Yetişkin eğitimi
Bu konu başlığı altında 75 tez
Deprem sonrası yetişkinlerde sanat etkinliklerinin iyileştirici rolü
Deprem gibi travmatik olaylara yol açabilecek doğal felaketler sonrasında afetzedeler sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklarla baş edebilmede birtakım çözümlere gereksinim duyabilmektedirler. Sanat, yaşanılan bu travmatize edici olaylara çözüm araçlarından biri olarak düşünülebilir. Bu bağlamda sanatsal faaliyetler, travmatik olguların dışa vurulmasında etkili ve tıbbi tedavilere ek bir destek olarak görülebilir. Dolayısıyla sanatın travmayla başa çıkmadaki etkisini araştırmak oldukça önem arz etmektedir. Bu çalışmada, deprem sonrasında yetişkinler özelinde sanatsal faaliyetlerin iyileştirici rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın çalışma grubunu depremi/artçıları yaşamış 40 yetişkin oluşturmaktadır. Çalışmada, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu analizde katılımcılara yarı yapılandırılmış bireysel sorular sorulmuştur. Araştırma sürecinde katılımcıların verdiği cevapların derlenmesi ve analiz edilmesi sonucu, "Duygusal Deneyim", "Zihinsel Deneyim", "Sosyal Etkiler" olmak üzere 3 ana tema ve "Rahatlama Huzur", "Duygusal Değişim", "Kişisel Tatmin ve Mutluluk", "Kişisel Tatmin ve Gelişim", "Zihinsel Rahatlama ve Odaklanma", "Toplumsal Uyum ve Bağlılık" ve "Sosyal Destek ve İlişkiler" olmak üzere 7 farklı alt tema ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, deprem sonrasında sanatsal faaliyetlerle uğraşmanın yetişkinlerde stres seviyelerinin azalmasına, rahatlamalarına, huzur bulmalarına ve sosyal bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını göstermektedir. Sonuç olarak, sanatsal faaliyetlerin kaotik ve kriz dönemlerinde yetişkinlerin psiko-sosyal olarak rahatlaması için eğitim programlarına dahil edilmesi gerektiği çıkarımı yapılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sanat, yetişkin, deprem, travma, iyileşme.
Yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlikleri
Bu araştırmanın temel amacı, yetişkin eğitimindeki kursiyerlerin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi; bu yeterlilik düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni hal, öğrenim düzeyi, özel veya resmi yaygın eğitim kurumları tarafından verilen kurslara katılıp katılmama durumu ve eğer katılmışsa katılma (eğitim alma) süresi değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmada tarama modellerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Fatih ilçesindeki İSMEK kurslarında öğrenim gören 134'ü kadın, 112'si erkek olmak üzere toplam 246 kursiyer oluşturmaktadır. Araştırmada İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin tespit etmek amacıyla araştırmacı ve danışman hocası tarafından geliştirilen ''Yaşam Boyu Öğrenme Yeterlilik Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların yaşam boyu öğrenme yeterliliğinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir, en yüksek algıya sahip yeterliliğin ana dilden iletişim yeterliliği olduğu belirlenirken, en düşük algıya sahip yeterliliğin ise yabancı dilde iletişim yeterliliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İSMEK kursiyerlerinin yaşam boyu öğrenme yeterlilik düzeylerinin medeni hal ve kurslara katılma (eğitim alma) süresine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Ancak, cinsiyete, yaşa, öğrenim durumu ve kurslara katılıp katılmama durumuna göre farklılık göstermektedir. Yaşam boyu öğrenme Yeterlilik Ölçeğinin kendi alt boyutları arasındaki ilişkiyi değerlendirdiğimizde ise, bütün alt boyutlar arasında pozitif yönlü, düşük, orta ve yüksek kuvvetli anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir.
Beş basamaklı öfke kontrol eğı̇tı̇mı̇nı̇n yetı̇şkı̇nlerdekı̇ öfke düzeyı̇ne etkı̇sı̇
Bu araştırmanın amacı Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi'nin yetişkinlerde görülen öfke kontrol problemine yönelik etkililiğini incelemektir. Buradan yola çıkarak hem literatürde hem de pratik alanda gözlemlenen boşluğu doldurmak ve öfke kontrolünü sağlamak adına kullanılabilecek müdahalelerin yaygınlaşmasını sağlayarak toplumsal ruh sağlığına yönelik çalışmalara katkıda bulunmak diğer amaçlar arasında yer almaktadır. Prof. Dr. Medaim Yanık tarafından geliştirilen Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi çalışma kapsamında katılımcılara uygulanmış; ön test, son test ve izleme testi ile programın etkililiği ölçülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'da yaşayan, 18 yaş üstü yetişkin kadın ve erkekler oluşturmaktadır. Başakşehir'de bulunan İbn Haldun Üniversitesi Psikoterapi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (İPAM) aracılığıyla belirlenen tarihlerde öfke kontrol eğitimi verileceği duyurusu sosyal medyadan ve billboardlar üzerinden yapılmış, öfke kontrol problemi olduğunu düşünen, eğitime kayıt yaptıran ve çalışmaya katılmaya gönüllü olan 38 kişiden eğitim öncesinde, eğitimden bir ay sonra yapılan bireysel görüşmelerde ve eğitimden iki ay sonra yapılan izleme testinde veriler toplanmıştır. Araştırmanın verilerine Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği ile "Son bir ayda öfke patlamalarımı kontrol etme düzeyim" sorusuna katılımcıların 0 ve 10 arasında likert tipi yaptıkları puanlama aracılığıyla ulaşılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 istatistik paket programı kullanılmış, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Tüm bu işlemlerin sonucunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre sürekli öfke ve dışa yöneltilen öfkelerinde anlamlı derece azalma, öfke kontrollerinde de anlamlı v derecede artış olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca eğitimden iki ay sonra yapılan izleme testinde her bir değişkendeki etkinin devam ettiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öfke, Öfke Kontrolü, Beş Basamaklı Öfke Kontrol Eğitimi
PIAAC 2015 Türkiye performansının yapay sinir ağı ve regresyon analizi yöntemleri ile incelenmesi
Bu çalışmada, OECD tarafından yetişkin becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülen "Yetişkin Yeterliklerinin Uluslararası Değerlendirilmesi Programı - (PIAAC)" uygulamasının verileri lojistik regresyon analizi (LR) ve yapay sinir ağı modeli (YSA) ile incelenmiştir. Türkiye örnekleminde PIAAC çalışmasına dahil olan yetişkinlerin beceri puanları her iki analiz yöntemi ile yordanmıştır. PIAAC kapsamında bulunan yetişkin özellikleri anketinden elde edilen demografik, sosyoekonomik ve işgücü durumu gibi özellikler çalışmamızda yordayıcı özellikler (bağımsız değişken) olarak belirlenmiştir. Yetişkinlerin sözel beceri testi, sayısal beceri testi ve teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme beceri (TYOPÇ) testi performansları ise yordamak istediğimiz beceri puanları (bağımlı değişken) olarak kabul edilmiştir. Regresyon analizi için ikili lojistik regresyon, yapay sinir ağı modeli için ise çok katmanlı algılayıcılar kullanılmıştır. Her iki yöntem için bağımsız değişkenlerin yetişkin beceri performanslarına etki düzeyleri belirlenmiştir. Verilerin analizinde "IBM SPSS v.23" paket programı ve "The IEA International Database Analyzer (IDB Analyzer)" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde her iki analiz modeli sözel becerileri puanlarını %69,8 oranında doğru tahmin etmiştir. Sayısal beceri puanlarının tahmin oranları LR analizi ile %73,6 bulunurken YSA analizi ile %73,5 olarak bulunmuştur. TYOPÇ beceri puanlarını doğru sınıflandırma oranları LR analizi ile %67,1 olarak bulurken YSA analizi ile %67,3 olarak bulunmuştur. Sözel beceri puanlarını sınıflandırmada her iki analiz yöntemi aynı performansı göstermiştir. Sayısal beceri puanlarını sınıflandırmada LR analizi YSA'ya göre %0,01 daha başarılıdır. TYOPÇ beceri puanlarını sınıflandırmada YSA, LR analizine göre %0,02 daha başarılıdır.
Türkiye ve Yunanistan'da yetişkin eğitimi sistemi: Karşılaştırmalı bir inceleme
Bu araştırmada Türkiye ve Yunanistan'ın yetişkin eğitimi sistemleri incelenerek, benzerlik ve farklılıklarının neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Yetişkin eğitimi ile ilgili bazı temel kavram ve yaklaşımlara değinilmiş, yetişkin eğitimi sistemlerinin tarihsel gelişim aşamaları, yasal dayanakları, amaç ve hedefleri, finansal kaynakları, yetişkin eğitimi uygulamaları ve bu uygulamalara katılım oranları karşılaştırılmış, bulgulara dayalı olarak yorumlar yapılmış ve elde edilen sonuçlara dayalı öneriler geliştirilmiştir. Bu çalışma, bir karşılaştırmalı eğitim araştırmasıdır. Araştırmada, nitel araştırma modeline dayalı doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Veriler bu tekniğe uygun olarak toplanmış, araştırma soruları çerçevesinde elde edilen veriler, betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; yetişkin eğitimi sistemlerinin tarihsel gelişimi açısından Türkiye'nin daha eski bir geçmişe sahip olduğu, yetişkin eğitiminin finansmanının büyük bir kısmının her iki ülkede de devlet tarafından sağlandığı, Türkiye ile kıyaslandığında, Yunanistan'ın Avrupa Birliği fonlarından daha fazla yararlandığı bulunmuştur. Yetişkin eğitimi uygulamalarının, ağırlıklı olarak, her iki ülkede de kamu kesimince finanse edildiği ve gerçekleştirildiği, uygulama türlerinin her iki ülkede de önemli oranda benzerlikler taşıdığı ve bu uygulalamaların ağırlıklı olarak mesleki eğitime yönelik olduğu bulunmuştur. Uygulamalar Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurumlar aracılığıyla gerçekleşirken, Yunanistan'da uygulamaların büyük bölümünün Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı bünyesinde yer alan kurumlarca gerçekleştirildiği saptanmıştır. Yetişkin eğitimine katılım oranları her iki ülkede de, Avrupa Birliği ortalamasına göre, oldukça düşük düzeydedir. Her iki ülke için de, yetişkin eğitimine erişim fırsat ve olanaklarının çoğaltılması, kamu kaynaklarının arttırılması ve yerel birimlere daha fazla destek ve teşvik verilmesi, iki ülkenin birikim ve deneyimlerinden yararlanılabilmesi amacıyla karşılıklı görüş alışverişi ve işbirliğine gidilmesi önerilmiştir.
Sağlık kuruluşunda çalışanların yaşam boyu öğrenme eğilimi ve değişime direnç düzeyleri: Bir özel hastane uygulaması
Bu araştırmanın amacı, çalışanların yaşam boyu gelişim eğilimlerini ve değişime uyum sağlama becerilerini değerlendirerek, sağlık kuruluşlarının başarılı bir şekilde değişime ve yeniliğe uyum sağlamalarına yardımcı olacak bilgiler sağlamaktır. Sağlık kuruluşları çalışanlarının yaşam boyu gelişim eğilimileri ile değişime direnç düzeylerinin belirelenmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenerek birbirleri üzerindeki etkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma gurubu, İstanbul Avrupa yakasında bulunan bir özel hastanenin farklı departmanlarındaki 244 sağlık çalışanının gönüllü katılımıyla oluşturulmuştur. Bu çalışmada, sağlık sektörü çalışanlarının yaşam boyu gelişim eğilimileri ve değişime direnç̧ düzeyleri, farklı analiz teknikleri ile ölçülmüştür. Ölçümler esnasında demografik veriler göz önünde bulundurulmuştur. Demografik veriler analiz sonuçlarının şekillenmesinde etkili olmuştur. Bunun sonucunda, iki ölçeğin verileri arasındaki ilişki, korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 28.0 istatistik programından faydalanılarak analiz edilmiş ve literatüre katılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sağlık kurumlarında çalışanların yaşam boyu gelişim düzeyleri ile değişime direnç düzeyleri arasında negatif bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur. Sağlık çalışanları özelinde yaşam boyu gelişim eğilimi arttıkça değişime direnç düzeyinin azaldığı veya değişime direnç düzeyi arttıkça yaşam boyu gelişim eğiliminin azaldığı belirlenmiştir. Bunun sonucu olarak H1(sağlık sektörü çalışanlarının yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile değişime direnç düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki vardır) kabul görmüştür. Aynı zamanda tüm demografik verilerin (Yaş, Cinsiyet, Meslek, Eğitim Düzeyi, Sektör Deneyim Süresi, Hane Halkı Geliri) ölçek ve ölçek alt boyutlarının üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşam Boyu Gelişim, Değişim, Değişime Direnç, Dijital Dönüşüm, Eğitim, Yetişkin Eğitimi
Yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermayelerinin ve sosyal ağlarının incelenmesi
İnsan yaşamı boyunca ilişkiler kurar. Kurduğu bu ilişkiler sonucunda kararlar alır. Aldığı bu kararlar yaşamını şekillendirir. İnsanın kurduğu bu ilişki kelebek etkisi yaratır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak çevresindeki ya da hiç tanımadığı bir insanın hayatında derin izler bırakabilir. Bir ülkenin geleceğinde, toplumun kaderinde önemli etkiler yapabilir. Bu nedenle kişinin kurduğu ilişkiye verilen önem günümüzde giderek artmıştır. Öyle ki OECD bu ilişkiler yumağını 'Tutkal' olarak tanımlamıştır Dünya Bankasının 'Kayıp Halka' olarak OECD'nin 'Tutkal' olarak tanımladığı Sosyal Sermaye giderek artan bir şekilde Mültecilerin ülkeye uyumun da önemli bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin bu göç şokunu atlatabilmesi, gelişmesi için gerekli olanın fiziki sermayenin tek ve yeterli olmadığı İnsan sermayesi ve sosyal sermayenin de ülkelerin gelişmesi ve mültecilerin uyumu için olmazsa olmaz faktörler olduğu söylenebilir. Türkiye'deki toplam Suriyeli sayısı yaklaşık 3 milyon 600 bindir. Bu nüfusun yaklaşık yarısından fazlasını 0-18 yaş grubu oluştur¬maktadır. Bu büyüklükte genç nüfusun 'Kayıp Nesil' olmaması için çalışma ve eğitim hayatında düzenleme yapılması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı yetişkin eğitimi alan geçici koruma altındaki Suriyelilerin sosyal sermaye ve sosyal ağlarını kullanabilme becerilerini irdelemektir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçları ile teorik bilgilerin tutarlılığı değerlendirilmiş ve elde edilen bulgulardan hareketle sosyal sermaye ve sosyal ağ kullanma becerilerinin getirilerine ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde yetişkin eğitimine katılan geçici koruma altındaki 325 Suriyeli oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar bize genel olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler'in sosyal sermaye ve sosyal ağ düzeyleri gidecekleri ülkeyi, şehri, mahalleyi seçmede, iş bulmada ve sosyal uyum üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimler: sosyal sermaye,sosyal ağlar, geçici koruma altındaki suriyeli göçmenler,yetişkin eğitimi, göç
UNESCO hedef ve ilkeleri ışığında Türkiye'de yaşam boyu öğrenmenin bugünkü durumu ve Finlandiya, Portekiz, İtalya karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı Türkiye, Finlandiya, Portekiz ve İtalya'da yaşam boyu öğrenmenin bugünkü durumunun yapı, süreç ve anlayış bakımından ortaya konması ve Türkiye'de yaşam boyu öğrenmenin Finlandiya, Portekiz ve İtalya ile farklılıklarının ve benzerliklerinin ele alınmasıdır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Yaşam boyu öğrenme konusu ile ilgili olarak yazılmış olan yurt içi ve yurt dışındaki tez, makaleler ile Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ve Avrupa İstatistik Ofisi'nin erişime açık ilgili verileri incelenmiştir. Karşılaştırılacak ülkelerin seçiminde Fatma Lorcu'nun "Avrupa Birliği Eğitim Hedefleri Açısından Türkiye ve Üye Ülkelerin Yakınlıklarının Değerlendirilmesi" isimli çalışmasından yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini sözü geçen çalışmadaki yirmi sekiz Avrupa Birliği ülkesi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi için bu evren içerisinden 2020 yılında AB ülkelerinin eğitim alanında ulaşması beklenen hedefler doğrultusunda Türkiye'ye en yakın, en uzak ve orta uzaklıkta olan üç ülke seçilmiştir. Araştırmanın analizinde doküman analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre Finlandiya, Türkiye ve diğer iki ülke arasında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün hedef ve ilkelerine en fazla yaklaşan ülkedir. Portekiz eğitim alanında Türkiye'ye en yakın ülke gibi görünmesine rağmen, yaptıkları iç ve dış denetimler ve öz eleştirilerle, farkındalığın artması ve ürettikleri çözümler ile bu alanda hem nitelik hem nicelik bakımından Türkiye'nin önüne geçmiştir. Finlandiya 2035 yılı eğitim hedeflerini belirlemiş ve bu konuda çalışmalara başlamıştır. Türkiye'de ise yaşam boyu öğrenme alanında yapılan çalışmaların nitelik ve de nicelik bakımından yeterli olmadığı görülmüştür.
An analysis of correctional education programs in Turkish prisons: Perceptions of correctional educators and inmates
This study aims to explore the perceptions of correctional educators and inmates about the correctional education programs in a men?s and a women?s prison in Turkey and compare these perceptions of correctional educators and inmates to each other.Two groups, namely, correctional educators and inmates, participated in the study. Ten correctional educators, five from each prison, formed the first group of the participants in the study. Twenty inmates, ten from each prison, formed the second group.The data were collected through interview, a data collection technique of the qualitative method. A semi-structured interview form was developed. Both groups? interviews included fourteen questions and the data gathered from the interviews were analyzed by the content analysis method.The findings of the study revealed that correctional educators are not as satisfied with taking place in correctional education environment as inmates are. However, it was further revealed that both correctional educators and inmates have similar perspectives about the factors that facilitate or complicate inmates? success in correctional education programs, the necessity that all inmates should be provided with professional skills during their incarceration, the existence of the in-prison and after-prison positive effects of the correctional education programs on inmates and the existence of the problems in correctional education environments and the ways of solving these problems as well.In the light of the findings, recommendations for correctional educators, authorities and the entire society were made for the sake of improving the correctional facilities in Turkish prisons.
Informal learning in the struggle against urban transformation in a district of Istanbul
The purpose of this case study is to find out the informal learning experiences that the participants of the social movement against the urban transformation had in a district of Istanbul and the outcomes that they acquired with these experiences. The study was carried out in 2022-2023 in Tokatköy district of Beykoz municipality of Istanbul. Data were collected through semi-structured face-to-face interviews and analyzed thematically. Through the analysis of the informal learning experiences of the participants, the content and the ways and means in which this informal learning took place were revealed. The findings of this study show that the participants experienced informal learning processes on the urban transformation and on the social struggle during the movement they developed in response to the urban transformation. These informal learning processes took place to a great extent through the social relations that the participants experienced within the context of this social movement. These informal learning processes brought about changes in the participants' earlier thoughts about urban transformation. These processes also led to the acquisition of new knowledge, attitudes and values by the participants within the context of a social movement. This study is important in terms of recording informal learning processes and the outcomes of these latter in the context of a social movement.
Üstün potansiyelli yetişkinlerin sosyal duygusal açıdan yaşadığı sorunlara yönelik yetişkin eğitim programı önerisi
Bu çalışma ile üstün potansiyeli olan yetişkinlerin sosyal duygusal yönden karşılaştığı sorunlara ilişkin olarak görüşlerinin alınması ile buna istinaden karşılaştıkları sorunlar ile baş etmelerini destekleyici bir eğitim programının taslağının öneri olarak sunulması amaçlanmıştır. Alan yazın tarandığında üstün potansiyelli yetişkin bireyler ile ilgili çok fazla çalışmaya rastlanmadığı için alana katkıda bulunmak amacıyla bu çalışmanın yapılması planlanmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen çalışma çocukken üstün zekalı tanısı almış 24 katılımcı (12 kadın ve 12 erkek) ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunun seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerde kullanılmak üzere yarı yapılandırılmış bir görüşme formu geliştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda veri toplama aşamasında, amacına uygun sorular hazırlanmış, uzmanlardan sorular hakkında görüşleri alınmış ona göre düzenlenmiş ve görüşme sırasında katılımcıya aynı zamanda ek sorular sorarak konuyla ilgili derinlemesine bilgiler edinmek amaçlanmıştır. Görüşme öncesi katılımcılara aydınlatılmış onam formu gönderilerek izin alınmış olup onay ile ses kaydı alınmıştır. Önceden hazırlanan görüşme soruları ile akış sağlanmıştır. Görüşmeler MAXQDA 2022 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. İçerik analizi ile ortaya çıkan kodlar, alt tema ve temalar açıklanmıştır. Araştırma süresince üstün potansiyelli bireylerin çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıkları sosyal duygusal sorunlar ile ilgili deneyimleri incelenmiştir. Üstün potansiyelli birey olma durumlarının kimler tarafından ne zaman, hangi alanlarda olduğu, potansiyellerinin onlara kattığı olumlu ve olumsuz deneyimlerinin neler olduğu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 4 tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; üstün potansiyelli olarak yaşamak, sosyal duygusal gelişim süreçleri, çevre desteği/etkisi, üstün potansiyelli bireylerin destek süreçleri temalarıdır. Yapılan görüşmeler ve elde edilen bulgular sonucunda 4 modülden ve 13 oturumdan oluşan taslak bir program önerisi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Özel Yetenek, Sosyal Duygusal Sorunlar, Yetişkin Eğitimi, Üstün Potansiyelli Yetişkinler, Program Geliştirme
Teachers' satisfaction levels and motivation to use online professional development platform
This study aims to investigate the satisfaction levels of teachers who participated in an online professional development program. Additionally, it seeks to explore the motivational factors behind their participation in online professional development programs, focusing on six subdomains: personal interest, occupational promotion, external expectations, practical enhancement, social contact, and social stimulation. Furthermore, the study examines whether teachers' satisfaction levels and motivational factors vary based on age, gender, education level, and years of teaching experience. The research was conducted on TeacherX, an online professional development platform. A quantitative research methodology was employed, and data were collected using the Motivation Towards Online Professional Development Scale (MWPD) and the In-service Education Technology Program Satisfaction Scale. The study included a sample of 172 Turkish K-12 teachers. The findings indicate that the participants exhibited a high level of overall satisfaction with the platform and its content. Moreover, the subdomains of occupational promotion and practical enhancement were identified as the most influential factors motivating teachers to utilize the platform. Additionally, positive correlations were observed between participants' satisfaction levels and their motivation toward online professional development, suggesting that higher satisfaction levels are associated with increased motivation.
Ebeveynlere yönelik bir yeni medya okuryazarlığı programının geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Yeni medya okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişmesi ile insanlara dijital anlamda beceriler sağlaması ve çevrimiçi fırsatlar sunması yanında taşıdığı risklerle de önemli bir tartışma konusu olmaktadır. Bireylerin mobil cihazlar ve akıllı telefonlar ile zaman ve mekândan bağımsız olarak İnternete bağlanma durumları ve kolay bir şekilde her şeye erişebilmeleri, yeni medya araçlarını hayatımızın vazgeçilmez bir parçası yapmaktadır. Burada yeni nesil çocuk ve gençlerin hızlı bir şekilde değişen ve gelişen teknolojilerin içinde büyümesi onlar için sosyalleştikleri, zamanlarının büyük bir çoğunluğunu geçirdikleri yaşam alanlarına dönüşmektedirler. Bu durum onlar için fırsatlar sunduğu gibi riskler de taşımaktadır. Ebeveynler ise çocuklarının içinde olduğu bu sanal âlem konusunda çekimser ve tedirgindirler. Onları korumak adına birtakım kısıtlamalar ve korumacı yaklaşımlar sergileseler de başarıları oldukları söylenemez. Bu çalışma ile ebeveynlerin yeni medya okuryazarlığı bağlamında aktif katılımcı olarak içerikler üreterek çocukları ile işbirlikçi ve demokratik katılımcı roller alabilen birer yeni medya okuryazarı olmalarını sağlamak hedeflenmektedir. Bu araştırma, ortaokul ve lise düzeyinde çocukları bulunan ebeveynlerin yeni medya okuryazarlığı bağlamında bilgi ve beceri edinmelerine yönelik bir eğitim programı geliştirmek ve geliştirilen eğitim programını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Deneme modelinde yürütülen araştırma Ankara ili örneğinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler dört farklı aşamada değerlendirilmiştir. Birinci aşamada, eğitim programını geliştirmeye başlamadan önce ortaokul ve lise düzeylerinde çocukları olan ebeveynler ile ihtiyaç saptaması anket aracı kullanılmıştır. Buradaki verilerin analizinde her soruya verilen yanıtlara ait frekans ve yüzde değerleri tablolaştırılmış ve ortaya çıkan sonuç program içeriklerine karar verme aşamasında kullanılmıştır. Bu bölümü desteklemek amacı ile ikinci bölümde, yetişkin eğitimi program geliştirme, iletişim bilimleri ve eğitim teknolojisi alanlarından uzmanlar ile görüşmeler için yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılmıştır. Burada elde edilen verilerin çözümlemesi ile eğitim programının geliştirilmesi sağlanmıştır. Daha sonra üçüncü aşamada, geliştirilen eğitim programı uygulamadan önce ve uyguladıktan sonra medya okuryazarlığı becerileri ölçeği kullanılarak yeni veriler elde edilmiştir. Bu verilerin analizinde ise Yeni Medya Okuryazarlığı Eğitimi programına katılan ebeveynlerin demografik özellikler ile okunması, eğitime katılmadan önce medya okuryazarlığı beceriler ölçeği maddelerine verilen cevapların incelenmesi, eğitim programına katıldıktan sonra medya okuryazarlığı beceriler ölçeği maddelerine verilen cevapların incelenmesi ve medya okuryazarlığı beceriler ölçeği eğitim öncesi ve eğitim sonrası karşılaştırmaların yapılması (cinsiyete göre değişim, okul türüne göre değişim, eğitim durumlarına göre değişim, devam durumlarına göre değişim ve sahip olunan cihaz sayısına göre değişim) olmak üzere dört farklı yöntem kullanılmıştır. Son aşamada, programa katılan bazı ebeveynler ile program hakkında görüşmeler yapılmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin çocukları ile yeni medya ortamlarındaki fırsat ve riskleri birlikte değerlendirebilmeleri, bu ortamlarda ortaya çıkan durumlara karşı eleştirel bakış açısı kazanmaları için yeni medya okuryazarlığı eğitiminin gerekliliği bu araştırma ile ortaya konmaktadır.
Özel okullarda öğretmenlerin mesleki gelişimi
Özel okul öğretmenlerinin mesleki gelişimlerini hayat boyu öğrenme ve piyasalaşma süreçleri çerçevesinde değerlendiren bu çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak ulusal ve uluslararası belgelerde öğretmenlerin mesleki gelişimine yönelik söylemler analiz edilmiştir. Hem özel okulda çalışan öğretmen ve yöneticilerle hem de öğretmenlere mesleki gelişim hizmeti sunan kişilerle mesleki gelişime yönelik deneyimlerine ilişkin görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelere 10 öğretmen, 5 okul yöneticisi ve 5 eğitim hizmeti sunan kişi dahil edilmiştir. Söylem analizinden ve görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, hayat boyu öğrenme ve eğitim politikaları bağlamında, öğretmenlerin mesleki gelişiminin eğitim reformlarının ve öğrencilerin başarısı için bir gereklilik olduğuna ve öğretmenlerin nitelikli kalmaları için mesleki gelişime sürekli katılmaları gerektiğine yönelik söylemler bulunmaktadır. Ayrıca etkili bir mesleki gelişimin özellikleri arasında kariyer sürecine yönelik, okul temelli ve işbirliğine dayalı modellerin ve mesleki gelişimde akreditasyon ve denetimin önemi ön plana çıkarılmıştır. Özel okul öğretmenlerinin, yöneticilerinin ve mesleki gelişim hizmeti sunan kişilerin söylemlerinden ve deneyimlerinden mesleki gelişim öncelikli olarak özel okulda çalışmak ve nitelikli işgücü ile ilişkilendirilmekte, bunun yanı sıra mesleki gelişimin her okulun kendi bağlamına özgü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki gelişime katılımlarında dışsal motivasyon açısından okulun yönlendirmesi; iş bulma ve network (çevre) oluşturma amacı ile pazarlama stratejileri ve reklamlar; içsel motivasyon olarak öğretmenin öğrenmeye açık olması, öğrenciye sağlayacağı faydanın verdiği haz ve topluma hizmet öne çıkmaktadır. Öğretmenlerin mesleki gelişim etkinliklerinden memnun kalmalarında ise hap bilgilerin verilmiş olması, paylaşım ve erişim imkanlarının yanı sıra eğlenmelerinin etkili olduğuna ulaşılmıştır. Uluslararası ve ulusal politika belgelerindeki söylemler, özel okullarda çalışan öğretmen, yönetici ve özel okullara eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunan kişilerin mesleki gelişime yönelik söylemleri ve deneyimleri bir arada değerlendirildiğinde, özel okullardaki öğretmenler için mesleki gelişimin hayat boyu öğrenme ve eğitimdeki neoliberal dönüşümlerin etkisiyle bir yetişkin eğitimi pratiğinin ötesinde tanımlandığı ve işlediği sonucuna ulaşılmıştır. Özel okullar içerisinde bulunduğu kar etme sürecindeki yapılanmasını yürütebilmek adına hem mesleki gelişimi bir araç hem de bir amaç olarak kullanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Hayat boyu öğrenme, yetişkin eğitimi, öğretmenlerin mesleki gelişimi, neoliberal dönüşüm, piyasalaşma
Türkiye'de yetişkinlerin teknoloji yoğun ortamlarda problem çözme becerisine yönelik bir yapısal eşitlik modeli
Artan insan ömrü ve azalan genç nüfus nedeniyle OECD ve UNESCO gibi önde gelen uluslararası organizasyonlar tarafından ekonominin bel kemiği olan yetişkinlerin yeni koşullara göre yeniden becerilendirilmesini politika sorunu olarak tanımlamaktadır. Bu anlamda bilgi toplumunun ve bilgi ekonomisinin tanımlayıcı özelliklerinden ve yeni beceri ihtiyacı bağlamında sıklıkla atıf yapılan toplumsal alanlarımızın teknoloji ve bilgi bağlamında yoğunlaşması/zenginleşmesi, bu alanlara özgü okuryazarlık ve problem çözme becerilerine olan ihtiyacı göz önüne sermektedir. Bu ihtiyaca hitaben OECD'nin kavramsallaştırmış olduğu Teknoloji-yoğun Ortamlarda Problem Çözme (TYO-PÇ) becerisi, bahsedilen iki beceriyi kapsamaktadır. OECD, 33 ülkeden yetişkinlerin TYO-PÇ düzeylerini ölçmektedir. Bu ölçümün sonucunda Türkiye'deki yetişkinlerin TYO-PÇ düzeyleri, OECD ortalamasından anlamlı düzeyde düşük bulgulanmıştır. Ayrıca diğer ülkelerde farklılık gözlemlenmezken, Türkiye'de cinsiyete göre farklılık gözlemlenmiştir. Bununla beraber eğitim durumu ve yaşın etkisi Türkiye'de, diğer ülkelere kıyasla daha zayıf bulgulanmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada ülkelerin beceri düzeylerinin bağlamsallığından hareket ile Türkiye'nin dikkat çekici sonuçlarını etkileyen değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu anlamda ülkeler arasındaki beceri yeterlilikleri ve bağlamsal farklılıklar arasındaki ilişkiden hareket ile alanyazın ve OECD verisine dayanarak TYO-PÇ'yi açıklamada etkili olduğu düşünülen cinsiyet, yaş, eğitim durumu, ebeveyn eğitim durumu, günlük yaşamda bilişim teknolojileri deneyimi ve meslek değişkenleri ile hipotetik bir Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) geliştirilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda geliştirilen hipotetik modelin uyumlu olduğu bulgulanmıştır. Değişkenlerin karmaşık ilişkisi dikkate alındığında cinsiyete göre farklılık önemsizleşmektedir ve ebeveyn eğitim durumunun TYO-PÇ üzerindeki etkisi önem kazanmaktadır. TYO-PÇ'yi en fazla açıkladığı bulgulanan kişinin eğitim durumu değişkeni de önemli ölçüde kişinin ebeveyn eğitim durumu değişkeni tarafından etkilenmektedir. Bu bulgular doğrultusunda uygulayıcılara, politika yapıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Bir yetişkin eğitimi kurumu olarak Altındağ Halk Eğitimi Merkezi
Araştırmada, bir yetişkin eğitimi kurumu olarak Altındağ Halk Eğitimi Merkezinin (AHEM) sunduğu ve sağladığı olanakların yetişkin eğitiminin özelliklerine uygun nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yapılan bu araştırmada, AHEM'de görev yapan yetişkin eğitimcilerin yetişkin eğitimi alanındaki mevcut yetiştirim durumları, AHEM'in öğrenenlere sunduğu fiziksel ve donanımsal olanaklar ile eğitimsel süreçleri (ihtiyaç saptama ve program planlama, kullanılan yöntem -teknik ve materyaller, değerlendirme uygulamaları) ele alınmaktadır. Araştırma nitel olarak tasarlanmış bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu AHEM'de görev yapan yönetici, öğretmen ve usta öğreticilerden oluşan toplam 15 kişi oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler başta katılımcı gözlem olmak üzere gözlem, görüşme, alan notları, görsel doküman ve belgeler yoluyla elde edilmiştir. Araştırmadaki veriler araştırmanın içinde yer aldığı sosyal, kültürel ve fiziksel özellikleri bağlamı içinde, çalışma sürecinde karşılaşılan olaylar, ilişkiler, pratikler ve bunların çalışmaya etkileri ile çalışma grubunun ve araştırmacının süreç hakkındaki görüş ve deneyimleri üzerinden analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, AHEM'de yetişkin eğitimi konusunda ön yetiştirimleri bulunmayan yetişkin eğitimciler görev yapmaktadır. AHEM'in fiziksel ve donatımsal olanaklarının yetişkin eğitiminin doğasını yansıtan özelliklere pek de uygun olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte eğitimsel süreçler yapılandırılırken yetişkinlerin öğrenme özelliklerine uygun olması gereken eğitimsel ihtiyaç saptama teknikleri kullanılmamakta; öğretimi planlama, uygulama ve değerlendirme (öğretim yöntem ve teknikleri, eğitsel ortamlar, öğrenenlerle iletişim ve davranış biçimleri, öğretim materyallerinin seçimi, tasarımı ve kullanımı, değerlendirme) süreçlerinde de yetişkin eğitimi ilke ve yaklaşımlarından yeterince yararlanılmamaktadır. Sonuç olarak bir yetişkin eğitimi kurumu olan AHEM'in yapısı, işleyişi ve pratiklerindeki hâkim yaklaşım halk eğitimi merkezlerini örgün eğitim sistemindeki herhangi bir okul gibi ele almasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca yetişkin eğitiminin örgün eğitimden ayrılan özellikleri konusundaki farklılığı göz ardı eden bu anlayış, bir yetişkin eğitimi kurumu olarak AHEM'in etkili bir biçimde işlemesine engel oluşturmaktadır.
Yetişkinlerin eğitim hakkının sağlanmasında eğitim yöneticilerinin rollerine ilişkin yönetici, öğretmen ve kursiyerlerin görüşleri
Bu araştırma yetişkinlerin eğitim hakkının sağlanmasında eğitim yöneticilerinin rollerine ilişkin yönetici, öğretmen ve kursiyerlerin görüşlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Karma yöntem araştırması olarak tasarlanan araştırmada disiplinler arası araştırmalarda yaygın kullanılan bir yaklaşım olan "yakınsayan desen" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda hedef evreni 2019-2020 eğitim ve öğretim yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi merkez ilçelerinde bulunan hayat boyu öğrenme kurumlarında görev yapan 633 öğretmen oluşturmuştur. Tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen örneklemde 326 öğretmen yer almıştır. Araştırmanın nitel boyutu için oluşturulan çalışma gruplarına aynı kurumlarda görev yapan 10 eğitim yöneticisi ile 12 kursiyer dahil edilmiş, ölçekteki açık uçlu sorularla 52 öğretmenin yazılı görüşleri alınmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Yetişkinlerin Eğitim Hakkının Sağlanmasında Eğitim Yöneticilerinin Rollerine İlişkin Öğretmen Görüşleri Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel boyutu için veriler yine araştırmacı tarafından geliştirilen "Yetişkinlerin Eğitim Hakkının Sağlanmasında Eğitim Yöneticilerinin Rollerine İlişkin Eğitim Yöneticisi Görüşleri Görüşme Formu" ile "Yetişkinlerin Eğitim Hakkının Sağlanmasında Eğitim Yöneticilerinin Rollerine İlişkin Kursiyer Görüşleri Görüşme Formu" kullanılarak toplanmıştır. Nicel veriler aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri kullanılarak çözümlenmiştir. Katılımcıların görüşleri cinsiyet, çalışılan kurum türü, branş ve yetişkin eğitimine ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre t-testi; kıdem, yaş ve öğrenim durumu değişkenlerine göre ise tek yönlü varyans analiziyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda görüşmelerden elde edilen veriler ile ölçekteki açık uçlu sorulara verilen yanıtlar içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Öğretmen görüşlerine göre eğitim yöneticileri kurumun işlevlerine yönelik rollerini kısmen yerine getirmektedir. Eğitim yöneticileri daha çok okuma-yazma ve mesleki teknik kursların açılması ile kurumlararası iş birliğinin sağlanmasına ilişkin rollerini yerine getirdikleri görüşündedir. Kursiyerlere göre yöneticiler daha çok mesleki ve teknik kursların açılmasını sağlamakta; ancak değerlendirmeye alınan kurs taleplerini karşılayamamaktadır. Eğitim yöneticileri, öğretmenler ve kursiyerlerin görüşlerine göre eğitim yöneticileri uzaktan eğitim faaliyetlerine yönelik rollerini yeterince yerine getirmemektedir. Dezavantajlı yetişkinlerin eğitime erişimlerinin sağlanmasına yönelik rollerine ilişkin eğitim yöneticileri daha çok engelli yetişkinlerin erişimlerini kolaylaştırıcı düzenlemeleri yaptıklarını belirtmektedir. Diğer yandan öğretmenler ve kursiyerlerin görüşlerine göre eğitim yöneticileri fiziksel erişilebilirliğe ilişkin rollerini yeterince yerine getirmemektedir. Öğretmenlere göre yöneticiler daha çok sığınmacı, mülteci ve göçmenler için kursların açılmasını sağlamaktadır. Araştırmada öğretmenlerin görüşleri cinsiyet, çalışılan kurum türü, branş ve yetişkin eğitimine ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermekteyken; yaş, kıdem ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermemektedir. Araştırma bulgularına göre eğitim yöneticilerinin yetişkin eğitimi alanında yeterli bilgiye sahip olmamaları, kurum binalarının yetişkin eğitimi için yetersiz olması, mevzuattaki kursiyer sayısı sınırlaması, kurumların fiziki yapısının ve donanımının yetersizliği sorun alanları olarak ortaya çıkmıştır. Yetişkin eğitimi kurumlarında çalışanlara yetişkin eğitimiyle ilgili nitelikli hizmet içi eğitim verilmesi, yetişkin eğitimi kurumlarının sayıca arttırılarak kapasitelerinin yükseltilmesi, mevzuattaki kursiyer sayısı sınırlaması konusunda eğitim yöneticilerinin inisiyatif kullanmalarına imkân verilmesi ve eğitim-öğretim ortamlarının iyileştirilmesi çözüm önerileri olarak sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yetişkin, eğitim hakkı, yetişkin eğitimi, halk eğitimi, hayat boyu öğrenme, yönetici, eğitim yöneticisi.
Türkiye'deki Suriyeli yetişkinlerin katıldıkları eğitim uygulamalarına ilişkin deneyim ve görüşleri
Türkiye'de yaşayan geçici koruma kapsamındaki Suriyeli yetişkinlerin katıldıkları eğitim uygulamalarına ilişkin deneyim ve görüşlerine odaklanan bu çalışma, fenomenolojik desende hazırlanmış nitel bir çalışmadır. Suriyeli göçü sonrasında yabancılara yönelik mevzuatların güncellenmesine, MEB ve diğer kurumlar tarafından Suriyelilere sunulan hizmetlere, Suriyeli yetişkinlerin katıldıkları yetişkin eğitimi programlarına ve katılım nicel verilerine değinilmiştir. Araştırma kapsamında, yirmi sekiz kadın ve yirmi sekiz erkek olmak üzere toplam elli altı Suriyeli yetişkin ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, görüşmecilerin katıldıkları yetişkin eğitimi uygulamalarına ilişkin deneyim ve görüşlerine yer verilmiştir. Görüşme verileri araştırma alt amaçları doğrultusunda tematik analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada ortaya çıkan temalar ''Temel Haklar Konusunda Farkındalık Durumları, Eğitim Hakkı Konusunda Farkındalık Durumları, Katıldıkları Eğitim Programlarının Kendilerine Yararlarına İlişkin Görüşleri, Temel Kamu Hizmetlerine Erişim, Suriyeli Sığınmacılara Hizmet Sunan Kurumlara Yönelik Görüşleri, Yetişkin Eğitimine Katılım Nedenleri, Yetişkin Eğitimine Katılım Engelleri, Yetişkin Eğitimi Programlarından Haberdar Olma Biçimleri, Katıldıkları Yetişkin Eğitim Programlarına İlişkin Değerlendirmeleri, Eğitim Programlarının Sosyal İlişkilerine Katkılarına İlişkin Görüşler ve Ayrımcılık Pratikleri, Eğitim Programlarının Beklentilerini Karşılama Durumu ve Suriye'deki Öğrenme Deneyimlerinin Yeni Eğitim Sürecine Katkısına İlişkin Görüşler şeklinde sıralanmıştır. Araştırmayla, göç sonrası eğitim-öğretime yönelik MEB mevzuatları başta olmak üzere idari tedbirlerin alınmış olduğu fakat uygulamada sorunlar yaşandığı, öncelik sıralamasında yetişkinlere yönelik eğitimlerin örgün eğitim hizmetlerinin gerisinde kaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. 2014-2020 yılları arasında MEB yetişkin eğitimi programlarına katılan Suriyeli yetişkin sayısının toplam 807.195 kişi iken bunun 489.434'ünün yetişkin eğitimi kurslarını bitiremediği (% 60,63'ü) ve sertifika alamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okuma-yazma ve Türkçe dil eğitimlerine katılan yetişkin Suriyeli toplam sayısının 322.931 kişi iken 192.196 kişinin başarılı olup sertifika almaya hak kazandığı, Suriyeli yetişkin bireylere yönelik kurslara katılımın istenilen düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Temalar bağlamında; katılımcıların büyük çoğunluğunun temel hak denince yüzeysel biçimde eğitim ve sağlık hakkını bildikleri, eğitim hakkı denince örgün eğitimi anladıkları, katılımcıların tamamının temel hizmetlere erişim denince kamusal sağlık hizmetlerine erişimi anladığı, hizmetlere erişimde dil sorunundan dolayı iletişim kuramadıkları, ev sahibi toplum üyeleri tarafından ayrımcılığa ve dışlanma pratiklerine maruz kaldıkları, kadın katılımcıların ötekileştirici muamelelere daha çok maruz kaldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Yetişkin eğitimlerine çoğunlukla Türkçe öğrenmek amaçlı başvuran görüşmecilerin, diğer katılım amaçları da iletişim/iş ve mesleki nedenler/çocukların eğitimi başlıkları altında sıralanmıştır. Yetişkin eğitimine katılım engelleri de iş/ekonomik durum/sağlık ve çocuk bakımı-aile ilgili engel başlıkları altında ifade edilmiştir. Suriyeli yetişkin sığınmacılar tarafından önceki öğrenme deneyimlerinin Türkiye'de işlerine yaramadığı, MEB tarafından önceki öğrenme deneyimlerinin tanınması ve belgelendirilmesi sürecine dâhil edilmelerinin sosyal uyum ve işgücü piyasasına katılmalarında etkili olacağı vurgulanmıştır. Sosyal uyum sürecinin MEB tarafından daha koordineli yürütülmesi, yetişkin eğitimi programlarının yaygınlaştırılması, sosyal uyumun önündeki en büyük engellerden biri olan Türkçe dil eğitimlerine ağırlık verilerek yetişkin eğitim programlarının daha nitelikli yürütülebilmesi, kurs katılım oranlarının yükseltilmesi için yeni stratejiler geliştirilmesi gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Suriyeli sığınmacılar, göç, yetişkin eğitimi, sosyal uyum, halk eğitimi merkezi.
Critical thinking in adult literacy education: The perceptions and practices of adult educators
The aim of this study is to examine the perceptions and practices of adult literacy educators in terms of critical thinking in adult literacy education. 11 participants from 2 public education centers in Istanbul were interviewed based on a phenomenological research design. Content analysis was conducted to analyze the data. The findings revealed that the educators regarded socialization as the main purpose of the courses. The educators reported that the literacy courses help the learners develop self-sufficiency, independence and confidence by teaching them new knowledge and skills, contributing to their socialization by engaging in adopting to society more extensively. The educators also reported that they find it important to develop critical thinking in the adult learners. Even though the educators commented on the relationship between critical thinking and adult literacy education, none of them provided a clear and comprehensive definition of critical thinking. Even the educators who reported more radical views on the role and impact of the courses were unable to support these arguments with clearly articulated statements and examples. The educators were unable to mention teaching methods and activities other than discussion and using specific materials such as reading books and writing letters for developing critical thinking in adult learners. This study has a practical value in that it may provide insights to adult educators to reflect on the purposes of adult education from a more transformative perspective based on critical thinking. This study may also provide a contribution to both national and international literature since there is a lack of research focusing on the role and significance of critical thinking in adult education.
Family education policies in Turkey: A critical discourse analysis of a family life education program
The purpose of this study was to examine the construction of family within the Family Education Program (FEP) of the Ministry of Family, Labor and Social Services. This qualitative study utilized Critical Discourse Analysis. Seven textbooks from the field of family education and communication were chosen as the data of the study. FEP posits a claim to "strengthen and protect" the family and improve its wellbeing through education. This study reveals that the authors utilized a number of textual instruments to normalize the nuclear family as a privileged institution in society. In the texts a heteronormative discourse with an emphasis on reproductivity is reinforced. It is also apparent that no attention is paid to diverse families from different social, economic, and cultural backgrounds. The study also reveals that women were presented as the primary care providers in the family. In this regard, it is argued that the lack of progressive or critical approaches to the conceptualization of family inhibits a wider understanding of families and therefore limits understandings of needs and educational practices available. It is concluded that by understanding multiplicity, complexity, and diversity of families it becomes possible to envision new opportunities for support and education.
Multiculturalism in adult education: The perceptions and practices of adult educators
This study aims to investigate how adult educators perceive and practice multicultural education. A phenomenological research design as a qualitative research method was employed in this study. Ten adult educators from three types of non-formal education institutions were interviewed. The data were analyzed by using content analysis. The findings indicated that the adult educators found multicultural education important and mostly advantageous. The educators associated multicultural education with the coexistence of culturally diverse people in a learning environment and educational materials that consider diversity. Even though the educators touched upon several aspects of multicultural education, most did not define multicultural education comprehensively and extensively. Their practices related to multicultural education were limited to content integration and equity pedagogy. The incorporation of multicultural content by the educators was at the levels of contribution and additive. Transformative and social reconstructionist aspects of multicultural education were lacking in the educators' definition and practices of multicultural education. This study may contribute to adult educators' understanding, helping them to comprehend multicultural education from transformative and social action approaches. Further, since multicultural education within the adult education context was not paid attention to enough, this study is expected to contribute to national and international literature.
Learning and developing critical consciousness through activism practices: A comparative study
The aim of this study is to examine the learning and development of Freire's (1974) critical consciousness through activism practices by focusing on LGBTQ+ activism in Turkey. Learning experiences and critical consciousness development were revealed comparatively by analyzing LGBTIQ+ activists, who stand up against social injustice and discrimination, and non-activist, who are LGBTIQ+ individuals. In this qualitative study, biographical interviews were conducted with six participants, their narratives were analyzed through the Documentary Method to reveal their orientation frameworks. The orientations of activists were clearly distinguished from non-activist participants through accessing information sources, joining a community to learn by joining a community and developing motivation for learning. The components of critical consciousness, which are critical reflection, critical motivation, and critical action, varied between activist and non-activist participants. Unlike non-activists, the components of critical consciousness were encountered in the orientations of activist participants. The presence of all these components together demonstrated that activists were in the process of developing critical consciousness.
Informal learning experiences of school counselors during the COVID-19 pandemic
This study aims to investigate the challenges, opportunities, informal learning experiences, and strategies for coping with the difficulties of school counselors during the COVID-19 pandemic from the adult education perspective. Phenomenology was employed in the research as one of the qualitative research approaches. Guided interview questions were utilized during the semi-structured interviews of the thirteen (13) school counselors, one of which was a pilot study. Thematic analysis was used for the verbatim transcripts of the interviews by utilizing MAXQDA qualitative data analysis program. In the current study, seventeen (17) themes emerged: four (4) themes emerged under the title of challenges, five (5) themes under the title of opportunities, four (4) themes under the title of informal learning, and four (4) themes under the title of strategies to cope with challenges. The themes of adverse effects on well-being, communication difficulties, technology adaptation challenges, and professional/vocational procedure difficulties are challenges of the COVID-19 pandemic. The themes of flexibility in terms of time and locality, the opportunity for self-initiated professional development, convenience and comfort, facilitation of participation, and online counseling are opportunities for the COVID-19 pandemic. The themes of social media and digitalization, non-governmental organizations (NGOs), reading and researching, and social support groups are informal learning experiences. The themes of getting information from reliable sources, physical self-care activities, professional solidarity, and connectedness, and maintaining daily routines are coping strategies.
Paydaş görüşleri çerçevesinde yetişkin eğitimi süreci: Nitel bir Türkiye örneği
Yetişkin eğitimi, bireylere yaşamları boyunca öğrenme fırsatı sağlayarak, iş hayatında ve kişisel gelişimlerinde başarıya ulaşmalarına yardımcı olmaktadır. Bu anlamda yetişkin eğitimi, bireyler için hayat boyu bir öğrenme süreci içinde bulunmaları için gerekli beceri ve bilgileri edinmelerini sağlamaktadır. Bu durum yetişkinlerin yalnızca kişisel gelişimleri için değil, aynı zamanda iş hayatları ve toplumsal katkıları açısından da önem arz etmektedir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde yetişkin eğitimine yönelik kursiyer, öğretmen ve yöneticilerin görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu tez çalışmasında, veriler görüşme tekniği ile toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak tüm paydaşlar için ayrı bir Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Formlar hazırlandıktan sonra 6 uzmanın görüşüne sunulmuş ve alınan dönütler sonucunda revize edilerek veri toplama araçlarının son şekli verilmiştir. Katılımcılarla görüşme sırasında ses kaydı alınarak bu kayıtlar yazıya geçirilmiştir. Alanyazında altın standart olarak bilinen nitel araştırmada geçerlik ve güvenirlik ölçütleri olan tutarlık, inandırıcılık, aktarılabilirlik ve teyit edilebilirlik kriterlerine dayalı olarak çalışmanın tüm aşamaları detaylı olarak sunulmuştur. Araştırmada Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerindeki kursiyer, öğretmen ve yöneticilerin yetişkin eğitimine yönelik görüşleri incelenmiş ve üç ana tema altında toplanmıştır. Bu temalar; yetişkin eğitimine ilişkin yönetici görüşleri, yetişkin eğitimine ilişkin öğretmen görüşleri ve yetişkin eğitimine ilişkin kursiyer görüşleridir. Araştırma sonucunda yöneticiler, öğretmenler ve kursiyerler yetişkin eğitiminin anlamına ilişkin görüşlerinde, yetişkin eğitiminin en fazla hayat boyu öğrenme anlamında kullanıldığını ifade ettikleri belirlenmiştir. Yetişkin eğitimine ilişkin yönetici, öğretmen ve kursiyer görüşlerine göre; yetişkin eğitimi kapsamında kursların çoğunun halk eğitimi merkezlerinde ücretsiz olması, sosyalleşme, aile bütçesine katkı, yetişkinlerin yeni kazanımlar elde etmesi ve kursiyerler açısından terapi niteliğinde olması yetişkin eğitiminin avantajları olarak belirlenmiştir. Yönetici, öğretmen ve kursiyer görüşlerine göre; kurs materyallerinin temini, öğretmen/usta öğretici eksikliği, kurs merkezindeki dersliklerin yetersizliği ve program/kurs içeriklerinin yetersizliği yetişkin eğitimi önündeki engeller olarak belirlenmiştir. Yetişkin eğitimi sürecinde ortaya çıkan sorunların yaşanmaması ya da en az indirilmesi için yönetici, öğretmen ve kursiyer görüşlerine göre alınması gereken önlemler; personel istihdamının sağlanması, kursların bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak düzenlenmesi, sınıfların kursiyer dağılımında yaş, eğitim düzeyi gibi bazı özellikler dikkate alınmalı, yetişkin eğitimine uygun öğretim teknikleri kullanılmalı, ders materyallerinin temini sağlanmalı, kurs merkezleri kolay ulaşılabilir olmalı ve derslik sayısı artırılmalı şeklinde belirlenmiştir. Ayrıca araştırmaya katılan yöneticilerin tümü kurumda göreve başlamadan önce yetişkin eğitimi üzerine herhangi bir eğitim almadıklarını göreve başladıktan sonra hizmet içi eğitim ve seminerlere katıldıkları belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin ise, büyük bir kısmının yetişkin eğitimi ile ilgili herhangi bir eğitim almadıkları belirlenmiştir. Araştırma bulguları ışığında Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde görev yapan yönetici, öğretmen, eğitmen ve usta öğreticilere zorunlu yetişkin eğitimine ilişkin formasyon eğitimi ve düzenli olarak hizmet içi eğitimin verilmesi gerektiği, kurumun ve dersliklerin fiziksel şartlarının iyileştirilmesi gerektiği ve Halk Eğitimi Merkezlerinde verilen yetişkin eğitiminin tanıtımının iyi yapılması gerektiği önerileri getirilmiştir.