Siirt University
Discipline

Department of Educational Sciences

Siirt University

5,308

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Milli eğitim bakanlığının öğretmenlere yönelik mevcut ödül ve ceza politikasının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi.

Bu araştırmanın temel amacı Millî Eğitim Bakanlığının [MEB] öğretmenlere yönelik mevcut ödül ve ceza uygulamalarının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu bağlamda bu araştırma nicel araştırma yaklaşımına dayalı tarama (betimsel) modelinde yapılandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Batman ili MEB'e bağlı 727 kamu okullarında görev yapan 9542 öğretmenden oluşturmaktadır. Örneklemin belirlenmesinde oransız küme örneklemesi tekniği kullanılmıştır. Evreni temsil edecek örneklem sayısı %95 güven düzeyi için en az 370 olarak hesaplanmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-cezalardan haberdar olma durumlarını belirlemek ve bu maddeleri destekleme düzeylerini belirlemek amacıyla kanun, yönetmenliklerde yer alan ödül-ceza maddeleri anket formuna dönüştürülerek veri toplama aracı elde edilmiştir. Anketin son bölümünde öğretmenlerin ödül ve cezaya yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla alan yazın taranarak ve öğretmen görüşleri dikkate alınarak oluşturulmuş ödül ve cezalara yönelik maddeler bulunmaktadır. Araştırma verilerin çözümlenmesinde Spss programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddelerinden haberdar olma durumlarına ilişkin analizler incelendiğinde öğretmenlerin ödül maddelerinden, ceza maddelerinden ve ödül-ceza maddelerinin genelinden yüksek düzeyde haberdar oldukları anlaşılmıştır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül maddelerinden haberdar olma durumu görev tipi, cinsiyet, hizmet yılı, ödül alma değişkenlerine göre incelendiğinde istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul türü, eğitim durumu değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Uygulanmakta olan ceza maddelerinden haberdar olma durumu cinsiyet ve görev tipi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu bulgulardan hareketle yöneticiler öğretmenlere göre ödül ve ceza maddelerinden daha haberdar olduğu söylenebilir. Erkek öğretmenler, kadın öğretmenlere göre ödül ve ceza maddelerinden haberdar olma düzeyi daha yüksek olduğu söylenebilir. Hizmet yılı artıkça ödül maddelerinden haberdar olma düzeyinin daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ödül alan öğretmenler almayanlara göre ödül maddelerinden daha haberdar olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddelerini destekleme durumlarına ilişkin analizler incelendiğinde öğretmenlerin ödül maddelerini, ceza maddelerini ve ödül- ceza maddelerinin genelini yüksek düzeyde destekledikleri anlaşılmıştır. Öğretmenlerin mevcut ödül-ceza maddelerini destekleme toplam puanına (X̄= 3,9459) bakıldığına, öğretmenlerin mevcut ödül ve ceza maddelerinin büyük bir bölümünden memnun oldukları çıkarımı yapılabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül maddelerini destekleme durumunun görev tipi, ödül alıp alma değişkenlerine göre incelendiğinde anlamlı farklılık bulunmaktadır. Yöneticilerin öğretmenlere göre ödül maddelerini daha fazla desteklediği söylenebilir (Bkz. Tablo 3.12). Ayrıca ödül alanlar almayanlara göre ödül maddelerini daha fazla destekledikleri sonucu çıkarılabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ceza maddelerini destekleme durumu görev tipi değişkenine göre yöneticiler lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Başka bir deyişle yöneticiler öğretmenlere göre ceza maddelerini daha fazla desteklemektedir. Diğer değişkenlere göre herhangi bir anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ceza maddelerini destekleme durumu maddeler bazında incelendiğinde öğretmenlerin en fazla desteklediği ilk dört maddenin devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla ilgili olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin bu maddeleri destekleme oranın yüksekliği (D69, X̄= 4,32; D67, X̄= 4,29; D64, X̄= 4,26; D65, X̄= 4,25) ölçüt alındığında bu maddelerde belirtilen fil ve hallerde bulunanlara uygulanan disiplin cezasının iyi yapılandırıldığı söylenebilir. Öğretmenlerin en fazla desteklediği ilk iki madde ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı işlenecek suçlara verilen disiplin cezalarıyla ilgilidir. Yani öğretmenler, ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı işlenecek olan suçun karşılığı verilen memurluktan çıkarma cezasının isabetli olduğuna yönelik genel bir kanıya sahip olduğu söylenebilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül-ceza maddeleri içerisinde en az desteklediği maddenin ("Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak") ceza maddesi olduğu görülmektedir. Sendikaların almış oldukları karar gereği kamu görevlilerinin serbest kıyafet giydikleri bilinmektedir. Kanun maddesi yürürlükte olsa da uygulamada geçerliliğini kısmen yitirmiş olmasından dolayı öğretmenler böyle bir tercihte bulunmuş olabilirler. Öğretmenlerin önerilen tüm ödül ve ceza maddelerini (X̄=3,96) oranında desteklediğinden hareketle bu maddeleri yüksek oranda destekledikleri sonucu çıkarılabilir. Öğretmenlerin önerilen ödül-ceza maddelerine katılım oranının yüksek olmasına dayanılarak yeni ödül veya ceza maddeleri oluşturulacaksa önerilen ödül-ceza maddelerin kullanılması öğretmen memnuniyetini ve motivasyonunu artırabilir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül ve cezalardan haberdar olma durumunun görev tipi değişkenine göre madde bazlı incelendiğinde tüm maddelere göre anlamlı farklılık bulunmaktadır. Bu anlamlı farklılık yöneticiler lehinedir. Öğretmenlerin uygulanmakta olan ödül ve ceza maddelerini destekleme durumlarının görev tipine göre madde bazlı incelendiğinde üç madde hariç geriye kalan tüm maddelerde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın yöneticiler lehine olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin önerilen ödül ve ceza maddelerini destekleme durumları görev tipine göre madde bazlı incelendiğinde bazı maddelerde anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu anlamlı farklılığın yöneticiler lehine olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda yöneticilerin ödül ve ceza maddelerinden daha fazla haberdar olduğu ayrıca bu maddeleri daha fazla destekledikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Muhittin Ekinci
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6. sınıf İngilizce dersi öğretim programının aydınlatıcı program değerlendirme modeli ile değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı altıncı sınıf İngilizce Dersi Öğretim Programını Aydınlatıcı Program Değerlendirme Modeli ile değerlendirmektir. Karma yöntem araştırmalarından eşzamanlı dönüşümsel desene sahip çalışmada, Aydınlatıcı Program Değerlendirme Modeli'ne uygun olarak programın öğretim sistemi ve öğrenme ortamı boyutları değerlendirilmiştir. Programın öğretim sistemine ilişkin veriler doküman incelemesi ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul/Sınıf Donanım ve Fiziki Yapısı Gözlem Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Öğrenme ortamına ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen "Ders Gözlem Formu", "Öğretmen Görüşme Formu", "Öğrenci Görüşme Formu", "Öğretmen Anketi" ve Aydoğmuş ve Kurnaz (2017) tarafından geliştirilen "İngilizce Dersi Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Çalışma kapsamında İngilizce dersi öğretim programı uygulayıcılara öneriler açısından analiz edilmiştir. Siirt ilindeki sosyo-ekonomik bakımdan birbirinden farklı 2 devlet ortaokulunun donanım/fiziki yapısına yönelik gözlem ve bu okulların altıncı sınıflarında İngilizce dersi veren 2 öğretmenin derslerinde 6 hafta gözlem gerçekleştirilmiştir. Gözlem yapılan okullardaki 7 İngilizce öğretmeniyle de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gözlem yapılan sınıflardaki 54 öğrenciye tutum ölçeği uygulanmış ve bu sınıflardaki 40 öğrenciyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Siirt ili ve ilçelerinde görev yapan 175 İngilizce öğretmenine de anket uygulanmıştır. Çalışmada öğretim programının incelenmesinde doküman analizi, donanım/fiziki yapıya yönelik gözlemlerde içerik analizi, ders içi gözlemlerde ortalama hesaplamaları ve betimsel analiz, öğretmen ve öğrenci görüşmelerinde içerik analizi, tutum ölçeğinde Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, anketlerin analizinde ise aritmetik ortalama ve yüzde hesaplamaları yöntemleri ile veriler analiz edilmiştir. Programın öğretim sisteminin değerlendirilmesine ilişkin bulgulara göre öğretim programında uygulayıcılara yönelik 32 adet öneriye ulaşılmış olup bu önerilerin iletişimsel odaklı yaklaşımla örtüştüğü belirlenmiştir. Merkezi Okul ve Çevre Okulun donanım/fiziki yapısı çoğunlukla benzerlik göstermekle birlikte Çevre Okulun derslerinde ek kaynak kitap kullanılmadığı bilgisine ulaşılmıştır. Programın öğrenme ortamının değerlendirilmesine ilişkin bulgulara göre ise Merkezi Okul öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları üzerinde olumsuz yönde etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmışken Çevre Okulu öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf içi gözlem sonuçlarından elde edilen bulgulara göre Merkezi Okulda ve Çevre Okulunda ders yürüten 2 İngilizce öğretmeninin de gözlem formundan aldıkları ortalama puanın düşük düzeyde kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Merkezi Okulda ve Çevre Okulda öğrenim gören öğrencilerle yapılan görüşmeler sonucunda Çevre Okulunda öğrenim gören öğrencilerin sosyo-ekonomik bakımdan daha dezavantajlı konumda olduğu bilgisine ulaşılmıştır. Bunun yanında Merkezi Okul ve Çevre Okulu öğrencilerinin görüşleri benzerlik göstermekle birlikte bazı konularda öğrenci görüşlerinin okul, çevre, aile, kültür ve sosyo-ekonomik durum gibi bir dizi faktörden kaynaklı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmenlere uygulanan anketlerden elde edilen bulgulardan ise öğretmenlerin programın etkili bir şekilde uygulanmasına yönelik aldıkları ortalama puanın iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, çalışmanın bulgularına ve sonuçlarına dayalı olarak program uygulayıcılarına, araştırmacılara, ders kitabı yazarları ve tasarımcılarına ve program geliştirme uzmanlarına yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.

Salih Akbulut
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin zaman yönetimi becerileri ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin zaman yönetimi becerilerini çeşitli değişkenler açısından incelemek ve zaman yönetimi becerileri ile akademik başarıları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile desenlenen bu araştırmanın örneklemini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkezinde bulunan Anadolu, fen ve meslek liselerinin 10, 11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 1029 ortaöğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile yine araştırmacı tarafından bu araştırma kapsamında geliştirilen, geçerlilik ve güvenilirlik kanıtları ortaya konan "Ortaöğretim Öğrencilerine Yönelik Zaman Yönetimi Becerileri Ölçeği" (ZYBÖ) kullanılmıştır. ZYBÖ'nin planlama, plana uyma, zamanı etkin kullanma, erteleme olmak üzere dört alt faktörü ve toplam 17 maddesi bulunmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım gösterdiği için, parametrik analizler uygulanmıştır. İkili karşılaştırmalarda parametrik testlerden Bağımsız Gruplar t Testi, çoklu karşılaştırmada Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde farklılık oluşturan grupları belirlemek amacıyla Tukey HSD Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilere göre zaman yönetimi becerileri ile akademik başarı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin cinsiyet, kim ile yaşadığı ve okul türü değişkenine göre ZYB arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmezken, okul türüne göre alt faktörlerden plana uyma ve erteleme becerileri arasında meslek liseleri lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Öğrencilerin sınıf düzeyine göre ZYB ile alt faktör planlama ve zamanı etkin kullanma becerileri arasında12. sınıflar lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Zaman yönetimi ile ilgili eğitim alma durumuna göre ZYB ile planlama, zamanı etkin kullanma ve erteleme alt faktörleri arasında orta düzeyde anlamlı farklılığın eğitim alanlar lehine olduğu belirlenmiştir. Ortaöğretim öğrencilerinin zaman yönetimi becerileri ile akademik başarıları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu farklılık başarı düzeyi düşük öğrenciler ile başarı düzeyi iyi öğrenciler arasında başarı düzeyi iyi öğrenciler lehinedir. Ayrıca araştırma sonucunda, ortaöğretim öğrencilerinin zaman yönetimi becerileri ile akademik başarıları arasında düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Ortaöğretim öğrencilerinin genel zaman yönetimi becerileri ile alt faktörlerden plana uyma, zamanı etkin kullanma ve erteleme becerilerine orta düzeyde, alt faktör planlama becerisine ise yüksek düzeyde sahip oldukları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Ortaöğretim, Planlama, Zaman, Zaman Yönetimi

Esra Oran
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenlerin performans düzeyleri üzerindeki etkisinde sosyal ve duygusal zekânın düzenleyici rolü

Bu araştırmada ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışlarının öğretmenlerin performans düzeyleri üzerindeki etkisinde sosyal ve duygusal zekânın düzenleyici rolünün açıklanması amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada bazı demografik değişkenlere (cinsiyet, öğrenim durumu, sendika üyelik durumu, görev yapılan ilçe, yaş, mesleki kıdem, mevcut okuldaki çalışma süresi ve branş) göre öğretmenlerin algılarının farklılaşma durumu da incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama türlerinden model testi ile yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir) resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 4348 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini tabakalı örnekleme yöntemine göre belirlenen 819 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmadaki verilerin toplanmasında; "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Performans Ölçeği", "Sosyal Zekâ Ölçeği", "Duygusal Zekâ Ölçeği" ve "Kapsayıcı Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistik analizleri SPSS 22.0 ve AMOS 24.0 programları ile yapılmıştır. Ölçeklerin faktör yapılarını doğrulamak amacıyla DFA tekniğinden ve (Cronbach Alpha Coefficient) alfa kat sayısından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım göstermesi sebebiyle parametrik testler (t testi ve ANOVA testi) kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkilerin yorumlanmasında Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısından (r), çoklu doğrusal regresyon analizinden ve yol analizinden yararlanılmıştır. Buna ek olarak ilişkisel nedenleri test eden yaklaşımlardan biri olan Hayes'in (2017) düzenleyici etki analiz yöntemi (Model 1 ve Model 2) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile sosyal ve duygusal zekâ düzeylerinin yüksek, öğretmenlerin performans düzeylerinin ise çok yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışlarına ilişkin öğretmen algılarının mevcut okuldaki çalışma süresine bağlı olarak kısmen anlamlı bir farklılık gösterdiği; cinsiyet, öğrenim durumu, sendika üyelik durumu, görev yapılan ilçe, yaş, mesleki kıdem ve branş açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel performansa ilişkin algılarının öğrenim durumuna bağlı olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği görülürken cinsiyet, branş, görev yapılan ilçe, sendika üyelik durumu, yaş, mesleki kıdem, mevcut okuldaki çalışma süresi değişkenlerinin burada anlamlı farklılaşmadığı saptanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin sosyal zekâ düzeylerine ilişkin algılarının branş değişkenine bağlı olarak kısmen farklılaştığı; duygusal zekâ düzeylerinin ise görev yapılan ilçe değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Söz konusu diğer demografik değişkenlerde ise anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel performans ve sosyal zekâ düzeyleri arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki olduğu; öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri arasında ise pozitif yönde, anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu saptanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel performanslarına yönelik algıları ile sosyal zekâ düzeyleri arasında pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki olduğu, duygusal zekâ düzeyi arasında ise pozitif yönde, anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sosyal zekâlarına yönelik algıları ile duygusal zekâ düzeyleri arasında pozitif yönde, anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel performansı arasındaki ilişkide öğretmenlerin sosyal zekâ algısının düzenleyici etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel performansı arasındaki ilişkide öğretmenlerin duygusal zekâ algısının düzenleyici etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak yapılan analiz sonucunda okul müdürlerinin kapsayıcı liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel performansı arasındaki ilişkide sosyal ve duygusal zekânın birlikte düzenleyici bir rolünün olduğu saptanmıştır.

İslam Deviren
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin kültürel zekâ düzeyleri ile çok kültürlü eğitime yönelik tutumları ve yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu çalışmada öğretmenlerin kültürel zekâ düzeyleri ile çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ve yeterlikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Siirt il merkezi, Eruh, Kurtalan, Tillo, Pervari, Şirvan ve Baykan ilçeleri ile bu ilçelere bağlı köylerde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan toplam 4817 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrenden rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen çeşitli branşlardan 179'u kadın ve 141'i erkek olan toplam 320 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için Kültürel Zekâ Ölçeği, Çok Kültürlü Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği ve Çokkültürlü Farkındalık, Bilgi ve Beceri Formu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri tanımlayıcı istatistikler, uygun fark analizleri, korelasyon ve regresyon analizleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin kültürel zekâ düzeylerinin orta-üst seviyede olduğu, özellikle motivasyon ve üstbilişsel boyutlarda daha yüksek ortalamalara sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenlerin çokkültürlü eğitime karşı genel tutumlarının olumlu yönde olduğu görülmüştür. Çokkültürlü yeterlik boyutları incelendiğinde, farkındalık düzeylerinin bilgi ve beceri düzeylerinden daha yüksek olduğu; özellikle bilgi boyutunda görece düşük ortalamaların dikkat çektiği tespit edilmiştir. Araştırmanın temel bulgusu olarak, öğretmenlerin kültürel zekâ düzeyleri ile çokkültürlü eğitime yönelik tutumları ve çokkültürlü yeterlikleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, öğretmenlerin kültürel zekâ düzeyleri ve çokkültürlü eğitime yönelik tutumlarının, çokkültürlü yeterlikleri (farkındalık, bilgi ve beceri) anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kültürel zekâ ve tutumun çokkültürlü yeterlikler üzerindeki önemli belirleyici rolünü ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültürel Zekâ, Çokkültürlülük, Çokkültürlü Eğitim, Çokkültürlü Eğitime Yönelik Tutum, Çokkültürlü Yeterlik.

Zeynep Damar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile prososyal motivasyonları arasındaki ilişki

daha sonra Bu araştırmada öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile prososyal motivasyonları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, nicel yöntemli olup ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma evrenini Siirt ilinde görev yapan 4.978 öğretmen, örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 374 öğretmen oluşturmaktadır. Veriler, Tösten ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Algıları Ölçeği" ile Grant ve Sumanth (2009) tarafından geliştirilen, Kesen ve Akyüz (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan "Prososyal Motivasyon Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, fark testleri (t-testi, Anova) ve ilişki testleri (korelasyon, regresyon) uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile prososyal motivasyonları arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle psikolojik dayanıklılık ve umut bileşenlerinin prososyal motivasyonu yordamada önemli olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, demografik değişkenler açısından cinsiyet, yaş, kıdem ve branş faktörlerinin psikolojik sermaye ve prososyal motivasyon düzeyleri üzerinde anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, öğretmenlerin psikolojik sermayelerini geliştiren programların ve kurumsal desteklerin, onların prososyal motivasyonlarını artırmada önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. doldurulacaktır

Nurcan Sürgüvenç
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde öznel akademik iyi oluşun akademik azim, akademik sorumluluk ve akademik öz-yeterlik açılarından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin öznel akademik iyi oluşlarının akademik azim, akademik sorumluluk ve akademik öz-yeterlik bağlamlarında incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmaya 2024-2025 eğitim öğretim döneminde Konya ilinde öğrenimlerine devam eden 1185 lise öğrencisi katılmıştır. Öğrencilere kişisel bilgi formu, öznel akademik iyi oluş ölçeği, akademik azim ölçeği, akademik sorumluluk ölçeği ve akademik öz-yeterlik ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan ulaşılan sonuçlara göre ortaöğretim öğrencilerinin öznel akademik iyi oluş düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, ebeveynlerin eğitim düzeyi ve algılanan sosyo-ekonomik düzey değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülürken lise türü değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Yapılan korelasyon analizi sonucunda öznel akademik iyi oluş ile akademik azim kavramı arasında pozitif yönlü, anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki görülmüş olup akademik sorumluluk ve akademik öz-yeterlik ile aralarında ise pozitif yönde, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Son olarak yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda ise akademik azim, akademik sorumluluk ve akademik öz-yeterlik düzeylerinin öznel akademik iyi oluşu anlamlı bir düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda tartışma ve önerilerde bulunulmuştur.

Akademik azimAkademik sorumlulukAkademik öz yeterlilik
Nesrin Betül Özdemir
Selçuk University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ders kitaplarının karakter eğitiminin altı temel değeri bakımından analizi

Öğretmenlerin, öğrencilerin öğretme-öğrenme ortamlarında en çok kullandıkları kaynaklardan biri ders kitaplarıdır. Bu çalışmanın amacı ders kitaplarında Karakter Eğitiminde Altı Temel Değer'e (The Six Pillars Of Character) ne düzeyde yer verildiğini belirlemektir. Araştırmada tarama modeli ve doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. 2021-2022 öğretim yılında Ankara'daki devlet ilkokullarında kullanılan ders kitapları veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Karakter eğitimine her sınıf ve her derste yeterli düzeyde yer verilmesi gerektiği düşünülerek birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıftaki temel derslerin ders kitapları incelenmiştir. Birinci sınıfta; Hayat Bilgisi, Türkçe, Matematik, ikinci sınıfta; Hayat Bilgisi, Türkçe, Matematik, üçüncü sınıfta; Hayat Bilgisi, Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve dördüncü sınıfta da Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilgiler ders kitapları incelenmiştir. İlkokul ders kitaplarının sınıf düzeylerine göre değerleri kapsaması bakımından benzerlik ve farklılıklarını bulmak amacıyla farklı sınıf düzeylerindeki ders kitapları analiz edilmiştir. Ders kitapları Karakterin Altı Temel Değeri (The Six Pillars Of Character) sınıflamasına göre incelenmiştir. Dürüstlük (Trustworthiness), Saygı (Respect), Sorumluluk (Responsibility), Adalet (Fairness), Koruma-Kollama (Caring) ve Vatandaşlık (Citizenship) altı temel değeri oluşturmaktadır. Bu sınıflamanın seçilmesinin sebebi ise Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretim programlarındaki değerler ile Karakterin Altı Temel Değeri'nin benzerlik göstermesidir. Araştırma sonucunda karakter eğitimine ders kitaplarında ne düzeyde yer verildiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre ilkokul ders kitaplarında Karakterin Altı Temel Değerine üçüncü sınıf Hayat Bilgisi ders kitabında Sorumluluk ve Vatandaşlık değerleri hariç ya hiç yer verilmediği ya da değerlere nitelikli bir karakter eğitimi için yeterli düzeyde yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Veli Yıldız
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İnsan hakları savunucularında psikolojik güçlenme: Bir temellendirilmiş kuram çalışması

Bu çalışma insan hakları savunucularının, insan hakları çalışmalarına özgü riskler ve zorluklar karşısında faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı veya engel olan bileşenlerin belirlenmesini ve bu bileşenlerin insan hakları savunucularının güçlenmeleri üzerindeki etkisini açıklama amacı taşımaktadır. Çalışmada yapılandırmacı temellendirilmiş kuram yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda çeşitli dezavantajlı gruplara yönelik faaliyet yürüten 10 insan hakları savunucusu ve insan hakları savunucuları ile çalışma deneyimine sahip iki ruh sağlığı uzmanı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verilerinin ilk, odaklı ve kuramsal kodlama aşamaları ile analizi sonucunda insan hakları savunucularında psikolojik güçlenmeyi açıklayan kuramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Analiz sonucunda, insan hakları savunucularının psikolojik açıdan güçlenmelerini etkileyen üç ana bileşen belirlenmiştir. Bu bileşenler (1) psikolojik dayanıklılık, (2) iş-yaşam dengesi, (3) sosyal destek olarak sıralanmaktadır. Üç ana bileşen, odaklı kodlama sürecinde belirlenen 10 kategoriyle ilişkili olarak insan hakları savunucularının güçlenmelerini etkilemektedir. Söz konusu kategoriler kişisel, kurumsal ve toplumsal-siyasi faktörler olarak üç gruba ayrılmıştır. Bu faktörlerle insan hakları savunucularında psikolojik güçlenmeyi belirleyen ana bileşenlerin ilişkisi bulgular kısmında detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın insan hakları savunuculuğu yürüten kişi, grup ve kurumlara katkı sunabileceği ve aynı zamanda insan hakları savunucularının güçlendirilmesine dair uygulamalara yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.

Psikolojik güçlendirme
Gökhan Kabacaoğlu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul 6.sınıf İngilizce dersi öğretim programının Stake'in Uygunluk-Olasılık Modeli ile değerlendirilmesi

Karma yöntem araştırma desenlerinden kısmi karma eş zamanlı baskın durum desende yürütülen bu çalışmanın amacı, Stake'in Uygunluk-Olasılık Program Değerlendirme Modeli doğrultusunda 2018 İngilizce dersi 6.sınıf öğretim programının değerlendirilmesidir. Araştırmanın verileri 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ordu ilinin Altınordu, Ünye, Fatsa ilçelerindeki 410 ortaokul altıncı sınıf öğrencisi, 314 veli, 129 İngilizce öğretmeni, 62 okul yöneticisiyle yürütülmüştür. Verilerin analizinde hazırbulunuşluk ve başarı testleri, veli bilgi formu, anketler için betimsel istatistik; bireysel görüşme ve odak grup görüşme formları için içerik analizi; sınıf içi gözlem formu için betimleyici analiz kullanılmıştır. Araştırmanın girdi değerlendirme bulgularında, öğrencilerin hazırbulunuşluk seviyelerinin düşük, duyuşsal özellikler açısından İngilizce dersine yönelik olumlu görüşlere sahip oldukları; öğretmenlerin program tanımaya yönelik yeterli eğitim almadıkları ve programa yönelik görüşlerinin olumsuz olduğu; okul yöneticilerinin programın uygulanmasına ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu; velilerin İngilizce dersine verdikleri önemin düşük olduğu; okul/sınıf koşullarının kısmen yeterli olduğu belirlenmiştir. Süreç değerlendirmede resmi programla uygulanan program arasında gerek öğeler gerekse uygulama ilkeleri açısından uyumsuzluklar tespit edilmiştir. Ürün değerlendirme bulgularında öğrencilerin 6. sınıf İngilizce dersi öğretim programındaki kazanımları beklenilen düzeyde gerçekleştiremedikleri, duyuşsal özellikler açısından olumlu görüşlere sahip oldukları; öğretmenlerin programa ilişkin görüşlerinin olumsuz olduğu; okul yöneticilerinin programın uygulanmasına ilişkin görüşleri ile velilerin İngilizce dersi öğretimine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Bu bulgulardan hareketle, değerlendirilen programın etkililiğinin yeterli düzeyde sağlanamadığı; resmi, uygulanan ve ulaşılan program arasındaki uyumun oldukça zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Programın iyileştirilmesine ve gelecekte yürütülecek program değerlendirme çalışmalarına yönelik olarak sunulan önerilerin paydaşlara yol gösterici olması beklenmektedir. Anahtar sözcükler: program değerlendirme, Stake'in Uygunluk-Olasılık Modeli, İngilizce dersi öğretim programı, ortaokul

Şeyma Varol Şanlı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kayıp veriyle başa çıkma yöntemlerinin test eşitlemeye etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada; kayıp veriyle başa çıkma yöntemlerinin, farklı koşullar altında, test eşitleme yöntemlerinin performansı üzerindeki etkilerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada; örneklem büyüklüğü (750, 1500), kayıp veri oranı (%10, %20, %30) ve kayıp verilerin bulunduğu test formu (her iki test, eşitlenecek test) koşul olarak alınmıştır. Test eşitleme yöntemlerinin performansları; hata kareleri ortalamasının karekökü (RMSE) ve eşitleme yanlılığına (BIAS) göre değerlendirilmiştir. Araştırmada kullanılan tam veri setleri, TIMSS 2019'a elektronik uygulama (eTIMSS) ile katılan tüm ülkelerdeki, 6 ve 7 numaralı kitapçıkları alan ve iki kategorili (1-0) puanlanan maddeleri yanıtlayan öğrenci verilerinden elde edilmiştir. Tamamen rastgele kayıp veri mekanizması altında veri silinerek oluşturulan kayıp verili test formlarına sıfır atama (SA), hot deck atama (HDA) ve çoklu atama (PMM ve LOGREG) yöntemleri ile veri ataması yapılmıştır. Tamamlanmış test formları MTK'ye dayalı test eşitleme yöntemleri ile eşitlenmiştir. Araştırmadaki tüm analizler R programlama dili aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Referans değere en yakın ortalama RMSE ve BIAS değerleri üreten yöntemlerin PMM ve LOGREG olduğu, HDA yönteminin ise bu yöntemlere benzer performans gösterdiği belirlenmiştir. En hatalı ve en yanlı sonuçlar üreterek referans değere en uzak kestirimler yapan yöntemin ise SA olduğu görülmüştür. Araştırmada ele alınan örneklem büyüklüğü koşulunun tüm kayıp veriyle başa çıkma yöntemleri üzerinde, kayıp veri oranı ve kayıp verilerin bulunduğu test formu koşulunun ise sadece SA yöntemi ile elde edilen ortalama RMSE ve BIAS değerleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. PMM, LOGREG ve HDA yöntemlerinin araştırmada ele alınan tüm koşullarda, SA yönteminin ise en iyi performans gösterdiği büyük örneklemlerde ve düşük kayıp veri oranlarında tercih edilmesi önerilmiştir.

Baş etme stratejileriBaşa çıkmaBootstrap yöntemleri+2
Gülden Özdemir
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

9. sınıf ingilizce dersi öğretme-öğrenme süreçlerinin zenginleştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Bu çalışmanın amacı ortaöğretim 9. sınıf İngilizce dersi öğretim programında yer alan hedefleri gerçekleştirmeye yönelik düzenlenen öğretme-öğrenme süreçlerinin etkililiğini araştırmaktır. Öğretmen araştırması olarak da adlandırılan eylem araştırması yönteminin kullanıldığı bu araştırmada, aynı zamanda araştırmacı da olan öğretmen tarafından alanda görülen eksiklerin kapatılması ve öğrencilerin öğrenme düzeylerinin artırılması için ortaöğretim 9. sınıf İngilizce dersi öğretim programında yer alan hedefler doğrultusunda öğretme-öğrenme süreçleri hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmada eylem araştırmasının doğasına uygun olarak nitel ve nicel veriler birlikte kullanılmıştır. Araştırma için Konya Anadolu İmam Hatip Lisesi 9. sınıflarından birbirine denk üç sınıftan ikisi eylem araştırması biri ise geleneksel eğitim grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verileri düzey belirleme testi, izleme testleri ve akademik özgüven ölçeği ile toplanmıştır. Nitel veriler ise eylem araştırması gruplarında yer alan öğrencilerle yapılan odak grup görüşmeleri ve öğretmen tarafından öğretim süreci boyunca tutulan yansıtıcı günlük ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Kovaryans analizi ve MANOVA kullanılırken, nitel verilerin analizinde MAXQDA nitel veri analizi programı ve betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda eylem araştırması ile geleneksel eğitim gruplarının dinleme, konuşma ve yazma becerileri düzeltilmiş son test puanları arasında eylem araştırması grupları lehine anlamlı fark bulunmuştur. Okuma becerisi için ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Araştırma kapsamında uygulanan öğretme-öğrenme süreçlerinin öğrencilerin akademik özgüvenlerine olumlu etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci görüşlerine göre öğretme-öğrenme süreçlerinde dört temel beceriye önem verilmesi, öğrenilen dilin kullanılması için uygun ortam oluşturulması, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına göre hazırlanmış materyallerin sunulması öne çıkan konular olmuştur. Araştırmada öğrencilere nitelikli bir öğretim hizmeti sağlanması durumunda öğrencilerin öğrenme düzeylerinin anlamlı derecede artacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Saim Akman
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde algılanan istismar: Şemalar, cinsiyet rolleri, affetme ve benliğin farklılaşması açısından bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerinde algıladıkları istismar yaşantılarını erken dönem uyumsuz şemalar, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlar, affetme ve benliğin farklılaşması açısından incelemektir. Analiz sonuçları demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin cinsiyet, baba eğitim düzeyi, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve alkol/madde kullanımı değişkenlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan farklılaştığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler ve diğer bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismarı ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre ilişki süresi, alkol/madde kullanımı, kopukluk şema alanı, diğeri yönelimlilik şema alanı ve olumluya odaklanma alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordarken; cinsiyet (kadın olma), durumu affetme alt boyutu ve erkek cinsiyet rolü alt boyutu negatif yönde yordamaktadır. Demografik değişkenler ve diğer tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %24'ünü açıkladığı görülmektedir. Demografik değişkenler olmadan yalnızca bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Yol Analizi sonuçlarına göre diğeri yönelimlilik şema alanı, kopukluk şema alanı, olumluya odaklanma alt boyutu ve kadın cinsiyet rolü alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordamaktadır. Tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %21'ini açıkladığı görülmektedir.

BağışlamaBenlik farklılıklarıCinsiyet rolleri+7
Merih Ceylan
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansmanı: Ankara ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansman kaynaklarının, uygulamada karşılaşılan sorunların ve önerilen çözüm yollarının neler olduğunu ortaya koymaktır. Nitel yöntem benimsenerek iç içe geçmiş tek durum çalışması şeklinde desenlenen araştırmada veriler literatür taraması, doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada öncelikle 1999-2022 yılları arasında yayınlanmış Millî Eğitim Şûrası Kararları, Kalkınma Planları, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi ve mevzuat, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansmanı açısından incelenmiştir. Bununla birlikte araştırmada 2021- 2022 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinden amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklem yöntemi ile seçilen 34 farklı mesleki ve teknik ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan 24 okul müdürü ve 17 okul müdür yardımcısının görüşlerine başvurulmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış, analiz sonuçları anlatı biçiminde yazılarak doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; bu kurumların finansmanı büyük oranda devlet tarafından karşılanmaktadır. Yerel yönetimlerden, ilgili sektörlerden ve sivil toplum kuruluşlarından finansman desteği alan okulların sayısı sınırlıdır. Politika belgeleri özel sektör desteğinin artırılmasına işaret etmektedir. Okul-aile birliği gelirlerinin kurumların ihtiyaçlarının karşılanmasındaki payı düşüktür. Döner sermaye işletmelerinin çoğu kurumda neredeyse işlevsiz oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki ve teknik eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, bu kaynakların dışında ilgili sektörler ve sivil toplum kuruluşlarından destek sağlanması, okul-aile birliği ve döner sermaye işletmeleri mevzuatında değişiklikler yapılarak daha işlevsel hale getirilmesi ve okul yöneticilerine finansman yönetimi konusunda eğitimler verilmesi önerilmiştir.

FinansmanMeslek liseleriOkul yöneticileri+4
Çilem Aksu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumu

Araştırmanın amacı, ergenlerin psikolojik dayanıklılığının boşanma sonrası uyumlarını yordayıp yordamadığının incelenmesi ve ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarının çeşitli demografik değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin değerlendirilmesidir. Bu kapsamda öncelikle araştırmacı tarafından Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın üç çalışma grubu da Ankara'da bazı ortaöğretim kurumlarına devam eden anne babası resmi olarak boşanmış dokuz, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Birinci çalışma grubu, araştırma kapsamında geliştirilen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin psikometrik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla uygulama yapılan 437 ergenden; ikinci çalışma grubu, Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği açımlayıcı faktör analizinde ortaya çıkan faktör yapısını doğrulamak amacıyla uygulama yapılan 271 ergenden; üçüncü çalışma grubu ise Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyut puanlarının Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği toplam puanını yordayıp yordamadığının ve boşanma sonrası yaşama uyumun bazı değişkenlere göre anlamlı fark gösterip göstermediğinin incelenmesi amacıyla uygulama yapılan 358 ergenden oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre, altı boyuttan ve toplam 31 maddeden oluşan bir yapının açığa çıkarıldığı Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği'nin ebeveynleri boşanmış ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerini ölçmek için yeterli psikometrik özelliklere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarından bir diğerinde, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği alt boyutlarından aile desteği, mücadele azmi ve empatinin ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyumlarını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca, ergenlerin boşanma sonrası yaşama uyum düzeylerinin cinsiyete, birlikte yaşamadığı ebeveyni ile görüşme sıklığına, sosyoekonomik düzeye ve ebeveynler arasındaki ilişkiye göre anlamlı fark gösterdiği; birlikte yaşadıkları kişiye göre ise anlamlı fark göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

BoşanmaBoşanmış ailelerErgenler+1
Rıdvan Şahin
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmen adaylarının görüşleri çerçevesinde öğretmen eğitiminde 21.yüzyıl becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, son sınıf İngilizce öğretmen adaylarının 21.yüzyıl becerilerine yönelik yeterlilik algıları, 21.yüzyıl becerilerinin kazanılmasına verdikleri öneme yönelik görüşleri ve lisans eğitimleri süresince aldıkları derslerde 21.yüzyıl becerilerinin yansımalarına ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Tarama deseninde yürütülen bu çalışma, Ankara ilinde bulunan devlet üniversitelerinin İngilizce öğretmenliği lisans programında 2017-2018 bahar döneminde öğrenim gören 233 son sınıf İngilizce öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın veri toplama aracını, araştırmacılar tarafından geliştirilmiş "21.Yüzyıl Becerileri Yeterlilik Algısı Ölçeği", "21.Yüzyıl Becerilerine Sahip Olmanın Önemi Anketi" ve "Eğitim Fakültesi Derslerinde 21.Yüzyıl Becerileri Anketi" olmak üzere üç farklı veri toplama aracının birleşiminden oluşan "İngilizce Öğretmen Adaylarına Yönelik 21.Yüzyıl Becerileri Formu" oluşturmaktadır. Araştırma verileri, betimleyici istatistik yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, araştırmaya katılan öğretmen adaylarının kendilerini sırasıyla "kültürlerarası beceriler", "öğrenme ve yenilenme becerileri", "kariyer becerileri" ve "yaşam becerileri" yeterli hissettikleri tespit edilmiştir. 21.yüzyıl becerilerine sahip olmanın önemine ilişkin bulgularda ise, öğretmen adayları sırasıyla "öğrenme ve yenilenme becerilerine", "yaşam becerilerine", "kültürlerarası becerilere" ve "kariyer becerilerine" sahip olmaya önem vermektedirler. Ayrıca, İngilizce öğretmen adayları aldıkları hizmet öncesi eğitimi, 21.yüzyıl becerilerinin kazandırılması açısından yeterli bulmadıklarını belirtmişlerdir. Bu sonuçlardan hareketle, 21.yüzyıl becerilerinin, İngilizce öğretmenliği lisans programına, tüm bileşenler dikkate alınarak istendik ve kasıtlı öğrenme yaşantıları oluşturacak şekilde entegre edilmesi önerilmektedir.

21. yüzyılAday öğretmenlerDil eğitimi+7
Arzu Aydın
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Intolerance of uncertainty and time management skills of individuals with attention deficit hyperactivity disorder symptoms

Attention Deficit Hyperactivity Disorder (ADHD) is characterized by hyperactivity, inattention, and impulsivity, emerging in childhood and persisting into adulthood. Intolerance of uncertainty refers to difficulties in coping with uncertain situations, whereas time management is defined as the ability of individuals to plan and use their time effectively. Adults who have ADHD struggle with several problems in daily life. Individuals with ADHD often have problems in time management, and they can also experience intolerance of uncertainty. However, current research in this area is limited; thus, this study aims to fill this gap by examining intolerance of uncertainty and time management skills in adults aged 18-45 with ADHD symptoms. The research was a quantitative study. Data was collected from respondents using survey research method. All surveys were delivered to participants online. "Personal Information Form", "The Turkish Version of the Attention Deficit and Hyperactivity Self-Report Scale (ASRS)", adapted by Doğan et al. (2009), "The Turkish Version of Short Version of Intolerance of Uncertainty Scale (IUS-12)" adapted by Sarıçam et al. (2014), and "Time Management Scale (TMQ)" adapted by Alay & Koçak. (2002) were used in the survey. 738 participants were reached using the online survey. 433 of the participants met the inclusion criteria for the study. 385 of the participants were female, 48 were male, and 50.1% of the participants had an ADHD diagnosis, and 49.9% did not have ADHD diagnosis but had ADHD symptoms. Descriptive statistics, Pearson correlation, and multiple linear regression analyses were used in data analysis. The findings show that the participants' time management and intolerance of uncertainty scores were above average. There is no statistically significant relationship between intolerance of uncertainty and time management. In addition, the predictive roles of the inattention and hyperactivity/impulsivity subscales on time management and intolerance of uncertainty were examined. The results showed that the inattention subscale negatively predicted time management. The hyperactivity/impulsivity dimension positively predicted time management. All subscales (inattention and hyperactivity/ impulsivity) positively predicted intolerance of uncertainty. In line with the results obtained, the findings were discussed with information in the literature, and suggestions were made for future research. Keywords: Attention Deficit Hyperactivity Disorder, Intolerance of Uncertainty, Time Management.

Rabia Selamet
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarının okula bağlılık ile ilişkisinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı lise düzeyinde eğitim gören öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarını ve bu yaşantılarla öğrencilerin okula bağlılığı arasındaki ilişkiyi çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın evrenini, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında devlet okullarında öğrenim gören 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 772 öğrenciden oluşan araştırma nedensel karşılaştırma da içeren ilişkisel bir çalışmadır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile birlikte "Siber Mağduriyet Ve Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Okula Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Bağımsız Gruplar T Testi, tek yönlü ANOVA, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H Testi ve Spearman-rho analizleri kullanılmıştır. Araştırmada kız ve erkek öğrencilerin arasında siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve okula bağlılık açısından anlamlı farka rastlanılmamıştır. 10. sınıf öğrencilerinin diğer sınıf düzeylerine göre daha fazla zorbalık yaşantılarının olduğu ve sınıf düzeyi arttıkça öğrencilerin okula bağlılıklarının arttığı tespit edilmiştir. Anne-baba eğitim düzeyi ile öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantıları arasında ilişki tespit edilmemiştir. Anne eğitim düzeyi lise olan öğrencilerde okula bağlılık puanlarının en yüksek, anne eğitim düzeyi lisans olan öğrencilerde ise okula bağlılık puanlarının en düşük olduğu bulunmuştur. Baba eğitim düzeyi ile öğrencilerin okula bağlılıkları arasında ilişki tespit edilmemiştir. Ailenin ortalama gelir düzeyinin öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantılarını yordamadığı, aile ortalama geliri asgari ücret düzeyinde olan öğrencilerin okula bağlılıkları en fazla iken aile geliri asgari ücret üzerinde olan öğrencilerde okula bağlılık en düşük düzeyde tespit edilmiştir. Okul türü ile siber mağduriyet yaşantıları arasında anlamlı bir fark yoktur. Anadolu Meslek Lisesi ve Sosyal Bilimler Lisesi öğrencilerinin siber zorbalık yaşantılarının diğer okul türlerinde eğitim gören öğrencilere göre daha fazla olduğu bulunmuştur. Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Anadolu Lisesi ve Fen Lisesinde eğitim gören öğrencilere göre okula bağlılıklarının daha az olduğu tespit edilmiştir. İnternette geçirilen süre ile öğrencilerin siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve akademik başarıları arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Fakat okula bağlılık düzeyi en düşük olan öğrencilerin not ortalaması en düşük olan öğrenciler olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaşı ile siber zorbalık-mağduriyet yaşantıları ve okula bağlılık arasında anlamlı fark yoktur. Siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında doğru yönde bir ilişki siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşantıları ile okula bağlılık arasında ters yönde bir ilişki tespit edilmiştir.

Lise öğrencileriOkul bağlılığıOkul terki+7
Ali Akpınar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ve öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada, öğretmenlerin okul yöneticilerinin sergilediği vizyoner liderlik davranışlarının cinsiyet, eğitim durumu, mesleki deneyim yılı, yaş grubu ve okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlemek amaçlanmaktadır. Ayrıca bu araştırmada, öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin cinsiyet, eğitim durumu, mesleki kıdem, yaş grubu ve okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği belirlemek amaçlanmaktadır. Belirtilen amaçlar doğrultusunda araştırmada ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesinde yer alan tüm liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Viranşehir ilçesinde yer alan liselerde görev yapan 748 öğretmen arasından "Basit Seçkisiz Örnekleme" yöntemi ile belirlenmiş olan 243 öğretmen oluşturmaktır. Araştırma sürecinde, öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarını değerlendirmek amacıyla "Vizyoner Liderlik Ölçeği" ve öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerini belirlemek için "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programından faydalanılmıştır. Araştırmada yapılan analiz sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışları ile öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarının öğretmenlerin bireysel yenilikçilik potansiyellerini etkileyebileceği şeklinde açıklanabilir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin öğretmenlerin cinsiyetlerine ve çalıştıkları okul türlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda öğretmenlerin okul yöneticilerinin vizyoner liderlik davranışlarına yönelik algılarında öğretmenlerin yaş gruplarının ve çalıştıkları okul türlerinin de etkili olduğu ifade edilebilir.

Bireysel yenilikçilikLiderlikOkul yöneticileri+5
Gökçe Aslan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik kaygısının ölçülmesinde kullanılan ölçeklerin güvenirlik genelleme meta-analizi

Bu çalışmanın temel amacı, matematik kaygısını ölçmede kullanılan yaygın ölçekler için genel güvenirlik katsayılarının elde edilmesidir. Ayrıca örneklem tanımlayıcıları ile ortalama güvenirlik değerleri arasındaki olası ilişkilerin keşfedilmesi, raporlama veya ihmal yoluyla tümevarım yapan çalışmaların oranlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmacılar tarafından matematik kaygısının ölçülmesinde kullanılan dokuz farklı ölçek (Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [MKDÖ], Revize Edilmiş Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [RMKDÖ], Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeğinin Kısaltılmış Versiyonu [MKDÖ-KV], Ergenler İçin Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [EMKDÖ], İlköğretim Öğrencileri İçin Suinn Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [İMKDÖ], Kısaltılmış Matematik Kaygı Ölçeği [KMKÖ], Revize Edilmiş Matematik Kaygısı Ölçeği [RMKÖ], Suinn ve Winston Matematik Kaygı Derecelendirme Ölçeği [SWMKDÖ], Matematik Kaygı Ölçeği [MKÖ] belirlenmiştir. Bu ölçeklerin genel bilgileri ve psikometrik özellikleri farklı başlıklar altında sunulmuştur. Ölçeklerin geliştirildiği veya revize edildikleri tarihlerden itibaren Cronbach alfa katsayısı raporlayan yayımlanmış ve yayımlanmamış çalışmalar analizlere dâhil edilmiştir. Bu çalışmada incelenen ölçekler için alfa katsayısı raporlayan çalışma sayısı 11 ile 120 arasında değişmektedir. Güvenirlik genelleme meta-analizine göre ortalama güvenirlik katsayısını elde edebilmek için Bonett dönüşüm yöntemiyle dönüştürülen çalışmalara ait ortalama güvenirlik katsayısı değeri rastgele etkiler modeliyle REML kestirim yöntemi kullanılarak R programında yer alan metafor paketinde analiz edilmiştir. Bu çalışmada incelenen ölçeklerin ortalama güvenirlik katsayıları şu şekilde tahmin edilmiştir: MKDÖ=,96; RMKDÖ=,93; MKDÖ-KV=,93; EMKDÖ=,91; İMKDÖ=,89; KMKÖ=,86; RMKÖ=,90; SWMKDÖ=,93; MKÖ=,89. Ayrıca heterojenlik ve yayım yanlılığı analizleri de gerçekleştirilmiştir. Heterojenliğin kaynağını araştırmak için yayım türü, okul düzeyi, ülke, kıta, yayım yılı, kadın katılımcı oranı, madde sayısı ve örneklem büyüklüğü moderatör değişkenlerinin genelleştirilmiş alfa katsayılarına olan etkisi araştırılmıştır. Belirlenen ölçeklerin hepsi için alfa raporlayan çalışmalarda, yayım türü değişkeninin ortalama alfa katsayısına etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Okul düzeyi değişkeninin beş (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, KMKÖ, MKÖ), ülke değişkeninin altı (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, EMKDÖ, RMKÖ, MKÖ), kıta değişkeninin dört (MKDÖ, RMKDÖ, MKDÖ-KV, EMKDÖ), yayım yılı değişkeninin iki (MKDÖ, RMKÖ), madde sayısı değişkeninin dört (MKDÖ, EMKDÖ, İMKDÖ, MKÖ), kadın katılımcı oranı değişkeninin üç (KMKÖ, RMKÖ, SWMKDÖ), örneklem büyüklüğü değişkeninin bir ölçek (MKÖ) için ortalama alfa değerlerine etkileri istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Analizler sonucunda elde edilen bulgulardan yola çıkarak, araştırmacılar için önerilerde bulunulmuş ve araştırmanın sınırlılıklarından bahsedilmiştir.

Salih Göcen
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişki: Bir meta-analiz çalışması

Yapılan bu meta-analiz çalışmasının amacı, örneklemi Türkiye'de olan akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişkiyi incelemiş birincil çalışmaları bir araya getirerek genel bir korelasyonel etki büyüklüğü sunmaktır. Bu çalışma ayrıca akademik özyeterlik ve akademik erteleme arasındaki ilişkide farklılaşan etki büyüklüğünün olası sebepleri belirlemeye çalışmaktadır. Çalışma hem genel bir etki büyüklüğü sunduğu hem de birincil çalışmalara ait etki büyüklüklerinin değişme sebeplerini incelediği için önemlidir. Çalışmada birincil verilere (makale, tez, bildiri) ulaşmak için Google Scholar arama motoru ve ERIC, TR Dizin, YÖK Tez Merkezi kapsamlı bir şekilde taranmıştır. Yapılan bu meta-analiz çalışması, tarama sonucunda ulaşılan çalışmalardan dâhil etme ölçütleri kapsamında incelenerek, akademik özyeterlik ve akademik erteleme ilişkisinde Pearson Korelasyon katsayısı (r) değeri sunan 21 birincil çalışma dâhil edilerek yürütülmüştür. Çalışmada genel etki büyüklüğünün yanında diğer istatistiksel hesaplamalar (yayım yanlılığı, çalışmaya ait heterojenlik) da yapılarak sunulmuştur. Ayrıca olası moderatör değişkenler de incelenmiştir. Analizlerin yapılması için Comperehensive Meta-Analysis (V3) programı kullanılmıştır. Yürütülen bu meta-analizde elde edilen bulgulara göre çalışmada yayım yanlılığının bulunmadığı görülmüştür. Rastgele etkiler yöntemi kullanılarak hesaplanan ortalama etki büyüklüğü değerinin, orta düzeyde ve negatif yönlü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır (𝑟̅=-,302). Çalışmada yapılan heterojenlik testinin sonuçları birincil çalışmaların etki büyüklüğü değerleri arasında heterojenlik bulunduğunu göstermiştir (Q=264,908; p<,05; sd=20; I2=92,450). Çalışmada olası moderatör değişken olarak incelenen değişkenlerden, yayım yılı, kadın katılımcı oranı ve yayım türü, öğrenim kademesi ve kullanılan akademik özyeterlik ölçeği değişkenlerinin akademik özyeterlik ve akademik erteleme değişkenleri ilişkisinde moderatör bir etki göstermedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Kullanılan akademik erteleme ölçeği değişkeninin ise iki olgu arasındaki ilişkide moderatör etkisinin bulunduğu gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur.

Ömer Şahin Aslan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde bir dönüşüm örneği: Urfa STEM Merkezi

Hızla değişen dünyanın gerektirdiği becerilere sahip, çağa ayak uydurabilen nesiller yetiştirmek ve eğitimde yenilikçi kaliteyi arttırmak eğitim bilimlerinin odak noktası haline gelmiştir. Bu süreçte klasiklerin önüne geçen eğitim uygulamaların incelenmesi ve yaygınlaştırılması önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı eğitimde başarılı bir girişim olan Urfa STEM Merkezi örneği üzerinden "eğitimde değişim ve dönüşümün" nasıl hayata geçirildiğini incelemektir. Bu kapsamda yenilikçi eğitim merkezi olarak faaliyet gösteren Urfa STEM girişiminin başarılı olmasında ne tür faktörlerin ve süreçlerin rol oynadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu araştırma, Urfa STEM merkezinin 2016-2022 yılları arasındaki çalışmalarını baz almıştır. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kapsamında yürütülen çalışmaya ölçüt örneklem ile belirlenen dokuz kişi katılmıştır. Araştırmanın veri toplama aşamasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların görüşleri tematik analizi ile incelenmiştir. Tematik analiz esnasında ortaya çıkan örüntüler temalaştırılarak sunulmuştur. Araştırmada ek veri kaynağı olarak Urfa STEM girişimine ait faaliyet raporları, fotoğraflar, videolar ve notlardan yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Urfa STEM Merkezinin kuruluşunda ve sürdürülmesinde etkin faktörler "tekil ve kolektif liderlik" çerçevesinde "değişim ihtiyacını hissetmek, değişimi gerçekleştirmeye hazır olmak, değişimi gerçekleştirmek ve değişimi kalıcı hale getirmek" temaları altında toplanmış ve bu kapsamda otuz beş farklı özelliğin vurgulandığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda kurum üyelerinin değişim ihtiyacını hissetmeleri, değişimi gerçekleştirmeye hazır olmaları, değişimi gerçekleştirmeleri ve değişimi kalıcı hale getirmeleri gerektiği ön plana çıkmaktadır. Bunun yanı sıra değişim yönetimi sürecinde liderin ve öncü koalisyonun değişim farkındalığına sahip olması, etkili iletişim kurma becerisine sahip olması, yetki paylaşımını gerçekleştirmesi, çözüm odaklı olması, yenilik yönetimi becerisine sahip olması, farklı fikirlere açık olması, kriz yönetimi becerisine sahip olması ve değişimi değerlendirebilmesi gerekmektedir. Araştırmanın sonuçları, sosyo-ekonomik sorunları olan ancak genç bir nüfusa ve yüksek kalkınma potansiyeline sahip bir bölgede kaliteli eğitim projelerinin gerçekleştirilmesi ve yaygınlaştırılması için önemli çıkarımlara sahiptir.

Seher Yıldız Şal
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknoloji liderliği

2019 yılının sonlarına doğru Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve daha sonra hızla dünyaya yayılıp önce "Sars-Cov-2" olarak daha sonra ise "Covid-19" olarak isimlendirilen virüsün sebep olduğu pandemi tüm dünyayı olumsuz etkilemiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) küresel çapta pandemi ilan etmesiyle birlikte devletler hızla tedbirler almaya başladılar. Bu tedbirler kapsamında, mağazalar, iş yerleri, alışveriş merkezleri, eğlence mekânları, spor salonları, bankalar, okullar, üniversiteler gibi önemli kurum ve kuruluşlar kapanmaya giderek uzun süren bir karantina sürecine dâhil oldular. Pandemiden en çok etkilenen alanlardan biri de şüphesiz eğitim olmuştur. Salgının yayılmasıyla ve kapanmaya gidilmesiyle birlikte tüm dünyada okullar kapatılarak uzaktan eğitime, diğer adıyla çevrimiçi (online) eğitime geçilmiştir. Tarihte daha önce de pandemi yaşanmış olmasına rağmen küreselleşen ve teknoloji sayesinde küçük bir köy haline gelen günümüz modern dünyasında salgınla karşılaşmak ve tedbir olarak okulları kapatıp uzaktan eğitime geçmek Türkiye'nin ve diğer dünya devletlerinin hazır veya alışkın olduğu bir durum değildi. Böyle bir durumda teknolojinin ve onu doğru şekilde kullanmanın, teknoloji okuryazarlığının; teknolojinin eğitime doğru, hızlı, etkili şekilde entegre etmenin önemi ortaya çıkmış oldu. Salgın süreciyle başlayan uzaktan eğitim serüveninde öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize önemli görevler düştü. Bu süreçte daha önce karşılaşmadığımız birçok sorunla karşılaşıldı, yeni kavramlar, teknolojiler, hayatımıza girmiş oldu. Bu araştırmanın amacı; pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknolojik liderlik kapsamında yaşadıkları sorunları, bu sorunlara karşı geliştirdikleri çözümleri, v uzaktan eğitim sürecinde teknolojik liderlik kapsamında sergiledikleri tutum ve davranışları saptamak; pandemi sürecinde okul yöneticiliği hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemi olan olgu bilim çalışması yapılmış olup veri toplama aracı olarak önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, uygun örneklem yöntemi ile seçilen Şanlıurfa ilinin üç merkez ilçesi olan Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü ilçelerindeki okullarda görev yapan okul yöneticilerinden oluşmaktadır. İlkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki farklı okul türlerinde görev yapan yirmi okul yöneticisi ile önceden hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşülmüştür. Görüşmelerde araştırmanın sınırlarının dışına çıkmamak ve katılımcıları yönlendirmek amacıyla sondalar kullanılıştır. Araştırmadan elde edilen veriler "tema analizi" yöntemiyle analiz edilmiştir. Tema analizi sonucunda belirli temalar ve kodlar oluşturulmuştur. Tema analizi sonuçlarından yola çıkarak pandemi sürecinde okul yöneticilerinin teknoloji liderliği kapsamında yaşadığı zorluklar; ilgisiz veliler, teknolojik altyapı yetersizliği, fırsat eşitsizliği, teknolojiye direnç gösteren öğretmenler, öğrencilerin motivasyon düşüklüğü olduğu ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda bazı öneriler sunulmuştur. Bu öneriler arasında teknolojik altyapı yetersizliğinin giderilmesi, velilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi, öğretmenlerin eğitimde teknoloji kullanımı konusunda eğitilmesi ve becerilerinin geliştirilmesi, fırsat eşitliğinin sağlanması gibi öneriler öne çıkmaktadır.

İbrahim Halil Binici
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TIMSS 2019 öğretmen iş tatmini ölçeğinin Türkiye örneklemindeki ölçme değişmezliğinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, TIMSS 2019 kapsamında Türkiye'de görev yapan öğretmenlere uygulanan öğretmen iş tatmini ölçeğinin cinsiyet, deneyim ve sınıftaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre ölçme değişmezliğinin incelenmesidir. Veri toplama aracı TIMSS 2019 öğretmen anketi bölümünde yer alan öğretmen iş tatmini ölçeği olup, araştırmanın örneklemini Türkiye'de görev yapmakta olan 431 öğretmenden oluşmaktadır. Öncelikle güvenirlik kanıtı olarak Cronbach Alpha ve Omega katsayıları hesaplanmış ve sunulmuştur. Daha sonra ölçeğin tek faktörlü yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş ve doğrulanmıştır. Ölçme değişmezliğine ilişkin incelemeler yapılırken yapısal eşitlik modellemesi tekniklerinden olan çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi ve çoklu gösterge çoklu neden modeli analizleri kullanılmıştır. Çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi ile değişmezlik aşamaları sırasıyla incelenmiştir. Daha sonra tüm değişkenler tek bir modele dâhil edilerek çoklu göstergeler çoklu nedenler modeli ile değişkenlerin örtük yapı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye örnekleminden elde edilen veriler ile yapılan analizlere göre TIMSS 2019 Öğretmen İş Tatmini Ölçeği'nin cinsiyet ve sınıftaki öğrenci sayısı değişkenlerine göre metrik değişmezlik, deneyime değişkenine göre ise katı değişmezlik sağladığı gözlemlenmiştir. Çoklu göstergeler çoklu nedenler modeli ile yapılan incelemede değişkenlerin iş tatmini örtük yapısının üzerinde manidar bir etkisi olmadığı bulgusu elde edilmiştir.

Muhammet Yasin Aydın
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen ve genç yetişkinlerde internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişki: Bir meta-analiz çalışması

Bu araştırmanın amacı ülkemizde ergen ve genç yetişkinlerde internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yapılan araştırma Türkiye'de internet ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi ele alan çalışmaların bulgularındaki farklı sonuçların giderilmesine, mevcut çalışmalara dayanarak daha yüksek güvenirliğe sahip tek bir bulgu elde edilmesine ve bu ilişkiye ait genel bir sonuca ulaşılmasına katkı sağlayacağı için önemli görülmektedir. Anahtar kelimeler kullanılarak YÖK Ulusal Tez Merkezi, Yök Akademik, Eric, TRDizin, ULAKBİM ve Google Akademik'ten aramalar gerçekleştirilmiştir. Dâhil etme kriterlerine göre yapılan araştırma sonucunda Pearson Korelasyon katsayısı (r) değeri sunan ergen ve genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi inceleyen 28 adet çalışma (toplam 29 etki büyüklüğü) ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygıyı inceleyen 17 adet çalışma ele alınarak bir meta-analiz çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada, Comprehensive Meta-Analysis (versiyon 3) yazılımı kullanılarak, analize dâhil edilen çalışmaların ayrı ayrı ve birleştirilerek etki büyüklükleri hesaplanmış, yayım yanlılığı kontrol edilmiş, heterojenlik testleri ve moderatör analizleri yapılmıştır. İnternet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasında orta düzey ve pozitif bir korelasyon bulunmuştur (𝑟̅ =,310). Telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı arasında düşük düzey ve pozitif bir korelasyon bulunmuştur (𝑟̅ =,282). İnternet bağımlılığı ile sosyal kaygı ilişkisinde heterojenlik testinin sonuçları (Q=234,878; sd=28; p<,05; I2=88,079) ve telefon bağımlılığı ile sosyal kaygı ilişkisinde heterojenlik testinin sonuçları (Q=92,083; p<,05; sd=16; I2=82,624) etki büyüklüğü değerleri arasında heterojenlik bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca, internet bağımlılığı ve sosyal kaygı ilişkisinde, örneklem türü, yayım durumu, internet bağımlılığı ölçeği, erkek katılımcı oranı, katılımcı sayısı ve yayım yılı değişkenlerinin moderatör bir etki yapmadıkları, kullanılan sosyal kaygı ölçeği değişkeninin ise moderatör etkileri olduğu görülmüştür. Telefon bağımlılığı ve sosyal kaygı ilişkisinde, incelenen moderatör değişkenlerden örneklem türü, yayım durumu, telefon bağımlılığı ölçeği, sosyal kaygı ölçeği, erkek katılımcı oranı değişkenlerinin etki büyüklüğünde istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşturmadıkları belirlenmiştir. Diğer moderatör değişkenlerden olan katılımcı sayısı ve yayım yılı değişkenlerinin ise istatistiksel olarak anlamlı oldukları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar irdelenmiş ve gelecekteki araştırmalar için tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İnternet Bağımlılığı, Telefon Bağımlılığı, Sosyal Kaygı, Meta-analiz.

Ezgi Mermer
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kesişimsel değişen madde fonksiyonunun belirlenmesi ve incelenmesi: TIMMS 2019 örneği

Bu araştırmanın amacı TIMSS 2019 testindeki 8. Sınıf düzeyinde yer alan fen bilimleri alt testindeki maddelerin cinsiyete ve sosyoekonomik düzey durumuna göre geleneksel ve bu değişkenler kullanılarak elde edilen kesişimsel gruplar düzeyinde kesişimsel Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019 TIMSS araştırması Türkiye örnekleminde yer alan 8. sınıf öğrencilerinden birinci ve ikinci kitapçıkta yer alan ortak fen bilimleri alt testini alanlar oluşturmuştur. TIMSS 2019 testindeki maddelerin DMF düzeyleri Mantel-Haenszel (MH) ve SIBTEST yöntemleriyle, difR paketini içeren R yazılımı kullanılarak, belirlenmiştir. DMF belirleme analizleri öncesinde SPSS ve Excel programlarıyla veriler analize hazır hale getirilmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen geleneksel DMF analizleri sonucunda; cinsiyet değişkeni bazında fen bilimleri alt testindeki 26 maddeden MH analizleriyle 6 madde, SIBTEST analizleriyle ise 3 madde DMF'li olarak işaretlenmiştir. Sosyoekonomik düzey bazında MH ve SIBTEST analizleri sonucunda 1 maddenin DMF içerdiği tespit edilmiştir. Bu araştırmada geleneksel yaklaşımlar dışında cinsiyet ve sosyoekonomik düzey değişkenleri kullanılarak kesişimsel gruplar oluşturulmuştur. Bu gruplar bazında gerçekleştirilen kesişimsel (intersection) DMF analizi sonucunda; 26 maddeyle yapılan 78 karşılaştırmada 7 maddede 10 DMF işaretlenmiştir. SIBTEST analizlerinde ise 7 maddede 8 DMF işaretlenmiştir.

İsmail Yıldız
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal ve duygusal beceriler arasındaki ilişkilerin incelenmesinde sıklıkçı ve bayesci yapısal eşitlik modellerinin karşılaştırılması

Öğrencilerin hızla gelişen ve değişen dünya şartlarına uyum sağlamaları, gün geçtikçe artan belirsiz hayat koşulları ile baş etmeleri, mesleki ve akademik başarılarının sürdürülebilir olması için sosyal ve duygusal becerilerinin geliştirilmesi gereklidir. Öğrenci gelişiminin önemli boyutlarından olan sosyal ve duygusal gelişimlerinin incelenmesi ve bu becerilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin ortaya konulması da ayrıca önemli görülmektedir. Yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri değişkenler arasındaki ilişkileri daha bütüncül olarak test edebilme ve açıklayabilme gibi avantajlardan dolayı araştırmalarda oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapısal eşitlik modellemesi uygulamalarında sıklıkçı yaklaşımın yanında son dönemlerde Bayesci yaklaşımlar da kullanılmakta ve bu yöntemlerin birbirlerine göre avantajlı veya dezavantajlı oldukları durumlar bulunabilmektedir. Bu araştırmada sıklıkçı ve Bayesci yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemleri sosyal ve duygusal beceriler arasındaki ilişkilerin analizinde ürettikleri istatistikler üzerinden karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken OECD'nin sosyal ve duygusal beceriler araştırması İstanbul ve Moskova verileri kullanılmıştır. İstanbul örneklemi 3167 ve Moskova örneklemi 3429 kişiden oluşmaktadır. Büyük Beşli Modelde yer alan sosyal ve duygusal becerilerin boyut (5 boyut: başkalarıyla etkileşim içinde olma, açık fikirlilik, görev performansı, duygu düzenleme, iş birliği) ve alt boyutlarına (15 alt boyut) hem sıklıkçı hem Bayesçi yöntemle DFA uygulanmış ve iki yöntemden elde edilen korelasyonlar, uyum indeksleri ve standartlaştırılmış faktör yükleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, büyük beşli modelde sosyal ve duygusal becerilerin ayrı ayrı ve bütünsel olarak ilişkileri sıklıkçı ve Bayesci YEM yöntemleriyle incelenmiş ve sonuçlar birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Bayesci yöntemde kullanılan BCFI ve BTLI uyum indekslerinin sıklıkçı muadilleri olan CFI ve TLI'ya göre daha uyumlu sonuçlar verdiği görülmüştür. Diğer taraftan, sıklıkçı yöntemde kullanılan RMSEA'nın ise Bayesci muadilli olan BRMSEA'ya göre daha uyumlu sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Kayıp verinin fazla ve örneklemin küçük olduğu, verilerin normal dağılıma sahip olmadığı ve önsel bilgi kullanılmak istenilen durumlarda avantaj sağlayan Bayesci YEM kullanılmak istendiğinde BRMSEA, BCFI ve BTLI uyum indeksleri raporlanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca her iki yöntemle de kurulan modelde ulaşılan standartlaştırılmış faktör yükü ve korelasyon değerlerinin birbirlerinden genellikle farklı olduğu; model büyüyüp karmaşıklaştıkça bu farklılığın daha da arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Son olarak, sosyal ve duygusal becerilerin birbiriyle olan ilişki düzeylerinin genel olarak pozitif yönde orta veya yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Bayesian ve nonbayesian yöntemlerDoğrulayıcı faktör analiziSosyal-duygusal beceri+1
İbrahim Helvacı
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası okuma becerilerinde gelişim araştırması (PIRLS) 2021 Türkiye verisinin bilişsel tanı modellemesi ile analizi

Bu araştırma, 2021 yılında yapılmış olan Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Araştırması'nda (PIRLS) Türkiye'nin verilerini bilişsel tanı modellemesi ile analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye PIRLS sınavına 2021 yılından önce en son 2001 yılında girmiştir. Yirmi yılın ardından uluslararası yapılan bu sınava Türkiye'nin de girmesi büyük bir önem taşımaktadır. Sınavdan elde edilen verilerin bilişsel tanı modelleri (BTM) ile analiz edilmesi sayesinde, sınava girenlerin okuma becerisi ile ilgili güçlü ve zayıf yönleri görülebilir ve daha detaylı geri bildirim alınabilir. Ayrıca BTM ile eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerin okuma becerisini daha iyi geliştirmek amacıyla izlenmesi gereken yol hakkında bilgi alınabilir. Bu çalışmada analiz etmek için "The Empty Pot" metni seçilmiştir ve Türkiye'den bu metni çözen 667 öğrencinin verileri analize alınmıştır. Öncelikle alan uzmanlarının görüşü de alınarak PIRLS nitelikleri arasında yer alan "Fikirleri/bilgileri yorumlama ve bütünleştirme" niteliği "Yorumlama" ve "Kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma" olmak üzere birbirinden ayrılmıştır. Nihai Q-matriste "Çıkarım yapma", "Yorumlama", "Kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma" ve "İnceleme ve Değerlendirme" nitelikleri bulunmaktadır. Çalışmada BTM'ler arasından G-DINA, DINA, DINO, A-CDM, LLM ve R-RUM modelleri karşılaştırılmış ve G DINA modelinin veri ile daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda Q-matriste oluşabilecek yanlış belirlemeleri düzeltmek amacıyla Q-matris doğrulama adımı uygulanmıştır. Elde edilen bulgular 39 öğrencinin (%5,85) tüm niteliklerde uzman (1111) olarak sınıflandırıldığını göstermektedir. Bir başka dikkat çeken sonuç ise, sınava giren 69 öğrenci hiçbir nitelikte (0000) uzmanlaşamamıştır ve bu da öğrencilerin yaklaşık %10'unun ölçülen hiçbir niteliğe sahip olmadığını göstermektedir. Tüm analiz sonuçlarına göre, dört nitelik arasında çıkarım yapma uzmanlaşması en kolay nitelik iken, kişisel bilgi ve deneyimleri kullanma ise en zor nitelik olarak görülmektedir.

Nihal Burçin Bircan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin duygusal zekâları ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişki

Bu tez çalışması, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa ilinin Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü olmak üzere üç merkez ilçesindeki kamu okullarında görev yapan öğretmenler tarafından algılanan okul müdürlerinin duygusal zekâları ile öğretmenlerin öznel iyi oluşları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Örneklemi, bu ilçelerdeki ilk ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan 375 öğretmen oluşturmaktadır. İlişkisel araştırma modelinin kullanıldığı bu çalışmada, veriler "Okul Müdürlerinin Duygusal Zekâ Becerilerini Kullanma Düzeyi Ölçeği", "Öğretmen Öznel İyi Oluş Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Veri analizi SPSS paket programı kullanılarak aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, basıklık, çarpıklık değerleri hesaplanarak yapılmış, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular, hem okul müdürlerinin duygusal zekâ becerilerini kullanma düzeyinin hem de öğretmenlerin öznel iyi oluş seviyesinin öğretmenler tarafından yüksek düzeyde algılandığını göstermiştir. Okul müdürlerine ait duygusal zekâ düzeylerinin görev yaptıkları kademeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği ancak görev yaptıkları ilçeye göre gösterdiği tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öznel iyi oluş seviyeleri ise cinsiyet, yaş, kıdem ve çalıştıkları ilçeye göre anlamlı bir farklılık gösterirken, sahip oldukları eğitim düzeyi ve çalıştıkları kademeye göre göstermez. Korelasyon analizi, okul müdürlerinin duygusal zekâsı ile öğretmenlerin öznel iyi oluşu arasında orta düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, okul müdürlerinin sahip olduğu duygusal zekâ ile öğretmen öznel iyi oluşun alt boyutları olan Okul Bağlılığı ve Öğretim Yeterliği arasında da orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Son olarak, yapılan basit doğrusal regresyon analizlerine göre, okul müdürlerinin sahip olduğu duygusal zekânın öğretmenlerin okul bağlılığının %31'ini, öğretim yeterliğinin %0.9'unu ve öznel iyi oluşunun %26.4'ünü yordadığı görülmüştür. Araştırma bulguları literatürde mevcut olan çalışmaların bulguları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.

Melike Adlim Karasöğüt
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kültüre duyarlı öğretim: Öğretmen öz yeterliği ve görüşleri

Kültüre duyarlı öğretim, kültürel, dilsel ve sosyoekonomik farklılıklara sahip öğrencilerin okul yaşamına aktif katılımını sağlamayı ve akademik başarılarını artırmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Millî Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenlerden beklediği yeterlikler de öğrencilerin bireysel farklılıklarını ve sosyokültürel özelliklerini dikkate alarak demokratik ve kapsayıcı öğrenme ortamları oluşturmayı vurgulamaktadır. Bu yüzden, öğretmenlerin bu yeterlikleri ne ölçüde karşıladığı ve kültüre duyarlı öğretim konusunda kendilerini ne kadar yeterli gördükleri araştırmalar ile belirlenmelidir. Bu çalışma, öğretmenlerin kültüre duyarlı öğretim öz yeterlik düzeylerini belirlemek, bu yeterliklerin okul ve öğretmen demografik özelliklerine göre farklılıklarını incelemek ve öğretmenlerin kültüre duyarlı öğretimi sınıf ortamında nasıl uyguladıklarını anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, karma yöntem yaklaşımlarından açıklayıcı sıralı desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler, Siwatu'nun (2007) geliştirdiği ve Soylu ile Kaysılı'nın (2021) Türkçeye uyarladığı Kültüre Duyarlı Öğretmen Öz Yeterliği Ölçeği ile Şanlıurfa'nın Haliliye, Eyyübiye ve Karaköprü ilçelerinde görev yapan 591 öğretmenden toplanmıştır. Nitel veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış sorular kullanılarak, 12 öğretmenle gerçekleştirilen birebir görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Nicel bulgularda, öğretmenler, öğrencilere güven aşılamak, yeni kavramları günlük yaşamla ilişkilendirerek öğretmek ve öğrencilerin iletişim biçimlerini anlamada yüksek öz yeterlik sergilerken, dil farklılığı olan öğrencilerle etkili iletişim kurma, öğrencilerin kültürlerinin bilime katkılarını öğretme ve öğrenme stillerine yönelik envanter kullanma konularında zorluk yaşamaktadırlar. Öğretmenlerin görev yaptığı bölge, okul kademesi ve okulun sosyoekonomik düzeyi ile öğretmenlerin KDÖ yeterlikleri istatiksel olarak farklılaştığı görülmüştür. Nitel bulgularda ise, bazı öğretmenlerin kültürel çeşitliliğe saygı göstererek güçlü öğrenci ilişkileri kurma ve öğretimi günlük yaşamla ilişkilendirme konularında kendilerini yeterli gördükleri anlaşılmıştır. Bazı öğretmenler, sosyo-kültürel bilinç geliştirme çabalarıyla, eğitimdeki eşitsizliklere karşı duyarlı bir yaklaşım sergileyip öğrencilerin kültürel farklılıklarını öğretim sürecinde zenginleştirici bir unsur olarak görmektedirler. Bununla birlikte, öğretmenler müfredatın katı yapısı ve okullardaki sosyoekonomik koşullar, kültüre duyarlı öğretim uygulamalarını sınırladığını ifade etmişlerdir. Sonuç olarak, eğitimde kültürel çeşitliliği ve eşitliği destekleyen bir çerçeve oluşturulmalı, öğretmen eğitimlerinde kültüre duyarlılık temel bir unsur haline getirilmelidir. Öğretmenlere, kültürel çeşitliliği sınıf ortamında etkili bir şekilde yönetebilmeleri için sürekli mesleki gelişim fırsatları sağlanmalı ve kültürel önyargıları farkına varmalarına yardımcı olacak eğitimler düzenlenmelidir.

Remzi Başkent
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile bilgi yönetimi düzeyleri arasındaki ilişkide yenilikçi yönetimin aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışları ile bilgi yönetimi düzeyleri arasındaki ilişkide yenilikçi yönetim anlayışının aracı rolünü incelemektir. Çalışma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa'daki 297 devlet okulu öğretmeninin katılımıyla gerçekleştirilmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplamak amacıyla "Okul Müdürlerinin Teknolojik Liderlik Davranışları Ölçeği", "Okullarda Yenilikçi Yönetim Ölçeği" ve "Bilgi Yönetimi Eğilimi Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgulara göre, öğretmenler okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarını, yenilikçi yönetim düzeylerini. ve bilgi yönetimi eğilimlerini orta düzeyde olumlu olarak değerlendirmiştir. Cinsiyet, yaş ve mesleki kıdem gibi demografik değişkenlerin, teknolojik liderlik, bilgi yönetimi ve yenilikçi yönetim düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı tespit edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi analizleri, okul müdürlerinin teknolojik liderlik davranışlarının bilgi yönetimi düzeylerini pozitif ve anlamlı bir şekilde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu ilişkide yenilikçi yönetim anlayışının kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Bu sonuç, eğitim kurumlarında bilgi yönetiminin etkinliğini artırmada yenilikçi liderlik yaklaşımının önemini vurgulamaktadır. Araştırma, okul müdürlerinin teknolojik liderlik becerilerinin geliştirilmesinin, bilgi yönetimi süreçlerinin daha etkili ve yenilikçi bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayabileceğine yönelik derin içgörüler içermektedir. Bu bağlamda, politika yapıcıların teknoloji odaklı eğitim politikaları geliştirmesi, okul yöneticilerinin dijital yetkinliklerinin artırılması ve teknoloji temelli liderlik eğitim programlarının zenginleştirilmesi önerilmektedir.

Emine Alev Yetkin Yücel
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumlarına etki eden faktörlerin incelenmesi

Biçimlendirici değerlendirme, öğrencinin süreç içindeki öğrenme ihtiyaçlarını belirleyerek, bu ihtiyaçları en iyi şekilde karşılayacak bir öğrenim planlaması yapmayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Türkiye'de yapılandırmacı eğitim felsefesiyle birlikte eğitim-öğretim sürecinde biçimlendirici değerlendirme kullanılmaya başlanmıştır. Öğrenci, öğretmen ve okul iklimi gibi farklı açılardan incelenebilen bu değerlendirme türü, bu çalışmada özellikle öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumları üzerinden ele alınmıştır. Bu amaçla, ortaokul öğretmenlerinin biçimlendirici değerlendirmeye yönelik tutumlarını ölçebilmek için bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve sonuçta ölçeğin "yaklaşım" ve "uygulama" olmak üzere iki boyuttan oluştuğu belirlenmiştir. Geliştirilen ölçekle, öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirmeye karşı tutumlarını etkileyen faktörler çeşitli açılardan incelenmiştir. "Yaklaşım" boyutunda öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme eğitimi almış olması, değerlendirme materyallerinin öğrencilerin öğrenme yeteneklerini geliştireceği inancı, biçimlendirici değerlendirme uygulamalarına odaklanma zorluğu, mezun olunan program, öğrencilerde gözlemlenen olumlu değişimler, biçimlendirici değerlendirme bilgi düzeyi ve iş yükünü artırma algısı gibi faktörler açısından gruplar arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. "Uygulama" boyutunda ise mesleği severek yapma, branşa ilgi, yöneticilerle iyi iletişim, çalıştığı okuldan memnuniyet ve biçimlendirici değerlendirme bilgi düzeyi gruplarında anlamlı olarak farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak çoklu doğrusal regresyon analiz yapılarak değişkenlerin göreceli önemi belirlenmiştir.

Yağmur Kuranlıoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Liselerde görev yapan öğretmenlerin algılarına göre yöneticilerin kullandığı güç tipi ile örgütsel adalet arasındaki ilişki

Bu çalışmada, liselerde görev yapan öğretmenlerin örgütsel güç tipi ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim öğretim yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı Şanlıurfa ilindeki merkez ilçelerin devlet liselerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 419 öğretmen ise çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Şanlıurfa ilinin merkez ilçelerindeki devlet liselerinde çalışan öğretmenlere Google Formlar üzerinden gönderilen "Güç Tipi Ölçeği (GTÖ)", "Örgütsel Adalet Ölçeği (ÖAÖ)" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ulaştırılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizleri SPSS 20 programı aracılığı ile yapılmıştır. Verilerin aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Değişkenlere göre toplanan verilerin demografik özellikler açısından farklılık gösterme durumunu belirlemede t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi tercih edilmiştir. Tukey testi kullanılarak anlamlı bulunan F değerinde fark olan gruplar belirlenmiştir. Örgütsel güç tipinin örgütsel adaleti yordama düzeyini belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Ortaya çıkan bulgularla katılımcıların örgütsel güç tipi ve örgütsel adalet algıları arasındaki ilişki ifade edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; liselerde görev yapan öğretmenlerin, okul yöneticilerinin kullandıkları güç tipi boyutlarından uzmanlık gücü, ödül gücü ve yasal güç boyutlarıyla ilgili algılarının yüksek, zorlayıcı güç ile ilgili algılarının ise diğer boyutlara göre daha düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Liselerde görev yapan öğretmenlerin, okul yöneticilerinin kullandıkları örgütsel güç tipi hakkındaki görüşlerinin okul türü, branş ve görev yaptıkları okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı; cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve görev yapılan lisedeki çalışma süresi değişkenleri bakımından anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin, örgütsel adalet algılarının ise yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, örgütsel adalet algılarının branş ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmazken, cinsiyet, eğitim durumu, yaş, mesleki deneyim ve görev yapılan lisedeki çalışma süresi değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Bu araştırma Şanlıurfa ili merkez ilçeleri ve 419 öğretmen ile sınırlıdır. Araştırmanın örneklemi genişletilerek kapsayıcılığı artırılabilir ve daha fazla veri elde edilerek çalışma yürütülebilir. Aynı araştırma nitel araştırma yöntemleri tercih edilerek betimsel analizler ile irdelenebilir. Araştırma sonucunda Örgütsel Güç Tipi ölçeğinin alt boyutlarından olan uzmanlık gücünün ve ödül gücünün örgütsel adaletin her üç boyutunda da anlamlı yordayıcılar olduğu elde edilmiştir. Yöneticileri bu anlamda güç tipi kullanımı konusunda bilinçlendirmek için düzenli seminerler yapılabilir.

ÖğretmenlerLise öğretmenleriÖrgütsel adalet+4
Ebrar Abuzar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim yöneticilerinin anlamlı liderlik davranışları hakkında öğretmen görüşleri

Bu çalışmanın amacı öğretmen görüşlerine göre okullarda gözlenen anlamlı liderlik davranışlarını belirlemek ve bu davranışları anlamlı liderlik bağlamında açıklamaktır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2021-2022 eğitim öğretim yılı güz döneminde resmi eğitim kurumlarında görev yapan 30 öğretmenden toplanmıştır. Katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla sorular yöneltilmiştir. Bu şekilde okul müdürlerinin anlamlı liderlik davranışlarını ortaya koyan öğretmen görüşleri incelenmiştir. Yüz yüze görüşmeler sonucunda toplanan görüşme kayıtları betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin anlamlı liderliğin alt boyutları olan "üstün hayat amacı, anlamı paylaşma, anlayış, geçmişi bugünü ve geleceği birleştirme, bilgelik, barışık olma, etiklik, diğerlerine hizmet, içsel motivasyon, aidiyet sağlama" olmak üzere 10 farklı boyutta davranış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada okul yöneticilerinin 10 boyuttaki anlamlı liderlik davranışlarının en çok üstün hayat amacı boyutunda çeşitlendiği görülmektedir. Üstün hayat amacı boyutunda en sık gözlenen davranış "eğitime adanmışlık" olarak sınıflandırılmaktadır. Bu boyutta en az gözlemlenen davranış ise "sosyalleşme" olarak görünüyor. Anlamı paylaşma boyutunda ise en çok "toplantı" davranışı öne çıkarken en az "sloganlaştırma" davranışı görülmektedir. Anlayış boyutunda öne çıkan davranış "empati" olurken geçmişi, bugünü ve geleceği birleştirebilme boyutunda öne çıkan davranış "geçmişten ders alma" en az görülen davranış ise "deneyim aktarımı" olarak görülmektedir. Bilgelik boyutunda en çok öne çıkan davranış "paylaşım" olurken en az görülen davranış ise "yol göstericilik" olarak görülmektedir. Barışık olma boyutunda en çok gözlenen davranış "hoşgörü" olurken en az görülen davranış ise "pozitiflik" olarak değerlendirilmektedir. Etiklik boyutunda en çok öne çıkan davranış "adillik" olurken en az görülen davranış "pozitif ayrımcılık" olarak değerlendirilmektedir. Diğerlerine hizmet boyutunda en çok gözlenen davranış "ihtiyaçlara hassasiyet" olurken en az görülen davranış ise "okul hassasiyeti olarak görülmektedir. İçsel motivasyon boyutunda en çok gözlenen davranış "iş heyecanı" olurken en seyrek görülen davranış ise "motive edicilik" olarak değerlendirilmektedir. Aidiyet sağlama boyutunda en çok gözlenen davranış "organizatörlük" olurken en az görülen davranış ise "kurumsal aidiyet" olarak görülmektedir. Bulgular, müdürlerin genellikle motive edici ve işte anlam bulmaya yardımcı davranışlar sergilediğini gösterse de birkaç tür olumsuz etkisi olan davranışın da müdürlerce uygulandığı fark edilmiştir. Söz konusu olumsuz davranışlar "rutinci olma" ve "klasik yöneticilik" başlıklarında toplanmaktadır. Son olarak okullarda gözlemlenen anlamlı liderlik davranışlarının belli boyutlarda toplandığı görülmekte ve okul müdürlerine söz konusu olumlu anlamlı liderlik davranışlarını güçlendiren ve bu davranışları geliştirmeye yardımcı bir eylem planı oluşturması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anlamlı Liderlik, Anlamlılık, Okulda Anlam, Anlamlı İş, Liderlik.

AnlamAnlam arayışıAnlamlı iş+2
Onur Jiyan Özipek
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dönüşümcü liderlik ile yenilikçi okul iklimi arasındaki ilişkide yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliğinin aracı rolü

Dönüşümcü liderler, vizyoner ve destekleyici tutumlarıyla öğretmenlerin güvenini kazanarak okul iklimini olumlu yönde şekillendirmekte; güvenin hâkim olduğu ortamlarda ise öğretmenlerin yeni fikirler üretme, iş birliği yapma ve yaratıcı ürünler ortaya koyma eğilimleri güçlenmektedir. Bu doğrultuda araştırma, öğretmen algılarına göre dönüşümcü liderlik ile yenilikçi okul iklimi arasındaki ilişkide yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliğinin aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokul ve liselerde görev yapan 476 öğretmen oluşturmuştur. Verilerin toplanması için " Kişisel Bilgi Formu", "Kısa Dönüşümcü Liderlik Ölçeği", "Yenilikçi Okul İklimi Ölçeği", "Okullarda Örgütsel Güven Ölçeği'nin Yöneticiye Güven alt boyutu" ve "Takım Yaratıcılık Öz yeterliliği Ölçeği"; analizler için ise SPSS 26.0 ve Mplus 8.3 istatistik paket programları kullanılmıştır. Analizlerin sonucunda, dönüşümcü liderlik, yöneticiye güven ve takım yaratıcılık öz yeterliliği algılarının yüksek; yenilikçi okul iklimi algısının ise orta düzeyde olduğu görülmüştür. Kadın öğretmenlerin tüm değişkenlere yönelik algıları erkeklerden yüksek bulunmuş; kıdemde anlamlı fark saptanmamıştır. Müdürle çalışma süresine göre, yenilikçi okul iklimi ve takım yaratıcılık öz yeterliliği algılarında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Dönüşümcü liderlik, yenilikçi okul iklimini hem doğrudan hem de dolaylı olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bu bulgular, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarının öğretmen algıları ve okulun gelişim dinamikleri üzerindeki kritik rolünü vurgulamaktadır. Ayrıca, farklı bölgeler ve kültürel bağlamlarda benzer modellerin test edilmesi, başka değişkenlerin incelenmesi ve boylamsal ya da karma yöntemli araştırma tasarımlarının kullanılması, bu ilişkinin daha derin ve çok boyutlu biçimde anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Süheyla Ahsen Sarıkaya
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

PISA 2022 kapsamında Türkiye'deki öğrencilerin matematik okuryazarlığını etkileyen faktörler

Bu araştırmanın amacı, Uluslararası Öğrenci Başarı Değerlendirme Programı (PISA 2022) verilerine göre Türkiye'deki öğrencilerin matematik okuryazarlığını etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırmada bireysel, ailesel, okul temelli ve sosyoekonomik değişkenlerin öğrencilerin matematik performansına etkileri incelenmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini PISA 2022 Türkiye örnekleminde yer alan 15 yaş grubu öğrenciler oluşturmaktadır. Veriler, PISA 2022 öğrenci anketi ve matematik okuryazarlığı testi sonuçlarından elde edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, çoklu doğrusal regresyon ve aşamalı doğrusal modelleme (HLM) teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, öğrencilerin matematik okuryazarlığını en güçlü biçimde yordayan değişkenlerin sosyoekonomik düzey, okul iklimi, öğretmen desteği, dijital kaynak erişimi ve matematiğe yönelik tutum olduğunu göstermektedir. Ailesel değişkenler incelendiğinde, ebeveyn eğitim düzeyi ve evdeki öğrenme kaynaklarının varlığı matematik performansında anlamlı farklar oluşturmaktadır. Okul düzeyinde ise öğretmen niteliği, öğrenme ortamının kalitesi ve okulun sosyoekonomik bileşimi belirleyici faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bulgular, öğrencilerin yalnızca bilişsel becerilerinin değil, aynı zamanda duyuşsal ve çevresel faktörlerin de başarı üzerinde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. PISA 2022 sonuçları Türkiye'nin ortalama puanında önceki yıllara kıyasla sınırlı bir artış olduğunu göstermektedir; ancak üst düzey yeterliklere ulaşan öğrenci oranı hâlâ düşük seviyededir. Araştırma sonuçları, eğitim sisteminde fırsat eşitliğinin sağlanması, öğretim programlarının PISA çerçevesine uygun biçimde güncellenmesi ve öğretmenlerin ölçme-değerlendirme yeterliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'de matematik okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik eğitim politikaları için veri temelli öneriler sunmaktadır.

Mustafa Öztürk
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde kendilik algısı, algılanan eş davranışları, ilişkide yükleme tarzları ve çift uyumu ilişkisinin incelenmesi

Son yıllarda, özellikle kadının iş dünyasında aktif olarak yer alması, eğitim, ekonomi ve sosyal alanlardaki değişmeler, aile kavramına yönelik bakış açısını değiştirmiştir. Bu değişimler evlilik ilişkilerini etkilemiş ve bu alanda yapılan çalışmaların sayısını arttırmıştır. Evlilik araştırmalarına özgün bir çalışma olarak eklenerek, evli bireylerin kendilerine, eşlerine ve evliliklerine yönelik farkındalıklarını artıracağı düşünülen bu çalışmanın amacı; evli bireylerin sahip olduğu kendilik algıları, eş değerlendirmeleri, yükleme tarzları ve çift uyumlarını çeşitli değişkenler açısından ele almaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan ve en az bir yıldır evli olan 376 kadın ve erkek birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, 'Demografik Bilgi Formu' (DBF), 'Evlilik Uyumu Ölçeği' (EUÖ), 'Sosyal Karşılaştırma Ölçeği' (SKÖ), 'Birtchnell Eş Değerlendirme Ölçeği' (BEDÖ) ve 'İlişkilerde Yükleme Ölçeği' (İYÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Normallik testleri ve uç değerleri belirlemek için Mahalanobis testi yapılmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılıkları analiz edilerek, araştırmanın amacı çerçevesinde; kendilik algısı, eş değerlendirme, yükleme tarzları ve evlilik uyumu arasında ilişkileri tespit edebilmek amacıyla Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Kendilik algısı, eş değerlendirme ve yükleme tarzlarının, evlilik uyumunun yordayıcıları olup olmadığını belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan kadın ve erkeklerin sadece eş değerlendirmeleri arasında cinsiyet açısından farklılaşma olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Evlilik uyumunun en güçlü yordayıcısının ilişkide yükleme tarzları alt boyutu olan sorumluluk olduğu, eş değerlendirmenin kontrolcülük ve kopukluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile yüksek ilişkili olduğu bulunmuştur. Değişkenler arası ilişkilere bakıldığında, kendilik algısı ve eş değerlendirme alt boyutu olan güvenilebilirliğin evlilik uyumu ile pozitif yönde; eş değerlendirme alt boyutları olan kontrolcülük, kopukluk ve bağımlılığın ve ilişkide yükleme tarzları nedensellik ve sorumluluk alt boyutlarının ise evlilik uyumu ile negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Demografik değişken olan evliliği önerme/önermeme/kararsız kalma durumunun ise tüm değişkenler ile pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Elde edilen bulgular alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve araştırmaya yönelik önerilere yer verilmiştir.

Benlik algısıEvli çiftlerEvlilik+7
İrem Yıldırım
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki doyum ile örgütsel sinizm arasındaki ilişki: Ortaokul öğretmenleri üzerine bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmenlerinin mesleki doyumları ve örgütsel sinizm düzeyleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Bu araştırmanın amaç ve alt amaçlarına ulaşmak için araştırmada veri toplama aracı olarak iki adet ölçek (Örgütsel Sinizm Ölçeği, Mesleki Doyum Ölçeği) ve öğretmenlerin demografik özellikleri gösteren bir anket kullanılmıştır. Veri toplama araçları Mayıs-Haziran 2018 tarihleri arasında Erciş ilçesinde görev yapan kadrolu ve sözleşmeli öğretmenlere uygulanmıştır. Erciş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bulunan tüm ortaokullara, öğretmen sayıları kadar veri toplama araçları ulaştırılmıştır. Geri dönüşü yapılan veri toplama araçlarından 357 tanesi değerlendirmeye dahil edilmiştir. Elde edilen veriler istatistik paket programı yardımı ile t-testi, ANOVA ve korelasyon testlerine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın sonucunda: Ortaokulda görev yapan öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin ve örgütsel sinizm düzeylerinin; yaş, kıdem yılı, branş, cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ayrıca mesleki doyum düzeyleri ve örgütsel sinizm düzeyleri arasında negatif yönlü ve orta derece güçlü bir ilişkinin var olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler Mesleki Doyum, Örgütsel Sinizm, Ortaokul Öğretmeni.

Ortaokul öğretmenleriOrtaokullarSinizm+3
Mehmet Ali Tink
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk Duygusu ve Çocuk Dünyası dergilerinde yer alan hikâye ve masalların değerler eğitimi açısından incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, II. Meşrutiyet yıllarında yayımlanan Çocuk Duygusu ve Çocuk Dünyası dergilerinde yer verilen hikâye ve masalların barındırdığı değerlerin eğitim açısından incelenmesidir. Araştırma kapsamında birincil kaynak olarak II. Meşrutiyet yıllarında en uzun ömürlü ve farklı dünya görüşlere sahip iki adet çocuk dergisi incelendi. Tarihsel belge niteliğindeki bu dergilerin incelenmesinde tarihsel araştırma ve doküman taranması modeli kullanıldı. Elde edilen veriler, Erol Güngör'ün değerler sınıflaması esas alınarak tasnif edildi ve değerlendirildi. Çeşitli kütüphanelerden toparlanan birincil kaynaklar incelendi, araştırma kapsamında değerlendirilebilecek veriler tasnif ve analiz edildi. Araştırma konusu dergilerde yer verilen hikâyelerde hangi değerlerin öne çıkarıldığı tespit edildi. İşlenen değerlerle yetiştirilmek istenen insan tipinin yeterlilikleri belirlenmeye çalışıldı. Bu niteliklerin günümüz insan yetiştirme sisteminde yer alan hedeflerle uyumu araştırıldı.. Her iki dergide de, değerlendirmede esas alınan tasnifteki değerlerin çoğuna ilişkin içeriğe rastlandı. En sık karşılaşılan değerin başında "sosyal" ve "ahlaki" değerler" gelmektedir. Hikâyelerde yoğun bir şekilde işlenen değerlerin ağırlığını sosyal değerler teşkil eder. Bunların içinde vatan sevgisi ön plana çıkarılmıştır. Bilimsel değerlerin de kısmen önemsendiği görülür. Dergilerde en zayıf kalmış değerler alanının "estetik" ve "dini" değerler olduğu söylenebilir. Elde edilen veriler ayrıca Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi kapsamında değerlendirildi. Çocuk dergilerinin hedeflediği insan tipiyle bu yeterlik çerçevesinin önemli oranda uyuştuğu görüldü. Günümüzde değerler eğitimi yeniden ön plana çıktı ve önem kazandı. Bu araştırma geçmişten günümüze değerlerin gelişimini ve değişimini incelemesi açısından önemlidir. Bu alanda yapılan az sayıda çalışmadan biri olması yönüyle de özgün bir çalışmadır.

DergilerDeğerler eğitimiEdebiyat dergisi+5
Sümeyye Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda görev yapan öğretmenlerin yıldırma yaşantıları ile yöneticilerin etik liderlik davranışları arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algıları ile yıldırma yaşantılarının ilişkisinin belirlenmesidir. Bu çerçevede sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını etkileyen etmenler ve yıldırma yaşanmasına neden olan davranışlar araştırılarak alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırma evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılında Adana Çukurova ilçelerinde çalışan 698 sınıf öğretmenidir. Bu evren içerisinde 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada ilkokullardaki sınıf öğretmenlerinin etik liderlik algılarını belirlemek için Yılmaz (2005) tarafından kullanılan Etik Liderlik Ölçeği (ELÖ) kullanılmıştır. Yıldırma davranışlarının sıklığını belirlemek için ise Einarsen ve Raknes, (1997) tarafından geliştirilen Cemaloğlu (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Olumsuz Davranış Ölçeği (ODÖ) kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken tanımlayıcı analiz olarak; yüzde, standart sapma, varyans, aritmetik ortalama ve frekans değerlerinden; non parametrik testlerde ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney U ve korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu (Spearman's Rank Order ) ndan yararlanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin okul yöneticilerini etik lider olarak görme düzeyleri oldukça yüksektir. Okullardaki olumsuz davranış (yıldırma) yaşama düzeyi ise düşüktür. Öğretmenlerin etik liderlik algıları yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Fakat okulda çalışma süresi değişkenine göre öğretmenlerin etik liderlik algıları arasında anlamlı farklılık vardır. Olumsuz davranış (yıldırma) düzeyi yaş, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem ve okulda çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Fakat eğitim düzeyi değişkeni ile olumsuz davranış yaşama sıklığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu gözlenmiştir. Araştırma sonucunda etik liderlik ve yıldırma davranışları arasında negatif yönde ve orta düzeyde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Etik liderlikLiderlikLiderlik modelleri+4
Özem Gençer
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen performanslarının bulanık mantık yöntemi ile değerlendirilmesi

Bu çalışmada, performans değerlendirme süreçlerinde bulanık mantık yaklaşımının kullanımını incelemek, öğretmen performanslarını bulanık mantık yaklaşımı ile değerlendiren bir model tasarlamak, geleneksel (klasik) yöntemle elde edilen değerlendirme sonuçları ile bulanık mantık yöntemi kullanılarak elde edilen değerlendirme sonuçlarını karşılaştırarak, değerlendirme açısından her iki yöntemin olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koyma amaçlanmıştır. Araştırma verileri Van ili merkez ilçelerde (İpekyolu, Edremit ve Tuşba) , 2016-2017 eğitim - öğretim yılı bahar döneminde, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde aktif olarak görev alan müdür, öğretmen ve öğrenim gören öğrencileri kapsamaktadır. Çalışma, basit seçkisiz örnekleme esasıyla 375 öğretmen, 42 müdür ve 1500 öğrenci üzerinden yürütülmüştür. Veriler, MEB tarafından öğretmen performansını belirlemek için oluşturulan değerlendirme formu uygulanarak toplanmıştır. Öğretmen performansını belirlemek için Matlab programında bulunan Fuzzy Logic Toolbox aracı kullanılarak bulanık mantık temelli üç girişli ve tek çıkışlı bir sistem tasarlanmıştır. Öğretmen, müdür ve öğrencilerden toplanan veriler giriş değişkenleri olarak belirlenmişken öğretmenin nihai performans puanı ise çıkış değişkeni olarak belirlenmiştir. Uzman görüşlerinden de yararlanarak yirmi yedi tane bulanık kural oluşturulmuştur. Mamdani bulanık çıkarım modeli kullanılarak durulaştırma işleminden sonra öğretmen performans değeri elde edilmiştir. Öğretmen performansları, önce klasik yöntemle daha sonra tasarlanan bulanık temelli modelle değerlendirilmiştir. Çalışma verilerinin analizinde, betimsel istatistikler (standart sapma, ortalama) T-Testi ve Pearson Korelasyonu kullanılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Analiz çalışmaların tümü SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, klasik yöntemle elde edilen öğretmen performans puanlarının ortalaması, bulanık yöntemle elde edilen puanların ortalamasından daha yüksek olduğu görülmüştür. Öğretmen performanslarının, her iki yönteme göre değerlendirme sonucu elde edilen puanlar arasında anlamlı bir fark olduğu ve bu farkın da klasik yöntem lehine olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada, bulanık ve klasik yöntemle elde edilen puanlar arasındaki ilişkiyi ifade eden korelasyon değeri tespit edilerek iki yöntem arasındaki ilişkinin pozitif ve yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.

Bulanık mantıkLise öğretmenleriMatlab+3
Müjde Arslan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin Eğitim Bilişim Ağı (EBA) projesinden yararlanma düzeyleri ve proje hakkındaki görüşleri

Millî Eğitim Bakanlığı 2023 vizyon belgesinde, okul bazında veriye dayalı planlama ve yönetim sistemine geçileceği yer almış ve bakanlığın tüm kararlarının veriye dayalı hale geleceği birinci hedef olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda; Bakanlığın mevcut veri sistemlerinden elde edilecek verilerin bütünleştirilmesi ile erişimi kolay bir Eğitsel Veri Ambarının oluşturulması öngörülmüştür. Bu sürece katkı sağlayacak en önemli bileşenlerden birisi, FATİH projesi kapsamında kurulan ve e-içerik merkezli bir eğitim platformu olan Eğitim Bilişim Ağıdır (EBA). Bu tez çalışmasında ortaokul matematik öğretmenlerinin EBA kullanım düzeylerinin araştırılması ve EBA yeterlilikleri hakkında öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Kayseri ili ortaokullarında görev yapan matematik öğretmenleri arasından, gönüllülük esası ile 312 öğretmen üzerinde karma araştırma yapılmıştır. Anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, ortaokul matematik öğretmenlerinin genel olarak EBA'yı eğitim öğretim süreçlerinde faydalı bulmakla beraber içerik yönünden yetersiz ya da kısmen yeterli buldukları ve hali hazırda çok fazla tercih etmedikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, EBA' nın eksik yönlerinin giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmasının gerekli olduğu ve bu sürecin olumlu kazanımlar doğuracağı değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler EBA, matematik eğitimi, e-içerik

Eğitim Bilişim AğıEğitim teknolojisiMatematik+5
Fatma Keskin Yorgancı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi: Van ili örneği

Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma araştırma desenlerinden Ardışık Açıklayıcı Karma Desen kullanılmıştır. Çalışma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Van ili Merkez ilçelerdeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) ilkokul (3 ve 4. sınıflar) ve ortaokulda (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) öğrencisi bulunan 806 veli ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde nicel veriler için "İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı Ölçeği/Veli Formu", nitel veriler için "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Nicel veriler elde edildikten sonra maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 veli ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Okul ile veli arasındaki ilişkilerin iyi düzeyde olduğu, evde ve okulda aile katılımının sıklıkla gerçekleştiği, anne-babalık rolü yapılanmasının çok yüksek düzeyde olduğu, anne-baba yeterlik algısının yüksek düzeyde olduğu, veliler arasında ara sıra iletişim kurulduğu tespit edilmiştir. • Elde edilen bulgular neticesinde öğrencisinin sınıf seviyesi yükseldikçe, ebeveynlerin aile katılımlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. • Öğrencisi için daha üst seviyede bir eğitim-öğretim hayatı düşüncesi içerisinde olan velilerin, daha yüksek düzeyde aile katılımı davranışları sergiledikleri görülmüştür. • Okul ve veli arasındaki ilişkiler, anne-babalık rolü yapılanması, anne-baba yeterlik algısı ve diğer ailelerle kurulan iletişim boyutları ile evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu boyutların evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutlarının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler İlkokul, ortaokul, aile katılımı, veli görüşleri

Aile katılımıOrtaokullarVan+2
İbrahim Çıkar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının uyku ritmi empati-sempati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Uyku insanlık var olduğu günden beri var olan ve bilimsel anlamda incelenmesi yakın geçmişe dayanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Uyku ile ilişkili olan birçok kavram olduğu bilinmekte ve özellikle psikolojik kavramlar uyku ile olan ilişkileri anlamında ilk sırada yer almaktadır. Bu çalışmada uyku ritmi, empati-sempati ve depresyon arasındaki ilişkilerin çeşitli değişkenler göre araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma hem betimsel hem de ilişkisel tarama modeli kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde formasyon eğitimi alan 336 öğretmen adayı katılmıştır. Çalışma kapsamında katılımcılara Demografik Soru Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Sabahçı – Akşamcı Uyku Tipi Ölçeği, ve Empati-Sempati Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma sonucunda SPSS paket programı kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akşamcıl, sabahçıl ve ara tip uyku ile depresyon ve empati-sempati ölçekleri puanları arasında anlamlı bir korelasyonun olmadığı görülmüştür. Kategorik değişkenler (Cinsiyet, spor yapma, gelecek beklentisi) ile uyku tipleri arasında anlamlı bir ilişkinin görülmediği ancak öğretmen adaylarının uyku tipleri ile madde kullanımları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu (X2 (sd =4, N= 336) =14,823, P = ,005 < .05) görülmüştür. Sonuç olarak diyebiliriz ki, Akşamcıl, sabahçıl veya ara uyku tipi olmanın birçok değişken tarafından yordanmadığı ve bu bulguların daha önce yapılan çalışmalarla örtüştüğü görülmüştür.

Aday öğretmenlerDepresyonEmpati+7
Suat Aynas
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmen adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırma, İngilizce öğretmeni adaylarının meslekteki ilk yıllarına yönelik olası benlikleri ile özel alan yeterliklerinin düzeyini belirlemek ve söz konusu iki değişken arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma bir ilişkisel tarama modeli örneğidir. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkiye'de bulunan devlet üniversitelerinin İngilizce öğretmenliği bölümünün son sınıflarında öğrenim gören toplam 357 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri "İngilizce Öğretmeni Özel Alan Yeterlikleri Değerlendirme Ölçeği" ve Türkçeye uyarlanan "Öğretmen Adayları Olası Benlikler Ölçeği" yardımıyla toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel ve kestirimsel istatistikî yöntemler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda İngilizce öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ve olası benlikleri arasındaki ilişki ile ilgili olarak aşağıdaki sonuçlar elde etmiştir: • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin cinsiyetlerine ve öğrenim gördükleri üniversitelerin düzeyine göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, akademik olarak başarı düzeyi yüksek olan öğretmen adaylarının özel alan yeterliklerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. • Öğretmen adaylarının toplam beklenen olası benliklerinin yüksek düzeyde, korkulan olası beliklerini ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının beklenen olası benliklerinin cinsiyetlerine, akademik başarı düzeylerine ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre farklılık göstermediği tespit edilmiştir. • Öğretmen adaylarının korkulan olası benliklerinin akademik başarı düzeyine göre farklılık göstermediği, cinsiyete ve öğrenim gördükleri üniversitelere göre ise farklılık gösterdiği belirlenmiştir. • Öğretmen adaylarının özel alan yeterlikleri ile beklenen olası benlikleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının korkulan olası benlikleri puanları ile özel alan yeterlik puanları arasında ise orta düzeyde negatif bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının beklenen ve korkulan olası benliklerinin açıklanmasında özel alan yeterliklerinin önemli ve anlamlı bir yordayıcı olduğu ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerMesleki benlik algısıMesleki yeterlilik+7
Kerem Aktaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğretmenlerinin örgütsel iç imaj algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, liselerde (ortaöğretim okullarında) görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre okullarının iç imaj algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evreni Nevşehir ili ve ilçelerindeki liselerde görev yapan öğretmenlerdir. Araştırmada hedef evrenden örneklem seçilerek uygulama yapılmış ve 333 öğretmene ulaşılmıştır. Bu araştırmada, liselerde görev yapmakta olan öğretmenlerin örgütsel iç imaj algılarını belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen Örgütsel İç İmaj Algı Ölçeği, örgütsel bağlılık düzeyini belirlemek için ise Balay (2000) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada şu bulgulara ulaşılmıştır: Katılımcıların görüşlerine göre, öğretmenler okullarına yönelik yüksek düzeyde olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin okullarına yönelik geliştirdikleri iç imaj algısı meslek liseleri çalışanlarına göre daha yüksek ve olumludur. Öğretmenlerden oluşan katılımcılardan erkekler ve yönetici konumunda olanlar okullarına yönelik daha olumlu bir iç imaj algısına sahiptir. Okullar öğretmen sayısı bakımından kalabalıklaştıkça öğretmenlerin okullarına yönelik iç imaj algıları olumsuz olmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj alt boyutlarında sahip oldukları görece en düşük algı okullarındaki eğitimin kalitesine ilişkin imaj boyutundadır. Eğitim kalitesine yönelik imaj bakımından Anadolu-Fen liselerinde görev yapmakta olan öğretmenler, meslek liselerinde çalışan öğretmenlerden daha olumlu bir algıya sahiptirler. Öğretmenler okullarına yönelik orta düzeyde bağlılık geliştirmişlerdir. Meslek liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeyleri Fen ve Anadolu liselerinde görev yapmakta olan katılımcıların uyum bağlılık düzeylerinden daha yüksektir. Uyum bağlılığı dışındaki gerek bağlılık toplam gerekse özdeşleşme ve içselleştirme alt boyutlarında ise durum tam tersidir. Erkek katılımcıların örgütsel bağlılık düzeyleri kadın katılımcılara, benzer biçimde yönetici olan katılımcıların da öğretmen katılımcılara göre örgütsel bağlılık düzeyleri oldukça yüksektir. Okulların öğretmen sayısı azaldıkça öğretmenlerin okullarına ilişkin bağlılık düzeyleri yükselmektedir. Öğretmenlerin görüşlerine göre, liselere ilişkin örgütsel iç imaj algı düzeyi ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında orta düzeyde, anlamlı ve pozitif bir ilişki mevcuttur. Katılımcıların okullarına yönelik iç imaj algı düzeyinin artması, okullarına yönelik geliştirdikleri örgütsel bağlılık düzeylerini artırmaktadır. Öğretmenlerin iç imaj algısının olumlu yönde artması, öğretmenlerin uyum bağlılıklarını düşük düzeyde de olsa azaltmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel imaj, Örgütsel iç imaj, örgütsel bağlılık

Kişisel imajLise öğretmenleriMesleki imaj+5
Gülnihal Saylık
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Van ili Tuşba, İpekyolu ve Edremit merkez ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki okullarda görev yapan 678 öğretmen ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği", "Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği" ve "Öğretmenlerin Teknoloji Kullanım Düzeyi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeyinin yüksek olduğu, cinsiyete göre kadınlar lehine anlamlı fark olduğu, 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenlerin adanmışlık düzeyinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. • Öğretmenlerin TPAB ve teknoloji kullanım düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. TPAB ve teknoloji kullanım düzeyi erkek öğretmenler, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri öğretmenleri ve 0-5 yıl mesleki deneyime sahip öğretmenler lehine anlamlı farklılık göstermektedir. • Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri, mesleğe adanmışlıkları ve eğitimde teknoloji kullanım düzeyleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu; teknolojik alan bilgisi, özverili çalışma, teknolojik bilgi ve teknolojik pedagojik alan bilgisi boyutlarının öğretmenlerin eğitim sürecinde teknoloji kullanmalarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir.

Adanmışlık düzeyiTeknoloji kabul ve kullanım modeliTeknoloji kullanımı+4
Meltem Kandemir
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışma, lise müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel sessizlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Van İli İpekyolu, Edremit ve Tuşba İlçelerindeki liselerde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme yönetimi ile seçilen öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", Conger ve Kanungo (1994) tarafından geliştirilen Aykanat (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Karizmatik Liderlik Ölçeği" (KLÖ) ve Dyn vd. (2003) tarafından geliştirilen Taşkıran (2010) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" (ÖSÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı analizler (aritmetik ortalama, standart hata, standart sapma, frekans, varyans, yüzde), parametrik fark testler (t testi ve ANOVA), Pearson Çift Yönlü Korelâsyon analizi kullanılmıştır. Grup ortalamaları arasındaki farkın test edilmesinde α= ,05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırmanın bulguları neticesinde; ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışını "vizyon belirleme", çevresel duyarlılık" üye ihtiyaçlarına duyarlılık" statükoyu sürdürmeme" boyutlarında ve ölçek toplamında sergiledikleri sonucu elde edilmiştir. Genel bir ifade ile okul müdürlerinin karizmatik liderlik davranışı sergiledikleri belirlenmiştir. Analizler neticesinde cinsiyeti mesleki kıdem, müdürle çalışma süresi değişkenleri açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre örgütsel sessizlik düzeyleri incelendiğinde çalışma örnekleminde yer alan öğretmenlerin "savunmacı sessizlik" boyutunda sessizlik davranışı içinde olmadıkları, "korumacı sessizlik" davranışı sergiledikleri, kısmen "kabullenici sessizlik davranışı sergiledikleri" ve genel olarak ölçek toplamında ise yine "orta" düzeyde sessizlik davranışı içinde oldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik davranışları yaş, mesleki kıdem, müdürle çalışma süresi değişkenlerinde anlamlı farklılık belirlenmiştir. Yapılan korelasyon analizinde ise karizmatik liderlik ile örgütsel sessizlik arasında ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükleri: Liderlik, karizmatik liderlik, sessizlik, örgütsel sessizlik, okul müdürü, okul, öğretmen

Karizmatik liderlikLiderlikLiseler+4
Cesim Aladağ
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin gelişime uygun uygulamalara yönelik inançlarının sınıflarındaki 3-6 yaş arası çocukların sosyal becerilerine etkisinin boylamsal olarak incelenmesidir. Çalışma grubunu, 350 okul öncesi öğretmeni ve 350 okul öncesi dönem çocuğu oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri, "Kişisel Bilgi Formu-öğretmenler için, Kişisel Bilgi Formu-çocuklar için, Gelişime Uygun Uygulamalar Öğretmen İnanç Ölçeği (GUUÖİÖ) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği-OSBED Öğretmen Formu" ile toplanmıştır. Veri analizi için Bağımsız Örneklemler için t testi ve Tekrarlı Ölçümler İçin Tek Yönlü Varyans Analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda, okul öncesi öğretmenlerinin GUU ile ilgili inanç ortalamalarının orta aralıkta olduğu, ancak yükseğe çok yakın olduğu bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin yaşlarının, kıdemlerinin, öğrenim düzeylerinin, çalışma şekillerinin (kadrolu-ücretli), çalıştıkları kurum türünün (anaokulu-anasınıfı) GUU'ya ilişkin inançları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Özel sektörde çalışan okul öncesi öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inanç ortalamalarının, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin inanç ortalamalarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının başında yapılan ölçümlerde okul öncesi eğitim alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında öğretmenlerinin GUU'ya ilişkin inançlarına göre anlamlı düzeyde bir farklılaşma göstermediği bulunmuştur. Eğitim-öğretim yılının ortasında yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri ve akademik beceriler alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Eğitim-öğretim yılının sonunda yapılan ölçümlerde GUU'ya ilişkin inanç düzeyi yüksek olan okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında yer alan çocukların sosyal becerilerinin başlangıç becerileri, akademik destek becerileri, arkadaşlık becerileri ve duyguları yönetme becerileri alt boyutlarında inançları düşük olanların sınıfındakilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bu bulgular göz önünde bulundurulduğunda, özellikle inanç düzeyleri düşük olan okul öncesi öğretmenlerine GUU felsefesini destekleyebilecek şekilde hizmet içi eğitimler verilebilir. Hizmet içi eğitimler düzenlenip öğretmenlerle, GUU'nun felsefesine ve ilkelerine uygun olarak, çalıştıkları grubun yaş özellikleri, bireysel özellikleri ve içinde yaşadığı toplumun özellikleri de göz önünde bulundurularak çocukların sosyal becerilerini destekleyecek etkinlikler hazırlanabilir. Anahtar sözcükler: gelişime uygun uygulamalar, sosyal beceriler, öğretmen inançları, okul öncesi eğitim, boylamsal çalışma

Kişilik inançlarıMesleki gelişmeOkul öncesi dönem+6
Hayriye Soyalp
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde Ar-ge'nin önemi ve Ar-ge biriminin faaliyetlerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri (Van ili örneği)

Ar-Ge yönetim ve faaliyetlerini incelediğimizde, birimlerin altyapı ve yatırımları kadar örgütlerin bu yapıları kullanma becerilerinin de önemli olduğu görülmektedir. Ar-Ge örgütlerinde başarı kriterleri, temel yetenek ve üstünlükleridir. Örgütlerin üstünlükleri; faaliyetleri düzenleme yetenekleri, yeniliklere uygun proje çıktıları ve stratejik hedefleri ile orantılıdır. Ar-Ge örgütlerinde gerekli yatırımların sağlanabilmesi için, hükümet politikalarının stratejileri, beşeri gücün etkin kullanımı ve bunları yönetimsel yaklaşımlar ile güçlendirmek önem arz etmektedir. Bu kapsamda hazırlanan çalışma Milli Eğitim Bakanlığı'nın taşra teşkilatlarında oluşturdukları Ar-Ge örgütlerinin stratejik olarak planladıkları ve yürüttükleri proje faaliyetlerinin eğitime ve okulların dönüşümüne etkileri incelenmiştir. Çalışma beş ana bölüm şeklinde kurgulanmıştır. Ar-Ge örgütleri ve okul/kurumlarda görev yapan 19 katılımcı ile gerçekleşen görüşme neticesinde veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışmanın örgütlerin Ar-Ge politikaları, Ar-Ge sorunları, usul ve esasları ile Ar-Ge birimlerinin temel yetenekleri, kurumsal işbirliklerine ve eğitimde 2023 Ar-Ge yönetişimine olumlu katkı sağlaması hedeflenmiştir.

Araştırma-geliştirmeEğitimEğitim yönetimi+4
Hakan Durğun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2020
00