarılı olunduğunu ortaya koymak, kalkınma planlarının bu anlamda değerini anlamak ve sonraki politika belgelerinin hazırlanması sürecine katkı sağlamak adına yararlı olacaktır. Bu çalışmada 1980 sonrası dönemde kabul gören kamu yönetimi paradigmalarına ilişkin literatür taranmış, söz konusu paradigmalarda teknolojinin yeri incelenmiş, kalkınma planlarından elde edilen veri içerik analizi tekniği kullanılarak değerlendirilmiş ve sonuçlar görselleştirilerek ulaşılan bulgular açıklanmıştır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüHükümet politikalarıKalkınma planları+4
Abdullah Genco
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

E-devlet araştırma merkezlerinin incelenmesi: Türkiye için bir model önerisi

E-Devlet araştırma merkezlerinin incelenmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesi e-Devlet ekosisteminin etkinleştirilmesi bakımından faydalıdır. Ayrıca, bu tür merkezler vasıtasıyla e-Devlet çalışmalarına ilişkin olarak hem kavramsal gelişimin sağlanması hem de var olan veya planlanan uygulamaların bilimsel bir zeminde incelenmesinin ve geliştirilmesinin önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, e-Devlet ve e-Dönüşüm alanında akademik bakış açısının kurumsal bir yapı ile üniversitelerin bünyelerinde kurulan merkezler marifetiyle kazanılması hususu, e-Devlet ekosisteminin sürdürülebilirliği açısından değerlendirilmiştir. Bu anlamda, öncelikle e-Devlete ilişkin kavramsal ve kuramsal çerçeveyi ortaya koymak adına literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra Dünya'daki önde gelen e-Devlet araştırma merkezleri ile Türkiye'de bir dönem aktif çalışmalar yapmış veya halen aktif olan e-Devlet araştırma merkezleri incelenmiştir. Merkezler; resmi internet siteleri, belgeler, makaleler, arşivler üzerinden incelenmiş olup aktif olmayan merkezlere ilişkin arşiv incelemeleri ve mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasında, Türkiye'de e-Devlet alanında uzmanlaşmış, gerekli yetkilerle donatılmış, organizasyon yapısı ve insan kaynakları bakımından güçlü, mali açıdan desteklenen, e-Devlet ekosistemindeki paydaşların katılımıyla çalışmalarını gerçekleştiren, esnek ve bağımsız yapıda, bir üniversite çatısı altında kurulacak bir araştırma merkezi ihtiyacı olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla, başarılı örnekler olarak karşımıza çıkan, söz konusu merkezlerin dikkat çeken, e-Devlet çalışmalarında katkıda bulunabilecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak özelliklerinden hareketle Türkiye için bir e-Devlet Araştırma Merkezi Modeli öneri olarak geliştirilmiştir.

Araştırma merkeziEkosistemElektronik devlet+1
Umay Tuba Curacı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Biyopolitik bir araç olarak zaman: İktidar, beden ve teknoloji

Foucaultcu bir anlamda ifade etmek gerekirse, iktidar ve zaman ilişkisinin sürekli bir üretim ve yeniden üretim meselesi olduğu söylenebilir. Bu açıdan zaman, iktidar ilişkileri tarafından yönetilmesi, idare edilmesi ve düzenlenmesinden ötürü bir araç olarak görülebilir. İktidar ilişkilerinin kesintisiz kurulumu aynı zamanda o ilişkiyi kuran, bozan ve yeniden kuran bedeni imler. Bu noktada iktidar yapıları bedene nüfuz eder. Cinsellik ve sömürgecilik bu nüfuz etme biçimlerinin doğrudan örnekleri olarak görünürlük kazanır. Biyo-iktidarın bedene nüfuz etmesi açısından bir araç olarak öne çıkan teknoloji; gerek zaman algısında değişimlere sebebiyet vermesi, gerekse de bu değişimler üzerinden bir öznellik inşasına yol açması bakımından önemlidir. Biyo-iktidar tam anlamıyla bedene nüfuz edemediği zamansallıklar, iktidar ilişkilerine yönelik direnç potansiyelleri olarak görülebilir. Bundan dolayı biyopolitika okumaları bağlamında kapitalizm meselesi, teknoloji ve zaman ilişkisi üzerinden görünür hale gelir. Bu çalışma, zamanın biyopolitik bir araç olma vasfını iktidar, beden ve teknoloji tartışmaları üzerinden ortaya koymaktadır.

BedenBiyopolitikaKapitalizm+3
Ali Erdem Başçoban
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

16'ncı yüzyılda feodalizmin krizi ve Osmanlı Devleti

Tezde, Osmanlı'nın feodal olduğu ve Avrupa'da feodalizmin krizine ilişkin literatürde tartışılan feodalizmin krizi olgusunu deneyimlediği savunulmaktadır. Tezin özgün yanı, Avrupa'daki feodal toplumlardan ayrı bir biçimde, feodalizmin krizinin, farklı mekân ve zaman dilimlerinde ortaya çıkan tarihsel bir olgu olduğunun örneği olarak Osmanlı devletinde feodalizmin krizi olgusunun sorun haline getirilmesidir. Feodalizmin krizi, şu parametrelere bakılarak değerlendirilmektedir: Nüfus artışıyla birlikte toprak/emek oranının azalması, yeni ve görece verimsiz topraklara doğru genişleme durumu, toprakların parçalanması ve üretim için gerekli materyallerin zayıflaması olgusu. Osmanlı feodalizmini krizi, bahsedilen parametreler temelinde değerlendirilmektedir. Osmanlı feodalizminin krizi, feodalizmden çıkış biçiminde değil feodalizmin değişimi şeklinde sonuçlanmıştır. Bunun nedeni, toplumsal mülkiyet ilişkileri modelinde ifade edildiği üzere toplumun sınıf yapısıdır. Toplumsal mülkiyet ilişkilerinin oluşturduğu bağlamda, toplumsal sınıfların mücadelelerinin dinamik ve dönüşen yapısının bir ifadesi olarak sınıf yapısı, tarihsel bir gösterge niteliğindedir. Nitekim, on altıncı yüzyılda feodalizmin krizi süresince, Osmanlı sınıf yapısı değişim geçirmiştir. Osmanlı'daki köylü-tımar sahibi-devlet üçlüsünde, tımar sahibinin yerini kapıkullarının aldığı ve devletin yönetiminde kapıkullarının ağırlığının hissedildiği bir dönemin başladığı savunulmaktadır. Köylünün geçimlik üretime yönelik konumunun devamlılık gösterdiği ifade edilmektedir.

16. yüzyılFeodal yapıFeodalizm+5
Doğukan Bayındır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Concentration of executive power and government responsiveness: examining pledge-policy congruence under the Justice and Development Party (AKP) rule

The main purpose of this thesis is to shed light upon the effect of institutional change on the responsiveness of an elected government to its electoral mandate. Examining pledge-policy congruence across policy domains, it is intended to elucidate how agenda congruence between proposed electoral pledges and subsequent government actions varies under different institutional arrangements. In order to do so, this thesis focuses on periods of the governing Justice and Development Party (Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP) covering approximately six legislative tenures over more than twenty years. Using a novel data set, it is found that excessive dominance of the executive power in the hands of a popularly elected president decreases government incentive to respond to its electoral mandates between elections.

Adalet ve Kalkınma PartyPresidential government systemPublic agenda+6
Emre Taşkıran
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi: COVID-19 örneği

Bu çalışmada, dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı aşılama politikalarından çıkarılacak dersler yardımıyla gelecekte benzer politikaların daha etkin yürütülmesini sağlamaya katkılar sunmaktır. Bu kapsamda, öncelikle kamu politikalarına yönelik ayrıntılı bir kavramsal çerçeve sunulmuş, ardından aşı uygulamalarının tarihçesi, aşılama politikalarının tasarımı ile uygulama ve değerlendirme aşamalarından bahsedilmiştir. Özellikle, toplumu korumak, aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek ve hastalıktan kaynaklanan ölüm oranlarını en aza indirebilmek amacıyla birçok aşı politikası geliştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada tarih boyunca ortaya çıkan salgın hastalıkları kontrol altına alabilmek amacıyla geliştirilen ve rutin bağışıklama programlarına kaydedilen aşıların, aşılama politikaları kapsamında incelenmesi yapılarak COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı) aşılama politikaları bağlamında bir karşılaştırmalı analiz sunulmuş ve bu karşılaştırmalı analiz doğrultusunda gelecekte tasarlanıp uygulanacak aşılama politikaları için somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu tez hem Türkiye'de yeni bir akademik çalışma alanı olan kamu politikaları dalına hem de oldukça eski bir tarihe dayanan aşılama politikalarına katkı sunmayı hedeflemiştir. Ayrıca genel olarak tıp alanının inceleme konusu olan aşılama politikalarına kamu politikası açısından da bir bakış sunularak bu politikaların çokdisiplinli bir bakış açısıyla ele alınması hedeflenmiştir. Özellikle yapılan incelemeler ve bulgular neticesinde sunulan önerilerin, gelecek dönem aşılama politikalarının daha etkin yürütülmesi adına katkılar sunacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikaları Analizi, Karşılaştırmalı Kamu Politikası, Sağlık Politikaları, Aşılama Politikası, COVID-19.

AşılamaAşılarBulaşıcı hastalıklar+4
Hasret Semerci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kolluğun sivil denetimi: Kolluk gözetim komisyonu bağlamında bir inceleme

Kolluk birimleri, yaptıkları işin doğası gereği birtakım istisnai yetkilere sahiptirler. Üstün nitelikli ve istisnai bu yetkiler kullanılırken zaman zaman hukuka aykırı eylemler ortaya çıkabilmektedir. Kolluk teşkilatının sergilediği bu hukuka aykırı eylem ve fiillerin soruşturulmasının yine kolluk personeli tarafından yapılıyor olması denetimlerin yeterince ve olması gerektiği gibi yapılıp yapılmadığı konusunda şüphe doğurmakta ve üstlerinin örtüldüğü yönünde kamuoyunda bir algı oluşmasına neden olabilmektedir. Bu endişelerin giderilmesi, denetimlerin olması gerektiği gibi yapılmasının sağlanması, kamuoyunun şikayet mekanizmasına güveninin temini ve tüm bunlar yapılırken aynı zamanda kolluk birimlerinin de haksız, isnat edici ve iftira içeren şikayetlerden korunması sivil makamlardan oluşan bağımsız ve etkili bir gözetim mekanizması ile mümkün olabilmektedir. Bunun temini için 3 Mayıs 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen 6713 sayılı Kanun ile Kolluk Gözetim Komisyonu kurulmuştur. Bu Tezde, kolluğun sivil denetimi Kolluk Gözetim Komisyonu bağlamında incelenmiştir. Önce kolluğun sivil denetimi/gözetimi konusunda kavramsal bir çerçeve çizilmiş, dünyadaki örnek uygulamalar da dikkate alınarak kolluk teşkilatı ile ilgili şikayetleri bağımsız, tarafsız, etkili ve şeffaf bir şekilde yürütmek amacıyla kurulan Kolluk Gözetim Komisyonu bağlamında bir inceleme yapılmıştır. Kurulan sistem ayrıntılı olarak ele alınarak birtakım öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Kolluk, Polis, Jandarma, Sivil Gözetim, Hesap Verebilirlik, Bağımsız Denetim, Kolluk Gözetim Komisyonu

DenetimHesap verebilirlikKolluk Gözetim Komisyonu+7
Musa Göktaş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de rejim dönüşümünün ekonomi politiği

Bu çalışmanın amacı tüm dünyada özellikle 2010 sonrası yükselen otoriterleşme eğiliminin Türkiye örneği üzerindeki dinamiklerini anlamak ve farklı kuramsal çevrelerin ortaya koyduğu nedensel dizilimleri bütüncül bir yaklaşımla birlikte değerlendirmektir. Türkiye'de son dönemde yükselen otoriterleşme eğilimi rejim değişikliği ve demokratikleşme literatürünün zenginleşmesini sağlamıştır. Farklı kuramsal kaynaklardan beslenen çalışmalar Türkiye'de gerçekleşen otoriterleşme eğilimini farklı nedensel dizilimler üzerinden incelemektedir. Bu farklı yaklaşımlar temel olarak devlet/toplum arasında, siyasal erkler arasında veya parti elitlerinin kendileri arasında yaşanan çatışmaları ön plana alan aktör merkezli yaklaşımlar ile ekonomik toplumsal süreçleri ön plana alan ve hakim birikim rejiminin krizleriyle toplumsal sınıflar arasında yaşanan çatışmaları analize dahil eden yapısal merkezli çalışmalardan oluşmaktadır. Tezimiz, bu iki farklı merkezden beslenen açıklama düzeylerinin nedensel dizilimlerini birlikte değerlendirecek ve ekonomi politik bir perspektifle Türkiye'de gerçekleşen rejim dönüşümüne bütüncül bir yaklaşım sunacaktır.

DemokrasiDönüşümDönüşümsel değişim+7
Kaan Eroğuz
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları: Yapı, işleyiş, sorunlar ve bir model önerisi

Bu çalışmada, 2012 yılında 6360 sayılı Kanun'la büyükşehirlerde taşra idaresi içinde yeni bir örgüt olarak yasal statü kazanan Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının (YİKOB) kuruluşu, kuruluş gerekçeleri, faydaları ve dönüşüm süreci, 6360 sayılı Kanun reformları ve bu reformlara yönelik eleştiriler ile birlikte irdelenmekte ve merkezi kamu yatırımlarının uygulama süreçlerinde YİKOB'la yaşanan değişim tartışılmaktadır. Bu kapsamda, YİKOB yapı ve işleyişi benzer kurumsal çevrede faaliyet gösteren merkezi, yerel ve bölgesel örgütler ile mukayeseli olarak açıklanmakta ve aralarındaki ilişkilerin türü ve niteliği ortaya koyulmaktadır. Ayrıca, YİKOB'un Türk idari yapısında nerede ve nasıl konumlandığı netleştirilerek YİKOB'a yönelik eleştirilerin kritiği yapılmaktadır. Bunlarla birlikte, YİKOB'un sorunları ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri; yazılı ve açık kaynaklardaki mevcut verilerden yararlanılarak ele alınmakta ve verilerin nitel ve nicel analizi sonrası ulaşılan bulgular ile yapılan tespitler ışığında, YİKOB sorunları ve önerilen çözümleri detaylı olarak sınıflandırılmaktadır. Netice itibarıyla, YİKOB'un; hukuki statü, mevzuat, faaliyet, işleyiş, teşkilat, personel, mali yapı, bütçe, görev, yetki, yönetsel kapasite, koordinasyon, kurumsallaşma, şeffaflık, hesap verebilirlik, denetim, katılım, temsil, etkinlik ve verimlilik konularında oldukça köklü sorunlara sahip olduğu hipotezi doğrulanmakta ve güçlü, esnek, etkin, verimli, şeffaf, hesap verebilir, katılım ve temsile olanak sağlayan ve yönetsel kapasite, koordinasyon ve kurumsallaşma düzeyi yüksek bir yapı ve işleyişe kavuşturulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmaktadır. Bu doğrultuda, 'Yatırım, İzleme, Koordinasyon ve Planlama (YİKOP) Başkanlığı' adı altında yeni bir örgüt modeli önerisi geliştirilmekte ve modelin uygulamaya koyulması için gerekli mevzuat değişikliklerine ilişkin öneriler, bir 'Kanun Taslağı Önerisi' ve bir 'Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Taslağı Önerisi' şeklinde bu çalışmanın ekler kısmında sunulmaktadır. Böylece merkezi kamu yatırımlarının planlama, karar alma ve uygulama aşamalarının iyileştirilmesine ve YİKOB'ların güçlü, etkin ve katılımcı bir yapı ve işleyişe kavuşturularak yerel inisiyatifin ve demokratik yönetim anlayışının daha çok ön plana çıkarılmasına katkı yapılması amaçlanmaktadır.

Kamu kuruluşlarıKanunlar 6360 sayılıVerimlilik+2
Yunus Can İnal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kurumsal yönetim perspektifinden değerlendirilmesi

Günümüzde "Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları" (KKNMK), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 135. maddesi ile çerçevesi çizilmiş kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlar olarak hem mesleki alana hem de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan örgütlenmelerdir. Türk İdare Yapısı içindeki özellikli ve güçlü durumları itibariyle KKNMK'nın, misyon ve görevleriyle beraber üstlenmiş oldukları sorumluluklarını gereğince yerine getirebilmeleri için günümüz çağdaş yönetim anlayış ve teknikleriyle idare edilmeleri elzem görülmektedir. KKNMK'nı "Kurumsal Yönetim Perspektifinden" değerlendiren bu tez çalışması, KKNMK'nın halihazırda "Kurumsal Yönetim İlke ve Teknikleri"ne hangi düzeyde uyum sağladıklarının ortaya konması ve olası uyumsuzlukların nedenleri ile çözüm önerilerinin neler olduğu konusunda yol göstermesi açısından önemli görülmektedir. Çalışmada öncelikle, KKNMK'yla ilgili geniş bilgilere yer verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde ise Kurumsal Yönetim kavramı, tarihçesi, özellikleri ve uygulamalarıyla beraber incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde; "Türkiye'de KKNMK nda Kurumsal Yönetim İlkeleri uygulanabilir mi" ve "eğer uygulanabilirse Türkiye'de mevcut KKNMK bu ilkelere ne derecede uyumludur" sorularına cevap aranılan bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; KKNMK'nın yapıları ve faaliyetleri içerisinde, her ne kadar sistematik olmasa da "Kurumsal Yönetim" mekanizmalarının mevcut bulunduğu ve "Kurumsal Yönetim İlkelerine" uyum seviyelerinin tüm KKNMK için "Orta Düzey" olduğu tespit edilmiştir. Bilahare, uyumsuzluğa neden olan eksikliklere ve iyileştirilmesi gereken alanlara ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuş ve siyasa yapıcılara, KKNMK'na ve bu alanda araştırma yapmak isteyecek araştırmacı ve akademisyenlere yönelik öneriler ile çalışma sona ermiştir.

Kamu kuruluşlarıKurumsal yönetimMeslek kuruluşları+4
Erhan Arıcı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yönetiminde kariyer uzmanı personelin iş tatmini ve işten ayrılma niyeti

Çalışanların işyeri ve çalışma hayatından beklentilerinin karşılanması ve bunun sonucunda tatmin olmalarına ek olarak işten ayrılma fiilinden ve düşüncesinden uzaklaşmaları hem bireysel hem de kurumsal verimlilik açısından önemlidir. Türkiye'de kurumların stratejik hareket eden ve politika belirleyen birimleri kamu yönetiminin merkezi örgütlenmesinde yer almaktadır. Her bir kuruma söz konusu stratejik düşünebilme ve hareket edebilme kapasitesi kazandırabilmek için zaman zaman reformlar yapılagelmiştir. Bunlardan en sonuncusu ise 2011 yılında yürürlüğe gire 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile merkezi teşkilat bünyesindeki kurumlara uzman ve uzman yardımcısı kadroları ihdas edilmesi olmuştur. Ancak verimlilik temelinde yapılan bu hamle sonucu uzman yardımcısı ve uzman sayısı çok hızlı bir şekilde artmış; sürecin işleyiş ve kalitesinde de bir takım olumsuzlar gözlemlenmeye başlamış; eski avantajlarından, istisnailiğinden ve saygınlığından uzaklaşmaya başladığı gözlemlenen kariyer uzmanlıklarda hızlı ve çok sayıda işten ayrılmalar görülmeye başlanmıştır. Kamu yönetiminde bir insan kaynakları yönetimi sorunu olarak ele alınması gerektiği düşünülen bu süreçte kariyer uzmanların iş değişikliği konusundaki tercihlerinin, hedeflerinin ya da hayallerinin hakimlik-savcılık, Sayıştay denetçiliği, kaymakamlık, Merkez Bankası uzmanlığı-müfettişliği, akademisyenlik, uluslararası kuruluşların Türkiye'deki ofisleri ya da özel sektör seçeneklerinde yoğunlaştığı gözlemlenmiş ve bu tespit de çalışmaya konu edilmiştir. Çalışma kapsamında iş tatmini, işten ayrılma niyeti ve işgücü devir oranı konuları literatür kapsamında tüm alt başlıklarıyla geniş bir perspektifle ele alınmıştır. Türk kamu teşkilatında merkezi yapılanma anlatılmış ve bu kapsamdaki kariyer uzmanlıklar tarihsel kökeninden reformlara, sayısal durumundan günümüzdeki konum ve önemine kadar izah edilmiştir. Dünyada ve Türkiye'de iş tatmini, işten ayrılma niyeti, işgücü devir oranı kavramlarının birbirleriyle ilişkilerini ele alan ve bunun yanında bu faktörlere etki eden faktörlerin de araştırıldığı çalışmalar sistematik bir biçimde incelenmiştir. Son olarak, birisi kariyer uzman ve uzman yardımcılarıyla diğeri yöneticilerle yapılan iki adet saha araştırması bilimsel yöntem ve enstrümanlar aracılığıyla istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler Kariyer Uzman, İş Tatmini, İşten Ayrılma Niyeti, İşgücü Devir Oranı, Kamu Yönetimi.

Kamu personeliKamu yönetimiKariyer+4
Ahmet Tozlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kamu yönetiminde iç kontrol sistemi ve uygulama süreci

Türkiye'de 2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile gerçekleştirilen kamu mali yönetimi reformunun en önemli unsurlarından birisi kamu kurumlarında oluşturulması öngörülen iç kontrol sistemleridir. Kanunun kabul edilmesinin ardından yapılan ikincil ve üçüncül düzey mevzuat düzenlemeleri ile iç kontrol uygulamaları konusunda mevzuat altyapısı oluşturulmuş ve 2007 yılı sonu itibariyle uygulama başlamıştır. Türk kamu yönetiminde iç kontrol sisteminin uygulama sürecini ele alan bu çalışma ile iç kontrol konusunda yapılan düzenlemelerin kamu kurum ve kuruluşlarınca ne düzeyde benimsendiğini ve uygulandığını, süreçte hangi zorluklar ve sorunlarla karşılaşıldığını, iç kontrol sistemi reformunun hedefleri ile uygulama sonuçlarının ne ölçüde örtüştüğünü değerlendirmek ve bazı önerilerle sürece katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Tezde ilk olarak, dünyada kamu mali yönetimi anlayışında yaşanan değişim, iç kontrolün tanımı, nitelikleri, önemi, işlevleri ve sınırları ile dünyadaki iç kontrol modelleri ele alınarak iç kontrole ilişkin kavramsal çerçeve ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, Türk kamu mali yönetim ve kontrol sisteminde reform yapılmasını gerektiren nedenler, Türkiye'deki iç kontrol sistemine yönelik yapılan düzenlemeler, kamu yönetiminde iç kontrol sistemi uygulamaları ile uygulamayı değerlendiren ulusal ve uluslararası raporlar ve kamu yönetiminde iç kontrol uygulamaları konusunda ulusal alanda yapılan akademik çalışmalar ele alınmıştır. Tez kapsamında yapılan alan araştırmasında, Türkiye'de iç kontrol sisteminin yasalaşması sürecinde rol alan, iç kontrol sistemini uygulayan, izleyen ve denetleyen farklı aktörlerden 50 kişi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, literatür taraması, denetim ve ilerleme raporları, konuyla ilgili birincil, ikincil ve üçüncül düzey düzenlemeler gibi ikincil kaynaklar da göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Son olarak, araştırma bulguları doğrultusunda belirlenen sorunların çözümüne yönelik öneriler ortaya konulmuştur. Alan araştırması sonucunda; öngörülen hedeflere henüz ulaşılamadığı, kamu yönetiminde iç kontrol sistemi ile beklenen düzeyde bir değişimin sağlanamadığı, yapısal ve uygulamadan kaynaklanan sorunların olduğu anlaşılmıştır. İç kontrol sisteminin başarıya ulaşmasını olumsuz etkileyen eksikliklerin ve sorunların giderilmesi için Türkiye'ye özgü, daha etkin ve iyi işleyen, aynı zamanda uluslararası standartlarla da uyumlu bir model oluşturulması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler İç Kontrol Sistemi, 5018 Sayılı Kanun, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Sistemi, Kamu Yönetimi

Kamu yönetimiKanunlar 5018 sayılıTürk kamu yönetimi+2
Nurtaç Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effectiveness of international law in the Iraqi political crises between 2005-2020

The events following the US occupation of Iraq in 2003 proved that Iraq was to suffer various crises, most of which resulted from the struggle for power by multiple factions. These crises have burdened the country with a legacy of internal conflicts and wars. All of this was due to the catastrophic mistakes committed by multiple parties, including the United States. Additionally, the crises allowed politicians to divide the people on an ethnic sectarian basis, which threatened the country's unity more than once, most notably during the sectarian wars in 2006 and the occupation of ISIS to more than two-thirds of the area of Iraq in 2014. After all these events, an important question had to be raised: What is the role of International Law in what is happening and taking place in Iraq, especially since its territories have seen the commission of crimes that have been classified as crimes against humanity. International Law denies them and seeks to prevent their occurrence. In addition to the exposure of civilians to danger, whose protection is closely related to International Humanitarian Law, it is known that International Law was put in place more than 100 years ago, but the extent of its effectiveness depends on the parties committed to its provisions. These provisions are characterized by being general and abstract matter rules that come from international customs and treaties, including the Geneva Convention of 1949 and The Hague Convention of 1899, 1907. This topic has been analyzed in this study through the nature of International Law, its divisions and the extent of its effectiveness, as well as the presentation of the most prominent crises that occurred in Iraq from 2005-2020, and the position of International Law and society regarding the armed crises that pushed Iraq to disaster.

United States of AmericaDemocracyIraq+7
Osamah Al-hadeethı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerde kent konseylerinin işleyişi: Kâğıthane Belediyesi örneği

Türkiye'de yerel yönetimler, halkın isteklerine daha hızlı cevap verip etkili kararların alınmasına imkân sağlaması nedeniyle demokrasi sürecinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Özellikle de "Yerel Gündem 21" uygulamalarına dayanan ve son zamanlarda sayısında artış görülen kent konseyleri, halk katılımının arttırılması konusunda önemli işlevler üstlenmektedir. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi amacı ile oluşturulan kent konseyleri kent yönetiminde hesap verilebilirlik, katılımcılık ve demokrasi kültürünün geliştirilmesi faaliyetlerini yerine getirmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, ülkemizdeki yerel katılım yöntemlerini incelemektir. Bu bağlamda çalışmada genelde, kent konseylerinin geçmişten günümüze kadarki gelişim evresi ve özelde de bir kent konseyi deneyimi olarak Kâğıthane Kent Konseyi uygulanması ele alınarak incelenmiştir. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırma 3 bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde yerel yönetim kavramı, yerel yönetimlerin tarihsel gelişimi ve ülkemizdeki yerel yönetim birimleri ele alınarak açıklanmıştır. İkinci bölümde öncelikle katılım kavramı ele alınmıştır. Ardından yerel yönetimlerde katılımdan bahsedilip yerel yönetimlerde katılım yöntemleri tek tek açıklanmaya çalışılmıştır. Buna ilave olarak günümüzde önemi artan kent konseylerinin gelişimi ve katılım konusundaki katkısı ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünü oluşturan üçüncü bölümde ise son yıllarda halkın yönetime katılması konusunda belediyelerce hayata geçirilen uygulamalardan biri olan kent konseylerinden Kâğıthane Kent Konseyi örneği incelenmiştir.

BelediyelerKent konseyleriSiyasal katılma+2
Hüseyin Ünal
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Irak'ta siyasal İslam ve 2005'ten 2020'ye dış ilişkilere etkisi

The study tries to find a clear methodology for Iraqi foreign policy under the rule of political Islam parties that did not present an advanced version of Islamic thought in the administration of the state. Instead, it suffered from its stagnation and despite the existence of a crisis of renewal of thought, there are no propositions that can present any model for governance contrary to what it was in the period during which there were opposition parties. The study also tries to research the reasons for the fluctuation of Iraqi relations with its Arab surroundings and the extent of the impact of the historical and sectarian dimensions of that fluctuation. The reason for this is the reliance of political Islam parties on developing sectarian identity to gain the sympathy of the masses and allies in order to gain power and manage their relations instead of relying on strengthening the national identity. Therefore, we are looking in this study for solutions that enable political Islam parties to manage their foreign relations in an open and balanced manner in a way that serves the general national interest of Iraq in the region. One of the most important reasons for choosing the research is the urgent need to establish equal basic rules for the Iraqi foreign policy stemming from a national feeling through which it seeks to bring political and international gains so that it can have an important role in the international community in the future. Likewise, the study provides benefit to the decision maker and political analyst in the region. The practical results of the study could be said to lie in investigating the link and the nature of the relationship between political Islam and international relations. The importance of this study is through its presentation of the role of religious political parties that hold power only, and for this reason I will not address in this study any unofficial armed jihadist groups, as they do not have any legal capacity through which they can influence the drawing of the foreign policy of Iraq.

Religious-politics relationsIraqPolitical parties+3
Ali Abdulameer Dawood
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

African mechanisms for the resolution of armed regional conflicts: An applied study on ECOWAS

The Economic Community of West African States (ECOWAS) is a sub-regional organization erected on the 28th of May, 1975 through the Lagos treaty. The primary objective of ECOWAS according to the 1975 was to promote economic cooperation among the fifteen countries that were signatory to the treaty and ratified it. However, the region has become home not only to economic problems, but also armed conflicts. This study aims to examine ECOWAS mechanisms for armed conflicts. The study exposes the various treaties including the 1993 revised version in a bid to understand and explain the effectiveness, achievements and limitations of the existing mechanisms for armed conflicts resolution within ECOWAS. The key questions for which answers are sought in this research are: 1) what is the aim of integrating the countries of the sub-region? 2) What is the armed conflict resolution mechanism of ECOWAS? 3) To what extent has ECOWAS armed conflict resolution mechanism performed? The study argues that ECOWAS has delivered economically, but undeforming in conflict resolution in the sub-region.

AfricaAfrican countriesEconomic Community of West African States+6
Dauda Abdulraman Suleıman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Gender inequality and women's participation in Nigerian politics (2011-2019

In Nigeria, the integration of women into Nigeria's political framework began with the federal government decree No.30 of 1989 which established the National Commission for Women. Following the inauguration of the International Year for women in 1958 to calibrate the institutionalization of women's participation in public affairs and national planning. Despite this stride, the fact that Nigerian women make up of 49% of the population which is 201 million according to the 2019 population census, but with only 4% of lawmakers means there is relatively low participation of women in Nigerian politics. Gender divide, religion, economic constraints, belief system and male chauvinism account for the reasons. This study makes a critical assessment of gender inequality and women participation in Nigerian politics from 2011 – 2019. The aim is to find the factors and government reforms in areas of policies and practices that can best improve on women partcipation in Nigerian politics. This study argues that absence of distinctive legal framework for gender equality exists at the expense of women political participation in Nigeria. In addition gender inequality in form of sex-preference, economic constraints and male chauvinism impact on women political participation in Nigeria.

Gender inequalitInequalityWomen+3
Adeniyi Olanrewaju Adenekan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of the media on voters' behaviour and turnout in the US 2020 presidential elections

This study has enlongated on the impact of the media on voters' behavior and turnout in the US 2020 presidential elections. The study defines the media (old and new) as any means of transmitting information which is done through the various forms, devices, and systems that make up mass communications, including newspapers, magazines, radio stations, television channels, and the internet. Thus, despite the media pivotal role in voters' behavior and turnout; hence, partisan media was displayed in American culture i.e., falsehood and disinformation. Where video cuts are altered for noxious purposes and to show bogus film and control general feelings. The study engaged both primary and secondary sources of data as collated data were analyzed using (SPSS version 21.0) software package. Statistical analyses include frequency distribution tables, simple percentages, Chi-Square. Based on the sample size, 400 questionnaires were administered to respondents in the United States via Google forms through a sharable web link (using a randomly convenient sampling technique) and 375 questionnaires were duly recovered for analysis. Thus, two hypotheses were raised so as to evaluate the effect of the media on citizens' conduct and turnout in the US 2020 official races as such; H1: Null Hypothesis is therefore rejected while the Alternate hypothesis is accepted; hence establishing that during an election campaign, vote intentions for a party increase when the tone of media coverage for that party gets particularly positive, especially among those most attentive to the media (Field Report, 2022). In addition, Null Hypothesis (Ho2) is therefore rejected while the alternate hypothesis accepted proving that the consumption of both new media and old media in the 2020 Presidential elections had a significant effect on a person's likelihood to engage in the political process by voting. Based on these findings, the study suggests adequate policies and programs to open access to and increase Internet users seems it will contribute to greater political awareness and participation of the public. Also, American government should continually regulate citizens used of the social media. Furthermore, candidates and aspirants should be protected and there should be regular condemnation of hate speech, misinformation, and disinformation

United States of AmericaPresidency systemMass media+5
Omowale Ezekiel Olanrewaju
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Ethnic based federalism in Ethiopia: The Somali region case

Ethiopia is a sub-Saharan African country struggling with many problems such as unemployment, poverty, malnutrition, hunger, child mortality, agriculture-based economy, inadequate health, and inadequate education. In addition to these economic and social problems of the country, there are also political problems that must be overcome and that have seriously damaged the country for years. Although the country has a turbulent political past as it hosts many ethnic structures and cultures, the federal constitution that came into force in 1995 gave the ethnic groups living in the country their rights and gave them equal representation within the federation, and allowed residing in the country with their language, religion, and cultural values. However, it is unclear how well the ethnic federal model has been transformed into a functioning ethnic federal model. Although the Nation's Constitution guarantees decentralized and autonomous regional governments, political practices can largely ignore these principles. For this reason, in terms of Ethiopia's federalism, whether self-rule and shared rule are practiced in Somali and similar ethnic regions, or is the self-government and representation of ethnic structures only a constitutional expression. There were not enough research studies to provide a comprehensive and objective answer to this matter. Therefore, to contribute to these gaps, this study investigated how well Ethiopian ethnic federalism was implemented in the self-rule and shared rule of the Somali region. In this study, in which a qualitative research design was used, the data were collected by using semi-structured online interview questions from 6 people from different professions who have knowledge and experience about the Somali region. The research findings are presented under the titles of political participation, ethnic rights, resource allocation, representation, and expectations. The findings showed that there are problems with the political involvement in the Somali region and that the lack of political participation is seen at all levels, from the local level to the federal level. Regarding ethnic rights and ethnic relations, the research findings showed that the people of the Somali Region, like most of the country, are satisfied and hopeful about the ethnic rights offered by the Ethiopian constitution and the benefits of their implementation in the country. The region's people accept federalism as a solution for the real and radical implementation of these rights. Regarding resource allocation, it has been found that while it is stated in the country's constitution that resources should be allocated to the regions proportionally and fairly and that this allocation should be supervised, in practice, the resources are not distributed proportionally and fairly. They are not audited objectively and transparently. Regarding representation, it has been found that although people of Somali are satisfied with the rights such as self-government, recognition of ethnic identities, and living by protecting religious and cultural values, which are stipulated by the federal constitution, the promises of real ethnic self-government at the local level and egalitarian representation at the federal level have not yet been fully fulfilled. Regarding the anticipation, it has been found that people of the Somali region have expectations in the fields such as the operation of the current constitution, the strengthening of the federal structure, the guarantee of autonomy, the fundamental respect for ethnic identity, and the implementation of this respect in practice, as well as the elimination of the problems experienced in terms of basic needs such as water, electricity, health, education, and making adequate investments in these areas.

EthiopiaEthnic identityEthnic elements+6
Hajı Dahir Abdulahı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın akademisyenlerin akademik hayatlarında karşılaştıkları sorunlar üzerine bir araştırma; İstanbul örneği

Yüzyıllar boyunca toplumsal, kültürel ve ekonomik gelişmenin sağlanması ve insanların yetiştirilmesi için eğitim zorunlu hale gelmiştir. Kadının toplum içindeki rolü, her toplumda farklı seviyelerde gelişme göstermiştir. Geçmişte ve günümüzde eğitim kaliteli bir yaşamın önkoşulu olmuştur. Kadının gelişimi ve kişisel benliğine ulaşmasının en önemli şartı eğitim alarak çalışma hayatına dahil olmasıdır. Kadınların eğitimi ve çalışma hayatı ile ilgili akademik çalışmalar gün geçtikte çoğalmaktadır. Geçmişten günümüze kadının çalışma yaşamında yer edindiği fakat toplumun kadına yüklediği annelik, ev hanımlığı ve iş hayatı gibi çoklu rolleriyle savaştığı da acı bir gerçektir. Hem evde hem de iş yaşamında çalışan olan ve birden fazla rolü üstlenen çalışan kadınlara çalışma saatlerinde esneklik, erkeklerle eşit ücret, cinsiyetler arası eşit yaklaşım, yöneticilik ve liderlik için ortam oluşturulmalıdır. Çalışan kadınlar ve kadın akademisyenler, iş hayatlarında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı; kadınların akademik hayatta karşılaştıkları sorunları İstanbul'da bulunan üniversitelerin kadın akademisyenleriyle yapılmış olan anket ile incelemektir. Çalışmada kadın akademisyenlerin iş hayatında karşılaştıkları sorunlar anket yöntemiyle kadın akademisyenler tarafından cevaplandırılmıştır. Çalışmada uygulanan anketle kadın akademisyenlerin; toplumsal rol çokluğunun etkisi, medeni durumu, anne olmanın akademik kariyer üzerindeki etkisi, cinsiyetler arası fırsat eşitsizliği durumu ve kadınlar arası rekabet konularındaki görüşleri alınarak iş hayatıyla ilgili düşünceleri ele alınmıştır. Yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Eğitim, Çalışma Hayatı, Akademi, Akademide Kadın

Akademik kariyerAkademisyenlerCam tavan sendromu+7
Beritan Öngünç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of electronic voter accreditation on the credibility of the 2015 general elections in Nigeria

This study examines the impact of the deployment of the electronic voter accreditation process on the credibility of the 2015 general elections in Nigeria. The study was considered worthwhile given the fact that the electoral process in Nigeria has throughout the history of the country been mired in controversy and crisis arising essentially from a complex set of issues such as voter impersonation and multiple voting in the election management process. Three major objectives were identified for the study viz: to determine the reliability and implications of the electronic voter accreditation system in the 2015 general elections in Nigeria. To identify the limitations and challenges associated with the introduction of the electronic voter accreditation system Nigeria's 2015 electoral process. To investigate the impact of electronic voter accreditation process on the credibility of the 2015 general election in Nigeria. The study was anchored on the liberal theory of democracy which places emphasis on the quality of the electoral process in ensuring that a state is democratic. This theory was considered appropriate due to its emphasis on the electoral process in the democratic scheme of things. The study also adopted a mixed method; that is; it is based on a combination of quantitative and qualitative data. While the quantitative data was gathered from questionnaires administered across the six geo-political zones of Nigeria, the qualitative data was gathered from the interviews with key personalities central to the issues under investigation. Furthermore, triangulation process which involved the integration of the quantitative and qualitative data was adopted in the analysis in other to provide a holistic appraisal of the issues. Evidence gathered in the course of the study resulted in the following findings: That electronic voter accreditation has no statistically significant impact on election credibility in Nigeria. The study also established that electronic voter accreditation has limitations and challenges in the electoral process of Nigeria. On the basis of this it is recommended that INEC should ensure extensive and through enlightenment on the benefits of the Electronic accreditation process in order to avoid a reoccurrence of the challenges recorded with the deployment of the technology. Key Words: Elections, Democracy, Electronic Voter Accreditation, Card Reader, Nigeria, INEC, Election Credibility

AccreditationDemocracyElectronic voting+4
Uyı Chrıstopher Iyamu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The role of information technology in international relations' crises: Case study of Iraq

The effectiveness of international relations among states is largely influenced by technological innovation especially when they are developed country. Furthermore the lack of technical growth in some countries may influence on their international diplomacy and that's what happened in Iraq with its relations with other countries. Despite the fact that many technological advancements are not documented in the current regulation and oversight, policy, and legal structure, they also might disrupt the social contract that authorities have established with their citizens on the one hand and bilateral and/or international treaties, as well as among nations on the other. This necessitates agile international cooperation, which means to adapt to a changing, dynamic global environment in order to properly understand the new models to be controlled. The importance of this thesis is that it looks at the relationship between technological and international relations 'crises in the context of global politics, focusing on the relationship between information technologies and Iraqi international relations' crises. Technological change has always had important consequences for political relations and crises between countries. It was instrumental in the formation of the states, and it is crucial in understanding the erosion of the state today. The study plans to conclude the importance of information technology in the context of international relations and crisis resolution. The study also concluded that there is no difference between students and professors at the university, while there is a difference between males and females in their view of the relationship of information technology to solving international crises. Key Words: Information technology, International relations, Diplomacy

Information technologyDiplomacyIraq+1
Murtadha Hanı Yaseen Mamoorı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Afganistan'da yerel yönetim

Post-conflict societies need the rebuilding and restoration of the government system. Recognized administrative systems based on democracy and social rights standards make progress and success possible. In most post-conflict societies, local governance can be done by creating bureaucracies that contribute to solving major problems and making significant progress. Afghanistan has seen multiple decades of conflict, devastation, poor leadership, and public service. As a result, Afghanistan needs to build a competent bureaucratic system. The establishment of local government can facilitate participation in social, economic, and political activities while easing the burdens placed on the federal government. The international community's help in expanding and bolstering Afghanistan's local government following the Bonn Agreement was advantageous because the Islamic Republic of Afghanistan's efforts fell short of fully resolving all issues. In addition, there are still various challenges (corruption, illiteracy, poverty, unemployment, abuse of laws and lack of strategic planning, etc.) with far-reaching causes of local government ineffectiveness and dissatisfaction with local government". This document addresses the following questions: What are the challenges hindering the growth of local organizations in Afghanistan? How does the local government work in Afghanistan?

AfghanistanLocal administrationsLocal governments
Rahımullah Akbarzaı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The success of the monarchy in achieving stability during crises. Case of Morocco fighting against COVID 19 pandemic

The thesis aims to examine the role of the Moroccan monarchy in achieving stability during the COVID-19 pandemic crisis. The thesis is motivated by the need to understand how effective leadership and governance strategies can help countries overcome crises such as pandemics and maintain stability in challenging times. The COVID-19 pandemic has had a significant impact on Morocco, affecting the economy, public health, and social stability. The Moroccan government, led by the monarchy, has implemented several policies and measures to diminish the impact of the pandemic and ensure stability. These measures include the declaration of a state of emergency, the mobilization of resources, and the communication strategies used to inform and educate the public. The thesis's findings will contribute to the understanding of how effective leadership and governance can help countries overcome crises such as pandemics. The research will provide insights into the role of the monarchy in achieving stability during the COVID-19 pandemic crisis and help policymakers develop effective strategies to mitigate the impact of future crises. The research also has implications for the broader field of leadership and governance, as the findings can inform the development of effective crisis management strategies

COVID 19MoroccoCrisis+4
Fatima Zeyad Saleh Alqasanıeh
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00