Suçlular

69 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi İstanbul'unda adi suçlar (1908-1918)

II. Meşrutiyet'in ilanıyla Osmanlı Devleti; siyasi, iktisadi, hukuki, askerî ve sosyal alanda birçok değişimin yaşandığı bir sürece girmiştir. Özellikle 1908-1918 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı isyanlar, siyasi kamplaşmalar, faili meçhul cinayetler, savaşlar, göçler, ekonomik bunalımlar başkent olması nedeniyle ilk önce İstanbul'da tesirini göstermiş ve şehrin güvenlik ve asayişi bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Şehirde her geçen gün artan suç vakaları ve güvenlik kaygıları İstanbul sakinlerini tedirgin ettiği gibi bürokratik ve siyasi çevrelerde bu durumdan rahatsız olmuştur. II. Abdülhamit devrinden kalma kolluk güçleri ise İstanbul'daki suç vakalarına zamanında müdahale edememiş ve şehrin asayişini temin etmede yetersiz kalmıştır. Bu durum İstanbul'daki asayiş unsurlarının modernleşmesini kaçınılmaz kılarken II. Meşrutiyet döneminde güvenlik güçlerinin merkezileşmesi ve mesleklerinde uzmanlaşmaları için önemli adımlar atılmasını sağlamıştır. Bu çalışma 1908-1918 yılları arasında önemli kırılmalar yaşayan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaygın olarak işlenen adi ve cinsel içerikli suçları ve bu suçları işleyen suçluları ele almıştır. Aynı zamanda İstanbul'da suç olgusunu ortaya çıkaran etkenlere ve güvenlik güçlerinin ne gibi tedbirler aldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet Dönemi, İstanbul, Suç, Suçlular, Asayiş ve Güvenlik.

GüvenlikMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti+5
Çiğdem Ülker
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde suç unsurları

Tarihi çok eskilere dayanan suçun önlenmesi ve suçlunun ıslahı ile emniyet yani asayişin sağlanmasından sorumlu kolluk kuvvetleri arasındaki münasebet, bir toplumun hem ahlaken hem de fiilen varlığını sürdürebilmesinin en önemli koşullarından birisini teşkil etmektedir. Bu nedenledir ki, 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren askeri anlamda Batı karsısında gerilemeye başlayan Osmanlı Devleti'nde, bu inkıraza sosyo-ekonomik çalkantıların da eklenmesiyle devlet ve halk asayiş, toplumsal ahlak ve huzur bakımından da dönem dönem sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Nitekim durumun farkında olan devlet ricali bu duruma son verebilmek maksadıyla askeri, hukuki ve sosyo-ekonomik bir takım ıslahatlara girişmiş, ancak süreç Tanzimat ile Islahat Fermanlarının ilanı ve anayasalı bir monarşi rejimi olan Meşrutiyet'in ilana kadar devam etmiş, fakat istenilen neticelerin sağlanamaması nedeniyle Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanmıştır. Özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Batılı devletlerin emperyalist ve sömürgeci emleri doğrultusunda yükselişe geçen politikalarının açık birer göstergesi olan Kırım Savaşı, 93 Harbi, Mısır'ın işgali ve Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde yaşanan bağımsızlık hareketleri, askeri ve iktisadi etkilerin yanı sıra devlet otoritesinin de gittikçe zayıflamasına sebebiyet vererek asayiş ve toplumsal yapıyı da büyük oranda etkilemiştir. Bir yandan savaşla, isyanlar ve bunlara bağlı olarak meydana gelen göçlerle uğraşmakta olan Osmanlı Devleti, diğer yandan da neredeyse her alanda yürütmeye çabaladığı ıslahat ve modernleşme hamleleri ile sistemi ve toplumu çağa ayak uydurabilecek konuma getirmeye uğraşmıştır. İşte bu modernleşme girişimleri dâhilinde öne çıkan mevzulardan bir tanesi de, sosyal kontrol mekanizmalarının ıslahı ve kolluk kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesi ile asayiş, toplumsal huzur ve ahlakın sağlanması olmuştur.

FuhuşMeşrutiyet IIOsmanlı Dönemi+6
Aydın Yetkin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğu ve toplumsal nedenleri

Bu tezin amacı, çocuk suçluluğuna yol açan toplumsal nedenleri günümüzde ulaşılan ekonomik, siyasal ve sosyolojik nedenlerle birlikte açıklamaktır. Çocuk suçluluğunun değişen mahiyeti ve günümüze ulaşan gelişim süreci bu tezin ana eksenini oluşturmaktadır. Çocukların suç kelimesi ile birlikte anılması gerçekten de içinde bulunduğumuz çağın, toplumları ne derecede etkilendiğini göstermektedir. Bu olumsuz etkiler sosyal polarizasyonu derinleştirmekte ve incelemeye çalıştığımız suçluluk olgusunun itici nedeni olmaktadır. Çocuklar üzerinde aile ve sosyal çevre tarafından sürdürülen toplumsallaştırma işlevi bu gibi makro etkenler tarafından başarılı bir şekilde tamamlanamamakta, göç, düzensiz kentleşme, gecekondulaşma, medya gibi faktörlerin olumsuz etkileri çocukların suça bulaşmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu, Göç, Kentleşme, Aile, Medya.

AileAile içi ilişkilerGöçler+8
Hakan Balci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk suçluluğunun sosyo-ekonomik sebepleri ve önlenmesi için alınması gereken tedbirler

Tezimizin amacı, çocukları suça sürükleyen sebepler dikkate alınarak, çocuk suçluluğunun en aza indirgenmesi için kamu kurum ve kuruluşların, soruşturma ve kovuşturma makamlarının yapması gerekenler, yasal anlamda yapılması gereken düzenlemeler, alt yapı eksikliklerinin neler olduğu, nasıl düzeltilebileceği konularındaki çözüm önerileri ortaya konulmasıdır.İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal bir çevrede doğar, büyür ve yaşadığı çevrenin şartlarına göre şekillenir.Suç çok fonksiyonlu, karmaşık sosyal bir olgudur. Diğer bir ifade ile suç değişik unsurların, farklı oran ve şekillerde etkilemesi ile oluşur.Çocuğun yetişmesinde ve kişiliğinin oluşmasında en önemli faktör, ana dilini öğrenir gibi model aldığı, izinden gittiği anne ve babasıdır. İkinci olarak yakın çevresi, arkadaş grubu ve okuldur. Bunları medya ve içinde yaşadığı toplum takip eder. Suça sürüklenen çocukların mala karşı ve hatta diğer suçları işlemelerinin ana nedenleri eğitim ve ekonomik yoksunluktur. Bu iki parametreden en önemlisi ise, suça sürüklenenin ailesinde ve kendisindeki eğitimsizliğinden kaynaklanan sonuçların daha çok ön plana çıktığını görmekteyiz.Suç teorileri ve kriminolojik araştırmalar ile suçun nedenleri tüm boyutlarıyla ortaya konulmuştur ancak; suçun önlenmesi, en azından kontrol altında tutulması için yapılması gerekenler ihmal edilmiştir. Bu konuda yapılması gerekenlerin ortaya konulabilmesi için teori ve uygulama alanın birlikte bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenle, dünya genelinde ve ülkemizde suçun önlenmesi için yapılması gerekenlerin ortaya konulması çok önem arz etmektedir.Yetişkin suçluluğu, tesadüfi suçlar hariç çocuk suçluluğunun bir devamıdır.Çocuğu suça sürükleyen içinde bulunduğu sosyal ortamdır. Bu nedenle suça sürüklenen çocuklar, yetişkinlerden farklı mahkemelerde, farklı usuller ve ilkeler ışığında yargılanmaktadırlar.Ceza adalet politikasının birinci amacı suç, suç korkusu, bireysel ve toplumsal zararlardan kişiyi ve toplumu korumaktır. İkinci amacı, suçluyu yok etmek değil, ondaki suçluyu cezalandırırken içindeki insanı ortaya çıkarmaktır.Çocuk ceza adalet sisteminin amacı, suça sürüklenen çocuğu cezalandırmak değil, onu suça sürükleyen nedenleri dikkate alarak eğitmektir. Suça sürüklenen çocuğu ıslah etmenin yolu, onun hakkında mahkemelerin tedbire hükmetmeleri, verilen tedbir kararlarındaki amaca uygun bir şekilde eğitime tabi tutulmalarıdır. Ceza adalet politikası alanında dünyadaki eğilim, hürriyeti bağlayıcı cezaların suçluyu ıslah etmemesi nedeniyle, suç işleyene öncelikle tedbire hükmetmek ve eğitmek, tedbire uymadığı taktirde hürriyeti bağlayıcı cezaya yönelmektir.Şunu unutmayalım ki, Çocuk Koruma Kanunu ile hapis cezasının son çare olduğu ilkesini kabul etmemiz ve olması gereken de bu olmasına rağmen suça sürüklenen çocuklar hakkında, en kısa sürede koruyucu ve destekleyici tedbirlere hızlı bir şekilde karar verilmez, etkin bir şekilde tedbirler uygulanmaz, tedbirlerin uygulanması için gerekli alt yapılar hazırlanmazsa, suça sürüklenen çocuk sayısı katlanarak artar. Yetişkin suçluluğu hızla çoğalır ve yetişkinler için birçok yeni ceza evleri yapmak zorunda kalırız.

EğitimSosyal etkiSosyoekonomik analiz+7
Mehmet Boğa
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK M. 154)

Malvarlığı değerleri, toplumun temel değerlerinden birini teşkil etmektedir. Çalışmanın konusunu oluşturan hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m. 154) düzenlemesi de bu malvarlığı değerlerinin bir kısmını korumak maksadına matuftur. Düzenleme üç fıkradan müteşekkildir ve her bir fıkrada ayrı bir suç tipine yer verilmiştir. Bu suçlarda malvarlığı değerleri, taşınmazlar üzerinden gerçekleştirilen ihlallere karşı korunmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmayla ilgili bulunan mülkiyet ve zilyetlik kavramları ve bunların diğer hukuk dallarındaki koruma yollarına, taşınmazların korunmasına yönelik bir ceza normu getiren 3091 sayılı kanuna ve 765 sayılı kanunda yer alan hakkı olmayan yerlere tecavüz düzenlemesine değinilmiştir. İkinci bölümde ise 5237 sayılı kanunun 154. maddesinde yer alan suçların incelemesine geçilmiştir. Birinci fıkrada özel mülkiyetteki taşınmazların, malikmiş gibi işgal edilmesi, sınırlarının değiştirilmesi veya bozulması ve hak sahibi kimselerin taşınmazdan faydalanmasına engel olunması suç haline getirilmiştir. İkinci fıkrada köy tüzel kişiliğine ait veya köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş taşınmazların, zapt edilmesi, bunlarda tasarrufta bulunulması ve sürüp ekilmesi suç olarak tanımlanmıştır. Sonuncu ve üçüncü fıkrada düzenlenen suç ise aidiyeti ehemmiyet taşımadan, suların mecrasının değiştirilmesi halinde vücut bulmaktadır.

GayrimenkullerMülkiyetMülkiyet hakkı+6
Abdullah Enes Karacan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denetimli serbestlik tedbiri altındaki hükümlülerin rehabilitasyonu ve mükerrer suçun önlenmesinde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri (Dindarlık ve suç ilişkisi üzerine araştırma)

Suç davranışı ve suç davranışının tekrarı bireysel, sosyal ve psikolojik birçok etmen içermekte ve bu konu adli psikoloji disiplininin çalışma alanları arasında bulunmaktadır. Mevcut araştırma kapsamında motive edici bir araç olarak din ve dindarlık olgusunun hükümlüler için taşıdığı önemin ve onun sosyal fonksiyonunun belirlenmesi, doğru ve etkili bir yaklaşımın benimsenmesi ise bu konudaki gereksinimlerin ve beklentilerin karşılanması çabalarına katkı sunacaktır. Suç, mükerrer suç ve din ile suç ilişkisinin incelendiği çalışmanın ilk bölümünde denetim serbestliğine ilişkin kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde din ve suç ile dindarlık ve suç kavramları ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise manevi rehberlik, dini danışmanlık ve denetimli serbestlikte manevi rehberlik ve dini danışmanlık konularına yer verilmişti. Araştırma bulguları incelendiğinde Kendilerinin dindar olarak tanımlayan kişiler, dinin suç işlemeyi engelleyen bir yapıda olduğu, ailelerin dini inanç ve yaşayışları açısından değerlendirildiğinde bu değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olduğu, Cezaevinde dini danışma ve rehberlik hizmetleri kapsamında birden fazla etkinliğe katılanların dini danışma ve rehberlik hizmetleri aldığı sürede tekrardan suç işleme konusunda engelleyici rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Denetimli serbestlik sistemiDin psikolojisiDindarlık+7
Nurbanu Taşçı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de ceza infaz kurumlarının yönetsel açıdan dönüşümü: Kavramsal bir araştırma

Bu çalışmada ceza infaz kurumlarının tarihsel gelişimi ve yapısı hakkında ayrıntılı bir şekilde araştırma yapılmış ve ceza infaz kurumlarında yönetim sürecine ilişkin detaylı bilgi verilmiştir. Bu araştırmada, geniş bir biçimde literatür araştırması yapılarak ceza infaz kurumları hakkında bilgiler verilmiş olup, yönetim süreci ele alınmıştır. Bu araştırma sürecinde, literatürde yer alan ve ceza infaz kurumlarını ele alan tez çalışmaları, kitap, makaleler dikkate değer bir biçimde incelenerek kaynak taraması yapılmıştır. Aynı zamanda cezaevi ile ilgili çıkan yasa, tüzük, yönetmelik gibi kaynaklara da tezde yer verilmiştir. Bu kaynaklara dayanarak hükümlü ve tutukluların işledikleri suç türleri, ceza infaz sistemleri, cezaevlerinde yaşanan asayiş sorunları, ceza infaz kurumunda bulunan servislerin mahkûmlara yönelik iyileştirme ve onları ıslah etme çabaları ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, ceza infaz kurumlarının tarihi geçmişi, yapısı ile ilgili literatürde var olan bilgileri ortaya koymak ve yönetim biçimleri hakkında bilgiler vermektir. Bu araştırma, kavramsal bir araştırma olup, literatürde var olan kaynakların kapsamlı bir şekilde taranması ile gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte araştırma detaylarının ortaya çıkarılması için, güncel olan; kanun, tüzük ve yönetmeliklerden de faydalanılmıştır. Veri tabanındaki bilgilerin istatistikleri alınmış ve bu alınan veriler tablo yardımıyla verilmiştir. Araştırmada taranan kaynaklardan ve diğer kanun, tüzük ve yönetmeliklerden ve araştırmanın bulgularından elde edilen bilgiler ışığından ortaya çıkan sonuçlar, tasnif edilerek tezin sonucu ortaya koyulmuştur.

CezaCeza infaz kurumlarıDönüşüm+5
Erkan Akturan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenlerin düşmanca niyet yükleme yanlılıkları ve bazı ailesel özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenleri; düşmanca niyet yükleme yanlılığı ve bazı ailesel özellikler (ailede fiziksel ceza görüp görmeme, sözel ceza görüp görmeme, ailede suçluluk, anne babanın birlikteliği) bakımından farklılaşıp, farklılaşmadığını incelemektir.Araştırmada, araştırma grubunu Osmaniye Çocuk Mahkemesi'nde işledikleri suçlardan dolayı yargılanan 128 erkek ergen, karşılaştırma grubunu ise Osmaniye merkez okullarına devam eden ve suça karışmadığı bilinen 128 erkek ergen ise oluşturmuştur. Araştırmada, ölçme aracı olarak Aydın (1977) tarafından geliştirilen Resim Anketi kullanılmıştır. Ailesel özellikleri hakkında veri toplayabilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 11.5 paket programı kullanılmış ve veriler; T Testi, Mann Whitney U testi, Ki Kare Testi, 2X2 Faktörlü Varyans Analizi teknikleri kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde, suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenler arasında; düşmanca niyet yükleme yanlılığı, olumsuz niyet yükleme yanlılığı, kişisel nedensellik yükleme yanlılığı, ebeveynlerinden fiziksel/sözel ceza görüp görmemeleri ve aile bireylerinde suç davranışının görülüp görülmemesi açısından anlamlı farklılaşma olduğu görülmüştür. Suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenler arasında anne babalarının birliktelik durumu açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ebeveynlerinden fiziksel ceza / sözel ceza görüp görmemeleri ve anne babalarının birliktelik durumlarına göre suç işlemiş ergenlerle suça karışmamış ergenlerin düşmanca niyet yükleme yanlılıkları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Suç, Çocuk suçluluğu, Düşmanca niyet yükleme yanlılığı

Aile içi şiddetAna-baba tutumuAna-baba-genç ilişkileri+6
Hülya Güven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslam ve Türk ceza hukukunda akrabalığın suç ve cezalara etkisi

Hazırlamış olduğumuz tezimizin konusu İslam hukukunda ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları durumunda aralarında var olan bu akrabalık ilişkisinin suç veya cezaya nasıl ve ne derecede etki ettiğinin araştırılmasıdır. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezimizin amacı ve kaynakları konulara değinilmiştir. Birinci bölümde İslam ve Türk Ceza Hukuku'ndaki suç ve ceza kavramlarına ve bu kavramların unsurlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde İslam hukukundaki had suçları ile kısas suçları ve cezaları hem basit şekilleri açısından hem de suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları açısından ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise ulaşılan bulgular değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.

AkrabalıkAkrabalık ilişkileriCeza+6
Mustafa Kale
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)

Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler

Ceza infaz kurumlarıDin psikolojisiDindarlık+3
Gökhan Can
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Polis mecmuasına göre Osmanlı'da suçlar ve adli soruşturma (1913-1922)

Polis Mecmuası ilk sayılarını çıkarmaya başladığı 1913 yılı ve sonrası için resmi bir polisiye bir yayın organıdır. Kurumun kendi meslek üyelerine, kendi diliyle seslenmesinin bir örneğidir. Derginin amacı çıktığı ilk sayıdan itibaren "polisin tenvir-i fikrine ve mesleğin terakkisine hâdim olmak" şeklinde belirtilmiştir. Dergide, polis köpeklerinin kurum hizmetinde kullanılması, ünlü sabıkalı ve hırsızların resimleri, suç türlerine dair yazılar, Avrupa polis teşkilatlarının çalışma usulleri gibi geniş bir yazı külliyatı bulunmaktadır. Tarihi süreç içerisinde insanların bir arada yaşama biçiminden kaynaklı birçok sorun ortaya çıkmıştır. İşte ortaya çıkan bu sorunlar, hukukun toplumsal hayatın içine girmesine ve sorunların bu çerçevede tanımlanmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, tarihin ilerleyen dönemlerinde suç ve suçlu fiillerini daha açık bir şekilde ortaya koymuş ve bununla mücadele yöntemleri ortaya çıkmıştır. Polislik, bu yöntemlerden biri olarak suç ve suçluyu önleme vazifesiyle toplumsal huzurun denetimi açısından devlet mekanizmasının önemli görevlerinden biri olmuştur. Kolluk kuvvetleri Türklerde de gelişmiş bir yapı olarak tarihin erken dönemlerinden itibaren suç ve suçluyla mücadele için vazifelendirilmiştir. Modern dönemde kolluk kuvvetlerinin hem konumu hem de sorumluluğu katlanarak artmış oldukça yoğunlaşan ve giriftleşen toplumsal yapıların etkisiyle de önemli ve stratejik bir kurum olmuştur. Bu kurumlar kendine has bir işleyiş yapısı ve teşkilatlanmalara sahipti. Bu teşkilatın en önemli birimlerinden biri de eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriydi. Kendi çıkardığı gazete ve mecmualarla bu bilgilendirme faaliyetlerinden bir kısmını gerçekleştirmişlerdir. Bizim konumuz olan Polis Mecmuası işte bu faaliyetin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Polis Mecmuası'na yansıyan çeşitli suçlar ve adli soruşturmalar başlığı altında toplanmış suçlarla mücadele yöntemleri, suç cetvelleri, vukuat-ı zabıta başlığı altındaki suçlar ve adli konular tezin en önemli konusunu oluşturacaktır. Polis Mecmuası, Ağustos 1909'da Zaptiye Nezareti'nin yerini almış olan, Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti tarafından çıkarılmaya başlanmıştır. 15 günde bir yayınlanan mecmua, daha sonra Polis Mecmuası Müdürlüğü tarafından çıkarılmaya devam etmiştir ve 1924 yılına kadar yayın hayatını İstanbul'da sürdürmüştür. 1930 yılından sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne nakledilmiş ve 1937 yılına kadar bu müdürlük tarafından neşredilmiştir. Bugün yayınlanan Polis Dergisi, bu mecmuanın devamıdır. Biz de, yapmış olduğumuz bu çalışmada, Polis Mecmuası içerisinde yer edinen suç türleri ve bu suçlarla mücadele yöntemlerini ele alacağız. Bunun dışında suç istatistikleri üzerinden suçlarda meydana gelen sayısal ve nitel değişmeler göz önüne sereceğiz. Çalışmamızın ana kaynağı Polis Mecmuasından oluşmaktadır. Bunun dışında çalışmamızı destekleyici nitelikte diğer akademik kaynaklardan da istifade edilmiştir. Bu çalışmada; geçmiş ile günümüz arasında bir bağ kurarak suç türlerinde ki değişimleri ve suçlara karşı verilen cezaları işleyeceğiz.

AdliAdli uygulamalarDergiler+7
Eren Korkmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılın sonları XX. yüzyılın başlarında Sinop Hapishanesi

İnsanın doğasında var olan suç işleme potansiyeli, insanlık tarihi boyunca farklı olaylarda kendisini göstermiş ve toplumun sıradışı yönlerini yansıtması açısından her bilim dalı için ayrı bir önemi haiz olmuştur. Suç işlemekten hüküm giyen mahkumlar; yaptıkları hatanın bedelini dönemin şartlarına göre çeşitli cezalarla çekmiş; idareciler tarafından suçluların cezasını çekmesi ve en önemlisi pişman olması için yaptrımlar uygulanmıştır. İlkçağlarda suçlu cezasını bir mağarada ya da bir ağaca zincirlenerek çekerken, sonraki dönemlerde mahbes dediğimiz kavramdan hapishaneye geçilmiştir. Osmanlı Devleti'nde suçlular hapis cezasına çarptırılıp toplumdan soyutlanmış ve özellikle XIX. Yüzyılda hapishanelerin modernleşmesi için çaba gösterilmiştir. Coğrafi konumu ve yüksek duvarlarla çevrili bir kaleden meydana gelmesi nedeniyle, firar etmenin neredeyse imkansız olduğu Sinop Hapishanesi, kale içinde bulunması, siyasi suçluları ağırlaması, deniz kenarında olması ve mahkumları tarafından yazılan eserlerle meşhur olması yönüyle Osmanlı Devleti'ndeki çoğu hapishaneden farklı bir konumda olmuştur. Bu çalışmada Sinop Hapishanesi'nin XIX. ve XX. yüzyıllardaki durumu, mahkum profili, hapishane çalışanları, restorasyon süreçleri ve hapishane içindeki yaşantı incelenmiştir.

19. yüzyıl20. yüzyılCeza infaz kurumları+4
Nazmiye Akbey
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının insan hakları ve özel hayatın korunması yönünden incelenmesi

1994 yılına kadar herhangi bir hukuki zemin bulamayan Güvenlik Soruşturması, 26.10.1994 tarihinde kabul edilen ve 03.11.1994 tarihinde Resmî Gazete 'de yayınlanan 4045 sayılı "Güvenlik Soruşturması, bazı nedenlerle görevlerine son verilen kamu görevine alınmayanların haklarının geri verilmesine ve 1402 Numaralı sıkıyönetim kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun" ile yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Bu tarihten itibaren pek çok değişikliğe uğrayan kanun ile birlikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması gün geçtikçe hayatımızda daha fazla yer almış ve kapsamı genişlemiştir. Kritik görevlerde çalışan personel hakkında yapılan soruşturmalar ile ilgili kapsam genişlemiş olup, günümüzde neredeyse her kamu personeli alımı veya naklinde personel seçim unsuru olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kavramı ele alınacak, hangi usuller ile kimler tarafından yapıldığı değerlendirilecek, faydaları ve sakıncaları tartışılacaktır. Ayrıca, "sakıncalılık" kavramı üzerinde durulacak, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusu, yargı kararları ve içtihatlar açısından değerlendirilecek ve insan hakları ile çelişen yönleri irdelenecektir. Danıştay'ın bugüne kadar güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunda verdiği kararları, hangi kıstaslar göz önüne alarak değerlendirdiği, nedenleri ile birlikte incelenecektir. Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile her geçen gün daha da karmaşık bir hal alan yenidünyada, devletlerin amaçlarına ve yöntemlerine uygun personel istihdam etmelerinin gerekliliği hususu tartışılacak, bilgi güvenliği ile istihbarata karşı koyma bağlamında konu ele alınacaktır.

Arşiv sistemleriArşivlerGizli soruşturma+6
Mehmet Oskay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hükümlü-tutuklularla yapılan resim eğitiminin işlevsel etkileri

Sanat; insanlık tarihi boyunca toplumların birbirilerini anlamasında, duygularını dışavurumunda, empati yeteneklerinin gelişmesinde etkili bir araç olmuştur. Kuşkusuz, fiziksel mekanın özelliklerinin sanatçı üzerinde büyük önemi vardır. Dış koşullar ya da birlikte çalışılan kişiler sanatın neyi dışavurduğuna dair önemli ipuçlarına zemin hazırlamaktadırlar. Toplum sadece özgür kamusal alanlardan ibaret değildir. Bu bağlamda cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler de toplumun parçasıdırlar ve zaten bir süre sonra toplum hayatına geri dönecektirler. Bu nedenle onların rehabilite olarak yeniden topluma dönmeleri büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda cezaevlerinde resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin toplumsallaşmasına büyük katkısı vardır. Çalışmada, Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki resim eğitimlerinin tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumundaki yaşamı ve sonrasındaki topluma katılma süreçleri üzerindeki etkisi sanatın rolü bağlamında incelenmektedir.

Ceza infaz kurumlarıEğitimEğitim faaliyetleri+6
Mehmet Fatih Yıldız
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hırsızlık suçu işleyen çocuklar üzerine sosyolojik bir çalışma: (Bitlis ili örneği)

Sosyal problem olarak suç ve suçluluk, dinamik yapıda bulunması nedeniyle toplumdan topluma değişmektedir. Suç aktörleri incelendiğinde yetişkinlerin suç işlemesi bir problemdir ancak çocuk gibi masum bir varlığın suç işlemesi daha önemli bir problemdir. Bu bağlamda bir çocuk, kendini suç işlemeye yöneltecek herhangi bir unsurun varlığında suç işleyebilmektedir. Çocukları suça sürükleyen etkenler bireysel (ergenlik, depresyon, yetersiz öz denetim vb.) çevresel (okul, iş, akran- arkadaş etkisi vb.), sosyal (aile, göç ve alt kültür vb.) ve ekonomik (işsizlik, yoksulluk vb.) olarak ifade edilebilir. Çocukların suç işleme nedenleri kadar işledikleri suç türleri de önem arz eden bir konudur. Adalet Bakanlığı tarafından ilan edilen adli istatistiklerde çocukların genel olarak mala karşı suçları işlediği tespit edilmiştir. Bu yüksek lisans tezinde malvarlığına karşı suçlardan hırsızlık suçunu işleyen çocuklar ele alınmaktadır. Bu kapsamda Bitlis İl'i ve İlçelerinde ikamet eden ve 1 Ocak 2017-31 Aralık 2017 tarihleri arasında hırsızlık suçunu işleyen çocuklara ait sosyal inceleme raporları incelenmiştir. Çocuklara ait elde edilen veriler tablolara aktarılmış ve sosyolojik bakış açısıyla yorumlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Bitlis ilinde çocukların hırsızlık suçunu işlemesinde aile ve arkadaş kaynaklı etkenlerin baskın olduğu, çocukların genellikle eğitimlerine devam etmediği ve bahse konu olan bu çocukların suçu işlemelerini önlemeye yönelik etkin bir çalışma bulunmadığı saptanmıştır.

BitlisHırsızlıkSosyolojik analiz+3
Esra Hanbay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya şehrindeki (Beydağı ve Sanayi Karakolu) hırsızlık olaylarının mekânsal analizi (2010)

İnsanlar, yeryüzünde daha rahat, konforlu ve güvenli yaşamın yollarını ararken, içinde bulunduğumuz bilgi çağında nüfus artışı, kentleşme ve hızlı gelişen teknoloji birçok problemi beraberinde getirmiştir. Geçmişten bugüne var olan suçlar da bilgi çağıyla beraber değişimler göstermiş ve artmıştır. Suç; sosyal, ekonomik, politik, fiziksel ve psikolojik şartlar ile coğrafi faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan bir olgudur. Suç, coğrafi bir mekânda meydana geldiği için, suç ile mekân arasındaki ilişki önemlidir. Mekânı oluşturan özellikler, suç olayı üzerinde farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Şehirlerde yaşanan önemli sorunlardan birisini suçlar oluşturmaktadır. Şehirlerdeki suçların en büyük bölümünü ise hırsızlık olayları oluşturmaktadır. Bu çalışmada Malatya şehir merkezindeki Beydağı ve Sanayi Karakolları sorumluluk alanlarındaki hırsızlık olayları ele alınmıştır. Çalışmada hırsızlık olaylarının dağılışında mahallerin nüfus miktarı, binaların kullanım özellikleri, gelir dağılımı ve bu unsurların kendi aralarındaki ilişkisi belirleyici rol oynamaktadır. Gerçekleşen hırsızlık olaylarının mahallere dağılışında, hırsızlık türlerine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Böylece, suçlar şehrin belli alanlarında artmasıyla bölgesel suç alanları, bu alanlar içinde belli noktalarda yoğunlaşmalarıyla suç merkezleri (odak noktalar) ortaya çıkmıştır. Bu suç merkezleri, bir suçtan çok, aynı yapıdan beslenen birçok suçun yoğunlaşmasıyla oluşmuşlardır. Suçların mekânsal dağılışındaki farklılıkta, mahalleler arasındaki sosyoekonomik yapı ve arazi kullanımı etkili olmuştur. Bu bağlamda suçların mekânla ilişkilendirilmesini ön plana alan Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında haritalanması son yıllarda önem kazanmıştır. Bu çalışmada Beydağı ve Sanayi Karakolu sorumluluk alanlarında hırsızlık olaylarının dağılışı ile mekân arasındaki ilişkiler CBS yöntemleri ile haritalanmış ve analizleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, Suç Coğrafyası, Hırsızlık, Malatya şehri, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Mekânsal Analiz

Coğrafi bilgi sistemleriCoğrafyaHırsızlık+7
Utku Gülkıran
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suç eşyasının satın alınması ve kabul edilmesi suçu

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu; Türk hukukunda ve mukayeseli hukukta genelde malvarlığına karşı suçlar bölümünde düzenlenen bir suç tipidir. Her ne kadar bu bölümde düzenlenmekte ise de bu suçun ihdas edilmesi ile korunan başka hukuki menfaatlerde bulunmaktadır. Çalışma konumuzu oluşturan suç hem 765 sayılı Türk Ceza Kanununda hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir. İki kanundaki düzenlemeler arasında benzerlikler bulunduğu gibi farklılıklar da bulunmaktadır. Söz konusu suç tipi bir takım suç tipleri ile de benzerlikler göstermektedir. İşte tüm bu nedenlerle bu çalışmamızda suç eşyasının satın alınması suçunun tarihçesi, suçun özellikleri, diğer suçlarla benzerlik ve farklılıkları ortaya konarak suçu tahlil etmek gerekmiştir. Yine suçun maddi ve manevi unsurlarını da ortaya koymak gerekmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu henüz yeni bir kanun olduğundan yeni içtihatlar ortaya çıktıkça daha kapsamlı çalışmalar yapmak mümkün olacaktır.Anahtar Kelimeler1-Suç Eşyası2-Satın Alma3-Kabul Etme4-Türk Ceza Kanunu5-Malvarlığı

Ceza hukukuSatın almaSuç+4
Ayvaz Cebre
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yasak sorgu yöntemleri ve yasak sorgu yöntemleriyle elde edilen delillerin değerlendirilmesi yasağı

Suç ve suçlulukla mücadelede, şüpheli veya sanığın sorgusu, halen önemini korumaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği, kolluk, kamu gücünü kullandığı ifade alma ve sorgu işleminde, hukuka uygun yöntemlerle suçu aydınlatmalıdır. Ceza muhakemesi hukuk sistemleri, hukuka aykırı yöntemlerle delil elde etmeyi yasaklamaktadır. Hukuka aykırı yöntemlerin neler olduğu CMK 148. maddede açıkça belirtilmiştir. Bunlar; kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma, kanuna aykırı yarar vaadinde bulunma gibi bedensel ve ruhsal müdahalelerdir.Yasak sorgu yöntemlerinin, söz konusu maddede belirtilenlerle sınırlı olmadığı yine maddenin kendi ifadesinden anlaşılmaktadır. Toplumsal adaletin ve kamu güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra kişilerin hukuka ve adalete duyduğu güvenin ve insanlık onurunun korunması gerekmektedir. Bu nedenle hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesi yasaklanmaktadır. Dolayısıyla adil yargılanma ilkesi gereği, yasak yöntemlerle elde edilen bu deliller ceza muhakemesinde kullanılmamakta ve değerlendirme yasağıyla karşılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sorgu, delil, suç, şüpheli, sanık

Ceza muhakemesi hukukuDelilHukuka aykırılık+4
Zehra Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Suçluların iadesine dair Avrupa sözleşmesi ve Türkiye

Çalışmanın kapsamı itibarı ile genel olarak iade müessesesinin, tarihçesi, geçirdiği evreler, konunun hangi disiplinler tarafından incelendiği ifade edilmiş, diğer müesseselerle farklı ve benzer noktaları sergilenerek kavramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. Öncelikle SİDAS, daha sonra da Türk hukuku bakımından işleyişe hâkim olan kural ve ilkeler ele alınarak genel hatları ile suçlu iadesi süreci belirtilmiştir. Bu kapsamda iade ilke olarak yabancılar için söz konusu olduğundan, konunun yabancılar hukuku veçhesi ve vatandaşlık kavramı açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Vatandaşın iade edilmezliği ilkesi açısından iade hukukunun geldiği nokta değerlendirilerek, sözleşme ile tanınan bu olanağın genişletilerek amacını aşar bir hal aldığı tespit edilmiştir. Bu istisnanın genişletilmesinin sebep ve sonuçları analiz edilmiş, ileri sürülen görüşler ve uygulama birlikte ele alınarak, bu alandaki eğilimler ve önerilere de yeri geldikçe değinilmiştir. Ayrıca, konuyu düzenleyen eski ve yeni TCK hükümleri karşılaştırmalı olarak ele alınıp analiz edilmiştir. Bu yapılırken de, düzenlemelerin getirdiği hüküm ve sonuçların neler olduğu, konu ile ilgili meclis oturumlarındaki tartışmalarda serd edilen görüşler, mahkeme kararları, Yargıtay ve Danıştay içtihatları, AİHM kararları incelenerek mesele çok yönlü olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tartışmalı ve hukukumuz açısından sorun yaratan hususlara ilişkin görüş ve eleştirilere ise yeri geldikçe yer verilmiş, anlamsal bütünlük açısından TCK'nın konuyu düzenleyen 18'inci maddesine ilişkin genel değerlendirme, görüş ve önerilerin, ilgisi bulunan konularla birlikte ele alınıp incelenme yolunun seçilmesinin konunun anlaşılmasına daha çok hizmet edeceği düşünülmüştür. İnceleme sırasında, iade hukukunda yeteri kadar yer almayan, ancak, bu alandaki farkındalığın artması ile birlikte önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak ve referans verilecek olan insan hakları boyutu ile konu incelenmiş ve burada gelinen aşama ve ulaşılan sonuçlar tahlil edilmeye mesele bu yönü itibarı ile de ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma sırasında karşılaşılan bir diğer husus da, inceleme konumuzu teşkil eden SİDAS'ın önemli bir cüzünü oluşturan ve özellikle sözleşmenin yorum ve uygulamasında yararlanılan ve maddelerin şekillenmesi arkasındaki amaç ve gerekçeleri sıralayan Açıklayıcı Rapora Türk hukukunda yapılan bilimsel çalışmalarda yeterince yer verilmediği hususudur. Bu nedenle, çalışmamızda yeri geldikçe Açıklayıcı Rapora yollama ve başvuru yapılarak ve söz konusu metnin çevirilerine metinde yer verilerek ele alınan maddelerin anlam ve sonuçlarının daha somut ve bir şekilde kavranması sağlanmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Suçluların İadesi2.Vatandaşın İade Edilmezliği3.Çekince4.Müstakil İade Yasası5.İnsan Hakları

HukukSiyasi suçlarSuçlular+4
Ahmet Ulutaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklarda algılanan ana baba tutumlarının empati kurma becerisi ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmamız, yaşları 13 ile 18 arasında değişmekte olan göstermekte olan 140 suça sürüklenmiş çocuğun algıladıkları anne ve baba tutumlarının benlik saygısı ve empati kurma becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ortaya konulmuştur. Son zamanlarda suça sürüklenen çocuklarda artış olduğu görülmesine rağmen bu konuyla ilintili olarak sınırlı sayıda çalışmanın yapılmış olması göz önünde bulundurulduğunda çalışmamız suça sürüklenen çocukların profillerinin oluşturularak erken müdahale edilmesine olanak sağlaması açısından önem arz etmektedir. Araştırma, ilişkisel veri analizlerini kapsayan nicel bir çalışmadır. Çalışmada elde edilen sonuçlar neticesinde, anne baba tutumlarının suça sürüklenen çocukların benlik saygıları ve emaptik gelişim düzeyleri üzerine tesiri incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini Kocaeli Adliyesinde hakimler tarafından uzmanlarca sosyal inceleme raporu hazırlanması talebinde bulunulmuş olan suça sürüklenen 140 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada 'KA-Sİ Empati Eğilim Ölçeği Ergen Formu', ' Ana-Baba Tutum Ölçeği ' ve ' Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği' kullanılmıştır. Çocukların algıladığı ebeveyn tutumunun ölçülmesi amaç olduğundan dolayı anne- baba tutum ölçeğindeki bilgiler çocuktan alınmıştır. Araştırma bulgularında; çocukların algıladığı otoriter ana-baba tutumu artıkça çocuğun benlik saygısının düştüğü, annelerinin demokratik tutuma sahip olduğu algısına sahip olan suça sürüklenen çocukların empati kurma düzeyinin anlamlı olarak yüksek olduğu sonucuna ulaşılırken algıladıkları baba tutumları ile empati toplam puanı arasında anlamlı bir farklılaşmanın söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Suça sürüklenen çocuk, benlik saygısı, empati, ana-baba tutumu

Ana-babaAna-baba algısıAna-baba tutumu+5
Emre Alpaslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study on Ahmet Umit's and Dashiell Hammett's detective novels in terms of crime: Kavim and The Maltese Falcon

In this study, the elements in Ahmet Umit (1960- )?s Kavim (2005) and Dashiell Hammett (1894-1961)?s The Maltese Falcon (1930), including the historical background of the detective novel are comparatively given. Ahmet Umit, who is one of the most important detective novel writers of the modern Turkish Literature and Hammett, who is one of the most important American detective novel writers of the 1930s and 1940s are at the same time the representatives of the different detective novel genres. The former represents the police procedural type of the detective novel, which emerges in American literature after 1950s while the latter represents the hard boiled genre, which starts in the publications of the Black Mask Magazine in the 1920s. It should be noted that Umit?s police procedural Kavim includes the very elements of the hard-boiled detective novel, too. In choosing these two novels to be compared, their being among the best representatives of the detective genres and also their writers? perfect presentations of the period with political, social, economic and moral aspects have been effective.In the introduction part of the study the historical background of the detective fiction, not only in American and Turkish literatures but also in various literatures including several European ones like English, French and Russian is given. Besides, the features of the detective novel kinds like the-turn-of-the-century, the Golden Age, the hard-boiled and the police procedural which represent the characteristics of the detective novel from various literatures are accordingly explained. Additionally, the reasons why the detective fiction in Turkish literature could not develop as much as it could in European literatures and why it is so common and a developed genre in USA is presented with the answers. The fact that sociological reasons of the crime in The Maltese Falcon attract the attention while the psychological factors overweigh in Kavim is also stated.In the first chapter, the compared books are technically analyzed in terms of their plot, style, point of view, atmosphere and character. In this chapter the kinds of the plots like embedded, the apparent, the revealed and the plot of feud are represented. The questions why Kavim and The Maltese Falcon are police procedural and hard-boiled and their mystery features; the personal characteristics of the detective heroes and the concept of double identity are explained. Lastly, the common points inspired by Poe are given in a detailed way. The important distinctive characteristics of the detective hero Nevzat and the murderer Can in Kavim and the detective hero Spade and the villains Brigid and Gutman in The Maltese Falcon are given.In the second chapter, the symbols in both books are given. The literary and contextual meanings of the symbols like Diatessaron, Flitcraft parable, femme fatale, woman and the falcon and the reasons of their deliberate usage are explained. The literary and contextual richness that these symbols brought to both books are also stated.In the third chapter, which also constitutes the basic part of the study, the concept of ``crime?? and the psychological and socio-economic reasons of crime in Kavim and The Maltese Falcon are made clear. The reasons of the criminals? engagement in crime are clearly uncovered through the points of view of several psychiatrists such as Sigmund Freud, Bruce D. Perry, Anne Freud and Friedrich Nietzsche and sociologists such as William Glasser, Edwin Sutherland, and Robert Agnew. The personal psychologies of the detective heroes Nevzat and Spade during their crime investigations and in their social lives are also analyzed.In the conclusion, the study is briefly summarized and the findings are stated.Key Words: Kavim, The Maltese Falcon, symbol,crime, criminal psychology, socio-economic reasons of crime.

LiteratureHammett, DashiellComparative literature+6
İlker Özsoy
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Değişim sürecinde Türkiye'de organize suçluluk üzerine sosyolojik bir araştırma

Bu çalışma, Türkiye'de değişim süreciyle ilintili olarak organize suçların ortaya çıkışını, köklerini, yapı ve faaliyetlerini sosyolojik olarak incelemektedir. Diğer bir ifade ile bu çalışma, organize suç olgusunu ülkemizde son dönemlerde meydana gelen ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve konjonktürel dinamiklerine bağlı olarak irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede tez çalışması, Türkiye'de organize suçluluğun, işlenme yöntemi ve organize suçların faaliyet alanları konusunda geniş bir literatür sunmaktadır.Ülkemizde organize suçların ortaya çıkmasında ve yaygınlaşmasında; ekonomik yapılarındaki istikrarsızlık, yüksek enflasyon ve para piyasalarındaki yapay iniş ve çıkışlar, ülke yönetiminde kısa süreli siyasi otorite boşlukları, çıkarılan yasaların yeterince uygulanmaması, bürokratik ve siyasal alandaki kollayıcı unsurların varlığı, yıllardır süren terör, kent yapılarının çözülmesi ve kentlerin aşırı kalabalıklaşması, artan kentsel gerilim, değerler alanında yaşanan köklü dönüşümler, kabadayılık kültürü, ciddi rant alanlarının varlığı, kolaycıl yollardan yükselme ve zenginleşme teamülleri, liberalleşme eğilimleri ve yanlış özelleştirme politikaları gibi çok sayıda faktör önemli bir yer tutmaktadır.Bu tez çalışmasında, özellikle 1980'li yıllardan başlayarak ve 90'li yıllarda daha da hızlanarak gelişen siyasal ve ekonomik gelişmelerin (ekonomik kriz ve serbest piyasa ekonomisindeki gelişmeler gibi), organize suç örgütlerinin yaygınlaşmasında ve farklı boyutlar kazanmasında ki etkisi ele alınmıştır. 2000'li yıllardan sonra ülkemizdeki organize suç yapılanmaları ciddi bir şekilde dönüşüme uğramıştır. Bu organizasyonlar son dönemlerde özellikle modern işletme mantığı ile daha profesyonel bir nitelik kazanmıştır. Diğer bir ifade ile organize suç örgütleri günümüzde basit aile ve hemşerilik ilişkisi yanında, uzmanlaşmaya ve profesyonelliğe dayanan, daha karmaşık bir şekilde yapılanan, paravan iş bitiriciler kullanan ve daha rasyonel tercihler içerisinde hareket etmeye çalışan bir özellikte örgütlendikleri dikkat çekmektedir. Günümüzdeki koşullara paralel olarak organize suç örgütleri, genelde kârın yüksek, riskin düşük olduğu alanlarda yeni faaliyet alanlarına yönelerek daha rasyonel ve bilinçli davrandıkları bir gerçektir.Anahtar Kelimeler: Organize Suçluluk, Değişim, Türkiye.

DeğişimOrganize suçlarSosyal değişme+4
Muhammet Fırat
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Suç soruşturmasında mülâkat ve ikna amaçlı iletişim (ikna yöntemleri ile itiraf ettirme stratejileri oluşturulması)

İletişim, hayat boyunca iç içe olunan bir olgudur. İnsanlar iletişim içerisinde olduğu ve rollerin sürekli olarak değiştiği sosyal çevrede, amaç doğrultusunda ya da tesadüfen birbirleri ile görüşme içerisinde olurlar. Bir amaç doğrultusunda yapılan görüşmede ikna edilmek ve ikna etmek ile karşı karşıya kalınmaktadır. Meydana gelen bir suç ile ilgili olarak ise suçun aydınlatılması ve faillerin yakalanması amacı ile görevliler, suçla ilgisi bulunan şahıslarla, ikna amaçlı olarak bir iletişim içerisinde bulunurlar. Bu çalışmada Emniyet Teşkilatında görev yapan ve görev alanı adli soruşturma olan personelin, suçun şüphelisi ya da faili durumundaki kişilerle yapılan mülakatlarda, özellikle sözsüz iletişimi iyi anlayarak soruşturmayı yönlendirmeleri ve sonuca ulaşmak için ikna stratejileri belirleyerek bu stratejileri etkin kullanma yöntemleri hakkında öneriler getirilecektir.Anahtar Kelimeler: İletişim, beden dili, ikna, suç soruşturması, mülakat

Beden diliMülakatMülakat teknikleri+9
Ali Doğan Gür
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde hapis ve sürgün cezaları (1791-1808)

Osmanlı Devleti, uygulamış olduğu hukuk sistemi içerisinde yer alan kuralların uygulanmasına özen göstermiştir. Bu kurallara uyulmaması halinde ise ceza sistemi uygulamaya konulmuştur. Uygulanan cezalar çeşitli olmakla beraber hapis ve sürgün cezaları öne çıkmaktadır. Bu cezaların uygulanmasında her hangi bir standart bulunmamakta, benzer olaylarda farklı cezalar uygulanmaktadır. Ayrıca benzer suçlardan aynı cezaları alan kişiler farklı zamanlarda serbest bırakılmaktadır.İncelemiş olduğumuz dönemde mevcut sorunlar, toplumsal karışıklıklar ve yapılan ıslahatlar ile beraber ortaya çıkan sorunların çözümünde cezalar öne çıkmaktadır. Olumsuz davranışların sorumluları yakalanıp yargılanmakta, suçlu bulunması halinde ise cezalandırılmaktadır. Uygulanan cezalardan hapis ve sürgün cezaları bu sorunlarda sıklıkla kullanılmıştır. Hapis ve sürgün cezalarının uygulanmasında ise suçluların ıslah edilmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle suçlulara verilen cezaların süreleri belirtilmemiş, bunun yerine ıslah oluncaya kadar ibaresi kullanılmıştır. Mahkûmların serbest bırakılmaları ise padişahın izniyle gerçekleşmektedir. Mahkûmlar, hapsedildikleri yerlerde kendi hallerine bırakılmamakta, bunların temel bazı ihtiyaçları karşılanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Suç, Ceza, Hapis, Sürgün

CezaCeza infaz kurumlarıOsmanlı Devleti+2
Suha Oğuz Baytimur
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects