Accessibility

Bu konu başlığı altında 57 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi

Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.

Bedensel engellilerBüyükşehir belediyeleriElektronik belediyecilik+5
Ali Rıza Tunçay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeşil çay yaprağından fenolik maddelerin box-behnken deneme deseni kullanılarak ekstraksiyonu ve çay polifenolleriyle zenginleştirilmiş kraker üretiminin araştırılması

Bu çalışma kapsamında üç farklı hasat döneminde hasat edilen çay yapraklarının (Camellia sinensis) toplam fenolik madde içeriği saptanarak, en yüksek polifenol içeriğine sahip yeşil çay ekstraktının (YÇE), ekstraksiyon koşulları yüzey-yanıt yöntemi (RSM-response surface methodology) kullanılarak optimize edilmiştir. İkinci aşamada ise en yüksek polifenol içeriğine sahip çay yaprağının sulu ekstraktı kullanılarak, (hamur ağırlığının %1'i oranında) besleyici değeri arttırılmış tuzlu kraker üretimi gerçekleştirilmiştir. Krakerlerin ve ekstraktın fizikokimyasal özelliklerini ortaya koymak üzere antioksidan kapasitesi, toplam fenolik madde içeriği ile bunların biyoerişilebilirlikleri, flavonoid miktarı, HPLC ile bireysel fenolikler, tekstür ve renk değerleri saptanmış, krakerin duyusal beğeni durumu da panel sonuçlarıyla ortaya konmuştur. Elde edilen bulgulara göre YÇE ilaveli krakerin toplam fenolik madde içeriğinin, çay ekstraktı eklenmemiş kontrol grubuna göre yaklaşık üç kat arttığı görülmüştür. Kontrol grubunda antioksidan kapasite tespit edilemez iken, YÇE ilaveli krakerde bu değer 1223,61 mmol AAE/100g KM olarak belirlenmiştir. Kontrol örneğine nazaran YÇE ilaveli krakerde yaklaşık iki kat daha fazla flavonoid saptanmıştır. Polifenollerin, antioksidanların ve flavonoidlerin biyoerişilebilirliği, mide ve bağırsak aşamalarında azalma eğilimi göstermiştir. YÇE ilaveli krakerde L ve h değerlerinde azalış, a, b ve c renk değerlerinde ise artış olmuştur. Aynı örneğin kontrol krakere göre sertliğinde artış, kırılganlığında ise azalış tespit edilmiştir. Duyusal değerlendirme sonucunda, YÇE ilaveli krakerin kontrol örneğine göre sertlik ve gevreklik yönünden daha yüksek puan aldığı, genel kabul edilebilirlik açısından ise kontrole yakın olduğu saptanmıştır. Bu tez çalışması ile ürünün besinsel kalitesine olumlu etkileri ve duyusal olarak da tercih edilmesi nedeniyle, yeşil çay yapraklarının kraker üretiminde kullanımının uygun olduğu ve diğer birçok gıdanın bileşiminde de kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikKrakerOptimizasyon+2
Döndü Ünalan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı hasat döneminde toplanmış taze çay yaprağının biyoaktif bileşiklerinin optimize edilerek belirlenmesi ve in-vitro biyoerişilebilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, farklı hasat yılı ve döneminin taze çay yaprağının toplam polifenol (TP), radikal tutma aktivitesi (RTA), toplam flavonoid (TF) ve askorbik asit (AA) içeriğine etkisi incelenmiştir. Taze çay yaprağından polifenollerin ekstraksiyonu yanıt yüzey yöntemi (RSM) kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon sonucunda en yüksek TP değeri elde edilebilmesi için optimum koşullar olarak, ürün/solvent (Ü/S) oranının 1/60,86, etanol konsantrasyonunun %84,65 ve ekstraksiyon süresinin 50 dak olması gerektiği belirlenmiştir. Çay yapraklarından polifenollerin optimum koşullarda yapılan ekstraksiyonu sonucunda, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların TP, RTA ve TF içeriği daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların bireysel fenolik bileşikleri yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz edilmiş olup, en fazla epigallokateşin gallat (EGCG) (57,52 mg/g kuru madde (KM)) tespit edilmiştir. Aynı örneklerin in-vitro sindirim sonrasında, TP ve RTA değerleri, en fazla intestinal aşamada olmak üzere önemli oranda azalmıştır (p<0,05). Bununla birlikte, polifenollerin biyoerişilebilirliği %48,98 olarak belirlenmiştir. İki yıl farklı dönemlerde toplanmış yaprakların HPLC ile AA analizi sonucunda, en yüksek AA içeriği, 2019 yılı için Mayıs dönemi yaprağında (41,92 mg/100 g KM), 2020 yılı için de Temmuz dönemi yaprağında (38,55 mg/100 g KM) gözlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, örneklerin TP içeriği ve RTA için kullanılan spektrofotometrik yöntemler, bu yöntemlerin literatürde en çok kullanılan modifikasyonları ile karşılaştırılmıştır. TP ve RTA açısından, yöntemler arasında önemli farklılıklar saptanmıştır. Spektrofotometrik olarak elde edilen TP sonuçları, HPLC ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmış ve uygulanan beş farklı yöntemden sadece birinin (FCR yöntemi 1) en iyi uyumu sağladığı ve bu nedenle en fazla güvenilirliğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikHasat zamanıKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+1
Hınd Chebbı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yer fıstığı, kestane ve fındık kabuğu ekstraktlarının eriştenin fenolik madde açısından zenginleştirilmesi amacıyla kullanımı

Bu çalışmada, yer fıstığı, kestane ve fındık kabuğundan su ile elde edilen ekstraktlarının, toplam polifenol (TP) ve toplam flavonoid (TF) içeriği, antioksidan kapasitesi (AK), bireysel fenolik bileşikleri ve polifenollerinin in-vitro biyoerişilebilirliği (mide ve bağırsak aşaması olarak) açısından incelenmiştir ve en uygun kabuğun yaygın olarak tüketilen ürünlerden biri olan erişteye fonksiyonellik kazandırmak amacıyla, erişte üretimindeki potansiyel kullanımı araştırılmıştır. Sonuçlar, en fazla TP miktarının (172,67 mg gallik asit eşdeğeri (GAE)/g kuru madde (KM)) ve en fazla AK'nin (174319,64 mmol askorbik asit eşdeğeri (AAE)/100g KM)kestane kabuğunda bulunduğunu göstermiştir. Kestane ve yer fıstığı kabukları fındık kabuğundan daha fazla TF (sırasıyla, 124,63 ve 123,11 mg rutin eşdeğeri (RE) /g KM)içermiş olup, sonuçlar arasında önemli bir farklılık gözlenmemiştir (p> 0,05).Fenolik bileşiklerden gallik asit ve ellajik asit, sadece kestane ve fındık kabuklarında tespit edilmiştir. Her üç kabuk için de in-vitro sindirim sonrasında, TP biyoerişilebilirliği azalmış olup, en fazla biyoerişilebilirlik gastrik aşama sonunda gözlenmiştir. Kabuk ekstraktlarının AK'de, en fazla intestinal aşama da olmak üzere, azalma göstermiştir. Erişte hamuruna, en fazla fenolik bileşik ve AK'ye sahip kestane kabuk ekstraktının ilave edilmesi (%1), son ürünün TP, TF ve AK'sini, kabuk ekstraktı içermeyen erişteye (kontrol) göre artırmıştır. Kabuk ekstraktında olduğu gibi, erişte örneğinden elde edilen polifenollerin stabilitesinin, mide aşamasında bağırsağa göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, kabuk ekstraktının erişte formülasyonunda kullanılması, erişte polifenollerinin biyoerişilebilirliğini artırmıştır. Kabuk ekstraktı ilavesi, pişmemiş eriştenin kırmızılığını (a) artırırken parlaklığını (L) azaltmıştır ancak sarılığını (b) etkilememiştir. Pişmiş eriştede ise pişmemiş erişteden farklı olarak (b) değeri azalmıştır. Pişirme işlemi sonucunda, kontrol ve zenginleştirilmiş eriştelerin ağırlık artışı sırasıyla, %166,34 ve %332,34 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak yer fıstığı, fındık ve özellikle kestane kabuğunun, gıdaların zenginleştirilmesi amacıyla iyi bir polifenol kaynağı olarak kullanılabileceği görülmüştür.

Biyoaktif bileşiklerErişilebilirlikErişte+3
Merve Geçer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özürlüler için yapılan eğitim binalarında işlevsel özellikler ve plan analizleri

Dünya nüfusunun % 10'unu oluşturan özürlü insanlar için yapılan özel eğitim binalarının, işlevsel özellikleri ve plan analizleri bu tezin konusunu oluşturmaktadır. Tasarım aşamasında, özür grubuna göre ne tür kriterlerin ele alınması gerektiği araştırılacaktır.

ErişilebilirlikEğitim yapıları
Özlem Belir
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1990
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerde reaktif-proaktif saldırganlık ile ebeveyn duygusal erişilebilirliği: Duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü

Bu araştırmada ergenlerde ebeveynin duygusal erişilebilirliği ve reaktif-proaktif saldırganlık arasında duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü incelenmiştir. Araştırma Adana ili merkez ilçelerinde yer alan sekiz lisenin 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam eden 423 kız, 353 erkek olmak üzere toplam 776 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ergenlerin reaktif-proaktif saldırganlıklarına ilişkin veriler 'Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği' (Raine ve ark., 2006) , ebeveyn duygusal erişilebilirliğine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği' (Lum ve Phares, 2005) ve duygu düzenleme güçlüğüne ilişkin veriler ' Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği ' (Gratz ve Roemer, 2004) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler çoklu regresyon ve sobel testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda reaktif-proaktif saldırganlık toplam puanı ile duygu düzenleme güçlüğü toplam puanı arasında pozitif yönlü anlamlı, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ile negatif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin toplam saldırganlık düzeylerinin babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler ve olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü saldırganlığı açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin proaktif saldırganlık düzeyleri babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler, duygusal tepkilerin kabul edilmemesi, etkili olarak algılanan duygu düzenleme stratejilerine erişimdeki sınırlılık, olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü, olumsuz duygu deneyimlemelerinde güçlükle bağdaşan hedef yönelimli davranışlar alt boyutları tarafından yordandığı tespit edilmiştir. Reaktif saldırganlık düzeyleri babaya duygusal erişim, duygusal tepki farkındalığındaki yetersizlikler, duygusal tepkilerin kabul edilmemesi, olumsuz duygu deneyimlemelerinde dürtü kontrol güçlüğü alt boyutları tarafından yordandığı belirlenmiştir. Duygu düzenleme güçlüğünün, reaktif-proaktif saldırganlık ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği arasındaki ilişkide aracı bir etkiye sahip olup olmadığını sınamak için gerçekleştirilen sobel test sonucunda duygu düzenleme güçlüğünün reaktif-proaktif saldırganlık ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği arasında kısmi aracı değişken olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Reaktif - proaktif saldırganlık, ebeveyn duygusal erişilebilirliği, duygu düzenleme güçlüğü.

Duygu düzenleme güçlüğüDuygusallıkEbeveyn-çocuk ilişkisi+6
Ahmet Çağlar Özdoğan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişilebilir üniversiteler kapsamında engelli öğrenci birimlerinin engelli öğrenciler açısından değerlendirilmesi

Engelli bireyler için engelsiz ve eşit bir toplum düzeni oluşturabilmek günümüzün devlet politikalarının en önemli konuları arasındadır. Günümüzde engellilik sadece engelli bireyin kendisini ilgilendiren bir konu olmaktan çıkmış toplumun her kesimini ilgilendiren bir konu haline gelmiştir. Engelli bireylerin bedensel olarak farklılıkları dışında diğer bireylerden hiçbir farkı yoktur. Farkı yaratan, engellilere karşı toplumun bakış açısı, algıları ve tutumlarıdır. Toplumsal düzenin her boyutunda engelli bireylere yönelik eşitsizlikler mevcuttur ve engelli bireyler sürekli bu eşitsizlikler ile mücadele etmek durumunda bırakılmaktadır. Eşitsizliklerin en çok mevcut olduğu yer ise eğitim kurumlarıdır. Engelli bireylere yönelik olumsuz tutumlar, mimari yönden engeller, eğitim materyallerinin engel durumuna uygun olmayışı vb. gibi nedenler dolayısıyla engelliler için eğitim sürdürülemez hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversitelerdeki engelli öğrenci birimlerinin, engelli öğrencilerin eğitimi esnasında karşılaştıkları sorunların çözümünde ne ölçüde destek sağladıklarını engelli öğrenciler yönünden incelemek ve değerlendirmektir. Bu çalışma, genel tarama modelinin tekil tarama türünde bir çalışmadır. Çalışmanın evrenini, Türkiye'deki özel ve devlet üniversiteleri oluşturmaktadır. Bu çerçevede, bütün üniversitelere ulaşılması hedeflenmiştir. Örnekleme katılan 13 Üniversite'de 92 engelli (fiziksel engelli, görme engelli, işitme engelli vb.) öğrenci, örneklem içinde yer almıştır. Çalışmanın verileri; online oluşturulan ve demografik bilgiler ile engelli öğrenci birimleri hakkında görüşleri içeren önceden yapılandırılmış soru formundan elde edilen bilgilerden oluşmaktadır. Bu çalışma ile engelli üniversite öğrencilerinin 2006 tarihinde "Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Yönetmeliği" ile üniversitelerde kurulması zorunlu hale getirilen engelli öğrenci birimlerinin eğitim hayatında etkinliği incelenmiştir. Ayrıca engelli üniversite öğrencilerin üniversite hayatında karşılaştıkları problemlere yönelik engelli öğrenci birimlerinin faaliyetleri ve çözüm yolları hakkında mevcut durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda, yükseköğretim kurumlarında engelli bireylerin eğitim hayatında karşılaştıkları bütün sorunlara yönelik başvurabilecekleri bir birimin olması öğrenciler açısından hem güven duygusu yaratmış hem de karşılaştıkları sorunların çözümleneceğine ilişkin inanç oluşturmuştur. Engelli öğrenci birimleri ile engelli öğrencilerin ihtiyaçları doğrultusunda bilgiye ve bilime erişilebilirliği kısmi olarak sağlanmıştır. Ayrıca engelli öğrenci birimleri üniversitelerde engelliğe yönelik farkındalığın oluşmasına katkı sağlamıştır. Ancak engelli öğrencilerin eğitim hayatında yaşadığı sorunları tamamen ortadan kaldırmadığı ve eğitim hayatını tam anlamıyla kolaylaştırmadığı ortaya çıkmıştır.

Engelli kişilerEngelli ortamEngelli öğrenci birimi+7
Özge Erdoğan
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükseköğretime devam eden görme engelli öğrencilere yönelik öğretimsel uyarlamalar hakkındaki görüşler

Bu araştırmanın genel amacı görme engelli üniversite öğrencilerinin akademik süreçlerine yönelik öğretimsel uyarlamaları; öğretimi planlama, uygulama, değerlendirme ve bireysel başarılarının izlenmesi boyutunda değerlendirmektir. Nitel bir desenle kurgulanan bu araştırmada görme engelli dokuz üniversite öğrencisi ve görme engelli öğrencilerin derslerine girmiş 10 akademisyenle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. İçerik analizi sonucunda sekiz ana tema ortaya çıkmış ve araştırma bulguları bu temaların altında sunulmuştur. Görme engelli öğrencilerin en az bir dönem dersine giren akademisyenler ile görme engeli olan üniversite öğrencilerinin kişisel deneyimlerine dayalı elde edilen bulgular, yükseköğretimde engellilik kavramı çerçevesinde; yasal düzenlemeler, özel gereksinimler, akademik, sosyal ve kültürel katılım ilkesi ile bu alanlarda karşılaşılan sorunlar, çözüm önerileri, engelli öğrenci birimleri, personel yeterlilikleri; süreç, iletişim ve iş birliği açısından incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre üniversitelerde görme engelli öğrencilere yönelik birtakım düzenlemeler yapılmasına karşın önemli eksiklik ve tutarsızlıkların olduğu da göze çarpmaktadır. Bununla birlikte bulgular yardımcı teknoloji kullanımı, olumlu tutum ve engellilik algısına göre değişkenlik göstermekte ayrıca engellilik alanında yapılacak çalışmalara duyulan ihtiyaç ve önemi vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler; Yükseköğretim, görme engeli, öğretimsel uyarlama, erişilebilirlik, fırsat eşitliği

ErişilebilirlikFırsat eşitliğiGörme engelliler+2
Ahmet Nedim Gündoğar
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tahıl bazlı atıştırmalık barların farklı yöntemlerle mikroenkapsüle edilmiş demir ile zenginleştirilmesi ve biyoerişilebilirliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, iki farklı yöntem (iyonik jelasyon ve emülsifikasyon) ile enkapsüle edilen demir tozunun tam buğday unu ile yapılan atıştırmalıklara eklenmesi ve üründeki demirin in vitro sindirim modeli kullanılarak biyoerişilebilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İlk aşamada kapsüllerin üretimleri gerçekleştirilmiş ve mikro yapının daha iyi anlaşılabilmesi içim SEM görüntüleri incelenmiştir. İkinci aşamada demir sülfat ve kapsüle demir sülfat ile takviye edilen un, galetaların üretimi için kullanılmıştır. Çalışma kapsamında atıştırmalıkların kimyasal bileşimi belirlemek amacı ile nem, kül, protein analizleri gerçekleştirilmiş; analizler sonucu gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ürünler aynı zamanda tüketici tercihini etkileyen fiziksel ve duyusal parametrelerce kıyaslanmıştır. Direkt veya kapsül demir takviyesi yapılan tahıl atıştırmalıklarında pişme kaybı, verim ve tekstürel özellikler üzerinde kontrol grubundan farklılıklar oluşmamıştır. Yapılan renk analizi sonucu zenginleştirilmiş grupların a*, b* değerlerinde ve koyuluk olarak artış gözlense de bu sonuç panelistler tarafından gerçekleştirilen duyusal değerlendirmeyi etkilememiş; tüm gruplar kontrol grubuna benzer puanlanmıştır. İnsan sindirim sisteminin simüle edilmesini baz alan in vitro statik sindirim modellemesi ile örnekler sindirime tabii tutulmuştur. Sindirim sonrası demir miktarı en fazla emülsifikasyon metodunda bulunmuştur. Ancak %biyoerişilebilirlik açısından iki kapsül yöntemi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır ve emülsifikasyonda bu oran %29,09, iyonik jelasyon yönteminde ise %21,81 olarak tespit edilmiştir. %BE demirin direkt ilave edildiği gruplarda ise, %20,34±8,89 olarak bulunmuştur. Araştırma bulguları demir miktarı ve erişilebilirliği artırılırken son üründe reolojik olarak istenmeyen bir yan etki oluşmadığını göstermektedir. Fiziksel kapsülasyon yöntemlerine nispeten daha az ekipman bilgisi ve az maliyetli olan kimyasal yöntemlerin optimizasyon çalışmaları ile demir biyoyararlılık ve/veya biyoerişilebilirliğinin ileri seviyelerde artırılmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir.

EnkapsülasyonErişilebilirlikFerro demir
Emine Erdağ Akca
Manisa Celal Bayar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Engelliler için yapılacak mimari düzenlemelerin dış ticaret ve uluslararası turizm üzerine etkileri: Türkiye ve ABD örneği

Ülke ekonomisinin kalkınmasında çok önemli olan, turizm gelirlerini artıran kritik faktörlerden biri de erişilebilirliktir. Bu nedenle çalışmanın, birinci ve ikinci bölümlerinde engelliler için yapılan mimari düzenlemelerin turizm ve seyahat ekonomisine katkıları literatür taraması yapılarak ortaya konulmaktadır. Son bölümde ise, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) erişilebilirlik verileri ile seyahat ve turizm gelirleri karşılaştırılmaktadır. Araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğünün 2017/081 nolu projesi ile desteklenmiştir. Proje kapsamında, Türkiye'de Antalya merkezindeki en çok turist alan engelsiz 20 noktada, ABD'nde ise dört farklı şehirdeki 20 farklı noktada gözlemler yapılmıştır. Gözlem sonuçlarının analizi sonucunda erişilebilirlik düzenlemelerinin ölçümü için özgün bir ölçek geliştirilmiştir. Gözlem yapılan noktalar erişilebilirlik derecelendirme kriterleri doğrultusunda ve geliştirilen ölçeğe uygun şekilde puanlanmıştır. Puanlama, engelsiz turizm dinamiklerini tetikleyen unsurları derecelendirmek amacıyla, bir ile beş arasında bir destinasyon "erişilebilirlik seviyesi" belirlemektedir. Bu seviye, engelsiz dolaşım serbestliğini göstermektedir. İncelemeler sonucunda iki ülke erişilebilirlik düzeyleri; ABD için 5, Türkiye için 2 olarak tespit edilmiştir. Erişilebilirlik yatırımlarının ve harcamalarının ABD'de yaklaşık %93, Türkiye'de ise %41 oranında ekonomik katkı sağladığı, çarpan etkisinin de bu katkı ile doğru orantılı bir ölçekte ülke ekonomisine yansıyacağı modellenerek bu çalışma sonucunda ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, önümüzdeki birkaç yıl içinde tüm dünyada engelsiz turizm hareketliliğinin artması beklenmektedir. Bu çalışma göstermektedir ki, engelsiz yatırımlarla ekonominin verimliliğini artırmak mümkün olabilmektedir.

Ekonomik verimlilikEngelli kişilerEngelliler turizmi+6
Seval Özbalcı
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara'da belediye hizmet binaları ve çevrelerinin ulaşılabilirlikle ilgili Türk Standartları bağlamında incelenmesi

Çalışmada ele alınan başlıca problem, engellilerin yaşamları boyunca karşılaştıkları sorunlar arasında, mimari uygulamalardan kaynaklı engeller sebebiyle kamusal açık alanları etkin olarak kullanamaması, kamusal hizmetlerden yararlanamaması, kamuda görev alamaması ve temel vatandaşlık görevlerini bir başkasının yardımı olmadan gerçekleştirememesi durumudur. Engelli insanların kamusal görevlerini yerine getirebilmeleri ve kamusal hizmetlerden yararlanabilmeleri için, kamu yapıları ve yakın çevrelerinin engellilerle ilgili Türk standartları TS 12576 ve TS 9111 koşullarına uygun düzenlemelere sahip olması gerekmektedir. Bu çalışmada, Ankara'da kamu yapıları arasından belirlenen, halka birebir hizmet vermekte olan beş belediye hizmet binası ve yakın çevreleri bu standartlar gözetilerek oluşturulan değerlendirme formları vasıtasıyla, gözlem ve inceleme tekniğine dayalı veri toplanması ve karşılaştırılması yöntemi kullanılarak, incelenmiştir. Belirlenen yapılar ve yakın çevrelerinden elde edilen verilerin ulaşılabilirlik yönünden incelenerek değerlendirilmesi sonucunda, her bir eylem alanı için bir ulaşılabilirlik değeri (U.D.) ve her bir yapı için bir genel ulaşılabilirlik değeri (G.U.D.) tespit edilmiştir. Belirlenen bu mekânsal ulaşılabilirlik değerleri (U.D.), yapı içindeki alanlarda, yapı yakın çevrelerinde, yapı bütünü içinde ve her bir form bağlamında tespit edilen eksikliklerin, karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine olanak sağlamıştır. Aynı zamanda her bir yapı ve eylem alanı da birbirleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemle incelendiğinde sonuçta, yapı yakın çevrelerine ait ulaşılabilirlik değerlerinin (U.D.) genel ulaşılabilirlik değerlerine (G.U.D) yaptığı katkının oldukça fazla olduğu ve ulaşılabilirliğin kentsel tasarım boyutunun da en az yapı içi tasarımlar kadar önemli olduğu görülmüştür.

Kamu binalarıUlaşılabilirlik
Ayşe Şeyma Arslantaş
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de ulaşım ağları – doğal ortam etkileşiminin coğrafi analizi

Ulaşım doğal ortama işlevsellik kazandırarak coğrafi görünümü (peyzaj/landscape) değiştirir. Bu yönüyle ulaşım mekân şekillendirici bir güç olarak coğrafi çalışmalarda önemli bir yer tutar. Ulaşım; ulaşım sektörlerini, araçları, ulaşım yapılarını da içine alan kapsayıcı bir terimdir. Bu çalışmada sektör ayrımı yapılmadan ve Türkiye ölçeğinde ulaşım sistemleri analiz edilmeye çalışılmıştır. Ulaşım sektörleri bazında ortaya konulan hipotezlere Türkiye'den örnekler sunularak bu hipotezlerin doğruluğu test edilmeye çalışılmıştır. Türkiye'nin sunmuş olduğu doğal yapısı ulaşım sistemlerinin gelişimi ve yer seçiminde etkili olan temel bileşenlerdir. Bu nedenle rölyef, topografya, eğim, yükselti, jeomorfolojik birimler, jeolojik yapı ve klimajeomorfolojinin getirmiş olduğu doğal ortam özellikleri ulaşım sektörleri üzerinde belirleyici olur. Topografyaya uygun olan bu yol ağlarına 'doğal yol' adı verilmektedir. Uzun yıllar Anadolu yolları bu güzergâhları takip ederek yerleşme, nüfus ve ekonomik yapının şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Fakat günümüzde ise teknoloji ve sermayenin etkisiyle topografyayı delen, kesen veya topografyayı yükselten yapılar meydana getirilmektedir. Tez içerisinde bu dönüşüme sıklıkla değinilecektir. Türkiye ulaşım ağlarının gelişiminde bazı dönüm noktaları veya kırılma noktaları vardır. Bu kırılma noktaları ülkenin ekonomik yapısı ve uygulanılmaya çalışılan çeşitli politikalar ile açıklanabilmektedir. Karayolları için 1950 (Hilts Raporu), 1980 (otoyol dönemi) ve 2003 sonrası (bölünmüş yol dönemi); demiryolları için 1923-1950 (demiryolu ağırlıklı dönem), 2009 sonrası (YHT projeleri); havayolu için 1993 (serbestleşme politikası), 2013 (tam serbestleşme politikası); denizyolları için lojistik merkez uygulamaları sektörlerin kırılma noktalarını ifade eder. Bugün ulaşım ağları teknoloji ve sermayenin etkisiyle şekillenmektedir. Bu nedenle 'uyum (adaptasyon)', 'değiştirme (modifikasyon)' ve 'yeniden inşa (rekonstrüksiyon)' dönemleri Türkiye ulaşımı açısından değerlendirilebilir. Uyum döneminde doğal yol güzergâhlarına paralel (doğu-batı) yol sistemleri oluşturulmuştur. Bu dönem karayolu, demiryolu, denizyolu ve karaiçi su taşımacılığı sektörlerinde ilk dönem ulaşım ağları olarak görülebilir. Değiştirme döneminde ise doğal yol güzergâhlarına küçük müdahalelerde bulunularak daha işlevsel ulaşım ağları meydana getirilmiştir. Günümüzü yansıtan yeniden inşa dönemi ulaşım ağları ise topografyaya uyumsuz, yeni topografyalar yaratan ve yaratıcı yıkımı yansıtan özellikler göstermektedir. Bu dönemde Türkiye ulaşım ağlarında mega projeler gündeme alınmıştır. Marmaray, Kanal İstanbul, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Ovit Tüneli, Vauk Tüneli, 3. Havalimanı son dönemi yansıtan ulaşım yapılarıdır. Türkiye ulaşımında yakın ve uzak hedeflerin (2023, 2035 gibi) ortaya konulması planlamanın iyi yapılmasını gerekli kılar. Planlamalar ülke gerçekleri göz önüne alınarak yapılırsa milli menfaatlere uygun yapılar ortaya çıkarılır. 'Türkiye petrol zengini olmayan bir ülkedir', 'Türkiye trans bir ülkedir', 'Türkiye hinterlandı geniş bir ülkedir' gibi gerçekler göz önünde bulundurularak işlevsel ulaşım yapılarının ortaya konulması gerekir. Daha sürdürülebilir ve avantajlı bir ulaşım sektörü olan hızlı demiryolu hatlarıyla ülkelerarası, ülkesel ve bölgesel ağların inşa edilmesi Türkiye ulaşımı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın sonunda önerilen hızlı demiryolu ağları ile Türkiye daha ekonomik ve güvenli ulaşım ağına erişmiş olacaktır.

Doğal çevreUlaşılabilirlikUlaşım+3
Ömer Faruk İncili
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de ulaştırma yatırımları ve kalkınma

Bu çalısmanın üç temel amacı vardır. Birincisi, ulastırma yatırımlarının ekonomik kalkınma ve büyümeyi hangi kanallardan, nasıl ve hangi yönde etkilediğini açıklamaktır. ?kincisi, ekonomik kalkınma ve büyüme ile ulastırma yatırımları iliskisini açıklayan güncel ve temel yaklasımların neler olduğunu ortaya koymaktır. Üçüncüsü ise Türkiye ekonomisine iliskin olarak ulastırma yatırımları ve faaliyetleri ile ekonomik büyüme arasındaki iliskilerin incelenmesidir. Belirtilen amaçlar doğrultusunda, Türkiye için bes önemli değer hesaplanmıstır. Bunlar; ulasılabilirlik, ulasılabilirlik açığı, hareketlilik, ulastırma hizmetleri endeksi ve reel sabit sermaye stoku hesaplamalarıdır. Çalısmada ulasılan temel teorik sonuç, ulastırma yatırımları ile ekonomik kalkınma ve büyüme arasındaki iliskilerin ulasılabilirlik, ulasılabilirlik açığı ve hareketlilik kavramları ile açıklanması gerekliliğidir. Türkiye ekonomisine iliskin uygulama sonuçlarına göre ise ulastırma yatırımları gayrisafi yurtiçi hasılayı, özel üretken sabit sermayenin etkinliğini ve ortalama isgücü verimliliğini pozitif ölçüde etkilemektedir. Bununla birlikte, ulastırma yatırımlarının gayrisafi yurtiçi hasıla üzerindeki etkisi en az 6 yıllık bir gecikme ile ortaya çıkmaktadır. Anahtar Sözcükler 1. Ulastırma Yatırımları 2. Ekonomik Büyüme 3. Ekonomik Kalkınma

Ekonomik büyümeEkonomik kalkınmaHareketlilik+1
Merter Mert
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane polikliniklerinde mekansal organizasyonun yön bulma üzerine etkisi: Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi ve Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi örneği

Kamuya açık, herkes tarafından kullanılan yapıların tasarım aşamasında özel kullanılan yapılara oranla daha hassas olunmalıdır. Tasarımcıların kullanıcı davranışlarını inceleyerek planlama yapması gereken yapılardan biri de hastanelerdir. Hastane yapılarında mekan algısı kullanıcılarının hastalar olması sebebiyle diğer yapılara göre farklı olarak ele alınması gerekmektedir. Hastane yapılarında hastalar ve hasta yakınları belirli bir amaçla yapı içerisinde hareket etmektedirler. Kullanıcılar yapıya girdiği andan itibaren mimari birçok unsurdan etkilenmektedir. Bu etkilere bağlı olarak kullanıcılar amaçlarına yönelik yön bulma ihtiyacı duymaktadırlar. Çalışma kapsamında hastane yapılarında kullanıcıların yön bulma problemi tespit edilmiştir. Yön bulma probleminin algısal ve mekânsal sebeplerden kaynaklandığı hasta ve hasta yakınlarına yöneltilen anket soruları sonucunda ortaya konmuştur. Mekanların dizilimleri, yanlış yönlendirmeye neden olabilecek mekânsal düzensizlikler, davranış ve görüş alanı içerisindeki algısal seçicilik gibi konular ve kavramlar üzerinde durulmuştur. Mekan dizim karmaşıklığı kullanıcıların yapı içerisinde mekanlara erişimini zorlaştırır ve yön bulmasında sorunlar yaşamasına sebep olur. Çalışma alanı olarak Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi poliklinikleri ve Selahaddin Eyyubi Hastanesi poliklinikleri seçilmiştir. Çalışma alanlarında yön bulma problemi sebebiyle mekan dizim (space syntax) analizi ve anket çalışması yapılmıştır. Mekan dizim analizlerinde Depthmapx programından yararlanılmıştır. Mekan dizimi modeli üzerinden derinlik analizi ve eş görüş analizi yapılmıştır. Derinlik analizleri mekanların erişebilirlikleri hakkında yorumlama imkanı vermektedir. Eş görüş analizleri kullanıcıların hangi alanları görüp algılayabildikleri hakkında yorumlama imkanı sunmaktadır. Dolayısıyla kullanıcıların yön bulma davranışları hakkında bilgi vermektedir. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi poliklinikleri ve Selahaddin Eyyubi Hastanesi poliklinikleri mekânsal organizasyon farklılıkları belirtilmiştir. Farklı mekânsal organizasyona sahip bu iki hastane poliklinikleri üzerinden kıyaslamalar yapılmıştır. Yapılan mekan dizim (space syntax) analizi sayesinde mekanların derinlik değerleri, görünür alanları ve anket sonuçları kıyaslanmıştır. Kıyaslamalar sonucunda çözüm odaklı öneriler oluşturulmuştur.

AlgıDerinlikHastaneler+5
İbrahim Gül
Dicle University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyi hakkında öğretmen görüşleri: Orta Karadeniz örneği

Orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyinin istenilen seviyeye ulaşmadığı düşülmüştür. Bu sebeptendir ki; 2005 yılında orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçları tekrar gözden geçirilerek yenilendi. Bu araştırmanın amacı, orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyini, öğretmen görüşlerini alarak belirlemektir.Araştırma da nicel araştırma modeli kullanılırken, araştırma yöntemi olarak tarama, araştırma tekniği olarak anket kullanılmıştır. Araştırma 2009-2010 eğitim öğretim yılında orta Karadeniz illerinde (Sinop, Samsun, Ordu, Tokat, Çorum, Amasya) görev yapan 100 coğrafya öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir.Öğretmenlere uygulanan anketler analiz edilmiştir. Öğretmenlerin vermiş olduğu cevaplar birbirine yakın olup, çok zıt cevaplara rastlanmamıştır. Araştırmanın sonucunda orta öğretim coğrafya öğretmenlerinin, coğrafya dersinin genel amaçlarına kısmen de olsa ulaşıldığını düşündükleri tespit edilmiştir.

CoğrafyaCoğrafya dersiCoğrafya öğretimi+6
Yasemin Ertürk Temizkan
Karadeniz Technical University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımlı kişilik özellikleri ile ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve helikopter ebeveyn tutumu ilişkisinde kişilerarası ilişki boyutlarının aracı rolü

Bu çalışmada, katılımcıların erken dönem yaşantılarında helikopter ebeveyn tutumlarına maruz kalma ve ebeveynlerine duygusal olarak erişebilme düzeyleri ile erişkin dönem bağımlı kişilik özellikleri arasındaki ilişkide kişilerarası ilişki boyutlarının aracı rolünün sınanması amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini, farklı illerde yaşayan, 20- 55 yaş arası, 127 kadın ve 75 erkek olmak üzere 202 bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama amacıyla Demografik Bilgi Formu, Kişilik İnanç Ölçeği Kısa Formu, Algılanan Helikopter Ebeveyn Ölçeği, Ebeveyn Duygusal Erişilebilirlik Ölçeği, Kişilerarası İlişki Boyutlarını Ölçeği kullanılmıştır. Önerilen model Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) aracılığıyla test edilmiştir. Araştırma bulguları, bağımlı kişilik özelliklerinin, kişilerarası ilişki boyutlarında empati dışında tüm değişkenlerle istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Bağımlı kişilik özellikleri ile onay bağımlılığı ve algılanan helikopter ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Diğer bir yandan bağımlı kişilik özellikleri ile başkalarına güven, duygu farkındalığı ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, helikopter ebeveyn düzeyinin artması ve ebeveyn duygusal erişilebilirliği düzeyleri azalması onay bağımlılığını arttırmaktayken başkalarına güven ve duygu farkındalığı düzeylerini azalmaktadır. Erken dönem yaşantılarda müdahaleci ve eleştirel yaklaşım ile karakterize helikopter ebeveyn tutumları ve katılımcıların ebeveynlerine duygusal olarak erişebilme düzeylerinden kişiler arası ilişki boyutları üzerinden giden bu yol da bağımlı kişilik özelliklerini artmaktadır.

Ana-baba tutumuBağımlılıkDuygusal erişilebilirlik+6
Ezgi Erkan
Başkent University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Sosyo-ekonomik risk grubu annelerinin duygusal ulaşılabilirliği, çocuğun olumsuz duygusallığı ve anne duygu sosyalleşmesi arasındaki ilişki

Parental emotion socialization is an important aspect of parent-child relationship. Child characteristics (e.g., temperamental negative emotionality), parent characteristics (e.g., general parenting practices), and socio-economic status (SES) of the family play role in parents' emotion socialization processes. In this study, I aim to examine the relationship between maternal emotion socialization, maternal emotional availability that encompasses mother's sensitivity, structuring, non-intrusiveness, and non-hostility and child negative emotionality in a low SES group in İstanbul, Turkey. One hundred and two mothers (Mage = 30.44 years, SD = 4.7) and their 11-38 months old toddlers (Mage = 23.25 months, SD = 6.7) participated a 2-hour long home-visit. During the home observations, mothers were given toys and asked to play with their children for 10-minutes. In the final hour, they were given a questionnaire pack including Coping with Toddler's Negative Emotions Scale (CTNES; Spinrad, et al., 2004) and Emotionality Activity Sociability Temperament Survey (EAS; Buss, et. al., 1984). Video-recorded 10-minutes free-play sessions were coded for Emotional Availability Scales (EAS; Biringen, 2008) by two certificated reliable coders. The results showed that maternal non-intrusiveness was positively related to expressive encouragement reactions and non-hostility was positively correlated with emotion-focused reactions. But other dimensions of maternal emotional availability were not related to maternal emotion socialization. Also, child negative emotionality negatively predicted distress emotion socialization reactions after controlling for maternal education level. More than half of the mothers (n=60) are rated in the complicated categorical zone in EAS which carries anxious attachment style characteristics (Biringen, 2008). In the complicated zone, non-hostility was positively related to both emotion and problem focused emotion socialization reactions. Also, non-intrusiveness was positively correlated with emotion-focused reactions. These findings support that child negative emotionality may play a crucial role in the distress reactions of mothers. Also, mothers' non-intrusive and non-hostile behaviours may enable them to accept children's negative emotions more and respond accordingly. Findings of the current study are discussed, and how they can guide intervention programs are covered.

MothersMother's physical and psychological availabilityEmotion socialization+5
İrem Buselay Özer
Özyeğin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batman ilindeki kamu ve özel spor tesislerinin erişilebilirlik standartları yönünden karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı "Batman ilindeki kamu ve özel spor tesislerinin erişilebilirlik standartları yönünden karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Araştırma kapsamına Batman ilindeki 10 kamu ve 10 özel olmak üzere toplamda 20 adet spor tesisi seçilmiştir. Bu tesisler, rastlantısal yöntem ile Batman ilindeki spor tesisleri içerisinden seçilmiştir. Araştırma, tarama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir ve araştırmada erişilebilirliği tespit etmek amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ulusal geçerliliği olan binalar için iç ve dış mekânlar erişilebilirlik tespit formundan yararlanılmıştır. Tespit formu 7 başlık ve 62 soru ile sınırlandırılmıştır. Başlıklar; otoparklar, girişler, rampalar, tuvaletler, koridorlar, asansörler ve merdivenlerden oluşmaktadır. Araştırmada Batman ilinde örnekleme alınan kamu ve özel sektör spor tesislerinin engelliler için yapılmış olan erişilebilirlik düzenlemeleri belirlenmiş ve elde edilen sonuçlara göre kamu spor tesislerinde %61,1 "Yeterli", özel spor tesislerinde %25,4 ile "Yetersiz" düzeyinde bulunmuştur. Bu analiz sonucunda erişilebilirlik düzenleme kriterlerine göre Kamu tesislerinin erişilebilirlik bakımından daha iyi durumda olduğu ortaya çıkmıştır.

BatmanEngelli kişilerEngellilik+3
Selim Bulut
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişilebilir turizmde engelli bireylerin tur programlarına katılım durumları: Diyarbakır örneği

Bu tez çalışması, Diyarbakır İlinde yaşamakta olan engelli bireylerin turlara katılım durumunu incelemektedir. Araştırmanın amacı, turizm etkinliklerine katılım sağlayan ve konaklama hizmetlerinden yararlanan engelli bireylerin deneyimlerini değerlendirmektir. Çalışmanın örneklemi, Diyarbakır ilinde yer alan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki 15 ile 33 yaş arası 31 engelli birey, dört ve beş yıldızlı 7 konaklama işletmeleri çalışanları ve 5 acenta yetkililerinden oluşmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinden yararlanılmıştır. Görüşmeler, ses kaydı, telefon ve yüz yüze görüşme ve not alma tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Nvivo nitel veri analizi kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgisi ve bulguları tablo şeklinde oluşturulmuştur. Engelli bireylerden elde edilen bulgulara göre oteldeki temizlik hizmetlerinin yetersizliği, asansörlerin aktif olmaması ve işitme-dil-konuşma engelli bireyler ile ilgilenen yardımcı personelin olmaması, turizmde katılımcılarını olumsuz etkilemektedir. Engelli bireylerin tur gezileri sırasında karşılaştıkları alt yapı yetersizliği, tesis eksikliği, rehber eksikliği gibi etkenlerden dolayı sorun yaşadıkları sonucuna varılmıştır. Bu tez çalışması, engelli bireylerin turizm etkinliklerine katılımını arttırmak ve iyileştirmede bulunmak için yapılacak çalışmalara dair öneriler sunmuştur.

DiyarbakırErişilebilirlik
Şengül Ece
Batman University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Raylı sistem fizibilite çalışmalarında sosyal ve çevresel fayda bileşenlerinin analiz edilmesi

Ulaştırma projelerinin en önemlilerinden biri olan raylı sistem projeleri sağladıkları pek çok avantaj sebebiyle günümüzde sıklıkla tercih edilen bir politika yaklaşımıdır. Bu projelerin yapımına karar verilmeden önce fayda maliyet analizi süzgecinden geçirilmeleri gerekmektedir. Tez kapsamında ilk olarak raylı sistem projelerinin değerlendirme sürecinde kullanılan fayda maliyet analizi parametrelerinin ülkeler bazında karşılaştırılması yapılmaktadır. Bu karşılaştırmaya Türkiye'de yapılan bazı fizibilite çalışmaları da dahil edilmiş olup ülkemizde yapılan çalışmalarla diğer ülkelerdeki çalışmaların karşılaştırılması sağlanmıştır. Daha sonra örnek olarak seçilen Çiğli Tramvay Hattı projesi için bir fayda maliyet analizi yapılmıştır. Bu fayda maliyet analizi kapsamında genel olarak kullanılan parametrelere ek olarak gürültü kirliliği, çevre kirliliği ve erişilebilirlik parametreleri de eklenmiş ve yeni hesaplamalar yapılmıştır. Gürültü kirliliği hesabı için Avrupa ülkelerini kapsayan ortak bir çalışmadan gerekli gürültü değerleri alınarak hesaplamalar yapılmıştır. Çevre kirliliği parametresinin fayda maliyet analizindeki etkisini ölçmek amacıyla ise GaBi yazılımı kullanılmıştır. Bu sayede tramvay hattının yapılmasıyla ortaya çıkan çevresel etkiler fayda maliyet analizi hesaplarına eklenmiştir. Ayrıca ulaşım sistemleri performansını ölçmede kullanılan en etkin araçlardan biri olan erişilebilirlik ölçütü, kullanıcı faydasını fizibilite çalışmasına yansıtmada kullanılmıştır. Eklenen yeni parametrelerle fayda maliyet analizi hesaplamaları yeniden yapılmıştır. Sonuç olarak 111 902 658 € net bugünkü değer, %12,42 iç verim oranı ve 1,68 fayda/maliyet oranı sonuçlarına ulaşılmıştır. Böylece hattın yapılabilir olduğu ve gürültü, çevre kirliliği ve erişilebilirlik gibi yeni parametrelerin kullanımının değerlendirmelere olumlu bir etki kattığı görülmüştür.

ErişilebilirlikFayda-maliyet analiziFizibilite+2
Aziz Talha Gülümser
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van ilinde çölyak hastalığının gastronomik erişilebilirlik sorunlarının belirlenmesi üzerine karşılaştırmalı bir çalışma

Erişilebilir gastronomi kavramı; bedensel, fiziksel, ruhsal, biyolojik vb. herhangi bir engele sahip olan veya olmayan her bireyin hiçbir ayrıma maruz kalmadan gastronomi destinasyonlarına eşit olarak erişebilmesini ifade eder. Buna karşın mevcut erişilebilir gastronomi çalışmaları ve uygulamaları, fiziksel, zihinsel, görme, işitme ve konuşma engellilere odaklanmış olup, beslenme engelleri nedeniyle erişim sorunu yaşayan biyolojik engelli bireyleri göz ardı etmiştir. Bu çalışmanın amacı, yiyecek-içecek işletmelerinin bir biyolojik engel türü olan çölyak hastaları açısından erişilebilirlik altyapılarının incelenerek, mevcut durumun ve yaşanan sorunların tespit edilip, söz konusu sorunlara çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda, kartopu örnekleme yöntemiyle belirlenen 8 çölyak derneği ve kolayda durum örnekleme yöntemiyle belirlenen 11 yiyecek-içecek işletmesine yönelik olarak iki farklı görüşme formu uygulanmıştır. Çölyak dernekleri ile yapılan görüşmeler sonucunda, çölyaklıların yiyecek-içecek işletmelerinde glütensiz ürün bulmakta zorlandıkları, glütensiz ürün bulsalar bile fahiş fiyatlara satın alabildikleri, çapraz bulaşma riski nedeniyle işletmelere yönelik güven problemi yaşadıkları, işletme çalışanlarının ihtiyaç duyulan eğitime sahip olmadığı ve bu nedenle farkındalık düzeylerinin zayıf olduğu ve yasal düzenlemelerin çölyak hastalarının sorunlarını kapsamadığı görülmüştür. Yiyecek-içecek işletmeleri ile yapılan görüşmelerde ise, glütensiz ürünlerin yeterli talep görmemesi, işletme çalışanlarının glütensiz üretim için eğitim alabilecekleri resmi bir kurum olmaması ve yasal düzenlemelerin üretimi teşvik edecek şekilde düzenlenmemesi gibi nedenlerle işletmelerin glütensiz ürün üretiminden çekindikleri görülmüştür. Çalışma sonunda, söz konusu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.

Engelli kişilerEngellilikErişilebilirlik+3
Onur Can Keskinoğlu
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kentsel yeşil alanlara erişilebilirliğin Antalya Muratpaşa örneğinde çok yönlü analizi

Kentler, arazi kullanımının ve insan etkisinin en fazla olduğu mekânlardır. Yeşil alanlar kent dokusu içerisinde diğer alan kullanımlarını yönlendiren, sınırlandıran, ayıran, işlevlendiren ve birleştiren organik sistemlerdir. Kentlerin düzenli, sağlıklı bir çevreye kavuşabilmesi ve kentlinin yaşam kalitesinin yükselmesi, yeşil alanların kent içindeki dağılımlarına, büyüklüklerine, işlevsel ve estetik niteliklerine bağlıdır. Bir kentsel yeşil alanın erişilebilir olma durumu, insanlar ve yeşil alanlar arasında geniş bir etkileşim yelpazesini içermektedir. Bu etkileşim, yeşil alanlara görsel erişimden başlayarak, bu alanlara belli bir konumdan ulaşım kolaylığını, bu alanlara özgürce girebilme ve bu alanlarda rahatsız edilmeden özgürce hareket etme eylemlerini kapsamaktadır. Yapılan bu çalışma ile Antalya ili Muratpaşa ilçesinden seçilen bir grup mahallede yer alan parkların erişilebilirliği ele alınmıştır. Ağ Analizi Yöntemi kullanılarak seçilen parkların 100 m, 200 m, 300 m, 400 m ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin öngördüğü 500 m mesafesi dikkate alınarak erişilebilirlik haritaları oluşturulmuştur. Çalışmada ayrıca parkları aktif olarak kullanan mahalle sakinleriyle anket çalışması gerçekleştirilmiş, park kullanıcılarına yeşil alan tercihleri ve erişimle ilgili sorular yöneltilmiştir. Çalışma sonuçları kentsel yeşil alanlara erişilebilirlikle ilgili sorunları ortaya koymuştur. İmar mevzuatının öngördüğü erişilebilirlik standardının bile karşılanmadığı tespit edilmiştir. Başta yeşil alan planlaması ve tasarımı olmak üzere, kentsel yeşil alanlarla ilgili konularda yeni bir bakış açısına gereksinim bulunduğu; küresel iklim değişikliğinin kentler açısından bunu zorunlu kıldığı sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikKentsel yeşil alanlar
Bensu Cüce
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Görme engelli üniversite öğrencilerinin İngilizce materyalleri kullanırken karşılaştıkları sorunlar

Engelli bireylerin Ahlaki Model ile başlayıp Tıbbi Model, Sosyal Model ve İnsan Hakları Modeli ile devam eden hak arama ve kimlik inşası deneyimleri onlarca yıl boyunca çeşitli alanlarda devam eden çalışmalara sebep olmuştur. Araştırmamızın çıkış noktasını oluşturan İnsan Hakları Modeli, engelli bireylerin engelli olmayan bireylerle yaşamın tüm alanlarında aynı haklara ve aynı imkânlara sahip olmaları gerektiğini belirtir. Eğitim hayatını da kapsayan bu bütüncül yaklaşım engelli bireylerin de diğer bireyler gibi sıkıntısız ve problemsiz bir eğitim hayatı ve öğrenim tecrübesi yaşamaları için gereken bütün adımların yasa yapıcı ve uygulayıcıları tarafından atılması gerekliliğini açıklar. Bu çalışma, İnsan Hakları Modeli'nden yola çıkarak ve eğitim hakkının temel haklardan biri olduğunu düşünerek, görme engelli bireylerin hazırlık sınıflarında yabancı dil öğrenirken yaşadıkları problemleri ve özellikle materyal kullanımında yaşadıkları tecrübeleri temel almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de hazırlık eğitimi görmüş ve belirli bir süre yoğun bir şekilde İngilizce öğrenmiş, söz konusu dersle ilgili materyallerin kullanımını tecrübe etmiş görme engelli bireylerin tecrübelerinden yola çıkarak, yabancı dil öğretim materyallerindeki eksiklikleri belirlemeyi ve bu eksikliklere çözüm önerileri sunarak gelecekte hazırlanacak materyallere yol göstermeyi hedefleyen bir ihtiyaç analizi çalışması olarak tasarlanmıştır. Araştırmacı öncellikle yaptığı literatür taramasında alanda var olan eksikliği görmüş ve bu eksikliğin giderilmesini sağlamak için gerekli olan ihtiyaçları belirlemek amacıyla görüşme sorularını hazırlamıştır. Yapılan ilk hazırlığın ardından görüşme soruları yabancı dil öğretiminde tecrübe edinmiş beş farklı uzmana danışılarak güncellenmiştir. İlk 4 katılımcıdan oluşan pilot görüşme grubu ile görüşmelere başlanmış ve elde edilen tecrübeler ile gerekli değişiklikler yapılarak hem görüşme sorularına hem de görüşme kanallarına dair son güncellemeler yapılmıştır. Sonuç olarak lise veya üniversite seviyesinde İngilizce hazırlık eğitimi almış 17 katılımcı ile yapılan görüşmelerin ardından elde edilen veriler hem betimsel analiz yöntemi hem de Maxqda2020 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları bulgular kısmında görme engelli bireylerin de dijital okuyucular kullanarak erişebilmeleri için betimlenmiş şekilde yer almaktadır. Elde edilen bulgulardan yola çıkarak hazırlanan öneriler ise çalışmanın son kısmında bulunmaktadır. Çalışma sonucunda görme engelli bireylerin yabancı dil öğrenirken genel olarak erişilebilirlik sorunları yaşadığı fakat bu sorunların söz konusu materyalleri hazırlayan ya da uygulayan bireylerin kişisel özellikleri dikkate almamaları ve evrensel tasarım bilinciyle düşünmemelerinden kaynaklandığı görülmüştür. Evrensel tasarım anlayışının dil öğrenen ve öğreten bireylerde, kitap yazarlarında, basımevlerinde, yasa yapıcılarda bir anlayış olarak gelişmesi ve yaygınlaşması ile bahsi geçen problemlerin büyük bir kısmının ortadan kalkabileceği; engelli bireylerin ve bu araştırma özelinde görme engellilerin gelecekte yabancı dil öğrenirken aynı sorunları yaşamayabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.

Az görmeErişilebilirlikEvrensel tasarım+7
İrem Damla Şimşek
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Tasarım öğeleri: otel lobilerindeki mekan estetiğinin ve yerleşim erişebilirliğinin müşterilerin duygu ve davranış eğilimleri üzerindeki etkisi

The aim of the study is to emphasis the effect of physical environment of interior space on customer's emotions and behavioral intentions at hotel lobbies. Relevant literature in environmental psychology and marketing was reviewed, and conceptual scheme was proposed. Facility aesthetics and layout accessibility were based on servicescape dimensions and categorical dimension approach was used for analyzing customers' emotions, and behavioral intentions were highlighted for this study. A field study approach was used in this study and a survey was conducted with 78 customers of Eyüboğlu Hotel, located in Ankara. Multiple regression analyses were used, and the findings indicated that there is a positive relationship between facility aesthetics and layout accessibility with positive emotions. Moreover, results proved that positive emotions and facility aesthetics have positive relationship with behavioral intentions.

EmotionEmotional effectAccessibility+6
Fulden Şahiner
İhsan Doğramacı Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

İlgili konular