Accessibility

Bu konu başlığı altında 72 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sürdürülebilir kentsel tasarım kriterleri kapsamında yaya bölgelerin incelenmesi; Siirt Güres caddesi örneği

Kentlerde nüfusun artması sonucunda taşıt kullanımı artmakta ve özellikle kent merkezlerinde trafik sorunlarına yol açmaktadır. Günümüzde hızlı kentleşme ve artan taşıt trafiği sonucu halkın özellikle kent merkezinde rahat dolaşımını kısıtlanmaktadır. Kentleşme hareketlerinin beraberinde getirdiği baskılar altındaki halka kentsel alanda güvenli ve konforlu alanlar yaratmak, taşıt trafiğinden kısmen veya tamamen arındırılmış yaya ölçeğinde açık mekânlar sunmak, toplanma mekânları oluşturmak, alışveriş alanları sağlamak, estetik ve ekonomik açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla yaya bölgelerinin kentsel planlama ve kentsel tasarım sürecine halkın katılımının sağlanması, ihtiyaç ve önerilerinin belirlenmesi yönünden önemlidir. Bu çerçevede kent içinde yayalaştırmanın kent için gerekliliği ve önemi vurgulanarak; kentsel tasarımın genel ilkeleri belirlenmiş uygulama aşamasında karşılaşılabilen sorunlar ele alınmıştır. Bu bağlamda Siirt ilinde araç trafiğine kapalı ilk ve tek olan Güres Caddesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Güres Caddesi eski çarşıda başlayıp Hastane Caddesi'ne kadar trafiğe kapattırılarak yayalaştırılmıştır. Güres Caddesi'nin geri kalan kısmı ise halen trafiğe açık olarak devam etmektedir. Güres Caddesi, Siirt'in en işlek ve ticari potansiyeli en yüksek olan tek caddesidir. Bu yapıların alt katlarında; giyim ve ayakkabı mağazaları, kahvehaneler, kuruyemişçiler, pastaneler, lokantalar, banka ve eczaneler vb. yapılar bulunmaktadır. Bu yapıların bir ve ikinci katlarında ise; büro ve ofisler yer almaktadır. Güres caddesinde mevcut durum analizleri, gözlemler, fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Güres Caddesinde yapılan gözlemler çerçevesinde anket çalışmaları hazırlanmıştır. Yapılan bu gözlemler ve anket çalışması sonucunda Güres Caddesinin olumlu ve olumsuz yanlarını, caddenin eksiklerini saptanarak kullanıcıların görüşleri ve istekleri belirlenmiş olup, mevcut durumun yaya bölgelerin tasarım kriterleri doğrultusunda çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimler: Güres Caddesi, Kentsel Tasarım İlkeler, Yaya Bölgesi, Yayalaştırma

CaddelerErişilebilirlikKentsel tasarım+3
Abdulvehap Nas
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görme engelli bireylerin erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin yaşam doyumlarına katkısı hakkında görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, erişilebilir teknolojik araç kullanım düzeylerinin görme engelli bireylerin yaşam doyumlarına katkısının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, İstanbul ilindeki kartopu örnekleme çeşitlerinden amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş 7'si erkek, 6'sı kız olmak üzere 13 yetişkin dönemindeki görme engelli birey oluşturmaktadır. Bu araştırmada katılımcıların konuya ilişkin görüşlerinin tespit edilmesi için yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan görüşme yöntemi ve yaşam doyum ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda uyguladığımız; araştırma yöntemi, karma model yöntemine göre tasarlanmış durum çalışmasıdır. Bu modelde nitel ve nicel araştırma yöntemleri bir arada kullanılır. Nitel araştırma yönteminde, görüşme, gözlem ve döküman analizi gibi nitel veri toplama yöntemleri kullanılarak olaylar doğal ortamda gerçekçi ve bütüncül bir şekilde ortaya konulmaktadır. Yapılan görüşmelerin sonucu elde edilen görüşme metinlerinin analizinde içerik analizi kullanılarak, içerik analizi çeşitlerinden de "kategorisel analiz" gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizinde kategorizasyondan yararlanılarak iki verinin bulguları birbiri ile karşılaştırılmıştır. Engel durumlarından dolayı bireyler, özel ve kamusal alanda; eğitim eksikliği, destek ve ekipman eksikliği, önyargılar gibi fiziksel, çevresel ve toplumsal birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu durumların görme engelli bireylerde yetersizlik, korku ve bunalıma sebep olmaması, içe kapanık bir kişiliğe dönüşmemesi için eğitim ve destek büyük önem arz etmektedir. Ayrıca bir insana bağlı yaşamak, ayrımcılık ve toplumsal önyargılar görme engelli bireylerin yaşam doyumu düzeylerini olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuzlukları azaltmak ve görme engelli bireylerin hayata kolay uyum sağlayabilmesi ve bir insana bağlı olarak yaşama durumunun onlara verdiği psikolojik yükten kurtulması adına, teknoloji ve onun insana sağladığı kolaylaştırıcı aletler devreye girmektedir. Bu sıkıntılar erişilebilir teknolojik araçlar sayesinde bir bakıma aşılmıştır. Araştırmanın sonucunda; görme engelli bireylerin yaşam doyum düzeyleri ve yaşam doyum düzeylerine katkı sağlayan erişilebilir teknolojik araçlar ve bu araçlara duyulan ihtiyaçlar, yeterlilikleri, ulaşılabilirlikleri ve yaşanan sorunların belirlendiği söylenebilir. Toplum, özel kurumlar ve devlet olarak yapılabilecekler hakkında önerilerde bulunulmuş ve bu alanda literatüre katkı sunması açısından önemli bir çalışma olması umulmuştur. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Görme Engelli, Erişilebilirlik, Teknolojik araçlar, Yaşam Doyumu

ErişilebilirlikGörme engellilerTeknoloji kullanımı+1
Serap Çifcibaşı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliği konusunun konutlar üzerinden incelenmesi

Erişilebilirlik kavramı, kişinin sosyal hayata katılabilmesi ve daha hızlı adapte olabilmesi için gerekli bir unsur olup, engelli kişiler için oldukça önemli bir yere sahiptir. Engelli kişiler sosyal yaşama, çevreye, kültürel aktivitelere, eğitime ve hatta bunlardan önce kişisel hayatlarına adapte olma konusunda zorlanmaktadırlar. Günümüzde engelli kişiler için yapılan sosyal aktivite ve yardımlaşma kampanyaları ne kadar önemli bir yere sahip olsa da, bu çalışmalar henüz yeterli kalmamaktadır. Engelli grubunda yer alan Akondroplazi, diğer adıyla anormal derecede boy kısalığı hastalığı olan kişiler, konutlarında yaşadıkları fiziksel zorluklar yüzünden sosyal hayata ve çevreye odaklanamayıp içe kapanık bireyler haline gelmektedirler. Yapılan bu çalışma, literatür taramasına dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Yedi bölümden oluşan bu tezin amacı, akondroplazisi olan kişilerin fiziksel erişilebilirliğinin konutlar üzerinden incelenmesi olarak açıklanmıştır. Seçilen konu örneği üzerinden akondroplazisi olan kişiler için ulusal ve uluslararası engelli standartlarının konutlara nasıl yansıtıldığının ortaya konulması hedeflenmiştir. Giriş bölümünde tezin amacı, yöntemi ve kapsamı belirtilmiştir. İkinci bölümde, engelli tanımı, engelli sınıflandırılması ve engelliler ile ilgili düzenlenen mevzuatlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde akondroplazi tanımı yapılmıştır. Dördüncü bölümde konut tanımı ve tipleri, konutların iç mekan özellikleri ile alakalı yapılan akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Beşinci bölümde, fiziksel erişilebilirlik tanımı, önemi, kapsamı, mevzuatları ve kavramları incelemiştir. Altıncı bölümde ise engellilerin konutta fiziksel erişilebilirliği ile alakalı akademik çalışma ve kaynaklar incelenmiştir. Yedinci ve son kısımda yapılan literatür araştırması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, akondroplazisi olan kişilerin konut yaşamını erişilebilir kılacak öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: akondroplazi, konut, erişilebilirlik, engelli, fiziksel erişilebilirlik, konut erişilebilirliği, iç mekan tasarımı

AkondroplaziEngelli haklarıEngelli ortam+6
Hazal Özağaçhanlı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevrimiçi market alışveriş tercihleri ile perakende marketler arasındaki ilişkiler: Ankara - Çankaya ilçesi örneği

Bilgi iletişim teknolojilerindeki (BİT) altyapıların iyileştirilmesi ve bireylerin mobil cihazlara olan adaptasyonun hızlanması ile bireyler günlük hayatlarının önemli bir kısmında internet bağlantıları sayesinde "çevrimiçi" olabilir hale gelmiştir. Kentlerde hızlı bir şekilde yaşanan bu dijital gelişmeler sonrasında bireylerin alışveriş amacı ile çevrimiçi ortamları kullanması hızlanmıştır. Günümüzde birçok farklı ürün çeşidi fiziksel herhangi bir unsura ihtiyaç duymadan çevrimiçi olarak sipariş edilebilmekte ve ürünler çok da uzun olmayan bir teslimat süresinde tüketiciye ulaşabilmektedir. Elektronik ticaret alanındaki gelişmelerle birlikte "aynı günde teslimat" gerektiren ürün çeşitlerinin de internet üzerinden alışverişi yapılabilir hale gelmiştir. Bireyler, bulundukları fiziksel ortamı değiştirmeden çevrimiçi süpermarket alışveriş uygulamaları ile anlık tüketime uygun gıda ve süpermarket ürünlerine günün her saati erişebilmektedir. COVID-19 pandemi süreci ile birlikte bireylerin evde geçirdiği süreler artmış, iş – eğitim – spor gibi farklı aktivite ihtiyaçları evde karşılanmaya başlanmıştır. Virüsün hızla yayılma endişesiyle de bireylerin kamusal/yarı kamusal alanlarda vakit geçirme süreleri azalmıştır. Bu gibi sebeplerle özellikle pandemi döneminde hem uluslararası hem de ulusal düzeyde çevrimiçi süpermarket alışverişine olan ilgi ve talepte devasa bir artış yaşanmıştır. Günümüzde çevrimiçi süpermarket alışverişine yönelmedeki en büyük etken pandemi süreci olsa da, konu ile ilgili literatür taraması yapıldığında bireylerin sosyo-demografik özellikleri, internet kullanımına olan yatkınlıkları ve yaşadıkları çevredeki kentsel faktörlerin (ticari birimlerin sayısı, ticari birimlere erişilebilirlik düzeyleri, BİT altyapısı vb.) de çevrimiçi alışverişe yönelmedeki temel sebeplerden olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, bu tez çalışmasında Ankara ili Çankaya ilçesindeki perakende market alanları ile bireylerin çevrimiçi süpermarket alışveriş tercihleri arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmanın başlangıcında çevrimiçi süpermarketlere olan ilginin ülkeler ve şehirler düzeyinde tespiti için Google Trendler verileri üzerinden popülerlik ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Daha sonra çevrimiçi anket yöntemi ile elde edilen katılımcı verilerine istatistiksel analiz ve çapraz sorgulamalar yapılmıştır. İstatistiksel analizler sonucu çevrimiçi süpermarket alışverişi ile pozitif ilişkide olan değişkenler saptanmıştır. Çankaya ilçesine ait arazi kullanımı ve ticari alan deseni ile ilçedeki yaya ve araç için servis alanları haritası oluşturulmuştur. İlçedeki topoğrafik eğim ve ulaşım ağları analizi ile bireylerin marketlere olan erişilebilirlikleri analiz edilmiştir. Çalışmanın sonunda çevrimiçi süpermarket alışveriş tercihlerinin; bireylerin cinsiyetleri, yaşadıkları mahalledeki ikamet yılları, perakende marketlere erişim ve paket taşıma konusunda sıkıntı yaşamaları ve pandemi sürecindeki sokağa çıkma yasakları ile istatistiksel olarak pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. Yapılan mekânsal analizler sonucunda ise ilçenin tamamında araç ile perakende market alanlarının erişilebilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çankaya ilçesi güneybatı yönündeki yeni gelişme konut bölgelerinin yer aldığı bazı mahallelerde bireylerin yürüyerek ulaşabilecekleri perakende marketlerin olmadığı tespit edilmiştir. İlçedeki yüzde eğimlerin arttığı güney yönünde yer alan mahallelerdeki belirli cadde ve sokaklarda bireylerin marketlere yürüme ile erişim süreleri dakika bazında artmaktadır.

Ankara-ÇankayaCoğrafi bilgi sistemleriErişilebilirlik+3
Ege İmren
Hacettepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erzurum kent parklarının fiziksel engelli bireyler tarafından kullanım olanaklarının irdelenmesi

Kent parkları, toplumun her kesiminin sosyal ve fiziksel aktiviteler için yararlandığı önemli alanlardır. Ancak bu parkların herkes tarafından etkin bir şekilde kullanılabilmesi için belirli erişilebilirlik standartlarına uygun olması gerekmektedir. Bu standartlar parkların erişilebilirliğini değerlendirerek engelli bireylerin kullanım olanaklarını artırmayı amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında "Erzurum 3 Kent Parklarının Fiziksel Engelli Bireyler Tarafından Kullanım Olanaklarının İrdelenmesi" amaçlanmıştır. TS 9111 ve TS 12576 standartları dikkate alınarak değerlendirme formları oluşturulmuştur. Bu formlarla kent parklarının girişleri, park içi yol güzergahları (yaya yolları, kaldırımlar, rampalar ve merdivenler), peyzaj donatı elemanları (oturma birimleri, çöp kutuları, aydınlatma birimleri, sınırlayıcı elemanları, yönlendirme ve bilgilendirme tabelaları ve çeşmeler) TS 12576 ve TS 9111 standartlarına göre değerlendirilmesi yapılmıştır. Çocuk oyun alanları, tuvaletler, otopark alanları, hissedilebilir yüzeyler, duraklar ve yaya geçitleri ise gözlem değerlendirilmesi yapılmıştır. Daha sonra elde edilen bulgular kendi içlerinde yüzdelik dağılım yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, kent parklarının fiziksel engelli bireyler için erişilebilirliğini artırmak, daha kapsayıcı ve eşit bir şehir ortamı yaratmak adına önemlidir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 3 kent parkında da engelli bireylere yönelik bir takım olumsuzlukların olduğu tespit edilmiştir. Sadabat Aile Çay Bahçesi %55'lik oranla en uygun park olduğunu, bunu Erzurum Kale Çevresi Kültür Yolu Parkı ve Olimpiyat Millet Bahçesi takip etmektedir. Yapılacak iyileştirmeler, kent parkları tüm vatandaşlar tarafından daha etkin ve güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır.

EngellilikErişilebilirlikErzurum+3
Soner Aydın
Ordu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki bakanlık internet sitelerinin erişilebilirliği: WCAG 2.1 kullanılarak bir değerlendirme

Toplum içindeki engele sahip insanların azımsanmayacak oranda olduğu dikkate alındığında söz konusu insanların diğer insanlara eşit bir şekilde bilgiye erişebilir durumda olması toplumun öncelikli sorumluluklarındandır. Bu durum internet sitelerinde görev alan kişilere ciddi bir sorumluluk yüklemektedir. Çünkü internet zaman içinde bilgi paylaşımının birincil aracı olmaya doğru hızlı bir şekilde yol almaktadır. İnternetteki bilgiyi herkes için eşit kılabilmek ve erişim engellerini ortadan kaldırabilmek adına devletler ve özel kuruluşlar birtakım tasarım standartları yayınlamıştır. Bu standartlardan birisi de World Web Consortium (W3C)'un yayınladığı WCAG yönergeleridir. Yıllar içerisinde güncellenerek yeni sürümleri yayınlanan WCAG, internet sitelerindeki erişilebilirlik problemlerine yol açan tasarım hatalarına işaret ederek çözüm önerileri sunmaktadır. Maddeler halinde uygulanması gereken tasarım kuralları barındıran WCAG, pek çok ülke ve kurum tarafından standart olarak takip edilmektedir. Resmi olarak yayınlanan son sürüm olan WCAG 2.1, 78 maddelik başarı ölçütünden oluşmaktadır. Söz konusu her bir maddenin uygunluk seviyesi bulunmaktadır. Bu uygunluk seviyeleri "A", "AA" ve "AAA" olarak belirlenmiştir. "A" seviyesi minimum düzeydeki, "AA" seviyesi orta düzeydeki ve "AAA" seviyesi maksimum düzeydeki uygunluk için karşılanması gereken maddeleri göstermektedir. İdeal bir dünyada bütün internet sitelerinin herkes için eşit derecede erişilebilir olması beklenirken, bazı kategorilerdeki internet siteleri için bu sorumluluk daha önemli hale gelmektedir. Herkese eşit derece hizmet vermekle sorumlu olan kamu kuruluşlarının internet siteleri bu kategorilerden birisidir. Bu çalışma, ülkemizdeki kamu kuruluşlarından olan bakanlıkların internet sitelerini bu konu üzerinden ele almaktadır. Çalışmada temel olarak mevcut erişilebilirlik durumu üzerine bir farkındalık oluşturmak istenilmektedir ve ülkemizdeki bakanlıkların internet siteleri WCAG 2.1 başarı ölçütleri üzerinden değerlendirmeye alınmaktadır. Çalışmada; bütün bakanlık siteleri için, elci ve otomatize yöntemler kullanılarak hedef sayfalar belirlenmiş, her bir WCAG 2.1 maddesi üzerinden elci yöntem ile testler uygulanmış ve karşılanma durumları saptanmıştır. Maddelerin uygunluk seviyelerinin de göz önüne alındığı sonuç puan tabloları elde edilmiştir. Elde edilen puan tablolarında bakanlıkların internet sitelerinin her birinin, 100 puan üzerinden 35'in altında kaldığı gözlenmiştir. Gözlenen temel erişim problemleri açıklanarak, çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

BakanlıklarErişilebilirlikErişim engelleme+2
Metin Arslantürk
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Ruh sağlığı hizmetlerine ulaşım yolları, psikiyatri hastalarının aile hekimliği uygulamasını kullanımı ve aile hekimi algısı

Ruhsal hastalıklar dünya çapında engelliliğin, yeti yitiminin, iş gücü kaybının başlıca nedenlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından 2006 yılında yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Ruh Sağlığı Politikası metnine göre, ruh sağlığı hizmetlerinin toplum temelli olması, genel sağlık sistemine ve birinci basamak sağlık hizmetlerine entegre edilmesi kararlaştırılmıştır. Çalışmamızın temel amacı hastaların, ruh sağlığı hizmetlerine ulaşım yollarını, bu ulaşım yolunda aile hekimliği uygulamasını ne oranda kullandıklarını incelemek ve hastaların aile hekimlerinin ruhsal ve bedensel hastalıkların tedavisi konusunda yetkinlikleriyle ilgili algılarını değerlendirmektir. Çalışmamız tanımlayıcı gözlemsel tipte bir çalışma olup Ocak 2018 ve Ağustos 2018 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği (HÜTF) ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği'ne (DYBEAH) başvurmuş 265 hastanın katılımıyla gerçekleşmiştir. Hastaların ruhsal bir şikayetle ilk başvurusunda en küçük payı alan grup aile hekimleri olmuştur (%6.8). Hastalarımızın büyük çoğunluğu (%54.5) doğrudan psikiyatriste ulaşmaktadır. Hastanın tanısının ne olduğu aile hekimine başvuruyu etkilemektedir: ilk başvuru noktası olarak aile hekimine başvurma anksiyete bozukluklarında diğer tanı gruplarına göre daha fazladır. Ruhsal hastalık tanısı aldıktan sonra ise aile hekimine başvuru yüksek orandadır. Hastaların çoğu (%76) bedensel hastalığı için aile hekimine başvurmaktadır. Ruhsal hastalık tanısı aldıktan sonra, şizofrenisi olan hastalar arasında aile hekimine ''psikiyatrik ilaçları yazdırmak için gitme'', anksiyete bozuklukları grubu hastalarda ''ruhsal hastalığı hakkında danışmanlık almak için gitme'' diğer gruplardan daha fazla bildirilmiştir. Aile hekiminin ruhsal hastalıklarla ilgili bilgisini yeterli bulan hastaların, ruhsal sorunlar için ilk olarak aile hekimine başvurma ihtimali artmaktadır. Aile hekimine başvurunun tedavi başvurusunda gecikmeye yol açmadığı saptanmıştır. Hastaların büyük çoğunluğu aile hekiminin bedensel hastalıklar konusundaki mesleki becerisini iyi bulurken, büyük çoğunluğunun aile hekimlerinin ruhsal hastalık becerisi hakkında fikri yoktur. Anahtar kelimeler: birinci basamak, ruh sağlığı hizmetleri, ulaşım yolları, gecikme

Aile hekimliğiAlgıBirinci basamak sağlık hizmetleri+5
Elif Hilal Ünverdi
Hacettepe University
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An analysis of Turkish singular pronouns based on accessibilitytheory

This study aims at analyzing the use of Turkish singular overt and zero pronouns based on Accessibility Theory proposed by Ariel (1988). For this aim, a sample is compiled from Turkish novels. In the excerpts from these novels, there are Turkish 1st, 2nd and 3rd singular personal overt and zero subjects and their antecedents. The total number of excerpts in the sample is 300. The relation between the antecedent and the pronouns is examined related to three Accessibility dimensions, namely recency, givenness, and syntactic prominence. Recency effect refers to the sentences between the antecedent and the pronoun. The theory asserts that when recency increases, the use of zero pronouns decreases. Givenness effect is the number of mentions to the entity referred by the pronoun. The theory argues that when givenness increases, the possibility of the use of a zero pronoun also increases. The third effect, syntactic prominence effect, is about the subjecthood of the antecedent. When the antecedent is a subject, it is expected that zero pronouns instead of overt ones are employed. The aim of this study is to test the effects of these three dimensions of Accessibility Theory on the use of Turkish singular overt and zero pronouns. In order to achieve the aim of the study, the three dimensions of the Accessibility Theory are examined on the compiled sample. The use of overt and zero Turkish singular pronouns, ben (I), sen (you) and o (he/she/it), are analyzed separately and together in regard to the effects of recency, givenness, and syntactic prominence. The findings of the study do not completely support the assumptions of the Accessibility Theory. In another words, it is possible to state that Turkish overt and zero pronouns cannot be fully explained with these three dimensions. On the other hand, the findings also reveal that givenness factor has an effect for overt and null 1st person singular pronouns and that syntactic prominence is operative for overt and null 3rd person singular pronouns.

Pronoun resolutionGrammarGrammar-pronoun+5
Buse Şen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of self referencing on feeling of knowing judgments

The aim of the present thesis was to investigate the effect of self-referencing (SR) on feeling of knowing (FOK) judgments. Feeling of knowing (FOK) is a prospective memory judgment in which participants make predictions about the likelihood of future recognition for unrecalled materials. According to the accessibility model, FOK judgments are closely related to memory performance (Koriat, 1993). Since relating information to the self is one of the factors enhancing memory performance, we hypothesized that SR at encoding will produce better memory and FOK performance compared to deep processing measured by an associative condition.In Experiment 1, participants incidentally encoded 90 word pairs in the SR and associative conditions. After the retention interval, they completed cued recall, FOK rating and recognition phases. We found no significant difference between SR and associative conditions in terms of memory performance and FOK judgments. In Experiment 2, we replaced the associative condition with a common judgment condition, in which participants judged the frequency of occurrence of memoranda. These types of judgments have been considered to reflect deep processing. Our results showed that SR at encoding as opposed to the common judgment condition, resulted in better memory, higher FOK accuracy and increased recollective experience.

Semantic codingMemoryInformation+4
Didem Pehlivanoğlu
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversitelerde öğrenim gören engelli ve engelli olmayan öğrencilerin eğitimde erişilebilirlik uygulamalarına yönelik örgütsel adalet algılarının incelenmesi

Bu araştırma, üniversitelerde öğrenim gören engelli ve engelli olmayan öğrencilerin eğitimde erişilebilirlik uygulamalarına yönelik örgütsel adalet algılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Eğitimde erişilebilirlik, her bireyin eşit şartlarda eğitim olanaklarına erişebilmesi için geliştirilen politika ve uygulamaları kapsamaktadır. Bu uygulamalar, özellikle engelli öğrencilerin eğitim süreçlerine etkin katılımını desteklemekte ve fiziksel, bilişsel veya sosyal engelleri en aza indirmeyi hedeflemektedir. Örgütsel adalet ise bireylerin, kendilerine sunulan süreç ve uygulamaların adil olup olmadığına dair algılarını ifade etmekte ve bu algılar öğrencilerin memnuniyet, motivasyon ve kuruma güven düzeylerini doğrudan etkilemektedir. Araştırmada, engelli ve engelli olmayan öğrencilere sınav ve değerlendirme süreçlerinde uygulanan farklı yaklaşımlar adalet algıları açısından incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada, veri toplama sürecinde 2024 yılında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde öğrenim gören 8 engelli ve 8 engelli olmayan öğrenci ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcıların dağıtım adaleti, işlem adaleti ve etkileşim adaleti algıları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, engelli öğrencilerin erişilebilirlik ve adalet algılarında önemli zorluklarla karşılaştığını göstermiştir. Engelli öğrenciler, pozitif ayrımcılık algısını sıkça dile getirirken; görüşlerinin dikkate alınmaması, fiziksel düzenlemelerdeki eksiklikler ve süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmemesi gibi konularda adalet algısının zedelendiğini ifade etmişlerdir. Özellikle sınav yöntemleri, puanlama süreçleri ve sosyal iletişim dinamiklerindeki eşitsizlikler, bu algıyı olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca, sosyal destek ve psikolojik dayanıklılık gibi bireysel faktörlerin, engelli öğrencilerin eğitim süreçlerinde başarı ve motivasyonlarını artırdığı görülmüştür. Engelli olmayan öğrenciler ise adalet algısında vicdan ve empati boyutlarına daha fazla odaklanmış ve erişilebilirlik düzenlemelerinin bazen yanlış anlaşılmalara yol açabileceğini belirtmişlerdir. Bununla birlikte, bilgiye erişim ve şeffaflık gibi temaların tüm öğrenciler için memnuniyet kaynağı olduğu, ancak bireysel ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, üniversitelerdeki erişilebilirlik uygulamalarının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve akademik destek boyutlarını da kapsaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin görüşlerinin dikkate alındığı daha katılımcı süreçlerin geliştirilmesi ve adalet algısını güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesi önerilmektedir. Araştırma, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, kapsayıcı bir eğitim ortamı oluşturulması ve engelli öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapılması konusunda literatüre önemli katkılar sunmaktadır.

Engel algısıEngelli kişilerEngellilik+2
Nazmiye Uzlaşır
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An investigation on life center unit's design criteria in inclusive education environments: A case study on SERÇEV Accessible Vocational High School

In Turkey, disabled people's interaction with their physical environment poses many difficulties for their daily lives. For those with special needs, social integration to society should be encouraged from early ages. Increasing the level of communication and creating an inclusive environment would boost disabled people's self-confidence and help them realize their true potential. In this context, the existence of an accessible environment is highly important for the disabled in terms of increasing their interaction with the society. Accessibility in design is an approach not only embodying spatial and environmental solutions, but also promising a fair society. In this sense, access to educational facilities brings about a problem for children with special educational needs. Disability should be discussed in different context to help promote accessibility in educational environments accommodating broad and distinctive participants. Universal design, which is cultivated by existence of many other terms bringing affluence in literature for both accessibility and usability such as design for all, inclusive design, barrier free design, transgenerational design, stands on a unique position in discussion concerning the design requirements of educational environment to promote equality. In this sense, inclusive education environment should be provided through universal design principles to provide spatial equality for individuals as much as possible. Students with special educational needs can have strong relationship with their environment thanks to the increase in the efficiency and adequacy in their educational environments with a social-rehabilitation purpose. In addition, support spaces have a significant position in inclusive education environment in terms of rehabilitating and teaching fundamental life skills to students with special educational needs. Life center unit is an enterprise in Ankara Gökkuşağı Primary Schools, having a similar purpose. For this reason, some interviews and investigations were made in Ankara Gökkuşağı Primary School, which demonstrated once again the necessity of support spaces in inclusive schools open for all –including students with special educational needs- to teach them fundamental skills. Life center unit is a place where students can gain empathy and social sensibility beyond regular education and socialize. Related to this topic, the idea of accommodating diverse physical abilities in same educational environment leads to raise the accessibility and usability concerns in inclusive education environment. Social integration, one of the purpose of inclusive education environment, is only possible with support spaces to rehabilitate the abilities of students with SEN. This foresees the need of design criteria for life center unit to define spatial requirements comprehensively. According to reviews on universal design and inclusive education, assessments are made to identify life center unit in terms of user type, type of use, period of use and spatial requirements. In this research, universal design is utilized to solve spatial problems in life center units, both technically and theoretically, to put forward a design approach for future. A design guideline is prepared for further implementation of life center unit in addition to the development of a design project for life center unit of SERÇEV Accessible Vocational High School. In this context, this thesis study, which focuses on "life center unit's design criteria in inclusive education environment", is comprised of six chapters: In the first chapter, definition of the problem, scope of the thesis and methodologies used in the thesis are introduced. In the second chapter, the idea of accessibility and usability are examined with references to the literature. Terms related to the idea of accessibility and usability, are introduced in order to provide further knowledge before in depth analysis of what universal design embodies. Following the definition of the terms, universal design is discussed in terms of its conceptual framework. Disability is analyzed in the context of universal design. In the third chapter, inclusive education is introduced within the concept of special educational needs with focus on both its evolution and purposes. Inclusive education environment is also explained in terms of environmental requirements. In the fourth chapter, existing life center unit in Gökkuşağı Primary School is analyzed in terms of accessibility and usability. Further expectations from life center units are introduced with the help of the interviews conducted to identify the design approaches on life center unit. In the fifth chapter, primitive design decisions on life center units are put forward with conceptual understanding of the project of life center unit in SERÇEV Accessible High School. In the sixth chapter, concurrence between universal design and inclusive education will be discussed in order to take design decisions for inclusive education environments. Conclusion and recommendation are given for further implementations of life center units in order to raise awareness on equality and non-discrimination within an inclusive education environment.

Disabled personsAccessibilityUniversal design+7
Simge Gülbahar
İstanbul Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel ulaştırmada erişilebilirlik ve ödenebilirlik için model:İstanbul örneği

Erişilebilirlik, ilk olarak 1959 yılında kullanılmakla birlikte, kentsel erişim son zamanlarda politika yapımcıları arasında yeniden ilgi çekmeye başlamıştır. Günümüzde, ulaştırma yatırımlarının değerlendirilmesinden, okul, hastane gibi temel ihtiyaçlara erişimi problemli alanların belirlenmesine kadar değişen pek çok alanda gerek uygulama gerek teorik pek çok erişilebilirlik çalışmasına rastlamak mümkündür. Erişilebilirlik, en basit şekilde bireylerin ihtiyaçları olan hizmet, yer veya tesise erişebilme kolaylığı olarak tanımlanabilir. Tezin odak noktalarından diğeri ise ödenebilirliktir. Ulaştırmada ödenebilirlik, temel ihtiyaçlara ulaşmak için yolculuk maliyetinin aşırı olmaması durumudur. Ödenebilirlik ve erişilebilirlik birlikte pek çok araştırmanın konusu olmuşlardır. Bu çalışmanın amacı, sürdürülebilir ulaştırmanın ekonomik ve sosyal hedeflerine odaklanarak, içinde ödenebilirlik etkisini de içeren bir erişilebilirlik modeli geliştirmek ve bu model ile İstanbul için erişilebilirliği ve ödenebilirliği hesaplamaktır. Bu çalışmayı diğerlerinden farklı kılan, oluşturulacak tek bir erişilebilirlik-ödenebilirlik modeli ile erişilebilirliğin ve ödenebilirliğin birlikte ve ayrı ayrı hesaplanması ve erişilebilirlik içerisinde ödenebilirliğin etkisinin incelenmesidir. 2016 yılı itibarı ile 14,8 milyon nüfusu ile megakent İstanbul, yalnızca Türkiye'nin ekonomik ve sosyal etkinlikler açısından merkezi değil aynı zamanda dünyanın en kalabalık kentlerinden biridir. Bu durum, plansız yapılaşma, artan nüfusa yetişme çabasıyla yapılan yetersiz ve tutarsız ulaştırma yatırımları, düzensiz arazi kullanımı ile birleşince ortaya baş edilmesi güç ulaştırma problemleri çıkmıştır. Kentin büyük kısmı otobüs ve minibüs hatları ile oluşturulmuş toplu taşıma ağı, yolculuk talebini karşılamakta yetersiz, yavaş ve konfor düzeyi son derece düşük bir tercih olarak kalmış, özel otomobil kullanımına yönelen yolcular ise trafik sıkışıklıkları nedeniyle uzun yolculuk sürelerine katlanmak zorunda kalmışlardır. Bütün dünyada gelişmekte olan bilinç ile karayolu temelli ulaşımın ekonomik, sosyal ve çevresel olarak sürdürülebilir olmadığı gerçeği ile İstanbul'da da sürdürülebilir ulaştırma politikaları önem kazanmaya başlamış, bu yönde planlama ve yatırım yaklaşımları izlenmesinin gerekliliği vurgulanmaya başlamıştır. Sürdürülebilir ulaştırma ile değişen ulaştırma anlayışında hareketliliği arttırmaya çalışan yaklaşım artık yerini erişilebilirliği arttırmaya bırakmıştır. Tez çalışmasında İstanbul için erişilebilirlik ve ödenebilirliğin hesaplanmasının belirtilenler ışığında faydalı olacağı düşünülmüş ve İstanbul çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Tez kapsamında, literatürde mevcut erişilebilirlik hesap yöntemleri incelenmiş ve çalışma amaçları doğrultusunda fayda tabanlı erişilebilirlik hesap yönteminin kullanılması uygun görülmüştür. Birleşik lojit model kullanılarak tür ve varış noktası tercihlerini eş zamanlı tahmin eden, içerisinde ödenebilirlik değişkeni içeren bir erişilebilirlik-ödenebilirlik modeli kalibre edilmiştir. Veri olarak İstanbul Ulaşım Ana xx Planı çalışmaları için 2006 yılında yapılmış olan hanehalkı ulaşım anketi verisinden seçilen ev-iş yolculukları verisi kullanılmıştır. Model içerisindeki değişkenler değerlendirildiğinde, yolculuk süresinin, yolculuk maliyetinin gelire oranının diğer bir deyişle ödenebilirliğin, bireylerin cinsiyetinin, otomobil sahipliğinin ve zonlardaki istihdam oranlarının yolculuk yapanların zon-ulaşım türü ortak tercihleri üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Yapılan esneklik analizlerinde yolculuk yapanların küçük bir kısmını oluşturan, erkek, yüksek ve orta gelir düzeyinde ve hanehalkının kullanımında bir veya daha fazla otomobil bulunan bireylerin ev-iş yolculuklarını özel araç ile yapmayı tercih ettikleri ve bu tercihlerinin değiştirilmesinde yalnızca yolculuk maliyetindeki artışın etkili olmayacağı sonucuna varılmıştır. Oluşturulan model ile İstanbul için 2006 ve 2012 yılları için erişilebilirlik-ödenebilirlik hesapları yapılmış, elde edilen sonuçlar harita olarak görselleştirilmiştir. Üretilen modelin ödenebilirlik kısmı ile ayrıca İstanbul için ödenebilirlik hesapları yapılmış ve haritaları oluşturulmuştur. Benzer şekilde ödenebilirlik modelin ödenebilirlik kısmı dahil edilmeden yalnızca erişilebilirlik kısmı da hesaplanmış ve erişilebilirlik haritaları oluşturulmuştur. Oluşturulan erişilebilirlik-ödenebilirlik haritalarında, kentin erişilebilirlik açısından tek merkezli bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Sosyal ve ekonomik olarak kentin kalbi olarak kabul edilebilecek Avrupa yakasında, Tarihi Yarımada, Beyoğlu, Beşiktaş ve Şişli ilçelerinin bir kısmı ve Anadolu yakasında Kadıköy ve Üsküdar ilçelerinin bir kısmını içeren bu bölgeden dışarıya doğru gidildikçe erişilebilirliğin de azaldığı gözlemlenmektedir. Belirtilen yıllar arasında erişilebilirliğin özellikle kentin merkezden uzak kesimlerinde arttığı, merkezi kesimlerde ise çok az değiştiği hatta az miktarda da olsa azaldığı görülmüştür. Yalnızca ödenebilirlik incelendiğinde, 2006'dan 2012'ye ödenebilirlikte artış olmadığı, hatta azalmaların olduğu, yalnızca erişilebilirlikte ise ödenebilirliğin aksiye belirgin artışların bulunduğu dikkat çekmektedir. Gelecek çalışmalarda, İstanbul'da yapılmış ve yapılmakta olan yeni havaalanı, boğaz geçişleri, karayolu ve raylı sistem projeleri gibi büyük ulaştırma yatırımlarının değerlendirilmesi için bu modelin kullanılması planlanmaktadır. Modeldeki ulaştırma maliyetinin ödenebilirliğinin, ulaştırma ve konut/kira maliyeti toplamının ödenebilirliği şeklinde geliştirilmesi de düşünülmektedir.

Erişilebilirlik
Sabahat Topuz Kiremitçi
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

HyFlex öğretim modeline yönelik öğretmen deneyimlerinin incelenmesi

21.yüzyılda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte öğrencilerin artık farklı bilişsel stillerine ve ihtiyaçlarına daha iyi cevap vermeye yönelik hem yüz yüze ortamlarda hem de çevrim içi ortamlarda eğitim almalarına olanak tanıyan öğretim modelleri tasarlanmıştır. Bunlardan biri de öğrencilere öğrenme süreçlerinde daha fazla esneklik sağlayan ve zorunlu eğitim kesintilerinde alternatif bir eğitim yöntemi olarak eğitimin devamlılığı için kullanılan HyFlex öğretim modelidir. Olgubilim modeli ile tasarlanan bu araştırmada, farklı eğitim kurumlarında görev yapmakta olan öğretmenlerin HyFlex öğretim modeline yönelik deneyimleri ve bu deneyime yönelik görüşleri incelenmiştir. Çalışma 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında, İstanbul ilinde K-12 seviyesinde görev yapan farklı branşlardan on beş öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Süreç boyunca nitel veriler, ders planları değerlendirme formu, ders işlenişleri değerlendirme formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, HyFlex öğretim modelinin öğrenci başarı ve motivasyonu üzerindeki etkisinin en az geleneksel yüz yüze eğitimdeki kadar etkili olduğu, öğrencilerin aynı kalitede öğrenme deneyimlediği ve yeniden kullanılabilirlik temasının öğrencilerin öğrenmesini güçlendirdiği saptanmıştır. Diğer yandan, araştırma bulgularına dayanarak öğretmenlerin ders öncesi planlarında öğrencilerine öğrenme kazanımlarına uygun her katılım modu (tamamen asenkron, tamamen senkron, tamamen yüz-yüze) için ön hazırlık yaptırmaları ve ders tasarımlarını sürekli olarak değerlendirip gözden geçirmeleri, güncel tutmaları önerilmiştir.

DeneyimErişilebilirlikEsneklik+4
Sinem Duralı
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin kabulünü etkileyen faktörler

Teknolojinin hızlı ilerlemesi ve İnternet'in yaygın kullanımı, çevrimiçi eczanelerin de dahil olduğu sağlık hizmetlerinin çeşitli yönlerini devrimleştirmiştir. Bu tez, Ürdün gibi gelişmekte olan ülkelerde çevrimiçi eczanelerin kullanıcı kabulünü, bir teorik çerçeve olarak Teknoloji Kabul Modeli'ni (TAM) kullanarak araştırmaktadır. Küresel çapta çevrimiçi eczane yaygınlaşması, Ürdün gibi mevcut olmayan bölgelerde kabul ve kullanım niyetinin incelenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Ana yapıların yanı sıra güven ve algılanan riski de içeren TAM'ı genişleterek, bu yeni kavramın kullanıcı kabulünü etkileyen faktörleri incelemek için kapsamlı bir perspektif sunmaktadır. Bu çalışma, Ürdün'deki çevrimiçi eczane potansiyel kullanıcılarından veri toplamak için standart bir anketin dağıtılmasıyla nicel bir yaklaşım kullanmaktadır. Veriler, Spss yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. VIII Bu çalışmanın bulguları, Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin kullanıcı kabulünü etkileyen faktörlere (algılanan fayda, algılanan kullanım kolaylığı, güven) odaklanarak mevcut literatüre ışık tutmaktadır. Bu faktörlerin, müşterinin çevrimiçi eczanelere karşı tutumunu önemli ölçüde etkilediği ve bunun da davranış niyeti ve çevrimiçi eczane kullanımı üzerinde önemli bir etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın sonuçları, politika yapıcılar ve sağlık uzmanları da dahil olmak üzere çeşitli paydaşlara etki etmektedir. Çevrimiçi eczane başlangıçları, kullanıcı davranışını etkileyen faktörleri anlayarak, bu yeni hizmetin verimli ve etkili kullanımını optimize eden yenilikçi pazarlama ve tedarik zinciri stratejileri geliştirebilirler. Bu çalışma, bu alanda gelecekte yapılacak araştırmalar için bir temel oluştururken, Ürdün'de çevrimiçi eczanelerin etkili ve güvenli kullanımını teşvik eden ve sağlık hizmetlerinin dinamik yapısında başarıyla yol almayı sağlayan stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır

PharmaciesAccessibilityPrice+7
Joud Jaber Romıeh
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de en çok ziyaret edilen müzelerin erişilebilirlikleri yönünden değerlendirilmesi

Toplumdaki her birey, turizm faaliyetlerine katılma ve turizm aktivitelerine, tesislerine, hizmetlerine ve turistik destinasyonlara erişim konusunda eşit şartlara sahip olmalıdır. Bu açıdan, turizmin ana bileşenlerinden birini oluşturan müzelerin erişilebilir olması büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, müzelerin daha erişilebilir olmalarına katkı sağlamak amacıyla, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olan ve 2022 yılında en çok ziyaret edilmiş olan ilk on müze, bilgilendirme, iletişim, dış çevre ve müze girişi, iç mekanda yatay ve dikey hareket, iç mekandaki imkanlar, müze görevlileri, erişilebilir ve interaktif uygulamalar olmak üzere yedi kategori altında gruplandırılmış elli adet gösterge çerçevesinde nitel araştırma yöntemlerinden dokuman analizi ve gözlem yöntemleri kullanarak, erişilebilirlikleri yönünden değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında başvurulan göstergeler oluşturulurken, engelli bireyler dahil olmak üzere bireyler arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm ürünlerin ve çevrelerin herkes tarafından kullanılmasına olanak sağlamak üzere oluşturulmuş Evrensel Tasarım İlkeleri (Connell vd., 1997) ve Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) tarafından hazırlanan Herkes için Erişilebilir Turizm Kitapçığı'nda (2015: 187-200) ortaya konmuş önerilerden yola çıkılmıştır. Araştırma kapsamındaki müzelerin erişilebilirlik yönünden sistematik bir şekilde değerlendirilebilmeleri için beş erişilebilirlik düzeyi belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, müzelerin genel olarak "Orta Düzeyde Erişilebilir" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Müzelerin erişilebilir olmalarına katkı sağlanması ve engelli bireylerin müzecilik faaliyetlerine katılımının desteklenmesi açısından, ulaşılan erişilebilirlik düzeyinin arttırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Engelliler turizmiErişilebilirlikModern müzecilik+4
Hatice Sena Erkan Balın
Pamukkale University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
11
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi

Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.

Bedensel engellilerBüyükşehir belediyeleriElektronik belediyecilik+5
Ali Rıza Tunçay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki üniversite web sitelerinin erişilebilirliği: Web içeriği erişilebilirlik kılavuzu kapsamında bir değerlendirme

Web teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak yaşamın farklı alanlarında özellikle de bilgi kaynaklarına erişim konusunda önemli bir ilerlemenin yaşandığı günümüzde, bireylerin kurumlarca sunulan bilgi ve hizmetlere erişiminde birincil ortam haline gelen web sitelerinin erişilebilir olarak tasarlanması oldukça önemlidir. Betimsel/tarama modelinde tasarlanan bu çalışmada Web İçeriği Erişilebilirlik Kılavuzu (Web Content Accessibility Guidelines [WCAG]) 2.1 temel alınarak, Türkiye'de bulunan ve 2020-2021 eğitim-öğretim yılında aktif olarak eğitim-öğretim faaliyetlerine devam eden 205 üniversite web sitesi WAVE ve Mobile-Friendly araçları kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçları değerlendirilen üniversite web sitelerinin hiçbirinin en düşük erişilebilirlik seviyesi olan A Düzeyini geçemediğini ortaya koymaktadır. Ayrıca web sitelerinin çok büyük bir kısmında web erişilebilirliğini önemli ölçüde etkileyen kontrast hataları mevcuttur. Üniversite web sitelerinde en sık karşılaşılan erişilebilirlik problemlerinin; boş link/bağlantı, bağlantılı resimde alternatif metin eksikliği, alternatif metin eksikliği, form etiketi eksikliği ve boş düğme olduğu görülmektedir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç; çalışma grubunda yer alan üniversite web sitelerinin büyük bir çoğunluğunun mobil uyumlu olduğudur. Bu çalışmanın Türkiye'deki üniversite web sitelerinin erişilebilirlikleri konusunda mevcut durumu ortaya koyarken, aynı zamanda web erişilebilirliği konusunda farkındalığın artmasına da katkı sağlaması öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bu çalışma, teknolojinin ilerlemesine bağlı olarak mobil cihaz kullanımının artması ve webe mobil cihazlar üzerinden erişilmesi gibi sebeplerden dolayı erişilebilirliğin mobil yönüne dikkat çekmeyi hedeflemektedir.

ErişilebilirlikWeb siteleriÜniversiteler
Sinem Barutcu
Aydın Adnan Menderes University · Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evrensel tasarım kriterlerinin Aydın kentinde bir park örneğinde irdelenmesi

Amaç: Bu çalışma Aydın ili Efeler ilçesinde yer alan Nevzat Biçer Parkının, engelli bireylerin ve uzmanların görüşü de alınarak, evrensel tasarım ilkelerine göre irdelenmesi ve bu doğrultuda tasarım önerilerinin getirilmesi amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Yöntem: Çalışma ana materyalini, Aydın kentinin Efeler ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi'nde yer alan Nevzat Biçer Parkı oluşturmaktadır. Bunun yanında, özgün olarak oluşturulan "gözlem formu" ve "uzman ve engelli görüş formları" çalışmanın yardımcı materyalidir. Çalışmanın yöntemi veri toplama, analiz ve sonuç aşamalarından oluşmaktadır. Literatür taraması ve arazi ön gözlemlerini takiben gözlem formları aracılığıyla araştırma alanının evrensel tasarım ilkelerine göre analizi ve elde edilen bilgilerin tartışılması sonucunda tasarım önerilerinin getirilmesi, çalışmanın yöntemini oluşturmuştur. Bulgular: Nevzat Biçer Parkı engelliler açısından ortalamanın altında bir puan almıştır. Toplam dört alt bölgede en çok puanı sırasıyla birinci alt bölge (çocuk oyun alanı ve işletme oturma mekânı) ve ikinci alt bölge (mini amfi tiyatro ve spor alanı) almıştır. En düşük puanlamayı ise dördüncü alt bölge (spor alanı, havuz ve çevresi) almıştır. Alt bölgeler arasında en yüksek ortalama 2,27 ve en düşük ortalama 1,3'tür. Evrensel tasarım ilkeleri arasında en yüksek puanı, "Düşük fiziksel güç" ilkesi alırken, en düşük puanı ise "Algılanabilir/anlaşılabilir bilgilendirme (pratiklik)" ilkesi almıştır. Görme engelli birey, fiziksel engelli bireye göre ortalama olarak daha düşük puan vermiştir. Sonuç: Evrensel tasarım ilkelerinin analizi, gözlem formları, uzman ve engelli görüş formları sonucunda alan başarısız bulunmuştur. Alt bölgelerde herkesin kullanıma uygun bilgilendirme panoları, kent mobilyaları ve tehlikelere karşı uyarıcıların bulunması gerekmektedir. Zemin döşemelerinde gerekli bakımlar yapılmalıdır. Parkın gece kullanım güvenliği ve herkes için erişimi sağlamak adına da duyumsanabilir, uyarıcı yüzeyler bulunmalıdır. Anahtar kelimeler: Evrensel tasarım ilkeleri, Engelli, Aydın kenti, Erişilebilirlik

AydınEngelli kişilerErişilebilirlik+1
Ekin Alptekin
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel yapıların erişilebilirliğinin AHP yöntemi ile değerlendirilmesi: Malatya merkez evleri örneği

Geleneksel yapılarda gündelik ve sosyal yaşam fiziksel çevrenin erişilebilirlik özellikleri ile doğrudan ilişki içerisindedir. Her bir kullanıcının (yaşlı, hamile, engelli, hareket kısıtlılığına sahip bireylerin) ayrım gözetilmeksizin, eşit haklarla ve bağımsız şekilde tüm mekânlara erişim sağlayabilmeleri gereklidir. Bu nedenle kullanıcıların konfor düzeylerinin arttırılmasına imkân sağlayan erişilebilirlik standartlarının önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Günümüzde erişilebilirlik konusu toplumsal yaşama aktif katılıma imkân sağlayan kentler için standartlara bağlanmış olsa da geleneksel yapılarda tüm kullanıcıların sosyal yaşama dâhil olma ve gündelik yaşam seviyelerinde yer alma hakkını destekleyen erişilebilirlik standartlarının bu bölgelerde ne denli sağlandığının ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışma bu anlamda konusunun incelenmesi için seçilen Malatya İli, Merkez İlçesinde bulunan ve yakın zamanda bölgesel koruma ve yenilemelerle kente kazandırılan 6 adet konağın erişilebilirlik düzeyi üzerine nicel ve nitel araştırmalar, kaynak araştırmaları ve saha çalışmaları yapılmıştır. Geleneksel yapılarda yaşlı, engelli ve hareket kısıtlılığına sahip bireylerin erişilebilirliklerini değerlendirmek amacıyla, Analitik Hiyerarşi Süreci (Analytical Hierarchy Process-AHP) sistemi kullanılarak bir yöntem geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu yöntem doğrultusunda erişilebilirlik kriter ağırlıkları belirlenerek çalışma konusunu oluşturan konakların erişilebilirlikleri değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda geleneksel yapıların erişilebilirlik standartlarına uygun özellikler barındırmasına rağmen standartları tam olarak karşılamadığı görülmüş ve yapıların erişilebilirlik düzeylerini arttıracak çözüm öneriler sunulmuştur.

Analitik hiyerarşi süreciErişilebilirlikGeleneksel konut+2
Meryem Akça
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil çay yaprağından fenolik maddelerin box-behnken deneme deseni kullanılarak ekstraksiyonu ve çay polifenolleriyle zenginleştirilmiş kraker üretiminin araştırılması

Bu çalışma kapsamında üç farklı hasat döneminde hasat edilen çay yapraklarının (Camellia sinensis) toplam fenolik madde içeriği saptanarak, en yüksek polifenol içeriğine sahip yeşil çay ekstraktının (YÇE), ekstraksiyon koşulları yüzey-yanıt yöntemi (RSM-response surface methodology) kullanılarak optimize edilmiştir. İkinci aşamada ise en yüksek polifenol içeriğine sahip çay yaprağının sulu ekstraktı kullanılarak, (hamur ağırlığının %1'i oranında) besleyici değeri arttırılmış tuzlu kraker üretimi gerçekleştirilmiştir. Krakerlerin ve ekstraktın fizikokimyasal özelliklerini ortaya koymak üzere antioksidan kapasitesi, toplam fenolik madde içeriği ile bunların biyoerişilebilirlikleri, flavonoid miktarı, HPLC ile bireysel fenolikler, tekstür ve renk değerleri saptanmış, krakerin duyusal beğeni durumu da panel sonuçlarıyla ortaya konmuştur. Elde edilen bulgulara göre YÇE ilaveli krakerin toplam fenolik madde içeriğinin, çay ekstraktı eklenmemiş kontrol grubuna göre yaklaşık üç kat arttığı görülmüştür. Kontrol grubunda antioksidan kapasite tespit edilemez iken, YÇE ilaveli krakerde bu değer 1223,61 mmol AAE/100g KM olarak belirlenmiştir. Kontrol örneğine nazaran YÇE ilaveli krakerde yaklaşık iki kat daha fazla flavonoid saptanmıştır. Polifenollerin, antioksidanların ve flavonoidlerin biyoerişilebilirliği, mide ve bağırsak aşamalarında azalma eğilimi göstermiştir. YÇE ilaveli krakerde L ve h değerlerinde azalış, a, b ve c renk değerlerinde ise artış olmuştur. Aynı örneğin kontrol krakere göre sertliğinde artış, kırılganlığında ise azalış tespit edilmiştir. Duyusal değerlendirme sonucunda, YÇE ilaveli krakerin kontrol örneğine göre sertlik ve gevreklik yönünden daha yüksek puan aldığı, genel kabul edilebilirlik açısından ise kontrole yakın olduğu saptanmıştır. Bu tez çalışması ile ürünün besinsel kalitesine olumlu etkileri ve duyusal olarak da tercih edilmesi nedeniyle, yeşil çay yapraklarının kraker üretiminde kullanımının uygun olduğu ve diğer birçok gıdanın bileşiminde de kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikKrakerOptimizasyon+2
Döndü Ünalan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı hasat döneminde toplanmış taze çay yaprağının biyoaktif bileşiklerinin optimize edilerek belirlenmesi ve in-vitro biyoerişilebilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, farklı hasat yılı ve döneminin taze çay yaprağının toplam polifenol (TP), radikal tutma aktivitesi (RTA), toplam flavonoid (TF) ve askorbik asit (AA) içeriğine etkisi incelenmiştir. Taze çay yaprağından polifenollerin ekstraksiyonu yanıt yüzey yöntemi (RSM) kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon sonucunda en yüksek TP değeri elde edilebilmesi için optimum koşullar olarak, ürün/solvent (Ü/S) oranının 1/60,86, etanol konsantrasyonunun %84,65 ve ekstraksiyon süresinin 50 dak olması gerektiği belirlenmiştir. Çay yapraklarından polifenollerin optimum koşullarda yapılan ekstraksiyonu sonucunda, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların TP, RTA ve TF içeriği daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların bireysel fenolik bileşikleri yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz edilmiş olup, en fazla epigallokateşin gallat (EGCG) (57,52 mg/g kuru madde (KM)) tespit edilmiştir. Aynı örneklerin in-vitro sindirim sonrasında, TP ve RTA değerleri, en fazla intestinal aşamada olmak üzere önemli oranda azalmıştır (p<0,05). Bununla birlikte, polifenollerin biyoerişilebilirliği %48,98 olarak belirlenmiştir. İki yıl farklı dönemlerde toplanmış yaprakların HPLC ile AA analizi sonucunda, en yüksek AA içeriği, 2019 yılı için Mayıs dönemi yaprağında (41,92 mg/100 g KM), 2020 yılı için de Temmuz dönemi yaprağında (38,55 mg/100 g KM) gözlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, örneklerin TP içeriği ve RTA için kullanılan spektrofotometrik yöntemler, bu yöntemlerin literatürde en çok kullanılan modifikasyonları ile karşılaştırılmıştır. TP ve RTA açısından, yöntemler arasında önemli farklılıklar saptanmıştır. Spektrofotometrik olarak elde edilen TP sonuçları, HPLC ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmış ve uygulanan beş farklı yöntemden sadece birinin (FCR yöntemi 1) en iyi uyumu sağladığı ve bu nedenle en fazla güvenilirliğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikHasat zamanıKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+1
Hınd Chebbı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yer fıstığı, kestane ve fındık kabuğu ekstraktlarının eriştenin fenolik madde açısından zenginleştirilmesi amacıyla kullanımı

Bu çalışmada, yer fıstığı, kestane ve fındık kabuğundan su ile elde edilen ekstraktlarının, toplam polifenol (TP) ve toplam flavonoid (TF) içeriği, antioksidan kapasitesi (AK), bireysel fenolik bileşikleri ve polifenollerinin in-vitro biyoerişilebilirliği (mide ve bağırsak aşaması olarak) açısından incelenmiştir ve en uygun kabuğun yaygın olarak tüketilen ürünlerden biri olan erişteye fonksiyonellik kazandırmak amacıyla, erişte üretimindeki potansiyel kullanımı araştırılmıştır. Sonuçlar, en fazla TP miktarının (172,67 mg gallik asit eşdeğeri (GAE)/g kuru madde (KM)) ve en fazla AK'nin (174319,64 mmol askorbik asit eşdeğeri (AAE)/100g KM)kestane kabuğunda bulunduğunu göstermiştir. Kestane ve yer fıstığı kabukları fındık kabuğundan daha fazla TF (sırasıyla, 124,63 ve 123,11 mg rutin eşdeğeri (RE) /g KM)içermiş olup, sonuçlar arasında önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p> 0,05).Fenolik bileşiklerden gallik asit ve ellajik asit, sadece kestane ve fındık kabuklarında tespit edilmiştir. Her üç kabuk için de in-vitro sindirim sonrasında, TP biyoerişilebilirliği azalmış olup, en fazla biyoerişilebilirlik gastrik aşama sonunda gözlenmiştir. Kabuk ekstraktlarının AK'de, en fazla intestinal aşama da olmak üzere, azalma göstermiştir. Erişte hamuruna, en fazla fenolik bileşik ve AK'ye sahip kestane kabuk ekstraktının ilave edilmesi (%1), son ürünün TP, TF ve AK'sini, kabuk ekstraktı içermeyen erişteye (kontrol) göre artırmıştır. Kabuk ekstraktında olduğu gibi, erişte örneğinden elde edilen polifenollerin stabilitesinin, mide aşamasında bağırsağa göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, kabuk ekstraktının erişte formülasyonunda kullanılması, erişte polifenollerinin biyoerişilebilirliğini artırmıştır. Kabuk ekstraktı ilavesi, pişmemiş eriştenin kırmızılığını (a) artırırken parlaklığını (L) azaltmıştır ancak sarılığını (b) etkilememiştir. Pişmiş eriştede ise pişmemiş erişteden farklı olarak (b) değeri azalmıştır. Pişirme işlemi sonucunda, kontrol ve zenginleştirilmiş eriştelerin ağırlık artışı sırasıyla, %166,34 ve %332,34 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak yer fıstığı, fındık ve özellikle kestane kabuğunun, gıdaların zenginleştirilmesi amacıyla iyi bir polifenol kaynağı olarak kullanılabileceği görülmüştür.

Biyoaktif bileşiklerErişilebilirlikErişte+3
Merve Geçer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Accessibility, usability and security evaluation of university prospective student web pages in Turkey: Comparison with Europe, North America, and Oceania

Websites have become a preferred communication tool by all institutions as they provide information regardless of time and place. Today, the education sector also takes advantage of this progress and uses websites for e-learning, open and distance learning activities. It is important that these websites are accessible, effectively usable, and reliable by all users, including users with disabilities. In this context, this thesis examines the accessibility, usability, and security of the prospective student web pages of universities in Turkey and presents a comparative analysis with the prospective student web pages of universities in Europe, North America, and Oceania, which are included in the Webometrics World University Rankings. For this purpose, prospective student web pages of 147 universities in Turkey were examined using various automated testing tools. After the evaluation, cluster analysis was used to examine the universities in Turkey exhibiting similar behavior according to the three criteria namely accessibility, usability, and security. In addition, 320 university prospective student web pages from 32 countries in Europe, North America and Oceania were evaluated in terms of accessibility, usability and security, and the position of universities in Turkey among these universities was examined. The results of this thesis showed that the prospective student web pages of universities evaluated worldwide, especially in Turkey, have some serious problems in terms of accessibility, usability, and security. In addition, this thesis offers useful suggestions to website developers and corporate authorities to increase awareness about web accessibility, usability, and security.

Network securityAccessibilityHuman-computer interaction
Şevval Seray Macakoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa ili Mudanya ilçesi aktif yeşilalanlarının peyzaj mimarlığı açısındandeğerlendirilmesi

Artan nüfus ile hızlı ve plansız kentleşme, kent hayatında yaşamın vazgeçilmez parçası olan yeşil alanların göz ardı edilmesi sonucunu doğurmuştur. Oysaki insan, hayatı boyunca bedenen ve ruhen dinleneceği geçmişte atalarının da içerisinde yaşadığı bu alanları sürekli olarak aramaktadır. Günümüzde birçok kentte oldukça dar alanlara sıkışmış olan aktif yeşil alanlar, ürettikleri hizmet kalitesi bakımından yetersizlikler sergilemektedir. Planlanacak olan aktif yeşil alanların nitelik ve nicelik bakımından belirlenmiş kriterlere göre tesis edilmesi bu tip alanların kullanımını ve ürettikleri hizmet kalitesini daha anlamlı hale getirecektir. Çalışmamız, Mudanya ilçesi'nde bulunan aktif yeşil alanlar üzerinde gerçekleştirilmiş, her bir alan peyzaj mimarlığı açısından çeşitli kriterler çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma alanında incelenen aktif yeşil alanların uygunluk seviyeleri, etkin hizmet alanları, peyzaj bitkileri dağılımları, donatı elemanları vb. özellikleri ortaya koyulmaya çalışılmış ve bu alanların daha etkin ve işlevsel olabilmesi için bazı öneriler sunulmuştur. Aktif yeşil alan uygunluk derecesi bakımından yapılan değerlendirmeler sonucunda; Mudanya ilçesi genelinde 4 adet mahalle parkı, 10 adet çocuk oyun alanı ve 2 adet spor alanının en düşük sınıfta, 17 adet mahalle parkı, 26 adet çocuk oyun alanı ve 9 adet spor alanının düşük sınıfta, 31 adet mahalle parkı, 14 adet çocuk oyun alanı ve 9 adet spor alanının orta sınıfta, 9 adet mahalle parkı, 1 adet çocuk oyun alanının ise yüksek sınıfta yer aldıkları belirlenmiştir. Mahalle parklarının %43,69, çocuk oyun alanlarının %31,71 ve spor alanlarının %26,19'luk ortalama uygunluk yüzdesine sahip oldukları ortaya çıkmıştır.

Bursa-MudanyaUlaşılabilirlik
Burcu Müdük
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00

İlgili konular