Agricultural products
93 theses under this subject heading
Hububat ürünlerinin satış ve pazarlama sürecinde karşılaşılan sorunlar
Bu çalışmanın amacı Hububat üretimi yapan çiftçilerin ne tür satış ve pazarlama sorunları yaşadıklarını tespit etmektir. Bu araştırmanın bir diğer amacı ise nitel ve nicel analizlerle ortaya çıkan mevcut sorunlara yönelik olası pratik çözümleri ve çiftçilerin beklentilerini ilgililerin dikkatlerine sunmaktır. Bu çalışma tarama modeli tipinde olup; keşifsel bir özellik taşımaktadır. Araştırmanın evrenini Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesindeki Çiftçi Kayıt Sistemine üye olan çiftçiler oluşturmaktadır. Nitel veri toplamada Yargısal örnekleme, nicel veri toplamada Kolayda örnekleme ve Kota örnekleme yöntemleri uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu ile anket formu kullanılmıştır. 19 kişi ile mülakat yapılmıştır. Toplanan geçerli anket sayısı ise 363'dür. Katılımcıların en önemli maliyetleri sırasıyla mazot, gübre ve tohumdur. İşçilik ve nakliye giderleri yükselmektedir. Çiftçilerin satışta en önemli sorunları devlet tarafından ton başına açıklanan rakamın yetersiz olması ve tüccarın hububatı ucuza almasıdır. Çiftçiler ürünlerini en çok TMO, Kooperatifler ve tüccar vasıtası ile satmaktadırlar. Hububat üreticileri hasat sonrası mahsüllerini bekletmeden değerinin altında satmak zorunda kalmaktadırlar. Üreticiler depolarda böceklenme ve havalandırma sorunu ile ambalaj ve saklama konusunda da sorun yaşamaktadırlar. Çiftçiler yıllar geçtikçe tecrübelendikçe yıllık ortalama elde ettikleri hasılat miktarı da artmaktadır. Hububat fiyatlarında rekabet yoktur. Peşin ve vadeli alımlar arasında bir fark yoktur. Anahtar Kelimeler: Hububat, Satış, Pazarlama, Tekirdağ.
The economic analysis for the efficiency of using fertilizer in the production of vegetable in greenhouses in Slemani province: 2016 Bazian case
The use of production elements without relying on economic and technical criteria leads to low productivity and higher costs. This condition leads to a lack of full and optimal utilisation of resources; therefore, for those interested in the agricultural sector should focus their attention on the methods induce to increasing productivity and lower costs of production. In this status, the scientific method in farm management will be the primary and sufficient condition for achieving increased productivity and lower costs. In this sense, the objective of the research is to determine the efficiency of fertiliser use to grow vegetables (cucumber, tomato, green pepper) in greenhouses. However, this study shows that there is a positive correlation between the amount of vegetable production and the quantities of production elements used in vegetable production. Also, the data show that not every increase in use fertiliser always positive effect and shows that the degree of fertiliser use in Slemani Province is not highly efficient, this study has attempted to clarify the impact of this use and how to use fertilisers in Bazian District in the Slemani Province.
Narenciye üretiminin bölge ekonomisine katkısı: Dörtyol ilçe örneği
Yaş meyve ve sebze pazarında geniş bir paya sahip olan narenciye sektörünün ihracattaki payı büyüktür. Sektör, sahip olduğu ihracat potansiyeli ile ekonomiye büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizde narenciye üretimi yeni tarımsal uygulamalarla her geçen gün daha profesyonel hale gelmektedir. Narenciye üreticilerinin durumu, hasat işçileri, soğuk hava depolarının durumu, sektördeki paydaşlar ve uluslararası pazarlarda yaşanan sorunlar gibi birçok konunun derinlemesine ele alınması sektörün geleceği açısından önem arz etmektedir. Özellikle küresel şartlarda yaşanan siyasi ve ekonomik değişimler, uluslararası pazarlarda ihracat rakamlarını önemli oranda etkilemektedir. Küresel pazarlara girişlerde yaşanan kısıtlamalar, siyasi ve ekonomik faktörler narenciye sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu tez, ülke ekonomisinde önemli paya sahip olan narenciye sektörünün durumu ve sektörde yaşanan sorunların belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda anket yolu ile 2000-2021 dönemini kapsayacak şekilde narenciye üretiminde önemli paya sahip olan Hatay Dörtyol özelinde araştırma yapılmıştır. Araştırma bulgularından bazılarına göre; deneyim süresi 11-20 yıl arası olan üreticilerin %15.5'i, meyve zamanında kabala satış yöntemini tercih etmişlerdir. Toplamda ise üreticilerin %54,4'ü meyve zamanın kabala satış yöntemini tercih etmişlerdir. Ayrıca üreticiler %40,6 oranla satsuma cinsi mandalina, %38,1'le mandalinanın diğer türleri %22 oranla portakal (Washington) cinsi tercih etmişlerdir. Üreticilerin eğitimi ve satış yöntemi tercihlerine göre meyve zamanında kabala satış yöntemi %53,4'le tercih edilmiş, %16,1'le çiçeklenme sonrası yetişme döneminde kabala satışı tercih edilmiş, %15,5 i hasat sonrası kilo ile satış yöntemi tercih edilmiştir. Ağaç yaşı arttıkça ağaç başına elde edilen ürün kilogramının arttığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Türkiye'de gıda fiyatları endeksinin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi ve döviz kuru arasındaki ilişkinin analizi: ARDL model
Gıda fiyatları, tüketiciyi hızlı ve doğrudan etkilemesi nedeniyle enflasyon söz konusu olduğunda önde gelen ekonomik olgulardan biridir. Literatür incelendiğinde Dünyada ve Türkiye gıda fiyatlarında yaşanan artışları etkileyen ortak nedenlerin; tarımsal üretim faktörlerinde yaşanan değişimler, iklim koşulları, son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan lojistik problemler gibi bileşenleri olduğu görülmektedir. Türkiye açısından bakıldığında şehirleşme, göç, işgücü ve gelir dağılımı yapısının değişmesi gibi faktörler öne çıkmaktadır. Gıdanın tarladan ya da imalattan son tüketiciye ulaşma sürecinde yaşanan fiyat değişimleri konusunda kamuoyunda bilinen bir tartışma bulunmaktadır. Araştırmanın odak noktasına alınan bu hususta, tarım ürünleri fiyatları ile gıda fiyatları arasında bilimsel bir ilişkinin varlığı incelenmiş ayrıca döviz kurlarının fiyatlara olan etkisi üzerine çalışılmıştır. Kapsama alınan serilerden Gıda Fiyatları Endeksi, enflasyon hesaplamaları dahilinde Türkiye İstatistik Kurumu tarafından aylık olarak hesaplanan Tüketici Fiyat Endeksinin alt grup endekslerinden biridir. Çiftçinin üreterek piyasaya sunduğu mal ve hizmetlerin fiyatlarında yaşanan aylık değişimlerin resmi olarak ölçüldüğü Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi ile Dolar ve Euro kuru serileri de çalışmaya dahil edilmiştir. Analizlerde değişkenlere ait 2010 Ocak-2022 Ağustos dönemi verileri kullanılmıştır. Serilerin durağanlıkları incelenmiş ardından seriler arasında olası ilişkiler Engle-Granger, Johansen ve ARDL eşbütünleşme yöntemleri ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak Tarım ürünleri üretici fiyatları, Gıda fiyatları ve Dolar kuru arasında istatistiksel olarak anlamlı eşbütünleşme ve hata düzeltme modelleri elde edilmiştir. Gıda fiyatlarının uzun dönemde çiftçinin piyasaya sunduğu mal hizmet fiyatlarından ve dolar kurundan etkilendiği, kur etkisinin daha önemli olduğu bulunmuştur.
Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)'in seçili çilek seralarında popülasyon değişimi ve dağılımı
Çilek yetiştiriciliğinde bitki koruma ile ilgili sorunlar önemli bir yer tutmaktadır. Kırmızıörümcekler ve tripsler çileklerde görülen başlıca zararlılar olup Antalya ilinde bunların içerisinde en önemlisi Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)' dir. Bu çalışma 2017 yılında yürütülmüş olup, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan üç çilek serasında mavi tuzaklar yardımı ile ve doğrudan çiçeklerde yapılan Frankliniella occidentalis sayımı ile zararlının popülasyon değişimleri ve sera içi dağılımları belirlenmiştir. Araştırma üç farklı serada yürütülmüş olup, 4 da olan 1. seraya ve 3.5 da olan 2. seraya 25 adet mavi yapışkan tuzak, 2.5 da olan 3. seraya ise 15 adet mavi yapışkan tuzak asılmıştır. Tuzaklar her hafta toplanarak, tripslerin sayıları kaydedilmiştir. Tuzakların değiştirildiği tarihlerde bitki üzerinde bulunan tripsler ise mavi yapışkan tuzakların hemen altındaki ve yakınındaki üç bitkiden on çiçek seçilerek gözle ve lup yardımıyla incelenip, hasat tarihine kadar sayımları yapılmıştır. Çalışma sonucunda, her üç serada da çiçeklenme başlangıcı olan kasım ayında zararlı belli bir popülasyon seviyesine ulaşmış, daha sonra aralık ortasında seviye düşmüştür. Aralık ayı ortasından itibaren popülasyon artışa başlamış ve bu artış çilekler hasat edilinceye kadar devam etmiştir. Tuzak başına düşen zararlı sayısı, 0.6 ila 1904.2 arasında değişim göstermiştir. Tüm üretim sezonu ele alındığında ise tuzak başına ortalama zararlı sayısı üç serada sırasıyla 287.2, 72.3 ve 271.27 thrips/tuzak olmuştur. Çiçek başına düşen zararlı sayısı 0.0 ila 2.5 arasında değişim göstermiştir. Tüm üretim sezonu ele alındığında ise çiçek başına ortalama zararlı sayısı üç serada sırasıyla 0.26, 0.08 ve 0.16 thrips/çiçek olmuştur. Burada yürütülen çalışmadan elde edilen veriler ışığında daha önce yapılan araştırma sonuçları doğrultusunda önerilen ekonomik zarar eşiği değerleri göz önüne alındığında bölgede F. occidentalis'e karşı kimyasal bir mücadeleye gerek olmadığı kanaati oluşmuştur.
Farklı kökenli pestisitlerin Konya ili derbent ilçesi çilek üretim alanında bulunan emici zararlı türlerinin popülasyonları üzerine etkileri
Bu çalışmada, farklı kökenli pestisitlerin kabarla çilek çeşidi üzerinde Frankliniella occidentalis Pergande, (Thysanoptera: Thripidae) Tetranychus urticae Koch, (Aracnida: Acari) Chaetosiphon fragaefolii (Pentatrichopus) Cockerell (Hemiptera: Aphididae)'in popülasyon seviyelerine etkisi araştırılmış ve ayrıca, farklı pestisit uygulamalarının kâr, verim ve maliyet analizleri de gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2016 ve 2017 yılları arasında, Konya'nın Derbent ilçesinde 1 da alanda yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme desenine göre dizayn edilen çalışmada, haftalık olarak gerçekleştirilen çiçek yaprak ve meyve örneklemeleriyle zararlı türlerin ekonomik zarar eşiklerini geçip geçmedikleri belirlenmiş ve buna göre pestisit uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Muameleler çevre dostu (K+) (Lecanicillium lecani, Azadiracthin, Paecilomyces fumosoroseus), konvansiyonel preparatlardan (K-) (Deltamethrin, Abamectin, Imidacloprid, Methomyl, Hexythiazox, Spirodiclofen+Abamectin, Thiacloprid) ve kontrol bloklarından oluşmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, kontrol bloklarındaki zararlı popülasyonları ile (K+) ve (K-) uygulamalarındaki zararlı popülasyonu karşılaştırıldıklarında her iki yılda da (K+) ve (K-) uygulamalarının istatistiki olarak % 95 güvenle bir fark yaratmağı ve zararlı popülasyonlarını düşürdükleri saptanmıştır. Yapılan ekonomik analizler sonucunda, 1 da alanda (K+) uygulamasında çilek üretimi 214,053 kg, (K-) uygulamasında 216,129 kg ve hiçbir uygulamanın yapılmadığı Kontrol bloklarında ise 159,747 kg olarak gerçekleşmiştir. Yapılan analizler sonucunda Derbent ilçesinde üreticilerin konvansiyonel preparatlar yerine çevre dostu preparatları tercih etmesi durumunda zararlı popülasyonlarını ekonomik zarar eşiğinin altına çekebileceği ve verimde de herhangi bir kayıp oluşmayacağı belirlenmiştir. Çilek üretiminin her muamele için Derbent ilçesinde kârlı olduğu ancak ilaç fiyatlarının düşürülmesi ve farklı fiyattan pazarlama olanakları sonucunda (K+) uygulanan bloklardan elde edilen kârın daha fazla olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaprakbiti, kırmızıörümcek, thrips, Azadiracthin, Lecanicillium lecanii, Paecilomyces fumosoroseus.
Kütahya ilinde nohut üretiminin üretim maliyeti ve sorunları
Türkiye nohut üretiminde son yıllarda kendine yeterli durumda değildir. Çiftçi eline geçen fiyatlarda da istikrarsızlık söz konusudur. Araştırma sahası olarak Türkiye'de, nohut ekim alanı ve üretim miktarı açısından önemli illerden birisi olan Kütahya ili seçilmiştir. Türkiye'de nohut üretiminin daha çok teknik yönü ile ilgili çalışmalar bulunmaktadır. Bu projenin amaçları, (i) Kütahya ilinde nohut üreten işletmelerin sosyo-ekonomik yapılarının incelenmesi, (ii) üretiminin fonksiyonel analizi, (iii) üretim ile ilgili sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinde geliştirilmesi şeklindedir. Veriler tabakalı örnekleme Neyman yöntemi ile hesap edilen 85 işletmeden anket yöntemi ile elde edilmiştir. İşletmelerde maliyet hesaplanmasında tek ürün bütçe analizi yöntemi kullanılmıştır. Cobb-Douglas üretim fonksiyonu ile üretim ve girdiler arasındaki ilişki irdelenmiştir. Görüşülen nohut üreticilerinin ortalama yaşı 50.13 yıl, eğitim süresi 6.94 yıl, aile genişliği 3.94 kişi olarak hesaplanmıştır. Araştırmada nohut yetiştiriciliğinde ortalama deneyim süresi 21.28 yıl ve tarımsal deneyim 27.84 yıl olarak saptanmıştır. Bu da nohut üretiminin bu bölgede yıllardır yapıldığını ortaya çıkarmıştır. Nohut ekim alanlarının ortalama parça sayısı 1.40 ile 8.16 adet arasında değişmiştir. İşletmeler ortalamasında nohut ekili alanı 36.50 da bulunmuştur. Bu arazilerin %95'inin ise işletmecilerin kendi mülkü olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin toplam üretim masrafları içerisinde değişen maliyetlerin payı %67.59'dur. İşletmeler ortalamasında değişen masraflar 6967.64 TL, sabit masraflar 3340.81 TL'dir. Dekara tohum maliyeti 84.44 TL olarak saptanmıştır. Dekara gübre maliyeti işletmeler ortalamasında 8.46 TL, ilaç maliyeti ise 9.16 TL olarak hesaplanmıştır. İşletmelerde, dekara nohut üretim faaliyetinden elde edilen GSÜD 580.72 TL, brüt kârın 389.83 TL, mutlak kârın ise 298.30 TL olduğu hesaplanmıştır. Nisbi kar ise 2.06 olarak belirlenmiştir. Nohut üretiminin fonksiyonel analizinde Cobb-Douglas tipi üretim fonksiyonu kullanılarak analiz yapılmıştır. Girdilere ilişkin üretim esnekliklerinin toplamı 1.272 olarak bulunmuştur. Bu değer, ölçeğe artan getiriyi ifade etmektedir. Dolayısıyla ele alınan bütün girdilerin %10 oranında artırılması, nohut üretim miktarını %12.72 oranında artmasını sağlayacaktır. İşletmeciler bölgede görülen en önemli sorunun girdi fiyatlarının yüksekliği olduğunu belirtmişlerdir. Bunu ürün fiyatının düşüklüğü, hastalık ve zararlılar sorunları izlemiştir. Araştırma sahasında nohut üretimini artırmak için; üreticilerin bilinçlendirilmesi, nohut için bir kooperatifin kurulması, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve devlet desteklerinin arttırılması önerilmiştir.
Isparta ili elma bahçelerinde çukur tuzak örnekleme yöntemi ile yakalanan carabidae familyasına ait türler ve biyoçeşitlilik parametreleri
Bu çalışma 2016-2017 yılları arasında ISUBU kampusünde elma bahçelerindeki carabidae familyasına ait türlerin yoğunluğunun belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. ISUBÜ doğu kampüsünde üç eş büyüklükteki elma bahçesi seçilmiştir. Seçilen elma bahçeleri bakımlı- ilaçlanan, bakımlı- ilaçlanmayan, bakımsız- ilaçlanmayan olarak seçilmiştir. Seçilen bahçelerde çukur tuzak yakalama metodu uygulanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma sonucunda elde edilen verilerden yola çıkarak tarımsal faaliyetlerin yer böceklerinin çeşitliliği ve habitatların benzerliğine etkisi olduğu ortaya konulmuştur. Önceki çalışmalarda göz önüne alındığında ekosistemlerin dengesinin bozulmaması için mümkün olduğunca ekosisteme dışarıdan müdahalede bulunulmaması önem kazanmıştır.
Bazı yemlik arpa (Hordeum vulgare L.) çeşit ve karışımlarının tarımsal özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma, 2019-2020 üretim sezonunda, bazı yemlik arpa çeşit ve karışımlarının tarımsal özelliklerinin incelenmesi amacıyla, Şanlıurfa ve Adıyaman lokasyonlarında, tesadüf blokları deneme deseninde 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak yazlık ve alternatif karakterli 18 arpa çeşidi ile bu çeşitlerden oluşturulan karışım kombinasyonları (40 adet) kullanılmıştır. Çalışmada tane verimi, bazı verim öğeleri ile kalite özellikleri, pazarlama fiyatları ve karlılık değerleri incelenmiştir. Bu araştırmada kullanılan saf çeşit ve karışımlardan; Altıkat, Egebeyi ve Kendal saf çeşitleri, Altıkat-Akhisar 98, Kendal-Egebeyi ve Sancak-Egebeyi ikili karışımları ile Kendal-Dara-Egebeyi, Kendal-Sancak-Egebeyi ve Dara-Sancak-Egebeyi üçlü karışımları verim yönünden; Önder saf çeşidi, Şahin 91-Önder ikili karışımı ile Şahin 91-Önder-Ayhan üçlü karışımı kalite yönünden; Karahan siyah arpa çeşidi, Dara-Egebeyi ikili karışımı ile Kendal-Dara-Sancak üçlü karışımı karlılık yönünden ön plana çıkmışlardır. Yapılan çalışmada, ikili karışımlar ortalama olarak, arpa yaprak yanıklığı ile külleme hastalıklarını sırasıyla % 10.75 ve % 4.70 oranlarında düşürmüş; verim, protein oranları ve 2.2Anahtar Kelime: Arpa = Barley ; Fizyoloji = Physiology ; Kalite = Quality ; Tarım ürünleri = Agricultural products ; Verim = Yield
Şanlıurfa'da yetişen tıbbi aromatik bitkilerden nane ve kimyonun Şanlıurfa ekonomisine katkısı
Bitkiler, insanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini ve oksijeni sunar. İlk çağlarda bitkiler insanoğlu tarafından doğal ortamdan toplanarak elde edilirdi. Ancak yerleşik düzene geçişle beraber tarım kültürü ortaya çıktı. Bugün bitkiler sadece beslenme için değil hastalıkların tedavisine destekleyici materyaller olarak da kullanılmaktadır. İnsanlık tarihine bakıldığında bitkilerin insanlığın var oluşu ile beraber hastalık tedavisinde kullanılmasına ilişkin birçok delil bulunmaktadır. Medeniyetlerin beşiği olan Anadolu, hem bitki çeşitliliği hem de bitkilerin farklı kullanım alanlarına ilişkin kültür birikimine ilişkin oldukça zengin bir coğrafyada yer almaktadır. Anadolu'da yüzyıllardır var olan halk hekimliği ve bitkilerin hastalık tedavisinde kullanılması geleneği bu toprakların zenginliğinden ortaya çıkmaktadır. Günümüz modern dünyası da bu gelenekten faydalanmakta ve modern tıp hastalıkların tedavisinde kullanılan birçok kimyasal ilaçta hammadde olarak bitkileri kullanmaktadır. Bu çalışmada öncelikle Şanlıurfa ilinde yetişen tıbbi aromatik bitkilerden nane ve kimyonun Şanlıurfa ekonomisine katkısı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda alternatif ürünlerin toprağa, çiftçiye, Şanlıurfa ve ülke ekonomisine ne derecede katkı sağlayacağı ölçülmüştür. Çiftçilerin sürekli aynı ürünü ekip arz fazlalığı oluşturmalarının ve toprağı yormak yerine, alternatif ürünler ile ekonomik gelir elde edebileceğinin önerisi sunulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi Devlet Üretme Çiftlikleri ve faaliyetleri (1950-1985)
Tarihin başlangıcından beri birçok medeniyet ve imparatorluğa ev sahipliği yapan Anadolu topraklarında tarım her gelen medeniyet ve her kurulan imparatorluk için vaz geçilmez bir unsur olmuştur. Bu topraklarda kurulan her devlet kendi dönemlerine uygun tarımsal politikalar gütmüş ve toprak mülkiyetini kendine göre şekillendirmiştir. Selçuklulardan devir aldığı Anadolu topraklarını kendi sistematiğinde yoğuran Osmanlı Devleti tarımsal alanı ordu ihtiyaçlarına göre şekillendirerek Tımar sistemi denilen ve özünde hem toprak vergisini toplamak hem de ordu ihtiyacı olan askeri kuvvetin karşılanması amaçlanmıştır. Tımar sistemi üretici kesimde sermaye birikimini engellediği gibi pazar oluşumunu ortadan kaldırmış ve zamanla yerini iltizam usulüne bırakmıştır. Toprak gelirini satın alan mültezimler kendilerine çalışan şahıslar vasıtasıyla tamamıyla bir rant oluşumuna dönüşmüş ve üretici konumundaki çiftçi daha çok ezilmiştir. 1858 Arazi Kanunnamesiyle özel mülkiyet fikri ortaya çıkmış ise arkasından Birinci Dünya Savaşı ve hemen onun arkasından gelen 1929 Dünya Ekonomik Buhranı zaten mevcut sistemden kaynaklı olarak kötü durumda olan ziraat kesimini daha da kötü senaryolara sevk etmiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yetkilileri ilk iş olarak devlet gelirlerinin %25'ine yakın bölümünü oluşturan Aşar vergisini kaldırması ziraat kesimini bir nebze rahatlatmıştır. Yetkililer özellikle devlet ekonomisinin ana lokomotifinin tarım olduğunu ve bu alana yapılacak doğru yatırımlar ile ülkenin ihya olacağını fark etmiş ve 12.02.1937 tarih ve 3130 sayılı kanunla ziraat aletleri ziraat makineleri ve vasıtaları ile zirai ilaç satın alınarak önderlik yapmak, çiftçinin zirai faaliyetlerine yardım yapmakla görev ifasına başlayan ve 1940 yılında boş hazine arazisi üzerine devlet çiftlikleri meydana getirerek zirai üretimi arttırmak ve memleketin ürün ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Zirai Kombinalar İdaresi'ni kurmuşlardır. Zirai Kombinalar 1930-1940 yılına kadarki devrede tamamen çiftçilerin hizmetine yönelmiş ve dış ülkelerden getirilen çok sayıda ve modern makinalarla hububat üretiminin, tarımsal mekanizasyon ve teknik tarım metotlarının memleket geneline yayılmasına gayret etmiştir. 2. Dünya Savaşı nedeniyle ülkemizde yiyecek maddeleri temininde hissedilir derecede zorluklarla karşılanması sonucunda Zirai Kombinalar ikinci dönemine 1940 yılında başlamış ve hazineye ait işlenmemiş boş araziler üzerinde devlet çiftlikleri kurarak ülkenin yiyecek ihtiyacını karşılamak vazifesini üzerine almıştır. Kısa bir süre içerisinde kurulan bu çiftlikler asırlardan beri işlenmemiş ve boş kalmış çorak step manzaralı ve çöl karakterli verimsiz toprakları işleyerek verimli durma sokmuştur. Atatürk'ün çiftliklerini hazineye bağışlanmasından sonra bu yerlerin diğer çiftliklerle birlikte kuruluşuna uygun bir şekilde yönetilmesi ve sürekli bir gelişme yolunda örnek işletmeler halinde ilerlemelerinin sağlanması amacıyla tarımsal bir devlet teşekkülünün kurulması gerekli ve yararlı görülmüş 13.01.1938 tarihinde yürürlüğe giren 3308 sayılı Kanunla 'Devlet Ziraat İşletmeleri' faaliyete geçirilmiştir. Devlet Ziraat İşletmeleri ve Zirai Kombinalar aslında benzer amaçlar uğruna kurulmuş ve faaliyetlerini 1950' ye kadar yürütmüş iki kurumdur. Zirai kalkınma yolunda daha geniş ve çeşitli hamlelere girişmek için aynı gaye ve konularda çalışan bu iki kuruluşun bütün varlıklarını bir araya toplayıp daha güçlü ve daha dinamik bir kuruluşun oluşturulup çiftçilerin yanında yer almak, devlet çalışmalarını tek elde toplamak maksadıyla yukarıda adı geçen Zirai Kombinalar İdaresi ve başlangıcı Atatürk'ten gelen Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumunun 01.03. 1950 tarihinde yürürlüğe giren 5433 sayılı kanun ile birleştirilmesiyle Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü meydana getirilmiştir. Genel Müdürlük kısa sürede biri Merkez Atölyesi olmak üzere ülke genelinde 21 adet çiftlik meydana getirmiştir. Kurulan Devlet Üretme Çiftlikleri yurt çiftçisinin ihtiyacı olan tohumluk, damızlık hayvan, fidan, fide gibi ihtiyaçlarını karşılamak, çevre köylerde bulunan çiftçileri eğiticilik ve öğreticilik yapmak amacıyla faaliyetlerini 1983'lere kadar başarılı bir şekilde devam ettirmiştir. 1950 yılında kurulan Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü ile Cumhuriyet döneminden önce 1300'lü yıllarda Osmanlı Sarayı'nın binek at, et, süt, yapağı ve benzeri ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş olan Hara ve İnekhanelerin benzer hizmetleri görmelerinden dolayı ve ülkemiz tarımını bir çatı altında daha güçlü ve etkili hizmet vermeleri düşünülerek 20 Mayıs 1983 günü 60 sayılı kanun hükmünde kararname ile birleştirilmesi suretiyle Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Daha sonra 233 sayılı kanun hükmünde kararname ile yeniden düzenlenen Genel Müdürlük, tarım ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyacı olan temel mal ve hizmetleri üretmek ile görevlendirilmiştir. Bu çalışma Devlet Üretme Çiftlikleri'nin kurulmasına zemin hazırlayan tarihi süreci ve çiftliklerin kurulması ve 1985 yıllına kadar olan faaliyetleri ile siyasi yansımalarını incelemek üzere hazırlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Tımar, Ziraat, Zirai Kombinalar, Devlet Ziraat İşletmeleri, Üretme, Devlet Üretme Çiftlikleri, Tarım İşletmeleri, 1950-1985 Sayfa Sayısı : 189 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Abdulaziz KARDAŞ Abdulaziz KARDAŞ Abdulaziz KARDAŞ
Tarımsal verimliliği etkileyen faktörler: Şırnak ilinde yapılan buğday üretimi üzerine bir uygulama
Tarımsal üretim için en önemli girdi olan tarım alanlarının arzının çok zor arttırılabilmesinden dolayı üretim ancak verimlilik artışı ile sağlanabilir. Bu çalışmada Şırnak ilinde buğday üreten çiftçilerin verimlilik düzeyleri tespit edilmeye çalışılmış ve çiftçilerin verimlilikleri üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Şırnak ilinin İdil, Cizre ve Silopi ilçelerinde buğday üreten 120 çiftçiden yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Çiftçilerin verimliliklerinin tespit edilmesi için sabit getirili çıktı odaklı Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi kullanılmıştır. Bu analizde ekilen alan ile işgücü, gübre, ilaç, tohum, materyal, mazot ve sulama giderleri girdi olarak, üretim miktarı ise çıktı olarak belirlenmiş ve her çiftçi için bir verimlilik skoru hesaplanmıştır. Sonrasında çiftçilerin bu skorları bağımlı değişken olarak kullanılmış ve bu skorlar üzerinde etkili olması düşünülen değişkenler Bağımsız Örneklem t-testi ve One-Way ANOVA testi yardımı ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada VZA yöntemi ile Şırnak ilinde buğday üreten firmaların ortalama etkinlik skorunun 0,81 olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuç aynı girdiler kullanılarak üretimin en az %19 daha arttırılabileceğini işaret etmektedir. Bağımsız örneklem t-testi ve One-Way ANOVA testleri ile çiftçilerin toprak tahlili yapmasının, ekilen buğday türünün, çiftçinin eğitim durumunun, arazinin büyüklüğünün ve çiftçilerin yeterli tarım araçlarına sahip olmasının verimlilik üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Çiftçilerin ziraat teknisyenlerinden destek alması ve kooperatife üye olmasının verimlilikleri üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan diğer bir sonuç ise tarımsal teşviklerden faydalanamayan çiftçilerin verimliliklerinin daha yüksek olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tarımsal verimlilik, Şırnak, veri zarflama analizi (VZA), bağımsız örnekleme t-testi, One-Way ANOVA testi
Aile çiftçiliğinde beka stratejileri: Nazilli'de incir üreticiliği örneği
Bu araştırma, 2000'li yıllardan itibaren uygulamaya konulan tarımsal uyum politikaları ve tarımsal emtia piyasalarında korumacılığın ortadan kalktığı ve küreselleşmenin etkilerinin özellikle küçük üreticilerin varlıklarını sürdürmelerini zorlaştırdığının iddia edildiği bir bağlamda, aile çiftçiliğinin bekasını konu edinmekte ve ampirik veriler ışığında alana müdahil kuramsal iddiaların ve açıklamaların bir değerlendirmesini yapmaktadır. Araştırmanın temel iddiası, neoliberal kapitalist piyasaların, köylülüğün bekası üzerinde tek doğrultuda ilerleyen veya tek biçimli bir dönüşüm meydana getirmediği ve bekanın tek bir nedensel unsur temelinde açıklanamaz olduğudur. Bu iddia, toplumsal yapının olumsal, ilişkisel, çok katmanlı ve çoklu nedensellik üzerine kurulu hüviyetinden hareketle ileri sürülmektedir. Araştırmanın ampirik verileri, Batı Anadolu'da yer alan Aydın/Nazilli'ye bağlı Işıklar Köyü'nde 2018 yılında yapılmış olan saha araştırması yoluyla derlenmiştir. Işıklar, küçük ölçekli aile çiftçilerinin önemli ölçüde emek yoğun ve ağırlıkla ihracata yönelik olarak yapılan kuru incir üreticiliğinde uzmanlaştığı bir vakayı temsil etmektedir. Bu köy aynı zamanda literatürde sıkça dile getirilen yoksulluğun kırsallaştığı ve köylülüğün çözüldüğü yönündeki iddiaların da geçerliliğinin sorgulanmasına olanak sunan bir maddi refah düzeyine sahiptir. Bu nedenle, köy, küçük köylü ya da aile çiftliklerinin varlıklarını tehdit ettiği düşünülen çeşitli faktörlere nasıl tepki verdikleri ve onlarla nasıl mücadele ettiklerinin değerlendirilmesi adına ilgi çekici bir vakayı temsil etmektedir. Çalışma, neoliberal kapitalist piyasa koşullarını, modernleşmenin etkisi altında meydana gelen toplumsal ve kültürel değişim örüntülerini ve çeşitli yasa ve düzenlemeleri çiftçi topluluklarının varlığını sürdürmeleri üzerindeki üç temel dışsal baskı unsuru olarak ele almaktadır. Ancak hanehalkları bu baskı unsurlarına, sahip oldukları maddi ve toplumsal kaynakları ve kültürel normları, kendilerini iktisadi ve toplumsal olarak yeniden üretebilmek için örgütlemek ve harekete geçirmek suretiyle direnç göstermektedirler. Araştırmanın bulguları, neoliberal tarım politikalarının önemli olmakla birlikte, beka üzerinde asli değil ikincil bir baskı mekanizması olarak tanımlanabileceğini göstermektedir. Buna karşılık modernleşmeye ve iktisadi gelişmeye bağlı olarak artan tüketim düzeyi, değişen yaşam tarzı ve standartlarının doğurduğu yeni ihtiyaçlar ve toprağa erişime ilişkin toplumsal ve yasal kurallar çiftçiler üzerinde daha büyük bir baskı unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, bu baskılar giderek derinleşen bir yoksulluk ve köylülüğün çözülmesine yol açan tek tip bir dönüşüm üretmemekte ve fakat tarım dışı gelir kaynaklarına artan bir bağımlılık ortaya çıkmaktadır.
Türkiye'de büyükşehir belediyelerinin tarımsal faaliyetlerdeki rolü ve kooperatiflerle iş birliği: İzmir Büyükşehir Belediyesi örneği
Büyükşehir belediyelerinin yapısında önemli değişiklikler öngören 2012 tarih ve 6360 Sayılı Kanun yerel yönetimler alanında halen en çok tartışılan düzenlemelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu Kanunun uygulamaya konulduğu Mart 2014 tarihinden günümüze kadar geçen süre dikkate alındığında büyükşehir belediyesi yönetim sisteminde getirmiş olduğu değişikliklerin olumlu ve olumsuz yönleri geniş kapsamlı tarımsal faaliyetler gibi büyükşehir belediyesine yüklenen yeni görev ve sorumluluklar çerçevesinde daha ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmada, büyükşehir belediyelerinin geçirdiği dönüşümün tarımsal boyutu büyükşehir belediyelerinin bu alanda teşkilatlanma çalışmaları, tarım ve hayvan üreticilerine vermiş oldukları destekler ve eğitim faaliyetleri, başta kooperatifler olmak üzere yaptıkları işbirlikleri, tamamladıkları veya sürdürdükleri tarım ve hayvancılığa yönelik projeler kapsamında ele alınıp, söz konusu tarımsal faaliyetlerin erken etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Yerel kalkınmaya yönelik tarımsal faaliyetlerde etkili çalışmalarda bulunan büyükşehir belediyelerimizden biri olan İzmir Büyükşehir Belediyesi örneğinde konu daha somut bir zeminde ele alınmıştır. Yapılan inceleme sonucunda 6360 sayılı Kanunda ve bu Kanunun uygulanmasında yerel kalkınmaya yönelik tarımsal faaliyetler açısından yapılması gereken değişiklik ve iyileştirmelerin neler olabileceği tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur.
İklim değişikliğinin Türkiye'nin tarım ürünleri dış ticaretine etkileri: Buğday örneği
Doğayı ve canlı nesillerini etkileyen küresel ısınma sebebiyle meydana gelen iklim değişiklikleri artık dünyada devletlerin gündem başlıkları arasında ifade edilmektedir. Tarihte Sanayi Devrimi'ne kadar iklim değişiklikleri doğal yollarla meydana gelirken, 19. Yüzyıl ortalarında endüstriyel teknolojinin hayata dâhil olması ve insanoğlunun etkileriyle birlikte bu değişikliklerin artmakta olduğu görülmektedir. En eski sektörlerden biri olan tarım, doğa ile iç içe yürütülmektedir. İklim olayları da bu yönü ile tarımı, gıda güvenliğini, gıdaya erişilebilirliği ve tarım ürünleri dış ticaretini etkilemektedir. İklim değişikliklerinin tarım üzerindeki etkileri insan yaşamının devamlılığı için en temel ihtiyaçlardan biri olan gıda açısından önem arz etmektedir. Son yıllarda uygulamaya alınan iklim anlaşmaları, kurulan paneller, örgütler, çalışılan projeler de aslında gıda için riskin zaman ilerledikçe büyüyebilme ihtimalini göstermektedir. Bu çalışmada hem iklim değişikliği ile tarım arasındaki bağlantı ve tarihsel süreç içindeki etkileşimleri hem de iklim değişikliğinin buğday ve tarım ürünleri dış ticaretine etkileri literatür yaklaşımlarıyla ele alınıp, bilimsel istatistiki tablolarla ve hem öğretim üyesi hem resmi kurumlarla gerçekleştirilen 3 ayrı derinlemesine mülakatla analiz edilmiştir. Türkiye'de belirgin şekilde hissedildiği görülebilen kuraklık, yağışlardaki düzensizlikler, nüfus artışının da etkisi ile su kaynaklarının azalması gibi iklim değişikliklerinin Türkiye'nin tarım alanları, buğday ekim alanları, üretimi, miktarı ve verimi ile doğrudan ve tarım ürünleri dış ticareti ile de dolaylı şekilde bağlantılı olduğu bulgularına varılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'de iklim değişikliği etkilerinin hissedilmesine rağmen yarı kurak coğrafyasına bağlı olarak buğdayda kendi kendine yeterli üretim gerçekleşmektedir. Türkiye, ürettiği ve ithal ettiği buğday neticesinde makarna üretimi ve ihracatı yapmaktadır. İklim değişikliği karşısında Türkiye açısından buğday için kendi kendine yeterliliğin, üretimin ve ihracatın sürdürülebilir olmasının da önemli olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Küresel Isınma, Tarım, Tarım Ürünleri Dış Ticareti, Buğday
Tohum üzerindeki egemenliğin neoliberal dönüşümü ve karşı hareket
Bu tez çalışması, tohum ve bitki genetik kaynakları üzerindeki egemenliğin neoliberal dönüşüm süreci ile bu dönüşüme karşı gelişen koruyucu karşı hareketler arasındaki ilişkiyi konu almaktadır. Tezin amacı, tohum ve bitki genetik kaynakları üzerindeki çifte hareket arasında nasıl bir ilişki olduğunu bütüncül ve ilişkisel bir analiz ile ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak, Karl Polanyi'nin çifte hareket kavramı, tarım ve gıdanın politik ekonomisi ve egemenliğin neoliberal dönüşümü alt başlıklarından oluşan bir kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde, ilk bölümdeki genel kavramsal çerçeve tohum ve bitki genetik kaynakları özelinde ele alınarak tohum üzerindeki metalaşma ve egemenliğin neoliberal dönüşümü ile bu dönüşümün etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde bu etkilere karşı ortaya çıkan uluslararası ve ulusal boyuttaki karşı hareket, farklı pratik ve söylemleriyle uluslararası örgütleri, devletlerin yasal düzenlemelerini, sivil toplumca geliştirilen inisiyatifleri kapsayacak şekilde örneklendirilmiştir. Bu tez çalışması, tohum ve bitki genetik kaynakları üzerindeki çifte hareket arasındaki ilişkinin ilk bölümde açıklanan neoliberal gıda rejimi üzerine üç ana yaklaşımdan biri olan Harriet Friedmann'ın kompleks yaklaşımını doğruladığı sonucuna ulaşmıştır. Bu yaklaşıma göre, söz konusu çifte hareket içerisindeki karşılıklı ilişki, çok aktörlü ve çok düzeyli kompleks bir yapı içerisinde şekillenmektedir ve bu yapı içerisindeki aktörler birbirleri ile sürekli bir etkileşim içerisinde değişip gelişmektedirler.
The supermarketization and the rise of private agri-food governance: Gap certification in Antalya
This study examines the rise of supermarket-driven private agri-food governance and its effects on agricultural producers in Turkey. The neoliberal restructuring of Turkish agriculture operates through private food standards and third-party certification schemes driven by supermarkets. In this respect, supermarketization and third-party GlobalGAP (ITU) certification are two parallel processes transforming the agricultural production and rural livelihoods in Turkey. This study examines these processes through an analysis of supermarket expansion, facilitative legal regulations, government subsidy policies and their overall effects on fresh fruit and vegetable (FFV) producers in Antalya. The main argument is that supermarket- driven third-party certification has differentiating impacts of different scales on agricultural producers. It also argues that the social differentiating mechanisms of third-party ITU certification work through and as the result of changing agricultural policies in Turkey. This study is based on field research and in-depth interviews with agricultural producers, agri-food companies, government officials, Migros's Mediterranean region procurement center officers and engineers, agricultural cooperatives and third-party certification body auditors and certifiers in the Serik, Muratpaşa, Finike and Demre districts of Antalya. Apart from that, government statistics, agricultural law and regulation texts have been sources for this study.
Tarımsal emtia fiyatlarının belirleyicileri: Regülize edilmiş kernel bazlı tahminciden kanıtlar
Tarımsal fiyatların uzun vadeli eğilim davranışı ve dönemsel fiyat artışları, tarımsal gelişme ve tarım ticareti, birçok ülke için ekonomik büyüme üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Bu sebeple, tarımsal emtia fiyatlarının üzerinde etkili olan faktörlerin incelenmesi ülkeler açısından önem arz etmektedir. Tarımsal emtia piyasaları, dünya genelinde gıda güvenliğini sağlamaktan tarım sektörünün ekonomik katkısına, fiyat istikrarından uluslararası ticarete kadar birçok alanda etkili olmaktadır. Bu piyasaların incelenmesi ekonomik ve sosyal sistemlerin işleyişini kavramada kritik bir rol oynamaktadır. Tez, tarımsal emtia fiyatları ile petrol fiyatları, döviz kuru ve iklimsel etkiyi ölçmek amacıyla kullanılan sıcaklık anomalisi arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda ekonometrik analiz için Kernel Tabanlı Düzenleştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre petrol fiyatları ve reel efektif döviz kuru tarımsal emtia fiyatları üzerinde etkili olmaktadır.
Tüketicilerin coğrafi işaretli tarımsal ürünlere yönelik marka değeri algılarının demografik özelliklere göre incelenmesi: İstanbul ilinde bir araştırma
Bu tez çalışmasında İstanbul ilinde yaşayan, coğrafi işaretli tarımsal ürünler konusunda bilgi sahibi olan ve en az bir defa coğrafi işaretli tarımsal ürün deneyimlemiş olan bireyler özelinde, tüketicilerin coğrafi işaretli tarımsal ürünlere yönelik marka değeri algılarının demografik özelliklerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında İstanbul ilinde yaşayan, coğrafi işaretli tarımsal ürünler konusunda bilgi sahibi olan ve en az bir defa coğrafi işaretli tarımsal ürün deneyimlemiş olan 216 kişilik örneklem grubuyla 5 Eylül 2022 ve 30 Kasım 2022 tarihleri arasında online bir anket yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma tekniğinden yararlanılmıştır. Ankette katılımcıların demografik profilini saptamaya yönelik 6 soru ile Aaker (1996) tarafından geliştirilip Yoo ve Dunthu (2001) tarafından revize edilen ve 14 ifadeden meydana gelen Marka Değeri Ölçeği yer almaktadır. Veri analizi için SPSS-22 programı kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizler neticesinde, katılımcıların coğrafi işaretli tarımsal ürünlere ilişkin marka değeri algılarının pozitif yönde ve ortalama düzeyin biraz üstünde olduğu; ayrıca yaş grubu ile eğitim durumu açısından katılımcıların marka değeri algılarının kısmen farklılaştığı; cinsiyet, medeni durum, aylık gelir durumu ve çalışma durumu açısından ise değişkenlerde anlamlı bir farklılık olmadığı bulguları elde edilmiştir.
The impact of climate change on Turkish agriculture: An analysis of crop yields and acreage decisions
This study construes the impact of climate change on crop (barley, corn, sunflower, wheat) acreage and yield by focusing on the Turkish districts between the period 2009-2017. After detecting spatial autocorrelation among districts with local Moran's I test, this study establishes implications of spatial autoregressive with spatially autocorrelated errors model (SARAR). Estimation results reveal that except for barley acreage model, overheating and over-precipitation are not harmful. In this context, the climate impact on crop production is moderate. Moreover, the study controls input and output prices. Empirical findings illustrate that even if price vector is not statistically significant for every crop model, when the analysis excludes the price vector, the effect of climate vector is overestimated. Results of this study indicate that climate variables have direct but limited effect on crop acreage and yield and that there are several reasons such as production decisions, agricultural policy and producers household characteristics which influence agricultural production.
Globalization and diminishing local tastes: The case of Spice Bazaar
Food industry, together with the agricultural production is getting more dominated by globalization effects. As the companies get dominant within the sector, they raise many problems for those whose income is based on harvesting with traditional methods that are ineffective compared to the mass production methods. Local foods are getting standardized throughout the world and most of the exotic tastes are either lost, facing depletion, or standardized so that they are not exotic anymore. Spice Bazaar in İstanbul has been one of the central places to attract tourists with the exotic tastes. The bazaar used to offer various local food from different groups of products including olive, fish, coffee and it was characterized with spices. Bazaar is recently facing a major problem which is characterized by the standardization. In order to offer "proper" products to their clients, the dealers in Bazaar left the small businesses which produce at relatively higher prices in their unique way compared to the big companies which use standardized mass production that allow them to produce at lower prices. The dealers also changed the type, sector, and overall structure of their shops. This thesis deals with the question why such a transformation happened. Three possible explanations of this question were detected in literature. The transformation could be an outcome of the global trends towards liberalized trade and globalized world, the effect of Turkish political economy, which in fact go in line with the global trends or changing consumer preferences as the expected standardization from the demand side. In order to trace the answers to those questions, this research made use of qualitative data, more specifically semi-structured interviews with two groups of actors: the current shop owners within the Spice Bazaar and the current and former suppliers (producers) of those shops.
Tarımsal ürünlerin pazarlanmasında soğuk depo işletmelerinin rolü ve Marmara Bölgesi'ndeki uygulama
ÖZET Bozulabilir tarım ürünlerinin muhafazasında önemli bir yeri olan soğuk tekniğinin kullanımı yalnızca bu endüst rideki ürünlerin depolanmasında değil, aynı zamanda üretim den tüketime dek yapılan tüm hizmetleri içeren bir faaliyet tir. Diğer birçok alanda olduğu gibi, soğuk tekniğinin t pa zardaki arz ve talebi dengede tutmak, rezerv gıda stokları bulundurmak ve bozulabilir tarım ürünlerindeki kaybı önle mek için kullanılması, ekonomik ve sosyal fayda yaratır. Soğuk tekniği kullanımının fiziksel dağıtımdaki yeri ile ekonomiye olan katkı ve önemini ortaya koymayı amaçla yan çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde depo ve depolama ile ilgili bazı önemli kavramlar dar ve geniş anlamları ile tanıtılmıştır. Bu kavramlardan Özellikle fiziksel dağıtım birçok yönleri ile ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır» Depolamanın tarih sel gelişimi de incelenerek pazarlama görüş açısından depo işletmeciliğine geçiş belirtilmiştir. Depolamanın pazarlama ile ilişkisi ve pazarlama karması üzerine etkisi bu bölümde önemli yer tutan ayrımlardandır. Bundan sonra gelen ayrım larda depolama ihtiyacını doğuran nedenler, depolama fonk siyonları, depolamanın organizasyonu ve çeşitli yönleri ile depo türleri tanıtılmıştır. Depolama ile ilgili araçlar, depolama giderleri, depo yeri, depo yeri seçiminde uygula nan yöntemler ve depo sayısı konularının etraflıca açıklan dığı ayrımlar da bu bölümün son konularını teşkil etmiştir. ivÇalışmamızın ikinci bölümü, "bozulabilir tarımsal ürün lerde depolama faaliyetlerini kapsamaktadır. Bu bölümün giri şinde tarım ürünlerinin pazarlama faaliyetlerine yer verile rek tarım işletmeleri ve tarım ürünlerinin çeşitli özellik leri arz, talep, fiyat, maliyet ve pazarlama hizmetleri ba kımından tanıtılarak bu ürünlerdeki soğuk depolama faaliyet lerine geniş bir biçimde yer verilmiştir. Ayrıca ülkemizdeki ve gelişmiş bazı Batı Avrupa ülkelerindeki soğuk depolamanın genel durumuna da değinilmiştir. Bu bölümün ikinci ayrımın da bozulabilir tarımsal ürünlerin muhafaza edildiği soğuk depoların tanıtımına geniş yer verilerek, soğuk depoların tanımı, tarihsel gelişimi, ekonomideki yeri ve soğuk muhafa za yöntemleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu bölümün da ha sonraki ayrımlarında, soğuk depoların fonksiyonları, da ğıtım sistemindeki yeri ve soğuk depo işletmeleri ile ilgili bazı önemli temel faktörlere ayrıntılı bir şekilde yer veril miştir» Çalışmamızın son bölümünü oluşturan Üçüncü bölümde ise, Marmara Bölgesi *ndeki soğuk depo işletmelerinde uygu lanan depolama faaliyetlerinin içinde bulunduğu durumu ve soğuk depo işletme yönetici ya da ilgililerinin bu konuda ki görüş ve tahminlerini saptamayı amaçlayan bir araştır maya yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda araştırmadan elde edilen sonuç ve yorumlarla araştırmanın genel bir değerlen dirmesi yer almaktadır.
Türkiye`de ekolojik tarım ürünlerinin pazarlanması ve Rapunzel Ltd. Şt.`de yapılan uygulama
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ TÜRKİYE' DE EKOLOJİK TARIM ÜRÜNLERİNİN PAZARLANMASI VE RAPUNZEL LTD. ŞT'DE YAPILAN UYGULAMA Eren ÇAĞDAŞ İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eylül 2003 Danışman: Prof. Dr. Necdet TİMUR Ekolojik tarım, çevre korunmasına yönelik, tarımsal çevre kirliliğini önleyebilecek, insanlar üzerinde kimyasalların olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilecek bir alternatif tarım yöntemidir. Günümüzde bütün dünya ülkelerinin üzerinde durduğu önemli konulardan biri tüketici sağlığı, diğeri ise çevre sorunlarıdır. Tüketici sağlığını ve çevreyi etkileyen önemli bir olgu da kimyasal girdilerin kullanıldığı konvansiyonel tarım ve ürünleridir. Konvansiyonel tarım ve tarım ürünlerinin artan olumsuz etkileri karşısında, ekolojik tarıma geçiş büyük bir önem kazanmıştır. Gelişmiş ülkelerde tüketicilerden ve çevre örgütlerinden gelen istekle ekolojik ürünlere talep başlamış, ekolojik tarıma geçilmiş ve ekolojik ürün pazarları oluşmuştur. Ekolojik tarım uygulamalarının ülkemize yabancı firmalar aracılığı ile girmesi sonucu, üretimi yapılan ekolojik ürün çeşitleri dış pazarların talebi doğrultusunda belirlenmektedir. Ancak son yıllarda Türk halkının sağlıklı ve güvenli beslenme konusunda göstermiş olduğu istek ekolojik tarım ürünlerinde iç pazarın oluşumuna olanak sağlamaktadır. Ekolojik tarım ürünlerinin önce üretilip sonra pazarlama şansı bulunmamaktadır. Talep edilen çeşitler, talep edilen miktarlarda ve belli şartlar altında üretilmektedir. Bu sistemin sonucu olarak yetiştirilen ekolojik tarım ürünlerinin üretim, ihracat ve iç pazardaki alım potansiyelini alıcı piyasalardaki talep belirlemektedir. Ekolojik tarım ürünleri konusunda Türk halkının bilgi sahibi olması ve bunun sonucu oluşacak talebin belirlenmesi, bu ürünlerin yurt içinde pazarlama olanaklarını ortaya çıkaracak ve bu ürünler için bir iç piyasa oluşturulması yönündeki çalışmaları yönlendirici bilgiler sağlayacaktır.
Agroparkların kuruluş süreçleri: Aydın Agropark'la ilgili kuramsal bir çalışma
Bu çalışmanın temel amacı, Aydın ilinde Agropark oluşturulmasına yönelik kuramsal bir model geliştirilmesidir. Çalışmanın bu amacı doğrultusunda ilk önce, Agroparkın kuramsal çerçevesi ve yapılandırılması konuları ele alınmış ikinci olarak, Aydın İlinde Agropark kurulmasına olanak sağlayan özelliklerin analiz edilmesine çalışılmış ve son olarak da Aydın İlinde Agropark oluşum sürecinin tasarımı ve yönetimi faaliyetleri ortaya konulmuştur. Türkiye'de Agropark oluşumu ve yönetimi konularında bugüne kadar yapılan çalışmaların oldukça sınırlı sayıda olduğu görülmekte, hazırlanılan bu yüksek lisans teziyle ilgili alanda önemli bir bilgi açığının giderilmesine katkıda bulunulmaktadır. Çalışmanın, Aydın İli tarım sektöründe kümelenme stratejilerinin uygulanmasında ve potansiyel inovasyon kaynaklarının etkili bir şekilde sektörün gelişimine yönlendirilmesinde önemli bir unsur olduğu anlaşılan Agroparkın kurulması ve yönetilmesi konularında sektör liderleri ve araştırmacılar için düşük maliyetli, zaman kazandırıcı çabalar sergilenmesine hizmet etmesi beklenmektedir